PİRHA- Dersim’de FEDAŞ işçilerinin dayanışma etkinliği öncesi Seyit Rıza Meydanı ablukaya alınarak, sanatçıların dayanışma konseri Valilik tarafından engellendi.
Dersim’de FEDAŞ işçilerinin dayanışma etkinliği öncesi Seyit Rıza Meydanı ablukaya alındı.
Bunun üzerine Enerji-Sen, Seyit Rıza Meydanı’ndaki konser etkinliğini işçiler ve halkın bir araya gelerek, basın açıklaması yapacağı, müzik dinletisinin olacağı bir etkinliğe çevirmeye karar verdi. Ancak bu etkinlik de valilik tarafından yasaklandı.
Karara tepki gösteren DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, “Haklı bir ekmek kavgasının peşindeyiz. Şirketle bugün bir görüşme yaptık, olumlu sonuçlar, olumlu adımlar atılmışken, keyfi uygulamaları asla kabul etmeyeceğimizi söylüyoruz. 35 gündür nasıl bir inanç ve kararlılıkla devam ettiysek, aynı inanç ve kararlılıkla devam edeceğiz. Kimsenin ufak bir şüphesi olmasın .haklı mücadelemizin sonunda göğsümüzü gere gere diyeceğiz ki biz kazandık” dedi.
“GEÇEN AY 6 İŞÇİYİ İŞ CİNAYETİNDE KAYBETTİK
Enerji Sen Genel Sekreteri Emin Atsız, geçen aylarda Fırat Aksa’da çalışan 6 işçinin iş cinayetinde kaybedildiğini hatırlatarak, “Enerji işçileri çok gerçek mücadele yürütüyorlar. Fırat Aksa’da daha geçen ay 6 enerji işçisini iş cinayetinde kaybettik. 35 gündür buradaki enerji işçileri, ‘Bizler insanca yaşama, insanca çalışma koşulları istiyoruz. Ölmek istemiyoruz’ diyorlar. İşveren her türlü yalana başvurdu. Hakları için direnen işçilerle bu halkı karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Çünkü haklı bir mücadele yürüttüğümüzü en iyi Dersim halkı bilir” diye konuştu.
Sanatçı Pınar Aydınlar ise, “İnsanlar eevine ekmek götürmezsen, bir diğer zenginliklerine enginlik katıyor. İşçi sınıfı dayanışmak bizim onur mücadelemizdir. Çünkü biz mücadeleye inanan sanatçılar alnımızın terine güveniriz. Burası neden bu kadar sarıldı, neden konserler yasaklanıyor? Adalet, barış, eşitlik demek bu kadar mı suç? Enerji işçisi arkadaşlar direnirken bizlerin yatağına huzurlu girme hakkı yok” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
Bir diğer Sanatçı Şenol Akdağ da söz alarak, “İşten çıkarılan 17 arkadaşımızın yanındayız. Müzik emekçileri olan bizler ezilen işçiler, emekçiler, yoksulların yanında türkülerimizle olacağız” ifadelerini kullandı
Valiliğin yasaklarla kenti yönetemeyeceğini söyleyen ve yasak kararını kınayan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, FEDAŞ işçileri haklarını kazanacağı güne kadar direnen işçileri yanlarında olacaklarını belirterek, “FEDAŞ işçilerinin haklı mücadelesinin yanında yer alıyoruz, kazanana kadar burada olacağız. Yaşam standartlarının altında kalan FEDAŞ işçilerinin can güvenliğinin, özlük haklarının olmadığı yaşam koşullarında iş cinayetlerini izliyoruz. Aynı sermaye, kar hırsı insanların madenlerde göçük altında kalmasına sebep olmuştur. Orada yaşanan iş cinayetleri aynı zihniyetin bir parçasıdır. İşçilerin dayanışmasına valiliğin yasak getirmesini kınıyorum. Kenti yasaklarla yönetemezsiniz, yasaklara rağmen burada olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Sanatçıların Zonguldak’ta göçük altında kalan işçilerle dayanışmak için ‘Madenciden’ eserini seslendirmesi ile eylem son buldu.
PİRHA – Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek, AKP hükümeti tarafından konser ve festivallerin yasaklanmasını değerlendirerek “Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak mümkün değil. Yasaklarla aslında insanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar” dedi.
Ülke genelinde ‘Kamu güvenliği ve sağlığı, toplumun huzuru, çevrenin korunması’ gerekçesiyle yasaklanan konser ve festivaller ‘Yeni Türkiye’nin de tarifi niteliğinde oldu. Günden güne artan yasaklar karşısında kültür sanat camiası itirazlarını sürdürse de iktidarın tutumunu daha da ileriye götürüp, sanatçı tutuklamalarına kadar vardırdı.
Son dönemde pek çok kültür sanat etkinliğinin, valilikler ve kaymakamlıklarca yasaklanmasına bir tepki de KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek’ten geldi. Özbek, geçmişte “AKP iktidarı ile kol kola olan” birçok sanatçının günümüzde iktidarla yollarının ayrıldığının altını çizdi. “Bu süreç bir sirkülasyon” diyen Özbek, “AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana yol arkadaşlarındaki değişiklik sanatçı kesimlerine de yansıdı” dedi.
“SANATA DÜŞMANLIK SÖZ KONUSU; YAŞAM BİÇİMİNE DE MÜDAHALE”
Ahmet Özbek, siyasal iktidarın, kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef haline getirdiğini vurguladı. Özbek, AKP hükümetinin, sanata olan tutumunun aynı zamanda yaşam biçimine de müdahale anlamına geldiğini ifade ederek şu yorumda bulundu:
“Gülşen’i de tutuklayacak kadar ileriye giden, kendinden olmayana karşı, sanata ve sanatçıya düşmanlık söz konusu. Bunun çok net görünen belirtileri ve sonuçları var. Kendisi gibi düşünmeyene, kendi yaşam biçimini, kendi ideolojisini savunmayan herkese aynı davranıyorlar. Birkaç gün önce sokakta özel sektörde çalışan öğretmene yaptıkları muamele ne ise kendisinden olmayan sanatçıya yaptığı muamele de o. Sanat ve sanatçıya karşı tutum aynı zamanda bir yaşam biçimine müdahaledir. İnsanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar. Gülşen’e yapılan müdahale, Gülşen’in sahnedeki şarkılarından kaynaklı değil. Aslında yaşam biçiminden, giyiminden kaynaklı. Onun nasıl giyineceğine kendisi karar vermek istiyor. Gülşen’in sahnede hangi kıyafetle şarkı söyleyeceğine iktidar kendisi karar vermek istiyor. Doğal olarak bu yaşam biçimi müdahalesidir. İnsanların özgürlüklerine müdahaledir. Bu bir tek sanatçıya değil toplumun kendisine müdahaledir. Çünkü yapılan her sanatın toplumda bir karşılığı var. Onun gibi düşünen, yaşayan, yaşama onun gibi bakan herkesin yaşam biçimine müdahale demektir.”
“YAŞAMIN BÜTÜNÜNE SİRAYET EDECEK DEĞİŞİMLER”
Kültür Sanat-Sen Başkanı Ahmet Özbek, iktidar tarafından toplum yaşam tarzının değiştirildiğini söyleyerek “Kültür sanat, toplumda yaşam biçimini belirleyen unsurlardan birisidir. Toplumun kültürünü, yaşam biçimini, tavrını, tarzını belirleyen bir şeydir. Kültür ve sanatla başlayan değişim, toplumun tamamına ve toplum yaşamının bütününe sirayet edecek değişimlerdir. Doğal olarak da kültür sanat üzerinden yapılan müdahaleler bu sonuçları doğuracak müdahalelerdir” diye konuştu.
“SEÇİMLERE DÖNÜK YATIRIMLAR”
Ahmet Özbek, konserleri yasaklanan sanatçıların, muhalif duruşu olan isimler olduğunun altını çizerek “Engellenen festivallere de bakarsak o festivaller de daha çok muhalefet partilerinin belediye başkanlarının yürüttüğü bölgelerdeki festivaller. Kendi festivalleri, sanatçıları sahneye çıkmaya devam ederken muhalif duruşu olan ya da muhalif belediyeler tarafından organize edilen sanat festivalleri engelleniyor. Burada da yine yaşam biçimine müdahale ile birlikte muhalif belediyelerin hizmet getirmesini engellemek söz konusu. Bunların bütünü AKP’nin seçim politikalarının da bir sonucu diye düşünmek lazım. Yaklaşan seçimlere dönük yatırımlar yaptıklarını düşünebiliriz” ifadelerini kullandı.
Özbek ayrıca, iktidarın dayattığı kültür sanatın ise bir derinliğe sahip olmadığını söyleyerek şöyle devam etti:
“Kültür sanatla ilgili çok büyük, değişik bir politikalarının olduğunu düşünmüyorum. Zaten cumhurbaşkanının kendi açıklaması var ‘kültür politikalarında başarılı olamadık’ diye. Bu aslında biraz da politikasızlıktan kaynaklıdır. İdeolojik yaşamları gereği zaten kültür ve sanatla ilgili bir politikaları da yok diye düşünüyorum.”
“VATANDAŞINA BU KADAR DÜŞMAN BİR BAŞKA ÜLKE MÜMKÜN DEĞİL”
Ahmet Özbek, İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isim vermeden sanatçı Musa Eroğlu’nu hedef almasını da eleştirdi. “Musa Eroğlu yaptığı sanatla konuşulmalı” diyen Özbek şunları ifade etti:
“Sanatçının kapalı bir ortamda söylediği söz, bırakalım bir sanatçıyı her kim olursa olsun söylediği bir cümle üzerinden hele ki Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterilmesi doğru değil. Cumhurbaşkanı hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını hedef göstermemeli. Gülşen de hedef gösterildi, özel sektörde çalışan öğretmenimiz de hedef gösterildi. Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak da bence mümkün değil. Musa Eroğlu sanatıyla, sanatçı kimliği ile anılmalı, yaptığı sanatla konuşulmalı. Onun bir dost meclisinde söylediği doğru-yanlış her ne olursa olsun onun üzerine gündem yapılması, hele ki siyasetçiler tarafından gündem yapılması doğru değil.”
“TOPLUMUN TAMAMI ORTAK BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”
Konser ve festival yasaklarına karşı toplumun ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Özbek, “Yapılan baskılar sadece sanata ve sanatçıya yapılan baskı değildir” diyerek şunları belirtti:
“Toplumun, özgürlüklerine dönük, sıkıntılarına karşı ortak bir toplumsal duruş sergilenmesi gerek. Öncelikle ülkemizde hukuk egemen olmalı. Gülşen’in içeriye alınıp birkaç gün tutulmasının hiçbir gerekçesi yokken, Gülşen’i içeride tutan güç hukuk değildir. Ne zaman ki insanları içeri alacak ya da bırakacak güç hukuk olacak o zaman bu ülkede özgürlüklerden bahsetme şansımız olacak. Bu sebeple de toplumun tamamı ortak bir duruş sergilemeli, hukuku egemen kılmak için özgürlüklerine sahip çıkmak adına bir tek sanatçılarımız değil, toplumun tamamı bu hassasiyeti göstermesi gerekir.”
YASAKLANAN KONSERLER!
Son aylarda vali, kaymakam ve belediyelerce yasaklanan kimi konserler şunlardı:
– Niyazi Koyuncu’nun 25 Mayıs’ta gerçekleştireceği konser Pendik Belediyesi tarafından iptal edildi.
– Apolas Lermi’nin 29 Mayıs’ta Denizli’de, 11 Haziran ise İstanbul’da yapacağı konserler yasaklandı.
– “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde 11 Haziran’da sahne alacak olan Ara Malikian’ın konseri yasaklandı.
– Zonguldak’ta 28-31 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan “Kozlu Müzik Festivali” iptal edildi.
– Dersim’de, 21-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Munzur Kültür ve Doğa Festivali” iptal edildi.
– Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından düzenlenen “Kazdağı Ekoloji Festivali” iptal edildi.
– “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde sahne alacak Güney Koreli müzisyen Mirae’nın konseri ‘eşcinselliği yaymayı misyon edinmiş’ bir grup olduğu gerekçesiyle iptal edildi.
– “ODTÜ Uluslararası Bahar Şenliği” iptal edildi.
– Aynur Doğan’ın Kocaeli ve Bursa’da gerçekleştireceği konserleri iptal edildi.
– 17-21 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek olan ve 2005 yılından beri düzenlenen “Zeytinli Rock Festivali” iptal edildi.
– Gökçeada’da 15 Ağustos’ta gerçekleşmesi planlanan Meryem Ana Panayırı iptal edildi.
