Etiket: uzundere cemevi

  • Uzundere Cemevi yıkılıyor; faaliyet ve hizmetler durduruldu-VİDEO

    Uzundere Cemevi yıkılıyor; faaliyet ve hizmetler durduruldu-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Uzundere Cemevinin binasının zeminindeki kayma ve yarıkların ciddi tehdit oluşturmasından kaynaklı cemevi faaliyetleri durdurularak, bina kapısına kilit vuruldu. Cemevinin bulunduğu alanla ilgili Karabağlar Belediyesi ve Bakanlık arasında varılan mutabakat ile Uzundere Cemevinin yeniden inşa edilmesi bekleniyor. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Cemevinin zemininde uzun zamandır devam eden  toprak kayması sonrasında duvarlarda çatlaklar oluşmuş ve morgun bulunduğu alan yıkılma tehlikesinden kaynaklı kullanılamaz hale gelmişti.

    2017 yılında Karabağlar Belediyesi tarafından cemevinin yeniden inşa edilmesi için düzenlenen yarışma ile yeni proje kabul edilmiş ve cemevinin en kısa zamanda inşa edilmesi kararı çıkmıştı.

    Cemevinin üzerinde bulunduğu arazinin mülkiyetinin bir bölümünün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait kamu arazisi olmasından kaynaklı yeniden inşa edilmesi planlanan cemevi projesinde geçen 8 yıla rağmen yol alınamamıştı.

    Hazine arazisi olarak geçen arsanın Karabağlar Belediyesi’ne bakanlıkça devredilmesinden sonra da cemevinin yeniden inşası deyim yerindeyse yerel yönetimlerin insafına kalmış durumda.

    ALEVİLERİN LOKMALARIYLA İMECE USULÜ İNŞA EDİLMİŞTİ

    Uzundere Cemevi 1994 yılında ortak emekle inşa edilmiş ve bugüne kadar bölgede Alevi toplumunun ihtiyaçlarına dair hizmetler yürütmüştü. Bugüne kadar bölgede Alevi toplumunun ihtiyaçlarına dair hizmetler yürüten ve herhangi bir devlet kurumu ve yerel yönetimlere bağlı kalınmadan inşa edilen HBVAKV Uzundere Cemevi şimdilerde ise toprak kaymasından kaynaklı yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya.

    ZEMİN KAYMASI, YARIKLAR, ÇATLAK VE RUTUBET VAR

    Bu kayma tehlikesi ise cemevinde yürütülen hizmetleri aksatır duruma geldi. Morg duvarında oluşan çatlaklar gün geçerek büyürken, çatı demirleri ise betondan sökülerek kopmak üzere. Zeminin su almasıyla oluşan rutubetten kaynaklı cemin yürütüldüğü salondaki tahta ve ahşap kısımlarda çürümeler başlamış durumda.

    2020 yılındaki İzmir depreminden sonra çatlaklar ve zemin kaymasının ilerlemesinden kaynaklı risk artsa da, cemevi yönetimi bu riski göze alarak cenaze ve cem ibadetlerini sürdürmeye devam etmişti.

    CEMEVİNİN FAALİYETLERİ DURDURULDU

    Karabağlar Belediyesi ile yapılan son görüşmelerde hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen yazılar doğrultusunda, Uzundere Cemevi binasının riskli yapı kapsamında olduğu ve yıkılması gerektiği taraflarını iletilen Cemevi yönetimi, aldığı kararla faaliyetlerini sonlandıklarını kamuoyu ile paylaştı.

    ‘YALNIZ BIRAKILDIK’ ELEŞTİRİSİ

    Dört bir yanda gözlemlenen derin çatlaklar, zemindeki kaymalar ve demir ayrılmalarının artık geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaştığını kaydeden cemevi yönetimi, bu süreçte birçok kurum ve çevreden bekledikleri desteği göremedikleri ve yalnız bırakıldıkları eleştirisinde de bulundu.

