Etiket: veli

  • Mevlüt Akbal: Eğitimi dinselleştiren müfredata karşı sokakta mücadele vermeliyiz-VİDEO

    Mevlüt Akbal: Eğitimi dinselleştiren müfredata karşı sokakta mücadele vermeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri, Eğe Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, AKP tarafından uygulamaya konulan ve eğitim sistemini dincileştiren “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne tepki gösterdi. Akbal, eğitimin bir bütün olarak gericileştirilerek  çocukların dine yönlendirildiğini belirterek, bu müfredatın iptali için sokakta mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. 

    AKP hükümetinin hazırladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat, 9 Eylül’den itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla din derslerin saatleri arttırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, AKP hükümetinin uyguladığı yeni eğitim müfredatını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “EĞİTİM BİR BÜTÜN ABLUKA ALTINA ALINMIŞ DURUMDA

    Eğitimin, ÇEDES’le başlayan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulanan yeni müfredatla devam eden bir abluka altında olduğunu belirten Akbal, “ÇEDES’le ilgili Alevi kurumları eğitim kurumlarıyla, sendikalarla, laikliği kendine dert edinen sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak bir dizi çalışma yaptı. ÇEDES’e ve 2 saatlik zorunlu seçmeli din dersine karşıyken daha farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Biz bunlara karşı yakınırken ve mücadele ederken karşımızdaki yapı durmuyor. Bunlar bu sefer tüm eğitim modelini dinselleştiren bir yerden yeni bir model önümüze koydular. Bu model ortaya çıkarılmış biçimi ile içeriğiyle,  uygulamasıyla laik, çağdaş eğitimle, pedagoji ile bilimle ilgisi yok” dedi.

    “EĞİTİM BİR BÜTÜN OLARAK İÇERİĞİ BOŞALTILARAK DİNSELLEŞTİRLDİ”

    ÇEDES projesi uygulanırken belli bir dirençle karşı karşıya kaldıklarını belirten Akbal, şunları kaydetti:

    “Veliler benim çocuğum okul dışında öğretmen vasfı olmayan birileri tarafından hazırlanan projelerde yer almasını istemiyorum diye dilekçeler verdi. Baktılar ki ÇEDES gibi projelerle yürümüyor, bu sefer de eğitimi bir bütün olarak gericileştirme çalışmaları başlattılar. Eğitimin bir bütün olarak içeriği boşaltıldı. 4 yıllık bir ortaokulda, lise eğitiminde fen saati 80 iken din dersleri 320 saate çıkarıldı. Burada dini referanslar kullanılıyor.
    Bu uygulamalara karşı Alevi kurumları eğitim kurumları ile birlikte  platform oluşturdu. Laik eğitim platformu çalışmalarını sürdürdü. Hem sendikal düzeyde hem de Alevi kurumları düzeyinde. Sene başında çeşitli basın açıklamaları yapıldı. Ama veli ayağı istediğimiz gibi değil. O karşı çıkışların ilk etabı olan okul boykotu gerçekleşmedi.

    Yeni eğitim maarif modeli gelecekte çok büyük sorunlara neden olacak. Laiklik biz biliyoruz ki Türkiye’nin en önemli birleştiricisi. İnsanların dini farklılıklarını istediği gibi yaşayıp aynı ülkenin vatandaşı olarak kalabilmesinin temel şartlarından biri olmasıdır. Eğer siz bu laikliği böyle erozyona uğratırsanız, yok ederseniz bu ülkenin birliğine, beraberliğine kardeşliğine vuracağınız en büyük darbedir.”

    “HACI BEKTAŞTA OLDUĞU GİBİ ALANA DÖNÜK MÜCADELE ŞART”

    PSAKD Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, uygulamaya konulan müfredata karşı okullara dilekçeler verildiğini belirterek, okullardaki dinselleşmeye karşı sokakta mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Aksoy: Okullarda tek sorun müfredat değil; temizlik personeli, içilebilir temiz su da yok-VİDEO

    Aksoy: Okullarda tek sorun müfredat değil; temizlik personeli, içilebilir temiz su da yok-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, yeni eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte sadece eğitimde müfredat sorunu olmadığını belirterek, okullarda temizlik personeli, güvenlik personeli, içilebilir temiz su ve temizlik için gerekli materyallerin olmadığını” kaydetti. İktidarın özel okullara teşvik ettiğini belirten Aksoy, “Öğrenciler, öğrenci velileri ve öğretmeler bir araya geldiğinde değişim sağlanabilir” dedi. 

    Yeni eğitim öğretim yılında okullarda yaşanan sorunlara dair Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, PİRHA’ya konuştu.

    “EĞİTİMDE SADECE MÜFREDAT DEĞİL BİRÇOK SORUN YAPANMAKTADIR

    Yeni eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte sadece eğitimde müfredat sorunu olmadığını, müfredat dışında çeşitli sorunlar yaşandığını belirten Barış Aksoy, “Okullarda öğrencilerimizin öğle yemeği gerçekten önemli bir ihtiyaç ve temiz nitelikli okullar istiyoruz. Okulların hali içler acısı. Birçok okulda temizlik personeli yok, içilebilir nitelikli su yok. Nitelikli eğitimin birinci gereği temiz bir ortam. Bununla ilgili sıkıntılar da var” diye belirtti.

    Üniversite okuyan öğrencilerin barınma sorunları olduğunu da vurgulayan Aksoy, “Hala sorunlar devam ediyor. Bunlar acilen çözüm bulması gerekir diye düşünüyorum” dedi.

    “DEVLETİN ‘NİTELİKLİ EĞİTİM’ DİYE BİR DERDİ YOK”

    Devletin eğitime yatırım yapmak gibi bir derdi olmadığının altını çizen Aksoy, “Temel sıkıntı orada. Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) diye bir uygulama başlatıldı. Öğrenciler MESEM’lere geçiş yaptılar. Öğrenciler, kısa yoldan bir meslek sahibi olmak ve ailenin ekonomik sorunlarına bir nebzede olsa katkıda bulunmak için MESEM’e gittiklerini ifade ediyorlar. Katkı sundukları aylık 5.100 lira. Çocuklar haftanın 4 günü işletmeye, 1 gün okula gidiyor. 5.100 lira para veriliyor. Peki, bu 5.100 lirayı kim veriyor? İşsizlik fonundan devlet ödüyor. İşveren vermiyor. 5.100 liranın 5’te 1’i her bir öğrenci için eğitim ortamlarının güzelleştirilmesi için harcarsa okullarımız bambaşka bir hal alır” diye konuştu.

    “DEVLET OKULLARINA YATIRIM YAPILMIYOR ÖZEL OKULLARA TEŞVİK VERİLİYOR”

    Devlet okullarına yatırım yapılmadığını, aksine özel okullar için teşvik verildiğini söyleyen Aksoy, “Sen devlet okulundaki çocuğa yatırım yapmıyorsun, katkı sunmuyorsun ama özel okula gitmek isteyen öğrencinin ailesine ekonomik destek veriyorsun” diyerek tepki gösterdi.

    Milli eğitim tarafından okul idarelerine kayıt parası alınmayacak diye bilgi verildiğini ama yaşananın tam tersi olduğu bilgisini aktaran Aksoy, şunları kaydetti:

    “Okullara ihtiyaç listesi geldiğinde başınızın çaresine bakın diyorsun, temizlik malzemelerini kendin bul, güvenlik görevlisini kendin al, temizlik personelini kendin bul diyorlar. Peki nereden bulacak? O sosyal devlet anlayışının bitirilmeye çalışılması zaten temel sorundur. Bu MESEM’e yansıyor, sağlığa da yansıyor. Yıllarca sağlık sistemine yatırım yapılmadığı için insanlar aynı noktaya geldi. ‘Devlet hastaneleri kötü, devlet hastaneleri pis, devlet hastanelerinde iş yapılmaz’ gibi bugün bile yandaş medya kullanıyor. Burada temel sebep bilinçli olarak yatırım yapmamaktı, sonra özeleştirmeye teşvik eden bir durumdu. Şimdi aynı şeyi okullarda uygulanmaya çalışıyorlar. Ama okulların şöyle bir dinamik yapısı var. Öğrenciler, öğrenci velileri ve öğretmeler bir araya geldiğinde gerçekten bambaşka şeyler olabilir. O dinamik yapı kendini gösterdiğinde okullarda değişim sağlanır diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Mamak’ta ÇEDES’e karşı bildiri dağıtan “Laik, Bilimsel Eğitim Platformu” üyeleri gözaltına alındı

    Mamak’ta ÇEDES’e karşı bildiri dağıtan “Laik, Bilimsel Eğitim Platformu” üyeleri gözaltına alındı

    PİRHA-Ankara Mamak’ta okullara imam atanmasını sağlayan ÇEDES projesine karşı bildiri dağıtan Laik, Bilimsel Eğitim Platformu üyeleri gözaltına alındı. Tuzluçayır Karakolu’na götürülen Bahtiyar Atakay, Sibel Korkmaz Sarı, Nurgül Salman ve Aslıhan Han işlem yapılmadan serbest bırakıldı.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler yükseliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi’nin çağrısıyla, “ÇEDES’e Hayır” demek için, Mamak’ta faaliyet yürüten köy dernekleri, STK’ler, Veli-Der, Emekli Sendikaları ve siyasi partilerin de içerisinde yer aldığı Laik Bilimsel Eğitim Platformu kuruldu.

    Laik Bilimsel Eğitim Platformu tarafından okul önlerinde bildiri dağıtılıp, dilekçeler velilere veriliyor.

    Bugün de Mehmet Çekiç İlköğretim Okulu’nun önünde bildiri dağıtımı yapan ve velilere itiraz dilekçelerini imzalatan yöneticiler gözlatına alındı.

    Tuzluçayır Karakolu’na götürülen Bahtiyar Atakay, Sibel Korkmaz Sarı, Nurgül Salman ve Aslıhan Han işlem yapılmadan serbest bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim-İş: Okullara imam atayan ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur-VİDEO

    Eğitim-İş: Okullara imam atayan ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur-VİDEO

    PİRHA- Mersin Eğitim İş, yaptığı açıklamada, hükümetin okullara imam atamasına sert tepki gösterdi. Eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikaları dozunu artırdığına işaret edilen açıklamada, “ÇEDES protokolü tehlikeli ve hukuksuzdur. Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır” denilerek topluma duyarlılık çağrısında bulunuldu.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi İş Birliği Protokolü” dolayısıyla okullara imam atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Mersin Eğitim İş de, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Yakup Tekin, “Daha kötü ne olabilir ki?” sorusuna her yeni eğitim-öğretim döneminde “bu kadar da olmaz” dedirten bir iktidarla karşı karşıya olduklarını belirterek, sonuna gelinen eğitim döneminde gericileştirme ve niteliksizleştirme politikalarının dozunu artırdığına işaret etti.

