Etiket: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli

  • ‘Yeni eğitim müfredatıyla daha acı noktaya gidiyoruz, topyekün mücadele etmeliyiz’ – VİDEO

    ‘Yeni eğitim müfredatıyla daha acı noktaya gidiyoruz, topyekün mücadele etmeliyiz’ – VİDEO

    PİRHA – DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, AKP-MHP iktidarının Türkiye’nin Yüzyılı Maarif Modeliyle, eğitimi tamamen laiklikten, bilimden uzak ve mevcut kendi sistemini ayakta tutacak, itaat eden, sorgulamayan insan tipi yetiştirmeyi hedeflediğini söyledi. Doğan, mevcut programla çok tehlikeli bir noktada olunduğunu da belirterek, topyekün mücadele zemininin oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

    Türkiye’de eğitim-öğretim sistemi hiçbir zaman tam anlamıyla laik, demokratik, bilimsel olmadı. 12 Eylül ile birlikte zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında Sünni din eğitimi, bu dersi almak istemeyen ve özellikle de Alevi çocuklar için bir zulüm haline dönüştü.

    Neredeyse yüz yıldır devam eden tekçi eğitim sistemi 22 yıllık AKP iktidarı döneminde daha da ırkçı, dinci bir kimliğe büründü.
    AKP önce 2012-2013 öğretim yılında 4+4+4 diye tanımlanan, laik eğitim sistemini dinci eğitime dönüştüren yasa çıkardı. O dönem AKP güdümündeki Anayasa Mahkemesi de bu yasaya onay verdi.
    Öğretim Birliği Yasası’yla kurulan imam hatip okulları eğitim-öğretimin temeli durumuna getirildi. Diğer meslek okullarının orta kısmı bulunmazken, imam hatip ortaokulu açma olanağı yaratıldı.

    İmam okulları dışındaki diğer okulların eğitim-öğretim programlarına Kuran-ı Kerim, Peygamberin Hayatı, din bilgisi dersleri eklenerek tüm okulların kısmen de olsa imam hatipleştirilmesi sağlandı. Okullardan felsefe dersleri kaldırıldı. İlk ve orta öğretim kesintili 12 yıla çıkarıldı. Kız çocukların 14 yaşından itibaren okullardan uzaklaşmasına neden oldu.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile imzaladığı “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında Diyanet’le, tarikatlar ve dini vakıflarla işbirliği yapıldı. Okullara imamlar atandı. Çocuklar ders saatlerinde camilere götürülüyor.

    ÇEDES ile dincileşme yetmiyormuş gibi Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yeni müfredat hazırlandı. 9 Eylül 2024’ten itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla dini derslerin saatleri arttırıldı. Okullarda dinciliğin önünü açan bu müfredat hem eğitim eğitimcilerin, hem velilerin tepkisini çekti.

    Başka bir sorun ise hükümetin tasarruf tedbirleri gerekçesiyle okullarda temizlik personeli çalıştırmaması. Bu nedenle okullarda hijyen problemi ortaya çıktı, hem öğrenciler hem de öğretmenler çeşitli hastalıklarla karşı karşıya.

    Laik, demokratik, parasız bilimsel eğitimden hızla uzaklaşılmasını, tekçi, dinci eğitim sisteminin topluma dayatılmasını, eğitimde yaşanan diğer sorunları eğitimciler PİRHA’ya değerlendiriyor.

    Eğitimde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı, emekli öğretmen Kadriye Doğan ile konuştuk.

    “TÜMDEN TERSYÜZ EDİLMİŞ BİR EĞİTİM PROGRAMIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    PİRHA-AKP hükümeti, “Türkiye’nin Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla hazırladığı müfredatla eğitim sistemini yeni bir aşamaya geçirmek istiyor. Bu “yeni” olanda neler var, eskisinden farkı nedir?

    KADRİYE DOĞAN: AKP- MHP iktidarı yeni yüzyıl maarif modeliyle, eğitimi tamamen bilimden uzak ve mevcut kendi sistemini ayakta tutacak, o profile uygun, itaat eden, biat eden, sorgulamayan insan tipi yetiştirmeyi hedefliyor. Bunun için doğan çocuğun kendini doğduğu dünyaya algılama, onu yorumlama ve kendi ailesinden özgürleşme, toplumun özgür bireyi olma noktasında tüm doğuştan getirdiği yeteneklerini, becerilerini törpüleyen ve belli bir şekle, belli bir forma sokmaya çalışan bir eğitim modeli. Geçmişte de farklı değildi. Türkiye Cumhuriyeti, önceki eğitim müfredatında da insanları belli bir düşünceye, belli bir şekle forma sokan bir yerdeydi. Irkçılık üzerinden yani milliyetçilik üzerinden dizayn edilmiş bir eğitim modeliydi. Bugün bu ırkçılığa bir de din eklendi. Bu mevcut düzenini eril bir yapı ve eril bir sistemi de aile kavramı içine sıkıştırarak yeni bir rejim yaratıyorlar. Geçmişte nispeten olan özgürlükler, bilimsel düşünceler, dünyayı algılama noktasındaki bazı aralıklar vardı. Ama bugün bunun tamamı ortadan kalkmış durumda. Aslında bunu kendileri çok güzel özetlediler. Eski bir genelkurmayın ağzından ‘bize bilen değil inanan, itaat eden ahlaklı insanlar lazım’ cümlesi çıktı. Bu cümleyle emellerini ortaya koydular. Düşünen değil inanan, itaat eden, ihtiyaç olursa da eğer üniversiteye gider öğrenir. Bu topluma ’80 milyon 100 milyon sizin bu yoksul çocuklarınız, yoksullukla baş başa bıraktığımız insanlar, çocuklarınızın öyle düşünüp sorgulamasına bir şey bilmesine ihtiyaç yok. Bize güvensinler, itaat etsinler. Bizim yönetmek için kendi çocuklarımız, belli bir elitist çevremiz var. Bizim çocuklarımız gider okur öğrenir, sizleri yönetir. Sizin göreviniz biat etmektir’i söylüyorlar. Ve çok net bir şekilde söylüyorlar. Baktığımızda tümden tersyüz edilmiş bir eğitim programıyla karşı karşıyayız.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN VARLIĞI ÇOK RAHATSIZ EDİYOR”

    -Bir bütün olarak eğitimdeki bilim dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar özellikle dini bir çerçeveye oturtuluyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

    Türkiye de laiklikten uzaklaşan eğitim modeliyle çok farklı bir yere gitmiyor. Zaten yarı yarıya aynı manzarayı seyrederken bugün bunun önünde engel olarak gördükleri Alevi toplumunun varlığı çok rahatsız ediyor. Şu an da devlet, bütün gücüyle, Aleviliği kendi özünden uzaklaştırıp kadın özgürlükçü çizgisinden uzaklaştırıp Aleviliğe Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ya da yerel yönetimler üzerinden yeni bir format atmaya çalışıyorlar. Çünkü o kadın özgürlükçü çizgisi onları çok rahatsız ediyor, çok ürkütüyor. Çünkü kurmak istedikleri sistemin önünde engel olarak görüyorlar. Bu eğitim modeliyle bu inancın da tümüyle ortadan kalkması, çok ciddi risk altındadır. Laik eğitimin ortadan kalkmasının böyle bir riski getirdiğini de gören bir yerde olmamız gerekiyor.

    “LAİK, BİLİMSEL, ANA DİLDE EĞİTİMİN ÖNÜNÜN KESİLMESİ TOPLUMUN GELECEĞİNİN KARARTILMASI DEMEKTİR”

    -Laik, bilimsel, ana dilinde eğitim istemek neden önemli?

    Ana dil, doğuran anadır. Diliyle büyür diliyle gelişirsin. Bilim demek doğayı açıp okuyup, analiz edip, anlayıp onu doğru yorumlamaktır. Bilim demek toplumu açıp anlayıp onu doğru yorumlamaktır. Yani doğayı, bilimi, evreni anlamak. Bunu elinden aldığın zaman neyi anlayacaksın? Birilerine biat kültürünü anlayacaksın. Buna izin vermemek lazım. Çok tehlikeli bir noktadayız mevcut programla. Hem laik, hem bilimsel, hem de ana dilde eğitimin önünün kesilmesi demek bir toplumun geleceğinin karartılması demektir. Ve biz karartılmış bir gelecekle risk altındayız. Bunun da farkındalığının bilinmesi gerekiyor.

    “ORTAK MÜCADELE ZEMİNİ OLUŞTURMALIYIZ”

    -Eğitim sistemi; okullaşmadan, öğretmen açığına, çocukların temiz su içememesinden, milyonlarca çocuğun yatağa aç girmesine kadar birçok sorunla karşı karşıya. Bu sorunlar yeterince gündeme getirilebiliyor mu? Getirilemiyorsa neden? Bu sorunlar nasıl gündeme oturtulabilir?

    Türkiye hakikaten çocukların eğitim, açlık, temizlik sorunlarını gündemleştiremiyor. Bizler de gündemleştiremiyoruz. Türkiye’de savaşı değil de barışı öncelediğinde sorunlu oluyorsun. Devletin düşman gözüyle tehlikeli birey gözüyle bakıldığı bir noktaya geliyorsun. Ve toplumlar, kurumlar, örgütlü kesimler, dernekler, odalar hangisine bakarsan bak sistemin bu tür yaklaşımlara karşı korkusunun üstesinden gelemiyor. Bir korku fobisi var. Bunu yaratan mesele tam da savaştır, barış ortamının olmamasıdır. Türkiye Cumhuriyeti kendi insanına yeni format atacağım diye onu değiştirip dönüştüreceğim diye sürekli bir savaş hali ve direkt bütün kurumlarını bunun üzerinden inşa etmesi bizi bu noktaya taşıdı. Mücadele hattını da tam da burada örmek gerekiyor. Aslında bu sorunların çözümünün temeli ve ana çözümü, tüm bu kesimlerin hepsinin bunu görür yerden barışın inşası ve demokrasi mücadelesinin ortak bir şekilde yükseltilmesiyle üstesinden gelinecek bir sorundur. Tek tek ele alıp örgütlemeye çalıştığımızda kesinlikle enerjimizi heba edeceğimizi, bir ortak mücadele zemini oluşturmamız gerektiğini vurgulamak isterim.

    “CEMEVLERİNDE İNGİLİZCE, MATEMATİK KURSU VAR AMA İNANÇLA İLGİLİ EN UFAK BİR ŞEY YOK”

    -Alevi çocukların zorunlu din derslerine zorunlu katılımı bu yıl da devam ediyor? Danıştay’ın, AİHM’nin Alevi çocukların din derslerinden muaf tutulması için verdiği kararlar var. Ancak iktidar mahkeme kararlarını uygulamıyor. Bu kararların uygulanması nasıl sağlanabilir?

    Alevilerin kendini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Bizlerin şimdi cemevlerimiz var ama cemevlerinde Sünni içtihatının ötesinde bir işlem yapılmıyor. İngilizce kursundan matematiğine, aklınıza gelen bilumum kurslar açılıyor. Ama inançla ilgili en ufak bir şey yok. Cem erkanları yürütülüyor o da sistem taklitçiliği üzerinden götürülüyor. O da her perşembe cem erkanı gerçekleştirmek. Oysa inancımızda cem erkanlarının hangi zamanlarda, nasıl yapıldığı konusunda Aleviler yeteri kadar bilgi ve akla sahiptir. Ama bunların hepsinin yerel yönetimler üzerinden farklı şekilde yönlendirildiği ve bunun da Alevi örgütlülüğü tarafından çok daha iyi yerden değerlendirildiğini görür yerden değiliz. Bunun sebebi de bu. Alevi asimilasyonunun önünü kesmek için hem Alevilerin kendi içine dönüp bunu gözden geçirip tartışması aynı zamanda sistemle mücadele etme zemininde de yer almak gerekiyor. Sistemi sorgulayarak, sistemi değiştirip dönüştürmek üzerinden yol alırsak burada da çözüm üretebiliriz. Bireysel değil topyekün bir zemin oluşturmalıyız.

    “ALEVİLERE, KÜRTLERE KARŞI DÜŞMAN HUKUKU UYGULANIYOR”

    -Zorunlu din derslerinin kaldırılmasından ana dilinde eğitimin verilmesine, çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesinden öğretmenlerin atanmasına kadar yaşanan sorunlara karşı toplumsal muhalefetin (Alevi kurumları, eğitim sendikaları, siyasi partiler vb.) yeterli tepkiyi ve farkındalığı ortaya koyamamasını neye bağlıyorsunuz?

