Etiket: tutuklanmalar

  • Özgürlükçü Demokrasi’nin imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü tutuklandı

    Özgürlükçü Demokrasi’nin imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü tutuklandı

    Kayyum atanan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü İshak Yasul tutuklandı.

    Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve gazetenin basıldığı Gün Matbaacılık’a kayyum atanmasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında, 28 Mart’ta gözaltına alınan gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

    Savcı, Yasul ve Yaşar’ı “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.

    Mahkemede ifadeleri alınan Yasul ve Yaşar aynı gerekçelerle tutuklandı.

    7 GAZETECİ HALA GÖZALTINDA

    Aynı operasyon kapsamında 4 Nisan’da gözaltına alınan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin editör ve çalışanları ise Vatan’da bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmaya devam ediliyor.

    Emniyette bulunan 7 gazetecinin isimleri şu şekilde: Gazetenin editörleri Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu ve Hicran Urun, çalışanları Pınar Tarlak, Ramazan Sola ve Nedim Demirkıran ile gazetenin eski çalışanlarından Mehmet Beyazit.

    GÜN MATBAACILIK’IN 20 ÇALIŞANI TUTUKLANMIŞTI

    28 Mart’ta yapılan operasyonla gözaltına alınan Gün Matbaacılık’ın 20 çalışanı ise dün çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

  • Basın örgütleri: Sessiz kalırsak hepimiz yavaş yavaş yanarız – VİDEO

    Basın örgütleri: Sessiz kalırsak hepimiz yavaş yavaş yanarız – VİDEO

    PİRHA – Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa çalışanlarının tutuklanmasına tepki göstermek için İHD İstanbul Şubesi’nde bir araya gelenler, insanların baskılara karşı “Dokunan yanar” gerekçesiyle tepki göstermediğini ifade ederek, “Ama dokunmazsak aslında hepimiz yavaş yavaş yanarız” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa çalışanlarının tutuklanmasına karşı basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, DİSK Basın İş Sendikası Üyesi Ali Ergin Demirhan, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş ve çok sayıda basın çalışanı destek verdi.

    “BASININ ÖZGÜRLÜĞÜ HERKESİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”

    Basın açıklamasında ilk olarak Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan konuştu. Boltan, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa’nın kapatıldığını ve bununda alışılagelmiş bir durum haline geldiğini söyledi. Devlet basını olmayan ve devletin yanında yer almayan basın kurumların sıraya konulduğunu ifade eden Boltan, “Peyder pey gazeteler basılarak kapatılıyor ve çalışanlar gözaltına alınıp cezalandırılıp cezaevine konuluyor. Bunların amaçları bellidir” dedi.

    “Türkiye’de basın alanında devlet herhangi bir çalışma kabul etmiyor” diyen Boltan, Matbaanın tarihsel ehemmiyetinin önemli olduğunu belirtti.

    Osmanlı döneminde açılan matbaanın Osmanlı imparatorluğu tarafından kapatıldığına dikkat çeken Boltan, “Aslında matbaayı kapatan zihniyet sonraki zamanda matbaanın açılmasına engel olamadı. Fakat matbaayı kapatan zihniyetin sahibi Osmanlı imparatorluğu kapandı” dedi.

    Bu günün iktidarının Osmanlı zihniyetiyle matbaayı kapatarak kendisini iktidar yapacağını hesapladığını belirten Hakkı Boltan, o dönemlerde yapılmayanın bu dönemlerde mümkün olmayacağını söyledi.

    Boltan, “Basın özgürlüğü çerçevesinde faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu konuda gelebilecek her türlü saldırının karşısında olacağımızı ifade ediyoruz. Basın her zaman özgür olmalı” dedi.

    Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, çağrıda bulunarak, “Eğer Türkiye’yi seviyorlarsa  ve bunun için savaş ve mücadele yürüttüklerini söylüyorlarsa öncelikle basını özgürleştirerek bunu yapmalılar. Basının özgürlüğü herkesin özgürlüğüdür” ifadelerini kullandı.