    “ÇOCUKLARIMIZ EĞİTİM DIŞI KURUMLARIN KUCAĞINA İTİLİYOR

    Tekin, çocukların okullarda musluklardan temiz olmayan suyu içip, kantinden bir tost dahi alamadığını; kalabalık sınıflara mahkum edildiğini, mesleki eğitim adı altında sermayeye çocuk işçi olarak sunulduğunu, ailesi zengin öğrenci ile yoksul öğrenci arasındaki makasın daha da açıldığını, eğitim emekçilerinin açlık sınırında ücretlere mahkum edildiğini, 1 milyona yaklaşan atanmayan öğretmenin olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bir de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına itilmeye çalışılmaktadır” dedi.

    “ÇEDES PROTOKOLÜ TEHLİKELİDİR

    “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında yapılan protokolle okullara “manevi danışman” adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanması eğitimde çok başlılığın artacağının da net sinyallerini verdiğini belirten Tekin, şunları söyledi:

    “ÇEDES protokolü hukuksuzdur: Anayasamıza, yasalara ve yönetmeliklere açıkça aykırıdır. Laik ve bilimsel eğitimle taban tabana zıttır. Çünkü ÇEDES protokolü tehlikelidir: Eğitim biliminden pedagojiden bihaber, çocuklarımıza nasıl yaklaşılacağını bilmeyen yetişkinleri okullara sokmak travmatik etkileri de beraberinde getirecektir. ÇEDES protokolü öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin mesleki itibarına hakarettir. Eğitim-öğretim eğitimcilerin işidir.

    Eğitimin memleketin en birincil meselesi olduğunu hatırlatıyor, uyarılarımız dikkate alınmaz ve eğitime dair sorunların çözümü için adım atılmazsa eylemliliğimizin artarak devam edeceğini ilan ediyoruz, tüm yurttaşlarımızı da destek vermeye davet ediyoruz!”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Adana Alevi Platformu: Zorunlu din dersleri seçmeli hale getirilmelidir-VİDEO

    Adana Alevi Platformu: Zorunlu din dersleri seçmeli hale getirilmelidir-VİDEO

    PİRHA- Yeni eğitim öğretim yılına dair açıklama yapan Adana Alevi Platformu, zorunlu din derslerinin seçmeli hale getirilmesi ve müfredatın tüm  inançlara göre düzenlenmesi çağrısında bulundu.

    Adana Alevi Platformu, 2022-2023 eğitim öğretim yılı ile ilgili basın açıklaması yaptı. Platform Dönem Sözcüsü/ Sivas Serinyayla Sosyal, Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Sıtkı Keskin tarafından okunan basın açıklamasında, eğitim sisteminde yaşanan sıkıntılara dikkat çekildi.

    Okullarda verilen din derslerinin zorunlu olmaya devam etmesinin, Alevileri ve bu dersi almak istemeyen velileri incittiğini vurgulayan Keskin, “Dolayısı ile derhal zorunlu din dersleri seçmeli hale gelmelidir ve müfredat tüm inançlara göre düzenlenmelidir. Ayrıca daha önceki senelerde yaşadığımız bazı ırkçı, mezhepçi, ayrımcı anlayışlı din kültürü öğretmenlerinin Alevi öğrencilerine parmak kaldırtıp ‘Sizler namaz kılmaz oruç tutmazsınız, siz Alevisiniz’ gibi ithamlarla karşılaşmak istemiyoruz” dedi.

    “MÜFREDAT DEĞİŞTİRİLMELİ”

    Sıtkı Keskin, Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Çerkez’i ve diğer etnik kökenli tüm yurttaşların ana dilde, parasız eğitim-öğretim görmesi için gerekli çalışmalar yapılması ve okullarda özgürlükçü bir eğitim-öğretim verilmesi çağrısında bulunarak, şunları dile getirdi:

    “Hiçbir dönemde tam anlamı ile laik olmamış olan sistem son yıllarda laikliğin kırıntılarını bile ortadan kaldırmıştır. Eğitim sistemi tam anlamı ile Türk-İslam sentezine, erkek egemen anlayışına uygun, tekçi eğitim verilmektedir. Ders kitaplarındaki nefret söylemleri acilen ayıklanmalıdır. Eğitimin her kademesinde, barış, sevgi, vicdan, empati, saygı, çevre, ekoloji gibi değerler ayrı birer ders olarak okutulmalıdır. Ülkemizde yaşayan hiçbir çocuk; dilinden, inancından, milliyetinden, memleketinden ve cinsiyetinden dolayı horlanmamalı ve herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmamalıdır. Parasız, çağdaş, laik, demokratik, bilimsel anadilinde eğitim verilmelidir ve derhal müfredatlar değiştirilmelidir.”

    PİRHA/ADANA

  • ‘Zorunlu din derslerine karşı daha fazla mücadele etmeliyiz’-VİDEO

    ‘Zorunlu din derslerine karşı daha fazla mücadele etmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Eğitimin laik, kamusal, parasız, demokratik, ana dilde eğitim taleplerinin bu dönemde devam ettiğini vurgulayan Eğitim-Sen Mersin Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül, “Bunun sınıflarda öğrencilere, ötekileştiren, bölen, ayrıştıran ve kindar ve dindar bir nesil yetiştirmenin aracı haline getirmeye çalışan AKP MHP bunu daha da yoğunlaştırdı. Buna karşı tüm bileşenlerle mücadele etmeliyiz” dedi.

    Yeni eğitim döneminin açılmasıyla birlikte çözülmeyen sorunlar ve yıllardır devam eden zorunlu din dersleri ve anadilinde eğitim gibi talepler bu yılda karşılanmadı. Ekonomik kriz ile birlikte eğitim emekçileri de yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, özlük haklarını korumak, geliştirmek ve iktidarın ‘Öğretmenlik Yasası’na karşı sokaklarda mücadele yürütmeye devam ediyor.

    Eğitim-Sen ve Alevi örgütlerinin yanı sıra demokratik kitle örgütlerinin eğitim alanındaki dinselleştirmeye dikkat çekerken, Alevi toplumunun ve kurumlarının, zorunlu din derslerinin kaldırılması için çabaları ise sürüyor.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Mahmut Sümbül, eğitimde yaşanan sorunlara dair PİRHA’ya konuştu.

    “KARİYER BASAMAK SINAVINI KABUL ETMİYORUZ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına bakıldığı zaman her şeyin hazır olduğunu ama bu açıklamaların gerçekliğinin olmadığını belirten Sümbül, “Bu yıl yeni bir sorunla daha karşı karşıyayız. Artık nur topu gibi uzman ve baş öğretmenlerimiz olacak ve öğretmenler odasında çalışma barışı zaten yoktu, problemliydi. Şimdi daha da bozulacak. Ekonomik sorunlar. hükümet bunu bir sınavla öğretmenleri rencide ederek  kendi aralarında hiyerarşiye ayırarak kariyer basamaklarına ayırarak, birbirine düşürerek, yarıştırarak çözmeye çalışıyor. Biz eğitim ve bilim emekçileri olarak bunu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

    Eğitimin laik, kamusal, parasız, demokratik, ana dilde eğitim taleplerinin bu dönemde devam ettiğini vurgulayan Sümbül, “Çünkü bu problemler, bu eksikler hala oldukça fazla. Zorunlu din dersleri devam ediyor. Seçmeli zorunlu din dersleri devam ediyor” diye konuştu.

    “EĞİTİMİ DİNDAR BİR NESİL YETİŞTİRMENİN ARACI HALİNE GETİRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sümbül, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Hem 12 Eylül faşizmine karşı hem de onun getirdiği yasalara, baskı rejimlerine, anayasaya ve onun içerisinde yer alan zorunlu din derslerine karşı sesimizi yükseltmeye çalışacağız. Fakat bizim bu işin tarafı olan inanç kurumlarıyla, veli dernekleriyle, öğrencilerimizle ve eğitimin tüm bileşenleriyle bu sesi büyütmemiz çok daha önemli. Zorunlu din dersi gibi insan haklarına, evrensel hukuka, pedagoji bilimine aykırı bir garabetin devam etmesi kabul edilemez. Bu konuda herkesin sesini yükseltmesi gerekiyor. Biz Eğitim-Sen olarak ilk günden beri zorunun derslerine karşı olduğumuzu, bunun anayasal, evrensel ilkelere ve pedagoji bilimine aykırı olduğunu belirtiyoruz.

    Bunun sınıflarda öğrencilere, ötekileştiren, bölen, ayrıştıran ve kindar ve dindar bir nesil yetiştirmenin aracı haline getirmeye çalışan AKP MHP bunu daha da yoğunlaştırdı. Bir de zorlu derslerinin yanında seçmeli derslerde zorunlu ders haline getirilip aslında zorunlu din dersleri katmerleştirildi. Yani seçmeli dersler adı altında konulan dersler de aslında zorunlu olarak din dersi seçmeye yönelik bir işe dönüştü. Buna karşı da üyelerimizle, iş yeri temsilcilerimizle ve tüm kitle örgütleriyle birlikte mücadelemizi büyüteceğiz. Seçmeniz dersler konusunda da ekim, kasım aylarıyla birlikte halkı bilinçlendirerek gerçekten öğrenciler ne istiyorsa veliler öğrencilerini hangi yönüyle geliştirmek istiyorlarsa o yönüyle gelişmeleri için tercih yapmaları için çaba içerisinde olacağız. Bu konuda problem çıkaran idarecilere, öğretmenlere karşı da mücadelemiz devam edecek. Onlara buradan geçen yıl da bu konuda mahkemelik olduğumuz hukukta kazanımlar elde ettiğimiz sonuçlar da var.”

    “ANA DİLİNDE EĞİTİM PEDAGOJİSİNİN OLMAZSA OLMAZ İLKELERİNDEN BİR TANESİDİR”

    Seçmeli dersleri içerisinde ana dil eğitimine dair de bazı derslerinde olduğunu hatırlatan Sümbül, “Ana dilde eğitim, seçmeli derslere sığmayacak kadar önemli bir konu ve temel insan hakkıdır. Ana dilinde eğitim pedagojisinin olmazsa olmaz ilkelerinden bir tanesidir. Anadili Türkçe olmayan öğrencilerin, bazı öğretmenler tarafından ötekileştirilmesi, arkadaşları tarafından ötekileştirilmesi en önemlisi de ana dilde eğitim olmadığı için eğitim hakkını kullanmasında daha büyük engellerle karşılaşmalarına yol açıyorlar. Ana dilde eğitim bizim olmazsa olmaz ilkelerimizden bir tanesi ve bu eğitim öğretim yılında da yine öğrencilerimiz bu haktan mahrum eğitim öğretime başlıyorlar. Biz yine eğitimin tüm bileşenleriyle ana dilde eğitim talebimizi yüksek sesle dile getirmeye ve mücadelemizi bu yönünü büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Veliler çocuklarını daha fazla Kürtçe derslere yönlendirmeli’-VİDEO