    CEMEVİNİN YENİDEN İNŞASI İÇİN ÇAĞRI

    Uzun süredir yürütülen temaslar sonucunda cemevinin bulunduğu alanla ilgili Karabağlar Belediyesi ve Bakanlık arasında mutabakata varıldığı bilgisini paylaşan cemevi yönetimi, “En büyük temennimiz, bu kararın bir an önce hayata geçirilmesi ve Uzundere Cemevimizin yeniden inşa edilmesidir” diye belirterek, bu süreçte dayanışmasının ve desteğin kendileri için her şeyden değerli olduğu mesajı verdi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • HBVAKV Uzundere Cemevi dayanışma kahvaltısı düzenledi-VİDEO

    HBVAKV Uzundere Cemevi dayanışma kahvaltısı düzenledi-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Şubesi Cemevi üyeleri ve dostları dayanışma kahvaltısında buluştu.

    İzmir’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Uzundere Şubesi Cemevi dayanışma kahvaltısı düzenledi. Cemevi bahçesinde gerçekleşen dayanışma kahvaltısına Alevi kurumları, yöre dernekleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “MURADIMIZ; HALKLARLA KARDEŞCE YAŞAMAKTIR”

    Lokma gülbengi öncesinde Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam kısa bir konuşma yaptı. Alevi toplumunun diğer halklar ile kardeşçe yaşamayı murat ettiğini ve bu muradın da Alevilerin birliğinden geçtiğini vurgulayan Sağlam, “Doğaya, güneşe, aya, toprağa, dağa taşa, kurda kuşa hep niyaz ederiz. Muradımız insanca yaşamaktır. Halkların kardeşçe yaşamasına, sevgi-barışla yaşamaya ve eşit yurttaşlık içerisinde adaletli bir dağılıma hep murat ederiz. Muradımız büyüktür ama derdimiz de büyüktür. Toplum olarak öyle zorlu bir süreçten geçiyoruz ki; eli sopalı zorbalarla kuşanmış bir toplum düzeni içerisinde yaşıyoruz. Bunlara karşı tek bir silahımız vardır oda bizim birliğimizdir. Birlik olarak kendi kültürümüzü ve öz inancımızı ortaya koyarak yaşamaya devam edersek bu ülkenin demokratik bir yaşamı kurabiliriz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Cemevi Başkanı İbrahim Özüpek ise, bir arada olabilmenin ve dayanışmanın değerli olduğuna dair paylaşımda bulunarak, “Toplum, ayrımcı zihniyetler ile birbirinden uzaklaştırılmak isteniyor. Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi, ‘Eline, beline, diline sahip ol’ felsefesi ile o hoşgörüyü bu topraklara yayacağız” ifadelerini kullandı.

    Verilen lokma gülbengi ardından lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Uzundere Cemevinin duvarındaki yarıklar büyüyor, tehlike kapıda!

    Uzundere Cemevinin duvarındaki yarıklar büyüyor, tehlike kapıda!

    PİRHA- İzmir depremi ile birlikte zemininde kayma ve duvarlarında yarıklar oluşan HBVAKV Uzundere Cemevi binasındaki hasar gün geçtikçe ilerliyor. Her an yıkılma tehlikesi olan cemevi binası için acilen çözüm bekleniyor.

    Zemininde yaşanan toprak kaymasından kaynaklı duvarlarında ve zemininde yarıklar oluşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Uzundere Cemevi binasının durumunu ajansımız PİRHA gündeme getirmişti.

    Çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtenHacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Uzundere Cemevi Başkanı İbrahim Özüpek, zemin kaymasından ve oluşan yarıklardan dolayı ibadetlerini gerçekleştiremediklerini kaydetmişti. Yeni cemevi inşası için mülkiyet sorununun çözülmesini beklediklerini ifade eden Özüpek, Alevi kurumları ve halkın dayanışması ile bu sorunu aşmak istediklerini belirtmişti.

    “BUGÜN SESİMİZİ DUYMALARI YARIN DA BİZ DUYMAYACAĞIZ”

    Aradan geçen zamanda cemevi binasının zeminindeki kayma ile birlikte yarıkların büyük bir tehlikeye işaret ettiğini belirterek çözüm beklediklerini kaydeden Uzundere Cemevi yöneticileri, sosyal medya hesabından  yaptığı açıklamada, “Uzundere Cemevinde kaymadan dolayı tuvaletler kullanılamaz hale geldi, çatlaklıklar oluştu diye haykırıyoruz. Ne yazık ki bir kaç duyarlı canlardan başka bir tane siyasetçi, halkın vekilleri sesimizi duymuyor. Bizler kendimizin kişisel istekleri için haykırmıyoruz. Bizler insanların sağlığını düşünüyoruz, daha güvenli bir binada insanlar inançlarını yapsın diye haykırıyoruz. Bugün sesimizi duymayanları yarın da biz duymayacağız” denildi.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABER:

    Uzundere Cemevinin zemini kayıyor, yarıklar oluştu-VİDEO

  • Küçükyumuk: Alevi örgütleri içerisinde kadının güçlenmesi Yolu da güçlendirecek-VİDEO

    Küçükyumuk: Alevi örgütleri içerisinde kadının güçlenmesi Yolu da güçlendirecek-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Uzundere Cemevi Yöneticisi Sibel Küçükyumuk, Alevi örgütleri içerisinde kadınların güçlenmesi ile yolun da güçleneceğini belirterek, “İnancımızı ve kültürümüzü kadınlar yaşatıyor. Kadınlar, bu örgütlenmeler içerisinde daha güçlü olmak zorunda” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundure Şubesi Cemevi Yöneticisi Sibel Küçükyumuk, Alevi örgütlenmeleri içerisinde kadınların daha güçlü olmasıyla bu örgütlerin daha da güçlü olacağına işaret etti. Küçükyumuk, ayrıca Alevi kurumlarının topluma temas etmesi ile örgütlülüğün kazanacağının altını çizdi.

    Alevi toplumunun farklı coğrafyalar ve kültürler ile daha zengin olduğuna değinen Küçükyumuk, zenginlik olan bu farklılıkları ötekileştirilerek ayrıştırmanın Alevi örgütlülüğü için çözüm olamayacağını kaydetti.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANLARINI ALEVİCE YÜRÜTMELİYİZ”

    Alevi toplumunun tüm kaygılardan uzak olarak inancı ve felsefesine göre Hakk’a yürüme erkanı yürütmesinin Alevice duruş olacağını ifade eden Küçükyumuk, “Cemimize gelen yollar dar ve otobüs gelemiyor. Canlarımız yolu yürüyerek gelmek zorunda kalıyor. Otoparkımız yok ve trafik sıkışıklığından kaynaklı Hakk’a yürüme erkanlarımız geç kalıyor. Yollarımızın genişletilmesini istiyoruz. İnancımıza, kültürümüze ve felsefemize sahip çıkarak özümüzü kaybetmememiz gerekiyor. Biz Alevi isek Alevice yaşamalıyız. İbadetlerimizi, Hakk’a yürüme erkanlarımızı da bu doğrultuda yürütmeliyiz. Canlarımız, Hakk’a yürüme erkanı sırasında dışarıdan Sünni canların da geldiğini söylüyor. Onlar sizlerin ritüellerinize saygı duyup, uymak zorundalar. Farklı ritüellere kaymadan Alevice hizmetlerimizi yürütmek zorundayız. Hakk’a yürümede de Alevice toprağa sırlanmalıyız” diye konuştu.

    “ÖTEKİLEŞTİRMEYE DEĞİL BİRLİĞE İHTİYACIMIZ VAR”

    Küçükyumuk, Uzundere köyünün büyük çoğunluğunu oluşturan ve temas kurdukları Tahtacı Alevilerin Hakk’a yürüme erkanlarını artık cemevlerinde yaptığını dile getirdi. Alevi toplumunun farklılıklarının zenginlik olduğunu belirten Küçükyumuk şöyle konuştu:

    “Uzundere, Tahtacı Alevilerin yoğun olduğu bir bölge. Bizleri burada misafir eylediler. Geçmiş dönem yönetimler kapıları kendilerine kapatarak onları küstürmüşler. Yönetim olarak tek tek hepsinin kapısını çalarak ziyaret ettik. Bir iletişim geliştirdik. Hakk’a yürüme hizmetlerini kendi evlerinde yapıyorlardı. Artık cemevimizde bu hizmetlerini yürütüyorlar. Onları kazanmak bizler için büyük bir onur. Bizler farklı coğrafyalar ve kültürler ile çok daha zenginiz. Tahtacılar Hakk’a yürüme erkanına dışardan kimseyi normalde kabul etmezler. Ben o erkanı gördüm ve çok mutlu oldum. Kişinin Hakk’a yürüyen eşini gülle karşılaması çok değerliydi. Bizler barış ve sevgi içerisinde bu inancı yürütebiliriz. Böyle bir zamanda buna çok büyük bir ihtiyaç var. Ayrıştırmak, ötekileştirmek asla çözüm olmaz.”

    “KADININ GÜÇLENMESİ YOLU DA GÜÇLENDİRECEKTİR”

    HBVAKV Uzundure Şubesi Cemevi Yöneticisi Sibel Küçükyumuk, Alevi örgütleri içerisinde kadınların güçlenmesi ile yolun da güçleneceğini belirterek, “Kadınlar her zaman güçlü olmak zorunda. Bu kültürü, inancı onlar yaşatıyor. Kadınlar güçlü olursa, kurumlar da, yolumuz da daha güçlü olur. Kadınlar öğrenir ise onlar da çocuklarına aktaracak. Kadınlara yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mutfağımızı genişlettik. Kadınlar için bir pastacılık kursu açacağız. Yakında karşı tarafımıza bir üniversite açılacak ve anne yemeklerini bulabilecekleri bir ortam yaratılacak. Aynı zamanda da kadın canlarımız istihdam edilecek. Aleviliğin özünde hep bu var; kadınlar her zaman güçlü ve güçlü olmak zorunda” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL-İsmail SİVASLI /İZMİR

  • Uzundere Cemevi bahçesinde çocuklar gül fidanı dikti

    Uzundere Cemevi bahçesinde çocuklar gül fidanı dikti

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı İzmir Uzundere Şubesi Cemevi, 23 Nisan dolayısıyla çocuklarla birlikte gül fidanları dikti.

    İzmir’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Şubesi Cemevi gönüllüleri ve çocuklar ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ nedeniyle cemevi bahçesinde bir araya gelerek gül fidanları dikti.

    PİRHA/İZMİR

  • Çocukların gözünden cemevi bahçesi ve Alevilik-VİDEO

    Çocukların gözünden cemevi bahçesi ve Alevilik-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de bulunan Uzundere Cemevi’nde sosyalleşerek eğlenen çocuklar aynı zamanda hizmetlere katılarak iş paylaşımında görev alıyorlar. Çocukların çağrısı da var: Bütün çocuklar, yetişkinler buraya gelsin. Çünkü Alevilik çok güzel bir şey.”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Cemevinde bulunan çocuklar günün büyük bölümünü cemevine ait bahçede oynayarak geçiriyor. Dönem dönem cemlere giren çocuklar aynı zamanda belli aralıklarla gerçekleşen etkinliklerde kendilerinin deyimi ile görevli olarak gönüllü hizmet ediyorlar.

    Bir haber için gittiğimiz Uzundere Cemevinde gözümüze çarpan çocuklar lokma pay edilmesinde aceleci bir o kadar da heyecanlı olarak hizmet ediyor. 8 ila 14 yaş arasındaki çocuklar lokma pay edilmesinin hemen ardından cemevi içerisinde spor aletleri, kaydırak, salıncak vs. bulunan alana doğru hızla koşarak gidiyorlar. Çocuk ruhu bu; eğlenmekten ne alıkoyabilir ki.

    Gözümüz iyice onlara çarpıyor. Bahçeyi kendisine spor alanı ilan eden, bisiklet süren, salıncağa binen bu çocukların yanına gitmemiz ile sohbetimiz başlıyor… ‘Abi o kamera ne, ne iş yapıyorsun, bizi de çeker misin?’ sorularına tutulduğumuz o an çektiğimiz fotoların ön izlemesi çocuklar için ayrı bir eğlence oluyor.

    Asıl can alıcı soru olan, ‘Hangi ajans?’ sorusuna verdiğimiz, ‘Pir Haber Ajansı (PİRHA)’ cevabı sonrasında sohbet koyulaşıyor.

    ‘Abi Alevi haber ajansı mısınız?’, ‘Evet.’ , ‘Abi biz de Aleviyiz, hep buraya geliyoruz…’

    Hızlıca anne ve babalarından aldıkları telefonlarla sosyal medya hesaplarından Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) takip ediyorlar.

    Enver, Hüseyin, Ela, Ayaz, Turan, Süleyman, Görkem, Murat…

    Akşam yapılacak Mekteb-i İrfan muhabbetinde en ön sırada yerlerini almaya başlıyorlar. Kimsenin çağırmasına gerek kalmadan gelmiş oluyorlar bile. Kimi bisikletten düşmüş, kimi koşturmaktan terlemiş halde. Kendi elleri ile minderleri öne taşıyorlar. Sessiz olmaları için fısır fısır birbirlerini uyarıyorlar. Öyle ya kimi de sabırsız halde, belki de aklı dışarıda bıraktığı bisikletindedir…

    8-14 yaş arası çocukların dünyası elbette Alevilik inancını algılamada eksik kalacak. Ama onların manevi dünyasından Alevilik belki de özgürce oynayabilecekleri bir alan olarak karşımıza çıkacak. Belki de acıktıkları an yemek yiyebilecekleri hane, belki betonlaşma ile doluşan mahallelerinin dışında oynamak için sığınacakları bir bahçe.

    Soruyoruz; öylesine ilginç cevaplar geliyor ki, belki de biraz onların dünyasından bakmamız gerek diyoruz.

    İşte çocukların gözünden bütünleştikleri cemevinin o koca bahçesi ve Alevilik…

    “BÜTÜN GENÇLER GELSİN BÜTÜN KALPLERİYLE İNANCINI KORUSUN”

    Enver, o müthiş sakin ve büyümüşte küçülmüş hali ile şaşırtıyor bizi. Diğerleri sohbet ederken sürekli söz alıyor. Sorulan her soruya bir cevabı kesinlikle var. Cemevine ilk geldiğinde çok çekindiğini, hatta kızacaklarını düşündüğü için korktuğunu söyleyen Enver, şimdiler de herkesi cemevine davet ediyor.

    Enver, “Bütün çocuklar, yetişkinler buraya gelsin. Çünkü Alevilik çok güzel bir şey. Sazım var ama pek çalmayı bilmiyorum. Çalmayı istiyorum ama telleri kopuk. Burada çalıları temizliyorduk. Çöpleri atıyorduk. Aleviliği seviyorum. Hatta cemevine girerken biraz utanıyordum ama sonradan utanmam geçti. Bütün gençler gelsin, bütün kalpleriyle inancını korusun. Hiç kimse cemevinden utanmasın, orada çok güzel şeyler yapılıyor. Saz çalınıyor. Burada spor yapıyoruz, salıncağa biniyoruz. Çok çocuk geliyor buraya. Oturuyoruz, oyunlar oynuyoruz. Burayı çok seviyorum” diye konuşuyor.

    “ALEVİLİK GÜZEL, HİÇ VAZGEÇMESİNLER”  

    Pandemiden önce cemevinin ve bahçesinde oynayan çocukların çok daha kalabalık olduğunu dile getiren Hüseyin ise, kendi deyimiyle cemevinde görevli olduğunu söylüyor.

    Hüseyin, Alevi olmaktan yana mutluluğunu objektifimize öylesine sıcak yansıtıyor ki. Hüseyin, “Pandemiden önce buraya geliyorduk. Dedemizin elini öpüyorduk, sohbet ediyorduk. Bize sorular soruyordu. Sabah akşam buraları temizliyorduk. Yemek yapmaya, sandalye dizmeye yardım ediyoruz. Dede de gelip bizimle top oynuyor. Saz çalıyorlar, onlar dinliyoruz. Saz kursu oldu katıldık. Cemlere çok girdik. Alevilik güzel, iyi ki Aleviyim yani. Alevilikten hiç vazgeçmesinler. Alevilik inancını hiç bırakmasınlar. Saz çalmayı da öğrensinler” diye çağrıda bulunuyor.

    Ela da aldığı lokmayı bitirmeye gayret ederek, sorumuza kafa sallıyor. Cemevi bahçesinde oynadıklarını, burayı sevdiğini söylüyor.

    “BİSİKLET SÜRÜYORUZ, SANDALYE DİZİYORUZ, GEZİYORUZ”

    Ayaz’ın masmavi gözleri ve sarı saçları ayrıca bir ilgi çekiyor. Tabi ki hiperaktifliği kendisini kameraya o kadar yansıtıyor ki, bir türlü kadrajda duramıyor. Ayaz, “Top oynuyoruz, takla atıyoruz, bisiklet sürüyoruz. Burada temizlik yapıyoruz” diyor.

    Turan ise bağlamasının kopan tellerine hayıflanıyor. O da çeşitli etkinliklerde sandalye dizip, masa taşımaya yardımcı oluyor. Turan, “Arkadaşlarda top oynuyoruz. Bisiklet sürüyoruz. Geziyoruz. Cemlere de girdik. Saz çalıyorlardı. Öğrenmek için baktım ama içeriye almadılar. Abimin sazından iki, üç şey çalıyorum. Kimse olmayınca izin alıp buraları süpürüyoruz. Çöpleri dışarıya atıyoruz. Çocuklar cemevine gelsin, buraya sahip çıksın” demekle kalıyor. Heyecanı daha fazla konuşmasına izin vermiyor.

    “BEN ALEVİYİM, O KÜRT… AMA BEN ONA SAYGILIYIM”

    Herkesin birbirinin inancına saygı duyması gerektiğini ifade eden Süleyman da, milliyetçilik zehrinin kendisine işlemediği o hali ile “O Kürt, ben de Aleviyim. Ama ben onlara saygılıyım” diyor. Belki de birinin bir diğerini yasaklamadığı, renkliliği karanlığa çevirmediği bir dünya temennisi ile Süleyman şöyle devam ediyor:

    “Pirim Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ye ibadet yaparız. Semah yaparız. Aşure günü yaparız. Bir yere zarar vermeden spor yapıyoruz. Kızıyorlar belki ama zarar vermiyoruz. Buralarda düğün oluyordu ama onu da kaldırdılar. Aşure gününden bir gün önce burada görevliydik. Buranın temizliği, yemeklerin hazırlanması, sandalyelerin dizilmesinde çalıştık. Biz gönüllü yaptık. Alevi gençlere çağrımız var; herkes inancını korumalı, Herkesin inancına saygılı olmalı. O Kürt, ben de Aleviyim. Ama ben onlara saygılıyım. Aleviliğe, soyumuza sahip çıkmalarını istiyoruz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR