Etiket: ülkü ocakları

  • Karadağ: Çocuklarımızın ırkçı ve kafatasçı yetişmesine meydan vermeyeceğiz-VİDEO

    Karadağ: Çocuklarımızın ırkçı ve kafatasçı yetişmesine meydan vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Altınova Şube yöneticisi Abdurrahman Karadağ, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında yapılan protokolün çok tehlikeli olduğunu belirterek, “Çocuklarımızın milliyetçi kafatasçı bir düşünce ile yetiştirilmelerine asla meydan vermeyeceğiz” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    PSAKD Altınova Şube YK üyesi Abdurrahman Karadağ, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ülkü Ocakları ile yaptığı protokolün çok tehlikeli olduğunu söyleyen PSAKD Altınova Şube Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahman Karadağ,” Bunun hem ülkenin hem de çocukların geleceği için çok büyük bir tehlike, kesinlikle bunu doğru bulmuyoruz” dedi.

    “EĞİTİMİ SİYASALLAŞTIRMA GİRİŞİMİDİR”

    Geçmişte bunun acılarını çok yaşadıklarını belirten Karadağ, “Günümüzde de aynı acıları yaşamak istemiyoruz. Milli eğitim ve Ülkü Ocakları arasında yapılan protokol eğitimi siyasileştirmektedir. Eğitimin temeli ilkeleri son derece sakıncalı olan bu durum çocuklarımızın özgün eğitim düşünce yetisini eğitiminde tarafsız ilkesinin tehlikeye atmaktadır” diye belirtti

    Eğitimin siyasi ve ideolojik kurumlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Karadağ, “Geçmişe Milli Eğitim Bakanı Yusuf Ziya Öner cemaatler ve tarikatlarla protokol yaptık ve yapmaya devam edeceğiz dedi. Şu anda aynı şekilde ülke ocakları ile yapılan bir protokol var ve bu çok büyük tehlikedir” dedi.

    Özellikle kurs yerlerinde çocuklarının ülkü ocaklarından gelenler kişiler tarafından eğitilmelerini istemediklerini belirten Karadağ, “Bu siyasi yapıdır ve ülkücü milliyetçi yapılanmanın çocuklarımızın gelecekleri üzerinde çok ağır tahribatlara yol açacağından eminiz. Resmi bir kurum olan eğitim sistemi içerisinde görev üstlenmelerini asla kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Bilimsel, laik, evrensel bir eğitimden vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Karadağ, “Biz 72 millete bir nazarla bakan bir toplumuz. Hiçbir zaman kafatasçılığa kesinlikle meyil vermedik, vermeyeceğiz” diye belirtti.

    “ANTALYA’DA MİLLİ EĞİTİMLE ENSAR VAKFI ARASINDA YAPILAN PROTOKOLÜ MAHLKEME YOLUYLA İPTAL ETTİRMİŞTİK”

    Geçmişte Antalya’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Ensar Vakfı ile yaptığı protokolle ilgili bilgi de veren Abdurrahman Karadağ konuşmasının devamında şunları kaydetti.

    “Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yaptığı protokolü yargıya taşıdık ve bunun iptali gerçekleşmişti. Tarikatların, cemaatlerin şimdi de Ülkü Ocakları ile yapılan bu protokol dayatmalarını doğru bulmuyoruz. Asla bunu meydan vermeyecek, alanları boş bırakmayacağız. Bütün Alevi kurumları ve eğitim kurumlarıyla birlikte tüm gücümüzle karşısında olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Uçarcan: Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı protokoller uzun vadede tutmayacak-VİDEO

    Uçarcan: Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı protokoller uzun vadede tutmayacak-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki göstererek, “Bu protokole tarikatlar üzerinden etkili olamadığı kesimleri ülkücülerin süzgecinden geçirelim oradan bir şeyler tutturabilir miyiz arayışıdır. Ama bu hesaplar uzun vadede tutmayacaktır” dedi. 

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “BU ÜLKEDE ÜLKÜCÜLERİN TARİHİ KİRLİ VE KANLI”

    Ülkücü hareketle eğitimin yan yana gelemeyecek bir olgu olduğunu belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Çünkü ülkücüler tarihi kirli bir tarih bu hepimiz tarafından biliniyor. Hazır iktidar ortağıyken kendilerince kendilerini aklama paklama yöntemi olarak böyle bir şeye başvuruyorlar” diye belirtti.

    “ÇEDES PROJESİNE TARİKATLAR YETMEDİ ÜLKÜCÜLERİ DAHİL ETTİLER”

    Uçarcan, “Bu protokole tarikatlar üzerinden etkili olamadığı kesimleri ülkücülerin süzgecinden geçirelim oradan bir şeyler tutturabilir miyiz anlayışı ile hareket ediyorlar. Orada bir şey tutturabilir miyiz hesapları içerisindeler. Bu yapılanlar en başta cumhuriyetin içselleştirdiği laik, bilimsel eğitime yönelik geliştirilen bir tutumdur” şeklinde kkonuştu.

    “BİR TAŞLA BİRKAÇ KUŞ VURMAK İSTİYORLAR”

    Bu tür girişimlerin bir taşla birkaç kuş vurma anlamına geldiğini belirten Uçarcan, “Hazır yetkimiz varken, hazır imkânımız varken bir taşla birkaç kuşu nasıl vurabiliriz hesabı içerisindeler. Uzun vadede bu hesaplar tutmayacak, tutmayacağını düşünenlerdenim” dedi.

    “ÇEDES PROJESİNİN ANLAMI UYGULAMALARIYLA ÇELİŞİYOR”

    ÇEDES projesinin kendi içeriği ile çeliştiğinin altını çizen Uçarcan, “Bu program çevreme duyarlıyım değerlerime saygılıyım çevre ile örtüşmeyen bir durum.  AK Parti iktidarı döneminde çevrenin talan edilmesi dönük en fazla maden işletmeciliği ve barajlar için en fazla ruhsat alınan dönem olduğu aşikâr ortadayken çıkmış birileri çevreme duyarlıyım değerlerini seviyorum diyor. Bu suçlunun suçlu olmanın verdiği bir psikolojiyle üstünü örtebilir miyim hesabı içerisindeler” diye konuştu.

    Bu tür girişimlerin toplumsal kesimlerden gelecek tepkiyi bir biçimde örtmenin arayışı olduğuna dikkat çeken Uçarcan, “Bu tepki karşıdan gelmeden biz bunun üstünü nasıl örteriz derdindeler. Bunlar bitmiş tükenmiş durumdalar. Kirliliklerini nasıl örtbas edebileceklerini derdine düşmüşler” dedi.

    “ÇEDES’TEN TÜM KESİMLER MÜZDARİP”

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, protokollere karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğine ilişkin olarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    ” Tabii ki başta Aleviler muzdarip ama öteki toplumsal kesimlerin tümü de bu anlamda muzdarip. Birinci derecede Eğitim-Sen’in üzerinden diğer sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin Eğitim-Sen’in önderliğinde en geniş kesimleri bu projeleri teşhir edip, geri püskürtmek için alanlara çıkmasıyla orantılı olduğunu düşünüyorum.

    ÇEDES ve benzeri projelere karşı mücadele sadece Aleviler ve öğretmenler üzerinden değil, aynı zamanda öğretmenlerin okuttuğu öğrencilerin aileleriyle de ilişkilenerek velileri nasıl daha çok duyarlı hale getirebilir, kitleleri alanlara nasıl taşıyabilir ve oralardan doğru sorunlarımızı dillendirebilir, meydanlarda alanlarda taleplerimizi haykırabiliriz.

    Bunların çalışması içerisinde olacağız. Gerek Alevi kurumları olarak gerek demokratik kitle örgütlerinin en geniş katılımıyla hayata geçirebilirsek protokolleri geri püskürtebileceğimize inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

  • Mehmet Turan Dede’den protokol tepkisi: Aleviler olarak kabul etmiyoruz-VİDEO

    Mehmet Turan Dede’den protokol tepkisi: Aleviler olarak kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin tepki göstererek, “Yapılan protokolle Ülkü Ocakları gençlerimize çocuklarımıza ders verecekler. Neyin dersini  verecekler? Milliyetçiliğin. Hangi milliyetçiği?  MHP’nin milliyetçiliğini. Bunu kabul etmemiz mümkün değil” diyerek tepki gösterdi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ÇEDES PROJESİ İLE GENEL TOPLUMUN DEĞİL, SADECE KENDİ DEĞERLERİNE KENDİ İNANÇLARINA BAĞLI GENÇLER YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Aleviler üzerinde çok ciddi oyunlar oynandığını belirten Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, “Bu oyunlardan bir tanesinin de ülke içerisindeki oyunlar. Hepinizin bildiği ülkede Millî Eğitim Bakanlığına bağlı pek çok okullarda ÇEDES diye bir program gündeme getirdiler. ÇEDES neymiş? Çevreme duyarlıyım değerlerime bağlıyım. Kendime de sahip çıkıyoruz. Çevreme kendime sahip çıkıyorum derken esas sahip çıktıkları nedir. Biliyor musunuz? Kendi inançlarına sahip çıkıyorlar güya, kendi anlayışlarına sahip çıkıyorlar güya” şeklinde ifade etti.

    “İKTİDAR KENDİ İNANCINI ÇOCUKLARDAN BAŞLAYARAK İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    İktidarın kendi düşüncelerini topluma kabul ettirmeye çalıştığını belirten Turan, “Ülkemizdeki pek çok okulda o küçücük evlatlarımıza sanki Aleviler suç işliyormuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bu yaşananların tamamından muzdarip olduğumuzu ve bunların kesinlikle karşısında duracağımızı da buradan beyan ediyorum” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZA OKULLARDA MHP  MİLLİYETÇİLİĞİNİ EMPOZE ETMEYE ÇALIŞACAKLAR”

    Son dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın değişik biçimlerde insanları bir yerlere kanalize etmeye çalıştığını vurgulayan Turan, “Ne diyorlar? Okullarda bu ÇEDES projesi bize yetmedi ne yapacağız? Birde Ülkü Ocakları bizim okullarımızda gelecekler gençlerimize çocuklarımıza ders verecekler. Neyi verecekler? Güya milliyetçiliği, hangi milliyetçiği? MHP milliyetçiliğini bizim çocuklarımıza öğretmeye kalkacaklar” diyerek, protokole tepki gösterdi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, “Hiçbir şekilde bizim okullarımızdaki küçücük yaştaki öğrencilerimizin bir tek inanca bir tek inancın bir tek mezhebine lanse edilmesi ve buraya kanalize edilmesine baştan karşıyız, istemiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Aksünger: ÇEDES’e karşı Alevi kurumları olarak ne yapıyoruz?-VİDEO

    Aksünger: ÇEDES’e karşı Alevi kurumları olarak ne yapıyoruz?-VİDEO

    PİRHA- Zakir Fahrettin Aksünger, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin tepki gösterdi. Çağdaş demokratik toplumlarda insanların bilimi öncelediğini belirten Aksünger “Bugün cemaat ve tarikatlar üzerinden bu tür protokolleri yapanlar aslında dün vardı, bugün de var, yarın da olacak. Önemli olan bizim buna karşı ne yapıyoruz? Aslolan budur” diye belirtti.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    Zakir, semah eğitmeni Fahrettin Aksünger, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “MİLLİ EĞİTİMİN TARİKATLARLA YAPTIĞI PROTOKOLLERİN ALTI BOŞ ÇIKACAKTIR”

    Çağdaş ve demokratik toplumlarda gerici ve ırkçı gruplarla anlaşmanın söz konusu dahi olmayacağının altını çizen Aksünger, “Çağdaş demokratik bir düzende bir toplumda insanlar bilimi önceller. Bilimi öncelemeyen toplumlarda ise bu tür çabaların günü kurtarmaya yönelik çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Bugün cemaat ve tarikatlar üzerinden bu tür protokolleri yapanlar aslında dün de vardı bugün de var yarın da olacak” dedi.

    “ÇEDES VE BENZERİ PROTOLOLLERİN BÜTÜN TAPLUMSAL KESİMLERE AKTARILMASI GEREKİYOR”

    ÇEDES ve benzeri protokollerin herkese anlatılması gerektiğini belirten Aksünger, “Eğer kendi yanımızdaki dostlarrımıza, üyemize anlatırsak ÇEDES ve benzeri anlaşmaların altının boşaltırız. Çağdaş demokratik laik dünyaya inanan insanlar olarak biz kendi yani başımızdaki kapı komşumuza çoluğumuza çocuğumuza kendi kitlemize olması gereken doğruyu söylersek onlar da kendi çevresindekilerine anlattıklarında biz doğruyu yapmış olacağız” diye konuştu.

    Kendisine göre yapılan protokollerin tamamen dinsel amaçlı olmadığını belirten Aksünger, ekonomik gücü elinde tutmak ve zenginleşmenin de bu tür çalışmaların nedenlerinden olduğunu dile getirdi.

    “DİNDAR VE KİNDAR NESLİ OLUŞTIRAMADIKLARINI KENDİLERİ İTİRAF ETTİLER”

    Siyasal İktidarın yıllardır kindar ve dindar bir gençlik yaratamadığını belirten Aksünger, “Kindar ve dindar bir nesil yetişmek  isteyenler sonunda itiraf ederek biz kültürel kimlik oluşturamadık” dediler. Çünkü oluşturmak istedikleri kimliğin altının tamamen boş. Bugün 3-6 yaş grubu altına inen ÇEDES ve okulda hiçbir formasyon eğitimi olmayan bir kişi çocuklara bir şeyler anlatıyor. O çocuk kapıdan çıkar çıkmaz annesinin elindeki telefonu alıyor ve internet üzerinden teknoloji çağına gidiyor. Yaptıkları beyhude bir çabadan başka birşey değil. Sadece bu ülkenin zamanına, bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin gençlerine yazık ediyorlar” diye belirtti.

    “GELİŞEN TEKNOLOJİ VE BİLGİ ÇAĞI BU PROJELERİN YAŞAM BULMASINA MUSADE ETMEZ”

    Gelinen noktada erkin ve gücün siyasal iktidarın elinde olduğunu belirten Aksünger, “Ama her halükarda çağdaş demokratik laik dünyayı daha genişletebiliriz” diyerek, şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin bu iktidar tarafından yıllardan beri ülkeyi yönetilmesine rağmen tırnak içinde söylüyorum insanlar her şeye rağmen hala çağdaş demokratik laik bir dünyanın içerisinde özgürce yaşamak istiyorlarsa, buna inandığını söyleyen insanların gerçekten demokratik sivil bir örgüte ve bu bilince sahip olması lazım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Can: ÇEDES kapsamında yapılan tüm protokollere karşı sokağa çıkılmalı-VİDEO

    Can: ÇEDES kapsamında yapılan tüm protokollere karşı sokağa çıkılmalı-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösterdi. Gerici bir eğitime karşı çıkmanın bireysel olarak aşılacak bir mesele olmadığını belirten Can, “Tüm demokrasi güçlerinin bir araya gelerek sokağa çıkmalı, seslerini güçlü ve gür bir şekilde parlamentoya yansıtması gerekir” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    ÇEDES KAPSAMINDA YAPILAN ANLAŞMALARIN SON BULMASI İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNDEN GEÇİYOR”

    ÇEDES projesi kapsamında MEB’in tarikatlarla vb. yapılarla yapılan sözleşmelere ve yaşanan sorunlara karşı demokratik mücadeleyi kesintisiz hale getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Can, “AKP iktidarı iktidarda kaldığı sürece gücü ve cüreti oranında kendi siyasetini dönüştürecektir” ifadesini kullandı.

    “SON DÖNEMLERDE EĞİTİMDEKİ GERİCİLEŞMEYE HIZ VERİLDİ”

    Eğitimde dinselleşmenin gittikçe dozunun artırıldığını belirten Can, “Bu dinsel dönüştürme ile beraber eğitimi de dinselleştirerek ve dozunu daha da artırarak özellikle kültürel dönüşümü sağlamak için yeni nesiller yetiştirme anlamında bir amaç güdüyorlar” dedi.

    MEB ile Ülkü Ocakları Vakfı arasında yapılan protokole dikkat çeken Can, sağlıklı nesiller yetiştirmede dindar ve milliyetçi bir eğitimin her iki yönden de sağlıklı olmadığını dile getirerek, “Alevi çocuklarının burada dinci ve şoven eğitime maruz kalmalarının ötesinde hangi kesimden olursa olsun bir neslin çocuklarını camiye, mezarlıklara eğitim götürülmesi, aklının ermeden çok yoğun bir dinsel dogmatik olarak yönlendirilmeye tabi tutulmaları her şeyden önce toplumun gelecekteki sağlığı açısından sıkıntılı bir durumdur” diye belirtti.

    Çocuklara evrensel değerler kapsamında eğitim verilmesi gerektiğinin altını çizen Can, “Barış, eşit paylaşım, insan haklarını tanımak üzerine çocuğu eğitmek gerekir. Artık bunun önemini birçok kesim kavramış durumda” şeklinde ifade etti.

    Çocukların zihnine yazılmış ve kalıplaşmış olan fikir ve düşünceler bir alışkanlık olarak içselleştirilmiş bir biçimde hep devam ettiğini ifade eden Can, “Bundan kaynaklı kreşe giden çocuklara ağır bir dinsel eğitim veriliyor. Bunun üzerinden gidiyorlar. Tabii burada en büyük payı da seküler ve Alevi ailelerin çocukları alıyor. Çünkü evde başka bir yaşam tarzını ve eğitimini alırlarken okulda tam tersine bir bombardımanla karşı karşıya kalıyorlar. Dolayısıyla çocukların o taze beyinleri iki arada bir derede kalmış gibi aslında zihinsel ve ruhsal saldırıya da uğramış oluyorlar” şeklinde ifade etti.

    “GERİCİ EĞİTİM HEM ÇOCUKLARIN HEM DE AİLELERİN RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR”

    Okullarda devletin verdiği eğitimin çağdaş eğitimle ters düşmemesi gerektiğini söyleyen Can, “Bütün dünyadaki demokratik ülkelerde özellikle ailelerin ve toplumun değerleri ve laiklik çok temel bir değer olarak dikkate alınır. Avrupa’da eğitimin bizdeki karşılığı tam bir tersine bir dönüş şeklinde olduğu çok açık bir gerçekliktir” dedi.

    “GERİCİLİĞE KARŞI TÜM DEMOKRASİ GÜÇLERİ SESLERİNİ YÜKSELTMELİ”

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Ülkemizde laikliğe sahip çıkılması gerekirken iğdiş ediliyor olması geleceği karartmaya dönük bir tavır. Bu nasıl aşılır bunun üzerinden herkes elinden geleni yapmalı. Bu bireysel olarak aşılacak bir mesele  değil. Ülkede bulunan tüm sivil toplum ve demokratik kitle örgütleri ve demokrasi güçleri  bir araya gelerek seslerini yükseltmeli ve bu sesin oldukça gür çıkması lazım. Demokratik bir şekilde sokağa, parlamentoya yansıması lazım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Irkçılığıyla ün yapmış Ülkü Ocakları’nın okullara girmesi büyük bir problem’ -VİDEO

    ‘Irkçılığıyla ün yapmış Ülkü Ocakları’nın okullara girmesi büyük bir problem’ -VİDEO

    PİRHA- MEB ve Ülkü Ocakları arasında imzalanan eğitim programına tepki gösteren Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “Irkçılığıyla ve katliamlarıyla ün yapmış; birbirlerine karşı bile en üst tehditleri esirgemeyen bir kurumun eğitim kurumlarına girmesi çok büyük bir problem. Bununla mücadele edeceğiz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında protokol imzalandı.

    Protokole göre Ülkü Ocakları, daha çok yetişkinlere yönelik sunulan ve halk eğitim kursları olarak bilinen yaygın eğitim kapsamında “genel, mesleki ve teknik kurslar” düzenleyebilecek. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Hayat Boyu Öğrenme Merkezi’nin Ülkü Ocaklar ile imzaladığı protokolü yargıya taşıyarak iptali için dava açtı.

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES BU TÜR PROTOKOLLERİN ÖNÜNÜ AÇTI”

    ÇEDES ile eğitimde imzalanan protokollerin başka bir boyuta evrildiğini ifade eden Mahmut Sümbül, “Eğitimin dinselleşmesi, ırkçı ve cinsiyet ayrımına dayanan boyutu her dönemde gündemimizdeydi ancak ÇEDES’le birlikte protokoller yeni bir boyut kazandı. Artık, bir yıllık değil sürekli devam eden protokoller haline getirildi. ÇEDES’le mücadelemiz devam ederken bir de Ülkü Ocakları’yla imzalanan protokolle karşılaştık. Eli kanlı katillerin olduğu bu topluluğun okulların içine girmesi anlamına geliyor” dedi.

    VELİLERE ÇAĞRI: BU PROTOKOLE KARŞI GELİNMELİ

    Sümbül, ÇEDES’le beraber hiçbir pedagojik eğitim almayan imamların, Diyanet görevlilerinin okullara girmesinin önemli bir problem olduğunu, Ülkü Ocakları ile bu sorunun katlandığını dile getirdi.

    Sümbül, şu sözleri kullandı:

    “Bu toplumda ırkçılığıyla, toplumsal ayrışmaya dair ortaya koyduğu pratikle ve katliamlarıyla ün yapmış; birbirlerine karşı bile en üst tehditleri esirgemeyen bir kurumun eğitim kurumlarına girmesi çok büyük bir problemdir. Mersin’de de zaman zaman Ülkü Ocakları yetkililerinin okullara gidip öğrencilerle görüntü vererek, özellikle ortaokul öğrencileriyle görüntü verdiğine şahit olduk. Biz bu protokollerle mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplumu, velileri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/MERSİN

  • CHP, MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokolün iptali için mahkemeye başvurdu

    CHP, MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokolün iptali için mahkemeye başvurdu

    PİRHA- CHP, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında imzalanan protokolün iptali için Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP milletvekilleriyle mahkeme önünde yaptığı basın açıklamasında, “Türkiye’de eğitim, geleceğimizin inşasında en önemli alanlardan biri. MEB, CHP Gençlik Kolları ile protokol imzalamış olsaydı bu da çok büyük bir yanlış olurdu. Hiçbir siyasi partinin eğitim kurumlarının içerisinde eğitim vermesi düşünülemez” dedi.

    Protokolün hukuki açıdan aykırılıklar barındırdığını belirten Özçağdaş, şunları kaydetti:

    “Protokolde, bu işbirliği mahiyetindeki kursların ne olacağı belirtilmemiştir. Bakanlık, tek başına bu kursları verebilecek niteliğe sahiptir. Buna rağmen protokol yapılması, Bakanlığın açıkça bir zümreye imtiyaz sağlamasıdır. Protokol, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘Milli eğitim hizmeti Türk vatandaşları istek ve kabiliyetleriyle Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir’ hükmüne aykırıdır.”

    Basın açıklaması sonrasında başvuru dilekçesi, CHP heyeti tarafından Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne teslim edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • VELİDER’den MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokole tepki: Çocuk istismarlığıdır!

    VELİDER’den MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokole tepki: Çocuk istismarlığıdır!

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği (VELİDER), MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında yapılan protokole itiraz etti. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Bu aynı zamanda çocuk istismarıdır. Bu imzaladığınız protokolle toplumu kutuplaştıracağınızı ve ayrıştıracağınızı görmüyor musunuz, bu kadar mı izan yoksunusunuz?” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında 31.12.2024’te imzalanan protokole tepkiler sürüyor.

    Söz konusu protokolle birlikte Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, mesleki ve teknik kursların yanı sıra eğitim alanında birçok yetkiye sahip olabilecek.

    “BU KADAR MI İZAN YOKSUNUSUNUZ?”

    VELİDER, MEB ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında imzalanan protokolün iptal edilmesi için yazılı açıklama yaptı. Okulların “siyasi sahneye” çevrildiğini ifade eden VELİDER, itiraz gerekçesini şu cümlelerle açıkladı:

    “Okullara ellerini kollarını sallayarak giren bu ve benzeri yapıların iktidar veya iktidara yakın siyasi partilerin uzantıları olduğu gün ışığı kadar açık ve net. Hatta daha önce benzeri uygulamalarda, bu yapıların siyasi faaliyet yürütmek için okullarda hiçbir engelleme ile karşılaşmaksızın ellerini kollarını sallayarak girip çocuklarımızla bir araya gelmesine de tanıklık ettik. İktidarın ve iktidara yakın bu siyasi yapıların pervasızca hareket ederek ideolojik çıkarları doğrultusunda davranış sergiledikleri daha dün gibi aklımızda. Ülkemizin birçok şehrinde ve birçok okulunda kendi ideolojik faaliyetlerini gerçekleştirdiklerine de hep birlikte şahit olmuştuk.

    Toplumlar; siyasi görüş, dini inanç, felsefi düşünce etnik köken gibi konularda farklılıklar gösterir. Okullarda bulunan çocuklarımız ve velileri de aynı toplumun bir parçası olarak bu farklılıkları onların da taşıdığını hatırlatmak isteriz. İşte okulların, bu farklılıklara saygı duymasını ve toplumun tüm kesimlerinin sahip çıkması gereken ortak bir değer olduğunu belirtmek isteriz. Bu siyasi yapıların, okulları siyasetin sahnesine çevirerek çocuklarımızın üzerinden siyaset yapmalarını asla kabul etmiyoruz. Bu aynı zamanda çocuk istismarıdır. Bu imzaladığınız protokolle toplumu kutuplaştıracağınızı ve ayrıştıracağınızı görmüyor musunuz, bu kadar mı izan yoksunusunuz?

    Bizler çocuklarımızın sevecen ve naif tarafının suiistimal edilmesinin hem çocuk haklarına, hem pedagoji bilimine, hem de çocuklarımızın üstün yararına olmadığını hatırlatmak istiyoruz. Bu minvalde, çocuklarımızı kendi siyasi görüşleriniz doğrultusunda dönüştürmek amacıyla eğitmek değil; laik ve bilimsel temelde çağdaş bir eğitim vererek, ileride kendi siyasi felsefi, düşünsel tercihlerini özgür iradeleriyle yapmalarına olanak sağlamanız yeterlidir. Bu halkın bireyleri olarak; siz, ülkemizi yönetenlerden bu siyasi olgunluğu göstermenizi bekliyoruz. Ayrıca bu ve benzeri olayların sonucunda çocuklarda oluşacak travmaları da düşünürsek, çocuklarımızın psikolojisinde ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini de bilmenizi isteriz. Çocuklarımızı koruyup kollamak anne ve babalar kadar siyasetçilerinde görevidir.

    “YAPILAN PROTOKOLLER DERHAL İPTAL EDİLSİN”

    Bu bilinç ve anlayışla okullara bu ve benzeri yapıların girmemesi, gerekli önlemlerin alınması, yapılan protokollerin derhal iptal edilmesi için Milli Eğitim Bakanlığını göreve çağırıyoruz. Öğrenci Veli Derneği olarak bu ve benzeri olayların takipçisi olacağımızı belirterek, çocuklarımızın laik, bilimsel ve kamusal eğitim hakkının savunucusu olmaya devam edeceğimizin altını çizmek istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eğitim-Sen’den sert tepki: Ülkü Ocaklarıyla protokol suçtur; hukuki girişimi başlatacağız!

    Eğitim-Sen’den sert tepki: Ülkü Ocaklarıyla protokol suçtur; hukuki girişimi başlatacağız!

    PİRHA – Eğitim Sen, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösterdi. Konuya ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen, “Okulların siyasetin propaganda alanlarına dönüştürülme çabalarının somut bir örneğidir ve asla kabul edilemez. Eğitim Sen olarak, bu tür olaylara karşı her türlü hukuki girişimi başlatacağımızın bilinmesini istiyoruz” dedi. 

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    “OKUL KAPILARININ SİYASİ YAPILARA AÇILMASI SUÇTUR!”

    Yapılan protokole Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’ndan (Eğitim Sen) itiraz geldi. Eğitim Sen “Yasalar açıkça ihlal edilmekte” başlıklı yazılı açıklamada, bu tür girişimlere karşı her türlü hukuki girişimi başlatacaklarını bildirdi.

    Eğitim-Sen açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “İmzalanan protokoller üzerinden okul kapılarının siyasi yapılara açılması suçtur!
    Son dönemde eğitim kurumlarında yaşanan bazı olaylar, eğitimin tarafsızlık ve laiklik ilkesinin ne kadar tehdit altında olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, MHP’nin yan kuruluşu olan Ülkü Ocakları ile ‘yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi’ için protokol imzalamıştır. İktidar ortağı olan bir partinin gençlik örgütlenmesi olan Ülkü Ocakları’nın “’sivil toplum örgütü’ olarak gösterilmek istenmesi, okulların siyasetin propaganda alanlarına dönüştürülme çabalarının somut bir örneğidir ve asla kabul edilemez. Bu tür girişimler sadece eğitimin niteliğine zarar vermekle kalmamakta, aynı zamanda yasaları açıkça ihlal etmek anlamına gelmektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili yasalar, kamu kurumlarında ve okullarda siyasi propaganda yapılmasını açıkça yasaklamaktadır. Buna rağmen, son yıllarda AKP-MHP ittifakı ve onların ideolojik temsilcileri tarafından eğitim kurumlarında bu yasakların hiçe sayıldığı, öğrencilerin ideolojik bir yönlendirmeye maruz bırakıldığı örnekler yaşanmıştır. Geçtiğimiz yıl çok sayıda ilde, resmi olarak MHP’nin yan kuruluşu olan Ülkü Ocakları’na okullarda propaganda faaliyetinde bulunma izni verilerek açıkça suç işlenmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi’nin, iktidar ortağı MHP çizgisinde örgütlenmiş, tamamen siyasi bir yapılanma olan Ülkü Ocakları ile imzaladığı bu protokol devletin kendi yasalarına meydan okuması anlamına gelmektedir.

    Eğitim kurumları, demokratik düşüncenin, sorgulamanın ve bilimsel bilginin hâkim olduğu yerler olmalıdır. Ancak görüyoruz ki iktidar, Ülkü Ocakları gibi geçmişi karanlık yapıları okullara sokarak, yasaları ve hukuku çiğneyen tutumlarıyla eğitim sistemimizi kökünden çürütmeye kararlıdır.

    “PROTOKOL DERHAL İPTAL EDİLMELİ”

    Eğitim kurumlarının, siyasi iktidar ortaklarının siyasi propaganda aracı haline getirilmesi hem öğrencilerin geleceğini hem de eğitim sisteminin tarafsızlığı ilkesi ile açıktan çelişmektedir. Eğitimde hiçbir ideolojinin eğitim sistemi ve öğrenciler üzerinde baskı ve hâkimiyet kurmasına izin verilmemeli, imzalanan protokol derhal iptal edilmelidir.

    İktidarın ve onun çizgisindeki siyasal kadroların hukuk ve yasa tanımaz tutumlarının ülkeyi getirdiği nokta ortadadır. Hukuk kuralları toplumun sadece belli bir kesimi için değil, siyasi iktidar bileşenleri dâhil, herkes için eşit derecede uyulması gereken kurallardır. Ülkü Ocakları’na okul kapılarını açanlar açıkça suç işlemektedir. Yıllardır eğitim sistemini ve eğitim kurumlarını adım adım çöküşe sürükleyenler, okullarımızı ve öğrencilerimizi siyasi propagandalarına alet etmekten derhal vazgeçmelidir.

    Eğitim Sen olarak, bu tür olaylara karşı her türlü hukuki girişimi başlatacağımızın bilinmesini istiyor, Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve eğitim yöneticilerini okulları ve öğrencileri bu tür siyasi manipülasyonlara alet etmemeleri konusunda uyarıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol: Okullarda kurs açacaklar

  • Ülkü Ocakları Demirtaş’ı hedef gösterdi, avukatı suç duyurusunda bulunacak

    Ülkü Ocakları Demirtaş’ı hedef gösterdi, avukatı suç duyurusunda bulunacak

    PİRHA-HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ülkü Ocakları tarafından yeniden hedef gösterildi. Demirtaş’ın avukatı suç duyurunda bulunacak.

    Bursa’nın Osmangazi ilçesine bağlı Dikkaldırım Mahallesi’nde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı hedef gösteren bir pankart asıldı. Dikkaldırım Ülkü Ocağı tarafından asılan pankartta “Selahattin Demirtaş Teröristtir” ifadesi yer aldı.

    Benzer olay 2 Temmuz’da da Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşandı. Aynı pankart, Ülkü Ocakları İnegöl İlçe Başkanlığı tarafından asılmıştı.

    Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, konuya ilişkin olarak yarın Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Akın, devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasını yeniden gündeme getirdi

    Akın, devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasını yeniden gündeme getirdi

    PİRHA- DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, bir devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasının yasal dayanağı olup olmadığını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yeniden sordu. Akın, 20 Şubat’ta Milli Eğitim Bakanının yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verilen soru önergesine, anayasal süre geçmiş olmasına karşın MEB tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini aktardı. 

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, devlet okulu öğretmeninin Torbalı Ülkü Ocağı Başkanlığı yaptığına ilişkin tartışmaları Meclis gündemine taşıdı. 20 Şubat 2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verilen soru önergesine, anayasal süre geçmiş olmasına karşın MEB tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini aktaran Akın, Bakan Tekin’e sorularını tekrar sordu.

    İbrahim Akın, “Önceki dönemde, Torbalı’da bir okulun müdürü olan Murat Çetin’in Torbalı Ülkü Ocağı Başkanlığı yaptığı basına yansımış, bu konu Meclis gündemine defalarca taşınmış olmasına karşın MEB, konuya duyarsız kalmıştı. Okul müdürü Murat Çetin Torbalı Ülkü Ocağı Başkanlığı’nı, 2023 Şubat’ında aynı ilçede Torbalı Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmeni Kürşad Gümüş’e devretti.

    Bir çok vahim iddianın odağında bulunan Ülkü Ocakları adlı yapılanma, aynı zamanda bir siyasi partinin yan kuruluşu gibi faaliyet yürütüyor. Hem MEB hem de çeşitli il ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin Ülkü Ocaklarıyla işbirliği protokolü yaptığı biliniyor. Bu protokolleri MEB’e sorduğumuzda ‘bahse konu protokollerin tamamı, eğitim ve öğretimin desteklenmesi, öğrenci menfaatlerinin gözetilmesi ilkeleri kapsamında imzalanmıştır’ yanıtı aldık” dedi.

    “BAKANLIĞINIZ ÜLKÜ OCAKLARINDAN NE TÜR KATKILAR BEKLEMEKTE”

    Bir devlet okulu öğretmeninin Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmasının yasal dayanağı olup olmadığı, yasal dayanak yoksa Ülkü Ocağı Başkanlığı yapan öğretmen hakkında ne gibi işlem yapıldığı şeklinde 20 Şubat 2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanının yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verilen soru önergesine, anayasal süre geçmiş olmasına karşın MEB tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini aktaran Akın, Bakan Yusuf Tekin’e yeniden şu soruları sordu:

    1- Yasama görevimin bir gereği olarak bakanın yanıtlaması isteğiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı olarak sunduğum bu soru önergesine anayasal süre içinde cevap vermeyi düşünüyor musunuz?

    2- Bakanlığınıza sorulmuş ve cevaplama süresi geçtiği halde yanıtlanmamış soru önergelerine cevap verecek misiniz?

    3- Ülkü Ocakları hakkında giderek artan vahim iddialar konusundan haberdar mısınız?

    4- Vahim bir dizi iddianın tam odağında bulunan Ülkü Ocakları ile Bakanlığınız arasında imzalanmış olan protokol çerçevesinde, eğitim öğretimin desteklenmesi konusunda Ülkü Ocaklarının hangi katkıları olmuştur? Eğitim-öğretimin desteklenmesi konusunda Bakanlığınız bundan sonraki süreçte Ülkü Ocaklarından ne tür katkılar beklemektedir?

    5- Ülkü Ocakları ile yapılmakta olan işbirliğiyle öğrenciler için hangi menfaatler elde edilmiştir? Bakanlığınız bundan sonraki süreçte, Ülkü Ocaklarından öğrencilere yönelik ne gibi menfaatler sağlamayı hedeflemektedir?

    6- Torbalı Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmeni Kürşad Gümüş’ün Torbalı Ülkü Ocakları Başkanı olduğundan haberdar mısınız?

    7- Bakanlığınıza bağlı resmi bir okulda çalışan bir öğretmenin Ülkü Ocağı Başkanı olmasının yasal dayanakları nelerdir?

    8- 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun 125-D-(o) Maddesinde belirtilen “Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak” fiili, bir disiplin suçu mudur? Bu fiil bir disiplin cezası gerektirmekte midir? Eğer öyleyse bu fiilin cezai karşılığı nedir?

    9- Torbalı Ülkü Ocağı’nın bir önceki başkanı Murat Çetin hakkında, bu durumla ilgili 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun125. Maddesi kapsamında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

    10- Torbalı Ülkü Ocağı’nın şimdiki başkanı Kürşad Gümüş hakkında, bu durumla ilgili 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun125. Maddesi kapsamında herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Yapılmamışsa, herhangi bir işlem başlatılması için talimat verecek misiniz?

    PİRHA/ANKARA

  • Tarikatlardan sonra ülkücüler de okullarda cirit atıyor!

    Tarikatlardan sonra ülkücüler de okullarda cirit atıyor!

    PİRHA- Kastamonu Ülkü Ocakları’nın Kayı İlkokulu öğrencilerine kitap dağıttığı ortaya çıktı. Ziyaretin okul yönetimiyle randevu alarak yapıldığı belirtildi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı okullara imamlar “manevi danışman” adı altında okullarda öğrencilere ‘ders’ verirken şimdi de Ülkü Ocakları’nın okullarda cirit atması dikkat çekiyor.

    BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, Tekirdağ’da bir hafta arayla iki farklı lisede Ülkü Ocakları’nın stant açtığı ortaya çıkarken, Kastamonu Ülkü Ocakları İl Başkanlığı’nın da MEB’e bağlı Kayı İlkokulu’nda öğrencilere kitap dağıttıkları öğrenildi.

    OKULLARA GİDİYORLAR

    22 Aralık 2023 tarihinde Kastamonu Ülkü Ocağı’nın sosyal medya hesaplarında paylaşılan görüntülerde öğrencilerle sohbet edildiği, kitap dağıtıldığı ve Okul Müdürü Cengiz Aydın ile de görüşüldüğü ortaya çıktı.

    Söz konusu Ülkü Ocağı’nın sosyal medyasında ise görüntüler, “Çocuk Klasikler kitap serimizden her birine kitap hediye ettik. Okul Müdürümüz Cengiz Aydın’a, Genel Merkezimizin hazırlamış olduğu ÜOUZEM, Odak2023, ve Türk Büyükleri Dijital Okuma Setimizi tanıtıp, hediye ettik. Okul idaremize ilgi ve alakalarından dolayı teşekkür ederiz” ifadeleriyle paylaşıldı.

    Kayı İlkokulu Müdürü Aydın’ın ziyaretin daha öncesinde randevu alınarak gerçekleştirildiğini söylediği belirtildi.

    ASENALAR DA ÇOCUK BAKIM EVİNE GİTMİŞ!

    Aynı zamanda Kastamonu Ülkü Ocakları Asena Birimi’nin ise Kastamonu Belediyesi’ne bağlı Çocuk Bakım Evi’nde kalan çocuklarla bir araya geldiği ortaya çıktı.

    Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından çıkarılan “16 Türk Devletine Zamanda Yolculuk” adlı kitap okul öncesi çocuklara okundu, ‘hediye’ dağıtıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Koçyiğit, Kars Ülkü Ocakları’nın okulda yaptığı propagandayı Meclis’e taşıdı

    Koçyiğit, Kars Ülkü Ocakları’nın okulda yaptığı propagandayı Meclis’e taşıdı

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından bir ortaokulda düzenlenen etkinliği Meclis gündemine taşıdı. Koçyiğit, “Türk Büyükleri Okuma Serisi” adlı dijital uygulamanın tanıtılması etkinliğinin izinli olup olmadığını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sordu.

    DEM Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, hazırladığı önerge ile Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından Sarıkamış Gazipaşa Ortaokulu’nda düzenlenen etkinliğin detaylarını sordu.

    Milletvekili Koçyiğit, “Türk Büyükleri Okuma Serisi” adlı dijital uygulamanın tanıtılması etkinliğinin izinli olup olmadığını, çocukların yüzlerinin aleni bir şekilde gösterildiği fotoğrafların sosyal medya hesapları ve yerel basında paylaşılmasının yarattığı çocuk hakları ihlallerine dikkat çekti.

    OKULDA MÜFREDATA AYKIRI FAALİYET!

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, önergesinde “Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı olarak, ‘Türk Büyükleri Okuma Serisi’ dijital uygulamasını Akıllı tahta üzerinde Sarıkamış Gazi Paşa İlköğretim Okulu’nda öğrenci kardeşlerimize anlattık” ifadeleri kullanılmış ve çocukların yüzleri aleni bir şekilde görünecek şekilde birden fazla fotoğraf sosyal medya hesaplarından paylaşılmıştır. Bu etkinlik yine aynı şekilde çocukların fotoğrafları ve videolarıyla birlikte yerel basında da yer almıştır.

    Asena Haber isimli Ülkü Ocakları’na yakınlığıyla bilinen sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Ülkü Ocakları faaliyetlerini, gençlerimize ve çocuklarımıza her yerde tanıtmaya devam ediyor. Ülkü Ocakları Kars İl Başkanlığı, Türk Büyükleri Okuma Serisini çocuklarımıza anlattı” ifadeleri kullanılmıştır” diye belirtti.

    “İSTİSMAR RİSKİ YARATTIĞI AÇIK!”

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    Bakanlığınızın çeşitli tarikat ve derneklerle iltisaklı olduğu kamuoyuna mal olmuş dernek ve vakıflarla olduğu gibi Ülkü Ocakları ile de ülke veya Kars ili bazında imzalanmış protokol var mıdır?

    Ülkü Ocakları’nın sosyal medya hesaplarında boy boy fotoğraflarını paylaştığı etkinlik resmi onaylı bir etkinlik midir?

    Eğer bu etkinlik Bakanlığınız onaylı değilse sorumlular hakkında soruşturma açılmış mıdır?

    Çocukların fotoğraflarının Ülkü Ocakları’nın sosyal medyası hesaplarında, yerel ve hatta ulusal basında hala bulunmasının çocuk haklarının ihmali olduğu ve istismar riski yarattığı açıktır. Bu fotoğrafların kullanılması için çocuklardan ve velilerinden imzalı açık onay metni alınmış mıdır?

    Fotoğrafların kaldırılması ve çocuk haklarının korunması için bakanlığınız bir adım atacak mıdır?

    Ülkü Ocakları’nın okulda gerçekleştirdiği bu faaliyet MEB müfredatının hangi kazanım hedeflerine hizmet etmektedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • İlkay Akkaya’nın konseri Ülkü Ocaklarının isteği üzerine yasaklanmış!

    İlkay Akkaya’nın konseri Ülkü Ocaklarının isteği üzerine yasaklanmış!

    PİRHA-Sanatçı İlkay Akkaya’nın 31 Ekim tarihinde Bursa’da vermeyi planladığı konserin Ülkü Ocaklarının talebi üzerine Nilüfer Kaymakamlığı tarafından yasaklandığı ortaya çıktı. Akkaya karara ilişkin “Bu dilekçeye istinaden konser yasaklamak nasıl da zavallı bir durum” diyerek tepki gösterdi.

    Sanatçı İlkay Akkaya’nın 31 Ekim günü Bursa Akademik Odalar Birliği sahnesinde yapılması planlanan konserin Ülkü Ocakları Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın Nilüfer Kaymakamlığı’na yazdığı dilekçe üzerine iptal edildiği ortaya çıktı.

    Ülkü Ocakları Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın dilekçesini paylaşan Akkaya, karara “Bu dilekçeye istinaden konser yasaklamak nasıl da zavallı bir durum” ifadeleriyle tepki gösterdi.

    Ülkü Ocaklarının yazdığı dilekçede “Adı anılan bu sanatçı terör örgütünün propagandasını yapmakta, terör örgütü liderinin fotoğrafının altında poz vermekte ve öldürülen terör örgütü mensuplarının resimlerini paylaşarak anmaktadır. Ülkü Ocakları Nilüfer İlçe Başkanlığı olarak Nilüfer ilçemizde 31.10.2022 tarihinde düzenlenecek sözde sanatçı İlkay Akkaya’nın konserinin iptalini talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ülkü Ocakları yöneticisi Veli Saçılık’ı tehdit etti

    Ülkü Ocakları yöneticisi Veli Saçılık’ı tehdit etti

    KHK ile ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Aşkın Dinçer tarafından tehdit edildi.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Aşkın Dinçer tarafından sosyal medya hesabı üzerinden tehdit edildi.

    Saçılık, Twitter hesabından kendisine gelen mesajı “Aşkın Dinçer ismindeki ırkçı ısrarla beni tehdit ediyor. Bu ve bunun gibiler AKP’nin gölgesinde yatarak cesaret buluyorlar. Ne bunlardan, ne de arkasına saklandıkları resmi uzantılarından asla korkmam, asla susmam” notuyla paylaştı.

    Söz konusu mesajı atan Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Aşkın Dinçer’in “Velicim selamımızı aldın ama hala boş konuşmaya devam ediyorsun be oğlum” dediği görüldü.

    Başka ülkücülerin de Saçılık’ı tehdit etmesi üzerine, Saçılık “Bunlara bir merkezden emir vermişler. Yönetici düzeyinde ölümle tehdit ediyorlar. Polisin ve savcıların kendilerine bir şey yapmayacağından çok eminler” diye yazdı.

  • MEB, okullarda dağıtılan Ülkü Ocakları amblemli kitaplarda sorun görmedi

    MEB, okullarda dağıtılan Ülkü Ocakları amblemli kitaplarda sorun görmedi

    Bursa Yıldırım ilçesinde beş ay önce ilkokuldaki öğrencilere üzerinde Ülkü Ocakları’nın amblemi olan kitap dağıtılmıştı. Soruşturma başlatan Milli Eğitim Bakanlığı okul yönetimi hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığını açıkladı.

    Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, Erdoğan Şahinoğlu İlkokulu’ndaki öğrencilere geçen ekim ayında Ülkü Ocakları’nın yayımladığı ‘Çocuklar İçin Dede Korkut’ adlı kitabı dağıtılmıştı. Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, üzerinde Ülkü Ocakları ambleminin bulunduğu kitapla ilgili velilerden tepki gelince Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) soruşturma başlatmıştı. Bakanlıktan 5 ay sonra gelen açıklamada kitapla ilgili herhangi bir işleme gerek duyulmadığı belirtildi.  Veliler ise öğrencilere dağıtılan kitaplarda herhangi bir siyasi parti ambleminin bulunmasının kabul edilebilecek bir durum olmadığını söyleyerek MEB’e tepki gösterdi.

    MEB 5 AY SORUŞTURDU…

    İlkokulda 5 ay önce dağıtılan bu kitaplar için bir veli, “Ben çocuğuma siyasi partilerin bastığı bu tarz kitapları okutmak istemiyorum” diyerek okul müdürüne tepki gösterdi. Okul yönetimi velilerin tepkisi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı ile bu yönde bir protokol imzalandığını söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı ise bu yönde bir protokol olmadığını söyleyerek konuyla ilgili soruşturmanın tamamlanmasını bekledi.

    “DİSİPLİN VE İDARİ YÖNDEN İŞLEME GEREK YOK”

    Aradan geçen 5 ayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı, soruşturmasını tamamladı. Daha önce bu yönde bir protokol imzalanmadığını söyleyen MEB yetkilileri, aksi açıklamada bulunan okul yönetimiyle ilgili herhangi bir işleme gerek görmedi. Milli Eğitim Bakanlığı, neden herhangi bir işleme gerek görülmediğinin gerekçesini ise açıklamadı. MEB, konuyla ilgili yapılan başvuruya şu yanıtı verdi: “24.10.2019 tarihinde konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. İnceleme sonucunda disiplin yönünden, idari yönden herhangi bir işleme gerek bulunmadığına karar verilmiştir.”

    Daha önce velilerin tepkisi üzerine aradığımız okul yönetiminden bir yetkili ise kitapların dışarıdan temin edildiğini söyleyerek, “Konuyla ilgili detaylı bilgimiz yok. Çocukların ellerinde kitap gördük. Dışarıdan temin edilmiştir diye düşünüyoruz” dedi. Ancak okul müdürüyle görüşen veliler müdürün kendilerine, “MEB’le protokol imzalandı. Bu yüzden kitaplar toplatılmayacak” dediğini aktardı.

  • 22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    22 korsan hoparlörle ezan yetmedi; bu kez cemevinde Dedeye tehdit-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi dedesi İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup oldukları belirtilen kişilerce adresinin sorularak tehdit edildiğini söyledi. Dede Erdoğan, cemevinin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne takılan korsan hoparlörlerin kaldırılması için dilekçe vermişti. 

    Haberin videosu

    Bir yıl önce İstanbul Sarıyer’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi ve Alevilerin evlerinin önündeki elektrik direklerine toplam 22 hoparlör takılmış ve kim tarafından konduğu belli olmayan, yüksek sesle beş vakit ezan yayını yapan korsan hoparlörler mahalleli tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Resmi kurumlara başvurulmasına rağmen korsan hoparlörler hala kaldırılmadı.

    Yasa dışı bir şekilde elektrik direklerine takılan hoparlörün kaldırılması için kaymakamlığa, emniyete ve belediyeye başvurduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade eden Ayazağa Cemevi dedesi ve Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, ülkü ocaklarına mensup kişilerin kendisine ait fotoğraf ile cemevine gelip nerede oturduğunu öğrenmeye çalıştıklarını söyledi.

    “ÜLKÜCÜLER ELLERİNDE FOTOĞRAFIMLA BENİ SORUYOR”

    “Ülkü ocakları peşime düşmüş durumda” diyen Erdoğan, korsan hoparlör üzerinden bir kargaşanın çıkartılmak istendiğine dikkat çekerek, oynanmak istenen bu oyuna gelmeyeceklerinin altını çizdi. Ülkü ocaklarına mensup kişilerin fotoğrafını alarak cemevine geldiğini ve, ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye sorular yöneltildiğini vurguladı.

    “ALEVİ KURUMLARI BİZİ SAHİPLENMEDİ”

    Alevi kurumlarının bu soruna dair yeterli dayanışmayı göstermediği eleştirisi yönelten Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bizim ezanla derdimiz yoktur. Asırlardır okunuyor, okumayın, diyemeyiz. Cemevinin önündeki kolonlara hoparlör konuldu ve cem esnasından birbirimizi duyamıyoruz. Çeşitli yerlere başvurduk ve bizi oyaladılar. Devlet bizden o hoparlörü indirmemizi ve kargaşa çıkmasını istiyordu. Bu oyuna gelmeyiz. Devleti yönetenler bu karmaşadan herhalde zevk alıyorlar. 8 aydır bu sorun var ve Alevi kurumlarına da başvurduk. Ama hiçbir Alevi kurumu gelip kapımızı çalmadı. Ülkü ocakları fotoğrafımı alıp cemevine gidiyor ve ‘Sizin dedeniz bu mu, nerede oturuyor’ diye soruyorlar. Bunları söylediğim için ülkü ocakları peşime düşmüş durumda. Peki hangi Alevi ocağı, kurumu sahipleniyor? Onlar sahiplenmiyor diye ben geri adım atacak değilim. Doğru iş yapsınlar, kopmasınlar. Bu inancı doğru yürütecekler ise pirlerimizin, yol önderlerimizin verdiği mücadele doğrultusunda hakikatli davransınlar, hakikat ile birleşsinler.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • PSAKD Kartal: Cemevleri sahipsiz değildir, sahiplenenler yalnız değildir-VİDEO

    PSAKD Kartal: Cemevleri sahipsiz değildir, sahiplenenler yalnız değildir-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şubesi ve Cemevi’ne yönelik tehdit ve saldırılara ilişkin Kartal Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, “Cemevleri sahipsiz değildir, sahiplenenler yalnız değildir” denildi.

    Geçtiğimiz günlerde Bursa Kestel Cemevi’nin bulunduğu bölgede kimliği belirlenemeyen bir kişi yaptığı yazılamalar ve dağıttığı HDP’nin bildirileriymiş gibi hazırlanan sahte bildirilerle bölge halkını tehdit etti. Türkçülük Günü’nü konu edinen bildirileri bölgede bulunan kahvehanelere ve evlere dağıtan şahıs, duvarlara yaptığı yazılamalarla da bölgede yaşayan Alevileri hedef gösterdi. Bursa’nın ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi’nde de yaşanan aynı olayın ardından şube başkanı Songül Tunçdemir ülkü ocakları tarafından hedef gösterilmişti.

    “Cemevleri sahipsiz değildir, sahiplenenler yalnız değildir” diyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD üyeleri, cemevlerine yönelik saldırılara karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Kitlesel gerçekleşen açıklamaya PSAKD Genel Merkez Yöneticileri, PSAKD Ataşehir Şubesi, PSAKD Pendik Şubesi, PSAKD Sultanbeyli Şubesi, Eğitim-Sen 5 Nolu Şubesi, Türkiye Kominist Hareketi, EMEP, KHK direnişçileri, Okmeydanı Cemevi, HDP ve çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamada sık sık, ‘baskılar bizi yıldıramaz’ sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını Pir Sulltan Abdal Kültür Derneği PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir yaptı.

    Tunçdemir, bu ülkenin ötekileştirilenleri olarak haksızlığa uğradıklarını söyleyerek, “Öyle bir süreçten geçiyoruz ki suçu işleyen değil de suç işlendiğini söyleyen suçlu konumuna düşürülüyor. Yani günümüz siyaseti şunu emrediyor biz Alevilere, ‘Ben asarım, keserim, kurşunlarım, kapını kırmızı çarpı işareti ile işaretlerim, duvarınıza istediğimi yazarım, sen boyun eğ, sesini çıkarma yoksa… Yoksa olacakları biliyorsun’ Şimdi tam da bu noktada duruyoruz. Bizlere reva görülen konum bu… Biz bu konumu yüzyıllardır kabul etmedik, kabul etmiyoruz, asla da kabul etmeyeceğiz. Hak ve Hakikate inanan bir inancın yol yürütücüleri olarak hakkımızı aramaktan, hakikati söylemekten vaz geçmeyeceğimizi bildiriyor ve bizlere bunu reva görenlere ‘Edep Yahu…’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR SİSTEMATİK HALE GELDİ”

    Cemevlerine yönelik baskı ve saldırılar son süreçte sistematik hale geldiğini ifade eden Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sarıyer, Ataşehir ve Sultangazi şubelerimize ait cemevlerimiz uzun süredir yoğun baskı altındadır. Bursa Kestel Hacı Bektaş cemevimizin duvarlarına ırkçı ve nefret dolu ifadeler yazılmıştır. Bunlar sadece birkaçıdır. Anlaşılan odur ki yoğun emeklerle, nice bedeller ödeyerek halkımızın lokmasıyla yaptırmış olduğumuz cemevlerimizde inancımızı, kültürümüzü yaşatmamız birilerini son derece rahatsız etmektedir.

    “3 Mayıs Perşembe akşamı, Cem yaptığımız günün gecesinde, Cemevimizin kapı ve duvarlarına, üzerinde Kartal ülkü Ocakları’nın imzası bulunan ‘Türklük Bedenimiz, İslamiyet Ruhumuzdur. Ruhsuz Beden Ceset Olur’ yazılı stickırlar yapıştırılmıştır. Hiç yabancısı olmadığımız ama öncesinde yetkililer tarafından akli dengesi bozuk şahısların ya da çocukların yapmış olduğunun söylendiği, şimdi ise imzalı şekilde karşımıza çıkan tehdit karşısında tepkimizi demokratik bir şekilde basın ve kamuoyuyla paylaştık.”

    “Kartal Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi yönetimi olarak bunu yapanların özür dilemesini beklerken Cemevimiz için ‘Cemevi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan dernek’ denilerek hakaret içeren ve provakatif sandığa dönük, halkın nabzını etkilemek amacıyla bu açıklamayı yapmıştır’ denilerek hedef tahtasına koyan, kin ve nefret dolu bir açıklama ile karşılaştık.”

    “SİZLER BİZİM KARDEŞİMİZ DEĞİLSİNİZ”

    Açıklamalarının ülkü ocaklarını hedef aldığını söyleyen Kartal Ülkü Ocakları Kartal İlçe Başkanına ve Kartal MHP İlçe Başkanına seslenen Tunçdemir, “Bu konuda içimiz çok rahat, Alevilerden sizlere oy çıkmaz. Bu nedenle hiçbir seçim sürecinde halkımızın algısını değiştirmeye yönelik bir açıklama yapmaya ihtiyacımız olmadı, olmaz da… Yaptığınız açıklamada ‘hepimiz kardeşiz’ gibi söylemlerde bulunuyorsunuz fakat duvarlarımıza yapıştırdığınız yazılarda Türk ve İslam olmayanları CESET diye tanımlıyorsunuz. Ayrıca sizler bizim kardeşimiz değilsiniz, bizim kardeşlerimiz 72 millete aynı nazarda bakanlardır, kendinden olmayanları ceset yerine koymayanlardır” dedi.

    “PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Tunçdemir yapılan tehdit ve hakaretlerin peşini bırakmayacaklarını belirterek bu duruma sebebiyet verenler hakkında yasal işlemler başlatacaklarını söyledi.

    Tunçdemir sözlerini Pir Sultan Abdal’ın şu dizeleriyle sonlandırdı.

    “Kadılar müftüler fetva yazarsa

    İşte kemend, işte boynum asarsa

    İşte hançer, işte kellem keserse

    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” (HABER MERKEZİ)