– 16 Mayıs’ta Muş’ta yapılması planlanan “Metin&Kemal Kahraman” konseri yasaklandı.
-Sanatçı İlkay Akkaya’nın Adana Ceyhan’daki 30 Ağustos konserinden sonra Mardin Valiliği de sanatçının 24 Eylül tarihli konserini yasakladı.
PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi,verilen ceza ve sürgün kararının iptal edilmesini, sendikaya ve üyelere yönelik hukuki olmayan, ayrımcı, keyfi uygulama ve baskıların sonlandırılmasını istedi.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi, sağlık alanında yaşanan sürgünleri protesto etmek için saat 12.30’da Çalışma ve Sosyal Hizmetler il Müdürlüğü önünde yapmak istedikleri basın açıklamasına polis izin vermedi. Valiliğin yasağını gerekçe gösteren polis, basın çalışanlarını da alandan uzaklaştırdı.
Sağlık çalışanları, valiliğin ve polisin yasakçı tutumunu alkışlarla protesto ederek alandan ayrıldılar.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi üyelerinin yapmak istediği açıklamada, bir hak ve yükümlülük olan “korunma talep etme” hakkının cezalandırılmasını kabul etmiyoruz” denildi.
Açıklamada şunlar belirtildi:
“Yaşam ve sağlık hakkı herkes içindir. Anayasaya göre Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığını korumak zorundadır.
Covid-19 salgını döneminde sosyal hizmet emekçilerinin talep ettikleri koruyucu ekipman talebi yürüttükleri görev açısından hem vicdani sorumluluk hemde mevzuatlar acısından zorunluluktur.
İLO Sözleşmeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik koruyucu ekipmanların kullanılmasını zorunlu tutar. Kulanılmaması hem hukuki hem de idari açıdan suçtur.
KKD ile çalışmak haktır hem kendi hem de hizmet verilen insanların sağlığı için talep etmek suç değil talebin karşılanmaması suçtur.
Yapılan hizmetin niteliği ve salgın koşulları gereği emekçilerin kişisel koruyucu ekipman sağlanması kurum yöneticilerin görevidir.”
Sağlık çalışanları, “Bir hak ve yükümlülük olan “korunma talep etme” hakkının cezalandırılmasını kabul etmiyoruz. Verilen ceza ve sürgün kararnamesi ile şunları istedi:
Verilen ceza ve sürgün kararının iptal edilmesini,
Sendikamıza ve üyelerimize yönelik sendikal faaliyetleri engelleme kastı ile işletildiği açık şekilde ortada olan hukuki olmayan, ayrımcı, keyfi uygulama ve baskıların sonlandırılmasını bekliyoruz.
PİRHA- Birleşik taşımacılık sendikası üyelerinin TCDD Müdürlüğü’nde yaşanan sürgünlere ilişkin yapmak istediği basın açıklamasına, Ankara Güvenlik Şube ekipleri Valiliğin yasağını gerekçe göstererek izin vermedi.
Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) TCDD Müdürlüğü’nde yaşanan sürgünlere ilişkin sendika üyeleri saat 12.30’de TCDD Genel Müdürlüğü protokol kapısı önünde alkışlı protesto eylemi gerçekleştirmek için bir araya geldi.
Birleşik taşımacılık sendikası üyelerine Ankara Güvenlik Şube ekipleri Valiliğin yasağını gerekçe göstererek basın açıklaması yapılmasına izin vermedi.
Bunun üzerine sendika yöneticilerinin Genel Müdür ile görüşme talepleri de kabul edilmedi.
Bu gelişmeler üzerine kısa bir bilgilendirme yapılarak şunlar ifade edildi:
“TCDD Genel Müdürlüğü kararıyla içerisinde sendikamız üyelerinin de bulunduğu demiryolu çalışanlarının koronavirüs tedbirlerinin uygulandığı ve bu kapsamda sokağa çıkmanın pek çok ilde yasak olduğu bir dönemde sürgün edilmişlerdir. İçerisinde kanser hastası, eşi ve çocuğu engelli olanların bulunduğu bu sürgün kararının geri alınması amacıyla sendikamız tarafından basın açıklamaları ve çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlenmektedir. Sürgün kararı geri alınıncaya kadar bu eylem ve etkinliklere devam edilecektir.”