Etiket: türkiye gazeteciler sendikası

  • Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    PİRHA- DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, uluslararası sularda gözaltına alınan gazeteci Hatem Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılmasını ve Gazze’ye insani yardımın engellenmeden ulaştırılmasını talep etti.

    DİSK Basın-İş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yapılan çağrı üzerine gazetecilik meslek örgütleri, İsrail’in Filistinli sivillere ve gazetecilere yönelik saldırılarını protesto etmek için bugün İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde bir araya geldi.

    Basın metnini okuyan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, 2023’ten beri uluslararası toplumun gözleri önünde onlarca Filistinli gazetecinin cezasızlık altında öldürüldüğüne dikkat çekti. Önderoğlu, “Tüm insanlık değerlerini hiçe ayacak şekilde şimdi de açlıkla yüz yüze getirilmesini kınamak için İsrail Konsolosluğu önündeyiz. Uluslararası savaş hukuku ve insani değerlerin İsrail devleti tarafından çiğnenmesini ve 200’ü aşkın gazetecinin öldürülmesini kınıyoruz. Bizler uluslararası toplumun kadın, çocuk ve birçok savunmasız insan gibi canı pahasına habercilik yapmaya çalışan meslektaşlarımızı sokakta veya çadırda haber peşinde veya evinde ailesini korumaya çalışırken hedef yapan İsrail’e karşı yaptırımsız kalması ve caydırıcılık gösterememesine isyan ediyoruz” diye konuştu.

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’a hitaben kaleme alınan mektubu okudu. Kamu otoritelerinin ve Avrupa Komisyonu’nun Filistin’de yaşananlara karşı çekingen bir tutum sergilediği vurgulanan mektupta, “Gazze’de günlerdir yiyecek, su, tıbbi malzeme ve barınaktan mahrum bırakılan insanların sistematik ve kasıtlı olarak aç bırakılmasına tanık oluyoruz. Çocuklar, onları besleyemeyen ebeveynlerinin kollarında yorgunluktan ölüyor. Hastanelerde bebekler ciddi beslenme yetersizliğinden mustaripken, insani yardım konvoyları engellenmeye devam ediyor. Bu, doğal bir felaketin sonucu değil, İsrail hükümeti tarafından tasarlanmış bir siyasi karar, bir tür toplu cezalandırmadır. Gazze’yi yabancı muhabirlere kapatarak, İsrail ordusu ifade özgürlüğünü ve halkın bilgi edinme hakkını bastırıyor. Gazetecileri aç bırakarak, gerçeğin sesini, yani gazetecileri, kelimenin tam anlamıyla susturuluyor. Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Komisyonu’ndan, Gazze’de devam eden soykırım konusunda tutumunu açıkça belirlemesini, tarafsız ifadelerin arkasına saklanmayı bırakmasını ve somut adımlar atmaktan kaçınmamasını talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Burada yapılan basın açıklamasında konuşan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, 27 Temmuz’da Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Hanzala gemisine uluslararası sularda müdahale eden İsrail donanmasının, aralarında Tunuslu gazeteci ve sendikacı Hatem Al-Aouini’nin de bulunduğu kişileri gözaltına aldığını aktardı.
    UNI Global Union’un Afrika koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Arap ve Afrikalı emekçilerin uluslararası alandaki güçlü sesi olarak bilinen Hatem Al-Aouini’nin gönüllü olarak yardım gemisine katıldığına dikkat çeken Dedeoğlu, Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Ayrıca, İsrail’in gazetecilere yönelik işlediği suçlara ilişkin yapılan suç duyurusuna henüz bir yanıt verilmediği hatırlatılarak, “Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” mesajı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Basın örgütlerinden polis şiddetine tepki: Baskılara son verilsin, soruşturma talep ediyoruz!

    Basın örgütlerinden polis şiddetine tepki: Baskılara son verilsin, soruşturma talep ediyoruz!

    PİRHA- Basın örgütleri Mardin, Batman, İstanbul ve diğer illerde gazetecilere yönelik polis şiddetine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “İktidar, eleştiriyi susturmak için güvenlik güçlerini kullanarak gazetecilere yönelik bu şiddeti bir baskı aracına dönüştürmüştür. Basına uygulanan bu baskılar aynı zamanda toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da doğrudan ihlal etmektedir” dedi.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş, Kadın Gazeteciler Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Amed Haber Sen, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Yerel Medya Derneği kayyım protestolarında haber takibi yapan gazetecilere yönelik polis şiddetine karşı ortak bir açıklama yaptı.

    Yazılı yapılan açıklamada gazetecilere dönük artan baskı ve polis şiddetinin, hukukun üstünlüğünü ve toplumun haber alma hakkını doğrudan tehdit ettiği vurgulandı.

    “SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Son dönemde, Mardin, Batman, İstanbul, Adıyaman ve Malatya gibi birçok kentte, iktidarın baskıları ve polis şiddeti, bu temel hakkı ciddi şekilde tehdit etmektedir. Gazeteciler, toplumsal olayları, kamu yararını ve hak ihlallerini kamuoyuna duyurmak için görevlerini yaparken fiziksel ve psikolojik şiddetle engellenmekte, gözaltına alınmakta, hatta darp edilmektedir.

    Görev başındaki gazetecilere yönelik artan polis şiddetini ve baskıyı kınıyor; iktidarın basına yönelik bu anti-demokratik uygulamalarına karşı sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz. Basına uygulanan bu baskılar yalnızca gazetecilerin değil, toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da doğrudan ihlal etmektedir.

    GAZETECİLERİN MARUZ KALDIĞI ŞİDDET İFŞA EDİLDİ

    JINNEWS muhabiri Derya Ren ve PİRHA Haber Ajansı muhabiri Kamber Yıldız, deprem bölgesinde görev yaparken jandarmalar tarafından Genel Bilgi Taramasına (GBT) maruz kalmış; Adıyaman’da kaldıkları ev iki kez jandarma tarafından basılmıştır. Gazetecilere, yaptıkları haberler sorgulanmış, baskınların “aramızda kalması” istenerek baskının gizlenmeye çalışıldığı belirtilmiştir.

    Yenidoğan Çetesi’ne yönelik soruşturmayı yürüten savcıyla ilgili haber sonrasında halktv.com.tr Yazı İşleri Müdürü Dinçer Gökçe ve Gazete Pencere Yazı İşleri Müdürü Nilay Can gözaltına alınmış; avukat İrem Çiçek’e ev hapsi verilmiştir. Adalet Bakanı’nın açıklamalarının ardından, basına yönelik bu baskının hukuk çerçevesini aşarak doğrudan iktidarın basına gözdağı verme çabasına dönüştüğüne tanık oluyoruz.

    Batman Belediyesi’ne kayyım atanması sırasında protestoları takip eden Batman Sonsöz Gazetesi’ne yapılan polis baskınında, gazete muhabiri Serhat Aslan gözaltına alınmak istenmiş, ancak bürodaki diğer gazetecilerin müdahalesiyle serbest bırakılmıştır. Gün boyunca kayyıma karşı yapılan protestoları takip eden birçok gazeteci ise sürekli olarak polis engeline maruz kalmıştır.

    Batman Belediyesi önünde gerçekleşen eylemi takip eden JINNEWS muhabiri Pelşin Çetinkaya ve Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören, polis tarafından darp edilerek gözaltına alınmışlardır. Her iki gazeteci de emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştır.

    Kadıköy’de kayyım atamalarına karşı yürüyüş yapan kadınları belgelemek isteyen Mezopotamya Ajansı muhabiri Yeşim Tükel, polis tarafından darp edilmiştir.

    Bu olaylar, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları ve basın özgürlüğü anlaşmalarına aykırıdır. Gazetecilere yönelik bu saldırılar yalnızca bireysel hak ihlalleri yaratmakla kalmamakta; toplumun bilgiye erişim hakkını da ciddi bir şekilde ihlal etmektedir.”

    TALEPLER SIRALANDI

    Açıklamada talepler de sıralandı.

    *Gazetecilere yönelik artan polis şiddeti, gözaltılar ve baskı olaylarının derhal bağımsız bir şekilde soruşturulmasını talep ediyoruz. Sorumluların yargı önüne çıkarılması, demokrasiyi savunmak adına büyük önem taşımaktadır.

    *Kolluk kuvvetlerinin, basın mensuplarının görevlerini yapmalarını engellemeye yönelik tavırlarının son bulması ve gazetecilere karşı saygılı bir şekilde hareket etmeleri için kapsamlı eğitimler almalarını talep ediyoruz. Polis gücü, halkın bilgiye erişim hakkına saygılı olmalıdır.

