Etiket: uludere

  • Roboski Katliamı’nın 11. yılı; aileler hala adalet bekliyor!

    Roboski Katliamı’nın 11. yılı; aileler hala adalet bekliyor!

    PİRHA- Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 gecesi yaşanan TSK bombardımanında çoğu çocuk 34 kişi hayatını kaybetti. Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Aileler ise, “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetmişti. 

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere 4 bomba atıldı. Aralarında çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu 34 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin yarısından fazlası Encü ailesindendi.

    Katliam, gece boyunca ve sabah saatlerinde haber kanallarında yer almadı. Ana akım medya, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yayımlanan duyuruya kadar konuya yer vermedi.

    Ölenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cansız bedenler katırlarla kilometrelerce taşındı.

    Katliamın ardından çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun hazırladığı raporda, ‘Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi.

    TAKİPSİZLİK KARARI

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

    Takipsizlik kararına ailelerin itirazı da 20 Haziran 2014 tarihinde reddedildi. Aileler, ‘Ölenler arasında PKK mensupları vardı’ diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.

    1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM Roboski için yapılan başvuruyu ‘2 gün gecikti’ diyerek reddetti.

    Adalet arayışlarını sürdüren aileler, 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde askerin gaz bombalı, coplu saldırısına uğradılar. 500. gününde katliamın yapıldığı yere gittikleri için ‘sınır ihlali yaptıkları’ gerekçesiyle 110 kişiye 3 biner lira ceza kesildi. Uludere Sulh Ceza Mahkemesinde haklarında dava açıldı. Ancak mahkeme, ‘Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir’ diyerek aileler için beraat kararı verdi.

    AİLELER TAZMİNATI REDDETTİ

    Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Ailelerse “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti.

    Aileler, Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığına seçildi. Ancak dernek KHK ile kapatıldı.

    Katliamın ardından, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Diclekent semtinde açılan Rojava Parkı’ndaki Roboskî anıtı parçalanarak kaldırıldı. Heykeltıraş Suat Yakut tarafından yapılan anıtta, 8 füze maketi, avuçlarını açmış ağıt yakan kadın heykeli etrafında katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin isimlerinin yazılı olduğu mermerler bulunuyordu.

    Katliamda 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

    Encü hakkında, katliamdan sonra köye taziyeye gelen Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a linç girişiminde bulunduğu iddiasıyla ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle dava açıldı. Ferhat Encü’nün 2015 yılında milletvekili seçilmesinden sonra dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encü’nün dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

    Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 4 Kasım 2017’de tutuklanarak cezaevine konulan ve hakkında 22 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Ferhat Encü’nün tahliyesine karar verildi. 15 Şubat 2017’de cezaevinden tahliye edilen Encü, iki gün sonra tahliyesine yapılan itiraz sonucunda yeniden tutuklandı. “5442 Sayılı İl İdaresi Kanuna aykırılık, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma ve terör örgütüne üye olma” suçlamalarından 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan Encü, 2 yıllık yeniden tutukluluk süresinin sonunda 14 Haziran 2019 tarihinde tahliye edildi.

    BOMBARDIMANDA HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ ŞÖYLE:

    Karker Encü: 16 yaşındaydı.
    Seyithan Encü: 21 yaşındaydı.
    Nadir Alma: 26 yaşındaydı.
    Mehmet Ali Tosun: 24 yaşındaydı.
    Şervan Encü: 19 yaşındaydı.
    Nevzat Encü: 19 yaşındaydı.
    Osman Kaplan: 31 yaşındaydı.
    Özcan Uysal: 18 yaşındaydı.
    Selim Encü: 39 yaşındaydı.
    Vedat Encü: 18 yaşındaydı.
    Muhammet Encü:
    Mahsum Encü: 17 yaşındaydı.
    Bilal Encü: 16 yaşındaydı.
    Erkan Encü: 13 yaşındaydı.
    Hüsnü Encü: 20 yaşındaydı.
    Savaş Encü: 14 yaşındaydı.
    Cihan Encü: 19 yaşındaydı.
    Cemal Encü: 17 yaşındaydı.
    Serhat Encü: 15 yaşındaydı.
    Hamza Encü: 21 yaşındaydı.
    Celal Encü: 15 yaşındaydı.
    Şerafettin Encü: 18 yaşındaydı.
    Selam Encü: 22 yaşındaydı.
    Bedran Encü: 13 yaşındaydı.
    Fadıl Encü: 20 yaşındaydı.
    Hüseyin Encü: 20 yaşındaydı.
    Aslan Encü: 17 yaşındaydı.
    Şıvan Encü: 13 yaşındaydı.
    Orhan Encü: 21 yaşındaydı.
    Zeydan Encü: 25 yaşındaydı.
    Salih Encü: 16 yaşındaydı.
    Yüksel Ürek: 21 yaşındaydı.
    Adem Ant: 19 yaşındaydı.
    Salih Ürek: 18 yaşındaydı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘İnsanın, sınırın, hayatın ve acının eşiğidir Roboski katliamı!’

    ‘İnsanın, sınırın, hayatın ve acının eşiğidir Roboski katliamı!’

    PİRHA – Roboski Katliamı 127. Ay basın açıklamasında bir kez daha “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” denildi.

    Şırnak’ın Uludere ilçesinde sınır ticareti yapan 19’u çocuk 34 sivilin katledildiği Roboski Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçti ancak sorumlular halen yargılanmadı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi, katliamın aydınlatılması için İHD Ankara Şube önünde bir kez daha basın açıklaması yaptı. Grup adına açıklamayı okuyan Tanju Gündüzalp, “Zaman acının yükünü hafifletmiyor, yara hala ilk günkü gibi kanıyor” diyerek adalet arayışının sürdüğünü ifade etti. 34 sivilin katledildiği yargılama dosyasının kapatılmaya çalışıldığını söyleyen Gündüzalp, “Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “10 yıldır herkes sus-pus, adalet yok, cezasızlık zırhı sisi daha da arttırıyor, hukuk zaten kayıp. Roboski, -halkın yaşama kültürü hiçe sayılarak- siyasilerce çizilmiş sınırların ‘90’larda, burada kendi köylerinde yaşarken işkenceye uğrayıp kendi topraklarından göç etmiş ve güneye geçmiş’ akrabalarıyla alışveriş yaparak geçimini sağlayan insanlarımızın yaşamını yok eden bir vicdansızlığın sembolü ve devlet dersinde bir katliamdır.

    Devlet; Roboski Katliamı’ndan, çözüm sürecine, bölgede yaşanan katliamlardan bugüne, adalet için adım atmadı, sorumluları yine cezasızlıkla savundu ve korudu. Yargı; ezilenlerden, katledilenlerden, mağdurlardan değil, egemenlerden ve sistemden yana oldu. Roboski ve tüm katliamların ardından gelişen adaletsizlik ve cezasızlığı bitirebilmemizin yolu; bir araya gelme, mücadele, unutturmama ve halklar için kurgulanmış bir sistemle mümkün. Savaşların, katliamların ve çözümü aramayan siyasetin varlığı; açlık, ekonomik kaos, pahalılık, savaş, doğruları aramayan, gerçekliğini yitirmiş adalet ve hukuk, insan odaklı olmayan siyaset ve yıkım olarak yaşantılarımızda sürmeye devam ediyor. Cinayet ve katliamlara ortamı sağlayan sistem değişince adalete ulaşmak mümkün olacaktır. Sınırlara inatla karşı çıkmanın ve barışın yolu da Roboski için Adalet’tir. Tarihin, zamanın, insanın, sınırın, ağacın, suyun, canlının, hayatın ve acının eşiğidir Roboski Katliamı.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENMİŞTİR”

    Roboski’de bir katliam yapılmıştır ve insanlığa karşı bir suç işlenmiştir. Temsilcisi olarak seçtiği yönetenler ve onların yöneticileri eliyle, halkımızın kendi ödediği vergilerle bir insanlık suçu işlenmiş durumda. Sorumlular mutlaka ortaya çıkacaktır. Her toplumun hafızası vardır, saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza barış ve adaleti talep ediyor. Katliamlar ve soykırımlar tarihsel süreçten gelen devamlılıkla sürekli tekrarlanıyor. Geçmişle yüzleşmek ve hesaplaşmak isteyenler, devlet tarafından ayrıca cezalandırılıyor. Geçmişle yüzleşmeden gelecek inşa edilemez, adaletli bir düzen kurulamaz. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Silaha/savaşa değil barışa ayrılmalıdır devlet bütçesi.

    Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına, özgürce bir araya geleceğimiz, adaleti sağlayıp ve sistemin kendi cezasızlığını bitireceğimiz güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Cinsel taciz faili öğretmen başka okulda görevlendirildi

    Cinsel taciz faili öğretmen başka okulda görevlendirildi

    Uludere’de bir çocuğa cinsel tacizde bulunan Ömer K. isimli öğretmen, şikayetlere rağmen başka bir okulda görevlendirildi.  

    Şırnak’ın Uludere ilçesinde Ömer K. isimli öğretmenin, 16 yaşındaki bir öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu öğrenildi. Uludere’deki bir ilköğretim okulunda yaşanan olay, öğrencinin şikayeti üzerine ortaya çıktı. 21 Mart’ta öğretmenin cinsel tacizine maruz kalan öğrenci, okul yönetimine şikayette bulundu.

    Baskılar nedeniyle öğrencinin 28 Mart’ta şikayetini geri çektiği öğrenildi. Hakkında işlem yapılmayan cinsel taciz failinin, ilçede bulunan farklı bir köy okuluna gönderildiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Meral Danış Beştaş: Türk savaş uçakları, Roboski’de Kürtleri öldürdü!-VİDEO

    Meral Danış Beştaş: Türk savaş uçakları, Roboski’de Kürtleri öldürdü!-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 10. yılı sebebiyle Ankara’da panel düzenlendi. Konuşmacılardan HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Bektaş, “10 yıl önce Türk savaş uçakları Kürtleri öldürdü. Onca katliamlara rağmen halen Kürtler, katledildiklerini ispatlamaya çalışıyor” dedi.

    Roboski İçin Adalet Girişimi ile İnsan Hakları Derneği Ankara Şube, savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin 10’ncu yıldönümünde panel düzenledi. Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan panelin moderatörlüğünü Tanju Gündüzalp yaparken, konuşmacı olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan katıldı.

    Panel öncesinde Yönetmen Ümit Kıvaç’ın “Ağlama anne güzel yerdeyim” adlı belgeseli gösterime sunuldu.

    “TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI KÜRTLERİ ÖLDÜRDÜ”

    Film ardından ilk konuşmacı olan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, katliamın yaşandığı ilk akşam bölgede sadece kaymakamın olduğunu belirterek vali ve diğer yetkililerin, uzun bir süre açıklama yapmadıklarını aktardı. İktidar adına ilk açıklamanın Hüseyin Çelik’ten geldiğini belirten Beştaş, “O da ‘kaza’ gibi açıklama yapmıştı. Hepimiz dehşete düştük, olay yerinde cenazeleri gördük, korkunç bir olaydı. Erdoğan ilgilere teşekkür etti. Roboskî davasında ailelerle Türkiye kamuoyu çok büyük bir dayanışma gösterdi” dedi.

    Meral Danış Beştaş, Dönemin BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş’ın Roboskî Katliamı’na dair “Kürt halkına yapılan katliamların devamıdır” sözlerini hatırlatarak “O söylenen sözler halen güncelliğini korumaktadır” dedi. Beştaş, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu davaya takipsizlik verileceğini ilk gün gördük. O dosyada emir komuta zinciri vardı. O bombalamanın başından sonuna bir silsile var ve onu bütün devlet aygıtları biliyor. Emir komuta zinciri içerisinde bir iktidarı aklayacak, bir bahane uydurdular. Orada bir çatışma yoktu, başından beri ‘Fehman Hüseyin gelecekti, oradan geçecekti’ bahaneleri vardı. Kaçakçılık yaptıklarını devlet de biliyordu. Günlük gidip geliyorlardı. Göz göre göre Türk savaş uçakları, Kürtleri öldürdü. İşin korkunç tarafı bunu reddetmiyorlar.

    Bu dava bitecek bir dava değil. Bu konudaki açıklamaları, deliller bunun mahşere kalmayacağını gösterir. Bugün yargı onların her dediğini yapan bir enstrüman halinde. Bu katliamı unutturmamak, katliamın üzerine gitmek, herkesin sahip çıkması gereken bir durum. Roboskî davasının cezasız bırakılması Kemal Kurkut, Uğur Kaymaz’ın davasından farksız değil. Kürtler yüzyıldır katledildiğini ispatlamaya çalışıyor.”

    “ÖLENLER DEĞERSİZ OLDUĞU İÇİN KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL!”

    Panelin bir diğer konuşmacısı HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise “Hata varsa hatayı yapan da vardır” dedi. 10 yıldır hatayı yapanların kayıp olduğunu ifade eden Gergerlioğlu “Ölüp gidenler değersiz olduğu için kimsenin umurunda değil. Değersiz oldukları için öldürüldüler. Gereken önlemler alınabilirdi ama Genelkurmay Başkanı evinden verdiği talimat ile ‘Vur gitsin’ dedi. Eğer bu katliam bir tür hata sonrasında yapıldıysa dahi onun da hukuken bir cezasının olması gerekir. Ama o noktada dahi adalet işlemiyor. Büyük bir duyarsızlık var. Roboski Katliamı’nı Ankara’nın karanlık dehlizlerinde boğdurmayacağız dediler ama Ankara’nın karanlık dehlizlerinde bu katliam kaybedildi” dedi.

    “HUKUKSAL SÜREÇ TEKRAR CANLANDIRILDI”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Roboskî Katliamı’nın bilinçli yapıldığını belirterek o güne ait İHA görüntülerinde köylülerin net görüldüğünü vurguladı. “Köylüler tek bir çakı dahi taşımıyorlardı” diyen Türkdoğan, şu konuşmayı yaptı:

    “Roboskî Katliamı olduğunda Oslo görüşmeleri devam ediyordu. Bu diyalogların baltalanması adına devlet içindeki kesimlerin bilerek yaptığı bir katliamdı. Sonuçta devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen bir katliamdı ve sorumluların açığa çıkarılması gerekiyor.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru teknik bir hata sonucu kabul edilmedi. Türkiye’de ise çok büyük bir cezasızlık politikası söz konusu. Ve maalesef bunu aşmak için de bizler, yılmadan mücadelemizi sürdürüyoruz. Hukuksal süreç tekrar canlandırıldı. Tekrardan Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldı.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara emniyeti engelledi; bombalanarak öldürülen 34 yurttaş İHD önünde anıldı-VİDEO

    Ankara emniyeti engelledi; bombalanarak öldürülen 34 yurttaş İHD önünde anıldı-VİDEO

    PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamı’nın 10. Yılı sebebiyle açıklama yaptı. “Devlet eliyle katliamın, iktidar eliyle cezasızlığın 10 yılı: Roboski” denilen açıklamada “insanlığa karşı suç” işlendiği vurgusu yapıldı.

    Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyünde sınır ticareti yapan çoğu çocuk 34 köylünün katledilmesi üzerinden 10 yıl geçti.

    TSK tarafından 4 bomba atılarak, yaşları 13 ile 35 arasında değişen 19’u çocuk 34 sivil insanı anmak için Ankara’da bir araya gelen yurttaşlara, polis engel oldu. Roboski İçin Adalet Girişimi tarafından Adakale Sokak’ta yapılmak istenen basın açıklaması, “valilik izni” gerekçe gösterilerek engellendi. Uzun süren müzakereler ardından açıklama İHD Ankara Şube binası önündeki kaldırımda yapıldı.

    “KASIT YOK, YETKİLİLER ARASINDA KOORDİNASYONSUZLUK VAR!”

    Roboski İçin Adalet Girişimi adına açıklamayı Nuray Çevirmen okudu. Roboski Katliamı’nın aydınlatılması için hukuk mercilerinin görevlerini yapmadığını ifade eden Çevirmen şunları söyledi:

    “10 yıl… 120 ay… 522 hafta…3654 gün. Bu sayılar ne mi? Bu sayılar; bir katliamın, bir halkın çocuklarını kaybetmesinin, bir toplumun bitmeyen acısının, Ankara dehlizlerinde saklı suçlularının, cezasızlığının üzerinden bugüne kadar geçen zamandır.

    9 Ocak 2012’de soruşturma açıldı ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Uludere Alt Komisyonu oluşturuldu. Bölgede inceleme yapan, Heron görüntülerini inceleyen komisyon üyeleri ‘Görüntüler çok net, göz göre göre öldürülmüşler’ dedi. Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı da 3 ay sonra kendi raporlarını komisyona sundular. 26 Aralık 2012’de Uludere Alt Komisyon Başkanı talimatın Genelkurmay tarafından verilmiş olabileceğini belirterek olayda bir kasıt bulunmadığını açıkladı. 6 Mart 2013’te de Uludere Alt Komisyonu’nun hazırladığı 84 sayfalık rapor taslağı kabul edildi. Gizlilik kararı olan taslak raporda ‘Kasıt yok, sivil irade ile yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi. 27 Mart 2013’de Rapor, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda kabul edildi. Ancak rapor gerekli aydınlatmayı yapmaktan uzak kaldı.

    ‘Taksirle ölüme sebebiyet vermekten dolayı’ Uludere Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na nakledilen katliam dosyası, 11 Haziran 2013’te görevsizlik kararı verilerek Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderildi. Ailelerin avukatları bu karara itiraz ettiler ve gizlilik kararının da kaldırılmasını talep ettiler. Genelkurmay Askeri Savcılığı da dosya hakkında 7 Ocak 2014’te ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verdi. Ailelerinin avukatları aracılığıyla bu karara yaptığı itiraz da 11 Haziran 2014 de Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce reddedildi.

    Aileler Temmuz 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yaptı. Fakat mahkeme, başvuruda eksiklikleri gerekçe göstererek 24 Şubat 2015’te başvuruyu reddetti. Bir insanlık suçunun, bir katliamın davası esastan görüşülmesi gerekirken, teknik olarak tamamlanabilecek evrak eksikliğinden dolayı reddedildi.

    Bu kez hayatını kaybedenlerin yakınlarından oluşan 281 kişi, 22 Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. AİHM, başvuruların yaşam hakkı ihlaline ve dahası bir katliama ilişkin olduğunu göz ardı ederek iç hukuk yollarının tüketilmediğini gerekçe göstererek 17 Mayıs 2018’de başvuruyu reddetti.

    2016 yılında, dönemin bakanlarından birisinin ‘Uludere konusunun, uçak konusunun tekrar inceleneceğini düşünüyorum’ demesi üzerine dava avukatları, bu söylem ve yeni delilleri gerekçe göstererek Haziran 2019’da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na Katliam dosyasının yeniden açılması için başvurdu. Başsavcılık yetkisizlik kararıyla dosyayı Uludere Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Bu başvuruyla ilgili bir işlem gerçekleştirilmedi.”

    “KATLİAMIN ÜZERİ EL BİRLİĞİ İLE KAPATILMAK İSTENİYOR”

    Nuray Çevirmen, Roboski aileleri ile insan hakları savunucularının yeni hukuki girişimleri olduğunu da belirterek şöyle devam etti:

    “10 yıldır; bir köy, bir halk, bir toplum hep birlikte adaleti arıyoruz. O geceden bugüne hukuk ve adalet yok, ancak cezasızlık politikası; hakim bir devlet anlayışı olarak devam ediyor. 34 insanımızın bombalarla öldürüldüğü her kesim tarafından kabul görmüş, kanıtlanmışken, katliam adalet sisteminde hala karşılığını bulamadı ve katliamın üzeri el birliği ile kapatılmak isteniyor.

    Roboski’de bir katliam yapılmıştır ve insanlığa karşı bir suç işlenmiştir. Sorumlular mutlaka ortaya çıkacaktır. Her toplumun hafızası vardır. Ne kadar saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza hem barış hem de adaleti talep ediyor. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Katliamlar ve soykırımlar tarihsel süreçten gelen devamlılıkla sürekli tekrarlanıyor. Geçmişle yüzleşmek ve hesaplaşmak isteyenler, devlet tarafından ayrıca cezalandırılıyor. Geçmişle yüzleşmeden gelecek inşa edilemez, adaletli bir düzen kurulamaz. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur.

    Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına, özgürce / engelsizce bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız, ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.

    Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir.

    ‘Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla’ diyoruz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Roboski Katliamı’nda hayatını kaybeden çoğu çocuk 34 kişi mezarları başında anıldı

    Roboski Katliamı’nda hayatını kaybeden çoğu çocuk 34 kişi mezarları başında anıldı

    PİRHA-Roboski Katliamı’nda hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı. Anmada konuşan DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, “Roboski’de Kürt halkı sadece parçalanmadı, insanlık parçalandı. Türkiye halkları ile adil barış, Roboski’de, Zilan’da katliam yapanların yargılanmasıyla sağlanır. Hesap sorulmadan onurlu bir barış sağlamak mümkün değil. Bu hakikat görülmeli” dedi.

    Şırnak’ın Uludere ilçesinin Roboski Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ye ait savaş uçaklarının bombalaması sonucu yaşamını yitiren 19’u çocuk 34 kişi, katliamın 10’uncu yılında anıldı.

    Roboski Mezarlığı’ndaki anmaya Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile bölge baro başkanları da katıldı.

    “NAYLON AYAKKABIYLA YOLA ÇIKAN ÇOCUKLAR VURULDU”

    Ahmed Arif’in ’33 Kurşun’ şiirini hatırlatan Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz, “Henüz 13 yaşında olan çocuklar vardı, naylon ayakkabısıyla yola çıkan. Vuruldular. Bu süreçte hepimiz aynı travmayı yaşadık. Artık bu coğrafyada bu ölümlere, yargısız infazlara ne takatimiz ne tahammülümüz kaldı. Eğer bu ülkede kalıcı, adil bir refah isteniyorsa, bu katliamın failleri bir an önce yargı önüne çıkarılmalı.

    Roboskili aileler 10 yıldır ciddi hak ihlallerine maruz kaldı. İşkence gördüler, tutuklandılar. Bu süreçte zaman zaman onları yalnız bıraktık, hak ettikleri şekilde onları sahiplenmedik. Bu hak mücadelesi sürecinde, bu sürecin akamete uğratılmasında hepimizin payı var. Biz Şırnak Barosu olarak bu süreç içerisinde özeleştirimizi veriyoruz. Ancak şunu özellikle dile getirmek gerekiyor, artık mızrak çuvala sığmıyor. 100 yılda geçse bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılmadığı, hak ettikleri cezayı almadıkları sürece biz bu mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ANNELERİN GÖZYAŞI BİR NEBZE DURMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, katliama ilişkin etkin bir soruşturma ve kovuşturma sürecinin yürütülmediğini söyledi. Sağkan, şöyle konuştu:

    “Gönül isterdi ki bugün buraya karanfillerle değil, adaletle gelelim. Aradan geçen 10 yıldan sonra bu işin sorumluları, bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermiş, ailelerin yaraları sarılmış, biz de acıyı paylaşmaya gelmiş olsaydık. Ancak ne yazık ki 19’u çocuk 34 insanımızın yaşamını kaybettiği bu menfur olaya ilişkin etkin bir soruşturma, kovuşturma süreci yürütülmediği gibi, tek bir yetkilinin hesap vermek üzere yargı makamı önünde çıkarılmadı. O yüzden bugün burada ailelerin acılarını paylaşmanın dışında bir şeyler yapmak gerekiyor. 34 insanımız 10 yıl önce katledildi. Yaraları sarmanın yolu hukuku işletmektir. Adaleti tesis etmediğiniz zaman kanayan yarayı durduramazsınız. TBB olarak bundan sonra Roboski’de yaşanan bu olayın gerçek şekilde ortaya çıkması için, adaletin tesis edilmesi için, annelerin gözyaşının bir nebze durması için mücadele edeceğiz.”

    “BU ACI KÜRTLERİN YÜREĞİNDEN ÇIKMAYACAK”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren ise Kürt sorununun yıllardır devam ettiğini belirterek, “Bu acı Kürtlerin yüreğinden çıkmayacak” dedi. Eren sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugüne kadar bu coğrafyada, Kürdistan’da hep katledildik. Faillerin belli olduğu dosyalarda, failler gizlendi. Bütün bu coğrafyada yaşayanlara başsağlığı diliyorum. Bu acı Kürtlerin yüreğinden çıkmayacak. Yüz yıldır bu ülkede bir Kürt meselesi var. Kürtlere yönelik bir hukuk, adalet sorunu var. Yıllardır haklarımıza kavuşmadığımız gibi mevcut hukuk sisteminde adil bir yargılama da görmedik. Bütün katliamlarda, suikastlerde ilk söylenen, aydınlatılacağı sözü oldu. Ancak hiç kimse sözünde durmadı. Aynı cezasızlık politikası devam etti. Helalleşmekten bahsediliyor. Roboski’ye adalet gelmediği sürece, Roboskililerle helalleşmediğiniz sürece, bu ülkede insan haklarına saygılı bir sistem inşa edilemez. Bu köye adalet gelmeli”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da hakikatleri araştırma komisyonunun kurulması ve yüzleşmenin sağlanması gerektiğini kaydetti.

    “YÜZLEŞMEK, ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDASINIZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Hatimoğulları, “Onları unutmayacağız, unutturmayacağız. Türkiye’nin tarihi katliamlarla dolu. Sınırda yaşayan her insanın geçim kaynağı budur. Ne olursa olsun insan canı bombalanarak, hiçbir şey olmamış gibi demeçler verdi. 12-13 yaşındaki çocuklar, geçimlerini kazanmak için sınırın öte yanına katır sırtında gitti. Bunlar sivildi ve siz sivilleri uçaklarla katlettiniz. Özür dilemediniz, basitçe gördünüz. Oysa parçalanan bedenler, battaniyelere sarılan bedenler, katır sırtında köye getirilen o insanlar, ana rahminde büyümüş, senin gibi, benim gibi candı.

    Erdoğan ve şürekası, bununla yüzleşmek zorundasınız, özür dilemek zorundasınız, gerçekleri araştırma komisyonu kurmak zorundasınız. Sivil insanlara ölümü reva gördünüz. TSK’nin 46 dakika süren bombardımanıyla. Bu saldırının tabi ki siyasi bir anlamı var, en başta Kürt halkına düşmanlıktır. Her türlü zulmü kendine hak gören iktidar, bunu da kendinde hak gördü. Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalı, yüzleşme sağlanmalı” dedi.

    “HESAP SORULMADAN ONURLU BİR BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL”

    DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ise şöyle konuştu:

    “Roboski ilk katliam değil ama yeni bir yara açtı. 10 yılda bu yara derinleşti. Aileler yakınlarını kaybetti, acıları geçmiyor. Bu 10 yılda bu katliamı kim yaptı, kimin eliyle yapıldığı ortaya çıktı. Dünya kamuoyu bombaların kimin yağdırdığını biliyor. Bu, Kürtlere sömürge yaklaşımıdır. Kürtleri katledip hesap vermeyeceklerini düşünüyorlar. Bu hiçbir çözüm getirmez. Kürt sorunu gün geçtikte derinleşiyor. Kürt halkı sadece parçalanmadı, insanlık parçalandı. Türkiye halkları ile adil barış, Roboski’de, Zilan’da katliam yapanların yargılanmasıyla sağlanır. Hesap sorulmadan onurlu bir barış sağlamak mümkün değil. Bu hakikat görülmeli.”

    Son olarak konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü de “Annelerimiz hala yasta, siyahlar giyiyor. Bu katliamın bilinçli işlendiği bir yerde, hukuk faciası Roboskili aileler açısından kabul edilemez. Bir yandan bunlar yaşanırken, diğer yandan Roboskili aileler yargılanıyor, baskı altına alınmaya çalışılıyor” dedi.

    KILIÇDAROĞLU’NDAN ROBOSKİLİ ANNELERE TELEFON

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bölgede bulunan Ankara Milletvekili Levent Gök ile İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu‘nu telefonla arayarak, Roboskili aileler ile görüştü.

    Kılıçdaroğlu telefon görüşmesinde şunları söyledi:

    “İki değerli arkadaşımız orada, Roboski’de yaşanan olayı, yaşanan dramı TBMM’de dile getirdiler. Dolayısıyla kamuoyunun bu konuda dikkatini çektiler. Bütün annelerin ellerinden öpüyorum; selamlarımı, saygılarımı iletiyorum. Her zaman her yerde onların hakkını hukukunu savunmak görevimizdir. Bütün annelere mutlu bir yıl diliyorum, mutsuz olmasınlar. İnşallah bütün yaşadıkları sorunları bir şekilde çözeceğim. Evlat acısını biliyorum, evlatların geri gelmesi de mümkün değil ama onlarla helalleşmemiz lazım.”

    “HELALLEŞME ÖNCE ROBOSKİ’DEN GEÇİYOR”

    Bir anne ise Kılıçdaroğlu’na ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken; “Biz, Roboski adına, gönderdiğiniz heyete teşekkür ederiz. ‘Helalleşme’ dediniz, evet. Önce helalleşme Roboski’den geçiyor. Biz her zaman sizi dinliyoruz. Çok mutlu olduk, buraya gelen heyetle, sizin konuşmanızla. Helalleşmek elbette önemli bir şeydir. Helalleşmek ilk Roboski’den geçmelidir. Adalet Roboski’ye gelmedi ama adaletin müjdesini Roboski’ye getirdiler. Bu açıdan çok mutlu olduk” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 115. Ayında Roboski Katliamı açıklaması: Rahat uyutmayacağız-VİDEO

    115. Ayında Roboski Katliamı açıklaması: Rahat uyutmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Roboski İçin Adalet Girişimi, Roboski Katliamının 115. Ayında basın açıklaması yaparak “Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır. Katiller bulunsun, roboski bir daha asla!” ifadelerini kullandı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi, 28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesinde 34 yurttaşın bombalanarak katledilmesine dair basın açıklaması yaptı. 115. ay basın açıklamasını HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu okudu.

    “ROBOSKİ, DEVLETİN VE İKTİDARIN SINAVIDIR”

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde gerçekleşen açıklamada bir kez daha “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “115 aydır bir köy, bir halk, bir toplum, bir ülke hep birlikte adaleti arıyoruz. O geceden bugüne geçen 500 haftada, hukuk kayıp, adalet yok, herkes sus-pus. Katliamın ardından geçen 3501. gün ve adalet kayıp, cezasızlık sokaklarda. Meclis tarafından kurulan komisyonda bir sonuç olmadığı gibi yargı katledenleri cezasız bırakmaya devam ediyor. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini, katır sırtında göç etmiş akrabalarıyla küçük ticaretler yaparak kazanmaya mahkum edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür.

    Bu ölüm ve kıyamet duyulmadı, görülmedi. Bu ülkenin nüfus cüzdanına sahip Kürt çocuklarının, gençlerinin üzerine, -eğitimi / işsizliği / açlığı çözmek yerine, savaş politikalarını öne alan aklın araçlarından olan uçaklarla atıldı o bombalar. Ve o, insan yaşamını korumakla yükümlü devlet, bu ve benzer katliamlar karşısındaki sorumluluğunu da yerine getirmedi/getirmiyor.

    “ADALET SİSTEMİNİN ÇÖKÜŞÜNÜN İSPATLARINDAN BİRİ DE ROBOSKİ KATLİAMI’DIR”

    Aradan geçen 10 yılda; aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiler. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü herkesçe kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına karşın, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı. Cezasızlığın yerleştiği bu topraklarda, failler yargılanmadı. Ancak adaleti aramaktan bir an bile vazgeçmeyen aileler ve avukatları bu yıl AYM’ye yeniden başvurdu. Katliamların cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatlarından biri de Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır.

    Bir ülkenin nasıl yönetildiği, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakınca anlaşılmaktadır. Siyasi iktidar ve benzerleri tarafından sürekli olarak üretilen nefret söylemleri nedeniyle, siyasi parti yetkilileri, çalışanlar, bireyler, mülteciler, muhalifler, gazeteciler, öğrenciler saldırıya uğramaktadırlar. Barışçıl bir toplum olmaktan uzaklaşarak şiddetin kural haline getirildiği bir ülke haline hızla gelmekteyiz.

    “ROBOSKİ’YE ADALET GELMEDEN TÜRKİYE’YE ADALET GELMEYECEKTİR”

    Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski, tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, yaşananlar açıkça halka anlatılmadıkça ülke siyasetinde sivilleşme, demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.

    Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına, özgürce / engelsizce bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız, ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir.

    Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Barış ve Adalet’in yolu önce Roboski’den geçecektir’-VİDEO

    ‘Barış ve Adalet’in yolu önce Roboski’den geçecektir’-VİDEO

    PİRHA – Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin katledildiği Roboski Katliamının 94. ayında basın açıklaması yaparak “Geçmişle yüzleşmeden, hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor” dedi.

    Haberin videosu

    Şırnak’ta 19’u çocuk 34 sivilin savaş uçaklarıyla katledilmesinin üzerinden 94 ay geçti. Roboski İçin Adalet Girişimi her ay olduğu gibi bu ay da Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” diyerek Adakale Sokak’ta basın açıklaması yaptı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi üyesi Tanju Gündüzalp, Katliamın ardından geçen 2861. gündeyiz ve adalet hala yok, yok, yok” diyerek “28 Aralık 2011 tarihinde Bejuh’un sınıra O noktasında, geçimlerini sağlamak amacıyla sınır ticareti için çıkmış oldukları yolda üzerlerine bombalar atılarak öldürüldü 19’u çocuk 34 sivil insanımız. Geçiş rotaları ve oradan geçerek sınır ticareti yaptıkları her zaman biliniyordu” dedi.

    “ADALET SİSTEMİNİN ÇÖKTÜĞÜNÜN İSPATI ROBOSKİ KATLİAMI’DIR”

    Gündüzalp, katliamın ardından sekiz yıl geçmesine rağmen olayın aydınlatılması ve suçluların cezalandırılması için hukuki bir karşılık alınmadığını da ifade etti. Gündüzalp, açıklamanın devamında şu hususlara değindi:

    “9 Ocak 2012’den 21 Nisan 2018’e kadar süren hukuk mücadelesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘iç hukuk yolları tamamen tüketilmemiştir, ben bu davaya bakmam.’ kararı ile bir travma daha yaşayan aileler ve bizler, bu katliamın ve cezasızlığın peşini bırakmayacağız. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Ülkenin yargı sisteminin garantisi olması gereken Anayasa Mahkemesinin basit gerekçelerle bakmadığı dava, mutlaka yeniden görüşülecek. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korunmacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bu toprakların sahibi tüm halklar ve topluluklar, barış içinde bir arada yaşayıncaya kadar bu mücadele sürecek. Anadolu insanının yaşama şekline, kararına, seçimine uymaya davet ediyoruz herkesi.

    Bir katliamın cezasız bırakılmasının, hukuki olarak tüm yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin nasıl bir açıklaması olabilir ki? Ülkenin adalet sisteminin çöktüğünün ilk ispatı ve köşe taşı, Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKInın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır. Adaleti arıyoruz.

    Her toplumun hafızası vardır. Ne kadar saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza hem barış hem de adaleti talep ediyor ve edecekte… Geçmişle yüzleşmeden hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor.”

    “ADALET, ADALETSİZLİĞİN OLDUĞU YERDEN YÜKSELİR”

    “Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. ‘Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla’ diyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Enfield Alevi Kültür Merkezi: Roboski katliamını unutmayacağız

    Enfield Alevi Kültür Merkezi: Roboski katliamını unutmayacağız

    PİRHA-Enfield Alevi Kültür Merkezi, Roboski katliamın 7’nci yıldönümü vesilesi yazılı bir açıklama yaparak katliamı kınadı.

    Roboski katliamının 7’nci yıldönümü vesilesi ile Türkiye’nin ve Avrupa’nın bir çok kentinde yapılan eylem ve açıklamalarla katliamda yaşamını yitirenler anılarak katliamı yapanlar kınandı. Bu vesile ile Enfield Alevi Kültür Merkezide sosyal medya hesabında yaptığı yazılı bir açıklama ile katliamda yaşamını yitirenleri anarak Roboski Katliamını unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını ifade ettiler.

    Enfield Alevi Kültür Merkezide sosyal medya hesabında yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ölüm adlarını saymaktan yorulan, yaşlarını yazmaktan utandıran bir memleket. Ay ışığında yıkayın saçlarımı, büyümedim. Bir yasal mermi parçaladı, gülüşüm güvercin kanatların da kaldı. Roboski’de günlük 30 lira  kazanmak için yollara düşen çocukların üzerine 850 kiloluk bombaları atanları unutmayacağız”diye ifade edildi.

    HABER MERKEZİ

  • İHD İstanbul Şube: Roboski dışında Aralık ayında başka acılarda yaşandı

    İHD İstanbul Şube: Roboski dışında Aralık ayında başka acılarda yaşandı

    PİRHA-Roboski Katliamı’nın 7’nci yılında katledilenleri anarak adalet talebinde bulunan İHD İstanbul Şubesi, Roboski dışında Aralık ayının başka acıların da yaşandığı bir ay olduğunun altını çizen Yoleri, “Bunlardan biri 19 Aralık 2000 tarihinde yaşanan cezaevleri katliamı, diğeri ise 19-26 Aralık 1978 Maraş katliamıdır diye ifade edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakikat ve Adalet Komisyonu, Roboski Katliamı’nın 7’nci yılında Beşiktaş’ta bulunan Barbaros Parkı’nda yaptığı basın açıklaması ile yaşamını yitirenleri andı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de katıldığı açıklamaya çok sayıda yurttaş katıldı. Roboski Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğrafının taşındığı açıklamada “Roboski 7. yıl adalet?”  pankartı açıldı.

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Gülseren Yoleri yaptı. Roboski Katliamının üzerinden 84 ay geçtiğini ifade eden Yoleri, “Ne ‘emri ben verdim’ diyen dönemin başbakanı ne göz göre göre insanların üzerine bomba yağdıran pilotlar ne amirleri yargı önüne çıkartılmadı. Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı 2013 yılında takipsizlik kararı vererek soruşturma dosyasını kapattı. Anayasa Mahkemesi eksik evrak gerekçesi ile başvuruyu reddetti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise bu kararı doğrulayan bir karar verdi” dedi.

    “ROBOSKİ’Lİ AİLELER BASKILARIN HEDEFİ HALİNE GETİRİLDİ”

    Roboski’li ailelerin acılarına tutunup adalet aradıklarını, daha baştan kan parası verilerek susturulmak istendiğini dile getiren Yoleri, “Acılarını kan parası ile değişmeyen ve adalet aramaya devam eden Roboski’liler sistematik saldırıların, baskıların hedefi haline getirildi” diye ifade etti.

    Roboskililerin 29 Mayıs 2016 tarihinde bir kez daha vurulduğunu vurgulayan Yoleri, “Önceki ile aynı yer ve aynı saatte, 40 kişilik bir grup Gülyazı Alay Komutanlığından atılan havan topları ile vuruldu. Bu saldırıda Vedat Encü ve Yılmaz Encü can verirken, Suwar Encü ve İbrahim Encü yaralandı. Devletin tutumu ilkiyle aynıydı. Önce, ailelere kan parası teklif edildi, adalet arayışında ısrar ettiklerinde de baskılar art arda geldi” diye belirtti

     “ARALIK AYINDA BAŞKA KATLİAMLARDA YAŞANDI”

    Aralık ayının başka acıların da yaşandığı bir ay olduğunun altını çizen Yoleri, “Bunlardan biri 19 Aralık 2000 tarihinde yaşanan cezaevleri katliamı, diğeri ise 19-26 Aralık 1978 Maraş katliamıdır. F Tipi Hapishanelere geçişi sağlamak için, 19 Aralık 2000 de eş zamanlı olarak 20 cezaevinde ‘hayata dönüş’ operasyonları adı altında, politik mahpuslara yönelik gerçekleştirilen saldırılarda 2’si asker olmak üzere 33 kişi yaşamını yitirdi. Bu katliamın siyasi sorumluları ve failleri cezasızlık zırhı ile korunmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

    HABER MERKEZİ

  • Roboski  7. yılında: Failler değil mağdurlar yargılanıyor

    Roboski 7. yılında: Failler değil mağdurlar yargılanıyor

    PİRHA – Roboskî Katliamı’nın üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen failler ortaya çıkarılmadı, tek bir kişi bile yargılanmadı.

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere hava saldırısı yapıldı. Grupta çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden 19’u, 18 yaşından küçüktü.

    Katliam, gece boyunca ve sabah saatlerinde haber kanallarında yer almadı. Ana akım medya, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığının resmi sitesinde yayımlanan duyuruya kadar konuya yer vermedi.

    Ölenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cenazeler katırlarla kilometrelerce taşındı.

     GAZETE MANŞETLERİ

    Katliamın ardından 30 Aralık 2011 günü gazeteler şu manşetlerle çıktı:

    Evrensel: Kirvem hallarımı aynı böyle yaz*

    Radikal: 35 yurttaşa İHA bombası

    Özgür Gündem: Soykırım

    Taraf: Devlet halkını bombaladı: 35 ölü

    BirGün: Uludere katliamı

    Hürriyet: 35 ölü, Çok üzgünüz

    Milliyet: 35 sivile bomba

    Akşam: İnsafsız hava aracı

    Vatan: Kahreden hata

    Cumhuriyet: Jetler sivilleri vurdu

    Posta: Operasyon kazasıymış

    Habertürk: Sınırda vahim hata

    Star: Kahreden hata

    Sabah: Gediktepe sendromu kaçakçıyı vurdu

    Zaman: Ölümcül istihbarat

    Yeni Şafak: Ölümcül hata

    Aydınlık: Operasyon ABD istihbaratıyla

    Sözcü: Silah taşıyorlardı

    Yeniçağ: Terörist güzergahına bomba: 35 ölü

    SAATLERCE YARDIM GİTMEDİĞİ İÇİN DONARAK ÖLDÜLER

    İHD ve beraberindeki heyet katliamın ardından bölgeye gitti. Heyetin hazırladığı raporda, “Hayatlarını kaybedenler mazot ve gıda maddeleri üzerinden sınır ticaretiyle uğraşıyordu. Sınır ticareti yıllardır karakolun bilgisi dahilinde yapılıyor. Özellikle son bir ayda karakol sınır ticaretine kolaylık ve müsamaha da tanıyordu” bilgisi paylaşıldı.

    Aynı rapora göre, katliamın ardından saatlerce yardım gitmediği için donarak ölenler oldu.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, bombardımanla ilgili soruşturma başlatıldı. 8 Ocak 2012’de Albay Hüseyin Onur Güney açığa alındı.

    Katliam günü ilçe Kaymakamı Naif Yavuz’a saldırdıkları iddiasıyla “Kasten insan öldürmeye teşebbüs” iddiasıyla beş kişi tutuklandı.

    Soruşturmaya gizlilik kararı getirildi.

    “GÖZ GÖRE GÖRE ÖLMÜŞLER”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izleyen komisyon üyeleri “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler” dedi.

    Wall Street Journal, Roboski Katliamı’ndaki hava bombardımanı öncesinde ABD’nin insansız hava aracı Predator’dan görüntü alındığını yazdı. Genelkurmay, haberin hemen ardından “Olayda grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetlerine ait İnsansız Hava Aracı tarafından yapılmıştır” açıklamasını yaptı ve haberin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan’ın da haberi yalanmasının ardından WSJ ikinci bir haber yaparak, haberlerinin doğru olduğunu ve kaynaklarının ABD Savunma Bakanlığı olduğunu vurguladı.

    DAVAYA TAKİPSİZLİK KARARI

    Katliamın ardından çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun hazırladığı raporda, ‘Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var’ denildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

    AİLELERDEN SUÇ DUYURUSU

    Takipsizlik kararına ailelerin itirazı da 20 Haziran 2014 tarihinde reddedildi. Aileler, ‘Ölenler arasında PKK mensupları vardı’ diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında suç duyurusunda bulundu. 1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına Ağustos 2016’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM Roboski için yapılan başvuruyu ‘2 gün gecikti’ diyerek reddetti.

    Bu süreçte Roboski davasının da avukatlarından olan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Diyarbakır’da öldürüldü.

    AİLELER 7 YILDIR ADALET ARAYIŞINDA

    Adalet arayışlarını sürdüren aileler, 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde askerin gaz bombalı, coplu saldırısına uğradılar. Katliamın 500. gününde katliamın yapıldığı yere gittikleri için ‘sınır ihlali yaptıkları’ gerekçesiyle 110 kişiye 3 biner lira ceza kesildi. Uludere Sulh Ceza Mahkemesinde haklarında dava açıldı. Ancak mahkeme, ‘Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir’ diyerek aileler için beraat kararı verdi.

    AİLELER, TAZMİNATI REDDETTİ

    Erdoğan, katliam sonrası ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Ailelerse “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti. Erdoğan’ın tazminata ilişkin sözleri şöyleydi: “Uludere’de yakınlarını kaybeden kardeşlerimizin yaralarını sarmak, acılarını bir nebze olsun hafifletmek üzere terör tazminatı ödemesini hızlandırdık ve hayatını kaybeden her bir kardeşimiz için yasal 23 bin 150 lirayı Şırnak Valiliğimiz emrine gönderdik. Buna ek olarak Başbakanlık hesaplarından yine hayatını kaybeden her kardeşimiz için 100 bin Türk Lirası’nı da Şırnak Valiliğimiz emrine tahsis ettik. Yani şu an itibariyle her aileye 123 bin TL ödüyoruz. Amacımız acıları hafifletmek, yaraları sarmak, gönülleri kazanabilmektir.”

    KURDUKLARI DERNEK KHK İLE KAPATILDI

    Aileler, Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığına seçildi. Ancak dernek KHK ile kapatıldı.

    Katliamın ardından, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Diclekent semtinde açılan Rojava Parkı’ndaki Roboskî anıtı parçalanarak kaldırıldı. Heykeltıraş Suat Yakut tarafından yapılan anıtta, 8 füze maketi, avuçlarını açmış ağıt yakan kadın heykeli etrafında katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin isimlerinin yazılı olduğu mermerler bulunuyordu.

    Katliamda 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

    Encü hakkında, katliamdan sonra köye taziyeye gelen Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a linç girişiminde bulunduğu iddiasıyla ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle dava açıldı. Ferhat Encü’nün 2015 yılında milletvekili seçilmesinden sonra dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encü’nün dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

    Encü 2017’den beri tutuklu bulunuyor.

    Bu arada, Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ilk açıklamasında medyaya tepki gösterdi, askere teşekkür etti: “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum.”

    Erdoğan katıldığı başka bir toplantıda, Roboskî değil Uludere dedi. Söylem birliği çağrısı yaptı.

    ” SİVİL DENMESİNİ BEYİN YIKAMA HAMLESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

    Erdoğan katliamdan bir yıl sonra “Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum. Uludere konusunda biz adım attık, Dersim yanlışına düşmek istemedik. Daha netice ortaya çıkmadan terör örgütü ve uzantıları kalkıyorlar bize ‘illa özür dileyeceksin’ diyorlar. Gerekirse özür dileriz.

    “HER KÜRTAJ BİR ULUDERE’DİR”

    Erdoğan, 2012 yılında AKP’nin kadın kolları kongresinde yaptığı konuşmada “Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere ve medya mensuplarına sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz ‘Uludere’ diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir” sözlerini söyledi. Erdoğan’ın bu söylemine kadınlar büyük tepki gösterdi.

    “DOBROVSKİ’NİN HESABIN SORACAĞIZ”

    AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu TBMM Genel Kurulu’nda Roboskî’ye, üst üste “Dobrovskinin hesabını soracağız” dedi.

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik “Uludere bir operasyon kazasıdır” açıklamasını yaptı.

    Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Uludere’de kasıt yok” dedi.

    Savunma Bakanı İsmet Yılmaz katliamla ilgili aylar sonra konuştu. “Yargı sürecini etkilememesi veya bu yönde bir algı doğurmaması için, bugüne kadar ‘Uludere olayı’ konusunda Bakanlık tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı” dedi.

    ÖZDİL’DEN TEPKİ ÇEKEN YAZI

    Yılmaz Özdil 6 Ocak 2012’de Hürriyet Gazetesi’nde yazdığı yazıyla tepkilere neden olmuştu. Özdil yazısında “Entel barların romantik tayfası “50 liracık için canını tehlikeye atmak zorunda kalan masum köylü” filan diyor ama… Haftada iki sefer yaptığında, ayda 15 bin lira kazanıyor o masum! Sayın terörist’le sayın kaçakçı arasında katır tepmişe dönmek istemiyorsa, bir karar vermesi lazım artık devletin…” ifadelerini kullanmıştı.

    KATLİAMDA HAYATINI KAYBEDENLER

    Karker Encü: 16 yaşındaydı. Maddi durumu kötü olduğu için okulu bırakmak zorunda kaldı ve sınırın öte yanına gidip, gelmeye başladı.

    Seyithan Encü: 21 yaşındaydı. Ailesinin maddi durumu kötü olduğu için okulu bıraktı. Sınıra ilk gidişiydi.

    Nadir Alma: 26 yaşındaydı. Ailesine bakmak için sınıra gidiyordu.

    Mehmet Ali Tosun: 24 yaşındaydı. Arkadaşlarından 25 lira karşılığında kiraladığı katırla sınıra gitmişti.

    Şervan Encü: 19 yaşındaydı. Lise 2’deyken okulu bırakmak zorunda kaldı.

    Nevzat Encü: 19 yaşındaydı. Lise son sınıf öğrencisiydi.

    Osman Kaplan: 31 yaşındaydı. Borçlarını ödemek ve en büyüğü 12, en küçüğü 7 yaşında olan 5 çocuğuna bakmak için sınıra gidiyordu. Katliam günü ‘son gidişim’ dedi.

    Özcan Uysal: 18 yaşındaydı. Ailesinin bankadan çektiği krediyi ödeyebilmek için lise 2’deyken okulu bıraktı.

    Selim Encü: 39 yaşındaydı. Evli ve 3 çocuk babasıydı. Sınırda katledildiğinde eşi hamileydi.

    Vedat Encü: 18 yaşındaydı. Lise birinci sınıfa kadar okuyan Vedat, yazın iş makinesi operatörlüğü yapıyor, kışın sınıra gidiyordu.

    Muhammet Encü: 13 yaşında ve 7. sınıf öğrencisiydi. Ailesinin tüm itirazlarına rağmen sınıra gitmişti.

    Mahsum Encü: 17 yaşındaydı. Lise 1. sınıftaydı. 18’ine girdiğinde ehliyet almak için para biriktiriyordu ve bunun için sınıra gidiyordu. Mahsum’un dedesi de 1997’de sınırda hayatını kaybetmişti.

    Bilal Encü: 16 yaşındaydı. Gözleri görmeyen babası Ahmet Encü’ye yardım ediyordu. Katliam günü okuldan çıkıp sınıra gitmişti.

    Erkan Encü: 13 yaşındaydı. Ancak ilkokul 7’ye kadar okuyabildi. Sınıra ikinci gidişiydi.

    Hüsnü Encü: 20 yaşındaydı. Eşi 2 aylık hamileydi.

    Savaş Encü: 14 yaşındaydı. Ağabeyi Hüsnü ile birlikte sınıra gitmişti.

    Cihan Encü: 19 yaşındaydı. Sınıra bozulan cep telefonunun tamir etmek için gereken 50 lira için gitmişti.

    Cemal Encü: 17 yaşındaydı. YGS sınavına giriş başvurusu ücreti ve okul kantinine olan 20 lira borcunu kapatmak için sınıra gitmişti.

    Serhat Encü: 15 yaşındaydı. İki ağabeyi üniversitede okuyordu. Ekonomik olarak yardımcı olmak için sınıra gitmişti.

    Hamza Encü: 21 yaşındaydı. Evlilik hazırlıkları yapıyordu.

    Celal Encü: 15 yaşındaydı. Ev ekonomisine yardımcı olmak için sınıra gidiyordu.

    Şerafettin Encü: 18 yaşındaydı. Sınıra, yitirdiği annesine bir mezar yapmak üzere gitmişti.

    Selam Encü: 22 yaşındaydı. Üniversite son sınıf öğrencisiydi. Okul masrafları için sınıra gidiyordu. Uludere Kaymakamlığı’na okul masraflarının karşılanması için yaptığı başvuru reddedildikten iki gün sonra sınıra gitti.

    Bedran Encü: 13 yaşındaydı. Ayağındaki naylon ayakkabıyla yola çıkan Bedran, kendisi ve küçük kardeşlerine kışlık ayakkabı alacak parayı kazanmak istiyordu.

    Fadıl Encü: 20 yaşındaydı. Fenerbahçe formasını üzerinden hiç çıkarmazdı. Babası parçalanan cesetlerin arasında onu formasından tanıdı.

    Hüseyin Encü: 20 yaşındaydı. Sınıra gidip geliyordu.

    Aslan Encü: 17 yaşındaydı. Sınıra çoğu zaman ağabeyi Halil giderdi. Ama sınırda bastığı mayınla sol bacağını kaybetti. Ağabeyi gidemediği için o gitmeye başlamıştı. Ağabeyine protez bacak taktırmak istiyordu.

    Şıvan Encü: 13 yaşındaydı. Eve ekonomik olarak yardım edebilmek için sınıra gidiyordu.

    Orhan Encü: 21 yaşındaydı. Hayalini kurduğu bilgisayarı almak için gittiği sınırda ağabeyi Zeydan’la birlikte yaşamını yitirdi.

    Zeydan Encü: 25 yaşındaydı. Ağabeyinin karşı çıkmasına rağmen o gün kardeşi Orhan’la birlikte sınıra gitti.

    Salih Encü: 16 yaşındaydı. Sınıra ilk kez gitmişti.

    Yüksel Ürek: 21 yaşındaydı. Sınıra gidip geliyordu.

    Adem Ant: 19 yaşındaydı. Yakında evleneceği için sınıra gidip para biriktiriyordu.

    Salih Ürek: 18 yaşındaydı. Sınıra gidip geliyordu.

    (KAYNAK: EVRENSEL)

     

  • İHD Adıyaman Şube Başkanı: Roboski’de yanlışlıkla değil, bilinçli bir katliam yapıldı-VİDEO

    İHD Adıyaman Şube Başkanı: Roboski’de yanlışlıkla değil, bilinçli bir katliam yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 7. yıldönümü vesilesiyle açıklamalarda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel, “Maraş’ta olduğu gibi Roboski’de de devletin bilerek ve isteyerek bu olayı yaptığını gösteriyor” dedi.

    Türkiye’de Maraş ve Roboski’de olduğu gibi bir çok katliamın faillerinin bilinmesine rağmen adil bir yargılanma yapılmadı. TSK’nin savaş uçakları tarafından yapılan bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 kişinin yaşamını yitirdiği ve 4 kişinin yaralandığı, Şırnak’ın Uludere ilçesinde yaşanan Roboski Katliamı’nın üzerinden yedi yıl geçti. Roboski katliamın yıldönümü vesilesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Av. Bülent Temel Pir Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

    Temel, “Roboski temelinden ele alındığında yaşından büyük işlerle uğraşmak zorunda kalan, bu nedenle okulda olması gerekirken kaçakçılığa gitmek zorunda olan çocukların devlet eliyle öldürülmesi söz konusu” dedi. 

    “BİR DEVLET POLİTİKASI”

    “Başlangıç itibariyle failleri ile ilgili olarak bir kazadan ibaret olduğu, yanlış anlaşıldığı ve örgüt üyelerine yönelik bir operasyon olduğu söylenerek yanlışlıkla vuruldukları ile ilgili açıklamalar yapıldı” diyen Temel, “Her ne olursa olsun sonuç itibariyle çocuk bedenlerin hayvan bedenleri ile birleştiği ayırt edilemediği bulunan et parçalarının insanlara mı hayvanlara mı ait olduğu anlaşılmayan bir olaydı. Ama bugüne kadar faillerine ilişkin adil bir yargılama yapılamaması faillerinin bulunmamış olması bir devlet politikası olarak önümüzde duruyor” diye belirtti.

    “FAİLLER BULUNMALI VE AİLELER RAHATLATILMALI”

    “Sadece Roboski’de böyle olmadı. Diğer toplumsal olaylarda da böyle oldu. Maraş katliamının sanıkları 40 yıl geçmiş olmasına rağmen halen yargılanmış değil. İnsanlığa karşı işlenmiş organize bir suç iken failleri henüz ortaya çıkarılmadı” diyen Temel, şunları kaydetti:

    “Hangi hükümet olursa olsun geçmişten bu yana sadece bugünkü hükümet açısından ifade edilecek bir durum değil. Türkiye’de katliamlarda ya da devlet eliyle yapılan adam öldürmelerde de bir cezalandırma ve adil yargılanmanın olmadığını biliyoruz. Bunun bitmesi gerekiyor. Roboski’de katledilen küçücük bedenlerin faillerinin bulunarak en azından vicdanen ailelerin rahatlatılması gerektiğini düşünüyorum.”

    “FAİLLER MUTLAKA YARGILANMALI”

    Katliamın faillerinin bilinmesine rağmen herhangi bir yargılama sürecinin başlatılmadığına değinen Temel, şöyle devam etti:

    “Türkiye çok tuhaf bir ülke. Ortada ölen kişiler var. Biz yanlışlıkla yaptık diyebiliyor.  Ama aynı zamanda Roboskililerin devlet denetiminde ve kontrolünde kaçağa gidip geldikleri biliniyor. Fakat bu yanlışlıkla olsa bile faillerin yargılanması gerekiyor. Yanlışlıkla yapıldığını biliyorlarsa bu yanlışın kimin tarafında yapıldığı da biliniyor. Yanlışlıkla yapılmış olsa bile kasten adam öldürmekten yargılamayacaksan bile ihmalen bir kusur var. Bu kusur nedeniyle yargılanmaları gerekiyor. Hiçbir şekilde yargılamamaları çok da artık kusurlu ya da kusursuz öldürülmüş olmalarının öneminin olmadığını gösteriyor. Burada başından beri yaşananlara bakılırsa devletin bilerek ve isteyerek bu olayı yaptığını gösteriyor.”

    Roboski katliamı gibi yine Aralık ayında 40 yıl önce yaşanan Maraş katliamının da çok da farksız olmadığını belirten İHD Adıyaman şube başkanı Av. Bülent Temel, “Maraş Katliamın’dan sonrada Maraş’ta özelikle Alevi Kürtler üzerindeki baskı hiçbir şekilde azalmamış giderek artmıştır. Bundan dolayı binlerce aile Avrupa’ya göç etmek zorunda bırakılmıştır. Haliyle bu da bilinçli bir politikanın yürütüldüğünü gösterdiğini” ifade etti.

    Roboski’nin yanlışlıkla, bilinmeden bombalanmadığını dile getiren Bülent Temel, “Yaşananlara, trajediye rağmen bölgede baskıların devam etmesi ve yaşanması oraya ilişkin bir politikanın olduğunu gösteriyor. Bu sadece Roboski’de değil sınırda bulunan birçok köyde bunlar yaşanmakta. Özelikle İran sınırında bulunan köylerde sivil insanların öldürüldüğüne tanık olduk” ifadelerini kullandı.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

     

  • Roboskililer: Adaletsizliğe son vermek için TAMAM

    Roboskililer: Adaletsizliğe son vermek için TAMAM

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Milletimiz tamam derse ancak o zaman biz kenara çekiliriz” sözlerine, adalet arayışlarının 332’inci haftasında cevap veren Roboskililer, “Adaletsizliğe son vermek için ‘TAMAM’ diyoruz” dedi. 

    Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, savaş uçakları bombardımanı sonucu yaşamını yitiren 34 kişinin yakınları, adalet arayışlarının 332’nci haftasında kaybettikleri yakınlarını mezarları başında andı. Yağışlı havaya rağmen bir araya gelerek, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıyan aileler adına Veli Encu açıklama yaptı.

    “ROBOSKİ ADALETSİZLİKTİR”

    Katliamın yaşandığı ilk gün gibi acıları ve öfkelerinin taze olduğunu belirten Encu, “Roboski bir daha yeri dolmayacak olan yitirdiklerimizin elimizde kalan anısıdır. Roboski, bu ülkede zalimin ne kadar zalim ve mazlumun ne kadar mazlum olduğunun en somut halidir. Roboski acı, keder, dert, ölüm, zulüm ve adaletsizliktir” dedi.

    Encu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin grup toplantısında söylediği, “Milletimiz tamam derse ancak o zaman biz kenara çekiliriz” ifadeleri üzerine bir süre önce sosyal medya hesapları üzerinden başlatılan “TAMAM” kampanyasına destek verdiklerini belirtti.

    “BİNLERCE KEZ  TAMAM”

    Encu, kampanyaya destek vermelerinin nedenlerini ise şu sözler ile sıraladı: “Çünkü; 34 insan öldü ve bu ülke bir gün sonra ancak duyabildi. Tazminat ile adeta kan parasını verip bizleri susturmak istediler. Kimse görevden alınmadı. Dava dosyası sumen altı  edilip soruşturmanın üstü kapatıldı. Köyümüze, bizlere yapılan baskılar, hukuksuzluklar bitmedi. Öz kardeşi ve 11 yakın akrabasını kaybeden Ferhat Encu cezaevine atıldı. Roboski mezarlığında devam eden acıya ve adaletsizliğe son vermek için ‘TAMAM’ diyoruz. Binlerce kez ‘TAMAM’ diyoruz.”

    Encu, son olarak asla yılgınlık göstermeden mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizdi. (HABER MERKEZİ)