Etiket: varto

  • Varto’da yaşayan Aleviler: Hizmet alamıyoruz, OHAL kaldırılmalı-VİDEO

    Varto’da yaşayan Aleviler: Hizmet alamıyoruz, OHAL kaldırılmalı-VİDEO

    PİRHA- Muş Varto Çaylar Köyün’de yaşayan Alevilere PİRHA  mikrofonunu uzattık. Çaylar’da yaşayanlar sorunlarını ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası çıkarılan OHAL’in Aleviler üzerindeki etkisini değerlendirdi. Çaylar’da yaşayanlar hizmet alamadıklarını belirterek, OHAL’in kaldırılması gerektiğini belirttiler. 

    Haberin Videosu

    Muş Varto Çaylar Köyünde yaşayanların tek geçim kaynağı olan hayvancılık, OHAL nedeniyle yasaklanan yaylalarla birlikte gittikçe zorlaşıyor. Sorunların sadece yasaklarla sınırlı olmadığı yol, su, kanalizasyon ve elektrik gibi sorunlarının da olduğu Alevi köylerinde yaşayanlar, sorunlarının bitmediğini belirterek PİRHA’ya konuştular.

    “KÖYDE SORUNLAR BİTMİYOR”

    Üç Budak Köyü’nde yaşayan Orhan Demir, köylerde sorunların bitmediğini dile getirerek, yol, su ve özellikle elektrik sorununun olduğunu belirtti.

    Köyde günde en az altı defa elektriklerinin kesildiğini söyleyen Demir, “Bunun sebebini öğrenmek için muhtarlar Kaymakama gittiği zaman çok detaylı bir şekilde cevap alamıyorlarmış. Mesela HES’ler değişmiş. Eskiden Van’dan alıyormuş şimdi Yallısu diye bir köy varmış orada HES kurulmuş oradan alıyor. Anlaşılan yetersiz olduğundan kaynaklı bir kesinti oluyor. Bunlar yetkililerin söylediği şeyler. ” dedi.

    Demir, “Herkes HES’lere karşı ancak bilinçli olup HES kurmak farklı bir şey, bilinçsiz HES kurmak farklı bir şeydir” dedi.

    “HES’LER DOĞAYA ZARAR VERİYOR”

    Varto’da bir köyün sulama kanalları üzerinde kurulan HES projesi olduğunu ifade eden Demir, şunları belirtti:

    “Sular azaldığı için sulama yapılmıyor. Sulamaya geçildiği zaman elektrik kesiliyor. İkisi birbirine bağlantılı şeyler. Böylesi tabi ki doğaya zarar veriyor.  Oradaki HES bizi de etkiliyor, çünkü oradan gelen su akımı bütün ovaya iniyor, dolayısıyla o ovanın hepsi etkileniyor. Bütün doğa ve canlılar etkileniyor” dedi.

    “YAPILANLAR HAKSIZ BİR ŞEKİLDE YAPILIYOR”

    Öte yandan Türkiye gündemiyle de yakından ilgilenen yurttaşlar OHAL ve kamudan ihraçları da değerlendirdi. Yapılanların haksız bir şeklide yapıldığını vurgulayan Demir, “Kendilerine göre bir kararname hazırlayarak, bazılarını görevden alıyorlar. Mesela benim bir yakınım FETÖ ile hiç alakası olmayan, tamamen Cumhuriyetçi birini görevden aldılar. Bütün bunlara anlam vermiyorsun” diye konuştu.

    “DÜZENLE İLİŞKİSİ İYİ OLMADIĞI İÇİN İHRAÇ EDİLDİLER”

    Emekli öğretmen Hüseyin Gündüz ise FETÖ almak istiyorsa önce devletin kendisine bakması gerektiğini vurguladı.

    “Başbakan, Cumhurbaşkanı, hepsi FETÖ’cü. Eğer FETÖ olmasaydı onların hiçbirisi olmazdı” diyen Gündüz, “Onlar FETÖ’nun babaları yani. FETÖ’yü yaratan onlar” dedi.