    Toplum onlarca yıldır savaş ve öteki kültürü üzerinden şekillendirildi. Türkiye’de Kürtlere, Alevilere karşı bir düşman hukuku uygulanıyor. Yokluk üzerinden ve onların kendini ifade edememesi üzerinden kurgulanmış bu sistem, ikna ediliyor. Aleviler, en son örneği Dersim’i bile Anadolu Horasan olarak tanımlayacak kadar ileri giden bir yerde, Alevilere de ‘asıl müslüman sizsiniz’ diyen bir yerde. Yeniden inşa etmekle başbaşalar. Yani inkar üzerine kuruldu ve inkar üzerine de devam ediyor. Bu inkarcılıkla aldıkları yolda bizler ne kadar müdahale edebildik. Diyanet bize bu konuda hoşgörü göstermeyecek. Dediğim gibi içimize girerek kendi kurumlarımıza, binbir emekle oluşturduğumuz kurumları dönüştürerek, o kurumlar içerisindeki inanç önderlerini dönüştürerek bunlara zaman zaman zoru, zaman zaman da ekonomik, yoksulluk zemini içerisinde onlara sunulan ekonomik olanaklarla bu zemini hazırlıyor, bu zemini sürdürebiliyor. Topyekün bir mücadeleden başka seçeneğimiz yok.

    “BUGÜN HALA ÇOCUKLARIMIZIN TEMİZLİĞİNİ, KARNININ DOYMAMASINI KONUŞUYORUZ”

    -Okullarda tasarruf adı altında temizlik görevlisi çalıştırılmamasını nasıl değerlendirirsiniz?

    Ben öğretmenim. Yıllardır okulların içerisinde ilk günden bu yana çocuklara temizlik yaptırıldığını, yaptırılmak durumunda kaldığını, böyle birlikte kampanyalarla bulunduğumuz mekanları temiz tutma ihtiyacını ve sistemin hiçbir zaman değişmediğini gördüm. Değişen hiçbir şey yok. Türkiye Cumhuriyeti, çocuğuna hiçbir zaman gerekli değeri vermedi, onun için bu noktadayız. Bugün hakikaten savaşın, kendini sürdürülebilir olmasının nedeni de eğitimin yetersizliğinden, çocuğa vermediğimiz değerden, biat edilen insanlar yetiştirmekten, yoksulluktan kaynaklı olan bir şey. Her şeyiyle sorgulayan bir toplumu yetiştirebilmiş olsaydık ırkçılıkla boğuşmayan, dinle boğuşmayan, bilimle, evrenle, insanla, sevgiyle yoğrulmuş insanlar olsaydık bugün biz böyle kıvranmıyor olurduk. Cumhuriyet kurulalı 100 yıl oldu bugün geldiğimiz noktada hala çocuklarımızın açlığını, temizliğini konuşuyoruz, karınlarının doymamasını konuşuyoruz. Neden? Çünkü bilimden, laiklikten, insanın doğal yapısından uzak bu değiştirme ve dönüştürme asimilasyonunu olduğu gibi kabul edememe ve barışçıl politikaların, insan sevgisi, doğa sevgisi ve cins ayrımı olmaması üzerinden bir toplum inşa edemediğimiz için bugün bu noktadayız. Yeni eğitim müfredatı ile de daha da acı noktaya gidiyoruz.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    -‘İnsanlar örgütlü olmadığı için çocuklarını otoriter, gerici, ırkçı rejimlere teslim ediyor’- VİDEO
    -‘AKP, okulları hem dincileştirme hem piyasalaştırma amacında; büyük tepki vermeliyiz’-VİDEO

    -‘Dersler siyasal İslam’ın hedeflediği içerikte; Mücadele cephesini oluşturmak zorundayız’-VİDEO
    ‘Son müfredat dindar nesil yetiştime programı; bütün toplum laiklik mücadelesine katılmalı’-VİDEO

  • Sümbül’den velilere çağrı: Veli derneğinde örgütlenmeliler, Eğitim-Sen ile diyalog kursunlar-VİDEO

    Sümbül’den velilere çağrı: Veli derneğinde örgütlenmeliler, Eğitim-Sen ile diyalog kursunlar-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla uygulamaya konulan yeni müfredatın Türk, Sünni ve erkek zihniyetle hazırlandığını belirten Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, AKP’nin seçim propagandası olan söylem ve projelerin şu anda yeni müfredatla dayatıldığını ifade ederek, mücadele çağrısında bulundu. Sümbül velilere seslenerek, “Veli derneklerinde örgütlenmeliler, bizlerle diyalog içerisinde olmalılar” dedi.

    AKP hükümetinin iktidarı boyunca eğitimin içeriğini değiştirerek, tek din ve tek mezhebi müfredatla dayatması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük kesimi tarafından tepkiyle karşılanıyor. Geçtiğimiz eğitim döneminde ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin seçmeli derslere girmesinin yankısı sürerken, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamındaki yeni müfredatla birlikte din dersi saatleri arttırıldı ve ders içerikleri dinselleştirildi.

    Eğitim sendikaları ve Alevi örgütleri zorunlu din dersinin kaldırılması yönünde yıllardır mücadele ederken, eğitimin laiklik ve bilimsellikten uzaklaştırılma politikaları AKP tarafından hızlandırılıyor.

    Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, anasınıfı ile 1, 5 ve 9. sınıflarda ilk kez uygulanacak olan Maarif Modeli ve eğitimdeki değişmelerin yaratacağı tehlikeleri PİRHA’ya anlattı.

    BİTMEYEN PROJE: ÇEDES

    Sözlerine ÇEDES projesine değinerek başlayan Mahmut Sümbül, projelerin genelde yıllık imzalandığına ve bir süre sonra bittiğine ancak ÇEDES’in hala devam ettiğine dikkat çekti. ÇEDES’in normal bir projeden farklı olarak devam ettirilmesini siyasal ideolojik bir hamle olarak yorumlayan Sümbül, “ÇEDES artık maarif modelinin uygulanmasıyla birlikte tüm okulların imam hatiplere dönüştürüldüğü bir süreci bizlere yaşatıyor. Öğrencilerimize yaşatacak ve toplumun tamamına yansıyacak. AKP’nin 20 küsür yıllık iktidarı sürecinde yaptığı ‘biz her şeyde başarılı olduk ama eğitimde istediğimiz değişim dönüşümü sağlayamadık’ öz eleştirisini ÇEDES’ten sonra maarif modeli ile finalini yapıyorlar” dedi.

    “MÜFREDATIN İÇERİĞİ DİNSELLEŞTİRİLDİ”

    Eğitim ve bilim emekçilerinin zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki taleplerinin AKP tarafından dinlenmediğini, aksine eğitimin içeriğinin daha da dinselleştirildiğini belirten Sümbül, “Yeni müfredatla birlikte haftada 2 saat daha din dersi eklendi. Laik devletin tüm dinlere eşit yaklaşması gerekirken bu devletin bakanlığının ortaya çıkardığı müfredatın içeriği dinselleştirildi. Yani tüm okullar imam hatipleştirildi” diye konuştu.

    AKP hükümetinin kendilerine yakın olan cemaat ve tarikatlar eliyle üniversitelerdeki yandaş birkaç akademisyen eliyle bu müfredatın hazırlandığını vurguladı. Sümbül, AKP’nin seçim propagandası olan söylem ve projelerin şu anda yeni müfredatla dayatıldığını da sözlerine ekledi.

    “YENİ MÜFREDAT AKP’NİN PROPAGANDA ARACI”

    Eğitim bilimi uzmanı birçok akademisyenin çok yoğun eleştirdiği müfredatta öğrencilerin ve hatta öğretmenlerin bile bilmediği Osmanlıca, Arapça ve Farsça kavramların olduğunu kaydeden Sümbül, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ismi bu AKP’nin bir propaganda aracı. Türk, Sünni ve erkek zihniyetle hazırlanmış bir müfredatla karşı karşıyayız. Geçen yıl açık liselere geçişin önünü kesmeye çalıştıkları için yanlış yaptıklarını itiraf eden iktidar, bu yıl yine bu uygulamayı devam ettirerek çocukların Kuran kurslarına ya da okul ortamlarından çıkarak erken yaşta evliliklere zorlanması gibi durumların önünün açılması, çocuk sömürüsünün artması gibi pratiklerle karşı karşıya kalacağız” şeklinde konuştu.

    VELİLERE ÇAĞRI

    Okulların açılmasıyla birlikte artan kırtasiye ve okul masraflarının velileri içinden çıkılmaz bir duruma soktuğuna da dikkat çeken Sümbül, okullarda velilerden istenen ücretlere ve ÇEDES gibi projelere ilişkin şu çağrıyı yaptı:

    “Bu konularda tepkisiz kalmasınlar, velilerin hakları var, uygulanmayan, uygulanamayan ya da idarecilerin çaresiz bırakıldığı uygulamalar var. Eksik, yanlış uygulamalar gördüklerinde ya da ÇEDES projesi gibi istekleri dışında çocukların bir yerlere yönlendirildiği, okul dışında yerlere götürüldüğü uygulamalarda seslerini yükseltsinler. Kendi izinleri olmadan, çocuklarını kendi istekleri dışında hiçbir yere götüremezler. Veli derneklerinde örgütlenmeliler, bizlerle diyalog içerisinde olmalılar. Gördükleri her antidemokratik uygulamada bizlerle diyalog içerisinde olurlarsa sorunları daha güçlü bir şekilde çözebiliriz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • ‘Asimilasyona karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür, program ve hedef olmalı’-VİDEO

    ‘Asimilasyona karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür, program ve hedef olmalı’-VİDEO

    PİRHA- Yüzyıllık Cumhuriyet tarihinde Alevilerin yaşadığı inkâr ve asimilasyon politikasının sürdüğünü söyleyen DAD eski Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “ÇEDES’e, kuran kursuna karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür. Sadece karşı çıkmak değil, bu konuda bir fikrinizin, programınızın, hedefinizin olması lazım. Türkiye’de ve Avrupa’daki bütün Alevi kurumları kendi hakikatiyle yeniden buluşmalı. Sadece anmalarda bulunup söz kurarak bu inanca ve topluma çok fazla şey katmadığını görmemiz lazım” dedi.

    Alevi inancı hala devlet tarafından tanınmıyor. Alevi toplumu ise taleplerini yıllardır dile getiriyor. Zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması, Alevilere yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, temel taleplerin başında geliyor.

    Tüm bunlara karşın Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da aynı hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikat ve dinci vakıfların etkili olması.

    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki gericileşmeye karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı, nasıl bir yol izlenmeli sorularını Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eski Eş Genel Başkanı Musa Kulu‘ya sorduk.

    “DEVLET KENDİ ALEVİLİĞİNİ TOPLUMA ENJEKTE ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    Yüzyıldır Türkiye’de Alevilerin yaşadığı inkâr ve asimilasyon politikası sürüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran mantığa göre Türk ve Müslüman olmayan hiçbir halkın, dilin, inancın ve etnik kimliğin önemi yok. Herkes Türk ve Müslüman olmak zorundadır. Yüzyıldır asimile edilen, katledilen Alevilere karşı durup dururken AKP ve MHP faşist iktidarı neden böyle bir başkanlığa ihtiyaç duydu. Türkiye’de ve dünyada Alevilerin kendini keşfetmesi ve kendi inancıyla buluşması muazzam bir ivme kazandı. Eksik de olsa, hatalı da olsa böyle bir süreç yaşandı. Bu süreçte Aleviler diğer ötekilerle ortak paydada yol alma imkânı buldu. İşte tam da bu noktada devlet bu duruma müdahale etme gereğini duydu. Devlet eğer Aleviler bir şey söyleyecekse bunu ancak devletin istediği ölçülerde yapabilir dedi. AKP-MHP iktidarı tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da buna hizmet eden bir yapı. Devlet, Alevileri hiç dinlemeden kendi ölçülerini koyduğu bir Aleviliği topluma enjekte etmeye çalışıyor.

    “ALEVİ KURUMLARININ KARŞI DURUŞU OLDU ANCAK TOPLUMSAL BİR TEPKİYE  ÇEVİREMEDİK”

    MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    MHP ırkçı bir parti ve AKP ile bir anlaşma yapmış. Sen herkesi Müslüman yapmak için çalış bende Alevilerle ilgileneceğim demiş. AKP-MHP iktidarının ülkü ocaklarında yetişmiş birisini Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başına geçirmesi çok da şaşırılacak bir şey değil. Makam ve mevki düşkün olan herhangi bir Alevinin bu görevi kabul edeceğini düşünüyorum. Devlet bu hamleyi yaparken Alevi kurumlarının karşı duruşu oldu ancak bunu toplumsal bir tepkiye çeviremedik. Bu da bizim eksikliğimizdir bunu kabul etmemiz gerekiyor. Bugün Türkiye’de ve Avrupa’da örgütlü sekiz tane Alevi federasyonu var ama halen yan yana gelmekten aciz durumdalar ya da bu gerçeklikten kaçıyorlar. Bunun iki nedeni var ya kurdukları iktidarı kaybetmek istememeleri ya da korkuları.

    “DEVLET, ALEVİLERİN SORGULAMA HAKİKATİNİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYOR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

    Sistem önüne Türkiye’deki Alevileri asimile edip Türk ve Müslüman potası içerisinde eritme hedefi koymuş. Onun için bütün akademisyenleri de kullanır, ansiklopedi de hazırlar. Bugün araştırma yapan bütün akademisyenler devlet arşivine gider. Sistem, bütün imkân ve olanaklarını kullanarak Alevi hakikati üzerine oynayarak toplumu tamamen teslim alma çabası içerisinde. Çünkü Alevi olan insanlar biatı kabul etmez, sorgulamadan her şeyi kabul etmez. Bugün Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması ve ansiklopedi hazırlanmasının tek bir amacı var o da sorgulama hakikatini ortadan kaldırarak biat eden bir toplum yaratmak.

    “ALEVİLER, BÜTÜN ÖTEKİLERE SAHİP ÇIKMAK ZORUNDA”

    Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gerici eşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

    Türkiye’deki hiçbir üniversitede bilimsel bir eğitim verilmiyor. Ancak siyasi partiler, demokratlar, devrimciler ve Aleviler bu konuda birkaç söylemek ve açıklama yapmanın ötesinde toplumun gücünü ortaya çıkaracak ne bir projeleri ne de bir çabaları var. Biz ne kadar söz kurarsak kuralım yaptıklarımız hiç kimseye bir fayda sağlamayacak. Aslında sisteme kızıyorum ama hiçbir iş yapmıyorum, karşı çıkıyorum ama bir şey üretmiyorum. Bu hiçbir şey yapamamaktır, yani durumu kurtarmak, zamanda o kendi konumunu kurtarmak için zayıf, cılız bir serzenişten öteye geçmiyor. Sistemin bütün topluma enjekte ettiği karanlık ve çağ dışı olarak enjekte edilen projenin anaokuluna kadar inmesine engel olamadık. Eğer Aleviler bu ülkede gerçekten bir şey yapmak istiyorsa bütün ötekilerin diline, kültürüne ve inancına sahip çıkmak zorundadır. Siyasi partilerin, inanç kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin bu konuda söz söyleme zorunluluğu ve görevi vardır. Bu yapılmadığı sürece siz sadece bir simge olarak kalırsınız ve kendi kurduğunuz iktidarla birlikte kendinizi tatmin edersiniz. Siyasi partilerin ya da inanç kurumlarının bu konuda söz söyleme zorunluluğu ve görevi vardır. Bunu yapmadığınız sürece sadece siz simgesiniz. ÇEDES’e, kuran kursuna karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür. Sadece karşı çıkmak değil, bu konuda bir fikrinizin, programınızın, hedefinizin olması lazım. Bunu yapmadığınız sürece siz sadece konuşmuş olursunuz.

    “BÜTÜN ALEVİ KURUMLARININ ZULME KARŞI ÇIKMASI LAZIM”

    Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    Eğer Türkiye’nin üçte birini oluşturan bir inanca karşı devlet size hiç sormadan ve dinlemeden sizi bir kalıba sokmaya çalışırsa, önce ahlaklı Müslüman’ın, Hristiyan’ın karşı çıkması lazım ondan sonra diğer sorumluluk da Alevilerindir. Kim hangi ırkta ve inançta olursa olsun zulme karşı çıkması lazım. Bunu yapmadığımız ve bu konuda ortak program ve projeler üretmediğiniz sürece sadece iktidarın en küçük ve en berbat hali olursunuz bir şey üretemezsiniz. Çünkü sizin toplumla buluşma şansınız yok diğerleri sizden daha planlı bir şekilde çalışıyor. Artık herkesin şapkasını önüne koyup her Alevinin kendini gözden geçirmesi gerekiyor. Bütün Alevi kurumlarına soruyorum İstanbul’da 120 tane cemevi var kaç tanesi sizinle beraber çalışıyor. Her türlü asimilasyonun üretildiği 94 tane cemevinin sizinle bir bağı yok, siz şimdi iş mi yapmış oluyorsunuz. Bu kadar basit bir yaklaşım Alevi hakikatini bilmemektir.

    Bir kurdun açlığını, bir yılanın çıplaklığını kendine dert eden bir inanç sizin kişisel beklentileriniz için sınırladığınız ve kurduğunuz derneklerle açıklanamaz. Hacı Bektaş’ın bir olalım, iri olalım, diri olalım sözünü söylersiniz ama bunun için bir çabanız yok siz şimdi Alevi misiniz? Zulmün olduğu yerde mazlumun yanında olmak bir haktır, Hüseyin’i bir duruştur dersiniz ama size yakın olmayanın uğradığı zulmü görmemezlikten gelirsiniz. O zaman siz Alevi değilsiniz, Aleviliği anlamamışsınız demektir. Türkiye’de ve Avrupa’daki Alevi kurumları kendi hakikatiyle yeniden buluşmalı. Şu andaki duruşuyla, bu topluma çok şey vermediklerini görmeleri lazım. Sadece anmalarda bulunmak ve bağırarak söylediğiniz söz bu inanca ve topluma çok fazla şey katmadığını görmemiz lazım. Bu körlükten de çıkmamız gerekiyor.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
    5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
    6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
    7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO
    8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’
    9-‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’
    10-‘Alevi enstitüleri kurularak inançtaki resmi ideolojinin yarattığı deformasyonlar ayıklanmalıdır’- VİDEO
    11-‘Alevi örgütlenmesinin yeni bir inşaya ihtiyacı var; dernekler yasasından çıkılmalı’-VİDEO
    12-‘Asimilasyonla mücadele ilk olarak devletle değil cemevlerinde başlamalı’-VİDEO
    13-‘Bilimsel çalışmalar yapılmalı; Sadece anma günleri ile Alevilik yeniden inşa edilemez’-VİDEO
    14-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’
    15-‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO
    16- ‘Aleviliği yaşamayı ve yaşatmayı merkezimize almalıyız, tehlikeli olan iç asimilasyon’
    17-‘Asimilasyona karşı aktif direniş ve sivil itaatsizliği örgütlemek gerekiyor; o zaman hak alınır’

  • Milletvekili Konukçu: İktidar kamuda güvencesiz çalıştırma formülünü uyguluyor- VİDEO

    Milletvekili Konukçu: İktidar kamuda güvencesiz çalıştırma formülünü uyguluyor- VİDEO

    PİRHA – Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi hakkında meclis kürsüsünde konuşma yapan DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Biz bu kanun teklifinde kamuda güvencesiz çalıştırma meselesinin çok açık bir şekilde uygulama formülünü görüyoruz” dedi. AKP’nin yeni müfredatını da eleştiren Konukçu, “Din eğitimine 572 sayfa ayrılırken felsefeye sadece 67 sayfa ayrıldığını görüyoruz. Bu müfredat da kesinlikle pedagojik olmayan çok ideolojik olan bir müfredat olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu,“Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi” hakkında mecliste konuşma yaptı.

    “İKTİDAR, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ YARATARAK TOPLUMU YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Konukçu, eğitim politikalarında hızla özelleştirmelerin gündeme geldiğini ve gün geçtikçe eğitimde özel okulların sayısının arttığını, piyasacı anlayışla eğitimin yeniden şekillendirildiğini ve toplumu yeniden şekillendirme adına iktidarın kendi istediği yaklaşımlarını gördüklerini dile getirdi.

    Konukçu, “Burada karşımıza çıkan en somut şey 2012 yılında uygulanmaya başlanan 4+4+4 olarak ifade edilen bir eğitim sistemiyle birlikte eğitimde tekçi anlayışın dini açıdan da kendini çok somut bir şekilde ortaya koydu. Örneğin, 12 yıllık temel eğitim sisteminin 9 yılında okutulan ve toplam 1086 sayfadan oluşan ders kitaplarında Alevilik ve Bektaşilik toplam 16 sayfa yer bulabilmiş. Buradan anladığımız üzere Milli Eğitim müfredatında çok açık bir şekilde tek din, tek milliyet üzerinden bir şekillendirme görüyoruz” dedi.

    “MESEM’LERDE ÇOCUKLAR ÖLÜYOR SAYIN VEKİLLER!”

    Milletvekili Konukçu konuşmasına şöyle devam etti:

    “Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifide toplumu yeniden şekillendirme anlayışının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu yeniden şekillendirme anlayışını biz yakın süreçte ÇEDES ve MESEM’lerle gördük. Bu projeyi uygulayabilmek için manevi danışman adı altında din görevlileri kadroya alınarak atanıyor, görevlendiriliyor. Çok istedikleri kindar, dindar, itaatkar bir nesil yetiştirme projesini hayata geçirebilmek için ÇEDES’leri hayata geçirdiler. Ardından hemen yanı sıra MESEM’ler uygulanmaya başlandı. Güzel güzel anlatılıyor MESEM’ler ancak MESEM’lerde çocuklar ölüyor sayın vekiller! 10-12 yaşındaki çocuklar, denetimsiz şekilde uygulanan bu MESEM’lerde hayatını kaybediyorlar.

    “TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ MÜFREDATI İDEOLOJİKTİR”

    Hemen arkasından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye bir müfredat geldi. Bütün bunları uygulayabilmek için müfredatı değiştirmek gerekiyordu. Bu müfredata baktığımızda da din eğitimine 572 sayfa ayrılırken felsefeye sadece 67 sayfa ayrıldığını görüyoruz. Tarikatların okullarla ilişiğinin oluşturulabilmesi için çok açık yaklaşımların olduğunu görüyoruz. Bu müfredat da kesinlikle pedagojik olmayan çok ideolojik olan bir müfredat olarak karşımıza çıkıyor.

    KAMUDA GÜVENCESİZ ÇALIŞTIRMA VURGUSU

    Öğretmenleri de bu projeler kapsamında görevlendirebilmemiz, şekillendirebilmemiz, en başta da eleyebilmemiz gerekiyor diye düşünmüşler anladığımız kadarıyla. Çünkü ‘Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi’ diye bize sundukları bu teklif de ağırlıklı olarak karşımıza çıkan bir akademi görüyoruz. Akademiye geldiklerinde de iş bitmeyecek akademideyken çalıştıkları okullarda 14 bin lira ile çalışacaklar. Sadece sağlık sigortaları yapılacak. Ve 3 dönem ile 4 dönem arasında bir eğitime tabi tutulacaklar. Akademinin sonunda tekrar yazılı sınav, tekrar mülakat. Zaten mülakatın ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz. Mülakat demek benim ideolojime uygun musun değil misin yaklaşımıdır. Biz bu kanun teklifinde kamuda güvencesiz çalıştırma meselesinin çok açık bir şekilde uygulama formülünü görüyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, veli dernekleri, eğitimciler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin içinde yer aldığı “Müfredatı Geri Çekin Platformu”, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredatın geri çekilmesi için birçok kentte oturma eylemi düzenleyerek açıklama yaptı. 

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) tüm itirazlara rağmen onayladığı müfredat gelecek yıl 1-5 ve 9. sınıflarda uygulamaya konulacak. AKP’nin eğitimde bugüne kadar uyguladığı gerici ve piyasacı uygulamaların programı olacak müfredata yönelik tepkiler sürerken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İstanbul Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesinde müfredatı tanıtmıştı. İktidar bu toplantılarda müfredat güzellemeleri yaparken Alevi örgütleri, sendikalar, eğitimciler, siyasi partiler, veli dernekleri ve meslek odaları da, “Laik, bilimsel, demokratik olmayan ve ana dilinde eğitime karşı olan bu müfredatı reddediyoruz!” diyerek alanlara çıktı.

    “Müfredatı Geri Çekin Platformu” olarak bir araya gelen kurum ve kuruluşlar, boykot ve eylem kararı kapsamında ülkenin bir çok kentinde basın açıklaması gerçekleştirerek oturma eylemi yaptı.

    Öte yandan platformda yer alan kurumlar okulların kapandığı 14 Haziran gününde de yeni müfredatın anayasa ve laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı hakkında suç duyurusunda bulunacak.

    ANKARA: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA YÜRÜNDÜ

    Müfredatı Geri Çek Platformu, Ankara’da TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne yürüdü.

    “Laik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz! Geri çekin” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Gerici müfredat istemiyoruz”, “Mücadele dersini öğretmenler veriyor”, “Laik, bilimsel, ana dilde eğitim” sloganları atıldı.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Veli Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, birlikte mücadeleye davet ederek, “26 Nisan’dan beri bu gerici, tarikatçı müfredatı reddettik. Bu müfredatı reddediyoruz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkıyor, müfredatı reddediyoruz. Oku öncesi eğitimden üniversitelere kadar bilimsellikten uzak dinsel ögelere göre şekillenmektedir. Bütün eğitim kurumları iktidarın mezhepçi, tarikatci eliyle bilimsel eğitimden uzaklaşmıştır. Müfredat dinselleştirme uygulamalarının sonuncusu ve en tehlikelisi olarak karşımızdadır. Devlet eğitimi dini esaslara göre değil laik ve bilimsel ögelere göre düzenlemelidir. Bugün ülke genelinde çocuklarımızı okullara göndermiyor, yeni müfredatı protesto ediyoruz. Uyarılarımızın dikkate alınmaması durumunda gelecek dönemde daha geniş eylemler yapılacağını bildiriyoruz” dedi.

    “BU MÜFREDAT ÇAĞ DIŞIDIR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise “AKP döneminde 4 ayrı program değişikliği yapıldı. Eğitimi her geçen gün bilimsel olmaktan, laik ve demokratik olmaktan uzak kaldılar. Bu müfredat jet hızıyla gündeme geldi ve hızla olaydan geçti. Bakan umarım bu kadar kurumun eleştirisini duyabilir. Sayın Bakan bu müfredatı değiştirme gerekçeniz neydi? Müfredat için araştırma yaptınız mı? 10 yıl hazırlık yapılıyor dediniz, kiminle yaptınız? Bunu ısrarla bizden saklıyorsunuz. Tarikatlarla bu müfredatı yaptığınızı biliyoruz. Neden pilot uygulaması yapılmadı? Kendinizi kandırmayın sayın Bakan. Bu müfredat çağ dışıdır sayın Bakan. Din odaklı bir müfredat yaptığınız için karşıyız. Örgün eğitimin içinde Diyanet İşleri gelip ders veriyor bu yüzden karşıyız sayın Bakan. Liyakati kaldırdınız sayın Bakan. Çocuklarımızı yıllardır yok sayıyorsunuz. Bu müfredatın eleştirilmesini istemediler. Bilimsel olmayan eleştiriden kaçar. O yüzden jet hızıyla geçirdiler müfredatı. İdeolojik olarak hazırladığınız müfredata karşı çıkıştı bilimselliğin ışığında ideolojik olacaktır. Eğitimi siyasetinizin ve ticaretinizin malzemesi haline getirdiniz. Kendi bildiğiniz için, farklı kimlikleri, farklı inançları yok sayarak bu müfredatı yaptığınız için size karşılar. Bakan gelin birlikte laik, bilimsel, kapsayıcı bi müfredat yapalım. Bu eylem sadece bir uyarıdır, bu platform yazın ve okulların açıldığı dönemde bir çok eylem önüne koyacak ve elinden geleni yapacaktır. Bu müfredatı geri çekin diyoruz” diye konuştu.

    ANTALYA

    Antalya’da da gerici müfredata karşı alanlara çıkıldı. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk kurumlar adına yaptığı açıklamada, “Bu iktidar giderayak çocuklarımızın ve gençlerimizin ruh sağlığıyla oynuyor. Kendi cinsiyetçi, tekçi, ötekileştirici anlayışlarını körpecik beyinlere vermek; çağıyla uyuşmayan, teknoloji ve bilimden uzak, medeni insanlık dünyasından çıkacak bir geleceğin peşine düşmüş durumdalar. Biz kabul etmiyoruz siz de etmeyin. Kendi çocuklarını Amerika’da, Avrupa’da en iyi koşullarda okutmak isteyenler bize Orta Çağı gösteriyorlar. Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz.  Tüm siyasi partileri, demokratik ve sivil toplum örgütlerini bu gerici-ırkçı iktidarın ihtiyacı doğrultusunda yapılmak istenen müfredat ve ders programlarına karşı çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    İSTANBUL

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu, Kadıköy Rıhtım’da “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne ilişkin kitlesel açıklama yaptı. “Laik, bilimsel, demokratik eğitim karşıtı müfredatı reddediyoruz!” pankartının taşındığı açıklamada “Laik, Parasız, bilimsel, demokratik eğitim, Birleşe birleşe kazanacağız, Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atıldı.

    Ortak basın açıklaması öncesinde söz alan Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Türkiye, sistem olarak tamamen bir kayyımlar sistemiyle yönetilir hale geldi. Evet belediyelere kayyım atanıyor, yeni maarif modeliyle geleceğimize de kayyım atandı. Bu çocuklarımızın geleceğine kayyımdır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilerin geleceğine kayyım atandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadınların özgür, eş yaşam ve geleceğine, İstanbul Sözleşmesi’ne kayyım atandı. Uluslararası maden şirketleriyle doğamıza, zenginliklerimize kayyım atandı. Şimdi bu programla çocuklarımızın zihnine, aklına, beynine kayyım atanıyor. Bugüne kadar alanlarda çok mücadele ettik ama bu çok önemli değerli canlar! Asla teslim olmayacağız, öyle güzel mücadeleler öreceğiz ki şaşacaksınız! Ve biz çocuklarımızın geleceğini bu gerici müfredata asla teslim etmeyeceğiz! Bu da bir Alevi sözü olsun!” diye konuştu.

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu adına ortak metni Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Bengi Şahin okudu.

    “DİNİ ESASLARA DAYALI, LAİKLİK VE BİLİM KARŞITI YENİ MÜFREDATI REDDEDİYORUZ!”

    Ortak basın metninde MEB’in ÇEDES ve benzeri projeler üzerinden eğitim sistemi içine faaliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla iç içe olan dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. kurumların tıpkı bir örümcek ağı gibi çepeçevre kuşatılmış durumda olduğuna, yeni müfredat değişikliklerinin eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturduğuna dikkat çekilerek “Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” vurgusu yapıldı.

    İZMİR: YÜZLERCE KİŞİYLE OTURMA EYLEMİ

    İzmir Müfredata Hayır Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kitle Konak YKM önünden sloganlarla yürüyerek Eski Sümerbank önünde basın açıklaması yaptı. Yürüyüşte sık sık AKP elini çocuklardan çek”, “Laik bilimsel anadilde eğitim”, “Irkçı gerici müfredata hayır” ve “Sermayeye değil eğitime bütçe” sloganları atıldı.

    5 dakikalık oturma eyleminden sonra açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli MEB’in müfredat değişiklikleri ile asıl hedefi düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen itaatkâr nesiller yetiştirmek olduğunu söyledi. Danyeli, tek adam rejiminin siyasal ve ideolojik hedeflerinin eğitim müfredatına yerleştirildiğini belirterek, Bireycilikle, milliyetçilikle, dini-milli değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden zayıf, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı bir eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. İzmir Müfredata Hayır Platformu olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    DERSİM

    Müfredatı Geri Çekin Platformu, Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu. Açıklamada, “Gerici müfredat değil; laik, bilimsel ve anadilinde eğitim istiyoruz” pankartı açıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler tarafından okulların kuşatıldığını söyleyen Öner, “Yeni müfredat değişiklikleri eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitimin bilimsel esaslara dayanmasından çok, iktidarın siyasal ideolojisinin eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden açık ve gizli olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağı başlığının “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak belirlenmiş olması bu nedenle tesadüf değildir. Yeni eğitim müfredatı, farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlerin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal çizgisine paralel şekilde hazırlanmıştır” diye konuştu.

    ADIYAMAN

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) onayladığı yeni eğitim sistemi Adıyaman’da biraraya gelen sivil toplum örgütleri, ve inanç grupları tarafından tepkiyle karşılandı.

    Adıyaman Demokrasi Parkı’nda açıklama yapan eğitim sen ve sivil toplum örgütü, ‘Müfredatı reddediyoruz, geri çekin’ pankartını açtı.

    Basın açıklamasını okuyan Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime, laik, demokratik ve anadilinde eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

     

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL-İZMİR-DERSİM-ANTALYA

  • İzmir Müfredata Hayır Platformu, 11 Haziran’da yeni müfredatı protesto edecek

    İzmir Müfredata Hayır Platformu, 11 Haziran’da yeni müfredatı protesto edecek

    PİRHA- İzmir Müfredata Hayır Platformu, hükümetin “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredatına karşı 11 Haziran Salı günü alanlara çıkarak oturma eylemi ve basın açıklaması yapacak. Oturma eylemine laik eğitim isteyen herkes davet edildi. 

    Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube’de bir araya gelen sendikalar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, inanç örgütleri ve veli dernekleri ile yapılan toplantı sonucu İzmir Müfredata Hayır Platformu kuruldu.

    Platform; amacını, iktidar tarafından hazırlanan laik, bilimsel ve demokratik olmayan yeni müfredata karşı ortak ve sürekli bir mücadele çizgisini oluşturma olarak açıklamıştı.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla hayata geçirilen yeni müfredatın, hükümetin biat ve itaatı merkezine alan bir nesil yetiştirme programı olduğunu vurgulayan İzmir Müfredata Hayır Platformu, 11 Haziran Salı günü saat 18.00’de Eski Sümerbank önünde gerçekleşecek oturma eylemine katılım çağrısı yaptı.

    “MÜFREDATI REDDEDİYORUZ”

    İzmir Müfredata Hayır Platformu’nun açıklaması şöyle:

    “*Hangi ihtiyaç analizine göre yazıldığı belli olmadığı için,
    *Pilot uygulaması yapılmadığı için,
    *Öğretmen, akademisyen ve program geliştirme uzmanlarının yeterli derecede görüşü alınmadığı için,
    *“fıtrat, şükür, kanaat, cedel, medevvet, iffet, haram, helal, sabır v.b.” gibi birçok dini söylemler içerdiği için,
    *Bilimsel-özgür düşünceyi ve evrensel değerleri ortadan kaldırdığı için,
    *Emek-sömürü mekanizmasını içselleştirmek istediği için,
    *Sorgulayan, eleştiren bireyler yerine fıtrat ve şükrü model aldığı için,
    *Seyreltmelerin hangi ölçülere göre, hangi konularda, hangi amaç doğrultusunda yapıldığı, ne hedeflendiği belirtilmediği için,
    *Toplumsal fayda ve çocuğun üstün yararı ilkelerini merkezine almadığı için,
    *Toplumsal Cinsiyet Eşitliği yaklaşımına sahip olmadığı için,
    *Çok kimlikli, çok dilli ve çok kültürlülüğü esas almadığı için,
    *Kamusal eğitim yerine piyasacı eğitimi beslediği için,
    *Öğrencinin bilimsel, akılcı ve evrensel değerleri yerine fıtri, yaradılıştan gelen özelliklerini koruma ve geliştirmeyi amaçladığı için,
    100 yıl öncesinin hayalini 100 yıl sonrasının hedefi olarak planladığı için,
    *Ülkenin ve çocukların geleceğini mevcut iktidarın kendi idealine heba ettiği için,
    *Laik, Bilimsel ve Demokratik Eğitime karşı olduğu için REDDEDİYORUZ!

    11 HAZİRAN’DA OTURMA EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRİLECEK

    11 Haziran Salı günü alanlarda olacağız. Saat 18.00’de Konak YKM önünde toplanarak Eski Sümerbank önünde oturma eylemi ve basın açıklaması yapılacaktır. Tüm İzmir halkını “LAİK, BİLİMSEL, DEMOKRATİK EĞİTİME, KARŞI OLAN BU MÜFREDATI REDDEDİYORUZ!” şiarıyla alanlarda olmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

  • ÇEDES’e ve yeni müfredata tepki: Çocuklarımızı 11 Haziran’da okula göndermeyeceğiz!-VİDEO

    ÇEDES’e ve yeni müfredata tepki: Çocuklarımızı 11 Haziran’da okula göndermeyeceğiz!-VİDEO

    PİRHA-Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, AKP’nin müfredatına ve eğitimde dinselleşmeye tepki gösterdi. Yapılan açıklamada,”Müfredat taslağı başlığının ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olarak belirlenmiş olması tesadüf değildir. Yeni müfredat değişiklikleri okullar başta olmak üzere eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır” denildi.

    Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, Mamak’taki okulların önünde bir süredir açıklama yaparak, bildiri dağıtıyor. Platform, ÇEDES’e ve yeni müfredata hayır demek için Mamak’taki Mehmet Çekiç Ortaokulu’nun önünde basın açıklaması yaptı. ‘ÇEDES-maarif modeli değil, laik, bilimsel eğitim istiyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Gerici müfredat istemiyoruz” sloganları atıldı.

    Açıklamayı platform adına Mursal Köy Derneği Başkanı Aşur Şahin okudu.

    “DEĞİŞİKLİKLER İKTİDARIN EĞİTİMDEKİ SİYASAL-İDEOLOJİK HEDEFLERİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

    Eğitim müfredatında yapılmak istenen değişikliklerin iktidarın eğitimdeki siyasal-ideolojik hedeflerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Aşur Şahin, “Müfredat ya da öğretim programları, devlet tarafından okulda öğretmenin bir konuyu hangi içerikte, ne tür koşullarda, nasıl ve hangi yöntemlerle anlatacağını, neye dikkat edip neyi öne çıkaracağını belirleyen eğitsel planlardır. Müfredatlar içerdiği bilgi, değer ve beceriler kadar içermediği, dışladığı, görmezden geldiği konularla da öne çıkan metinlerdir. Eğitim müfredatının çocuk ve gençlerin, ülkenin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal-ideolojik çizgisine uygun hale getirilmesinin en somut yönü okullarda hangi bilgilerin, nasıl, hangi araçlar ve örnekler üzerinden verileceğidir. Eğitim sistemi açısından öğrencilere verilecek bilgiyi belirlemek ve seçmek, müfredat ve ders kitapları üzerinden öğrencilere aktarılması süreci pedagojik olduğu kadar, siyasal bir nitelik de taşımaktadır. Dolayısıyla bugün eğitim müfredatında yapılmak istenen değişiklikleri ve içeriği tartışılan ders kitaplarını iktidarın eğitimdeki siyasal-ideolojik hedeflerinden ayrı değerlendirmemiz mümkün değildir” dedi.

    “ELEŞTİRİ VE ÖNERİLER DİKKATE ALINMADAN DEĞİŞİKLİKLER ONAYLANMIŞTIR”

    Aşur Şahin eleştiri ve önerilerin dikkate alınmadan değişikliklerin onaylandığını altını çizerek şunları söyledi:

    “Normal koşullarda müfredat değişikliklerinin içeriğinin ne olacağı, nasıl bir değişiklik önerildiğinin bütün yönleriyle, bilim insanları, eğitim bilimciler ve eğitim sendikalarının görüşleri alınarak, çeşitli yönleriyle tartışılarak belirlenmesi gerekir. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ülkenin bugünü ve geleceğini yakından ilgilendiren böylesine önemli bir konuda ‘yangından mal kaçırır gibi’ hareket etmiştir. Hazırlıklarının on yıl sürdüğü açıklanan müfredat değişiklikleri için sadece bir hafta değerlendirme süresi belirlenmiş, eleştiri ve öneriler dikkate alınmadan değişiklikler onaylanmıştır.

    MEB’in müfredat değişikliklerinde laik ve bilimsel eğitim geri plana itilirken, bütün ders kitaplarında ‘milli ve manevi değerler’ merkeze alınmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın öncelikli hedefi eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden iktidarın siyasal ideolojisinin açık ve gizli olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağı başlığının ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olarak belirlenmiş olması tesadüf değildir. Yeni müfredat değişiklikleri okullar başta olmak üzere eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır.”

    “TEK DİN, TEK MEZHEP ANLAYIŞI ÜZERİNDEN BİR MÜFREDAT OLUŞTURULMUŞTUR”

    Aşur Şahin “MEB’in müfredat değişiklikleri ile asıl hedefi düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen nesiller yetiştirmektir” diyerek şöyle devam etti:

    “Bunun için öğretim programlarında bilimsel eğitim ile ilgili olan pek çok nokta özenle ‘sadeleştirme’ ya da ‘ayıklamaya’ tabi tutulmuş, tek adam rejiminin siyasal ve ideolojik hedefleri ders kitaplarına yerleştirilmiştir. Ders kitaplarında yapılan ‘sadeleştirme’ ile doğrudan bilim, tarih, felsefe ve sanat dersleri hedef alınmıştır. Bazı derslerde ünite ve kazanım sayılarının azaltılarak ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ‘dini’, ‘milli ve manevi’ değerleri merkeze alan yeni bir müfredat oluşturulmuştur.
    MEB’in ÇEDES ve benzeri projeler ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine faaliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla ekonomik ve siyasal bağları olan dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb üzerinden doğrudan iktidar desteği ile tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemini kuşatmıştır. Yeni müfredat değişiklikleri okullar başta olmak üzere eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır.

    Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu olarak eğitim müfredatı olmaktan çok siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerini gözeten, tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Tüm eğitim ve bilim emekçilerini, öğrenci ve velilerimizi bilim ve laiklik karşıtı eğitim müfredatına karşı birlikte mücadeleye davet ediyoruz.”

    “11 HAZİRAN DA ÇOCUKLARIMIZI OKULA GÖNDERMEYECEĞİZ”

    11 Haziran’da yapılacak boykota çağrı bildirisini Yuva Külahlı Köyleri Derneği Başkanı Yusuf Gölpınar okudu. Bildiride şu ifadelere yer verildi:

    “Bizler, çocuklarımızın haklarına, emeklerine ve geleceğine sahip çıkmak, bu müfredat değişikliğinin geri alınması talebimizi daha güçlü ifade etmek için çocuklarımızı 11 Haziran 2024 tarihinde okula göndermeyeceğiz! Mamak Mehmet Çekiç Orta Okulu önünden Uyarıyoruz! Bilim dışı müfredatı reddediyoruz, geri çekin!

    Sesimizi duyan, çocukları için endişelenen ve çocuklara onurlu bir gelecek bırakmak isteyen herkesi çağrımıza destek olmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Polat: Bilimsel, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz-VİDEO

    Polat: Bilimsel, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim sistemi daha çok ideolojik. İstedikleri bir insan modeli yetiştirme üzerine kurulmuş gibi” dedi. Polat, yeni eğitim modelinin tek mezhebe, tek dile dayandığını ifade ederek, “Bilimsel olmayan, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tepki çeken “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatını onayladı. Eğitim sendikaları ‘dinselleştirmenin’ önünü açacağı ve laik, bilimsel eğitime karşı olduğu için müfredata karşı çıkmıştı.

    Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, yeni eğitim modelinin tek mezhebe, tek dile dayandığını ifade ederek, “Bilimsel olmayan, demokratik, laik olmayan bu eğitim sistemini kabul etmiyoruz” dedi.

    “10 YILDIR HAZIRLIK YAPILDIĞI SÖYLENİYOR AMA EĞİTİMCİLERİN HABERİ YOK”

    AKP iktidarının ilk olarak 2004 yılında müfredat değişikliği yaptığını, 2018’de de bir eğitim müfredatı değişimine gittiğini söyleyen Polat, “Bu son Türkiye Eğitim Yüzyılı müfredatı ciddi bir köklü değişikliği içeriyor. Bir defa bu hazırlanan müfredat hiçbir yönüyle demokratik değil. Hükümet kendince 10 yıldır hazırlığını yaptığını söylüyor. 10 yıldır hazırlık yapıyorsunuz ama eğitimcilerin, bilim insanlarının, eğitim emekçilerinin görüşlerini almıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI KENDİSİNE YAKIN KURUMLARDAN GÖRÜŞ ALMIŞ”

    Polat, Milli eğitim Bakanlığı’nın kendisine yakın gördüğü sivil toplum kuruluşlarıyla, derneklerle, tarikatlarla ve cemaatlerle işbirliği yaptığını belirterek şöyle devam etti:

    “Eğitimcilerin görüşünü aldık, diyor. Hiçbir eğitim sendikasının bu müfredat hakkında bilgisi yoktu. 1 ay önce tanıtım yapıldı ve çok kısa süre zarfında öğretmenlerden görüş alınması talep edildi. Biz şunun farkındayız: Müfredat uzun soluklu bir çalışma. Müfredat bir bütün olarak tüm ülkede eğitim kademelerinde okutulacak derslerin içeriğini, derslerin amacını belirleyen bir taslak. Bu ülke aslında çok dilli, çok kültürlü, çok kimlikli ve çok renkli bir ülke. Onun için yeni müfredatın da buna göre hazırlanması lazımdı. Yeni eğitim modeli daha çok tek mezhep, tek dil, tek din üzerinden yürüyor. Buna karşı biz Eğitim Sen olarak diyoruz ki ana dilinde çok dilli eğitim. Bu yeni müfredatta farklı inançlara dair hiçbir şey yok.
    Bu bahsedilen eğitim sisteminin örtük tarafına bakmak lazım. Gizli tarafı dediğimiz kısmı görmemiz lazım. Burada amaçlanan Türk-İslam sentezine yakın bir kişilik modeli ortaya çıkarmak. Bu eğitim modelinde liyakat yok, sadakat var.”

    İdeolojik bir müfredat olduğuna dikkat çeken Polat, “Bu onaylanan eğitim modeli daha çok özel okul sahibi sermayedarların işine geldi. ÇEDES projeleriyle ilgili yaşanan sorunlar hala devam ediyor. Buna dair herhangi bir açıklama yok. Bilimsel olmayan, laik olmayan, demokratik olmayan bu eğitim modelini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • ÇEDES’e ve yeni müfredata tepki: Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    ÇEDES’e ve yeni müfredata tepki: Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, AKP’nin müfredatına ve eğitimde dinselleşmeye tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz. Her okulda, her mahallede, her sokakta halk düşmanı “Maarif modelinizle, ÇEDES’inizle, örümcekleşmiş rantçı zihniyetinizle mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi. 

    Mamak Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu, ÇEDES’e ve yeni müfredata hayır demek için Mamak’taki Açıkalın İlkokulu’nun önünde basın açıklaması yaptı. ‘ÇEDES-maarif modeli değil, laik, bilimsel eğitim istiyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Cinsiyetçi eğitim istemiyoruz” sloganları atıldı.

    Açıklamayı platform adına Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Sekreteri Sibel Gökçe Evci okudu.

    “YENİ MÜFREDAT İLE NEYİ AMAÇLADIĞINIZI BİLİYORUZ”

    “AKP tarafından yeni müfredat diye duyurulan ve ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla yaşama geçirilmek istenen eğitim modelinizle neyi amaçladığınızı biliyoruz” diyen Sibel Gökçe Evci, “Bu müfredatla: Tek dini, tek mezhebi ve tek milleti dayatacaksınız; buna da yerli ve millî diyeceksiniz. Çocuklarımızı, erkeğin kadından daha üstün olduğuna inandırmaya çalışacak, buna da fıtrat diyeceksiniz. Karma eğitimi tartıştıracak, kız çocuklarımızı okullardan almanın yollarını arayacak, buna da ahlâk diyeceksiniz. Çocuklarımızı yoksulluğa itecek, çocuk yaşta sömürü çarklarında yaralanmalarına, ölmelerine sebep olacak; buna da kader diyeceksiniz. Okullara manevi danışmanlar olarak atadığınız imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocalarıyla çocuklarımıza cami avlusu ve mezar temizliği yaptıracak; buna da çevre diyeceksiniz. Kanaat, şükür, iffet, mahremiyet gibi değer yargılarınızı yüceltecek buna da ÇEDES diyeceksiniz” dedi.

    “İKTİDARINIZ, TEPKİLERE RAĞMEN ‘MAARİF MODELİNE’ SIKI SIKIYA SARILIYOR”

    Bu modelin, bir halkın eğitim yoluyla nasıl karanlığa sürüklendiğinin belgesi olduğunun altını çizen Evci, “Üniversiteleri çoktandır bilim yuvaları olmaktan çıkaran iktidarınız temel eğitimi de cemaatlerin, sermayenin ve uluslararası güçlerin istekleri doğrultusunda şekillendiriyor.
    Bu müfredat taslağını istemiyoruz, diyen yüzlerce kurumun yüzlerce tepkisine rağmen, toplumun tepkilerinin artarak devam etmesine rağmen iktidarınız ‘Maarif Modeline’ sıkı sıkıya sarılmaya devam ediyor. AKP; velilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin, halkın beklenti ve isteklerine kulaklarını tıkadığını bir kez daha ilan etti” diye belirtti.

