Etiket: türkü

  • Sanatçı Ali Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı verildi

    Sanatçı Ali Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı verildi

    PİRHA-Almanya’dan İstanbul’a giriş yaptığı Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındıktan sonra Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda ifade veren sanatçı Ali Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı verildi. 

    Sanatçı Ali Baran, geçtiğimiz gün Almanya’dan Türkiye’ye giriş yaparken Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı. Çağlayan Adliyesi’ne gidip savcılığa ifade veren Ali Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi.

    Sabiha Gökçen Havalimanı’nda pasaport kontrolünde kendisine “aranıyorsun” dediklerini söyleyen Ali Baran, “Ben geçen sene de geldim bir problem yoktu, dedim. Bana savcılık, hakkında dava açmış, ifade vermen lazım, dediler. Karakola avukatlarımla birlikte ifade vermeye gittik. Bana, “hakkında terör propagandası suçlaması var, dediler. Ben de, “ne terör propagandası? Türkü söylemek terör propagandası mı dedim” ifadelerini kullanmıştı.

    İstanbul Adalet Sarayı’nda ifade veren Baran hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Sanatçı Ali Baran savcılığa ifade verecek; ‘Türkü söylemek terör propagandası mı?’

  • 15. Arguvan Türkü Festivali yoğun ilgiyle sona erdi-VİDEO

    15. Arguvan Türkü Festivali yoğun ilgiyle sona erdi-VİDEO

    PİRHA-23-24 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen 15. Uluslararası Arguvan Türkü festivalinde renkli görüntüler yaşandı.

    23-24 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen 15. Uluslararası Arguvan Türkü festivali yoğun katılım ile tamamlandı. Festival kapsamında 23 Temmuz cumartesi günü Nilüfer Sarıtaş, Gülten Benli, Ayfer Düzdaş, Özgür Akdemir, 24 Temmuz pazar günü ise Ender Balkır, Selçuk Balcı, Sasa, Cemal Öztaş, Murat Ağaç ve birçok yerel sanatçı sahneye çıktı.

    Festivalde bir değerlendirme yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Arguvan nüfus ve yüzölçümü olarak küçük bir ilçemiz olmasına rağmen ünü Malatya ve Türkiye sınırlarını aşmış, paha biçilmez bir markamızdır. Arguvan sadece bir yerleşim yeri değil, bir kültür ve yaşam felsefesidir. Bu kültür ve felsefe; sevgidir, kardeşliktir, hoşgörüdür, eşitliktir. Arguvan’ın ıssız coğrafyasında insanlığın özgürlük umutlarını diri tutan bir ruh vardır” dedi.

    2 gün dolu dolu süren festival halktan yoğun ilgi gördü.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • Çoban Murat, eşek sırtında söylediği türküyle yüreklere dokundu- VİDEO

    Çoban Murat, eşek sırtında söylediği türküyle yüreklere dokundu- VİDEO

    PİRHA – Erzurum’un Tekman İlçesine bağlı Çağlar Köyü’nde çobanlık yapan Murat, eşeğinin sırtında seslendirdiği içli türkü ile yüreklere dokunurken dikkatleri üzerine çekti.

    Erzurum’un Tekman İlçesine bağlı Çağlar Köyü’nde ailesiyle beraber çobanlık yapmaya gelen Murat, hayvanları otlatırken eşeğinin üstünde İbrahim Şiyar’ın ‘Dost Bulamadın’ eseriyle yüreklere dokundu.

    İlkbaharın gelmesiyle beraber köylüler tarlalarını sürmeye başladı.

    Bahar gelirken kendisini hissettirir. Doğaya ve doğadaki tüm canlılara yeni bir hareket katar. Bu canlılığı, eşeğinin sırtında neşeyle bakan ve türküsünü söyleyen Murat Çobanda da görüyoruz. Adeta bahara merhaba, diyor.

    Kuruca mevkinde tarlasını süren köylülerin kamerasına yansıyan görüntülerde Çoban Murat’ın sevimli halleri dikkat çekerken, seslendirdiği eserle de yüreklere dokunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • İbrahim Gökçek’ten ölüm orucunun 303’üncü gününde kamuoyuna çağrı – VİDEO

    İbrahim Gökçek’ten ölüm orucunun 303’üncü gününde kamuoyuna çağrı – VİDEO

    PİRHA – Grup Yorum Üyesi Bas Gitarist İbrahim Gökçek, Grup Yorum üzerindeki baskıların son bulması ve taleplerinin kabul edilmesi için başladığı ölüm orucunun  303’üncü gününden seslendi: “Direnmekten başka bir yolumuz yok.” Gökçek herkesten elinden ne geliyorsa yapmasını istedi. 

    Konser yasaklarının kalkması, Grup üzerindeki baskıların son bulması için ölüm orucu direnişi yapan Grup Yorum üyesi Bas Gitarist İbrahim Gökçek, Armutlu Direniş Evi’nde eylemine devam ediyor.

    “DİRENMEKTEN BAŞKA YOLUMUZ YOK”

    Ölüm orucunun 303’üncü gününde olan İbrahim Gökçek, kamuoyuna çağrıda bulundu. 303 gündür hakları ve özgürlükleri için direndiğini söyleyen Gökçek, “Hepinize merhaba. Haklarımız için direnmeye devam ediyoruz. Direnmekten başka bir yolumuz yok” dedi.

    Gökçek, tek amaçlarının türkülerin özgürlüğü için direnmek, mücadele etmek olduğunun altını çizdi ve herkesin elinden ne geliyorsa yapmasını istedi.

    Grup Yorum Üyesi Helin Bölek de aynı taleplerle ölüm orucu direnişinin 288’inci gününde yaşamını yitirmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD’den Grup Yorum açıklaması: Yaşama çağırıyoruz

    PSAKD’den Grup Yorum açıklaması: Yaşama çağırıyoruz

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, ölüm orucunda olan Grup Yorum üyeleri için yaptığı açıklamada, “Günümüzde faşizm, her türlü yasak ve baskıları ile Anadolu’nun devrimci türkülerinin sesi, nefesi olan Grup Yorum’u susturmak istiyor. Bu kuşatmayı ve baskıları şiddetle kınıyoruz” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri İbrahim Gökçek ve Helin Bölek için destek açıklaması yayımladı.

    “BİZ ALEVİLER SİZİ SEVİYORUZ VE YAŞAMANIZI İSTİYORUZ”

    ‘Yaşama Çağrı’ başlığıyla yayılmanan açıklama şöyle:

    “Biz Aleviler öğretimizi kuşaklara aktarırken, Pirler, Dedeler ve Anaların çağlar boyunca verdiği emekler sayesinde bugüne taşımış bir halkız. Öğretimizi aktarma yolu olarak ise nefesler ve deyişlerimiz tarihimizle aramızdaki en sağlam köprü olmuştur. Bu vesile ile başta Pirimiz Pir Sultan Abdal olmak üzere, Hakk’a yürümüş tüm ozanlarımızı saygı ile anıyoruz.

    Haksızlık karşısında mazlumların hakkını savunmak için tarihi birikimimizi Alevi dili ile ifade ederek, her türlü yobazlığa ve faşizme karşı ağır bedeller ödeseler bile, hiçbir güç onların türkü söylemelerinin önüne geçememiştir. Yine bu bağlamda Pir Sultan Abdal darağacına giderken sözünü söylemeye, Aşık İhsani, Mahzuni Şerif, Davut Sulari, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu faşizmin zindanlarda, Kaypakkayalara, Deniz Gezmişlere, Mahir Çayanlara türküler söylemeye devam ettiler.

    Hepsi de bedenlerini türkülerle siper etti. Alevilik yaşamı savunma, yaşayanı yüceltme inancıdır. Günümüzde faşizm, her türlü yasak ve baskıları ile Anadolu’nun devrimci türkülerinin sesi nefesi olan Grup Yorum’u susturmak istiyor. Bu kuşatmayı ve baskıları şiddetle kınıyoruz.

