Etiket: vakıflar genel müdürlüğü

  • Almanya Sıraç Hubyar Toplumu: Hubyar tekkesi kutsalımızıdır, gaspa izin vermeyeceğiz!

    Almanya Sıraç Hubyar Toplumu: Hubyar tekkesi kutsalımızıdır, gaspa izin vermeyeceğiz!

    PİRHA- Almanya Sıraç Hubyar Toplumu Yönetim Kurulu, yazılı olarak yaptığı açıklamada Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne sert tepki gösterdi. Almanya Sıraç Hubyar Toplumu, yaptığı açıklamada Hubyar tekkesinin kutsalları olduğunu ifade ederek, “Bu mekan, sadece bir yapı değil; inancımızın, tarihsel hafızamızın ve toplumsal birliğimizin kutsal mirasıdır” dedi.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü, Hubyar tekkesini kendi bünyesine almak için yeniden dava açması üzerine Alevilerin tepkisi büyüyerek sürüyor. Daha önce Hubyar Sultan Tekkesi’nin köy tüzel kişiliğine ait olduğu Yargıtay tarafından mahkeme kararıyla birlikte onaylanmıştı. Lakin Vakıflar Genel Müdürlüğü, yeniden dava açarak Alevilerin kendi kutsal mekanları üzerindeki doğal ve tarihsel haklarını hiçe sayıldığı ifade edildi.

    Almanya Sıraç Hubyar Toplumu, yaptığı açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “HUBYAR TEKKESİ,ALEVİLERİNDİR KUTSALIMIZA DOKUNMAYIN”

    Hubyar ocağının tarihsel boyutuyla kendileri için kutsal olduğuna dikkat çeken Hubyar Toplumu, “Hubyar Tekkesi, tarihsel süreç içerisinde Alevi-Bektaşi inancının ve özelde Hubyar Sultan Ocağı taliplerinin asırlardır süregelen ibadet, erkân ve kültür merkezi olmuştur. Bu mekan, sadece bir yapı değil; inancımızın, tarihsel hafızamızın ve toplumsal birliğimizin kutsal mirasıdır” denildi.

    Hubyar Tekkesi’ni gasp etme girişimlerini şiddetle reddettiklerini ifade eden Hubyar Toplumu, “Hubyar Tekkesi, Hubyar Sultan evlatlarının ve Sırac Hubyar toplumunun dokunulmaz, tartışmasız manevi mülküdür. Bu mekan, Alevi inanç önderlerinin ve taliplerinin yüzyıllardır nefes aldığı, cemlerini yürüttüğü kutsal bir inanç merkezidir. Tekkeye el konulması yönündeki her türlü girişim, ne vicdani ne de tarihi gerçeklikle bağdaşmaktadır. Bu tutum, Alevilerin kendi kutsal mekanları üzerindeki doğal ve tarihsel haklarını hiçe saymaktır” denilerek, Alevi inancına yönelik her türlü dayatmaya karşı şiddetle karşı olduklarını ve sonuna kadar mücadele edecekelerini deklare ederek, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Hubyar Tekkesi’nden derhal elini çekmesi çağrısında bulundular.

    PİRHA/ALMANYA

  • Hubyar Sultan Tekkesi’ne kayyım tepkisi: Zerre samimiyetiniz varsa vazgeçin!

    Hubyar Sultan Tekkesi’ne kayyım tepkisi: Zerre samimiyetiniz varsa vazgeçin!

    PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Hubyar Sultan Tekkesi’ne kayyım atanmak istenmesine tepki göstererek ortak yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Bir taraftan Hubyar Sultan Tekkesini Alevilerin elinden almak için bu kadar mücadele verirken diğer taraftan da Alevilere inanç özgürlüğü getireceğinize kimseyi inandıramazsınız. Zerre samimiyetiniz varsa bu müdahaleden vazgeçin” denildi.