    *Basına yönelik baskıların sona ermesi için iktidarı, basın özgürlüğüne ve kamu yararına saygı duymaya davet ediyoruz. Basına yönelik bu şiddet ve gözdağı politikalarının sona erdirilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL-MERSİN-DİYARBAKIR

  • ‘Türkiye’de gazeteci olmak kabus gibi bir durum; Bu olumsuz tabloyu birlikte aşabiliriz’

    ‘Türkiye’de gazeteci olmak kabus gibi bir durum; Bu olumsuz tabloyu birlikte aşabiliriz’

    PİRHA- DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren ve Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin günümüz koşullarında gazetecilerin yaşadıklarını değerlendirerek, “Gazetecilerin birçok özlük hakkı vesaire budanmış durumda. Seçime giderken baskıların daha da artacağını düşünüyoruz. Bütün bu tabloyu birlikte mücadele ederek aşabileceğimiz fikrinin gazeteciler içinde de yayıldığı bir dönemdeyiz. İşte bu yüzden umutluyuz” dedi.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1961’den bu yana kutlanan Türkiye’ye özgü bir gün. 4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvenceler sağlayan ‘212 sayılı kanun’ düzenlemesinin Resmî gazetede yayınlanmasıyla 10 Ocak günü kutlama günü oldu.

    1961-1971 yılları arasında ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri darbeden sonra gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak değiştirildi.

    Türkiye’de ve dünyada gazeteciler hiçbir zaman tam anlamıyla özgür olmadı. Bu yılda gazeteciler 10 Ocak gününü baskılarla, tehditlerle, tutuklamalarla ve sansürle karşılıyor.

    DÜNYADA 533 GAZETECİ TUTUKLANDI, 57’Sİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, bu yıla ilişkin bilançosunda, dünyada 533 gazetecinin kamuoyunu bilgilendirme çabası içerisindeyken tutuklandığını, 57’sinin de öldürüldüğünü bildirdi. Tutuklama ve cinayetlerdeki rekor artışa dikkat çeken RSF, 65 medya temsilcisinin rehin, 49’unun da kayıp durumda olduğunu açıkladı.

    Gazetecilik haklarında 2022 yılında ciddi gerileme yaşandığının da belirtildiği açıklamada, 1 Aralık itibarıyla 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu.

    Açıklamada, tutuklu dağılımına göz atıldığında, 432’sinin profesyonel gazeteci, 83’ünün profesyonel olmayan, 18’inin medya çalışanı olduğu kaydedildi. Açıklamada, toplam mahpus gazetecilerden sadece yüzde 36,4’ünün mahkum edildiği, kalan yüzde 63,6’sının yargılanmadığı da tespit edildi.

    SON BİR YILDA TÜRKİYE’DE 128 DAVADA 273 GAZETECİ YARGILANDI

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) tarafından hazırlanan 2021-2022 Basın Özgürlüğü Raporu’na göre ise Türkiye’de sadece son bir yılda:

    31 gazeteci toplamda 52 gün gözaltında kaldı.

    60 gazeteci hakkında soruşturma açıldı.

    128 davada 273 gazeteci yargılandı.

    Gazeteciler toplam 75 yıl 5 ay 26 gün hapis cezasına mahkûm edildi.

    TGS 10 cezaevinde 18 gazeteciyle görüşerek hak ihlâllerini kayıt altına aldı.

    57 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı; 32 gazeteci sözlü olarak tehdit edildi.

    54 haber sitesine ve 1355 haber içeriğine erişimin engellenmesine, 19 haberin içerikten çıkarılmasına karar verildi.

    RTÜK marifetiyle toplam 61 ayrı karar ile toplam 10.427.902 TL idari para cezası verildi.

    2021’de 559 basın kartı iptal edildi. TGS’nin İletişim Başkanlığı’ndan edindiği bilgiye göre 16.429 kişide Cumhurbaşkanlığı basın kartı var.

    Basın İlân Kurumu gazetelere toplam 25 gün ilân kesme cezası verdi.

    Gazeteci meslek örgütlerinin temsilcileri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin günümüz koşullarında gazetecilerin yaşadıklarını değerlendirdi.

    “TÜRKİYE’DE GAZETECİ OLMAK ŞU ANDA KABUS GİBİ BİR DURUM”

    DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün bir anlamının kalmadığını belirterek, şunları dile getirdi:

    “212 sayılı yasanın kabulünün yıl dönümü nedeniyle kutlanan bir gündü. O yasa fiilen bugün uygulanmıyor. Gazetecilerin birçok özlük hakkı budanmış durumda. Türkiye’de gazeteci olmak şu anda kabus gibi bir durum. Çok sayıda meslektaşımız hapishanelerde. Neden tutuldukları belli değil. Aylardır iddianameleri bile hazırlanmadı. Diyarbakır’da, Ankara’da gazetecilere yönelik toplu operasyonlar yapıldı. Birlikte çalıştığımız birçok gazeteci arkadaşımız tutuklandı. Tüm bu yaşadıklarımızdan dolayı 10 Ocak Gazeteciler Günü’nü kutlamak söz konusu değil. Ama bugün vesilesiyle sorunlarımızı, dertlerimizi bir kez daha dile getireceğiz. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü büyük bir baskı altında. Bu baskının dozu giderek de artıyor. Geçtiğimiz yıl şunu çıplak gözle gördük ki, gazetecilik davalarında hızla ve çok sert cezalar veriliyor. Deneyimlerimiz bize şunu söylüyor; Seçime giderken bu baskıların daha da artacağını düşünüyoruz. Bu baskılara hep birlikte karşı koymaya çalışacağız.

    “SANSÜR YASASININ SONUÇLARINI SEÇİM SÜRECİNDE DAHA NET GÖRECEĞİZ”

    Geçen yılın en vahim olaylarından biri de sansür yasasının çıkması oldu. İnternet sitelerini denetim altına almak istiyorlar. Bu yasanın sonuçlarını seçim sürecinde daha net görmüş olacağız. Şu anda o yasaya uygun başvurular yapılıyor. 13 Ocak’ta başvurular bitecek. Seçim sürecinde internet sitelerine daha da yüklenileceğini düşünüyoruz. Gazetelerde olduğu gibi Basın İlan Kurumu’nun denetimine alınmak isteniyor internet siteleri. Bu da bizim açımızdan olumsuz bir durum. Geçtiğimiz yıl RTÜK aracılığıyla anlaşılması güç gerekçelerle para cezaları yağdırıldı. Medya bu tür yöntemlerle susturulmak isteniyor. Böyle bir karamsar tablo ile karşı karşıyayız. Ama çok da ümitsiz değiliz. Önümüzde bir seçim süreci var. Bu karanlık tablonun dağılacağını umuyoruz. Meslektaşlarımızın da bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    “2022, BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YOK EDECEK KANUNİ DÜZENLEMELERİN YAPILDIĞI BİR YIL OLDU”

    2022 yılının geçmiş yıllarda olduğu gibi basın özgürlüğünün yok edilmesi için yoğun bir iktidar saldırısı ile geçtiğini belirterek sözlerine başlayan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise, şunları aktardı:

    “Hem hukuk dışı engellemeler hem de basın ve ifade özgürlüğünü yok edecek kanuni düzenlemelerin yapıldığı bir yıl oldu. Onlarca meslektaşımız tutuklandı ve hala 2022 yılında tutuklanan 25 meslektaşımız özgürlüklerinden mahrum durumdalar. Tutukluluk süreleri 6 ayı geçmiş olmasına rağmen hala iddianameleri dahi hazırlanmadı.

    Basın İlan Kurumu muhalif gazetelere onlarca gün ilan kesme cezası verdi. Evrensel Gazetesinin ilan hakkını iptal etti. RTÜK muhalif gördüğü televizyon kanallarına milyonlarca lira para cezası ve yayın karartma cezaları verdi. Bütün bunları alt alta sıralayınca çok zor bir yıl geçirdiğimizi görüyoruz.

    “BU OLUMSUZ TABLOYU BİRLİKTE MÜCADELEYLE AŞABİLİRİZ”

    Yılın son günlerinde asgari ücret başta olmak üzere tüm yayıncılık faaliyetlerine gelen zamlarla yoğun bir güvencesiz ve işsizlik de gazetecileri işlerini yapamaz hale getirdi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü de işte böyle bir ortamda karşılıyoruz. Tutuklandığımız, işsiz kaldığımız ve çalışanlarından güvencesiz ve düşük ücretle çalıştıkları bir dönemdeyiz. Bütün bu tabloyu birlikte mücadele ederek aşabileceğimiz fikrinin gazeteciler içinde de yayıldığı bir dönemdeyiz. İşte bu yüzden umutluyuz.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

     

     

  • Dersim’de, ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi-VİDEO

    Dersim’de, ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Munzur Press ve Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) ortaklığında ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi. Yakın zamanda 25 gazetecinin tutuklandığını söyleyen Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Gerçeğin kendini ifade edeceği bir basın özgürlüğüne ihtiyaç var o yüzden muhalefete önemli görevler düşüyor” dedi.

