Etiket: tutuklu yakınları

  • Bakanlık DEM Parti’den hasta tutukluları görüşmek için randevu istedi

    Bakanlık DEM Parti’den hasta tutukluları görüşmek için randevu istedi

    PİRHA-  Tutuklu yakınları ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç 12 Haziran’da bir araya geldi. Görüşme talebinin bakanlıktan geldiğini belirten DEM Partili Uysal, “Bayramdan sonraki çarşamba için randevulaştık” dedi.

    ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa demokratik çözüm’ kampanyası kapsamında 27 Kasım 2023’te başlatılan açlık grevi 4 Nisan’da mahkeme boykotu, aile ve telefon görüşmelerine çıkmama eylemi ile sürüyor.  Tutuklu yakınları ise her çarşamba farklı kentlerden Adalet Bakanlığı’na giderek tutukluların taleplerini iletiyor. Tutuklu yakınları 12 Haziran’da Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile bir araya geldi.

    “2024’TE 23 KİŞİ CEZAEVİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Newroz Uysal Aslan, görüşmeyi Mezopotamya Ajansı’na anlattı. Cezaevlerinde yaşamını yitirenler hakkında bilgi veren Uysal, “2023’te 42 kişi cezaevinde yaşamını yitirdi. 2024’teyiz ve şu ana kadar 23 kişi yaşamını yitirdi. Biz buna siyasi cinayet diyoruz. Bunlar devletin politikası sonucu yaşamını yitirdiği için birer cinayettir. Örneğin Şakir Turan’a ATK, ‘cezaevinde kalabilir’ dedi ve 15 gün sonra yaşamını yitirdi. Ya da cezaevinde kalamaz dediği ve cezaevinden çıktıktan sonra bir hafta 15 gün sonra hayatını kaybedenler var. Bunlar tesadüfi olan şeyler değil. Devletin hasta tutsaklar üzerinden politik olarak fayda sağlayama çalıştığı bu durumdan vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

    “SESLERİNİ DUYURMAYA ÇALIŞTILAR”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’la yapılan görüşmeyi anlatan Uysal, “Cezaevlerinde yürütülen bu işkence politikalarının temel muhataplarından bir tanesi de Adalet Bakanlığıdır. Hem hukuken bundan sorumlu olan makam olmasından hem de Sayın Öcalan üzerindeki tecridin hukuki açısından birinci dereceden muhatabı olmasından dolayı Anneler hem bu açlık grevi sürecinde hem de boykot sürecinde adalet bakanlığı yetkililerine seslerini duyurmaya çalıştılar. Anneler, 6 haftadır her Çarşamba günü adalet bakanlığı önünde açıklama yaparak seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Her hafta farklı kentlerden anneler geliyor. 6’ncı haftaya kadar Adalet Bakanlığı annelerle görüşmeyi reddetti. Annelerin adalet bakanlığı önündeki açıklamasını engelledi. İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu hasta tutsaklar üzerine bir konuyu görüşmek üzere toplanmıştı. Anneler de komisyon toplantısının olduğu yerde toplandı. Daha sonra Adalet Bakanından görüşme talebi geldi.

    Görüşmede İnsan Hakları Komisyon başkanı, Tutuklu ve Hükümlü Hakları İnceleme Alt Komisyonu başkanı, diğer milletvekilleri ve bizler vardık. Bu görüşme 15-20 dakikalık bir görüşme oldu. Aileler, cezaevlerindeki tecrit halini, çocuklarının işkence altında olduğunu, kurul kararlarıyla özgürlüklerinin alındığını, hasta olan tutsakların tedavi edilmediğini belirterek bakanlığını neden sorumluluğunu yerine getirmediğini sordu. Aileler, kimi taleplerini iletti. Bakanlık ise ailelerin taleplerini not eden klasik bürokratik bir tarzda sorunların çözümüne ilişkin herhangi bir takvim vermedi. Annelerle bu görüşmenin çok kısa olduğunu hem bizler hem de kendileri ifade etti. Bayramdan sonraki Çarşamba günü tekrar daha detaylı görüşmek içini randevulaştık.”