    “BU MİLYON DOLARLARI, MİLYAR DOLARLARA ÇEVİRMEK İSTEYENLERİN MÜFREDATIDIR”

    67 bin 284 görüş bildirilen müfredatı bir hafta gibi kısa sürede değerlendiren Talim ve Terbiye Kurulu, ardından da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in , 26 Mayıs’ta onayladığı hatırlatılan açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Oysa Bakanlık, müfredat taslağını öğretmenlerin seminer döneminde inceleyeceğini ve raporlaştıracağını belirtmişti. Eğitimin en önemli parçası olan öğretmenlerin görüşlerini almadan yangından mal kaçırır gibi, pilot uygulamalara bile tabi tutmadan yayımladı. Milyonlarca liraya basılacak kitapların matbaaları belirlenmiş, dağıtım ihaleleri az çok belli olmuş, sözde bir katılımcılıkla demokrasi oyunu oynadığınızı zaten biliyoruz.

    Biz, çocuklarımızı ÇEDES ile okullara soktuğunuz cemaatlerden/tarikatlardan nasıl koruyacağız diye düşünürken; bugün, okullarda uygulanacak olan çağdışı müfredatınızla çocuklarımızı okullardan nasıl koruyacağız diye endişelenmeye başladık.
    Sermayenin, zenginlerin ihtiyacı olan bu eğitim müfredatının; emekçilere, bu halka ve ülkeye bir saldırı olduğunu biliyoruz. Kökü dışarıda olan cemaat ve tarikatlar, tıpkı FETÖ gibi kullanılıyor. Her bir tarikatınız milyon dolarları yönetiyor. Milyon dolarlarını, milyar dolarlara çevirmek isteyenlerin müfredatıdır bu müfredat.”

    “ÇOCUKLARI ORTA ÇAĞ KARANLIĞINA SÜRÜKLEDİĞİNİZİN FARKINDAYIZ”

    Eğitimde dinselleşmenin son sürat devam ettiğine vurgu yapılan açıklamada, “Müfredata soktuğunuz çok sayıda din dersinizle, STK’lar dediğiniz tarikat ve cemaatlerinizle, cihadınızla, bilimin, mantığın, felsefenin son kırıntılarını okullardan çıkarıp attığınız, tek dine, tek mezhebe, tek millete indirgediğiniz Maarif modelinizle çocuklarımızı Orta Çağ karanlığına nasıl sürüklediğinizin farkındayız: Bizler, çocuklarımıza vadettiğiniz bu dünyayı ve geleceği reddediyoruz. Ama siz de şunun farkında olun ki: Bu karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz. Her okulda, her mahallede, her sokakta halk düşmanı “Maarif modelinizle, ÇEDES’inizle, örümcekleşmiş rantçı zihniyetinizle mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

    Açıklama, velilere bildiri dağıtılarak sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • ÇYDD, dinci eğitim sistemini amaçlayan yeni müfredatın iptali için Danıştay’a başvurdu

    ÇYDD, dinci eğitim sistemini amaçlayan yeni müfredatın iptali için Danıştay’a başvurdu

    PİRHA-Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak adlandırılan yeni eğitim müfredatının yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da dava açtıklarını duyurdu

    Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), eğitimcilerin “laik ve demokratik değerlere meydan okuma” olarak nitelendirdikleri “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne karşı yargı yoluna gitti. Dernek, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan modelin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’a başvurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Gençlik Sözcüsü Koçer: Yeni müfredat ile Alevi çocukların problemleri artacak-VİDEO

    PSAKD Gençlik Sözcüsü Koçer: Yeni müfredat ile Alevi çocukların problemleri artacak-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı’nın tartışmalara neden olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli onaylandı. Yeni müfredata tepkiler gelmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gençlik Sözcüsü Arif Can Koçer, “Laik, bilimsel eğitimden uzaklaşıp; dini, yerli, milli tabirleriyle bir nesil yetiştirmek istiyorlar. Yeni müfredat ile Alevi çocuklarının problemlerinin daha fazla artacağını düşünüyorum” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın kabul sürecinden geçen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni onayladı.

    Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce 9 dersin öğretim programı ile ortak metni, Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce 10 dersin öğretim programı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce 7 dersin öğretim programı 26 Nisan’da kamuoyunun görüş ve önerisine sunuldu. 10 Mayıs’a kadar askıda kalan taslağa bu sürede 67 bin 284 görüş ve öneri iletildi.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” için iletilen görüş ve önerilerin öğretim programlarına yansıtılması için ilgili komisyonlar gerekli tasnif ve değerlendirmeleri yaptıktan sonra yeni müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’nun onayına sunuldu.

    Yeni müfredat taslağına öğretmenlerden 38 bin 865 görüş ve öneri gelirken müfredat taslağına katkı sunmak isteyen sivil toplum kuruluşları, eğitim platformları ile eğitimin diğer paydaşları ise 28 bin 419 görüş bildirdi.

    Müfredat için görüş ve önerilerin yüzde 58’i öğretmenlerden, yüzde 42’si ise diğer paydaşlardan geldi.

    Yeni müfredat, gelecek eğitim-öğretim döneminden itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gençlik Sözcüsü Arif Can Koçer, AKP hükümetinin yeni eğitim müfredatını PİRHA‘ya değerlendirdi. Koçer, Alevi çocuklarının eğitim sistemi içerisinde yaşadıkları sorunlara dikkat çekti.

    “OKULLARI MEDERESEYE ÇEVİRMEK İSTİYORLAR”

    İktidarın yıllardır yaptığı faaliyetler ile eğitimi bilimsellikten uzaklaştırarak, dini temelli bir eğitim modeli oluşturmak istediğine vurgu yapan Arif Can Koçer şunları söyledi:

    “Yüzyıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nin güttüğü bir eğitim programı varken, AKP’nin güttüğü bir eğitim programı da var şu an. Geçen sene karşılaştığımız ÇEDES ya da yıllardır mücadele ettiğimiz din derslerinin devamı da bu eğitim programının ne olduğunu gösteriyor. AKP’nin yıllar önce söylediği bir cümle var, o zaman ki Başbakan ‘dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz’ demişti. Bunun devamı olan bir müfredat değişikliği ile karşı karşıyayız. Laik, bilimsel eğitimden uzaklaşıp; dini, yerli, milli tabirleriyle bir nesil yetiştirmek istiyorlar.

    Yıllardır değişim sürekli devam ediyor; 4+4+4’ün getirilmesi daha sonra bu eğitim sistemi içerisinde din derslerinin çok daha erken bir yaşa çekilmesi, tarih dersindeki oynamalar, dini ögeler ile tarihi öğelerin birleştirilerek aktarılması, evrim teorisinin derslerden çıkarılması, bugün bunun yerine yaratılış modelinin eklenmesi gibi ilerleyen bir süreç. Zaten külliye kurma hayalleri var. Üniversitelerden külliye diye bahsediyorlar. Bunu yapan bir iktidar doğal olarak bu sürecin devamında da daha da gerici, medreseleşmiş okullara, dini eğitimlerin olduğu yerlere çevirmek isteyeceklerdir.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARI ÇOK FAZLA PROBLEM YAŞIYOR”

    Koçer, Alevi çocuklarının çok fazla problem yaşadığını altını çizerek, “Öncelikle bir kendi inancı var ve okulda duyduğu, kendiisne dayatılan bir inanç var. Bununla mücadele ediyoruz. Daha önce çok fazla örneklerini gördük. Okullarda öğrencilere; zorla dua öğretilmek, zorla namaz kıldırılmak istendi. Çocukların okuldan eve döndüklerinde bir ikilemde kaldığı çok açık ortada.  Çocukların kafasında ‘Biz namaz kılmıyoruz, biz Müslüman değil miyiz? Biz Aleviyiz, peki biz neyiz? Biz kötü müyüz?’ gibi soru işaretleri oluşuyor. ÇEDES projesi ile birlikte okullarda dini eğitimi, manevi danışmanlar altında imamları getirmeye çalışıyorlar. Yeni müfredat ile Alevi çocuklarının problemlerinin daha fazla artacağını düşünüyorum” dedi.

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

  • Kurumlardan hükümete yeni müfredat tepkisi: Bu müfredatı derhal geri çekin!-VİDEO

    Kurumlardan hükümete yeni müfredat tepkisi: Bu müfredatı derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata karşı tepkiler gelmeye devam ediyor. Sendikalar, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri konuya ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Ülkeyi yönetenlerin ve MEB’in eğitimin tüm bileşenleri, akademisyenleri, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları, eğitim fakülteleri ile yan yana gelerek bir müfredat hazırlaması gerekirdi” dedi. Irmak, bu müfredatın bilime ve bilimsel gerçeklere savaş açtığını, laik eğitim ve laik yaşamı hedef aldığını kaydetti.

    video eklenecek…

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata karşı, sendikalar, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte yürütülecek ortak mücadele programı hakkında, Eğitim Sen Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenlendi.

    Eğitim Sen, Halkevleri, KESK ve bağlı sendikalar, Laiklik Meclisi, Öğretmen Sendikası, EĞİT-DER, CHP, Alevi Kültür Dernekleri, DEM Parti, Alevi Bektaşi Federasyonu, Sol Parti, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, EMEP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, SYKP, VELİ-DER, İHD, ÖV–DER’in imzacısı olduğu açıklamayı, kurumlar adına Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “HAZIRLIK SÜRESİNİN  10 YIL OLDUĞU AÇLANAN MÜFREDATA GÜN İÇİNDE GÖRÜŞ VE ÖNERİ İSTENDİ”

    26 Nisan 2024 tarihinde “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ismiyle kamuoyuna açıklanan müfredatın, dün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından imzalandığını hatırlatan Kemal Irmak, “Bakanlık; kamuoyuna açıkladıkları müfredatla ilgili bir hafta süre vererek öneri, görüş ve eleştiriye açtığını ifade etmişti. Sürenin az olduğu eleştirilerine, ‘Süreyi %50 daha artırıyoruz’ diyerek (dalga geçer gibi) on güne çıkardığını açıkladı. Hazırlık süresinin 10 yıl olduğunu açıkladığı müfredata 10 gün içinde görüş ve öneri istiyordu.

    Öncesinde 1000 kişiyle hazırlandığı, onlarca çalıştay yapıldığı ifade edilmiş, ancak bu kişilerin kimler olduğu, bu çalıştayların kimlerle ve nerede yapıldığı soruları hep yanıtsız bırakılmış, bu soruları yönelten kurumlar ‘Size tek tek açıklamak zorunda mıyım?’ diyerek savuşturulmuştur. Bakan Tekin ardından 67 bin 284 öneri ve görüş geldiğini ifade etti, ancak bu açıklamadan kısa bir süre sonra, müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’undan geçerek Bakanlığın onayına sunuldu ve hemen ardından da imzalandı. Bu kadar çok öneri ve görüşü bu kadar kısa sürede nasıl değerlendirdikleri, bu görüş ve önerilerin neler olduğuna dair bütün sorular havada kaldı” dedi.

    “BİR ORTA OYUNU OYNADIKLARINI BU SÜREÇTE NET BİR ŞEKİLDE GÖRDÜK”

    Yangından mal kaçırırcasına çok hızlı bir süreç işletilendiğine vurgu yapan Irmak, “Her şeyin ne kadar kurgu olduğunu, yaptıkları bu tür faaliyetlerin ne kadar ciddiyetsiz ve formalite olduğunu, bir orta oyunu oynadıklarını bu süreçte net bir şekilde gördük. Oysa ülkenin eğitim müfredatı hazırlanıyor. Ülkeyi yönetenlerin ve MEB’in çok büyük bir ciddiyetle ve samimiyetle konuyu ele alması ve eğitimin tüm bileşenleri, akademisyenleri, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları, eğitim fakülteleri ile yan yana gelerek bir müfredat hazırlaması gerekirdi.
    Diğer yandan, değişim gerekçeleri, ihtiyaç analizleri, eğitim programı hazırlama teknikleri, vb. adımların hiç biri yapılmamıştır. Daha da önemlisi pilot uygulamaya gerek kalmadan müfredatın hemen önümüzdeki eğitim-öğretim yılı içinde uygulamaya başlanacağı açıklanmıştır. Dikkatinizi çekmek istiyoruz, yangından mal kaçırırcasına çok hızlı bir süreç işletilmiştir” diye ekledi.

