Etiket: UYUŞTURUCU

  • Dersim Hozat’ta uyuşturucuya karşı mücadele çalışmaları sürüyor

    Dersim Hozat’ta uyuşturucuya karşı mücadele çalışmaları sürüyor

    PİRHA-Dersim’de Hozat Toplumsal Dayanışma ve Mücadele Komisyonu, gençliği hedef alan uyuşturucu ve madde bağımlılığına karşı çalışmalarını sürdürüyor. Komisyon, köy ve mahalle çalışmalarının ardından bildiri dağıtımı ve afiş çalışması yaptı. 

    Dersim’in Hozat ilçesinde “Gençlik Bizim, Gelecek Bizim” şiarıyla kurulan Hozat Toplumsal Dayanışma ve Mücadele Komisyonu, uyuşturucu ve madde bağımlılığına karşı yürüttüğü çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

    Demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin içinde yer aldığı komisyon üyeleri köy ve mahalle çalışmalarının ardından bugün de  Hozat merkezde bildiri dağıtımı ve afiş çalışması yaptı.

    Hozat’ın her köşesinde uyuşturucuya ve yozlaşmaya karşı mücadele ateşini harlayacaklarını vurgulayan komisyon, halkı bu onurlu direnişe omuz vermeye davet etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Delil Hıdır: Dersim’in kanaat önderlerinin uyuşturucu ve çeteleşme sorununu çözmesi gerekiyor-VİDEO

    Delil Hıdır: Dersim’in kanaat önderlerinin uyuşturucu ve çeteleşme sorununu çözmesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin artması üzüntü verici olduğunu ifade eden Sanatçı Delil Hıdır, “Çetecilik ve uyuşturucu bir toplumu yok eder ve o toplumun bütün dinamiklerini ortadan kaldırır. Bir araya gelip bu soruna ilişkin çözüm geliştirmeliyiz” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Sanatçı Delil Hıdır ile kentte son zamanlarda artan uyuşturucu, çeteleşmeye ilişkin çözüm noktasında neleri yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    “ÇETECİLİK VE UYUŞTURUCU BİR TOPLUMU YOK EDER”

    Bu topraklarda geçmişten bugüne kadar zulme ve katliamlara uğradıklarını belirten Delil Hıdır, “1938 Katliamı ile birlikte inançsal, kültürel ve dil konusunda yok olmanın eşiğine geldik ancak daha sonra geride kalanlar yeniden Dersim’i inşa ettiler. Bugün ise Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin artması üzüntü verici. Çetecilik ve uyuşturucu bir toplumu yok eder ve o toplumun bütün dinamiklerini ortadan kaldırır. Çünkü eğer bir toplumu yok etmek istersen önce gençliğini yok edersin. Gençlere çağrım Hızır’ı, Düzgün Baba’yı, Munzur Baba’yı severseniz kendi inancınıza ve kendi kültürünüze dönün. Eğer biz kültürümüzü kaybedersek elimizde hiçbir şeyimiz kalmaz. Bir devlette sorunlar mahkemelerde çözülürdü ama bizim coğrafyamızda bir haksızlık olduğu zaman pirler çözerdi. O yüzden uyuşturucu ve çeteleşme sorununu da Dersim’in kanaat önderlerinin çözmesi gerekiyor” dedi.

    “BİR ARAYA GELİP SORUNLARIMIZA İLİŞKİN ÇÖZÜM GELİŞTİRMEMİZ LAZIM”

    Dersim’deki uyuşturucu ve çeteleşme sorununun çözümü için sanatçılara ve çağrı yapan Hıdır, “Hem Avrupa’daki hem de Türkiye’deki aydınlar, sanatçılar ve kanaat önderleri bir araya gelip eğitimler başlatmalı. Avrupa’da da Afganistan ve Suriye’den gelen insanların çeteleşmesinin önüne geçmek için sendikalar, aydınlar, sanatçılar, psikologlar, doktorlar bir araya gelip sorunun çözümü için tartışma başlatıyorlar. Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı yürüyüş yapılması iyi bir şey ama daha sonra hiçbir şey yapmamak olmaz. Bir araya gelip bu soruna ilişkin çözüm geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, halkı çeteleşmeye karşı yürüyüşe davet etti-VİDEO
    -Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO
    -Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO
    -Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO
    -Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO
    -Doğan Çelik: Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir-VİDEO

  • Doğan Çelik: Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir-VİDEO

    Doğan Çelik: Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin çoğalmasına dair konuşan Sanatçı Doğan Çelik, “Dersim’in sanatçılarına, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilerine ve inanç kurumlarına büyük sorumluluklar düşüyor. Herkes birlikte hareket etmeli ve ‘kentimiz için ne yapmalıyız?’ diye sormalıyız. Dersim, dili ve inancına sarılırsa yeniden kendi kimliğini bulabilir” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Sanatçı Doğan Çelik ile kentte son zamanlarda artan uyuşturucu, çeteleşmeye ilişkin çözüm noktasında neleri yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    “ÇETELEŞME VE UYUŞTURUCU İÇİN YÜRÜYÜŞ ANLAMLIDIR AMA TEK BAŞINA BİR ŞEY DEĞİŞTİRMEZ”

    Böyle güzel bir halkın evlatlarının böyle olmaması gerektiğini söyleyen Doğan Çelik, “Son 10-15 yıl içerisinde çeteleşme ve uyuşturucu çoğaldı ve yaşananlar çok üzücü bir şey. Burada tabii ki çocuklarını yetiştirirken anne ve babalara da büyük görevler düşüyor. Sokakta kültürle ve dille ilişkilenen insan da bulamıyoruz. O yüzden bence dilinden ve inancından ne kadar uzaklaşırsan o kadar başka bir şeye dönüşürsün. Bir de Dersim’de siyasi çalışmalar yürüten arkadaşlara da çok iş düşüyor. Çünkü onlar bu kentin siyasetini yürütüyorlar, dolayısıyla öncülük yapan arkadaşlarımız bire bir sokakta sürekli insanlarla ilişkili olmak zorundalar. Çeteleşme ve uyuşturucu için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürümek anlamlıdır ama tek başına bir şey değiştirmez” dedi.

    “SANATÇILARA, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE, SİYASİ PARTİLERE VE İNANÇ KURUMLARINA BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR”

    Dersim merkezin dışında artık köylerde de sıkıntılar yaşanmaya başlandığını belirten Çelik, “Köylerde de vakalar olmaya başladı. Sosyalizmin omurgasının olduğu yerde bu tür şeylerin çoğalması da garip bir durum. O yüzden Dersim’in sanatçılarına, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilerine ve inanç kurumlarına büyük sorumluluklar düşüyor. Herkes birlikte hareket etmeli ve kentimiz için ne yapmalıyız diye sormalıyız. Dersim’deki gençlerle sohbet etmek zorundayız ve onlara alan açıp görev ve sorumluluklar vermeliyiz” diye ifade etti.

    “DERSİM, DİLİ VE İNANCINA SARILIRSA YENİDEN KENDİ KİMLİĞİNİ BULABİLİR”

    Dersim’in yeniden kendi kimliğini bulması için diline ve inancına sarılması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Toplumun inancı ve dili üzerinden o insanlara gidersen o insanlar hatalarında vazgeçebilirler. Ama günümüzde kent sokağında böyle bir anlayış yok biz tüm inançları köylere, dağlara yüklüyoruz bu da yanlış bir yöntem. Kentin merkezinde de bu işler sürdürülmeli. O yüzden senin diline ve inancına sarılmayan bir toplum anlayışı varlığını yürütmesi mümkün değildir. O yüzden Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri bu işlere bulaşmış kişilerle sosyal medyadan değil de bire bir konuşmalılar” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, halkı çeteleşmeye karşı yürüyüşe davet etti-VİDEO
    -Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO
    -Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO
    -Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO
    -Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO

  • Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO

    Cevdet Konak: Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Son zamanlarda artan uyuşturucu ve çeteleşmenin altında sistemin olduğunu vurgulayan yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, “Dersimlilerin değerlerine hep birlikte sahip çıkması lazım. Bizim de sisteme karşı demokratik alanlarda mücadele etmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda her mahallede demokratik alanda bir meclisleri oluşturmamız gerekiyor” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ile kentte son zamanlarda artan uyuşturucu, çeteleşmeye ilişkin çözüm noktasında neleri yapılması gerektiği üzerine konuştuk.

    “DERSİM, ZULÜMLER YAŞAMIŞ BİR COĞRAFYA”

    Atalarının kendilerine yüklediği sorumluluk gereği Dersim coğrafyasını ekonomik, sosyal, kültürel, inançsal ve politik alanda kuşatmış olmaları gerektiğini vurgulayan Cevdet Konak, “Dersim zulümler yaşamış bir coğrafya. 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde katliamlar, soykırımlar, baskılar, olağanüstü haller, köy boşaltmalar gibi birçok olayla sistem özel savaş araçlarını devreye koyarak Dersim’de her türlü asimilasyonu yaratmış. 1937’de Dersim eyaletinin nüfusu 110 bin bugün ise Dersim’in nüfusu 93 bin. Sistem tarafından uygulanan politikalardan dolayı sürekli göç veren bir coğrafyayız” diye belirtti.

    “EN ZOR DÖNEMLERDE BİLE DERSİMLİLER ASİMİLASYONA VE YOZLAŞMAYA İZİN VERMEDİ”

    En zor dönemlerde dahi değerlerine ve coğrafyanın kutsallığına inanan her Dersimli ve Dersim dostunun asimilasyona ve yozlaşmaya izin vermediğini belirten Cevdet Konak, “Çünkü toprağının kutsallığına inanan bir halk olarak kimseye haksızlık yapmamış ama kendisine yapılan haksızlara karşı da direnip boyun eğmemiş. 1970’li yıllara kadar süreç farklı ama 1970’li yıllarda devrimci mücadelenin gelişmesi ve büyümesi, 1980’lere doğru da yurtsever yapının güçlenmesi Dersim’de yeni bir dönemin başlangıcı olmuş. Biz de bu geleneği devam ettirenlerin kuşağıyız” diye ifade etti.

    “SON 5-6 YILDA İÇİMİZİ SIZLATAN BİR ÇOK OLAY YAŞANDI”

    2016-2017 yıllarına kadar Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin sadece binde birinin yaşandığını söyleyen Cevdet Konak, “Eskiden bir çözüm gücü vardı. Özel mülkiyette yaşanan sorunlara, köyler arasındaki çelişkilere müdahale edilirdi ve birlik ile beraberlik içerisinde sorunlar çözülürdü. Eskiden gençlerin kendisine bir güveni vardı. Gençlerin elinde Lenin’in ilkeleri, bir Marksist-Leninist’in toplu yazıları, diyalektik ve materyalizm kitapları vardı. Bu anlamda hem siyasal anlamda kendisini geliştirirdi hem de kendisi değiştiği gibi toplumu da değişme ve dönüşüme zorlardı. Ama son 5-6 yıldır içimizi sızlatan birçok olay yaşandı. Baskılarla, olağanüstü hallerle, göç ettirmeyle bölgeyi asimile edemeyen sistem bu süreçte de Dersim’i pazar olarak seçmiş” dedi.

    “ZAMANINDA DOĞRU MÜDAHALELERDE BULUNMADIK”

    Dersim’de bağımlılık oranının %35-40 olduğunu ifade eden Cevdet Konak, “Ama biz buna karşı demokratik alanda ne yapıyoruz? Bizim de ciddi bir eksikliğimiz var. Biz zamanında doğru müdahalelerde bulunmadık. Aileler huzursuz, tedirgin, panik içerisinde. Onlarca aileyle karşılaştığımızda gözyaşı dökerek çocuğunu kurtarmak istediğini ifade ediyor. Ama bazı kesimler tarafından da gençlerimiz kutuplaştırılıp, gruplar haline getirilmiş. Bütün gençler açısından söylemiyorum ama bazıları da kendisini bazı bağımlılık araçları üzerinde var etmeye çalışıyor. Ama oturup konuştuğumuzda eksik ve hatalarını kabul eden ve bu yönde yanlış hareket ettiğini söyleyen gençlerimiz de var. Yani Dersim gençliği konuşulup, anlatıldığı zaman ikna edilebilecek yapıdadır. Ama bazı gençlerimiz metropol kentlere gidip Dersim’e döndüğünde kendisinde olumlu ve olumsuz yönde değişiklikler oluyor. Metropol kentlerde edindiği kötü alışkanlıkları kendisiyle beraber Dersim’e getiriyor. Uyuşturucu sadece Dersim’in değil ülkenin genel sorunu. Ancak Dersim’de bu sorunlara bir an önce müdahale edilmesi noktasında halkımızın da çağrısı var” diye belirtti.

    “HER MAHALLEDE DEMOKRATİK ALANDA SAVUNMA GÜCÜ OLUŞTURMAMIZ GEREKİYOR”

    Yakın zamanda gecikmiş olsa da uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı bir eylem yapıldığını söyleyen Konak, şunları dile getirdi:

    “Yapılan açıklamada gençlere çağrılar yapıldı. Dersim’de yaşayan veya Dersimli olup diasporada yaşayan Dersimlilerin değerlerine hep birlikte sahip çıkması lazım. Yoksa sistem her dönem buranın kültürüne, diline, kimliğine yönelik yönelimlerde bulunmuş. Dolayısıyla bizim de sisteme karşı demokratik alanlarda mücadele etmemiz gerekiyor. Bağımlılığa karşı hep birlikte nasıl mücadele ederiz? Bunun da yöntemleri ve araçları var. Birebir bizim aileleri tespit edip ailelerle görüşme yapmamız gerekiyor. Her mahallede, her caddede, her sokakta oturan halkımızla bir araya gelmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda her mahallede demokratik alanda bir savunma gücü oluşturmamız gerekiyor. Bunun yolu yöntemi de meclislerin bir an önce oluşmasıdır. Meclislerin içerisinde sadece belirli siyasi çevrelerin olması yeterli değil. Meclislerin içerisinde kanaat önderlerimiz, pirlerimiz, mahalle muhtarları ve ailelerin de olması gerekiyor. Çünkü arka sokakta olup biteni bilemiyorsun, göremiyorsun.

    Evet bir karşı çıkış var ama şu anda bu yeterli değil. Bizim bunu hızlı bir şekilde kısa, orta, uzun vadede planlamalar yaparak gerçekleştirmemiz gerekiyor. Uyuşturucuyla ve bağımlılıkla mücadele edecek alanlar yaratmamız gerekiyor. Sistemin saldırılarına karşı toplumsal bir gücü örgütlememiz gerekiyor. Yoksa ani yürüyüşler ile çıkışlar, arada bir bunları tartışmak bu soruna çözüm getirmeyecektir. Bizim her gün bu mevcut süreci takip ederek bağımlılığın her çeşidine, her türüne karşı mücadeleyi daha da büyütmemiz gerekiyor. Hatta değerlerimizi yıpratan ama çağrılara uyum sağlamayan, halen bu bağımlılık noktasında gençlerimizi kendisine pazar olarak kullanan bireylerin de teşhir edilmesi gerekiyor.”

    “DERSİM’E UYUŞTURUCU VE SİLAHLAR UZAYDAN GİRİŞ YAPMIYOR”

    Dersim’in her tarafında kontrol noktaları ve mobese kameralarının olduğuna dikkat çeken Konak, “Dolayısıyla basın açıklamalarına gelen kolluk güçleri bu noktalarda da gerekli denetimi sağlamalılar. Dersim’de kişi başına bir asker, polis düşüyor. Nereden geliyor o zaman uyuşturucu ve silahlar herhalde uzaydan buraya giriş yapmıyor. Dolayısıyla bu coğrafyada kamu adına görev yapan herkesin kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor” dedi.

    “BU COĞRAFYAYA TÜM DERSİMLİLERİN BİRLİKTE SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Dersim’in her tarafında kefensiz toprağa düşenlerin izleri olduğunun altını çizen Konak, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “1937-1938 yıllarında katledilen atalarımızın bize miras olarak bıraktığı bu coğrafyaya tüm Dersimlerin birlikte sahip çıkması gerekiyor. Gençlerimize de çağrımız sorunlarını kurumlarıyla paylaşabilirler. Tüm demokratik kurumlarımızın ve siyasi partilerimizin kapıları gençlerimize açık. Gençlerimiz buralara gelip kendi sorunlarını tartışsınlar, birlikte ortak çözümler bulalım.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, halkı çeteleşmeye karşı yürüyüşe davet etti-VİDEO
    -Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO
    -Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO
    -Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO

  • Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşmenin artmasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Uyuşturucu ve çeteleşmeye devlet izin veriyor. Gençlerimiz devrimcilik yapmasınlar diye devlet uyuşturucu veriyor. Dersim halkı da gençlerinin bu tuzaklara düşmesine engel olmalı” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu ve çeteleşme artarken, halk bu durum karşısında endişeli. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde 10 Temmuz’da ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapılmıştı.

    Yurttaşlara, Dersim’de son zamanlarda yaygınlaşan çeteleşme ve uyuşturucuya ilişkin mikrofon uzattık.

    “DERSİM HALKI, GENÇLERİNİN TUZAKLARA DÜŞMESİNE ENGEL OLMALI”

    Uzun yıllardır Dersim gençliği üzerinde oyun oynandığını söyleyen Hüseyin Ayrılmaz, “Dersim gençliğini uyuşturucuyla çürütmek ve gerçek sorunlarından uzaklaştırmak istiyorlar. Son zamanlarda bu iş şiddete ve silaha dönüştü. Dersim’de bir çetecilik geliştirilmeye çalışılıyor. Tarihi, kültürü ve değerleriyle anılan Dersim’i kötü şeylerle anılmasını istiyorlar. Ben bir insan olarak asla buna müsaade edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Dersim halkı da gençlerinin bu tuzaklara düşmesine engel olmalı” dedi.

    “ARTIK GENÇLERİMİZ UYUŞTURUCU KULLANIYOR”

    Dersim’de artık uyuşturucu ve çeteleşme olmasına şaşırdığını belirten Fındık Akaygün, “Gençlerimiz bugüne kadar üzerinde bıçak ve silah taşımazken artık üzerinde taşıyorlar. Eskiden gençlerimiz uyuşturucu kullanılmasına izin vermezlerdi şimdi gençlerimiz uyuşturucu kullanıyor. Eskiden Dersim temizdi ama artık buraya her türlü kötü şeyi soktular” diye ifade etti.

    “ÇOCUKLARIMIZI KORUMALIYIZ”

    Uyuşturucu ve çeteleşmeye devletin izin verdiğini vurgulayan Kazım Akaygün ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Gençlerimiz devrimcilik yapmasınlar diye devlet uyuşturucu veriyor. Geçmişte de bu politikayı uyguluyorlardı şimdi yine devam ediyorlar. Eskiden su kenarında ailemle oturabiliyorduk ama korkudan gidemiyoruz artık herkes silahlı olduğu için korkuyoruz. Çocuklarımızla konuşmalıyız, onları korumalıyız. Kimse ses çıkarmıyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZI ZEHİRLEYENLER YAKALANABİLİR”

    Bedriye Sevim, “Dersim önceden temiz bir yerdi, şimdi batmış. İnsan korkuyor ki gezsin” diye belirtti.

    Dersim’de uyuşturucu ve çeteleşmenin artmasında devletin de suçu olduğunu ifade eden Saniye İldeniz, “Bu şehrin güvenlik güçleri var Elazığ’dan Dersim’e gelirken 5 defa kimlik kontrolünden geçiyoruz. Dersim’de her sokakta mobese kameraları var. Çocuklarımızı zehirleyenler belli kişilerdir, yakalanabilir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO

    Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Dersimli sanatçı, şair ve yazarlar, özel savaş politikaları ekseninde gelişen ve son dönemde artan çatışmalar, çeteleşme, uyuşturucu trafiği ve şiddet olaylarına karşı Dersimliler ve dostlarını mücadele etmeye ve ses çıkarmaya çağırdı.

    Dersimli sanatçı, şair ve yazarlar Hüseyin Ayrılmaz, Hasan Sağlam, Sultan Karataş, Berivan Kaya, Selman Yeşilgöz, Hıdır Işık, Önder Birol Bıyık, Kadri Önal, Doğan Çelik, Ergin Doğru, İbrahim Karakaya, Cevahir Bedel sanal medya hesaplarından paylaştıkları videolar ile Dersim’deki özel savaş politikalarına karşı çağrıda bulundular.

    Sanatçı, şair ve yazarlar çektikleri görüntüler ile Dersim’de yaşanan çatışmalar, şiddet olayları, çeteleşme faaliyetleri ve uyuşturucu trafiğinin toplumu derinden yaraladığını belirterek, Dersimlilerin topraklarının ruhuna ve kültürüne aykırı olan gelişmeleri asla kabul etmemesi gerektiğini ifade ettiler.

    1938 Dersim soykırımı ile başlayan ve asimilasyon, köy yakmaları, maden-baraj projeleri, zorunlu göç, ajanlaştırma ile devam eden süreçlerin son yıllarda kendisini uyuşturucu çetelerinin çatışmaları ile devam ettirdiğini dile getiren sanatçı ve yazarlar toplumun ahlaki ve politik gerçekliğinin özünden koparılmak istendiğine işaret ettiler.

    Yine toplumsal birlik ve huzurun hedef alındığına vurgu yapan sanatçılar Dersim kültüründe yeri olmayan uyuşturucu, tefecilik ve çetecilik ve tüm özel savaş politikalarına karşı Dersimliler ve dostlarını gençleri korumaya ve ses çıkarmaya çağırdı.

    PİRHA/DERSİM 

  • Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO

    Dersim’de uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı yürüyüş: Dersim sahipsiz değildir!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de, ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla yürüyüş yapıldı. Yürüyüşte sık sık ‘Dersim’de çete istemiyoruz’ sloganı atıldı. Dersim’de artan şiddet olaylarında devlet politikasına bakılması gerektiğini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Gençliği değersizleştirmeye çalışan bu sisteme karşı bizlerde gençlerin daha fazla örgütlenebileceği, söz kurabileceği alanları yaratmak zorundayız” diye konuştu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde ‘Uyuşturucuya, çeteleşmeye ve her türlü şiddete hayır diyoruz’ şiarıyla Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş düzenledi.

    Yürüyüşe DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    Yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş okudu.

    “HERKES BİLMELİDİR Kİ DERSİM SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    Dersimliler olarak bu toprakların ruhuna ve kültürüne aykırı olan gelişmeleri asla kabul etmediklerini vurgulayan Özcan Ateş, “Bu gelişmelerin kökeninde Dersim’in tarihsel kimliğine yönelik uzun süredir devam eden saldırıların olduğunun farkındayız. Herkesin bildiği gibi Dersim yalnızca bir coğrafya değil; bir ruhtur, bir bilinçtir, bir duruştur. Herkes bilmelidir ki Dersim sahipsiz değildir. Atalarımızın ağır bedellerle bize emanet ettiği bu toprakları onurla koruyacak; ikrarımız ve sevdamız olan Dersim’i gelecek nesillere tertemiz teslim edeceğiz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, çeteciliğe, şiddete ve yozlaşmaya karşı çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyacağımızı, bu kötülüklere karşı asla sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz” dedi.

    “GENÇLERİN SÖZ KURABİLECEĞİ ALANLARI YARATMAK ZORUNDAYIZ”

    Dersim’de artan şiddet olaylarında devlet politikasına bakılması gerektiğini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Dersim’deki özel güvenliği devrimcilere uyguladınız. Slogan attığımızda etrafımıza yüz tane polisi yığdınız ama şehrin ortasında çatışma olduğunda, sokaklarda uyuşturucu satıldığında sadece seyrediyorsunuz. Gençliği değersizleştirmeye çalışan bu sisteme karşı bizlerde gençlerin daha fazla örgütlenebileceği, söz kurabileceği alanları yaratmak zorundayız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Adıyaman’da depremin yarattığı travmayla birlikte uyuşturucu kullanımı arttı-VİDEO

    Adıyaman’da depremin yarattığı travmayla birlikte uyuşturucu kullanımı arttı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Cihat Arutay, 6 Şubat depreminin ardından uyuşturucu kullanımının arttığını söyledi. Arutay, “Uyuşturucu kullanımını bitirmek için bizim gibi kuruluşların, derneklerin, kamu yararına çalışma yürüten kurumların desteklenmesi gerekiyor” dedi. Adıyaman Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu (UMFED) Başkanı Cebrail Erdil de, ailelere de çağrıda bulunarak “Çocuklara kesinlikle şiddet veya baskı kurmayın, çocuğunuzu kaybedersiniz” ifadesini kullandı.

    Türkiye’de uyuşturucu kullananların sayısı her geçen gün artarken, 6 Şubat Maraş merkezli depremin etkilediği Adıyaman’da uyuşturucu kullanımının okullara kadar düştüğü belirtiliyor.

    Adıyaman Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Cihat Arutay ve Adıyaman Uyuşturucu ile MücadeleFederasyonu (UMFED) Başkanı Cebrail Erdil sorunun nedenine ve çözüm önerilerine dair PİRHA’ya konuştular.

    Cihat Arutay, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimde ortaya koyduğu tasarruf tedbirlerinin okullarda uyuşturucu satışını kolaylaştırdığını ifade ederek, “Tasarruf tedbirlerinde kısılacak en son şeyden başlamasınlar. Çünkü çocuklarımızın güvenliği ekonomiden daha önemli. Bunu söylemde değil eylemde yaparsak daha gerçekçi olur” dedi.

    “DEPREMDEN SONRA UYUŞTURUCU KULLANIMI ARTTI”

    Depremden sonra çocuklarda uyuşturucu kullanımının arttığına vurgu yapan Cihat Arutay, uyuşturucu kullanımının artmasının nedenlerini şu şekilde açıkladı:

    “Bunun sebeplerinden biri de çocukların depremden dolayı yaşamış oldukları kayıplardan kaynaklanıyor. Kimi annesini, babasını kaybetti. Kimi kardeşini ve yakınlarını kaybettiği için yaşamış oldukları yalnızlığı madde bağımlılığına ilgi duyarak doldurmaya çalışıyorlar. Aileler yaşadıkları depremi uyuşturucuyla birlikte her gün yaşıyor. Bürokrasi nasıl ki insanların yaşamaları için evler yapıyorsa, aynı zamanda uyuşturucuyla mücadele için de aynı hassasiyeti göstermesi gerekiyor” dedi.

    “YETKİLİLERİN, KAMU YARARINA ÇALIŞMA YÜRÜTEN DERNEKLERE SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Toplumun uyuşturucu konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Arutay, “Bürokrasi içinde emniyet görevlileri çalışmalarını sürdürüyorlar. Ancak uyuşturucuyla mücadele sadece kolluk kuvvetleriyle yapılabilecek bir şey değil. Bizim gibi kuruluşların, derneklerin desteklenmesi gerekiyor. Bizim gibi dernekler aracılığıyla bilgi alışverişi yapılıp bu konuya daha rahat eğilebileceklerini düşünüyoruz” diye belirtti.

    “PARKLAR, UYUŞTURUCU KULLANICILARININ MESKENİ OLMUŞ”

    Uyuşturucuya ulaşımının çok kolay olduğunun altını çizen Arutay, maddi sıkıntılar yaşayan insanların zamanla bu işe girdiğinin ifade etti. Arutan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsanlar nasıl ki ekmeğe ulaşabiliyorsa uyuşturucuya da o kadar kolay ulaşabiliyor. Benim yakın çevreden duyduğum bilgilere göre Kahta ve Adıyaman’ın parkları uyuşturucu kullanıcılarının meskeni olmuş. Bazıları maddi sıkıntılar yaşıyorken bir anda oto kiracılarından özel araçlar kiralayabiliyorlar. Hatta bu kiraladıkları araçlarla da uyuşturucu satıcılığını gerçekleştiriyorlar.

    Okul önlerinde birçok çeşit uyuşturucu satılıyor. Daha önce okullarda güvenlik görevlisi vardı. Tasarruf tedbirleri kapsamında okullarda güvenlikçi yok. Güvenlikçiler olduğu zaman okullara uyuşturucu satışını engelleyemiyorlarsa şimdi uyuşturucu girişini nasıl engelleyecekler. Okullarda güvenlikçi olursa en azından bir nebze caydırıcı olur. Ülkeyi yöneten bürokrasiden talep ediyoruz; Tasarruf tedbirlerinde kısılacak en son şeyden başlamasınlar. Çünkü çocuklarımızın güvenliği ekonomiden daha önemli.  Bunu söylemde değil eylemde yaparsak daha gerçekçi olur.”

    “UYUŞTURUCU KULLANANLARA HASTA GÖZÜYLE BAKMALIYIZ”

    Toplumda uyuşturucunun utanç kaynağı olarak görüldüğünü, bağımlı kişilere utanılacak ya da aşağılanacak gözüyle bakılmaması gerektiğini söyleyen Arutay, madde kullanıcılarına hasta gözüyle bakılması gerektiğini söyledi.

    Arutay, “Bize danışmaya gelen çocukların aileleri bizim çocuğumuzun uyuşturucu kullandığını kimse bilmesin diye bunu toplumdan saklıyor. Bu şekilde hareket edildiğinde çocuğunu kendinden uzaklaştırmış oluyor” dedi.

    “DERNEĞİMİZE ULAŞIN”

    Toplumun uyuşturucuyla ilgili olarak bilinçsiz olduğunu söyleyen Adıyaman Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu (UMFED) Başkanı Cebrail Erdil de, gençlerin depremden sonra oyalanabilecekleri sosyal alanları olmadığından dolayı uyuşturucuya yöneldiğini kaydetti.

    Adıyaman’da uyuşturucunun artmasının nedeninin sosyal hizmet konusundaki yetersizlik olduğunu belirten Erdil, “Aile çocuğundan şüphe ediyorsa derneğimize ulaşabilirler. Biz o çocuğun uyuşturucu kullanıp kullanmadığını tespit edebiliriz. Onlara bir program hazırlayıp kişiyi o maddeden kurtarabiliriz. Ailelere çağrımız şu: Çocuklara kesinlikle şiddet veya baskı kurmayın, çocuğunuzu kaybedersiniz” ifadesinde bulundu.

    “MİMAR SİNAN PARKI’NDA EĞİTİM ATÖLYEMİZ VAR”

    Erdil, Adıyaman’da uyuşturucuya karşı açıklamalar ve yürüyüşler yaptıklarını ifade ederek, “Bizler bu kadar aktif çalışırken derneğimizin çalışmalarına neden destek verilmiyor, neden sahip çıkılmıyor? Adıyaman Mimar Sinan Parkı’nda gençler için açtığımız bir eğitim atölyesi var. Buraya gelen insanlar eğitim alıyorlar. Biz kursa gelen bireylerin madde bağımlısı veya bağımlı olmayan kişilerin kim olduğuna bakmaksızın karma bir eğitim sunuyoruz. Burada gençlerimiz resimler çiziyor ve buradan üniversiteye gidiyorlar. Bu sene 7-8 öğrenci buradan aldıkları eğitimle üniversitelere gitti” diye konuştu.

    “BİZLER BU KADAR AKTİF ÇALIŞIRKEN NEDEN BİZE DESTEK VERİLMİYOR”

    Halkın sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket etmesi gerektiğini söyleyen Erdil, dayanışma içeresinde hareket ederek uyuşturucunun ülkeden atılabileceğini söyledi.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN  

  • ‘Özel savaş politikalarının en yoğunu Dersim’de yaşanıyor, örgütlenerek gençlerimizi korumalıyız’-VİDEO

    ‘Özel savaş politikalarının en yoğunu Dersim’de yaşanıyor, örgütlenerek gençlerimizi korumalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını eleştirerek, “Bugün Kültür Bakanlığı’na  bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açıldı. Alevi inancını, yok etmek istiyorlar” dedi. Uçar, ayrıca özel savaş politikalarının en yoğun yürütüldüğü yerlerden birinin Dersim olduğunu belirterek, savaş politikalarına karşı örgütlenerek gençlerin korunması gerektiğine işaret etti.

    Dersim Belediyesi ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından düzenlenen 22. Munzur Doğa ve Kültür Festivali Mameki Parkı’nda düzenlenen konser etkinliğiyle devam etti. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan, Cevdet Konak, kent vekili Ayten Kordu, DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütünün yanı sıra binlerce kişi katıldı.

    Konser öncesi kısa bir konuşma gerçekleştiren DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, 2000’l yıllarında Dersimlilerin birinci festivali gerçekleştirerek, yasakları deldiğini dile getirdi. O dönemlere inkar, asimilasyonunun olduğunu ve şimdide devam ettiğini dile getiren Bilir, “Munzur festivali devrimci bir festivaldir. Baskılara karşı gerçekleştirilen bir festivaldir. Festival doğanın talan edilmemesi için bir halk dayanışmasıydı. Festivallerin yapılmasını istemeyenlere çağrı yapıyoruz: Barajları yapmasınlar festivali yapmayacağız. Dilimizi, kültürümüzün üzerinde asimilasyon politikası yürütmesinler, halk istediği gibi dilini kullansın festival yapmayalar. İmha ve inkar politikası devam ettiği sürece, doğa talan edildikçe, sizden aldığımız güçle on binlerce festival yapacağız” şeklinde konuştu.

    EŞ BAŞKANLAR: BELEDİYE GASPINA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Bilir’in ardından sanatçılar Baran Saltık ve Mikail Aslan sahne aldı. Yurttaşlara keyifli anlar yaşatan sanatçıların performansı ardından, Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Dêrsim halkının verdiği tarihi büyük sorumlulukla kentin her bucağında çalışma yürüttüklerini belirten Orhan, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma işaret ederek, “Colemêrg Belediyesi gasp edildi ve yerine sömürge valisi atandı” dedi. Halkla birlikte “Colemêrg bizimdir, bizim kalacak” sloganı atan Orhan, “Belediyeler halkındır, gaspınıza izin vermeyeceğiz. Biz buradayız, kendimizi de kentimizi de hep birlikte yöneteceğiz” dedi.

    Ardından söz alan bir diğer eş başkan Cevdet Konak da, Munzur Festivali’nin 1999’da başladığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Dersim coğrafyasının yakıldığı, canlarımızın katledildiği o 90’lı yılların karanlık sonunda Dersimliler, bu coğrafyaya, kutsallarımıza, tarihsel değerlerimize, dilimize, kültürümüze, Aleviliğimize, Kürtlüğümüze saldıranlara karşı, ‘Bizim Dersim’de olmamız lazım’ dedi. Yüzünüzde onurlu barışı, demokrasiyi, Kürtlerin, Alevilerin demokratik taleplerinin sıcaklığını görüyoruz. Bizi 1923’te Lozan’da yok saydılar. 1924 Anayasa’sında yok saydılar. Cumhuriyetin yüz yılına baktığımızda bu halk büyük zulümler yaşamız ve halen inadına cumhuriyetin 2’nci yüzyılında şunu ifade ediyoruz; demokratik bir anayasa, cumhuriyet, Türkiye özlemiyle mücadelemizi devam ettireceğiz. Kürt halkının demokratik halkları tanımladır. Festivalin kendisi bu şiarın kendisidir. Bizi seçip vekalet verirken, ‘Dersim coğrafyası kutsaldır, yüz yıl zulüm yaşandı. 24 saat çalışacaksınız, halka açık olacaksınız, şeffaf olacaksınız, sokakta olacaksınız’ dediniz. Size sözümüzdür, yerel demokrasi mücadelesinde bedeli ne olursa olsun, canımız size feda olsun.”

    KORDU: MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da söz alarak, “İnancımıza, kimliğimize, dilimize ilişkin her saldırıya karşı göğüs gerdik. Bu topraklar büyük bedeller verdi. Biat etmedik, buradayız, bundan sonrada biat etmeyeceğiz. Bunun için yaşamını yitiren her yoldaşımızı her canlımızı, saygıyla, minnetle anıyorum. Doğa katliamına, kadın katliamlarına, ayrımcılığa, ırkçılığa, dinciliğe, cinsiyetçiliğe karşı mücadelemiz devam edecek. Kimse inancımızı, hakikatimizi tanımlayamaz. Bizim gerçeğimiz bu topraklardadır. Hakikat yolunda mücadelemizi sizlerle birlikte sürdüreceğiz. Bunun için daha fazla birlik olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

    KILIÇGÜN UÇAR: 2. YÜZYILIN SAVAŞ YÜZYILI OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

    Sonrasında söz alan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, ülkenin savaşa sürüklendiğini söyledi. Savaş, tecrit ve kayyım politikalarıyla yeni bir rejim inşa etmek istendiğine dikkat çeken Uçar, “Bu rejimde kadınlara, gençlere, AKP’ye biat etmeyenlere yer yok. Savaş karşıtlığı öncelikli görevlerimizden biri. Kürtler karşısında Güney’de savaş yürütüyor. İşgal edilen bu topraklarda Misak-ı Milli kurulmak isteniyor. Kürt katliamı yüz yıldır bu ülkeye ne getirdi, ne kazandırdı? Alevi, Ermeni katliamı ne kazandırdı? Geçit vermeyelim. Ne kayyımın kendisine ne de özel savaş politikalarına geçit vermeyelim. 2’nci yüzyılın bir savaş yüzyılı olmasına izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    DERSİM’E YÖNELİK ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARI

    Özel savaş politikalarına dikkat çeken Uçar, bu politikaların en çok yürütüldüğü yerlerden birinin Dersim olduğunu belirtti. Dersim’de uyuşturucu yaşının 7’ye düştüğünü sözlerine ekleyen Uçar, “Gençlerimiz örgütlenmesin diye, kendi hakkını savunmasın diye uyuşturucu bağımlısı haline getiriliyor. Bu kadar uyuşturucunun Dersim’e nasıl girdiğini sormak zorundayız. Gençlerimizi bu savaş politikalarına karşı örgütlenerek korunmamız gerekiyor. Gençlerimiz ajanlaştırılmak isteniyor” dedi. Halay çektiği için, zafer işareti yaptığı için, gözaltına alınan, şiddete maruz kalan gençleri hatırlatan Uçar, “Gözaltına alınan arkadaşlarımızı için ‘Bijî berxwedana zindanı’ sloganı atalım, zafer işaretimizi yapalım. Ne mücadelemizden vazgeçeceğiz,  ne de yandaşları zengin eden, Kürt halkının ölümüyle iktidarın sağlamlaştıran iktidara geçit vermeyeceğiz. AKP-MHP faşizmine karşı bütün değerlerimiz için barış mücadelesi vermeye devam edeceğiz” vurgusunda bulundu.

    ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYON POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ

    Uçar, AKP-MHP ortaklığıyla kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştirerek şöyle devam etti:

    “Çorum’da, Maraş’ta, Madımak’ta halkımızı katlettiler. Bizde biliyoruz ki Madımak Katliamı sonuçlanmadı. Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açıldı. Alevilerin inancını, mezarlarımızı yok etmek istiyorlar. Direnişimiz, mücadelemiz devam ediyor. Nereye baksak Seyit Rıza, Alişer Zarife, Sakine ve Aysel Doğan’ı görüyoruz. 38’den sonra ne yaptılar. Katlettiler, sürgün ettiler. Durmadılar 90’larda köyleri boşalttılar, insanları sürgün ettiler. Doğamızı yok ettiler. Biz doğamıza, ağacımıza niyaz olmuşuz. Şu an da iktidara karşı mücadelemizi halkımızla birlikte sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz.”

    Festivalin 1. günü müzik dinletisiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kordu’dan Yerlikaya’ya: Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir?

    Kordu’dan Yerlikaya’ya: Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir?

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve ticaretini TBMM’ye taşıdı. Kordu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması için verdiği soru önergesinde, Türkiye’de 2023 yılında 251 bin 103 uyuşturucu suçu işlendiğini hatırlatarak, “Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir? Söz konusu suç bağlamında kaç kişi hakkında işlem yapılmıştır?” diye sordu.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve ticaretini TBMM’ye taşıdı.

    Kordu, Dersim’de yaşanan olaylarda toplam 312 bin 148 kişinin gözaltına alındığını, 2020-2023 döneminde uyuşturucu ile ilgili hakkında işlem yapılan kişi sayısının ise 1 milyon 77 bin 148 olduğunu belirtti.

    AKP’nin 22 yıllık iktidarında uyuşturucu ile mücadele yerine uyuşturucu ticaretini bilinçli bir politikayla kontrol altında tuttuğunu ifade eden Kordu, bu yolla dolaylı yollardan uyuşturucu ticaretinin kontrol edilerek sermayenin belli bir kesimde aktarılmasının ve gençlerin uyuşturucu kullanmasını sağlayarak apolitikleşmesinin sağlanmasının hedeflendiğini kaydetti.

    Dersim ve diğer Kürt illerinde gençliğin kendi içerisinde yalnızlaştırıldığını ve gençlerin yaşam biçimlerinin adeta kolluk kuvvetlerinin denetimi altına alınmaya çalışıldığını kaydeden Kordu, “Gençlerin uyuşturucuya yönelmelerinin altında yatan sebeplerin kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu kullanımına göz yumması veya uyuşturucunun gençler arasında yaygınlaşmasına alan açması gibi nedenler olduğu iddia edilmektedir” dedi.

    Kordu şöyle devam etti:

    “Bu iddianın gerekçesi ise; devlet özel savaş politikasında araç olarak kullandığı uyuşturucuyu gençliğinin apolitikleşmesini ve kendi kimliğinden uzaklaşmasını sağlamayı hedeflenmesi olarak ifade edilmektedir. Yüzyılı aşkın bir süredir çözümsüz bırakılan Kürt sorunuyla mücadele etme yöntemi olarak kullanın uyuşturucu gibi özel savaş politikasının araçlarıyla devlet, gençleri değiştirme dönüştürme gücünden yoksun bırakmayı politik bir tutum olarak belirlemiştir. Özel savaş politikalarının bir parçası olarak Kürt kentlerinin yanı sıra son yıllarda özelikle metropollerde artan biçimde ajanlaştırma, cinsel saldırı, uyuşturucu ve çeteleşme yoluyla özellikle gençlerin iradelerini kırmak, öz değer ve kimliklerinden utanır kılınarak devrimci-yurtsever potansiyellerini yok etmek üzerine kurulu bir yapı oluşturulmak istenmektedir.

    “DERSİM YOZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin geçtiğimiz mart ayında aktardığı verilere göre dünya genelinde 300 milyon kişinin uyuşturucu madde kullandığı tahmin edilmektedir. Avrupa Uyuşturucu ve Bağımlılık İzleme Merkezi 2023 Avrupa Uyuşturucu Raporu’na göre ise en yaygın 6 uyuşturucudan 3’ünün en fazla ele geçirildiği ülkenin Türkiye olduğu belirlenmiştir. Özellikle son yıllarda Dersim’e yönelik devlet tarafından geliştirilen özel politikalar nedeniyle, Dersim kültürü, inancı, dili asimile edilmeye çalışılırken, aynı zamanda uyuşturucu ve fuhuş çeteleriyle de bir bütün olarak Dersim toplumu yozlaştırılmak istenmektedir.

    Bu bağlamda;

    1-Son 10 yılda Dersim’de kaç uyuşturucu satış suçu işlenmiştir? Söz konusu suç bağlamında kaç kişi hakkında işlem yapılmıştır?

    2-Son 10 yılda Dersim’de uyuşturucu kullanma, satma suçuna karışmış kamu görevlisi var mıdır? Varsa haklarında nasıl bir işlem yapılmıştır?

    3-Dersim’de uyuşturucu kullanma ve uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili son 10 yılın verileri nelerdir?

    4-Gençlerin uyuşturucuya yönelmelerinin altında yatan sebeplerin kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu kullanımına göz yumması veya uyuşturucunun gençler arasında yaygınlaşmasına alan açması gibi nedenler olduğu iddiası doğru mudur?

    5-Dersim’de uyuşturucunun giderek yaygınlaşmasının nedenleri hakkında bir çalışma var mı?

    6-Dersim’de uyuşturucunun giderek yaygınlaşmasına karşı ve artan uyuşturucu kullanımının önlenmesine dair etkin bir mücadele programınız var mı?

    7-Son yıllardaki uyuşturucu kullanma yaşının 12-13’a düşmesi göz önünde alındığında, kolluk güçlerinin okul ve okul çevreleri ile birlikte gençlerin sosyal alanlarında gerekli önlem almasına ilişkin bir programınız var mı? Varsa, böyle bir programa rağmen gençler arasında uyuşturucu kullanılmasının giderek yaygınlaşmasının nedenleri nedir?”

    PİRHA/DERSİM

  • Veli Der’den uyuşturucu tepkisi: Güvenlikli okul, bilimsel, laik eğitim istiyoruz-VİDEO

    Veli Der’den uyuşturucu tepkisi: Güvenlikli okul, bilimsel, laik eğitim istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası Bursa İl Temsilciliği (TÖB-SEN) ve Veli Der Bursa Şubesi tarafından “Mahallemize ve Okulumuza sahip çıkıyoruz. Halkımızın zehirlenmesine ve okul önünde uyuşturucuya geçit vermeyeceğiz” şiarıyla basın açıklaması yapıldı. Veli Der Bursa Şube Başkanı Barış Dinga, Faik Yılmazipek İmam Hatip Ortaokulu önünde uyuşturucu satıldığını ancak hala okulda güvenlik önlemi alınmadığını belirtti. 

    Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası Bursa İl Temsiciliği (TÖB-SEN) ve Veli Der Bursa Şubesi tarafından “Mahallemize ve Okulumuza sahip çıkıyoruz. Halkımızın zehirlenmesine ve okul önünde uyuşturucuya geçit vermeyeceğiz” konulu ortak basın açıklaması yapıldı.

    Faik Yılmazipek İmam Hatip Ortaokulu önünde yapılan eyleme TÖB-SEN Bursa İl Temsilcisi Serkan Bebek, Veli Der Bursa Şube Başkanı Barış Dinga ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Veli Der Bursa Şube Başkanı Barış Dinga’nın okuduğu açıklama şöyle:

    “Kapitalist düzenin bekçisi gerici rejimin yoksullaştırdığı Alacahırka ve Demirkapı halkına dayatılan 2 seçeneğe tarikatlara ve uyuşturucuya hep beraber karşı çıkıyoruz, ikisine de hayır diyoruz. Çocuklarımızın ve halkımızın zehirlenmesine izin vermeyeceğiz. Uyuşturucu yoksul halkın emperyalistler eliyle zehirlenmesidir! Halkı teslim almanıza, uyuşturucu ile yozlaştırmanıza izin vermeyeceğiz. Faik Yılmazipek İlkokulu ve İmam Hatip Ortaokulu’nun önü uzun zamandır uyuşturucu kullananların buluşma alanı haline geldi. Her sabah çocuklar okul önünde alkol şişeleri ve uyuşturucu maddelerle karşılaşarak okula girmektedir. Okul çevreleri, kötü niyetli kişiler ve grupların kol gezdiği ve kötü amaçlarını gerçekleştirmek için öteden beri mesken tuttukları yerlerin başında geliyor. Buna rağmen okullarımızın bir çoğunda güvenlik yok. Faik Yılmazipek Dezavantajlı bir bölgede olan okul.

    “OKULUN ÖNÜNDE HER AKŞAM UYUŞTURUCU MADDE ALINIYOR”

    Okuldaki velilerin güvenlik ile alakalı imza toplayıp dilekçe vermesine rağmen okulda hala güvenlik personeli yok. Güvenlik personeli olmayan bu okulun önünde ise her akşam uyuşturucu madde alınıyor, alkol kullanılıyor. Yaşanabilecek bir problemde sorumluluk okulları nitelikli ve niteliksiz diye ayıran, okullara kadrolu personel atamayanlardadır. Bir an evvel bu sorun çözülmelidir. Duruma müdahale eden güvenlik emekçileri okullara atanmalıdır. Milli Eğitim bakanlığı vergileri alıyor ancak özel okul gibi aidat, güvenlik personeli, temizliği bağışla yapılacak, para karşılığı sağlanacak bir hizmet gibi görüyor. Devletin sistemi içerisinde okullarda güvenlik sağlayacak unsurları yok. Bunu okul aile birliği aracılığıyla para toplayarak sağlayın diyorlar.

    “DEVLET OKULLARINDAKİ EKSİKLİKLERİ HALKIN SIRTINA YÜKLÜYORLAR”

    Kamusal, sözde ücretsiz eğitimin olduğu devlet okullarında okullardaki eksikliklerin maddi anlamda yükünü zaten ekonomik durumda zor olan halkımızın sırtına yüklüyorlar. Nasıl ki hizmetli personel bir ihtiyaçsa okulların güvenliğinin sağlanması da bir ihtiyaç… Elini kolunu sallayan okulların içine giriyor. Şiddet olayları meydana geliyor. Devletin buraya güvenlik görevlilerini sağlaması lazım.

    Buradan yetkilileri uyarıyoruz. Tarikatlarla cemaatlerle protokol yapana kadar çocuklarımızın nitelikli okullarda güvenli bir şekilde eğitim almasını kendinize dert edinin.

    “YÜZ KİLOLUK DEMİR KAPI HER AN ÇOCUKLARIN ÜZERİNE DÜŞEBİLİR”

    Devlet okulları kaderine terkedilmiş. Faik Yılmazipek İlkokulu’nun girişindeki demir sürgülü kapının ayağı kırık. Tek bir demir ile ayakta duruyor. 100 kiloluk demir kapı her an çocukların üzerine düşebilir. 2 ay öncesinden Osmangazi Kaymakamı Ali Partal’a durumu ilettik. Bizzat konuyla ilgilendi, Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürüne bu konuda talimat verdiğini, kantin gelirlerinden 80-90 bin TL maliyeti olan kapıyı Osmangazi İlçe Milli Eğitimin yapacağını söyledi. Kaymakamın talimatına rağmen okulun konuyla alakalı yazılar yazmasına rağmen, ilçe milli eğitim müdürlüğü gerekli adımları hala atmamış olup, çocuklarımızın can güvenliği tehlike altındadır. Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü, kaymakamı ciddiye almıyorsa halkımıza ve velilerimize bunu gelip okul önünde anlatmalıdır. İlgili kurum ve yetkili kişilerle görüşmemizi zamanında yaptık. Sözlerin yerine getirileceğine inandık ama sürecin bizleri oyalamaktan öteye gitmediğini hep beraber gördük. Okuldaki bu konular hakkında velilere karşı sorumluluğunuz var. Okulda güvenlik yok, okul kapısının önünde uyuşturucu var, demir kapı her an çocukların üzerine düşebilir fakat cemaat ve tarikatlara yandaş firmalara vergi afları para aktarımları gibi konularda sorun yok.

    “MAHALLEDEKİ TARİKAT ÇOCUKLARIMIZI DAVET EDİYOR”

    Söz konusu halkın çocukları olunca para yok diyenler, okulun kırık kapısını yapmak yerine okullara tarikatların girmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Buradan tüm kamuoyuna sesleniyoruz. Bu okulun olduğu mahallede de bir tarikat var. 6-7-8 yaşındaki çocukları dergaha davet ediyorlar. Çocuklarımızı asla buraya göndermeyecek, geleceklerinin çalınmasına izin vermeyeceğiz. Bu dünyaya çocuklarımızdan daha büyük bir mirasımız yok. Laik, sosyal hukuk devletinde tüm çocuklar, devletin kamunun himayesinde ve denetiminde olmalıdır. Kamusal eğitimin de gereği budur. Ancak iktidar bunu bilinçli bir şekilde yapmayarak çocuklarımızı ÇEDES tarzı projelerle cemaat ve tarikatların kucağına itmektedir. Bu kabul edilemez. Daha önce birçok tarikat yurdunda yaşanan, ölümler, cinsel istismar ve tecavüzler konusunda sessiz kalan, “bir kereden bir şey olmaz” diyen zihniyetin çocuklarımızın hayatını yok eden gerici politik uygulamalarına artık yeter. Bu ölümleri, tecavüzleri ve istismarları kanıksamayacağız, susmayacağız. Kamusal, laik, eşit, parasız ve bilimsel eğitimin inşası için mücadeleye devam edeceğiz.

    “LAİK EĞİTİM İSTİYORUZ”

    Her çocuk nitelikli eğitim hakkına sahip olmalıdır. Bu nedenle okulların ‘nitelikli’ ve ‘niteliksiz’ diye ikiye ayrılmasına, çocuklarımızın telafisi mümkün olmayacak politikalara mahkum edilmesine itiraz ediyoruz. Yoksul aile çocuklarına düşen ‘nitelikli okullar’ kavramı dışında kalan ‘niteliksiz okullar’ın kaderine terk edilmesine izin vermiyoruz. Buradaki velilere ve yoksul halka, tarikatları ve uyuşturucuyu reva görenleri protesto ediyor, uyuşturucuyu okul önünden, tarikatları mahallelerimizden ve okul içinden çıkarana kadar mücadeleye devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Güvenlikli-nitelikli okul, bilimsel-laik eğitim istiyoruz.

    PİRHA/BURSA

  • Uyuşturucudan tutuklanan eski Yeşilay şube başkanının, Soylu’yla fotoğrafı ortaya çıktı

    Uyuşturucudan tutuklanan eski Yeşilay şube başkanının, Soylu’yla fotoğrafı ortaya çıktı

    Aracında 800 gram uyuşturucu ve hassas terazi bulunduktan sonra tutuklanan Eski Yeşilay Kilis Şube Başkanı Ahmet Zorlu’nun eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla fotoğrafı ortaya çıktı.

    Daha önce uyuşturucu başta olmak üzere çeşitli suçlardan gözaltına alınan veya tutuklanan isimlerle görüntüleri ortaya çıkan Süleyman Soylu’nun bir fotoğrafı da uyuşturucu bulundurmaktan tutuklanan Yeşilay’ın eski Kilis Şube Başkanı Ahmet Zorlu ile fotoğrafı ortaya çıktı.

    Aracında 800 gram uyuşturucu ve hassas terazi çıkan Ahmet Zorlu, 4 Şubat 2018’te paylaştığı fotoğrafa “Anadolu’nun yiğit ve mert evladı İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’yla birlikteyiz” notunu düştü. Zorlu, Soylu’yla çektiği bu fotoğrafı da X hesabından sabitlemiş.

    NE OLMUŞTU?

    Yeşilay’ın Kilis Şube Başkanlığını yapan Ahmet Zorlu, 800 gram uyuşturucu ile yakalandı ve tutuklanarak cezaevine gönderildi. Araçta ayrıca hassas terazi de ele geçirildi.

    Uyuşturucu, Zorlu’nun kullandığı aracın Urfa’dan Kilis’e döndüğü sırada kaza yapması sayesinde ortaya çıktı.

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir’in geçen hafta yaptığı Kilis ziyareti sonrasında Urfa’ya giden araç konvoyunda Ahmet Zorlu’nun kullandığı araç da yer aldı. Zorlu’nun kullandığı araç, Urfa’dan Kilis’e döndüğü sırada kaza yaptı.

    Araç Antep’te tamirciye bırakıldıktan sonra uyuşturucu ihbarı yapıldı. Jandarma araçta 800 gram uyuşturucu, hassas terazi, tuşlu telefon ele geçirdi. Kilis’te bulunan Zorlu Antep’e çağrıldı. Savcılıkta ifadesi alındı ve mahkemece tutuklandı. Suçlamaları reddeden Zorlu “Benim haberim yok, araç kiralık” diye ifade verdi.

    Jandarma ihbarın yapıldığı telefonu araştırıyor.

    YEŞİLAY’DAN AÇIKLAMA: 2019’DA GÖREVDEN ALINDI

    Konuya ilişkin açıklama yapan Yeşilay ise Zorlu’nun 2019 yılında görevden alındığını açıkladı.

    Açıklamada, “22.12.2023 tarihinde basında Yeşilay Kilis Eski Şube Başkanı’nın adının geçtiği haberlere ilişkin açıklama yapma gereği doğmuştur. Bu konuda kamuoyunu aydınlatmak isteriz. Söz konusu haberlerde ismi geçen şahıs, Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun 05.04.2019 tarihli 27/72/2019 sayılı kararı ile görevden alınmıştır ve bu tarihten beri kurumumuzla hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Uyuşturucu ilkokullara kadar inmiş durumda; büyük satıcılara dokunulmuyor!

    Uyuşturucu ilkokullara kadar inmiş durumda; büyük satıcılara dokunulmuyor!

    PİRHA – Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kocaeli’nde uyuşturucu kullanımının ilkokullara kadar indiğini söyledi. Gergerlioğlu, “Kocaeli’de bir sürü torbacı yakalanıyor ama büyük satıcılara dokunulmuyor” diye de belirtti.

    Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te yaptığı basın açıklamasıyla Kocaeli’nin sorunlarını anlattı. Şehri gezerek sorunları yerinde tespit ettiğini belirten Gergerlioğlu, uyuşturucu kullanımındaki artışa dikkat çekti.

    “UYUŞTURUCU İLKOKULLARA KADAR İNMİŞ DURUMDA!”

    Kocaeli ve ilçelerini uyuşturucunun sardığını söyleyen Gergerlioğlu, Dilovası’ndan fotoğraf göstererek durumu anlattı.

    Uyuşturucu yüzünden aile fertleri arasında kavgaların yaşandığını aktaran Gergerlioğlu, “Uyuşturucuya alışan bir ferdi, aile yakınları darp ediyor ve onu vazgeçirmeye çalışıyorlar. Biz esas görevin poliste olduğunu düşünüyoruz. Uyuşturucu satışını durduracak olan sivil vatandaşlar değildir. Bu, polisin görevidir. Fakat bir şekilde durmuyor ve Kocaeli’ne yayılıyor. Uyuşturucu satışının neden durdurulamadığını buradan kamuoyu adına soruyorum. Bu satışı hangi suç örgütü yapıyorsa yapsın biz önlemi mülki amirlerden bekleriz. ‘Kocaeli Valiliği, Dilovası Kaymakamlığı, Dilovası Emniyet Müdürü neredesiniz?’ diye soruyorum! Kocaeli’de bir sürü torbacı yakalanıyor ama büyük satıcılara dokunulmuyor. Bu da kabul edeceğimiz bir durum değil. İşi kaynağından kurutmanız lazım. Fakat suç işleri bakanının Sedat Peker tarafından iddialara maruz kaldığı ve cevap veremediği bir yerde vatandaş mağdur oluyor. Uyuşturucu ilkokullara kadar inmiş durumda. Kocaeli’de maalesef durum böyle” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Ali Bozan: Uyuşturucuya karşı acil önlemler alınmalı

    Milletvekili Ali Bozan: Uyuşturucuya karşı acil önlemler alınmalı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin’de yaygınlaşan uyuşturucu, bireysel silahlanma ve çeteleşme sorunlarına ilişkin Meclis’e araştırma önergesi verdi. Önergede; kentteki tüm resmi kurumlar, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve halkla birlikte ortak çalışmalar yürütülüp çok daha fazla can yitirilmeden önlemler alınması için çözüm yollarının araştırılmasının elzem olduğu ifade edildi.

    Mersin’de 2022 yılında elde edilen bilgilere göre; uyuşturucu rantıyla bağlantılı 65 olayda 47 kişi öldü, 55 kişi ise yaralandı. Son 4 ay içerisinde ise 10 kişi ateşli silahlarla öldürüldü. Kentte yaygınlaşan uyuşturucu, bireysel silahlanma ve çeteleşme Mersinlilerin en büyük sorunu haline geldi.

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, kentte vahim sonuçlara neden olan bu sorunların çözümü için Meclis’e araştırma önergesi sundu.

    “MERSİN LİMANI, UYUŞTURUCUDA LOJİSTİK MERKEZLERİN BAŞINDA”

    Uluslararası uyuşturucu ile mücadele inisiyatiflerinin başında gelen ‘Organize Suça Karşı Küresel İnisiyatifinin’, ‘Avrupa Kokain Hattı’ adındaki son raporunda Latin Amerika ve Afrika’dan gelen kokainin yolcu uçakları yoluyla İstanbul’a, Latin Amerika’dan gelen kokainin kargo gemileri yoluyla Kocaeli, İzmir ve Mersin’e geldiği belirtildiği araştırma önergesinde, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin ‘2021 Dünya Uyuşturucu Raporu’ verilerine göre de Türkiye, en fazla kokainin yakalandığı ülke olarak birinci sıradayken, en çok eroinin ele geçirildiği üç ülkeden biri durumunda olduğu aktarıldı.

    “ACİL ÖNLEMLER ALINMALI”

    Mersin limanı her sene tonlarca uyuşturucunun ele geçirildiği lojistik merkezlerin başında geldiği vurgulandığı araştırma önergesinin devamında ise şu ifadelere yer verildi:

    “Şu ana kadar sadece ele geçirilenler bile Mersin Limanı’nın ülke genelinde uyuşturucu trafiğinin yürütüldüğü noktalardan birisi olduğunu göstermektedir. Uyuşturucu rantının paylaşılamamasından kaynaklanan şiddet olayları ilde her geçen gün artmaktadır.

    Bunların önemli bir kısmı da yıllardır ülkeye sokularak, Mersin gibi illerimizde ciddi anlamda toplumsal çürümeye yol açmaktadır.  Bu sorunla bağlantılı olarak Mersin yerelinde artan çeteleşme ve uyuşturucu şebekeleri, başta yoksul mahalleler olmak üzere il genelinde büyük bir sorun haline gelmiştir. Çeteleşme ve uyuşturucu kullanımını özellikle gelir düzeyi düşük mahallelerimizdeki gençler arasında yaygınlaşmıştır.

    Bu sorunun bir devamı olarak bireysel silahlanmanın artışına bağlı olarak, silahla yaralama ve cinayet olayları da Mersin’de tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Bu anlamda Mersin genelinde sadece 2022 yılı içinde gerçekleşen uyuşturucu rantıyla bağlantılı 65 olayda 47 kişi ölmüş, 55 kişi yaralanmıştır. Son 4 ay içerisinde ise 10 yurttaşımız ateşli silahlarla öldürülmüştür. Mersin’deki uyuşturucu, çeteleşme ve bireysel silahlanma sorununun çözümü için kentteki resmî kurumlarla, yerel temsilcilerle, kanaat önderleriyle, sivil toplum örgütü temsilcileriyle ve halkla beraber ortak çalışmalar yürütüp bir toplumsal farkındalık yaratmak ve çok daha fazla can yakmadan önlemler alınması için çözüm yollarının araştırılması elzemdir.”

    PİRHA/MERSİN

  • Eren Yılmaz’ı öldürmek isteyen iki kişi hapis cezası alırken, azmettiren beraat etti

    Eren Yılmaz’ı öldürmek isteyen iki kişi hapis cezası alırken, azmettiren beraat etti

    PİRHA-Mahallesinde uyuşturucu satışına karşı çıktığı için çete üyeleri tarafından silahlı saldırıya uğrayan Eren Yılmaz davasında mahkeme iki sanığa 18 yıl hapis cezası, azmettiren sanık için ise beraat kararı verdi. 

    İstanbul İkitelli’de 11 Ocak 2021 tarihinde Eren Yılmaz’a silahlı saldırı gerçekleştiren çete üyeleri Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Sanıklardan ikisi için “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 18 yıl hapis cezası verilirken, azmettiren sanık hakkında ise beraat kararı çıktı.

    AZMETTİREN SANIK BERAAT ETTİ

    Halkın Hukuk Bürosu (HHB) duruşma sonrası yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Müvekkilimiz Eren Yılmaz’ı katletmeye çalışan çeteci sanıklardan ikisine kasten öldürmeye teşebbüsten 18 yıl hapis cezası verilerek, tutuk hallerinin devamına karar verildi. Azmettiren sanık hakkında ise beraat kararı verildi. Sanıkların faaliyetlerini çete kapsamında işledikleri açıkken bu nedenle ayrıca cezalandırılmadılar. Çeteler cezalandırılmadan, faaliyetleri ortaya çıkarılmadan uyuşturucu satışının önüne geçilemez.”

    NE OLMUŞTU?

    Eren Yılmaz, uyuşturucu satışına karşı çıktığı için 11 Ocak’ta çete üyesi kar maskeli kişiler tarafından silahlı saldırıya uğramıştı. Vücuduna isabet eden 12 kurşunla ağır yaralanan Yılmaz, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Yılmaz uzun süren tedavi sürecinden geçmişti.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Ali Şeker: 2021 yılında 15 yaş alındaki 117 çocuk doğum yaptı!

    Ali Şeker: 2021 yılında 15 yaş alındaki 117 çocuk doğum yaptı!

    PİRHA – Milletvekili Ali Şeker, TBMM Genel Kurulu’nda 2021 yılında 13 bin 139 kız çocuğunun evlendiğini, 7 bin 199 çocuğun ise doğum yaptığını belirtti.

    TBMM Genel Kurulu’nda, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçeleri görüşülmeye devam ediyor.

    Yoğun tartışmaların yaşandığı Genel Kurul toplantısında CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, çocuk istismarına dikkat çekti. CHP’li Şeker, 2021 yılında 13 bin 139 kız çocuğunun evlendiğini ve 7 bin 190 çocuğun doğum yaptığını belirtti. Şeker ayrıca “117’si 15 yaş altındaki çocuklar. Vicdanınız kaldırır mı bilmem ama 4 çocuk ikinci çocuğuna 15 yaşından önce sahip oldu. Kim görevini yapmadı da bu çocuklar ikinci çocuğunu yapabildi?” diye sordu.

    “NÜFUSUMUZ YAŞLANIYOR”

    “Nüfusumuz yaşlanıyor, gençlerimiz bir bir yurdu terk ediyor, önlem almamız gerekiyor” diyen Ali Şeker, Genel Kurul salonuna fotoğraflar göstererek “Burası Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, buralarda biz eğitim gördük. Bir yandan burada yetiştirdiğimiz doktorlar gidiyor, bir yandan da 6 yıldır sürekli yıkılan bir üniversite. 6 yıldır bir çivi dahi çakılmadı. Biz burada eğitim gördük ama çocuklarımız, Türkiye’nin en yüksek puanları ile buralara giren çocuklarımız, böyle bir moloz yığını ile böyle bir otopark ile karşılaşıyor” dedi.

    “KURTULMAMIZ YAKINDIR”

    Milletvekili Ali Şeker, uyuşturucu sorununa da değinerek “Uyuşturucular ellerini kollarını sallayarak, okul çıkışlarında yapılıyor. Bağcılar’da, Esenyurt’ta, Şişli’nin göbeğinde bile bunlar yapılıyor. Bunlara tedbir almamız gerekiyor. Çocuklarımızı uyuşturucunun pençesine bırakanlardan kurtulmamız yakındır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen polisler işkenceden yargılanmalı’-VİDEO

    ‘Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen polisler işkenceden yargılanmalı’-VİDEO

    PİRHA-28 yaşındaki Onur Yaser Can’ın intihara sürüklenmesiyle ilgili olarak dördü polis, beş kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can ve avukatlar “Bu dava evrakta sahtecilik değil, işkence davasıdır. Mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    İstanbul’da 2010 yılında narkotik polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra işkence gören, tehdit edilen 28 yaşındaki Onur Yaser Can’ın intihara sürüklenmesiyle ilgili 4’ü polis olmak üzere 5 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma salonunun yetersizliği nedeniyle celse 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapılırken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Turan Aydoğan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekilleri Sera Kadıgil ile Ahmet Şık da duruşmayı takip edenler arasındaydı. Bir sonraki duruşma 2 Aralık 2022 tarihine ertelendi.

    Sanık polisler Yunus Başay, Muhammet Ongun ve Onur Ülker, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, bilirkişi Zafer Kökdemir ise salonda hazır bulundu. Sanık polislerden Hakan Aydın ise ilaç kullandığı için mazeret bildirerek, duruşmaya katılmadı.

    “GÖZALTINA ALIP ALMADIĞIMI HATIRLAMIYORUM”

    Celsede ilk olarak ifade veren polis Yunus Başay, “Çok uzun zaman geçtiği için olayı hatırlamıyorum. Daha önce verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. O dönem ekip şoförü olarak çalışıyordum. Ekip şefimiz Soner Gündoğdu ifade tutanağında zaman hatası olduğunu fark etti. Adliyeye böyle gitmemesini, düzeltmemi istedi. İkinci kez düzenlenen belgelerde imzam var. Onur Yaser Can’ın gözaltına alındığı sırada olup olmadığımı hatırlamıyorum” dedi.

    Onur Yaser Can’ın kız kardeşi Ezgi Can‘ın sorusu üzerine bu kez Başay, Onur Yaser’i kendilerinin yakaladıklarını söyledi.

    SANIK POLİS: KONU BAŞKA YÖNE ÇEKİLİYOR

    Başay’ın ardından sanık polis Muhammet Ongun ifadesini verdi. Ongun, “Olay tarihinde narkotikte teknik takip kısmında görevliydim. Onur Yaser Can’ın takip ettiğimiz uyuşturucu satıcısıyla görüşmeleri olunca yakalaması yapıldı. Üzerinden miktarını hatırlamadığım uyuşturucu madde çıktı. Gece geç saatlerde eve gidecektik. Onur Ülker ile birlikte üst aramasını yaptık. Sadece o belgede imzam var. Bu tutanak değiştirilmemiştir. Dosyada başka bir imzam yok. Daha önce hakkımda takipsizlik kararı verildi. Hakkımda fazladan bir delil yok, beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Ongun‘dan sonra duruşmaya sanık polis Onur Ülker‘in ifade vermesiyle devam edildi. Hakan Aydın’ın şoförlüğünü yaptığını hatırlatan Ülker, Onur Yaser Can’ı hangi ekibin yakaladığı sorusuna “Konu başka yöne çekiliyor. Daha önceki ifadelerimi tekrarlıyorum” diyerek, sorulara aynı cevapları verdi.

    ŞUBEYE GİDEN BİLİRKİŞİYİ POLİS TEHDİT ETMİŞ

    Bilirkişi Zafer Kökdemir de savcı ile birlikte narkotik şubesine gittiklerini belirtirken, şubede bir polisin kendisini “Buradan bir bilgi çıkarsa senden biliriz” sözleriyle tehdit ettiğini söyledi. Kökdemir, CD’yi dosyaya sunduktan sonra savcının “Kır, at” dediği için elindeki CD’yi attığını söyledi. Bu talimatı sözlü olarak aldığını belirtti. 2013 yılında işi bıraktığını kaydeden Kökdemir şu anda kuryelik yaptığını da belirtti.

    Ezgi Sevgi Can ise süreci özetlerken, yaşananların ardından anne ve babasını da kaybettiğini söyledi. Can, “Ağabeyim 20 gün içinde intihar edecek biri değildi. Polisler, bizi suçlu konumuna sokmak için uyuşturucunun altını çiziyorlar. Ağabeyim sanıkların örgütlü suçlarının sonucunda bu travmayı yaşıyor. O nedenle evrakta sahtecilikle işkenceyi birlikte değerlendiriyoruz. Alelacele hazırlanan sahte belgelerle ağabeyim öldükten sonra hakkında dava açıldı” dedi.

    Can, polisler hakkında işkence, cinsel saldırı ve görevi kötüye kullanma suçlarından da suç duyurusunda bulunmasını talep etti.

    SANIK AVUKATIN SÖZLERİ ÜZERİNE SALONDAKİLER TEPKİ GÖSTERDİ

    Yaser Can’ı çıplak arayan polisler Muhammet Ongun ve Onur Ülker’in avukatı Ayhan Baykal da, “Onur Yaser Can uyuşturucu kullanmasaydı bunlar yaşanmayacaktı” ifadeleri üzerine salondakiler tepki gösterdi.

    Bilirkişi Kökdemir’in avukatı Ayşe Ay Acar ise, “Bu dosya bir işkence dosyası olmalıydı. İşkence bu ülkenin gerçeğidir. Bu davalarda alınan sonuçlar demokrasinin yerleşmesini sağlayacak. Bu dosyada yargılanıyor olmaktan dolayı utanç duyuyorum.”

    “EVRAKTA SAHTECİLİK DEĞİL, İŞKENCE DAVASIDIR”

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti Ezgi Sevgi Can’ın katılma, Kökdemir’in vareste tutulma talebini kabul etti. Sanık Hakan Aydın’ın bulunduğu şehirden SEGBİS ile bir sonraki celseye katılmasına, gerekirse zorla getirilmesine hükmetti. Bir sonraki celse 2 Aralık 2022 günü saat 14.00’te görülecek. Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Ezgi Sevgi Can ve avukatlar, “Bu dava evrakta sahtecilik değil, işkence davasıdır. Mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Mustafa Sazcı serbest bırakıldı

    Mustafa Sazcı serbest bırakıldı

    PİRHA- “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle gözaltına alınan Mustafa Sazcı serbest bırakıldı. 

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı gençlerinden Mustafa Sazcı, dün akşam saatlerinde Antalya’da gözaltına alınmıştı.

    PİRHA‘da yayınlanan “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle gözaltına alınan Sazcı, çıkarıldığı Antalya Adliyesi’nde ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    Sazcı, yazısında Antalya Zeytinköy’de uyuşturucunun bilinçli şekilde yaygınlaştırıldığını vurgulamıştı.

    PİRHA/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    > Mustafa Sazcı gözaltına alındı

  • Mustafa Sazcı gözaltına alındı

    Mustafa Sazcı gözaltına alındı

    PİRHA- “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle Alevi genç Mustafa Sazcı gözaltına alındı. 

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı gençlerinden Mustafa Sazcı, dün akşam saatlerinde Antalya’da gözaltına alındı.

    Sazcı’nın PİRHA‘da yayınlanan “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlıklı yazısı nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi.

    Antalya Adliyesine çıkarılan Mustafa Sazcı ifade veriyor.

    Sazcı, yazısında Antalya Zeytinköy’de uyuşturucunun bilinçli şekilde yaygınlaştırıldığını vurgulamıştı.

    PİRHA/ ANTALYA

  • Mustafa Sazcı: Zeytinköy’de Abdalların feryadına kulak vermek hepimizin boyun borcu

    Mustafa Sazcı: Zeytinköy’de Abdalların feryadına kulak vermek hepimizin boyun borcu

    PİRHA-Antalya Zeytinköy’de uyuşturucunun bilinçli şekilde yaygınlaştırıldığını belirten Mustafa Sazcı, “Alevi Mahallesi Antalya Zeytinköy’deki Uyuşturucu Politikası” başlığıyla bir yazı kaleme aldı. 

    Kızıldeli Ocağı yol hizmetkârı gençlerinden Mustafa Sazcı, Antalya Zeytinköy’de yaygın olan uyuşturucu ile ilgili PİRHA‘ya bir yazı gönderdi.

    Sazcı, uyuşturucu ve fuhuşun Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları mahallelerde tarih boyunca bilinçli olarak yayıldığını öne sürdü.

    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ZEYTİNKÖY

    “Geçmiş; her zaman geçmişte kalması gereken kötü şeyler değil, özlenen ve gözlenen şeyleri de içinde barındırır” diyen Sazcı, “Öyle ki yaşı kemalete ermiş bir Kızılbaş iseniz köyden kente göçle dağılan ve yıkıma uğrayan inancınızı yaşayamama sizi iyisiyle, kötüsüyle geçmişe özlem duymaya sevk eder. Hakeza kentsel dönüşümden öncesini aklı kesen bir erişkin veya genç Kızılbaş iseniz gecekondularda yaşadığınız yoğun asimilasyona maruz kalmış ancak samimi ve itikatlı insanların yürüttüğü yol-erkân “keşke” ile başlayan cümleler kurmamıza vesile oluyor” diye belirtti.

    “AKRANLARIMA NAZARAN AVANTAJLIYDIM”

    Mustafa Sazcı çocukluğunda inancı nasıl öğrendiğini ve Yola ilgisini şöyle ifade etti:

    “Ben birçok noktada akranlarıma nazaran avantajlı bir çocuk oldum. Birçok Pir’in muhabbetine nail oldum, sohbetlerinden gıdalandım. Ama en önemlisi de neydi biliyor musunuz itikatı bütün ve samimi talibanın, muhibanın yaşadığı döneme eriştim.

    Hanemizin, Kızıldeli Sultan Ocağı’nın dede ailelerinden birisi olması hasebiyle Adana, Adıyaman, Osmaniye, Malatya dahil birçok mihmanın uğrak noktası oluyordu. Kimisi talip ailelerden kimilerinde farklı ocakların talip ve Ocak zadelerinden. Bu geniş skalada farklı süreklerden canların hanemize mihman olması elbette beni çok etkiledi, her süreğinin söylemlerine kulaktan aşina olmuştum. O küçük yaşlarda artık kendimi bu yolun bir hizmetkarı olarak görüyordum. Tabii burada o büyüklerimin sadece bana özel torpil geçmelerini es geçmemeliyim. O yüzden hepsine müteşekkirim.

    “HER PERŞEMBEYİ İPLE ÇEKERDİM”

    Evimizin bir başka özelliği de dedemin Şah-ı Merdan, Şir-i Yezdan’ı, Bozatlı Hızır’ı ve Kızıldeli Sultan’ın cemalini görmesi üzerine bir ziyaret olan yaşlı incir ağacının yanına yaptırdığı halk tarafından “Çırağhana” olarak bilinen nişangâhdır. Her Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece diğer ocaktan insanlar elinde mumu ile gelir, dedem gülbengini verir, canlar niyaz eder, gönül kabesini ısıtacak delilini uyarırdı. Lokması olan lokmasını dağıtır, kimisi kurban tığlardı. Her perşembeyi iple çekerdim o güzel insanların “Sıdk ile kara daşa bağlanmasını” görmek, dedemin okuduğu gülbengi tekrar tekrar dinlemek için.

    “ZEYTİNKÖY’ÜN TAMAMI ALEVİLERDEN OLUŞUYORDU”

    Mustafa Sazcı, Zeytinköy’de yaşanan olumsuzlukları şöyle anlattı:

    “Antalya Zeytinköy geçmişte tamamı Kızılbaş Aleviler’den oluşan bir nüfusa sahipti. Çoğunluğu Himmetçi Ali Baba Evlatlarından Karayağmurlu Ocağının talipleridir ancak bunun yanı sıra 30-40 hane civarında aslen Malatya- Tencili Kızıldeli Ocağı evlatları (Sazcı’lar) ve talipleride vardır. Aslında yazının genel amacı olan Zeytinköy’ün tarihsel süreçteki evrimini incelemek için iki dönemde ele alacağım.

    Zeytinköy, uyuşturucu satıcılığı, fuhuş ile bilinen bir Alevi mahallesi. O bölge ıslah edilmek için çeşitli projeler geliştiriliyor. Birçoğu da son 2 yılda hayata geçirildi. Peki asıl amaç; yoksulluğun azaltılması ve uyuşturucu ile mücadele mi? O halde cevabı öğrenmek için yazıya geçelim.

    1985  VE ÖNCESİ ZEYTİNKÖY 

    Antalya şehir merkezine sadece 3 kilometre uzaklıkta bulunan Zeytinköy (Yeşildere), şehrin en köklü yerleşim yerlerinden biridir. Bilinen 600 küsur yıllık bir geçmişe sahip olan Zeytinköy tamamı Alevi inancına mensuptur. 70’lerin sonuna kadar inançlarını dışarıya kapalı da olsa sürdüren Zeytinköylüler, 1980 faşist askeri darbe ile tüm Alevi- Kürt yerleşim yerleri gibi büyük bir yıkıma, inançsal ve kültürel dejenerasyona maruz kalmıştır. Zeytinköy’de artan siyasi hareketlenmenin farkına varan iktidar, halka zulüm üstüne zulüm yaşatmıştır. Alevi oldukları için büyük bir psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan Zeytinköy halkının inançsal faaliyetleri o yıllarda sekteye uğramış, inançsal ve kültürel kopuşun ilki bu dönemde gerçekleşmiştir.

    Kısacası 85 öncesi Zeytinköy’deki durum 80 darbesine kadar, merkezde olmasına rağmen inançsal faaliyetlerini yapan ek olarak tarla işçiliği, çelenkçilik ve çalgıcılık yapan geleneksel bir Kızılbaş/Abdal yerleşim alanıydı. Fakat darbeden sonra büyük bir yıkıma sürüklenecekleri bir sürecin içerisine gireceklerdi.

    1985 SONRASI ZEYTİNKÖY

    1980’de yaşanan büyük hezimetin ardından Zeytinköy halkı yeniden bir toparlanma içerisine giriyordu ki Antalya’nın merkezinde genel tablonun dışında geleneksel inanç ve kültürünü yaşatan insanların varlığının rahatsız ettiği siyasiler, Zeytinköylü Kızılbaşlar üzerindeki yeni oyunlarını devreye soktu.

    Neydi bu oyunlar? Elbette ki birçoğunuzun aşina olduğu üzere uyuşturucu, fuhuş ve tarikatlar.

    1990’ların başı Zeytinköy’e normalde hiç olmadığı kadar polis girmekte ve gençlerin birkaçında uyuşturucu kullanımı tespit edilmektedir. 90’ların sonlarına doğru gelindiğinde Zeytinköy’ün büyük bir nüfusunu oluşturan bir ailenin uyuşturucu ticaretine başlamasıyla birlikte gençlerde uyuşturucu kullanımı artmış ve bunun yanında mahalleye dışarıdan da insanların girmesi ile kozmopolitan bir uyuşturucu merkezi hâline gelmiştir. Dışarıdan getirilen uyuşturucu taciri ailelerle birlikte, Zeytinköylü birkaç ailenin de uyuşturucu satıcılığına başlaması Zeytinköy’ün, Zehirköy (!) olma sürecinde büyük bir ivme kazandırdı. Uyuşturucunun getirdiği kültürel ve inançsal erozyon, fuhuşu da beraberinde getirdi. Mahalle gündüzleri uyuşturucunun merkezi, geceleri ise fuhuşun merkezi haline gelmişti. İnançsal faaliyetler durma noktasına gelmiş, Abdal kültürü ise dejenere olmuştur.

    Uyuşturucular mahalleye sokulurken, 2005’ten sonra artık bu süreç daha da hızlandı. Halkın bir kesimi çoktan bu kervana katılmışken, içlerinden bir kesimde gençlerini, inançlarını ve kültürlerini korumak adına çok çabalıyordu. 2010’lu yıllara geldiğimizde ise bütün bu çabaların boşuna olduğunu görüyoruz. Uyuşturucu ticaretine devletin gizli-kapaklı destekleri ile teşvik ediliyordu, bu yüzden kolayca sökülüp atılmayacaktı.

    “2010’DAN SONRA TARİKATLAR ÇALIŞMALARA BAŞLADI”

    Zeytinköy’de uyuşturucu ve fuhuş sorunu devam ederken 2010’lu yıllardan sonra tarikatlar da daha sonradan faaliyetlerinde kullanacakları yerel işbirlikçileri yetiştirmek için çalışmalara başladı. İlk önce mahallenin büyük ailelerinden kişileri toplayıp “Din sohbetlerine” çağırdılar. Her birinin evinden farklı günlerde sohbetler düzenlediler. Mahallede önceden merdiven altı daha sonra resmi Kur’an kursları açtılar. O mahalle içerisinde sivrilen tarikat üyelerini de “Hac ve Umre” ile ödüllendirdiler. Burada çalışma yürüten tarikat, Nakşibendi tarikatına bağlı İsmailağa Cemaati’dir.

    2014 yılında F.A. tarafından başlatılan semah, cem ve THM koro çalışmaları, bu grup için büyük bir tehdit oluşturdu. Çocuklar müteşerri İslam’ın öğretileri ve ritüelleri ile değil; sazla, semahla, cemle vakitlerini geçiriyor kendilerini geliştiriyorlardı. Bu tehdide karşı harekete geçen cemaat, farklı söylenceler ve iftiralar çıkardılar. Bunlardan başlıcaları:

    “Cemevinde şeytanlar ibadet eder.”, “Cem uydurmadır.”, “Başınızı açarsanız yanarsınız.”, “Onlar Alevi değil, Hz. Ali namaz kılardı.”, “Çocuklarınıza Allahsızlığı (ateizmi) anlatıyorlar.”, “Bunların uçkuru düşük, imanı zayıftır.”

    Bunun üzerine birçok aile çocuklarını geri çekti. Bazı öğrenciler ile birebir görüşmeler alan tarikatçılar küçük yaşlarını fırsat bilerek onları cehennemle korkuttular. İslam’a yönelmelerini eğer yönelmezlerse helak olacaklarını, dönerler ise ileri ki dönemlerde Umre’ye göndereceklerini, Allah’ın ise onları cennetle ödüllendireceğini söylediler. Eninde sonunda bu faaliyette bununla beraber birçok nedenden dolayı sönümlendi.

    “ZEYTİNKÖY’Ü RANTA AÇTILAR”

    Devlet 2012’den itibaren bir başka yüzünü daha gösterdi, uyuşturucu ile mücadele ve toplumsal refahın ikame edilmesi için “Kentsel Dönüşüm” adı altında Zeytinköy’ü ranta açtı. 2010 öncesine kadar sıkıntılı birçok yönü de olsa inancını ve kültürünü yaşamak isteyen gecekondu sakinlerini hem inançsal ve kültürel dejenerasyona uğratmak ve onları merkezden taşralara sürmek asıl hedefti. Merkezi bir konumda Kızılbaş Abdalların bulunması elbette ki hoşlandıkları bir durum değildi.

    Peki tüm bunlar bize mahalleye uyuşturucunun bilinçli bir şekilde sokulduğunu kanıtlamaya yeterli mi?

    Ben yeterli olmayacağını düşündüğümden dolayı alanda yaptığım çalışmada şu bilgilere de eriştim. Zeytinköylülerden M.H. ile yaptığımız röportajda bize şu bilgiyi verdi:

    “97-98 yıllarında köye bir grup yetkili geldi ve köyü boşaltmamız karşılığında bizlere maddi destekle birlikte kurulu bir ev vereceklerini söylediler. Halkın tepkisinin üzerine, gittiler. Ne şaşırtıcı ki onlar gittikten 1-2 yıl sonra uyuşturucu satıcıları yerleştirilmeye, gençlerimizi tuzaklarına düşürmeye başladılar. Ardından fuhuş ve dinci örgütlerde beraberinde girdi.”

    Tıpkı İstanbul Gülsuyu ve Gazi Mahallesi gibi, Antalya’daki hedefte Zeytinköy’dü. Nitekim başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

    ZEYTİNKÖY’DE SON DURUM NE?

    Geçmişte Alevi inancının samimi bir şekilde yaşandığı otantik bir Abdal yerleşim yeri olan Zeytinköy, günümüzde; uyuşturucunun, fuhuşun merkezi ve çocuk evliliğinin, aile içi istismarın olduğu kısacası kültürel ve inançsal dejenerasyonun sonucunu yaşayan bir mahalle haline geldi. İnançsal ve kültürel yapısı değişirken Romanların gelmesi ile birlikte demografik açıdan da değişime uğradı.

    Eski Zeytinköy’den geriye kalan egemenlerin rant uğruna yaptıklarının bedelini ağır ödeyen ve ödemeye devam eden bir halk. Köyün yaşlılarının dediği gibi “Eskiden polis bile giremezdi. Herkes birbirine saygı duyar, korur, kollar, gözetirdik; ne zaman devlet girdi uyuşturucu bizi bitirdi, şimdi canını kimseye güvenemiyorsun.

    “Gazetelerde hep diyorlar, Zeytinköylüler uyuşturucu satıyor, fuhuş yapıyor. Hayır kardeşim, hayır. Zeytinköy’ü bu duruma düşüren sizin iktidarlarınız, bizi ötekileştiren, mücadelemize destek vermeyen halkınızdır tüm bunlara sebep olanlardır.

    TEKZİP

    “Yazının içeriği ve amacı Türkiye Cumhuriyeti’ni düşman görmek, ayrıştırmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılamak değil, aksine kültürel değerlere sahip çıkılarak toplumun sağlıklı gelişiminin sağlanması yönünde sorumluluk alınması, tarih bilinciyle geleceğin şekillendirilmesinde ihtiyatlı davranılmasıdır. Bu hususta rivayetlerin aktarımı ve yorumlanmasında hata ile devlet terimi yanlış kullanılmış olup bu yanlışın yayılarak çoğalmasının önüne geçmek adına bu tekzip metni yayınlanması zarureti hasıl olmuştur. Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

    PİRHA /ANTALYA