    “66 GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ”

    Boltan’dan sonra Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş konuştu. Durmuş, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nü hatırlatarak, “1909 yılında Hasan Tahsin Bey’in öldürülmesinin üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçti. Bu arada 66 gazeteci öldürüldü, failli meçhul cinayetlere kurban gittiler. Öldürülen gazetecilere bakınca bir çoğunu haber peşinde koşarken, bazılarını rahatsız ettikleri için öldürüldüler” dedi.

    100 yıl aradan sonra Türkiye’de iktidarın basına bakışında çok şeyin değişmediğini söyleyen Durmuş, bugün gazetecilerin öldürülmediğini ama gözaltına alınıp, tutuklandığını hatta müebbetle cezalandırılmaya çalışıldığını söyledi.

    HABER YAPMAYA DEVAM…

    Bütün yapılan baskılara rağmen özgür basın çalışanlarının haberi halka ulaştırmak için çabaladıklarını söyleyen Durmuş, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi Çalışanları’ndan kimsenin olmadığını çünkü hepsinin gözaltında olduğunu söyledi.

    Gökhan Durmuş, son olarak dayanışma içinde olduklarını belirterek, TGS olarak yanlarında olacağız. Bir ülkede basın özgürse demokrasi vardır. O yüzden demokrasi içinde halkın haber alma hakkı içinde özgür basın olarak haber yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BASINA YÖNELİK DARBE 2015’DE BAŞLADI”

    Son olarak söz alan DİSK/Basın-İş’ten Ali Ergin Demirhan, 25 Temmuz 2015 itibariyle basına yönelik bir darbe sürecinin başladığını belirterek, “O zamandan bu zamana kapatılan yayınlar, İnternet yasakları, tutuklu gazeteciler sayısında dünya rekortmeni olmamız,  televizyonlarını gazetelerin kapatılması ve bugün geldiğimiz son operasyonda gazete basmanın, kitap basmanın suç ilan edilmesi noktasına geldik” dedi.

    Gün Matbaa’sında 20 kişinin tutuklandığını söyleyen Demirhan, Kendilerine yöneltilen suçlamanın kendilerine iş olarak gelen kitabı basması olarak gösterildi.

    Özgür basın ve Kürt basını üzerinden tüm basına verilen bir tehdit olduğunu kaydeden Demirhan, “Kürt basınını döverek bütün basını terbiye etmeye çalışıyorlar. Kadri Bağdu’nun öldürülmesi üzerinden birkaç yıl geçti. Cinayetten tutuklamaya her şey var. Tutuklanan arkadaşlarımız savcının yüzünü bile görmeden, ifadelerinin bile alınmasına ihtiyaç alınmadan doğrudan tutuklanmaya sevk edildiler. Alınan bir siyasi karar, bir mahkeme yargılama süreci yok. Bu bütün halka basın özgürlüğüne bir saldırıdır” dedi.

    “HAKİKATİ KAPATAMAZSINIZ”

    İnsanların baskılara karşı “Dokunan yanar” gerekçesiyle tepki göstermediğini ifade eden Demirhan, “Ama dokunmazsak aslında hepimiz yavaş yavaş yanarız” dedi. Matbaa ve gazete çalışanlarının yanında olduklarını vurgulayan Demirhan, “Şirketleri matbaaları kapatabilirsiniz markaları yasaklayabilirsiniz ama bu geleneği durduramazsınız. Hakikati bununla kapatamazsınız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

  • ‘Yüzde 80 engelli eşimin cemevi için para toplaması suç sayılmış’- VİDEO

    ‘Yüzde 80 engelli eşimin cemevi için para toplaması suç sayılmış’- VİDEO

    PİRHA– 4 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’daki evinden gözaltına alınan, yüzde 80 engelli olan Haydar Yıldırım altı aydır tutuklu. Hakkında herhangi bir iddianamenin hazırlanmadığı Yıldırım, 1996 yılında cezaevinde ölüm orucuna girmiş ve Wernicke- Korsakoff hastası. Yıldırım’ın eşi Zeynep Yıldırım tüm kamuoyuna çağrıda bulunarak, davaya sahip çıkmalarını istedi. Yıldırım ayrıca eşinin cemevi için para toplamakla suçlandığını iddia etti.

