Etiket: ülkücü

  • Alevi Kültür Dernekleri Antep Şubesi yöneticilerinden Cemevi Başkanlığı’na ziyaret!

    Alevi Kültür Dernekleri Antep Şubesi yöneticilerinden Cemevi Başkanlığı’na ziyaret!

    PİRHA- Alevi örgütlerinin reddetmesine rağmen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi Başkanı Yılmaz Demirdelen ve yönetim Kurulu üyeleri, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na giderek Ali Rıza Özdemir’i ziyaret etti. 

    Alevi inancı ve Alevi örgütlenmesi AKP-MHP iktidarının hedefindeyken, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması Alevi toplumu ve kurumları tarafından kabul görmedi.

    Mahkeme kararlarına rağmen zorunlu din derslerinin kaldırılmadığı, cemevine ibadethane statüsü verilmediği, Alevi köylerine camilerin yapıldığı, Alevilere karşı nefret suçu işleyenlerin ceza almadığı, yargılanmadığı bu süreçte AKP ve MHP ortaklığıyla Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması Aleviler tarafından asimilasyon politikasının devamı olarak değerlendiriliyor.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, dedeleri maaşlı elemanlar haline getirmek istiyor.

    Dedeler başta olmak üzere Aleviler, başına da ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirildiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddediyor.

    Alevi örgütlerinin karşı çıkmasına rağmen bazı derneklerin temsilcileri, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na giderek Ali Rıza Özdemir’i ziyaret ediyor.

    Bunlardan biri de Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şubesi Başkanı Yılmaz Demirdelen, Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Bedir, Mehmet Ali Arpart, Abbas Demirkol’dan oluşan heyet, Ali Rıza Özdemir’i ziyaret ettiği sosyal medyadan duyuruldu.

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi’nin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddetmesine rağmen Antep Şubesi’nin heyet halinde ziyaret etmesi dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

     

    İLGİLİ HABERLER

    > ‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    > ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    > ‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    > ‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    > ‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    > ‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    > ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO

  • ‘Cemevi Başkanlığı; Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO

    ‘Cemevi Başkanlığı; Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve başına da ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasına tepki göstererek, “Bunun, 80 darbesi sonrası Alevi köylerine cami yapan zihniyetin, cemevlerini camiye çevirme projesi olduğunu biliyoruz. Bu kurum, içinde Alevi’nin olmadığı bir Alevilik yaratmak istiyor. Bir bütün bu kurumu reddediyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gece yarısı kararnamesiyle Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.

    CAN TV Yayın Kurulu üyesi/Gazeteci Çilem Küçükkeleş, AKP iktidarının Aleviler üzerindeki asimilasyon araçlarından biri olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve başkanlığa da ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “BİZİM TOPLUMUMUZUN İÇİNDEN BİR KANAAT ÖNDERİNİ ÇIKARIP O KURUMUN BAŞINA GETİREMEDİLER”

     Çilem Küçükkeleş Alevi örgülenmesinin  Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na her zaman karşı çıktığının altını çizerek, “Bu daire başkanlığı kurulduğundan beri Alevilerin kanaat önderlerinden bir başkan bulamadılar. Çünkü Alevi örgütleri bunu daha Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkacağı gün Meclisin önünde boşa düşürdü. Toplumsal olarak bir karşılığının olmayacağını orada ilan ettiler. Polis şiddetiyle karşı karşıya kaldılar ama toplum, “örgütlerime böyle yaklaşanın benim için yapacak çok bir şeyi yoktur” diye düşündü. Bir Alevi olarak gurur duyuyorum. Bizim toplumumuzun içinden bir kanaat önderini çıkarıp o kurumun başına getiremediler” dedi.

    “MHP’NİN ALEVİLER AÇISINDAN HATIRLATTIĞI ŞEY MARAŞ KATLİAMI’DIR”

    Kimsesiz kalınca Süleyman Soylu’nun danışmanı Arif Özzeybek’ in Cemevi Başkanlığı’nın başına getirildiğini söyleyen Küçükkeleş  “Arif Özzeybek bir Türk Alevisi’ydi. Genel itibariyle daha çok Bektaşi Aleviler ve Balkanlar’dan ilişkiler kurdular. Ama Türkiye’nin hemen hemen tüm cemevlerine girip çıktılar. Şimdi gelen isim Alevilerin daha çok tanıdığı bir isim. Alevilerin hiçbir hayır görmeyeceğini bildiği bir isim. Ali Rıza Özdemir, Kürt Alevi kökenli biri ama MHP siyasetinden gelen, hayata öyle bakan biri. MHP’in Aleviler açısından hatırlattığı şey Maraş Katliamı’dır. Üç hilal hiçbirimizin gözünün önünden gitmez. Dönemin MHP liderinin de sahiplendiği, yaptığıyla gurur duyduğu bir katliamdır. Bizim, eline kanımız bulaşmış siyasetlerle bir araya gelme şansımız yok. Karşılıklı helalleşmeye ihtiyacımız var. O siyaset ve o siyasetin devamcısı olduğunu söyleyen herkes Alevilerle iş tutmadan önce Maraş’ın bir katliam olduğunu kabul etmeli. Böyle bir kabul zaten yok. Kişinin genel siyaseti de ‘Hepimiz Türküz, asıl Alevilik Türklüktür’ gibi 1900’lerin başından ortalarına kadar gelen ve zamanla böyle olmadığının kabul gördüğü zamanda biz Fuat Köprülü sürecine dönüyoruz” dedi.

    “BU KURUM, İÇİNDE ALEVİ’NİN OLMADIĞI BİR ALEVİLİK YARATMAK İSTİYOR.”

    “Aleviler çok kimlikli olduklarını biliyorlar. 72 millet kavramı içerisinde kendilerini ayrı bir millet olarak görmüyorlar” diyen Küçükkeleş sözlerine şöyle devam etti:

    “Kimliklerimiz var ama biz hakikatte buluşan bir topluluğuz. Bu tekçi zihniyet Aleviler açısından cevap bulacak bir politika değil. En can alıcı noktalardan biri, bunu bir devlet faaliyeti olarak görüp vatandaşlık hizmeti şeklinde algılanmaması olmalı. Sosyal medyada görüyoruz çeşitli kesimler ziyaretlere gitmişler bile. Bu kişiler daha önce bizim kurumlarımızdaydı, bu toplumun ekmeğini yediler, suyunu içtiler, koltuklarına oturdular. Bu, toplumun emeğine saygısızlıktır. Kim ziyaret ederse etsin bizim açımızdan normalleşecek bir yer değildir. Atamaların özgünlükleri var ama biz toplamda böyle bir kurumun varlığını reddeden bir yerdeyiz. Bunun 80 darbesi sonrası Alevi köylerine cami yapan zihniyetin cemevlerini camiye çevirme projesi olduğunu biliyoruz. Bu kurum içinde Alevi’nin olmadığı bir Alevilik yaratmak istiyor. Bir bütün bu kurumu reddediyoruz. Devletin bu işlere girmemesini öneren, Diyanet eliyle girdiği için buradan çıkmasını öneren ve Diyaneti kapatması gerektiğini düşünen kesimiz. Yeni bir inanç birimli devlet değil tam tersi devletin bu işlerden komple elini çekmesini istiyoruz.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI, İNANCIMIZA ATANAN BİR KAYYUMDUR”

    “Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Başkanlığı’nın Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyum olduğunu düşünüyorum. AKP kendince kayyum atayabilir ama politik olarak cevap bulamaz. Ama bu inanca atanan bir kayyumdur. O yüzden kayyum ne yapar biliyoruz. Türkiye’de pratikleri var. Sadece belediyelerin üzerinden görüyoruz ama aslında AKP hayatın her alanına kayyum atıyor. Bize de kayyum atayarak kendi hakikatimizden çıkarmak AKP’nin hakikatini bize dayatmak istiyor. Biz AKP’de bir hakikat görmeyen toplumlardanız. Tam tersi toplum düşmanı, toplumun iyi güzel neyi varsa onu talan eden bir siyaset yürütüyor. Ben bir gazeteci olarak hiçbir Alevi’nin AKP’yle bir bardak su bile içmek istemediğini biliyorum. Bu kurumun varlığını Diyanetin varlığını reddettiğimiz gibi reddetmek, atamalarla yaptığı çalışmaların önüne geçmek gerekiyor. Atamadaki ana hedefin Alevilik-Türklük bağı kurmak üzere yapıldığını düşünüyorum.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL 

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi

    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’

    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’

    >“Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”

  • Almanya’da ‘Ülkücü’ uyarısı: Toplumsal yaşam için büyük tehlike oluşturuyorlar

    Almanya’da ‘Ülkücü’ uyarısı: Toplumsal yaşam için büyük tehlike oluşturuyorlar

    Almanya’daki bir araştırmada, 18 bin 500 üyeyle en güçlü aşırı sağcı akımlardan olan ülkücülerin ülkedeki, azınlık grupları için büyük tehlike teşkil ettiği belirtildi. Raporda, ülkücülerin şiddet eğilimine dikkat çekildi.

    Federal parlamentodaki beş partinin kasım ayında yasaklanması için kanun teklifi hazırladığı Almanya’daki Ülkücü Hareket’le ilgili yapılan araştırmada, çarpıcı tespitlere yer verildi. Hareketin ortaya çıkışı, gelişimi, ideolojisi, örgütlenmesi, tehlikesi ve genç kuşak göçmen kökenliler üzerindeki etkisinin incelendiği araştırmada, ülkücülerin ülkedeki azınlıklar için büyük bir tehdit oluşturduğu belirtildi.

    Amerikan Yahudi Komitesi Berlin Direktörlüğü’nün Köln Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kemal Bozay’a yaptırdığı araştırmada ülkücüler, yaklaşık 18 bin 500 üye ile Almanya’daki en güçlü aşırı sağcı akımlardan biri olarak nitelendirildi.

    Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre araştırmada, ülkücü ideolojinin “Yahudi düşmanlığı, ırkçılık ve azınlıklara duyulan nefret temelinde şekillendiği” kaydedilirken, Yahudiler, Kürtler, Aleviler, Hristiyanlar ve diğer azınlık grupları için de tehlike teşkil ettiği belirtildi.

    CİNAYETE VARAN ÜLKÜCÜ SALDIRILAR

    Amerikan Yahudi Komitesi’nin Berlin Direktörü Dr. Remko Leemhuis, “Araştırma, ülkücülerin toplumsal ortak yaşam için ne kadar büyük bir tehlike teşkil ettiğini ortaya koydu” diye yorumladı. “Yahudiler, Kürtler, Aleviler ve diğer azınlıklar bu antisemitik ve ırkçı ideoloji taraftarlarının tehdidi altında. Araştırmada da sıralanan, hem Türkiye hem de Almanya’da şiddetten cinayete varan ülkücü saldırılar, ne kadar büyük bir şiddet eğilimi bulunduğunu açık ve net biçimde ortaya koyuyor” dedi.

    Araştırmada ülkücülerle Alman aşırı sağcılar arasındaki benzer veya ayrılan taraflara da değinildi. Araştırmayı yürüten ve Alman aşırı sağcılığı konusunda da çalışmaları bulunan Prof. Dr. Kemal Bozay’a göre Türk ve Alman aşırı sağcılığı arasında pek çok paralellik var. Bozay düşman sayılan gruplar ve örnek aldıkları motifler farklı olsa da her iki grubun çekirdeğindeki ideolojik temelin aynı olduğunu belirtiyor. Bozay, “Ayrıştıkları en önemli nokta ise dini koydukları yer. Alman aşırı sağcılar Yahudi temelleri nedeniyle Hristiyanlığı reddederken, Türk aşırı sağcılar, İslamı, Türk-İslam sentezi çerçevesinde öne çıkarıyor, vurguluyor” diye konuştu. Bozay, Almanya’daki aşırı sağ örgüt ve dernekleri hakkındaki yasağın uygulanmasını da talep etti.

    Almanya’da halihazırda örgütlü olan en büyük ülkücü yapılanmaların başında 170 dernek ile Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF/Türk Federasyon) geliyor. Almanya istihbarat raporlarında ADÜTDF, MHP’nin dış yapılanması olarak niteleniyor ve ‘MHP’den gelen emir ve ona sadakat ile yönetildiği’ ifadesi yer alıyor. Onu 20 derneği ile Avrupa Türk İslam Kültür Dernekleri Birliği (ATIB) izliyor. Almanya’daki diğer bir örgütlenme olarak da Büyük Birlik Partisi’nin Avrupa örgütlenmesi olarak nitelenen Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği (ATB) izliyor. Araştırmada, aşırı sağcı oluşumların, aidiyet sorusuyla karşı karşıya kalan Türkiye kökenli gençlerin yaşadığı kimlik sorunlarının “MHP’liler tarafından kötüye kullanıldığı ve gençlerin kendi aralarında birbirilerine karşı kışkırtılıp, nefret beslemeye yönlendirildikleri” belirtildi. Bozay, bu durumun Erdoğan hükümeti iktidarı döneminde devlet çizgisi olduğunu ve bu sayede aşırı sağcı oluşumların kendine yeni taraftarlar kazandığını tespit ettiklerini dile getirdi.

    Almanya’da Anayasayı Koruma Teşkilatı, son raporunda, ülkücü yapılanmalar dışında ülkede 2 bin 800 kadar ideolojik açıdan ülkücü ancak örgütsüz bir grubun daha bulunduğunu belirtiyor. Bu grubun internet üzerinden ‘turancılık’ ideolojisi ve ‘üstün Türk ırkı’ propagandası yaydığı, başta Kürtler, Ermeniler, Yunanlar, Yahudiler ve ABD’liler gelmek üzere düşman gruplar da tanımladığı belirtiliyor.

    Ülkücülerle ilgili çalışmayı yapan Prof. Dr. Kemal Bozay, MHP’nin dolayısıyla da ülkücülerin Türkiye’de hükümet ortağı olduğunu ve şimdiki hükümet üzerindeki etkisini belirterek, “Almanya’da Türk hükümetinin Almanya’da artan tesirinin nasıl sonlandırılabileceği veya sınırlandırılabileceğine dair genel bir tartışma yürütülmeli” ifadelerini kullandı.

     

  • MHP ve Ülkü Ocakları Kartal Şube başkanları, Tunçdemir’i hedef aldı

    MHP ve Ülkü Ocakları Kartal Şube başkanları, Tunçdemir’i hedef aldı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Cemevi duvarına “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden ceset olur” yazılı afişlere Alevilerin sert tepkisi üzerine önce MHP Kartal İlçe Başkanı ve Ülkü Ocakları Kartal İlçe Başkanı birer açıklama yaptılar. Açıklamada PSAKD Kartal Cemevi Başkanı Tunçdemir hedef alındı. 

    İstanbul’da Kartal Ülkü Ocakları imzasıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Cemevi duvarına “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden ceset olur” yazılı afişlere Alevilerin sert tepkisi üzerine önce MHP Kartal İlçe Başkanı Metin Özüpek, sonra da Ülkü Ocakları Kartal İlçe Başkanı Ersin Uzunkaya birer açıklama yaptılar.

    Cemevi duvarına ayrıştırıcı, ırkçı söylemlerin yazıldığı afişin yapıştırılmasına “Elinizi ibadethanemiden çekin” şeklinde tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir’i hedef alan Özüpek ve Uzunkaya, “Birlik ve beraberliğimizi bozacak hiçbir oyuna alet olmayız” ifadesini kullandılar.

