Etiket: tuzla

  • ‘Kent Uzlaşısı Operasyonu’ adı altında gözaltına alınan 10 kişi mahkeme kararıyla tutuklandı

    ‘Kent Uzlaşısı Operasyonu’ adı altında gözaltına alınan 10 kişi mahkeme kararıyla tutuklandı

    PİRHA-İstanbul’daki CHP’li belediyelere dönük 11 Şubat’ta yapılan operasyonlarla gözaltına alınan 10 kişiye tutuklama kararı verildi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Kartal ve Ataşehir Belediye Başkan Yardımcıları, Üsküdar, Sancaktepe, Fatih, Tuzla, Adalar, Şişli ve Beyoğlu Belediye Meclis Üyeleri ile Beyoğlu Belediyesi ile irtibatlı olduğu belirlenen İ.P’nin emniyetin ardından adliyeye gönderilmişti.

    ‘Kent uzlaşısı operasyonu’ olarak bilinen dosya kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

    Çağlayan Adliyesi’ndeki görülen kararın ardından 10 kişinin tutuklanması kararı verildi.

     

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD: Sümbül Beltir’in gayreti ve vicdanı bizlere çerağdır

    DAD: Sümbül Beltir’in gayreti ve vicdanı bizlere çerağdır

    PİRHA-İzmir’de geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen Sümbül Koçlu Beltir için yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) “Yaşamın her deminde gayretin, vicdanın bizlere çerağdır. Mekanı nur, çarxı Ana Fatma dergahı olsun” ifadelerini kullandı. Beltir için yarın İstanbul’da Hakk’a yürüme erkanı yapılacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, İzmir’de geçirdiği trafik kazasının ardından Hakk’a yürüyen Sümbül Koçlu Beltir için “Değerlimize aşk ile” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı. Hakk’a uğurlama erkanı hakkında da bilginin verildiği açıklamada “Yaşamın her deminde gayretin, vicdanın bizlere çerağdır. Mekanı nur, çarxı Ana Fatma dergahı olsun” denildi.

    “GAYRETİN VE VİCDANIN BİZE ÇERAĞDIR”

    DAD tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “Demokratik Alevi Dernekleri sürecinin her eşiğinde gayretli ve vefalı yaklaşımı ile bizlere her daim çerağ olmuş Tuzla DAD kurucusu, yöneticisi Sümbül Beltir canın; elim bir trafik kazası sonucu Hakk’a yürüdüğünü öğrenmiş olmanın derin acısını yaşıyoruz.

    “Sümbül can ile cemal cemale gelip muhabbet etmek, zaman ve mekan ile ilişki kurmak gibiydi. Doğanın dili ile dem olurdunuz. Evladına hasreti külli mekana merhamet olarak nişan oluyordu. Vicdanı adalet makamı olarak Hakk’ın nişan olduğu Xızır’ın dilinin derman olduğuydu.”

    Yaşamın her deminde gayretin, vicdanın bizlere çerağdır. Bayram Beltir canın ve değerli ailenin başı sağolsun. Mekanı nur, çarxı Ana Fatma dergahı olsun.

    Heq Rama xo cikero, worte gul u nur de bo. Sere el u kom wes bo. Jiyar u diyar cira olwoz bo. Tora Ana Fatma ra, Heqi ye xora Heq bo. Heq rama xwe leke, çila wi şa bıke, Xızır şewq u qerata wi par bike. Tora Ana Fatma ra Heq be. Sere malbate, el u Qom’e xweş be.”

    BELTİR, YARIN İSTANBUL’DA TOPRAĞA SIRLANACAK

    Sümbül Koçlu Beltir bugün İzmir Yamanlar Cemevi’nden İstanbul’a uğurlanacak. Yarın saat 12.00-13.00 sıralarında İstanbul Tuzla Aydınlı Köyü HAK-Ev Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yapılacak.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER: 

    >DAD yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Beltir Hakk’a yürüdü
    >Sevenlerinden Sümbül Beltir’e: Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız

  • Sevenlerinden Sümbül Beltir’e: Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız-VİDEO

    Sevenlerinden Sümbül Beltir’e: Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız-VİDEO

    PİRHA-İzmir’de geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen DAD geçmiş dönem genel merkez yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Koçlu Beltir için büyük üzüntü duyuldu. Sevenleri, arkadaşları sosyal medya paylaşımlarında “Alevi kadın hareketi ve örgütlenmesinde emeği büyüktü. Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız” dediler. 

    İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) geçmiş dönem genel merkez yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Koçlu Beltir için sosyal medyada mesajlar paylaşıldı. Alevi kadın hareketi içerisindeki emeğine de değinilen mesajlarda büyük üzüntü duyulduğu belirtilerek, “Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağız” denildi.

    “ALEVİ KADIN ÖRGÜTLENMESİNDE EMEĞİ BÜYÜKTÜ”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu yaptığı paylaşımda “Sümbül ablamızın ani gidişi hepimizi üzdü… Yolu ışık menzili mübarek mekanı Ulu Pirlerimizin yanı olsun. Cümle sevenlerinin ve hepimizin de başı sağ olsun” ifadelerine yer verdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Songül Koçlu Beltir için “DAD geçmiş dönem yöneticisi ve Alevi kadın aktivist Sümbül Koçlu Beltir, İzmir Dikili’de geçirdiği trafik kazası sonrası Hakk’a yürüdü. Alevi kadın hareketi ve örgütlenmesinde emeği büyüktü. Mütevazi kişiliği, anacıl yaklaşımı, saflığı ile bizler için birer mihenk taşıydı. O, ayağını dostlarının eşiğinden ayırmayan, toplumunun yüzünü güneşe, aya, iyiye doğruya, güzele çevirendi. Devri daim olsun…Vorte gul nurde bo..” paylaşımını yaptı.

    Alevi aktivist Songül Tunçdemir de mesajında “Çok üzgünüm. Devrin daim olsun. Seni hiç unutmayacağız Sümbül Beltir” dedi.

    “GERİDE KALANLARA BÜYÜK ACI BIRAKTI”

    Sanatçı Dıle Munzur ise “Yıllardır kaybettiği evladının hasreti, acısı içindeydi. Bu acısı son buldu ama şimdi kendisi, geride kalanlara büyük bir acı bıraktı. Az önce edindiğimiz habere göre maalesef Sümbül ablamızı İzmir’de geçirdiği trafik kazası sonucu kaybetmişiz. Güzel ablamın devri daim olsun. Ailesine sevdiklerine ve DAD’a baş sağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “O, AYAĞINI DOSTLARININ EŞİĞİNDEN AYIRMAYANDI”

    CAN TV emekçilerinden Menşure Karabulut Morsünbül de yaptığı paylaşımda “DAD geçmiş dönem yöneticisi ve Alevi kadın aktivist Sümbül Koçlu Beltir, İzmir Dikili’de geçirdiği trafik kazası sonrası Hakk’a yürüdü. Alevi kadın hareketi ve örgütlenmesinde emeği büyüktü” dedi.

    “MÜCADELE AZMİNİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ”

    Fotoğrafçı Yüksel Uygun, Beltir için “Uğurlar olsun Sümbül, senden önce gidenlere selam götür” mesajını paylaşırken; bir diğer fotoğrafçı Kerim Eren de “Sümbül Beltir, her zaman çizginin bu yanında, haktan ve doğrudan yanaydı. Devri daim olsun…” dedi.

    Hüseyin Altay ise paylaşımında “Sevgili Sümbül can devrin daim olsun. Toprak ana şefkatiyle seni kucaklasın. Bize kattığın mücadele azmini hiç unutmayacağım” ifadelerine yer verdi.

    Sümbül Koçlu Beltir’in cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak incelemelerin ardından İstanbul’a getirilerek toprağa sırlanacak.

    Sünbül Koçlu Beltir, Hızır ayına ilişkin PİRHA‘ya verdiği demeçte, Hızır’ın Alevi inancındaki önemini vurgulamıştı.

    PİRHA / İSTANBUL
  • Tuzla Konaşlı’da imar sorunu isyan ettirdi; Kaftancıoğlu ‘Geri adım atmayın’ dedi-VİDEO

    Tuzla Konaşlı’da imar sorunu isyan ettirdi; Kaftancıoğlu ‘Geri adım atmayın’ dedi-VİDEO

    PİRHA-Tuzla’nın Aydınlı Mahallesi Konaşlı Mevkii’ndeki imar sorunu sürüyor. Mahalle halkı seçimlerden önce verilen sözlerin tutulmadığını söylüyor. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancığlu da destek için gittiği Konaşlı’da, “Şunu asla unutmayın. Haklısınız. Hakkınızı birilerine pazarlamayın. Haklılığınızdan bir adım geri atmayın. Örgütlü olun. Kazanan Konaşlı halkı olacaktır” dedi. 

    İstanbul’un Tuzla ilçesi Aydınlı Mahallesi’ne bağlı Konaşlı Mevkii, yıllardır süren imar sorunu ile gündemde. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından, “gecekondu önleme bölgesi” ilan edilmesiyle ortaya konulan imar projesi vatandaşların tepkisini çekiyor.

    Konaşlı’da yaşayan vatandaşlar; imar projesinde yüksek kesintilerin olmamasını, yerinde dönüşümü, 16 parsel için imar uygulamasını talep ederken, seçimler öncesi verilen sözleri hatırlatıyor.

    “İSTERLERSE ÖLDÜRSÜNLER BİZİ AMA YERLERİMİZİ VERMEYİZ”

    PİRHA‘ya konuşan mahalle halkı, “Belediye başkanı oyunuzu verin, imarınızı vereceğim dedi. Kazandı, paraları yedi yedi, sonra bizi sattı. Çok haksızlık yaptı, imarımızı vermedi. Çıksın karşımıza. Oyumuzu almaya geliyor. İnsanların imarını versinler. Milletin de size ihtiyacı var, sizin de millete ihtiyacı var. Erdoğan’a sesleniyoruz. İmarımızı versinler. İsterlerse bizi öldürsünler fakat yerimizi vermeyiz.

    Senelerdir altyapı sorunlarımız var. Seçimden önce göz boyuyor. Evleriniz yıkılmayacak dediler. Hiçbirine inanmıyoruz. Ama biz savaşacağız. Seçimler öncesi sözler verildi. Şimdi anlıyoruz ki hep bir aldatmaca ile bugünlere geldik. Gelinen noktada görüyoruz ki her şey yalan, söz veren siyasetçiler ortada yok” dediler.

    “TESLİM OLMAYACAĞIZ, EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”

    CHP Tuzla İlçe Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, açtıkları davalara değinerek, “Bu mücadeleye 2017 yılında başladık. Doğru bir iş yapıyoruz. Hakkımızı arıyoruz. Alın terinizin, emeğinizin karşılığını istiyorsunuz. Hakkın önünde hiçbir irade duramaz. Hep birlikte bu savaşı kazanacağız. Burada yaşayan vatandaşları yok sayan her imar planı bizleri yok saymak demektir. Bizleri buradan tasfiye etmek demektir. Hukuk da, hak da, idareler de biliyor ki, biz teslim olmayacağız, burası bizim emeğimiz” dedi.

    “SİYASET, VATANDAŞI ZENGİN ETMEK İÇİN YAPILIR, ÜÇ-BEŞ KİŞİYİ ZENGİN ETMEK İÇİN DEĞİL”

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise “Siyaset neden yapılır?” sorusunu yönelterek, şunları söyledi:

    “Siyaset niye yapılır sorusunun cevabı benim için bir vatandaş olarak çok önemli. Siyasetin yapılma amacı halka hizmet etmektir. Vatandaş istediği gibi düşünebilir. Siyaseti vatandaşa hizmet için yaptığınızda, vatandaşı seçim zamanları değil, onların derdiyle ilgilenip, çözmek için çabaladığınızda aslında Konaşlı Mahallesi’nin konut sorununu da, memleketin diğer yerlerindeki dertleri de çözmek aslında o kadar kolay ki.

    KAFTANCIOĞLU: HAKLILIĞINIZDAN BİR ADIM GERİ ATMAYIN, ÖRGÜTLÜ OLUN

    Siyaset, vatandaşı zengin etmek için yapılır. Fakat ülkemizde siyaset, rantlar yaratılarak, üç-beş kişiyi zengin etmek, onlara peşkeş çekmek üzerine kurulu olduğu için bu sorunu yaşıyorsunuz. Bunun çaresi ve çözümü çok net. Önce şurada olduğu gibi kendinize güveneceksiniz. Hakkınızı bileceksiniz. Haklılığınızı hissedeceksiniz. Örgütlü olacaksınız.

    Aynı şeyi Tozkoparan’da da yaptılar. Tozkoparan halkı sizin gibi örgütlendiler. Mahkeme hukuksuz süreci durdurdu. Demek ki siz bu mücadeleyi büyütürseniz; bize de haklı mücadelenizde yanınızda olmak düşer. Şunu asla unutmayın. Haklısınız. Hakkınızı birilerine pazarlamayın. Haklılığınızdan bir adım geri atmayın. Kazanan Konaşlı halkı olacaktır.”

    “SEÇİMLERDEN ÖNCE VERİLEN SÖZLERİ TUTMADILAR”

    Konaşlı İmar Dayanışma Komisyonu’ndan Nevzat Muştu, Konaşlı’nın yoksul bir mahalle olduğunu belirtti. Planlanan projelerin, rant odaklı olduğunu savunan Muştu, “Üç yıldır açtığımız davalarımız var. Mücadelemize devam edeceğiz. İnsanların alın terleriyle yaptıkları yerler ellerinden alınmak isteniyor. Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Binali Yıldırım, Şadi Yazıcı seçim öncesi sözler verdi. İlkeli olmalılar. Verdikleri sözü tutmalılar” ifadelerini kullandı.

    “ÜÇ YILDIR RANDEVU BİLE ALAMADIK”

    Komisyon üyesi Veli İgüs ise mağduriyetlerinin büyük olduğunu kaydederek; “Yetkililer ilgilenmiyor. Seçimden sonra randevu bile vermediler. 5 parsel için yıkım kararı geldikten sonra eylem yapmaya başladık. Bütün siyasi partilerin il başkanları ve bölge milletvekilleri buraya gelecek. Mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    Berfin YILDIZ – Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Bu plan emekçi halkı Konaşlı’dan atma planıdır’-VİDEO

    ‘Bu plan emekçi halkı Konaşlı’dan atma planıdır’-VİDEO

    PİRHA-Tuzla’nın Aydınlı Mahallesi’ni TOKİ “gecekondu önleme bölgesi (GÖB)” ilan etti. Ancak TOKİ mahallenin bir bölümü olarak geçen Konaşlı’ya imar projesinde farklı kesintiler uygularken mahalleli ise tapulu yerlerinin gecekondu bölgesi ilan edilmesinin sebebinin TOKİ’nin imar planı yapmak için gerekli olmasından kaynaklı olduğunu dile getiriyor.

    Tuzla’nın Aydınlı Mahallesi’ni TOKİ “gecekondu önleme bölgesi (GÖB)” ilan etti.

    Konaşlı halkı Tuzla Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Konaşlı İmar Dayanışma Grubu Komisyonu adına Yunus Tavlı okudu. Basın açıklamasına Konaşlı’nın oluşumunu anlatarak başlayan Tavlı, “Arsaları 30-40 yıl önce satın aldıklarını ve daha sonrasında binalarını, evlerini yaptıklarını bu süre zarfında da düzenli vergilerini verdik. 2017 yılında TOKİ’nin, Tuzla Belediyesi’nin de olumlu görüşü ile Konaşlı’yı GÖB ilan etti Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın da hiçbir bilgilendirme olmadan onay verdiğini dile getirdi.

    “BU KESİNTİ İLE ÜÇ DAİRESİ OLAN MÜLK SAHİPLERİNİN BİR DAİRE ALMASI BİLE ZORLAŞMIŞTIR”

    Mülk sahiplerinin arsalarından yasal en üst sınır olan %45 kesinti yapıldığını belirten Tavlı, “Bu kesinti ile şu an üç dairesi olan mülk sahiplerinin bir daire sahibi olması bile zorlamıştır. Ayrıca yapılan planlarda görünüyor ki 150 hissedar yok sayıldığından iki parsele sıkıştırıldı. Bu iki parsel de birbirlerinden ayrı olduğu için de yeni ev yapmaları da bu alanları farklı biçimlerde kullanmaları da zorlaşacak. Örneğin 200 m² alana sahip kişilerin yüze elli ya da farklı kombinasyonlarla alanları iki parsele ayrılacak ve bu planlar emekçi halkı Konaşlı’dan atma planıdır” dedi.

    “MAHALLENİN TAMAMINA AYNI İMAR ORANINI İSTİYORUZ”

    Belediye seçimlerinde Konaşlı halkına TOKİ planlarının iptal edildiğine dair yalan bilgilerin verildiğini söyleyen Tavlı, “Şadi Yazıcı, Habertürk ekranlarına çıktı ve ‘imar planını iptal ettik, Konaşlı halkına müjdelerimiz var dedi. Sonrasında seçimleri kazandılar ve tek bir dava dahi kendi seçmenleri olan biz Konaşlılar lehine dilekçe vermediler. Seçimlerin ardından belediye başkanı ile görüştük ve ben size söz vermedim dedi. İmar planlarının tamamına itiraz etmediklerini sadece adaletli planlar istiyoruz, mahallenin tamamına aynı imar oranını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kimyasal atık dereyi fosforlu yeşile boyadı

    Kimyasal atık dereyi fosforlu yeşile boyadı

    PİRHA-Tuzla’nın Orhanlı Mahallesi’nde kanalizasyona dökülen kimyasal atıklar, mahallede akan dereyi fosforlu yeşil rengine boyadı. Kötü kokunun da yayıldığı dere mahalle halkını tedirgin ediyor. 

    İstanbul’un Tuzla ilçesine bağlı Orhanlı Mahallesi’nde kanalizasyonlara dökülen kimyasal atıklar bölgedeki derelere karışıyor. Kimyasal atıklar nedeniyle derenin rengi fosforlu yeşile dönerken kötü kokular da yükseliyor.

    Mahalleliler de hem kötü koku hem de renk nedeniyle panik içinde. Mahallelinin haber vermesi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İSKİ ekipleri bölgede temizlik çalışması başlattı.

    SEBEP KİMYASAL ATIK

    Mahalle Muhtarı Ayhan Tokgöz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, suların renginin değişmesinin ve kötü kokunun nedeninin kanalizasyonlara dökülen kimyasal atıklar olduğunu belirtti.

    Mahallelilerin kimyasal atık paniği yaşadığını ifade eden Tokgöz, şunları söyledi:

    “Mahallemize kimliği belirsiz kişilerce kimyasal madde döküldü ve koku mahalleye iyice yayıldı. İnsana saygı duymayan, içinde hayvan sevgisi olmayan, çevresini, doğasını kirleten, kanalizasyona kimyasal atık döken, mahallemizde nefes almamızı yok eden, kötü kokulara vesile olan hangi işletme, hangi firma, hangi kişi ise söz er ya da geç yakalanacaksın. Yakalandığında kanunlar çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılman adına ne gerekiyorsa şahsım ve mahallem adına gerekeni yapacağım.”

    Kaynak: MA

  • Karacaahmet Şifa Cemevi Başkanı koronavirüsten Hakk’a yürüdü

    Karacaahmet Şifa Cemevi Başkanı koronavirüsten Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Tuzla’da bulunan Karacaahmet Şifa Cemevinin Başkanı Gülendam Şen, yakalandığı koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüdü. 

    İstanbul Tuzla’da bulunan Karacaahmet Şifa Cemevinin Başkanı Gülendam Şen, yakalandığı koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürüdü.

    Şen, 25 gündür Tuzla Devlet Hastanesi’nde yaşam mücadelesi veriyordu.

    Sosyal medyada üzüntülerini dile getiren Aleviler, Gülendam Şen’in, Alevi inançına özünden bağlı, zor şartlarda Tuzla Şifa Mahallesinde cemevi yapılmasına öncülük eden isimlerden biri olduğunu vurguladılar.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • ‘Biz patronlara trilyonları kazandırırken, onlar bize ölümü reva görüyor!’

    ‘Biz patronlara trilyonları kazandırırken, onlar bize ölümü reva görüyor!’

    İstanbul Tuzla’da faaliyet gösteren DESAN Tersanesi’nde iş cinayeti sonucu yaşamını yitiren Ekrem Delice’ye ilişkin açıklama yapan Limter-İş Sendikası üyeleri, işverenlerin yetersiz tedbirlerinden dolayı işçilerin öldüğünü belirtti. 
    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiyecilik ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (Limter-İş), Tuzla’da faaliyet gösteren DESAN Tersanesi’nde iş cinayeti sonucu yaşamını yitiren Ekrem Delice için işyeri önünde basın açıklaması yaptı.
    “İşçiler birleşin ölümleri durdurun” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Artık ölmek istemiyoruz” sloganı atıldı. Açıklamaya İnşaat-İş Sendikası’nın yanı sıra birçok kişi de destek verdi.
    “TEDBİRLER YETERSİZ”
    Açıklamada konuşan Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı, Ekrem Delice’nin gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için iş cinayetine kurban gittiğini söyledi. Saygılı, işverenlerin aldığı tedbirlerin işçilerin ölmeyeceği ya da uzuvlarını kaybetmeyeceği şeklinde olmadığını kaydetti.
    “BİZE ÖLÜMÜ VE AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞAMI REVA GÖRÜYORLAR”
    İşverenlerin iş güvenliği tedbirlerini gereksiz olarak gördüğünü, iktidarla birlikte işçi sınıfına saldırmaya devam ettiğini söyleyen Saygılı, şöyle devam etti.
    “Biz tersane patronlarına ve patronlara trilyonları kazandırırken onlar bize ölümü ve açlık sınırının altında yaşamı reva görüyorlar. Örgütsüz olduğumuz koşullarda, birleşip mücadele etmediğimiz koşullarda işsizlikle, yoksullukla, zulümle, adaletsizlikle ve iş cinayetleriyle koyun koyuna yaşamaya, çalışmaya devam edeceğiz.”
    (Mezopotamya Ajansı)
  • İstismarcı öğretmen beraat etti-VİDEO

    İstismarcı öğretmen beraat etti-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’ndaki 12 yaşında bir kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni beraat etti. İlaç ile ayakta durduğu belirtilen 12 yaşındaki kız, tüm itirazlara rağmen verilen “zorla getirilme kararıyla” duruşmaya katılmak zorunda kaldı. 

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul’da Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’nda, 15 Mayıs 2018 tarihinde nöbetçi olan 12 yaşındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni G.E’nin yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugün Anadolu Adliyesi’nde görüldü.

    İSTİSMARA UĞRAYAN ÖĞRENCİYE ZORLA GETİRİLME KARARI

    Tuzla’da cinsel tacize uğrayan kızın geçtiğimiz duruşmasında tüm itirazlara rağmen zorla getirilme kararı verilmişti.

    KAYY-DER, kıza ve ailesine destek olmak ve kamuoyu oluşturmak için duruşma öncesi adliye önünde açıklama yaparak, istismarcının en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

    İSTİSMARCI ÖĞRETMENE BERAAT

    Açıklamanın ardından 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık öğretmen beraat etti.

    Geçen celse lise giriş sınavına az süre kaldığından bahisle psikolojisinin de etkilendiği belirtilerek önümüzdeki celse hazır edileceği söylenmişse de heyetçe mağdur hakkında ‘zorla getirme müzekkeresi’ yazılmasına karar verilmişti. Mağdurun işlenen suçtan etkilenmesi sebebiyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin dosyanın celp edilmesi talebi heyetçe reddedildi. Savcılık makamınca hukuka aykırı olan sanığın beraat etmesi yönündeki mütalaa bu celse sunuldu. Mağdur avukatlarına savcılık mütalaasına beyanda bulunmak için süre verilmedi ve bu husustaki talepleri reddedildi. Heyet savcı mütalaası yönünde sanık hakkında beraat kararı verdi.

    Kararın hukuka aykırı olduğunu belirten mağdur avukatları, bu karar için istinaf mahkemesine başvuracaklarını ve adaletin sağlanması için olayın takipçisi olacaklarını belirttiler.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    KAYY-DER’den istismar tepkisi

  • Cinsel istismara uğrayan çocuk tepkilere rağmen duruşmaya zorla getirilecek

    Cinsel istismara uğrayan çocuk tepkilere rağmen duruşmaya zorla getirilecek

    PİRHA- Geçen yıl öğretmeni tarafından tacize uğrayan 12 yaşındaki kız çocuğu tepkilere rağmen Kartal Anadolu Adliyesi’nde görülecek 3. duruşmaya zorla getirilecek. Kayy Der, destek için herkesi duruşmaya çağırdı.

    İstanbul Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’nda, 12 yaşında bir kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeninin yargılandığı davanın üçüncü duruşması 21 Kasım Perşembe günü Kartal Anadolu Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Tuzla’da cinsel tacize uğrayan kızın geçtiğimiz duruşmasında tüm itirazlara rağmen zorla getirilme kararı verilmişti.

    Kayy-Der, kıza ve ailesine destek olmak ve kamuoyu oluşturmak için duruşma öncesi adliye önünde yapacağı açıklamada , istismarcının en ağır şekilde cezalandırılması isteyecek.

    Kayy-Der, “Ne kadar kalabalık olursak o kadar ses getireceğiz. Kimsenin başına gelmesini istemeyeceğimiz bu duruma hassasiyet göstererek ailenin yanında olacağınıza inanıyoruz.” çağrısı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘TOKİ evlerimizi yıkacak diye huzursuzuz ve uyuyamıyoruz’-VİDEO

    ‘TOKİ evlerimizi yıkacak diye huzursuzuz ve uyuyamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’un Tuzla ilçesi Aydınlı Mahallesi Konaşlı mevkinde yaşayan halk TOKİ’nin çıkardığı imar planına tepkili. Daha önceden Tuzla Belediyesi’nin Konaşlı’nın bir kısmına imar verip bir kısmına vermemesi yüzünden ikiye ayrılan mahallenin imarsız tarafında yaşayan insanlar, şimdi de evlerinin ellerinden gideceği korkusuyla yaşıyor. Yetkililere seslerini duyurmaya çalışan Konaşlı halkı bazı kesimler tarafından ‘bir grup insan’ diye nitelendirilerek manipüle edilmeye çalışıldıklarını ancak sadece haklarını aradıklarını kaydetti. 

    1980’li yıllarda deri sanayinin Kazlıçeşme’den Tuzla’ya taşınmasıyla beraber kurulan Konaşlı işçilerin mahallesi haline gelmiş. Sabiha Gökçen Havalimanına bir, organize deri sanayiine ise iki kilometre uzaklıkta bulunan Konaşlı’nın bir kısmına 2009 yerel seçimleri ve 2010 yılı Anayasa referandumunu takip eden dönemde Tuzla Belediyesi tarafından imar verilmiş. Ancak mahallenin bir kısmına imar verilmemesi ise mahalleyi imarlı-imarsız olarak ikiye bölmüş. İmarın kime neye göre verildiğinin de hiçbir gerekçesi yok. 

    TOKİ Başkanlığı ise 20 Şubat 2018 ile 20 Mart 2018 tarihleri arasında iki imar planı çıkarmış. TOKİ’nin çıkardığı imar planına göre Konaşlı mevkindeki imarsız alan gecekondu önleme bölgesi ilan edilmiş. Ancak bölgede hiç gecekondu bulunmaması ise bu imar planının sadece hukuki kılıfa uydurulmuş olduğunu gözler önüne seriyor. Şimdilerde de mahalleli TOKİ’nin çıkardığı imar planı yüzünden tedirgin.

    TOKİ’nin çıkardığı imar planına tepkili olan Konaşlı halkı ile konuştuk, halk tedirgin.

    MAHALLEYİ İŞÇİLER KURDU

    Yıllardır Konaşlı’da yaşayan Hüseyin Avseren, Konaşlı’ya geldiğinde sadece üç tane gecekondu varmış. elektrik ve su yokmuş. Mahalleye yerleşmeye başlayınca elektrik direklerini, kanalizasyon için künkleri kendi paralarıyla almışlar. 1 buçuk kilometre öteden Aydınlı’dan Konaşlı’ya traktörlerle kazarak hortumlarla mahalle çeşmeleri yapmışlar. Mahalleyi işçilerin dişiyle tırnağıyla kurduğunu söyleyen Avseren, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın kendilerine yakın olmasından dert yanıyor. Avseren, şöyle devam ediyor: “Maalesef hava alanı bize çok yakın. Maalesef diyorum aslında bizim sevinmemiz lazım hava alanı bize yakın olduğu için ama bizi şu anda mağdur ediyorlar. Çünkü burada bir rant olayı var. Hava alanına ve sanayi bölgesine çok yakın burası. Rayiç bedelleri çok yüksek buranın. Bu nedenle TOKİ denen kurum burada imar yapmaya çalışıyor. Yüzde 39,9 kesinti, yüzde 6 dok kesintisi, bu da yetmiyor bizim parsellerden 20’şer, 30’ar metre başka parsellere dağıtıp tamamen burada ev yapma olanağımızı ortadan kaldırıp 50 kişi 100 kişi paydaşlarla bir araya getirip ‘burada inşaatlarınızı, evlerinizi yıkacaksınız tamamen bize devredeceksiniz size 8 katlı bir yapı izni vereceğiz’ diyorlar. Arsalarımızın üzerinde 3’er, 4’er katlı binalar var. Burası genellikle gecekondu bölgesi olarak söyleniyor ama burası gecekondu bölgesi değil. Çünkü gecekondu bölgesi olması için buranın yeşil alan olması gerekiyor. Burası yeşil alan değil, herkesin tapulu mülkleri.”

    “25 YILDIR İMAR BEKLEYEN KONAŞLI BUNU HAK ETMİYOR”

    Daha önce verilen imarın mahalleyi imarlı-imarsız olarak ikiye böldüğünü belirten Hıdır Genç, Tuzla Belediyesi’nin daha önce vermiş olduğu imarda yüzde 25 kesinti yapılırken, TOKİ’nin verdiği imara göre yüzde 46 kesinti yapıldığını, 25 yıldır imar bekleyen Konaşlı halkının bu imarı hak etmediği ve bu imar çıkarılırken mahalleye gelip hiçbir çalışma yapılmadığını, mahalleliyle konuşulmadığını kaydetti. TOKİ’nin Konaşlı sakinlerine gönderdiği yazıda “Planlama sınırı içerisinde kalan yapılaşmış ve çok istediği parsellerin plansız yapılaşma ile edindikleri yapılarını daha kolay yenileyebilmeleri adına 11 parselin üzerindeki kalan tüm binaların yıkılarak tasfiye edilmesi şartıyla imar uygulaması sonucu oluşan parsellerde en çok 1,75 ve yine en çok 8 kat olarak uygulama yapılabilir” ibaresinin yer aldığını dile getiren Genç, TOKİ’nin bununla yetinmeyip, arsa sahiplerinin arsalarının kalan parsellerini dağıttığını ve bu dağıtılan parsellere bina yapılabilmesi için de paydaşların her birinin rızasının alınması gerektiğini belirtti.

    “SÖZLERİNİ TUTSUNLAR”

    Deri-İş Sendikası’nın bir sabah kahvaltısında AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın kendilerine “Halkın istemediği bir projeyi kesinlikle kabul etmiyorum” diyerek umutlandırdığını ve bunun ardından Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın “Bu proje durduruldu” diyerek Konaşlı halkına müjde verdiğini ifade eden Genç, kendilerine verilen sözün bir an önce yerine getirilmesini istedi. Genç, bu imar olayı çıktığından bu yana Konaşlı’da yaşayan 55-60 yaş üstü insanların büyük bir depresyon yaşadıklarını ekledi.

    “MARJİNAL BİR GRUPMUŞ GİBİ LANSE EDİYORLAR”

    Mahalle sakini Nevzat Muştu da semtin emekçi bir semt olduğunu hatırlatarak, burada büyük rantların döndüğünü söyledi. Meşru zeminde demokratik haklarını kullanacaklarını belirten Muştu, kendilerini ‘bir grup insan’ diye lanse ederek yalnızlaştırmaya ve ötekileştirmeye çalıştıklarını ifade ederek “Bu haklı davamızda bizi haksız duruma düşürüyorlar. Karşı taraf bu konuda çok tecrübelidir. Siyasi erk akıllıdır. Biz sıradan insanlarız, siyaset yapmaya zamanımız yok. Bunu yaparken bizi marjinal bir grupmuş gibi lanse ediyorlar, öyle bir algı oluşturuyorlar” dedi. Muştu, demokratik kamuoyuna Konaşlı’ya ses olma çağrısı yaptı.

    “BANA YAŞAM HAKKI YOK”

    23-24 yıldır Konaşlı’da yaşayan Mehmet Kişin, evinin bulunduğu arsayı iki kez ölçtüklerini ancak imarı ondan ileri tarafa kaydırdıklarını söyledi. Kendi arsasına verilen imara göre yüzde 50 kesinti yapıldığını belirten Kişin, tepkilerini şöyle dile getiriyor: “Bu kesintiyi hangi kanuna göre kesiyorlarsa benim aklım yetmiyor. Ne imar giriyor, ne bina giriyor ne inşaat giriyor. Zaten bizim aldığımız parseller ufacık bir şey. Onun için bazen uykum kaçıyor. Biz fakir halkız. Ben o evi yaparken kalp krizi geçirdim. Yüzde 65 engelli raporum var. Evi de alırlarsa ben temelli bitiyorum. 300 metre yerim var bana 150 metre yer veriyorlar. Ben mezarda yaşayacağım o zaman. Bana hiç yaşam hakkı yok. Ben de askerlik yaptım, vergi verdim her şeyi verdim. Bu bizim hakkımız, biz devletten fazla bir şey istemiyoruz.”

    “BELEDİYE 10 YILDIR İMAR SÖZÜ VERİYOR”

    18 yaşında Konaşlı’ya gelen Ekrem Sarıgül, bu mahallede büyümüş, evlenmiş ve çocukları olmuş. 9 nüfuslu bir ailenin en büyük çocuğu olan Sarıgül, mahallenin bin bir türlü emeklerle kurulduğunu hatırlatarak “Hiç kimsenin burada durumu kimseden üstün değil. Ancak bu mahalleyi bu insanlar o kadar çok zorluklarla kurdular ki ne yolumuz vardı, ne suyumuz ne elektriğimiz vardı. Bizler yürüyerek buradan İçmeler’e e5’e giderdik. Yaklaşık 10 kilometrelik bir alan. Biz o şekilde işe gelip gittik. Bizler bu memlekette vergisini veren, bir kuruş borcu olmayan, borcu olmaktan korkan insanlarız biz” dedi. TOKİ’nn verdiği imarı istemediklerini daha önceden Tuzla Belediyesi’nin verdiği imarı istediklerini kaydeden Sarıgül, “TOKİ ne için buraya girdi, TOKİ’yi ne için buraya koydular, ne için bu rantı oluşturdular burada?” diye sordu? Tuzla Belediye başkanının kendilerin 10 yıldır imar sözü verdiğini söyleyen Sarıgül, sözünde durmadığını sadece seçim vaadi olarak kullandığını belirtti.

    “SOSYAL YAŞANTIMIZ BİLE OLMADI”

    20 sene kirada oturan Gülten Hasaydın, Konaşlı’da parayla arsa satın alarak konteyner koymuş. Şu an konteynerde oturan Hasaydın, şimdi arsasının elinden alınması tehlikesiyle karşı karşıya. 5 oğlu olan Hasaydın, oğullarının kirada olduğunu ve imar istediğini kaydetti.

    4 çocuk annesi Fadime Bolat da evinin elinden gideceği endişesi içinde. Evlerini bin bir türlü emeklerle yaptıklarını hatırlatan Bolat’ın eşi deri fabrikasında çalışmış. Bolat, endişesini ve tepkilerini şöyle dile getiriyor: “Benim yerimin yarısını alıyor yarısını kesinti yapıyor, yarısıyla ben nereye gideceğim, ne yapacağım. Sıkıntımız çok yani mağduruz. Sosyal yaşantımız olmadı bir yemeğe gitmemişizdir, üçüncü bir çamaşırımız olmadı ev yaptırıyoruz diye.”

    “BURAYI VAR ETTİNİZ AMA BURADA YAŞAMA HAKKINIZ YOK”

    32 yıldır Konaşlı’da ikamet eden Cemal Aslan, Konaşlı mevkiinin gecekondu önleme bölgesi adı altında TOKİ’ye terk edildiğini söyledi. Kendilerine evlerinin yasal olmadığının söylendiğini belirten Aslan, “Mesela ben 4 sene önce izin alarak binamı güçlendirdim. Şimdi de ‘Senin binan yıkılacak, kaçak’ diyor. Bana izin vermeseydin o zaman. Birisi imarlı yerden almış aynı arsadan, müteahhide vermiş 4 daire almış. Burada TOKİ planı içerisinde bir tane daire bile ‘alacak mıyım alamayacak mıyım’ diyor insanlar. Çünkü adamın 200-300 metre arsası var ve arsa 3’e taksim edilmiş. Bu arsanın yüzde 50’sini kesiyorlar kalıyor 100 metre. 100 metreyi de 3 yere bölmüş hiçbir hak talep edemeyecek. Burada bir oyun var. Yani halkın üzerinde ‘Siz burayı var ettiniz ama bundan sonra burada yaşama hakkınız yok’ diye bir izlenim var.” diye özetliyor durumu.

    İsmet SEFER/Suay ABAK
    İSTANBUL

       

  • 12 yaşındaki öğrenciye cinsel istismarda bulunan öğretmenin ilk duruşması görüldü

    12 yaşındaki öğrenciye cinsel istismarda bulunan öğretmenin ilk duruşması görüldü

    PİRHA- Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’nda, 12 yaşında bir kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeninin yargılandığı davanın ilk duruşması Kartal Anadolu Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma 9 Mayıs’a ertelendi. Duruşma öncesi yapılan açıklamada istismarcı öğretmenin en ağır şekilde ceza alması istendi. 

    İstanbul’da Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’nda, 15 Mayıs 2018 tarihinde nöbetçi olan 12 yaşındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni Günal Ergen‘in yargılandığı ilk duruşma bugün Anadolu Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Duruşma öncesi öğrencinin Annesi Selda Barol ve Babası Ayhan Barol, KAYY-DER (Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere- Yedisu ilçeleri, Kalkındırma ve Kültür Derneği), KESK Kadın Meclisi, Adaklı Bileşenler Derneği, Bingöl Federasyon Dernekleri, Yayladere Dayanışma Derneği, Yayladere Çalıkağıl Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği, Cunanlılar kültür ve Dayanışma Derneği, Mor Dayanışma, Pulur Derneği, Muş Varto Derneği-İlbey Köyü, Eğitim-Sen 5 ve 2 No’lu şubeler, Esenyalı Kadın Dayanışma, geçtiğimiz yıl bir erkek tarafından öldürülen Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken ile birlikte adliye önünde bir açıklama yaptı.

    KAYY-Der yönetiminden Hülya Bilken, okuduğu açıklamada, istismara uğrayan kız öğrencinin ailesinin durumu adli mercilere taşıması sonucu bugün ilk duruşmanın görüldüğünü ve duruşma öncesi dayanışmak amacıyla, böyle durumların tekrar etmemesi amacıyla adliye önünde toplandıklarını belirtti.

    Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin, çocukların istismardan korunmasında öncelikli görevi devletlere verdiğinin hatırlatıldığı açıklamada, özellikle kurumlarda yaşanan çocuk istismarının sorumluluğunun birinci derecede devlet olduğu vurgulandı.

    “ÇOCUKLARIN ÇIKARAMADIĞI SES OLACAĞIZ”

    Açıklamada şöyle denildi:

    “Kızımızın başına gelen bu vaka dikkate alındığında failin sorumluluğunun yanında, okul yönetiminin tüm raporlamalar ile ilgili denetim yapmakla sorumlu olan kişilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda da gereken inceleme ve soruşturma mutlaka yapılmalıdır. Öğretmen Günal Ergen’e yasada belirtilen en yüksek cezanın verilmesini talep ediyoruz. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Korkarak yaşamak istemiyoruz. Toplumun duyarlılığını daha net bir şekilde göstermesi gerektiğine inanıyor, toplumun tüm kesimlerini sivil toplum kuruluşlarını her türlü şiddete, kadına ve çocuklara yönelik cinsel istismara karşı tek yürek olmaya çağırıyoruz.

    Artık yeter… Her gün bir okuldan, yurttan, kurstan, hastaneden, yuvadan, mahalleden çocuk istismarı haberleri duymak istemiyoruz. Ülkemizde cinsel istismarların sadece yüzde 5’i yargıya taşınabiliyor. Ya ailesine istismarı anlatmayan çocuklar? İlgili kurumlar görevini yerine getirinceye kadar çocukların çıkaramadığı ses olacağız. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı, bir kez bile olsa çocuk istismarının cezasız kalmaması için tüm gücümüzle karşı duracağımızı ilan ederiz.”

    Bu arada, söz konusu öğretmenin elle tacizine uğrayan 12 yaşındaki kız öğrencinin psikolojik tedavi aldığı belirtildi.

    “İSTİSMAR VE ŞİDDET VAKKALARI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

    Basın açıklamasının ardından konuşan Eğitim-Sen İstanbul Genel Merkez Sekreteri Derya Yulcu, “Eğitim-Sen olarak çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz. Çocuklarımıza laik, bilimsel, anadilde ve eştlikçi kamusal eğitim hakkını kazanmak için mücadele ediyoruz. Dünyadaki ve ülkemizdeki tüm çocukların yoksulluğu yaşamadan, şiddeti görmeden yoksulluğun, şiddetin, karanlığın ne olduğunu bilmeden büyücekleri ve yaşayacakları bir dünya kurmak için mücadele ediyoruz. Bu sorumluluğa hepimiz sahibiz. İstiyoruz ki bizim yaşadığımız yoksulluğu, yoksunluğu, şiddeti ve istismarı çocuklarımız yaşamasınlar” dedi.

    Bugün OHAL ülkede resmi olarak kaldırıldığını ama fiili olarak devam ettiğini belirten Yulcu, “İnanılmaz güvenlik önlemleri alınıyor ama bu güvenlik önlemleri biz kadınları ve bizim çocuklarımızı korumuyor aslında. İstismar, şiddet vakalarının her geçen gün arttığını görüyoruz, okuyoruz ve biliyoruz. Bütün erkek ve devlet şiddetine karşı alanlardayız” diyerek sözlerini tamamladı.

    “YAPTIĞI YANINA KAR MI KALACAK”

    Öğretmenin cinsel istismarına uğrayan S.B.’nin babası Ayhan Barol ise, “Geçtiğimiz aylarda kızım okulunda nöbetçi olduğu bir gün başka bir sınıfın öğretmeni tarafından tacize uğradı. Kızımı kendi sınıfına çağırarak ağza alınmayacak cümlelerle ve çeşitli el kol hareketleriyle tacizde bulundu. Bu durumu kızım okulun rehber öğretmenine bildirmesine rağmen okul idaresi olayın üstünü örtbas için çocuğuma ‘Bu olayı kimseye anlatma biz gerekeni yaparız’ dedi. Tacizci öğretmen tacizine devam etmesine rağmen okul idaresi bir şey yapmıyor. Çocuğum akşam eve geldiğinde de korkudan bana bir şey söylemiyor. Durumu annesine ve komşumuza anlatıyor. Eşim bana telefon açıp olayı anlatınca ben okula gittim. Okula gittiğimde okul yönetimi dalga geçercesine ‘biz de sizi bekliyorduk’ dediler. Milli Eğitim Müdürlüğü bu kişiyi görevden almasına rağmen bu kişi halen okula nasıl gelip gidebiliyor ve toplantılar düzenliyor. Bu şahsın buradaki bağlantısı ne öğrenmek istiyorum. Bu okulda buna yardım ve yataklık eden, koruyan, kollayan kim öğrenmek istiyorum. Bu kişiyi koruyanların çoluk çocuğu yok mu, kendi annesi ve bacısı yok mu? Yaptığı yanına kar mı kalacak? Hep mazlum mu gidecek hep çocuklar mı zarar görecek?” dedi.

    “ADALETİN YERİNİ BULMASINI İSTİYORUM”

    Çocuğun Annesi Selda Barol‘ da, “Bir kız çocuğunun hayatı burada söz konusu. Bilgi kirliliği yüzünden kızımı suçluyorlar, iftira diyorlar. Kendini temize çıkarmak istiyorlar. Kızım artık dışarıya çıkmıyor. Kızım artık evin içinde babasına yaklaşmıyor. Adaletin yerini bulmasını istiyorum” şeklinde konuştu.

    “YARGI VE İKTİDARIN ERİL ZİHNİYETİ ERKEKLERİ KORUYOR”

    Son olarak söz alan HDP İstanbul İl Yöneticisi İlknur Melengiç ise, “Adalet erkek adalet. Her gün ortalama bir kadın cinayeti işleniyor. Beşin üzerinde kadın tacize, tecavüze uğruyor. Ve kadınlar suçsuz olduklarını ispat etmek zorunda bırakılıyorlar. Yargı ve iktidarın eril zihniyeti maalesef erkekleri koruyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekoloji Komisyonu, Mersin’de temeli atılan Akkuyu Enerji Santrali’ni Maçka Parkı’nda yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti. Açıklamada, “Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere nükleer santral yapamayacaksınız. Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” denildi.

    HDP İstanbul İl Yöneticisi Hunav Altun basın açıklamasında, “2010 yılında Rusya ile Türkiye arasında başlayan Türkiye’de Nükleer santral yapma projesi yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Bizler meslek örgütleri, Türkiye Barolar Birliği, siyasi partiler, ekoloji örgütleri, kent mücadelelerinde buluşan demokratik kitle örgütleri birlikte nükleer santralin kurulmasının karşısında Danıştay’a dava açtık. Danıştay ne yazık ki hukuki değil, siyasi karar verdi ve davaları reddetti” dedi.

    “TOPLUMSAL KATLİAMLARA YOL AÇAN NÜKLEERE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Altun, “10 Ekim 2016’da Mersin Büyükşehir Belediyesi meclisinde Akkuyu Nükleer Santral’in işaretlendiği 1/1000 ölçekli Mersin Çevre Düzeni Planı oylanıp DBP meclis üyelerinin şerh oyu ile onaylandığında ve 11 Ekim Erdoğan- Putin arasındaki görüşme ve “Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi” anlaşması sonrasında buna izin vermeyeceğimizi açıklamıştık. Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere; bu topraklara nükleer santral yapamayacaksınız Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “CANLI ÖLÜMLERİNE TANIKLIK EDECEKSİNİZ”

    Öte yandan HDP Ekoloji Komisyonu Üyesi Beyza Üstün, Büyükçekmece’de bir araziye siyanür dökülmesi ile ilgili olarak da şunları söyledi:

    ” Bu yeni değil aslında. Tuzla’yı hatırlarsınız herhalde. Tehlikeli atıkların gömülerini hatırlarsınız. Benzerini bugün Büyükçekmece yaşadı. Bu konuda yaşanan uzmanlar alanda tespite gidecekler. Kaynağını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var. Bu atıkları yapan üretimler bellidir, sorumlular da bellidir istenirse bulunur. Bu atıklar tehlikelidir, anında görülür hemen gittiğinizde oradaki canlı ölümlerine tanıklık edeceksiniz. Atıldıktan sonra önlenmesi çok zordur. Tıpkı Akkuyu’daki gömü sahalarına atılacak olan radyoaktif atıklar gibi bunları ne görebilirsiniz, ne hissedebilirsiniz.”(HABER MERKEZİ)