    Faşizmin karşısında Grup Yorum’un yanındayız. Biz onları seviyoruz ve yaşamalarını istiyoruz. Grup Yorum üyeleri ölüm orucunu sonlandırmalı, yasaklar ve baskılara karşı hep birlikte türkülerimizi söylemeliyiz. Biz Aleviler sizi seviyoruz ve yaşamanızı istiyoruz . Anadolu’nun türkülerini hiçbir güç susturamaz. Halaylarımızı sizinle birlikte kuralım. Grup Yorum’u yaşama çağırıyoruz. Faşizme karşı omuz omuza!”                                              (HABER MERKEZİ)

  • Kıvırcık Ali 9. Ölüm yıldönümünde unutulmadı

    Kıvırcık Ali 9. Ölüm yıldönümünde unutulmadı

    PİRHA- 11 Ocak 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hakka yürüyen halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali, ölümünün 9’uncu yıl dönümünde sanatçı dostları ve sevenleri tarafından sosyal medya mesajlarıyla anıldı.

    Ömrünü deyişlere ve türkülere adayan, yazdığı ve bestelediği bir çok eserler toplumun gönlüne taht kuran Kıvırcık Ali, ölüm yıldönümünde, sanatçı dostları, siyasetçiler ve sevenleri tarafından anıldı. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlardan bazıları şöyle;

    Sabahat Akkiraz: Erken oldu. Hep türküydü. Hep türkü kalacak Kıvırcık Ali …

    Ferhat Tunç: Mütevazı, saygılı ve dayanışmacı kişiliğiyle tanıdım kendisini. Sesi ve yorumuyla insanların yüreğine dokunmayı başarmıştı. Bir Türkü aşığıydı sevgili Kıvırcık. Bu sevdayla tutunduğu bağlamasını elinden hiç bırakmadı. Özlemle ve sevgiyle anıyoruz #KıvırcıkAli’yi

    Pınar Aydınlar: Sen abi ,sen dosttun.
    ‪Yokluğun türküler içinde bir yara.
    ‪Işıklar içinde uyu #kıvırcıkali

    Abidin Biter: Ölüm yıldönümünde sevgili Kıvırcık Ali’yi saygıyla ve özlemle anıyoruz…

    Kemal Bülbül: Türküleri, deyiş ve nefesleri Alice Söylerdi… Kıvırcık Ali (Ali Özütemiz) 11 Ocak 2011… Sevgi ve Saygıyla anıyoruz! Nefesi gül, dili bülbüldü…

    Gamze Akkuş İlgezdi: O da erken veda edenlerdendi bizlere… Ne sazını ne de bizlere miras bıraktığı türkülerini unutmayacağımız halk ozanı Kıvırcık Ali’yi özlemle anıyorum.

    Kıvırcık Ali Kimdir?

    Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali 11 Ekim 1968’de Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur.İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu. 1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar.1999’da ilk solo albümü “Gül tükendi ben tükendim”i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi.
    Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    (HABERMERKEZİ)

     

  • Ankara Valiliği Sabahat Akkiraz konserini iptal etti

    Ankara Valiliği Sabahat Akkiraz konserini iptal etti

    Türk Halk Müziği sanatçısı Sabahat Akkiraz’ın 22 Eylül’de Ankara’da Vedat Dalokay Parkı’nda vermesi planlanan konseri Ankara Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle iptal edildi.

    Türk Halk Müziği sanatçısı Sabahat Akkiraz’ın 22 Eylül’de Ankara’da Vedat Dalokay Parkı’nda vermesi planlanan konseri Ankara Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle iptal edildi.

    Batıkent Kültür Festivali kapsamında Lâl Gazel, Ahu Sağlam, Metanu ve Sabahat Akkiraz katılımıyla gerçekleşecek konser valilik engellemesiyle karşılaştı. Vali Yardımcısı Kemal Karadağ imzasıyla tebliğ edilen cevapta, “Söz konusu konser etkinliğinin düzenlenmesi, kamu esenliği ve kamu güvenliği bakımından uygun görülmemiştir” denildi.

    AKKİRAZ: KİMSE TÜRKÜLERİMİZİ SUSTURAMAZ

    Sabahat Akkiraz, iptal kararı üzerine Twitter’dan “Pazar günü Ankara Batıkent’te gerçekleştireceğimiz konserimiz Ankara Valiliği tarafından ‘güvenlik’ gerekçesi ile yasaklandı. Başkent’te, ülkemizin göbeğinde bu bahane ile konser yasaklamak çok kırıcı. Suçumuz Türkü söylemek birilerine göre. Kimse türkülerimizi susturamaz” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Ozan Şiar Ağdaşan: Cemevleri ve sanat bir pazar aracı değildir-VİDEO

    Ozan Şiar Ağdaşan: Cemevleri ve sanat bir pazar aracı değildir-VİDEO

    PİRHA- Küçük yaşta şiir yazmaya ve türkü söylemeye başlayan Ozan Şiar Ağdaşan,  “Alevilik rant aracı olduğu müddetçe Alevilik paklanamaz. Aleviliğin aklanması için gerçek anlamda sanatçısından kurumlarına kadar kendilerini dara çekmesi, sömürüden uzak durması lazım” dedi. 

    Haberin videosu

    Küçük yaştan beri şiir yazıp türkü söyleyen Ozan Şiar Ağdaşan, yaptığı çalışmalara, sanata ve Aleviliğin sanat ile ilişkisine yönelik Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Aslen Karslı olan Ozan Şiar Ağdaşan, yatılı okulu Ağrı’da, üniversiteyi Ankara’da okumuş. Bakanlıklarda çeşitli kamu birimlerinde çalıştıktan sonra bir çok amatörce ve profesyonelce sosyal, siyasal, kültürel çalışmaları olmuş. Daha sonra sanata, kültüre edebiyata yönelmiş. Küçük yaşlardan beri şiir yazmak, türkü söylemek en önemli aşkı olmuş.

    Edebiyat ve müzik alanında bazı şiirlerinin yöresel anlamda da ödül aldığını belirten Ozan Şiar Ağdaşan, daha sonra eşi Ozan Şah Turna ile Almanya serüvenlerinin başladığını, orada sanatsal kültürel toplumsal yaşantılarının bütünleştiğini söyledi.

    Eşi Ozan Şah Turna’nın, “İnsanlık Tehlikede” adlı çalışması ile ozanlık geleneğini çağdaş müzik formasyonuna ilk katan kişi olduğunu dile getiren Ozan Şiar, albüm ve kitap çalışmalarının devam ettiğini, solo olarak, “Ateşlerde Dans Ettik”,  “İnadına Sevdamız” adlı kitap çalışmalarının 30’un üstünde kollektif kitapta yer aldığını söyledi.

    “TÜRKÜ VE ŞİİRLERİMİZİN TEMASI RENK BAHÇESİ GİBİDİR”

    Albüm ve kitap çalışmalarının birçok dünya üniversitelerinde, Türkiye üniversitelerinde yüksek lisans, doktora tezlerine konu olduğuna dikkat çeken Ozan Şiar, “Türkülerimizin, şiirlerimizin teması renk bahçesi gibidir. İçinde kadın, doğa, sevgi,  muhabbet, emek, sosyalizm vardır. Ama tabi ki bu sosyalizm kalıplaşmış kuru ruhsuz bir sosyalizm değil, insan sevgisi ile aşk-ı muhabbet ile emek ile bütünleşen bir davadır” dedi.

    “İKTİDAR HER YERDE İKTİDARDIR”

    Zakirliğin aşk ile sevgi ile emek ile bütünleşmediği zaman topal kaldığını, yarım kaldığını ifade eden Ozan Şiar Ağdaşan, “Benim naçizane bir basın bildirim vardı. Gerek düzene karşı gerek kendi içimizdeki eğrilik sömürülerine karşı. İktidar her yerde iktidardır. Devletlerin büyük iktidarı vardır, kurumların da kendilerine özgü iktidarları vardır. Ama iktidar her yerde iktidardır. İktidar iktidarlığını korumak ister. Gerçek üretenleri, emekçilere orada yer vermek istemez. Dolayısıyla zakirliğin de özünde haktan aşktan muhabbetten yana olmak vardır” şeklinde konuştu.

    “SANAT KURUMLARI RANT ARACI OLDU”

    Günümüz sanatına ve sanatçısına yönelik değerlendirmelerde ve eleştirilerde bulunan Ozan Şiar, şunları kaydetti:

    “Yıllar evvel sanat ve kurumlardaki kirlenme çok daha azdı. Sanayileşmenin, şehirleşmenin getirdiği kirlenme gibi yan faktörler vardır. Ama bu bir mazeret değildir. Sanat, gerek Alevi camiasında gerek demokrasi camiasında istisnalar hariç, kurumların rant aracı oldu. Pir Sultan’ı dilden bırakmıyorlar. Peki Pir Sultan gece başına ‘Ben 5000 TL, 10.000 TL alırım’ diye para mı dayatıyordu. Şah Hüseyin’i dilden bırakmıyorlar, Şah Hüseyin makam uğruna değil taviz vermek, makamları tepmiştir.

    Hem emekten yana görünüyorsunuz, hem de bir işçinin emekçinin 5 ayda 1 yılda kazanamadığı parayı sen bir konserde yarım saatte bir saatte kazanıyorsun. Bu bir zulümdür, sömürüdür, haksızlıktır. Bir de pazarlık yapanlar var, ‘Ben şu oteli isterim, bu kadar para vermezseniz gelmem.’ Alevilik rant aracı olduğu müddetçe Alevilik paklanamaz. Aleviliğin aklanması için gerçek anlamda sanatçısından kurumlarına kadar kendilerini dara çekmesi, sömürüden uzak durması lazım.”

    “CEMEVLERİ VE SANAT BİR PAZAR ARACI DEĞİLDİR”

    Cemevleri ve sanat bir pazar aracı değildir, topluma bir hizmet aracıdır” diyen Ozan Şiar son olarak şunları kaydetti:

    “Biz diyoruz ki pir olmak illa bir ana, baba olmak ocaktan gelmek demek değildir. O çırayı yakmak önemlidir. Eğer siz emekçiler burada bir hizmet veriyorsanız, siz de burada pir yolunda en büyük hizmeti yapıyorsunuz demektir. Ama ocaktan gelen birisi vardır fakat o ocağa layık değildir. Bu yüzden de kan bağı değil can bağı önemlidir. Örneğin ben can bağı bir Kızılbaş yolcusuyum. Şeyh Bedrettin gibi. Can bağı olunca kan bağı atılınca o zaman bütün insanları, bütün mazlumları, bütün ezilenleri bir görüyoruz. Ne mutlu can bağı ile birlikte olanlara.”

    Sabri MERAL-Medine MERAL
    İSTANBUL

  • Babasının baskılarına rağmen saz çalıp türkü söylemeyi öğrenmiş-VİDEO

    Babasının baskılarına rağmen saz çalıp türkü söylemeyi öğrenmiş-VİDEO

    PİRHA – Sivas’a bağlı  İmranlı Arık Köyü’nden İstanbul’a gelip yerleşen ve  kendi imkanlarıyla öğrendiği saz ve türkülere olan sevdasını anlatan Zeynep Değirmenci, “Babamın engellemelerine rağmen ben gizli olarak saz çalıp türkü söylemeye devam ettim” diyor.   

    Zeynep Değirmenci 14 kişilik bir ailede büyümüş. Değirmenci, Alevi-Sünni çatışmasının yoğun yaşandığı bir ortamda okuma-yazma bilmemesine rağmen kendini yetiştirdiğini söylüyor.

    1939 yılında yaşanan ve 75 kişinin ölümüyle sonuçlanan depremde söylediği ağıdı da PİRHA ile paylaştı.

    KOÇGİRİ KATLİAMI’NDA ÇOCUKLARIMIZI ÇALILARIN ARKASINA SAKLARDIK

    Büyüklerinin anlatımıyla kendilerine aktarılan Koçgiri Katliamı’nda yaşananları aktaran Değirmenci, katliam sırasında beşikteki çocukları kaçırıp çalıların altına sakladıklarını, katliamdan sonra kurtulanların, çocukları bulmak için geri geldiklerinde kimini bulabildiklerini kimini de bulamadıklarını dile getirdi.

    Koçgiri’den İstanbul’a göç ettiklerini belirten Zeynep Değirmenci, çok büyük sıkıntılar yaşadıklarını, kayın pederinin de bu süreçte gözlerini kaybettiğini belirtiyor. Hem dışarıda çalıştığını hem de evde çocuklara bakmak zorunda kaldığını, sabahları erken kalkarak gece geç saatlere kadar dışarıda çalışarak geçimini sağlamaya çalıştığını ifade eden Zeynep Değirmenci, hayatının sürekli mücadele ile geçtiğini ve el işleri  yaparak üretmek zorunda kaldığını söyledi.

    “BABAMIN BASKILARINA RAĞMEN SAZ ÇALIP TÜRKÜ SÖYLEMEYİ ÖĞRENDİM”

    Değirmenci; türküleri ve ağıtları babasının evde saz çalmasıyla birlikte ve köylerindeki radyodan duyduğu Aşık Veysel, Ali Ekber çiçek, Aşık Daimi, Nurettin Dadaloğlu gibi ozanları dinleyerek etkilendiğini ve böylelikle türkü ve ağıt yakmaya başladığını ifade etti. Türkçeyi bilmemesine rağmen ve anlamamasına rağmen türkülere olan ilgisinin arttığını dile getiren değirmenci, babasının saz çalmasıyla birlikte kendisinin de mırıldanarak başladığını kaydetti.

    Türkü söylemeye abisinin 3 gün boyunca ona öğretmesiyle başladığını söyleyen değirmenci ilk olarak “fırat kenarında kayıklar, anam ağlar, bacım beni sayıklar, başıma toplanmış bağrı yanıklar” türküsünü öğrendiğini ifade etti.

    Değirmenci babasının bu durumunu fark etmesiyle birlikte sazı yasaklayıp sakladığını ve kendisinin sazı gizliden gizliye çalarak öğrendiğini belirterek, “Babam çalıp söylememi istemiyordu. Öğrenirse sanatçı olur; bu da iyi olmaz diyordu” diye belirtti.

    “Babamın engellemelerine rağmen ben gizliden saz çalıp türkü söylemeye devam ettim” diyen Değirmenci, eve gelen misafirlere babasının türkü söylediğini fakat unuttuğu yerlerde, Zeynep’i çağırın gelsin devam etsin dediğini, sonrasında tekrar odadan çıkartıldığını ifade ederek, böylelikle saza ve türkülere olan özlemini dile getiriyor.

    Değirmenci, Koçgirili kadınların, katliamlara işkencelere ve aile içi şiddete maruz kaldıklarından dolayı sürekli ağıt yaktığını belirtiyor.

    Koçgiri katliamına ilişkin büyüklerinin aktardıklarını ifade ederken, o dönemi yaşamış gibi hissettiklerini belirten değirmenci, askerler tarafından sürekli baskı ve işkence gördüklerini, bundan dolayı sürekli saklanmak zorunda kaldıklarını, aynı zamanda büyük bir yoksulluk içinde ve korku içinde yaşadıklarını kaydediyor.

    “KÖYDEKİ İŞKENCEYE TANIK OLDUM”

    1980 askeri darbesinde tekrar askerler tarafından basılmasıyla köylerinin ve evlerinin yakıldığını, köy meydanına toplanan gençlere ve kadınlara ağır hakaretler ve küfürler ederek sistematik bir işkenceye tabi tutulduklarını belirten Değirmenci şöyle devam etti:

    “Askerlerin o küfürleri aklıma geldikçe utanıyorum, bir kadın olarak o gençlere ve kadınlara yapılan küfürleri duymamak için kulaklarımızı kapatmak zorunda kalıyorduk. O an küfürleri duymamak için bize de kaba işkence yapılmasını istiyorduk.”

    “KADINLAR ÖZGÜR OLMALI”

    Değirmenci son olarak; tüm kadınlara seslenerek, kadınların direnmeleri, boyun eğmemeleri gerektiğini,  köleci zihniyetten kendilerini koparıp eşit, özgür biçimde yaşamaları gerektiğini belirtti.

    Önder ÖZDEMİR/İSTANBUL

  • Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenmesine ve halaya jandarma engeli-VİDEO

    Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenmesine ve halaya jandarma engeli-VİDEO

    PİRHA – Balıkesir Edremit Ilgaz Kamp alanında Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenip, halay çekildiğinden dolayı Jandarma şikayet var diyerek müdahale etti. 

    Balıkesir Edremit Ilgaz Kampında Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda 5. gününde türkü söylenip halay çekilmesine Jandarma “şikayet var” diyerek engel oldu. Jandarmanın müdahalesi sonrası işletme sahibi kafeteryayı kapatarak satış yapmadığını belirtti. İşletme sahibinin bu tutumuna kamptakiler büyük tepki gösterdi. Duruma ilişkin Alevi Kültür Derneği (AKD) Başkanı Doğan Demir bir açıklama yaptı.

    “HEP BİRLİKTE KÜLTÜRÜMÜZÜ VE İNANCIMIZI DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Geldikleri günden beri inançsal, kültürel ve siyasal anlamada işletme sahibinin hep bir zorluk çıkardığını belirten Demir,  “Biz burada yine kalmaya devam edeceğiz. Ben bugün tüm yaşananlara rağmen halay başını çektim. Çünkü biz yeri geldiğinde sivil insiyatifimizi kullanacağız. Bunu burada kimseye karşı direnmek için yapmıyoruz. Biz burayı iyi niyetimizle kiraladık ancak geldiğimizden beri sorun yaşıyoruz. Tüm bu zorluklara rağmen kampımızı devam ettireceğiz. Ve burada ayrılınca yine bağlarımızı koparmayacağız. Hep birlikte kültürümüzü, inancımızı birlikte devam ettireceğiz. Daha öncede böyle kamplar düzenledik ve hiçbir sorun yaşanmadı” diye konuştu.

    “ASLA BOYUN EĞMEZ BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ”

    “ Bize türkü söyletmeseler de biz türkülerimizi birlikte söyleyeceğiz” diyen Demir, “Burada birlikte hem eğleneceğiz hem yoldaşlık yapacağız hem de inancımızı yaşayacağız. Bize burada müzik yaptırmasalar da biz buradan türkülerimizi söyleyeceğiz ve halaylarımızı çekeceğiz. Biz sivil insiyatife, muhalefet etmeye ve ezilmeye ezilirken de dik durmaya alışık insanlarız. Asla boyun eğmeğiz ve bedel ödemeye hazırız” ifadelerini kullandı.

    Açıklamadan sonra kamptakiler türkü söylemeye halay çekmeye devam ettiler.

    (PİRHA / BALIKESİR)

  • Meclis’ten sokaklara: Yürüyüş vekillerin söylediği marşlarla devam ediyor-video

    Meclis’ten sokaklara: Yürüyüş vekillerin söylediği marşlarla devam ediyor-video

    PİRHA – Adalet yürüyüşünde İstanbul Maltepe’ye bir günlük mesafe kalırken katılımlar yoğun bir şekilde artıyor.  İstanbul Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Eren Erdem ve Hatay CHP Milletvekili Hilmi Yarayıcı’da adalet yürüyüşüne katılan halk ile beraber kol kola girip birlikte türküler söyleyip adalet için yürüyorlar.

    HABERİN VİDEOSU

    Parlamentoda siyaset yapan vekiller 20 günü aşkındır sokaklarda kortejin başında yürüyor. Ellerindeki megafon ile kortej düzenini sağlayan vekiller bir yandan da kol kola girerek türküler ve marşlarla yola devam ediyor. Hak, hukuk, adalet… Gün boyu bu sloganlara farklı enstrümanlarla alana gelenlerin çaldığı müziklerin yanı sıra vekillerin türküleri eşlik ediyor.

    Yoğun katılımın gerçekleştiği yürüyüşte Sanatçı ve aynı zamanda Hatay CHP Milletvekili Hilmi Yaracı ile CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem Adalet Yürüyüşü’ne katılan halkla birlikte kol kola girerek hep birlikte türkü ve marş söyleyerek gün boyu yürüyorlar. Yarayıcı ve Erdem aynı zamanda çevreden gelen olumsuz tepkilere karşı adalet için yürüyen halkı sağduyuya çağırıp oluşabilecek tatsızlıkları da önlüyorlar.

    Adalet yürüyüşü boyunca slogan ve türkülerin yanı sıra kimi sazı ile kimi davulu ile kimi gitarı ile kimi ise klarneti ile yürüyüşe katılarak büyük bir müzik renkliliği oluşturuluyor. Kitle mola yerlerinde ise halay çekip ‘adalet’ sloganları atıyor.