Etiket: türküler

  • Aşık Veysel türküleri Berlin Cemevi’nde yankılandı

    Aşık Veysel türküleri Berlin Cemevi’nde yankılandı

    PİRHA-  Halk Ozanı Aşık Veysel türkülerinden oluşan konser, Berlin Alevi Toplumu Cemevi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

    Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi tarafından organize edilen ve koordinatörlüğünü Müzisyen Halit Çelik’in yaptığı konser cemevi ana salonunda gerçekleşti.

    Konser öncesi BAT-Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüksel Özdemir ve usta müzisyen Halit Çelik selamlama konuşması yaparak Aşık Veysel’in ozanlık geleneğine ve bıraktığı ölümsüz mirasına dikkat çekti.

    Yapılan konuşmaların ardından ilk bölümde, Halit Çelik yönetimindeki Cemevi Turnalar Müzik Korosu ile Musikschule City West Korosu sahneye çıkarak Aşık Veysel eserlerini seslendirdi.

    İkinci bölüm de ise müzisyenler; Kasım Yıldız, Hüseyin Güneş ve Musa Gönül Dede, Aşık Veysel türkülerini seslendirmeye devam etti.

    Etkinlikte son olarak Müzisyen Halit Çelik sahnede yerini aldı. Çelik, sahne alan koro üyeleriyle müzisyenleri ve izleyici olan cemevi kurullarında yer alan temsilciler ve izleyicileri sahneye davet etti. Konser, Aşık Veysel’in ‘Uzun ince bir yoldayım’ eserinin hep birlikte seslendirilmesi ile son buldu.

    Ulaş Tosun/ALMANYA

  • KAYY-DER’in düzenlediği 3. Kürt Böreği Festivali’nde renkli görüntüler-VİDEO

    KAYY-DER’in düzenlediği 3. Kürt Böreği Festivali’nde renkli görüntüler-VİDEO

    PİRHA-Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu bölgelerini kapsayan KAYY-DER 3. Kürt Böreği Festivali’ni düzenledi. Yağmurlu havaya rağmen ilginin yoğun olduğu festival renkli görüntülere sahne oldu. Kürt böreğinin patentini alan KAYY-DER yönetimi böyle bir festivale neden ihtiyaç duyduklarını PİRHA’ya anlattı. 

    Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu yani Peri Vadisi etrafındaki ilçeler. Alevi ve Sünni toplumunun bir arada yaşadığı bu ilçelerin oluşturdukları KAYY-DER bir demokratik kitle örgütü gibi çalışıyor. 1990 yılında kurulan KAYY-DER günümüze kadar birçok kültürel sosyal çalışmanın altına imza attı. Bünyesinde birçok sanatçı, eğitimci, müzik ve folklor grubu da çıkaran KAYY-DER’in anadil konusundaki çabası da günümüze kadar devam etti. Uzun uğraşlardan sonra geçtiğimiz günlerde Kürt Böreği’nin isim hakkını yani patentini alarak resmiyete kavuşturdu. Pazar günü gerçekleşen 3. Kürt Böreği Festivali’nde tarihine yakışır renkli karelere tanıklık ettik.

    FESTİVALDE RENKLİ GÖRÜNTÜLER

    Yağışlı havaya rağmen yoğun bir katılım olan festivalde büyük küçük herkes doyasıya eğlendi. KAYY-DER üyesi börekçilerin sponsorluğunda gün boyu bedava Kürt Böreği dağıtılırken üye bir sponsor tarafından da gün boyu bedava çay dağıtıldı.

    Festivalde kimi mangalını yaktı, kimi semaverde çayını demledi, paylaşımda bulunuldu. Yağmura ve çamura rağmen gençler ayakkabılarını çıkararak çamurda halay çektiler. Kent kültürü içinde birbirini yeterince göremeyen KAYY-DER’liler hasret giderirken dayanışma kültürünün de en güzel örneklerini sergilediler. Festivalde folklorik çalışmaların yanı sıra Festivalde açılan kitap stantlarına da yoğun ilgi vardı.

    İstanbul Beykoz’da bulunan Mimoza Park’da yapılan festivalin sunuculuğunu Kürt şair ve programcı Keremo yaptı. Festivalde, Sanatçı Rojda, Koma Jinên KAYY-DER Ê, Koma Dengê Bırati Alican Bilgin, sanatçılar Eray Topçu, Cahit Şerevdin, Hüseyin Hışım, KAYY-DER Koma Dilan ve Sinan Boral Hasan Karaçay türkülerini seslendirdiler. Yöresel halk oyunlarının oynandığı festivalde, Koma Jinên KAYY-DER ê rengarenk yöresel kıyafetleriyle yöresel oyunlar oynayıp kılamlar söylediler.

    KÜRT BÖREĞİ FESTİVALİNİN HİKAYESİ

    KAYY-DER Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Tüzün, KAYY-DER’in ilk ortaya çıkışını ve böyle bir festivali yapmaya neden ihtiyaç duyduklarını anlattı. KAYY-DER’in İstanbul’daki yöre dernekleri içinde ilk Kürtçe tiyatroyu çıkardığını ve insanların Kürtçe konuşmaktan korktuğu dönemde Kürtçe kursları veren bir dernek olduğunu kaydeden Tüzün, KAYY-DER Kürt Böreği Festivali’ne neden ihtiyaç duyduklarını da şöyle anlattı: “Bir Kürt börekçisine gidip Kürt böreği istiyorsun, adam diyor ki ‘Kürt böreği yok küt böreği var, sade börek var, hamal böreği var’ gibi çirkin hakaretvari kelimelerle bizim Bilicelilerden çıkma ürünümüzün adını değiştirmeye çalışıyor. Bizim dilimizi asimile etmeye çalıştılar. Babalarımızı, dedelerimizi topraklarımızdan gönderdiler. Şu anda da böreğimizin ismini değiştirmeye çalışıyorlar. Festival fikri Tuncay Gökçe’nin fikridir. Beraber paylaştık. Her yıl pikniklerimiz oluyordu. Bu pikniğe artık bir isim verelim hem pikniğimizi hem de festivalimizi bir arada yapalım dedik.”

    KAYY-DER’in bu girişiminden sonra Kürt Böreği İş Adamları Derneği’nin kurulduğunu söyleyen Tüzün, bunun bir kazanım olduğunu da ifade etti.

    “BİZİM EMEĞİMİZDİR, CANIMIZDIR, CİĞERİMİZDİR”

    Kürt böreğinin emekçilerinden olan Aziz Enül’de ajansımız PİRHA’ya Kürt böreğinin tarihini anlattı. Kürt böreğinin Bingöl’ün Kiğı ilçesinin Bilice köyünden çıktığını söyleyen Enül, önce yöresel dilde niyaz dedikleri şekilde yapıldığını sonra zaman içinde evrim geçirerek bu şeklini aldığını söyledi. Kürt böreği denince akla Bingöllülerin gelmesi karışıklığına açıklık getiren Enül, 12 Eylül 1980’den sonra doğudan batıya göçler başladığında börek işine girdiklerini aslen Kürt börekçiliği mesleğinin Kiğı ile özdeşleştiğini kaydetti. Kürt böreğinin un, yağ ve tuzdan oluştuğunu ve içinde katkı maddesi olmadığını belirten Enül, bu sadeliğinden dolayı vazgeçilmez olduğunu da ekledi. Festivali yapmalarındaki en büyük nedenin son yıllardaki milliyetçilikten dolayı Kürt böreğinin içindeki ‘r’ harfinin cımbızlanarak küt böreği yapılmaya çalışıldığını bunun da gururlarına dokunduğunu ifade eden Enül, “Bu bizim emeğimizdir, canımızdır, ciğerimizdir, her şeyimizi buna bağlamışız. Benim saçımdan tırnağıma kadar her şeyim Kürt böreğidir. Bu ‘r’ harfi için Kürt kelimesi için Kürt böreği festivali düzenliyoruz. Festivali yapmamızın en büyük nedeni bunun küt böreği değil Kürt böreği olduğunu millete hatırlatmak ve tanıtmaktır” dedi.

    “KÜRT BÖREĞİ İÇİN SIRAYA GİRMEYE DEĞER”

    Festivale gelenler Kürt böreği yemek için adeta yarıştı. Büyük küçük herkes Kürt böreği sırasına girdi. Sırf Kürt böreği festivali için İngiltere’den gelen Bingöllü genç Bilal Geçer de Kürt böreği yemek için sabırsızlandığını söyleyerek İngiltere’de de Kürt böreği olması gerektiğini söyledi.

    Kadınlar festivalin insanların bir arada olması ve kaynaşması için önemli olduğunu belirttiler. börek sırasında bekleyen çocuklar da Kürt böreğini çok sevdiklerini ve onun için sırada beklemeye değer olduğunu söylediler.

    Festivale ikinci senedir katıldığını ifade eden Ferit Yalçın ve eşi Filiz Yalçın ise bütün etnik ırkların ismiyle çıkarılan böreklere tahammül olduğunu ancak sırf isminden dolayı Kürt böreğine tahammül olmadığını bu festivalin de bunun için iyi bir cevap olduğunu vurguladılar.

