Etiket: üryan xızır ocağı

  • Pir Mustafa Mısır: Diyanet İşleri Başkanı neden Dersim’deki cemevini seçti?-VİDEO

    Pir Mustafa Mısır: Diyanet İşleri Başkanı neden Dersim’deki cemevini seçti?-VİDEO

    PİRHA-Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın geçtiğimiz günlerde Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösterdi. Pir Mısır, “Devlet Dersim’in bir taraftan doğasını yok ediyor, bombalar yağdırarak ormanlarını yok ediyor, sularını bozuyor, ziyaretlerini bozuyor, diğer taraftan inancına el atıyor. Asimile etmek için çaba harcıyor” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın geçtiğimiz günlerde Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesine ve daha sonra gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Devlet Dersim’in bir taraftan doğasını yok ediyor, bombalar yağdırarak ormanlarını yok ediyor, sularını bozuyor, ziyaretlerini bozuyor, diğer taraftan inancına el atıyor. Asimile etmek için çaba harcıyor” diye konuştu.

    “Diyanet İşleri Başkanı niye Ankara’dan Dersim’e gitme gereği duydu?” diye soran Mısır, “Yanı başlarında da cemevleri vardı, oraya da gidilebilirdi, ama özellikle Dersim seçilmiş. Oraya gitmelerinin bir nedeni var. Daha önce Cumhurbaşkanı gitmişti, Davutoğlu gitti. Şimdi de Diyanet İşleri Başkanı. Dersim Alevi Ocaklarının olduğu merkezdir. Bunun için Aleviler için kutsal bir yerdir. Biz her ne kadar başka yerde doğsakta, Ocak olarak bağlı bulunduğumuz topraklardır” dedi.

    Dersim’in ocaklarını, kültürünü yok etmek için devletin elinden geleni yaptığını söyleyen Pir Mısır, “Bir taraftan doğasını yok ediyor, bombalar yağdırarak ormanlarını yok ediyor, sularını bozuyor, ziyaretlerini bozuyor, diğer taraftan inancına el atıyor. Asimile etmek için çaba harcıyor” diye konuştu.

    Tarihten bu yana zülum görenin yanında olduklarını kaydeden Mısır, “Aleviler Kerbela’da Hüseyin’i desteklediler. Zulum görenin yanındadırlar. Bugün de durum böyledir. Maalesef pirlerin eliyle asimilasyona yöneltiyorlar. Biz dört kitabın, dördünü Hakk bildik. Fakat dört kitapla oturup kalkmadık. Kadere inanmayan, ahiretine inanmayan, cennete cehenneme inanmayan, dünya yeryüzünü kendisine cennet gören bir toplumun evlatlarıyız. Her şeyde hakkın zerresini gören bir inancımız var” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Mustafa Mısır: Hakk’a yürüdüğümüzde, deyişlerle, nefeslerle uğurlanmalıyız

    Pir Mustafa Mısır: Hakk’a yürüdüğümüzde, deyişlerle, nefeslerle uğurlanmalıyız

    PİRHA- Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce Hakk’a yürüme erkanlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız” dedi. Mısır, “Hakk’a yürüdüğümüz an, Hakk kelamları, deyişlerimiz ve Aşık-ı sadıklarımızın nefesleri ile uğurlanmak, miracımız ve bayramımızdır” ifadelerini kullandı. 

    Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’na bağlı Alevi Dedeleri Birliği tarafından Alevilerin Hakka yürüme erkanına karşı basılan kitapçıkta yer alan, “Tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara, 12 İmam yolunu terk edip başka yol mezheplere uyanlara itirazımız var“ sözlerine tepkiler devam ediyor.

    Uryan Xızır Ocağı pirlerinden Mustafa Mısır PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce bu virüsü kaptığımız yerden, yani Hakk’a yürüme erkanlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız“ dedi.

    “DEVLET AKLI ALEVİLERİ KENDİLERİNE BENZETMEK İÇİN HER YOLU DENEMİŞTİR”

    “Aleviler, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde büyük kıyımlar ve asimilasyona tabi tutulmuşlardır“ diyen Mısır, “Bu süreçte akıl almaz  yöntemlerle değiştirilmeye, dönüştürülmeye zorlanarak, büyük kıyımlara ve sürgünlere maruz bırakılmış, yerinden, yurdundan edilmişlerdir. Yüzyıllardan beri devlet aklı, Alevileri kendine benzetmek için her şeyi denemiştir. Dedelere secere vererek onları Peygamber soyuna bile dayandırmasına rağmen, Alevileri, insanı Hakk’ta, Hakk’ı insanda görmekten, Hızır inancı ve varoluş felsefesinden vazgeçirememiştir” diye konuştu.

    Cumhuriyet dönemine kadar asimilasyon çabalarının devam ettiğini vurgulayan Mısır, “Cumhuriyet  ile birlikte aynı politika ve uygulamalara yeni zincirler de eklenerek, Alevi dergahlarının kapısına kilitler vuruldu ve Alevilik bu manada resmi olarak yasaklanmış oldu. Bu yasaklamayla birlikte dede-talip ilişkisi kesildi ve  süreklerin ( Dedegân, Babagan, Çelebi) tümü sekteye uğradı, böylece daha büyük bir dönüşüm ve asimilasyonun da önü açılmış oldu“ diye belirtti.

    “ALEVİ ÇOCUKLARI KURAN KURSLARINA GÖNDERİLDİ”

    Alevi köylerindeki nüfuz sahibi olan varlıklı ailelerin ve ocakzade ailelerinin çocuklarının ailelerinden alınarak Kuran kurslarına tabi tutulduklarına da dikkat çeken Mısır, “Her biri, bir “eğitmen” olarak mezun olup, köylerine Kur’an ile giderek Kuran hükümlerine göre  yaşamayı ve ölü defnetmeyi  (Hakk’a yürüme) uygulamaya, öğretmeye ve aşılamaya başladılar. Bu dönüşüm, yüz yıllardır denenen dönüştürme ve asimilasyon politikalarının hepsinden daha etkili oldu ve daha çabuk sonuç vermeye başladı. İşten bu yüzdendir ki;  en çok başkalarına benzediğimiz ve en çok değiştiğimiz erkânımız,  “Hakk’a Yürüme Erkânı” olmuştur” dedi.

    Mısır Alevilik’te ebedi bir ölüm ve yok oluş olmadığını kaydederek, “Ateşten havaya, havadan suya ve sudan toprağa evrilen bir süreç içerisinde Alevilik, ebedi bir ölüm ve yok oluşa inanmaz ve canın cananına, yani Hakk’a ulaşacağına, devir edeceğine, başka donlarda, başka bedenlerde zuhur edeceğine inanır. Ulu Ozan Yunus Emre’nin dediği gibi; “ölürse tenler ölür, canlar ölesi değildir” diye belirtti.

    “CANLAR MEZARA SAZ EŞLİĞİNDE UĞURLANIRDI”

    Babası Zordede lakabı ile anılan Mustafa Mısır’ın anlatımlarını da aktaran Mısır, “Kısaca, var oluş ve daim-i devir (devriye) sonsuz döngü içerisinde canlı cansız cümle kainatın birliğini Hakk bilir ve bu birliğin varlığına inanır. Babam Zordede lakabıyla anılırdı . Gerçek ismi Mustafa. Talip’e gitmezdi, rahmetli amcam Keke Aziz giderdi. Babam anlatırdı: Bir can Hakk’a yürüdüğü zaman saz eşliğinde mezara kadar uğurlama yapılırdı. Toprağa verildikten sonra eve gelinir, lokmalar verilirdi. Kazma kürek hakkı derlerdi. Akşam güneş batıktan sonra da üç gün gider mezarın üstünde ateş yakarlardı. Bizde bir can mezara verilirken güneşin doğuşu ve batışı olarak toprağa verilir. Güneş battıktan sonra asla Hakk’a yürümüş bir canı toprak anaya vermezler ” şeklinde konuştu.

    “DEYİŞLERİMİZ MİRACIMIZ VE BAYRAMIMIZDIR”

    Mısır sözlerine şöyle devam etti:

    “Tekrardan öze dönmek ve kendimize benzemek istiyorsak, önce bu virüsü kaptığımız yerden, yani Hakk’a yürüme erkânlarından başlayarak, bir tedavi süreci başlatmak zorundayız.

    Ölüm, cennet ya da cehennem gibi kavramları, inanç biçimlerini reddeden ve ölümsüzlüğe, var oluşa, Hakk’tan gelip Hakk’a yürümeye, ölmeden evvel inanan, canlı, cansız tüm kainatı Hakk’ın bir parçası gören/bilen bir inancın mensupları olarak, Hakk’a yürüdüğümüz an, Hakk kelamları, deyişlerimiz ve Aşık-ı sadıklarımızın nefesleri ile uğurlanmak, miracımız ve bayramımızdır.

    Bu düstur ve anlayışa sadık kalarak, Hakk uğruna ser verenlerin aşkına pervaz edip semaya yükselmek, Hakk’a ulaşmak ve Hakk ile Hakk olmak en yüce menzilimizdir.“

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

  • Pir Büyükşahin’den cemde mesaj: Egemen güçler Ortadoğu’dan elini çekmeli-VİDEO

    Pir Büyükşahin’den cemde mesaj: Egemen güçler Ortadoğu’dan elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman merkeze bağlı Geveli (Geva) köyünde yapılan Birlik Cemi’nde konuşan Üryan Ğızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, “Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın durumunu görüyorsunuz. Biz diyoruz ki egemen güçler bu coğrafyadan elinizi çekin. İnsanların huzurunu kaçırmayın. Bu insanların üzerinden ellerinizi çekiniz bu insanlar rahat etsin” diye konuştu.

    Adıyaman’da her yıl merkeze bağlı köylerde yaz mevsimi işlerinin bitmesinin ardından kesilen kurbanlarla birlikte birlik cemleri yapılır. Adıyaman Merkeze bağlı Geveli köyünde de Üryan Ğızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin’in yürüttüğü birlik Cemi yapıldı. Yapılan ceme kitlesel katılım sağlanırken cemde birlik ve beraberlik mesajlarının yanı sıra Ortadoğu’da ve Mezapotamya’da yaşananlara değinildi.

     “CEMLERDE İBADET VE BİRLİKTELİK VARDIR”

    “Cem Aleviler için birleşmek biraraya gelmek için bir araçtır. Biz bu konuda çok duyarlıyız” diyen Pir Ali Büyükşahin, “Cemlerde ibadet etmek vardır. Küskünleri dargınları barıştırmak vardır. Cemlerde hoşgörüyü sağlamak vardır. O yüzden biz cemlere çok önem veriyoruz. Zaten insanlar için en önemli şeyde birlik ve beraberlik içinde olmalarıdır. Beraberliğimizi sağlarsak her şey daha güzel olur. Tüm dünya insanlarını halklarını hoşgörü içinde kucaklarsak bundan daha güzel bir şey olamaz” dedi.

    “DEMOKRASİLERDE HOŞGÖRÜ VARDIR”

    “Cemlerimizde barış ve sevgi çok önemlidir. Çünkü dünyanın barışa, sevgiye, adalete ve eşitliğe ihtiyacı vardır” ifadelerini kullanan Pir Büyükşahin, “Özelikle bu dönemde bu sıralarda daha çok barışa ve sevgiye ihtiyacımız var. Demokrasiyi uygulamak önemlidir. Çünkü demokraside saygı, hoşgörü, birliktelik ve eşitlik vardır. Demokrasilerde din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmadan herkesi kucaklama vardır. Bu konuda Aleviler olarak üzerimize düşen görevi mutlaka yapmalıyız” diye ifade etti.

    “SİVİLLER VE ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN”

    “Allahu Ekber diyerek insanları katledenler var. Bu cehaletten geliyor” diyen Üryan Ğızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, “O yüzden biz gençler olarak bu konuda çok duyarlı olmalıyız. Hem işlerimize bakacağız. Hem de toplumsal sorunlara duyarlı olup mücadele vereceğiz. Biz istiyoruz ki Dünya’nın neresinde olursa olsun mahsun insanlar, siviller ve çocuklar öldürülmesin. Herkes eşit şartlar altında özgürce yaşasın. Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın durumunu görüyorsunuz. Biz egemen güçlere diyoruz ki bu coğrafyadan elinizi çekin. İnsanların huzurunu kaçırmayın. Bu insanların üzerinden ellerinizi çekiniz bu insanlar rahat etsin” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Pir Büyükşahin’in okuduğu gülbanglar ve duaların ardından deyişler okundu, semahlar dönüldü.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN