Etiket: tv10 çalışanları

  • Eski TV10 çalışanlarından duruşmaya katılım çağrısı

    Eski TV10 çalışanlarından duruşmaya katılım çağrısı

    PİRHA- Bir yıla aşkın süredir Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç için eski TV10 çalışanları açıklama yaparak duyarlı olan herkesin duruşmaya katılmaya çağırdı. 

    Bir yıla aşkın bir süredir Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve programcı Veli Haydar Güleç’in duruşmaları 17-18-19 Nisan tarihlerinde Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Eski TV10 çalışanları yaptıkları yazılı açıklamayla Alevi kurumlarını ve gazetecileri duruşmaya çağırdı.

    DOSYADA 7 KİŞİ TUTUKLU YARGILANIYOR

    Eski TV10 yöneticilerinin 1 yıldan fazla bir süredir Silivri Cezaevi’nde tutuldukları hatırlatılan açıklamada, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası AKP hükümeti tarafından KHK ile kapatılan Alevilerin sesi TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve yayın kurulu üyesi, programcı Veli Haydar Güleç’in 10 Ocak 2018 tarihinde İstanbul’daki evlerine yapılan baskınla gözaltına alındıkları ve 18 Ocak 2018 tarihinde ise tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildiği hatırlatıldı.

    Yasal bir partinin siyaset akademileri çalışmalarına katılmalarına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 43 kişinin yargılandığı kaydedilen açıklamada, 43 kişiden 16’sının tutuklu olduğu dosya kapsamında 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tensip kararıyla 9 kişi tahliye edilirken 7 kişi ise hala tutuklu yargılandığı bilgisi verildi.

    DURUŞMA 17-18-19 NİSAN’DA

    Büyükşahin’in ve Güleç’in Silivri Cezaevi’nde tutuldukları süre içinde Alevi dedesi talebi de dahil pek çok taleplerinin yerine getirilmediği belirtilen açıklamada, 17-18-19 Nisan’da görülecek duruşmada Büyükşahin’in ve Güleç’in serbest bırakılmasını istendi.

    Alevi kurumları ve duyarlı olan herkesin duruşmaya katılması çağrısında bulunulan açıklamada, basın mensuplarının da davayı takip etmesi istendi. (HABER MERKEZİ)

  • ADFE Genel Başkanı: Alevi tutukluların dede talebiyle ilgili kamuoyu yaratacağız-VİDEO

    ADFE Genel Başkanı: Alevi tutukluların dede talebiyle ilgili kamuoyu yaratacağız-VİDEO

    PİRHA- Tutuklu Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ile Kemal Demir’in Alevi dedesiyle görüşme taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, ADFE olarak önümüzdeki günlerde yapacakları toplantıda bunu dile getireceklerini ve konuyla ilgili kamuoyu yaratmaya çalışacaklarını kaydetti.

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Tv10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcısı Veli Haydar Güleç ile kameramanı Kemal Demir, 1 yıldan fazladır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Kameraman Kemal Demir’in ilk duruşması görülüp yetkisizlik kararı ile dosyası Mersin’e gönderilmiş, ardından Mersin’deki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesinin ardından dosya uyuşmazlık mahkemesine gönderilmiştir. Demir’in dosyası hala Ankara 5. Yargıtay dairesinde bekletilirken Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç’in ise hala iddianameleri bile hazır değil.

    Son 1 yıllarını cezaevinde geçirmek zorunda kalan Tv10 çalışanları Hızır ve Muharrem oruçlarını da cezaevinde tutmuş ve bu yönde çeşitli taleplerde bulunmuşlardı. Talepleri içerisinde yer alan Alevi dedesi ile görüşme isteklerine resmi bir cevap verilmemiştir. Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, konuyla ilgili Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe ve Alevi kurum temsilcilerine ise mektup göndererek yaşanan hak ihlaline dikkat çekmek istemişti.

    “BU ADALETİ VİCDANIMIZDA MAHKUM KILDIK”

    Alevi tutukluların karşılanmayan Alevi dedesiyle görüşme taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, diğer inançlara mensup insanların inanç önderleriyle görüşme haklarının olduğunu ancak Alevilere bu hakkın verilmediğini söyledi. Bu yapılanın zulüm olduğunu dile getiren Fırat, dışarıdaki yurttaşların inançlarını nasıl yaşıyorlarsa aynı şekilde tutuklu bulunan yurttaşların da inançlarını yaşayabilmeleri gerektiğini belirtti. 1 yıldır cezaevinde olan Tv10 çalışanlarının neyle suçlandıklarını bile bilmediklerini hatırlatan Fırat, “Hukuk adına tam bir garabet. İnsanları 1 yıl boyunca özgürlüklerinden alıkoymak ve bunu da demokrasi adına yapmak gerçekten Türkiye adına utanç verici. Kimsenin artık Türkiye’deki adalet, demokrasi ve hukuka güvenmesini beklemiyoruz. Biz bu adaleti, hukuku, yargıçları, mahkemeleri vicdanımızda mahkum kıldık” dedi.

    KAMUOYU YARATACAKLAR

    Alevi tutukluların dede talebiyle ilgili yetkili kişilerin yetkin bir çalışma yürütmeleri gerektiğini söyleyen Fırat, ayrıca Alevi örgütlerinin konuyu gündemlerine almaları gerektiğini kaydetti. Fırat, ADFE olarak önümüzdeki günlerde yapacakları toplantıda bu konuyu gündeme getirip kamuoyu yaratacaklarını da ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sürüncemedeki mahkeme sürecine tepki gösteren Demir; Cezaevine girerken emekleyen evladım Roni şimdi koşuyor

    Sürüncemedeki mahkeme sürecine tepki gösteren Demir; Cezaevine girerken emekleyen evladım Roni şimdi koşuyor

    PİRHA- Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir 1 yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyor. Cezaevinden gönderdiği mektupta kendi durumu ve cezaevinde yaşadıklarını anlatan Kemal Demir, devletin yıllardır Alevilere karşı sürdürdüğü asimilasyon politikalarının cezaevinde de peşlerini bırakmadığını kaydetti. 

    Tv10 yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir, 1 yıldır Silivri cezaevinde tutuluyor. Demir’in ilk duruşması görülüp dosyası Ankara 5. Yargıtay Dairesi uyuşmazlık mahkemesinde bekletilirken Büyükşahin ile Güleç’in ise henüz iddianameleri bile hazır değil. Geçtiğimiz Muharrem ayında oruçlarını cezaevinde tutmak zorunda kalan Tv10 çalışanlarının Alevi dedesiyle görüşme talepleri devam ediyor.

    Kameraman Kemal Demir Alevinet’e gönderdiği mektupta kendi durumunu ve cezaevi koşullarını anlattı. Demir’in mektubu şöyle:

    “HAYATIM ALT ÜST OLMAYA DEVAM EDİYOR”

    “Sizleri tutsaklığın sıcaklığı ile selamlıyorum.

    24 Kasım 2017 tarihinden beri tutuklu bulunuyorum. Üzerime alınan tutuklu yargılanma kararından itibaren 7 ay neyle suçlandığımı bilmeden cezaevinde kaldım. Şahsımla ilgili iddianame tam 7 ay sonra çıkarıldı. İddianamenin geç hazırlanması ve uzun tutukluluk sürecim bana özel bir politika değildi. Türkiye Cumhuriyeti yargısı son dönemlerde bir çok siyasi tutukluya yaşattığı sürece beni de dahil etti. İddianamem elime geçtikten sonra 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş, örgüt üyesi olduğum iddia edilmiştir. Hiçbir somut delil olmadan sadece şüphe üzerine üyelik ile suçlanmıştım. Defalarca itiraz dilekçesi ile mahkemeye başvurmama rağmen hiçbir dikkate değer görülmedim ve dosyam üzerinde yetkisizlik kararı verilerek yargılamam uzatıldı. Uzun tutuklu sürem gözardı edildi ve dava sürecim sürüncemede bırakıldı. Daha sonradan öğreniyorum ki dosyam Mersin 8. ACM’ye gönderiliyor ve burada da ben daha mahkeme yüzü görmeden mahkeme yetkisizlik kararı veriyor ve dosyamı Yargıtay’a gönderiyor. Şu an son olarak dosyam Ankara Yargıtay 5. dairesi uyuşmazlıklık mahkemesinde bekletiliyor. Uyuşmazlık mahkemesi benim davamın nerede görüleceğine karar verecek. Bu bahsettiğim yargılama süreci 1-2 günde sona ermiyor maalesef. Süre uzuyor, ben yargılanmıyorum ve hayatım alt üst olmaya devam ediyor. Şuna da değinmek isterim: İstanbul’daki mahkeme hakkımda suçun vasıf ve mahiyetinde değişiklik olduğuna dair mütalaa verdi. Yani mahkeme savcısı örgüt üyesi olmaksızın örgüte yardım noktasında mütalaa vererek hakkımdaki dayanaksız suçlamayı kendince hafifletti.

    “AFRİKA MAHKEMELERİNDE BİLE SÜREÇ DAHA KISA”

    Ben tutsak olduğumdan beri 1 yıl geçti. Buraya girdiğimde emekleyen evladım Roni şimdi koşuyor ve hala mahkemenin belirsizliği sürüyor. Afrika mahkemelerinde gerçekleşen yargılamalar bile buradaki süreçlerden daha kısa. Türkiye Cumhuriyeti yargısı bir kez daha şahsım üzerinden kanıtlamıştır ki uzun tutukluluk ve yargılamanın uzaması bu ülkenin adalet sorununu ortaya çıkarıyor.

    “CEZAEVİ KOŞULLARI İNSAN HAK VE ONURUNU HİÇE SAYIYOR”

    Tüm bunlar yetmezmiş gibi cezaevi koşulları insan hak ve onurunu hiçe sayıyor. 7 kişilik koğuşlarda 35 kişi kalıyoruz. Onlarca hasta tutuklu arkadaşımız var. Tedavi koşulları sağlanmıyor. Ben bunları gördükçe artık kendi yaşadıklarımı bir kenara bırakmaya başladım.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARI CEZAEVİNDE DE PEŞİMİZİ BIRAKMADI”

    Sadece bunlar da değil. Devletin yıllardır sürdürdüğü inanç politikası burada da peşimizi bırakmadı. Bizi burada Sünnileştirme ve asimilasyona uğratma çabaları devam ediyor. İnancımızın gereği olarak burada bir kısım arkadaşlarla Muharrem (Matem) orucunu tuttuk. Cezaevine onlarca talepte bulunmamıza rağmen bize uygun şartları sağlamadılar. Biz her şeye rağmen zor şartlarda da bulunsak orucumuzu tutmaktan vazgeçmedik. Ancak çabalarımız sonucu durumumuz basında ve mecliste gündeme geldikten sonra orucumuzun 12. gününde cezaevi yönetimi bizimle görüşerek taleplerimizi sordu. Ama tabi iş işten geçmişti.  Biz o zor şartları yaşamıştık artık. Her türlü baskıya rağmen inancımızı burada da sürdürmeye devam edeceğimizi duyurmak istedim.

    “ADALET HEPİMİZ İÇİN GEREKLİ OLACAK”

    Adil olmayan tutuklamalar ile mesleğini icra eden biz gazetecileri susturmaya çalışanlar bizim üzerimizden muhalefeti baskı altına almaya çalışıyorlar. Basın özgürlüğü hiçe sayılıyor, insan onuru yok ediliyor. Bu yaşananlar ülkem adına üzücü bir hale geldi. İnanıyorum ki bir gün adalet hepimiz için gerekli olacaktır.”

    NE OLMUŞTU?

    25 Kasım 2017’de evlerine yapılan baskın sonucu Tv10 çalışanları Kemal Karagöz ve Kemal Demir gözaltına alınmıştı. 1 Aralık 2017’de Çağlayan Adliyesi’nde çıkarıldıkları mahkemede Kemal Karagöz adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken kameraman Kemal Demir tutuklanarak Silivri cezaevine götürülmüştü. 6 ay iddianamesi hazırlanmadan cezaevinde tutulan Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz 2018 tarihinde Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkamesi’nde görülmüştü. Demir’in arkadaşlarının ve basının duruşma salonuna alınmadığı mahkemede Demir’in dosyası Mersin’e gönderilmişti. Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosya üzerinde yetkisizlik kararı vererek Demir’in dosyasını uyuşmazlık mahkemesine göndermişti. Tutukluluk hali devam eden Demir’in dosyası şu an Yargıtay’da bekletiliyor.

    Tv10 Yönetim Kurulu başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç ise 10 Ocak 2018’de gözaltına alınmış ve 18 Ocak 2018’de ise tutuklanarak Silivri cezaevine gönderilmişti. Bir yıla yakındır tutuklu bulunan Büyükşahin ve Güleç’in iddianameleri bile henüz hazır değil. Cezaevinde inançları gereği Muharrem orucu tutan Tv10 çalışanları defalarca Alevi dedesi ile görüşme talep etmiş ancak talepleri karşılanmamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Büyükşahin Silivri’den yazdı: Bağırıyorum, Alevilere ayrımcılık yapılıyor!

    Büyükşahin Silivri’den yazdı: Bağırıyorum, Alevilere ayrımcılık yapılıyor!

    PİRHA- KHK ile kapatılan TV1o’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden PİRHA’ya gönderdiği mektupta,  “Ben veryansın ediyorum, çığlık atıyorum, bağırıyorum, Alevilere ayrımcılık yapılıyor. Bunu bilin, bunu duyun, bunu not düşün, bunu anlatın” dedi. Büyükşahin, Alevi kurumlarının, laiklik derdi olan herkesin bunu gündemlerine almaları ve çalışma yürütmeleri gerektiğini kaydetti. 

    Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevi’nde tutulan KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, PİRHA’ya bir mektup göndererek, cezaevi koşullarını ve yaşadıklarını dile getirdi.

    Silivri Cezaevi’nde programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir ile birlikte kalan Büyükşahin, “Çıraları yakalım, laikliği haykıralım. Çıra aydınlıktır, gönül gözünü açan ışıktır” dedi.

    Muharrem orucu boyunca hiçbir talepleri karşılanmayan TV10 çalışanları görüşçüleri aracılığıyla sıkıntılarını aktarmışlardı. Muharrem orucu bittikten sonra da Alevi dedesiyle görüşme taleplerini yineleyen Tv10 çalışanlarının dilekçelerine ise hala resmi bir cevap verilmedi.

    Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin mektubunda, cezaevinde bulunan Alevilerin inançlarından dolayı nasıl bir ayrımcılığa ve yok saymaya maruz kaldıklarını anlattı. Taleplerinin temel insan hakkı olduğunu ifade eden  Büyükşahin, “Evrensel hukuk, temel insan hakları, uluslararası sözleşmeler ve anayasaya göre herkes inancını yaşamakta özgürdür. Devlet onları baskı altına almak şurada dursun onların en güvenli bir şekilde bunu yaşamalarının imkanlarını sağlar. TC. Anayasası ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler gereği bu taleplerimizin karşılanması gerekir” şeklinde belirtti.

    Büyükşahin, cezaevinde bulunan Alevilerin inançlarının gereklerini yerine getirebilmeleri için Alevi kurumlarının Adalet Bakanlığı ile görüşüp bu konuyu gündeme getirmeleri ve bunu talepleri arasına almaları gerektiğini, burada Alevi milletvekillerine de büyük görevler düştüğünü yazdı.

    Veli Büyükşahin’in PİRHA’ya gönderdiği mektubu şöyle:

    “BİR AN ÖNCE ÇERAĞ YAKMAZSAK ÇOK GEÇ OLACAK”

    Çıraları yakalım, Laikliği haykıralım.

    Çıra aydınlıktır, gönül gözünü açan ışıktır.

    Toplumumuzu büsbütün kuşatan karanlık insanların içine doğru sinmeye başlıyor artık. Sadece dışımızda değil karanlık. Kuşatan karanlık öyle bir hal alıyor ki bırakın toplumun genel geçer yapısını ele geçirmeyi, tek tek bireyleri bile ele geçirmeye başlıyor. Önemsemiyor bana ne diyoruz. Sonra bir bakıyoruz bizi de teslim almış karanlık. En tehlikelisi de bu karanlığa tüm benliğimizle teslim olup ‘ne olduysa oldu artık yapacak bir şey kalmadı’ noktasına gelmektir.

    “MUTLU DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ”

    Alevi toplumunun bin yıllardır yaktığı çerağlar her daim karanlıklara karşı çıkışın biricik umudu oldu. Şimdi de yine böylesi bir dönemden geçiyoruz.

    Aydınlık bir toplumda aydınlık bir ülkede aydınlanmış insanlar mutluluğun en büyüğünü yaşarlar. Ancak mutlu değiliz hiçbirimiz. Ne ülkemiz ne toplumumuz aydınlık değil. Her gün biraz daha karanlıklara gömülüyoruz. Bu karanlıklara bir an önce bir çerağ yakmazsak çok geç olacak.

    Hapishaneler her dönem zifiri karanlığın merkezi oldular. Ancak bir ışık, bir umut büyütenler de her zaman var oldular. Şimdi de bu karanlığın hem de zifiri karanlığın içinde bir çerağ yakmak için çırpınıyoruz.

    “TALEPLERİMİZ TEMEL İNSAN HAKLARI”

    Ülkemizde maalesef artık laikliğin adından bile bahsetmek çok az rastlanır bir durum oldu. Yıllarca başta Aleviler ve demokrasiye inanmış kesimler bunun için mücadele ettiler. Laikliğin sadece adı vardı farkındaydık ama şimdi o da yok. Bu anlayış yavaş yavaş toplumun gündeminden çıkarıldı.

    Alevi toplumunun kendi taleplerinin başında laiklik geliyor. Elbette bunun dışında başka başka talepleri de var. Bu talepleri daha yüksek sesle ifade etmek aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır.

    Bizim taleplerimiz karşılanmadığı gibi geçmişten daha da gerilediğimiz gerçeğini de görmemiz gerekiyor.

    Bizim taleplerimiz aslında temel insan haklarıdır. TC Anayasası ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler gereği bu taleplerimizin karşılanması gerekir.

    Hapishanelerde yaşananlar aslında Türkiye’nin kendi yasalarını ve uluslararası hukuku nasıl ihlal ettiğini görmemiz açısından oldukça öğreticidir.

    “AÇMAYA ÇALIŞTIĞIM KİMSENİN ÖNEMSEMEDİĞİ ŞEYLER”

    21. yy’da yaşadığımız dünyada herkesin din, inanç, vicdan hürriyeti vardır ve tüm devletler buna uymak zorundadır. Aynı zamanda devletlerin her birisi ve toplumun bu anlamda ihtiyaçlarını karşılamak görevi ile karşı karşıyadır.

    Türkiye’de bunlardan bahsetmek mümkün değil elbette. Yüz binlerce insanın kapatıldığı hapishaneler çok ayrı karanlık bir durum. Buralarda yaşanan hak ihlallerini açmayacağım buradan. Bunlar öyle ya da böyle bilinen şeyler.

    Açmaya çalıştığım şimdiye kadar hiçbir şekilde gündemleşmemiş kimsenin önemsemediği şeyler.

    Kimsenin gündeminde değil belki haberiniz yoktur. Belki çoğunuz için önemsiz gelir belki ama öyle değil.

    “BAĞIRIYORUM, ALEVİLERE AYRIMCILIK YAPILIYOR”

    Hapishanelerde insanlar inançlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalıyorlar. En çok da Aleviler bu ayrımcılığın hedefindedirler. Belki bugüne kadar kimse bunun için veryansın etmedi fakat ben veryansın ediyorum, çığlık atıyorum, bağırıyorum, susmuyorum, kabul etmiyorum. Alevilere ayrımcılık yapılıyor. Bunu bilin, bunu duyun, bunu not düşün, bunu anlatın.

    Evrensel hukuk temel insan hakları, uluslararası sözleşmeler ve anayasaya göre herkes inancını yaşamakta özgürdür. Devlet onları baskı altına almak şurada dursun onların en güvenli bir şekilde bunu yaşamalarının imkanlarını sağlarlar.

    “BİZ ALEVİLER SİSTEM DIŞI KABUL EDİLİYORUZ”

    Hapishanelerde ne ben ne de benim gibi olanların kendi inançlarını özgürce yaşama koşulları yok. Çünkü bizler yani Aleviler yok sayılıyoruz. Sistem dışı kabul ediliyoruz. Hapishanelerde hemen hemen herkes otomatikman Sünni İslam kabul ediliyor. Öyle yaklaşılıyor, ihtiyaçlar öyle karşılanıyor. Mesela her koğuşta yeteri kadar Dinayet’in kuranları var. Ramazan orucu gibi özel günler ve ibadetler ve din adamları konusunda gerekli düzenlemeler yapılıyor ve bir sıkıntı yaşanmıyor. Bu konularla hemen hemen her talebimiz karşılanıyor. (Karşılanmasın demiyorum. Elbette insanların bu ihtiyaçları karşılansın) Ancak bize gelince durum değişiyor. Bin dereden su getiriliyor. Görmezden geliniyor, verdiğimiz dilekçeler kayboluyor, ‘böyle bir uygulamamız yok’ deniliyor. Zaten bu yaklaşım bilindiği için genelde Alevi yurttaşlar çok fazla bu taleplerini gündemleştirmiyorlar.

    “BİR AYRICALIK İSTEDİĞİMİZ YOK”

    Biz mesela TV10’dan arkadaşlar Hızır orucumuzu da Yas-ı Muharrem orucumuzu da buruda tuttuk ama bir kolaylık, ‘dikkate alma hiçbir şekilde olmadı. Ama durum basına yansıyınca ‘ne istiyorsunuz’ demeye başladılar. Sorun burası ya da biz değiliz. Hiç önemli değil. İmam Hüseyin Kerbela’da 10 Muharrem’de yoldaşlarıyla susuz bırakılarak büyük vahşetle katledildi. Bunun farkındayız. Bir ayrıcalık istediğimiz yok aslında.

    “BU AYRIMCILIĞA DUR DEMEK GEREKİYOR”

    Sorun bu ayrımcılığa dur demek. Bu sorun tüm hapishanelerde yaşanan bir sorundur. Bu ayrımcılığı sona erdirmektir mesele. Yoksa zaten Alevi canların oruçları da mütevazi, gösterişsiz, kimseyi rahatsız etmeden, kimsenin gözüne sokmadan ‘işte biz oruç tutuyoruz, duyun bizi, sofra donatın bize’ gibi bir anlayış kesinlikle yoktur, olamaz da. Mesele aç kalmak da değil, içsel olarak ve tüm benliğiyle onu hissetmektir.

    Hapishanelerde yaşanan bu ayrımcılığa dur demek gerekiyor. Bu elbette başta Alevi toplumunun aynı zamanda da tüm Türkiye’nin sorunudur.

    Madem Anayasa’ya koymuşsun, maden uluslararası sözleşmeye imza atmışsın, madem demokrasi ve laiklik demişsin o zaman bunun gereğini yapacaksın. Bizim bunu istemeye hakkımız var.

    “ALEVİ KURUMLARI GÜNDEMİNE ALMALI”

    Birkaç öneri yaparak bitireyim artık. Alevi toplumu ve onların kurumlarının, örgütlerinin kendi taleplerine ilişkin gündemleştirdikleri var. Bu istekleri halen güncelliğini korumaya devam ediyor.

    Bu taleplere bir yenisini daha eklemek gerekiyor.

    Ben bir Alevi yurttaş olarak, bir ocakzade olarak Alevi kurumlarımızın bunu gündemlerine almalarını istiyorum.

    Talebim çok açık ve net. Hapishanelerde tam bir laiklik uygulanmalıdır. İnançlar arasında ayrımcılık yapılmamalıdır. Alevi yurttaşların başta Hızır ve Muharrem oruçları ile diğer inançsal ihtiyaçları için gerekli kolaylıklar sağlamalıdır. Yine inançsal ihtiyaçlar için gerekli durumlarda pirler, ulular, rehberler, mürşitler ile biraraya gelmenin koşulları yaratılmalıdır. Bunlar daha da geliştirilebilir.

    Bu ve benzeri taleplerimiz için Adalet Bakanlığı ile Alevi kurumlarımız görüşüp gereğinin yapılmasını sağlamalıdır. Varsa yasal eksiklikler bunlar gündemleştirilmelidir. Artık taleplerimizin arasına bu da eklenmeli ve gerekirse iç ve uluslararası hukuk yolları kullanılmalıdır.

    “BU TALEP GÜNDEMLEŞMELİ VE ÇALIŞMA YÜRÜTÜLMELİ”

    Mecliste siyasi partiler ve özellikle de Alevi milletvekilleri başta olmak üzere laiklik derdi olanlar bu talebi gündemleştirmeli ve çalışma yürütmelidir.

    Aydın, yazar, gazeteci, akademisyenler bu konuyu kamuoyuyla tartışabilmelidir.

    Cemevlerinde bu durum gündemleştirilebilir.

    Adalat Bakanlığı ve yönetim bu konuda bir çözüm üretemez ise teşhir edilmeli, demokrasi ve laiklik anlayışı masaya yatırılmalıdır.

    Bu bir mücadele gerekçesi olacaktır. Bu konuda elde edilebilecek en küçük bir ilerleme önemli bir kazanım olacaktır. O yüzden küçümsenmemelidir.

    “BİR ALEVİ OLARAK YOKUZ ORADA, BİZİ YOK SAYIYORLAR”

    Belki bazı çevreler ‘Hapishanelerde Alevilere özel bir baskı mı uygulanıyor, yok öyle bir şey’ diyecekler. ‘Sırf Alevi diye sormuyoruz ki’ diyecekler. Doğru, sormuyorlar, yok sayıyorlar. Yani bir Alevi olarak yokuz orada. Zaten bizi kendilerine göre bir kalıba sokmak, yok saymak, kimliğimizle kabul etmemek ayrımcılık oluyor.

    Evet ayrımcılık var, bizi yok sayıyorsunuz.

    Buradan; hapishanelerde bir çerağ yakalım. Toplum, ülke, insanlar aydınlansın, ışıklı geleceğe bir adım daha yaklaşalım.

    “Hapishanelerde dini ve inançsal ayrımcılık son bulsun”

    “Laiklik uygulansın”

    “Aleviler vardır Alevilik Haktır”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kenanoğlu, Adalet Bakanı’na sordu, cezaevi yönetiminden gülünç açıklama geldi

    Kenanoğlu, Adalet Bakanı’na sordu, cezaevi yönetiminden gülünç açıklama geldi

    PİRHA – TV10’un tutuklu yönetici ve çalışanlarına, 12 gün tuttukları Matem orucu boyunca uygun koşulların sağlanmadığını PİRHA gündeme getirmişti. HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu da meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sormuştu. Bunun üzerine cezaevi yönetiminin tutuklu TV10 yöneticileriyle görüştüğü öğrenildi.

    Bir yıla yakın bir süredir Silivri Cezaevi’nde tutulan ve hala iddianameleri hazırlanmayan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’e Matem orucu boyunca uygun koşulların sağlanmadığını PİRHA gündeme getirmişti.

    Haberimiz üzerine HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, konuyu meclise taşıyarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için soru önergesi vermişti.

    Soru önergesinden ve olayın medyada yer almasından sonra cezaevi yönetimi TV10 yöneticileriyle görüştü. TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç, eşi Leyla Güleç ile görüşmesinde, cezaevi yönetiminin kendileriyle görüştüğünü aktardı.

    Güleç, cezaevi yönetiminin kendilerine, “Biz durumdan haberdar değildik, bize sizin oruç tuttuğunuz ve oruçla ilgili hassasiyetlerinizin olduğu (yemeklerin etsiz olması, oruç açım saati gibi) yönünde herhangi bir şey iletilmedi. İletilseydi bunu gözardı etmez, hassasiyet gösterirdik” dediklerini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Celal Fırat: Aleviler tutuklu Tv10 çalışanlarına yeteri kadar sahip çıkmadı-VİDEO

    Pir Celal Fırat: Aleviler tutuklu Tv10 çalışanlarına yeteri kadar sahip çıkmadı-VİDEO

    PİRHA – Yaklaşık yedi aydır cezaevinde olan TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in durumunu değerlendiren Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevilerin yeteri kadar TV10 çalışanlarına sahip çıkmadıklarını belirtti. 

    Yaklaşık yedi ay önce evlerine yapılan baskınla gözaltına alınıp tutuklanan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in hala iddianameleri yok. Kameraman Kemal Demir ise çıktığı mahkemede serbest bırakılmadı. Aylardır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 çalışanlarının durumuna ilişkin Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat değerlendirmelerde bulundu.

    “BU ARKADAŞLARIMIZA KARŞI İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”

    Türkiye’de çok büyük bir zulmün gerçekleştirildiğini söyleyen Fırat, Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir ile aşağı yukarı 5-6 sene beraber çalıştıklarını söyledi. TV10 çalışanlarının Alevi toplumuna büyük katkılarının olduğunu ve seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Fırat, yedi aydır o insanların ailelerinden uzak tutulmasını insanlık suçu olarak nitelendirdi.

    “İNSANİ AÇIDAN BAKILDIĞINDA UTANÇ DUYULACAK BİR DURUM”

    Fırat, 4-5 gün önce İsrail’e giden bir Türk kadının, orada gözaltına alındığını ev hükümetin buna karşı tepkisini hatırlatarak şuları kaydetti;

    “4-5 gün önce İsrail’e giden bir Türk kadını orada gözaltına alındığında şuan ki mevcut siyasal yapı adeta sosyal medya gibi çeşitli yerlerde kıyameti koparttı. Nasıl özgürlüğünü elinden alırsınız gibisinden. Nitekim şartlı bir çerçevede tahliye edildi.

    Düşünün 2-3 gün içeride kalmasını bir insanlık suçu olarak dillendiren insanlar şuan 7-8 ay kimi arkadaşlarımız bir senedir içerideler. Ne ile suçlandıkları, ne için içeride oldukları ile ilgili halen bir iddianame bile yok. Tamamen bunları gelenek göreneklerinden topluma hizmet etmekten alıkoydular. Şuan net bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki o insanlar adeta orada tutsak vaziyetteler. Bu yapılan büyük bir zulümdür. Özellikle Veli Büyükşahin dedenin 9-10 yaşında bir kızı, Velihaydar Güleç’in 4-5 yaşında bir kızı var, Kemal’in 7-8 aylık bir çocuğu var. Yani gerçekten insani olarak baktığımızda utanç duymamız gereken bir olgu.”

    “ALEVİ KURUMLARI YETERİNCE SAHİP ÇIKMADI”

    Alevilerin yeterince TV10 çalışanlarına sahip çıkmadıklarını da söyleyen Celal Fırat, cezaevine mektup göndermek, ailelerinin yanında olmak, onları ziyaret etmek ve manevi olarak yanlarında olmak gerektiğine vurgu yaptı.

    Evvela kendim bir özeleştiri vermek isterim. Üstümüze düşeni yeterince yapmadık, diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat şöyle devam etti. “Örnek olarak cezaevlerini ziyaret edebiliriz. Geçen senede söylemiştim ailelerinin yanına gitmek lazım. Sorunları sıkıntıları muhakkak vardır. Yoksa bile maneviyat anlamında onların yanında yer almak lazım.

    Kesinlikle Alevi kurumlarının aslında sadece Alevi toplumlarının da bir sorunu değil insanlık çerçevesinde vicdanı olan herkesin onların sesine ses olmalarını ben canı gönülden istiyorum. Sevgili Veli Dedenin, Veli Haydar’ın ve Kemal’in kısa zamanda aramızda olmasını görevlerine ve ailelerine kavuşmasını gönülden arzuluyoruz. Ancak arzulamakla kalmamak lazım bunun mücadelesini de vermek lazım. Bununla ilgili iyi bir alan yaratmak gerekiyor.”

    “YENİ KABİNE YENİ ACILARIN SİNYALLERİNİ VERİYOR”

    Tutuklu Tv10 çalışanlarının bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan Pir Celal Fırat konuşa ilişkin değerlendirmesini şu cümlelerle tamamladı.

    “Şuan yüzlerce binlerce insan neyle suçlandığını dahi bilmeden içeride yatıyor. Özgürlükleri elinden alınmış. Ve birileri buna ‘demokrasi’ diyor. Çok acı olanda bu. Seçim sonrası yeni bakanlar  kurulun yer alanların isimlerinin açıklamasıyla görüyoruz ki bu acıların daha farklı bir çerçevede gerçekleştirilmesinin de sinyalini verdiler.

    İçişleri Bakanı olsun, Genelkurmay başkanının Milli Savunma Bakanı yapılması bu gerginliğin süreceğinin işaretlerini veriyor. Bir yerde yangın varsa bu yangın herkese sıçrar, onun için bu yangını söndürmek lazım. El birliğiyle oturup konuşmak lazım. Sorunlarımızı el birliğiyle çözmemiz gerektiği kanısındayım.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Hakikat arayışının 77. haftasında: Basın üzerindeki baskıların son bulsun – VİDEO

    Hakikat arayışının 77. haftasında: Basın üzerindeki baskıların son bulsun – VİDEO

    PİRHA – TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 77. haftasında Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşti. Eylemde konuşan TV10 haber müdürü Turabi Kişin, tutuklanan yöneticilerinin serbest bırakılmasını ve basın üzerinde artan baskının son bulmasını istedi. 

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında bulunan Alevilerin sesi TV10 da 4 Ekim 2016’da mühürlendi. TV10 çalışanları kanallarına geri almak ve basın üzerinde gittikçe artan baskılara dikkat çekmek için İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 77. haftasında Galatasaray Meydanı’nda devam etti. ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganalanlarının atıldığı eyleme Cumartesi Anneleri, İnsan hakları savunucuları, Munzur Çevre Derneği ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    “BASIN ÜZERİNDEKİ BASKILAR SON BULSUN”

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin yaptığı konuşmada 77 haftadır Galatasaray Meydanı’nda olduklarını kaydetti. Kişin, eylemin amacının Alevilerin sesini yansıtan TV10’nun geri almak ve basın üzerindeki baskıların son bulması talebiyle oturduklarını belirtti.

    “Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede insan haklarından bahsedilmez” diyen Kişin, basın üzerinden git gide baskının arttığını belirterek, tutuklanan TV10 çalışnalaırının idanamelerinin bile hazır olmadığını vurguladı. Kişin, TV10 Genel Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç ve Kameraman Kemal Demir’in serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİ OLDUKLARI İÇİN TUTUKLANDILAR”

    Bir hafta önce gözaltına alınan vedün çıkarıldıklaı mahkeme sonucu tutuklanan Erzincan PSAKD yöneticilerinin önceki gün tutuklanmasını da tepki gösteren Kişin, 17 kişinin tutuklanmasının sebebi Alevi olmaları ve Alevi mücadelesine yer almalarıdır” dedi.

    Baskıların sistematik olarak devam ettiğini belirten Kişin, TV10’nun kapatılmasının sebebinin baskıları görünür kılmasından kaynaklandığını söyledi.

    BASIN TEK SES…

    Türkiye’de basının tek ses olduğunu ifade eden TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, çıkarılan yeni internet yasalarıyla da seslerinin tümünü baskı altına almayı hedeflediğini vurguladı. ,

    Kişin, son olarak Galatasaray Meydanı’nda mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Eylem ‘Özgür basın susturulamaz,’ ‘Alevilerin sesi susturulamaz’ sloganlarıyla son buldu. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • Aleviler Galatasaray’dan seslendi: Büyükşahin, Güleç ve Demir serbest bırakılsın-VİDEO

    Aleviler Galatasaray’dan seslendi: Büyükşahin, Güleç ve Demir serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- TV10 eyleminin 67. haftasında eyleme destek veren Alevi kurumları gözaltında olan TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile tutuklu TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılmasını talep etti.

    Haberin Videosu 

    TV10 çalışanlarının başlattıkları eylem 67. haftasında Galatasaray Meydanı’nda devam etti. Eyleme destek veren Alevi kurumları TV10 çalışanlarının serbest bırakılmasını istedi. Eyleme Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) İstanbul Şubeleri, HBVAKV İstanbul ve körfez şubeleri ile Okmeydanı Cemevi, Demokratik Alevi Derneği (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Alevi Kültür Derneği (AKD) Sultangazi Şubesi Pir Sultan Abdal Cemevi, Seyit Süleyman Aziz Baba Cemevi Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Garipdede Dergahı, Tüm TOK-DER, Zülfikar Dergisi, araştırmacı-yazar Mehmet Kabadayı, Ayhan Aydın, Bülent Felekoğlu, sanatçı Mehmet Ekici, Cumartesi Anneleri, insan hakları savunucuları ile TV10 çalışanları destek verdi.

    Alevi kurumlarının “Hakikat yol yürüyecek, nehak devranı çökecek” pankartı ile alanda yerini aldığı eylemde, “Özgür basın susturulamaz”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Yaşasın onurlu mücadelemiz” sloganları atıldı.

    “TV10 KURULDUĞUNDAN BERİ BARIŞA HİZMET ETTİ”

    Açılış konuşmasını yapan TV10 programcısı Hüseyin Kelleci, Kerbela’dan bu yana Alevilere yönelik baskıların devam ettiğine vurgu yaptı. TV10’un da bir Muharrem ayında kapatıldığını belirten Kelleci, TV10’un kurulduğundan beri sevgiden, barıştan vazgeçmediğini, farklı dilleri ve kültürleri ekranda buluşturduğunu ifaden etti. Kelleci, 1 Aralık 2017’den beri tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir ile geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in suçsuz yere alındıklarını belirtti.

    “TUTUKLAMA VE GÖZALTILAR YÜREĞİMİZİ DAĞLIYOR”

    Kelleci’nin ardından söz alan Garip Dede Dergahı Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, TV10 çalışanlarına dönük gözaltı ve tutuklamaların yüreklerini dağladığını söyleyerek, TV10 çalışanlarıyla birlikte uzun süredir Alevi toplumuna hizmet ettiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanının “OHAL sürecinden kimse etkilenmiyor” açıklamalarını hatırlatan Fırat, kendilerinin OHAL sürecinden çok etkilendiklerini vurguladı.

    Fırat, tutuklanan TV10 kameramanı Kemal Demir’in henüz 6 aylık bir çocuğu olduğunu hatırlatarak “Bu biz zulümdür” dedi.

    “BÜYÜKŞAHİN, GÜLEÇ VE DEMİR ONURUMUZDUR”

    Fırat’ın konuşmasının ardından Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım gülbeng okudu. Gülbengin ardından Alevi kurumları adına basın açıklamasını okuyan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, “Gözaltılar derhal serbest bırakılsın. Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir onurumuzdur” dedi.

    “MUHALİFLERE KARŞI MÜCADELE YÜRÜTÜLÜYOR”

    OHAL ve KHK’ler aracılığıyla muhaliflere karşı bir mücadele yürütüldüğüne dikkat çeken Yıldız şöyle devam etti:

    “Yaşadığımız süreçte düşünce ve ifade özgürlüğü neredeyse ortadan kaldırılmış, AKP’nin haksız, hukuksuz, keyfi uygulamalarına eleştiri getiren, muhalefet eden tüm kesimlerin susturulması için OHAL seferber edilmiştir. Darbe ve darbecilerle mücadele adı altında çıkarılan OHAL bir buçuk yıldır uygulamadadır ve gerçek anlamda Cemaatle bir mücadele yürütülmemekte ve hatta aynı anlayışla devlete yerleşmeye çalışan cemaatlere fırsatlar sunulmaktadır.”

    “ASIL AMAÇ ALEVİLERİ ESİR ALMAKTIR”

    Mesleğini onuruyla yapan gazetecilerin ters kelepçe ile gözaltına alınmasının baskı ve sindirme rejiminin devamı olduğunu vurgulayan Yıldız şöyle konuştu:

    “Alevilerin katkıları ile kurulmuş ve AKP iktidarı eliyle kapatılmış olan TV10 yöneticilerinin de bulunduğu birçok kişi gözaltına alınmıştır. Bunlardan biri TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Veli Büyükşahin bir diğeri de yine aynı televizyonun Yayın Kurulu Üyesi ve programcı Sayın Veli Haydar Güleç’tir. Veli Büyükşahin aynı zamanda bir Alevi dedesidir. Bu durum; muhalif basına ve demokratik kamuoyuna yönelik bir sindirme operasyonudur. FETÖ ile her türlü duygusal, düşünsel ve ekonomik ilişkisi olan ve devletin her kademesinde görev yapanlarla ilgili hiçbir şey yapmayan siyasi iktidar; ömrünü bu tür gerici, şeriatçı ve işbirlikçi cemaat örgütlenmelerine karşı mücadele ile geçirmiş aydın, gazeteci, yazarlara zulüm etmektedir. Bu zulmü gerçekleştirirken de bilinçli bir biçimde Alevileri ve onların kurumlarını hedef alarak provokasyon ortamı hazırlamak istemektedir.
    Bizler yoldaşlarımızın gözaltına alındığı ilk günden beri biliyoruz ki asıl amaç Alevileri esir almaktır. Onlar, Pir Sultan’ın direnciyle Alevi hak mücadelesine emek veren canlarımızdır.”

    “TEK YARGI MAKAMIMIZ DARI MANSUR MAKAMIDIR”

    “Bizim inancımızda, Analar, Dedeler, kanaat önderleri barışa ve barıştırmaya hizmet eder. Yolumuzun gereğidir barıştırmak” diyen Yıldız, Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in barışa elçilik yaptıkları için özgürlüklerinin çalındığını, kimsenin inancının gereği olan barış elçiliği yaptığı için esir edilip yargılanmayacağını vurgulayarak “Bizim tek yargı makamımız Darı Mansur makamıdır.” dedi.

    Alevi toplumu olarak zulme boyun eğmeyeceklerini dile getiren Yıldız, “Biz kadimden gelen inancımızın yolcularıyız. Kendi mürşidimiz dışında kimseye baş eğmedik ve bundan sonra da baş eğmeyiz. Alevi toplumu olarak, var olduğumuz günden beri demokrasiyi, özgürlükleri, laikliği ve en önemlisi de barışı savunduk. Savunduğumuz bu değerler uğruna da çok ciddi bedeller ödedik. Ancak, barış, demokrasi, eşit yurttaşlık ve laiklik mücadelesinden asla vazgeçmedik” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER VARDIR VE ALEVİLİK HAKTIR”

    Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir başta olmak üzere gözaltına alınan tüm canların serbest bırakılmasını talep eden Yıldız sözlerini mücadele vurgusu ile tamamladı:

    “AKP iktidarı, Aleviler üzerinden ülkeyi içine sokmaya çalıştığı politikadan bir an önce vazgeçmelidir. Siyasal iktidarı defalarca uyardık. Uyarmaya da devam edeceğiz. ‘Aleviler vardır ve Alevilik Haktır.’ Bunu artık kafanızın içine sokun. Yeter artık değerlerimize, maneviyatımıza saldırmaktan vazgeçin. Alevi Bektaş Federasyonu olarak Alevi Kurumları başta olmak üzere bütün demokrasi güçleri ile birlikte kol kola bu ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkaracağız. Tarihimizden ve ulularımızdan aldığımız mirasla yol yürümeye devam edeceğiz. Size de sizin karanlık emellerinize de boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkeye onurlu ve kalıcı barış gelinceye kadar, demokratik ve laik bir Cumhuriyet inşa edilinceye kadar mücadele edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, TV10 emekçilerinin serbest bırakılması için 13 Ocak’ta Galatasaray Meydanı’nda

    Aleviler, TV10 emekçilerinin serbest bırakılması için 13 Ocak’ta Galatasaray Meydanı’nda

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri geçtiğimiz gün gece yarısı gözaltına alınan TV10 yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile Silivri cezaevinde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılmalarını talep etmek için TV10 eylemine kitlesel katılım sağlayacaklar. 

    KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç gece yarısı evlerinden gözaltına alınmıştı. TV10 kameramanı Kemal Demir ise 25 Kasım’da gözaltına alınmış ve 1 Aralık’ta da tutuklanmıştı.

    Alevi medyasına yönelik tutuklama ve gözaltılara tepki gösteren Alevi kurumları, 13 Ocak Cumartesi günü 67’incisi düzenlenecek olan TV10 eylemine kitlesel katılım sağlayacak. Eylemde biri tutuklu, ikisi gözaltında bulunan TV10 emekçilerinin serbest bırakılmasını talep edecek olan Alevi kurumları hazırladıkları bir afişle sosyal medyada duyarlılık çağrısı yaparak, kitlesel olarak katılacaklarını belirttiler.  (HABER MERKEZİ)

  • TV10 emekçileri: Dersim Katliamı’yla Alevi yol erkanına saldırı yapıldı – Video

    TV10 emekçileri: Dersim Katliamı’yla Alevi yol erkanına saldırı yapıldı – Video

    PİRHA – TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 59. haftada da yoğun katılımla gerçekleşti. Eylemde geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Pir Mustafa Deprem anıldı. 

    Haberin Videosu

    Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen TV10 çalışanları televizyonlarını geri almak için  59. haftasında da eylemlerine devam ettiler.

    KHK ile kapatılıp 7 Ekim’de satışa çıkarılan TV 10’un 59 haftasında “Alevilerin sesi susturulamaz” pankartının açıldığı eyleme televizyon emekçilerinin yanı sıra, Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Yıldız, Cumartesi Anneleri, İHD üyeleri ile HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş katıldı.

    Eylemde konuşan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Hakkın ve Hakikat’ın Sesi  TV10’nun açılması için burada olduklarını söyledi.

    Bir buçuk yıldır Galatasaray Lisesi önünde eylem yaparak mücadele ettiklerini belirten Büyükşahin, TV10’nun kuruluşundan sonuna kadar yanlarında olan ve geçtiğimiz günlerde hakka yürüyen Kantarma Piri Mustafa Deprem’i andı.

    MUSTAFA DEPREM, ŞÜKRÜ SAMSUNLU, GÜZEL ANA…

    “TV10 emekçilerinin, Pir Mustafa Deprem’i, TV10 yönetmeni Şükrü Samsunlu’yu ve Güzel Ana’nın istediği gibi sesimizi kısmak isteyenlere karşı mücadele edecek” dedi.

    Basın üzerindeki baskılara değinen Büyükşahin, “Cezaevinde yüzü aşkın gazeteci var. Halen gazeteciler ve haber kanalları haber yapmakta zorlanıyor. Bugün bir işsizler ordusu var” dedi.

    Geçen hafta Seyit Rıza ve arkadaşlarının birçok yerde yapılan anmalarını hatırlatan Büyükşahin, Doğu Perinçek’in, “Cumhuriyet Dersim isyanını bastırmasaydı orası feodal eşkıya yatağı olarak devam ederdi. 1930’ların kentine bakalım, eğer Seyit Rıza aşiret düzeni devam etseydi hala feodal düzen, kadınların saçlarından sürüklenmesi devam edecekti” sözlerine de tepki gösterdi.

    Büyükşahin, “Alevi toplumunda kadın erkek eşittir. Dersime yapılan siyasi operasyonlar Alevi toplumunun inancına da büyük bir müdahale yapılıyor. Dersim katliamıyla Alevi inancına yol erkanına yönelik ciddi bir saldırı söz konusudur” dedi.

    “15 yıldır iktidarda olan AKP’nin Dersim Katliamı’yla ilgili her zaman CHP’yi suçladığını söyleyen Büyükşahin şöyle devam etti:

    “O günün CHP’si bugünkü sizlerin toplamıdır. AKP geleneğinden gelen bu kadrolar o günün CHP’siydi. Dersim Katliamı’nın en büyük sorumlularından biriside Celal Bayar’dır. Yani siz aynı gelenekten geliyorsunuz. 1938’deki katliam anlayışı bugün orman yangınlarıyla aynen devam ediyor. Ekranlarımız açık olsaydı uzun uzun Dersim Katliamı’nı paylaşacaktık ama kapalı olduğu için buradan dile getiriyoruz.”

    TV10 çalışanları olarak başlattıkları mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Büyükşahin, 60 haftada da Galatasaray Meydanında olacaklarını söyledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • TV10 çalışanları gözaltıları protesto etti: Gazetecilik suç değildir- VİDEO

    TV10 çalışanları gözaltıları protesto etti: Gazetecilik suç değildir- VİDEO

    PİRHA –  55 Haftadır Galatasaray meydanında kapatılan televizyonlarını geri almak isteyen TV10 çalışanları, gözaltına alınan gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını belirterek, “Korku imparatorluğuna rağmen gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    OHAL koşullarında KHK ile kapatılan basın kurumlarından biriydi Alevilerin sesi TV10.  Kapatıldığı günden bu yana Galatasaray Lisesi önünde ‘Televizyonumuzu geri istiyoruz” diyerek başlattığı eylem 55. haftadır devam ediyor. Her hafta olduğu gibi bu haftada eyleme Cumartesi Anneleri, F Oturumu insanları, Munzur Çevre Derneği ve HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş destek verdi. Eylemde “Alevilerin sesi Tv10 susturulamaz” pankartı açılırken sık sık ‘Alevilerin Sesi susturulamaz’, ‘Özgür basın susturulamaz,’ ‘Susma Sustukça sıra sana gelecek,’ ve Sivas’ın hesabı sorulacak’ sloganları atıldı.

    BASINA YÖNELİK BASKILAR KINANDI

    Eylemde konuşan TV10 Çalışanı Rohat Emekçi, Öncellikle her hafta TV10 eylemini takip eden gazetecileri selamlayarak, “Her hafta bizi yalnız bırakmadan, sesimizi yükseltiyorlar” dedi.

    Basına yönelik baskıları kınayan Emekçi, Bir yıla yakın süredir 100’e aşkın gazetecinin, korku imparatorluğuna karşı direnenlerin kalemlerinin cezaevinde olduğunu belirterek, “Gazetecilik suç değildir dedik ve sesimizi yükseltmeye devam ettik.  Bizler korku imparatorluğuna rağmen gerçekleri yazmaya devam edip, gerçekleri yazmaktan taviz vermeyeceğiz” dedi.

    Emekçi, “Bizler sesimizi tüm gazeteciler adına TV10 eyleminde yükseltiyoruz” vurgusunda bulundu.

    “SİVAS KATLİAMI SUÇLULARINI İYİ BİLİYORUZ”

    Bir televizyon kanalına konuk olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Sivas Katliamı ile ilgili bir soru üzerine, “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” sözlerini eleştiren Rohat Emekçi, “İmtina etti çünkü Sivas’ta kendisi belediye başkanıyken Madımak otelde 35 can yakıldı. Orada bulunanların sazları, sözleri, türküleri katledildi. Bizler suçluları çok iyi biliyoruz, hiçbir zaman suçlular mahkemeye çıkarılmadılar. Bu katliam diğer yaşanan katliamlar gibi zaman aşımına uğradı. Fakat bizler gerçekleri ve kimlerin yaptığını biliyoruz” ifadesini kullandı.

    Emekçi, “O gün orada olanlar katliamın yaşanmasına göz yumdular” ifadesini kullandı.

    Öte yandan meclisten geçirilen Müftülük yasasını da eleştiren Emekçi, “Bu yasa bizlerce hükümsüzdür” dedi.

    Emekçi son olarak, gazetecilik yapmanın suç olmadığını belirterek, “Televizyonumuz geçtiğimiz günlerde satıltı. Bizler TV10’nun kimlere peşkeş çekildiğini bilmiyoruz, ama biz onları deşifre etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Eylem konuşmaların ardından son buldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • Kapatılışının 1. yılında TV10 çalışanları anlattı: TV10 Alevilerin evinde bir ziyaret gibiydi-VİDEO

    Kapatılışının 1. yılında TV10 çalışanları anlattı: TV10 Alevilerin evinde bir ziyaret gibiydi-VİDEO

    PİRHA – Alevi toplumunun sesi TV10’un, Başbakanlık emriyle OHAL kararnamesiyle hukuksuz bir biçimde 28 Eylül 2016’da yayınının kesilmesinin 1. yılında kanal çalışanlarının 52 haftadır İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda yaptığı eylem devam ediyor. PİRHA’ya konuşan TV10 çalışanları Alevi toplumu için çok önemi olan televizyonlarını geri alıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladılar. 

    2011 yılından beri aralıksız Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını, Samsun’dan Dersim’e, Tokat’an Adıyaman’a, Terolara, Tekirdağ’a, Hacıbektaş’a, Antakya’ya kadar  Türkiye’nin her tarafına ekranlarına taşıyıp, Alevilerin sesi olan TV10’un kapısı KHK kararıyla bir yıl önce mühürlendi.

    Mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılan TV10’un çalışanları 52 haftadır Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıyor.

    Başbakanlık emriyle kapatılmasının 1. yılında TV10’nun çalışanları  düşüncelerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin Galatasaray Meydanı’nda 1 yıldır haklarını aradıklarını belirterek, “Türkiye’deki OHAL rejiminin, KHK rejiminin, bu halka özellikle Alevi toplumuna yaşattığı cendereyi ifade etmeye çalışıyoruz. Tabi ki sadece TV10’nun kapatılması değil, özellikle OHAL rejimiyle birlikte onlarca basın yayın kuruluşu kapatıldı. 160’ın üzerinde gazeteci cezaevinde” dedi.

    “ÜLKE TABLOSUNU GAZETECİLERİN DURUMUNU GÖSTERİYOR”

    Gazetecilerin durumunun bir ülkenin fotoğrafını yansıttığını kaydeden Kişin, her gün yaşanan gözaltıların, köy bombalamaların, şehirlerin tahrip edilmesinin, haritadan silinmesinin Türkiye’nin acı fotoğrafını yansıttığını söyledi.

    “Bir ülkede demokrasinin düzeyine bakmak istiyorsanız oradaki basının durumuna bakın” diyen Kişin, “TV10 olarak kapatılmamızın bir yılı doldu. Bundan sonra da mücadelemizi sürdüreceğiz, televizyonumuzu geri alana kadar, basın ve ifade özgürlüğümüzü sağlayana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

    “BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR HİKAYE”

    TV10’da muhabirlik ve montaj yapan Semra Acar ise, TV10’un kendileri için büyük bir hikaye olduğunu kaydederek, “Kanalda bir çok kişiyle ilişki geliştirmiş, diğer televizyonların gitmediği yerlere gitmiş, onlarla can olup cem olmuştuk. Bu bize kendimizi çok daha iyi hissettiriyordu ve bu aslında bizi bizimle buluşturuyordu” diye konuştu.

    Televizyonun kapatıldığı gün kapıdan ayrılarak eşyaları bırakmanın kendileri için oldukça zor olduğunu ifade eden Acar devamında şöyle konuştu:

    “Bunu bizim kadar hisseden olmamıştır. Çünkü o kanalın her köşesinde emeğimiz var, alın terimiz var. O sebeple orayı bırakmak bizim için zor oldu. TV10 Alevilerin, bizlerin lokmalarıyla kuruldu. Diğer kurumlar gibi 3 bin, 5 bin liraya çalışmadık, çok cüzi miktarlara çalıştık çünkü bizi oraya bağlayan şey kültürümüzdü, inancımızdı. Aslında Aleviliğimizdi. Ve tabi bizi bağlayan ana dilimizdi. Orada kendi ana dilimle buluştum. TV10 binlerce insanı kendi ana diliyle de buluşturdu bu anlamda da önemliydi. Alanlara gittiğimde de şikayet ediyorlar. ‘Bizi ana dilimizden kopardılar’ diyor insanlar.”

    Acar son olarak, hiçbir iktidarın, hiçbir gücün kendilerini inançlarından, kültürlerinden alıkoyamayacağını belirterek,  “Bizler farklı mecralarda bu yolu sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    “TELEVİZYON ARACILIĞI İLE ALEVİLİĞİ ÖĞRENDİM”

    TV10  kameramanlarından İsmet Sefer televizyon aracılığı ile Alevi inancına yönelik çok şey öğrendiğini kaydederek, “TV10 çalışmalarında ben de çok şey öğrendim, bir çok yere gittim, bir çok insanla tanıştım, dağ, taş, ziyaret gibi Alevi inancına dair çok şeyi bu kanalla öğrendim. Aleviler ve Alevilik inancı açısından önemli bir ekrandı. İnsanlar dışarı çıkarken bile açık bırakıp gittikleri bir kanaldı. Onlar için aslında evin içindeki bir ziyaretti TV10. Çünkü  her şekilde dua ediyorlardı, kanalın daha iyi bir yere gelmesi için ellerindekileri de veren bir toplumdu” diye konuştu.

    Tamamen emek üzerine kurulu bir televizyon olduğuna vurgu yapan Sefer, “Televizyonu kapatarak bir şeylere ulaşamazlar çünkü suyun akışını engelleyemezler. Su her yerde yolunu bulur ve gidip o kuruyan bölgelerde tekrar bir can suyu olacaktır. Bizler de kanalın devamlılığını bu alanlarda yapıyoruz. Bu mücadeleyi bir şekilde buralarda sürdürüyoruz ve bir arada olmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    “TV10 FARKLI RENKLERLE FARKLI DİLLERİ BULUŞTURDU”

    TV10 programcılarından Veli Haydar Güleç de televizyonlarının kapatılmasına yönelik düşünlerini şöyle ifade etti:

    “Beş yıllık bir emek ortada. Beş yılın muhasebesini yaptığımızda önemli bir şey ortaya çıkıyor. Türkiye’de ilk kez farklı dillerden, inançlardan, kimliklerden bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını  bir şekilde kitleye aktaran bir televizyondu. Beş yıl içinde kimsenin duymadığı, bilmediği, hiç kimsenin bir daha göremeyeceği, insanların sesini aslında  bir şekilde toplumla buluşturduk. Alevilerin farklı düşünen bütün kesimleri birbirlerini tanımaya ve dillerini öğrenmeye başladılar. Birbirlerinin varlıklarını kabullenmeye başladılar. Bu ülkenin sesini kıstılar, ülkedeki toplumsal kesimlerin sesini kıstılar. Amaçları tek ses, tek renk ve tek inanca dönüştürmek istiyorlar. TV10 farklı renklerle, farklı dillerden insanları buluşturmuştu. Ben de bir gün ana dilimde bir program yapacağımı hiç düşünmemiştim. Ama o özgüveni kazandım, belki unuttuğum bir daha konuşamayacağım dili tekrar kazandım. Biz burada bir televizyon kanalına sahip çıkmıyoruz, biz halkın sesine sahip çıkıyoruz.”

    “KAR KIŞ DEMEDEN MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”

    Alevi coğrafyasını köy köy gezen Tv10 programcılarından Hüseyin Kelleci ise haklarını aramak için bir yıldır kar kış demeden Galatasaray Meydanı’na geldiklerini ifade ederek, “Burada söylememiz gereken türkümüz ve sözümüz vardı. Bugün de önemli bir gün, Hz. Hüseyin’in katledildiği gün. O gün de Muharrem orucu başlamıştı, o gün de aslında Alevilere bir Kerbela’yı yaşattılar. Kerbela 1400 yıldır sürüyor. Onun için biz Hüseyin’i duruşumuzu TV10 olarak devam ettirdik. Bundan sonra da sokaklarda devam ediyoruz” diye konuştu.

    Kelleci son olarak, “Bu televizyonu ölü fiyatına satmaya çalışanların, bu ülkeyi yönetenlerin gırtlağında kalacak. Hepimizin emeği onların boğazında kalacak. Elimizden geldiği kadarıyla TV10’u haberiyle, duruşuyla, eylemiyle devam ettirmeye çalışıyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 45. haftasında

    TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 45. haftasında

    PİRHA – 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal koşullarında çıkarılan KHK’lerle kapatılan Alevilerin sesi TV10’u geri almak için çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 45. haftasında devam edecek.  

    15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı. Alevilerin sesi TV10’da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi.

    TV10’un geri alınması için çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 45. haftasında her zaman olduğu gibi Cumartesi günü (bugün) saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılacak.

    Eyleme bu hafta Tüm Tokatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği (TÜM-TOKDER)’in yanı sıra birçok Alevi kurum temsilcisi, TV10 izleyicileri, sanatçılar ve halk eyleme destek verecek.

    TÜM-TOKDER sosyal medya hesaplarından eyleme katılım çağrısında bulundu:

    “TÜM-TOKDER olarak, KHK ile karartılan TV10 ile dayanışma için basın açıklamasına katılıyoruz. 45’inci haftasında demokrasi için Galatasaray Lisesi önünde 12 Ağustos Cumartesi saat 14.00’te buluşuyoruz. Sen yoksan bir eksiğiz, haydi dayanışmaya.”

     

  • TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 43. haftada devam edecek

    TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 43. haftada devam edecek

    PİRHA – OHAL koşullarında KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 42. haftayı geride bıraktı. Eyleme Alevi kurumlarının yanı sıra sanatçı ve TV10 izleyicileri destek veriyor. 

    Olağanüstü Hal koşullarında Kanun Hükmünde Kararnameyle kapatılan TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 43. haftasında da devam edecek. 43. haftasında Galatasaray Lisesi önünde devam edecek olan eyleme bu hafta Okmeydanı Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin yanı sıra bir çok sanatçı, TV10 izleyicisi destek verecek.

    Hakkın ve hakikatin sesi olan TV10, KHK ile 4 Ekim 2016’da mühürlenmişti.

    (HABER MERKEZİ)