    4 Ekim 2017 tarihinde İstanbul Küçük Armutlu’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanan Haydar Yıldırım’ın %80 engelli raporu var. Yıldırım 1986 yılında cezaevinde ölüm orucuna girmiş ve halen Wernicke- Korsakaff hastası.

    “KAPIYI KIRARAK İÇERİYE GİRDİLER”

    Armutlu Cemevi üyesi olan Haydar Yıldırım 58 yaşında. PİRHA’ya konuşan Haydar Yıldırım’ın eşi Zeynep Yıldırım, eşinin 4 Ekim 2017’den beri tutuklandığını belirtti. Yıldırım, eşinin gözaltına alınmasını şöyle anlattı:

    “Gece evimize geldiklerinde hiçbir gerekçe göstermediler. Kapıyı kırarak girdiler bizim açmamıza da izin vermediler. Saat ikiydi. Biz yataktan kalkmadan kafamıza dikildiler silahlarla. ‘Ne oluyor?’ diye sorduğumuzda da ‘Haydar Yıldırım senin için geldik’ dediler. Gerekçe ne? Hiçbir gerekçe göstermediler. Evi aradılar, eşimi aldılar. Eşim direndi tabi. Bir buçuk saat falan uğraştılar evin içerisinde. Bayağı arbede oldu. Eşim rahatsız bir insan. Üstünde, başında hiçbir şey kalmamıştı. Çırılçıplak sürüyerek evin merdivenlerine indirdiler. Caddeye elbiseleri tamamen çıkmış, iç çamaşırıyla atlet falan da sıyrılmış asfaltın üzerine atmışlardı. Ben evden çıktım, onların peşinden koştum, işte o zaman ben tepki göstermeye başlayınca da aldılar arabaya koydular. ”

    Tutuklanma aşamasında kendilerine ‘Bir ifade varmış’ dediklerini aktaran Yıldırım, dosyalarda gizlilik kararı olduğunu aktardı.

    “CEZA İÇERİSİNDE TEKRAR CEZA YAŞATIYORLAR”

    Eşinin 1996 ölüm orucu direnişçisi olduğunu kaydeden Zeynep Yıldırım, eşinin kapalı yerde kalamayacağına dair raporunun olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Cezaevinden kalan bir rahatsızlığı var. Wernicke-Korsakoff. % 80 engelli raporu var. Kapalı yerde kalamaz, çalışamaz diye raporu var. Şimdi kaldığı yer, cezaevinde küçük bir koğuş. Ayrıca havalandırmaların üzerine teller gerilmiş, bu ayrıca insanlara bir işkence. Havayı bile görmeyi engelliyorlar. Ceza içerisinde tekrar tekrar ceza yaşatıyorlar. % 80 engelli raporu olan bir insan sürünerek gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Hala dosyasında da gizlilik kararı var. ‘Ya benim gibi düşüneceksiniz, biat edeceksiniz’ diyor şu anki sistem ya da ‘yaşama şansınız yok’ diyor. Biz de biat etmeyeceğiz. Benim eşim rahatsız. Eşime olabilecek her hangi bir şeyde buradaki herkes sorumludur.”

    “İKİ AY İLAÇLARI VERMEDİLER”

    Eşine iki ay boyunca ilaçlarının verilmediğini, iki ay sonra avukatları ve götürülen raporlar sayesinde ilaçlarının verildiğini belirten Zeynep Yıldırım, iki ay ilaçlarını alamamasının, hastalığının daha da ilerlemesine sebep olduğunu kaydetti. Yıldırım, cezaevinde beslenme koşullarının da kötü olduğunu belirtti.

    “CEMEVİ İÇİN PARA TOPLAMA SUÇ SAYILMIŞ”

    Eşinin cemevine üye inançlı bir insan olduğunu olduğunu vurgulayan Zeynep Yıldırım, “Alevi inancının tam anlamıyla hayata geçmesi için çaba sarf eden, her türlü asimilasyona karşı olan biriydi” dedi.  Yıldırım, avukatların gülerek, ‘Haydar abi, cemevi için zorla para toplamış’ dediklerini belirtti.

    Zeynep Yıldırım, eşinin cemevi için para toplamasının suç sayıldığını belirterek, “Evet biz kapı kapı dolaşıp para topladık, topluyoruz da bunu hiç reddetmedik. Bu cemevini yaptırmak için. Bu cemevini kendi olanaklarımızla yaptırıyoruz. Bu rızalıktır, bizim inancımızda bu dayanışma vardır. Kimseden zorla para almıyoruz. Suçlamalardan biri bu. Cemevi için para toplama.”

    “HALA İDDİANAME ÇIKMIŞ DEĞİL”

    Zeynep Yıldırım, altı aydır eşinin tutuklu olduğunu ve hala bir iddianamenin bile hazırlanmadığını söyledi. Yıldırım, “Sorulduğunda da hiçbir cevap verilmiyor. Doğru dürüst hastaneye götürülmüyor. ‘Dışarıda katledebildiğimizi edelim, edemediğimizi cezaevlerinde edelim diye’ düşünülüyor herhalde. Başka nasıl bir açıklama getireyim ki % 80 raporu olan bir insanı öyle tutuyorsa bunun açıklamasını mantık alır gibi değil” şeklinde konuştu.

    ADALETSİZLİKLERE KARŞI BİRLİKTELİK ÇAĞRISI

    Tüm kamuoyuna çağrıda bulunan Zeynep Yıldırım, “Sadece Alevi kurumlarına değil kendine insanım diyen herkese bu çağrıyı yapmak istiyorum. İnsanlar düşündüğü gibi yaşamak ister ve Alevi kimliğiyle de yaşamak ister. Herkesin tek düzeyde yaşaması bence çok da sağlıklı değil. Biz kimsenin inancına laf etmeyiz. İnancından dolayı saldırmayız. Bu yanıyla bütün insanım diyen herekse adaletsizliklere ve haksızlıklara karşı mücadele etmeye ve birlikte olmaya çağırıyorum” dedi.

    PSAKD’LİLERİN TUTUKLANMASINA TEPKİ

    Öte yandan önceki günlerde 16 PSAKD Erzincan Şube yöneticisi ve üyesinin tutuklanmasına da tepki gösteren Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “Nerede bir adaletsizlik, eşitsizlik ve haksızlık varsa onun karşısında duracağız, durmaya da devam edeceğiz. Bizi yok saymalarına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    Tutuklanan PSAKD üyelerine Alevi örgütlerinin yeterince sahip çıkmadığını belirten Zeynep Yıldırım,  sebebini şöyle açıkladı:

    “Biz kendi özümüzü yeterince yaşamıyoruz. Kendi dilimizde asimilasyona uğradık, var olan korkularımızla asimilasyona uğruyoruz. Kendi çıkar kaygılarımıza düşüyoruz onun için inançlarımızdan ödün veriyoruz. Oysa bizim inancımızda çıkar yoktur, toplumsal çıkar vardır. Bireysel çıkar hiç olmamış bu inançta. Onun için toplumsal çıkar değerlerini öne alırsak bu doğrultuda da hareket edersek biz sahip çıkarız.”

    “BEDELLER AĞIR OLSA DA TOPYEKUN KARŞI ÇIKMALIYIZ”

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, baskılara ve tutuklamalara karşı nasıl tavır göstermeleri gerektiğini ise şöyle açıkladı:

    “Bu örgütlülüğü daha güçlendirip alanlarda da saflarını belirlemeli. Ben, o, diğeri değil. Bugün Pir Sultan’a gelen yarın onların kapısını çalacak. Benim eşim gitti ses çıkarmadık, Cevahir gitti sadece basın açıklamalarıyla geçirdik, ama en son ne oldu bir şubemizi neredeyse kapatma durumuna geliyorlar. Yarın başka yerde başka şeyler de yapılabilir bu böyle devam ettiği sürece. Sen sorununa sahip çıkmazsan kimse senin sorununa da sahip çıkmaz, sana yardımcı da olmaz.

    Toplumun en dinamik güçlerinin cezaevinde olduğunu biliyorlar. Oradaki insanlarımıza da sahip çıkmak zorundayız. Bu sadece benim eşim özelinde değil. Bu tek tipler gerçekten toplumun değerlerini yok etmek, toplumun kişiliğini yok etmek, toplumsal muhalefeti ortadan kaldırıp tamamen biata yönelik yapılan bir saldırıdır. Bu saldırıya topyekun karşı çıkmadığımızda bedelleri çok ağır olacaktır ve bu bedellerin önüne şimdiden geçelim ki bu kadar büyük bedeller ödemeyelim.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’dan PSAKD’ye ziyaret

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’dan PSAKD’ye ziyaret

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, PSAKD yöneticisi ve üyesi 16 kişinin tutuklanmasına tepki gösterip, dayanışma çağrısı yaptı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Erzincan’da aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in de bulunduğu 16 kişinin tutuklanması nedeniyle PSAKD Mersin Şubesi’ne dayanışma ziyaretinde bulundu.

    Tabip Odası, KESK’e bağlı sendikalar, Halkevi, HDP, EMEP, Alevi Kültür Derneği, Sosyal Demokrasi Derneği, Tüm Emekliler Sendikası, Dersimliler Derneği ve 78’liler Derneği’nin katıldığı ziyarette dayanışma mesajları verildi.

    “SERBEST BIRAKILSIN”

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan SES Mersin Şube Eşbaşkanı Yılmaz Bozkurt, AKP hükümetinin faşizmi kurmak için tüm devlet kurumlarını kullanarak baskı kurma sürecine girdiğini belirtti. Bozkurt, “Bir tane itirafçının ifadesiyle bu güzel insanların gözaltına alınıp tutuklanmasını demokrasi ayıbı olarak görüyoruz. 6 buçuk milyon insanın oyunu alan bir siyasi partinin eşbaşkanları ve vekilleri tutuklu bulunuyor. Bunlar milli irade diye diye vekillerin vekilliğini düşürüp cezalandırıyor. Şu an üniversitedeki devrimci gençler Afrin savaşına karşı barış istedikleri için ihraçlarla karşı karşıyalar. Bir daha söylüyoruz. Barıştan yana olmaya devam edeceğiz. Bizleri tutuklayabilirsin. Fakat bu ülkede barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesini omuz omuza vererek sürdürmeye devam edeceğiz. Afrin bu ülkenin savaşı değil. Ülkemiz emperyalistler tarafından kuşatılmış durumda değil. Böyle bir durum olsa biz devrimciler ilk önce müdahale ederiz. Gözaltına alınan ve tutuklanan tüm siyasi tutsakların bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    “MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”

    PSAKD Mersin Şube Başkanı Bülent Ufuk Ateş, AKP’nin umuda düşman olduğu için muhaliflere saldırdığını söyledi.

    “Ülkeyi teslim almak için kendinden olmayan her kesime saldırıyorlar. Adaletten, özgürlükten ve demokrasiden yana ne varsa yok etmeye çalışıyorlar. Bundan dolayı yüz yılardır Alevilere saldırdıkları gibi bu saldırılar daha çok yoğunlaştı” diyen Ateş, dayanışmadan dolayı ziyarete gelen herkese teşekkür etti.

    Halkevleri Mersin Şube Başkanı Abdullah Kaan Biket ise, Türkiye’de direniş tohumun uzun zaman önce atıldığını ve bitmeyeceğini kaydetti. Biket, “Küllerinde doğan mücadele ruhu bu topraklarda var. Memleketi yönetemiyorlar. Bu şekilde de yönetmelerine izin vermeyeceğiz. Mücadeleyi yükseltemeye devam edeceğiz ve sürekli dayanışma içerisinde olacağız” dedi.