    ‘Veliler çocuklarını daha fazla Kürtçe derslere yönlendirmeli’-VİDEO

    PİRHA-Mersin Kitap Fuarı son gününde. Kitap Fuarı’nı gezen Mersin’in çeşitli okullarında Kürtçe seçmeli ders gören öğretmen ve öğrenciler, fuarda Kürtçe kitap çıkarak yayınevlerinin olmasını olumlu olduğunu belirtirken, Mersin’de tek Kürtçe Öğretmen olan Abuzer de, velilerin Kürtçe seçmeli derslerine ilgisini arttırmasını ve çocuklarını Kürtçe’ye yönlendirmesini istedi.

    Türkiye’de Avrupa Birliği (AB) süreci içinde bulunan başlıklardan biri olan ve Eylül 2012’de yayımlanan yönetmenlikle hayat bulan Kürtçe seçmeli dersi okullarda başladı.

    Ancak iktidar tarafından gerekli teşvik sağlanmazken, Kürtçe öğretmenlerin atamaları da yeterinde yapılmadı.

    Orta Okullarda veliler tarafından seçmeli ders olduğu için okul idarelerine verilen dilekçeler aracılığıyla haftada 2 saat Kürtçe (Kurmancî, Kirmançkî) eğitim yapılırken, birçok ilde yeterli sayıya ulaşılamadığı için Kürtçe seçmeli ders okullarda yerini alamadı.

    “VELİLER ÇOCUKLARINI DAHA FAZLA KÜRTÇE DERSLERE YÖNLENDİRMELİ”

    Mersin’de MEB’e bağlı okullarda Kürtçe ders veren sadece bir öğretmen bulunurken, Kürtçe dersin verildiği okul sayısı ise oldukça sınırlı.

    Konuya dair görüşlerini PİRHA ile paylaşan Abuzer Öğretmen, Kürtçe eğitim verecek öğretmenlerin artması gerektiğine işaret ederek, “Kürtçe ders alan öğrenci sayısı şu anda az. Bu durumun değişmeli ve sayı artmalı. Veliler bu konuda daha fazla duyarlı olmalı. Zamanı geldiğinde verilen formlar üzerinde bulunan ‘Yaşayan diller ve lehçeler’ kısmında Kürtçe (Kurmancî, Kirmançkî) bölümünü tercih edip dilekçeyi okul idarelerine vermeleri gerekiyor” diyerek, ailelerin Kürtçe dersler konusunda duyarlı olmaları çağrısında bulundu.

    Kürtçe ders alan çocuklar ise, Kürtçe öğrendikleri için mutlu olduklarını belirterek bütün arkadaşlarının Kürtçe dersini seçmesini istedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Okul önlerinde izdiham!-VİDEO

    Okul önlerinde izdiham!-VİDEO

    PİRHA- Okullarda yüz yüze eğitime başladı. Öğrenciler okulları doldururken, alındığı iddia edilen tedbirler ise ne okul içinde ne de dışında alınmayarak, salgına davetiye çıkaran görüntüler yaşandı.

    Koronavirüs salgını nedeniyle yüz yüze eğitime ara veren okullarda zil çaldı. 18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyon 130 bin öğretmenin ders başı yaparken, zorunlu din dersinin kaldırılması, anadilinde eğitim gibi talepler bu yılda görmezden gelinirken, koronavirüs salgına karşı önemlerin de alınmadığı ortaya çıktı.

    Milli Eğitim Bakanı (MEB) Mahmut Özer “Salgın dolayısıyla çocuklarımızın bedensel ve zihinsel olarak daha fazla olumsuz etkilenmelerine müsaade edemeyiz. Artık okulları kapalı tutma lüksümüz yoktur” açıklaması yapıp, her türlü tedbiri aldıklarını belirtirken, büyükşehirlerdeki okul önlerinde miting kalabalığı yaşandı.

    İkili öğretimin olduğu okullarda öğrenciler 40-50 kişilik sınıflarda eğitime başlarken, okul önlerinde veliler ve öğrenciler arasında izdiham yaşandı.

    Duruma tepki gösteren veliler, alınan tedbirler bu mu? diye sorarak tepki gösterdi.

    Diren KESER/PİRHA

  • İstanbul’da Anadolu liseleri azaldı İmam hatip liseleri arttı

    İstanbul’da Anadolu liseleri azaldı İmam hatip liseleri arttı

    İstanbul’da bulunan 801 lisenin yüzde 24.5’i imam hatip. 4 ilçede Anadolu liseli bulunmuyor ve Fen lisesi sadece 12 tane. 2017-2018 eğitim öğretim yılında Anadolu lisesi 118 azalırken imam hatipler 153 arttı.

    Önder İmam Hatipliler Derneği’nin, imam hatiplerle ilgili değerlendirme toplantısına katılan Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, “Çok fazla imam hatip var” algısının doğru olmadığını savundu. Yılmaz, bu oranın yüzde 13,57’ye yükseldiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ise 2017-2018 eğitim öğretim yılında Anadolu lisesi sayısı yurt genelinde 118 azalırken imam hatip lisesi sayısı ise 153 arttı.