    Darbe girişimiyle yapılan ihraçların yanlış olduğunu ve düzenle ilişkileri iyi olmadığı için ihraç edildiklerini belirten Hüseyin Gündüz, “Bu ülkede her düşünceden insan olmalı, FETÖ, devrimci, solcu da, Kürt de olmalı hiçbir insan mesleğinden atılmamalı. En kısa sürede hepsinin göreve dönmesi ve OHAL’in kaldırılması gerekir” ifadelerini kullandı.

    Bu ülkenin bir ferdi olarak memnun olmanın söz konusu olmadığının altını çizen Halis Kavurma, “Toplumsal olarak bir destek vermesi lazım yani bizim toplumumuz bu haldeyken çalışma gücünü kaybetmiş. Geleceğimiz karamsar görünüyor, o sebeple millet sönüktür” ifadelerini kullandı.

    “GÜVENLİĞİN HERKES İÇİN SAĞLANMASI GEREKİR”

    Güvenliğin her açıdan olması gerektiğini vurgulayan Kavurma, “Ben çiftçiysem benimde güvenliğim olması lazım. Rençpersem katkıda bulunup  güvenliğimi sağlaması lazım.  Öğretmensem ya da burada ticaretle uğraşıyorsam benim de güvenliğimin sağlanması gerekir” dedi.

    “TÜM UĞRAŞLARA RAĞMEN HİZMET ALAMIYORUZ”

    Üç Budak Köyü Muhtarı olan Semih Yalçıner de, yol, su ve elektrik sorunlarının olduğunu belirterek çok uğraşmalarına rağmen hizmet alamadıklarını vurguladı.

    Yalçıner, “Kaymakamlığa gidiyoruz tamam diyorlar ama herhangi bir şey yok” dedi.

    Semra ACAR/VARTO

  • Varto’lu kadınlar: Kültürümüzü, inancımızı öğrendiğimiz kanallarımızı açsınlar

    Varto’lu kadınlar: Kültürümüzü, inancımızı öğrendiğimiz kanallarımızı açsınlar

    PİRHA-OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile televizyonların kapatılıp gerçek ve doğru habere ulaşmanın zorlaştığını belirten Muş Varto’da yaşayan Alevi kadınlar, “Çocuklarımızı, kültürümüzü ve inancımızı anlatamıyoruz. Yani bize de bu öncelik verilsin, tanıtılsın, kanallarımız açılsın, bir şeyler öğrenelim ve kendimizi ifade edelim. Her şeye kapı açık bırakılıyor da biz Alevilerin neden kapısı kapatılıyor” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Muş’a bağlı Varto’nun köylerinde görüştüğümüz kadınlar KHK’lerle televizyonların kapatılmasına tepki gösterdi. Kendilerini daha çok gördükleri bu kanalların özellikle de Alevilere yönelik yayın yapan TV10’un kapatılmasını kınayan kadınlar, OHAL’in bir an önce kaldırılıp kanallarının açılmasını istedi.

    “ALEVİLERİ BASKILAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Varto Gölyayla Köyü’nde yaşayan 27 yaşındaki Duygu Ala, kendilerini ifade edebilecek tüm mecralarının da kanalların kapatılmasıyla son bulduğunu söyledi.

    “Herkesin kendini anlattığı kanallar var bizim de olması gerekir” diyen Ala sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kültürümüzü, örf ve adetlerimizi anlatacağımız kanallarımızın olması çok güzel olurdu. Devlet Alevileri benimsemediği için istemiyor, istemediği için Alevileri nasıl yok edebilirim düşüncesiyle bize böyle baskılar yapıyor. Biz de kendi ziyaretlerimizi, örf ve adetlerimizi neden tanıtmayalım. Biz herkesin örf ve adetlerini görüyoruz, onlarınkini biliyor, yaşıyoruz, bizimkileri de insanlar benimsesin, bilsin istiyoruz. Aleviler o kadar kısıtlanmış ki kanallarda bir şey göremiyor, izleyemiyoruz. Her şekilde bizi arka plana atıyorlar.”

