Etiket: uyarı

  • Bingöl Karlıova için deprem uyarısı!

    Bingöl Karlıova için deprem uyarısı!

    PİRHA- Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, dün yaşanan deprem üzerine “Erzincan-Karlıova arasında 7’nin üzerinde deprem bekleniyor” uyarısında bulundu.

    Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, dün Bingöl’e bağlı Karlıova ilçesinde meydana gelen 4,2 büyüklüğündeki depremi yorumladı. Bir televizyon programına katılan Görür, “Son damla” diyerek, 7 üzeri deprem uyarısı yaptı.

    Görür, bölgedeki Kuzey Anadolu Fay ve Doğu Anadolu Fay hatları nedeniyle depremin “can sıkıcı” olduğunu söyledi. Kanîreş’in 2 fay hattının kesişim noktası olduğu bilgisini veren Görür, “Erzincan-Karlıova arasında 7’nin üzerinde deprem bekleniyor” uyarısında bulundu.

    “4 ÜZERİ OLMASI CANIMIZI SIKIYOR”

    Görür, şunları kaydetti:

    “Depremin herhangi bir şeyin habercisi olarak söylemek güç. Esrarengiz olarak algılamamak lazım. Bu depremlerin oluş mekanizması çok belirli, basit. Bir fay içerisinde belirli miktarda enerji birikirse blokların hareketini engelleyen varsa orayı kırıyor deprem üretiyor. Her deprem önemli ama halk nezdinde 5 ve 5’in üstü olmadıkça pek ilgi çekmiyor. Bir yıkıntı falan da olmaz. Hasar görülebilir. 4.1, 4.2 gibi bir depremin Karlıova’da olması canımızı sıkıyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya’da deprem sonrası MASKİ’den içme suyu uyarısı

    Malatya’da deprem sonrası MASKİ’den içme suyu uyarısı

    PİRHA- Malatya-Yeşilyurt’ta dün gerçekleşen 5,3’lük depremin ardından Gündüzbey Kaptaj Tesisi ana kaynağında bulanıklık oluştu. İkinci bir duyuruya kadar içme suyunun kullanılmaması uyarısı yapıldı.

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Yeşilyurt ilçesinde dün meydana gelen depremin ardından ana su kaynağında bulanıklık oluştuğunu açıkladı. İkinci bir duyuruya kadar içme suyunun kullanılmaması uyarısında bulunuldu.

    MASKİ’den yapılan açıklamada, “İlimizde gerçekleşen 5,3’lük depremin ardından Gündüzbey Kaptaj Tesisi ana kaynağımızda bulanıklık oluşmuştur. İkinci bir duyuruya kadar içme suyunu kullanmayınız” ifadesi kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’den nükleer santral uyarısı: Halk sağlığı için tehdit, inşaatları durdurulsun!

    TTB’den nükleer santral uyarısı: Halk sağlığı için tehdit, inşaatları durdurulsun!

    Nükleer santrallerin halk sağlığı için tehdit olduğunu açıklayan Türk Tabipleri Birliği, Ukrayna’daki santrallerin patlaması olasılığına karşı önlemlerin alınmasını, nükleer santral inşaatlarının durdurulmasını istedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Ukrayna’daki Zaporizhzhia Nükleer Santrali tesislerinin patlaması olasılığı karşı gereken önlemlerin alınması gerektiğini belirterek halk sağlığıni tehdit eden nükleer santral inşatlarının durdurulması gerektiğini vurguladı

    Rusya ile Ukrayna arasındaki süren savaşın ikinci yılının içinde tüm şiddeti ile sürdüğüne dikkat cekilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Geçtiğimiz hafta içinde savaşan iki ülkenin yetkililerinin üst üste yaptığı açıklamalar, savaşın tüm bölge ülkeleri için yıkıcı sonuçları olabileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ukrayna’ya ait dört nükleer santralden en büyüğü olan, Ukraynalı teknisyenlerce işletilen ve halen Rus askerleri tarafından kontrol edilen Zaporizhzhia Nükleer Santrali tesislerinin (NPP), Rusya tarafından patlayıcılarla kaplandığı Ukrayna tarafından iddia edilmişse de bu iddia, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) uzmanlarınca doğrulanmamıştır. Rusya ise Ukrayna’nın bu iddialarının Zaporizhzhia Nükleer Santrali tesislerine saldırmak için neden yaratmaya dönük olduğunu söylemektedir.

    Ülkenin elektrik gereksiniminin yarısından fazlası bu dört nükleer santralden elde ediliyor. Son günlerde savaşan her iki taraf tarafından da hedef alınabileceği konuşulan Zaporizhzhia Nükleer Santrali bu dört santral içinde en büyüğü ve altı nükleer reaktörü bulunuyor. IAEA uzmanları özellikle nükleer santralin soğutma sistemlerinin zarar görmesi halinde Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay ölçeğine (INES) göre 6 “ciddi kaza” veya 7 “büyük kaza” düzeyinde olay meydana gelebileceğini belirtmektedir. Böyle bir kazadan diğer bölge ülkeleri ile birlikte ülkemizin de etkilenmesi kaçınılmazdır.”

    Radyasyon maruziyetinin insan sağlığı üzerine etkilerinin alınan doza göre değişkenlik gösterdiği belirtilen açıklamada, “Bu etkilerin başında moleküler düzeydeki, DNA hasarı gelmektedir. DNA hasarı ile üç sonuç oluşabilir; bunlar onarılabilen veya zararsız işlev bozukluğu, kansere dönüşüm ve hücrenin ölümüdür. Hasarlı hücrelerin miktarı azsa, vücut kendini iyileştirebilir ve kansere dönüşüm olmazken; büyük miktar hücre ölümü oluşursa çeşitli organ kanserleri, organ yetmezliği ve ölüm gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Maruziyet sonucu oluşan hastalık veya ölüm, hematolojik, gastroistestinal veya cilt sekellerine bağlı olarak gerçekleşir. Kemik iliği ve bağırsak epiteli radyasyonla etkilenim bakımından en duyarlı hücrelerdir. Kamuoyunda çok tartışılan potasyum iyodür tabletleri sadece doğabilecek tiroit kanserlerine karşı etkilidir. Bu tip nükleer reaktör kazalarında radyoaktif I 131 yayılımı olmakta, bu radyoaktif I 131 solunum veya yiyecek-içeceklerle alındığında tiroit kanserlerine neden olabilmektedir. Bu nedenle nükleer kazalardan sonra iyot tabletleri alınarak tiroit bezi radyoaktif I 131’den korunur. Ancak şu nokta unutulmamalıdır; iyot tabletleri yalnızca radyoaktif iyotlara karşı korur, diğer radyoaktif maddelere karşı koruma sağlamaz. Ayrıca tabletler mutlaka hekimlerin önerdiği dönemde, sürede ve dozda kullanılmalıdır” denildi.

    ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

    Kuzeydeki savaşın bir sonucu olarak Zaporizhzhia Nükleer Santrali veya bölgedeki başka bir nükleer tesisin vurulması halinde özellikle Karadeniz bölgesinde Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından düzenli radyasyon ölçümlerinin yapılarak kamuoyu ile paylaşılması gerektiği kaydedilen açıklamada, alınması gereken şu önlemler şöyle sıralandı:

    “*Yine bu kurum ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından bir an önce Ukrayna’da meydana gelebilecek bir nükleer patlamaya karşı acil durum planlarının hazırlanarak, daha önce hazırlandıysa gözden geçirilerek; sorumluluk alacak, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bakanlık ve kurumlar ile ve kamuoyu ile paylaşılması şarttır. Ayrıca Karadeniz bölgemiz başta olmak üzere tüm sağlık kurumlarımızın da radyasyon maruziyeti sonucu oluşabilecek en hafiften en ağır tablolara kadar sağlık sorunlarına karşı hazırlıklı hale getirilmesi gereklidir. Böyle bir felakette sorumluluk alacak kurumlarda Nükleer Düzenleme Kurumu ve AFAD gözetiminde hazırlık için tatbikatlar yapılmalıdır.

    *Radyoaktif I 131 tehdidine karşı gerekli miktarda iyot tabletleri depolanmalıdır.

    *Diğer yandan çevresel önlemlerin de alınması gereklidir. Tarım alanları, içme suyu kaynakları yakından izlenmelidir. Ülkemizde Çernobil Nükleer Santrali’ndeki patlamadan sonra yaşanan “çay trajedisi” unutulmamalıdır.

    *Zaporizhzhia Nükleer Santrali veya bölgedeki başka bir nükleer tesisin vurulması halinde etkilenebilecek bölgelerimizdeki tüm tarımsal ürünler, deniz ve hayvancılık ürünleri yakından izlenmeli ve her hangi bir etkilenim görülmesi halinde anında bu ürünlerin tüketilmesi kesinlikle önlenmelidir.”

    TTB, “Yaşadığımız günler alınacak önlemlerin yanı sıra Akkuyu Nükleer Santral inşaatının derhal durdurulması ve diğer nükleer santral projelerinden vazgeçilmesi gereğini bir kez daha tüm açıklığı ile gözler önüne sermiştir. Kuzeyimizdeki savaşın bir an önce bitmesi ve nükleer bir felakete neden olmaması en büyük dileğimizdir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Jeoloji Mühendisleri Odası: Deprem bölgesindeki HES ve barajlar zarar gördü!

    Jeoloji Mühendisleri Odası: Deprem bölgesindeki HES ve barajlar zarar gördü!

    TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, 6 Şubat’ta merkez üstü Pazarcık olan depremlerin birçok ildeki baraj ve HES’lere de zarar verdiğini açıkladı.

    Merkez üstü Pazarcık olan depremlerin yarattığı tahribat, gün geçtikçe daha da belirgin hale geliyor. Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerin Maraş, Malatya, Antep, Hatay, Adıyaman, Osmaniye, Adana, Kilis ve Urfa’da baraj ve HES’lere de zarar verdiğini açıkladı.

    “JEOTEKNİK ARAŞTIRMALARIN YAPILMADIĞI ANLAŞILMAKTA”

    Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Aktarılan bilgilere göre, Gölbaşı-Malatya arasında Göksu Çayı’nın üzerinde inşa edilen Boztepe Enerji Üretim Pazarlama Tesisinin Regülatör ve İşletme Müdürlüğü’nün bulunduğu bölgede bir kilometreden fazla bir alanın sıvılaşma, yanal yayılma ve heyelandan kaynaklı olarak kullanılmaz hale geldiği açıklandı. Yapılan açıklamanın devamında şu bilgilere yer verildi:

    “Özellikle depremin ardından meydana gelen heyelanın HES inşaatının bulunduğu alana doğru da devam ettiği ve o bölgede de bazı hasarlara neden olduğu görülmektedir. Nehir tipi HES inşaatlarında arzu edilen jeolojik jeoteknik araştırmaların yeterince yapılmadığı, bu heyelan kütlesinin bu tür yapılara olası etkilerinin göz ardı edildiği anlaşılmaktadır.​

    DSİ Genel Müdürlüğü ile Elektrik Üretim AŞ’nin özellikle bu tür alanları gözden geçirmesi ve olası mühendislik problemlerini çözmesi gerekmektedir. Ayıca Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanlığının da tüm enerji tesisleri için bir düzenleme yaparak, mevcut baraj ve HES tesislerin deprem güvenliği açısından yeterliliğini değerlendirmeli, yeterli görülmeyen tesisler kapatılarak deprem güvenliği sağlanana kadar enerji satın alma işlemi durdurulmalıdır. Aksi takdirde gelecekte meydana gelebilecek herhangi bir olası depremde daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalınacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • AFAD: Sahil şeridinden uzak durun, hasarlı evlere girmeyin

    AFAD: Sahil şeridinden uzak durun, hasarlı evlere girmeyin

    PİRHA- Hatay’daki depremlerin ardından açıklama yapan AFAD, yurttaşları sahil şeridinden uzak durma ve hasarlı evlere girmeme konusunda uyardı.

    Hatay’ın Defne ve Samandağ ilçesinde meydana gelen 6,4 ve 5,8 büyüklüğündeki iki depremin ardından AFAD, açıklama yaptı.

    Deprem sonrası bölgedeki hasarlı yapılara kesinlikle girilmesin uyarısını yapan AFAD, yaptığı açıklamada, “Riskli binaların çevresinde bulunmayın. Doğru bilgi için resmi kaynakları takip edin. Hatay’da meydana gelen 6,4 ve 5,8 büyüklüklerindeki depremler sonrasında, ilgili ekiplerimiz teyakkuz halinde olup gelen ihbarlara hızla müdahale edilmektedir. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Vatandaşlarımızın, deniz seviyesinde 50 cm’e kadar yükselme riskine karşı tedbir amacıyla sahil şeridinden uzak durmaları önem arz etmektedir” ifadelerine yer aldı.

    AFAD, yaptığı bir diğer paylaşımda ise, “Vatandaşlarımızın, deniz seviyesinde 50 cm’e kadar yükselme riskine karşı tedbir amacıyla sahil şeridinden uzak durmaları önem arz etmektedir” uyarısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’den, Delta varyantı için uyarı

    TTB’den, Delta varyantı için uyarı

    TTB, Sinovac ile aşılanmış sağlık çalışanları ve 65 yaş üzerindekilere Delta varyantına karşı etkili olan aşıların uygulanması çağrısında bulundu.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Aşılamanın yapıldığı ilk gruplar olan sağlık çalışanları ve 65 yaş üzeri yurttaşlara, Delta varyantına karşı etkisi kanıtlanmış bir aşı daha yapılması gerektiğini” açıkladı.
    Manisa Celal Bayar Üniversitesi tarafından yapılan “Sinovac Aşısının Bağışıklık Yanıtı Üçüncü Ay İzlem Sonuçları” çalışması, Sinovac aşısı olan sağlık çalışanlarının yüzde 95’inde antikor seviyesinin üç ay sonra düştüğünü gösterdi.
    Konuya ilişkin TTB de sosyal medya hesabından, “Aşılamanın yapıldığı ilk gruplar olan sağlık çalışanları ile 65 yaş ve üzeri yurttaşlara, Delta varyantına karşı etkililiği kanıtlanmış aşıların randevuları derhal açılmalıdır” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’de aşılama süreci Sinovac aşısı ile başlamış; aşılanan ilk gruplara sadece bu aşıdan yapılmıştı.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Rize’de pandemi uyarısı: Risk hiç olmadığı kadar büyük

    Rize’de pandemi uyarısı: Risk hiç olmadığı kadar büyük

    Rize İl Sağlık Müdürlüğü, koronavirüs vakalarıyla ilgili “Şu an virüs hiç olmadığı kadar yakınımızdadır ve risk hiç olmadığı kadar büyüktür” uyarısı yaptı.

    Rize İl Sağlık Müdürlüğü, birçok ilde olduğu gibi Rize’de de artışa geçen koronavirüs vakalarıyla ilgili yeni bir uyarı yaptı.

    “Ülkemizde olduğu gibi ilimiz genelinde bir süredir vaka sayılarındaki artış süreklilik arz ederek devam etmektedir” denilen açıklamada özellikle Kurban Bayramı ve sonrasında ortaya çıkan bu olumsuz sürecin üzüntü ve endişeye yol açtığı belirtildi.

    “Bunca söyleme, üzücü habere, yaşanan acı vefatlara, çekilen ıstıraplara ve sarf edilen emeğe karşın halen aynı vurdumduymaz tavırlarla düğünlerimizde rahatlıkla horon oynayabiliyor, sırf iyi vakit geçirebilmek adına, tedbirlere uymadığını gördüğümüz kafeterya, lokanta vb. yerlerde bulunabiliyoruz. Belki de tüm bu rehavetimizin sebebinde halen bana bir şey olmaz, bana bulaşmaz, bulaşsa da bir şey yapmıyor gibi aslında içi boş, gerçekten uzak fikir çağrışımları yatmaktadır. Oysa hele de şu an virüs hiç olmadığı kadar yakınımızdadır ve risk hiç olmadığı kadar büyüktür.” ifadeleri kullanılan açıklamada, maske ve mesafe başta olmak üzere uyulması gerekilen tüm tedbirlere uyulması çağrısı tekrar edildi.

    “HİZMET ALMAYIN, ‘İHBAR EDİN” ÇAĞRISI

    İl Sağlık Müdürlüğü açıklamasının devamında şu ifadeler kullanıldı:

    “Kurallara uygun işletme mantığı ile hareket etmeyen ticari kazanımlarını halkımızın sağlığından üstün tutan hiçbir işletmeden hizmet almayalım. Hem bu yerleri hem de karantinana olması gerekirken kurala uymayan kimseleri toplumumuzun sağlığı açısından derhal 0464 213 12 42 numaralı Valilik ihbar hattına bildirelim

    Tüm Rize olarak her zamankinden daha ciddi, her zamankinden daha tedirgin, her zamankinden daha tedbirli olmak zorundayız. Gerekmedikçe, zorunlu olmadığı sürece hiç bir keyfiyetle hiç bir toplu yerde bulunmamalıyız.

    Virüs aramızda, hepimize çok yakındır. Sonuçta tüm tedbirler özellikle ve özellikle virüsten olumsuz anlamda en ağır şekilde etkilenen kıymetli büyüklerimizi korumak içindir, lakin gençlerin de bu anlamda hiçbir garantisi olmayıp, risk herkes için geçerlidir”.

  • Dünya Sağlık Örgütü’nden insanlara ve hükümetlere tedbir uyarısı

    Dünya Sağlık Örgütü’nden insanlara ve hükümetlere tedbir uyarısı

    Korona salgınında artan vaka sayılarından dolayı uyarı yapan Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Salgın sihirli değnekle yok olmayacak” diyerek, insanlara ve hükümetlere tedbirler konusunda çağrı yaptı. 
    Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya geneli yeniden artışa geçen koronavirüs (Kovid-19) vakalarından dolayı uyarı yaptı. Sağlık Örgütü’nün Cenevre’deki genel merkezinde sanal basın toplantısı düzenleyen WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının sihirli bir değnekle yok olmayacağını söyleyerek, maske kullanımı, fiziki mesafe, el yıkama ve mümkün olduğunca çok test yapma gibi önlemlerin sürdürülmesi çağrısı yaptı. Ghebreyesus, “İnsanlara ve hükümetlerin alması gereken mesaj açık: Bunların hepsini yapın” dedi.
    “AŞI BULUNAMAYABİLİR, SİHİRLİ DEĞNEK YOK”
    Aşı çalışmalarına değinen Ghebreyesus, “Şu an birden fazla aşı üçüncü faz klinik deneme aşamasında ve insanları enfeksiyondan koruyacak birden fazla etkili aşıya sahip olmayı umuyoruz. Fakat şu an bir sihirli değnek yok ve hiç olmayabilir. İşe yarayan bir aşıya sahip olup olmayacağımız veya bu aşının korumasının sadece birkaç ayla sınırlı kalıp kalmayacağı konusunda endişeler var. Fakat klinik denemeleri bitirmeden bunu bilemeyeceğiz” diye konuştu.
    “NORMALLEŞMEYE GİDEN YOL UZUN OLACAK”
    Normalleşmeye giden yolun uzun olacağının altını çizen WHO Genel Direktörü, maskelerin dünya çapında bir dayanışma simgesi haline gelmesi için çağrıda bulundu. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 geçirmiş annelere de bebeklerini emzirmeye devam etme çağrısı yaparak, anne sütünün faydalarının olası bir enfeksiyon riskinden çok daha yüksek olduğunu kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)
  • Serdaroğlu uyarıyor: Hükümet tavrında devam ederse hayatı durdururuz-VİDEO

    Serdaroğlu uyarıyor: Hükümet tavrında devam ederse hayatı durdururuz-VİDEO

    PİRHA- DİSK/ Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, “Tamamlayıcı emeklilik sigortası, dediğimiz şey, geçmişte bireysel emeklilik sistemi olarak lanse edilen durumun farklılaştırılmış hali. Her dönem farklı isimlerle kamuoyunun gündemine getiriyorlar, kafa karışıklığı yaratıyorlar” dedi. Serdaroğlu, “Hükümet bu tavrında devam ederse biz örgütlü gücümüzle dayanışma içerisinde diğer işçi konfederasyonlarıyla birlikte hayatı durdurarak geri püskürtürüz” diye konuştu. 

    DİSK/ Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, kıdem tazminatı eylemlerine hazırlandıklarını söyledi.

    Can Tv’de Nilgün Mete’nin sunduğu Can’da Gündem programına konuk olan Adnan Serdaroğlu, “Tamamlayıcı emeklilik sigortası, dediğimiz şey, geçmişte bireysel emeklilik sistemi olarak lanse edilen durumun farklılaştırılmış hali. Her dönem farklı isimlerle kamuoyunun gündemine getiriyorlar, kafa karışıklığı yaratıyorlar. Bir takım eksiklikleri işçilerin parası üzerinden gidermeye çalışıyorlar” dedi.

    “HANGİ HAKLA İŞÇİNİN MAAŞINA MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Serdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bir takım eksiklikleri dediğim konulardan biri düşük emekli ücreti. Bugünkü ülkeyi yöneten insanların en büyük ayıplarından birisi 1500 Liranın altında emekli maaşı alan insanlar, asgari ücretin altında emekli maaşı alan milyonlar var. Bunların yaşam standartları çok düşük ve şikayetleri de var. Yani tamamlayıcı emeklilik sigortası üzerinden insanların kıdem tazminatının gasp edilmesi için bir yöntem olarak önümüze getirilmiş durumdalar. İşçinin kıdem tazminatı işverende bıraktığı bir parçasıdır. Yani maaşının bir parçasıdır. Bu 86 yıl önce tescil edilmiş, işçilerden kesilerek bir sistem oluşturulmuş ve günümüze kadar gelmiş. Şimdi siz işçinin parasıyla, işçinin işverende bıraktığı, işverenin sorumluluğu olduğu noktada işçinin parasıyla tasarruf yapma hakkına sahip değilsiniz. Bir başkasının maaşını yükseltme hakkına sahip değilsiniz. sosyal devletiz diyorsanın emeklilik maaşını yükselteceksiniz, insanları mağdur etmeyeceksiniz. Cumhurbaşkanının maaşına müdahale hakkımız yoksa onların da işçinin maaşına müdahale hakkı yoktur. Hangi hakka işçinin maaşına müdahale ediliyor.

    PEKİ KIDEM TAZMİNATI NEREDE KULLANILACAK?

    DİSK/ Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, işçiden kesilen kıdem tazminatlarının, “Bu zamana kadar hangi amaçlar için kullanılmışsa bugünkü yapmak istedikleri emeklilik “Tamamlayıcı emeklilik sigortası” da mutlaka kendi amaçları için kullanacağı bir birikim haline getirilmek isteniyor. Bir Kore modeli uygulamaya çalışıyorlar. Daha önce Avusturya modeli vardı, şimdi Kore modeli uyguluyorlar. Diyorlar ki emeklilikte sizlerin daha fazla ücret almanız için şöyle bir fon oluşturalım. Tamamlayıcı emeklilik sigortası yapalım. Şimdi iki türlü fon oluşturmak istiyorlar. Diyorlar ki 19 günü kıdem tazminatı fonuna aktarılsın, 11 günü de ‘Tamamlayıcı emeklilik sigortası’na aktarılsın. Yani iki tane fon oluşturacaklar, bu fonları aynı işsizlik sigortasında olduğu gibi kendi amaçları doğrultusunda kullanacaklar” diye konuştu.

    Bu sistemin Kore’de batmış bir sistem olduğunu belirten Serdaroğlu, “İşsizlik sigortasında 132 milyar TL’nin olması gerekirdi. Bugün işsizlik sigortasında para kalmadı. Pandemi sürecinde işçilere verdikleri para 6 milyar TL verildi. Şu anda biz işsizlik sigortasından yararlanabilir değiliz” dedi.

    Serdaroğlu, “Hükümet bu tavrında devam ederse biz örgütlü gücümüzle dayanışma içerisinde diğer işçi konfederasyonlarıyla birlikte hayatı durdurarak geri püskürtürüz” diye konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • BM Genel Sekreteri’nden Covid-19 nedeniyle gıda sıkıntısı uyarısı

    BM Genel Sekreteri’nden Covid-19 nedeniyle gıda sıkıntısı uyarısı

    BM Genel Sekreteri Guterres, acil tedbirlerin alınmaması durumunda dünyanın Covid-19 salgını nedeniyle küresel gıda sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Guterres “49 milyon kişi daha pandemi nedeniyle aşırı yoksulluğa düşebilir. Gıda güvenliği olmayan insanların sayısı hızla artacak” dedi. 

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Covid-19 salgınıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Salgının dünyanın en savunmasız topluluklarının gıda ile temin edilmesi için tehdit oluşturduğunu ifade eden Guterres, mevcut gıda sistemlerinin işlevinin, yeni küresel durgunluk ve salgın kısıtlamaları yüzünden bozulabileceğini kaydetti.

    Guterres, “Bu ayrıca ağır sonuçlara yol açabilir. Eğer acil tedbirler alınmazsa mevcut durum küresel gıda felaketine dönüşebilir” uyarısında bulunan Guterres, birçok ülkenin şimdiden ciddi gıda sıkıntısı yaşadığını belirtti: “Salgın başlamadan önce bile yüz milyonlarca insan açlık çekiyor, yetersiz besleniyordu” dedi.

    Bir dizi tavsiyede de bulunan Guterres, ülkelerin gıda sektörü çalışanları için yeterli koruma ve insani yardım kapsamında kritik önem taşıyan gıda malzemelerinin engelsiz bir şekilde hedefe ulaşmasının sağlaması gerektiğini belirtti.

    Ayrıca ticari koridorların açık tutulması ve tarım ürünleri tedarik zincirlerinin sürekliliğinin sağlanması gerektiğini kaydeden Guterres, kimlerin açlıktan ve yetersiz beslenmeden mustarip olduğu, bulundukları yer ve ne tür desteğe ihtiyaçları olduğu konusunda daha hızlı bilgi alabilmek için bilgi değişimi kapsamının genişletilmesi gerektiğini ifade etti.

    “820 MİLYONDAN  FAZLA KİŞİ AÇLIK ÇEKİYOR, HER 5 ÇOCUKTAN 1’İ BÜYÜME GERİLİĞİ YAŞIYOR”

    Guterres, “Ülkeler, özellikle küçük çocuklar, hamile ve emziren kadınlar, yaşlılar ve diğer yüksek riskli gruplar için güvenli gıdalara garantili erişim sağlamalı” dedi.

    Dünya genelinde 820 milyondan fazla kişinin açlık çektiğini ve her beş çocuktan birinin yetersiz beslenme yüzünden büyüme geriliği yaşadığını belirten Guterres, ”Gıda sistemlerimiz çöküyor ve Covid-19 salgını durumu daha da kötüleştiriyor. 49 milyon kişi daha pandemi nedeniyle aşırı yoksulluğa düşebilir. Gıda güvenliği olmayan insanların sayısı hızla artacak” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • BM uyardı: Çok hızlı tedbirler alınmazsa açlık ikiye katlanacak

    BM uyardı: Çok hızlı tedbirler alınmazsa açlık ikiye katlanacak

    Birleşmiş Milletler’in (BM) Covid-19 salgını nedeniyle dünyada yeni bir açlık krizi yaşanması riskine karşı bir rapor yayınladı ve “Çok hızlı tedbirler alınmazsa dünyadaki açlık ikiye katlanacak” uyarısında bulundu.

    Birleşmiş Milletler (BM) Covid-19 salgını kapsamında dünyada yeni bir açlık krizi yaşanması riskine yönelik bir rapor yayınladı.

    Raporda, “Çok hızlı tedbirler alınmazsa dünyadaki açlık ikiye katlanacak” ifadelerine yer verildi. BM’nin raporuna göre dünyada Covid-19 nedeniyle ağır açlık çeken insan sayısı 2020 yılının sonuna kadar 250 milyonu aşacak. Raporun resmi sunumunu yapan BM Gıda Fonu yetkilisi Arif Husain, “Zaten son derece kırılgan olan bu kitle, Covid-19 nedeniyle felaketi yaşamak üzere” dedi.

    “75 MİLYON ÇOCUK ETKİLENECEK”

    Husain, 2019’da dünya nüfusunda açlık çeken 130 milyon kişinin salgının ekonomik etkileri ve gıda zincirinin darbe alması nedeniyle 2020 sonunda hesaplamalara göre 265 milyonu bulabileceğine dikkat çekti. Söz konusu durumun küresel ısınma ve 55 ülkede salgının ağır etkiler göstermesi nedeniyle “ağır gıda yetersizliği” durumuna yol açacağını bildiren Husain, “Bu durumdan 75 milyon çocuk etkilenecek” dedi.

    BM’ye göre söz konusu durumun engellenmesi için dünya ülkelerinin gecikmeden tedbir alması gerekiyor. Tedbir alınması konusunun önemine dikkat çeken BM Gıda Fonu yetkilisi Arif Husain, “Toplu halde bu dünya felaketine engel olmaya çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

  • Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu’ndan İstanbullulara uyuz uyarısı

    Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu’ndan İstanbullulara uyuz uyarısı

    İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu, İstanbulluları artan uyuz vakalarına karşı uyardı.

    İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası ve İstanbul Dişhekimleri Odası’ndan oluşan İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu, kentte son zamanlarda uyuz hastalığı olaylarında artış olduğunu belirterek bir dizi uyarıda bulundu.

    Artan uyuz hastalığı ile ilgili halkı bilgilendiren Koordinasyonu, belirtileri ve tedavi yöntemlerini de paylaştı.

    Koordinasyonun yazılı açıklaması şöyle:

    İSTANBUL HALKINI UYUZ KONUSUNDA UYARIYORUZ!

    İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu olarak İstanbul’da son aylarda sıklığı artan uyuz hastalığı ile ilgili olarak halkımızı bilgilendirmek istiyoruz.

    UYUZ NEDİR?

    Uyuz hastalığı, kaşıntılı döküntülerle seyreden, insandan insana bulaşmanın da olabileceği, toplu yaşam alanlarında daha çok kış aylarında yaygın görülen; insan gözü ile fark edilemeyen mikroskobik bir eklem bacaklı olan Sarcoptes Scabiei Hominis’in neden olduğu parazitik bir hastalıktır.

    Hastalık kadın, erkek ayırımı yapmadan her iki cinste, tüm yaş gruplarında, tüm etnik gruplarda, tüm sosyoekonomik düzeylerde görülebilir. Ciddi salgınlar yapabilmesi nedeniyle özellikle bakım evleri, yurtlar gibi toplu yaşanan yerlerde ve sosyoekonomik düzeyi düşük topluluklarda daha sık görülür. Vücut savunma mekanizması iyi olmayan kişilerde ağır bir seyir gösterebilir.

    UYUZ NASIL BULAŞIR?

    Hastalık kişiden kişiye genellikle 15-20 dakikalık bir sürede bile yakın temasla (aynı yatakta yatma, el ele tutuşma gibi) bulaşabilir.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Uyuz paraziti kişiye geçtikten sonra ortalama 3-6 hafta gibi bir süreden sonra şikayet oluşturmaya başlar. Özellikle geceleri artan, sıcak banyo ve duş ile şiddetlenen kaşıntı en önemli klinik bulgusudur. El parmak araları, el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kalçalar, kadınlarda meme uçları ve erkeklerde genital bölge kaşıntı ve lezyonların görülebileceği vücut bölgeleridir.

    En belirgin lezyonu parmaklar arasında dalgalı kirli bir çizgi halinde görülen, parazitin içinde yaşadığı, gri beyaz renkli, 1-10 mm uzunluğundaki tünel yapılarıdır. Bunun dışında deride küçük kabarıklıklar ve sertlikler, su toplamaları ve kepekli-kabuklu lezyonlar yapabilir.

    TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    Uyuz hastalığının tedavisi kişinin yaşına, bağışıklık sisteminin durumuna göre değişkenlik gösterir.

    Merhemler, solüsyonlar gibi yerel tedavi ajanları kullanıldığında ilacın tüm vücut bölgelerine uygulanmasına dikkat edilmelidir.

    Kullanılan çamaşır ve çarşafların 60 derecede yıkanması ve ütülenmesi gereklidir.

    Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı olan bir poşet içerisinde ortalama üç gün saklanması yeterli olacaktır.

    Başarılı bir tedavi sonrasında dahi hastalık bulgularının 2-6 hafta kadar devam edebileceği unutulmamalıdır.

    Aynı yaşam ortamını paylaşan tüm aile bireylerinin, o anda aktif şikayetleri olmasa bile aynı anda tedavi edilmesi gerekliliği unutulmamalıdır.

    UYUZDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ

    Uyuzdan korunmada hijyen fevkalade önemlidir.

    Başta okullar, özellikle yatılı okullar, bakımevleri, yurtlar, oteller, yatakhaneler olmak üzere insanların toplu halde bulundukları ortamlarda, toplu ulaşım araçlarında temizliğe son derece dikkat edilmelidir.

    Kişisel korunma için, hasta olduğundan şüphelenilen kişilerle temastan kaçınmak, iç çamaşırı, havlu, nevresim gibi kişisel eşyaların temizliğine dikkat etmek, vücut ile direkt teması bulunan eşyaları ortak kullanmaktan kaçınmak, ev, araba gibi alanların temizliğine dikkat etmek gerekir.

    Hastalık belirtileri oluştuğunda mutlaka bir sağlık kurumuna başvurunuz!

     

  • Dede Sezer’den İnanç Kurulu’na uyarı: Dayatmalarla Yol yürümez

    Dede Sezer’den İnanç Kurulu’na uyarı: Dayatmalarla Yol yürümez

    PİRHA- Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer Dede, yazılı bir açıklama yaparak İnanç Kurulu’ndaki işleyişi eleştirdi. Düşüncelerine, çağrılarına önem verilmediğini savunan Sezer, “Dayatmalarla, kutuplaşmalarla Yol’un yürüyemeyeceğini kaydetti.

    Alevi Bektaşi Bileşenleri İnanç Kurulu Üyesi Erdoğan Sezer Dede, “Sevgili canlar, pirler, dedeler, analar” başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Sezer açıklamasında, “Rızalık alınmadan, görev dağılımı yapılmadan, diğer kurum ve yöneticilerini hiçe sayarak, maddi olanakları öne sürerek, Mersin Şubesi, İnanç Kurulu’nun merkezi yapıldı” diyerek, ABF İnanç Kurulu’ndaki işleyişi eleştirdi.

    Şu anki ABF İnanç Kurulu’nun başkanının da rızalık alınmadan başkan seçildiğini belirten Erdoğan Sezer Dede, “Yandaş kişilerin listelere kayıt yapılmasını, kutuplaşılmasını ve yönetim kurulu üyeleri hakkında araştırma yapılmasını, toplum adına hareket edilmesini, açıklamalar yapılmasını doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

    “DAYATMAYLA ALEVİ YOLU YÜRÜMEZ”

    Dayatma sistemiyle Alevi Yolu’nun yürümeyeceğini vurgulayan Erdoğan Sezer Dede, şunları kaydetti:

    “Rızasız Yol’a gidilmeyeceğini ve inancımız için Yol aşkına canını vererek nasıl gelmişsek, inancımızı gelecek kuşaklara aynı şekilde aktarmamız gerektiğine inanıyorum. Yolumuzu süren dedelerimizin maddiyat meselesi gibi  rızasız lokma yenmesini unutup hiç bir öneriyi önemsemeyerek çok ısrarcı tavırlar alınması, ikinci toplantıya da Mersin Cemevi dayatması yolun çıkmaz sokak olduğunun göstergesidir.

    “ÇAĞRILARIMIZ, GÖRÜŞLERİMİZ DUYMAZLIKTAN GELİNİYOR”

    Düşünce ve görüşlerimizin liyakat usulü, ABF inançtan sorumlu başkan yardımcısına iletilerek yapılan çağrıların duymazlıktan gelinip yok sayılması, ciddiye alınmaması, liyakat sistemini yok sayarak ‘benim dediğim, benim istediğim olacak, her şeyi ben bilirim’ tavrı ile başka fikir ve düşünce önerilerini yok sayarak diretici bir yapı ile bu kadar sorunlu ve şaibeli yolda yürümeyeceğimden dolayı, çağrılarımızı yok saydıklarından dolayı Erzincan toplantısına katılmadım. Yaşadığım, hizmet ettiğim toplum ve gelmiş olduğum ocağım adına Alevi kamuoyuna ve canlara duyurulur.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Muharrem İnce YSK’yı uyardı: Görevinizi doğru yapın; yoksa sokaklara fotoğraflarınızı asarım

    Muharrem İnce YSK’yı uyardı: Görevinizi doğru yapın; yoksa sokaklara fotoğraflarınızı asarım

    Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce Kırklareli mitinginde konuştu. 24 Haziran gecesi için YSK’ya uyarılarda bulunan İnce “YSK üyelerini uyarıyorum abidik gubidik işlere girmeyin. Görevinizi doğru yapın yoksa bu ülkenin sokaklarına fotoğraflarınızı asarım. ” dedi.

     İnce’nin konuşmasından satır başları şöyle:

    “Vicdansız insafsız kim dedi sana. Bak şimdi burada en az 20 milletvekili var. Ben parti rozeti yerine Türk bayrağı astım. 80 milyonun cumhurbaşkanı olacağım için buraya tek başıma çıkıyorum. Arkadaşlarımı tanıtmıyorum. Herkes destek vermek istiyor. Dertleri başka, dertleri sözde benim moralimi bozacaklar, yalnızmışım. Yalnız olan biri var Türk medyası bugün yalnızdır. Japonya’dan bile bugün röportaj talep ediyorlar.

    “GÜLEN’İN KONUŞMASINDAN KORKUYORLAR”

    Dün Amerikalılardan haber geldi. Henüz Türkiye Cumhuriyeti bizden Fethullah Gülen’i usulüne uygun istemedi. Neden istemedi, çünkü ‘konuşur diye’ korkuyorlar, eski ortaklıklarını anlatır diye korkuyorlar.

    F-35 uçaklarının 6 senedir parasını veriyoruz ama vermiyorlar. Bu uçaklar helikopter gibi yukarıdan aşağı iniyor. Bu uçakları Türkiye’ye niye vermiyorsunuz? Neden seçimden 3 gün önce bu uçakları Türkiye’ye vereceğinizi açıklıyorsunuz, neden? Cevap basit. Sizin gözünüzü boyamak için…

    İngiltere Türkiye’ye 5 yıl büyükelçiyi göndermedi. Bunun nedeni Mustafa Kemal Paşa savaşı kazandı ama devleti kuramaz diye 5 yıl büyükelçi göndermediler.
    Atatürk bu savaşı hissetti dedi ki ‘Türkiye’nin etrafına bir barış halkası kurayım.’ Hemen Sadabat Paktı’nı kurdu. Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ile Balkan Paktı’nı kurdu.
    ‘Doğu-batı sağlam olsun ülkemi sağlama alayım’ dedi. Türkiye’de bir yıldır ABD Büyükelçisi yoktur. Türkiye’nin Şam’da büyükelçisi yoktur yıllardır. Dört milyon Suriyeli Türkiye’de 40 milyar dolar para harcamışız. Nasıl göndereceğiz biz Suriyelileri? Size söz veriyorum Muharrem İnce seçildiğinde ABD ile ilişkiler büyükelçi düzeyinde olacak…

    FİLİSTİN MİTİNGİ

    Kumkapı’da bugün bir miting yapılıyor. Miting Filistinliler için değildir. Miting seçim için yapılıyor seçim.

    “ANTEP FISTIĞI İTHAL EDİLİR Mİ?”

    Muharrem İnce Cumhurbaşkanı seçildiğinde, gelir düzeyini adaletli yapsak herkesin maaşı iki katına çıkar.

    Bayram gelince aklımıza baklava gelir değil mi? Tarım Bakanı ‘ithal edelim’ diyor. Bakanın adı Fakıbaba milletin adı fakir baba.  Yav vicdansız Antep fıstığı ithal edilir mi? Sende hiç vicdan yok mu? İki Trakya büyüklüğünde tarım alanı ekilemiyor. Mazotun artışı yüzde 27. Türkiye Cumhuriyeti çiftçisine borçludur. O borcu bu çiftçi çocuğu hemen ödeyecek.

    SINAV MI ÖNEMLİ SEÇİM Mİ?

    Seçimin tarihi mi önemli sınavın tarihi mi?  Bu ülkenin geleceğini düşünmeyip seçim tarihini düşünerek çocukların geleceğinden ne istiyorsunuz?

    ŞEKER FABRİKALARININ SATIŞINA TEPKİ

    Kardeşim sen ne yaptıysan zarar ediyor. Ben soruyorum sana sen hiç Alpullu Şeker Fabrikası yaptın mı? Hem de 1926’da. O şeker fabrikaları keyif için kurulmadı.
    Memleketimin çocukları ishalden ölüyordu onlara şekerli su lazımdı onun için kuruldu. Cumhuriyetin 3 beyazı 3 siyahı vardı. Ama sen şimdi satıyorsun. Alanlara sesleniyorum sakın ha güvenmeyin. Yeniden gözden geçireceğiz. Bunu böyle bilsin.

    ÖRTÜLÜ ÖDENEK ELEŞTİRİSİ

    Türkiye’de AKP ile birlikte bir örtülü ödenek tartışması vardı. Kanunu değiştirdiler Başbakan kullanıyordu Cumhurbaşkanı da örtülü ödenek kullanır oldu. 2018’in ilk 4 ayında 747 milyon lira kullandılar. Nereye kullandın bunu seçim çalışmalarına mı kullandın, bilelim? Benim cumhurbaşkanlığımda harcamalarımın hepsini iki milletvekiline gösterip öyle imha edeceğim. Erdoğan oturup tek başına bütçe yapıyor. Allah’ın izniyle cumhurbaşkanı olduğumda bütçe yapma hakkını Meclis’e iade edeceğim.

    “MARKA ÜRETMEMİZ LAZIM”

    Bizim marka üretmemiz lazım. Hedefimiz teknoloji oluşturmaktır. Biz fason çalışıyoruz. Bizim marka tasarım ve teknoloji üretmemiz lazım. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız. Hepinizde akıllı telefonlar var. Hedefimiz onları yapmaktır onları.

    “DOKTORU DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    Bu seçimlerden sonra ya doktoru değiştireceğiz ya da uçurumu boylayacağız. Seçimi kaybederseniz ne yapacaksınız? diye soruyorlar. Üç seçenek var diyor. Bana sordu gazeteci. Benim Cumhurbaşkanlığım döneminde o da huzurlu yaşayacak.

    24 Haziran günü oyumu kullanıp Yalova’da doğru Ankara’ya gideceğim. 50 bin avukata sesleniyorum, cübbeleriniz hazır olsun. 24 Haziran akşamı 50 bin avukat ile YSK önüne gideceğim. YSK üyelerini uyarıyorum abidik gubidik işlere girmeyin. görevinizi doğru yapın yoksa bu ülkenin sokaklarına fotoğraflarınızı asarım.”

  • YSK temsilcilerinden önemli uyarı: Seçim güvenliği ortadan kalkıyor

    YSK temsilcilerinden önemli uyarı: Seçim güvenliği ortadan kalkıyor

    AKP-MHP’nin seçim ittifakı teklifine partilerin YSK temsilcilerinden tepki geldi. CHP’li ve HDP’li temsilciler seçim güvenliğinin ortadan kalkacağınına dikkat çekti.

    AKP-MHP’nin seçim ittifakı teklifine partilerin YSK temsilcilerinden tepki geldi. CHP’li Mehmet Hamidi Yakupoğlu, AKP’yi “kendi taleplerini meşrulaştırmak” ile suçlarken, HDP’li Mehmet Tiryaki ise, “seçim güvenliğinin ortadan kalkacağına” dikkat çekti.

    Meclis’te AKP ve MHP ortaklığıyla hazırlanan ve kamuoyunda “İttifak Yasası” olarak bilinen kanun teklifine dair mesai başladı. Partilerin ittifak temelinde seçimlere birlikte girmesini öngören düzenleme, birçok açıdan da tartışılmaya devam ediyor. Sandık bölgelerinin birleştirilmesi, taşınması ve karma seçmen listelerinin hazırlanması seçim güvenliği noktasında tartışılan en temel başlıklardan birkaçı.

    Düzenlemeye göre, vali veya İl Seçim Kurulu’nun talebi üzerine YSK’ye sandık bölgelerinin birleştirilmesi, taşınması, karma seçmen listelerinin hazırlanması yetkileri ile hasta ve engelli bireyler için seyyar sandık uygulaması öngörülüyor. Yine mülki idare amirlerinin, seçim süreçlerine doğrudan müdahale etmesinin önünü açan bu düzenleme, “seçimlerin tarafsızlığına gölge düşürecek” tartışmasını beraberinde getirdi. Son yıllarda özellikle bölge kentlerinde başvurulan bu yöntemin amacı, seçmen kaydırmaya ve seçmen denetimini ortadan kaldırmaya zemin hazırlamak.

    KAMUDA MUHALİF KALMAMIŞKEN SANDIK KURULLARI KAMUDAN SEÇİLECEK

    Benzer şeklide düzenleme kapsamındaki maddelerden biri de, sandık kurulu başkanlarının ilçelerde görev yapan kamu görevlileri arasından kura ile belirlenmesi. Sandık başkanlarının kamu görevlileri arasından seçilmesi, özellikle OHAL sürecinde kamudan toplu ihraçların yaşanmış olmasından dolayı sandık üzerinde siyasi iktidarın doğrudan ağırlığının olmasının da yolunu açacak.

    KORUCULAR SANDIK BAŞINDAN AYRILMAYABİLİR

    Düzenlemede tartışma yaratan bir diğer husus ise, seçmene “ihbar” ile sandık çevresine kolluk gücü çağırma yetkisinin verilmesi. Hali hazırda seçmenin sandık kurullarına şikayet hakkı bulunmakta, ancak bu düzenleme ile her sandığa sandık kurulu üyesi ve müşahit dışında bir de kolluk gücünün gelmesinin yolu açılacak. Aynı şekilde bölge kentlerinde her seçim döneminde gündeme gelen korucuların silahlarıyla sandık alanlarına girmesinin de böylece yolu açılmış olacak.

    Yüksek Seçim Kurulu’nun CHP’li temsilcisi Mehmet Hamidi Yakupoğlu, söz konusu düzenlemelerin “seçim güvenliğini” ortadan kaldırdığını ifade etti.

    “AKP KENDİ TALEPLERİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR”

    Yakupoğlu,  söz konusu tartışmalı düzenlemelerin AKP’nin son beş seçimde bir şekilde YSK’nin gündemine getirdiği teklifler olduğunu ve bunun önemli bir kısmının reddedilmesine karşın, bu teklifle bu taleplerin hayata geçirilmek istendiğini söyledi.

    “Bütün düzenlemeler önümüzdeki seçimlerdeki seçim güvenliğini ortadan kaldırmaya yöneliktir” diyen Yakupoğlu, AKP’nin bu teklifle kendi taleplerini meşrulaştırmak istediğine dikkat çekti.

    “SEÇME HAKKI İHLAL EDİLECEK”

    Sandık birleştirme ve taşıma konusunun, özellikle 16 Nisan referandumunda sıklıkla gündeme geldiğini, ancak YSK’nin büyük bir kısmını reddettiğini hatırlatan Yakupoğlu, “Ancak şimdi bu yetkiler valiye veriliyor ve YSK de önüne gelecek olan bu talepleri kabul edecek. Buçok tehlikeli bir şey.  Sandıklar taşınacak. Peki ya seçmenler nasıl taşınacak? Seçmen taşınmadığı zaman seçme hakkı ihlal edilmiş olacaktır” dedi.

    Yine ilk kez hayata geçirilecek olan “mobil sandık” işlemenin de tartışmalı olduğunu söyleyen Yakupoğlu, “Sandığın yerinden kımıldamaması gerekir. Bunun uygulandığı yerler 1-2 milyon seçmenin olduğu ülkelerdir. 53 milyon seçmenin olduğu Türkiye’de, bu sandıklar nasıl götürülecek, siyasi parti temsilcileri hep birlikte nasıl eve gidecek, o engelli seçmen nasıl gizli oy kullanacak?” diye sordu.

    “16 NİSAN’DAKİ USULSÜZLÜK MEŞRULAŞTIRILIYOR”

    Mühürsüz oyların geçerli sayılması yönündeki düzenlemeyi de, yine 16 Nisan referandumunda ortaya çıkan durumla değerlendiren Yakupoğlu, şunları söyledi: “Mühür nedir? Kullanılmayan oy pusularını denetlemeyi sağlar. Ben 16 Nisan’da kullanılmayan pusuları denetleyebildim mi? Hayır. İşte bu düzenlemeyle de 16 Nisan’da yaşanılanlar usulsüzlükler şimdi meşru hale getiriliyor.”

    Kolluk güçlerinin “ihbar” ile sandık başına gelmesinin de seçmen üzerinde bir baskı oluşturacağı uyarısında bulunan Yakupoğlu, “Jandarma ve polis akşama kadar sandığın yanından ayrılmayabilir. Bu da seçmenler üzerinde bir baskı olacak. 16 Nisan’da doğu ve güneydoğu kentlerinde birçok seçmen sandığa gitmedi. Çünkü sandık çevresinde polis ve jandarma konumlanmış durumdaydı ve doğal olarak gitmekten imtina etti” diye konuştu.

    Yakupoğlu, düzenleme için  “Tüm bunlar tam anlamıyla bir facia. Burada sorun, siyasi partileri sandıktan uzaklaştırmak, devleti sandığına başına yaklaştırmaktır” dedi.

    TİRYAKİ: HDP’Yİ HEDEFLİYOR

    Yüksek seçim Kurulu’nun HDP’li temsilcisi Mehmet Tiryaki de, tartışma yaratan bu başlıklara ilişkin yaptığı değerlendirmede, sandık taşıma ve birleştirme düzenlemesinin özünde HDP’nin yüksek oy aldığı bölgeleri hedeflediğini vurguladı.

    Tiryaki, “Jandarma, polis ya da korucuların bulunduğu, silahlar gölgesinde oy kullanılıyorsa, o seçimin güvenilirliği yoktur. O nedenle askeri tesisin içine, karakola sandık kurulamayacağı yasada düzenlenmiştir. Sandık başına güvenlik güçlerinin çağrılmasıyla ilgili düzenleme sandık bölgelerini askeri alan yapacak niteliktedir” ifadelerini kullandı. (Ankara/MA)

  • Birleşmiş Milletler’den ABD’ye ‘ırkçılık’ uyarısı

    Birleşmiş Milletler’den ABD’ye ‘ırkçılık’ uyarısı

    Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, ABD’de artan ırkçılık olaylarıyla ilgili ülkeye bir uyarı verdi.

    Geçen hafta ABD’nin Virginia eyaletindeki Charlottesville‘de insan hakları savunucusu Heather Heyer’in yaşamını yitirmesine yol açan çatışmaların ardından verilen uyarıda ABD hükümetini ırkçılığı “tartışmasız ve koşulsuz bir şekilde reddetmeye” çağırdı.

    İngiltere‘de yayınlanan Guardian gazetesinin bugünkü manşetinde yer verdiği habere göre bu tür uyarı alan az sayıda ülke bulunuyor. Son 10 yılda yalnızca Burundi, Fildişi Sahili, Nijerya, Irak ve Kırgızistan böyle bir uyarı almıştı.

    ABD en son 2006 yılında Batı Şoşon yerlilerinin toprak hakları üzerine çıkan bir çatışma nedeniyle böyle bir uyarı almıştı.

    Dün bir açıklama yapan BM komitesi başkanı Anastasia Crickley, “Irkçı sloganlar, marşlar, neo-naziler ve Ku Klux Klan‘ın beyazların üstünlüğünü savunup nefret yayan konuşmalarıyla dolu ırkçı gösteriler bizi harekete geçirdi” dedi.

    Crickley, “ABD hükümetini, üst düzey siyasetçileri ve kamu görevlilerini, Charlottesville ile ülkenin geri kalanında ortaya çıkan ırkçı nefret söylemini ve suçları tartışmasız ve koşulsuz bir şekilde reddetmeye ve kınamaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    Haroon Siddique ve Oliver Laughland imzalı habere göre ABD’li insan hakları danışmanlığı örgütü Southern Poverty Law Center’ın direktörü Lecia Brooks, “ABD Başkanı’nın ırkçılığı lanetlemeyi başaramaması nedeniyle BM’nin ABD’yi ırkçılığın tehlikeleriyle ilgili uyarmak zorunda kalması üzüntü verici” yorumunda bulundu.