Etiket: ümit kıvanç

  • Madımak Katliamı belgeselinin ilk gösterimi yapıldı: 31 yıldır dinmeyen acı -VİDEO

    Madımak Katliamı belgeselinin ilk gösterimi yapıldı: 31 yıldır dinmeyen acı -VİDEO

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan “Çok Kötü Bir Şey Oldu”-Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in ilk gösterimi öncesinde basın toplantısı yapıldı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan “Madımak Katliamı Hafıza Merkezi” kolektif bir emekle tamamladığı birçok projeyi adım adım faaliyete geçiyor.

    Bu projeler kapsamında, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan “Çok Kötü Bir Şey Oldu”-Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in ilk gösterimi Ankara’da Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezinde başladı.
    Yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın yaptığı “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı belgeselin gösterileceği etkinlikte ilk olarak basın ile tanıtım toplantısı gerçekleştirildi.

    “BU PROJEYİ GENÇLERE EMANET EDİYORUZ”
    2 Temmuz Katliamından sağ kurtulan Ozan Ali Çağan, açılış konuşmasını yaptı. Çağan konuşmasında şunları söyledi:

    “Teknik arkadaşlara teşekkür etmek istiyoruz aileleri üzmemek için her detaya dikkat ettiler. Bir grubun canavar sürüsüne dönüşmesi, yapılan mahkemelerde ödüllendirilmesi insanın yüreğini acıtıyor. Mahkemeler sürdüğü zaman 33 idam verilmisti, salondan ilk çıkan ben oldum, baktım Yeter Ana merdivende otuyor. Bir gazeteci ‘mutlu musunuz?’ diye sordu ‘neden sevineceğim, çocuklarımı geri getirmeyecek’ dedi.
    Bu topraklarda sevginin hüküm sürmesi için bu projeyi gençlere emanet ediyorum.”

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Proje koordinatörlüğünü yapan Eylem Şen şunları söyledi:

    “Bugün burada olmak hem çok heyecan verici hem çok zorlayıcı. 31 yıldır Madımak Katliamının hesabı sorulmadı. Asıl suçlular yargılanmadı. Hepimizin vicdanları yaralı, adalet tesis edilmedi. Bu proje orada katledilen canlarımızın anılarını yaşatmak istedik. Bir Web Anıt yaptık. Madımak için mücadele eden herkese teşekkür ediyorum. Özellikle ailelere teşekkür ediyorum. Bu ağır yükü omuzlarında taşıyan herkese, bütün engellere rağmen yaşayan ve taşıyan herkese teşekkür ediyorum. AABK teşekkür ediyorum. Biz bu projede gönüllü arkadaşlarımızla da çalıştık. 130’un üzerinde isim var birlikte çalıştığımız. Bugün 18 Mayıs İbrahim Kaypakkaya’yı da analım, onlar bizlerle yaşıyor. Web anıtın yani sıra bir belgesel yapıldı. Ayrıca sanal müzeyi anlatan bir belgesel yaptık. Unutmadık, unutturmayacağız.”

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLMEDİKÇE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Madımak Katliamı’na ilişkin ulusal ve uluslararası veri tabanları taranarak konuya dair kitap, makale ve tezlere ulaşılarak hazırlanan Dijital kütüphanenin süpervizörü Duygu Tatar, “AABK, Alevi kurumlarına, ve Alevi toplumuna teşekkür etmek istiyorum. 31 yıl geçti üzerinden bu süreçte belgeseller çekildi, şiirler yazıldı, çalışmalar yapıldı. Bir sürü belge birikti. Biz bu proje icin gazete taramaları yaptık. Proje sürecinde ailelerin evlerine gidildi.Fotoğrafları, mektupları gibi kaynaklara da yer verdik. Kütüphane geliştirilmeye açık. Bu katliamla yüzleşilmedikçe biz bu mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KATLİAMİ DÜNYAYA ANLATMAK İSTİYORUZ”

    Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’nin bir ürünü olarak ortaya konulan web belgeselinin yönetmenliğini yapan Yücel Tunca, “Ben ve arkadaşlarım, Web belgesel kısmını hayata geçirdik. Alışık olduğumuz belgesel değil, interaktif yönü yüzünden. Çok güçlü bir alt yapı oluşturmaya çalıştık. Şu yaklaşımla belirli bir yas grubuna kadar herkes nasıl gerçekleştiğini biliyor ama bizden sonra bir kuşak yetişti. O kuşak bilgisiz ve ne yazık ki ilgisiz. Onlara bu Katliamı anlatmak istiyoruz. Dünyaya da anlatmak istiyoruz” dedi.

    “BU PROJE, TOPLUMSAL YÜZLEŞME AÇISIDAN BİR TUĞLA OLDUYSA BİLE ÇOK DEĞERLİ”

    Akademisyen Ozan Çavdar, “Sözlü tarih ekibinin içerisindeyim. Katliamın yaşandığı gün yakın tanıklık etmiş kişiler ile görüştük. Biz yaptığımız sözlü kaynak görüşmeleri bir kaynak haline geldi. Görüşmelerin tamamı Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’ne yüklenmiş olacak. Madımak Katliamının siyasal yöne ve adalet arayışı çok önemli ama biz bu 33 canı yakından tanımayı bir görev bildik. Bu kişileri tanıdıkça bu kişilere hayranlığımız arttı. Hafıza Merkezi’nin çok önemli olduğunu düşünüyoruz, ölen kişileri tanımak açısından gençler için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Oranın bir utanç müzesi olmaması bu projenin kaynaklarından oldu. Toplumsal yüzleşme için bu proje bir tuğla bile koyacaksa çok önemlidir” sözlerini kullandı.

    Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı belgeselin yönetmeni Ümit Kıvanç ise, “Şu andan itibaren bu belgeyi kimsenin yok edemeyeceği şekilde ortaya koyduk. Bu çalışma Madımak’ta hayatını kaybedenlerin yakınları başta olmak üzere kurtulanlar, mücadelesini yürütmüş olanların desteği ile yapılmış oldu. Elimizden geleni yaptık. Hiçbir şey bilmeyen bir insan olayı her şeyi ile karşısında bulsun istedim. Gelecekte bir kaynak olmasını istedik. Bugün ilk defa gösterilecek. Geldiğiniz için, katkılarınız için teşekkür ederim” diye konuştu.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe “Bugün konuşmanın ne kadar zor olduğunu anlatamam. Bu devasa, çok önemli çalışmalara imzasını atan, emeğini ortaya koyan tüm canlara, Alevi kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Sivas’ın yeteri kadar anlaşılmadığını düşünüyorum. Katliamlar arasında köprüler oluşturmak da zorlandık. 24 Ocak kararları ile Maraş Katliamları arasında bağı kuramadık. Katili net bir şekilde tanıyoruz. 31 yıl içerisinde nesiller de değişmeye başladı. Unutmadık, unutmadık sözlerimizin karşılığını vermemiz gerekiyordu. O yüzden bu proje çok önemli. Acıları bütünleştirdigimiz zaman sarayı yıkacağız. Dün kobane davasında verdikleri gibi acımasız cezaları versinler biz mutlaka Sivas Madımak katliamında katledilen canlar başta olmak üzere hepsinin hesabını soracağız. Pir Sultan Abdallar yaşamaya devam edecek” dedi.

    “BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİK”

    AABK Eş Genel Nevin Kamilağaoğlu bu proje için çok emek verildiğinin altını çizerek,” Bu projeye adım attığımız zaman ne kadar büyük bir proje ile karşı karşıya olduğumuzu fark ettik. Bu proje Avrupa’da Alevi toplumunun lokmaları ile gerçekleşen bir proje oldu” şeklinde konuştu.

    31 yıl önce kaybettiğimiz canlarimizi sevgi ile anıyorum diyerek konuşmasına başlayan AABK Eş Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Cumhuriyet tarihinde Kürtler, sosyalistler çok ağır bedeller ödediler. Hep beraber çok büyük bedeller ödedik. Türk İslam sentezi dayatılmak istendi, biz Aleviler bunu kabul etmedik. Devlet kendi vatandaşını korumak ile yükümlüdür. Bu katliamda birinci derecede sorumlu olan devletin kendisidir. Devlet bununla yüzleşmek zorundadır.

    Bu sistem değişmedikçe Madımak utanç müzesi olmaz. Birileri unutturmak istese de unutmadık, unutturmayacağız. Somut ete kemiğe bürünen projeler ile bu Katliamı unutturmayacağız. Bu proje Türkiye tarihi açısından çok önemli. İnanıyorum ki toplumumuz bu projelere sahip çıkar” dedi.

    Sonrasında bir tanıtım filmi ve ardından da 4 buçuk saat süren belgesel film ilk defa gösterilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Erçe: Tarihi öneme sahip; Sivas Katliamı’nın anlatıldığı belgeselin galası 18 Mayıs’ta -VİDEO

    Erçe: Tarihi öneme sahip; Sivas Katliamı’nın anlatıldığı belgeselin galası 18 Mayıs’ta -VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın anlatıldığı “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı filmin ilk olarak Ankara’da galasının yapılacağını duyurdu. Erçe, filme dair, “Bugüne kadar belki de hiç dinlemediğimiz tanıkların, dönemin valisinin, bölgede askerliğini yapanların ve katliamdan sağ kurtulanların konuştuğu çok önemli bir belgesel film” dedi. 

    Sivas Madımak Oteli Katliamı’nın üzerinden 31 yıl geçti ancak asıl sorumluluğu olanlar adalet önünde hesap vermedi. Açılan tüm davalar zaman aşımına uğratılarak katliamı planlayanlar adeta gizli tutuldu.

    Alevi toplumu için derin bir yaranın adresi olan Madımak Oteli, geçen bunca yıla rağmen hala ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmedi. Ancak aileler başta olmak üzere Alevi örgütleri, katliamı unutturmamak adına yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıdı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi projesi ile 2 Temmuz Madımak Belgeseli, 18 Mayıs’ta izleyici ile buluşacak.

    Belgeselin galasının 18 Mayıs’ta Ankara’da Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılacağını duyuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, çalışmaların detaylarını PİRHA’ya anlattı.

    “BUGÜNE KADAR YAPILAMAMIŞ BİR FİLM”

    Yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın yaptığı “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı belgeselin gösterileceği 18 Mayıs’ta ilk olarak saat 11:00’de basın camiası ile tanıtım toplantısı gerçekleştirilecek. Katliamın 31. yılında “yeniden bir duyarlılık kazandırmak” istediklerini belirten Cuma Erçe, şu detayları paylaştı:

    “Katliamı tüm boyutlarıyla toplumun bütün kesimleri tarafından yeniden gündemde tutabilmek adına ciddi çalışmalar gerçekleştirildi. Bu etkinlikler içerisinde hem aileleri konuşturan paneller, söyleşiler gerçekleşti, hem de görgü tanıklarının katıldığı etkinlikler gerçekleşti. Türkiye’nin dört bir yanında hem dinletiler hem paneller hem de sergiler yapıldı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonumuz ise çok daha kapsamlı ve profesyonel bir çalışma grubu ile Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’ni oluşturdu. Hiçbir yerden sponsorluk almadan sadece Alevilerin lokmalarıyla oluşan bütçe ile özellikle hem sanal müze gerçekleştirildi hem de belgesel hazırlayıp bir de Dijital Kütüphane adı altında kapsamlı bir çalışmayı bitirdi. Bunun dışında bugüne kadar yapılamamış bir belgesel film ortaya konuldu. AABK ve tüm Alevi kurumlarının yardım ve destekleri ile gerçekleşen bir belgesel çekimi oldu. Bu çekimlerin önemli bir kısmı Ankara’da yapıldı. 130 üzerinde insan dinlendi ve röportajlar gerçekleştirildi. Bu röportajları verenlerin içerisinde ailelerin yanı sıra görgü tanıkları, dönemin dernek yöneticileri de var.”

    İLK GÖSTERİM DAVETLİLERE YAPILACAK!

    Cuma Erçe, belgeselin ilk gösteriminin Yenimahalle Belediyesi’ne ait Nazım Hikmet Kültür Merkezi içerisindeki Genco Erkal salonunda yapılacağını da aktardı. Erçe, gösterimin birinci aşamasında basın emekçilerinin katılımıyla tanıtım toplantısı yapılacağını söyleyerek “Sonrasında bir tanıtım filmi gösterilecek ve ardından da saat 15.30’da 4 buçuk saat süren belgesel film ilk defa gösterilecek. Bu belgesel film ile beraber aslında Ankara’daki bütün aydın, sanatçı ve gazetecilerin katıldığı, aynı zamanda ailelerin, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin içinde olduğu bir davetli grubuna film gösterimi gerçekleştirilecek. Ailelerin tümüne ve belgeselde konuşanların tamamına ulaşılarak galaya çağrılacaklar. PSAKD olarak da AABK adına da burada bu sorumluluğu almış durumdayız” dedi.

    25 MAYIS’TA İZMİR’DE, 29 HAZİRAN’DA İSTANBUL’DA GÖSTERİLECEK

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, belgeselin ikinci gösteriminin ise İzmir’de, 25 Mayıs’ta yapılacağını belirterek şöyle devam etti:

    “Sonrasında 29 Haziran’da İstanbul’da ve ardından Türkiye’nin belli başlı birkaç merkezinde daha gösterim yapmayı düşünüyoruz. 2 Temmuz’da ise Avrupa’da gala gösterimi olacak. Daha sonra bu belgesel, film festivallerine gönderilecek. Sonrasında ise sinemalara verilecek. Yani toplumun bütün kesimlerinin yeniden hatırlamaları ve sürecin karanlıkta kalan yerlerinin açığa çıkartılması açısından önemli bir çalışma.

    Bugüne kadar belki de hiç dinlemediğimiz tanıkların, dönemin valisinin, o dönem bölgede askerliğini yapanların, bizzat katliamdan sağ kurtulanların konuştuğu çok önemli bir belgesel film. Tarihi öneme sahip bir film. Bu açıdan da PİRHA aracılığıyla hem basın dünyasına hem aydınlara hem demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere ve tabii ki en başta ailelerimize ve halkımıza bu anlamda çağrıda bulunmuş olayım.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • DEM Parti’den birlikte yaşam ve yerel demokrasi paneli-VİDEO

    DEM Parti’den birlikte yaşam ve yerel demokrasi paneli-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Ankara İl Örgütü, Birlikte yaşam ve yerel demokrasi paneli düzenledi. Panelde, Gültan Kışanak’ın Ankara Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı olmasının önemine vurgu yapıldı.

    DEM Parti Ankara İl Örgütü, birlikte yaşam ve yerel demokrasi paneli düzenledi. Raymar Otel’de yapılan panelde; Gazeteci Banu Güven, Gazeteci Ümit Kıvanç ve TİHV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker konuşmacı olarak yer aldı.

    Barış akademisyeni Mühdan Sağlam‘ın yürütücülüğünü yaptığı panele yoğun katılım oldu.

    Gültan Kışanak’ın selamlarını getiren Öztürk Türkdoğan, Ankara’da bir sağcılık, bir milliyetçilik yarışı olduğunun altını çizerek, “gerçek anlamda bir sol alternatif olduğumuzu gösteriyoruz.” dedi.
    Mühdan Sağlam, seçimlerde eşitsizlik yarışı olduğunu belirtti. Sağlam, “Dışişleri Bakanları’nın İstanbul’da İstanbul’u alacağız dediğini görüyoruz” diyerek paneli başlattı.

    “İKTİDAR ‘MIŞ GİBİ’ YAPARAK GERÇEKLİĞİ BULANIKLAŞTIRIYOR”

    Nilgün Toker seçimin bir rekabet alanı olduğunun altını çizerek, “Herkesin nasıl bir arada yaşayacağının tartışılacağı bir ortam olması gerekiyor. Herkesin eşit şekilde kendini ifade edebileceği bir ortam olması gerekiyor. Seçme seçilme hakları elinden alınmış yani özgürlüğü kısıtlanmış Gültan Kışanak’ın aday olduğu bir seçim. Yeni rejimler bildiğimiz faşizmden farklı, mış gibi göstererek gerçeği bulanıklaştıran bir kabiliyete sahipler. Gültan Kışanak aday ama konuşamıyor. Ben Gültan Kışanak’ın adaylığını bu mış gibiler içerisinde çok değerli buluyorum. Bizim Gültan Kışanak’ın haklarını alması açısından büyük sorumluluğumuz var. Gültan Kışanak’ı gerçek bir aday yapma sorumluluğu bizdedir” dedi.

    “KIŞANAK’IN SEÇİM KAMPANYASI İÇİN FOTOĞRAF SEÇTİRMESİNE BİLE İZİN VERİLMEDİ”

    Banu Güven ise, “Uzun zamandır Türkiye’de seçimlerde fırsat eşitsizliği yok. Bizlerin yükümlülüğümüzü yerine getirerek seçtiklerimizin görevden alınması bir hak ihlalidir. Kürt siyasetçilere sistematik bir bozgun girişi var. Gültan Kışanak aday oluyor, kanunlar uygulanıyor gibi görünüyor ama seçim kampanyası için bile fotoğraf çekilmesine izin verilmedi. Bunlar büyük hak ihlalleridir. Mansur Yavaş’a oy vermek istemeyenler bu seçimde kime oy vereceklerini biliyorlar, bu önemli bir tavır. Haksızlıkların adaletsizliklerin konuşulmasına imkân sağlayacaktır diye düşünüyorum. Ana muhalefetin de bazı konular söz konusu olduğu zaman hak ihlallerini göz ardı ettiğinin altının çizilmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “GÜLTAN KIŞANAK’IN ADAY OLARAK TERCİH EDİLMESİ ÇOK DEĞERLİ”

    Ümit Kıvanç, konuşmasında şunları söyledi:
    “Gültan hanımla ilgili herhangi bir şey yapmak onur verir. Kışanak normal bir siyasetçi değil. Gültan hanım başından geçmiş onca şeye rağmen kinle hareket etmeyen, her zaman nazik olan özel biridir. Siyaset yapanlar arasında nadir bir insandır. Kötü olan ne varsa berbat hale getirmiş bir iktidar var. Kürk siyasetçilerin bunca yıldır seçimden dolayı hapiste değiller ama bakınca seçimlerin önemli bir faktör olduğunu görüyoruz. Gültan Kışanak’ın tercih edilmesi çok önemli ve değerli görüyorum.”

    “ADALET ANLAYIŞIMIZA GÖRE TUTUM ALDIĞIMIZ ZAMAN YENİ BİR DÜNYA ANLAYIŞINA KAVUŞABİLİRİZ”

    Nilgün Toker, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
    “Kayyum bir halkın iradesine el koymaktır. Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaş tüm siyasi tutsakların siyaset yapmakta ki inadı beni ilgilendiriyor. Siyasetin ne olması gerektiğini de teşekkür etmeliyiz. Yerel seçimlere karşı bir sözümüz var diye DEM Parti ortaya çıktı. Mevcut rejim eşitsizliği azaltmak değil artırmak istiyor. İnanılmaz bir yoksulluk ve eşitsizlik var. Biz adaletsizliği gidermek üzerinden birlikte yaşamayı görmeliyiz. Her türlü dışlayıcılığı önlemek üzerinden, yerel yönetimlere talip olunması gerektiğinin düşünüyorum. Seçim sürecinde ve sonucunda biz kendi adalet anlayışımıza göre tutum aldığımız zaman yeni bir dünya anlayışına kavuşabiliriz”

    “KIŞANAK, DOĞU VE BATI ARASINDA BİR BAĞ OLUŞTURMA FİKRİNDEN SÖZ ETMİŞTİ”

    Banu Güven de, “Kışanak, doğu ve batı arasında bir bağ oluşturma fikrinden söz etmişti. Bu vurgusunu hatırlatmak bence değerli. Gültan Kışanak’ın Diyarbakır’dan sonra Ankara’da aday olması çok önemli” diye ekledi.
    Ümit Kıvanç, “Türkiyeleşme konusunda duygusal bir tepki söz konusu. Siyaset duygusallıkla yürütülecek bir şey değil. Dünya’da var olan eğilim adalet isteyen insanlar için nahoş bir durum. Çok az sayı da insanın elinde büyük güçler var. Hak adalet ve demokrasi mücadelesini herkesin yeniden ele alması gerekecek. Yerel seçimlerle ilgili bir programı var bu partinin ben bu durumu profesyonelce buluyorum. Yerel seçimler önemsiz olarak görülüyor ama öyle değil. En siyasi insan bile yerel seçimlerde bir yalpalayıp karar veriyor olabilir. Bu sahicileştiriyor siyaseti” diye konuştu.

    Panel, salondan konuşmacılara gelen soruların cevaplanması ile devam etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Hrant Dink için hazırlanan ‘Hafıza Yetersiz’ filminin ilk gösterimi yapıldı

    Hrant Dink için hazırlanan ‘Hafıza Yetersiz’ filminin ilk gösterimi yapıldı

    PİRHA-Hrant Dink’in anısına yazar ve yönetmen Ümit Kıvanç tarafından hazırlanan “Hafıza Yetersiz” filminin ilk gösterimi yapıldı. Dink’in farklı tarihlerdeki konuşmalarından oluşan film ile ilgili olarak Kıvanç, “Hrant, esasında yazmaktan çok konuşan bir insan. Sesiyle, jestleriyle, mimiğiyle Hrant bir bütün. Onu esas o zaman hissediyorduk” dedi

    Yazar ve yönetmen Ümit Kıvanç tarafından AGOS gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink‘in öldürülüşünün 15’inci yılı yaklaşırken hazırlanan, “Hafıza Yetersiz-Hrant Dink İçin Bir Film” başlıklı filmin ilk gösterimi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapıldı.

    Belgeselin ilk gösterimine Rakel Dink, Arat Dink, Delal Dink, Gülten Kaya, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile çok sayıda kişi katıldı. Hrant Dink’in farklı dönemlerde yaptığı konuşmalardan oluşan belgeselde, Dink’in katledilene kadar savunduğu değerler kendi sesinden izleyici ile buluşturuluyor.

    Gösterimin ardından ise moderatörlüğünü Hrant Dink Vakfı İletişim Koordinatörü Zeynep Sungur’un yaptığı kısa bir söyleşi de yapıldı. Söyleşide filmin yönetmeni Ümit Kıvanç, Dink Ailesi’nin avukatı Fethiye Çetin ve Hrant Dink’in oğlu Arat Dink konuşmacı olarak yer aldı.

    “O BİZE HASTALIKLARIMIZDAN NASIL KURTULACAĞIMIZI GÖSTERİYOR”

    Sungur, Dink’in filmde yer alan konuşmaları ile ilgili olarak “Hrant Dink’in sözleri zamandan bağımsız” değerlendirmesinde bulundu.

    Avukat Fethiye Çetin de, Dink’in sözlerine değindi. Çetin, “Hrant, yarayı gösteriyor. Zira yara nerede açılmışsa çözüm için orayı görmek gerekir. Biz birbirimizin doktoruyuz. Ondan çok şey öğrendik. Öğrenmeye de devam ediyoruz. İçten içe çürüyen hastalıklı bir toplumuz. O bize, hastalıklarımızdan nasıl kurtulacağımızı; barışçıl bir geleceği nasıl kuracağımızı, farklılıklarımızla bir arada barış içinde nasıl yaşayabileceğimizi gösteriyor. Benim esas sancım bu topraklarda 3 milyon nüfustan, Cumhuriyet’e geçerken 300  bin olduk. O 300 bini de tükettiler. Tarihi, “Niye yok?” diye okumak lazım; “İyi ki yok” diye değil, diyor” ifadelerini kullandı.

    “HRANT, ESASINDA YAZMAKTAN ÇOK KONUŞAN BİR İNSAN”

    Ümit Kıvanç ise filmi, en çok yapmak istediği işlerden biri olarak tanımlarken, “Şu dünyadan gitmeden mutlaka yapmak istediğim şeydi. Bunu Arat ve Delal’le çok konuştuk. Hrant, esasında yazmaktan çok konuşan bir insan. Sesiyle, jestleriyle, mimiğiyle Hrant bir bütün. Onu esas o zaman hissediyorduk. O etki öyle bir etkiydi. Onun canlı varlığı başka bir şeydi ve bu da ancak bir filmle aktarılabilirdi” dedi.

    Belgesel, bugün saat 20.00’den itibaren Hrant Dink Vakfı’nın web sitesi üzerinden çevrimiçi izlenebilecek.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • ‘Eren Keskin’le olmak eşitliği, özgürlüğü yalnız bırakmamak demek’- VİDEO

    ‘Eren Keskin’le olmak eşitliği, özgürlüğü yalnız bırakmamak demek’- VİDEO

    PİRHA- Hakkında 105 bin kesinleşmiş para cezası ve 12 yıl hapis cezası kararı bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin’e destek için insan hakları savunucuları, siyasetçiler, gazeteciler ve müvekkilleri İHD’de bir araya geldi. 

    İnsan hakları savunucuları, siyasetçiler, gazeteciler ve müvekkilleri, hakkında 105 bin kesinleşmiş para cezası ve 12 yıl hapis cezası kararı bulunan Eren Keskin’e destek için İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi binasında basın toplantısı düzenledi.

    Hakkında 143 dava olan Keskin’e bu ceza 2014-2016 yılları arasında Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla yaptığı eş yayın yönetmenliği görevi nedeniyle verildi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde gerçekleşen toplantıya gazeteciler Ümit Kıvanç, Tuğrul Eryılmaz, Yasemin Çongar, Murat Çelikkan, oyuncu Nur Sürer, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı Ümit Efe, Müzisyen Eylem Aktaş, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Demokratik Kadın Hareketi sözcüsü Kıvılcım Arat ve 78’liler Girişimi’nden Nimet Tanrıkulu ile Eren Keskin’in müvekkilleri ve hak savunucuları katıldı.

    “KESKİN’E ‘KAÇ GİT BU ÜLKEDEN’ DİYORLAR”

    Toplantıda ilk sözü alan avukat Özcan Kılıç, Keskin’e açılan davalara ilişkin bilgilendirme yaptı.

    Kılıç, “Eren Keskin örgütün neredeyse merkez komite üyesi olarak ana davada yargılanıyor. Para ve hapis cezalarıyla Keskin’e ‘kaç git bu ülkeden ya da kaybol’ diyorlar. Türkiye’de 25 yıldır böyle alışkanlık oluştu, ceza alan birçok insan palyatif çözümle yurt dışına gidiyor. Devlet de buna alıştı. Fakat bu defa sert kayaya çarptılar. Çünkü Erdoğan’ın avukatları davaları sonlandırmak için, baroya da Keskin’in avukatlığını bitirmek için baskı yapıyorlar. Yargıtay’da cezalardan biri onanırsa, sonu yok, diğerleri de ardı ardına infaza girecek” dedi.

    Kılıç konuşmasının ardından 7 Mayıs günü görülecek duruşmaya da katılım çağrısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin de yıllarca hak mücadelesi yürüttüğü için cezalar aldığını hapis yattığını ifade etti.

    “AVRUPA ÜLKELERİ NEDEN SESSİZ?”

    Keskin, dava konusu olan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla yaptığı eş yayın yönetmenliği görevini neden yaptığını anlatarak yaşananları şöyle değerlendirdi:

    “Musa Anter’e, Burhan Karadeniz’e, Ferhat Tepe ve onlar gibi birçok kendimi borçlu hissettiğim için, bu gazete onların olduğu için, dayanışma amacıyla ismim oraya genel yayın yönetmeni olarak yazıldı ama bu işi hiç yapmadım ve gazeteye de gitmedim. Benim hiçbir zaman inanmadığım ancak onların barış süreci dediği zamana kadar gazetenin hiçbir davası yoktu ancak sonrasında davalar ardı ardına geldi. Üç yıl adım yazılıydı gazetede. Baskıdan dolayı arkadaşlara beni değiştirin, dedim çünkü 85 yaşında bakmak zorunda olduğum annem var.

    Ana davada müebbet ile yargılanıyorum, yurtdışına çıkış yasağım, 105 bin kesinleşmiş para cezam ve 12 yıl hapis cezam var. İnsanın yazmadığı yazılardan müebbet ceza oranında ceza alması hiçbir hukuk vicdanına uymaz. Türkiye şu anda tüm uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor. Türkiye hukuk devleti değil ama AB ülkeleri neden sessiz kalıyor?

    “TEK DÜŞÜNCEM ANNEM VE KEDİLERİM”

    Yurtdışına gitmeyeceğim, ifade özgürlüğü mücadelesine devam edeceğim. Tek düşüncem annem ve kedilerim. Bu haksızlığı kabul etmiyorum. O nedenle mücadeleme devam edeceğim.

    Ahmet Altan ‘Cezaevinde ölmeye hazırım siz hazır mısınız’ demişti. Kendileri yatmasın diye bütün bir toplumu ateşe atıyorlar ama bu coğrafyada her gün, her an, her şey değişebilir.”

    “EREN KESKİN’İN UĞRADIĞI SALDIRI HEPİMİZE KARŞIDIR”

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de Keskin’e verilen cezaların kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

    “Eren Keskin insanlara karşı borcunu ödemek için burada, biz de Eren Keskin için buradayız” diyen İHD’nin Eski Genel Başkanı Akın Birdal ise şu şu ifadelere yer verdi:

    “Eren Keskin gerçek bir insan hakları savunucusu. Tecavüze uğramış kadınların, sokak çocuklarının, emekçilerin, ötekileştirilmişlerin, dışlananların savunucusu ve bir hukuk insanı. Bu baskı hepimize yönelik baskıdır. Onun susturulmak istenmesi bizim susturulmak istenmemizdir.

    Eren Keskin kimseyi; dili, dini, ırkı reddedilenleri yalnız bırakmadı. Toplumun haber alma hakkının kanalları kapatıldı. Eren Keskin’in bugün uğradığı saldırı hepimize karşıdır. Susmayacağız. Yitirdiklerimize karşı nasıl sorumluluğumuz varsa yaşayanlara da onları diri tutma sorumluluğumuz var. Biz Eren Keskin’le beraber olacağız. Onu yalnız bırakmayacağız. Eren Keskin’le olmak demek eşitliği, özgürlüğü yalnız bırakmamak demek.”

    Konuşmaların ardından katılımcılar söz aldı. Müvekkilleri, sanatçı, siyasetçi, LGBTİ üyeleri Eren Keskin’le ilgili anılarını paylaşarak, Keskin’in mücadelesini geleceğe taşıyacaklarını vurguladılar. Açıklamaya katılanların konuşmaları Keskin’in duygusal anlar yaşamasına neden oldu. (HABER MERKEZİ)

  • Ümit Kıvanç: Yalana ve savaşa karşı harekete geçmeliyiz

    Ümit Kıvanç: Yalana ve savaşa karşı harekete geçmeliyiz

    PİRHA- Hatay Samandağ’da Evvel Temmuz festivali devam ediyor. Festival kapsamında panele katılan Gazeteci-Yazar Ümit Kıvanç, yalana ve savaşa karşı toplum olarak harekete geçmeliyiz” dedi.

    8 Temmuzda başlayan ve 14 Temmuzda sona erecek olan Evvel Temmuz Festivali 4. gününde Gazeteci-Yazar Ümit Kıvanç, “Ortadoğu’daki gelişmeler ve ülkemize yansıması” konulu panelde konuştu.

    Kıvanç, “Dünyada çok önemli gelişmeler yaşanıyorken, bizler bu gündemlerden uzak bir noktadayız” diyerek şunları belirtti:

    “Dünya başka bir yerlere giderken biz dönüp bakamıyoruz bile. İnsanlığın ağır dönüşüm geçirdiği bir dönemde, Trump gibi bir emlakçı ABD’nin başına geçti. Yarını bilinmeyen bir ülkede ve bölgede yaşıyoruz ve bu belirsizlik ortamları bir grup insanın işine yarıyor. Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada belirsizlik yaşama tarzına dönüşmüş durumda.”

    “GERÇEKLE ARAMIZDA BİR SARSINTI OLUŞTURUYORLAR”

    Yaşanan belirsizliğin yalan üzerine inşa edilmeye devam ettiğini ifade eden Kıvanç, “Yalan üzerine kurulu bir “gerçeklik” sözkonusu. Gerçekle olan ilişkimiz problemli. Herhagi bir konu hakkında söylenenlerin artık gerçek olması gerekmiyor. Gerçekle aramızda bir sarsıntı oluşturuyorlar ve bu durum geçmişten daha beter bir şekilde, hükümetler nezdinde yürütülüyor” dedi.

    Kıvanç son olarak, “Yalana ve savaşa karşı toplum olarak harekete geçmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Ardından soru-cevapla panel sona erdi.

    Diren Keser/SAMANDAĞ