    OHAL’in Varto’da oldukça etkili olduğunu söyleyen Duygu Ala, “Kafalarına göre kapıyı çalıp götürebiliyorlar. İnsanlar ister istemez etkileniyorlar. Bizde haklarımızı istiyoruz” ifadesini kullandı.

    “GELENEKLERİMİZİ ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETMEK İSTİYORUZ”

    “Alevi kanallarının kapatılması bizim için acı vericidir” diyen Varto’nun Muskan (Beşikkaya) Köyü’nde yaşayan 37 yaşındaki Çiğdem Doğan ise “Kültürümüz ve geçmişimizden yani her şeyden şuanda uzak kalmışız” dedi.

    Doğan, “Bizim özgür düşüncelerimize, ifadelerimizi kısıtlamasınlar, bıraksınlar Alevi olduğumuzu tanıtalım, çocuklarımıza bildiklerimizi, pirlerimizden öğrendiklerimizi çocuklarımıza öğreterek devam ettirmek istiyoruz” ifadesini kullandı.

    Doğan, kapatılan Alevi kanalların açılmasını istediğini belirterek şunları söyledi:

    “Biz kendimizi tanıtamıyoruz. Çocuklarımıza, kültürümüzü ve inancımızı anlatamıyoruz. Yani bize de bu öncelik verilsin, tanıtılsın, kanallarımız açılsın, bir şeyler öğrenelim ve kendimizi ifade edelim. Çektiğimiz zorluları kendi kanallarımızda dile getirelim. Her şeye kapı açık bırakılıyor da biz Alevilerin neden kapısı kapatılıyor. Devlete bunu sormak istiyorum. Kanallarımız açsınlar. Herkese verdikleri önemi biz Alevilere de versinler istiyoruz” diye konuştu.

    “KANALLARIMIZIN AÇILSIN”

    Nursel Doğan da kapatılan Alevi kanallarının açılmasını istedi. Doğan, “Kendi kanallarımızda kendimizi, akrabalarımız görmek istiyoruz. Kendi kültürümüzü, inancımızı tanıyalım. Kanallarımız olmadığı için doğru dürüst bir şey seyredemiyoruz, ana dilimizi, kültürümüzü oradan dinleyelim, görelim istiyoruz.  Kanallarımızın açılmasını istiyoruz” dedi.

    Köylerde bir çok sorununun olduğunu söyleyen Gölyayla Köyü’nde yaşayan Türkan Ala da kapatılan kanallarının açılmasını istedi. Başka kanallarda kendilerini görmediklerini, sorunlarını diler getirmediklerini ifade eden Ala, “Ben istiyorum yine kanallarımız açılsın. Kanallarda derdimizi anlatalım, kimse bizi dinlemiyor, kimse bilmiyor biz burada var mıyız, yok muyuz. Bizi burada unuttular, kimse derdimizin farkında değil. Her türlü sorunlarımız da var. Dağ başındayız, ulaşımımız kışın çok zor oluyor. Kışın yollar kapanınca kızakla götürüyorlar” dedi.

    Öte yandan devam eden OHAL’i de değerlendiren Türkan Ala, “OHAL’den çok rahatsız herkes. Ölüm var, insanlar rahat değil, kısacası huzurumuz yok” ifadelerini kullandı.

    “İZLEYECEK KANALLARIMIZ KALMADI”

    Muskan Köyü’nde yaşayan Yasemin Doğan da kanalların kapatılmasına karşı olduğunu belirterek, kendimizi o kanallarda ifade ettiklerini ancak onları da kendilerinden aldıklarını dile getirdi.

    Şunda izledikleri kanalların olmadığını belirten Yasemin Doğan, ” TV10, YOL TV, IMC, HAYAT TV gibi kanalları çok izliyorduk. Ama kanallarımız kapatıldığı için hiçbir şey izleyemiyoruz. Bize de öncelik verilmesini istiyoruz. Eğer açılırsa sıkıntılarımızı, sorunlarımızı o kanalda anlatarak giderebiliriz. Kanallarımızın açılmasını istiyoruz, Aleviler öncelik verilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Semra ACAR

    MUŞ/Varto

  • Varto’nun Çaylar köyünde yayla yasağı köy kahvesine yansıdı-VİDEO

    Varto’nun Çaylar köyünde yayla yasağı köy kahvesine yansıdı-VİDEO

    PİRHA- OHAL’in ardından konulan yayla yasakları hayvancılıkla uğraşan köylülerin işsiz kalmasına neden oldu. Muş Varto’ya bağlı Alevilerin yaşadığı Çaylar köyü kahvesi de işsizlerin uğrak mekanı haline geldi. Köylülerin bir yıldır meralara çıkartamadığı hayvanları telef oldu. Hayvancılık ise bu yasaklar nedeniyle bitme noktasına geldi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Muş Varto’ya bağlı Çaylar köyünün girişindeki köy kahvesi işsizlerin uğrak noktası haline gelmiş. Eskiden köy kahvelerinde gençleri görmek imkansızken şimdi yaşlıların yerini almış gibi görünüyorlar.

    İşsizlik nedeniyle kahvelere akın eden köylülerin geçim kaynakları OHAL’in ardından başlayan yayla yasakları ise darbeye uğradı. Yaşadıkları sıkıntıları PİRHA’ya anlatan Çaylar köyündeki Aleviler, OHAL’in bir an evvel son bulmasını istediler.

    Evli bir çocuk babası Vedat Tekin iş güç olmadığı için kahvede oturanlardan biri. Daha önce hayvancılıkla uğraşan Tekin, yasaklar nedeniyle artık hayvan besleyemediğini söyledi. Yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle anlattı:

    “Olaylardan dolayı hiç evimizden çıkamıyoruz. Hayvanlarımızı sattık, gitmeyi bile düşünüyoruz buralardan. OHAL’den  önce hayvanlarımız vardı, işimiz gücümüz vardı, evimize ekmek götürüyorduk. Şimdi ise ne evimize ekmek götürebiliyoruz ne de çalışabiliyoruz. İmkanlarımız gittikçe kötüleşiyor.”

    Tekin şimdi ise geçimini sağlamak için günübirlik işler ya da çobanlık yaparak yaşamını idare ediyor.

    “MERALARIN YASAKLANMASI GEÇİM KAYNAKLARIMIZI YOK ETTİ”

    Hüseyin Ak da kahvede otururken buluyoruz. Sorunlarının çok olduğunu söyleyen Ak, “Cemevleri yapılıyor, yardım yok. Cemevlerimize ödenek falan verilmiyor. Bizim köyde yapılıyor gittik müracaat ettik ama herhangi bir destek yok. Yollarımız çok bozuk, elektriğimiz bir saat var, beş saat yok” dedi.

    OHAL döneminde çok zorluk yaşadıklarını ifade eden Ak, meraların da yasaklanmasının tüm geçim kaynaklarını yok edecek noktaya getirdiğini söyledi. Ak, “Mesela Gre Boxu tarafı bütün hayvanların barınacağı bir yerdi, oraya da yasak geldi. Bu sebeple hepimiz perişanız” dedi.

    “İş yok güç yok hep kahvede oyun oynuyoruz” diyen Maşallah Solhan, köyde hayvancılık ve tarımla uğraşıyor. Solhan yasaklardan dolayı araziye çıkamayınca daha az verim aldıklarını ifade ederek OHAL’in bir an önce son bulmasını istedi.

    Dursun Dalveren de “Buradaki herkesin sorunu aynı” diyerek durumu özetliyor. Dalveren, “Dağa çıkmadıktan sonra hayvancılık bitiyor. Hayvancılık yapıyorum ama geçinemiyorum devletten de bu konuda bir yardım görmedim” ifadelerini kullandı.

    Önder Solhan ise yayla yasaklardan neredeyse en çok etkilenen kişilerden biri. 25 yıldır hayvancılık ile geçimini sağlarken OHAL’in ardından bir yıl içerisinde 100 hayvanını kaybeden Solhan şöyle konuştu:

    “Yaylalar yasaklandı, bırakmadılar ki evlerimizden çıkalım. Geçen yıl beş gün içerisinde hastalıktan dolayı yüz hayvanım öldü. Şimdi de yine aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Bunu araştıran hiç kimse olmadı, kimse gelip sormadı sahip de çıkmadı. Geçen yıldan bir sürü zararımız oldu. Bu yıl büyükbaş hayvan besliyorum. 50 tane büyükbaş hayvanım var beside. OHAL’den dolayı dışarıya çıkarmadık. İçeride beslediğimiz içinde şuanda çok zarardayız. Yem çuvalını 65 liraya alıyoruz. Şimdi diyelim ki, et yükseldi, benim gözümde et 100 lira olsa da beni kurtarmıyor. Çünkü yedirdiğim masrafları çıkarmıyor. Benim gözümde en uygunu ettir, bir tane çay içiyorsun 2 liraya, batıda kim bilir kaç liradır.”

    Solhan, her yıl daha da kötüye giden yaşamında hayat pahalılığından şikayet ediyor. “Yıl geliyor yıldan yıla içeri giriyorum” diyen Solhan, “Bu malcılığı da elimizden aldılar götürüp zenginlerin eline verdiler. Yemin fiyatını bir indirip bir yükseltiyor ne yapacağımızı bilmiyoruz ortada şaşırdık kaldık. Gelip bizden ucuz et istiyorlar. Et olmuş 30-40 lira  gelip bizden 14 liradan et istiyorlar” dedi.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    MUŞ/Varto

  • Avukat Mehmet Tural: Türkiye’de bir hukuksuzluk düzeni var

    Avukat Mehmet Tural: Türkiye’de bir hukuksuzluk düzeni var

    PİRHA-Hukukçu Mehmet Tural, Türkiye’de yaşanan OHAL’in hukuksuz bir şekilde işletildiğini belirtti. 

    Haberin Videosu

    Avukat eski yargıç ve Alevi örgütlerinde yöneticilik yapmış Muş Varto’lu Mehmet Tural darbenin ardından çıkarılan OHAL’i PİRHA’ya değerlendirdi.

    Türkiye’de bir hukuk sisteminin varlığından bahsetmenin abes olduğunu söyleyen Tural, “Şuanda Türkiye’de mevcut olmayan bir hukuksuzluk düzeninden bahsetmek lazım, çünkü ilkel toplumlarda bile kişilerin savunma hakkı kutsal sayılmıştır. Birisini bir şeyle suçluyorsanız yani birisine bir şey isnat ediyorsanız ona sormanız lazım yani hakkınızda böyle bir iddia var, ya da böyle bir suçlama var ne diyorsunuz demek lazım” dedi.

    Tural, ancak OHAL kararnameleri denilen dönemde bu bile yapılmadan insanların haberi olmadan işinden atıldığı, gözaltına alınıp tutuklandığını vurguladı.

    “ŞU ANKİ SİSTEMİN HUKUKİ BİR DAYANAĞI YOK”

    Şu anda uygulanan sistemin hiçbir hukuki dayanağının olmadığını söyleyen Tural sözlerini şöyle sürdürdü:

    “O nedenle bir hukuk sisteminden şu anda Türkiye’de bahsetmek söz konusu değildir. Geçmişten bu yana Türkiye’de Türkiye’yi yönetenler özellikle bu son 15 yıllık AKP iktidarı döneminde kendilerine yer açmak, kadro açmak devlet bürokrasisindeki kadroları tasfiye etmek, geçmişteki geleneksel Cumhuriyet rejimini tasfiyesine yönelik bir şey.  Ama onu tasfiye ederken onun yerine daha demokratik, daha laik, daha insancıl bir sistem getirme amacında değildir o tamamen kendi kafasında tasarladığı antidemokratik, anti laik, İslamcı sistemi yerleştirmesine yöneliktir. Yani biraz kendi düşüncelerini azıcık direnç gösterebilen ya da tam uyum sağlayamayanları tasfiye edip onların yerine bire bir kendilerine biat edebilen talimatlarını yerine getiren bir sistemi getirmeye çalışıyorlar.”

    “REFERANDUM SÜRECİNDE CHP VE HDP DE DOĞRU BİR SINAV VERMEDİ”

    Referandum sürecinde ‘Hayır’ cephesindeki CHP ve HDP’nin yanlış bir tutum sergilediğini düşünen Tural sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu referandumda Hayır cephesi bileşenleri oldu. Burada sivil toplum örgütlerinin etkisi siyasi partilerden çok daha fazla oldu. Ancak siyasi partiler olarak yani muhalefet partisinde yer alan CHP VE HDP’nin çok doğru bir sınav vermediğini düşünüyorum. Partilerin orta düzey yöneticilerinde ya da yandaşlarında hep o geçmişteki farlılıkları ön plana çıkararak birbirlerini vurmaya çalışıyorlar, bu bence çok hatalı bir davranış. Geçmişte olmuştur mutlaka CHP’de de HDP de. Ama bugün onları, ayrışma noktalarını ön plana çıkarmak yerine birlikte nasıl bir demokrasi mücadelesi vereceğizin yolunu aramak lazım. Aksi iki tarafa da toplumun geneline çok büyük zarar verecektir.”

    “DEMOKRATİK BİR SİSTEM İÇİN ÇABALAMALIYIZ”

    Ayrılıkları öne çıkarmanın zamanı olmadığını söyleyen Tural, Türkiye’de demokratik bir sisteme nasıl geçilebileceğini birlikte aramak gerektiğini vurguladı.

    Tural, “Dolayısıyla hepimize çok büyük sorumluluklar düşüyor. Bunlar hukuksuzluk, haksızlık yapıyor, gereksiz yere gözaltına alıyor falan demenin ürkmenin bir anlamı yok. Mümkün olduğunca suç işlemeden uzak durarak toplumu bilinçlendirecek, aydınlatacak bu yanlışları toplumun gözü önüne serebilecek bir tutum sergilemek gerektiğini düşünüyorum’ dedi. (S.K/S.A)

  • OHAL, Varto’da yaşayan Aleviler üzerindeki baskıyı artırdı-VİDEO

    OHAL, Varto’da yaşayan Aleviler üzerindeki baskıyı artırdı-VİDEO

    PİRHA-Muş Varto’da yaşayan Aleviler OHAL’in, yaşadıkları bölgedeki etkilerini PİRHA’ya anlattılar. OHAL’in kaldırılmasını isteyen Aleviler, özellikle kendilerine yönelik asimilasyon politikalarının hız kazandığını, evlerinden dışarı çıkarken huzursuzluk hissettiklerini ve oy çıkmayan Alevi köylerine hizmetin kesildiğini vurguladı. 

    HABERİN VİDEOSU

    KHK’larla eğitimcilerin ihraç edildiği, sosyal paylaşımları gerekçe gösterilerek yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, siyasetçilerin tutuklandığı, her alanda yasakların olduğu yaklaşık bir yıldır OHAL ile yönetilen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Her bölgede farklı problemleri beraberinde getiren OHAL’in Muş Varto’da da ciddi etkileri var.

    Varto’da görüştüğümüz OHAL ile birlikte evlerinden çıkarken kendilerini huzursuz hisseden Aleviler, ciddi asimilasyon ve sindirme politikalarının var olduğunu vurguladı. Aleviler özellikle seçimlerden sonra oy çıkmayan Alevi köylerinde hizmetlerin ise neredeyse tamamen kesildiğine dikkat çekti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Varto Şube Yöneticisi İsmail Han, “OHAL’in Aleviler üzerinde büyük bir etkisi oldu. Özellikle Alevilere yönelik bir asimilasyon, sindirme baskı oldu. Çünkü biz muhalifiz, çünkü biz hukuksuzluğa, adaletsizliğe, ezilmişliğe kesinlikle boyun eğmediğimizden kaynaklı” dedi.