    Hubyar Sultan Tekkesi’nin köy tüzel kişiliğine ait olduğu Yargıtay tarafından onaylanmış olmasına rağmen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tekkeyi bünyesine almak istediği belirtildi. Alevi toplumunun tepkilerine rağmen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu tekkeyi bünyesine almak için yeniden dava açtığı ifade edildi.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN İRADESİNDEN ALINIP GASP EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tokat Almus Hubyar köyünde bulunan Tekke Hubyar Sultan Ocağının merkezidir. Burada bulunan tekke gerek bölgede yaşayan Alevi ve Sünnilerce gerekse bölge dışından gelen Aleviler tarafından ziyaret edilerek inançlarını sürdürmekte, inançsal değerini devam ettirmektedir. 2005 yılında Hubyar Köyü muhtarlığına köydeki bir şahıs tarafından açılan davayı Köy Tüzel Kişiliği yani muhtarlık Kasım 2016 tarihinde kazandı ve Hubyar Tekkesi ve eklentilerinin tapusunu mahkeme kararına uygun olarak teslim aldı.

    Tapusu alınan yerler, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından vakıflar yasasının ilgili maddelerine dayanarak el konulmuş ve tapu muhtarlıktan alınmıştır. Bunun üzerine Muhtarlık Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne dava açıp işlemin iptalini ve tapunun tekrar muhtarlığa tescil edilmesini istemiştir.

    Dava muhtarlık lehinde sonuçlanmış ve kesinleşmiştir. Tapu tekrar muhtarlığa tescil edilmiştir. Davayı kaybetmesine ve tüm itirazları reddedilmesine rağmen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Hubyar Tekkesi sevdası bitmemiş ve hukuken de mümkün olmadığı halde aynı gerekçelerle, aynı amaç ve istekle ve aynı delillerle ikinci bir dava açarak burayı Alevi toplumunun iradesinden alıp gasp etme konusunda ısrarını sürdürmüştür.

    Hukuk kuralları dışında gelişen bu süreç, yerel kaynaklardan aldığımız bilgilere göre bir AKP Tokat Milletvekilinin siyasi müdahalesiyle yapılmıştır. 30.12.2025 Salı günü davanın duruşması yapılacak, belki de karar duruşması olacaktır. Hubyar Sultan Dergâhı davası, Alevi toplumunun ve özellikle Hubyar köyünün uzun yıllardır mücadelesini verdiği, yirmi yıldır süregelen önemli bir dava olmuştur. Bu dava, bir yandan Hubyar köyü tüzel kişiliği ve köylülerinin inanç merkezine sahip çıkma mücadelesi, diğer yandan ise söz konusu dergâhın şahsi çıkarlar uğruna devlete teslim edilmesine engel olma çabasıdır.”

    “SAMİMİYETİNİZ VARSA BU MÜDAHALEDEN VAZGEÇİN”

    Açıklamanın devamında Hubyar talipleri ve köylülerinin, yıllarca süren mücadelenin ardından inanç merkezini tüm köyün ve Alevi toplumunun ortak mirası olarak koruma amacı taşıdığı vurgulandı.

    “Biz, Alevi inancına sahip olan Hubyar köylüleri, Hubyar talipleri ve Hubyar kurumları olarak, inanç merkezimize devletin el koymasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Hubyar Sultan Dergâhı, yalnızca bu inanç yolunun değil, Alevi toplumu için de büyük bir öneme sahiptir. Bu dergâhlara sahip çıkmak, sadece bir yerin tapusunu savunmak değil, aynı zamanda inancımıza sahip çıkmaktır.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Çorum Koyun Baba Türbesi’nde yaptığı gibi asimilasyon uygulamalarına da bu topraklarda inancımıza saygısızlık yapılmasına da asla izin vermeyeceğiz ve mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

    Hubyar Sultan bu topraklarda yaşayan herkesin ortak kutsalı ve değeridir. Bizler, bu değerleri korumaya, savunmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlıyız. Alevi kurumlarını ve Alevi toplumunu da bu davada taraf olmaya, inançların özgürlüğünü savunmaya davet ediyoruz.

    Ayrıca buradan iktidara da sesleniyoruz; Alevi toplumuna açılımlar yapıp Anayasalarda güzellemelerle Alevilerin sorununu çözemezsiniz. Bir taraftan Hubyar Sultan Tekkesini Alevilerin elinden almak için bu kadar mücadele verirken diğer taraftan da Alevilere inanç özgürlüğü getireceğinize kimseyi inandıramazsınız. Zerre samimiyetiniz varsa bu müdahaleden vazgeçin.”

