Etiket: Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi

  • 19-22 Aralık Katliamında yaşamını yitiren 30 devrimci Kadıköy’de anıldı – VİDEO

    19-22 Aralık Katliamında yaşamını yitiren 30 devrimci Kadıköy’de anıldı – VİDEO

    PİRHA – 19 Aralık Katliamı’nın 23. yılında Kadıköy’de bulunan Dostluk ve Kültür Derneği’nde katliamda yaşamını yitiren 30 devrimci anılarak, ’19-22 Aralık Katliamı ve direnişini unutmadık, unutturmayacağız’ denildi.

    Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Ağı, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi ve Dostluk ve Kültür Derneği “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Katliamı’nın 23. yılında Kadıköy’de bulunan Dostluk ve Kültür Derneği’nde ortak anma etkinliği düzenledi.

    Dayanışma Ağı’ndan İdris Yiğit, İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu sözcüsü Mehmet Acettin, Dostluk ve Kültür Derneği’nden (DKDER) Türker Demirci ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden (TDİ) Abdülmelik Yalçın söz aldı. Konuşmaların ardından serbest kürsüye geçildi. Etkinliğe çok sayıda kişi katıldı.

    “ÖRGÜTLENİRSEK ÖNÜMÜZE KOYULAN OYUNU BOZABİLİRİZ”

    Mehmet Acettin, tutsakların tek tip hücrede kalıyor olmalarının işkence olduğuna dikkat çekerek, “Öyle saldırgan bir durumla karşı karşıyayız ki dışarıya çıkarmamak için her yol ve durumun yasal zeminini oluşturdular. Bizim yapacağımız tek şey var o da örgütlenmek. Eğer örgütlenirsek önümüze koyulan oyunu bozabiliriz. Biz bu süreci toplumun algısına sokarak ve örgütleyerek bununla baş edebiliriz” diye konuştu.

    “TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK KAMPANYASININ SESLENDİRİLMESİ GEREKİYOR”

    Türker Demirci ise konuşmasında şunlara yer verdi:

    “Devrimciler tecrit edilmeye, teslim alınmaya, ideolojik olarak düşüncesinden sıyrılmasına zorlanıyor. Ve onlara uzun yıllar cezaevinde ya kalırsın ya pişman olursun dayatması yapılıyor, infazları yakılıyor. Şuan ki cezaevlerine bir tabutluğa dönüştürülmüş durumda ve dönüştürülmek için yeni yeni cezaevleri yapılıyor. Cezaevlerindeki tecrite karşı var gücümüzle destek olmalıyız. Tecrite karşı yeni kampanyalar yapmak zorundayız. Tutsaklara özgürlük kampanyasının seslendirilmesi gerekiyor.”

    “Y VE S TİPİ HAPİSHANELER ÜZERİNDE ÖZELLİKLE DURULMALI”

    S ve Y tipi hapishaneler üzerinde özellikle durulması gerektiğini söyleyen Abdulmelik Yalçın ise, “”Şimdi geldiğimiz noktada devlet ve bakanlık herhangi bir şekilde bu hapishanelerin mimarisine dair herhangi bir açıklama gereği bile duymuyor. Biz bu hapishanelere dair bilgileri hapishanelere görüşe giden ailelerden, avukatlardan, insan hakları derneklerinden alabiliyoruz. Tutsaklar da hızlı bir şekilde bu hapishanelere sürgün ediliyor” ifadelerini kullandı.

    “HAPİSHANELER KORKU İKLİMİNİN ÜRETİLDİĞİ YERLER”

    İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri de günümüzde hapishanelerde yaşanan sorunlara, hak ihlallerine dair serbest kürsüde konuşarak şunları dile getirdi:

    “Hapishaneler tabiiki cezalandırma mekanları ama sadece cezaevine değil bir ölüm evine konularak da infaz uygulanan yerler aynı zamanda. Topluma gözdağı olarak kullanılıyor bunu biliyoruz. Aynı zamanda korku ikliminin net olarak üretildiği de yerler. Her noktada ne yapabileceğimizi düşünmemiz lazım. Bu sorunun çözülmesi için ne yapabiliriz diye düşünmemiz lazım. Belki böylelikle içeridekiler de kendilerini bu kadar yalnız ve çaresiz hissetmezler.”