    MHP KARTAL İLÇE BAŞKANI: SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ

    Konunun yanlış mecraya çekildiğini ileri süren MHP Kartal İlçe Başkanı Metin Özüpek, kendisinin de yetiştiği yerin Ülkü Ocakları olduğunu belirterek, “Birlik bütünlüğü bozacak hiçbir işin içine girilmeyeceğini” mesajını paylaştı. Özüpek mesajında Tunçdemir’in verdiği tepkinin, ülkü ocaklarını karalama niteliğinde olduğunu, seçim döneminde sokağın nabzını ve Alevileri  etkilemek olduğunu iddia etti.

    Özüpek ayrıca, “Biz ülkü ocaklarımız ve kartallı ülkücüler olarak gerçekten böyle bir durum varsa bu hadiseyi yapanların bulunması ve yargı önüne çıkarılması için savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.

    KARTAL ÜLKÜ OCAĞI BAŞKANININ İDDİASI: DERNEĞİN CEMEVİ İLE ALAKASI YOK

    Özüpek’in bu açıklamasından kısa bir süre sonra bu kez Ülkü Ocakları Kartal Şube Başkanı Ersin Uzunkaya da bir bildiri yayınlayarak, Tunçdemir’i hedef aldı. Tunçdemir’in ülkü ocaklarını hedef gösterdiğini öne süren Uzunkaya, derneğin cemevi ile uzaktan yakından alakası olmadığını da iddia etti.

    TUNÇDEMİR BİR AÇIKLAMAYLA TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    PSAKD Kartal Cemevi duvarına Ülkü Ocakları Kartal İlçe Başkanlığı imzasıyla “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden ceset olur” yazılı kartvizit büyüklüğündeki etiket afişlerden yapıştırılmıştı. Bu afişe ilişkin yazılı bir açıklama yapan PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir, yapılan afişlemenin kendilerine yönelik olduğunu belirterek, “Elinizi ibadethanemizden çekin” demişti.

    “Artık kindar, dindar ya da akli dengesi bozuk çocuklar değil; altında imzası bulunan kindar gruplar cemevlerimizi işaretliyor” diyen Tunçdemir, şunları kaydetmişti:

    “OHAL’i bahane ederek kendisine muhalif olan kesimlere göz açtırmayan siyasi iktidar, gece yarıları kapılarımızı kırmızı çarpı ile işaretleyenleri, cemevlerimize yazılama yapanları neden görmezden geliyor? Bu ülkede güvenlik kaideleri sadece bir kesim için mi geçerlidir? Bu ülkeyi demokratik bir ülke olmaktan bir hayli uzaklaşan siyasi iktidar, yüzyıllardır süregelen ayrımcılık politikalarına gün geçtikçe yenisini eklemekte, bu topraklarda yaşayan farklılıkları gün geçtikçe daha da kutuplaştırmak istemektedir.
    Özellikle yaşadığımız son günlerde cemevlerimizin bir çoğuna yapılan baskı ve saldırılar bizleri son derece endişelendirmektedir.

    Cemevlerimizin kapısına, duvarlarına kin ve nefret dolu ifadelerin imzayla, açıktan yazılacak kadar cüretkar davranıldığı bir dönemden geçmekteyiz. Dün Bursa Kestel Hacı Bektaş-ı Veli Derneği ve Cemevi duvarına hakaret ve küfür içerikli yazılar yazılmasının yanında PSAKD Kartal Şubesi ve cemevimizin kapı ve duvarlarına da altında Ülkü Ocakları Kartal Şubesi’nin imzası olan ‘’TÜRKLÜK BEDENİMİZ, İSLAMİYET RUHUMUZDUR, RUHSUZ BEDEN CESET OLUR’’ yazısı yapıştırılmıştır. Bu yazı biz Alevilere açık bir tehdit ve gözdağıdır.”

     

    (HABER MERKEZİ)