Etiket: ufuk emre bektaş

  • CHP’li ismin ‘Korsan Cemevi’ ifadesine Alevilerden tepki!-VİDEO

    CHP’li ismin ‘Korsan Cemevi’ ifadesine Alevilerden tepki!-VİDEO

    PİRHA – Bahçelievler Cemevi yönetimi, CHP’li Danış Akpolat’ın, Bahçelievler Cemevi’ne dair “Korsan Cemevi” ifadesini kınadı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “İbadethanemizi arka bahçeniz yapamadığınız ve seçimi kaybetmenize gerekçe gösterdiğiniz için mi bu kadar hırslı ve kinlisiniz?” denildi.

    CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Danış Akpolat’ın, Bahçelievler Cemevi’ne yönelik “Korsan Cemevi” ifadesini kullanması tepkiye sebep oldu.

    Yaşananlar üzerine basın açıklaması yapan Bahçelievler Cemevi yönetimi, “İbadethanemize ‘Korsan Cemevi’ diyerek hakaret eden CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Danış Akpolat’ı Alevi toplumundan özür dilemeye ve rızalaşmaya davet ediyoruz” çağrısını yaptı.

    Bahçelievler Cemevi içerisinde yapılan basın açıklamasına yurttaşların desteği yoğun oldu.

    Bahçelievler Cemevi Başkanı Ufuk Emre Bektaş, yaptığı açıklamada, 2024 Şubat ayında Bahçelievler Belediyesi tarafından 160 metre karelik geçici binanın tamamlamış olduğunu, 2025 Şubat ayından bu yana da faaliyet yürüttüklerini belirtti.

    Bölgedeki Alevi toplumunun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına cevap verdiklerini söyleyen Bektaş, Bahçelievler Belediyesinin kapsamlı bir cemevi inşa etme projesi olduğunu da aktardı. İlçede 100 binin üzerinde Alevi nüfusunun olduğunun altını çizen Ufuk Emre Bektaş, ikinci bir cemevine de ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

    “ARTIK SABREDECEK BİR DURUM SÖZ KONUSU DEĞİL”

    “Bu cemevi Alevilere bir lütuf değil, hak teslimidir” diyen Bektaş, “Aleviler, vergisini ödediği kamu kurumlarından inancını yaşayabildiği, cenazelerini kaldırabildiği, eğitimlerini yapabildiği, mekanları talep etme konusunda hak sahibidir” diye de ekledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bahçelievler’deki temsilcilerinin, ilk günden bu yana kendilerine dönük olumsuz tavır sergilediklerini söyleyen Bektaş, şu açıklamayı yaptı:

    “Cemevimizi ve Alevi toplumunu Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bağdat’ın seçim kazanmasına sebep göstermiş ve 2 yıldır cemevini de buraya gelip cem ibadetini yapan insanları da kendilerine seçim kaybettiren etken olarak lanse etmişlerdir. Özetle cemevimizi ve toplumumuzu seçimdeki başarısızlığın üzerini örtecek bir aparat olarak göstermeye çalışmışlardır. Bugüne kadar duymamaya çalışsak da sabretmeye özen göstersek de artık sabredecek bir durum söz konusu değildir. CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Danış Akpolat 28 Aralık pazar günü yapmış olduğu bir toplantıda yüzlerce kişinin şahitliğinde Bahçelievler Cemevi için ‘Korsan Cemevi’ söyleminde bulunmuştur. Mensubu olmadığı Alevi inancının ibadethanesine dil uzatmıştır.”

    “HADDİNİZİ DE, SINIRINIZI DA BİLECEKSİNİZ”

    Aynı zamanda Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri olan Ufuk Emre Bektaş, açıklamasının devamında Bahçelievler ilçesinde yaklaşık 70 cami ve mescit olduğu bilgisini verdi. “Herhangi biri hakkında ‘Korsan’ söyleminde bulunduğuna bugüne kadar şahitlik etmedik” diyen Bektaş, açıklamasına şu cümlelerle devam etti:

    “Siyasetine cemevimizi ve Alevi toplumunu alet edenler ne cemevine, ne camiye, ne kiliseye, ne de başka bir inancın mabedine bu söylemleri yöneltme hakkına da haddine de sahip değildir. Haddinizi de, sınırınızı da bileceksiniz.

    Madem ki burası ‘Korsan Cemevi’ o halde neden bulunduğumuz arazinin imar plan değişikliği yapılırken CHP’nin meclis üyeleri buranın ‘cemevi’ olarak değiştirilmesine ‘evet’ oyu verdi? Çoğunlukta bulunduğunuz Bahçelievler Belediye Meclisi’nde de İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde de, İmar Komisyonunda da evet oyu vermenize rağmen neden bu cemevinin korsan olduğuna yönelik hakaretlerde bulunuyorsunuz.

    CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Danış Akpolat’ın ibadethanemize ‘korsan cemevi’ söylemini en sert biçimde kınıyoruz.

    Aleviler cemevlerinin ibadethane statüsü kazanması, dergâhlarının Alevilere iade edilmesi ve imar sorunlarından dolayı cemevlerinin tapularını alamamasından kaynaklı uzun yıllardır mücadele vermektedir. ‘Korsan’ derken bunu mu ima etmektesiniz? Partinizin programında cemevleri ile ilgili vaatleri inkar edecek bu motivasyonu nereden alıyorsunuz?

    İbadethanemizi arka bahçeniz yapamadığınız ve seçimi kaybetmenize gerekçe gösterdiğiniz için mi bu kadar hırslı ve kinlisiniz?”

    “ALEVİ TOPLUMUNDAN ÖZÜR DİLEYİN”

    Danış Akpolat’ı Alevilerden özür dilemeye ve rızalaşmaya davet eden Ufuk Emre Bektaş, şöyle devam etti:

    “Hatasından döndüğü takdirde kapımız da, gönlümüz de herkese açıktır. Aksi takdirde başta bu ilçede sokak sokak, karış karış, meydan meydan bu hadsizliği anlatmaya başlayacağız. Standlar kuracağız, pankartlar asacağız, mahalle mahalle toplantılar yapacağız, medyada görünür olmasını sağlayacağız. Bileşeni olduğumuz, Türkiye Alevi Federasyonu’nun tüm gücüyle erişebildiğimiz her alanda karşısında konumlanacağız. Sizi Türkiye’nin en ünlü ilçe başkanı yapacak kudrete sahibiz. Sokağa çıkamayacak hale gelirsiniz!

    Oyunu aldığınız Alevi toplumunun ibadethanesi de Korsan Cemevi denmiş olmasının bedelini bu toplum size ödetecektir. Alevilerin hoşgörüsünü, insan sevgisini ‘bir yanağımıza tokat atıldığında diğer yanağımızı çeviririz’ diye algıladıysanız çok yanılmışsınız. ‘Korsan’ diye nitelendirdiğiniz ibadethanemizden son kez sesleniyoruz; Bahçeliler Cemevi nezdinde tüm Alevi toplumundan özür dileyin. Dileyin ki Alevilerin ne kadar geniş bir yüreği olduğuna bir kez daha şahitlik edin.

    Ufuk Emre Bektaş, 5 Ocak pazartesi yapılacak olan Bahçeliler Belediye Meclisi toplantısını geniş bir katılımla belediye meclis salonunda takip edeceklerini de belirterek, “O tarihe kadar samimi bir özür ve rızalaşmayla bu hatanın telafi edilmesini temenni ediyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ufuk Emre Bektaş: Masaya çağrıldığımız takdirde önümüzde yeni anayasa taslağımız olacak-VİDEO

    Ufuk Emre Bektaş: Masaya çağrıldığımız takdirde önümüzde yeni anayasa taslağımız olacak-VİDEO

    PİRHA – Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na yönelik konuşan Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, “iktidarın, sürece dönük somut adımlar atmasını bekliyoruz” dedi. Bektaş, Alevi örgütleri olarak yeni anayasa için çalışma başlattıklarını da belirterek “Talepler noktasında tüm Alevi örgütlerini kapsayacak bir çalışma yakın zamanda ortaya koyulacak” dedi.

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, 27 Şubat’ta açıklanan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından gelinen süreci yorumladı. Bektaş, sürecin olumlu yönde ilerlediğinin altını çizerek iktidarın somut adım atması gerektiğini söyledi.

    “İKTİDARIN SOMUT ADIMLAR ATMASINI BEKLİYORUZ”

    Aynı zamanda Bahçelievler Cemevi’nin başkanlığını yürüten Ufuk Emre Bektaş, yeni süreçle birlikte Alevi toplumunun manipülasyona uğradığını da vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

    “27 Şubat’tan itibaren Aleviler, ana muhalefetle ilişkilenmiş ana akım medya tarafından barış süreci ve bu demokratikleşme sürecine yönelik çok ciddi bir manipülasyona uğradı. Bu neydi? Kimisi ‘iktidar terörle barışıyor’ dilini kullandı, kimisi Öcalan üzerinden anti propaganda geliştirdi, kimisi de bu demokratikleşme sürecini ‘Erdoğan’ın koltuğunu sağlamlaştıran’ hamlesi gibi topluma lanse etti. Dolayısıyla fikri anlamda çok parçalı olan Alevi toplumunun da bu ana muhalefete yakın medya kuruluşları tarafından etkilenmesi gayet normaldi aslında. Ama yüzyıllardır bu coğrafyada en çok barışa ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz biz Aleviler, böyle bir süreci ki bu kadar ciddi bir süreç biz de beklemiyorduk ama atılan adımlar, siyasilerin açıklamaları, toplumun kesimlerinin vermiş olduğu reaksiyon gerçekten olumlu ilerliyor. Dolayısıyla böyle bir barışa, böyle bir sürece, sonu olumsuz olacak olsa bile bugünden ‘hayır’ demek söz konusu değil, mümkün değil. Bize yakışan da bu olmaz zaten. Yani yıllardır, yüzyıllardır ‘barış’ diyen biziz. Silahı eline almış değiliz. Bu demokratik olmayan sistemlerin mağduriyetini yaşamış olan Alevilerin barışı ‘biz istemeyiz’ demesi söz konusu olmamalı. Dolayısıyla Alevi örgütlerimiz de bu bilinçle hareket ediyor ve masanın zaten bir tarafıyla birlikte yol yürüyoruz, diyalogtayız, dayanışmayı sürdürüyoruz. Diğer taraftan da tabii ki herkes gibi biz de iktidarın, sürece dönük somut adımlar atmasını bekliyoruz. Hem hukuki adımlar hem bu yeni anayasa sürecine dair adımlar atmasını bekliyoruz. Bir taraftan da masayı geniş tutmasını temenni ediyoruz. Herkes gibi biz de bu sürece tabii ki ‘demokratikleşme süreci’ demek durumundayız. Bunu iktidar kendi tabanını konsolide etmek için her ne kadar ‘terörsüz Türkiye’ diye adlandırsa da tabii ki biz sürece böyle bakmıyoruz. ‘Demokratikleşme süreci’ diye tanımlayabiliriz.”

    ALEVİ ÖRGÜTLERİNDEN YENİ ANAYASA ÇALIŞMASI!

    Ufuk Emre Bektaş, yeni anayasa tartışmalarına da değindi. Alevi örgütlerinin, geçmiş yıllarda da benzer süreçler için anayasa taslağı önerisinde bulunduğunu belirten Bektaş, “O önerilen taslaklar bugün güncellenmeli” diye belirtti. Bektaş, hükümet ile kimi Alevi kurum başkanlarının yeni anayasa konusunda görüştükleri iddiasını da işaret ederek şunları söyledi:

    “Saraya çıktığı iddia edilen Aleviler şayet olmuşsa, bu muhtemelen kendine makbul gördükleri Alevi kurumlarının temsilcileri ya da akademisyenler veya sanatçılardır. Çünkü son dönemde çok fazla isim, ocakzade, Alevileri temsilen saraya gidiyor. Tüm Alevileri temsil ediyormuş gibi bazı kurumlar gidip sarayda ‘Muharrem iftarı’ yapıyor. Dolayısıyla saraya çıkma konusunda ve Alevi toplumunun temsilcisiymiş gibi davranma konusunda çok fazla meyilli Alevi zaten var. Yalnız kimlerin olduğunu biz de açıkçası bilmiyoruz.

    Saraya çıkılabilir. Yani bugün Alevi örgütleri de saraya gidebilir. Böyle bir davet gelirse madem ki bu sürecin adı ‘demokratikleşme, barış ve müzakere süreci’ dolayısıyla biz de bu müzakere görüşmelerinde elbette olabiliriz. Şu saatten sonra Alevilerin, Alevi örgütlerinin, ‘biz bu barışın içinde varız ama aman iktidarla görüşmeyelim’ demesini de yanlış bulurum. Çünkü bu işin tarafı, muhatabı iktidardır. Ama görüşen Alevilerin kim olduğu önemli. Dolayısıyla iktidarın Alevileri saraya gidiyorsa bunun bir anlamı yok. Çünkü sağlayacakları şeyler bellidir. Şimdi Aleviler daha önceki açılım sürecinde, Alevi çalıştayları sürecinde zaten belli taslaklar, metinler, ortaya koydular. Yani Aleviler bu coğrafyaya dün gelmediği için hem anayasal haklarla ilgili talepleri hem de temel talepleri bellidir. Geçmişteki Alevi çalıştayları sürecinden bu yana olumlu bir adım atılmadı. Tam tersi taleplerimizde artış oldu. İşte Diyanet İşleri Başkanlığı örneği var. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılmasını çok net ifade ederken bugün ‘Alevi Diyaneti’ diye tabir ettiğimiz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı var. Dolayısıyla aslında önümüze belli kıstaslar koymamız gerekiyor. Evet, bu sürece Alevilerin doğrudan dahil olmasının da belli ön koşulları olması gerekiyor. Bunun üzerine çalışmalar da yapılıyor. Örgütlerimiz tarafından anayasa çalışması tekrar gerçekleşiyor, bunun altyapısı hazırlanıyor. Talepler noktasında bir ortaklaşma, ortak bir dil kullanmak üzerine tüm Alevi örgütlerini kapsayacak bir çalışma yakın zamanda ortaya koyulacak. Bu da Ağustos ayında olacak diye tahmin ediyorum.”

    “PARTİLERİN TÜMÜYLE TEMASTA OLALIM”

    Ufuk Emre Bektaş, Alevi örgütlerinin süreçle ilgili tüm partilerle temasta olması gerektiğini ifade ederek “Alevi kurumları, yeni anayasa ve demokratikleşme sürecine dair bir kere uzun zamandır birlikte yol yürüdüğümüz kurumlarımızın birçoğuyla temsilciler düzeyinde bir komisyon kuralım ve Mecliste grubu olan siyasi partilerin tümüyle temasta olalım. Sürecin iki ana aksı var. Birisi iktidar kanadı, diğeri de DEM Parti kanadı. Dolayısıyla buralarla da temaslarımızı sürdürelim diyoruz. İktidar kanadından şu ana kadar Alevi örgütlerimize herhangi bir çağrı, davet veya herhangi bir talep gelmedi. Orada bir aksaklık var ama zaten iktidarın sürece dönük attığı somut bir adım yok. Çok umutsuz değiliz. Biz de beklemedeyiz ve ön çalışmalarımızı masaya çağrıldığımız takdirde taslağımız önümüzde tabii ki olacak” dedi.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nde Hızır muhabbeti yapıldı!-VİDEO

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nde Hızır muhabbeti yapıldı!-VİDEO

    PİRHA – “Toplumsal dayanışmada Hızır’ın önemi” başlıklı sohbette konuşan ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, “Hızır inancı biraz ticari ilişkiye dönüştü. Biz hep talep eden taraf olduk. Oysa Hızır, vermekle olunur” diye belirtti. DEM Parti Milletvekili Celal Fırat ise toplumun dayanışma içerisinde olması gerektiğinin altını çizerek “Gönüllerimizi pak ettiğimizde Hızır’ı da göreceğimizden emin olalım” diye konuştu.

    Türkiye Alevi Federasyonu, “Toplumsal dayanışmada Hızır’ın önemi” başlıklı muhabbet düzenledi.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yapılan programa çok sayıda yurttaş ilgi gösterdi.

    Zakir Murat Yaman’ın seslendirdiği nefesler ardından sohbete geçildi.

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, açılış konuşmasını yaparak, Hızır geleneğine dair aktarımda bulundu. Bektaş ayrıca, yakın zaman öncesinde Hakk’a yürüyen Yazar Turan Eser’in, “Alevilikte Hızır, peki Hızır kim?” başlıklı yazısını da gelenlerle paylaştı. Bektaş, Turan Eser’den şu mısraları aktardı:

    “Sen Hızır olup yetişirsen Hızır var olacak. Hızır’ınız kabul ve daim olsun. Her ay Hızır ola, her gün darda olana koşa. Bozatlı Hızır yar ve yardımcınız olsun. Hızır Enel Aşk, Hızır Enel Hakk. Hızır olup yola koyulanların heybesinde iyiliğin kerameti, kalbinde sevginin bereketi taşa eksilmeye. Hızır akla, kalbe ve ruha bir dokunuşla uyanmaya hazır olandır.  Şimdi ona dokun… Gerçeklerin demine ‘Hü Dost’ ‘Hü Hızır’ ola.”

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLERİN, HIZIR’IN ELİNE İHTİYACI VAR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat da konuşmacılar arasında yer aldı. Fırat, “Yeryüzü var oldukça Alevi inancı da bir yerlerde yer bulacaktır” diyerek söze başladı. Fırat, Hızır geleneğine ilişkin şunları söyledi:

    “Geçmişte sadakatimiz daha çoktu ama metropollere gelince gönül inciten bir konuma da geldik. Büyüklerim, ailem Malatya Pütürge’de Şubat’ın 20’sine kadar oruç tutardı. Dogmatik olmayan, insana dair bir inanç, geleneğimiz vardı. Hızır günlerinde köylerimizde Hızır yatağı, hatta atının yeri de hazırlanırdı. Hızır için börek pişirilir, atı için de yemek hazırlanırdı.

    Birbirimizin elinden tutarsak birbirimizin Hızır’ı da oluruz. Bugün Suriye’deki Alevilerin, Hızır’ın eline ihtiyacı var. Onların elinden tutabilirsek Hızır olabileceğiz. Emevi Camii’nde namaz kılmak için yarışa giren bir zihniyetle de karşı karşıyayız. Orası, kiliseden camiye çevrilmiş bir yer. Bugün ise orayı bir güç gösterme yeri olarak kullanmak utanç vericidir. Onun için bu davranış, bu topraklara adaletsizlik getirir.

    Geçmişinden ders almayan topluluklar yok olmaya yüz tutar. Aleviler olarak geçmişten bu yana acılar yaşadık. Eğer biz, birbirimizin Hızır’ı olmazsak yok oluruz. Onun için mücadele etmemiz lazım. Şu an halklar acı yaşıyor. On binlerce insan cezaevinde, sürgünde. Bir yerde adalet yoksa hukuksuzluk olur.

    “GÖNÜLLERİMİZİ PAK ETTİĞİMİZDE HIZIR’I GÖRECEĞİZ”

    Hızır günlerindeyiz, gönül isterdi ki bu ülkenin cumhurbaşkanı, Hızır orucuna dair bir şeyler söyleseydi. Ama insanın vicdanına ağır gelen kelamlar dillendiriliyor. Hukuksal anlamda vatandaşlık görevimizi yerine getiriyoruz ancak bizler yok sayılıyoruz. Bu kadar ötekileştirmenin mantığı nedir? Yunus’un dediği gibi ‘Bizim dinimiz sevgidir’. Bu ülkede Kürtlere, Alevilere zulüm ediyorlar. Bizim de artık birbirimize sahip çıkmamız lazım. Biz herkesin hakkına, hukukuna saygı gösteren bir topluluğuz. Cemevlerimizi Alevi toplumunun gözbebeği olarak görmemiz lazım. Ocaklarımıza sahip çıkmalıyız. Gönüllerimizi pak ettiğimizde Hızır’ı da göreceğimizden emin olalım.”

    “HIZIR İNANCI TİCARİ İLİŞKİYE DÖNÜŞTÜ”

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise konuşmasında Hızır inancının “İyi insan olabilmekten geçtiği” vurgusunu yaptı. Hızır’ın “Talep etmekten çok taleplere cevap olabilmek” olduğunu söyleyen Zeynel Abidin Koç, şöyle devam etti:

    “Hızır inancı biraz ticari ilişkiye dönüştü. Biz hep talep eden taraf olduk. Oysa Hızır, vermekle olunur. Her sene Hacıbektaş’a giderken insanlarımıza neden gittiklerini soruyorum. Kızına, hayırlı bir damat, iş, araba ya da başka talepler sebebiyle gittiklerini söylüyorlar. Ancak birine yardımcı olma anlayışı yok. Demek ki bizim olduğumuz ortamda Hızır’ı görmek mümkün değil. Ama benim atalarımdan gördüğüm; Alevilik inancında Hızır, bir bayramdır. Menfaat karşılığında iyilik yapmak bizim inancımızda yoktur. ‘İyilik yapayım ama bana dua et’ beklentisi var. Yani Hızır anlayışı farklı yerlere gitti. İyi insandan kötü insana geldik.

    Anne, oğlunu kızından üstün tutuyor. Şimdi oraya Hızır gelir mi? Yani önce insani sıfatları yerine getirmek gerekir. Yani iyi insan olmak lazım. Hızır’ı anlatmak bizim haddimize değil çünkü Hızır’ı yaşayandan dinlemek gerekir. Bakın Türkiye’de 250 bin Süryani, çok az sayıda Ermeni kalmış. Yani biz Hızır olamamışız. İnsanlar artık buraları terk etmek zorunda kalıyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ufuk Emre Bektaş: Herkesi, 9 Ocak’ta yanımızda görmek istiyoruz-VİDEO

    Ufuk Emre Bektaş: Herkesi, 9 Ocak’ta yanımızda görmek istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edilmesi sonucu yarın yargı önüne çıkacak. Derneğin başkanı Ufuk Emre Bektaş, “9 Ocak Salı günü Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nde Yenibosna’daki binada görülecek olan duruşmaya tüm canlarımızı, cemevlerimizi, çatı örgütlerimizi ve tüm dostlarımızı yanımızda görmek istiyoruz” dedi.

    İstanbul’da bulunan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği ile Cem Vakfı arasında kurum binalarının bulunduğu arazi nedeniyle yıllar önce başlayan sorun yargıda devam ediyor.

    Cem Vakfı, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nin bulunduğu alanı boşaltmasını isterken; dernek ise arazinin asıl sahibinin kendileri olduğunu belirtiyor. Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın vekaletiyle Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edildi ve yarın duruşma var.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, dava sürecini PİRHA’ya anlattı.

    “BİRÇOK ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜNDEN DESTEK ALIYORUZ”

    Cem Vakfı ile derneklerinin arasındaki davanın 1990’lı yılların sonuna dayandığını ifade eden Ufuk Emre Bektaş, “Bu arazide ilk olarak faaliyet gösteren, hizmet eden bizim derneğimiz ve Cem Vakfı’na verilmiş olan binanın da inşaatını derneğimiz yaptı. Zaten bizim olan bir arazinin ve bir binanın daha sonra Cem Vakfı’nın o dönemki iktidarlarla olan ilişkileri üzerinden bu binanın ve arazinin kendisine tahsisini usule aykırı, hukuka aykırı şekilde yapmasından dolayı çıkan münasebet. Düşünün ki sahibi olduğunuz, hakkınız olan arazi üzerinde dönemin bir yöneticisi, bir de eski dernek başkanı tarafından Cem Vakfıyla yapılmış olan bir sahte kira kontratı sözleşmesinden doğan sonuçla birlikte Cem Vakfı dönem dönem davalar açıyor ana bu davaların hiçbirini kazanamıyor. 2 Alevi kurumunun birbirini güvenmediğimiz yargı sisteminin önüne atıyor olması gerçekten üzücü. Ama biz bu anlamda birçok Alevi örgütlülüğünden destek alıyoruz, çünkü bu işin mağduru ve mazlumu biziz” dedi.

    “CEM VAKFI İLE TEMASLARIMIZ OLDU”

    19 Ekim’de görülen davadan sonra Cem Vakfı ile temaslarının olduğunu belirten Bektaş, “Özellikle 10 Aralık’ta yapılmış olan Kadıköy’deki miting sürecinde mitinge Cem Vakfı da dahil oldu. O sırada da belli görüşmeler, belli diyaloglara sağladık. Biz hep diyaloğa açık olma taraftaydık ve onlar dava açma niyetindeyken dahi onlara, 2 Alevi kurumunun problemini çözmesinin yolunu kendi meclisi, kendi mahkemesini kurmayı önerdik. Buna da değer verdiğimiz kurum başkanları hakkaniyetine inandığımız Alevi önderleri gelsinler oturalım bu konuyu etraflıca tartışalım. Hangi karara kanaat getiriliyorsa Cem Vakfı haklıysa biz buradan çıkalım, biz haklıysak Cem Vakfı da bir daha bu dernekle bu münasebetlere girip bir dava konusu etmesin. Cem Vakfı ile geliştirdiğimiz diyalog sürecinde, bir meclis kuralım kısmında ikrar aldık” diye belirtti.

    “HAKLI MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. 9 Ocak Salı günü Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nde Yenibosna’daki binada görülecek olan duruşmaya tüm canlarımızı, cemevlerimizi, çatı örgütlerimizi ve tüm dostlarımızı yanımızda görmek istiyoruz.”

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’ni dava etmişti: Duruşma 9 Ocak’a ertelendi-VİDEO

    Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’ni dava etmişti: Duruşma 9 Ocak’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA – Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği, bulunduğu arazi nedeniyle Cem Vakfı tarafından dava edildi. Duruşma sonrası adliye önünde yapılan açıklamada “Bu dava sonuçlanana kadar Alevileri başka bir inancın içine hapsetmeye çalışmakla misyon haline getirmiş olan İzzettin Doğan ve Cem Vakfı’na karşı bir adım geri atmayacağız” denildi.

    Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edilen Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nin bulunduğu arazinin duruşması Bakırköy Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme sonrası adliye önünde açıklama yapıldı.

    Davaya Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve yönetim kurulu, Bağcılar Cemevi yönetimi, İkitelli Cemevi Başkanı Bekir Güler, Sarıyer Kilyos Cemevi Ali Çiftçi, Bahçeşehir Canlar Cemevi Başkanı Turan Kızılbaş ve yönetimi, Garip Dede Dergahı ve Cemevi Yönetimi, Alevi Bektaşi Federasyonu Saymanı Ali Ekber Göktepe, HEDEP Bahçelievler örgütü, TİP Bahçelievler örgütü ve TKP Bahçelievler örgütü de destek verdi.

    DAVAYA GİZLİLİK KARARI GETİRİLMESİ TALEBİ!

    Davanın avukatlarından Efkan Bolaç, yaptığı açıklamada, Cem Vakfı’nın açtığı davanın bugünkü duruşmasında mahkemenin 1 yıllık kiranın ne kadar olduğunu tespiti amacıyla bilirkişiye dosyayı gönderdiğini söyledi. Bolaç, bilirkişi raporu sonucunun 9 Ocak 2024’e kadar dönmesini beklediklerini de belirtti. Bolaç, Cem Vakfı’nın konuyla ilgili olarak dosyaya gizlilik kararı getirilmesini istediklerini de vurguladı. Bolaç, şöyle devam etti:

    “Cem Vakfı, konuyla ilgili kamuoyunda oluşan duyarlılık sebebiyle kendilerinin sıkıntıya girdiklerini söyleyerek gizlilik kararı alınması ve yapılan işlemlerin tamamen gizlilik içerisinde yürütülmesini istedi. Mahkeme bu konuda bir karar vermedi. Dava duruşmasında ise bilirkişi raporunun beklenmesine ve 9 Ocak 2024 saat 11:30’a bırakılmasına karar verildi.”

    “DOLANDIRICILIKTAN ÖTE BİR ŞEY DEĞİL”

    Ufuk Emre Bektaş, açıklamasında “asıl sahibi olduğumuz yerde bizi işgalci pozisyonuna sokmaya çalışmak dolandırıcılıktan öte bir şey değildir” dedi. Bektaş, ardından “Alevi toplumunun sistem tarafından sıkıştırıldığı, ülkenin laik temellerden uzaklaştırıldığı ve Alevilerin bir şekilde dize getirilmeye çalışıldığı bir dönemde bir Alevi kurumunun bir başka Alevi kurumunu yargının önüne atıyor olması ne insani ne Alevice ne de vicdani bir durum” diye konuştu.

    “BİR ADIM GERİ ATMAYACAĞIZ”

    Bektaş, 9 Ocak’ta görülecek davaya da dayanışma çağrısı yaparak şunları söyledi:

    “Cem Vakfı, tehditlerine, para taleplerine devam etti ve en nihayetinde bizi bugün yargı karşısına çıkardı. Bu dava sonuçlanana kadar Alevileri başka bir inancın içine hapsetmeye çalışmakla misyon haline getirmiş olan İzzettin Doğan ve Cem Vakfı’na karşı bir adım geri atmayacağız. Bu davanın sonucunda bir tahliye durumu çıkarsa ve cemevimizin, derneğimizin önüne kepçeler, kamyonlar gelirse bu yıkımı da engelleyeceğiz. Bizi bugün yargı önüne çıkartan anlayışa karşı tüm Alevi kurumlarının ve toplumsal dinamiklerin, demokratik kitle örgütlerinin de davacı tarafa karşı bir tavır alması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda 9 Ocak’ta görülecek olan davaya da dayanışma çağrısı yapıyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’ni dava etmişti: Duruşma yarın

    Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’ni dava etmişti: Duruşma yarın

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edilmesi sonucu yarın yargı önüne çıkacak. Derneğin başkanı Ufuk Emre Bektaş, “Hukuki olarak hakkımızı aramaya devam ederken, örgütsel olarak da bu haksızlığın karşısında duracağız” dedi. Bektaş, Alevileri dayanışmaya çağırdı. 

    İstanbul’da bulunan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği ile CEM Vakfı arasında kurum binalarının bulunduğu arazi nedeniyle yıllar önce başlayan sorun yargıda devam ediyor.

    CEM Vakfı, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nin bulunduğu alanı boşaltmasını isterken; dernek ise arazinin asıl sahibinin kendileri olduğunu belirtiyor.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın vekaletiyle Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edildi ve yarın duruşma var.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, sorunu ve dava sürecini PİRHA’ya anlattı.

    Cem Vakfı ve kurucu Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun yıllardır derneğe yönelik açtığı davaların yalnızca bir arazi sorununa dayanmadığını söyleyen Ufuk Emre Bektaş, derneğe beşinci kez dava açılmasının sebebini son dönemde Türkiye ve Avrupa’daki Alevi hareketiyle birlikte hareket ediyor olmalarına ve bölgedeki etkin faaliyetlere bağladığını söyledi.

    “DERNEĞİMİZİN BULUNDUĞU YERİ ÜCRETLİ OTOPARK YAPMAK İSTİYORLAR”

    Bektaş, Cem Vakfı’nın derneği beşinci kez dava etmelerinin diğer sebeplerini ise şöyle anlattı:

    “Cem Vakfı henüz burada yokken kurulmuş olan bu derneğin bu kadar kıskaca alınmaya çalışılmasının diğer nedenlerinden biri de derneğimizin bulunduğu yeri ücretli otopark yapma istekleri. Davayı açmadan evvel bize düzenlenmiş sahte bir kira sözleşmesi gerekçe gösterilerek, kira talebinde bulunuldu. Reddetmemiz durumunda dava açacaklarını belirttiler ve derneğimiz beşinci kez Cem Vakfı tarafından dava edilmiş oldu. İzzettin Doğan ve Cem Vakfı kendilerine biçilen misyonu yerine getirmek için Alevi toplumunu kullanarak Alevilerle mücadele etmeye devam ediyor.”

    “BU HAKSIZLIĞIN KARŞISINDA DURACAĞIZ”

    “Yarın görülecek dava için herhangi bir karar çıkıp çıkmayacağına dair net bir şey söyleyemediğini belirten Bektaş, “Biz bu meselenin Alevi kurumları düzeyinde kalmasından yanaydık. Bunu çoğu kez davacı tarafa da ilettik. Kurumlarımızdan, dedelerimizden, toplumumuzun önde gelen isimlerinden bir meclis kuralım, orada muhakeme edelim ve tartışalım dedik. Kabul edilmedi ve tehdit edilmeye devam edildik. Bir Alevi kurumunun başka bir Alevi kurumunu bağımsızlığına kanaat getirmediğimiz yargının önüne atması kadar utanç verici bir durum yoktur. Sizin ibadethane olduğunu dahi kabul etmemiş bir sisteme bir başka Alevi kurumunu şikayet etmek tam da İzzettin Doğan ve Cem Vakfı’na yakışır bir tutumdur. Davaya dönük olarak, dernek avukatımız Efkan Bolaç ve hukuk sekreterimiz Av. Aslı Kavak gerekli çalışmaları yürütüyorlar. Hukuki olarak hakkımızı aramaya devam ederken, örgütsel olarak da bu haksızlığın karşısında duracağız” dedi.

    “TÜM CANLARIMIZI DAYANIŞMA İÇİNDE OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, dayanışma çağrısı yaparak şunları dile getirdi:

    “Bu dernek bir protokol usulüyle değil, Alevi toplumunun lokmasıyla, rızkıyla ve direnişiyle kurulmuş bir dernek. Harcında mücadele ve emek olan derneğimizi elbette korumaya devam edeceğiz. Hızır paşalar dün de vardı, yarın da var olmaya devam edecekler. Önemli olan durduğu yeri bilmek ve Yol’u doğru sürmek. Bu anlamda tüm canlarımızı, dostlarımızı, müsahip kurumlarımızı dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    > CEM Vakfı ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin arazi sorunu sürüyor- VİDEO

  • Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Olağan Genel Kurulu yapıldı

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Olağan Genel Kurulu yapıldı

    PİRHA-Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştiren Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nde mevcut başkan Ufuk Emre Bektaş tek listeyle gidilen seçimde yeniden seçildi. 

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Olağan Genel Kurulu yapıldı. Tek listeyle gidilen seçimde mevcut dernek başkanı Ufuk Emre Bektaş yeniden seçildi. Divan Başkanlığı’nı gazeteci İsmail Pehlivan’ın yaptığı genel kurulda 185 üye oy kullandı.

    Divan seçiminin ardından Bağcılar Cemevi dedesi Hıdır Doğan’ın çerağ uyandırdığı genel kurul, depremde kaybedilen canların anılmasıyla devam etti.

    CELAL FIRAT İLE ADİL ALİ ATALAY ONURSAL ÜYE SEÇİLDİ

    Genel kurula Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanvekili Zeynel Abidin Koç ve Bahçeşehir Canlar Cemevi Başkanı Turan Kızıltan da katıldı. Divana verilen öneriyle, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ve Can Yayınları (Vakti Dolu) imtiyaz sahibi Adil Ali Atalay onursal üye olarak genel kurulca kabul edildi.

    Yeni seçilen yönetim kurulu asil üyeleri şu isimlerden oluştu:

    Ufuk Emre Bektaş, Aslı Kavak, Bülent Yıldız, Deste Şahin, Elif Yılmaz, Emel Şencan, Erdinç Yalçın, Erdem Yıldırım, Eren Yıldız, Ergün Taş, Esengül Kurt, Hasan Ercan, İsmail Yıldırım, Kenan İpek, Kenan Özdemir, Nermin Yener, Orhan Sağır, Yusuf Akkaya, Zerrin Adısanoğlu.

    Yönetim kurulu yedek üyeler ise şöyle: Muhammet Ali Kanbur, Tuncay Sönmez, Mert Tan, Hakan Kaya, Feray Akdemir, Başak Şahin, Mehmet Serhat Dumrul, Özen Özdemir, Alev Mutlu, Taner Yalçın, Ayçe Topal, Muharrem Yener, Işıl Duman, Metin Akın, Kadir Çağlar Kavri, Songül Ünal, Tevfik Duruk, Aysu Bektaş, Efekan Arslan.

    Denetim kurulunun asil üyeleri, Efkan Bolaç, Okan Karamanlı, Canan Gündoğdu, Nurcan Ercan ile Şahin Ateşoğlu’ndan oluşurken; yedek üyeler ise Muharrem Bakır, Sadık Doğan, Aycan Dönmez, Zeynep Vuralgil ve Burçak Altay oldu.

    Disiplin kurulunun asil üyeleri şöyle: Ali Aslan, Sevcan Toroz, Cemal Koç, Çiğdem Ünal, Cem Karslı. Disiplin kurulu yedek üyeleri de ise Birdal Gezici, Kasım Çelik, Fatma Kara, Gül Yener ile Necla Yılmaz oldu.

    Danışma kurulu üyeleri de Dursun Çetinkaya, Hasan Doğan, Hüseyin Mert, İsmail Pehlivan ve Rıza Özata seçilirken, ADFE delegeleri ise Ufuk Emre Bektaş, Maksut Zengin ile Mehmet Ön oldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ufuk Emre Bektaş: Deprem bölgesinde insanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi-VİDEO

    Ufuk Emre Bektaş: Deprem bölgesinde insanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi-VİDEO

    PİRHA-Deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, “Tamamen yok olmuş şehirler ile karşılaştık. İyi ki cemevlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz var. Bölgede cemevlerimizin yetkin olması büyük bir kazanım olmuş. Hemen komiteler kurulmuş. Oradaki mahalleleri gezdik. İnsanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi” dedi. 

    Maraş merkezli 10 ili etkileyen iki depremin ardından Türkiye’nin birçok yerinden deprem bölgesine giden Alevi kurum yöneticileri, insanların ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yürütmeye devam ediyor. Depremin etkilediği her ilde kriz masaları oluşturan Alevi kurumları büyük bir dayanışma ile halkın yaralarını sarmaya çalışıyor.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş da deprem bölgelerindeki izlenimlerini Can TV‘deki ‘Deprem Özel’ programında paylaştı.

    “GİTTİĞİMİZ HER YERDE ÇARESİZLİK VARDI”

    Depremin ikinci gününde Malatya’ya gittiklerini belirten Bektaş, bir haftalık bölge ziyaretlerini Antakya’da tamamlayarak İstanbul’a döndüklerini söyledi. Bektaş şöyle konuştu:

    “Korkunç bir felaketle karşı karşıyayız. Oradaki tablo iyi değil. Depremin ikinci günü bölgedeydik. Malatya ile başlayan, Antakya’da bitirdiğimiz bir haftalık bir süreçti. Malatya merkezde çok büyük bir yıkım ile karşılaştık. Şok olduk. Yeni yapılmış yapıların yıkıldığını gördük. Adıyaman’a geçtik Malatya’yı unuttuk. Acılar o kadar üst üste katlanmış durumdaydı ki. Her gittiğimiz yerde çaresizlik hakimdi. Ama insanlar büyük bir dayanışma içindeydi. Alevi kurum yöneticileri olarak bölgedeki kurumları ziyaret ettik. Kriz masalarının oluşturulması ve gerekli ihtiyaçların karşılanması için büyükşehir ile koordinasyon sağlamak amacıyla da gittik.

    “İYİ Kİ CEMEVLERİMİZ, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİMİZ VAR”

    Tamamen yok olmuş şehirler ile karşılaştık. Yüzbinlerce insan mağdur ve öksüz. O kadar sahipsiz bırakılmışlar ki, dönerken şunu söyledik: İyi ki cemevlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları var. İyi ki dayanışmayı sağlayan bunca gönüllü arkadaşımız var.

    “Devlet yok” diyenler hain ilan edilecekse, yargılanacaksa işte buradayız, gelsinler. Dördüncü ve beşinci günlerde de gittiğimiz birçok yerde ne bir AFAD yetkilisi ne bir çadır vardı. Tamamen sivil dayanışma ile bir mücadele hali vardı.

    Bu ülke bir fay hattı üzerine kurulu evet ama 20 yıllık iktidar süreci boyunca deprem öncesine yönelik gerekli çalışmalar tertip edilmedi. Kriz yönetimini de yapamadılar. O kadar güçlü gösterdiğiniz devlet bu muydu?”

    “BÖLGEDE İNSANLARIN TUTUNDUĞU YERLER CEMEVLERİMİZDİ”

    Bölgeye giden yardım malzemelerinin dağıtımı noktasında ayrımcılık yapıldığına ilişkin gözlemi olduğunu da belirten Bektaş, “Alevi örgütleri ve toplumun vicdanlı kesimleri çıkıp depremin ikinci, üçüncü gününde “Bakın ayrım yapıyorsunuz. Bırakın biz kendi yaralarımızı kendimiz sararız. Tırlarımıza dokunmayın. Bırakın yardım götürülmeyen yerlere götürelim” demeseydik bugün belki hala ulaşılmamış olunacaktı çoğu yere. Toplumsal baskıdan dolayı buralara gidildi. Bölgelerde ayrım da, acizlik de, iş bilmezlik de vardı.
    Bölgede cemevlerimizin yetkin olması büyük bir kazanım olmuş. Hemen komiteler kurulmuş. Maraş Pazarcık’ta Alevi Kültür Dernekleri’nin şubesi ile yine o bölgede Dersim Belediyesi’nin yaptığı çalışmalar, dayanışma hali, pozisyon alma, krizi yönetme, ihtiyaçlar dahilinde “Ne yapabiliriz?” hali biraz daha hızlı gelişmiş. Oradaki mahalleleri gezdik. İnsanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi” ifadelerini kullandı.

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ADFE Başkanı Fırat: Ören köyü yerle bir olmuş, cenazeler göçük altında-VİDEO

    ADFE Başkanı Fırat: Ören köyü yerle bir olmuş, cenazeler göçük altında-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Akçadağ ilçesi Ören köyündeki son durumu aktaran ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Burası gerçekten yerle bir olmuş vaziyette. Çok kötü durumda. Yardımlar gelmeye başlamış ama maalesef bazı yerlerde cenazeler hala göçük altında. Hızır herkesin yoldaşı olsun” dedi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, depremin etkilediği Malatya’nın Akçadağ ilçesindeki Ören köyünü ziyaret etti.

    “HERKESİ HIZIR OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Köydeki son durumu PİRHA‘ya aktaran Celal Fırat şunları söyledi:

    “Burası gerçekten yerle bir olmuş vaziyette. Çok kötü durumda. Yardımlar gelmeye başlamış ama maalesef bazı yerlerde cenazeler hala göçük altında. Hızır herkesin yoldaşı olsun. Malatya’da da durum kötü. Ayakta duran binalar da çökecek gibi. Burası çok soğuk. Buradan Adıyaman ve Maraş bölgesine de gideceğiz. Her canımızı bu bölgelere Hızır olmaya çağırıyoruz. Hızır orucunun tutulduğu günlerdeyiz. Lokmalarınızı buralara gönderebilirsiniz. Barınma ve ısınma gibi yiyecek bulmak da çok büyük sorun. Yardımların ulaşacağı yollar kötü. Hele ki Alevi köyleriyse yolların durumu daha da kötü. Yaralarımızı hep birlikte saracağız ama Malatya nasıl eskisi gibi olacak hiç bilmiyorum.”

    CİHAN BERK/MALATYA

  • ‘Demokratikleşme sürecine girecek bir Türkiye’de Alevi sorununa katkıda bulunmak istiyoruz’-VİDEO

    ‘Demokratikleşme sürecine girecek bir Türkiye’de Alevi sorununa katkıda bulunmak istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, dernek olarak hedeflerini “Demokratikleşme sürecine girecek bir Türkiye’de Alevi sorununa ufak da olsa katkıda bulunabilmek, bu yolu yürüyen kurumlarımız ile Yol’u sürebilmek” şeklinde açıkladı. Bektaş, öğrenciler için önümüzdeki haftalarda burs başvurularının da başlayacağını duyurdu.

    Sivas Madımak katliamı ile 12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki katliamın ardından Bahçelievler’de kurulan Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, bunca yıl ismini, CEM Vakfı ile olan davaları ile duyurmuş. Dernek Başkanı Ufuk Emre Bektaş da konu ile ilgili “İnsanlar, CEM Vakfı’nın dava açtığı bir kurum olarak biliyor” yorumunu yaptı.

    19 kişiden oluşan yönetim kurulunda 7 kadın yer alırken, 8’i de 35 yaş altı kişilerden oluşuyor.

    2021 yılında 20 öğrenciye burs verdiklerini de belirten Bektaş, birkaç hafta içerisinde yeni başvuruların başlayacağını söyledi. 2020 yılında 28 yaşında iken derneğin başkanı seçilen Bektaş ile bugüne kadar adını pek duyuramayan ya da CEM Vakfı ile olan arazi sorunu ile bilinen derneğin, yönetim çalışmaları ve hedeflerine ilişkin konuştuk.

    ALEVİ CAMİASINDA EN GENÇ YÖNETİM KURULU BİZİZ

    Ufuk Emre Bektaş, 27 yıllık tarihi olan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin, yıllardır süren bir arazi sorunu nedeniyle gölgede kaldığına vurgu yaptı. Bektaş, şunları kaydetti:

    “Derneğimiz çeşitli yıllarda CEM Vakfı tarafından açılmış davalar ile tanınmış ne yazık ki. Türkiye demokratik Alevi hareketinde son dönemde genç görmek de güç. Burada gördüğümüz o eksiği kapatmak adına böyle bir sorumluluk aldık. Tahmin ediyorum ki, Türkiye’deki Alevi camiasında en genç yönetim kurulu biziz.

    Bugüne kadar daha çok kendi bölgesine hitap edecek çalışmalar yapılmış. Hemen yanınızda 50 küsur şubesi olan bir vakfın genel merkezi var. Dolayısıyla gölgede kalması çok normal. Ekonomik anlamda da bir gücünüz yok. Siyasal olarak da sırtınızı yasladığımız bir yer yok. Bu nedenle çok fazla tanınmamış. Tanınmış olma yanı da CEM Vakfı ile olan davalar. CEM Vakfı’nın dava açtığı bir kurum olarak biliyor insanlar. Bu dönemde biraz da bu kabuğu kırmaya çalıştığımız için göze batmış olacağız ki yeniden bir dava konusu edindik. Hiç de beklemiyorduk böyle bir şeyi.”

    “ALEVİ SORUNUNA KATKI DA BULUNMAK İSTİYORUZ”

    Bektaş önümüzdeki süreçte dernek olarak hedeflerini ise şöyle anlattı:

    “Şu anda Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) üyesiyiz. Derneğimizin uzun vadedeki hedefi, demokratikleşme sürecine girecek bir Türkiye’de Alevi sorununa ufak da olsa katkıda bulunabilmek, bu yolu yürüyen kurumlarımız ile Yol’u sürebilmek.

    Geçtiğimiz sene 20 öğrenciye burs verdik. Bu sene de yaklaşık sayıda öğrenciye burs vereceğiz. Yönetici ve üyelerimizin desteğiyle bunu yapıyoruz. Alevi kurumlarının birçoğunun belirli bir gelir kaynağı yok. ‘Olmalı mı?’ kısmı da zaten taleplerimizin içinde bulunan bir alan. Devletten fonlanan bir yönetim anlayışı da istemiyoruz. Kazanımızı kendimiz kaynatmaya çalışıyoruz. Birkaç hafta içerisinde burs başvuruları da başlayacak.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >CEM Vakfı ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin arazi sorunu sürüyor

  • CEM Vakfı ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin arazi sorunu sürüyor- VİDEO

    CEM Vakfı ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin arazi sorunu sürüyor- VİDEO

    PİRHA-CEM Vakfı’nın, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin bulunduğu alanı boşaltması talebiyle başlayan sorun yıllardır sürüyor. Arazinin asıl sahiplerinin kendileri olduğunu belirten dernek başkanı Ufuk Emre Bektaş, “Derneğimiz, şu anki Cem Vakfı genel merkezi binasının yapımında çok büyük emekler verdi. O binanın ilk iki katı derneğimizce yapıldı. Bu olayın özellikle Alevilik hukukuyla çözülmesi gerektiği kanaatindeyiz” dedi. 

    İstanbul’da bulunan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği ile CEM Vakfı arasında kurum binalarının bulunduğu arazi nedeniyle yıllar önce başlayan sorun devam ediyor. CEM Vakfı çektiği ihtarname ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nin bulunduğu alanı boşaltmasını isterken; dernek ise arazinin asıl sahibinin kendileri olduğunu belirtiyor.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, yıllardır süren sorunu ve dava sürecini PİRHA‘ya anlattı.

    “GAZİ KATLİAMI’NDAN SONRA İSTANBUL’DA KURULAN İLK ALEVİ KURUMLARINDAN BİRİYİZ”

    Derneğin kuruluşuna ilişkin “Derneğimiz 1995 yılında özellikle Madımak ve Gazi Katliamı’nın ardından Bahçelievler’de bulunan Alevi yurttaşlar tarafından kuruldu. Sanıyorum dönemine göre İstanbul’da kurulan ilk Alevi kurumlarından birisi. O katliamlar silsilesi sonrası kolay bir yol ile kurulmadı derneğimiz o dönem. Çok ciddi bir halk desteği ve inançla kurulmuştur” bilgilerini veren Bektaş, insanların desteğiyle arazinin tapusunun alındığını kaydetti.

    “CEM VAKFI BİNASININ İLK İKİ KATI DERNEĞİMİZCE YAPILDI”

    Bektaş, CEM Vakfı ile yaşanan sorunu ise şöyle dile getirdi:

    “O dönem yaşanan sıkıntılardan birisi de güvene dayalı derneğe alınmış olan tapunun, o dönemki bir dernek yöneticisinin üstüne yapılmasından kaynaklı bugün hala sorunlar yaşamaktayız. Derneğimiz 1995 yılında kuruluyor. Ama üzerindeki arazide şu anda Cem Vakfı’nın genel merkezi de bulunmaktadır. Derneğimiz aleyhine daha önce idare mahkemesine, asliye mahkemesine ve ceza mahkemesine açılmış davalar var. Bugün bunun bir kopyasıyla karşı karşıyayız.

    Şu anda sahibi olduğumuz arazi üzerinde işgalciymişiz veya kiracıymışız gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bu doğrudan Cem Vakfı Genel Merkezi tarafından çok ciddi şekilde algı yapılmaya çalışılıyor. Derneğimiz, şu anki Cem Vakfı genel merkezi binasının yapımında çok büyük emekler veriyor. O binanın ilk iki katı derneğimizce yapılıyor. Derneğimizin karar defterlerinde de yandaki binanın yapımı ile ilgili ispatlarımız da var. Daha sonra Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan, derneğimizin eski yönetimini kendi yönetimine ve işe alıyor. Sahte bir kira kontratı ile de derneğimiz sanki arazinin sahibi değilmiş de kiracısıymış gibi gösteriliyor. Daha sonrada yapılan fason kira kontratı üzerinden davalar silsilesi başlıyor. O döneme ait gazete küpürleri, haberler, ispatlar da var. O günden itibaren Cem Vakfı ile derneğimiz arasında ne yazık ki mahkeme nedeniyle bir tartışma yaşanıyor.”

    “SORUNUN ALEVİ HUKUKU İÇERİSİNDE ÇÖZÜLMESİ GEREKTİĞİ KANAATİNDEYİZ”

    Yaşanan sorunu Alevi hukuku içerisinde çözmek istediklerini fakat istedikleri yanıtı alamadıklarını belirten Bektaş, iki Alevi kurumunun karşı karşıya gelmesinden dolayı üzgün olduklarını kaydetti. Bektaş, şöyle konuştu:

    “Biz, bu olayın özellikle Alevilikte, kendi hukuku olan bir yol ve felsefede kendi içerisinde çözülmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ama bütün iletişim kanalları kapandığı için biz de artık karşı bir hamle yapmak durumundayız. Çünkü bulundukları binada işgalciler. Bulundukları bina derneğimiz tarafından yapıldı. Bizim de bu konu ile ilgili girişimlerimiz ne yazık ki başlayacak. Yoksa birbirine musahip olması gereken iki Alevi kurumunun, hukuk sistemine dahi tam anlamıyla güvenemediği bir düzende birbirini dava ediyor olması gerçekten çok can yakıcı bir durum. Özellikle geçtiğimiz haftalarda Hacıbektaş’ta yaptığımız çalıştayda Alevilerin birlik ve bütünlüğüne dair mesajlar verdik.

    Ama bunun öncesinde son ihtarname 12 Eylül tarihinde geldi. Birilerini siyasal ya da kurumsal olarak var eden bir sürecin tarihi aslında. Çok trajik bir durum. İhtarname şunu diyor:
    “Biz size 1997 yılında kiraladık. Zamanınız doldu. Sene sonunda da kira kontratı uzamayacak. Burayı boşaltın. Aksi halde dava yoluna gideceğiz.”
    Fakat bugüne kadar kira ödediğimize dair bir tane bile ispatları yok. Şimdi vakfın müdürü bizden bir kira talep ediyor. Burası milli emlak arazisine dönmüş. Kamulaştırıldıktan sonra bu arazinin 29 yıllığına kullanım bedelini almışlar. Kendilerine peşkeş çekilmiş bir arazi zaten derneğimize ait. Burada bir hukuksuzluk var. Üzerine Milli Emlak’tan kiralıyorlar ve amacı dışında kullandıkları bu arazide kendilerinden önce burada olmamıza rağmen şu anda bizim varlığımızdan rahatsızlık duyuyorlar.”

    “ALEVİ KURUMLARI İLE MÜCADELE ETMEK DEĞİL, BİRLİKTE YOL YÜRÜMEK İSTİYORUZ”

    Alevi kurumları ile mücadele etmek istemediklerini vurgulayan Bektaş, eşit yurttaşlık için birlikte yol yürümek istediklerini söyledi. Bektaş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çok absürt gelecek belki ama 30 bin lira kira istiyorlar. Ertesi gün “Kira da istemiyoruz, boşaltın” diyorlar. Ondan sonra ihtarname çekiyorlar. Sanıyorum İstanbul valisiyle bir görüşme gerçekleştirmişler. Genel merkez binalarının yenilenmesi süreci var. Bu sürece sanırım bizi de dahil edip, bütün parseli boşaltıp, yeni bir proje yapma aşamasındalar. Ama şunun da farkındalar. Çok da ileri gidemiyorlar. Bölgedeki halk burayı benimsemiş durumda. Yıllardır burası varlığını devam ettirmekte. Her ne kadar geçmişte buraya dava açmış olsalar da bir arpa boyu yol alamadılar.

    Yani biz hala bu işin kendilerinin ifadesiyle, uluslararası hukukta bir kazanım elde etmiş olan Alevilerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazanımlar elde etmiş olan Alevi toplumunun (ki bunun da propagandasını en çok İzzettin Doğan yapar) iç hukukta karşılığı olmadığından dem vururuz. Uluslararası anlamda elde ettiğimiz hakların içeride verilmemesinden dem vurulur. Türkiye’deki hukuk sistemine karşı güvensizliklerini ve şikayetlerini de kurumsal olarak hep beyan etmişlerdir bu anlamda. Şimdi o güvenmedikleri hukuk sistemine güveni tuttu ki bu arkadaşların bir başka Alevi kurumunu şikayet edecek kadar kendilerini güçlü hissediyorlar. Yani gücü nereden alıyorlar? Onu da sormak lazım.

    Ama günün sonunda biz şu noktadayız. Bizim kendi hukukumuz var. Alevi hukukumuz var. İnsanlar bir araya gelmeliydi. Bu iş bu noktada daha ortak bir akılla çözülmeliydi. Kendilerine defalarca kez ifade ettik. Birçok mahkemede de bizim daha önceki dernek başkanlarımız, yöneticilerimiz ifade ettiler. Buranın gerçek sahibi derneğimizdir, bu kimliktir. Biz başka bir Alevi kurumuyla yol yürümek istiyoruz. Biz diğer Alevi kurumlarıyla mücadele etmek değil; haklarımız ve kazanımlarımız, eşit yurttaşlık için birlikte mücadele etmek istiyoruz. Birbirimizle mücadele etmek istemiyoruz. Ama bu talebimiz defalarca kez ne yazık ki geri çevrildi ve iş bu noktaya geldi.”

    “ISRARCI OLMALARI DURUMUNDA ALEVİLİĞE VERDİĞİ ZARARLARI DAHA FAZLA TEŞHİR EDECEĞİZ”

    Bektaş bundan sonraki sürece dair ise “Alacakları hiçbir karar, yapacakları hiçbir adım derneğimizin bulunduğu yerden bir adım dahi geri çekilmesini sağlamayacak. Bunu mümkün kılmayacağız tabii ki. Bu kimi zaman kendi istedikleri şekilde hukuki yolda olacak, kimi zaman toplumsal bir hareketle olacak. Ama bu konuda ısrarcı olmaları halinde biz kendilerinin bugüne kadar Alevi toplumuna elde ettirdikleri kazanımlar baş üstüne olmakla birlikte, ne yaptıklarını, burada nasıl bir faaliyet gösterdiklerini, Aleviliğe son dönemde, Aleviliğin birliğine bütünlüğüne nasıl zarar verdiklerini daha fazla teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu anlamda da bir adım dahi geri atmayacağız” yorumunda bulundu.

    “KENDİLERİNİ ALEVİLİĞİN TEK MUHATABI OLARAK LANSE EDEBİLİRLER AMA GERİ ADIM ATMAYIZ”

    CEM Vakfı’nın yıl sonuna kadar alanı boşaltmalarını istediğini belirten Bektaş, Bahçelievler ilçesinde en çok üyeye sahip (600 üye) derneklerin başında geldiklerini ifade etti.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş ayrıca üniversite okuyan belli sayıdaki öğrenciye burs verdiklerini söyleyerek, şunları kaydetti:

    “Bu yılın sonuna kadar bizden bu alanı boşaltmamızı, terk etmemizi, aksi halde dava açacaklarını söylüyorlar. Dava açabilirler. Daha önce yaptıkları gibi belli hukuki süreçleri zaman aşımına uğratacak kadar eskisi gibi kolları uzun olabilir. Kendilerini Aleviliğin tek muhatabı olarak uluslararası düzeyde ve Türkiye’de lanse de edebilirler. Hiç problem değil.

    Yani onların arkalarına aldıkları güç bizi geri adım attırmaz. Biz Bahçelievler ilçesinde en çok üyeye sahip derneklerin belki başında geliyoruz. Toplumsal bir karşılığımız var. Bizim bu dernekte, dernek üzerinden üniversite hayatına devam ettirmesini sağladığımız çok sayıda gencimiz var. Buranın inançsal, teolojik bir açıdan değil de daha çok kendini toplumsal muhalefette lanse eden, eşit yurttaşlık talebinde bulunan daha çok demokratik kitle örgütü çalışması yapan bir kurum olmasına rağmen bu hareketi yaptıkları için ve bu bölgede başka bir cemevi olmadığı için bizi cemevi pozisyonuna getirmelerini de istemiyoruz.

    Biz hemen yanı başımızda olan kurumun faaliyet alanına girmek istemiyoruz. Ama ne yazık ki bizi bu noktaya da itiyorlar. Yaklaşık iki aydır ben İzzettin Doğan’a ulaşmaya çalıştım. En azından bir diyaloğa geçme teşebbüsümüz olmadığını iddia etmesinler diyeydi. Ama çirkin şeyler duyuyoruz. Bu yakışmıyor. Bu anlamda da bağlı bulunduğumuz Alevi Dernekler Federasyonu’yla da bir görüşme gerçekleştirdik. Bu dernek buranın sahibi, 1995’ten beri faaliyet sürdürmekte. Bundan sonra da faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek.”

    “BİR ALEVİ KURUMU İLE MAHKEMEYE ÇIKMAK NE KADAR ALEVİCE?”

    Bektaş son olarak AKP’nin Alevi politikalarına da değindi. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevilik dairesi kurulması için yapılan hazırlıkları da hatırlatan Bektaş, “Alevilerin o kadar çatı kuruluşu, kurumu, federasyonları varken, bu yolu süren, bu uğurda emek vermiş, mücadele etmiş insanları muhatap almadan hükümetin bir daire başkanlığı kurma durumu varmış. Kültür Bakanlığı’ndan böyle bir bilgi aldık biz de. Şimdi Aleviliği bu kadar devletleştirmek isteyen, kendine benzetmek isteyen, kendi Alevisini yaratmak isteyen bir iktidar varken ve biz belki de Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde Aleviliğin ilk defa bu kadar tehlikeye girdiğini gözlemlemişken ,bir Alevi kurumunun başka bir Alevi kurumuyla o anlayışın hakemliğinde, huzurunda sanık sandalyesine çıkması ya da mahkeme huzuruna çıkması ne kadar insani olur, ne kadar Alevice olur? Bunu sorgulamaktayız” ifadelerini kullandı.

    “BİLDİRİYE İMZA ATTIĞI İÇİN BAŞKANLARINI GÖREVDEN ALMAYAN ANLAYIŞLA YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi kurumlarının geçtiğimiz günlerde Hacıbektaş’ta gerçekleştirdiği çalıştaya da atıfta bulunan Ufuk Emre Bektaş sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “En çok bir arada durmamız gereken, en çok birlikte görmemiz gereken süreçte biz, bir taraf müşteki, diğer taraf sanık pozisyonunda bir kez daha Aleviliğin neden bugün Türkiye’de bu hale gelmiş olduğunu, son dönemlerde bu kadar zayıfladığını bir kez daha teşhir etmiş oluruz. Bu isteğim tabii ki Alevilerin bir arada durması, bu mücadeleyi birlikte vermesi isteği. Sakın ola Cem Vakfı “Biz acaba onlardan çekiniyor muyuz da böyle söylüyoruz” manasını taşımamalı. İstedikleri şekilde şikayetçi olabilirler. Araziyle ilgili bir talepte bulunabilirler. Hiç problem değil. Bizim yanımızda halk var. Toplumdaki insanlar var. Bu anlamda da güveniyoruz kendimize. O açıdan Aleviliği bölen değil de bütünleştiren, o gün o çalıştayda attığımız imzanın arkasında duran, bildiriye imza attı diye kendi kurum başkanlarını görevden almayan anlayışla yolumuza devam edeceğiz.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Sivas Katliamı davasının her duruşmasından sonra katliam kendisini tekrarlıyor’

    ‘Sivas Katliamı davasının her duruşmasından sonra katliam kendisini tekrarlıyor’

    PİRHA-İstanbul Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya olan Sivas Katliamı davası ile Musa Anter’in düşürülen davasına ilişkin yaptığı açıklamada “29 yıldır süren bu davanın her duruşması sonrası bu katliam kendisini tekrarlamaya ve canımızı yakmaya devam ediyor. Katliamın sürekliliği budur. “Sivas yanmaya devam ediyor” derken kastımız budur. Biz bu davayı o divana bırakmamalıyız. Devlet bununla yüzleşmeli” dedi.

    33 kişinin yaşamını yitirdiği Sivas Katliamı’nın 3 firari sanık üzerinden devam eden davasının 29’uncu duruşması 21 Eylül Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Zaman aşımı tehlikesi ile karşı karşıya olan davanın bir sonraki duruşması 26 Ocak 2023 tarihine ertelendi. Aynı gün Ankara Adliyesi’nde görülen Musa Anter davası ise zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) bileşeni İstanbul Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş her iki davaya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “HER DURUŞMA SONRASI KATLİAM KENDİSİNİ TEKRARLIYOR”

    Madımak davasının son duruşmasını yerinde takip eden Bektaş, şunları kaydetti:

    “Sivas Madımak Katliamı davası, Türkiye’deki hukuk sistemini, adaletsizliği gözler önüne sermeye devam ediyor. Davanın avukatlarından Özgür Piroğlu, davayı uluslararası mahkemelere taşıyacaklarını beyan etti. Çünkü 29 yıldır süren Madımak, 2023 yılında 30. yılına girecek ve her ne kadar uluslararası ceza hukuku ile TCK gereğince, insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmasa da zamanaşımına uğratılacak. Makul ve adil yargı süresinin çoktan aşıldığı bu davanın, iç hukuk yollarının tüketilmesine ramak kala, uluslararası mahkemelere taşınacak olması yerinde bir hamle olacak.

    29 yıldır süren bu davanın her duruşması sonrası bu katliam kendisini tekrarlamaya ve canımızı yakmaya devam ediyor. Katliamın sürekliliği budur. “Sivas yanmaya devam ediyor” derken kastımız budur. Adaletin yerini bulmadığı her gün o alev harlanmış oluyor. Madımak büyük bir  yaradır ve bu yara kabuk bağlamamalı. Buna müsaade etmemeliyiz. Bu yara sarılabilir, ama onun da yolu adalettir.”

    “SİVAS DAVASINI DİVANA BIRAKMAMALIYIZ”

    Davanın zaman aşımı tehlikesine de değinen Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “3 firari sanığın Türkiye’ye getirilmesi için görülen davada; devlet kusuru olduğuna dair rapor Devlet Denetleme Kurulu tarafından tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemenin; dönemin başbakanı Tansu Çiller’in, dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ve dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in dinlenmesi talebini reddetmesi apaçık bu davanın zamanaşımıyla düşmesini sağlama çabasıdır. Zamanaşımı gelir, hukuk bunu unutur. Ama insanlık unutmaz. Türkiye’de adalet sisteminin onuru için bir turnusoldur Madımak Katliamı.

    Yargının bu davayı zaman aşımına düşürme çabası bir motivasyon gerektiriyor ve biz bu motivasyonun nereden alındığını da çok iyi biliyoruz. Bir önceki davanın zaman aşımından düşürülmüş olmasına “hayırlı olsun” diyen o dil, bugün ülkenin en yetkili ağızı. Dolayısıyla bu motivasyon doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan alınıyor. Biz Alevi örgütleri ve Alevi yurttaşlar da motivasyonumuzu Pir Sultan’dan alıyoruz.

    Pir Sultan der ki, “Kalsın benim davam divana kalsın”. Biz bu davayı o divana bırakmamalıyız. Zaman aşımı olsa da, dava düşürülecek olsa da bu dava yeniden görülmeli, bu alemde görülmeli ve devlet bununla yüzleşmeli. Niye devlet bununla yüzleşmeli diyorum; çünkü başından beri sanık sandalyesinde oturması gereken bu sistemin kendisiydi.”

    “90’LARIN MOTİVASYONU DAVAYI ZAMAN AŞIMINA İTTİ”

    Bektaş, son olarak Musa Anter’in zaman aşımına uğratılan davasıyla ilgili olarak da “Madımak davasının görüldüğü saatlerde, üzerinde “Adalet Sarayı” yazan aynı binanın içinde “Adalet Mülkün Temelidir” yazan bir başka duruşma salonunda bir başka adaletsizlik hâli vardı. Musa Anter davası görülmekteydi. Bu dava zaman aşımı nedeniyle düşürüldü. Aslında baktığınız zaman burada da bir motivasyon hali var. 90’ların motivasyonu. “Karanlık günler” diye adlandırdığımız o yıllarda işlenmiş olan bu cinayet davası yine bu yargı sistemince adeta zaman aşımına itildi” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP / İSTANBUL