    “DEVLETİN CEZAEVLERİNDEKİ BU İŞKENCE POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Görüşmeyi önemli bulan, ancak somut adımlar konusunda yetersiz bulan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu görüşmenin kendisi de çok önemli, ama konu hakkında Meclis ayağıyla sorumlu her iki komisyon başkanının somut bir şey söylemekten imtina ettiği, çözüme dair bir söz söylemekten kaçındıklarını gözlemlediğimizi söylemek gerekir. Bu sürecin takipçisi olacağız. Bu konu bir görüşmeyle çözülebilecek bir şey değil, ancak bu bir adımdı. Oradaki bir hassasiyet ya da durumu not eden bir sürecin çoktan aşılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreç tekil, spesifik ve bir an da ortaya çıkan meseleler değil, bir devlet politikası olarak ortaya çıkan bir meseledir. Bu noktada politik bir değişime ve çözümleyici bir akla ihtiyaç var. O nedenle bu görüşme önemli, ancak bu görüşmenin devamında devletin, ‘Bilmiyorum, duymadım, etmiyorum’ üzerinden bir bakış açısı değil, hasta tutsaklar ve İmralı tecridi başta olmak üzere cezaevlerindeki bu işkence politikalarından vazgeçmesi gerekiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul’da Adalet Nöbeti 42. gününde: ‘Anaların sesine kulak verelim’ – VİDEO

    İstanbul’da Adalet Nöbeti 42. gününde: ‘Anaların sesine kulak verelim’ – VİDEO

    PİRHA-Adalet Nöbeti eylemini ziyaret eden ESP İstanbul İl Örgütü dayanışmak amacıyla 3 günlük grev başlattığını duyurdu. Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise “Anaların sesine kulak vermek zorundayız. Bizim yüreğimiz ve kulağımız anaların yanındadır” dedi.

    Marmara Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) öncülüğünde İstanbul’da başlatılan Adalet Nöbeti eylemi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sancaktepe ilçe binasında devam etti.

    Tutuklu yakınları, “Tecrit insanlık suçudur” yazılı önlükleri giyerken, eylemin yapıldığı salona, “Adalet için tecriti kıralım toplumsal barış için zindanlara ses olalım”, “Özgür yaşamın inşası için tecridi kıralım zindanlara ses verelim” pankartları asıldı. Yoğun ilgiyle devam eden Adalet Nöbeti eylemine bugün Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ziyaret etti.

    ESP İstanbul İl Örgütü adına basın açıklamasını okuyan Züleyha Müldür, İmralı’da uygulanan tecrite değinerek, bunun özel savaş politikalarından olduğunu belirtti. İmralı’da uygulanan tecritin diğer cezaevlerine sirayet ettiğini ifade eden Müldür, “İmralı’da uygulanan mutlak tecrit sistemi ağırlaştırılmış müebbet tutsaklar üzerinde de adım adım Y ve S tipi hapishanelere taşınıyor. Tüm bu saldırılara rağmen ağır tecrit altında tutulan devrimci tutsaklar faşizme meydan okuyor, mücadeleyi büyütüyor” dedi.

    “3 GÜNLÜK AÇLIK GREVLERİNE BAŞLAYACAĞIZ”

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride ilişkin cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerine değinen Müldür, grevi selamladıklarını belirtti. Tecridin kırılması için dışarıda dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurgulayan Müldür, “ESP İl Örgütü olarak tecrit işkencesine karşı eylemli dayanışmayı büyütmek için 3 günlük açlık grevlerine başladığımızı buradan duyuruyoruz. Tüm emekçi solu ve halkımızı zindanlara infaz yakmalara, sürgün sevklere, yayın yasaklarına ve tecrit işkencesine karşı dayanışmayı büyütmeye, adalet nöbetlerini ziyaret etmeye, mücadeleye yükseltmeye çağırıyoruz” diye belirtti.

    “ADALET NÖBETİ EYLEMCİLERİNİN HER ZAMAN YANINDAYIZ”

    Nöbet eyleminde söz alan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da, kurum olarak Adalet Nöbeti eylemcilerinin her zaman yanında olduklarını vurguladı. Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Annelerin bugün toplumun karanlığında ve bu kadar acı ortamında yüreklerini ortaya koyarak, bedenlerini barış için açlığa yatırmış ve tecridin kırılması için bedenlerini açlığa yatıran evlatlarının bize gönderdiği mesajı algılayıp toplumsallaştıran ve demokrasi için çığlık haline dönüştüren bu değerli yürekler önemlidir. Tüm insanlık olarak bunun kıymetini bilerek hareket etmemiz gerektiğinin son derece farkındayız. Değerli canlar eğer bir toplumda adalet yok olmuşsa, hukuk ayaklar altına alınmışsa artık o toplumun meşru varlığından da söz etmek mümkün değil. Bugün Türkiye’de adaletin, hukukun ayaklar altına alındığını her an görüyoruz. Toplum genel anlamda tecrit altında Evet, tecrit adada başlıyor ve her yere yayılmış durumda. Onun için tecridi kıralım, barışı oluşturalım. Barışın yolunu kanallarını açalım diyen, zindanlarda direnen genç bedenleri ve onların mesajlarını alıp toplumsallaştıran değerli annelerin yüreklerini tekrar tekrar yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz.”