    İstanbul’da ise imam hatip liselerinin oranı artışı ortaya koydu. İstanbul’da bulunan 801 lisenin yüzde 24.5’i imam hatip. İl genelinde toplam 197 imam hatip lisesi bulunuyor. Bu liselerin 70’i nitelikli okul listesine girdi. Anadolu lisesi sayısı ise 260. Anadolu liselerinin 72’si sınavla bu yıl öğrenci alacak. Mesleki ve teknik Anadolu lisesi sayısı 261 iken bu okullardan 115’i bu yıl sınavla öğrenci alımı yapacak.

    SINAVLA ÖĞRENCİ ALAN LİSELER

    Ortaöğretim Kurumları tercihleri için dün sona erdi. İstanbul’da 4 ilçede sınavla öğrenci alan Anadolu lisesi bulunmazken il genelinde de sayıları oldukça düşük. Sınavla girecek okullarda başı imam hatiplerle birlikte veliler tarafından az talep gören meslek liseleri çekiyor. Sınavla öğrenci alan meslek lisesinin en çok bulunduğu ilçe ise Pendik. Pendik’te 8 mesleki ve teknik lise sınavla öğrenci alıyor. Bahçelievler, Küçükcekmece ve Üsküdar’da ise 7’şer tane sınavla öğrenci alan meslek lisesi bulunuyor.

    İMAM HATİP HER YERDE

    Velilerin en az tercih ettiği ve iktidarın sürekli teşvik ettiği imam hatiplerde sınavla öğrenci alan okulların sayısı 70. İstanbul’da sınavla öğrenci alan imam hatip sadece Çatalca’da bulunmuyor. En çok imam hatip bulunan ilçeler arasında laik kesimin oldukça yoğun yaşadığı Kadıköy’ün bulunması da dikkat çekti. Kadıköy, Pendik ve Üsküdar’da 6’şar imam hatip sınavla öğrenci alıyor.

    4 İLÇEDE ANADOLU LİSESİ YOK

    Velilerin en çok tercih ettiği liselerden olan Anadolu liselerinin sayısı ise neredeyse imam hatiplerle aynı. İstanbul’da sınavla öğrenci alan 72 Anadolu lisesi bulunuyor. Öte yandan Çekmeköy, Esenler, Sancaktepe ve Şile’de ise hiçbir Anadolu lisesi sınavla öğrenci almıyor.

    SADECE 12 FEN LİSESİ VAR

    Velilerin ve öğrencilerin en çok tercih ettiği fen lisesi sayısı ise oldukça düşük. İstanbul’da sınavla öğrenci alan fen lisesi sayısı yalnızca 12. 39 ilçenin 28’inde hiç fen lisesi yok. Fen lisesi yalnızca Bağcılar, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Fatih, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Silivri, Şile ve Üsküdar’da bulunuyor.

    Bu liseler dışında İstanbul’da 3 sosyal bilimler lisesi ve iki çok programlı lise de sınavla öğrenci alıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Üryan Xızır anmasında, Büyükşahin’in tutukluluğuna tepki gösterildi-VİDEO

    Üryan Xızır anmasında, Büyükşahin’in tutukluluğuna tepki gösterildi-VİDEO

    PİRHA- Dersim Pertek ilçesine bağlı Dorutay (Zeve) köyünde Üryan Ğızır anması yapıldı. Yapılan anmada, Üryan Ğızır Ocağı Derneği başkanı ve kurucusu Veli Büyükşahin’in 8 aydır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğuna vurgu yapılarak biran önce serbest bırakılması gerekildiği ifade edildi.

    Dersim Pertek ilçesine bağlı Dorutay (Zeve) köyünde Üryan Ğızır anması yapıldı. Merkezi İstanbul’da bulunan Üryan Ğızır Ocağı Derneği tarafında yapılan anmaya Adıyaman başta olmak üzere Malatya, Erzurum ve İstanbul’dan birçok kişi katıldı. Zeve Köyü Cemevinde bir araya gelen canlar Üryan Ğızır Ocağı Pirlerinin yürüttüğü birlik cemi düzenledi.

    Yapılan Birlik ceminde konuşan Üryan Ğızır Ocağı Derneği Başkan Yardımcısı Coşkun Çelebi, Üryan Ğızır Ocağı Derneği başkanı ve kurucusu Veli Büyükşahin’in 8 aydır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğuna vurgu yaparak şunları ifade etti;

    “Veli Büyükşahin ile birlikte derneği kurduktan sonra ilk anmamızı geçen sene burada gerçekleştirdik. Bu yıl ikincisini düzenliyoruz. Türkiye’nin birçok kentinde buraya Üryan Ğızır Ocağı Pirleri ve Talipleri geldi. Bu yılki anmamızı biraz buruk bir şekilde yapıyoruz. Derneğimiz kurucusu ve başkanı Üryan Ğızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin’in cezaevinde bulunması sebebiyle aramızda olmaması bizleri üzüyor. Henüz hakkında iddianame hazırlanmayan ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulan Veli Büyükşahin’in bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Çelebinin konuşmasının ardından Üryan Ğızır Ocağı Pirleri kısa birer konuşma yaparak Üryan Ğızır makamında bir arada olmanın ne kadar önemli olduğunu ifade ettiler.

    Yapılan konuşmaların ardından okunan Kürtçe ve Türkçe deyişler eşliğinde cemde bulunanlar semah döndü. Gelen misafirlere dağıtılan lokmaların ardından Üryan Ğızır türbesine yapılan niyazlarla anma sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Velilere beş vakit namaz takip formu gönderildi

    Velilere beş vakit namaz takip formu gönderildi

    Eğitim alanında gerici uygulamalar tüm hızıyla devam ediyor. İstanbul’da imam hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin velilerine beş vakit namaz kılma takip formu gönderildi.

    Birgün gazetesinden Burcu Cansu’nun haberine göre İstanbul’da imam hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin velilerine beş vakit namaz kılma takip formu gönderildi. Formda, “Okulumuzda yeni uygulamaya konulan ‘vazgeçilmez görevlerim namaz ve Kur’an’ adlı proje kapsamında öğrencileri beş vakit namaz kıldırmaya alıştırmak ve bunun takibini yapmak​ ​amacıyla hazırlandı” denildi.

    “ÖĞRENCİNİN NAMAZ KILMADIĞI SAATLERİ BOŞ BIRAKIN”

    Proje grubu öğretmenleri tarafından hazırlanan formun​,​ her ayın birinci günü velilere iletileceği bilgisi verildi. Velilerden dağıtılan bu formu her gün işleyip ay sonunda proje grubunun elinde olacak şekilde öğrenciler aracılığıyla okula göndermeleri talep edildi. Velilerin formu doldururken çocuğun namaz kıldığı vakitleri tükenmez kalem ile işaretlemeleri, kılmadığı vakitleri de boş bırakmaları istendi. Velilerin okul saatine denk gelen namazları da çocuklarına sorarak forma işlemeleri gerektiği belirtildi.

    “YEMEK SAATİ NAMAZ SAATİNE GÖRE DÜZENLENDİ”

    İstanbul Kartal’da ‘en başarılı’ okullar arasında yer alan ve kademeli olarak imam hatibe dönüştürülen Mahmut Kemal İnal Ortaokulu’nda ise yemek saati namaz saatine göre düzenlendi. Çoğunluğun imam hatip eğitimi almamasına karşın cuma günleri namaz kılınmasına olanak sağlamak için yemek saati bir saat ertelendi. Cuma namazına gidecek öğrenciler için yemek saati 12.00’den 13.00’e alındı. Okulda yemek saatinin değiştirilmesi nedeniyle cuma namazı kılmayan öğrencilerin 13.00’a kadar aç beklemek zorunda kalmaları öğrencilerin ve velilerin tepkisine yol açtı. (HABER MERKEZİ)

  • Gerici eğitim başlıyor: Derslere öğretmen yerine imam giriyor

    Gerici eğitim başlıyor: Derslere öğretmen yerine imam giriyor

    İstanbul Adalar’da bulunan bir okulda, imam, öğretmen yerine derse girmeye başladı. Veliler rahatsız olduklarını ifade ederken, Eğitim Sen duruma tepki gösterdi.

    Geçen günlerde Bolu Müftülüğü ve Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan bir protokolle okullarda açılacak Kuran kurslarında okul çevresinde bulunan camilerin imamlarının okullarda ders vermesinin kararlaştırılmasının ardından, şimdi de İstanbul Büyükada’da bir imamın Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersine girdiği ortaya çıktı.

    Birgün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre; İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Büyükada’da bulunan Şehit Murat Yüksel İlkokulu’nda görevli Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmenini Kartal’da bulunan bir okula yönlendirdi.

    Okuldaki din derslerinin boş geçmeye başlamasının ardından okul idaresi çözümü cami imamlarında buldu. Burgazada’da bulunan camilerden bir imam, sarık ve cübbesiyle din derslerine ‘öğretmen’ olarak girmeye başladı. Bu durum öğrenci velilerinin tepkisine neden oldu.

     

    “DİN ÖĞRETMENİNİN OKULDA İŞİ NE?”

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Kazım Yılancı da duruma tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

    “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini birçok öğretmenin ek ders karşılığında okutma imkanı varken cami imamlarının tercih edilmiş olması bile aslında eğitimin taşınmak istediği noktanın neresi olduğunu göstermek açısından ibretlik bir durumdur. Yine AKP’nin iktidarı boyunca en çok kadro verdiği alan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği iken buna rağmen hala bazı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinin boş geçmesi akla kadrolaşmayı getirmektedir. Ataması yapılan binlerce Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni kısa sürede yönetici yapılmaktadır. Soruyoruz okul idarecilerinin ne kadarı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni kökenlidir? Büyükada’da yaşanan bu örnek bile eğitimde hedeflenen sistemin ne olduğunu ortaya koymakta. Bütün bu olanlar gerici eğitimin seviyesini göstermekte; şekillenecek toplumun niteliğini de anlatmaktadır. Öğretmenlik yapmak için pedagojik formasyon almak şart ise imamın okulda işi ne?”

  • Zorunlu din dersine karşı hukuki mücadele nasıl verilir? Ali Kenanoğlu PİRHA’ya anlattı-VİDEO

    Zorunlu din dersine karşı hukuki mücadele nasıl verilir? Ali Kenanoğlu PİRHA’ya anlattı-VİDEO

    PİRHA -Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu, zorunlu din dersi dayatmasına karşı hukuki başvuru sürecini aşama aşama PİRHA’ya anlattı. Daha önce zorunlu din derslerine karşı oğlu için mücadele etmiş ve açtığı davayı kazanmış olan Kenanoğlu, mahkeme kararlarına rağmen okullarda hala uygulanan zorunlu din dersinden muaf olmanın yollarını sıraladı. Veliler sırasıyla Milli Eğitim Müdürlükleri, İdari Mahkemesi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe ile başvurmalılar. Tüm bu iç hukuk yollarında sonuç çıkmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaları gerekecek. 

    Haberin Videosu 

    AİHM, din dersi kitaplarında Alevi inancının gereği gibi yer almaması nedeniyle Türkiye’yi Alevi vatandaşlara ayrımcılıktan mahkûm etmesine rağmen okullarda zorunlu okutulmaya devam ediliyor. Zorunlu din derslerine karşı hukuki olarak nasıl başvurulması gerektiğini daha önce mücadele yürütmüş ve davaları kazanımla sonuçlanmış Halkların Demokratik Partisi MYK Üyesi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu PİRHA‘ya anlattı.

    ÖNCE İL VE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİNE BAŞVURULACAK

    Bir velinin çocuğunun din dersi almaya başladığı andan itibaren İl veya Milli Eğitim Müdürlüklerine dilekçe vermesi gerektiğini söyleyen Ali Kenanoğlu, nerelere ve hangi dilekçelerle başvuru yapılacağını şöyle anlattı:

    “Dilekçede, ‘Şu isimli çocuğumun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini almasını istemiyorum‘ diyerek dilekçe verecek. O dilekçe okul idarelerine de veriliyor ama o uzun yol. Yani siz okula veriyorsunuz, okul onu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderiyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Milli Eğitime Müdürlüğü’ne gönderiyor ve oradan size cevap geliyor. Böyle bir süreç işliyor. Ama bu sürece gerek yok. İstanbul’daysanız doğrudan İstanbul İl Milli eğitim müdürlüğüne dilekçeyi vereceksiniz. Yani bulunduğunuz il ve ilçelerden dilekçeyle başvuru yapacaksınız. Dilekçenize 30 gün içinde cevap geliyor. Cevapta da, ‘Ben anayasanın şu maddesi gereğince bu din dersleri zorunludur. Çocuğunuz da şu şu değilse buna mecburdur’ der ve talebinizi ret eder.”

    İKİNCİ AŞAMADA DİLEKÇE İDARİ MAHKEMESİNE VERİLECEK

    Kenanoğlu, talebin ret edilmesinin ardından yine var olan dilekçenin bu defa İdari Mahkeme’ye verilmesi gerektiğini söyledi.

    Kenanoğlu, “Orada Bölge İdare Mahkemesi diye yazılır. Daha önce hazırlanmış örnek bir dilekçe var. Bu dilekçeye boş olan yerleri doldurarak ‘şu şu sebeplerden dolayı çocuğumun din dersi almasını istemiyorum ve çocuğumun din dersinden muaf tutulmasını talep ediyorum’ diye Bölge İdare Mahkemesi’ne bir dava dilekçesi vereceksiniz. Dilekçeyi verdikten sonra büyük ihtimalle Bölge İdare Mahkemesi sizin aleyhinize karar verebilir, lehinize de verebilir. Lehinize verirse zaten çocuğunuz zorunlu din dersinden muaf demektir. Onu götürüp okula tebliğ edeceksiniz sadece” dedi.

    ÜÇÜNCÜ AŞAMADA DANIŞTAY, ARDINDAN AYM

    Bu iki hukuki süreç aleyhine sonuçlanırsa velilerin üçüncü aşamada Danıştay’a dilekçe verilmesi gerektiğini söyleyen Kenanoğlu, aynı sonuç çıkması halinde önce Anayasa Mahkemesi ardından da Alevi kurumlarından yardım isteyerek AİHM’e başvurmalarını istedi.

    Kenanoğlu süreci şöyle özetledi:

    “Aleyhinizde karar verildiği zaman yine bir dilekçenin gerekli yerlerini doldurarak Danıştay’a veriyorsunuz. Dilekçenizi Danıştay’a verdikten sonra bu sefer de Danıştay’ın cevabını bekliyorsunuz. Bu davalarda avukat arkadaşınız varsa size yardımcı olacak iyi olur ama yoksa ille de avukat tutma zorunluluğunuz yok çünkü dava duruşmalı olmuyor yani sizin davayı dosyadan karar veriyor. Yani sizin oraya verdiğiniz dilekçeleri, o dilekçeye okul ya da idari valilikler cevap yazıyorlar Milli Eğitim Müdürlüklerine. O cevaplara bakıyor ve hakim bir karar veriyor. Danıştay’a da müracaatınızı yapıyorsunuz. O müracaat akabinde de sizinle ilgili bir karar veriyor. Bu karar lehinizde de çıkabilir, aleyhinizde de çıkabilir. Aleyhinizde çıkarsa bu sefer Anayasa Mahkemesi’ne Danıştay’a verdiğiniz dilekçenin bir benzerini veriyorsunuz. Anayasa Mahkemesi’nden itirazınızı dile getiriyorsunuz.”

    SON AŞAMA AİHM 

    “Anayasa Mahkemesi’nden de bir ret gelmesi durumunda artık siz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracak duruma gelmiş durumdasınız. AİHM’e başvurmak için de bu sefer Alevi kurumlarından yardım isteyeceksiniz. Ulaşabildiğiniz en yakın Alevi kurumuna gidip ‘benim böyle davalarım ret edildi. Dolayısıyla AİHM’e gitmek istiyorum’ dediğiniz zaman gerek Avrupa’daki gerek Türkiye’deki Alevi kurumlarımız bu konuda yardımcı olacaktır. Süreç böyle işliyor. Ama tabi bu size bağlı. Sizin din dersine karşı hukuki mücadele vereceğinizi göze alıp buna girişiminizle ilgili bir şeydir. Gerisi kolaydır.” (HABER MERKEZİ)