    “KENDİSİ GİBİ BİR ALEVİ YARATMA ÇABASI”

    Han yaşadıkları sorunları şöyle anlattı:

    “Yani cemevi yaptığında benim kontrolümde olacak. Benim inisiyatifimde olursanız benden yana bir tavır geliştirirseniz ben de size o kadar yardım ederim. Su, elektrik parasına kadar her şeyi ben karşılayacağım. Bunlar bürokratik ilişkilerle bizlere yansıtılmıştır. Bununla beraber iyi niyet sergilense de altında kesinlikle kendisine benzetme ve kendisi gibi bir Alevi yaratma politikası güttüğünü iyi biliyoruz. Bunu boşa çıkartmak için kendi ilçemizde biz defalarca demokratik kitle örgütleriyle defalarca alanlarda güçlü bir şekilde katılım sağlamaya çalıştık.”

    ALEVİ KÖYLERİNDE OY TOPLANTILARI

    “…Son bir yıldır tamamen pasifize edilmiş, özellikle referandumda bire bir gördüğümüz bir politika vardı. Kaymakam, emniyet müdürü, yüzbaşı tüm bürokratik güçler muhtarları çağırarak ‘bize oy verirseniz size şu hizmeti getiririz, şu kadar oy verirseniz size şunu yaparız’ dediler. Referandumda açık açık mahalle muhtarlarına, köy muhtarlarına defalarca kaymakam bünyesinde kültür merkezlerinde toplantı alındı. Bu toplantılarda işte ‘sizden oy çıkarsa ben de size bu kadar destek vereceğim’ denildi. Özellikle Alevi köylerinde yapıldı. Buna rağmen bir çok Alevi köyünde hiçbir şekilde oy da çıkmadığını da gördük. Aleviler dik duruşundan ödün vermediler.”

    KAYYUMDAN SONRA SOSYAL AKTİVİTELER YASAKLANDI

    Han, Varto’ya kayyum atandıktan sonra da ilçede herhangi bir aktivite ve sosyal etkinliklerinde sona erdiğini söyledi. Han, “Adamlar sanki burayı gözden çıkarmışlar gibi bir anlayışla bakıyorlar. İşte benim gibi olmuyorsan sen bana oy vermemişsen bende sana hizmet getirmem gibi dayatmalar devam ediyor” dedi.

    “İNSANCA VE ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Emekli Engin Şahin’inde öğretmen olan kızı da OHAL’in ardından görevden alınmış. “Sistem nerede Alevi varsa onu da yanında götürüyor” diyen Şahin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “OHAL’e karşıyım. Hiç istemedim. Benim bildiğim tek şey insanca ve özgürce yaşamaktır. Ama maalesef ki şuanda yok. Ben en çok gençlerimize acıyorum. Benim kızım da Matematik öğretmeniydi. Eğitim-Sen’in seminerlerine ve Eğitim-Sen üye olduğu için görevden uzaklaştırıldı. Diğerlerinden bir tane götürse Aleviden beş tane götürüyor.”

    “DIŞARI ÇIKAMIYORUZ”

    82 yaşındaki Aydın Karakoyun’da Varto’nun Komcalı Köyünde yaşıyor. Karakoyun da şimdiki Türkiye’nin eskiyi aratır durama geldiğini söyledi:

    “Eski Türkiye’de bacı, kardeş, baba damın üstünde yatardık, çayırlara giderdik kimse bize bir şey demiyordu. Şimdi öyle kötü oldu ki dışarı çıkamıyoruz. Ortam bozuk, baba kalkar oğlunu vurur, oğlu kalkar nenesini vurur, nene kalkar dedeyi vurur. Eskiden böyle bir şey var mıydı. Eskiden yoktu. Eskiden dokuz sene dedelerimiz yemende askerlik yaparak omuz omuza onlarla beraber savaşıyorduk. Şimdi herkes diyor ki biz ağayız. İnsan biraz kendini, arkadaşlarını ve komşusunu düşünüyor. Türkiye güzel bir topraktır.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    MUŞ/Varto