    “YÜREĞİMİZ VE KULAĞIMIZ ANALARIN YANINDADIR”

    Tüm topluma çağrıda bulunan Doğan, “Buradan tüm topluma da çağrıda bulunmak istiyoruz. Gelip bu sese kulak versinler. Çünkü bu ses çok kıymetli. Bu ses vicdanın, kadının ve ananın sesi. Ana bir şey söylüyorsa yerine getirilmeli. Eğer ananın sesine kulak tıkanırsa bu ülkenin geleceği olmaz. Anaların sesine kulak vermek zorundayız. Bizim yüreğimiz ve kulağımız anaların yanındadır” diye konuştu.

    Adalet Nöbeti, seslendirilen ezgilerle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu yakınları cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekti- VİDEO

    Tutuklu yakınları cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekti- VİDEO

    PİRHA- Tutuklu aileleri ve yakınları, cezaevlerine yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerek, “Devlet mahpuslara izolasyonu, yalnızlaştırmayı ve mahpuslara tek başına kalmayı dayatıyor. Yaşanan hak ihlallerine karşı onların sesini dışarıya çıkartacak olanlar bizleriz” dedi.

    Tutsaklarla Dayanışma İnsiyatifi (TDİ) tutsakların hapishanelerde yaşadıkları baskılar ve son dönemde yaşanan hak ihlallerine dair çözüm yöntemlerini konuşmak için bir araya geldi.

    İstanbul Şişli’de bulunan Munzur Çevre Derneği’nde yapışan buluşmaya Anadolu Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAYDER), Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Dayanışma Derneği (MATUHAYDER), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) üyeleri ve çok sayıda tutuklu yakınları katıldı.

    CEZAEVLERİ HAK İHLALLERİ İLE DOLU

    Etkinlikte konuşan İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu üyesi Mehmet Acettin, cezaevlerindeki ihlallere değinerek, “Cezası az kalan mahpuslar ve cezası biten mahpuslar S ve Y tiplerinde tekli hücreli odalarda tutuluyor. Devlet izolasyonu, yalnızlaştırmayı ve mahpuslara tek başına kalmayı dayatıyor” dedi.

    Ardından cezaevlerinde yaşanan ihlaller sıralandı. Paylaşılan ihlaller şöyle:

    “- Hapishanede kalan tutsakların en temel insan hakkı olan haber alma hakkı gasp ediliyor. Tutsakların izledikleri televizyon kanallarını hapishane idareleri belirliyor. Bu kanalların tamamı iktidar yanlısı yayın kanallarından oluşuyor. Muhalif hiçbir kanalın izlenmesine izin verilmiyor.

    – Daha önce sorunsuz bir şekilde hapishaneye alınan gazete ve dergiler ‘Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez’ kararları ile hapishaneye alınmıyor. Bu karardan dergilerin muaf olmasına rağmen keyfi olarak bunlar da hapishaneye alınmıyor.

    – Uygulamaya yeni koyulan hak ihlallerinden bir diğeri ise tutsakların hapishanede kalma sürelerinin uzatılma yetkisinin hapishane idarelerinin inisiyatifine bırakılmasıdır. Hapishanede kalacağı süreyi tamamlayan tutsaklar hapishane gözlem kurulunun kararı ile tahliye edilmeyerek içeride tutulmaya devam ediliyor.

    -Verdikleri kararlarda bu kadarına da pes dedirten gerekçeler sunuluyor. Az kitap okudu, suyu çok harcadı, hapishaneye gelen imam ile görüşmeye çıkmadı gibi gerekçeler ile iyi halli olmadıklarına dair karar veriliyor.

    – Hapishanelerde yaşananlar yetmiyormuş gibi bir de tutsak yakınlarının görüşe gitmeleri engelleniyor.

    – Görüşçü olmak isteyen tutsak yakınları ilk önce güvenlik soruşturmasına tabi tutuluyor.

    – Yapılan soruşturma sonucu keyfi nedenlerle görüşçü olmaları yasaklanıyor.

    – Bu soruşturmalarda hangi koşullarda görüşçü olunamayacağına dair bir kural yok! Hakkında herhangi bir kısıtlama kararı olmayan insanlar, ‘sakıncalı’ sayılarak görüşe gitmeleri engelleniyor.

    -Silivri İnfaz Hakimliği’nin ‘hapishane güvenliğini nasıl tehdit ettiği somut verilerden uzak varsayımlara’ dayandığı için iptal edilen bu karar yok sayılarak uygulanmaya devam ediyor.

    -Soruşturmayı yapan kurumlar bu konuda keyfi kararlar veriyor.

    -Tutsak yakınları hakkında mahkemeler tarafından verilmiş bir karar olmamasına rağmen ‘sakıncalı’ sayılıyor. Verilen bu kararlar esas alınarak tutsak yakınlarının görüşe girmeleri engelleniyor.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Babamın cezası bitmesine rağmen tahliye edilmiyor, işkenceye dönüştü!’-VİDEO

    ‘Babamın cezası bitmesine rağmen tahliye edilmiyor, işkenceye dönüştü!’-VİDEO

    PİRHA-Babası Ayhan Çelik’in 11 Eylül’de cezasının bitmesine rağmen Devlet Bahçeli’nin Dersim’e gelişindeki protestolar sonrasında polislerin darp edildiği yönündeki ifade vermesinin ardından 4,5 yıl ceza aldığını söyleyen Nazlı Çelik Öz, “Elazığ Cezaevi’nde babamı görmeye gidiyoruz ama diğer ailelerin çocukları daha uzak yerlere sürgün edildiği için aileler evlatlarını görmeye gidemiyor. Bu durum aileleri gerçekten zorluyor. O yüzden dışarıda yaşanan bir güzellik içeriye de yansıyacaktır” dedi.

    Bazı kaynaklarda Churchill, bazılarında ise Tolstoy’a atfedilen “Bana hapishanelerini göster, senin ülkenin kültürünü tanıyayım” vecizesinin, Türkiye’deki hapishane sorunları karşısında ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hapishanelerde, sağlık, beslenme ve temizlik koşullarının yetersizliğinden, görüşlerle ilgili olarak, ailelerin hapishane önünde saatlerce bekletilmesine, güvenliğin jandarma ve infaz koruma memurları tarafından sağlanmasının yarattığı çift başlılığa ve hükümlülerin topluma uyum gösterecek bireyler olarak iyileştirilememesine kadar çok çeşitli sıkıntılar bulunuyor.

    Bu sorunların en başında elbette hapishanelerde ölümlerin artması geliyor. Hangi sebeple olursa olsun, hapishanedeki ölüm olayları buralarda ciddi sıkıntılar olduğunun belirtisidir. Gerçekten de, tutuklu veya hükümlü olarak hapishaneye sağlıklı bir şekilde giren kişilerin, aynı sağlıklı durumda tutukluluğun veya cezanın infazının sona ermesinden sonra serbest bırakılmaları gerekir. Çünkü, hapishanelerde ölümlerin artmasının nedeni sadece hastalıklar değildir; kasten öldürme, hastalık, açlık ve ölüm oruçları gibi nedenlerle ölenlerin sayısı oldukça yüksek. 1981-1995 yılları arasında hapishanelerde ölenlerin sayısı 128 iken, sadece 1996 yılı içinde ölenlerin sayısı 44’tü.

    Adalet Bakanlığı  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi. Türkiye’deki hapishanelerin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle hapishanelerde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu. Hapishane nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Hapishanedekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor. 2021 yılında hapishanelerde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam hapishane nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görülüyor.

    Türkiye’de hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri son dönemlerde giderek artıyor. Hapishanelerde yaşanan ölümler, açlık grevleri, hasta mahpusların tedavilerinin sağlanmaması, keyfi sürgünler, infaz yakmalar ve yeni tip hapishaneler yapılarak tecrit derinleştiriliyor.

    2017 yılında ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan Ayhan Çelik, Elazığ Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunuyor.

    Ayhan Çelik’in kızı Nazlı Çelik Öz, aile olarak yaşadıkları mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı.

    “BABAMIN CEZASI BİTMESİNE RAĞMEN HALEN CEZAEVİNDE”

    Babasının 11 Eylül’de cezasının bittiğini aktaran Çelik Öz, Devlet Bahçeli’nin Dersim’e gelişi sırasında yaşanan protesto sonrasında polislerin darp edildiği yönündeki ifade vermesinin ardından 4,5 yıl ceza aldığını belirterek, “Bu dosya aslında adli bir dosya ama avukatımızın dilekçelerine bile geri dönüş verilmedi. Adli bir dosya olmasına rağmen siyasi dosyaya çevirdiler. Şuanda bizi ikilemde bırakıyorlar cezaevi şuanda bu dosyadan yatıyor demiyor veya biz 3-6 ay arasında bir erteleme yaptık da demiyor. Babam cezası bitmesine rağmen yatıyor. Bizi en çok etkileyen ekonomik boyuttan ziyade manevi boyut. Suçlandığı konularla alakası olmayan, alana çıktığında kendi özlük haklarını istedi ancak bu durum kendisine suçlama olarak geri döndü. Bu süreci yaşayan birçok aile var. Benim babam Elazığ Cezaevi’nde biz görmeye gidiyoruz ama diğer ailelerin çocukları daha uzak yerlere sürgün edildiği için aileler evlatlarını görmeye gidemiyor bu durum aileleri gerçekten zorluyor. Hayatımızda mutlu veya hüzünlü olduğumuz anlarda baba duygusunu özlüyorsun. Manevi boyutta herkes bu durumdan etkileniyor” dedi.

    “DIŞARIDA YAŞANAN BİR GÜZELLİK İÇERİYE DE YANSIYACAKTIR”

    Babasının görüşüne gitti zaman kendisinin oldukça moralli olduğunu ifade eden Nazlı Çelik Öz, “Babam görüşte sürekli ‘Dersim’de nasıl gelişmeler var?’ diye soruyor. Görüşe gittiği zaman hem babamda hem de arkadaşlarının ruh hali çok iyi durumda önemli olan bu zaten. Biz moralsiz olursak cezaevinde olanlarda moralsiz olur. Babamın cezası 1 yılın altına düştüğü için Karakoçan’a sevk istemişti ama babama bağımsız geçersen izin veririz diyorlardı. Babamda bunu kabul etmedi. Cezaevlerinde onursuzlaştırma adı altında yapılan uygulamalar psikolojik bir işkencedir. Aslında dışarının süreci ile içerinin süreci aynı işliyor. Biz bugün Türkiye’ye barış gelmesi için mücadele ediyoruz, eğer ülkeye barış gelirse cezaevlerine de yansıyacağını biliyoruz. Örneğin 2013 yılındaki Barış Süreci’nde yaşananlar ortada, o yüzden dışarıda yaşanan bir güzellik içeriye de yansıyacaktır” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO
    -Ali Kamer Yıldırım: Kardeşim cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi-VİDEO

  • Ali Kamer Yıldırım: Kardeşim cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi-VİDEO

    Ali Kamer Yıldırım: Kardeşim cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi-VİDEO

    PİRHA-Hasan Yıldırım, 2017 yılından bu yana, basın açıklamaları, mitingler, seçim çalışmalarına katılma ve HDP’ye üye olma nedeniyle Antalya Manavgat S Tipi Hapishane’sinde tutuklu bulunuyor. Kardeşi Ali Kamer Yıldırım, “Hasan, cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi. Bu durum devletin bize ödettiği bir bedel. Devlet, kendisine muhalif olanları cezaevi ile susturma, sindirme politikasını yıllardır sürdürüyor” dedi.

    Bazı kaynaklarda Churchill, bazılarında ise Tolstoy’a atfedilen “Bana hapishanelerini göster, senin ülkenin kültürünü tanıyayım” vecizesinin, Türkiye’deki hapishane sorunları karşısında ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hapishanelerde, sağlık, beslenme ve temizlik koşullarının yetersizliğinden, görüşlerle ilgili olarak, ailelerin hapishane önünde saatlerce bekletilmesine, güvenliğin jandarma ve infaz koruma memurları tarafından sağlanmasının yarattığı çift başlılığa ve hükümlülerin topluma uyum gösterecek bireyler olarak iyileştirilememesine kadar çok çeşitli sıkıntılar bulunuyor.

    Bu sorunların en başında elbette hapishanelerde ölümlerin artması geliyor. Hangi sebeple olursa olsun, hapishanedeki ölüm olayları buralarda ciddi sıkıntılar olduğunun belirtisidir. Gerçekten de, tutuklu veya hükümlü olarak hapishaneye sağlıklı bir şekilde giren kişilerin, aynı sağlıklı durumda tutukluluğun veya cezanın infazının sona ermesinden sonra serbest bırakılmaları gerekir. Çünkü, hapishanelerde ölümlerin artmasının nedeni sadece hastalıklar değildir; kasten öldürme, hastalık, açlık ve ölüm oruçları gibi nedenlerle ölenlerin sayısı oldukça yüksek. 1981-1995 yılları arasında hapishanelerde ölenlerin sayısı 128 iken, sadece 1996 yılı içinde ölenlerin sayısı 44’tü.

    Adalet Bakanlığı  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi. Türkiye’deki hapishanelerin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle hapishanelerde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu. Hapishane nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Hapishanedekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor. 2021 yılında hapishanelerde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam hapishane nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görülüyor.

    Türkiye’de hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri son dönemlerde giderek artıyor. Hapishanelerde yaşanan ölümler, açlık grevleri, hasta mahpusların tedavilerinin sağlanmaması, keyfi sürgünler, infaz yakmalar ve yeni tip hapishaneler yapılarak tecrit derinleştiriliyor.

    2017 yılında ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan Hasan Yıldırım, Antalya Manavgat S Tipi Hapishane’sinde tutuklu bulunuyor.

    Hasan Yıldırım’ın kardeşi Ali Kamer Yıldırım, aile olarak yaşadıkları mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı.

    “YENİ ÇIKAN YASA İLE İNFAZLAR YAKILIYOR”

    Hasan Yıldırım’ın, basın açıklamaları, mitingler, seçim çalışmalarına katılma ve HDP’ye üye olma nedeniyle örgüt üyeliği ile suçlandığını söyleyen Ali Kamer Yıldırım, “Türkiye cumhuriyetinin anayasasının verdiği hakları kullanarak siyasi parti veya sendikalarda faaliyet yürüttük. Hasan’ın tahliyesi 15 Mart’ta olacak ama 2021 yılında çıkan yeni yasa ile birlikte infazlar yakılıyor. Tahliye edileceği gün savcı başkanlığında cezaevi gözlem kurulu toplanarak durum değerlendirmesi yapıp ‘neden pişmanlık dilekçesi vermedin’, ‘Neden bağımsız koğuşa geçmedin’ gibi bahanelerle tutuklu, hiç disiplin cezası almasa bile tahliye edilmiyor. Elazığ’da birisinin ‘Neden tuvalet ışığını açık bıraktın’ diyerek tahliyesini ertelemişlerdi.

    “ANNEM, HASAN’I CEZAEVİNE GİRDİKTEN SONRA HİÇ GÖRMEDİ”

    Ailelerinde KCK operasyonlarından 5 kişinin hapishaneye girdiğini ifade eden Yıldırım, “Hasan ve ben 2012 yılında tahliye edildikten sonra 2017 yılında Edirne’de yakalanıp Edirne Cezaevi’nde kaldık. Edirne Türkiye’nin öbür ucu olduğu için aileden kimse gelemedi. Üç ay Edirne’de kaldıktan sonra Tarsus’a sürgün edildik. Ailemize daha yakın oluruz diye Elazığ Cezaevi’ne sevkimizi istedik benim sevkim onaylandı ama Hasan Maraş’a sürgün edildi. Annem 85 yaşında beni ziyarete geliyordu ama Hasan’ı hiç göremedi. Annem göremese de en azından biz Hasan’ı gidip görebiliyorduk ama Maraş depreminin ardından Antalya Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. Neredeyse 1400 km yol, iki gün sürüyor. Geçen hafta gittim ziyaretine ancak hem maddi hem de manevi olarak çok zorlandım. Hasan, cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi. Bu durum devletin bize ödettiği bir bedel. Devlet kendisine muhalif olanları cezaevi ile susturma, sindirme politikasını yıllardır sürdürüyor” dedi.

    “AİLE YAŞANANLARDAN KÖTÜ ETKİLENDİ”

    Ali Kamer Yıldırım, sözlerini şöyle bitirdi:

    “Hasan cezaevine girdikten sonra eşiyle ayrıldı. Cezaevinde elektriğinden yemeğine kadar her şey para ile olduğu için kendisine para göndermeye çalışıyoruz ama maddi durumumuz yeterli olmadığı için de dostlar, akrabalar yardım ediyor. Hasan’ın çocukları babasını en son 2018 yılında Tarsus Cezaevi’ndeyken görüşüne gittiler. Aile yaşananlardan kötü etkilendi, Hasan’ın eşi kendisinden ayrıldı, çocukları babasından uzak kaldı, annem de kendi acısını kendi içinde yaşıyor.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:
    -Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO

  • Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO

    Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO

    PİRHA-Yaklaşık bir buçuk aydır eşinin tutuklu olduğunu söyleyen Özlem Aksoy, “Eşim tutuklandığında hamileydim, bu süreçte yalnız olduğum için doğumdan önce ve sonra zor bir dönem geçirdim. Bu süreci yalnız başıma atlatmaya çalışıyorum. Benim gibi birçok anne bu mağduriyeti yaşıyor, bu mağduriyetlerin bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor” dedi.

    Bazı kaynaklarda Churchill, bazılarında ise, Tolstoy’a atfedilen “Bana hapishanelerini göster, senin ülkenin kültürünü tanıyayım” vecizesinin, Türkiye’deki hapishane sorunları karşısında ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hapishanelerde, sağlık, beslenme ve temizlik koşullarının yetersizliğinden, görüşlerle ilgili olarak, ailelerin hapishane önünde saatlerce bekletilmesine, güvenliğin jandarma ve infaz koruma memurları tarafından sağlanmasının yarattığı çift başlılığa ve hükümlülerin topluma uyum gösterecek bireyler olarak iyileştirilememesine kadar çok çeşitli sıkıntılar bulunuyor.

    Bu sorunların en başında elbette hapishanelerde ölümlerin artması geliyor. Hangi sebeple olursa olsun, hapishanedeki ölüm olayları buralarda ciddi sıkıntılar olduğunun belirtisidir. Gerçekten de, tutuklu veya hükümlü olarak hapishaneye sağlıklı bir şekilde giren kişilerin, aynı sağlıklı durumda tutukluluğun veya cezanın infazının sona ermesinden sonra serbest bırakılmaları gerekir. Çünkü, hapishanelerde ölümlerin artmasının nedeni sadece hastalıklar değildir; kasten öldürme, hastalık, açlık ve ölüm oruçları gibi nedenlerle ölenlerin sayısı oldukça yüksek. 1981-1995 yılları arasında hapishanelerde ölenlerin sayısı 128 iken, sadece 1996 yılı içinde ölenlerin sayısı 44’tü.

    Adalet Bakanlığı  Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi. Türkiye’deki hapishanelerin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle hapishanelerde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu. Hapishane nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Hapishanedekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor. 2021 yılında hapishanelerde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam hapishane nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görülüyor.

    Türkiye’de hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri son dönemlerde giderek artıyor. Hapishanelerde yaşanan ölümler, açlık grevleri, hasta mahpusların tedavilerinin sağlanmaması, keyfi sürgünler, infaz yakmalar ve yeni tip hapishaneler yapılarak tecrit derinleştiriliyor.

    23 Ağustos’ta tutuklanan Veysel Aksoy, Elazığ Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunuyor. İlk duruşması 25 Ekim’de Tunceli Adliyesi’nde görülecek.

    Özlem Aksoy, eşi Veysel Aksoy’un tutuklandıktan sonra yaşadığı mağduriyeti anlattı.

    “EŞİM TUTUKLANMADAN ÖNCE HAMİLEYDİM”

    Yaklaşık bir buçuk aydır eşinin tutuklu olduğunu söyleyen Özlem Aksoy, “Eşim tutuklandığında hamileydim bu süreçte yalnız olduğum için doğumdan önce ve sonra zor bir dönem geçirdim. Bir buçuk aydır çocuğum dünyaya geldi, çocuğumla beraber yalnız ve mağdur bir durumdayım” dedi.

    “ÇOCUKLAR ARTIK BABASIZ BÜYÜMESİN”

    Arkadaşlarının desteği sayesinde bu süreci atlatmaya çalıştığını belirten Aksoy, şunları dile getirdi:

    “Bir kadın olarak özellikle doğumdan sonraki süreci atlatmak çok zor, çünkü eşiniz yanınızda olmadığı için bu süreçte psikolojik olarak çok etkileniyorsunuz. Bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak çok sıkıntı yaşıyorsunuz. Hem gündüz hem de gece bebeğe zaman harcamam gerekiyor bu durum çok yorucu bir süreç oluyor. Bu süreci yalnız başıma atlatmaya çalışıyorum. Benim gibi birçok anne bu mağduriyeti yaşıyor. Binlerce kadın ve anne cezaevleri kapılarında bekliyor bu duruma artık son verilsin. Çocuklar artık babasız büyümesin, bu mağduriyetler bir an önce sona ersin.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Gazeteci Zeynep Kuray serbest bırakıldı