    PİRHA/TOKAT

    İLGİLİ HABERLER:
    -İnanca kayyım atanıyor: Kayyım zihniyetinden vazgeçin!-VİDEO

  • Çamur: Dergahımızın kirası 15 bin 600 TL oldu; neden Alevilerden kira alınmaktadır?-VİDEO

    Çamur: Dergahımızın kirası 15 bin 600 TL oldu; neden Alevilerden kira alınmaktadır?-VİDEO

    PİRHA-Kadıköy’deki 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 lira oldu. Şahkulu Sultan Dergâhı’nın yüzyıllardır Alevilere hizmet ettiğini belirten Mehmet Çamur, “Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Çifte standart var burada” şeklinde konuştu.

    İstanbul Kadıköy’de bulunan 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 liraya yükseltildi. Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, PİRHA‘ya yaptığı açıklamada dergâhın yüzyıllardır Alevilere hizmet verdiğini belirterek, “Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Alevi toplumu ile laik, ilerici güçlere sesleniyorum: Lütfen, birlikte hareket edelim. Burası bir inanç merkezidir. Buradan kira alınmaması gerekmektedir” dedi.

    “KİRA, NEDEN SADECE ALEVİLERDEN ALINMAKTADIR?”

    2004 yılından beri 18 yıldır kira ödediklerini kaydeden Çamur, şunları söyledi:

    “1750 liradan başlayan kira bugün 15 bin 600 liraya çıktı. Burası Alevilere yüzyıllardır hizmet veren bir dergâh. Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Yetkililere sorduğumuzda “1998 yılında çıkan yönetmelik gereği bu kirayı alıyoruz” diyorlar. Madem öyle, 1 lira da kiradır. Sembolik olarak kira alın. 100 lira da kiradır. Neden 15 bin 600 lira alıyorsunuz?”

    “EN AZINDAN SALGIN SÜRECİNDE KİRA ALMAYIN, DEDİK AMA KURUŞU KURUŞUNA ALDILAR”

    Çamur, Covid-19 pandemisi sürecinde ekonomik olarak yaşanan sıkıntılara da değindi. Salgın döneminde kira alınmaması için yaptıkları başvuruların kabul edilmediğini vurgulayan Çamur, “Salgın sürecinde insanlar buraya gelmedi. Bir buçuk yıl dergâhın geliri olmadı. Personelimizin maaşlarını ödedik. Öğrenci yurdumuza yatırım yaptık. Vakıflara başvurduk. Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Salgın devam ediyor. İnsanlar kendilerini koruma çabasıyla toplu olarak bir yerlere gitmiyorlar. En azından bu süreçte kira almayın, dedik. İki kez dilekçe verdik. Dilekçemiz reddedildi. O dönem bizden kuruşu kuruşuna aylık 13 bin 600 lira kira aldılar. Bu senede kira 15 bin 600 liraya çıktı. Söylenecek bir söz yok.”

    “BURASI BİR İNANÇ MERKEZİ”

    Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, “Burası Alevi-Bektaşilerin 700 yıllık bir mekânıdır. Türkiye’de eğer başka inançlardan kira alınmıyorsa, bizden de alınmamalı. Çifte standart var burada. Devlete, elektrik ve su parası ödediğimiz gibi kira parası da ödüyoruz. Alevi toplumu ile laik, ilerici güçlere sesleniyorum: Lütfen, birlikte hareket edelim. Burası bir inanç merkezidir. Buradan kira alınmaması gerekmektedir.”

    Rıza ŞEKER – Barış KOP / İSTANBUL

  • Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yetkileri geri alındı

    Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yetkileri geri alındı

    PİRHA- Vakıflar Genel Müdürlüğü, Hüseyin Gazi Türbesi’ne dair Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verdiği yetkileri geri aldı.

    24 Ağustos 2020’de Hüseyin Gazi Türbesi, AKP’li isimlerin bulunduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na 10 yıllığına tahsis edilmesinin ardından Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’nın itirazları sonuç verdi.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verdiği Hüseyin Gazi Türbesi’ne dair yetkileri geri aldı.

    Hüseyin Gazi Vakfı ve Derneği türbenin yönetiminin kendilerine devredilmesini talep ederken, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kararı bekleniyor.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Burası ticarethane değil inanç merkezi, boşaltmayacağız!

    >Hüseyin Gazi Türbesi, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi

  • Hüseyin Gazi Türbesi, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi

    Hüseyin Gazi Türbesi, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi

    PİRHA- Alevi yurttaşların kurduğu dernek tarafından bakımı yapılan Mamak Hüseyin Gazi Türbesi, mahkeme kararıyla Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi.

    Birgün Gazetesi’nin haberine göre, Alevi yurttaşlar, Ankara’nın Mamak ilçesinde yıllardır bakımını yaptıkları Hüseyin Gazi Türbesi için 1995 yılında Hüseyin Gazi Külliyesi Yaptırma ve Yaşatma Tanıtma Derneği’ni kurarken, 1997 yılında da türbeyi kendi olanakları ile restore ettirdi. 2001 yılında da Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı kurulurken, Vakıflar Genel Müdürlüğü 2012 yılında Hüseyin Gazi Derneği’ne tahsis ettiği türbeyi yurttaşların elinden almak için girişimlere başladı. Söz konusu tahsis kararı iptal edilirken, 2017 yılında tekrar yapılan tahsis başvurusu talebine yanıt verilmedi.

    MAHKEME VAKIFLAR LEHİNE KARAR VERDİ

    Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 4 Kasım 2020 tarihinde türbenin Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 16 Temmuz 2020 tarihli kararıyla onanan Avan Çevre Düzenlemesi Projesi kapsamında tahliye edilmesini istedi. Daha sonra 24 Ağustos 2020’de türbe, 10 yıllığına yönetiminde AKP’li isimlerin bulunduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi. Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı, bu tahsis kararını yargıya götürürken Bölge İdare Mahkemesi 3 Haziran 2021 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine karar verdi.

    (HABER MERKREZİ)

  • Kanuni idam etti AKP de dergahı camiye dönüştürdü!-VİDEO

    Kanuni idam etti AKP de dergahı camiye dönüştürdü!-VİDEO

    PİRHA-Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi dergahının yıkılıp yerine cami yapılmasına tepki gösterdi. Bülbül, “Pir Hüsamettin Ankaravi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildi. Şimdi buradaki makamı da AKP tarafından, yani onun ardılları tarafından tahrip ediliyor” diyerek yapılan asimilasyona dikkat çekti.

    15. Yüzyılda Ankara’nın Haymana ilçesi Kutluhan köyü civarında yaşam süren Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından camiye dönüştürüldü.

    Konuyu gündeme getiren HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “AKP eliyle bir tür yok etme, asimilasyon var” diyerek yapılanlara tepki gösterdi. Bülbül, söz konusu dergaha 3 yıl önce de ziyarette bulunduğunu ifade ederek “Aslında bu dergahta olanlar gündemin bir parçası, yani asimilasyonun, zulmün, yok etmenin, inkarın ve AKP münafıklığının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

    MELAMİ EKOLÜNÜ TEMSİL EDİYORDU

    Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin, Hacı Bayram-ı Veli’nin öğrencilerinden olduğunu belirterek şu aktarımda bulundu:

    “Hacı Bayram Veli, Ankara merkezli ve Orta Anadolu’da halka, hakka, hakikate hizmet bağlamında çalışmalar başlatır. Bu çalışmalarda üzerinde bulunduğumuz bu coğrafyada 3 öğrencisini irşad eder. Bu öğrencilerden birisi Pir Ali Aksarayi, yani Aksaraylı Pir Ali… Diğeri, Bünyamini Ayaşi, yani Ayaşlı Bünyamin… Öbürü de Pir Hüsameddin Ankaravi’dir. ‘Ankaravi’ Ankaralı demek. Bunlar, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşarlar. Öncesinde Hacı Bayram Veli de dahil olmak üzere Melami ekolünü teşkil eden bu anlayış üzere topluma, Hakk’a, hakikate, adalete hizmet eden tüm kişiler kovuşturmaya tabi tutulur. Hacı Bayram Veli, Edirne Sarayı’na çağrılarak tehdit edilip, yaptığı çalışmalara müdahale edilir ama Hacı Bayram, çalışmalarına son vermez.

    Hüsameddin Ankaravi de diğerleri gibi ‘İnancımıza hakaret ediyor, zındıktır, münafıktır’ gibi hakaretlerle tutuklanır. İsmine ait olan makamı, dergah olarak halktan da yardım isteyerek, yani halkla birlikte yapar. Fakat Osmanlı tarihinde bu türde katledilen kişiler için arkasından onun torunları ve ardılları, büyüğünü aklamak için çeşitli şeyler uydururlar.

    Hüsameddin Ankaravi’nin de bir yakını, der ki ‘Dedemiz padişahı da severdi niye katledildi? Haksızlık yapıldı’ falan gibi şeyler anlatırlar. Fakat burada mesele şu: Bugün nasıl ki AKP iktidarı, dini hakikaten teslim almış, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla fetva vererek zülüm yapıyor ve bu zulmünü dine dayandırmaya çalışıp kendi karşısında mücadele eden herkesi ‘kafir, münafık, zındık’ diye adlandırıyorsa o dönemde de aynısı vardı. Dolayısıyla biz hakikat üzerine siyaset yapanlar da bunu görmeliyiz. Pir Hüsameddin Ankaravi, Kanuni döneminde derdest edilmiş, Ankara Kalesi’nde hapsedilmiş ve idam edilmiştir.”

    “PİRİ KANUNİ İDAM ETTİ, DERGAHI DA AKP YIKTI” 

    Vakıflar Genel Müdürlüğü, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahında ‘restorasyon’ adı altında çalışma başlattı ancak, mevcut türbe betona gömülüp dergah da camiye çevrildi.

    Duruma tepki gösteren Milletvekili Kemal Bülbül, “Türbeyi dümdüz etmiş, beton dökmüş, mezar taşlarını sökmüş” diyerek yaşananlara ilişkin tepkisini dile getirdi. 3 yıl önce de dergaha ziyarette bulunduklarını ifade eden Bülbül, dergahın üst kısımlarının tamamen yıkılmış vaziyette olduğunu, zeminin ise hazine avcıları tarafından kazıldığı bilgisini verdi.

    Milletvekili Kemal Bülbül, söz konusu alanın cami değil, dergah olduğunu belirterek yazılı kaynaklar eşliğinde şu açıklamayı yaptı:

    “Pir Hüsameddin Ankaravi’nin hikayesinin kanıtları ‘Melametilik’ isimli Ali Bolat’ın kitap çalışmasında anlatılıyor. Ayrıca Fuat Köprülü’nün öğrencilerinden Abdulbaki Gölpınarlı’nın Melamilik ve Melamiler kitabında Pir Hüsameddin Ankaravi’nin karşı karşıya kaldığı zulüm çok ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Kanuni döneminde nasıl derdest ve idam edildiği de yazılıyor. Daha da önemlisi, ‘Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler’ isimli kitabın yazarı Ahmet Yaşar Ocak tarafından da nasıl katledildikleri anlatılıyor.

    Osmanlı, kendi nizamına uymayan, halkla adalet, eşitlik bağlamında ilişki kuran, halka hizmet eden mürşit, dergah, tekkeleri önce diyaloğa, işbirliğine davet eder; eğer işbirliği de olmazsa bu sefer dergahları yıkar, mürşitlerini de idam ederdi. Bugün de karşı karşıya olduğumuz durum bu. Mevcut hükümet, kendisinin ‘Yeni Osmanlıcı’ olduklarını söylüyor. Dolayısıyla şu hakikati söylüyoruz; bu makamı yapan Pir Hüsameddin Ankaravi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildi. Şimdi buradaki makamı da AKP tarafından; yani onun ardılları tarafından tahrip ediliyor.”

    “ONLAR OSMANLI’NIN, BEN DE PİRİN ARDILIYIM”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, dergahın ‘Restorasyon’ adı altında başkalaştırıldığına işaret ederek sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Bir tür yok etme, bir tür asimilasyon var burada. Şimdi onlar, Osmanlı’nın ardılı olarak bu zulmü yapıyorlar. Ben de Pir Hüsameddin Ankaravi’nin ardılı, hakkın, hakikatin hizmetkarı olarak bu hakikati ifade etmek zorundayım. Onun için şöyle dememek lazım: ‘Gündem çok ağır, çeteler var, pandemi var, yoksulluk var’ Evet, onun bir parçası olarak da AKP’nin burada yaptığı münafıklık var.

    Melamilerin 3 temel unsuru var. Birincisi riyakar olmayacaksın. İkincisi; hakikati savunacaksın. Üçüncüsü; münafıklık yapmayacaksın. Şimdi burada riyakarlık, hakikate zulüm, tecavüz ve münafıklık da var. Bunu belgeleriyle yerinde belirtmek için bu tespiti yapmak durumundaydık.”

    “ONLAR SADECE HİZMETE, PAY ETMEYE, ADALETE BAKARLARDI”

    HDP’li Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin Yol inancında nasıl bir öneme sahip olduğunu da anlattı. Yol inancında isim olarak söz konusu kişilere ‘Melami’ denildiğini belirten Bülbül, sözlerine şöyle devam etti:

    “Nesimi’nin ‘Ben Melamet hırkasını kendim giydim eynime, arı namus şişesini taşa çaldım kimene’ dediği Melamiler… Bu Melamiler, devlet, hükümet varmış dinlemezlerdi. ‘Hükümdar vergi, asker istiyormuş’ bunlara bakmazlardı. Onlar sadece halka, yoksula, hizmete, pay etmeye, adalete bakarlardı. Dolayısıyla müesses nizamı dikkate almayıp, halka, adalete, eşitliğe baktığın zaman hükümdar ‘Bana vergi vereceksin’ derdi. Şu an içerisinde bulunduğumuz dergahın çevresine küçük bir duvar çevrilmiş ama burası dergah olduğu zamanlarda geniş bir alanı vardı. Çevredeki topraklar da dergaha aitti. Ve bu dergahtaki dervişler, hem hizmet yapıyor; ekip biçiyor, hem de burada eğitim görüyorlardı. Dergahın karşısında bulunan çeşme halen daha faal. Dergahların kurulduğu yerlerde su, tarım, ulaşım ihtiyacı dikkate alınırdı.

    Pir Hüsameddin Ankaravi, Kanuni güçlerince Ankara Kalesi’nde idam edilmiştir. Burası onun dergahı, makamıdır. Kendisi de küçük bir türbe yapılıp oraya sırlanmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü ‘restorasyon’ adı altında türbenin üzerine beton dökmüş, mezar taşlarını dışarıya atmış. Böylesine bir saygısızlık, riyakarlık ve münafıklık var.”

    Eren GÜVEN/ANKARA 

     

  • 700 yıllık Şahkulu Dergahı 12 bin TL kira ödeyerek hizmet yürütüyor

    700 yıllık Şahkulu Dergahı 12 bin TL kira ödeyerek hizmet yürütüyor

    PİRHA- Göztepe Merdivenköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı  hizmet yürütebilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aylık 12 bin TL kira ödüyor. Şahkulu Sultan Dergahı Başkanı Mehmet Çamur, bunun haksızlık olduğunu belirterek ekliyor: “Hatta kiraya verdikleri mülkün sigortasını bile bize yaptırıyorlar. Yılda 7-8 bin lira da sigorta parası veriyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü adına sigorta poliçesi keseceksiniz diyorlar.”

    İstanbul Göztepe’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne 12 bin TL kira ödeyerek hizmet yürütüyor.

    Şahkulu Sultan Külliyesi, Mehmet Ali Hilmi Dede/Baba Eğitim ve Kültür Vakfı adına verilen kiraya ilişkin Şahkulu Sultan Dergahı Başkanı Mehmet Çamur, PİRHA’ya konuştu.

    Şahkulu Sultan Dergâhı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün malı olduğunu belirten Mehmet Çamur, “Vakıfların malı olduğu için biz kirayla bu hizmeti yürütüyoruz. Buradaki dergâh hizmetlerini kira vererek yürütüyoruz. Şahkulu Sultan Vakfı, Hilmi Dede/Baba Eğitim Kültür Vakfı adına Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden kiralamışız. Her ay 10 bin 536 lira vakıf,  bin 500 küsür lira da otopark bölümüne Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne kira ödüyoruz” dedi.

    “1994-2004 ARASINDA KİRA ALINMADI”

    1994 yılından 2004 yılına kadar Bakanlar Kurulu Kararnamesi’yle dönemin iktidarı döneminde kira ödemediklerini söyleyen Çamur şöyle konuştu:

    “Çoğu zaman bakan Yıldırım Aktuna yardımcı oldu. 10 sene bizden kira almadılar, 2004 yılına kadar. 2004 yılından bu yana da kira ödüyoruz. Her sene TEFE, TÜFE oranında bu kiralar artıyor. Şu anda 12 bin lira civarında kira ödüyoruz, bir de otoparka kira ödüyoruz. Şahkulu Sultan Dergâhı’nın mülkiyeti vakıflara aittir. Ama eski bir vakıf vardı. Hilmi Dede Baba’nın kurduğu. Zaten o vakıftan dolayı alıyorlar. Yoksa ayrı bir vakıf var, 1910 yılında kurulmuş. 1925’te tekke ve türbeler kapatıldığı zaman da burası vakıflara geçiyor. Mülkiyeti, idaresi şu anda vakıfların elinde. Biz de gidiyoruz, tahsis yaptırıyoruz.”

    “Sonuçta burası bu vakfın malı değil, mülkü değil. Vakıflardan tahsis bedeli ödeyerek burada faaliyet gösteriyoruz” diyen Mehmet Çamur, Zeytinburnu’nda bulunan Erikli Baba Dergahı’nın da Vakflar Genel Müdürlüğü’ne kira ödediğini kaydetti.

    “KİRAYI PEŞİN ALIYORLAR”

    Karacaahmet Dergahı’nın da dergahın girişindeki türbenin bulunduğu yer için sembolik olarak Kültür Bakanlığı’na para ödediğini hatırlatan Çamur şunları kaydetti:

    “Azınlıkların bir takım değerlerini iade ettiler. Biz Aleviler sadece laf üretiyoruz. Olayların çözüm yoluna gidemiyoruz. Şu anda yapacağımız bir şey yok. Biz ilgili kurumlara başvurduk, bu kiranın en azından sembolik bir duruma düşürülmesi gerekir diye. Fakat olumlu yanıt alamadık. Onların bir kira komisyonu var. Onlar değerlendirip her sene bildiriyorlar. Aralık’ta bildiriyorlar, kirayı bizden peşin alıyorlar. Burada bir tadilat var, o binaları yıktılar yeniden yapıyorlar.

    PANDEMİ SÜRECİNDE BİLE KİRA ALMAYA DEVAM ETTİLER

    Pandemi nedeniyle ziyaretçilerin azaldı. Faaliyetler tamamen bitti. Başvurduk, dedik ki hiç değilse bu süreçte bizden bu tahsis bedelini almayın. Yazı geldi, biz almaya devam edeceğiz dediler.”

    Bunun haksızlık olduğunu dile getiren Çamur, dergahın yerinin zaten Hilmi Baba Vakfı’na ait bir olduğunu, 400 metrekare olan otopark olarak kullandıkları alanın ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkü olduğunu kaydetti.

    “KANUNİ’NİN KIZININ BİLE VAKFİYESİ VAR”

    Çamur konuşmasına şöyle devam etti:

    “Burası Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın 1550 yılında “Burası Şahkulu Dergâhı’nın hizmetinde kullanılsın” diye vakfiyesi var. Bir padişahın kızı bile kendi arazisini Şahkulu Dergâhı’nın hizmetinde kullanılsın diye vakfediyor ve siz burayı hayrat konumundan akar konumuna getirerek gelir getiren mülk olarak bizden kira alıyorsunuz.”

    “KİRACIYIZ, GİT DEDİKLERİNDE GİDECEĞİZ”

    Kiracı olduklarını vurgulayan Mehmet Çamur, “Bize yarın burayı boşalt dediği zaman da sadece demirbaşları masa sandalyelerini alıp gidersin. Yapılacak hiçbir şey yok” dedi.

    “KİRA VERDİĞİMİZ MÜLKÜN SİGORTASINI BİLE BİZE ÖDETİYORLAR”

    Şahkulu Dergahının 700 senelik bir dergah olduğunu belirten Çamur, “Şimdiye kadar Bektaşiler faaliyet göstermiştir. Daha sonra sahip Aleviler gelmiş burayı onarmışlar, ibadetlerini yapıyorlar. Daha önce buradaki tüm bakım, onarımlar dernek, daha sonra da vakıf tarafından yapılmış. Hatta kiraya verdikleri mülkün sigortasını bile bize yaptırıyorlar. Sene de 7-8 bin lira da sigorta parası veriyoruz. İşin ilginç tarafı o sigortayı da bizim mevcut vakıf adına yaptırmıyorlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü adına sigorta poliçesi keseceksiniz. Parayı biz veriyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Trabzon Ayasofya Müzesi’nin cami yapılmasına karşı mahkemeden önemli karar

    Trabzon Ayasofya Müzesi’nin cami yapılmasına karşı mahkemeden önemli karar

    Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen ve camiye çevrilen Trabzon’daki Ayasofya Müzesi’ne ilişkin mahkemeden önemli bir karar çıktı. Trabzon İdare Mahkemesi’nin bilirkişi raporlarını dikkate almayarak reddettiği davada, Mimarlar Odası’nın itirazı kabul edildi ve projelerin onayına ilişkin Koruma Kurulu kararı üst mahkemece iptal edildi.

    Trabzon’daki Ayasofya Müzesi’nin cami olarak kullanılmasına dönük projelere karşı başlatılan yargı sürecinde önemli bir karar çıktı.

    Mimarlar Odası tarafından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na, Koruma Yüksek Kurulu İlke Kararlarına ve altına imza atılan uluslararası koruma ilkeleri arasında yer alan Venedik Tüzüğü’ne aykırı idari işlem ve kararlara ilişkin Trabzon İdare Mahkemesi’nde açtığı fakat bilirkişi raporları dikkate alınmayarak reddedilen davaya ilişkin itiraz bir üst mahkemede görüşüldü.

    İtiraz üzerine durumu değerlendiren ve kararını açıklayan üst mahkeme, müzenin cami olarak kullanılmasına dönük İl Koruma Kurulu’nun onayladığı projeleri iptal etti.

    “EN UYGUN ÇAĞDAŞ KULLANIM ŞEKLİ MÜZE”

    Kararın ardından TMMOB Mimarlar Odası tarafından karara ilişkin yapılan yazılı açıklamada şunlar belirtildi:

    “Ülkemizin kültürel çeşitliği ve zenginliği bakımından önem taşıyan, bölgenin ve Trabzon’un geçmişinde önemli bir yere sahip anıtsal yapı için en uygun ve çağdaş kullanım şekli müze olarak varlığını sürdürmesidir.

    DUYARLI KESİMLERE VE SORUMLULARA ÇAĞRI

    Bu bağlamda Mimarlar Odası olarak; insanlığın mirası olan tarihi eserin sanatsal ve simgesel değeriyle korunarak ziyaretçilere açık olması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Mahkeme kararının uygulanarak yapının yeniden müze işlevine kavuşturulması, kültür mirasının korunması için duyarlı tüm kesimleri ve sorumluları harekete geçmeye çağırıyoruz. Sahip olduğumuz mesleki uzmanlık kapsamında, zarar gören mimari ve kültürel mirasın korunması için katkı ve yardımlarımızı sunmaya hazır olduğumuzu değerli kamuoyumuzla paylaşıyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    İnşa edildiği 13. yüzyıldan günümüze kadar özgünlüğünü koruyan yapı, 1964 yılında müzeye dönüştürüldü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 2013 yılında Kültür Bakanlığı’na açtığı dava sonucunda ise müzenin kontrol ve idaresi Trabzon Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne geçmiş, bu tarihten itibaren de müze cami olarak kullanılmaya başlanmıştı.