Etiket: üç fidan

  • Üç Fidan, idamlarının 52. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    Üç Fidan, idamlarının 52. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-68 kuşağının önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilişlerinin 52’nci yıldönümünde Dersim’de anıldı. Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Üç Fidan’ı bedenen aramızdan almış olabilirler ama onların fikirleri, idealleri ve düşünceleri halen yanı başımızda” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, 68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 52’inci yıldönümünde parti binasından yürüyüş gerçekleştirip Yeraltı Çarşısı üstünde anma programı gerçekleştirdi.

    Anma programına Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan ve Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Basın açıklamasını Eylül Yantemur okudu. Açıklamada ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ pankartı açıldı.

    “ÜÇ FİDAN’IN SÖZLERİ HALEN HALKIN MÜCADELESİNE GÜÇ VERİYOR”

    Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in emperyalizme karşı mücadelesinin halka ilham kaynağı olmaya devam ettiğini belirten Eylül Yantemur, “Onlar baskının, sömürünün olmadığı sınıfsız bir toplumun kurulması nihai amacıyla, emperyalizme ve işbirlikçi egemen sınıfların köhne düzenine ve yöneticilerine karşı taviz vermeden mücadele ettiler. Bu mücadelenin tam zaferi, bugün de işçi sınıfının ve ezilen halkların, baskının ve sömürünün tüm biçimleriyle yok edildiği sınıfsız toplum davasının hedefi olmaya devam ediyor. Deniz Gezmiş’in idam sehpasında söylediği “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!” sözleri yarım asırdır, bu topraklarda çınlamayı sürdürüyor. Deniz Gezmiş’ten sonra darağacına çıkarılan Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın “Kahrolsun faşizm” haykırışı, bugün hâlâ grevlerde, meydanlarda, kampüslerde mücadeleye güç veriyor” dedi.

    “YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM”

    “Üç Fidan bedenen aramızdan almış olabilirler ama onların fikirleri, idealleri ve düşünceleri halen yanı başımızda” diyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “52 yıl geçmesine rağmen halen onların düşünceleri mücadelemizi büyütmemizi sağlıyor. Denizler idam sehpasında son sözlerini daha insanca yaşanacak sömürüsüz bir düzen için söylediler. Sömürüsüz bir dünya kurmak özlemiyle yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelesi sözünü söyleyerek yeni gelen kuşakların gideceği adresi göstermiş oldular. Bizde buradan onların sözlerini miras olarak kabul ediyoruz yaşasın devrim ve sosyalizm diyoruz” diye konuştu.

    Anma şiir ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Antalya’da Üç Fidan anması: Tek adam rejimini milyonlarca Denizler sona erdirecek

    Antalya’da Üç Fidan anması: Tek adam rejimini milyonlarca Denizler sona erdirecek

    PİRHA- Türkiye devrimci hareketin önderlerinden “Üç Fidan” olarak anılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için Antalya’da düzenlenen anmada, mücadelelerinin süreceği vurgusu yapılarak, “Tek adamın sonu Denizlerle gelecek” mesajı öne çıktı.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Üç Fidan’ı Attalos Heykeli önünde düzenledikleri basın açıklaması ile andı.

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idamlarının 51. yılında Antalya’da da anıldı.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Üç Fidan’ı Attalos Heykeli önünde düzenledikleri basın açıklaması ile andı.

    “GENÇLİĞİN ÖNCÜSÜ OLDULAR”

    Kitle adına açıklamayı okuyan EMEP Antalya İl Başkanı Hasan Alkan, Üç Fidan’ın gençlik profilinin çizgilerini taşıyan öncüler olduğunu ifade ederek, “Denizler yaşlarından büyük hayaller peşinde koşan hayalperestler değildirler. Onlar yaşadıkları çağın ve dönemin, baskılardan huzursuz olan ve mücadeleye katılan ortalama gençlik profilinin çizgilerini en belirgin biçimde taşıyan, onların en ilerileri, öncüleri, en kararlı olanlarıydılar. 1968-70’li yılların başında dünyadaki gençlik ve işçi hareketlerinden Türkiye’ye vuran dalganın en üstünde yer aldılar. Binlerce Deniz’in en güçlü, en atak temsilcileri oldular. Onları öldürenler bu devrimci gençlik atılımını en acı biçimde kesmek istemişlerdi. Başaramadılar. Denizlerin mirası bugün başta işçi sınıfının eylemleri olmak üzere bütün ezilenlerin eylemlerinde; tam bağımsız ve sosyalist bir Türkiye mücadelesinde sürüyor” dedi.

    “ERDOĞAN’IN ANTİEMPERYAZLİZMİ ŞANTAJ DİPLOMASİSİDİR”

    Alkan, iktidarın ülkeyi yandaşlarını zengin eden bir şirket gibi yürüterek talanın önüne açtığını belirterek, “Erdoğan’ın antiemperyalizm dediği şantaj, yaptırım, tehdit, hot zot diplomasisidir ve bunlar her seferinde daha güçlü bir bumerang olarak Türkiye’ye dönmektedir. Denizler bugün sağ olsaydılar onların antiemperyalist mücadelesinin hedefinde; bugün beşli çete başta olmak üzere halkın birikimini yandaş tekellerin hizmetine sunan, kendi çeperini zengin eden, kamu kaynaklarını yerli yabancı tekellere özelleştiren, ormanları, dereleri, kentleri şirketlerin emrine amade hale getiren, nihayet ülkeyi bir şirket gibi yöneten ve kendisi de bizzat Afrika, Türki Cumhuriyetler vb. yerlere sermaye transferi yapan ama halkı patates soğana muhtaç bırakan iktidara karşı vereceklerdi” ifadelerini kullandı.

    “TEK ADAM REJİMİNİ MİLYONLARCA DENİZ SONA ERDİRECEK”

    Alkan son olarak şunları söyledi:

    “Yine sağ olsalardı; NATO’ya ABD’nin her köşeye kondurduğu üslerine, Türkiye’nin toprak kazanmaya dönüşen sınır ötesi harekâtlarına karşı çıkacaklardı. Denizler bugün sağ olsalardı sınıfsız sömürüsüz bir dünya için mücadele etmeye devam edeceklerdi. Denizlerin başlattığı mücadelenin ateşi hala yanıyor, yanacak. 14 Mayıs seçimleri bu çok yönlü ve kapsamlı mücadelenin bir parçasıdır. Tek adam rejimini sona erdirecek hamle milyonlarca Denizlerden gelecek. Birleşe birleşe kazanacağız. Biz kazanacağız, emekçiler kazanacak.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Üç Fidan için Mersin’de anma

    Üç Fidan için Mersin’de anma

    PİRHA- Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilişlerinin 50’nci yıldönümünde Mersin’de anıldı. 

    Mersin 68’liler Derneği, 68 kuşağının devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 50’nci yıldönümü nedeniyle 68’liler Barış Ormanı’nda etkinlik düzenledi.

    Saygı duruşu ile başlayan anmada konuşan Mersin 68’liler Derneği Başkanı Hüseyin Kapıkıran, Denizlerin dalgalandırdıkları bayrağın bugün de dalgalandığını söyleyerek, kriz ve karanlığa karşı Denizlerin ruhunun günümüzde de yaşatılması gerektiğini belirtti.

    Kapıkıran’ın ardından söz alan Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce de, savaşı baskıyı yoksulluğu her yerde kurumsallaştırarak kendilerinin baskı altına alınmaya çalışıldığını dikkat çekerek, “Sinanlar, Mahirler, İbolar, Sakineler, Kemaller hepimizin mücadelesinde yaşıyor. Savaşın yoksulunun arttığı bu dönemde onların yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından etkinlik Sözyüzü dergisinden şairlerin seslendirdiği şiir ve Turhan Alıcı’nın söylediği şarkılarla son buldu.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • HDP heyeti, Üç Fidan’ı ziyaret etti-VİDEO

    HDP heyeti, Üç Fidan’ı ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-HDP’li Milletvekilleri, idam edilişlerinin 49. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarını ziyaret etti.

    HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Erol Katırcıoğlu ve Murat Çepni, Karşıyaka Mezarlığına giderek Üç Fidan’ı ziyaret etti.

    HDP heyeti adına konuşan Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, pandemi nedeniyle kitlesel bir anmanın söz konusu olamadığını belirtti. HDP’li Bülbül, “Onlar, Türkiye halklarının, emeğin, yoksulların, kimsesizlerin; özgürlüğü ve adaleti gerektiren tüm süreçlerin gerçekleşmesi için yaşamlarını feda ettiler” dedi.

    Kemal Bülbül, Üç Fidan’ın, Türkiye devrimci hareketine öncülük yapan isimler olduğunu ifade ederek şu konuşmayı yaptı:

    “6 Mayıs şafağında idama giderken Deniz Gezmiş’in söylediği çok önemli; ‘Türkiye halklarının kardeşliği, eşitliği için bu mücadeleyi yaptık’ diye söylemesi yine Nurhak dağlarına gitmeleri, Hakkari’de Gençlik Köprüsü’nü yapmış olmaları halklar arasındaki diyaloğu, eşitliği, ortak mücadeleyi ne kadar önemsediklerinin göstergesidir. Biz de HDP olarak bugün huzurlarında diyelim ki; biz, Deniz, Yusuf ve İnan’ın mirasına sahip çıktık.

    Üç Fidan diye adlandırılanlar, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin filizlenen fidanlarıydı. Fidan yaşlarında inandıkları değerler uğruna candaş verdiler.

    Yusuf Yozgatlı, Hüseyin Sarızlı, Deniz Erzurumlu. Üçü üniversitede sosyalist, devrimci, Marksist değerlere inanarak; tabi bunu Türkiye gerçekliğiyle de buluşturarak halkların, emeğin, işçi sınıfının özgürleşmesi ve yaşanabilir bir Türkiye olması için candaş verdiler. Biz de bu yaşanabilir Türkiye mücadelesini sürdüreceğimizin sözünü verelim.”

    PİRHA/ANKARA 

  • 78’liler Girişimi Sözcüsü Can, idamlarının 49. yılında Üç Fidan’ı anlattı

    78’liler Girişimi Sözcüsü Can, idamlarının 49. yılında Üç Fidan’ı anlattı

    PİRHA-78’liler Girişimi Sözcüsü Celallettin Can, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın neden hedef alındıklarını anlattı. Can “Gerçekten yetenekli, halk tarafından sevilen, önder özellikleri olan bir kadroydu. Bu kadronun tasfiye edilmesi, Anayasanın değiştirilerek tekçi rejimin egemen kılınabileceği bir sistem oluşturmanın parçası olarak 12 Mart darbesi yapıldı” dedi.

    Türkiye Halk Kurtuluş Ordusunun öncü isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celallettin Can, ölüm yıldönümlerinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, dönemin güçleri tarafından neden hedef alındığını anlattı.

    Bir dönem Dev-Genç Başkanlığı görevini de yürüten Celalettin Can, “Gerçekten yetenekli, halk tarafından sevilen, zeki ve önder özellikleri olan bir kadroydu” diyerek, Deniz’lerin yapılanmasının tasfiye nedenini “Anayasanın değiştirilerek tekçi rejimin egemen kılınabileceği bir sistem oluşturmak isteniyordu. Sonrasında da 12 Mart darbesi yapıldı” sözleriyle anlattı.

    “TEKÇİ REJİM İÇİN SOL YAPILANMA TASFİYE EDİLMELİYDİ”

    Celalettin Can, Deniz’lerin idamı ile dönemin siyasi güçlerinin ne mesaj vermek istediğini şu sözlerle ifade etti:

    “1960’lı yıllarda ciddi bir toplumsal hareketlilik ortaya çıktı. Bir ara gazetelerin arşivlerini incelerken şu bilgiye ulaştım; 1969 yılında Amerikan Başkonsolosluk yetkilisi, Süleyman Demirel ile bir kokteylde bir araya gelerek ‘bu gençliği bir şekilde tasfiye edin’ diye görüş beyan ediyor. Demirel de onu onaylıyor.

    12 Mart darbesinin gelmesinin nedenini; gençliğin henüz tecrübesizken o toplumsal sürecin bastırılmasının bir parçası olarak bütün gençlik liderlerinin tasfiye edilmesiydi. Ordu ve bürokrasi içerisindeki Kemalist gençlik altında bir sol darbe eğilimi de vardı. Amaç, bunların tasfiye edilmesiydi.

    9 Mart’ta sol darbeciler toplanıyor, ‘darbe yapalım mı yapmayalım mı’ diye tartışıyorlar. Bir şekilde engelleniyorlar. 12 Mart’ta ise karşı darbe yapılıyor. Kara ve Hava Kuvvetleri komutanları, sağ darbecilerin yanına geçiyor. Bütün solcuları zaten orada fişlemişler. Ardından ordu içerisinde de çok ciddi tasfiyeler yaşanıyor.

    12 Mart darbesi gelir gelmez Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, motosikletle Nurhak Dağlarına gitme kararı alıyor. Ve yolda yakalanıyorlar. O süreçten sonra da Deniz, çok gündemde yer aldı. İdam cezası tartışma konusu oldu. Sol cephe, buna karşı oldukça direndi. Denizlerin idamı gündeme gelince Mahir Çayan’lar, destek amaçlı İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’u dahi kaçırdı. Sonraki süreçte büyük bir dayanışma ortaya çıktı.

    1970’li yıllarda bir lider kadrolaşma ortaya çıktı. Gerçekten yetenekli, gerçekten halk tarafından sevilen, zeki ve önder özellikleri olan bir kadro ortaya çıktı. Ondan sonra da Denizler asıldı, Mahir Çayan’lar öldürüldü. Ordu içerisinde tasfiyeler yaşandı ama bir şey daha yapıldı; o dönemde 1974 ile 1980 yılları arasında 5 bine yakın genç öldürüldü. Sol epeyce yıpratıldı ve 12 Eylül darbesinin koşulları yaratıldı. Her şeye rağmen 12 Mart muhtırası Deniz’leri, Mahir’leri idam ederken biraz daha kalıcı olmayı amaçlıyordu. Ama bunu yapamadılar. 12 Eylül darbesi de bunun tamamlayıcısı oldu. Bu açıdan 12 Eylül’ü 12 Mart’tan ayrı düşünmemek gerekir. 12 Mart darbesi de 1960 darbesinin intikamını almak için yapıldı.”

    “ADI DEMOKRASİ AMA ÖZÜ DARBE YÖNETİMİ”

    Aynı zamanda 78’liler Vakfı’nın kurucusu olan Celalettin Can, Denizleri idam eden anlayışın bugünkü siyasette nasıl karşılık bulduğunu da anlattı. Türkiye’deki darbe rejimlerinin katlanarak günümüze kadar geldiğini söyleyen Celalattin Can’ın anlatımları şu yönde oldu:

    “Türkiye’de 1950’li yıllarda Seferberlik Tetkik Kurulu kuruldu. Bu bir nevi mevcut yasal devlete paralel bir devletti aslında. 1974’ten sonra ise birçok saldırılar, katliamlar yapıldı. Fakat 1978 yılı geldiğinde başka bir şey oldu. Bu çok önemli bir yıldır. Darbe kararı o zaman alındı. Hatta darbenin zorunlu olduğu kararı alındı. Maraş Katliamı da sıkıyönetime geçiş için bir araç oldu. Darbe koşulları yaratılınca da Anayasa rafa kaldırıldı. Ve devamında tekçi bir Anayasa oluşturuldu. 1983’te ise demokrasiye geçildi ama o günden Tayyip Erdoğan dönemine kadar Türkiye darbe Anayasası ile yönetildi. Adı demokrasiydi ama özünde darbe yönetimi vardı.

    Tayyip Erdoğan da güç kazandığı oranda tekçi rejime doğru yürümeye başladı. 2016 yılından sonra ise Cumhurbaşkanlığı Referandumu derken tekçi bir rejim kurulmuş oldu. Bugün 1930’larda olduğu gibi tekçi bir rejim kuruldu ama tek adam rejimi kurulurken 12 Eylül’le hesaplaşılmayınca tek adam rejimi o kalıpların üzerine kendisini oturttu ve bu rejim giderek de derinleşiyor. Yani geçmişte demokrasiye geçilirken aslında tek adam rejimi ile yüzleşilmemişti. Türkiye’de darbe rejimleri hep katlanarak bugünlere geldi ve normalmiş gibi görünür oldu. Demokrasiden ziyade darbe rejimleri, tekçilik normalleşti. Ama tekçilik de o kadar yoldan çıktı ki bugün herkes rahatsız. Peki bu süreci kim yarattı? Bunu da darbe rejimi ile hesaplaşıp yüzleşmeyenler, baskı rejimine seyirci kalanlar yarattı. ‘Geldiler, Kürtlere yöneliyorlar, bize dokunmuyorlar’ diyenler veya ‘HDP’ ye dokunmuyorlar bize değil’ diyenler bu sürecin sorumlusudurlar.”

    “KARİZMATİK VE MASUM İNSANLARDI”

    Celalettin Can, son olarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmelerinin toplumsal bellekten neden silinmediğini şu sözlerle dile getirdi:

    “1960’lı yıllardan sonra Türkiye’de bir uyanış başladı. Toplum, 60’lı yıllardan sonra devletten kaçmaya başladı. Türkiye’de her şey devletle başlayıp devletle biter ama ilk defa 1960’lardan itibaren halk, gerçekten devlete rağmen kendi hak ve hukukunu aramaya başladı ve hak arayan toplumun ilk göz ağrıları Denizlerdi. Karizmatik insanlardı ve kendilerini anlatabilme imkânlarını bulabilmişlerdi. O zamanlar üniversiteli olmanın da bir avantajı vardı. Hepsi de kendilerini yetiştirmiş, yurt dışına gidip devrimci eğitimler almış insanlardı. Bu da topluma çekici geldi. Ve tabi ki çok da masum insanlardı. Bu nedenle Deniz Gezmiş kadrosu, halk tarafından hep benimsendi.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kılıçdaroğlu: Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı hasretle anıyorum

    Kılıçdaroğlu: Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı hasretle anıyorum

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yayımladığı bir mesaj ile bugün idam edilişlerinin 48. yıl dönümü dolayısıyla Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı andı. Kılıçdaroğlu “Sözü ‘Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye’ olan bu ülkenin vatansever evlatlarını hasretle anıyorum” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 1972’de askeri yönetim tarafından verilen 12 Mart muhtırası sonrası 6 Mayıs 1972’de gerçekleşen idamların 48. yılı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.  Kılıçdaroğlu bu sabah Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarlarını da ziyaret ederek mezarlara kırmızı karanfil bıraktı.

    KILIÇDAROĞLU’NUN ANMA MESAJI

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İdam sehpasındaki son sözü “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” olan, bu ülkenin vatansever evlatlarını, Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı hasretle anıyorum. Unutmayın, vatan onu parsel parsel satanların değil, uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • 3 Fidan mezarları başında anıldı – VIDEO

    3 Fidan mezarları başında anıldı – VIDEO

    PİRHA – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 47. yılında mezarı başında anıldı. Binlerce kişinin katıldığı anmada konuşan EMEP Genel Başkan Selma Gürkan, “Denizlerin talepleri güncelliğini hala koruyor. O gün altıncı filoya secde edenler isimleri değişse de bugün görevlerine devam ediyor” dedi.

    Devrim hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, katledilişlerinin 47. yılında Ankara’da mezarları başında anıldı.

    Birçok siyasi parti, sendika ve derneğin katıldığı anma öncesinde kurumlar adına ortak açıklamayı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mevlüt Çakmak yaparak “Yoldaşlarımızın şahsında, sömürü ve baskı düzenine boyun eğmeyerek aramızdan ayrılan bütün yitirdiklerimize selam olsun” dedi.

    Çakmak ayrıca “Umutsuzluğa ve karamsarlığa yer yok” diyerek “Faşizmi ve tek adam rejiminin inşasını durdurmak, bu ablukayı dağıtmak zorundayız. Değişmez denilenin değişebileceğini bizler biliyoruz. Hiçbir kişisel çıkar gözetmeden, kendilerini bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine adamış yoldaşlarımızın kararlılıkları yolumuza ışık tutuyor” ifadelerini kullandı.

    ‘YOLDAŞLARIMIZA SÖZÜMÜZ VAR’

    Mevlüt Çakmak, “Türkiye gericiliğinin ve tek adam rejimi heveslilerinin de ömrü kısalmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Sermaye düzeninin, tek adam rejiminin faşist saldırganlığına karşı; Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesi kazanacaktır. İşçi sınıfı; tüm halkların talepleriyle birleşerek, kapitalist emperyalist gericiliği mezarına gömecektir. Yoldaşlarımıza sözümüz var: Umudu büyütecek, geleceğin sınıfsız ve sömürüsüz dünyasını mutlaka kuracağız.”

    Açıklama ardından anmaya katılan yurttaşlar, Üç Fidanın mezarlarını ziyaret ederek, karanfiller bıraktı.

    “TALEPLERİ GÜNCELLİĞİNİ KORUYOR”

    EMEP Genel Başkan Selma Gürkan PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede şunları belirtti:

    “Denizlerin idamının üzerinden 47 yıl geçti. Ancak onların taleplerinin güncelliğini hala koruduğunu söyleyebiliriz. Özetleyecek olursak onların mücadelesi emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesiydi, kapitalist sömürüye karşı sosyalizm mücadelesiydi. Emperyalist barbarlığa karşı aynı zamanda halkların kardeşliğinin mücadelesiydi. O gün altıncı filoya secde edenler bugün bu politikaların emperyalistlerle işbirliği politikalarının uygulayıcısı konumundalar. O gün altıncı filoya secde edenler isimleri değişse de bugün görevlerine hala devam ediyor. Bizlerde bir taraftan Kürt sorunun demokratik çözümü, demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak kapitalizme karşı sosyalizmi savunmak, baskıya ve şiddete karşı demokrasiyi savunmak gibi bir görevle karşı karşıyayız. Denizlerin yapmış olduğu bağımsızlık, halkların kardeşliği ve sosyalizm mücadelesinin ateşi bütün güncelliği ile devam ediyor. Bugün eğer onlarca gazeteci, siyasetçi, ‘barış’ diyen Ayşe öğretmen cezaevindeyse, ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen hekimler ceza alıyorsa işte bu kapitalist sistemin uygulayıcılarının zulmüdür.”

    “ORTAK VATANDA BİRLİKTE YAŞAMAYA ULAŞACAĞIZ”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher ise yaptığı açıklamada “Denizlerden bu yana zindanlarda direniş sürüyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Bugün de Leyla Güven’in başlatmış olduğu direniş 180. Gününde. Türkiye devrimci hareketinin liderleri Yusuf, Deniz, Hüseyin, Sinan’ın direnişleri bugün mücadelemizde sürüyor. Faşizm bir bütün olarak haklarımızı teslim almak ve diz çöktürmek istiyor. Zindanlarda ölüm orucuna dönüşen direniş dünyanın her yerinde halka halka gelişerek büyüyor ve hedefe doğru ilerliyor. Özgür, demokratik ortak vatanda birlikte yaşamaya ulaşacağız.”

    PİRHA / ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • Mersin’de üç fidan anması: Yaşarken öldürmeye çalışıyorlar

    Mersin’de üç fidan anması: Yaşarken öldürmeye çalışıyorlar

    PİRHA- 68 kuşağı önderlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişinin yıldönümü nedeniyle çeşitli STK ve partilerin katılımıyla Mersin’de anma töreni düzenlendi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 68 Ormanı’nda Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını andı. Anmaya; Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimogulları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), 78’liler Girişimi, İnsan Hakları Derneği (İHD), süresiz dönüşümsüz açlık grevi eyleminde olan tutukluların anneleri ve çok sayıda sivil toplum örgütü ile siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.

    Etkinlik alanında bir araya gelen yurttaşlar, ilk olarak Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın anıtına karanfiller bırakarak “Faşizm karşı omuz omuza”, “Hüseyin, Yusuf, Deniz sürüyor mücadelemiz” sloganları ile açıklama yaptı.

    İlk olarak konuşan 68 kuşağının tanığı ve Denizlerin arkadaşı Ömer Özdal, Deniz ve arkadaşlarının emperyalizme karşı ağır mücadeleler verdiğini ve bu uğurda yaşamını yitirdiğini  söyledi. Özdal, arkadaşlarının bıraktığı mücadeleyi devam ettireceklerinin sözünü vererek konuşmasını sonlandırdı.

    “DENİZLER GİBİ MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap Seçer de, 6 Mayıs’ta idam edilen devrimcilerin arzuladığı eşit, adil ve  demokratik bir yaşamı savunacaklarını ve böyle bir anlayışla Mersin’deki halklara yaklaşacaklarını dile getirdi. CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başaran da, Türkiye’de devrimcilerin sürekli zor şartlarda mücadele ettiğini ifade ederek bugünkü iktidarın da o dönemin yöneticileri ile aynı zihniyette olduğunu dile getirdi. Başaran, “Biz Denizler, Hüseyinler gibi onlara yakışır bir şekilde mücadele etmek zorundayız. Bu ülke duruşu, ahlaki ve etiği olmayan bir iktidar tarafından yönetiliyor. Düşünün seçimde kazandığımızı ve bizim olanı dahi gasp etmek istiyor. Seçimlerle ilgili, ‘Bir şeyler oldu’ diyor. Evet, bu ülkede büyük insan hak ihlalleri oldu. İnsanlar KHK’ler ile işinden oldu, insanlar fişlendi, çocuklar istismar edildi. Biz Denizlerin bıraktığı mücadeleyi sürdürmek zorundayız” diye konuştu.

    “YAŞARKEN ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları da, Denizlerin verdiği mücadeleyi yükseltmek için çalışmaları gerektiğini belirtti. Bugün Türkiye’de vicdanları ve duyguları acıtan açlık grevleri olduğunu dile getiren Hatimogulları, AKP iktidarının açlık grevlerine karşı duran herkese saldırdığını ifade ederek, “Denizleri idam eden zihniyet, bugün açlık grevlerine giren tüm tutsakları görmeyerek ve duymayarak yaşarken öldürmeye çalışıyor. Oysa tutsakların yeni bir talebi yok. İstedikleri tek bir şey var, o da kendi hakları Anayasa’da tanınmış olan tecridin kalkmasıdır” ifadelerini kullandı.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Türkmen de, devrim mücadelesinin asla sonlanmayacağını ve zafere kadar yürüteceklerini ifade etti. Tutuklu yakınları da, tüm demokrasi güçlerine, süren açlık grevlerine karşı ses olma çağrısı yaptı.

    Yapılan konuşmaların ardından anma, sanatçı Mikail Aslan’ın söylediği türkülerle son buldu.

    (HABER MERKEZİ)