    Konuşmaların ardından etkinlik, Grup İsyan Ateşi, Haluk Akay ve Direnişçiler Korosu’nun seslendirdiği ezgiler ile son buldu.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • ‘Taciz, tecavüz, cinayet failleri serbest bırakılırken hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor’-VİDEO

    ‘Taciz, tecavüz, cinayet failleri serbest bırakılırken hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Sanat Sokağı’nda bir basın açıklaması yapan Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, hapishanelerde hak ihlallerinin artmaya devam ettiğini, siyasi tutsakların infazlarının yakıldığını, basın ve görüşçü yasakları ile tutsakların yalnızlaştırıldığını belirtti.

     

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, Dersim Sanat Sokağı’nda”İnfaz yakmalara son. S ve Y tipi hapishaneler kapatılsın” başlıklı bir basın açıklaması yaparak cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. İnisiyatif adına basın açıklamasını Elvan Özerli okudu.

    “70’E YAKIN HASTA TUTSAK HAPİSHANEDE HAYATINI KAYBETTİ”

    Hapishanelerde hak ihlallerinin artmaya devam ettiğini, siyasi tutsakların infazlarının yakıldığını, basın ve görüşçü yasakları ile tutsakların yalnızlaştırıldığını belirten Özerli, “Birçok hakkı içinde barındıran 5275 No’lu yasa pandemiyle birlikte değiştirilerek 150 bine yakın adli tutuklu serbest bırakıldı. Bunların içinde mafya liderleri, taciz, tecavüz, cinayet failleri hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan yatan birçok adli tutuklu serbest bırakıldı. Siyasi tutsaklar ise yeni bir gözlem kuruluna tabii tutularak infazları yakıldı ve yakılmaya devam ediyor. Anayasanın 10. maddesine göre herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebepler gözetmeksizin kanun önünde eşittirler. Ancak bugün hapishanelerde 700’e yakın hasta tutsak bulunmaktadır. Pandemiyle birlikte ise 70’e yakın hasta tutsak hapishanede hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Madımak faillerini serbest bırakırken ölüm döşeğinde olan hasta tutsaklara Adli Tıp ve Gözlem Kurulu hapishanede kalabilir raporu veriyor” dedi.

    “TÜM YAŞAMIN HÜCRELEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Özerli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bununla birlikte hapishanelerin mimari yapısıyla (tekli hücrelerle, tel örgülerle) tecride maruz bırakılan tutsaklar, egemenlerin yeni saldırı politikalarının ilk hedefi oluyor. Egemenlerin, F Tiplerinde, “yüksek güvenlikli” hapishanelerde uygulayamadığı ya da uygulamakta zorlandığı saldırıları S ve Y Tipi hapishanelerde dayatacağını öngörmek zor değil.

    Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Tutsakların tecrit duvarlarının arkasına gömülmesine ve tüm yaşamın hücreleştirilmesine izin vermeyeceğiz! Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tutuklularla Dayanışma İnisiyatifi’nden çağrı: Hasta tutsaklar için mücadele edelim-VİDEO

    Tutuklularla Dayanışma İnisiyatifi’nden çağrı: Hasta tutsaklar için mücadele edelim-VİDEO

    PİRHA-Hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Tutuklularla Dayanışma İnisiyatifi, “Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi. 

    Hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için Yenibosna’da bulunan İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde her perşembe günü nöbet tutan Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi üyelerine geçtiğimiz hafta polis müdahale ederken, açıklama yapmak isteyenler gözaltına alınmıştı. Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi bugün ise Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ile Musa Piroğlu da katıldı.

    “CEZAEVLERİ TÜRKİYE TARİHİNİN KANAYAN YARASIDIR”

    Hapishanelerdeki hak ihlallerine ilişkin, “Cezaevleri Türkiye tarihinin kanayan yarasıdır” değerlendirmesinde bulunan Ersoy, hasta tutukluların serbest bırakılması yönünde herkesin tepki göstermesi gerektiğini kaydetti. Ersoy şöyle konuştu:

    “Türkiye tarihinde hiç bu kadar siyasi ve kişisel amaçlar doğrultusunda, siyaseten rekabet edemediklerini cezaevlerine doldurdukları bir dönem yaşanmadı. Cezaevlerinde yaşanan ihlaller, Türkiye tarihinde görülmemiş bir boyuta ulaşmış durumda. Cezaevlerinde ölüm orucunda olan mahpuslar var. Cezaevlerindeki hasta mahpusların serbest bırakılması için herkes senelerdir haykırıyor. Ama bu haykırışı duyacak bir iktidar yok karşımızda. Neredeyse her hafta ölümler ile karşılaşıyoruz. Eğer bu ülkede eşit, özgür, kardeşçe yaşamak istiyorsak, cezaevlerindeki hasta mahpuslar başta olmak üzere bütün tutsaklar ile ilgili sesimizi yükseltmek zorundayız.”

    “CEZAEVLERİNDEKİ BASKI, DIŞARIDA SEFALETE YÜKSELEN SESE BASKIDIR”

    Musa Piroğlu ise cezaevlerindeki duruma ilişkin “Bir ülkede hapishaneden insanların cenazesi geliyorsa o ülkede yaşayan hiçbir insanın güvenliği yoktur. Hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor. Hamiler kadınlar kelepçeli ölüme terk ediliyor. Bebekler hapishanelerde büyümeye zorlanıyorsa o ülkede hiç kimsenin özgürlüğü ve can güvenliği yoktur. Hapishanelerdeki baskı dışarıda yoksulluğa ve sefalete karşı yükselen sese baskıdır” ifadelerini kullandı.

    “HASTA TUTSAKLARIN DURUMU AĞIRLAŞIYOR”

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi adına ise basın açıklamasını Yağmur Kavak okudu. Açıklamasına, Birsen Kars’ın Gazi Cemevi’ndeki cenazesine yönelik polis tarafından yapılan müdahaleye değinerek başlayan Kavak, gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Kavak’ın açıklamasından öne çıkan satır başları ise şöyle:

    “Pandeminin ülkede yayılmasının üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçti. Bu sürede hapishanelerdeki hak ihlalleri en üst boyuta çıkarılırken, özellikle pandemi bahanesiyle tutsakların dışarıyla olan her tür iletişim kanalı kısıtlandı ve tutsaklar üzerindeki tecrit hiç olmadığı kadar derinleştirildi. Zaten darbe girişiminin ardından hız kazanan bu saldırılar pandeminin ilk aylarından itibaren tutsakların açık görüş hakları ve tedavi haklarına yönelerek tümden ortadan kaldırılmaya çalışıldı.

    Bugün gelinen aşamada ise, hasta tutsakların durumu daha da ağırlaşırken, birçok hasta tutsak hapishanede yaşamını yitirdi. Bu 2 yıllık süreçte tutsaklar ne doktor ne hastane yüzü görebildiler. Hastaneye gitme şansı bulanların tedavi hakları da kelepçeli muayene, tabut tipi ring dayatmalarıyla engellendi. Doğru ve sağlıklı bir yöntemle yürütülemeyen pandeminin tüm faturası içerdeki tutsakların canı ve sağlığıyla ödeniyor.

    “AYSEL TUĞLUK’UN HAYATI TEHLİKEDEDİR”

    Onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlü, sağlık heyetlerinden “hapishanede kalamaz” raporları çıkmadığı için hapishanelerde ölüme terk edildi ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Hasta tutsakların tahliyeleri ya hastane ya Adli Tıp Kurumu (ATK) ya da savcılık engeline takılıyor. Hastanelerden tutsakların onca zorlukla alabildikleri raporlar çoğu zaman siyasi tutumla karar veren ATK tarafından kabul edilmiyor. Kabul edilse ve ATK raporu alınabilse dahi bu raporla verilmesi gereken tahliye kararı “toplum güvenliği bakımından tehlike” bahanesiyle uygulanmayabiliyor. Son 6 yılda, “veda” hakkı bile tanınmayan en az 111 tutsak hapishanede yaşamını yitirmişken “toplum güvenliği” bahanesiyle tutsakların canlarının “tehlikede” olduğu ortadadır.

    Bugün, Aysel Tuğluk’un hayatı tehlikededir. 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın, 37 yıllık tutsak Ali Osman Köse’nin, Ruken Yıldız’ın, Fatma Tokmak’ın, Ergin Aktaş’ın, Serdal Yıldırım’ın ve adını sayamadığımız onlarca ağır hasta tutsağın sağlığı tehlikededir. Tutsakları ölüme terk edenler, hapishanelerden tabut çıkmasına neden olanlar, bizim Adli Tıp Kurumu önünde yapacağımız eylemleri yasaklıyor, eylemlerimize saldırıyor. Geçtiğimiz hafta hasta tutsakların seslerini duyurmak için yaptığımız eylemde 17 arkadaşımız işkence yapılarak gözaltına alındı. Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • İstanbul ATK önünde nöbet tutan tutuklu yakınlarına polis müdahale etti

    İstanbul ATK önünde nöbet tutan tutuklu yakınlarına polis müdahale etti

    PİRHA-Hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde nöbet eylemine devam eden tutuklu yakınlarına polis müdahale ederken, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Yaşananlara tepki gösteren HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, “ATK bir tıp kurumu olmaktan çıkmış, mahpuslara ölümü, baskıyı ve her türlü işkenceyi dayatan bir yer haline gelmiştir” dedi.

    İstanbul Yenibosna’da bulunan Adli Tıp Kurumu (ATK) önünde “Hasta tutsaklara özgürlük” talebiyle başlatılan nöbet eylemine polis müdahale etti. Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nin, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla 20 Ocak 2022 günü başlattığı ve her hafta perşembe günü sürmesi planlanan nöbet eylemi devam ederken; ATK önünde açıklama yapmak isteyenlere müdahale eden polis çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

    ATK önündeki açıklamaya Birleşik Mücadele Güçleri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Zeynel Özen de destek verdi. Yapılan polis müdahalesine tepki gösteren Özen, ATK’nin hasta tutuklular için verdiği “cezaevinde kalabilir” raporlarına değinerek, şunları söyledi:

    “İDAM CEZASI PRATİKTE DEVAM EDİYOR”

    “Bugün Adli Tıp önüne geldik. Fakat bu ceberut devlet, iktidar ölümlerin durması için yapılacak bir basın açıklamasına dahi tahammül edemiyor. İdam cezasını bu ceberut iktidar kaldırdı ama pratikte devam ediyor. Geçen ay cezaevlerinden yedi cenaze çıktı. Ölümler yine devam ediyor. Adli Tıp Kurumu da bu ölümlere ortak oluyor.

    Aysel Tuğluk hakkında Kocaeli Adli Tıp’ta verilen raporu yok sayıldı. Yine buraya getirilip, üç hafta gözetim altında tutulacak. Bu cinayetlere ortak olmayın. Ölümlere sebebiyet vermeyin. Tek adamın iki dudağı arasındaki hakimler, mahkemeler, savcılar onların emirlerinden çıkmıyor. Ölümlerin karşısında direneceğiz.

    Onlarca polis bir basın açıklamasına izin vermiyor. Bu hukuksuzluktur. Fakat şunu iyi bilsinler ki, bu ölümlerin hesabı demokratik mahkemelerin önünde sorulacak. Güvenlik güçlerine de sesleniyorum. Bu kanunsuz talimatlara uymayın. 15 Temmuz’da da gördük. FETÖ’nün polisleri suç ortaklığı yaptılar. Bugün neredeler? Cezaevindeler. Sizler de bu kanunsuz emirlere uyarak, suç işliyorsunuz. Bir gün siz de bunların hesabını vereceksiniz.”

    “CEZAEVLERİ, KATLİAM EVLERİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekti. “Cezaevleri bir katliam evlerine dönüştü” diyen Gülüm, şu ifadeleri kullandı:

    “Aslında bir kez daha siyasi iktidarın cezaevi meselesinde nasıl bir katliamcı çizgi izlediğiyle karşı karşıya kaldık. Bugün aileler burada bir açıklama yapmak istedi. “Çocuklarımız ölüyor, cezaevlerinde öldürülüyor. Bunu durdurun” demek istediler. Adli Tıp önünde açıklama yapma gerekçeleri ise özellikle bu kurumun hasta mahpuslar için sürekli “cezaevinde kalabilir” raporu vermesiydi.

    Ölümü yaklaşmış, tedavisi mümkün olmayan hastalara dahi “cezaevinde kalabilir” raporu vererek, onları ölüme sürükleyen, aslında idam kararlarını veren kurumlardan birisidir Adli Tıp Kurumu. ATK bir tıp kurumu olmaktan çıkmış, bu iktidarın ideolojik zemininde hareket eden, aynı dışarıda toplumsal muhalefete yaptığı gibi içeride de mahpuslara ölümü, baskıyı ve her türlü işkenceyi dayatan bir yer haline gelmiştir.”

    Gülüm, ATK’nin verdiği raporlar nedeniyle binlerce hasta tutuklunun cezaevlerinden tahliye edilemez durumda olduğunu belirterek, “Cezaevleri bir katliam evlerine dönüştü. ATK, siyasi iktidar ve kendisine bağımsız diyen ama direkt iktidara bağlı mahkemeler nedeniyle maalesef insanlar ölüme götürülüyor. Bu da yetmiyor; cezaevlerinde uygulanan baskılar ile insanlar intihara sürüklenmeye çalışılıyor. Açıklama yapmak isteyen arkadaşlarımız yakınlarına sahip çıktıkları, “Hasta mahpuslar ölmesin” dedikleri için gözaltına alındı” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden hak ihlallerine dair 2 aylık eylem planı-VİDEO

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden hak ihlallerine dair 2 aylık eylem planı-VİDEO

    PİRHA- Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek için hazırladığı 2 aylık eylem planını İHD İstanbul Şubesinde açıkladı. Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Erkan Çıta, 2 yıl geçmesine rağmen hala pandemi bahanesiyle mahpusların dışarıyla olan her tür iletişimin kesilmeye devam ettiğini belirtti.

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı başlatacakları 2 aylık eylem planını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde gerçekleştirdikleri açıklama ile duyurdu.

    Açıklamaya, Hakların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu da katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona, “İnfaz yakmalara son! Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!” yazılı pankart asıldı.

    “TUTSAKLARIN SESİ BİZİM SESİMİZDİR”

    HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, cezaevlerinde keyfi uygulamaların yaşandığını belirterek “Hasta tutsaklara kepçe takılarak iradeleri kırılmaya çalışılıyor. Hapishanelerde tutsaklara dönük ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. Bu durum dışarıda, kamuoyunda yeterince gündem olmuyor. Hapishanelerde yapılan uygulamalar dışarıda yapılacak uygulamaların işaretidir. Hapishane sorunları, emek ve barışın sorunudur. İktidar bu uygulamalarla gözdağı vermektedir. İktidarın bu baskı politikasına karşı baş kaldırmaya çalışıyoruz. Tutsakların sesi bizim sesimizdir. Tüm hasta ve siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

    “HALAY ÇEKMEK, TÜRKÜ SÖYLEMEK İNFAZ YAKMAK İÇİN BAHANE”

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi adına açıklamayı okuyan Erkan Çıta ise 2 yıl geçmesine rağmen hala pandemi bahanesiyle mahpusların dışarıyla olan her tür iletişimin kesilmeye devam ettiğini belirtti.

    Tutukluların üzerindeki tecridin hiç olmadığı kadar derinleştirildiğini kaydeden Çıta, bunun bir başka belirtisinin de “iyi hal” uygulaması olduğunu kaydetti. Cezaevlerinin, özellikle siyasi tutukluların, “İyi halli” olmadığı gerekçesiyle infazlarını yaktığını belirten Çıta, şöyle devam etti:

    “Gözlem kurulları aracılığıyla tutsaklara ‘pişmanlık’ dayatıldı. 2021 yılı başında yürürlüğe giren yasayla hapishanelerde oluşturulan kurullar, politik tutsakların infazlarını yakmak için bahaneler üretiyor. Halay çekmek, türkü söylemek sebebiyle açılan disiplin soruşturmaları, tutsak edilmeden önce yapılan sosyal medya paylaşımları dahi infaz yakma gerekçesi olarak kullanılabiliyor. Hapishanelerde her türlü baskı, tecrit, işkence ve kötü muamele uygulamalarını artıran devlet, infaz yakma politikası ile açık ki içeri girenin dışarı çıkamadığı, hukukun hiçbir biçimde işlemediği bir düzeni hâkim kılmaya çalışıyor.”

    “İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE ARTIYOR”

    Cezaevlerinde işkence ve kötü muamelelerin artarak devam ettiğine dikkati çeken Çıta, hasta tutsakların durumunun daha da ağırlaştığı, birçoğunun hastane sevklerinin yapılmadığını belirterek, “Hatta ve hatta çoğu kez hapishane revirindeki doktorlardan dahi tedavi göremeyen tutsaklar oldu. Onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlü, sağlık heyetlerinden ‘hapishanede kalamaz’ raporları çıkmadığı için hapishanelerde ölüme terk edildi ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybetti” diye belirtti.

    “103 TUTUKLU YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Cezaevindeki siyasi tutukluların canlarının tehlikede olduğunun altını çizen Çıta, son 6 yılda “veda hakkı” bile tanınmayan en az 103 tutuklunun cezaevinde yaşamını yitirdiğini söyledi.
    Çıta, cezaevleri üzerinde yürütülen politikalara dikkat çekerek, “Devlet yeni saldırı dalgasını yine hapishanelerden başlatmıştır ancak tarih gösterir ki bununla sınırlı kalmayacaktır. Yaşadığımız coğrafyanın açık hapishaneye çevrilmesi yetmezmiş gibi toplumun her kesiminden en ufak karşı çıkış elektronik kelepçe, ev hapsi, imza dayatması, alan sınırlaması gibi uygulamalarla karşılanırken tutsaklığın hiçbirimiz için uzak bir olgu olmadığının farkındayız” dedi.

     

    ZİYARETLER VE AÇIKLAMALAR

    Tutuklu yakınları ve aileleri olarak başta infaz yakmalara ve hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için başlatacakları sürece herkesin destek olmasını isteyen Çıta, inisiyatif olarak 19 Aralık tarihine kadar sürecek bir eylem planını hayata geçireceklerini belirtti.

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi adına açıklamayı okuyan Erkan Çıta, iki ayda, sivil toplum örgütleri ve infazı yakılan tutukluların aileleri başta olmak üzere çeşitli ziyaretler gerçekleştireceklerini söyledi. Çıta, tecrit, hak ihlalleri gibi konularda  basın açıklamaları yapılacağını belirterek, “Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi olarak 19 Aralık’a kadar her an ve alanda ‘infaz yakmalara son’, ‘Hasta tutsaklar serbest bırakılsın!’ diyeceğimizi buradan deklere ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL