Etiket: tütün

  • Çelikhanlı kadınların tütün mesaisi:  Emek kadının, kazanç tüccarın elinde-  VİDEO

    Çelikhanlı kadınların tütün mesaisi: Emek kadının, kazanç tüccarın elinde- VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Bulam beldesinde tütünün her aşamasında emek veren kadınlar, sigortasızlık, sağlık sorunları ve devletin tütün satışına getirdiği kısıtlamalarla mücadele ediyor.

     

    Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Bulam beldesinde tütün dikim dönemi başladı. Bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri olan tütün üretiminde, tohumun ekilmesinden fidelerin yetiştirilmesine, dikimden çapa ve sulamaya, hasattan kurutma ve seçme aşamasına kadar uzanan uzun üretim sürecinin büyük bölümünü kadın emeği oluşturuyor. Ancak üretimin her aşamasında çalışan kadınlar, sigortasız ve güvencesiz çalışma koşulları, artan üretim maliyetleri, sağlık sorunları ve tütün satışına yönelik kısıtlamalar nedeniyle emeklerinin karşılığını alamadıklarını belirtiyor. PİRHA’ya konuşan tütün emekçisi kadınlar, hem tarladaki ağır çalışma temposunu hem de ev içi bakım yükünü birlikte üstlendiklerini ifade ederek, sosyal güvence, insanca çalışma koşulları ve üretimi sürdürebilecek politikalar talep ediyor.

    “EZİLEN HEP KADINLAR”

    Tütün emekçisi kadınlardan üç çocuk annesi Yıldız Öztorun, tütünün “en fazla insan emeği isteyen ürünlerden biri” olduğunu belirterek dikim döneminde yaşadıkları yoğun tempoyu şöyle anlattı:

    “Dikime gittiğimiz günler sabahın erken saatlerinde kalkıp 10-12 kişilik kahvaltı hazırlıyoruz, çoğu zaman hazırladığımız kahvaltıyı kendimiz yiyemiyoruz bile. Hem tarlaya gidiyoruz hem de evdeki tüm yük omuzlarımızda. Evdeki yaşlıların bakımı, çocukların bakımı, temizlik, yemek; her şey kadının sorumluluğunda. Bir de tarlaya gidiyoruz. Eve geliyoruz, yatana dek dinlenme fırsatımız olmuyor.”

    Öztorun, sağlık sorunları yaşasalar dahi çalışmak zorunda kaldıklarını, hiçbir sosyal destek almadıklarını ve hiçbir kadının sigortasının bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Hastalandığımızda dinlenme gibi bir lüksümüz yok. Sağlık sorunlarımız olsa dahi çalışmak zorundayız, tütün işi öyle yarım bırakılamıyor, o gün o iş bitecek. Benim gözümde alerji var, güneşe çıkmamam gerekiyor ama gözüm kızarsa da çalışmak zorundayım, başka alternatifim yok. Devlet satışını yasaklıyor, o zaman üretimine de alternatif bir ürün koysun. Biz sigortasız, güvencesiz çalışıyoruz, ezilen hep kadınlar.”

    “EMEK KADININ, PARA TÜCCARIN”

    Tütün üreticisi kadınlardan Birsen Tunç, tohum ekimiyle başlayıp dikimle devam eden üretim sürecinin uzun ve titizlik isteyen bir emek olduğunu, kadın emeğinin evde başlayıp tarlada devam ettiğini anlattı. Tunç, tütünün dikiminden çapasına, hasadından kurutulmasına ve seçilmesine kadar her yaprağının kadın elinden geçtiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Çocukluğumuz, gençliğimiz hep tütünle geçti, geçiyor. Tütünün tohum aşamasından dikilmesine, çapasına, toplanmasına kadar en çok emeği hem evde hem tarlada çalışarak kadınlar veriyor. Tütünden kazandığımızla hayatımızı sürdürüyoruz, ancak devletin yasağı nedeniyle kazancımızdan da oluyoruz. Tütünü yasaklıyorlar, peki alternatif ne? Zaten sigortasız çalıştığımız için emeğimizin karşılığını alamıyoruz, yasaklardan dolayı da tüccar üreticinin elindekini ucuza almaya çalışıyor. Olan bizlere oluyor. Devlet bizi tüccarların insafına bırakmış.”

    Tunç, devletin tütün satışını yasaklaması durumunda üreticilere alternatif bir iş imkanı sunması gerektiğini vurgulayarak, bölgede kişi başına düşen arazinin 3-4 dönümü geçmediğini, tütünün yerini alacak bir ürün önerilmesi halinde bunu değerlendirebileceklerini söyledi. Tunç’a göre üreticiyi tüccarla baş başa bırakan bu düzen, aslında yasağın yükünü doğrudan üreticinin sırtına yıkıyor.

    “EMEĞİMİZ BOŞA GİTMESİN İSTİYORUZ”

    65 yaşındaki Dilber Yıldız, eskiden hayvancılıkla uğraştıklarını, bugün geçimlerinin tamamen tütüne bağlı olduğunu belirterek, “Çocuklarımız tütünden kazandığımız parayla okuyor, bu parayla evleniyor, geçimini sağlıyor. Biz kadınlar tütünde yoruluyoruz, sağlığımızdan oluyoruz. Tütün satışına gelen yasaklardan dolayı az kazanıyoruz. Devletin yasaklaması olmasa biz halimizden memnunuz, toprağımızda kalıp üretmeye devam edeceğiz. Emeğimiz boşa gitmesin istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MADEM YASAKLIYORLAR, BİZİ EMEKLİ ETSİNLER”

    Ömrünün tütünle geçtiğini söyleyen 70 yaşındaki tütün emekçisi Beyaz Şenses, arazilerinin küçük olması nedeniyle mısır ya da fasulye gibi ürünlerle geçinemeyeceklerini belirtti.

    Şenses,bildikleri işi yaptıklarını ama satamadıklarını kaydederek, “Madem yasaklıyorlar, öyleyse bizi emekli etsinler. Geçimimizi sağlayan tek şey tütündür, devlet yasakladığında kolumuzu kanadımızı kırmış gibi oluyor. Bu yaştan sonra başka bir şey yapacak halimiz yok. Bizi emekli edeceklerse buyursunlar yasaklasınlar” dedi.

    “YA BİZE BİR İŞ VERSİNLER YA DA EKMEĞİMİZE KARIŞMASINLAR”

    Tütünün içine doğduğunu, çocukluğundan beri tütün emekçisi olduğunu belirten Yıldız Tağral, sigortasız çalıştıklarını ve tek geçim kaynağının tütün olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Üç çocuğum var. Onların eğitimi de dahil tüm masraflarımızı geçim kaynağımız olan tütünle sağlamak zorundayız. Yeterince arazimiz yok, kiraya tarla tutuyoruz, tütünü dikiyoruz. Ancak onun da garantisi yok, tütün hastalıklardan kurtulup iyi mahsul verecek mi, alıcılar iyi bir fiyat biçecek mi, hiçbir şeyin garantisi yok. Bu haliyle de devlet yasaklamaya çalışıyor. Biz bu saatten sonra ne yapacağız? Bizim tütünden bildiğimiz başka bir şey yok. Ya bize bir iş versinler ya da ekmeğimize karışmasınlar.”

    “KADININ AYAKTA DURMASI İÇİN KENDİ EKONOMİSİ OLMASI GEREKİYOR”

    13 yıl önce eşini kaybeden, iki çocuk annesi Şehriban Ertürk, 8-9 yıl önce köyüne dönerek tütün üretimiyle hayat mücadelesi verdiğini anlattı. Ertürk, kadının hem evde hem tarlada hem de dışarıda sürekli çalışmak, her şeye göğüs germek zorunda kaldığını vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Kadının ayakta durması için kendi ekonomisinin olması gerekiyor. Ben tütün dikimi için tarlamı hazırlarken 20 bin liralık hayvan gübresi, 20 bin liralık sulama hortumu aldım; ilacı, gübresi derken en az 200 bin lira masraf ettim. Buna rağmen tüccar gelip bedavaya almaya çalışıyor. Biz memleketimizi seviyoruz, toprağımızı işleyip üretim yapmak istiyoruz ama bu şartlarda elimizde hiçbir şey kalmıyor.”

    Ertürk, yıllardır tek başına verdiği mücadeleden süzülen bir öğütle sözlerini tamamladı:

    “Tarlada olsun, dışarıda olsun, her kadın kendi ayakları üzerinde durmalı. Tütün emekçisi kadınlar kendi emeklerinin karşılığını almak için büyük bir çaba gösteriyor ama yasaklarla mücadele ediyor. Bunun duyulmasını istiyoruz.”

    Yeşim Uzun/ ADIYAMAN

  • Adıyaman’da şiddetli rüzgar ve sağanak yağmur tütünlere zarar verdi-VİDEO

    Adıyaman’da şiddetli rüzgar ve sağanak yağmur tütünlere zarar verdi-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde etkili olan sağanak yağış ve rüzgarla beraber olgunlaşan tütünler devrildi, üreticilere büyük maddi zarar verdi.

    Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde etkili olan sağanak yağış ve rüzgarla beraber olgunlaşan tütünler devrildi, binlerce ailenin geçimini sağladığı ekinlerin aldığı zarar nedeniyle üreticilere büyük maddi zarar verdi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Alevi kurum temsilcileri 130 kaybın olduğu Balyan köyüne gitti-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri 130 kaybın olduğu Balyan köyüne gitti-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum temsilcileri, depremden ağır etkilenen Adıyaman’a bağlı Balyan köyüne giderek incelemede bulundu.

    Merkez üstü Maraş olan deprem nedeniyle en çok etkilenen illerin başında Adıyaman geliyor. Kent merkezinin yanı sıra köylerdeki can kayıpları da gün geçtikçe ortaya çıkıyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Adıyaman’ın Balyan köyüne gittiler. Alevi kurum temsilcileri, 105 kişinin öldüğü köyde, acil ihtiyaçların neler olduğunu da not ettiler.

    “BURAYI ADETA YOKSULLUK VURMUŞ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Balyan nüfusuna bağlı 25 kişinin ise şehir merkezinde enkaz altında kalarak yaşamını yitirdiği bilgisini verdi. Erçe, “Burada çok büyük bir acı ve yıkım var” diyerek izlenimlerini şu sözlerle anlattı:

    “Adeta burasını yoksulluk vurmuş. Köy içerisinde 105 canımız ne yazık ki hakka yürümüş. Köyden toplamda 130 kayıp var. Ağaçtan, taştan, topraktan yapılan evler kaderine terk edilmiş, köy harap halde. Köylünün varı yoğu, geçim kaynağı, bütün umutlarını bağladıkları tütünler gördüğünüz gibi enkaz altında. Burası korkunç bir yıkımın yaşandığı yer. Burası belediyelik olmasına rağmen hala eski düzen evler mevcut. Buranın bir deprem bölgesi olduğu da biliniyor. Buna rağmen hiçbir önlem alınmamış. Uzunca bir süre de ne yazık ki arama kurtarma ekipleri ulaşmamış. Köylüler kendi başlarına çözümler üretmeye çalışmışlar ama ne yazık ki 130 canımız bu köyden yaşamını yitirmiş. Aslında bunu normal bir ölüm olarak kabul etmemek lazım. Tam bir cinayet, katliama kurban gidilmiş görünüyor. Acımız çok büyük gerçekten. Diyecek söz bulamıyoruz. Alevi kurum başkanları olarak köyleri dolaşıyor, tespitler yapıyoruz. İhtiyaçları yerinde belirlemeye çalışıyoruz.

    ACİL KONTEYNIR İHTİYACI BULUNUYOR

    Köy sakinlerinden Halil Tekdemir ise öncelikle konteynır ihtiyaçların olduğunu belirtti. Köylünün tütün ve hayvancılıkla geçindiğini belirten Tekdemir, çok sayıda hayvanın da depremde telef olduğunu aktardı. Tekdemir ayrıca bütün köylünün göç ettiğini söyleyerek “Aşağıda 5-10 ev var. Ancak her bir evde 40 kişi yaşıyor” diye de ekledi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • HDP’li Bülbül Malatya ve Adıyaman’da yaşanan sorunları Meclis’e taşıdı-VİDEO

    HDP’li Bülbül Malatya ve Adıyaman’da yaşanan sorunları Meclis’e taşıdı-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül Meclis’te gerçekleştirdiği basın açıklamasında Malatya Pütürge ilçesinde meydana gelen deprem sonrası yerel halkın yaşadığı sorunları, Malatya Arguvan’a bağlı Şotik mahallesindeki problemleri ile maden ocaklarının yaratacağı tahribatı ve Adıyaman’da tütün üreticilerinin yaşadığı güçlükleri dile getirdi.

    24 Ocak 2020 tarihinde Malatya’da gerçekleşen 4.6 şiddetindeki deprem Pütürge’de Hatip ve Ağalar mahallelerinde 153 binada ağır hasara, 25 binada da hafif hasara yol açmıştı. Geçen süre zarfında depremzedelerin mağduriyetleri hala giderilmiş değil.

    “AĞIR HASARLI EV SAHİPLERİNİN % 80-90’ININ MAĞDURİYETİ HALEN SÜRMEKTEDİR”

    Konuyu Meclis gündemine taşıyan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, afet mağdurları ile yaptığı görüşmeler neticesinde ağır hasarlı binalar için TOKİ tarafından yapılacak evlerde kendilerine %40’lık bir indirimin yapılacağı beyan ettiklerini belirterek, “Depremin üzerinden iki kış geçmesine karşın şu ana kadar evleri ağır hasarlı olan afetzedelerin sadece %10 kadarının evlerinin yapım aşamasında olduğu, bu mekanların yer seçiminde yerel halkın talepleri göz önünde tutulmadığı iddia edilmektedir. Temel faaliyetleri hayvancılık olan yerel halkın evleri ve faaliyet alanları arasındaki mesafenin uzaklığı ek bir mağduriyete sebep olmaktadır. Ağır hasarlı ev sahiplerinin % 80-90’ının mağduriyeti halen sürmektedir” dedi.

    “DEPREMZEDELERİN SORUNLARINI BİR AN ÖNCE ÇÖZÜN”

    Depremin üzerinden iki kış geçmesine karşın yol, barınma ve içme/kullanma suyunun temin edilmesi ile ilgili herhangi bir adım atılmadığına işaret eden Bülbül, “Hafif hasarlı ve hasarsız evlerin sahiplerine ise bölgenin riskli alan olduğu bu yolla da kentsel dönüşüme tabi tutulacağına dair açıklamalar yapılmıştır. Bir başka önemli problem de deprem sonrasında afetzedelere 5-10 bin lira arasında verileceği taahhüt edilen yardıma dair herhangi bir ödeme yapılmamış olmasıdır. Doğal bir afetten dolayı zaten mağdur olmuş bu halkı daha çok mağdur etmeden, bu sorunun çözümlenmesi ilgili kamu kurumlarının ve yerel yönetimin sorumluluk alanına girmektedir” diye konuştu.

    “21. YÜZYIL DA YOL, SU VE İLETİŞİM SORUNLARI YAŞAYAN KÖYLERİMİZ VAR”

    Malatya’nın Arguvan İlçesine bağlı Şotik Mahallesi Çamaşırpınarı Kümeevleri’nde ve çevre köylerde yaşayanlar ile yaylacılarla birlikte ortalama 500 – 1000 civarında yurttaşın 21. Yüzyıl da yol, su ve iletişim sorunları yaşadığına dikkat çeken Bülbül, “İlgili kurumlara başvurulduğu halde su sorununun 10 yıldır çözülmediği, CİMER’e yapılan başvurunun olumsuz sonuçlandığı, jeologlar su bulunmadığından sondaj yapılması gerektiğini beyan etmiş, ancak bu sorunun halli ile ilgili somut herhangi bir adım atılmamıştır” ifadelerine yer verdi.

    “MALATYA ÇEVRE DERNEĞİ’NİN YANINDAYIZ”

    Malatya’nın başta Arguvan, Pütürge, Hekimhan, Kuluncak, Doğanşehir ve Yeşilyurt ilçeleri olmak üzere hemen hemen tüm ilçelerinde madencilik faaliyeti doğayı tehlikeye attığını vurgulayan Bülbül, “Son dört yıl 814 tane Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusu olan Malatya madenci şirketlere teslim edilmek isteniyor” diyerek, toprağın, suyun korunması için mücadele eden Malatya Çevre Derneği’nin yanında olduklarını, Malatya halkının da desteklemesi çağrısında bulundu.

    “TÜTÜN TABAN FİYATINDAKİ BELİRSİZLİK YÜZÜNDEN ÜRETİCİLERİN TÜTÜNÜ AMBARLARDA KADERİNE TERK EDİLMEKTEDİR”

    Adıyaman’ın en önemli geçim kaynağı olan tütüne muazzam bir emek verildiğini aktaran Bülbül, şunları dile getirdi:

    “Adıyaman genelinde tütün üreticileri tarafından 16 kooperatiften sadece ikisi  alım-satım yapmaya yetkilidir. Tütün taban fiyatı fiyatındaki belirsizlik yüzünden üreticilerin tütünü ambarlarda kaderine terk edilmektedir.

    Bir diğer önemli konu ise Çelikhan, Bulam, Kömür ve dağlık kesimlerde bulunan köylerde tütün dışında bir şey yetiştirilmeyecektir. Bu da neredeyse bölge insanının tek geçim kaynağı olan tütünün üretilmesini olanaksız hale getirecektir. Adıyaman Çelikhan, Bulam, Kömür ve dağlık kesimlerde yaşamsal ihtiyaçlarını sadece tütün üreterek sağlayan bölge halkı mağduriyetlerini giderecek düzenlemelerin acil bir şekilde hayata geçirilebilmesi için ilgili kurumların harekete geçmesini beklemektedir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Adıyaman İHD’den tutuklama tepkisi: Tütün Adıyaman’ın can damarıdır-VİDEO

    Adıyaman İHD’den tutuklama tepkisi: Tütün Adıyaman’ın can damarıdır-VİDEO

    PİRHA- İHD Adıyaman Şubesi de tutuklanan tütün üreticileri için açıklama yaparak, tütün üreticilerin sorunlarının çözülmesini ve tutuklanan üreticilerin serbest bırakılmasını istedi.

    Adıyaman ve Malatya’da bulunan tütün üreticilerinden 16’sı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “yetki belgesi” almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapmayı yasaklamasını protesto ettikleri için Adıyaman’da gözaltına alınırken, 10’u tutuklandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi de tutuklanan tütün üreticileri için açıklama yaptı. İHD Adıyaman Şube Başkanı Bülent Çınar tarafından yapılan açıklamada mülki amirlerin ve AKP milletvekillerinin tütüncülerin eylemini manipüle edip tütüncüleri tutukladığını belirtti.

    “ADIYAMAN’DA YAŞAYAN HER KESİN YAŞAMI BİR ŞEKİLDE TÜTÜNE BAĞLANIR”

    Eylemler sırasında etkinliğe katılanların, hiçbir insana fiili müdahalede bulunmadığı halde yetkililerin, erken doğum yapan kadını ve yaralı vatandaşı ziyaret ederek sağlık hizmetine ulaşmayan insanların yaşadığı mağduriyeti kendisine ve sorumluluğu bulunan diğer kamu görevlilerine yükleyerek en azından özür dilemesi gerekirken ailelerle yaptığı ziyaretlerde sorumluluğu göstericilere yüklediğine işaret eden Çınar, şunları dile getirdi:

    “Adıyaman’da yaşayan her kesin yaşamı bir şekilde tütüne bağlanır. Tutuklanan vatandaşların gözaltı işlemlerini yapan kolluk görevlileri dahi maaşla sigara içmenin zor olduğu gerçeği karşısında Adıyaman’ın tütününü içmektedirler. Adıyaman’da okuyarak geleceğini belirleyen hemen hemen her köylü çocuğu tütün nedeniyle geleceğini belirleme şansını yakalamıştır. Bu nedenle biz insan hakları savunucular tütün problemine siyaset üstü bir yaklaşımla yaklaşılması hiçbir şekilde siyaseten oy devşirme veya siyasal bir rant sahasına, yapılan etkinlikleri siyasete malzeme edilmesine karşıyız. Herkes ve her çevre siyasal düşüncesi ve siyasal kimliği ne olursa olsun; nasıl ki domatese, muza, kayısıya, karpuza ve Amerikan şirketlerinin paketlenmiş sigarasına herhangi bir kısıtlama veya yasak getirilmiyorsa tütünün 50 kiloluk kota, kooperatif aracılığı ile kağıda sarılmış, makarona doldurulmuş-doldurulmamış, kıyılmış-kıyılmamış gibi gerekçelerle kısıtlanmasını ve yasaklanmasına karşı çıkmak gerekmektedir.”

    “BARIŞÇIL VE ŞİDDETSİZ ETKİNLİKLERLE ORTAK TAVIR SERGİLEYELİM”

    Çınar, son olarak, “Adıyaman’daki tüm sivil toplum örgütlerini, meslek kuruluşlarını, tüm seçilmişleri, merkezi hükümetin atadığı devlet görevlilerini, hiçbir siyasal hesap ve rant beklentisi olmadan tüm siyasi partileri ve kentin en önemli birleşeni olan Adıyaman halkını tütünün yasaklanmasına karşı barışçıl ve şiddetsiz etkinliklerle ortak tavır ve irade sergilemesi gerektiğini düşünmekteyiz” dedi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Tütün üreticileri ayakta

    Tütün üreticileri ayakta

    Tütün ticareti yasağına karşı Kahta’da bir araya gelen binlerce üretici, Adıyaman-Kahta karayolunu trafiğe kapattı.

    Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan “yetki belgesi” almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapmanın yasaklanmasına karşı protestolar büyüyor.

    MA’da yer alan habere göre; Malatya ve Adıyaman’ın ardından bugün de Kahta ilçesinde binlerce tütün üreticisi yasağı protesto etti. Üreticiler, Adıyaman-Kahta yolunu trafiğe kapattı. Üreticiler, kapattıkları yolda davul ve zurna eşliğinde halay çekti. Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar’ın protesto eylemine karşı başlattığı ikna çalışmaları ise sonuç vermedi.

    Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan “yetki belgesi” almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapmak 1 Temmuz 2021 tarihinden itibaren yasaklandı. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda Kasım 2017’de yapılan düzenlemeyle yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilecek. Kanunun uygulaması en son Haziran 2020’de yeni bir düzenlemeyle 1 Temmuz’a ertelenmişti.

    2017 yılında çıkarılan kanunun ardından Tarım ve Orman Bakanlığının Tütün Üretimi, İşlenmesi, İç ve Dış Ticareti ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği Aralık 2020 tarihinde yayımlandı. Yönetmeliğe göre tütün üreticilerinin tek başına kıyılıp içilebilme vasfına sahip tütün çeşitlerinin üretildiği bakanlıkça belirlenmiş üretim merkezlerinde en az 250 tütün üreticisi gerçek kişinin bir araya gelerek Tütün Üretim ve Pazarlama Kooperatifleri kurması gerekiyor. Çiftçiler bu durumun bazı kişilere rant sağlayacağını ve kendilerine bir gelir sağlamayacağını savunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Change.org’da imza kampanyası: Tütünüme Dokunma

    Change.org’da imza kampanyası: Tütünüme Dokunma

    PİRHA – 1 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girecek 5607 sayılı Yasanın 3/20. Maddesi’nde yapılan değişiklikle sarmalık tütün ticareti yapan tütün üreticilerine 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasının verileceği belirtiliyor. Change.org’da ‘Tütünüme Dokunma’ imza kampanyası başlatan üreticiler, bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte büyük bir işsizliğin ortaya çıkacağını belirterek yasanın ertelenerek tekrar gözden geçirilmesini istedi. 

    Tütün yasası, 01/07/2020 tarihinde yürürlüğe girecek 5607 sayılı Yasanın 3/20. Maddesi’nde yapılan değişiklikle sarmalık tütün ticaretine 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası getirilmişti.

    Tütün üreticileri bu yasanın ertelenmesi ve tekrar gözden geçirilmesi için Change.org’da ‘Tütünüme Dokunma’  diyerek imza kampanyası başlattı.

    “TÜTÜN BİRÇOK AİLENİN GEÇİM KAYNAĞI”

    Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle büyük bir işsizliğin ortaya çıkacağı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bilindiği üzere tütün ülkemizde yetişen diğer tarım ürünleri gibi yerli ve milli bir üründür. Birçok ilimizde (26 il) birçok ailenin geçim kaynağı tütün tarımıdır. Bizler yıllardır geçimimizi tütünden sağlamaktayız. Çocuklarımızı tütün sayesinde okutmaktayız. Oğullarımızı tütün sayesinde evlendirmekteyiz. Kızlarımız tütün sayesinde çeyizlerini almaktadır. Askerimize tütün sayesinde harçlık göndermekteyiz. Kısacası tütün sayesinde başımız dik, alnımız ak gezmekte ve namerde muhtaç değiliz.”

    “BU YASA MİLLİ BİR İHTİYAÇ DEĞİLDİR”

    Bu yasa değişikliği milli bir ihtiyaç değildir ve vatanımıza ve birliğimize hiçbir katkısı olmayacaktır. Aksine vatandaşı küstürecektir. Zira sadece evini geçindirmek için tütün üretip ve/veya satan kişiler 3 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Düşünsenize bu ülkede bazı dolandırıcılık, hırsızlık, sahtecilik ve kaçakçılık suçlarının cezası 1 yıl hapis cezasından başlarken, kendi tarlasına tütün ekip, yerli tütünü satan ya da alıp satan için en az 3 yıl hapis cezası öngörülmüştür. Bir üreticinin yerli ve milli ürün olan tütün satması ya da pazarda tezgahta yerli sarmalık kıyılmış tütünün satılmasının vatanımıza milletimize ne gibi zararı olabilir ki hırsızdan, dolandırıcıdan ve sahtekardan daha fazla ceza öngörülmüştür. Vergi derseniz kesinlikle kabul etmiyoruz. Zira ülkemizde vergi borcunu ödememek suç olmadığı gibi nitekim halihazırda ülkemizdeki bütün büyük holding ve şirketlerin milyonlarca lira vergi borcu bulunmaktadır. Kaldı ki üretici ve satıcıların tamamının vergi kaydı bulunmakta ve vergilerini ödemektedir. Ayrıca yabancı çok uluslu sigara firmalarının aksine çok zor şartlarda tütünden para kazanan üretici/satıcı, kazandığını ülke içerisinde harcadığından ekonomiye ve dolaylı vergi alımına yine katkı sağlamaktadır.

    “BU YASAYLA MİLLET TÜKETİCİ TOPLUMA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”

    Bu arada ülkemiz sigara pazarının toplam %90’ına hakim olan ilk üç sigara fabrikası yabancı çok uluslu sigara şirketi olup üretmiş oldukları sigarada kullanmış oldukları tütün harmanının sadece %10’luk kısmında yerli ve milli Türk tütünü kullanmakta, kalan %90’lık kısmı ise ithal tütün kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda tütün fonunun da kalkması sonucu dışarıdan çok ucuza bu tütünleri ithal etmektedirler. Aslında bu yasayla dolaylı olarak milli değerimiz olan Türk tütünü bitirilmek istenmektedir. Bu yasayla üretici serbest ekonomi piyasasından mahrum bırakılıp sadece bahsi geçen yabancı çok uluslu sigara şirketlerine mahkum edilmek istenmektedir. Ve bu şirketler zaten çok ucuza tütün ithal ettiklerinden, sigara harmanında sadece %10 yerli tütün kullandıklarından, üreticiye çok düşük bedellerle tütün almayı teklif edecek. Nihayetinde maliyeti karşılamadığı için üretici tarlasına tütün ekmekten vazgeçecek ve neticede milli ve yerli değerimiz olan tütün ekimi zamanla bitirilecektir. Tıpkı diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi, yavaş yavaş bu millet üretici toplumdan tüketici topluma dönüştürülecek ve dışa bağımlı hale getirilecektir.

    “YASA ERTELENMELİ VE TEKRAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

    Yasa yürürlüğe girerse 02 temmuz 2020 itibarıyla yüz binlerce kişi hapis cezası yaptırımı sebebiyle tütün üretip, alıp satmayacak ve bunun doğal sonucu olarak büyük bir işsiz sınıf ortaya çıkacaktır. Bu durum ilk etapta yerel, ilerleyen aşamada ulusal ölçekte ekonomiyi etkileyecektir. Aileler mağdur olacaktır. Nesillerdir tütün alıp satan aileler bir anda işsiz aşsız kalacaktır.

    Tüm bu gerçekler dikkate alınarak, yerli ve milli değerimiz olan tütün tarımının bitmemesi ve geçimlerini tütünden sağlayan ailelerin mağdur olmaması için yasanın önce ertelenmesini ve ertelendikten sonra mağduriyetlerin önlenmesi ve adaletin sağlanması için yasa değişikliğinin gözden geçirilmesini arz ederim.”

  • Adıyaman’da tütün ekimi için hazırlıklara başlandı-VİDEO

    Adıyaman’da tütün ekimi için hazırlıklara başlandı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı olan tütün ekimi ile uğraşan çiftçi Nazım Görmez, “Başka çaremiz olmadığı için tütün ekiyoruz. Mazot ve gübre fiyatları çok yüksek, bu nedenle sıkıntı yaşıyoruz. Çiftçi olarak çok zor ve çaresiz bir durumdayız” dedi.

    Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı olan tütün için dağdaki karın erimesi ile birlikte sadır ekimine başlandı. Sonbaharın sonlarında sadır ekimi için tarlanın çapası, Şubat ayında da ekimi yapılır. Tütün fidesinin ekime hazır hale gelmesi iki ay sürüyor. Binlerce ailenin tek geçim kaynağı olan tütün ekimine ise Mayıs ayında başlanıyor.

    Yaklaşık 40 yıldır Adıyaman merkeze bağlı Karakoç köyünde çiftçilik yapan tütün ile geçimini sağlayan Nazım Görmez, konu ile ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “HAYATIMIN BÜYÜK BİR KISMI TÜTÜN İLE UĞRAŞMAKLA GEÇTİ”   

    Adıyaman Merkeze bağlı Karakoç köyünde çiftçilik yapan 56 yaşındaki Nazım Görmez, “Kendimi tanımaya ve çalışmaya başladığım günden bu yana tütün ekiyorum. Yaşantımın büyük bir kısmı tütün ile uğraşmakla geçti. Daha önce ektiğimiz sarmalık tütün satışında sıkıntılar olmaya başladığından dolayı bu sene İzmir tütünü ekeceğiz” dedi.

    “ŞUBAT AYINDA TÜTÜN SADIRINI EKİYORUZ”

    “Mayıs sonunda ekimine başlanacak olan tütünün ilk aşaması olan sadır ekimi için sonbaharın sonunda traktör ile tarlayı sürerek hazır hale getiriyoruz” diyen Görmez, “Traktör ile sürülen tarla birkaç ay boyunca yani Şubat’ın ortasına kadar öyle kalır. Daha sonra sadırın ekileceği toprağı küreklerle ya da geniş ise tekrar traktör ile çapasını yaparak sadır ekimi için hazır hale getiriyoruz. Hazırlanan toprağa hayvan gübresi atarak karıştırıyoruz. Bu işlemlerin ardından da sadır tohumunu atıp can suyunu veriyoruz. Bunun ekime hazır hale gelmesi, fide olması için yaklaşık iki- üç ay gibi bir süre geçiyor. Bu sürede sulamasını yapıp nitrat gübre atıyoruz” dedi.

    “ŞİRKET SAHİPLERİ TÜTÜN FİYATINI BELİRLİYOR”

    “Nisan ayının son haftası ya da mayısın ilk haftasından itibaren hazırlanan tarlalarda tütün ekimine başlıyoruz” ifadelerini kullanan Görmez, “Eskiden insan gücü ile ektiğimiz tütünü şimdi ise traktörün arkasına taktığımız makinalar ile yapıyoruz. O dönem şirket ile anlaşıyoruz. Tütün büyüdükten sonra yapraklarını toplamaya başladığımızda şirket sahipleri bizlere kutular getirir güneşte kuruttuğumuz tütün yapraklarını yumuşatarak kutulara yerleştirip şirkete teslim ederiz. Sattığımız ürünün fiyatını şirket sahipleri belirliyor. Bu da tam olarak emeğimizin karşılığını alamıyoruz” diye konuştu.

    “EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ”

    “İki yıl boyunca ektiği sarmalık tütünün ambarda olduğunu, daha satamadığını ve bunun için sıkıntı yaşadığına” vurgu yapan Nazım Görmez, “Başka çaremiz olmadığı için tütün ekiyoruz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Arpa ve buğdayda masrafını çıkarmıyor. Mazot ve gübre fiyatları çok yüksek bu nedenle sıkıntı yaşıyoruz. Çiftçi olarak çok zor durumdayız. Çaresiz bir durumdayız” dedi.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • Bir yıllık emekleri için gün doğmadan tarlaya gidiyorlar-VİDEO

    Bir yıllık emekleri için gün doğmadan tarlaya gidiyorlar-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’ın birçok bölgesinde yurttaşların en büyük geçim kaynağı olan sarmalık tütün yapraklarının toplanmasına başlandı. Tütün ile ilgili son bir yıldır çıkartılan yasalarla birlikte sıkıntı yaşayan yurttaşlar, “Tütün yasası ile birlikte de tütün satışı yasaklı hale getiriliyor. Çevre illere gönderdiğimiz tütünler araçlarda yakalanıp el konuluyor ve büyük para cezaları veriliyor. Bir yıllık emeğimiz boşa gidiyor” ifadelerini kullandılar.

    Dağdaki karın erimesi ile birlikte Mayıs ayının ilk haftasında sadırı toprağa atılan tütün, Haziran sıcağında toprağa ekiliyor. Ekiminden sonra can suyu verilip çapası yapılarak içindeki yabani otlar toplanıyor. Ağustos ayında verilen emeğin karşılığını almak için, yurttaşlar tütün yapraklarını toplayarak altı yada yedi ay olmak üzere uzun bir süre tarlalarda çalışıyorlar.

    Adıyaman Çelikhan ilçesine bağlı Bulam beldesinde halkın en büyük geçim kaynağı olan tütün toplama zamanın gelmesi ile birlikte yediden yetmişe yüzlerce aile sabahın erken saatlerinde daha güneş doğmadan tarlaya giderek  sıcaklığın en yüksek olduğu öğle saatlerine kadar tarlada tütün topluyorlar. Yurttaşlar, bazı günlerde 40 derece sıcağın altında tütün tarlasında toplama işlemine devam ediyor. Yerel halk dilinde “tütün biçme” olarak tanımlanan toplama işlemi, hava sıcaklığının düştüğü saat 18:00 gibi tekrar başlayıp, gün batımına kadar devam ediyor.

    Tütün biçme işlemlerinin ardından, yurttaşlar evlerine yakın hazırladıkları gölgeli alanlara topladıkları tütün yapraklarını getirerek şişlere saplıyor. Şişe saplanan tütünler ipe dizilerek güneş sıcaklığının en yoğun his edildiği yerlerde ağaçlarla hazırlanan alanlarda kurutularak satışa hazır hale getiriliyor.

    “TÜTÜNDEN BAŞKA HİÇ BİR ÜRÜN MASRAFINI ÇIKARMIYOR”

    Tütünün birçok aşamalardan geçirilerek büyük emekler verilip satışa hale geldiğini ifade eden Sabri Torun, şu ifadeleri kullandı:

    “Mart ayında sadırları ekiyoruz. Mayıs’ın ikinci haftasından itibaren de tütün ekimine başlıyoruz. Yapılan sulama ve çapa işlemlerinin arından da Ağustos ayından itibaren başlayarak Eylül ayına kadar biçimini gerçekleştirip kurutuyor ve ambarlara koyuyoruz. Bütün bu işlemlerin ardından hazır hale gelen tütünü tüccarlara satıyoruz. Ama son yasaklarla birlikte büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Tütünümüz satılmıyor. Gecen seneki ürünümüz bu gün hala ambarlarda ama bu yıl yine ektik. Çünkü arazilerimiz çok küçük bu nedenle tütünden başka hiçbir ürün masrafını çıkarmıyor” ifadelerini kullandı.

    “KOOPERATİFLEŞME İLE BİZLERDEN BÜYÜK VERGİLER ALINACAK”

    “Kooperatiflerin kurulacağı söyleniyor” diyen Torun, “Kooperatifleşme ile birlikte sattığımız tütünün büyük bir kısmından vergi alınacak bize kalacak olan para ise tarladaki masraflarımızı çıkaramayacak ve zarar edeceğiz. Böylede olursa arazilerimizi boş bırakmak zorunda kalacağız. Yetkilere çağrımız bu sorunların çözülmesi için derhal yasalarla yeni düzenlemeler yapılarak sorunlarımıza çözüm bulsunlar” dedi.

    “ADIYAMAN TÜTÜNÜ İKİ RANTÇIYA TESLİM EDİLECEK”

    Tarlasında çocukları ile birlikte bir yıllık emeği ve alın teri olan tütünü toplayan Yusuf Horoz, “Tütün yapraklarının gelişmesi için ucundaki çiçeklerini kırdıktan sonra alttan sararan yapraklarını toplamaya başlıyoruz. Bu yaprakları topladıktan sonra yeniden bir can suyu veriyoruz. Daha sonra üç kat halinde sıra ile yaprakları toplamaya başladıklarını” belirtti.

    Sadır ekimi ile birlikte başlayan ilk aşamanın ardından tütüne çok büyük emekler vererek ve zahmetler çekerek satışa hale getirdiklerini ama verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını ifade eden Yusuf Horoz, şöyle devam etti:

    “Bütün bunlarla birlikte son çıkarılan tütün yasası ile birlikte de tütün satışı yasaklı hale getiriliyor. Çevre illere gönderdiğimiz tütünler araçlarda yakalanıp el konuluyor ve büyük para cezaları veriliyor. Bir yıllık emeğimiz boşa gidiyor. Sorunu çözümü anlamında Adıyaman AKP milletvekillerini aradığımızda tütün için bizi rahatsız etmeyin deniliyor. Biz bunları sorunlarımızı çözmeleri için meclise gönderdik ama buna da cevap olmuyorlar. Bir iki dönüm arazimiz var tütünden başka bir şey eksem masrafını çıkarmaz. Ailemin bütün geçim kaynağı ve çocuklarımın okul masraflarını bununla karşılıyoruz. Tütün üzerindeki yasak devam ederse aç kalacağımızdan dolayı ekonomik ihtiyaçlarımızı karşılamak için suça teşvik edileceğiz” dedi.

    Yusuf Horoz, “Kooperatifleşmenin ne olduğunu bilmiyoruz. İki rantçı gelecek burada bir kooperatif kuracak istediği fiyattan tütünümüzü alacak. Bunun örneğini tekelde görmüştük. Eksperlerin inisiyatifine göre fiyat veriliyordu. Bazen de bir yıllık emeğimiz yakılıyordu” diye konuştu.

    “EN BÜYÜK EMEĞİ KADINLAR VERİYOR”

    “Bu bölgede tek geçim kaynağımız tütündür. On yıllardır atalarımızdan bu yana bu işle uğraşıyoruz. Son dönmelerde sıkça konuşulan bir şey var. Tütünün yasaklanacağı söyleniyor” diyen Feride Sucu, “Sabahın erken saatlerinde gün doğmadan tarlaya gidip tütün yapraklarını topluyor ve eve getirip ipe dizip kurutuyoruz. Her emek alanında olduğu gibi tütünde de büyük bir kadın emeği var. Buradaki elde etiğimiz gelirle çocuklarımız okutuyor ve evlendiriyoruz. Eve alacağımız bir torba tuz ya da bir kilo çayı bile bununla alıyoruz” dedi.

    Kooperatifleşmenin nasıl olacağını bilmediklerini ifade eden Sucu, Bununla ilgili bizlere verilen herhangi bir bilgide yok. Biz kooperatifleşme istemiyoruz, ifadelerini kullandı.

    TÜTÜN YASAKLANIRSA AÇ KALIRIZ”

    Bölgenin tek geçim kaynağı olan tütünün bu dönem yapraklarını toplama dönemi olduğunu söyleyen Medine Büyükşan, “Altı ve yedi aylık bir süre tütüne emek veriyoruz. Toplama ve kurutma evrelerinin ardından tütün satışa hale geliyor. Ama yasaklardan dolayı tütünümüz satılmıyor. Tütün elimizden alınırsa büyük sıkıntılar yaşarız. Daha önce fasulye ekiyorduk. Fakat fasulyede artık hem bu topraklarda yetişmiyor hem de masrafını çıkarmıyor. Tütün yasaklanırsa aç kalırız” dedi.

    “EMEĞİMİZDEN VE ALINTERİMİZDEN ELİNİ ÇEKSİNLER”

    “Tütünden sadece eken ve satan para kazanmıyor. Tütün toplama dönemi birçok aile buradan aldıkları yevmiyelerle geçimini sağlıyor” diyen İbrahim Büyükşan, “Ama geçen yıl ektiğimiz tütünü satamadık ambarlarda duruyor. Satamadığımız içinde işçinin ve tütünün masrafını verecek parayı bulamıyoruz. Tütün satan iş yerlerine gittiğimizde dışarıdan getirilen yabancı tütün ve sigaralar satılırken bizim tütünümüz satılmıyor. Bunlar yaşandığı için borçlandığımız yerlere borcumuzu ödeyemiyoruz. Geçen seneki tütünümüz satılsaydı bu sıkıntıları yaşamazdık. Eğer tütün satılmazsa ne çocuklarımızı okutabiliriz nede evimizin ihtiyacını karşılayabiliriz.  Yetkililere çağrımız emeğimize karışmasınlar emeğimizden elini çeksinler” diye konuştu.

    MUSTAFA YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Torba yasa tütüncüleri vurdu; tütün kıyımına eskisi gibi talep yok – VİDEO

    Torba yasa tütüncüleri vurdu; tütün kıyımına eskisi gibi talep yok – VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da tütün kıyma makinası olan yurttaşlar, “Bu yıl tütünlerini atölyelerimize getirip sarmalık hale getirenlerin sayısında çok büyük bir düşüş var. Bunun nedeni ise torba yasada tütün ile ilgili getirilen yasaklardır” diye konuştular.

    Haberin Videosu

    Sarmalık tütünün yetiştirildiği Adıyaman’ın en yoğun bölgelerinden biri olan Merkeze bağlı Kömür Beldesinde tütün kıyma atölyeleri de bulunmaktadır. Başta Kömür beldesi olmak üzere çevre köylerdeki tütün üreticileri kıyıma hazır hale getirdiği tütün yapraklarını Kömür Beldesinde bulunan Tütün kıyma makinalarının bulunduğu atölyelere getiriyor. Tütün yapraklarını kıyıp içime hazır hale getiriyorlar.

    Her yıl tonlarca tütünün kıyıldığı bu atölyelerde, bu yıl torba yasa ile birlikte sarmalık tütüne getirilen yasaklar nedeniyle geçen yıllara oranla tütünü kıymak için atölyelere tütün yapraklarını getiren yurttaşların sayısında yüzde yetmişlere varan bir düşüş yaşanıyor. Bütün bu yaşanalar tütün yasası ile birlikte tütün üreticiliği yapan yurttaşların yaşadığı sorunları da ortaya çıkarıyor.

    Çıkarılan Torba Yasa ile birlikte tütün üreticilerinin büyük sıkıntılar yaşadığını aktaran Tütün kıyma atölyeleri olan yurttaşlar PİRHA’ya konuştu.

    “BÖYLE DEVAM EDERSE KÖYLÜLER GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALACAK”

    Yaklaşık yedi yıldır tütün kıyma makinamız var. Bu yedi yıl içerisinde bu dönemde hiç boş durmuyorduk” diyen Mehmet Erbay, “Geçen yıllar her gün yüzlerce kiloyu bazen bir ton tütünü kıyıp sarmalık hale getiriyorduk. Ama bu yıl 50 kg ya da 100 kg tütün kıyıyoruz. Son çıkan torba yasa ile birlikte tütüne getirilen yasaklar nedeniyle insanlar tütünü satamadığı için dolayısıyla bize de getirip kıyımını yapıp sarmalık hale getirmiyor. Biz de bu yüzden iş yapamadan oturuyoruz. Böyle devam ederse geçim kaynağı tütün olan bu halk köylerini terk edip şehre göç etmek zorunda kalacak” dedi.

    “BU YIL TÜTÜNE FİYAT VEREN YOK HEPSİ DEPOLARDA DURUYOR”

    “Kömür beldemizde tek geçim kaynağı tütündür” ifadelerini kullanan Erbay, “Bu yıl ile geçen yıllar arasında tütün alımında çok büyük bir fark var. Tüccarlar köylere gelip tütüne fiyat bile vermiyorlar. Bizim de depomuzda tütünümüz var. Ama bunun bir kilosunu bile daha satamadık. Böyle devam ederse burada yaşayan insanlar büyük sıkıntılar yaşayacak” diye konuştu.

    “İŞİN DURGUNLUĞUNDAN DOLAYI İŞÇİLERİ ÇIKARMAK ZORUNDA KALDIM”

    Yaklaşık 25 yıldır tütün kıyma atölyesi olan ve her yıl bu atölyede tonlarca tütün kıyıp sarmalık hale getiren Abuzer Talaş, “Benim her hangi bir arazim yok tek geçim kaynağım tütün kıyma makinasıdır. Bu yıla kadar işlerimiz oldukça iyiydi, ekmek paramızı bu işten çıkarıyordum. Yanımda çalışan işçiler vardı. Ama bu torba yasadaki tütün ile ilgili yasakların çıkmasının ardından işlerimizde düşüş yaşandı. O nedenle işçileri çıkarmak zorunda kaldım. Eskiden bir haftada tonlarca tütünü kıyıp sarmalık hale getiriyorduk. Ama şimdi artık o iş yok. Bu yıl iş yaptığım en yoğun hafta geçen haftaydı. O haftada 400 kg tütünü kıyıp sarmalık hale getirdik. Daha önceleri bu atölyede insanlar sıra bulamazken şimdi iş yok  bomboş bekliyoruz.

    “TÜTÜN PAZARINA İLGİ YOK”

    “Bu işten başka yapacağımız bir işimiz yok” diyen Talaş, “Tütün üreticileri her yıl tonlarca tütün bize getirerek kıyıyorlardı. Sarmalık hale getirdikleri tütünleri çevre iler başta olmak üzere birçok büyükşehirlere satıyorlardı. Bu yıl ise sadece Adıyaman pazarına götürülüyor. Pazara eskisi gibi yoğun bir ilgi yok. Öncesinde tonlarca tütünün satıldığı pazarda şimdi satılan tütünün toplamı bir tonu bile bulmuyor. Çünkü pazara alıcı gelmiyor. Böyle de olunca bu sorunlar ortaya çıkıyor. Tütünü kavurmamızın sebebi ise kurusun, bozulmasın ve ömrü daha çok uzasın diye yapıyoruz. Sağlık anlamında hiçbir sorunu yoktur” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Adıyaman’da Koçali barajı 5 Alevi köyünü su altında bırakacak-VİDEO

    Adıyaman’da Koçali barajı 5 Alevi köyünü su altında bırakacak-VİDEO

    PİRHA- Yapımı devam eden Koçali barajı 5 Alevi köyünü su altında bırakacak. Konu ile ilgili PİRHA’ya konuşan yurttaşlar kaygılı. “Biz bu topraklara yaşayan Aleviler olarak, bu topraklardan, birbirimizden ayrılmak istemiyoruz. Alevi ve Kürt olarak yıllarca ezilmişiz. Eğer bir yere gideceksek yine hepimiz bir arada olmak istiyoruz” diyorlar. 

    Adıyaman merkeze 40 km uzaklıkta bulunan Koçali barajının yapımı devam ediyor. Yapılacak baraj ile birlikte Kürt Alevilerin yaşadığı Çatalağaç, Doğanlı, Gökçay, Bağlıca, Ağaçkonak köyleri su altında kalacak.

    5 Alevi köyünü sular altında bırakacak olan Koçali barajının yapımına 2014 yılında başlandı. Köylerde yaşayan yurttaşlar birçok kez yaptığı eylemler ve basın açıklamalarıyla barajın yapımına karşı çıkmasına rağmen baraj yapılıyor. Üç yıldır baraj inşaatı devam ediyor.

    Baraj suları altında kalacak köylerde yaşayan yurttaşlar baraj yapımına başlanmasına ve topraklarının istimlak edilmesine rağmen topraklarının paralarını alamamaktan ve gidecek yerlerinin henüz tahsis edilmemesinden şikayetçi.

    Koçali barajının yapıldığı alanın içinde bulunan Kürt Alevi köylerinde yüzyıllarca Alevilik yol erkanı en doğal bir biçimde yürütülürken. Her yıl Dede köyleri ziyaret ederek kurbanlar kesiyor cemler yürütüyor. Bu gün baktığımızda da Perşembe geceleri bir evde toplanan köylüler burada birlik cemleri yapıyor.

    Baraj yapımının bitmesiyle birlikte köyleri boşaltılacak olan yurttaşlar, farklı kentlere gönderilmesinden dolayı Alevilik yol erkanını yaşayamama kaygısını ve endişesini taşıyor. Geçmişten bugüne yaşadıkları Alevilik yol erkanı ve yapımına başlanan Koçali barajı ile birlikte karşılaşacakları sorunlarla ilgi Çatalağaç köyünde yaşayan yurttaşlarla görüştük.

    “ÇOÇUKLUĞUMUZDA KÖYLERDE YOKSULLUK VARDI”

    70 yaşında ve 6 çocuk babası olan doğduğu günden bu yana Kürt ve Alevi köyü olan Çatalağaç köyünde yaşayan Hüseyin Turab, “Bizim çocukluk yıllarımızda köylerde yoksulluk vardı. İnsanların birçoğu büyük sıkıntılar yaşıyordu. Ekmek parası kazanmak çok zordu. O dönem bizim köyde geçim kaynağı hayvancılık ve tütündü. Tütün de kaçak satılıyordu. Araba, araç gereç yoktu. Tarlalarımızı hayvanlarla sürüyorduk. Adıyaman ve bizim köyün arası 40 km. Yaklaşık 9 saatlik bir yolu hayvan sırtında geçirerek şehre gidiyorduk. O dönemler para sıkıntısı çoktu. İnsanlar şehirdeki ihtiyaçlarını karşılamak için buğday ve mazı götürüp yağ, şeker, tuz, sabun ve çayla değiştirirdi. Geçimimiz bu şekilde yapıyorduk” diyor.

    “CUMA GÜNLERİ TOPLANIP CEMLERİMİZİ YAPIYORUZ”

    “70’li yılların başında bizim köye çok zor şartlar altında yol yapıldı. Bizim köy Kürt ve Alevi köyü” diyen Turab, şöyle konuştu:

    “Dedelerimiz yılda birkaç kez gelerek bir evde toplanıp cem yapardı. Bizler Ağuçan ocağı talipleriyiz. Pirimiz geldiğinde kötülük yapmamak için dedemize söz verir bu sözde dururduk. Kurbanlar kesip küskünleri dargınları barıştırırdık. Burada yaşayan köylüler Alevilik yol erkanına bağlı musahiplik ilişkisinin olduğu köyler. Cuma geceleri toplanıp cemlerimizi yapıyoruz. Köyde yaşanan olumsuz sorunları da kendi aramızda çözer mahkemeye taşımazdık. Bugün bile bu kültür halen devam etmektedir. Birlik ve beraberlik içinde yüz yıllardır bu köyde yaşıyoruz” dedi.

    “HAK MUHAMMED AŞKINA İBADETLERİMİZİ YAPARIZ”

    “Bir dönem çevrede Alevi olmayan köylerde hakkımızda olumsuz şeyler söyleyip bize iftiralar atarlardı” ifadelerini kullanan Turap, “Ama bizler namus ve şerefin ne olduğunu dostluğu ve arkadaşlığı çok iyi bilen bir toplumuz. Biri ile dost ve arkadaşlık yaparken canı gönülden bağlı olur onu kardeş biliriz. Cemler hakkında yalan yanlış şeyler söylenirdi. Ama bizler cemlerimizde Hak, Muhammed, Ali ve ehlibeytin soyu için ibadetlerimizi yaparız” dedi.

    “40 YIL DEMİRCİLİK VE NALBANTLIK YAPTIM”

    Hüseyin Turab, “Maddi durumumuz iyi olmadığı için sıkıntı yaşıyorduk. Ben de yirmili yaşlarda demircilik yapmaya karar verdim. Şehre gidip malzeme aldım. Bir de usta getirdim köye, ondan demirciliği öğrendim. Köyde yaklaşık olarak 40 yıl demircilik ve nalbantlık yaptım. O dönem işlerim oldukça iyi gitti. Aile bütçeme yıllarca katkı sundum” diyerek şunları ekliyor:

    “Köyümüzde baraj yapılıyor. Buna karşı çıkmamıza rağmen barajın inşaatına başlandı. Barajın gelmesi ile birlikte bizi köyden çıkaracaklar farklı kentlere gönderecekler. O zaman hem dilimizden, kültürümüzden ve inancımızdan uzaklaşacağız” diye konuştu.

    “TÜTÜNE GETİRİLEN YASAK HAYATIMIZI OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEDİ”

    “Çiftçilik yaparak, tütün ekerek geçimimizi sağlıyoruz. Ama bu sene getirilen yasaklardan dolayı tütünümüzü satamıyoruz” diyen beş çocuk babası Mehmet Hırçıl da, “Üç öğrenci okutuyorum. Bu yaşadığımız sıkıntılardan dolayı onlara harçlık göndermede zorlanıyorum. Böyle devam ederse çocuklarımızı okuldan almak zorunda kalacağız. Tütüne getirilen yasak hayatımızı olumsuz yönde çok etkiledi. Bir yandan da köyde yapılan bir baraj var. Köyü boşaltacaklar ama bize tahsis edilen ve gidebileceğimiz bir yer yok. Son yıllarda barajdan dolayı köyde ki işlerimizde de aksamalar oldu. Düzenimiz bozuldu” dedi.

    “BİZ BU TOPRAKLARDA KALMAK İSTİYORUZ”

    “Barajın yapımına karşı çıkarak defalarca eylemler yaptıklarını ama buna rağmen barajın yapımına başlandığını” ifade eden Hırçıl, “Bir türlü sesimizi duyuramadık. Sorunlarımıza kimse çözüm olma konusunda yardımcı olmadı. Buralarda bize bir yer tahsis edilmesi konusunda başvuruda bulunduk. Talebimize olumsuz cevap verildi. Biz bu topraklarda kalmak istiyoruz. Buralardan gitmek istemiyoruz. Buranın taşı, toprağı, ağacı bizim için çok önemli ve kutsaldır. Başka yerdeki yaşam koşullarına uyum sağlayamayız. O yüzden bu topraklara kalmak istiyoruz” diye ifade etti.

    “ALEVİ VE KÜRT OLARAK YILLARCA EZİLMİŞİZ”

    “Bu barajın yapılacağı alanda beş tane Alevi köyü var” diyen Hırçıl şunları kaydetti:

    “Bu köyler sular altında kalacak. Bu köylerde yaşayan bütün yurttaşlar burada kalmak istiyor. Çünkü bizim burada sosyal ve kültürel anlamda ilişkilerimiz çok iyi bir durumdadır. Birinin bir sorunu olsa bir kavga olsa köylüler bir araya gelip sorunumuzu kendimiz çözüyoruz. Bunu mahkemelere taşımıyoruz. Biz bu topraklarda yaşayan Aleviler olarak bu topraklardan, birbirimizden ayrılmak istemiyoruz. Alevi ve Kürt olarak yıllarca ezilmişiz. Eğer bir yere gideceksekte yine hepimiz birarada olmak istiyoruz. Bizi buralardan alıp dağıtırlarsa  gittiğimiz yerlerde Kürt ve Alevi olduğumuzu bile belki söyleyemeyeceğiz. Bir baskı altında olacağız. Dilimizi konuşamayacağız, kültürümüzü ve inancımızı yaşayamayacağız.”

    “İNSANLAR KENDİ KÜLTÜRÜ VE İNANCIYLA BÜYÜR”

    “Ayda bir Dedemiz köyü ziyaret edip sorunu olanların sorununu çözüyor. Küskün dargın olanları bir araya getirip barıştırıyor” diyen Mehmet Hırçıl, “Farklı kentlere şehirlere gönderseler bizleri Dedemiz hepimizi tek tek ziyaret edemez. Gittiğimiz yerlerde yol erkanımızı yaşamaya çalışacağız. Ama bunu nasıl yürüteceğiz bilemiyoruz. Çünkü Pir oralarda tek tek bizlere gelme imkanı bulamayacak, bu nedenle belki de zamanla çocuklarımız asimile olacak. Bir ağaç nasıl toprakta büyüyorsa insanlar da kendi kültürü ve inancıyla büyür. Bu da bizim için çok önemli bir şey” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

     

     

  • ‘Adıyaman tütününün yasaklanması Adıyaman için ölüm fermanıdır’

    ‘Adıyaman tütününün yasaklanması Adıyaman için ölüm fermanıdır’

    PİRHA- Torba Yasa Tasarısında yer alan tütün ile ilgili Meclis’te konuşan HDP Adıyaman Milletvekili Dr. Behçet Yıldırım, “Adıyaman tütününün yasaklanmasına karşı duracağız. Adıyaman tütününün yasaklanması Adıyaman için ölüm fermanıdır” dedi. 

    Torba Yasa Tasarısı’nda yer alan tütün ile ilgili Meclis’te söz alan HDP Adıyaman Milletvekili Dr. Behçet Yıldırım yaptığı konuşmada başta Adıyamanlı AKP Milletvekilleri olmak üzere iktidarın yaptığı açıklamalarla, Adıyamanlı tütün üreticilerini ve halkı kandırdıkları ifade etti.

    “AKP ADIYAMAN MİLLETVEKİLERİ DE TÜTÜN YASASINA KARŞI ÇIKMALIDIR”

    Yıldırım, “Adıyaman halkı tütün yasasından dolayı bu hafta Meclise kilitlenmiş durumda. Adıyaman tütünü için yalan söylüyorlar, diyorlar ki; “Adıyaman tütününün önü açılacak, tütün üreticileri mağdur olmayacak.” Bu, koca bir yalandır arkadaşlar. Bu koca yalana Sayın Bakan ve iktidar vekilleri de inanmış durumda. Sonra çevrelerini, kendilerine yakın STK’ları, yandaş medyayı, tütün platformunu bile inandırmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    Yıldırm, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu konuda AKP milletvekilleri de yanılıyor ve halkı da yanıltıyorlar. Bizim Adıyaman vekillerine çağrımız eğer bu yasa bu torbadan bu haliyle çıkarsa buna karşı durmalarını öneriyorum. Sakın savunmayın bu yasayı. İleride bu halka nasıl hesap vereceksiniz. Resmen bir algı operasyonu oluşturuluyor. Efendim, odalar böyle istiyormuş, tütün platformu böyle istiyormuş. Bu da koca bir yalan çünkü ben de kendim tütün üreticisiyim, üreticiyle konuştum, esnafla konuştum hiç kimse bu düzenlemeye, bu kooperatif olayına taraftar değildir. “Kooperatif” diyorlar, kooperatif eliyle de kesinlikle tütünün önü kesilecek, çiftçi tütünü ektiğine, biçtiğine, sattığına bin pişman edilecek.”

    “TÜTÜNÜN YASAKLANMASI ADIYAMAN’IN EKONOMİSİNİ DİBE VURUR

    “Son zamanlarda Adıyaman medyasında, sokakta, sosyal medyada “Eğer tütün yasası istemediğimiz şekilde çıkarsa ki öyle çıkacak, “AKP kaybeder, iktidar kaybeder” anlayışı hâkim. Evet, AKP kaybederse kaybetsin, birilerinin dediği gibi “AKP kaybederse Türkiye kaybeder” anlayışında değilim. Ben de AKP kaybederse Türkiye kazanır diyorum” diyen Yıldırım, “Derdimiz iktidardan ziyade Adıyaman’ın kaybetmemesi. Eğer tütün Adıyaman için siyaset üstü bir kurumsa Adıyaman tütününün yasaklanmasına karşı duracağız. Adıyaman tütününün yasaklanması Adıyaman için ölüm fermanıdır. Adıyaman’ın olmayan ekonomisinin, ticaretinin dibe vurması, ırgatlığa teslim olması demektir. Çünkü bunları nereden biliyoruz. Bu yasalardan bahsedildikten iki hafta önce Başbakan grup toplantısında Adıyaman tütününe övgüler yağdırıyor, ertesi gün Türkiye genelinde bütün esnafa yönelik eş zamanlı bir operasyon yapılıyor ve esnafın dükkânında ne kadar Adıyaman tütünü varsa el konularak yüklü miktarda cezalar kesiliyor. Bu operasyonlar hâlâ devam etmektedir. Bu operasyonlar bir merkezden ve bilinçli olarak yapılmaktadır. Bu konuda Amerikan sigara firmalarıyla birlikte hareket eden Hükümet, baskınlar ve cezalarla Adıyaman tütününe olan talebi azaltarak Adıyaman tütününü tamamen ortadan kaldırmak istiyor. Önce çamur medyasında yirmi dört saat yalan yanlış haberler yaparak “Biz şöyle yaptık, böyle yaptık.” diyorlar, sonra istediklerini yapıyorlar” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Vekil Yıldırım: İktidar tepki almamak için üreticiyi mağdur edeceği politika izliyor

    HDP’li Vekil Yıldırım: İktidar tepki almamak için üreticiyi mağdur edeceği politika izliyor

    PİRHA-HDP Adıyaman Milletvekili Dr. Behçet Yıldırım, tütün yasaklarına ilişkin torba yasa tasarısında görüşülen maddelerin üzerinde yapılan değişikliklerin tütün yasaklarını engellemediğini ifade etti.

    Tütün üretiminin en yoğun olduğu illerin başında gelen Adıyaman’da torba yasa tasarısında tütün ile ilgili yapılacak olan düzenlemelere başta üreticiler olmak üzere STK temsilcileri ve halk tarafından yoğun tepki gösterilerek çeşitli eylemler yapıldı. TBMM komisyonuna sunulan torba yasa tasarısında bulunan tütün ile ilgili alınacak kararların komisyona gönderilmesinin ardından HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım yazılı bir açıklama yaptı.

     “TÜTÜNE HER HANGİ BİR YASAL GÜVENCE GELMİYOR”

    “Tütün yasaklarına ilişkin torba yasa tasarısında görüşülen maddeler üzerinde yapılan değişiklikler ile tütüne herhangi bir yasal güvence gelmiyor” diyen Yıldırım, “Tütün ekimi yapılabilir, ancak sarmalık kıyılmış tütün üretimi, yani sarmalık hale getirmek yine yasak. Sadece üretici, ürettiği tütünü kooperatiflere satabilir. O kooperatifte kurumca belirlenen belli merkezlerde kurulabilir. Siz kooperatif kurdunuz, üreticiden tütün aldınız ve bunu satacaksınız, vergi oranı ne kadar? Tasarıda bir cevap yok? Muamma yani. Yüksek vergiler geldiği zaman bunun piyasada diğer sigara markalarıyla rekabet etme şansı yok. Hem vergi oranındaki belirsizlik, hem makaronlara getirilen yüksek vergi nedeniyle tüketicinin sarmalık kıyılmış tütünü ucuza bulması koşulları sıfırlanıyor. Özü sarmalık kıyılmış tütünün daha ucuza tüketiciye ulaşması engellenmiş olacak. Bu şekilde tüketici bu sarmalık kıyılmış tütünden vazgeçirilecek ve pazarı bitirilmiş olacak” dedi.

    “KALİTELİ TÜTÜN SATANLARA DAHA ÇOK CEZA VERİLECEK”

    “Adıyaman’da tütün esnafında gördüğünüz tütün satışı, esnaftan aldığınız sarmalık kıyılmış tütün satışı mümkün olmayacak” ifadelerini kullanan Yıldırım, “Tütün satışına yönelik yasaklamalar, cezalar yasa tasarısı genel kurula gelmeden sadece komisyondan geçmesinin hemen ardından 81 ilde başlamış durumda. Ceza oranında elde bulunan tütünün değerine göre, artırıma veya ceza indirimine gidilecek. Yani kaliteli tütün satanlara daha çok ceza verilecek. Bu uygulama üreticiyi caydırmaya yönelik bir uygulamadır. Aslında iktidar tepki almamak için üreticiyi dolaylı yollarla mağdur edeceği bir politika izlemektedir. Tütün yasaklamaları, tarım politikasından bağımsız değerlendirilemez. Üretmeyen tüketen, dışarıya bir pazar haline getiriyoruz. Nasıl et ithalatı varsa saman ithal eden bir ülkeye dönüştüysek aynı şekilde tütün ithal eden bir ülke olacağız. Ancak kendi tütünümüzün doğallığında oluşmuş marka değeri ve pazarını bitirmeye çalışıyoruz” diye ifade etti.

    “ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI EDİYORLAR”

    “Sarmalık kıyılmış tütüne yasal güvence getirilmeden atılacak her adım her an tütün üretimini bitirme noktasına getirebilir. Yasal güvence de düşük vergi ve teşvik politikalarıyla olur” diyen Yıldırım, “Yoksa alın kooperatif kurun, tütününüzü burada satın ben sizden %83 vergi alırım derseniz, Makarona da çok fahiş vergiler getirirseniz, bunun adı yasal güvence değil yasal engelleme olur. Dolaylı yollardan çok fahiş vergi oranlarıyla sarmalık kıyılmış tütün üreticisi, tütün ekiminden vazgeçirilecektir. Yani yerel üretici desteklenmiyor önü kesiliyor. Bu tasarıda sarmalık kıyılmış tütüne ilişkin herhangi bir güvence yok. Yasada yapmayı düşündükleri değişiklik, sadece makyajlamaktır. Tütün ekimini doğrudan yasaklamayan ama sarmalık kıyılmış tütüne yasak şeklinde devam ediyor. Onun için bu yasanın adı ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir” dedi.

    Yıldırım, “Yerli tütünün, sarmalık kıyılmış tütünün bir piyasası, bir tüketici kitlesi oluşmuş, yapılan bu pazarı sürece yayarak yok etmektir. Arz talep dengesine göre bir çözüm üretmek değil, arzın önünü keserek talebi yabancı sigara markalarına yönlendirmeye çalışmak var. Irgat şehri olmuş Adıyaman’ımızın daha da yasallaşmaması, halkın tek geçim kaynağı olan tütünün bu şekilde yasaklanmaması için mecliste, sokakta her yerde mücadele edeceğiz. Adıyaman halkını da tütününe sahip çıkmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

  • CHP’li Ağbaba: Muhatap Amerika’daki Coni değil Abuzer dayıdır

    CHP’li Ağbaba: Muhatap Amerika’daki Coni değil Abuzer dayıdır

    PİRHA-CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba beraberindeki CHP’li vekiller, CHP il ve ilçe teşkilatları ile birlikte Adıyaman tütüncü pazarını ziyaret ederek tütün üreticilerinin ve satıcıların sorunlarını dinledi.

    TBMM’ye gönderilen tasarıda yer alan tütün yasası ile ilgili Adıyaman’ı ziyaret eden CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Milletvekilleri Mehmet Gökdağ, Oğuz Kaan Sarıcı, Orhan Sarıbal ve beraberindeki CHP il ve ilçe teşkilatları ile birlikte Adıyaman tütüncü pazarını ziyaret ederek tütün üreticilerin ve satıcıların sorunlarını dinledi. Burada bir açıklama yapan Ağbaba, “Adıyaman tütünü gelinlik kızın çeyizi, okula giden öğrencinin kalem parasıdır. Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağıdır. Büyük sigara firmaları bu yasağı istedi diye bu halkın ekmeğiyle oynayamazsınız” dedi.

    “HÜKÜMETİN ÖNÜNE BU YASAYI BÜYÜK FİRMALAR GETİRDİ”

    Geliş amaçlarının meclisteki gelişmeleri kendilerine aktarmak olduğunu belirten Ağbaba, “Aynı zamanda burada bize söyleyeceklerinizi TBMM’de gündeme getirmek için buradayız. Biz konuşmaya değil sizi dinlemeye geldik. Bir yasa çıkarılmaya çalışılıyor. Bu yasayı hazırlayanlar bu topraklarda doğan insanların dostu değildir. İddia ile söylüyorum bu yasayı büyük tütün firmaları hazırladı ve hükümetin önüne sundu. Kaçak tütün denince birilerinin aklına zenginleşme gelebilir. Ancak bu Adıyamanlı için zenginleşme değil çocuğunun nafaka parasıdır. Ekmek parasıdır. Burada kimse zenginleşmiyor. Geçim kaynağıdır. Biz bunu bir siyasi malzeme olarak değil aş meselesi olarak görüyoruz” dedi.

    “BU YASA AMERİKA’NIN BÜYÜK ŞİRKETLERİ İÇİN ÇIKARILIYOR”

    Adıyaman’daki yoksul halk için tütünün her şey olduğunu belirten Ağbaba, tütün olmaması durumunda Adıyaman’da hayatında olmayacağı anlamına geldiğini vurguladı.  Ağbaba devamında şunları belirtti:

    “Bu yasa, eken, emek sarf eden çiftçi için hazırlanmış bir yasa değildir. Maalesef büyük sigara firmalarını zenginleştirmek için hazırlanmış bir yasa ve onların dayatması ile getirilmiş bir yasadır. Her şeye milli vurgusu yapılıyor. Bu milli bir yasa değildir. Dün Amerika Türkiye’ye vize uygulamaya başladı. Her türlü vizeyi yasakladı. Ancak bu çıkarılan yasa Amerika’nın büyük şirketleri için çıkarılıyor. Eğer ABD’ye cevap vereceksen ilk olarak yapacağın şey bu yasayı derhal çekmektir. Tütünü yasaklayacağına ekimini desteklemelisin. Geçtiğimiz günlerde Adıyamanlılar kendi ekmeğinin hakkını aramak için sokağa çıkarak seslerini yükselttiler. O gün yürüyenlerin sesi Ankara’da duyuldu. Bakan bir açıklama yaptı. ‘Yasakları düzelteceğiz’ dedi. Bizim çekilmesi konusunda çok çabamız oldu. Biz tütünün güvence altına alınmasını isterken baktık ki yasaklanıyor. Eğer tütün yasaklanır ise her Adıyamanlının evi için ölüm demektir. Tütün kimi zaman gelinin çeyiz parası kimi zaman okuldaki öğrencinin okul kalem ve defter parasıdır” diye belirtti.

    “BERABER AYAĞA KALKIP ANKARA’YA SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”

    Yasağın sadece tütün ekenlerin ve satanların sorunu değil Adıyaman’ın sorunu olduğunu ifade eden Ağbaba,  “Adıyaman’daki esnafında sorunudur. Tütüncü kazanamasa iş bulamazsa onlarda kazanamaz. Ondan kaynaklı herkesin mücadelesidir. Hep beraber sesimizi yükseltelim. Bu yasanın geçmemesi için her türlü girişimde bulunacağımızı bilmenizi istiyoruz. Bizim için bedeli ne olursa olsun bu yasanın geçmemesi için her türlü etkinliği yapacağız. Muhtemelen bu yasa cuma günü tekrar komisyona gelecek. Eğer bu yasa komisyondan geçerse o zaman hep beraber ayağa kalkıp sesimizi Ankara’ya duyurma vakti gelmiştir. Sonuna kadar bedeli ne olursa olsun yanınızda olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “TASARI MECLİSTEN GERİ ÇEKİLMELİ”

    Hükümete bir çağrı yapmak istediklerini belirten Ağbaba,  Cumhurbaşkanın “Milletle inatlaşmaya gelmez” sözlerini hatırlatarak,  Adıyamanlıyla asla inatlaşmaya gelinemeyeceğini söyledi. Tasarının meclisten çekilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Ağbaba, devamında şunları belirtti:

    “Meclisten çek muhatapları ile konuş. Muhatabı kim Adıyaman’da tütün eken çiftçidir. Adıyaman’daki Abuzer dayıdır. Amerika’daki Cony değildir. Bir muhatabın vardır. Bu işte emek sarf eden ile gelip görüşeceksin ve ona göre düzenleme yapacaksın. Bu insanların düşüncesini almadan ben yaptım demek ile bu iş olmaz.”

    Mustafa Yüksel/ADIYAMAN

     

  • Adıyaman’da STK’lardan oluşan heyet mecliste tütün ile ilgili görüşmeler yapacak-VİDEO

    Adıyaman’da STK’lardan oluşan heyet mecliste tütün ile ilgili görüşmeler yapacak-VİDEO

    PİRHA- TBMM’ye sunulan Torba yasa tasarısında bulunan tütün yasası ile ilgili Adıyaman’da bulunan STK temsilcilerinden oluşturulan yürütme kurulu, 9 Ekim Pazartesi günü Ankara’da çeşitli görüşmeler yapacak.

    TBMM’ye sunulan torba yasa tasarısında bulunan tütün ile ilgili yasaya Adıyamanlı üreticiler başta olmak üzere toplumun birçok kesiminden yoğun tepkiler verilmişti.

    Bunun ile ilgili daha önce yapılan eylemlerin ardından STK temsilcileri tarafından oluşturulan yürütme kurulu Ziraat Odası Başkanlığı binasında yaptığı toplantının ardından hazırlanan raporlarla ilgili milletvekili ve ilgili bakanlıkla görüşmek üzere Ankara’da çeşitli görüşmeler yapacak.

    Konu ile ilgili Adıyaman Tütün Platformu sözcüsü Av. Abdurrahman Tutdere PİRHA’ya konuştu.

    Adıyaman Ziraat Odası Başkanlık binasında STK temsilcilerinin katılımıyla bir toplantı düzenlediklerini ifade eden Tütün Platformu Sözcüsü Av.  Abdurrahman Tutdere, “Yasa tasarısı ile ilgili bundan sonra yapılacaklarla ilgili bir yol haritası belirledik. Ziraat Odası öncülüğünde 10 STK temsilcisinden oluşan bir heyet oluşturduk. Bu heyetle birlikte Pazartesi günü Ankara’da çeşitli temaslarda bulunacağız” dedi.

    Tutdere, Ankara’da milletvekilleriyle ve ilgili bakanlıkla görüşülerek tütün ile ilgili torba yasa tasarısında çıkarılacak yasanın Adıyaman tütüncülüğüne ve üreticilere zarar vereceğini, bunun derhal torba yasasından çıkarılmasını talep edeceklerini söyledi.

    Bununla ilgili raporları hazırladıklarını ve çalışmaları tamamladıklarını belirten Tutdere, “Bundan sonraki süreç seçilen STK temsilcilerinden oluşan heyetle devam edecek. Yapılan görüşmelerin ardından kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapacağız” dedi.

    Mustafa YÜKSEL/ ADIYAMAN

  • HDP Milletvekili Yıldırım’dan tütün yasa tasarısına tepki: Tasarı Adıyaman’ın ölüm fermanı

    HDP Milletvekili Yıldırım’dan tütün yasa tasarısına tepki: Tasarı Adıyaman’ın ölüm fermanı

    PİRHA- Torba yasa tasarısında tütün ile ilgili yasağı öngören maddeyi eleştiren HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım, “Adıyaman’ın sadece tütünü yasaklanmıyor. Yaşamı ve ekonomisi çökertilerek ırgatlığa mahkum edilmek isteniyor” dedi.

    HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaptığı konuşmada TBMM’ye sunulan yasa tasarısına değindi. Söz konusu tasarıda kıyılmış sarma tütüne gelen yasağa dikkat çeken Yıldırım, Adıyaman’da tütün üreticisinin tütüne yasal güvence beklediğini, ancak tasarı ile birlikte yabancı marka sigaralara güvence getirildiğini, Adıyaman’ın tütününün ise yasaklandığını belirtti.

    “ADIYAMAN NEFESSİZ BIRAKILIYOR”

    Bunun bir yasa tasarısı değil, açıkça Adıyaman’ın ölüm fermanı olduğunu ifade eden Yıldırım, “Adıyamanlı’nın sadece tütünü yasaklanmıyor, yaşamı ve ekonomisi çökertiliyor. Adıyaman adeta nefessiz bırakılıyor. Adıyaman için olmazsa olmaz olan,  tek geçim kaynağı diyebileceğimiz tütün üretiminden, nakliyesinden, satışından içimine kadar kabul edilemez yasaklamalar, cezalar ve yaptırımlar söz konusu. Bu konuyu Adıyaman halkı iki gün önce sosyal medyada yayarak deyim yerindeyse sokaklara döküldü. Dün sabah saatlerinden itibaren demokratik tepkilerini dile getirdiler” diye belirtti.

    Tütün Adıyaman için siyaset üstü bir konu olduğunun altını çizen Yıldırım, “Adıyaman halkı yaptığı sağcısıyla, solcusuyla, köylüsüyle, memuruyla, Sünni’siyle, Alevi’siyle meclise getirilmesi beklenen torba yasaya karşı olduklarını haykırdı” diye konuştu.

    “HAVUZ MEDYASI TÜTÜNÜ ADETA TERÖRİST İLAN ETTİ”

    AKP’nin Adıyaman tütününü yasaklayacağını daha önce dile getirdiğini ifade eden Yıldırım devamında şunları belirtti: “Maalesef haklı çıktım. Bakanlar özellikle İçişleri Bakanı, Maliye Bakanı tütün için yasaklamalar getireceklerinin işaretlerini vermişlerdi. Hatta tütüne terör suçu kapsamında yaklaşımlar göstermiş, havuz medyası da tütünü adeta terörist ilan etmişti. Adıyaman’ın bu önemli sorunu bugün çok daha ciddi boyutlara varmıştır. Ekiminden içimine kadar çeşitli zorluklar ve cezalar içeren torba yasa tasarının 68 ve 69. maddelerini kabul etmek, sessiz kalmak mümkün değildir. Adıyaman milletvekillerinin bu yasa tasarısına karşı açık tutum almaları ve biz bu yasa tasarısını kabul etmeyeceğiz demeleri lazım. Öyle ‘görüşüyoruz görüşeceğiz’ demesinler.”

    “ÜRETİCİNİN SESİNİ DUYUN”

    “Yasanın geçmesi durumunda değil beş bin, yüz binler yürüyecektir” diyen Yıldırım, “Bu problemin çözümü küçük çiftçiye, üreticiye yasak getirmek değil mevcut üretim şeklini yasal hale getirmektir. Üreticiyle, esnafla görüşülsün, ilgili STK ve Oda’lar la görüşülüp ortak bir çözüm bulunabilir. Makul bir vergilendirme yap, denetimini yap kimsenin denetimden ve vergiden kaçtığı yok. Küçük üreticiyi destekler tarzda yasal düzenlemeler yapılabilinir. Bu nedenle hükümetin bu konuda Adıyamanlı tütün üreticisinin sesini duymaya ve gelenek haline gelmiş, binlerce ailenin geçim kaynağı olmuş küçük üreticiyi dinlemeye ve desteklemeye davet ediyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman’da tütün üreticileri torba yasa tasarısını protesto etti-VİDEO

    Adıyaman’da tütün üreticileri torba yasa tasarısını protesto etti-VİDEO

    PİRHA- TBMM’ye gönderilen torba tasarıyla kıyılmış tütüne getirilecek olan yasaları protesto etmek için Adıyaman’da bir araya gelen binlerce kişi bir basın açıklaması yaparak yol kapatma eylemi yaptı. Hükümet aleyhine slogan atan eylemciler, “Binlerce aile tütünle uğraşıyor. Adıyaman tütününe getirilecek olan yasaklama bu aileleri ve on binlerce kişiyi açlığa mahkum etmektir” dedi. 

    Haberin Videosu

    TBMM’ye sevk edilen torba yasa tasarısına göre, makaron veya yaprak sigara kâğıdına ticari amaçla sarmalık kıyılmış tütün doldurarak satanlara 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilecek.

    TBMM gündemine gelen torba yasada bulunan tütün ile ilgili maddeler, Adıyaman’da toplumun bütün kesimleri tarafından tepki ile karşılandı. Kentin en büyük geçim kaynağı olan tütüne torba yasada çıkarılan yasalara tepki göstermek amacı ile sabahın erken saatlerinde demokrasi parkında toplanan tütün üreticileri, STK ve siyasi partilerin de aralarında bulundu binden fazla kişi yasayı protesto etti.

    Demokrasi parkında toplanan kitle “Tütün emektir aşktır”, “15 Temmuz’da nöbet tutanlar tütünün de nöbetini tutacaktır” pankartı açarak sık sık “Ahmet Aydın istifa” “Halk burada vekiller nerede” “Vekiller istifa” sloganları attı.

    Demokrasi Parkı’nda toplanan kitle adına basın açıklamasını okuyan Gözebaşı Köyü Muhtarı Şevket Alagöz, “Tütün bu kentin en büyük geçim kaynağıdır. Binlerce aile tütünle uğraşıyor. Adıyaman tütününe getirilecek olan yasaklama bu aileleri ve on binlerce kişiyi açlığa mahkum etmektir” dedi.

    Yapılan basın açıklamasının ardından ellerinde dövizler ve tütün yaprakları bulunan kitle sloganlar atarak Hükümet konağına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında yoğun güvelik önlemleri alan çevik kuvvet polisleri ile eylemciler arasında sık sık tartışmalar yaşandı.

    Hükümet binasının önüne gelen eylemciler kentin en işlek noktası olan Atatürk Bulvarını trafiğe kapatarak burada da AKP’li vekiller aleyhine sık sık sloganlar attılar. Eylemin bulunduğu alana gelen Adıyaman Valisi Nurullah Naci Kalkancı burada bir açıklama yaparak yasa ile ilgili gerekli görüşmelerin sözünü vermesinin ardından yolu trafiğe kapatan eylemciler buradan AKP il binasına yürüdü. AKP il binası önünde bulunan yolu trafiğe kapatan eylemciler burada da sık sık Hükümet aleyhine sloganlar attı.