    Gazeteci Zeynep Kuray serbest bırakıldı

    Hasta ve infazı yakılan tutuklu yakınları tarafından başlatılan Adalet Nöbeti eyleminin 32’nci haftasında gözaltına alınan Cemile Çiftçi, Fince Akman ve gazeteci Zeynep Kuray serbest bırakıldı. 

    Hasta ve infazı yakılan tutuklu yakınları tarafından başlatılan Adalet Nöbeti eyleminin 32’nci haftasında, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önüne giden Silivri 3 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Yakup Akman’ın annesi Fince Akman,  Ümraniye L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Selim Çiftçi’nin ablası Cemile Çiftçi ve haber takibi yapan gazeteci Zeynep Kuray dün gözaltına alındı. Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Akman, Çiftçi ve Kuray, sabah saatlerinde İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

    Savcılıkça ifadeleri alınan Akman ve Çiftçi serbest bırakılırken, Kuray adli kontrol şartıyla serbest bırakılmak üzere nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan Kuray, adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Kuray ayda bir imzaya gidecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tutuklu yakınlarına ve gazeteci Zeynep Kuray’a 1 günlük gözaltı kararı

    Tutuklu yakınlarına ve gazeteci Zeynep Kuray’a 1 günlük gözaltı kararı

    Adalet Nöbeti sırasında gözaltına alınan tutuklu yakınları ve Gazeteci Zeynep Kuray için bir günlük gözaltı kararı verildi.

    Hasta ve infazı yakılan tutuklu yakınları tarafından başlatılan Adalet Nöbeti eyleminin 32’nci haftası, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde devam etti.

    Nöbet eylemi sırasında darp edilerek gözaltına alınan Silivri 3 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Yakup Akman’ın annesi Fince Akman, Ümraniye L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Selim Çiftçi’nin ablası Cemile Çiftçi ve Gazeteci Zeynep Kuray, Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    Henüz ifadeleri alınmayan isimler hakkında bir günlük gözaltı kararı verildi.

    (HABER MERKEZİ) 

  • İstanbul’da ve Diyarbakır’da tutuklu yakınlarına polis şiddeti: 15 kişi gözaltında

    İstanbul’da ve Diyarbakır’da tutuklu yakınlarına polis şiddeti: 15 kişi gözaltında

    Açlık grevlerine destek vermek için İstanbul ve Diyarbakır’da açıklama yapmak isteyen tutuklu ailelerine müdahale eden polis, 15 kişiyi gözaltına aldı.

    İstanbul ve Diyarbakır’da açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine dikkat çekmek için tutuklu yakınlarının yapmak istediği açıklamalar engellenirken, 15 kişi polis tarafından gözaltına alındı.

    İstanbul’da tutuklu yakınlarının, Bakırköy Cezaevi önünde başladıkları nöbet eylemine polis müdahale etti.

    Oturma eylemi başlatan ailelerin yanına gelen polisler, cezaevi önünde eylem yapmanın yasak olduğunu söyledi. Bunun üzerine aileler, “Biz buraya pikniğe gelmedik. Çocuklarımız ölüyor. Cezaevi duvarına bakmak bile bize nefes veriyor” dedi.

    Ardından polis 15 kişiyi darp ederek gözaltına aldı. Gözaltına alınan kişiler, Kartaltepe Güvenlik Şubesi’ne götürüldü.

    Gözaltı işlemi sırasında polisin, orada bulunan avukatları da darp ettiği belirtildi.

    MA’nın aktardığına göre müdahale sırasında bir polis “İnsan evladı değiller ki” diyerek, ailelere hakaretlerde bulundu.

    Aileleri takip etmek için cezaevi önüne giden gazetecilerin çektiği görüntü ve fotoğraflar da polisler tarafından el konularak silindi.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde de tutuklu yakınları, Koşuyolu Parkı’nda açıklama yapmak istedi.

    Polis şiddeti sırasında bazı anneler fenalık geçirirken, parkı boşaltan yüzlerce polis zırhlı araçlarla parkı ablukaya alarak giriş-çıkışları yasakladı.   (HABER MERKEZİ)