Etiket: üniversite öğrencisi

  • Eda Kaya gözaltında yaşadıklarını anlattı: Şantaj, tehdit ve taciz ettiler-VİDEO

    Eda Kaya gözaltında yaşadıklarını anlattı: Şantaj, tehdit ve taciz ettiler-VİDEO

    PİRHA-Balıkesir Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi öğrencisi Eda Kaya, 30 Kasım’da arkadaşının duruşmasını takip etmek üzere gittiği İstanbul Adliyesi önünde gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Maslak’taki İl Jandarma Komutanlığı’nda tacize uğradığını ve tehdit edildiğini söyledi. Kaya, “Ailem üzerinden tehdit edildim, özel hayatımızın gizliliği ifşa edilerek yapılan bir şantaja maruz kaldım” dedi.

    Balıkesir Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi öğrencisi Eda Kaya, 30 Kasım’da arkadaşının duruşmasını takip etmek üzere gittiği İstanbul Adliyesi önünde gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Maslak’taki İl Jandarma Komutanlığı’nda tacize uğradığını ve tehdit edildiğini söyleyerek PİRHA‘ya yaşadıklarını anlattı.

    “NEDEN GÖZALTINA ALINDIĞIM SÖYLENMEDİ”

    30 Kasım’da bir arkadaşının mahkemesine katıldıktan sonra Çağlayan Adliyesi’nden çıkarken gözaltına alındığını söyleyen Eda Kaya, şunları söyledi:

    “Bu gözaltı bana tebliğ edilmeyen yasa dışı şekilde yapılmış bir gözaltıydı. Çünkü adliye kapısından çıktım ve üç erkek iki kadın üzerime çullanarak ismimi seslenerek gözaltına alınıyorsun diyerek beni bir araca zorla bindirdiler. Maslak İl Jandarma Komutanlığı’na götürüleceğim söylendi ancak araç içerisinde benim de sürdürdüğüm tartışmalardan sonra aslında oraya götürülmediğimi anladım ve nereye götürüldüğümü ısrarla sordum, araçta çok tartışma çıktı. Sonrasında belli telefon görüşmeleri yaşadılar ve beni Zekeriyaköy ilçe Jandarma Komutanlığı’na götürmeye karar verdiklerini söylediler. Aynı gece orada gözaltında kaldım. Sabah beni gözaltına alan ekip, Zekeriyaköy İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan beni çıkardı ve Maslak il Jandarma Komutanlığı’na götürdü.

    TEM Müdürlüğü’ne götürüldüm, hakkımdaki gözaltının neden olduğu bana orada da söylenmedi. Dosyada gizlilik olduğuna yönelik bir açıklama yapıldı. Ben orada susma hakkımı kullandığımı ifade vermeyeceğimi ve savcı çıkarılmak istediğimi söyledim. Sonrasında parmak izi ve fotoğraf çekimi yapılacağı söylendi. Ancak ben ilk defa gözaltına alınmıyorum. Benim devlette parmak izimde var, fotoğrafım da var. Bunun keyfi bir işlem olduğunu söyledim ve gözaltının başından bu yana keyfiyetinden kaynaklı hiçbir işlemi kabul etmedim ve direnme hakkımı kullandım.”

    2022 Temmuz ayında tutuklandığını ifade eden Eda Kaya, “Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde bana işbirliği ve ajanlaştırma politikasıyla gelen kendisini MİT mensubu olarak tanıtan kişiyle karşılaştım ve orada da aynı şeyin yaşanacağını anladım. Aynı katta bulunan bir müdürlük odasına götürüldüm ve orada bulunan tüm askerler odadan çıkartıldı ve onların çıkmasıyla iki MİT personeli odaya girdi. Ben onları tanıdığım için ve amaçlarını bildiğim için slogan attım. Bu sefer de şantajlarına ve tehditlerine başladılar. Ailem üzerinden tehdit edildim, özel hayatımızın gizliliği ifşa edilerek yapılan bir şantaja maruz kaldım. Sinkaflı küfürlerle dakikalarca taciz edildim. Sürekli hakaret ettiler, başka hiçbir şey konuşmadılar. Arkadaşlarım ve ailem hakkında fotoğrafları internete yayacaklarını ve bizi tırnak içerisinde rezil edeceklerini söylediler” dedi.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM”

    Gözaltında yaşadığı tacizi aktaran Eda Kaya, “Daha sonra bana sana en başından beri yanlış yaklaştık Eda diyerek sapıkça cümlelerle bana yaklaşmaya başladılar. Ondan sonra saçlarıma dokunarak saçların çok güzel güzelim gibi laflarla kendisinin tahrik olduğunu gösteren cümlelerle tacizine başladı. Göğüslerime, göğüs arama, bacaklarıma ve kollarıma dokunarak tacizini sürdürdü. Ben bunu bağırarak ve engel olarak slogan atmaya devam ettim. Taciz ve tehditlerinde sonuç alamayınca odayı terk ettiler. Daha sonrasında beni gözaltına alan kişiler odaya girdi durumu onlara anlattım, teşhir ettim. Onlarda burada kamera var, böyle şeyler burada yaşanmış olamaz dediler. Kamera görüntülerini almak için yeltendiler ancak sonrasında savcılık ifadem bitene kadar sessizliklerini korudular. Sonrasında ben savcılık ifadesine çıktım ve serbest bırakıldım” diyerek suç duyurusunda bulunacağını vurguladı.

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Gergerlioğlu, karakol komutanlığında yaşanan tacizi ve işkenceyi İçişleri Bakanı’na sordu

     

  • ‘Parasız, bilimsel eğitim’ istedikleri için tutuklanan 2 gencin duruşması 11 Aralık’ta-VİDEO

    ‘Parasız, bilimsel eğitim’ istedikleri için tutuklanan 2 gencin duruşması 11 Aralık’ta-VİDEO

    PİRHA-15 Aralık’ta aralarında Burak Başer’in de bulunduğu 7 DEV-GENÇ’li gözaltına alınıp, 19 Aralık’ta tutuklanmıştı. 8 Kasım’da tahliye edilen Burak Başer, ablası Şura Başer’in 11 Aralık’ta Çağlayan Adliyesi’nde görülecek duruşması için dayanışma çağrısı yaptı. Başer, parasız, bilimsel, demokratik eğitim istedikleri için tutuklandıklarını söyledi. 

    Yurt ücretini ödemeyi bir ay geciktirdiği için Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Esenyurt Erkek Öğrenci Yurdu’ndan atılan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Burak Başer, yurda geri dönebilmek için İstanbul Esenyurt KYK Yurdu önünde 7 Kasım tarihinde oturma eylemi başlatmıştı. 15 Aralık’ta aralarında Burak Başer’in de bulunduğu 7 DEV-GENÇ’li gözaltına alınıp, 19 Aralık’ta tutuklanmıştı.

    8 Kasım’da tahliye edilen Burak Başer, ablası tutuklu Şura Başer’in 11 Aralık’ta Çağlayan Adliyesi’nde duruşmasının görüleceğini belirterek, dayanışma çağrısı yaptı.

    “ABLAM ŞURA BAŞER VE CAN KABA SERBEST BIRAKILSIN”

    Geçen sene eylül ayında kaldığı KYK yurdunun parasını bir ay ödeyemediği için yurttan atıldığını söyleyen Burak Başer, “7 Kasım 2022’de barınma ve parasız eğitim hakkımız için yurt önünde oturma eylemine başladım. Her pazartesi ve perşembe günleri saat 16.00-18.00 arasında oturma eylemi yaparak direndim. Direnişimin 6. haftasında 15 Aralık’ta ben ve ablamın da aralarında olduğu 7 DEV-GENÇ’li gözaltına alındık ve 19 Aralık 2022 günü de tutuklandık. Ben ve bir arkadaşım tahliye olduk. Ben yurda dönme davasını kazandım ancak şu anda bizimle birlikte tutuklanan 5 arkadaşımız halen tutuklu. Neden tutuklandık? Çünkü biz barınma haktır dedik ve direndik. Çünkü biz parasız, bilimsel, demokratik eğitim istedik. Çünkü biz uyuşturucuya karşı mücadele ettik. Çünkü biz şiir yazdık ve kitap çıkardık. Dosyamızda sadece bu saydıklarım var. Ablam Şura Başer ve Can Kaba’nın duruşması 11 Aralık’ta saat 14.15’te Çağlayan Adliyesi 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Dosyamızın tümünde saydıklarım var. Ablam Şura Başer ve Can Kaba da yazdıkları ‘Hücremde Sarı Yıldızım’ isimli şiir kitabından yargılanıyorlar. Tüm halkımızı duruşmaya bekliyoruz. Ablam Şura Başer ve Can Kaba serbest bırakılsın” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Bir ay ödeyememişti; yurttan atılan üniversite öğrencisi imza kampanyası başlattı

  • Üniversite öğrencisi Hakan Uka’dan çağrı: Alevi gençler olarak inancımıza sahip çıkalım-VİDEO

    Üniversite öğrencisi Hakan Uka’dan çağrı: Alevi gençler olarak inancımıza sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA-Antalya’da üniversite öğrencisi olan Hakan Uka, İzmir Torbalı’ya bağlı Göllüce Köyü’nün Alevi olmalarına rağmen zaman içerisinde asimile olduklarını söyledi. Alevi kurumları ve Alevi gençlerine de çağrıda bulunan Uka, “Alevi kurumları köydeki Alevileri sormalı. Alevi gençler inancımıza sahip çıkmalı” dedi. 

    İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Göllüce köyünden Hakan Uka üniversite eğitimi için Antalya’da bulunuyor. Uka, Alevi inancına ilişkin düşüncelerini, asimile olmaya başlayan köylerindeki son durumu ve taleplerini PİRHA’ya anlattı.

    “KÖYÜMÜZÜN TAMAMI ASİMİLE OLMUŞ DURUMDA” 

    “Göllüce; büyük bir çoğunluğu hatta tamamı asimile olmuş Alevi vatandaşların bulunduğu bir köy” diyerek sözlerine başlayan Uka, köyün bu durumda olmasında devletin asimilasyon politikalarının etkisine dikkat çekti. 2002 yılında köylerine cami yapıldığını da aktaran Uka, şunları söyledi:

    “2002 yılında köyümüze bir cami yapıldı. Camiden sonra köyümüze bir hoca atandı. Bizim açımızdan bunun bir değeri yok ama Alevilik konusunda bilgi sahibi olmayan canlarımız, hocanın iyi niyetine kandılar ve asimile olmaya başladılar.

    Ben bir Alevi genci olarak Aleviliğimi doğru düzgün yaşayamadım. Bir inancım yok. Örneğin bir ceme giremedim. Bir cem erkanı göremedim. Gelenek, görenek bilmedim. Köyümüzde dedelerimiz bile asimile olmaya başladılar. Daha önceden cemler dedenin evinde veyahut talibin evinde yapılırmış. Genelde çok az kişi katılırmış ve çocukları ceme almazlarmış. Gidip, okulda “Ben Aleviyim” demesinler diye çocuklara yolu öğretmiyorlar ve bu zamanla gelenek haline gelmiş.

    Cemevi yakın zamanda açıldı. Daha önce cemevi olarak açılan yer büyük bir kahvehaneydi sonradan cemevine dönüştürüldü. Cemevi açıldı ama bir anlamı kalmadı. Cem yapmak zor geliyor, insanlar cemimize gelmiyorlar, cemin ne olduğunu bilmiyorlar. Camiye de gitmiyorlar ama arada kaldılar, bir ateist gibi yaşıyorlar. Hangi yoldan gideceklerini, delilin ne olduğunu bilmiyorlar. Musahiplik kurumu kalmadı. Köyün durumu böyle.”

    “HANGİ OCAKTAN OLDUĞUMU BİLMİYORUM”

    Uka, hangi ocaktan olduklarını dahi bilmediklerini belirtirken, pandemiden önce köyde genellikle yaşlıların katıldığı cem erkanlarının yapıldığını kaydetti. Uka şöyle konuştu:

    “İki tane ocağımız iki tane delilimiz var. Ama ben hangi ocaktan olduğumu, adını dahi bilmiyorum. “Hangi ocaktansınız?” diye soruyorlar, bilmiyorum. Köyümüzde pandemiden önce cem erkanları yürütülüyordu. Genelde yaşlılar katılıyordu ve sayısı oldukça azdı. Köyümüz bin kişilik bir nüfusa sahip olmasına rağmen cemlere katılanların sayısı en fazla 50 kişi olmakla birlikte, gençlerde de artık Alevilik aşkı ve inancı kalmadı. Köyümüze cemevimiz açılana kadar dedenin evinde yapılan cemlere sadece musahip olanlar, yola ikrar verenler girebiliyordu ama cemevimiz açıldıktan sonra şimdi herkes girebiliyor. Cemleri ara ara yapıyorlar ama katılım yok. Köy halkında artık o Alevilik bilinci kalmamış. Cem erkanlarına daha çok katılmak istiyorum. Bu aşkı kendimde görüyorum. Etrafımda Aleviliği çok iyi bilen biri yok. Cem erkanı nasıl olur, nasıl yürütülür bilgim var ama tam anlamıyla bilgim yok. Burada öğrendiklerimi köye gittiğimde aileme anlatmayı onların da cem erkanlarına gitmesini isterim.”

    “KÖYÜMÜZDE, ÇALTI BABA, EREN BABA ZİYARETLERİMİZ VAR”

    Çocukluğundan hatırladığı birkaç anısına da değinen Hakan Uka, “Köyümüzdeki mezarlığın içinde bir ermişimiz vardı. Çaltı dediğimiz dikenli bir çalı, ondan dolayı adını Çaltı Baba koymuşlar. Belediyeden mezarlığımızı temizlemek için gelen işçiler ellerinde benzinli motorlarla ağaçları, yabani otları kesiyorlardı. Çaltı Baba’ya yaklaştıkları zaman ne hikmetse herkesin motoru bozulur, arıza verirdi. Yabani çaltı otlarını kesmiyordu. Bu durum 2-3 sezon yaşandıktan sonra oraya güzel bir türbe yapıldı, türbenin üzeri kapatıldı. Ondan sonra o çaltılar temizlenmeye başladı.
    Yine Eren Baba diye bir erenimiz var. Eren Baba köye yakın bir yerde dağın tepesinde bir yer. Köyden herhangi bir canımız oraya gidip, niyaz edip adağını adayamaz. Nedeni ise devlet oraya ne bir yol yapmış ne de herhangi bir şey. Buranın varlığını tanımamış. Tabi yol olmadığı için mecburen yürüyerek gideceksin. Yürüyerek gitmek zor. Böyle olduğu için de kimse gitmiyor yani bir şekilde orası unutulmuş, unutturulmuş. Eren Baba’ya yalvarıyorum; bizi bir hatırla, bizi özümüze döndür, diye” ifadelerini kullandı.

    “MUSAHİPLİK NE YAZIK Kİ KÖYÜMÜZDE ARTIK KALKTI”

    Köylerinden musahip olanların yok denecek kadar az olduğunu da aktaran Uka, “Yanlış hatırlamıyorsam 2 tane delilimiz var ve bildiğim kadarıyla yıllardır uyaramıyoruz. Yola girmemişsen, yolda ikrar vermemişsen, erkan yürütmemişsen ceme sokmazlardı. Çünkü yolda değilsen, merak için sadece ceme girdiysen o delil sana kara yılan olarak gelir, görünür, boynuna dolanır falan derlerdi. Ondan dolayı çoğu kişi köyde cesaret edip de cemde musahip olmuyor. Eskiden musahiplik anlatılırdı ama musahiplik artık kalktı. Şu an musahip olan yok ya da yok denecek kadar az” dedi.

    “DEDELERİMİZ DE ASİMİLE OLMA DURUMUNDA”

    Hakan Uka, köylerine ilişkin bilgi vermeye şöyle devam etti:

    “Köyümüzde Abdallar, Türkmen Aleviler, Alevi Kızılbaş olanlarımız var. Hepimiz birlikte yaşıyoruz ve herkes birbirine aynı nazarla bakıyor. Bir tane cemevimiz var. Hepimiz aynı cemevine gidiyoruz. Aleviler olarak çok uzun zaman önce bir araya gelmiş topluluklarız. Herkesin birbirine karıştığı herkesin birbiriyle paylaştığı, geleneğimiz göreneğimiz, delilimiz, ocağımız her şeyimiz aynı. Ayrımız gayrımız yok.

    Sonra üniversite sınavına girdim. Sınavı kazandım ve Manavgat’a geldim. Aynı benim gibi üniversitede okuyan Alevi canlarla tanıştım burada. Burada gördüğüm cem muhabbetlerinden sonra köydeki dedenin yürüttüğü cem erkanını eksik buluyorum. Daha donanımlı, bilinçli bir şekilde cem erkanları yürütülmeli. Yürütülmediği için köylerde bulunan canlarımız Aleviliği unutmuş vaziyette. Mesela muhabbet cemi oluyor ama ne konuşacağız, ne için yapılıyor, niye yapılıyor; bunun sebebi anlatılmıyor. Sadece bir ibadet yapılır gibi hizmet görülüyor ama neden görüldüğünden bahsedilmiyor. Öyle bir hal aldık ki, 12 hizmetten biri olan Faraş hizmetinin Batini anlamını bilmiyoruz ama Zahiri anlamının ne olduğunu biliyoruz. Bize aktaracak, anlatacak biri yok. Yine cemlerde okunan nefeslerimizin, deyişlerimizin yorumunu, ne anlatmak istediğini bize anlatmıyorlar. Dedelerimiz de asimile olma durumunda.”

    “ALEVİ KURUMLARI KÖYLERDEKİ ALEVİLERİ SORMALI”

    Alevi kurumlarının metropol dışında yaşayan Alevilere sahip çıkması gerektiğini belirten Hakan Uka, “Artık günümüzdeki Aleviler, Kızılbaşlar sadece metropollerde yaşamıyorlar aynı zamanda köyde, taşrada, dağda, mezrada yaşayan Aleviler de var. Alevi kurumları bunlara sahip çıkmalı, köydeki cemevlerine gidip bakmalı, burada yollarını yürütüyorlar mı? Bir istekleri var mı? Dedelere her şeyi anlatılmalı” diye konuştu.

    ALEVİ GENÇLERE ÇAĞRI

    Hakan Uka’nın Alevi gençlerine çağrısı var. Uka, “Benim Alevi gençlerine özellikle çağrım şu; gençler olarak inancımıza sahip çıkmalıyız, cemevlerine gelip yol erkanımızı öğrenmeliyiz. Atalarımız baskıya ve asimilasyona uğradılar ama biz gençler inancımızı yaşayabiliriz, geleneğimizi, göreneğimizi devam ettirebiliriz. Gençler niye kaçıyor? Niye susuyorlar? Neden Aleviyim diyemiyorlar? Aleviyim demelerini istiyorum. Korkmasınlar, söylesinler. Yol erkanımızı annemizden, babamızdan öğrenemeyebiliriz ama onu öğretecek birileri vardır. Bir canımız vardır, gitsin yanına otursun, öğrensin. Gençlerimiz Alevilikten kaçmasınlar. Özellikle ben de dahil, bu inancı, bu kültürü öğrenmeli anlamalı özellikle sorgulayıp anlamalıyız. Bizim inancımız kadar başka bir inanç göremiyorum daha güzel, doğayı seven, insanları seven, her şeyi sevebilen. İnancımız, kültürümüz yok olmamalı, inancımıza sahip çıkmalıyız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Bir ay ödeyememişti; yurttan atılan üniversite öğrencisi imza kampanyası başlattı

    Bir ay ödeyememişti; yurttan atılan üniversite öğrencisi imza kampanyası başlattı

    PİRHA-Yurt ücretini ödemeyi bir ay geciktirdiği için Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Esenyurt Erkek Öğrenci Yurdu’ndan atılan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Burak Başer, yurda geri dönebilmek için imza kampanyası başlattı.

    Yurt ücretini ödemeyi bir ay geciktirdiği için Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Esenyurt Erkek Öğrenci Yurdu’ndan atılan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Burak Başer yurda geri dönebilmek için imza kampanyası başlattı.

    Geçtiğimiz ay yurt parasını bir ay ödeyemediği gerekçesiyle yurttan atılan üniversite öğrencisi Burak Başer, her pazartesi ve perşembe günleri, atıldığı İstanbul Esenyurt KYK Yurdu önünde 7 Kasım’dan beri oturma eylemi yapıyor.

    Başer’in aylık yurt ücretini ödeyememesinin ardından yurtta 10 gün daha misafir öğrenci olarak kalmasına müsaade edildi. Fakat durumunu sosyal medyada paylaştığı için yurtta geçici olarak kalma hakkı da elinden alındı.

    Başer kamuoyuyla paylaştığı açıklamada şunları ifade etti:

    “Kalacak yerim olmadığı için 10 gün daha misafir öğrenci olarak kalacaktım. Ben bu yaşadığım adaletsizliği kabul etmedim, sosyal medyada yaşadıklarımı anlatan bir video paylaştım ve basına yaşadığım adaletsizliği anlattım. Misafirliğimin 3. gününde yurt müdürü tarafından “tweet atmışsın” denilerek 2. kez yurttan atıldım. Bugün benim barınma hakkım gasp edildi. Ancak sadece ben değilim, milyonlarca öğrenci bugün geçinemiyor, yurt çıkmadığı için okumaya gelemiyor, eğitim hakkı gasp ediliyor. Ben bu yaşadıklarımızı kabul etmiyorum. Bize dayatılan paralı eğitim yüzünden aldığımız burs/kredi yetmiyor, yemek, ulaşım, kırtasiye vb. fiyatları pahalı. Gün geçtikçe daha da pahalılaşıyor. Biz her gün bunu düşünüyor, bunu konuşuyoruz. Paralı eğitim yüzünden okumak için çalışmak zorunda kalıyoruz. Ben tüm bu yaşadıklarımızın sesi olmak ve haklarımızı almak için 7 Kasım günü Esenyurt KYK Erkek Öğrenci Yurdu önünde bir oturma eylemi başlattım. Ve o günden bugüne her Pazartesi ve Perşembe 16.00-18.00 arasında oturma eylemi yapıyorum.”

    Başer, imza kampanyasındaki taleplerini ise şöyle sıraladı:

    -Yurda geri alınmak istiyorum.

    -Benim atılmama gerekçe sayılan Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Yurt Hizmetleri Yönetmeliği parasız eğitim ilkesiyle öğrencilere uygun olarak yeniden düzenlensin.

    -Parasız eğitim istiyorum.

    Başer’in imza kampanyasına destek vermek için buraya tıklayın.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Üniversitesi öğrencisi Mehmet Beşaltı, kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Mehmet Beşaltı, kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencisi Mehmet Beşaltı, geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.

    Tunceli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Munzur Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan Munzur Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. Sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Mehmet Beşaltı geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.

    Tunceli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan genç öğrenci 2 kez hayata döndürüldü. Ancak yeniden rahatsızlanınca helikopterle Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yapılan müdahaleler de yetersiz kalınca hayatını kaybetti. Mehmet Beşaltı’nın otopsi işlemlerinin ardından cenazesinin memleketi Urfa’nın Suruç İlçesi’ne gönderileceği öğrenildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kayıp üniversite öğrencisinin katledildiği ortaya çıktı

    Kayıp üniversite öğrencisinin katledildiği ortaya çıktı

    Azra Gülendam Haytaoğlu’nun, emlakçı Mustafa Murat Ayhan tarafından cinsel istismara maruz bırakılıp, öldürüldüğü ortaya çıktı.

    Antalya’da, gazetecilik bölümü öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’ndan 5 gündür haber alınamıyordu. Azra Gülendam Haytaoğlu, cinsel saldırıya uğrayıp, öldürülmüş olarak bulundu.

    Muratpaşa ilçesinde yaşayan Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’ndan ailesi 5 gündür haber alamıyordu. Son olarak Lara bölgesinde görüldüğü belirtilen Haytaoğlu’nun ailesi, sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalıştı.

    CİNSEL SALDIRIYA UĞRAMIŞ 

    Haytaoğlu’nun ailesi, “Emniyet telefon sinyaline pazartesi günü bakabiliriz dedi, bu çok geç kızımızı canlı kanlı saçının teline zarar gelmeden bulmak istiyoruz lütfen bize yardım edin. Şiddet gören katledilen kadınlar için en önce koşan, bu dünyanın güzelleşmesi için çaba harcayan Azramızı bulmamız için lütfen yardımcı olun” ifadelerine yer vermişti.

    Azra Gülendam Haytaoğlu’nun, emlakçı Mustafa Murat Ayhan tarafından cinsel saldırıya maruz bırakılıp, boğularak öldürüldüğü ortaya çıktı.

    Haytaoğlu’nu katledip valizle ormana gömen emlakçı Mustafa Murat Ayhan gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Çalışmak zorunda olan üniversite öğrencisi Nedim Yurtdaş inşaattan düşerek hayatını kaybetti

    Çalışmak zorunda olan üniversite öğrencisi Nedim Yurtdaş inşaattan düşerek hayatını kaybetti

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘tasarruf kararnamesinin yayımlandığı gün 24 yaşındaki üniversite öğrencisi Nedim Yurtdaş çalışmak zorunda olduğu için inşaattan düşerek yaşamını yitirdi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘tasarruf kararnamesinin yayımlandığı gün 24 yaşındaki üniversite öğrencisi Nedim Yurtdaş çalışmak zorunda olduğu için inşaattan düşerek yaşamını yitirdi.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Nedim Yurtdaş, ailesinin maddi durumu öğrenimini finanse etmek için yeterli olmadığı için inşaatlarda çalışmak zorundaydı.

    Yurtdaş İstanbul’da taşeron bir firmanın inşaatında çalıştığı sırada, gerekli iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için inşaat iskelesinden düşerek ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan 24 yaşındaki Nedim Yurtdaş hayatını kaybetti.

    Nedimin hayatını kaybetmesi akıllara diplomat babasının arabasıyla kendine klip çektirten Taner Ay’ı ve şampanya ile ellerini yıkadığı görüntülerini paylaşan mafya liderinin oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz’ı getirdi.

    Helin YILMAZ/İSTANBUL

  • Öğrenim kredisini ödeyemeyen 300 bin öğrenci icraya verildi

    Öğrenim kredisini ödeyemeyen 300 bin öğrenci icraya verildi

    CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, “300 bin kişi, geçimlerini sağlayacak bir işe bile başlamadan öğrenim kredisi borcu nedeniyle yasal takip altına girdi” dedi.

    CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, üniversite öğrencilerinin aldığı öğrenim kredisinin 825 liraya çıkarılmasını ve öğrencilerin, işe başladıktan bir yıl sonra ödenmek koşuluyla, öğrenim kredisinin sadece yarısını geri ödemesini istedi.

    Kılıç bu konuda TBMM’ye bir yasa teklifi verdi ve “2020 yılı itibarıyla kredi alıp ödeyemeyenlerin sayısı 5 milyona ulaştı. Bu gençlerin 300 bini hakkında ise yasal işlem başlatıldı. 300 bin kişi, geçimlerini sağlayacak bir işe bile başlamadan öğrenim kredisi borcu nedeniyle yasal takip altına girdi” dedi.

    “ÖĞRENCİLERİN BORÇLARI SİLİN”

    Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, Kılıç, borcu olan öğrencilerin borçlarının da silinmesini istedi.

    Kılıç, pandemi ile birlikte zirveye ulaşan işsizlik ve ekonomik sıkıntıların, üniversiteyi bitiren öğrencilerin birçoğunun işsiz kalmasına ve geleceğe umutsuz bakmasına neden olduğunu söyledi. Üniversiteyi bitirdikten sonra uzun süre iş bulamayan öğrencilerin, öğrenim kredisi borçlarını ödemekte zorluk çektiğini de belirten Kılıç şöyle dedi:

    “Öğrenim kredisi 2019-2020 eğitim-öğretim yılı itibarıyla aylık 550 TL olarak ödenmektedir. Üniversite bitiminde TÜİK’in toptan eşya fiyat endeksindeki artışlar uygulanarak hesaplanacak miktarın ilave edilmesi suretiyle geri ödeme talep edilmektedir.”

    Sevda Erdan Kılıç, teklifin kabul edilmesi halinde, öğrenim kredisinin öğrencilere yarı oranında artırılarak ödeneceğini vurgulayarak, “Yani ortadaki tabloya göre mevcut durumda öğrencilerimize 825 TL ödeme yapılacaktır. Bu rakam da öğrencilerimizin üniversite eğitimleri boyunca, ekonomik kaygıdan ziyade eğitimlerine ağırlık vermelerine ve daha başarılı olmalarına imkan sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul Üniversitesi öğrencisi yaşamına son verdi

    İstanbul Üniversitesi öğrencisi yaşamına son verdi

    İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Hakan Taşdemir intihar ederek yaşamına son verdi.

    Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) İstanbul Üniversitesi Temsilciliği, Twitter hesabından İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4.Sınıf öğrencisi Hakan Taşdemir adlı gencin intihar ederek yaşamına son verdiğini duyurdu.

    Yapılan paylaşımda “AKP’nin uyguladığı neoliberal politikaların yarattığı yoksulluk ve geleceksizlik bir sıra arkadaşımızı daha aramızdan aldı. İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Hakan Taşdemir, intihar ederek yaşamına son verdi. #HakanTaşdemir” ifadelerine yer verildi.  (HABER MERKEZİ)

  • Las Tesis eylemine katılan öğrencilerin bursu kesildi!

    Las Tesis eylemine katılan öğrencilerin bursu kesildi!

    Ankara Üniversitesi’nde, Şili’den dünyanın dört bir yanına yayılan Las Tesis eylemi yapan kadınların KYK bursu kesilirken, İzmir’deki kadınlar hakkında dava açıldı.

    Ankara Üniversitesi’nde kadınların yapmayı planladığı Las Tesis eylemini Türkiye Gençlik Birliği (TGB) hedef göstermiş, kadınlarda TGB’lileri  mor boyalarla protesto etmişti. 25 Aralık’ta Las Tesis eylemini Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde gerçekleştiren üniversiteli kadınlar ise gözaltına alınmıştı.

    Sendika.org’un haberine göre kadınların bu eylemi üzerine haklarında soruşturma başlatan üniversiteli kadınlar Kredi ve Yurt Kurumu (KYK) tarafından yurttan atıldı ve bursları kesildi.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Üniversiteli Kadın Kolektifi, “Yoksullaşmanın üniversiteli kadınlar açısından yakıcı bir noktaya geldiği dönemde erkek devlet, yaşamlarını savunan kadınları zaten az miktarda verdiği bursları keserek, yurttan atarak daha da yoksullaşmaya itmektedir. Mülkiye’nin 160 yıllık geleneği öğrencileri polisle, soruşturmalarda korkutup pasifize etmeye çalışmak değil, aksine korkusuzca ses çıkarmak, gerçekleri savunabilmektir. Bizlere öğretilen, yaşatacağımız eleştire üniversite ve aydın üniversiteli bilinci budur. Tüm kadınları Mülkiyeli Kadınlarla dayanışmaya çağırıyoruz, Las Tesis’e ceza kesilemez” açıklaması yaptı.

    “PROVOKATİF SLOGAN VE KANUNA AYKIRI EYLEM”

    Las Tesis eylemi, İzmir’de 15 Aralık’ta yüzlerce kadının katılımı ile Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde gerçekleştirildi. LasTesis performansından bir gün sonra İzmir Emniyeti tarafından 24 kadın hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve kadınlar evlerinden gözaltına alındı.

    Las Tesis performansına katılan ve gözaltına alınan 24 kadın hakkında İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme kadınlara “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme ve yönetme” suçlamasını yönetti. Hazırlanan iddianamede Las Tesis performansında geçen “tecavüzcü sensin, öldüren sensin, polisler, hakimler, devlet ve başkan” sözleri ve performansın ardından “yaşasın kadın dayanışması – gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet gelsin cop inadına isyan inadına özgürlük – kadınlara değil katillere barikat” sloganların da suç olarak gösterildi.

    Açılan davanın ardından İzmir Kadın Savunması, hazırlanan iddianameye ve açılan davaya tepki gösterdi. Kadın Savunması’ndan yapılan açıklamada, Bakan Soylu’nun yapılan eylemleri hedef gösterdiği ve gözaltına alındıklarını hatırlatarak, “Kadınlar tüm polis ablukasına karşı haykırdı ve hiçbir zaman gerçeği işaret etmekten çekinmeyen parmaklarımız yine gerçeği gösterdi. Suçlu sensin” denildi.

     

  • Dersim’de kaybolan kadın öğrenciyi arama çalışmaları sürüyor-VİDEO

    Dersim’de kaybolan kadın öğrenciyi arama çalışmaları sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İki gündür haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’yu arama çalışmaları devam ediyor.

    Haberin videosu

    Munzur Üniversitesi’nin bulunduğu Aktuluk Mahallesi Uzunçayır Barajı mevkiinde AFAD ile Munzur Arama Kurtarma Ekibi tarafından devam eden çalışmalarda dalgıç ekipleri, baraj gölünde arama gerçekleştirdi.

    Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Meslek Yüksek Okulu 2. sınıfta okuyan 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan önceki sabah saatlerinden bu yana haber alınamıyor.

    Gülistan Doku için Diyarbakır’dan gelen ailesi ile arkadaşları emniyet müdürlüğüne başvurmuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ordu’da katledilen balerin Ceren Özdemir cemevinden uğurlanacak

    Ordu’da katledilen balerin Ceren Özdemir cemevinden uğurlanacak

    Ordu’da, dün akşam evinin önünde bir saldırgan tarafından bıçaklanan üniversite öğrencisi balerin Ceren Özdemir hayatını kaybetti. Özdemir, bugün Ordu Üniversitesi önünde düzenlenecek törenin ardından Ulubey Kumanlar Mahallesi Cemevinden Hakka uğurlanacak.

    Ordu’da, evinin önünde bir saldırgan tarafından bıçaklanan balerin Ceren Özdemir (20), ağır yaralı olarak kaldırıldığı Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü 2’inci sınıf öğrencisi Özdemir’in ölüm haberini alan yakınları hastane önünde sinir krizleri geçirdi.

    KURTARILAMADI

    Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Hakan Timur, saat 19:50 sıralarında Ceren Özdemir’in yaralı olarak hastanelerine geldiğini belirterek, “Göğsünde ve karnında kesici ve delici alet yaralanması vardı. Acil serviste gerekli müdahaleyi yaptık. Ameliyathaneye alındı. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kızımızı kurtaramadık. Üzgünüz” dedi.

    Ceren Özdemir, bugün Ordu Üniversitesi önünde düzenlenecek törenin ardından Ulubey Kumanlar Mahallesi Cemevinden Hakka uğurlanacak.

    PİRHA/ORDU
  • ‘Alevi olduğum için işe alınmıyorum’-VİDEO

    ‘Alevi olduğum için işe alınmıyorum’-VİDEO

    PİRHA – Mersin Alevi Kültür Dernekleri Gençlik kolları üyesi, Dış Ticaret mezunu Gizem Kaplan, Alevi olduğu ve AKP’ye üye olmadığı için işe alınmadığını söyledi. Kaplan, “Önümüze engeller konuluyor. Kimliğimizi görünce ya da AKP üyesi olmadığımızı öğrendiklerinde direk eleniyoruz” dedi.

    Türkiye’de her geçen gün insanlar kimliklerinden, inançlarından, düşüncelerinden dolayı dışlanıyor ve iş bulamıyor. Geçmişten günümüze kadar Alevi inancına ve kimliğine yönelik yapılan ayrımcı, ırkçı, ötekileştirici tutumlar ve saldırılar bugün de artarak devam ediyor.

    Bu ötekileştirici ayrımcı uygulamalardan 4 yıl önce üniversiteden mezun olan Mersin Alevi Kültür Dernekleri Gençlik kolları üyesi Gizem Kaplan da nasibini almış.

    Üniversitede mezun olduktan sonra Alevi olduğu ve AKP’ye üye olmadığı için işe giremediğini söyleyen Kaplan, her gittiği yerde mülakatlarda geçmesine rağmen elendiğini belirtti. Gizem Kaplan kimliğinden dolayı yaşadığı mağduriyetleri Pir haber Ajansı’na anlattı.

    Üniversiteden Dış Ticaret mezunu olan Kaplan, “Okulum 4 yıl önce bitti ama Alevi olduğum için iş bulma konusunda zorluk yaşıyorum. Önümüze engeller konuluyor. Kimliğimizi gördüklerinde ya da AKP üyesi olmadığımız için direk eleniyoruz” dedi.

    “ALEVİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM”

    “İş görüşmesine gittim ve 3 kez mülakata girdim ancak yedeklere alındığım halde direk kendi üyeleri olan insanları aldılar” iddiasında bulunan Kaplan, “Ben gururla Aleviyim diyebiliyorum ama çoğu arkadaşım bunu dile getiremiyor. Korkuyoruz, bastırılıyoruz. Ben korkmuyorum. Cesurum ve Alevi genci olmaktan gurur duyuyorum” diye konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARINA ÜYE OLMAKTAN KORKUYORUZ”

    Kadınların yeteri kadar özgür olmadığına dikkat çeken Kaplan,”Alevi kurumlarına üye olmaktan korkuyoruz ve bastırılıyoruz. İş konusunda başka konularda alınmıyoruz. Alevi kurumlarına üye olduğumuz için diğer toplum kuruluşları tarafından dışlanıyoruz. İş bulamıyoruz” diyerek dert yandı.

    “HOŞGÖRÜLÜ BİR ÜLKEDE YAŞAMAK İSTİYORUM”

    “Biz nasıl başka mezheplere saygı duyuyorsak onların da bize saygı duyduğu hoşgörülü bir ülkede yaşamak istiyorum” diyen Gizem Kaplan sözlerine şöyle devam etti:

    “Hep mecburiyetten onların inancını bilmek zorunda kaldım. Ben onların dinini çok güzel bir şekilde öğrendim. Bütün duaları sureleri ezbere bir şekilde biliyorum. Onlar da Alevilik konusunda öğrensinler. Eşitlik istiyorum sadece. Alevi genç arkadaşlarım Alevi olmaktan korkmayın, gururla söyleyin. Aleviyim ve gurur duyuyorum.”

    İsmet SEFER/İSTANBUL