Etiket: ümraniye katliamı

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Gazi ve Ümraniye Katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Gazi ve Ümraniye Katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi, Gazi ve Ümraniye katliamlarında yaşamını yitirenleri andı. Şube Eşit Başkanı Ayfer Artan, Alevilere yönelik katliamların halen sürdüğünü belirterek “Bugün Suriye’yi konuşmamızın temel sebebi, aslında kendimizi ne kadar güvencesiz olduğumuz ile ilgilidir” dedi.

    Alevilere yönelik Gazi ve Ümraniye Mahallelerinde 12 Mart 1995’te yapılan katliamın üzerinden 30 yıl geçti. 22 yurttaşın öldürüldüğü katliamın yıldönümünde, yurdun birçok yerinde yaşamını yitirenler için anma etkinlikleri düzenlenmekte.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nde de Gazi ve Ümraniye katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı.

    “ETNİK TEMİZLİK PLANI!”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, anma programında yaptığı konuşmada, Suriye’deki katliamlara da değinerek şunları söyledi:

    “Özellikle bugün Suriye’de yapılan katliamların bir örneği de bundan tam 30 yıl önce yine devletin ve dünyanın gözü önünde, İstanbul Gazi Mahallesi’nde ve Ümraniye’de yaşanmıştır. 12-15 Mart tarihleri arasında devam eden saldırılarda onlarca, özellikle Alevi canlarımız katledildi, yüzlercesi yaralandı. Dünyanın gözleri önünde canlı yayınlarda izlenerek katlediliyorduk. Tıpkı Madımak’ta, Halepçe’de olduğu gibi, bugün de Suriye’de binlercemize yapıldığı gibi iş başındalar.

    Suriye’de gerçekleşen yönetim değişikliğinden sonra Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir şekilde katliam sürüyor. Aslında bu bir katliam değil, soykırımdır. Alevi köyleri kuşatma altında, halk ölümle tehdit ediliyor. Özellikle Alevi halkı hedef gösteriliyor ve saldırılar şu an doruk noktasına ulaşmış durumda. Suriye’deki ‘Güvenli Bölge’ politikaları ‘Esad artıkları’ söylemleri ile aslında Alevileri ve diğer azınlıkları ve inançları hedef alan bir etnik temizlik planıdır.

    Bugün Suriye’yi konuşmamızın temel sebebi aslında kendimizi ne kadar güvencesiz olduğumuz ile ilgilidir. Bugün Suriye’de yaşanan katliamın tüm coğrafyaya yayılması korkusuyla ilgilidir. Şunu da çok iyi bilmekte yarar var. Tarihsel süreç içerisinde bizler hep katledildik ama mücadelemizi bir sonraki kuşak için de bedel ödeyerek, yanarak, yakılarak, gerekirse asılarak devam ettirmişiz. Biliyoruz ki yine bahar gelecek.”

    “TOPLUMDAKİ YERİMİZİ KENDİMİZ TAYİN ETMELİYİZ”

    Ayfer Artan, Sivas Katliamı sanıklarının serbest bırakılmasını da eleştirerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bütün ilerici tutsaklar şu an cezaevinde! 30 yıldan fazla tutsak edilenler var ancak bugün insan yakanlar serbest bırakıldı. Bu toplumdaki yerimizi bizler kendimiz tayin etmeliyiz. Hiçbir emperyal gücün bizi tayin edecek, tanımlayacak noktada değiliz. Kendi kaderimizi kendimiz tayin edeceğiz. Bunun için de daha çok örgütlü olmamız gerekiyor. Daha çok örgütlenmemize önem vermeliyiz. Mücadele azmimizi, direngenliğimizi her daim sıcak tutmalıyız. Hiçbir katliamı unutmayacağız.

    BU ÇÖZÜM SÜRECİNDE NE KADAR YER ALIYORUZ?

    Şu an ülkede bir çözüm süreci mevcut. Biz Aleviler, bu çözüm sürecinde ne kadar yer alıyoruz? Bu ülkede demokratik toplum inşa etmenin yolu aslında Aleviler için çok önemli olan ‘72 millete aynı nazardan bakarız’ felsefesinden geçmektedir. Bir olacağız diri olacağız.”

    Anma programı, PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde bağlama eğitim gören öğrencilerin müzik icrasıyla devam etti. Gazi ve Ümraniye Katliamında yaşamını yitirenler için deyişler okunup, semah dönüldü.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Faşistlerin Gazi ve Ümraniye’de katlettiği canlar, 1 Mayıs Mahallesi’nde anıldı -VİDEO

    Faşistlerin Gazi ve Ümraniye’de katlettiği canlar, 1 Mayıs Mahallesi’nde anıldı -VİDEO

    PİRHA-12 Mart 1995 yılında faşistlerin Alevilere yönelik yaptığı katliamı Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto eden kitleye ateş açılması sonucu yaşamını yitiren 5 kişi için yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı. PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, katliamların üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen hala ne acıların ne de öfkenin dindiği belirtti.  

    12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilen katliam, 15 Mart’ta Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi’nde (1 Mayıs Mahallesi) protesto edilirken polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi yaşamını yitirmişti, 14 kişi yaralanmıştı. Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen hala gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadı, katliam aydınlatılmadı.

    Yüzlerce yurttaş, İstanbul 1 Mayıs Mahallesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevinde bir araya gelerek, katliamda hayatını kaybedenleri andı.

    Anmaya PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, Karakoçan Dernekler Federasyonu, Anadolu Yakası Dersim Derneği, Mazgirt Derneği, Türkiye İşçi Partisi(TİP), Partizan, KÖZ, Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF), Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP), HDP 27. Dönem Milletvekili Musa Piroğlu katıldı.

    Cemevinde lokmaların pay edilmesinden sonra kitle, “12-15 Mart Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız”, “Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi şehitleri ölümsüzdür” yazılı pankart ile katliamın yaşandığı 30 Ağustos İlköğretim Okuluna doğru yürüdü. Kitle sık sık “Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Halkımız saflara hesap sormaya”, “Katil devlet hesap verecek”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “1 Mayıs’ta düşenler kavgamızda yaşıyor”, “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganlarını attı.

    “GERÇEKLERİN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    30 Ağustos İlköğretim Okulu önüne gelen kitlenin ortak basın açıklamasını PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya okudu.

    Kaya, peş peşe yaşanan 12-15 Mart Gazi ve Ümraniye katliamlarının 29. yıldönümünde ne acıların dindiğini ne de öfkelerin yatıştığını söyleyerek, “Acımız ve öfkemiz katliamların hesabının sorulacağı güne kadar da dinmeyecektir. Bu süreç boyunca göstermelik yargılamaların yapıldığı ve katliamın üstünü örten kararların verildiği 12-15 Mart katliam davalarının bizlere gösterdiği tek şey hukuk sisteminin bir tiyatrodan ibaret olduğu ve gerçeklerin üzerinin örtüldüğüdür. Tıpkı Sivas Madımak’ta, Maraş’ta, Koçgiri’de, Suruç’ta, Ankara Gar Katliamı’nda, Soma’da, Roboski’de olduğu gibi 16 Mart 1978 Beyazıt Katliamı, Halepçede olduğu gibi. Gerçeklerin yok sayılmaya çalışıldığı tarihin her sayfası kan ve katliamlarla dolu. 1995 12 Mart Gazi Mahallesi’nde devletin kontrgerilla çetelerinin saldırısı sonucu Alevi dedesi Halil Kaya’nın hayatını kaybettiği saldırıları protesto eden Gazi halkının üzerine ateş açılmış 18 kişi sokak ortasında katledilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMA KARŞI BÜYÜYEN HALKIN ÖFKESİ KATLİAMLA BASTIRILDI”

    Kaya, halka yönelik bu katliama karşı İstanbul ve ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerden birinin de Ümraniye’nin 1 Mayıs Mahallesi’nde olduğuna, 15 Mart günü 1 Mayıs Mahallesi halkının üzerine ateş açıldığına ve 5 kişinin katledildiğine dikkat çekerek, “Devlet, katliama karşı büyüyen halkın öfkesini 1 Mayıs Mahallesi’nde de katliama başvurarak bastırmaya çalışmıştır. Böylece 12-15 Mart 1995 tarihinde devletin katliamcı sayfasına bir yenisi daha eklenmiştir” dedi.

    “TECAVÜZ, UYUŞTURUCU SUÇUNDAN YARGILANANLARA, HAYVAN DÜŞMANLARINA ÖDÜL GİBİ CEZALAR VERİLMEKTEDİR”

    Ülkenin yangın yerini aratmayacak durumda olduğunu dile getiren Kaya, halkın açlık, yoksulluk ve sefalet içinde yaşamaya zorlandığını kaydetti. Açıklanan işsizlik rakamlarıyla işsizler ordusunun daha da büyüdüğünü gösterdiğini belirten Kaya, şunları söyledi:

    “Egemen sınıflar siyasal ve ekonomik krizin faturasını yoksul emekçi halka ödetirken en demokratik hakları dahi baskı altında tutmaktadır. Hapishanelerde tecrit içinde tecrit dayatılırken, tutsaklarla dayanışmanın suç haline dönüştüğü, tutsaklara para yatıran tutsak yakınlarının tutuklandığı saldırılar devam etmektedir. Yeni açılan S ve Y tipi hapishanelere götürülen siyasi tutsakların üzerindeki tecrit ve hak gaspları daha da ağırlaştırılırken taciz, tecavüz, uyuşturucu suçundan yargılananlara, hayvan düşmanlarına ödül gibi cezalar verilmektedir.”

    “İLİÇ’TE YAŞANAN DOĞA VE İŞÇİ KATLİAMI BUGÜNE KADAR YAŞANAN KATLİAMLARDAN AYRI VE BAĞIMSIZ DEĞİLDİR”

    Kaya, İliç’te yaşanan doğa ve işçi katliamının bugüne kadar yaşanan katliamlardan farksız olduğuna da dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “İşçiler hiçbir iş güvenliği önlemi alınmaksızın çalışmaya zorlanıyor, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında eriyen ücretler işçileri sefalete ve açlık koşullarına mahkum ediyor. Asgari ücrete yapılan zammın birkaç ay geçmeden eriyip gitmesi işçilerin insanca yaşam koşullarından ne kadar uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Erzincan İliç’te siyanürlü altın madeninde meydana gelen birikmiş toprağın çökmesi ve kayması sonucunda 9 işçi 17 şubattan bu yana toprağın altından çıkarılmayı bekliyor. Doğayı ranta ve talana açarak hem doğa katliamını hem insan yaşamını hiçe sayan devlet toprak altında kalan işçileri arama kurtarma çalışmalarını ikinci gün durdurmuştur. Bölgeye gitmek isteyen çevre örgütlerini, milletvekillerini alana sokmamıştır. İliç’te yaşanan doğa ve işçi katliamı da bugüne kadar yaşanan katliamlardan ayrı ve bağımsız değildir.”

    “ÖRGÜTLENMEKTEN BAŞKA BİR SEÇENEĞE SAHİP OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Kaya, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bizler yaşanan katliamları unutmayacağımız gibi direnişleri ve halkın dayanışma ruhunu yaşatmaktan, büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz. 12-15 Mart’ta olduğu gibi yaşadığımız hiç bir katliama sessiz ve seyirci kalmayacağız. Egemen sınıfların tüm saldırısı halka örgütsüzlüğü dayatmaya, her türlü örgütlenmesini ve mücadelesini bastırmaya yöneliktir. Bizler 1 Mayıs Mahallesi’nin devrimci, demokratik ve ilerici güçleri olarak saldırılara karşı örgütlenmekten başka bir seçeneğe sahip olmadığımızı biliyoruz. Bu sebepledir ki direniş tarihimizden öğrenerek, örgütlenerek saldırılara ve katliamlara karşı koyuş içerisinde olacağımızı buradan bir kez daha ilan ediyoruz. 12-15 Mart’ı katliama çevirenler bilsinler ki halkın örgütlü gücüyle baş edemeyecekler ve mutlaka halk kazanacak, biz kazanacağız! 12-15 Mart şehitleri ölümsüzdür! Gazi Ümraniye Katliamı’nı unutma unutturma!”
    Anma, katliamın yaşandığı 30 Ağustos İlkokulu önüne karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi çatı örgütleri: Gazi Katliamı bir devlet organizasyonuydu; hesap soracağız!

    Alevi çatı örgütleri: Gazi Katliamı bir devlet organizasyonuydu; hesap soracağız!

    PİRHA- Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı kontrgerilla ve devlet güçlerinin işbirliğiyle gerçekleştirilen bir katliam olduğunu belirten Alevi çatı örgütleri, katliamın hesabını mutlaka sorulacağını, davanın üzerinin örtülerek unutturulmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan ve Alevilerin gittiği kahvehanelere, bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te kontrgerilla elamanlarının saldırması sonucu resmi verilere göre 22 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi ise yaralandı.

    28. yılına giren Gazi Katliamı’na dair Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ortak açıklama yayınladı.

    Açıklamada, Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam olduğuna vurgu yaparak, tıpkı Madımak Katliamı’nda olduğu gibi Gazi Katliamı’nda da sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin milletvekili, hatta bakan yapılarak ödüllendirildiği ifade edildi.

    “29 YIL ÖNCE ALEVİLER KATLEDİLDİ”

    Alevi çatı kurumlarının açıklaması şöyle:

    “12 Mart 1995’te kontrgerilla çetelerinin saldırması sonucu Dede Halil Kaya katledilirken, 5’i ağır olmak üzere 25 kişi yaralandı. İstanbul Gazi Mahallesi ve Ümraniye’de, bundan tam 29 yıl önce Aleviler katledildi.

    Bu saldırının üzerine mahalle karakoluna doğru yürüyüşe geçen halkın üzerine polis hedef alarak ateş açtı ve bir yurttaş daha polis kurşunuyla hayatını kaybetti. Ertesi gün saldırıları protesto etmek için, çoğunluğu Alevi, binlerce yurttaş İstanbul’un her yerinden Gazi Mahallesi’ne geldi. Saldırılar bir türlü bitmiyordu, burada emniyet güçleri halkın üzerine ateş açtı ve 15 yurttaşımız daha katledildi. Karanlık güçler işbaşındaydı. Daha 2 Temmuz katliamının üzerinden iki yıl geçmişti ki bu sefer İstanbul’da Aleviler katliama maruz kalıyordu. İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde başta Aleviler olmak üzere, yüzbinlerce yurttaş, yaşanan bu katliamı protesto etmek için sokağa çıktı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde polisin ateş açması sonucu 5 yurttaşımız daha katledildi. Sonuç dehşet vericiydi, 12-15 Mart tarihleri arasında yani üç günde devam eden saldırılarda onlarca canımız katledildi, yüzlercesi de yaralandı.

    “ALEVİLERE DÖNÜK KATLİAM POLİTİKASININ DEVAMI”

    Biz bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Ortaca ve Sivas’ta defalarca yaşadık. Ne gidenlerimizi ne de kalanlarımızı unutmadığımız gibi bu katliamı yapan ve yaptıranlara karşı verdiğimiz eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelemizden asla taviz vermeden yürümeye devam ettik ve ediyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır. Aynı zihniyet bu gün de, içimizdeki hain ve işbirlikçiler aracılığı ile iş başındadır. Tarih boyunca uğradığımız tüm saldırılara ve inkar politikalarına karşın, Aleviler dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacak.

    “KATİLLERİN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUZ!”

    Dün olduğu gibi bugün de eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren tüm çevrelerle omuz omuza, zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam edeceğiz. Aradan geçen 29 yıla rağmen Gazi ve Ümraniye’de katledilen canlarımızı unutmadık. Katliamı başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulun(a)madı. Ama biz onların kimler olduğunu biliyoruz. Onlar korkaklığın, kahpeliğin, hainliğin mirasçıları, biz ise dostluğun, dayanışmanın, onurlu direnişin sembolü Şah Kalenderlerin, Pir Sultanların, Şey Bedreddinlerin mirasçılarıyız.

    “UNUTMAYACAĞIZ, HESAP SORACAĞIZ!”

    Gazi ve Ümraniye katliamlarında hedef gözeterek birçok canımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi. Tıpkı Madımak katilleri gibi. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız ve üzerinin örtülerek unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. 29. yılında Gazi ve Ümraniye’de katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!”

     

  • Gazi Katliamı 29. yılında: Katliamın üstü örtüldü, failler yargılanmadı

    Gazi Katliamı 29. yılında: Katliamın üstü örtüldü, failler yargılanmadı

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde çoğu polis kurşunuyla 22 kişinin öldürüldüğü katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Gazi Katliamı’nın failleri ve sorumluları hala cezalandırılmadı. 

    İstanbul’da 12 Mart 1995 akşamı, saat 20:45 sıralarında kimliği belirlenemeyen kişiler, gasp ettikleri bir taksi ile Gazi Mahallesinde bulunan Öntaş, Yavuz ve Dostlar kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesini silahla taradı. Saldırı sonucu 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır 25 kişi yaralandı. Sonrasında saldırganlar kaçırdıkları taksinin şoförünü de öldürerek kayıplara karıştı.

    Saldırının duyulmasının ardından Gazi Mahallesi halkı sokağa çıkarak saldırıyı protesto etti. Polis halkın üzerine ateş açtı ve Mehmet Gündüz’ü katletti. Ertesi gün cenaze töreni için cemevi önünde toplanan binlerce kişiye ateş açıldı. Öğleden önce üç kişi, öğlenden sonra 12 kişi daha yaşamını yitirdi. Hepsi de kurşun yarasıyla ölmüştü. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi, Zübeyde Hanım ile Esentepe mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Mahallelerin giriş ve çıkışlarına polis barikatı kuruldu ve giriş, çıkış polis kontrolünde yapıldı. Sokağa çıkma yasağı Gazi Mahallesi direnişini engelleyemedi. Bunun üzerine bölgeye askeri birlikler gönderildi.

    Bu arada, Ankara’da Gazi Katliamı ve sokağa çıkma yasağı Kızılay’da protesto edildi; polis eyleme saldırdı, 36 kişi yaralandı.

    ÜMRANİYE’DE DE 5 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi halkı da, Gazi Mahallesi’ndeki katliamı protesto etmek için 15 Mart’ta sokağa çıktı. Polis burada da halka ateş açtı. O gün 1 Mayıs Mahallesi’nde de beş kişi öldürüldü.

    HASAN OCAK KAYBEDİLDİ

    Dört gün içerisinde Gazi Mahallesi’nde 17 ve 1 Mayıs Mahallesi’nde beş olmak üzere toplam 22 kişi öldürüldü, 300’den fazla kişi de yaralandı. Yapılan otopsi sonucu olaylarda öldürülenlerden 17 kişinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

    Gazi Mahallesi direnişinde bulunan Hasan Ocak 21 Mart günü gözaltına alındı ve kaybedildi. Ailesinin ve kamuoyunun mücadelesi sonucu Hasan Ocak’ın cansız bedeni bulundu.

    DÖNEMİN YETKİLİLERİ YARGILANMADI

    Gazi Katliamı yaşandığında; İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di. Polise yetki veren Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, “Bin operasyon yaptık” diyerek katliamı savunmuştu. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayları bastırmak için sokağa çıkma yasağı ilan edip Gazi Mahallesi’ni polis ablukasına aldırmıştı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe “Polis silah kullanmadı” demişti. Başbakan Tansu Çiller, “Vatan için kurşun yiyen de, atan da şereflidir” demişti. Süleyman Demirel ise Cumhurbaşkanıydı. Hiçbiri yargılanmadı.

    Gazi Katliamı, aradan geçen 28yıla rağmen asıl failleri karanlıkta bırakıldı. Katliam sonrası açılan davada sanık koltuğuna sadece 20 polis oturtuldu. Ancak bunlar arasında üst düzey yetkililer yoktu. Güvenlik gerekçesiyle 3 şehir gezdirilen dava, sadece iki polisin 4 yıl 32 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Avukat Tuncer: Ümraniye Katliamı davasında, cezasızlık politikası uygulandı-VİDEO

    Avukat Tuncer: Ümraniye Katliamı davasında, cezasızlık politikası uygulandı-VİDEO

    PİRHA-Ümraniye Katliamı davasında yargılanan sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesine tepki gösteren avukat Gülizar Tuncer, “Bu suçlar zaman aşımına tabi olmayan suçlar. Nürnberg Mahkemeleri’nde, nasıl ki Naziler yargılandıysa, yıllar geçse de bu suçların da muhakkak hesabı sorulacaktır” dedi.

    Ümraniye’de 12-15 Mart 1995 tarihlerinde 23 kişinin katledildiği, 408 kişinin de yaralandığı katliama ilişkin 200’ün üzerinde polis hakkında açılan davanın karar duruşması 18 Aralık’ta Kartal’da bulunan Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ümraniye Katliamı davasında yargılanan sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    Ümraniye Katliamı davasının avukatlarından Gülizar Tuncer, mahkeme kararını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “TÜRKİYE KATLİAMLARLA ANILAN BİR DEVLET”

    Türkiye’nin katliamlarla anılan bir devlet olduğunu vurgulayan Gülizar Tuncer, “Devlet açısından nasıl ki bir katliam geleneği söz konusu ise yargı açısından da katliamlarda cezasızlık politikasının işletilmesi bir gelenek. 1995 yılında yaşanan Ümraniye Katliamı ile ilgili ancak 2015 yılında dava açılabildi. 12 Mart’ta başlayan Gazi Katliamı 14 Mart’a kadar sürmüştü. Katliamın kontrgerilla eylemi olduğunu Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibinin gerçekleştirdiğini Hanefi Avcı açıklamıştı. Halk, Gazi Katliamı’nı protesto etmek için 15 Mart’ta Ümraniye’de bir araya geliyor ve Gazi Mahallesi’ne gidip cenaze törenlerine katılmak için bir ilkokulun önünde bekliyorlar. İlkokul önünde bekleyen halka, resmi ve sivil polisler tarafından ateş açılıyor. Gazi Katliamı’nda 17 insan yaşamını yitirmişti, yüzlercesi de ağır yaralanmıştı. Ümraniye’de ise 5 kişi yaşamını yitiriyor. Bu saldırının ardından onlarca insan da ağır biçimde yaralanıyor” dedi.

    “CEZASIZLIK POLİTİKASI UYGULANDI”

    Katliamın ardından avukatlar olarak aylarca Gazi Mahallesi’nde çalışma yürüttüklerini söyleyen Gülizar Tuncer, “Mermi kovanlarını ve çekirdekleri topladık. Hem olayı yaşayan hem de tanıklık yapabilecek insanları bir araya getirip savcılığa götürdük. Ancak savcılık ‘Sende mi olay yerindeydin, polise mukavemet mi ettin, olaylardan sorumlusunuz’ diyerek ilk davayı Gazi Mahallesi halkına açmışlardı. Savcılık hiçbir şey yapmıyordu biz olaylara ilişkin fotoğrafları ve kamera kayıtlarını götürdüğümüz için savcılık yüzleri net bir şekilde görünen 20 polis memuruna dava açmak zorunda kalmıştı” dedi.

    Tuncer, şöyle devam etti:

    “18 polis memuruna beraat verilmişti, 2 polis memuruna da çok kısa süreli cezalar verilmişti ancak sonraki dönemde çıkarılan yasalar ve Yargıtay’ın verdiği beraat kararı verilmişti. Sonuçta yine cezasızlık politikası uygulandı. Dava Trabzon’a nakledilmişti, yargılanan polislerin güvenliği gerekçe gösterilmişti ancak aslında güvenlik sorunu yaşayan bizdik. Trabzon özel olarak seçilmişti. Her davaya gidişimizde araçlarımız MHP veya ülkü ocaklarının olduğu yerlerde durduruluyordu ve taşlı, sopalı saldırılara maruz kalıyorduk. Kar maskeliler tarafından araçlarımız durduruluyor, insanlar bekletiliyor ve duruşmalara yetişemiyorduk. Duruşma salonunda da tehditler sürüyordu. Davalarda halka kurşun sıkanların avukatlığını yapanlar, ‘vatan hainlerine bugün olsa yine kurşun sıkarlar’ diye azgınca diyebileceğimiz bir savunma pratiği sergiliyordu” diye belirtti.

    “NASIL Kİ NAZİLER YARGILANDIYSA, BU SUÇLARIN DA MUHAKKAK HESABI SORULACAK”

    Davanın sonucunu bildiklerini ancak davayı sahipsiz bırakmama gibi bir yükümlülükleri olduğunu dile getiren Tuncer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ailelerle birlikte sürekli ısrarla vurguladığımız şey, bu insanlığa karşı işlenen bir suçtur ve zaman aşımına tabi değildir diyorduk. Türkiye cumhuriyeti devleti Diyarbakır, Suruç ve Ankara Katliamları dosyalarını adam öldürme, yaralama eğilimi biçiminde değerlendiriyor Gazi Katliamı’nda da böyle oldu. 20 yıllık zaman aşımı süresi adam öldürme suçunun karşılığı. Bu süre Yargıtay aşamasıyla beraber en fazla yarı yarıya artabiliyor. 30 yıllık süre bizim kabul ettiğimiz bir süre değil. Bu suçlar zaman aşımına tabi olmayan suçlar. Nürnberg Mahkemeleri’nde, nasıl ki Naziler yargılandıysa, yıllar geçse de bu suçların da muhakkak hesabı sorulacaktır. Gelecekte yargılamalar nasıl yapılır bilemiyoruz ama bu suçlar zaman aşımı işletilecek suçlardan değil.”

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da Alevi yurttaşların çoğunlukta yaşadığı Gazi Mahallesi’ndeki 4 kahvehane ve 1 pastane, 12 Mart 1995’te pazar akşam saatlerinde aynı anda faşistler tarafından bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı. Cenazelerin teslim edilmemesini protesto edenlere polisin yeniden müdahale etmesi üzerine başlayan olaylarda 17 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. Ümraniye’ye bağlı 1 Mayıs Mahallesi’ne uzanan protestolarda 5 kişi daha öldürüldü. Yaklaşık bir hafta süren saldırılarda toplam 23 kişi hayatını kaybetti. Katliam davası, 2018 yılında Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlandı.

    Cihan BERK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Ümraniye Katliamı’nın sanık polisleri hakkında beraat kararı verildi

  • Ümraniye Katliamı’nın sanık polisleri hakkında beraat kararı verildi

    Ümraniye Katliamı’nın sanık polisleri hakkında beraat kararı verildi

    PİRHA-Ümraniye Katliamı davasında yargılanan sanık polisler hakkında bugün görülen karar duruşmasında beraat kararı verildi.

    Ümraniye’de 12-15 Mart 1995 tarihlerinde 23 kişinin katledildiği, 408 kişinin de yaralandığı katliama ilişkin 200’ün üzerinde polis hakkında açılan davanın duruşması Kartal’da bulunan Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada müdahil avukatlar Gülizar Tuncel ile Faruk Nafiz Ertekin hazır bulundu.

    Önceki duruşmada mütalaasını sunan savcı ölen sanıklar hakkında davanın düşürülmesini, geri kalanlar hakkındaysa beraat kararı verilmesini talep etmişti. Avukatların savunma yapması için ek süre verilerek dava 18 Aralık’a ertelenmişti. Bugün görülen karar duruşmasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da Alevi yurttaşların çoğunlukta yaşadığı Gazi Mahallesi’ndeki 4 kahvehane ve 1 pastane, 12 Mart 1995’te pazar günü akşam saatlerinde aynı anda kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı. Cenazelerin teslim edilmemesini protesto edenlere polisin yeniden müdahale etmesi üzerine başlayan olaylarda 17 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. Ümraniye’ye bağlı 1 Mayıs Mahallesi’ne uzanan protestolarda 5 kişi daha hayatını kaybetti. Yaklaşık bir hafta süren olaylarda toplam 23 kişi hayatını kaybetti. Katliam davası 2018 yılında Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlandı. Dava, eğer sonuçlanmazsa 2025 yılında zamanaşımı riski ile karşı karşıya kalacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ümraniye Katliamı davasında Hanefi Avcı’nın dinlenmesi talebi reddedildi

    Ümraniye Katliamı davasında Hanefi Avcı’nın dinlenmesi talebi reddedildi

    PİRHA-Yeniden açılan Ümraniye katliamı davasının bugün görülen duruşmasında mahkeme, dönemin İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı’nın dinlenmesi ile keşif yapılması yönündeki talebi reddetti. Bir sonraki duruşma 16 Ekim 2023’e ertelendi.

    12-15 Mart 1995 tarihinde gerçekleşen ve 23 kişinin hayatını kaybettiği Gazi ile Ümraniye katliamlarının üzerinden 28 yıl geçti. Bugüne kadar gerçek sorumlular açığa çıkarılıp, yargılanmazken, göstermelik cezalar ile katliamın üzeri örtülmeye çalışıldı.

    2018 yılında, Yargıtay tarafından bozulan ve 23 yıl sonra yeniden görülmeye başlanan Ümraniye Katliamı davasının duruşması bugün İstanbul Anadolu Adalet Sarayı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, keşif ve o dönemin İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olan Hanefi Avcı’nın dinlenmesi yönündeki talebi reddetti. Bir sonraki duruşma ise 16 Ekim 2023 tarihine ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 27. yılında Ümraniye Katliamı’nda hayatını kaybedenler anıldı-VİDEO

    27. yılında Ümraniye Katliamı’nda hayatını kaybedenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-Ümraniye Katliamı’nın 27. yıldönümünde hayatını kaybedenler, 1 Mayıs Mahallesi’nde düzenlenen yürüyüş ile anıldı. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada, “27 yıl öce başlatılan ve 27 yıldır tekrar ettiğimiz katiller bulunsun, adalet önünde hesap versin” denildi.

    15 Mart 1995 günü gerçekleştirilen Ümraniye Katliamı’nın 27. yıldönümünde, hayatını kaybedenler 1 Mayıs Mahallesi’nde düzenlenen yürüyüş ile anıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde bir araya gelenler, 30 Ağustos İlkokulu’na kadar yürüyüş gerçekleştirirken, burada basın açıklaması yaptı.

    Yürüyüşe, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    Yürüyüş sırasında sık sık anons yapan polis, İbrahim Kaypakkaya’nın fotoğrafının bulunduğu flamaların kaldırılmasını istedi. Uyarılara rağmen yürüyüş 30 Ağustos İlkokulu’na kadar devam etti. Burada yapılan açıklamayı ise katılımcı kurumlar adına PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya okudu.

    Gülsev Kaya, üzerinden 27 yıl geçen Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi katliamlarının, yaşayanların ve yaşatanların hafızalarında durduğunu belirterek, “Unutmadık, affetmedik” dedi.

    Provokasyonlarla amaçlanan Alevi Sünni çatışması çıkarmak ve bunun üzerinden Türkiye’de adalet, eşitlik mücadelesi yürüten devrimcileri, sosyalistleri ve tüm toplumsal dinamikleri sindirmek ve baskı altına almak olduğunun altını çizen Gülsev Kaya, “Bu denenmiş yöntemler dönemsel farklılıklar arz etse de özde değişiklikler bulunmamaktadır. Bazen Alevi-Sünni, bazen Kürt-Türk çatışmaları ile bu süreç uzun süredir tekrarlanmaktadır. Gazi ve Ümraniye sonrası benzeri olayları Roboski’de, Diyarbakır’da, Suruç’ta ve Ankara’da yaşadık. Gazi ve Ümraniye de olduğu gibi tüm yaşananların üzerinden geçen süre içinde bu katliamların sorumluları bulunmadı. Kerbela, Koçgiri, Dersim, Sivas, Malatya, Ortaca, Maraş katliamları da, bu katliamlara sessiz kalanları da unutmayacağız, unutturmayacağız” diye belirtti.

    “KATİLLER BULUNSUN ADALET ÖNÜNDE HESAP VERSİN”

    Gazi ve Ümraniye Katliamı davalarının göstermelik mahkemeler ve göstermelik soruşturmalarla sonuçlandırıldığını dile getiren Gülsev Kaya, şunları ifade etti:

    “Yitirdiğimiz canların yakınları başta olmak üzere kamuoyu vicdanında bu sonuçlar kabul görmedi, görmeyecek. Hukuk sistemi adeta bu davalarda tiyatro oynattı. Ancak üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen yeni tanıklar yeni görüntüler yeni bilgiler ile Ümraniye Katliam davası yeniden açıldı. Dün Anadolu Adliyesi’nde görülen duruşmada avukatların kovuşturmanın genişletilmesi talebiyle dava 19 Eylül 2022’ye ertelendi. Talebimiz bu davada bellidir. 27 yıl öce başlatılan ve 27 yıldır tekrar ettiğimiz katiller bulunsun, adalet önünde hesap versin.

    Mart ayı tarih olarak katliamların yaşandığı aydır. Halepçe’de Kürtlerin yaşadıkları yerlerde kimyasal silah kullanılarak binlerce Kürt katledilmesine, İstanbul’da üniversite öğrencilerinin üzerine bombalar atılmasına, bu ülkede adalet eşitlik diyen devrimcilerin katledilmesine tanıklık ettik kanlı Mart ayında.

    “TÜM TOPLUM ZAPTURAPT ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”

    Bugün her şey tek tipleştirilerek, inancımız, dilimiz ve kimliğimiz üzerinde kurulmaya çalışılan baskı politikaları ile tüm toplum zapturapt altına alınmak isteniyor. Barışı savunanlara, savaşa karşı çıkanlara, en demokratik hakkını arayanlara ve haklarını kullananlara karşı gözaltı, tutuklamalar ile talepler bastırılmakta, tüm toplum abluka altında açlık ve yoksulluğa terk edilmektedir.

    “BİR OLMALIYIZ”

    Zam, zülüm ve yoksulluk karşısında daha iyi bir yaşam için örgütlenmek isteyen işçilerin grevleri yasaklanmakta, sanatçılar gazeteciler gözaltına alıp tutuklanmakta. Kısacası yaşanan krizin faturası yoksul emekçi halka çıkarılıyor. Doğanın talanı, gençliğin geleceksizleştirilmesi, kadınlara yönelik sistematik şiddet, işçi sınıfının haklarının yok sayılması, hapishanelerde hasta tutsaklar başta olmak üzere tüm tutsaklara yönelen hak gaspları, tedavi hakkının engeli ve infaz yakmalar bu düzen sürsün diyerek hukuksuz hukuklarına kan taşımak içindir. Ekmek, yağ kuyrukları, benzine günde beş kere gelen zam ve daha önümüzdeki dönem onlarca kat artarak gelecek olan zam deryasında bizi boğmaya hazırlandıklarını görmek ve bunun için bir olmak durumundayız.

    “HALKLARIN EŞİT VE KARDEŞÇE, İNANÇLARIN VE DİLLERİN ÖZGÜRCE BİR ARADA YAŞAMINI SAVUNMAKTAYIZ”

    Siyasi olarak emperyalistlerin dünyayı saran sosyal, siyasi, ekonomik krizleri ile yönetememe krizi daha da büyüyor, derinleşiyor. Emperyalistler arası hegemonya dalaşının yeni sahası Suriye’den sonra Rusya-Ukrayna savaşıyla ortaya çıktı. Bu çatışma ve savaşların faturası dolaysız olarak bölge halkına, işçi ve emekçi yığınlara kesilmektedir. Şimdiden bu savaşın sonuçları vahşet düzeyinde yaşanmaya başladı. Bizler her yerde ve her zaman Halkların eşit ve kardeşçe, inançların ve dillerin özgürce bir arada yaşamını savunmaktayız.

    Katliam, baskı ve yasaklar karşısında sessiz kalamayız. Mücadele etmeksizin baskı ve katliamlardan kurtulamayız. Demokrasi, özgürlük ve adalet mücadeleyle yaratılacak ve kazanılacaktır. Bu sebepledir ki bulunduğumuz her alanda örgütlenmeli ve saldırılara karşı her alanda örgütlü mücadele etmeliyiz. Özlem duyduğumuz her türlü şey mücadeleyle gelecektir. Öyleyse baskı ve katliamlara set olmak için şimdi daha güçlü ve birlikte mücadele edelim.”

    Açıklamanın ardından hayatını kaybedenler için çiçekler bırakıldı.

    PİRHA /İSTANBUL

  • Ümraniye Katliamı davası: Avukatlar, ‘kovuşturmanın genişletilmesi’ talebinde bulundu

    Ümraniye Katliamı davası: Avukatlar, ‘kovuşturmanın genişletilmesi’ talebinde bulundu

    PİRHA-15 Mart 1995 günü İstanbul Ümraniye’de yapılan katliamın yeniden görülen davasında avukatlar, kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Bir sonraki duruşma 19 Eylül’e ertelendi. Aileler ve avukatlar, katliamın yıl dönümü olan 15 Mart’ta İHD İstanbul Şubesi’nde açıklama yapacak.

    12 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliam Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto edilirken, 15 Mart 1995 günü polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi ölmüş 14 kişi yaralanmıştı. Olaya ilişkin açılan dava 23 yıl aradan sonra yeniden görülüyor.

    DAVA 19 EYLÜL 2022 GÜNÜNE ERTELENDİ

    İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmaya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulunan Avukat Gülizar Tuncer, “Polisler gelmiyor zaten. Bir kısmı ölmüş. Bir kısmı İstanbul dışında. Zaten uzun süredir talimatla ifadeleri alınıyordu. Olayı takip eden avukatlar, müdahiller, aileler, yaralılar katıldı. Bu celsede tevsii tahkikat talebinde (kovuşturmanın genişletilmesi) bulunduk. Dava da 19 Eylül 2022 tarihine ertelendi” diye konuştu.

    Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, dava avukatları ile birlikte Ümraniye Katliamı’nın yıl dönümü olan 15 Mart’ta İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde saat 13.00’te basın açıklaması yapacak.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Av. Kazmaz: Gazi Katliamı davası gerçekler ortaya çıkana kadar bitmeyecek

    Av. Kazmaz: Gazi Katliamı davası gerçekler ortaya çıkana kadar bitmeyecek

    PİRHA-Gazi Katliamı davasının avukatlarından Remzi Kazmaz, katliamın yirmi yedinci yılında paylaştığı mesajında “Bu dava gerçekler ortaya çıkana kadar asla bitmeyecek. Bir gün mutlaka ülkemizdeki karanlık güçler hukuk karşısında hesap verecek” ifadelerine yer verdi.

    Gazi Katliamı’nın 27’inci yıl dönümüne ilişkin bir mesaj yayımlayan dava avukatlarından Remzi Kazmaz, katliam faillerinin yıllardır adalet önüne çıkarılmadığını kaydetti.

    Açıklamasında ‘Bir tuğla çekersek duvar yıkılır’ diyen devlet adamlarının dediğinin olduğunu ve duvar yıkılmasın diye faillerin korunduğunu belirten Kazmaz, mahkeme sürecine dair yapılması gereken her şeyin yapıldığını ancak yine de sonuç alınamadığını vurguladı.

    “DUVAR YIKILMASIN DİYE FAİLLER KORUNDU”

    Kazmaz‘ın mesajı şöyle:

    Çeyrek asır geçti ama failler hala adalet önüne çıkartılamadı. Gazi katliamı da faili meçhul kaldı. ‘Bir tuğla çekersek duvar yıkılır’ diyen devlet adamlarının dediği oldu. Duvar yıkılmasın diye failler korundu. Gazi Katliamı davası ile ilgili söylenmesi gereken her şey söylendi; mahkemelerde, meydanlarda, ülkenin her yanında…

    Yazılması gereken her şey yazıldı; mahkeme dosyalarında, kitaplarda, medyada…Yapılması gerekenler fazlasıyla yapıldı; Ankara’da, Avrupa’da, dünyada

    12 Mart 1995 tarihinde ve ondan öncesi, Gazi Mahallesi üzerine iktidar tarafından muhalif bir mahalle-ilçe olması nedeniyle sürekli bir baskı, gözaltı, yıldırma politikası izleniyordu. Nihayet, önceden tasarlanan oyun, 12 Mart 1995 saat 20.00 sularında sahneye kondu. İsmet Paşa caddesi üzerinde yer alan Öntaş ve Doğu Kıraathanelerinin taranması ile başlayan olaylardan sonra bu işyerlerini tarayanların izine rastlanılamamış, kim, neden, nasıl sorularına bugüne kadar cevap alınamamış. Bu saldırıda öldürülen Alevi dedesi Halil Kaya’nın katilleri hakkında hiçbir dava bile açılmamıştır.

    Kahve taranması ve Halil Kaya’nın öldürülmesine karşı halk sokağa çıkmış, protesto yapılmış, büyük bir kitle yürüyüşe geçmiştir. Araya giren yetkililer, sanatçılar, akil adamlar halkın tepkisini yumuşatarak büyük olayların çıkmasını önlemiştir. Halk, maktül Halil Kaya’nın cenazesini alarak Gazi Cemevi’ne getirmiş, sabahki cenaze töreni için evlerine geri dönmüştür. Sokak sakinleşmiş, olaylar bitmiştir.

    “KİTLE ÜZERİNE UZUN NAMLULU SİLAHLARLA ATEŞ AÇILDI”

    Aynı gece saat 04.30 sularında iki panzer cemevinin önünde bulunan ve cenaze merasimi için hazırlık yapan gruba doğru yönelmiş, aynı anda panzerlerin bulunduğu yerden grubun üzerine yoğun bir şekilde otomatik silahlarla ateş edilmeye başlanmıştır. Mehmet Günday, açılan bu ateş sonucu ölüyor ve 10 kişi de çeşitli yerlerinden yaralanıyor. Bu olay, oynanan oyunun ikinci perdesidir. Yani, kahvelerin taranmasıyla ulaşılmak istenen amaca ulaşılamamış, bunun üzerine cemevi önünde toplanan kalabalığa ateş açılmak suretiyle bu gerginlik tırmandırılmıştır. Bu olaylardan sonra öfkeye kapılan ve tahrik olan halk, tekrar protestoya başlamıştır. 15 bine yaklaşan kitle protestolarını sürdürürken, kitle üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açılmış, bu açılan ateş sonucu Reis Kopali Ali Yıldırm, Zeynep Poyraz, Mümtaz Kaya, Dilek Sevinç, Fevzi Tunç, Hasan Sel, Hasan Gürgen, Hasan Ersüzer ve Dinçer Yılmaz aldıkları kurşun yarasıyla hayatlarını kaybetmişlerdir.

    “İLK DURUŞMADA ‘DAVANIN DURMASINA’ KARAR VERİLDİ”

    Davanın ilk duruşmasında kimseye söz hakkı verilmeden ‘’Davanın Durmasına’’ karar verildi.

    Ardından, dünyada hiçbir yerde görülmeyen şey oldu, davanın hakimi, davadan çok ilginç bir çekilme kararı vererek davanın tekrar durmasına neden oldu. Uzun uğraşlardan sonra, Rize Ağır Ceza Mahkemesi, verdiği kararla tekrar Trabzon Ağır Ceza’da devam etti.

    Adil yargılanmanın en temel ilkelerinden biri olan ‘’makul süre’’ tarih olmuş, dava parçalara ayrılmıştı.

    Alevi Dedesi Halil Kaya’nın öldürülmesi, İstanbul DGM Savcılığı’na gönderilmiş, dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Müdürü Necdet Menzil hakkında şikayet nedeniyle ihmal fezlekesi düzenlenerek Adalet Bakanlığı’na gönderildi, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe tarafından haklarında takipsizlik kararı verildi.

    Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, basit bir cinayet davası olarak görülen davada, zaten 20 sanıktan 18’i tahliye olmuş, ardından hemen beraat edilmişti. Geriye sadece 2 sanık kalmıştı. Adem A. Ve Mehmet G. Yani, 5 gün süren ve toplam 23 kişinin öldüğü Gazi Katliamı davasında sadece 2 polis memuru ceza almıştı.

    “HANEFİ AVCI TANIK OLARAK DİNLENMELİYDİ”

    Dava devam ederken, ‘’Susurluk Çetesi’’ olarak adlandırılan olay meydana gelmiş, Başbakanlık tarafından yapılan soruşturmada Meclis Araştırma Komisyonu, ifade veren Hanefi Avcı’nın tanık olarak dinlenilmesi talebi reddedildi, hukuk devleti açısından tarihi bir fırsat kaçırıldı. Eğer Hanefi Avcı’yı bu davada tanık olarak dinletebilseydik, Gazi Davasının karanlıkta kalan bütün yanları aydınlığa çıkabilirdi. Ama defalarca mahkemeye bu konuda birçok talebimiz oldu ancak her seferinde reddedildi.

    Örneğin keşif asıl mahkeme tarafından yapılmayarak Gaziosmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesi’ne tevdi edilen keşif bir hakimle yapılmış, 2 saatte tamamlanmıştır. Yani 5 gün süren, 23 kişinin hayatını kaybettiği, 600’den fazla kişinin yaralandığı bu katliam, 2 saatte bitirilebildi. Yani dağ fare doğurdu.

    Örneğin uzun namlulu silahlar kimler tarafından kullanıldı? Maktüllerin üzerinde kullanılan mermi çekirdeklerinin hangi silahlardan atıldığı…

    Bu taleplerimiz asla yerini bulmadı. Polis tapelerindeki telsiz konuşmaları hep silinmişti.

    Sonuçta bu yaşananları, dosya ile ilgili hukuka aykırılığı anlatmak imkansız, biz bunları yaşayarak gördük. Bir büyük katliam davasının hem tanığı olduk hem de mağduru olduk. Gazi Mahallesinde başlayan Trabzon yollarında devam eden ve 8 yıl süren bu dava Karadeniz’in azgın dalgalarında kayboldu. Haklı davamızda mağdur olduk.

    Nitekim Yargıtay’daki hukuk mücadelesi de olumlu sonuçlanmadı. Bu davada, Adem A. adlı sanık, Fevzi Tunç Reis Kopal ve Dilek Sevinç’i öldürmekten 3 yıl hapis cezası aldı. Mehmet G. Adlı sanık da Mümtaz Kaya’yı öldürmekten 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Yani 23 kişinin ölümü ve 600 kişinin yaralanması sonucu yapılan yargılamada sadece iki kişi ceza aldı ama o cezalar da affedildi çünkü sanıklar tekrar işlerine döndü.

    Anılan davada Zeynep Poyraz ve Sezgin Engin’i öldüren sanıklar beraat etmişlerdir.

    “DAVA, ADALETİN TECELLİSİ YÖNÜNDEN EKSİKTİ”

    Biz hukukçular olarak, keşke kol kırılsa da yen içinde kalsa. Ülkemizde meydana gelen bu dava hem soruşturma hem de kovuşturma yönünden eksik, hukuk ve adaletin tecellisi yönünden eksikti ve doyurucu değildi. Nitekim bu insanlık davası için gidilmesi gereken her yere gitmek, yapılması gereken her şeyi yapmaktı. Biz de öyle yaptık ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gittik çünkü olaylardan sonra izlenen yargısal sürecin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğu tarafımızca görülmüştü.

    AİHM, 26 Temmuz 2005 tarihli kararında, ‘’Sorumluların, uygun ve yeterli soruşturma yapmadıkları, öldürme koşullarının uygun ve yeterli bir incelemeye alınmadığı, yargılamanın çok ağır adımlarla ilerlediği, cezaların görece hafif olduğu, dolayısıyla sözleşmenin 2.maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Ayrıca etkin soruşturma ve adli sürecin yapılmadığı bu nedenle 13.maddenin ihlal edildiği sonucuna da varılmıştır. Karar ile, ihlallerin yanı sıra her ölüm olayı için 30 bin Euro paranın başvuruculara ödenmesi hükmü yer almıştır. Nitekim bizim söylediklerimizi el oğlunun mahkemesi söyledi, keşke Türk Mahkemelerinde bu kararı alabilseydik de hukuk devleti hiç yara almamış olsaydı.

    “BU DAVA GERÇEKLER ORTAYA ÇIKANA KADAR ASLA BİTMEYECEK”

    Bu davanın kara kutusu, o dönemin Emniyet Müdürü Yardımcısı Hanefi Avcı’dır. Çağırın dinleyin veya Susurluk Raporu’nun 20 sahifesindeki ifadelerine bir göz atın, gerçekler orada kısmen yazılı. Neden hala dinlenmiyor Hanefi Avcı? Eğer Gazi Katliamı ile ilgili gerçekler ortaya çıkarsa, bu ülkedeki diğer faili meçhullerin de teker teker ortaya çıkmasından korkan egemen ve karanlık güçler mi bu gidişatın yönünü kesiyor?

    Ama bu dava gerçekler ortaya çıkana kadar asla bitmeyecek. Bir gün mutlaka ülkemizdeki karanlık güçler hukuk karşısında hesap verecek.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ümraniye Katliamı duruşması ertelendi; ‘Katliamın esas sorumlusu devlettir!’-VİDEO

    Ümraniye Katliamı duruşması ertelendi; ‘Katliamın esas sorumlusu devlettir!’-VİDEO

    PİRHA- 23 yıl sonra görülmeye başlayan Ümraniye Katliamı davasının duruşması bugün Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. 4 Kasım’a ertelenen duruşma sonrasında açıklama yapan şehit aileleri, cezasızlık politikasının temel nedeninin bu katliamların esas sorumlusu devletin kendisi olduğuna vurguda bulunarak, devlet eliyle gerçekleştirilen katliamların hesabını sormaya devam edeceklerini belirttiler. 

    15 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki saldırıları Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto eden gruba polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi ölmüş 14 kişi yaralanmıştı. Olaya ilişkin açılan dava 23 yıl aradan sona tekrar görülmeye başlandı.

    Bugün Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eeden duruşma 4 Kasım 2021 tarihine ertelendi.

     Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, şehit ailelerinin yanı sıra HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, PSAKD Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Hüsnü Korkmaz, Gaziosmanpaşa Cemevi Başkanı Hıdır Çam, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin de katıldı.

    Gazi-Ümraniye Şehit Aileleri adına açıklamayı okuyan Kibar Poyraz, Gazi ve Ümraniye’de yaşamını yitirenlerin aileleri olarak katliamın sorumlularının cezalandırılması için bu davaların ısrarlı takipçisi olacaklarını kaydederek, devlet eliyle gerçekleştirilen diğer katliamların hesabını sormaya devam edeceklerinin altını çizdi.

    “ÜMRANİYE, TIPKI MARAŞ, SİVAS KATLİAMLARI GİBİ CEZASIZLIKLA SONUÇLANDI”

     Poyraz, 26 yıl önce12 Mart 1995 günü, Gazi Mahallesi’nde bulunan bir pastane ile yakınındaki kahvehanelere bir taksi içinden otomatik silahlarla ateş edilerek özel olarak hedef seçilen Halil Kaya adlı Alevi Dedesi’nin öldürüldüğünü ve açılan ateş sonucu ise, Gazi Mahallesi’nde toplam 17 canın yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

    Poyraz, “Gazi Mahallesi’nde yaşanan ve günlerce süren bu katliamı protesto amacıyla, 15 Mart 1995 tarihinde, Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi 30 Ağustos İlk Öğretim Okulu önünde toplanan kalabalığa açılan ateş sonucu ise 5 canımız yaşamını yitirmiş, onlarcası yaralanmıştır. Tarihe “Gazi-Ümraniye Katliamı” olarak geçen bu katliamlar da tıpkı Çorum, Maraş, Sivas katliamları sonrasında yaşandığı gibi, açılan göstermelik davalar ve yargılamalar sonrasında cezasızlıkla sonuçlandırıldı” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMIN ESAS SORUMLUSU DEVLETTİR”

    Yaptıkları suç duyurularının takipsizlikle sonuçlandırılarak, itirazların reddedildiğini dile getiren Poyraz, yeniden yargılamaya devam edilmekte olan Ümraniye Katliamı davasının cezasızlıkla sonuçlandırılmak istendiğine vurgu yaptı.

    Poyraz, cezasızlık politikasının temel nedeninin bu katliamların esas sorumlusunun devletin kendisi olduğuna işaret ederek, “Nitekim Gazi Katliamı’nın devlet eliyle gerçekleştiğini dönemin Emniyet Genel Müdürü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı açıkça itiraf etmiş ve olayları ilk başlatan ve kahvehanelerle pastaneyi tarayan grubun “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da içinde yer aldığı bir kontrgerilla ekibi olduğunu söylemiş ve sonraki günlerde yaşanan saldırılarla ilgili olarak da Kaymakamlıkta aralarında Korkut Eken ve Hüseyin Kocadağ ile Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz gibi Özel Harekatçılardan oluşan bir “karargah” kurulduğunu ve saldırıların bunlar tarafından organize edildiğini söylemiştir” diye belirtti.

    “AĞAR, ALEVİLERE VE KÜRTLERE YÖNELİK POLİTİKALARIN SORUMLULARINDANDIR”

    Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in, son günlerde yaptığı açıklamalarda Mehmet Ağar’ın Gazi’de yaşanan katliama benzer biçimde cemevlerine yönelik yeni saldırılar planladığını ifşa etmesine değinen Poyraz, “şunları kaydetti:

    “Alevi halkının yine karanlık bir geleceğe mahkum edilmek istendiğini göstermektedir. Biliyoruz ki Mehmet Ağar, Gazi katliamının gerçekleştirildiği tarihte bu ülkede Emniyet Genel Müdürlüğü yapmaktaydı ve övünerek anlattığı “Bin operasyon” ile 1990’lı yıllarda Alevilere, Kürtlere yönelik olarak gerçekleştirilen kirli savaş politikalarının da sorumlularındandı.”

    “İFŞALAR, ALEVİLER AÇISINDAN BÜYÜK VE CİDDİ BİR TEHLİKEYE İŞARETTİR”

    Sedat Peker’in açıklamalarının kendileri açısından geçmişe dair bildiklerinin tekrarı olduğunu söyleyen Poyraz, bunun gelecek açısından büyük ve ciddi bir tehlikeye işaret olduğuna dikkat çekti.

    Poyraz, Gazi ve Ümraniye’de yaşamını yitirenlerin aileleri olarak katliamın sorumlularının cezalandırılması için bu davaların ısrarlı takipçisi olmaya devam edeceklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:

    “Son dönemlerde gündeme gelen ifşaatlar da mevcut siyasi iktidarın yalnızca baskı ve şiddet politikalarını devreye sokarak hak ve özgürlük mücadelesi veren toplumsal muhalefete saldırmakla yetinmeyeceğini, daha büyük saldırı planları ve iç savaş hazırlıkları yaptığını ortaya koymuştur. Bizler, yaşadığımız süre boyunca Gazi- Ümraniye Katliamı’nın ve devlet eliyle gerçekleştirilen diğer katliamların hesabını sormaya devam edeceğiz. Ancak bizler bununla yetinmeyerek, bundan sonraki süreçte olası katliamların önüne geçmek için de mücadele edeceğiz. Bu nedenle herkesi katliamların yaşanmayacağı bir ülke için birlikte mücadele edeceğiz.”

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Gazi Ümraniye avukatlarından Sevim Akat ise bu katliamların arkasında özel birimlerinin olduğunu hatırlatarak, “Gazi davasından çok çaba harcadık. Yargılananlar beraat etti. Yine Ümraniye davasında takipsizlik kararı verildi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının olmayacağını ifade ediyoruz. Yargı gerekli sorumluluğunu yerine getirmedi. Bu olay,  dosyada sanık olan gösterilen polislerin işi olabilecek kadar basit değil. Dönemin emniyet müdürü, içişleri bakanı dinlenmedi. Bu olayların takipçisi olacağız. Katliamların arkasından özel birimlerin olduğu biliniyor” diye konuştu.

    “KURULUŞUNDAN BU YANA DEVLET-MAFYA İLİŞKİSİ SÜRÜYOR”

    Açıklamada söz alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Alevilerin tarihinin katliamlar tarihi olduğunu dile getirerek, “Bizim tarihimiz katliamlar tarihidir. Devletin kuruluşundan beri mafya-devlet ilişkisi devam ediyor. Tüm katliamlarda devlet ya göz yumuyor, ya da kendisi katlediyor. Hiçbir sorumlu yargılanmadı. AKP-MHP iktidarı bunun araştırılmasını reddetti. Devlet bu katliamların sorumlusudur” ifadelerini kullandı.

    Bir diğer HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise organize çete başı Sedat Peker’in açıklamalarının, katliamlar planlı bir şekilde işlendiğine yönelik ifşalar olduğuna işaret ederek, “Bunun araştırılması, açığa çıkarılması gibi bir dertleri yok. Bu çete anlayışından hesap soracak birlikteliği geliştirmek gerekiyor. Hakikatlerin araştırılması ve toplum nezdinde mahkum edilmesi açısından bu mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da “Alevi toplumunun yüz yüze kalmış olduğu katliamlarla, hep konuşur olduğumuz Alevilerin adalet talebini hatırlatmak, söylemek için buradayız. Yarına dair söz söyleyen herkesin bu katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. Biz bu katliamları tabi ki unutmayacağız. Buna dair söz söylemeye devam edeceğiz, bununla yüzleşeceğiz. Toplumun bununla yüzleşmesi için çabalayacağız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • Av. Gülizar Tuncer: Ümraniye Katliamı davasında da cezasızlık politikası işletilecektir

    Av. Gülizar Tuncer: Ümraniye Katliamı davasında da cezasızlık politikası işletilecektir

    PİRHA-15 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’ndeki saldırılar Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto edilirken polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi ölmüş 14 kişi yaralanmıştı. Olaya ilişkin açılan dava 23 yıl aradan sona tekrar görülmeye başlandı. Dava dosyası kapsamında 220 polis yargılanıyor. Av. Gülizar Tuncer, “Tıpkı Gazi davasında ve Çorum, Maraş, Sivas katliamları sonrasında yaşandığı gibi, açılan göstermelik davalar ve yargılamalar sonrasında cezasızlık politikası işletilecektir” dedi. 

    Bundan 26 yıl önce, 12 Mart 1995 günü ve sonraki günlerde yaşanan saldırılar sonrasında Gazi mahallesinde toplam 17 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı. Gazi mahallesinde yaşanan ve günlerce süren bu katliamı protesto etmek amacıyla, 15 Mart 1995 tarihinde, Ümraniye 1 Mayıs mahallesi 30 Ağustos İlk Öğretim Okulu önünde toplanan kitleye açılan ateş sonucu ise 5 kişi yaşamını yitirmiş, onlarcası yaralanmıştı.

    Ümraniye Katliamı davasına ilişkin PİRHA’ya konuşan davanın avukatlarından Gülizar Tuncer, “Son dönemde gündeme gelen ifşaatlar da ciddiyetle ele alınmalı ve yeni katliamların gerçekleştirilmemesi için mücadele edilmeli” çağrısında bulundu.

    “AHİM, TÜRKİYE’NİN MAHKUMİYETİNE KARAR VERDİ”

    Av. Gülizar Tuncer, Ümraniye davası sürecini şöyle anlattı:

    “Gazi Katliamı’yla ilgili olarak polisler hakkında açılan davanın yıllar sonra erteleme, sonra beraat kararıyla sona erdirildiğini yani cezasızlıkla sonuçlandırıldığını biliyoruz. Ümraniye Katliamı’yla ilgili olarak ise başlangıçta Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmiş, bu karara karşı ağır ceza mahkemesine yaptığımız itiraz da reddedilmişti.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM)’ne yaptığımız başvurular sonucu AİHM’in hem Gazi hem Ümraniye’de yaşamını yitirenlerin ailelerinin adına yapılan başvuruda sözleşmenin 2. maddesi gereği yaşama hakkı ihlali ve 13. maddesi gereği iç hukuk yollarının etkili olmadığı ve 6. maddesi gereği adil yargılama hakkının ihlal edildiği
    gerekçeleriyle Türkiye’nin mahkumiyetine karar verdi.

    Ümraniye Savcılığı 10 yıl boyunca bu dosyaları beklettikten sonra, 220 polis memuru hakkında davayı açtı ve açılan dava 2015 yılında yine zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Dava zaman aşımı nedeniyle düşürülürken iddianamenin kabulü tarihi esas alınarak düşürülmüştü. Oysa şu anki yasal mevzuat gereği iddianamenin kabulü değil iddianamenin hazırlandığı tarihte zaman aşımı süresi kesileceği için Yargıtay’ca bozulan kararın ardından yeniden yargılamaya başlandı.”

    “GÖSTERMELİK DAVALAR VE YARGILAMALAR SONRASINDA CEZASIZLIK POLİTİKASI İŞLETİLECEKTİR”

    Tuncer, yargılamanın bundan sonraki sürecine dair ise şunları söyledi:

    “Tıpkı Gazi davasında ve Çorum, Maraş, Sivas katliamları sonrasında yaşandığı gibi, açılan göstermelik davalar ve yargılamalar sonrasında cezasızlık politikası işletilecektir. Ümraniye davasında da diğer davalarda olduğu gibi yaşanan katliam “insanlığa karşı suç” olarak kabul edilmediği için, yaralamalar açısından zaten zamanaşımı süresi işletilmiş olacak ve ‘adam öldürme’ suçu açısından da Yargıtay aşamasıyla beraber zamanaşımına girecektir.

    Şu anda usulen yapılan bir yargılama söz konusu ve sanık konumundaki yüzlerce polis memuruna ulaşmak mümkün olmadığı gibi, zaten duruşmada dahi dinlenmeyen polisler talimatla alınan ifadelerinde olay yerinde olmadıklarını veya yaşananları görmediklerini söylemektedirler.”

    “İNSANLAR ÜZERİNDE BASKI VE TERÖR UYGULUYORLAR”

    “23 yıl boyunca üstü örtülmeye çalışılan Ümraniye katliamıyla ilgili olarak sahte belgeler, sahte tutanaklar hazırlanarak deliller karartılmış, yok edilmiş ve ateşli silahlarla gerçekleşen ölüm ve yaralanmalara ilişkin balistik incelemeler dahi yapılmamıştır” şeklinde konuşan Tuncer, şunları kaydetti:

    “Polis kurşunuyla öldürülen ve yaralanan insanların vücutlarından alınan mermi çekirdekleri doktorlar tarafından emniyete, yani suçun faili konumundaki insanlara teslim edilmiş. Üstelik olayla ilgili soruşturmayı savcılık makamları değil, polisler yürüttüğü için bunlar yalnızca delilleri karartıp yok etmekle yetinmiyorlar, insanlar üzerinde baskı ve terör uyguluyorlar ve mağdurların bir kısmı can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle yurt dışına çıkmak zorunda kalıyor.

    Dolayısıyla böyle bir yargı işleyişinden bir sonuca ulaşmak mümkün olmadığı gibi o gün olay yerinde bulundukları için haklarında dava açılan polisler dışında, esas olarak katliamın siyasi, askeri ve güvenlik bürokrasisi içindeki sorumluları hakkında dava açılmadığı için de yargılamadan bir sonuç elde etmek mümkün değil.”

    “CEZASIZLIK POLİTİKASI, BİR DEVLET GELENEĞİ OLARAK VARLIĞINI SÜRDÜRECEKTİR”

    Daha önce Gazi ve Ümraniye katliamlarıyla ilgili olarak o dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Vali Kozakçıoğlu, Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ifade eden Tuncer, “Ancak böylelikle devletin sorumluluğuna varılacağı için dava açılmadı, açılamazdı da. Çünkü bu katliamlar nasıl bir devlet geleneğiyse cezasızlık politikası da bir devlet geleneği olarak varlığını sürdürecektir” dedi.

    “MEHMET AĞAR, ALEVİLERE, KÜRTLERE YÖNELİK KİRLİ SAVAŞ POLİTİKALARININ SORUMLULARINDANDI”

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker’in, son günlerde yaptığı açıklamalarda, Mehmet Ağar’ın Gazi’de yaşanan katliama benzer biçimde cemevlerine yönelik yeni saldırılar planladığını ifşa etmesinin ayrıca önem taşıdığına da değinen Tuncer, şöyle devam etti:

    “Biliyoruz ki Mehmet Ağar, Gazi Katliamı’nın gerçekleştirildiği tarihte bu ülkede Emniyet Genel Müdürlüğü yapmaktaydı ve övünerek anlattığı “Bin operasyon” ile 1990’lı yıllarda Alevilere, Kürtlere yönelik olarak gerçekleştirilen kirli savaş politikalarının da sorumlularındandı. Dolayısıyla son dönemde gündeme gelen ifşaatlar da ciddiyetle ele alınmalı ve yeni katliamların gerçekleştirilmemesi için mücadele edilmeli diye düşünüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler, Ümraniye Katliamı’nın 26. yılında yaşamını yitirenleri andı-VİDEO

    Aleviler, Ümraniye Katliamı’nın 26. yılında yaşamını yitirenleri andı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Cemevinde bir araya gelen Aleviler, Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın 26. yıl dönümünde yaşamını yitirenleri andı. Ümraniye’de katliamın yapıldığı ve 5 kişinin öldürüldüğü 30 Ağustos İlköğretim Okulu önüne kadar yürüyen Aleviler burada basın açıklaması yaptı. Cemevi Başkanı Gülsev Kaya’nın okuduğu basın açıklamasında gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması istendi.

    15 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde yapılan saldırılar ve katliam, Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi’nde (1 Mayıs Mahallesi) protesto edilirken polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi yaşamını yitirmiş, 14 kişi yaralanmıştı.

    1995’te 12-15 Mart günleri arasında yapılan Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen hala gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadı, katliam aydınlatılmadı.

    Aleviler, İstanbul 1 Mayıs Mahallesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevinde bir araya geldiler.

    “12-15 Mart Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız”, “Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi şehitleri ölümsüzdür” yazılı pankartı arkasında geçen kitle, “Ümraniye’yi unutma, unutturma, susma haykır mücadele vardır, kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarıyla katliamın yaşandığı 30 Ağustos İlköğretim Okulu yürüyüşe geçti.

    Gazi ve Ümraniye katliamlarında yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak “yaşıyor” denildi.

    30 Ağustos İlköğretim Okulu önüne gelen kitle adına basın açıklama yapıldı.

    Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya tarafından okunan basın açıklamasında katliamı gerçekleştirenlerin hakettikleri cezaları almadıkları, sorumluların yargılanmadığına işaret edildi.
    Açıklamada katliamı unutturmayacakları vurgulandı.

    Açıklamada şöyle denildi:

    “Bugün 15 Mart, Yüreklerimizde aynı öfke, aynı acı ile Gazi Mahallesi ve Ümraniye’de katledilen canlarımızı anmak için toplandık dostlar. Onların katledildikleri yerdeyiz. Kadın erkek, genç yaşlı cümle canlar, yüreğinde insanlık özü taşıyanlar olarak Sivasta, Çorumda, Maraşta, Dersimde, Koçgiride yanan, yakılan, katledilen her canımızın ve ailelerimizin acısı acımız, öfkesi öfkemizdir. Ümraniyede yaşanan; zalimin karşısında mazlumun yanında olma, zulmün olduğu yerde direniş haktır, komşun dardayken sen rahatta olma, dayanışma ezilenlerin inceliğidir gibi tarihten süzülüp gelen toplumsal hafızamızın bize bıraktığı yaşamak için yaşatmalısın desturunun bir karşılığıdır. O nedenle değerdir, değerimize sahip çıkmak için buradayız.

    Yirmi altı yıldır Gazi ve Ümraniye davaları göstermelik mahkemeler, göstermelik soruşturmalarla sonuçlandırıldı. Göstermelik cezalar verildi. Yitirdiğimiz canların yakınları başta olmak üzere kamuoyu vicdanında bu sonuçlar kabul görmedi. Hukuk sistemi adeta bu davalarda tiyatro oynattı. Ancak üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen yeni tanıklar, yeni görüntüler, yeni bilgiler ile dava yeniden açıldı. Talebimiz bu davada bellidir. 26 yıl öce başlatılan ve 26 yıldır tekrar ettiğimiz katiller bulunsun ve hesap versin.”

    Gazi ve Ümraniye katliamlarında yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşun ardından kitle dağıldı.

    NE OLMUŞTU? 

    12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde üç kahvehane ile bir pastane, otomobilden açılan ateşle tarandı. Ölümleri protesto etmek isteyen ve karakola yürüyen halka ateş açıldı, 17 kişi öldü. Ümraniye’de de halkın üzerine açılan ateşte beş kişi yaşamını yitirdi. Resmi kayıtlara göre 300 kişi yaralandı.

    20 polise Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı, dava “güvenlik gerekçesiyle” Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı.

    Dava, Kasım 2001’de, üç şehir gezdikten sonra sonuçlandı.

    Polis Ahmet Albayrak hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 50. maddesine göre indirim yapılarak 3 yıl 24 ay hapis cezası ve 9 ay kamu hizmetlerinden geçici mahrumiyet kararı verildi. Mehmet Gündoğan ise bir kişiyi öldürmekten 1 yıl 8 ay hapis ve 3 ay kamu hizmetlerinden yasaklı olma cezası aldı.

    İkisinin cezası da 4616 sayılı İnfaz Yasası’na göre ertelendi. 18 polis ise beraat etti. Ceza alan polisler de davadan kısa süre sonra polisliğe geri döndü.

    Öldürülenlerin yakınları, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ve 13. maddesinde düzenlenen milli makamlara başvuru yollarının kapatılması hükümlerine aykırı davrandığı sonucuna vardı. Türkiye tazminata mahkûm oldu.

    YAŞAMINI YİTİRENLERİN İSİMLERİ

    • Halil Kaya
    • Mehmet Gündüz
    • Zeynep Poyraz
    • Fadime Bingöl
    • İsmihan Yüksel
    • Ali Yıldırım
    • Dilek Sevinç
    • Reis Kopal
    • Fevzi Tunç
    • Mümtaz Kaya
    • Genco Demir
    • İsmail Baltacı
    • Hasan Pugan
    • Hasan Sel
    • Sezgin Engin
    • Dinçer Yılmaz
    • Hasan Gürgen
    • Hakan Çabuk
    • Yaşar Aydın
    • Dilek Şimşek

    PİRHA/ İSTANBUL

  • PSAKD Samsun Şube: Gazi Katliamı’nda sorumlu olanlar bakan dahi yapıldı!-VİDEO

    PSAKD Samsun Şube: Gazi Katliamı’nda sorumlu olanlar bakan dahi yapıldı!-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, Gazi Katliamı’nın 26. yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamada “Aleviler dün vardı, yarın da var olacaktır. Aleviler dün olduğu bugün de zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam etmektedirler” dedi.

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, Gazi Katliamı’nın 26. yıl dönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    Cem Sultan Ermiş, “Alevileri yok etmeyi hedefleyen bu inkârcı ve gerici anlayış, yüzyıllar boyunca gerçekleştirdiği bütün katliamlara rağmen Alevileri yok etmeyi başaramadı” diyerek şu açıklamayı paylaştı:

    “12 Mart 1995’te kontrgerilla çetelerini tarafından yapılan saldırının sonucu bir Alevi Dedesi olan Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır toplam 25 kişi yaralandı. Daha sonra saldırganlar saldırı sırasında içinde bulundukları taksiyi gasp ederek taksi şoförünü öldürdüler. Bu saldırganların kim oldukları asla ortaya çıkmadı ya da çıkarıl(a)madı. Gazi Mahallesi halkı, devlet destekli bu kontrgerilla saldırısından sonra protesto için mahalle karakoluna doğru yürüyüşe geçti. Halkın yürüyüşe geçmesiyle birlikte polis, Gazi halkının üzerine ateş açtı. Bu saldırıda bir yurttaşımız daha hayatını kaybetti. Ertesi gün saldırıyı protesto etmek ve Gazi halkının yanında olmak için binlerce yurttaş İstanbul’un her yerinden Gazi Mahallesi’ne geldi. Halk tekrar yürüyüşe geçti. Burada emniyet güçleri korkunç bir şekilde halka saldırdı ve 15 yurttaşımızı katletti. Bunun üzerine İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde halkımız yaşanan bu katliamı protesto etmek için sokağa çıktı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde polisin halkımıza ateş açması sonucu 5 yurttaşımız daha katledildi. Bu şekilde 12-15 Mart tarihleri arasında devam eden saldırılarda onlarca canımız katledildi, yüzlercesi de yaralandı.”

    “ALEVİLER KATLEDİLDİLER AMA ASLA BOYUN EĞMEDİLER”

    “12-15 Mart 1995 tarihlerinde bütün dünyanın gözü önünde Gazi ve Ümraniye’de Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam gerçekleştirildi. Bizler Aleviler olarak kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğine dayalı bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta yaşadık. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır.

    Aleviler dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Aleviler dün olduğu bugün de zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam etmektedirler.

    İşte tam 26 yıl önce Gazi ve Ümraniye halkı bu direniş ve mücadele geleneğinin mirasçısı olmanın bilinciyle, zulmün karşısına dikildi. Günlerce saldırıya uğradılar, katledildiler, yaralandılar, ama asla boyun eğmediler.

    Katliamı başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulun(a)madı. Hedef gözeterek birçok canımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan katil polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası halkımızdan kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi.

    Ancak egemenler ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız.

    26. yılında Gazi ve Ümraniye’de bütün saldırılara, baskılara ve katliamlara rağmen Pir Sultanların direniş geleneğini canları pahasına yaşatan ve bu mücadelede katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyor, direnen halkımızı selamlıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD: Gazi Katliamı’nın hesabı mutlaka sorulacak

    PSAKD: Gazi Katliamı’nın hesabı mutlaka sorulacak

    PİRHA -PSAKD, Gazi Katliamı’nın 25. Yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada, “12-15 Mart 1995 tarihlerinde bütün dünyanın gözü önünde Alevi halkımıza karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle vahşi bir katliam gerçekleştirildi” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, 12 Mart Gazi Katliamı’nın 25. Yıl dönümü vesilesiyle basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, “25 yıl önce 12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan kahvehanelere devlete bağlı kontrgerilla çetelerinin saldırması sonucu Halil Kaya adlı bir Alevi Dedesi öldürüldü, 5’i ağır toplam 25 kişi yaralandı. Daha sonra saldırganların saldırı sırasında kullanmak için gasp ettikleri taksinin şoförünü ise öldürdükleri anlaşıldı. Bu saldırganların kim oldukları asla ortaya çıkmadı ya da çıkarılmadı” denildi.

    12 Mart sonrası katliamı protesto etmek için İstanbul’da ve Türkiye’nin birçok yerinde halkın sokağa çıktığını ve polisin halkın üzerine ateş açması sonucu onlarca yurttaşın hayatını kaybettiği ve yüzlercesinin ise yaralandığına dikkat çekilen açıklamada, “12-15 Mart 1995 tarihlerinde bütün dünyanın gözü önünde Alevi halkımıza karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle vahşi bir katliam gerçekleştirildi” denildi.

    “HEDEF GÖZETİLEREK BİRÇOK İNSAN KATLEDİLDİ”

    Açıklamada Sivas, Dersim ve Çorum Katliamları hatırlatılarak şöyle devam edildi:

    “Bizler Aleviler olarak kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğine dayalı bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta yaşadık. Gazi ve Ümraniye Katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden katliamların ve yok etme politikalarının bir devamıdır. Ama bizleri yok etmeyi hedefleyen bu gerici, faşist ve inkarcı zihniyet yüzyıllar boyunca gerçekleştirdiği bütün katliamlara rağmen bizleri yok etmeyi başaramadı. Evet; bizleri yok edemediler. Aleviler dün vardı, bugün de vardır. Aleviler dün olduğu bugün de haksızlığın karşısında, mazlumun yanında asla boyun eğmeden mücadele etmektedirler.
    İşte tam 25 yıl önce Gazi ve Ümraniye’de halkımız bu direniş geleneğinin mirasçısı olmanın bilinciyle zulmün karşısına dikildi. Günlerce saldırıya uğradılar, yaralandılar, öldürüldüler ama asla boyun eğmediler. Katliamı başlatan saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulunamadı. Hedef gözeterek birçok insanımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan katil polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası halkımızdan kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi.”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptığı açıklamada bu katliamın hesabının mutlaka sorulacağını, davanın kapatılmasına da izin verilmeyeceğini vurgulayarak Gazi ve Ümraniye’de hayatını kaybedenleri andı.              PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Danışma Kurulu toplantısında gündeme dair sorunlar ele alındı

    PSAKD Danışma Kurulu toplantısında gündeme dair sorunlar ele alındı

    PİRHA – PSAKD Danışma Kurulu toplantısında Alevi örgütlenmesi, hükümetin Suriye politikaları ve gündeme ilişkin konular masaya yatırıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Danışma Kurulu toplantısı, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) genel merkez binasındaki kongre salonunda yapıldı.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın Divan başkanlığını yaptığı toplantıda, belediyelerin cemevleri kararları ve cemevlerinin Alevi örgütlenmesi üzerindeki etkileri, Madımak katliamcısının affedilmesine ilişkin açılacak davalar, dernekteki kadın ve gençlik örgütlenmesi, 12-15 Mart’ta yapılan Gazi ve Ümraniye katliamları, ölüm orucu eylemindeki Grup Yorum üyelerinin durumu, AKP’nin savaş politikaları konuşuldu.

    Toplantıya, ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Ali Balkız, AKD GYK üyesi ve ABF Genel Sekreteri Ali Aktaş, ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin gibi isimler katıldı.

    Divanı, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Hukuk Sekreteri Yeşim Dağgeçen ve Örgütlenme Sekreteri Özgür Kaplan oluşturdu.

    PİRHA/ANKARA