    Kamuoyunda ‘Sansür Yasası’ olarak tanınan Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    DFG, ekim ayı raporunda 14 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığını ve 10 gazetecinin daha tutuklanmasıyla birlikte tutuklu sayısının 87’ye çıktığını paylaştı.

    Dersim’de Munzur Press ve Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) ortaklığında ‘Türkiye’de gazetecilik ve basın özgürlüğü konferansı’ düzenlendi. Konferansa gazeteciler, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu katıldı.

    “GAZETECİLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Geçmişten günümüze baskı ve sansürün sürdüğünü ifade eden Evrensel yazarı Ceren Sözeri, “Ulusal ve yerel basının yaşadığı ekonomik ve siyasal baskılar devam edecek. Cumhuriyet kurulduktan sonra neden bazı gazeteciler iyi gazeteci bazıları kötü gazeteci olageldi. Buradan nasıl çıkılır? Basın ilan kurumunu ve RTÜK’ü daha fazla tartışmalıyız. Gazetecilere sahip çıkmalıyız ve esas desteğin yerele verilmesi gerekiyor” diye belirtti.

    Sağlıklı çalışmayan medya sistemini sağlıklı hale getirmeleri gerektiğini dile getiren gazeteci Can Ertuna, “Ana akımın ortadan kalkmasıyla kutuplaşma yaşandı buda siyasi kutuplaşmanın yansıması oldu. Gazeteci olmayan patronların varlığı çarpık ilişkileri de beraberinde getiriyor. Ana akımın kırılması Roboski Katliamıdır açık olanı vermeyen ama akımın teslim olduğu gündür. Bir şekilde birbiriyle konuşamayan dağınık bir medya söz konusu haber merkezlerinden haber yapma yetisi yitirildi” dedi.

    “İKTİDARIN DEZENFORMASYON YASASINA İHTİYACI VARDI”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise şunları ifade etti:

    “Dezenformasyon yasası herkes için uygulanacak mi? Amasra’da yapılan açıklamalarından dolayı enerji bakanı yargılanacak mı? Burada bir eşitsizlik söz konusu. Kirli işlerinin gündeme gelecek iktidarın dezenformasyon yasasına ihtiyacı var. Türkiye gazetecilere peşinen ceza uygulanıyor. Dezenformasyon yasası gazetecileri cezaevinde tutmanın yasal dayanağı olacak. Bu kadar boş ve dayanakları olmayan bir yasa çıkarıldı. Bu yasa aynı zamanda sosyal medya kullanıcılarını ilgilendiren bir yasa. Tutuklu gazetecilerin en fazla olduğu dönemler dönüşümün olduğu zamanlardır. Seçim dönemine girdiğimiz bu aylarda artıyor. Gazetecilere böyle bir muamele reva görülüyor. Gazetecilerle dayanışma güçlü olduğu zaman gazetecilerin cezaevinde kalma sürelerini kısaltıyor. Bugün bu dayanışma ne yazık ki zayıf. Mücadele edersek Türkiye’de basın özgürlüğünün olduğu bir dönem yaratırız.”

    Gazetecilerin zor bir işi yaptığını belirten gazeteci Faruk Bildirici, “Bu yasa dezenformasyon yasası değil siyasal iktidarın kendine özgü bir yasa çıkardı. Türkiye’de iyi doğru bir gazetecilik yapılacaksa kendi yanlışlarımızı düzeltmeliyiz” diye konuştu.

    “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet meselesini 20 yıldır konuştuklarını ancak tehditlerin devam ettiğini vurgulayan gazeteci Rengin Arslan, “Haber merkezlerinde ne kadar kadın, LGBTİ var ona bakmak lazım. Kadın bakış açısıyla haberlere bakmak ve dilini kurmak gerekiyor. Bu sorun sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde aynı” diye ifade etti.

    Yakın zamanda 25 gazetecinin tutuklandığını söyleyen Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Gazeteciliğin bu kadar baskılandığı bir ortamın olması siyasetten gelen bir şey, o yüzden siyaseten çözülebilecek bir şey. Sansüre karşı Türkiye tarihinde çeşitli yol ve yöntemler ile aşıldı. Gerçeğin kendini ifade edeceği bir basın özgürlüğüne ihtiyaç var o yüzden muhalefete önemli görevler düşüyor” dedi.

    “SÖYLEMİN DIŞINDA OMUZ OMUZA OLABİLMEMİZ GEREKİYOR”

    Gazetecilerin yaşadığı sorunların demokrasi sorunuyla doğrudan bağlantısı olduğunu söyleyen Aidan White, “Türkiye’de basının yaşadığı sorunlara karşı uluslararası kuruluşlar yeterli duyarlılığı göstermiyor. Gazetecilerin hapse atılması bunun bir örneği. İktidar bulunduğu jeopolitik konumdan kaynaklı kendisine karşı baskı oluşmayacağını biliyor. Gazeteci örgütlerinin daha fazla dayanışma göstermesi gerekir, seçimler yaklaşırken gazetecilik önemli bir noktada duruyor. Her kim seçimi kazanırsa kazansın basın özgürlüğünü geliştirmeli” dedi.

    Yereldeki gazetecilerin geçmişteki gibi haber yapamadığını belirten gazeteci Diren Keser, “Aslında dezonformasyon yasası yerelde birkaç yıldır karşılığını buluyor. Yereldeki bazı gazeteler iktidarla ilişkili bu yüzden valinin basın bülteni dışında bir bülten yayınlamıyorlar ve onların istemediği haberlere kulaklarını kapatmış durumdalar. Yereldeki gazetecilerin sorunlarına dair sendikalar bu konuda oldukça yetersizler. Bundan sonraki süreçte dayanışmayı sadece söylemde değil somut anlamda göstermemiz gerekiyor. Mezopotamya Ajansı ve Jinnews çalışanlarına yönelik yaklaşık son 6 ayda 50 gazeteci gözaltına alındı ve yaklaşık 30’a yakın tutuklu var. Gazeteciler tutuklanıyor ancak ne kadar tutuklanan gazetecilerle söylemin dışında ne kadar omuz omuza olabiliyoruz” diye konuştu.

    Konferans Munzur Press Gazetecilik Atölyesi’ne katılana gazetecilere sertifikalarının verilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • 10 gazeteci meslek örgütünden açıklama: Karanlık güçler açığa çıkartılsın

    10 gazeteci meslek örgütünden açıklama: Karanlık güçler açığa çıkartılsın

    PİRHA- Gazetecilerin öldürülmesi boyutuna ulaşan saldırılar karşısında hükümetin acil bir eylem planı çıkartması gerektiğinin altı çizen 10 gazeteci meslek örgütü, “Gazeteci susarsa toplum susar” dedi.

    Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Haber Kameramanları Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası gazete ve gazetecilere yönelik saldırıları ortak açıklama yaparak kınadı.

    Yapılan açıklamada, “Ses Kocaeli internet haber sitesinin sahibi ve yazı işleri müdürü olan Güngör Arslan, yayınladığı bir haberi beğenmeyen bir kişi tarafından öldürüldü. Geçtiğimiz yıl Bursa Osmangazi ilçesinde radyo programcısı Hazım Özsu, programını beğenmeyen bir kişi tarafından öldürüldü. Mersin Haberci Gazetesi haberlerini beğenmeyenler tarafından saldırıya uğradı” hatırlatmasında bulunuldu.

    “GAZETECİ SUSARSA TOPLUM SUSAR”

    Gazetecilerin öldürülmesi boyutuna ulaşan saldırılar karşısında hükümetin acil bir eylem planı çıkartması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Yerelinden ulusalına habercilik ve gazetecilik kaygısı dışında çabası olmayanların korunması gerekmektedir.

    Son yıllarda gazetecilere yönelik saldırıların cezasızlıkla sonuçlanması yeni saldırıları, cinayetleri de beraberinde getirmiştir. Bu cinayetlerin ve saldırıların arkasındaki güçlerle birlikte ortaya çıkartılması ve en ağır bir biçimde cezalandırılması gerekmektedir. Gazetecilik, olayları, gerçekleri objektif bir şekilde okuyucuya ulaştırırken, kamusal çıkarları ön planda tutar. Halkın haber alma hakkını ve kamu çıkarını kendi hayatının dahi önüne koyan gazetecilik mesleği korunmalı, buna karşı yapılan saldırılar en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

    Biz aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri olarak başta Ses Kocaeli internet haber sitesinin sahibi ve yazı işleri müdürü olan Güngör Arslan’ı öldürenlerin ve azmettirenlerin açığa çıkarılmasını, gazetecilere yönelik saldırılar karşısında cezasızlığa son verilmesini ve gazetecilerin can güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz. Toplumun nefes borularının kesilmesine biz basın meslek örgütleri olarak izin vermeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • BBC grevi kazanımla sonuçlandı: Bu başarı sadece bir başlangıçtır

    BBC grevi kazanımla sonuçlandı: Bu başarı sadece bir başlangıçtır

    PİRHA- BBC İstanbul bürosunda çalışan basın emekçilerinin grevi 16. gününde başarıyla sonuçlandı. Grevin başarıyla sonuçlanmasının ardından TGS yaptığı açıklamada; “Biliyoruz ki grevin sağladığı motivasyon ve moral, tüm medya sektöründe güvencesizliğe, düşük ücrete ve kötü çalışma koşullarına maruz kalan meslektaşlarımızı mücadeleye teşvik edecektir” dedi.

    İşverenle yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine 14 Ocak’ta greve çıkan BBC emekçilerinin mücadelesi başarıyla sonuçlandı.

    Grevin başarıyla sonuçlanmasının ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), yaptığı açıklamada, 13 yıl sonra ilk kez bir basın kuruluşunda yapılan grevde gazetecilerin başarılı bir sonuca ulaştığını belirtti.

    “MÜCADELE VE MESLEKİ DAYANIŞMA YAŞATIR”

    TGS tarafından işverenle yapılan anlaşmaya ilişkin şunlar dile getirildi:

    “14 Ocak 2022 günü üyelerimizin kararı ile çıktığımız grevi, BBC işvereni ile yapılan anlaşma sonucu yine üyelerimizin ortak kararı ile 28 Ocak Cuma akşamı kazanımlarla bitirdik. Bir yılı kapsayan anlaşma sonucunda üyelerimiz;

    – Yıllık bazda ücretlerine toplam yüzde 32 zam,

    – Aileleri kapsayan özel sağlık sigortası,

    – Günlük brüt 60 TL yemek desteği,

    – Brüt 1200 TL gözlük yardımı kazandı.

    BBC İstanbul bürosu çalışanlarının elde ettiği bu başarı sadece bir başlangıçtır. Biliyoruz ki grevin sağladığı motivasyon ve moral, tüm medya sektöründe güvencesizliğe, düşük ücrete ve kötü çalışma koşullarına maruz kalan meslektaşlarımızı Sendika çatısı altında buluşmaya ve mücadeleye teşvik edecektir.

    Son medya grevi 2009’daydı. BBC İstanbul bürosu grevinden önce Türkiye’de yabancı basın hiç greve gitmemişti. Bu grev on yıllardır toplu iş sözleşmesi başarısıyla sonuçlanan ilk grevdir.

    Bugün elde edilen kazanımlar hem yerel hem uluslararası basında çalışan tüm meslektaşlarımız, arkadaşlarımız için önemlidir, geleceğe yönelik referanstır. Mesleki dayanışma yaşatır, tekrar buluşmak üzere.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Türkiye her yıl daha kötüye gidiyor

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Türkiye her yıl daha kötüye gidiyor

    3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Türkiye’de ise her geçen gün basın özgürlüğü üzerindeki baskılar artıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)  2019 basın özgürlüğü endeksine göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alan Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi.

    3 Mayıs, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı bir karar ile tüm dünyada Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanmasına karar verilen bir tarih.

    Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olan Türkiye 3 Mayıs’a karanlık bir tablo ile gidiyor. Gazetecilerin hapsedildiği, haberin sansürlendiği Türkiye’de tüm baskılara rağmen “gazeteciler bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmayı” sürdürüyor, gazetecilik teslim olmuyor.

    3 Mayıs 2019’a Türkiye karanlık bir tablo ile giriyor. Durumun özeti kısaca şöyle:

    • Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)  2019 basın özgürlüğü endeksine göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alan Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi.
    • Türkiye Gazeteciler Sendikasının (TGS) verilerine göre, 142 gazeteci Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne hapishanede giriyor.
    • Her yıl binlerce yazıya internette erişim engelleniyor, sosyal medyada bir ‘like’ (beğenme) hapis nedeni oluyor. Wikipedia’nın 2 yıldır sansürlü olduğu Türkiye’de 2019 yılının ilk 3 ayında da yayın yasakları ve sansürler devam etti. 2018’de en az 2 bin 950 İnternet haberi, 77 tweet, 22 Facebook paylaşımı, 5 Facebook video, 10 İnternet sitesine erişim sansürlenmişti.
    • Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği 2014’ten bu yana 57 gazeteci ‘cumhurbaşkanına hakaret’ (TCK’nin 299. maddesi) suçlamasıyla hapis, ertelemeli hapis ve para cezası aldı.
    • Doğan grubunun da iktidar yanlısı Demirören Grubuna satılması ile iktidar denetimindeki medya yüzde 90’ları aştı, kalan birkaç eleştirel yayın organının üzerindeki baskı sürüyor.
    • Türkiye’de gazetecilerin en önemli sorunlarından biri işsizlik. Sadece 2019’un ilk 3 ayında 40 gazeteci işsiz kaldı. Toplamda işsiz gazeteci sayısı ise 10 binin üzerinde.
    • Türkiye’de 2016’da ilan edilen OHAL’in ardından 173 medya kuruluşu kapatılmış, 800 gazetecinin basın kartı ve pasaportu iptal edilmiş ve 3 bin basın emekçisi işsiz kalmıştı.

    TGC: GAZETECİLER ÖZGÜR BIRAKILMALI

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla açıklama yaptı. “Ülke barışının sağlanabilmesi adına cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gereğine inanıyoruz” çağrısı yapılan açıklamada, tüm baskılara rağmen gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirmekten vazgeçmeyeceği vurgulandı.

    “Haberin özgür olmadığı, gazeteciliğin evrensel basın ölçütlerine göre yapılamadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz” denilen açıklamada, “Basın sektöründe on binlerce gazeteci işsiz ve mesleğini yapamamanın ıstırabını yaşıyor. Yayın yasakları, sansür ve otosansürün hızla sürdüğü bir ortamda halkın haber alma, bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan bir avuç gazeteciye selam olsun. Şu unutulmamalı ki gazeteciler dönemlerin tanığıdır, tarihe not düşerler. Bu nedenle ısrarla diyoruz ki gazetecilik suç değildir. Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın bir meslektir. Bütün güç koşullara rağmen ayaktadır, ayakta kalmaya da devam edecektir, bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmaktan geri durmayacaklardır” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu gazeteciler için balon uçurdular

    Tutuklu gazeteciler için balon uçurdular

    PİRHA- Gazeteciler, Salı günü ilk duruşmaları görülecek olan tutuklu meslektaşları İsminaz Temel ve Havva Cuştan’ın serbest bırakılmasını istedi. 

    Etkin Haber Ajansı’nın (ETHA) tutuklu editörü İsminaz Temel ve muhabiri Havva Cuştan’ın 16 Temmuz Salı günü görülecek ilk duruşması öncesi meslektaşları, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması düzenledi.

    Tutuklu kadın gazetecilerin fotoğraflarını taşıyan gazeteciler, “İsminaz çıkacak, yine yazacak” ve “Susma haykır, haber yapmak haktır” sloganlarını attı. Açıklamaya, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski milletvekili ve gazeteci Barış Yarkadaş, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Hüda Kaya da katıldı.

    DİSK Basın İş Temsilcisi Aylin Kaplan, özellikle kadın gazetecilerin hedef alındığını belirterek, gazetecilerin serbest bırakılması gerektiğini söyledi. TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu’ndan Gülfem Karataş da, “Kadın ve LGBTİ Komisyonu olarak tutuklu gazeteciler için her zaman mücadele edeceğiz. Gazeteci arkadaşlarımız haber alma hakkını kullanıyor ve bunu kamuoyuyla paylaşıyorlar. Son gazeteci cezaevinden çıkana kadar mücadele edeceğiz. Havva ve İsminaz serbest bırakılsın” diye konuştu.

    “HABERCİLİK DE SUÇ DEĞİLDİR”

    Ortak basın metnini gazeteci Evrim Kepenek okudu. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nin haber merkezi haline geldiğini belirten Kepenek, sadece Bakırköy’de 7 kadın gazetecinin tutuklu bulunduğunu dile getirdi. Kepenek, “Tutuklu meslektaşlarımızdan Havva ve İsminaz 16 Temmuz Pazartesi günü tutuklu oldukları dava kapsamında Çağlayan’daki İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşına çıkacak. Arkadaşlarımızın takip ettikleri haberler dosyalarına suç delili olarak konulmuş, boyunlarında fotoğraf makinesi olmasına rağmen fotoğrafları da kanıt olarak sunulmuş. Biz, biliyoruz ki dünyanın hiçbir yerinde habercilik suç değildir. Bugün, haberleri suç olarak görenler dahil herkesin habere ve haberciye ihtiyacı vardı. Ne haberler ne de habercilik suç değildir” ifadelerini kullandı.
    Gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan Kepenek, onlar serbest bırakılıncaya kadar davaların takipçisi olacaklarını belirtti. Açıklamanın ardından gazeteciler için gökyüzüne balon uçurdu. (HABER MERKEZİ)