    Festivalde gözleme yapan kadınlar da vardı. Kadınlar Kürt böreği tabii ki esastır derken gözlemeye de belli bir rağbetin olduğunu belirttiler. (HABER MERKEZİ)

     

  • Halk Ozanı Neşet Ertaş’ın Hakka yürüyüşünün 5. yılı

    Halk Ozanı Neşet Ertaş’ın Hakka yürüyüşünün 5. yılı

    Kimine göre ‘Bozkırın Tezenesi’ kimine göre ise ‘Türkülerin Babası’… Halk müziği bestecisi, söz yazarı ve halk ozanı Neşet Ertaş, 5 sene önce bugün 74 yaşında hayata veda etti.

    Neşet Ertaş 1938 yılında Kırşehir’de dünyaya geldi. 2012 yılında Prostat Kanseri nedeniyle hakka yürüyen Neşet Ertaş’ın cenazesi Kırşehir’deki Bağbaşı Mezarlığı’nda babası Muharrem Ertaş’ın yanında toprağa verildi. Ertaş arkasında ‘Cahildim Dünyanın Rengine Kandım’, ‘Neredesin Sen’, ‘Ah Yalan Dünyada’, ‘Gönül Dağı’, ‘Yazımı Kışa Çevirdin’ ve daha birçok eser bıraktı.

    MÜZİĞE NASIL BAŞLADI?

    Neşat Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Kendi ifadesi ile şu şekilde ifade eder: “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.”

    TÜRKÜLERİ DERS OLARAK OKUTULDU

    Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutuldu. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayımlandı.

    “BEN HALKIN SANATÇISIYIM”

    Neşat Ertaş, kendisine bir dönem verilmek istenen Devlet sanatçılığı teklifini reddeder. Ve şu açıklamayı yapar: “Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.”

    ALBÜMLERİ

    1957 – Neden Garip Garip Ötersin Bülbül

    1960 – Gitme Leylam

    1979 – Türküler Yolcu

    1985 – Sazlı Oyun Havaları

    1987 – Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler

    1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde

    1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum

    1988 – Kibar Kız

    1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor

    1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları

    1990 – Gel Gayri Gel

    1992 – Şirin Kırşehir

    1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya

    1995 – Seçmeler 2

    1995 – Seçmeler 3

    1995 – Seher Vakti

    1995 – Altın Ezgiler 3

    1995 – Benim Yurdum

    1997 – Nostalji 1

    1998 – Ölmeyen Türküler 2

    1999 – Ölmeyen Türküler 3

    1998 – Gönül Yarası

  • Kırıkkale Sarıkızlı’da kadınlar ezgilerle umut büyütüyor-VİDEO

    Kırıkkale Sarıkızlı’da kadınlar ezgilerle umut büyütüyor-VİDEO

    PİRHA- Kırıkkale’nin Sulakyurt ilçesine bağlı Sarıkızlı Köyü’nde kadınlar biraraya gelerek geleneklerini, kültürlerini yaşatıyorlar. Köylerinde susuzlukla başa çıkmaya çalışan kadınlar, bütün olumsuzluklara rağmen türküler söyleyerek  hayata gülümsüyorlar…

    HABERİN VİDEOSU

    Kırıkkale’nin Sulakyurt ilçesine bağlı  Sarıkızlı Köyü, çöle dönüşmüş durumda. Yağmur duasına çıkılan köyde ekinler kurumuş, evlerde su yok.

    Sarıkızlı köylüleri yaşamını tarım ve hayvancılıkla sağlıyor. 2 yıl önce köyün bahçe ve sulama ihtiyacını karşılaması için yeni bir sulama barajı yapılmasına rağmen baraj kurumuş durumda. Sarıkızlı’da davul zurna bağlama kullanımı çok yaygın. Bağlama her evin duvarında asılı.

    Kaval çobanlar tarafından çalınırken, def daha çok kadınlar tarafından kullanılıyor. Kadınlar türküler söylüyor. Def yoksa tepsi dahi defe dönüşebiliyor ve yine Neşet Ertaş’ı her dem anan Sarıkızlı köylüleri, bir dönem de olsa Kırıkkale’de yaşadığı için Ertaş’ı sahipleniyor ve bu durumdan gurur duyuyorlar.

    Ve Neşet Ertaş’ın söylediği bir söz Sarıkızlı’da yankılanıyor. “20 yıl önce gençler türkülerime ağlardı şimdiki gençler aynı türkülerde göbek atıyor.”

    “Sarıkızlı köylüleri imece usulü çalışıyor ve yaşıyor ve sürekli şenlik halindeler. Davul zurnanın eksik olmadığı köyde kadınlar bir araya gelerek geleneksel türkülerini okuyup aynı zamanda halaya duruyorlar. Susuzlukla başa çıkmaya çalışan kadınlar, bütün olumsuzluklara rağmen umudunu yitirmeden geleneklerini bir araya gelerek yaşatmaya devam ediyorlar türkülerle….

    Rohat EMEKÇİ/KIRIKKALE