    Daha sonra kitle dağılırken, çevik kuvvetin AKP il binası önünde bekleyişi sürüyor.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Adıyamanlı tütün üreticileri Taksim’den seslendi. Devlet elini ekmeğimizden çeksin

    Adıyamanlı tütün üreticileri Taksim’den seslendi. Devlet elini ekmeğimizden çeksin

    PİRHA- Adıyamanlı tütün üretici ve satıcıları, yeni torba yasada yer alan sarma sigara satışına karşı yapılacak düzenlemeleri İstanbul Taksim’de protesto etti. Hükümete seslenen tütün üreticileri, “Devlet elini ekmeğimizden çeksin” dedi. 

    TBMM’ye sevk edilen torba tasarıya göre, makaron veya yaprak sigara kağıdına ticari amaçla sarmalık kıyılmış tütün doldurarak satanlara, 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilecek. Tasarıyla trafik ışığı, park, bahçe, tarihi ve ören yerlerinin aydınlatılması özel dağıtım şirketlerinden alındı. Aydınlatma bedelleri, belediye ve ilgili kurumlar tarafından ödenecek.

    Sarmalık kıyılmış tütün üretenler ile satan, satışa arz eden, nakleden veya bulunduranlara 5 bin liradan 50 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak. Makaron veya yaprak sigara kağıdı içine ticari amaçla kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde dolduranlara 20 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

    İstanbul’da Galatasaray Lisesi önünde toplanan Adıyamanlı tütün üreticileri, “Emek bizim, tütünüme dokunma”,  “Tütün ekmektir, ekmeğime dokunma” şeklinde slogan attı. Grup adına tütün üreticisi Haydar Bekmezci basın açıklamasını okudu.

    Bekmezci, şunları  kaydetti:

    “Devlet yetkilileri son olarak tütünün terörle beslendiğini iddia ederek bu geçim kaynağını kurutmaya çalışıyor. Bu çerçevede onlarca tütüne el konuluyor ve binlerce fakir fukaranın ekmeği elinde alınıyor. Devlet çiftçisine yardımcı olacağı yerde adeta açlığa mahkum etmektedir. Adıyaman tütünü ile ilgili yasal bir düzenlemenin olmayışı bizlerin ve üreticinin suçu değildir. Yasal bir düzenleme gerekir, sıkıntılar rahatlıkla giderilebilir. Bizler tütün üreticileri ve satıcıları olarak devletten elini ekmeğimizden çekmesini, yurttaşlardan da desteklerini bekliyoruz” dedi.

    Tütün üreticileri  etiketiyle Twitterda da tepkilerini dile getirmişti.

    -Adıyamanlının umududur tütün.

    -Toprağa dökülen alınteri ile beslenen hayatın adıdır tütün.

    -Tütün ekmeğimiz, ekmek bu topraklarda namustur.

    -Yasaklama, engelleme, sınırlama değil yasal düzenleme yapılsın.

    -Tütün çalışıp kimseye muhtaç olmamak, el avuç açmamaktır.

    -Irgat olup kayısının, fındığın yollarında ölmemektir tütün.

    -Ekmeğime dokunma.

    -Adıyaman fakirinin umudu tütüne getirilmek istenen yasak, bölge ekonomisine ve aile kalkınmasına set olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman’lı tütün üreticileri: Tek geçim kaynağımız tütündür, elinizi çekin-VİDEO

    Adıyaman’lı tütün üreticileri: Tek geçim kaynağımız tütündür, elinizi çekin-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman Çelikhan ilçesine bağlı Bulam (Pınarbaşı) beldesinde yaşayan tütün üreticileri kaygılı. Üreticiler, “Tütün bizim tek geçim kaynağımızdır. Bütün ihtiyacımızı tütünden kazandığımız para ile karşılıyoruz” ifadelerini kulandılar. 

    Kışın sonlarına doğru dağdaki karın erimeye başladığı dönemlerde sadırların ekilmesiyle birlikte tütünün ilk aşaması başlıyor.

    Sadırların büyümesinin ardından yazın sıcağında büyük emekler verilerek alın teri ile dikilen tütünler Ağustos sonlarına doğru daha gün ağarmadan gece yarısında tütün tarlalarına giden ailelerce büyük zahmetlerle biçimi yapıldıktan sonra kurutulur. Aileler, çocuklarının okuma masrafından tutun, bir yıl boyunca bütün ihtiyaçlarını karşılayacağı tütünü satışa hazır hale getiriyorlar.

    Bölgede yaşayan yurttaşlar tütünün bölgedeki yaşayan insanlar için ne kadar önemli olduğunu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “TÜTÜNE YASAK GELİRSE İŞSİZLİK ARTAR”

     

    “Nisan ayında sadırlar ekilir, Mayıs sonunda da dikimini yapıp, Ağustos sonlarına doğru da tütünün yapraklarını toplamaya başlarız” diyen Kemal Çağlayan, “Bütün ürünlerde olduğu gibi tütünde de ekiciden çok aracı para kazanıyor. Medyada çıkan haberlerden dolayı bu yıl tütüne olan ilgi diğer yıllara oranla düşmüş. Bu yaşananlardan dolayı ekici etkilenmiş durumda. Tütüne bir düzenleme yapılmazsa Adıyaman’da işsizlik daha artacak. İnsanlar mağdur olacak.” dedi.

    “SUYUN AZALMASINDAN DOLAYI SIKINTI YAŞADIK”

     

    “Bütün geçim kaynağımızı ve ekmeğimizi tütünden karşılıyoruz” ifadelerini kullanan Fadime Çalğan, “Tütün olmazsa büyük sıkıntılar yaşarız. Bahardan başlayarak kışın başına kadar tütün ile uğraşıyoruz. Tütünden kazındığımız para ile çocuklarımızı okutuyor, evlilik masraflarını karşılıyoruz. Ama bu yıl su sıkıntısı yaşadığımızdan dolayı yeni su kuyuları vurmak zorunda kaldık. O yüzden bu yıl mağdur durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “ADIYAMAN’IN EN BÜYÜK GEÇİM KAYNAĞI TÜTÜNDÜR”

     

    “Bu bölge başta olmak üzere Adıyaman’ın en büyük geçim kaynağı tütündür” diyen Abuzer Çalğan da,  “Çocukluğumdan beri tütüncülükle ile uğraşıyorum. Tütüne bir engelleme ve yasaklama gelirse bu toprakları terk etmek zorunda bırakılırız. Tarlada ekimi serbest, biçiyor kurutuyoruz yasak değil. Her işlemi bitip satışına sıra gelince tütüne yasak getiriyorlar bunu anlamış değiliz.” diye belirtti.

    “TÜTÜNDEN KAZANDIĞIMIZ PARA İLE ÇOCUKLARIMIZI OKUTUYORUZ”

    “ Dört çocuğunu tütünde kazandığı para ile okuttuğunu ve çocuklarının tütün sayesinde iş sahibi olduğunu söyleyen” Gazi Çalğan ise “Son dönmelerde tütün ile ilgili söylenen sözler bizleri zor durumda bırakıyor. Bu bölgenin arazileri küçük parçalardan oluştuğu için herkes tütün ile uğraşıyor. Tütünden başka ne ekerseniz tarla masrafını çıkarmaz. O yüzden eğer tütün yasaklanırsa bütün arazilerimiz boş kalır ve bu bölgede yaşayan binlerce aile mağdur olur” dedi.

    “7 DEN 70’E HERKES TÜTÜN İLE UĞRAŞIYOR”

    “Bölgenin tek geçim kaynağının tütün olduğunu” ifade eden Şehriban Ertürk de, “Baharın gelmesi ile birlikte tütünle uğraşmaya başlıyoruz. Yediden yetmişe herkesin tütünde büyük bir emeği var. Tütünümüzden elini çeksinler” dedi.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Azikanlı kadınlar: Tütünümüzü satamadığımız zaman geçinemiyoruz-video

    Azikanlı kadınlar: Tütünümüzü satamadığımız zaman geçinemiyoruz-video

    PİRHA-Adıyaman Merkez’e bağlı Azikan köyünde kadınlar tütün kurutma ve depolarda saklama işini anlattı. Pir Haber Ajansı’na konuşan Fatma akın ve Gulê Akın tütünün kurutulma ve saklanma sürecinin de meşakatli olduğunu dile getirirken geçen yıldan kalma tütün yapraklarının önünde durarak hayıflanıyorlar.

    Tütünün ekilmesiyle başlayan süreç 8-9 aylık meşakkatli emek gerektiren bir süreç.

    Adıyaman’ın Azikan köyünde yaşayan Gülê Akın ve Fatma Akın tütün ekiminden sonraki süreçte tütün ekiminin zorluklarından bahsediyor. Geçim kaynaklarının tütün olduğunu belirten Gülê Akın tütünün yeşerip büyümesinden sonra kurutma işlemine geçtiklerini anlatıyor.

    “BİZ BU DAĞLARIN GÖZLERİNİN İÇİNDE YAŞIYORUZ”

    Tütünün bir kısmını kendi ihtiyaçları için kaldırdıklarını, geri kalanını ise alan olursa sattıklarını, ancak her zaman alıcı bulamadıklarını belirten Gulê Akın “Biz bu dağların gözlerinin içinde yaşıyoruz. Bizim buraların karı, kışı zahmetlidir. Tek geçim kaynağımız var o da tütündür. Satamadığımız zaman geçinmemiz zor oluyor” diyor.

    Geçim sıkıntılarından yola çıkarak günümüz yaşam koşullarını geçmiş ile kıyaslayarak anlatmaya çalışıyor derdini. Koçerlik yaptığı zamanlara özlemle dikkat çekiyor. “Eskiden biz hayvan beslerdik. Koçerlik yapardık. Yaylalara çıkar çadır açardık. Dedelerimiz gelirdi hayvanlarımız olduğu için onlar geldiğinde kurban keserdik. Dedelerimiz Üryan Xızır (Hızır) Ocağı’ndan gelirdi. Kekê ailesi, Kotır dede ailesiyle birlikte gelip bizim buraya kalırlardı. Şu karşıki evde kalırlardı, bizim komşularımızdı. Kekê dedelerin evi de şu yakınlardaydı” diyen Gulê nine “Hepsi virane oldu, göç edip gittiler” diyerek iç geçiriyor.

    DOĞAL YAŞAMIN DİRENEN TEMSİLCİLERİ KADINLAR

    Gulê nine giyim kuşamıyla, günlük yaşamda kullandığı eşyalar ile adeta doğal yaşamın direnen temsilcilerinden biri gibi duruyor. Topraklarına has giysileri içinde bulunduğu mekanla kullandığı eşyalarla doğrudan uyum içinde. Destar Türkçe adıyla El değirmeni’ni kuruyor. Ne yapıyorsun diye sorduğumuz soruya “Şu an bulgur öğütüyorum. Çocuklarım, eşim aç kalmasın diye hazırlık yapıyorum. Onlara yemek yapacağım. Biz her zaman bulguru bu el değirmeni ile öğütüyoruz. Ayrıca çoğu zaman buğdayımızı da bununla öğütüyoruz” diye cevap veriyor.

    AKIN SATAMADIĞI TÜTÜNE HAYIFLANIYOR

    Satamadıkları tütün yapraklarının önünde duran ve bize ekim aşamasından kurutma ve satma aşamasına kadar olan süreci kısaca özetleyen Fatma Akın ise şunları belirtiyor:”

    Mayıs ayında ekim işini yapıyoruz. Bu ekim işi 15 hazirana kadar sürüyor. Ondan sonra, çapalıyoruz, suluyoruz, fazlalıklarını, ayrıksı otları alıyoruz. Beli bir süre sonra bıçakla çatlatma işini yapıyoruz. Dışarıda kurutma kamları var görürsünüz. Orada kurutmaya alıyoruz. Sonra içerideki kurutma kamlarına alıp kurutuyoruz. Bizim tütün bu sene bu zamana kadar kaldı.”

    HABER MERKEZİ