    “LAİK, DEMOKRATİK YAŞAMA TOPYEKÛN BİR MEYDAN OKUMA HEDEFLENMİŞTİR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bu sürecin bu kadar hızlı işletilmesinin sebepleri, aşağıda sıraladığımız müfredatın içine sindirilen sebeplerdir” diyerek şunları sıraladı:

    Bu müfredat:
    1. Bilime ve bilimsel gerçeklere savaş açtığı için,
    2. Laik eğitim ve laik yaşamı hedef aldığı için,
    3. Cumhuriyetin aydınlanmacı değerlerini ortadan kaldırdığı için,
    4. Cinsiyetçi olup, toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermediği için,
    5. Toplumsal, kültürel çeşitliği yok saydığı için,
    6. Eğitimi piyasaya açmak, kamusal eğitimi ortadan kaldırmaya yönelik hazırlandığı için,
    7. Öğrencileri belirsizliğe, umutsuzluğa ve geleceksizliğe sürüklediği için,
    8. Sınav odaklı eğitim sistemine devam ederek, öğrenci yeteneklerini beceriler üzerinden değil değerler üzerinden gerici bir yöntemle ölçmek için,
    9. Eğitimi bir bütün olarak dincileştirme ve bütün okulları imam hatip müfredatları ile eşleştirmek için,
    10. Birleştirici, bütünleştirici ortak yurttaş bilinci yerine, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı olduğu için.

    Ayrıştırma, kutuplaştırma, yok sayma, gericileştirme vb. yaklaşımlar ön plana çıkarılmış ve bu müfredatla, yukarıda sıralanan sebepler üzerinden laik demokratik yaşama topyekûn bir meydan okuma hedeflenmiştir.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Toplumun tepkisine rağmen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ MEB tarafından onaylandı

    Toplumun tepkisine rağmen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ MEB tarafından onaylandı

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın tartışmalara neden olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli onaylandı.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının kabul sürecinden geçen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni onayladı.

    Milli Eğitim Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce 9 dersin öğretim programı ile ortak metni, Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce 10 dersin öğretim programı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce 7 dersin öğretim programı 26 Nisan’da kamuoyunun görüş ve önerisine sunuldu. 10 Mayıs’a kadar askıda kalan taslağa bu sürede 67 bin 284 görüş ve öneri iletildi.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” için iletilen görüş ve önerilerin öğretim programlarına yansıtılması için ilgili komisyonlar gerekli tasnif ve değerlendirmeleri yaptıktan sonra yeni müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’nun onayına sunuldu.

    Yeni müfredat taslağına öğretmenlerden 38 bin 865 görüş ve öneri gelirken müfredat taslağına katkı sunmak isteyen sivil toplum kuruluşları, eğitim platformları ile eğitimin diğer paydaşları ise 28 bin 419 görüş bildirdi.

    Müfredat için görüş ve önerilerin yüzde 58’i öğretmenlerden, yüzde 42’si ise diğer paydaşlardan geldi.

    Yeni müfredat, gelecek eğitim-öğretim döneminden itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak.

    Eski müfredat ve yeni müfredatı karşılaştıran eğitim uzmanları din içerikli derslerin “kültür” dersi olmaktan çıkıp “dini eğitime” dönüştüğü eleştirisi dile getirmişti. Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitim müfredatının geri çekilmesi için imza toplamış ve kapsamlı bir raporla birlikte MEB’e teslim etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Talim ve Terbiye Kurulu, toplumun tepki gösterdiği ‘yeni müfredatı’ onayladı

    Talim ve Terbiye Kurulu, toplumun tepki gösterdiği ‘yeni müfredatı’ onayladı

    PİRHA- Talim ve Terbiye Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni müfredatı toplumun tepkisine rağmen onayladı.

    Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Cihad Demirli, eğitim sendikalarının, demokratik kitle örgütlerinin bilime ve laikliğe aykırı olduğunu belirttiği MEB’in yeni müfredat taslağının onaylandığını açıkladı. Tartışmalı müfredat, bakanlık onayına sunulacak.

    Prof. Dr. Cihad Demirli, “Yeni müfredat taslağı hakkında iletilen tüm görüş-öneriler, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızca özenle değerlendirildi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin askı sürecinde eğitim paydaşlarından gelen 67 bin 284 görüş ve öneri tek tek tasnif edildi” dedi.

    Yeni müfredat, gelecek eğitim öğretim döneminden itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak. Talim ve Terbiye Kurulu’nca onaylanan yeni öğretim programlarına, makam onayının ardından Bakanlığın internet sitesi üzerinden erişilebilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları: Bakan Tekin’e medrese eğitimine doğru gidilmesinin tehlikelerini anlattık

    Alevi kurumları: Bakan Tekin’e medrese eğitimine doğru gidilmesinin tehlikelerini anlattık

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile dün makamında görüşen Alevi çatı kurumların yöneticileri ortak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıların altını çizdik. Milli Eğitiminin son yıllarda artarak devam eden eğitimde gericileşme, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşmanın sonuçlarından biri olarak eğitimin medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşbaşkanı Nevin Kamil Ağaoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, önceki gün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Kurumlar, yapılan görüşmede Bakan Tekin’e, Alevi kurumlarının kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocukların eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları anlattı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Derneği (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)’nın katıldığı dünkü görüşmenin ardından kurumlar adına ortak bir açıklama yapıldı.

    Görüşmenin detaylarının aktarıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla kamuoyu ile paylaşılan projenin, toplumu kutuplaştıracağını, başta Aleviler olmak üzere farklı inançlardaki çocukları ötekileştireceğini vurguladık. Yine bu bağlamda, uzun yıllardır dile getirdiğimiz laik, bilimsel, demokratik eğitim vurgusunun bizim açımızdan ne anlama geldiğini ve ne ifade ettiğini kendisine ayrıntılı olarak anlattık. Yıllardır zorunlu din derslerine karşı verdiğimiz mücadelede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazandığımız davalara rağmen bu kararların uygulanmadığına vurgu yaptık. Sözde seçmeli din dersi olmasına rağmen fiiliyatta zorunlu olan din dersleri ile ilgili pratikteki uygulamaları anlattık.

    “ALEVİ ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI ZULMÜ ANLATTIK”

    ÇEDES ve benzeri projeler ile Alevi çocuklarının yaşadığı zulmü anlattık. Bu projeleri kabul etmediğimizi, başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıların altını çizdik. Milli Eğitiminin son yıllarda artarak devam eden eğitimde gericileşme, bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşmanın sonuçlarından biri olarak eğitimin medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık. 2024-2025 eğitim öğretim yılında uygulamayı planladıkları yeni müfredat ile ilgili kaygılarımızı, itirazlarımızı dile getirdik. Çağdaş, bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim modeli ve programına ihtiyaç olduğunu ancak bu hazırlanan modelin bu ihtiyacı karşılayamayacağını belirtip, programın geri çekilmesini ve bütün toplumsal muhatapları ile tartışılmasını talep ettik. Bu haliyle müfredatı asla kabul etmeyeceğimizi bununla ilgili bütün demokratik haklarımızı kullanacağımızı, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu yönde mücadelemize devam edeceğimizi ilettik.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO

  • Sümbül: Yeni müfredat dindar ve kindar nesil yetiştirmenin aracı olacak -VİDEO

    Sümbül: Yeni müfredat dindar ve kindar nesil yetiştirmenin aracı olacak -VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, yeni müfredatta bilimsel konuların yerine dini içeriklerin arttırıldığına dikkat çekerek, “Bu müfredatta bilime dair bir şey yok. Tek dil, tek din, tek mezhep anlayışının dayatılması var. Kindar ve dindar bir nesil yetiştireceğiz diyorlardı. Bu müfredat tam da bu nesli yetiştirmenin aracı olacak” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) hazırladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adını taşıyan yeni müfredat taslağında bilimsel birçok konunun kaldırılması, var olan konuların ise oldukça seyreltilmesi, dini konuların ise daha fazla yer alması tepkilere neden oldu.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat taslağını PİRHA için değerlendirdi.

    “TEHLİKELİ BİR MÜFREDAT”

    Mahmut Sümbül, 10 yıldır hazırlığı süren müfredatta bilim emekçilerinin görüşlerinin alınmadığını belirterek, “Tarikatlarla, cemaatlerle, kendi yandaşlarıyla kol kola bir müfredat hazırlamışlar” dedi.

    Müfredatta bilimin, çağdaşlığın, farklılıkların, ana dilin olmadığına dikkat çeken Sümbül, tek din, tek dil, tek mezhep dayatmasınının olduğunu kaydetti.

    Yeni müfredatla eğitimde dinselleşmenin ve belli bir ideolojinin empoze edilmeye çalışıldığını dile getiren Sümbül, şu ifadeleri kullandı:

    “Hükümetin öncesinden bu yana yaptığı uygulamalara baktığımız zaman, en son ÇEDES projesiyle müftüleri, imamları, pedagoji biliminden bihaber olan bu kişileri okullara sokarak belli bir zihniyeti ortaya koymuşlardı. Bu müfredat da bu zihniyetin somutlaşmış hali. AKP Milli Eğitim sisteminde istedikleri insan tipini bir cümle ile tarif etmişti. Kindar ve dindar bir nesil yetiştireceğiz diyorlardı. Bu müfredat tam da bu nesli yetiştirmenin aracı olacak. Bu açıdan yeni müfredatı tehlikeli görüyoruz ve bir an önce çekilmesini istiyoruz. Bu müfredata sadece bilim emekçilerinin ses çıkarması yetmez. Toplumun tüm kesimlerinin karşı çıkması ve gerekli itirazları ilgili kurumlara yapmaları gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mehmet Aydoğdu: Eğitim bir yıkıma doğru gidiyor, İran’da bu kadar din dersi yok!-VİDEO

    Mehmet Aydoğdu: Eğitim bir yıkıma doğru gidiyor, İran’da bu kadar din dersi yok!-VİDEO

    PİRHA- Ankara Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, MEB’in açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatına tepki gösterdi. Aydoğdu, “Yeni müfredat; laikliği ve bilimi yok etmek, bilimsel eğitim sürecini tırpanlamak amacıyla konulmuş. Bilimsel eğitim ve laik bir eğitim istiyoruz” dedi.

    Hükümetin eğitim sistemi üzerindeki gerici projeleri hız kesmeden devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzaladığı “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) Projesi kapsamında, okullarda yapılan dini içerikli etkinlikler tepkiyle karşılanıyor. Bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla müfredat taslağını da gündeme getirdi. Bilimsel birçok konunun kaldırıldığı yeni müfredatta sıkça ‘ahlak’ ve ‘değer’ kelimelerinin kullanıldı.

    Ankara Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunulan müfredata ilişkin PİRHA’ya değerlendirme yaptı.

    “BİR ÇOCUK MEZUN OLMAK İÇİN 32 TANE DİN DERSİ ALMAK ZORUNDA”

    Mehmet Aydoğdu, yeni müfredat ile bütün eşitsizliklerin üzerini örtmek için “milli ve manevi” değerler vurgusu yapıldığının altını çizdi.

    Aydoğdu, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ isminin dahi tartışmalı bir konu olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “‘Türkiye Yüzyılı’ bir partinin sloganı, ‘Maarif’ ise Türkçe bir kelime değil. ‘Dilimizin zenginlikleri’ diyerek de bütün derslere bunu yediriyorlar. Arapça ve Farsça kelimeleri çeşitli derslere yedirip çeşitli kulüp etkinlikleri ile bu çalışmaları yürütüyorlar zaten. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile yapılan müfredat değişikliği aslında karşımıza ilk defa çıkan bir şey değil. 4+4+4’den sonra bütün ders kitaplarının içeriği, niteliği değiştirilmiş, sınırlandırmalar olmuş. Şu an ilkokula başlayan bir çocuk liseden mezun olurken toplam 32 tane din dersi almak zorunda.

    Müfredat değişikliğinde yüzde 35 sadeleştirmeden bahsediyorlar. Bu sadeleştirmeye baktığımızda aslında felsefenin, müziğin, beden eğitiminin, resim derslerinin kaldırılıp yerine din derslerinin konulduğu, ana sınıflarında ve kreşlerde değerler eğitimi adı altında tek din, tek mezhep anlayışı verildiğini görüyoruz. Bu aslında 12 Eylül modelidir, 12 Eylül’ün bugün tam olarak eğitim alanında kendini ifade etmesidir. Adım adım, zorunlu din dersleri neticesinde buraya kadar getirdiler. Bir eğitim, toplumun beklentilerine, gelecek inşasına göre yapılması gerekirken, tam olarak bir yıkıma doğru gidiyor. Biyoloji dersinden daha önce evrim kuramını çıkarmışlardı şimdi de yaradılış kuramını koymuşlar. Evrim kuramı olmazsa aşı olmaz, antibiyotik olmaz. Ya da matematikten integral kaldırılıyor, integralin kaldırılması mühendislik alanının yok edilmesi demektir. Nitelikli bir mühendisliğin önü kesilmiş oluyor.”

     “YENİ MÜFREDAT LAİKLİĞİ, BİLİMİ YOK ETMEK İÇİN KONULMUŞ”

    Yeni müfredat ile eğitimin daha da gericileştirildiğini belirten Aydoğdu, ÇEDES’in yarattığı nitelik kaybına da vurgu yaptı: Aydoğdu, gelişmelere dair şunları söyledi:

    “Tarikatlar, cemaatler birbirleriyle yarışıyor. Çocukları cami temizletmeye götürüyorlar! Bütün bunlar pedagojik eğitim almayan imam ve vaizler tarafından yapılıyor. Bu sene çıkartmış oldukları ‘Manevi rehberlik’ de aslında bu müfredatla birleşince ortaya başka bir şey çıkıyor. Suudi Arabistan’da, İran’da bu kadar din, şeriat dersi yok. Demek ki burada başka şeyler var. Vakıflara aktarılan milyarlarca para var. Bu yeni müfredat, laikliği, bilimi yok etmek, bilimsel eğitim sürecini tırpanlamak amacıyla konulmuş. Bu durum öğretmenlere sorulmuyor. Birtakım cemaat ve tarikatlar ile iş birliği yapılarak, alelacele, ne olduğu bilinmeden, daha bir eleştiriye tabi tutulmadan beş günlük bir süreçle açıp önümüze koydular. Okuldaki öğretmenlerin, zümre başkanlarının, velilerin haberi yok!”

    “HASAN ALİ YÜCEL’DEN GELDİĞİMİZ YER YUSUF TEKİN!”

    Mehmet Aydoğdu, toplumun her kesimiyle yan yana gelerek eğitimdeki gerici politikalara karşı duracaklarını belirtti. Aydoğdu, Milli Eğitim Bakanı Tekin’in görüşme taleplerine cevap vermediğini, bunun yerine yerel seçimlerde AKP adayları ile okulları gezdiğini de söyledi.

    Aydoğdu, şöyle devam etti:

    “Her kesimin bu modele karşı bir şey söylemesi, itirazlarda bulunması gerekir. Bizim de Eğitim Sen 1 No’lu Şube olarak Mamak Eğitim Platformu’muzla beraber, içerisinde sadece Eğitim Sen’in olmadığı, okul aile birliklerinin, muhtarların, köy derneklerinin olduğu, demokratik kitle örgütlerinden partilere kadar, yan yana geleceğiz. Toplumun tüm kesimleriyle yan yana geleceğiz.

    Bilimsel eğitim olmadan bir ülke nasıl gelişebilir? Eğitim bilimsel olmadan, bilimsel içerikler yok edilerek nasıl gelecek kurulabilir? Bakanın bize karşı gözü kör, kulağı duymaz halde. Eğitim Sen Genel Başkanımız, Bakan Tekin’den defalarca randevu istedi. Bakan ise o sırada yerel belediye başkan adaylarıyla okul okul gezdi. Özellikle Mamak’taki okulları Asım Balcı’yla gezdi. ‘Çocukları kullanamazsınız, orada burada mitinglere götüremezsiniz!’ derken onlar bu işlerle meşguldü.

    Türkiye Orta Çağ’a sürükleniyor. Köy enstitülerini kuran Hasan Ali Yücel’den geldiğimiz yer Yusuf Tekin! ‘Devrim’ diye bahsediyorlar. Neyin devrimi? Bitirmişsiniz, tüketmişsiniz, yok etmişsiniz. Öğrencilerin ne olduğunu, neden olduğunu, nasıl olduğunu sorgulatmıyorsunuz. Evet, ezberci bir eğitim vardı. Ezberci eğitim diye tartışamıyoruz artık.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • Eğitim-Sen MEB’in önünde: Bakan Yusuf Tekin artık istifa etmelidir

    Eğitim-Sen MEB’in önünde: Bakan Yusuf Tekin artık istifa etmelidir

    PİRHA – MEB’in yeni müfredatını kabul etmediklerini belirten Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Derhal geri çekilmeli ve Bakan Yusuf Tekin’de artık istifa etmelidir” çağrısı yaptı. 

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredat taslağına ilişkin bakanlık önünde basın açıklaması düzenledi. “Bilim dışı müfredatı reddediyoruz” ve “İktidarın siyasi programına paralel olan laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz” yazılı pankartların açıldığı açıklamada sık sık “Parasız bilimsel anadilde eğitim” sloganları atıldı. Açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yapıldı.

    Açıklamayı yapan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, MEB’in daha önce 2006 ve 2017 yıllarında iki kez değiştirdiği eğitim müfredatına ilişkin yeni değişiklikleri taslak halinde yayınladığını belirterek,  “Müfredat değişiklikleri okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede işlenecek derslerin içeriği ve bunlarla ilgili önemli ve tüm toplumu ilgilendiren düzenlemelerdir. Normalde müfredat değişikliklerinin içeriğinin ne olacağı, nasıl bir değişiklik önerildiğinin bütün yönleriyle, bilim insanları, eğitim bilimciler ve eğitim sendikalarının görüşleri alınarak, çeşitli yönleriyle tartışılarak belirlenmesi gerekir. Ancak MEB’in sürecin başından sonuna kadar yapmaya çalıştığı şey, ülkenin bugünü ve geleceğini yakından ilgilendiren böylesine önemli bir konuda ‘yangından mal kaçırır gibi’ hareket etmesi olmuştur” dedi.

    “MÜFREDAT HALKIN AKSİNE AKP’NİN İHTİYAÇLARI İÇİNDİR”

    Irmak, yeni düzenlemenin siyasal bir nitelik taşıdığının altını çizerek, “Eğitim müfredatının çocukların, gençlerin, toplumun ve ülkenin gerçek ihtiyaçlarını karşılamıyor. Aksine iktidarın siyasal-ideolojik çizgisine uygun hale getirilmesinin en somut yönü okullarda hangi bilgilerin, nasıl, hangi araçlar ve örnekler üzerinden verileceği açıktır. Mevcut iktidar çocuğa ya da bireye nasıl yaklaşıyor, nasıl bir insan modeli yetiştirmek istiyor, yetiştirdiği bireylerde hangi özellikler olmasını istiyorsa eğitim müfredatını da ona uygun şekilde hazırlamıştır. Müfredat değişikliklerinde laik ve bilimsel,  eğitim geri plana itilirken, bütün ders kitaplarında ‘milli ve manevi değerlerin’ merkeze alındığı görülmektedir. Milli ve manevi değerler vurgusu yaratılan tüm eşitsizliklerin üzerini örtmek için kullanılmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden iktidarın siyasal ideolojisinin açık ve gizli (örtük) olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağının başlığının “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak belirlenmiş olması bu tespitimizi doğrulamaktadır” ifadelerini kullandı.

    “BU MÜFREDATI KABUL ETMİYORUZ”

    Irmak devamında şu ifadeleri kaydetti: “Sadece Bu mu? İsmi neden Maarif de Eğitim değil, kullanılan Dil Cumhuriyet ve Aydınlanma bağını koparma içerikli olduğu için. Bilimsel değil, dini ve telkinci çünkü yaşam tarzlarını dini telkinlerle belirleme yaklaşımı hâkim ve dogmatik ve ataerkil düşünceye yakın, bilim ve toplumsal cinsiyet eşitliğine uzak. Tek tipleştirmeye, asimilasyona dinsel değerlere yakın ancak çoğulculuğa, evrensel ve demokratik değerlere uzaktır. Otoriteye biat etmeye yatkın, eleştirel düşünmeye ve sorgulamaya uzaktır. Hazırlık süreçleri eğitim programlama yöntemine uygun yürütülmemiş bir müfredatla karşı karşıyayız. Elbette ki bu müfredatı bu şekliyle kabul etmiyoruz. Derhal geri çekilmeli ve Bakan Yusuf Tekin’de artık istifa etmelidir. Bireycilikle, milliyetçilikle, dini ve milli değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik açıdan sığ, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı yeni eğitim müfredatının çocuklar ve öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. Eğitim müfredatı, öğrencilere yaşamı bir bütün olarak kavramayı hedefleyen, çocuk ve gençlerin çok yönlü gelişimlerine hizmet edecek öğrenme yaşantılarını içeren laik, bilimsel ve anadilini esas alan çok dilli bir içerikte olmak zorundadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu: Yeni müfredat cemaat-tarikat yapılanmasında araç, Aleviler karşı çıkmalı- VİDEO

    Kenanoğlu: Yeni müfredat cemaat-tarikat yapılanmasında araç, Aleviler karşı çıkmalı- VİDEO

    PİRHA- 25. ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, MEB tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyıl Maarif Modeli” müfredatına tepki göstererek, “Bu müfredat, devletin bütün olarak bir cemaat-tarikat yapılanmasına dönüşmesinde bir araç olarak çıkıyor karşımıza. Bilimden yoksun bu müfredata Alevi toplumu tümüyle itiraz etmelidir” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adını taşıyan yeni müfredat taslağını bir hafta boyunca kamuoyunun görüşüne açtı. Bilimsel birçok konunun kaldırıldığı yeni müfredatta sıkça ‘ahlak’ ve ‘değer’ kelimeleri kullanılıyor.

    Bunun yanı sıra Alevilik inancı bir kültür ve tasavvufi yorum olarak ele alınıyor.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nun kurucularından, 25. ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerini ve içerisinde yer alacak olan Alevilik konularını değerlendirdi.

    “ALEVİLİK TASAVVUFİ OLARAK ELE ALINIYOR”

    Yeni müfredatı AKP iktidarının kindar ve dindar bir nesil yetiştirme hayalinin bir ürünü olarak değerlendiren Ali Kenanoğlu, bu müfredatın devletin makbul vatandaşını yetiştirmede, tekçi anlayışını oturtmada önemli bir yer kapladığına işaret etti. Kenanoğlu, makbul vatandaş kimliğinin birincil olarak Sünni Müslümanlık, ikincil olarak Türklük üzerinden belirlendiğini ve bu konsepte uygun bir dizayn planlanarak, bir devlet dini oluşturmak istendiğinin altını çizdi.

    Yeni müfredatta Aleviliğin tasavvufi bir yorum altında ele alındığına dikkat çeken Kenanoğlu, “Kültürümüzde etkin olan yorumlardan Yesevilik, Kadirilik, Nakşibendlik, Rifailik, Mevlevilik, Alevi ve Bektaşilik konuları işleniyor. Alevileri diğerleri ile aynı kefeye koyup, bir tasavvufi yorum olarak değerlendiriyor” dedi.

    Aleviliğin İslamın bir alt yorumu olarak görüldüğünü belirten Kenanoğlu, sözlerini “Dolayısıyla ‘ibadethaneleri camidir, ibadetleri namazdır, cem ibadethaneleri de bir zikirdir, ibadethaneleri de bir tarikat mekanıdır’ diye bakarak Aleviliği hiçbir zaman inançsal yapı olarak görmediler” diyerek sürdürdü.

    “İKTİDAR ALEVİLİĞİ BİR KÜLTÜR BİÇİMİ OLARAK GÖRÜYOR”

    İktidarın Aleviliğe her zaman için kültür biçimi olarak baktığını söyleyen Kenanoğlu, “Müfredattaki konularda da bu zihniyet devam ediyor. Aleviliğin önemli inançsal meseleleri bir kültürel aktivite ve gelenek gibi sunulmaya devam ediliyor. Bazı konularda ise İslam’a atıf devam ediyor. Örneğin musahipliğin kökeni Muhacir Ensar kardeşliği olarak yansıtılıyor oysa ki Alevilikteki musahipliğin bununla ilgisi yok” diye konuştu.

    Eğitimdeki laiklik vurgusunun zaten zayıf olduğunu, bu müfredatla birlikte tümüyle ortadan kaldırıldığını kaydeden Kenanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu müfredat, devletin bütün olarak bir cemaat-tarikat yapılanmasına dönüşmesinde bir araç olarak çıkıyor karşımıza. Bilimden yoksun bu müfredata Alevi toplumu tümüyle itiraz etmektedir. AKP iktidarının tekçi, inkarcı ve asimilasyoncu yaklaşımını bu müfredatta görüyoruz. Tabi ki Alevilerin bu müfredata karşı itirazları ve mücadeleleri sürecektir.”

    PİRHA/ANKARA