Etiket: veliler

  • Dersim Mazgirt’te lise kapandı, veliler tepkili: Lisenin yeniden açılmasını istiyoruz

    Dersim Mazgirt’te lise kapandı, veliler tepkili: Lisenin yeniden açılmasını istiyoruz

    PİRHA-Dersim’in Mazgirt ilçesinde bulunan Fatih Çok Programlı Anadolu Lisesi, öğrenci sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle kapatılmasına veliler tepki göstererek, “Biz veliler olarak yeniden ilçemizde lisenin açılmasını istiyoruz” dedi.

    Dersim’in Mazgirt ilçesinde bulunan Fatih Çok Programlı Anadolu Lisesi, öğrenci sayısının 16’ya düşmesi gerekçesiyle kapatıldı. Önceki dönem AKP’li Belediye Başkanı Murat Becerikli tarafından öğrenci yurdunun yıkılması, öğrenci sayısının düşmesindeki en önemli neden olarak gösteriliyor. Öğrenci yurdunun yıkılması nedeniyle ilçedeki öğrencilerin bu yılki kayıtlarını Dersim merkez ve Mazgirt’in Akpazar beldesindeki okullara yaptırdı.

    Öğrenci velileri ve Eğitim-Sen Dersim Şubesi, Mazgirt ilçesinde bulunan tek lisenin kapatılmasına tepki gösterdi.

    “İLÇEMİZDEKİ LİSENİN YENİDEN AÇILMASINI İSTİYORUZ”

    Çok mağdur olduklarını ifade eden öğrenci velisi İbrahim Tayhava, “İlçede lise kapanıyor ama Akpazar beldesinde lise açılıyor bu nasıl bir sistem. Benim çocuğum nasıl Dersim merkeze ya da Akpazar’a gidecek. Ben zaten asgari ücretle çalışıyorum biz aile olarak bunu nasıl karşılayacağız. Talebimiz ilçemizdeki lise yeniden açılsın” dedi.

    Mazgirt’te lise kapandığı için Dersim merkeze gideceklerini ve çok mağdur olduklarını belirten öğrenci velisi Dağıştan Şahin, “İlçemizde öğrenci yurdu vardı o yıkıldığı için buraya öğrenci de gelmiyor. Biz yeniden ilçemizde lisenin açılmasını istiyoruz” diye belirtti.

     “MAZGİRT’İN TEK LİSESİ KAPATILAMAZ”

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Bir ilçedeki tek lisenin kapatılması, eğitim hakkının açıkça gasp edilmesidir. Gençlerin kendi ilçelerinde nitelikli eğitime erişimini engelleyecek bu adım, öğrencileri, velileri ve eğitim emekçilerini mağdur etmekte; uzun vadede ilçedeki nüfusun azalmasını hızlandırmakta ve ilçenin yaşam kalitesini düşürmektedir. Mazgirt, öğrencisine lise eğitimi dahi sunamayan bir ilçe olarak anılması halinde ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda da geriye gidecektir. Bu karar, Mazgirt halkının, öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin görüşü alınmadan, merkezden dayatılan tepeden inme bir uygulamadır. Yerelin sesini ve halkın iradesini yok sayan bu anlayış, yalnızca eğitim hakkını değil, demokratik katılım hakkını da hiçe saymaktadır.

    Eğitim Sen Dersim Şubesi olarak Mazgirt’in tek lisesinin kapatılmasının ilçenin geleceğini karartmak olduğunu açıkça ifade ediyor ve buna en güçlü şekilde itiraz ettiğimizi belirtiyoruz. Eğitim hakkı hiçbir gerekçeyle sınırlandırılamaz, hiçbir rakamla pazarlık konusu edilemez. İlkesel olarak herkes için laik, bilimsel, demokratik ve ana dilinde eğitim hakkını ve öğrencilerin bir öğün sağlıklı yemek ile temiz içme suyu hakkını savunmaya devam ettiğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Çocuklarımızın geleceğini karartmaya yönelik her girişimin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de veli ve eğitimcilerden proje okullarına atamalarına tepki-VİDEO

    İzmir’de veli ve eğitimcilerden proje okullarına atamalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de veliler ve eğitimciler yaptıkları basın açıklamasıyla proje okullarında yapılan atamalara tepki gösterilerek “Proje okullarının tamamında yaşanan haksız, adaletsiz ve şeffaflıktan yoksun atamaların karşısındayız” dedi.

    İzmir Atatürk Lisesi öğrencilerinin velileri ve İzmir’de bulunan eğitim sendikaları, proje okullarında yapılan atamalara ilişkin Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Atatürk Lisesi önünde bir araya gelen veliler, sendikalar ve yüzlerce lise öğrencisi sloganlar atarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Burada yapılan açıklamada “İzmir Atatürk Lisesi susar mı sandın” ve “Lise biat etmez” pankartı taşındı. “AKP elini öğrencilerden çek”, “Karanlığa teslim olmayacağız” ve “Öğretmenime dokunma” dövizlerinin taşındığı açıklamada sık sık “Laik, bilimsel, demokratik eğitim”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” ve “Bakan istifa” sloganları atıldı. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekilleri Gökçe Gökçen ve Ümit Özlale de katıldı. Açıklamanın basın metnini İzmir Atatürk Lisesi Veli Sözcüsü Halis Çalık okudu.

    ATAMALAR TEKNİK VE SIRADAN DEĞİL

    Proje okullarına yapılan öğretmen atamalarının liyakatten ve şeffaflıktan uzak olduğunu vurgulayan Çalık, atamaların siyasi ve idari takdirle şekillendiğini söyledi. Yapılan atamalarla eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunun zedelendiğine dikkat çeken Çalık, “Yapılan bu atamalar sonucunda; bizlerin de çocuklarımızın okumakta olduğu İzmir Atatürk Lisesinde; yıllardır bu okulun kültürünün oluşmasında ve gelişmesinde emeği olan 50 öğretmenimize tekrar görev verilmemiş ve norm kadrosu fazlası duruma düşürülmüştür. Görev verilmeyen elli öğretmen İzmir Atatürk Lisesi öğretmen toplamının üçte ikisini oluşturmaktadır. Biz İzmir Atatürk Lisesi velileri olarak bir okuldaki öğretmenlerin üçte ikisinin bir anda okuldaki görevinden alınmasını teknik, sıradan bir öğretmen ataması olarak görmüyoruz. Bu atama biçimi bu okulun onlarca hatta okulumuz adına 150 yıllık laik, bilimsel, çağdaş ve sorgulayan birey yetiştirme kültürünü sıfırlama amacı güttüğü ve çocuklarımızın eğitim alma hakkından çok siyasi saiklerle yapılan bir uygulama olduğunu görüyoruz ve bu adaletsiz uygulamanın bir an önce durdurulması için ses veriyoruz. Bu uygulama öyle bir uyulama ki, Çocuklarımız eylül ayında okula başladıklarında bu okulun öğrencisine yabancı, bu okulun kültürüne yabancı bir öğretmen topluluğu ile karşı karşıya kalacaklardır. Bu eğitim öğretim sürecinin bütünselliğine tamamen ters, bilimin ve pedagojinin hiçbir ilkesi ile açıklanabilir bir durum değildir” dedi.

    ‘ŞEFFAFLIKTAN UZAK ATAMALARIN KARŞIDINDAYIZ’

    Yapılan atamaları kabul etmediklerini belirten Çalık, öğrencilerin bu eğitim ve öğretimlerinin olumsuz etkileneceğini aktardı. Çalık, “Biz İzmir Atatürk Lisesi velileri olarak yalnızca İzmir Atatürk Lisesinde değil proje okullarının tamamında yaşanan haksız, adaletsiz ve şeffaflıktan yoksun atamaların karşısındayız. Proje okullarının önemi yalnızca verdikleri eğitimle, binalarıyla, puanlarla, sıralamalarla ölçülemez; bu okulların yıllardan gelen ve çocukların bir parçası olmaktan gurur duydukları okul kültürleri vardır. Bizim çocuklarımızın birçoğu İzmir’de ve başka illerde daha yüksek sıralamalarla öğrenci alan başka okullara da yerleşebilecekken öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve mezunlar  sayesinde oluşan İzmir Atatürk Liseli olmak bu kültürle anılmak istedikleri için bu okulu seçmişlerdir. Şimdi yapılan bu hukuksuz atamayla bu kültürün öğretmen ayağı ortadan kaldırılmak istenmektedir” şeklinde konuştu.

    Çalık, son olarak atamaların durdurulmasını ve yeni yapılacak atamaların da şeffaf olmasını talep etti.

    Açıklama atılan sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Emekçi Hareket Partisi: Eğitimden tasarruf olmaz, okullar çöp içinde!

    Emekçi Hareket Partisi: Eğitimden tasarruf olmaz, okullar çöp içinde!

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi, okullardaki temizlik, taşımalı eğitim gibi hizmetlerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılmasına tepki gösterdi. Bir basın açıklaması yapan EHP, “Okullar çöp dağlarıyla boğuşuyor. Sınıfların temizliği öğrenci velilerine kalıyor. Tasarruf kapsamında azaltılan taşımalı eğitim imkanları ise öğrencilerin eğitime ulaşmasını imkansız hale getiriyor” dedi. 

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) okullardaki temizlik, taşımalı eğitim gibi hizmetlerin tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılmasına ilişkin açıklama yaptı.

    EHP yaptığı açıklamada, kamu hizmetlerinin tasarruf tedbiri başlığı altında kaldırılmasının hatalı olduğunu söyleyerek, “Tasarrufa çok meraklıysanız kamu hizmetlerini değil, Kur Korumalı Mevduat ile, Yap-İşlet-Devret ile, alınmayan vergilerle hortumlanan 133,5 milyar doları hedefinize alın” dedi.

    “SINIFLARIN TEMİZLİĞİ ÖĞRENCİ VELİLERİNE KALIYOR”

    EHP açıklaması şu şekilde:

    “Okulların açıldığı günden itibaren peş peşe gelen haberler, kamuda uygulanmaya çalışılan tasarruf tedbirlerinin sonuçlarını ortaya çıkarıyor. Okullar çöp dağlarıyla boğuşuyor. Sınıfların temizliği öğrenci velilerine kalıyor. Tasarruf kapsamında azaltılan taşımalı eğitim imkanları ise öğrencilerin eğitime ulaşmasını imkansız hale getiriyor.

    Milli Eğitim Bakanı Tekin program program çıkıp velilerden para istenmediğini, bağış toplanmadığını anlatmaya çalışsın. Ancak gerçek şu: Velilerden sadece para değil, sınıfları temizlemeleri bile isteniyor. Tasarruf tedbiri diye en başta kamu hizmetlerine göz dikenlerin ülkedeki eğitimi getirdiği nokta budur.

    Kendinden önceki birçok bakanın benimsediği, “Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” parolasını Yusuf Tekin de benimsemiş. Okullara temizlik personeli, taşımalı eğitim imkanı sağlanmadığında bakanlığı idare etmek kolaylaşmış olabilir. Devlet okullarındaki imkanlar gün gün tırpanlandığında, nitelikli eğitim almak isteyenler özel okullara gittiğinde işi hafiflemiş olabilir. Ancak kamu hizmeti olarak nitelikli bir eğitim her emekçinin, her çocuğun hakkıdır. Bunu sağlamayı beceremiyorsanız o koltuklarda oturma hakkınız yoktur.

    Okullardaki hijyenden, öğrencileri okullara taşıyan servislerden; yani emekçiye sağlanan kamu hizmetlerinden tasarruf yapılamaz. Tasarrufa çok meraklıysanız kamu hizmetlerini değil, Kur Korumalı Mevduat ile, Yap-İşlet-Devret ile, alınmayan vergilerle hortumlanan 133,5 milyar doları hedefinize alın.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hatay’da eğitimciler ve veliler tepkili: Konteynerlerde eğitim istemiyoruz

    Hatay’da eğitimciler ve veliler tepkili: Konteynerlerde eğitim istemiyoruz

    PİRHA-Hatay’daki veliler ve eğitimciler, depremzede öğrencilerin konteynerlerde eğitim görmeye devam etmesine tepki göstererek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Öğrenciler yaşadıkları büyük kaygıyı 21 metrekareye sığdıramıyor. Konteynerlerde eğitim istemiyoruz” denildi. 

    6 Şubat depremlerinin üzerinden 16 ay geçmesine rağmen depremzede öğrenciler konteynerlerde eğitim görmeye devam ediyor. Hatay’daki veliler ve eğitimciler, depremzede öğrencilerin konteynerlerde eğitim görmeye devam etmesine tepki göstererek, Kardeşlik Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    “GÜVENLİ OKULLARDA EĞİTİM GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Eylemde depremzedeler adına konuşan Huzurlu Mahallesi sakini ve aynı zamanda Hatay Depremzede Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selma Kara, şunları dile getirdi:

    “Barınmadan suya, elektrikten sağlığa kadar her alandaki ihtiyaçlarımız güncelliğini koruyor. Koşullarımız iyileştirilmiyor ve yaşamlarımızı sorunlarla boğuşarak tüketiyoruz. Devam eden sorunlarımızdan biri de eğitim. 6 Şubat ve akabindeki depremlerde bazı okullar yıkıldı, bazıları hasar gördü. Hasar görmeyen okulların bir kısmı ise kamu kurumlarınca kullanılmakta. Bu okulların öğrencileri ya başka okullarda  ya da  konteynerde ikili eğitime devam ediyor. Konteynerlerde eğitimin çocuklarımızın geleceğini olumsuz etkileyeceğine dair yaptığımız tüm uyarılara rağmen yetkililer kulaklarını kapatmış ve öğrencilerimizi büyük bir geleceksizliğe terk etmişlerdir. Çocuklarımızın geleceksiz bırakılmasını kabul etmiyor, geleceklerinden aldıklarınızla, çaldıklarınızla öğrencilerimize borcunuz olduğunu buradan tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz. Çocuklarımız merkezi ve ortak sınavlara konteynerlerde hazırlanıyor, yaşadıkları büyük kaygıyı 21 metrekareye sığdıramıyor,  şartlardan ötürü daha da kaygılanıyor. Konteynerlerde ses ve ısı yalıtımı da yok. Ders esnasında sınıfların sesi birbirine karışıyor. Elektrik sorunu yoğun çabalarımız sonucunda üç dönem sonunda zar zor o da kısmen çözüldü.  Çocuklarımız kış aylarında ya sabah karanlığında okuldaydı ya akşam karanlığında.  O zamana kadar karanlık ve buz gibi sınıflarda ders işlendi, şimdi kavurucu sıcaklarda işleniyor. Bizler bıktık ve önümüzdeki eylül ayında, konteynerlerde değil güvenli okul binalarında eğitim görmek istiyoruz. Çocuklarımızın geleceğine, eğitim hakkına, sağlıklı ve güvenli eğitim ortamının sağlanmasına yönelik bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

    Basın açıklaması sonrası mahallelilerden öğrenci velisi Gülay Kara ve Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş da söz aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Veliler: Çocuklarımızı tarikat karanlığına teslim etmek istemiyoruz – VİDEO

    Veliler: Çocuklarımızı tarikat karanlığına teslim etmek istemiyoruz – VİDEO

    PİRHA- Hükümetin okullara imam atamasına tepki gösteren öğrenci velileri, “İmam caminin görevlisi, okulun görevlisi değil. Bir sürü atanması beklenen öğretmen varken neden çocuklarımız sadece din eğitimi almış kişilere teslim edilmek isteniyor? Tarikat ve cemaatler neden çocuklarımızdan bu kadar kıymetli?” diye konuştular.

    AKP iktidarında eğitim politikaları büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihleri  görmezden gelinirken, dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    Son olarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bütçe görüşmeleri sırasında MEB’in cemaat ve tarikatlarla protokol yaptığı eleştirilerine karşın, “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır” dedi.

    Bakan Tekin’in tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin devam edeceği yönündeki ifadelerini kabul etmediklerini belirten veliler, suç işlendiğini vurgulayarak PİRHA‘ya konuştu.

    “OKULLARIMIZ ARTIK GÜVENLİ ALANLAR DEĞİL”

    “Çocuklarımızı tarikat karanlığına teslim etmek istemiyoruz” diye ÇEDES protokolüne tepki gösteren Aysun Eren, bakanlığın iktidarı da yanlarına alarak adım adım ilerlediklerini söyledi. Eren, şöyle devam etti:

    “Artık okulların içindeler ve okullarımız güvenli alan değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ÇEDES projesi adı altında Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortak bir protokolü süresiz olarak imzalaması suç aslında. Yusuf Tekin’in tarikatlarla devam edeceğiz diye yaptığı açıklama da çok üzdü bizi. Açık açık söylüyorlar ve gümbür gümbür geliyorlar. Gelmemeleri için bizim karşı duruş sergilememiz lazım.”

    “ÇOCUKLARIMIZ DERSLERE BİLE GİRMEK İSTEMİYOR”

    İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmuş öğretmenlere güvenmemenin çok büyük bir ayıp olduğunu ifade eden Kadriye Akkılıç, “Benim çocuğum Edebiyat dersine bile imamların girdiğini söylüyor. ÇEDES projesi kapsamında imamlar okullarda öğretmenlerin yerine derslere giriyorlar. O zaman bu ülkede hiç öğretmen yetişmesin. Biz çocuklarımızı eğitim için okula gönderiyoruz. Tarikatların içerisinde olmak zorunda mıyız? Çocuklar derse bile girmek istemiyor. Zaten eğitim sistemi, sınav sistemi çok kötüydü artık bir de ÇEDES var” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZA MEZARLARI TEMİZLETİYORLAR”

    Okullarda ÇEDES projesi kapsamında öğrencilerin mezarlıklara götürülmesine tepki gösteren Seval Keleş ise “Neye göre değerler eğitimi belli değil. Çocuklar en son mezarlığa götürülmüş. Ölüm, bir çocuğun psikolojik olarak, pedagojik olarak gelişiminde çok ağır bir travmadır. Yakını ölen bir çocuk aylarca kendine gelemiyor. Orada tanımadığı insanların mezarlarının temizletilmesi çocuğa ne gibi bir yarar sağlayacak ben merak ediyorum? Mezarlıklarda görevli mi yok da çocuklara mezarlar temizletiliyor? Bütün değerleri geçtim mezarlığa götürülen çocukların orada ne için bulundurulduğunu öğrenmek istiyorum” diye konuştu.

    Keleş, dinin okullarda empoze edilmesini doğru bulmadığını da söyleyerek şunları kaydetti:

    “Bu ülkede inanan inanmayan, farklı inançlarda olan insanlar var. Bunlara da saygı duyulmasını talep ediyorum. Orada çocukların başına bir şey geldiğinde Milli Eğitim Bakanı bunu üstlenecek mi? İmam caminin görevlisi, okulun görevlisi değil. Birçok atanması beklenen öğretmen varken neden çocuklarımız sadece din eğitimi almış kişilere teslim edilmek isteniyor? Tarikat ve cemaatler neden çocuklarımızdan bu kadar kıymetli?”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Okullara imam atanması eğitim hakkı ihlalidir, anayasaya aykırıdır; itiraz etmeliyiz’

    ‘Okullara imam atanması eğitim hakkı ihlalidir, anayasaya aykırıdır; itiraz etmeliyiz’

    PİRHA- Menemen Cemevi’nde yapılan panelde, okullara imam atanması projesinin (ÇEDES) eğitim ihlali olduğu belirtildi. Panelde, iktidarın siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olarak tanımlanan okullara imam atanması uygulamasına güçlü bir şekilde karşı konulması için çağrı yapıldı.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ üzerine oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı. çocukların ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirilemeyeceğini dile getirerek, bu süreçte güçlü bir karşı koyuşla bundan geri adım attırılması çağrısında bulundu.

    Menemen Cemevi’nde gerçekleşen ve birçok kurumun ve öğrenci velilerinin katıldığı panele İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi avukatların Avukat Cemile Gemici ve Avukat Zerrin Şenyıl Kale, Psikiyatrist Dr. Gülperi Putgül Köybaşı ve Veli Naim Demir panelist olarak katıldı. Panelde ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirilemeyeceği belirtilerek, bu süreçte güçlü bir karşı koyuşla bundan geri adım attırılması çağrısında bulunuldu.

    ÇALIŞMANIN ÖZNESİ VELİLER OLMALI

    Panelde ilk söz alan Menemen Dersimliler Derneği Başkanı Gamze Yentür, ÇEDES projesi ile ilgili Menemen’de ortak bir çalışma yürütüleceğini, başlangıç olarak Uğur Mumcu Mahallesi’nin seçildiğini ifade etti. Çalışmayı Menemen’in birçok mahallesine taşıyacaklarını belirten Yentür, çalışmanın öznesinin veliler olması gerektiğini söyledi. Yentür, velilerin yanında olduklarını vurgulayıp, projeye dair değerlendirme yaptı.

    ÇEDES PROJESİ MEVZUATA AYKIRI

    Panelistlerden ilk olarak söz Avukat Zerrin Şenyıl Kale, proje ile ilgili hukuki alt yapıyı anlatarak, projenin eğitim hakkı ihlali olduğunu belirtti. Uluslararası sözleşmelerden anayasaya kadar projenin mevzuatlara aykırı olduğunu, belirsiz ve muğlak ifadelerle yasal mevzuatın oluşturulduğunu ifade eden Şenyıl Kale, değerlerin evrensel olduğunu; değer yargılarının kültürel olduğunu ve değer eğitiminin din eğitimi üzerinden verilmesinin doğru olmadığını dile getirdi.

    VELİNİN İZNİNE TABİ OLMALI

    Avukat Cemile Gemici ise projenin yasal olarak öğrenci velisinin iznine tabii olduğunun altını çizerek, zorunluluk dayatıldığında hukuken itiraz edilebileceğini söyledi.

    Psikiyatrist Dr. Gülperi Putgül Köybaşı da, çocukların 12 yaşına kadar soyut düşünemediklerini, bu sebeple cennet, cehennem gibi kavramları anlamlandıramayacaklarını ifade ederek, o yaş grubuna dini eğitimin verilmesinin çocuk gelişimi açısından uygun olmadığını ifade etti. Köybaşı, çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiğini ve psikolojik olarak destek olmanın yollarını anlatarak eğitimde laikliği vurguladı.

    Öğrenci velisi Naim Demir ise veliler olarak kaygılı olduklarını, Alevi bir aile oldukları için farklı bir inanç üzerinden eğitim verilmesini doğru bulmadıklarını söyledi ve projeye karşı olduklarını ifade etti. Çocuklarının akademik kaygısı olduğunu, arkadaşları arasında yalnız kalmak istemediğini ekledi.

    Soru cevap bölümünde ise bundan sonra yapılacaklar için somut adımlar tartışıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    Veli-Der Ankara Şube Başkanı: Okullara imam atanmasına karşı itiraz dilekçeleri verilecek-VİDEO

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, okullara imam atanması (ÇEDES) protokolüne karşı hazırladıkları itiraz dilekçesine dair konuştu. Deveci, “Bu proje ile okullar bütün tehlikelere açık bir hale geliyor. Veliler bu duruma izin vermesinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. O dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    ÇEDES Projesinin iptal edilmesi için itiraz dilekçeleri hazırlayan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    “PROJENİN ARKASINDA DİNİ VAKIF VE CEMAATLERİN OLDUĞU AÇIK”

    İhtiyaç olmayan bir proje için devasa bütçeler ayrıldığını belirten Deveci, projenin arkasında dinci vakıf ve cemaatlerin olduğuna işaret etti. Deveci “Çocukların ihtiyacı olan bir öğün yemek, temiz ve erişilebilir suyu talep ediyoruz. Bunun için belediyelerle görüştük, yetkililerle görüştük ama bir yanıt alamadık. ÇEDES projesine ayrılan bütçe çocukların sağlıklı gelişimi için, sağlıklı eğitim ortamına kavuşması için harcanabilir. Okullarda temizlik elamanı yok, boş geçen dersler var, atanamayan öğretmenler atanabilir, çocukların spor yapacakları alanlar yok. Şu an da 3 buçuk milyon çocuk okula devam etmiyor, onların peşine düşülebilir. Dolayısıyla ihtiyaç olmayan bir projeye devasa bütçeler ayrılıyor. Bu işin ehli olmayan insanlar okullara geliyor. ÇEDES projesinin arkasında dini vakıf ve cemaatlerin olduğu açık, biz Veli-Der olarak buna karşı çıkıyoruz. Dilekçeler hazırladık, davalar açıldı” diye konuştu.

    “ÇEDES PROJESİ ANCAK VELİLER DİRENÇ GÖSTERİRSE GERİ ÇEKİLİR”

    Deveci, velilerin projeye karşı direnç göstermesinin projenin iptali için çok önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Veliler çocuklarını takip etsinler, nereye götürülüyor bu çocuklar. Zaten okullarda uygulanan bir sistem var, herhangi bir etkinlik yaptığınızda veya çocuğu herhangi bir yere götürdüğünüzde veli izni gerekiyor. ÇEDES projesi kapsamında yapılacak tüm etkinlikler için de veli izni gerekiyor. Velilerimize çağrımız, çocuklarını bir yere götürmek istediklerinde izin vermesinler.
    Bir dilekçe hazırladık biz, o dilekçeyi doldursunlar ve okul idaresine versinler. ‘Biz çocuğumuzun bilgimiz haricinde hiçbir yere götürülmesine müsaade etmiyoruz’ şeklinde bir dilekçemiz var. Matbu dilekçe, sadece doldurup, imzalayacaklar ve okul müdürlüklerine verecekler bu dilekçeleri. ÇEDES projesi ancak veliler ile bir araya gelirsek, veliler buna direnç gösterirse, veliler çocuklarının imamlarla, vaizlerle karşılaşmaması için mücadele ederse geri çekilir.”

    “BU PROJE İLE OKULLAR TEHLİKELERE AÇIK BİR HALDE”

    Hülya Daran Deveci, okullarda zaten hali hazırda öğrencilerin manevi destek alabilecekleri rehberlik servislerinin olduğuna dikkat çekerek, “Öğretmenler, pedagojik formasyonu olan uzman insanlar okullarda çocuklarla ilgileniyorlar. Rehberlik servisleri var, eğer herhangi bir manevi durum söz konusuysa paylaşılması gereken zaten hali hazırda bütün okullarda rehberlik öğretmenlerimiz var. Rehberlik öğretmenleri çocuklarla ilgileniyorlar, raporlar hazırlıyorlar, dilekçeler hazırlıyorlar ya da uzman desteği gerekiyorsa oraya yönlendiriyorlar. Şu an da bu proje ile okullar bütün tehlikelere ve bütün mekanlara açık bir hale geliyor, bu fevkalade tehlikeli bir durum. Veliler izin vermesinler, biz de Veli-Der olarak bu projenin geri çekilmesi için eylem ve etkinliklerimizi sürdürüyoruz” diye ekledi.

    “DİLEKÇEYE ULAŞMAK İSTEYENLER VELİ-DER İLE İLTEİŞİME GEÇMELİ”

    Dilekçelere ulaşmak isteyenlerin Veli-Der ile iletişime geçebileceğini dile getiren Deveci, aynı zamanda dilekçeye Veli-Der’ in sosyal medya hesaplarından, Eğitim Sendikası ve diğer demokratik kitle örgütlerinin sayfalarından ulaşabileceklerini belirtti.

    Eren GÜVEN – Buse Nehir DEMİR

  • Dersim’de yıkılan okulların yerine adliye, karakol yapılmasına veliler tepkili-VİDEO

    Dersim’de yıkılan okulların yerine adliye, karakol yapılmasına veliler tepkili-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Cumhuriyet Mahallesi’nde yıkılan okulların yerine yeniden okul yapılmasını isteyen veliler, “Yıkılan okulların yerlerine adliye veya karakol yapıyorlar. Biz eğitim binalarının yerine yeniden eğitim binası yapılmasını istiyoruz, biz cahil kalmış bir gençlik istemiyoruz” dedi.

    Dersim’de Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan liseler yıkıldı ve öğrenciler okula gitmek için başka mahallelerdeki okullara gitmek zorunda kalıyor. Veliler, yıkılan okulların yerine yeniden okul yapılmasını ve okulların donanımlı bir hale getirilmesini talep ediyor.

    Dersim merkezde bulunan Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan veliler yaşadıkları sorunları anlattı.

    “OKULLARDA DAHA KALİTELİ EĞİTİM OLMASINI İSTİYORUZ”

    Yıkılan Atatürk Lisesi’nin yerine yeniden okul yapılması gerektiğini belirten Türkan Toron Karcı, “Spor Lisesi’ne giden arkadaşlarımızın uğraştığı branşlarla alakalı salonlarının eşyalarının olmaması, yıkılan binaların yerine başka kamu binalarının yapılması maalesef eğitime zarar veriyor. Buradaki okulları yenileyebilmemiz lazım, eğitimi güçlendirmemiz lazım. Ben oğlumun okulda Fransızca öğrenmesini istiyorum ama öğretmen yok. Biz daha kaliteli eğitim olmasını istiyoruz, okullarımız açılsın ve öğretmenlerimiz daha donanımlı olsun. Yıkılan okulların yerine başka kurumlar değil okul yapılması lazım” dedi.

    “YIKILAN OKULLARIN YERİNE YENİDEN OKUL YAPILMASINI İSTİYORUZ”

    Yıkılan okulların yerine 2-3 yıldır okul yapılmadığını söyleyen Filiz Gülmez de şunları kaydetti:

    “Mahallemizde şu an lise yok biz artık devletten bir şey beklemiyoruz, gönüllü insanlardan yardım bekliyoruz. Çünkü artık öğrenciler okula gitmek istemiyor. Okula gitmek için servis kullanan öğrenci sayısı çok az olduğu için öğrenciler yürüyerek okula gitmek zorunda kalıyor ve öğlen saatlerinde aç kalıyorlar. Liselerde branşı eksik olan bir sürü alan var, atanmayı bekleyen birçok öğretmen olmasına rağmen, spor lisesinde tekvando, judo, jimnastik öğretmeni yok. Yıkılan okulların yerlerine yeniden okulların yapılması gerekirken, eğitim yerleri başka kurumlara veriliyor. Biz eğitim binalarının yerine yeniden eğitim binasının yapılmasını istiyoruz, biz cahil kalmış bir gençlik istemiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Menemenli velilerin okul isyanı: Güvenliğin olmadığı yerde eğitim nasıl sağlanacak?-VİDEO

    Menemenli velilerin okul isyanı: Güvenliğin olmadığı yerde eğitim nasıl sağlanacak?-VİDEO

    PİRHA- Menemen Atatürk Anadolu Lisesini ilçe dışında kullanılmayan başka bir okula taşıma kararına veliler tepki gösterdi.

    Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Menemen Atatürk Anadolu Lisesini ilçe dışında kullanılmayan başka bir okula taşıma kararı aldı. Karara gerekçe olarak, Şehit Kemal Ortaokulu ile Dokuz Eylül ilkokulu ve ortaokulunun depremde zarar görmesinden kaynaklı buraya taşınacağı gösterildi.

    Menemen Atatürk Anadolu Lisesi’nin depremden zarar görmediği halde boşaltıldığını söyleyen veliler, öğrencilerin can güvenliğinin olmadan bu yolu kat etmek zorunda bırakıldıklarını vurgulayarak ayrıca pandemi sürecinde ekonomik olarak zor durumda olan ailelerin aylık en az 300-400 TL gibi servis ücreti ödemek zorunda kalacağını da sözlerine eklediler.

    “ÇOCUKLARIMIZA BİRŞEY OLDUĞUNDA KİM HESAP VERECEK?

    Menemen Atatürk Anadolu Lisesi’nin taşınmak istenmesine çok kez açıklama yaptıklarını ve  öğrencilerin mağdur edilmemesi için okulun yerinde kalmasını istediklerini belirten öğrenci velisi, “Ben veya herhangi velinin çocuğuna bir şey olduğunda kime gideceğiz?” diye sordu.

    Öğrenci velisi, “Biz evimize yakın olduğu için bu okulu tercih ettik. Yoksa kızımın puanı farklı ilçeleri de tutuyordu. Benim kızım sabah 6’da kalkıp o tenha yolda nasıl yürüyecek? Tacize, kapkaça uğrayabilir. Bundan dolayı kesinlikle okulumuzun taşınmasını istemiyoruz. Biz okulumuzdan da, eğitimcilerimizden de memnunuz. Okul yolunda iki aracın yan yana geçmesi dahi imkansız. Geçmeye çalışması durumunda her an uçurumdan aşağı düşebilir. Ben veya herhangi velinin çocuğuna bir şey olduğunda kime gideceğiz? Bizim okulumuz depremde hiçbir şekilde zarar görmedi. Aniden okulu boşaltacağız ve küçük öğrenciler gelecek dediler. Çocuklarımız ve biz veliler içinde çok büyük bir sıkıntı. Elimizden geleni yaptık ve umarım bu ses de duyulur” diye konuştu.

    “BAŞKA BİR ÇÖZÜM ÜRETİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Taşınılması düşünülen okulun bulunduğu alanın güvenli olmadığını, ulaşımın öğretmenler ve öğrenciler için zor olacağını ifade eden bir diğer veli ise, “Okulumuzun taşınmasını istemiyoruz. Okul çok uzakta ve servislerle göndermek gerekir. O yol servisleri için bile uygun değil. Bizim çocuklarımız sınavları kazanarak o okulu hak ettiler. Bizim okulumuz depremden zarar görmedi ve neden böyle bir karar verildiği bilemiyoruz. Bulunduğumuz okulda sabahçı-öğlenci olsun önerisinde bulunabilirlerdi. Üniversiteye hazırlanan ve tercih yapacak öğrenciler var. Başka bir çözüm üretilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “SERVİSE VERECEK BÜTÇEMİZ YOK”

    Okula ulaşım yolunun kaza ve can güvenliği riski taşıdığını da belirten bir diğer öğrenci velisi de çocukların okul yolunda kaza atlattıklarını vurguladı. Ekonomik olarak zor durumda olan ailelerin aylık servis ücreti ödemek zorunda kalacağını söyleyen öğrenci velisi, “Benim oğlum o okula çok zor durumlarda gitti. Servise binme ve inme yerleri ayrı bir dert. Kaç defa kaza atlattıklarını söylediler. Dağın başında bir okul ve çocuklarımız mağdur. Okulda alt yapı, laboratuvar ve fiber internet yok. Okulumuza dokunmasınlar. Servise verecek bütçemiz de yok. İlla okulu taşımak değil farklı çözümlerde üretebilirler” çağrısında bulundu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Dersim’de veliler tedirgin; devletten internet ve bilgisayar desteği bekliyor-VİDEO

    Dersim’de veliler tedirgin; devletten internet ve bilgisayar desteği bekliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de öğrenci velileri, yüz yüze eğitimin başlamasının ardından yaşanan sıkıntıları PİRHA’ya anlattılar. Veliler, “Pandemiden dolayı çocuklarımızı okula göndermek istemiyoruz ama evimizde bilgisayar, internet olmadığından dolayı okula gönderiyoruz. Bu konuda rahat değiliz” diyerek, devletten internet ve bilgisayar desteği beklediklerini eklediler. 

    Yüz yüze eğitime 21 Eylül’de sadece okul öncesi ve 1. sınıflar başladı, 12 Ekim’de ise 2, 3, 4. sınıflar ile 8. ve 12. sınıflar başladı. Dersim halkı yüz yüze eğitimin başlamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLETTEN İNTERNET VE BİLGİSAYAR DESTEĞİ BEKLİYORUZ”

    Pandemiden dolayı çocuklarını okula göndermek istemediğini söyleyen Hıdır Kişioğlu, “Evimizde bilgisayar, internet olmadığından dolayı okula gönderiyoruz ve bu konuda rahat değiliz, mecbur kalıp gönderiyoruz. İşin gerçeği pandemi döneminde okulların açılmaması daha iyi olurdu. Çocuklarımızın, bizlerin sağlığı önemli. Çocuğumu okula gönderiyorum bir hastalık kapsa evdeki herkese bulaştıracak, o yüzden okulların açılmasını istemiyoruz. Ama devletten ya internet ya da bilgisayar desteği bekliyoruz, uzaktan eğitim şart” dedi.

    “SÜRECİ NASIL TAKİP EDECEĞİMİZ KONUSUNDA HEPİMİZ TEDİRGİNİZ”

    Eda Çakar ise, “Kaygılarımız şöyle başlıyor: Öncelikle yönetimle çok fazla iletişime geçemiyoruz. Okulun kapısından çocuklarımızı bırakıyoruz. Tabi ki kaygılarımız var temizlik açısından. Sonuçta kronik hastalarımız var evde. Süreci nasıl takip edeceğimiz konusunda hepimiz tedirginiz. Ama çocukların da hevesini kırmak istemiyoruz. Tabi bir yandan da şüphelerimiz var. Veliler bu konuda ne kadar duyarlı? Herkesin kafasında bir sürü soru işaretleri var. Umarım bu süreç düzelir biz de gönül rahatlığıyla çocuklarımızı okula göndeririz” diye konuştu.

    “ŞU AN ÇOCUKLAR İNTERNET KESİNTİSİ YÜZÜNDEN EĞİTİM ALAMIYOR”

    Okulların açılmasını eğitim açısından istediğini söyleyen Menşure Çin de, “Şu an eğitim veriliyor ama hiç beğenmiyorum. İnternet kesintisi gibi sorunlar yüzünden çocuklar eğitim alamıyor, çok mağduruz. Bu yüzden eğitim sisteminin yerine oturtulup okulların açılmasını istiyorum. Şu an olmuyor, çocuklar eğitim alamıyor. O yüzden ne yapacağımızı biz de şaşırdık, buna bir çözüm bulunması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Özel okullara çağrı: Ücretlerin bir kısmını iade edin

    Özel okullara çağrı: Ücretlerin bir kısmını iade edin

    Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Üyesi Avukat Ahmet Salgut, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle örgün eğitim veremeyen özel okulların, velilerin ödemiş oldukları ücretlerin bir kısmının iade etmeleri gerektiği söyledi.

    Özel okullar, her ne kadar online eğitim vermeye devam etmişse de bunun yüz yüze eğitimin yerini tutmadığını belirten Salgut yaptığı açıklamada, “Okullardaki eğitim süreci zorunlu sebeplerle kesintiye uğramıştır. Yaklaşık üç ay tüm okullar örgün eğitim-öğretim veremedi. Özel okullar bazı velilerden eğitim sezonu başında okul, servis ve yemek ücretlerini peşin olarak aldı, bazı veliler de halen okul taksitlerini ödemektedir. Böylece özel okul velilerinden, vaat edildiği ölçekte ve kalitede verilmeyen hizmetin ücreti alınmaktadır. Covid-19 nedeniyle oluşan külfet sadece velilere yüklenmemelidir” dedi.

    “BİR ÇOK VELİ İŞİNİ KAYBETTİ”

    Avukat Ahmet Salgut, salgından ötürü birçok velinin işini kaybettiğini ya da ücretsiz izinle kısa çalışma ödeneğine bağlandığından gelir kaybına uğradığını işaret ederek şunları söyledi:

    “Velilerle, okul yönetimlerinin aralarında çekişmelerinin hizmet kalitesi ve ödemelerle ilgili kısımları 6502 sayılı Tüketici Kanunu kapsamındadır. Tüketici Kanunu’nun 13. Maddesi’ne göre hizmet ayıplıdır.

    Bu maddenin göndermesiyle 15. maddede yer alan seçimlik haklardan ‘ayıp oranında indirim’ seçeneği kullanılabilir. Ayrıca Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 56. maddesinde de dönem arasında ayrılma olduğunda, okul ücretinin yüzde 10’u ve eğitim görülen sürenin bedelinin düşülerek, kalan tutarın iadesini öngörülüyor.

    Üstelik mücbir sebep nedeniyle yüzde 10’luk tazminat kesintisinin de yapılmaması gerekiyor. Bu nedenle özel okulların kayıt sırasında taahhüt ettikleri eğitimi aynı kalitede veremediği aşikardır. Diğer yandan kira, temizlik, enerji gibi genel giderleri asgariye indiği, personel giderleri için de devlet destekleri bulunduğuna işaret eden veliler, ilköğretim kurumlarında üç aylık süre için ödemiş oldukları ücretin yüzde 50’sini, anaokullarında ise yüzde 75’inin iadesini talep etmektedirler.”

  • Velilerden, imam hatip sınıflarına karşı imza kampanyası-VİDEO

    Velilerden, imam hatip sınıflarına karşı imza kampanyası-VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsüne imam hatip sınıfları açılmasını protesto eden veliler okul binası önünde basın açıklaması yaptı. Veliler, Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilmek üzere imza kampanyası başlattı.

    Haberin videosu

    İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmesine veliler tepkili.

    Veliler, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) desteği ve öncülüğünde Konak’ta bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdikleri dilekçe sonrasında Kemeraltı girişinde açıklama yapmıştı ve kendilerine konu ile ilgili dönüş olmamıştı.

    Okulların imam hatibe dönüştürülmemesi konusunda kararlı olan veliler, bugün okul binası önünde açıklama yaparak seslerini tekrardan yetkililere duyurmaya çalıştı.

    Açıklamaya Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Eğitim Sen 2 No’lu Şube, Eğitim İş 3 No’lu Şube, Yamanlar Cemevi, Karşıyaka Kent Konseyi ve İzmir Barosu’nun yanı sıra çok sayıda öğrenci velisi destek verdi.

    Açıklamada sık sık “Okuluma dokunma”, “Medrese değil okul istiyoruz”, “Çocuklarımız projeniz değildir” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı. Eylemde kısa bir açıklama yapan Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, velilerin bu karara tepkili olduğunu vurgulayarak bir an önce bu karardan dönülmesi çağrısında bulundu.

    “İMAM HATİP OKULUNA İHTİYAÇ YOK”

    Milli İrade Ortaokulu bünyesinde açılan İmam Hatip Ortaokulu’nun geçen yıl yeterli sayıda öğrenci bulunamaması nedeniyle eğitim öğretime geçemediğini hatırlatan öğrenci velisi Fatma Kaya, bu yıl da talep olmamasına rağmen özel çabalar ile eğitim öğretime başlandığına dikkat çekti.

    Bölgede zaten ihtiyacı karşılayan bir imam hatip ortaokulu olduğuna değinen Kaya, ikili eğitime geçilmesi ile birlikte sınıf mevcutlarının 45-50 civarına çıktığını ve bunun da güvenlik zafiyetlerini birlikte getirdiğini kaydetti. Kaya şu ifadeleri kullandı:

    “Görüldüğü üzere bölgemizde imam hatip ortaokuluna ihtiyaç yoktur. Zaten bölgemizde bu ihtiyacı karşılayan bir imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. Bölgemizin temel eğitim okullarına, yani anaokulu, ilkokul ve ortaokula ihtiyacı vardır. Biz Milli İrade Ortaokulu velileri olarak, imam hatip okuluna karşı değiliz; biz talep olmadığı halde bazı malum çevreler istiyor diye imam hatip dayatmasına karşıyız. Biz aynı bina içerisinde iki farklı okul türüne karşıyız. Çünkü okulumuzun bünyesinde bu yıl imam hatip ortaokulunun eğitim öğretime geçmesiyle birlikte bazı sıkıntılar da başlamıştır. Geçen yıl tam gün eğitim uygulanırken, bu yıl ikili eğitime başlanmıştır. Ayrıca ortaokul kısmında sınıf mevcutları artmıştır. İmam hatip ortaokulunun toplam mevcudu fiilen 40 öğrenciyi geçmezken, ortaokulun sınıf mevcutları 45-50 civarındadır. Bu durumdan kaynaklı olarak okulda güvenlik zafiyeti de baş göstermeye başlamıştır.”

    VELİLERDEN İMZA KAMPANYASI

    Milli İrade Ortaokulu velileri olarak, sıkıntılar içeren bu dayatmadan bir an önce vazgeçilmesini talep eden 800’e yakın dilekçenin 24 Eylül’de İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iletildiğini ifade eden Kaya, “Ayrıca okulumuzda ikinci bir okul türünün açılmasının mevzuata uygun olup olmadığının araştırılması için, müfettiş talepli dilekçemizi kaymakamlığa verdik. Şu iyi bilinmelidir ki, eğitimin bileşeni birçok demokratik kitle örgütlerinin desteğiyle sürecin sıkı takipçisiyiz. Bu konuda bizden desteğini esirgemeyen ve hep yanımızda olan bu kurumlara teşekkür ediyoruz. Bugün de, basın açıklamamızdan sonra, okulumuzda imam hatip dayatmasına son verilmesi için, Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilmek üzere bir imza kampanyası başlatıyoruz. Sizlerin bir imzayla vereceğiniz destek bizim için çok önemli ve değerlidir. Hukuki ve meşru zeminde, her türlü demokratik araçları kullanarak; çocuklarımızın yüksek çıkarları için; ısrarla, inatla ve kararlılıkla, yılmadan mücadelemizi sürdüreceğiz ve biz kazanacağız” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de velilerden eylem: Okul içinde imam hatip istemiyoruz- VİDEO

    İzmir’de velilerden eylem: Okul içinde imam hatip istemiyoruz- VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsüne imam hatip sınıfları açılmasına dair basın açıklaması gerçekleştiren veliler, mevzuata aykırı olarak farklı iki okul türünün açıldığını ve çocuklarının olumsuz etkilendiğini vurgulayarak bir an önce bu yanlıştan dönülmesi çağrısında bulundu.

    Haberin videosu

    İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmesini veliler protesto etti.

    Veliler, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) desteği ve öncülüğünde Konak’ta bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdikleri dilekçe sonrasında Kemeraltı girişinde açıklama yaptı.

    Veliler, “Çocuklarımıza ve okullarımıza sahip çıkıyoruz”, “İkisi bir arada istemiyoruz”, Yuva içinde, okul içinde okul olmaz” ve “ Okuluma dokunma” yazılı döviz taşıyarak sloganlar attı.

    Açıklama öncesi kısa bir konuşma yapan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Karşıyaka Şube Başkanı Turgut Aydın, ülkede yeni bir toplum profili oluşturmak amacıyla toplum mühendisliği uygulandığına değinerek, “Çocuklarımız ilgi ve yeteneklerine göre eğitim alması gerekirken, imam hatip dayatması ile karşı karşıya bırakılarak bu projede kullanılmak istenmektedir. Okulumuzu geri kazanıncaya kadar velilere her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.

    “TEK OKUL TÜRÜNÜN ÇOCUKLARIMIZA DAYATILMASINA KARŞIYIZ”

    Veliler adına açıklamayı okuyan Filiz Güneş, akademik eğitim veren birçok okulun imam hatiplere dönüştürüldüğünü hatırlatarak, bu sayının ihtiyacın üzerinde bir sayıya ulaştığını dile getirdi. Bayraklı’da bulunan kendi okullarının da bundan payını aldığını söyleyen Güneş, tek okul türünün çocuklarına dayatılmasına karşı olduklarının altını çizerek şunları ifade etti:

    “Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi, eğitim sisteminde yapılan köklü değişikliklere paralel olarak imam hatip okulları da yaygınlaştırılmaktadır. Öyle ki, akademik eğitim veren birçok ortaokul ve lise, imam hatip okullarına dönüştürülerek ve yeni imam hatip okulları açılarak bugün ihtiyacın çok üzerinde bir sayıya ulaşmıştır. Çocuklarımızın devam ettiği Bayraklı İlçesi, Onur Mahallesindeki Milli İrade Ortaokulu da bu uygulamadan payını almıştır. Biz veliler olarak hiçbir okul türüne karşı değiliz; biz, sistemin tek bir okul türünü çocuklarımıza dayatmasına karşıyız. Çocuklarımızın ilgi, istek ve yeteneklerine göre özgürce okul tercihini yapabilmesini ve eğitim almasını istiyoruz.”

    “ÖĞRENCiLERİMİZ MAĞDURİYET YAŞAMAKTA”

    Okullarının bölgenin tek ortaokulu olduğunu ve çok yakınında bölgenin talebini karşılayan imam hatip ortaokulun da bulunduğu dile getiren Güneş, cami hocalarının özel çalışmaları ile imam hatip okulunun açıldığına dikkat çekti. Okul kapasitesinin var olan hali ile kapasiteyi karşılayamadığını sözlerini ekleyen Güneş, imam hatiplerin açılması ile çocuklarının mağduriyet yaşadığına vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “İKİ CAMİ HOCASININ ÇABASIYA İMAM HAİP AÇILDI”

    “Buna karşın geçtiğimiz eğitim öğretim yılında, ihtiyaç olmadığı halde, okulumuzun bünyesinde, iki cami hocasının özel çabalarıyla, imam hatip ortaokulu açılmıştır. Ancak talebin çok düşük olması nedeniyle geçen yıl eğitim öğretime geçilememiştir. Bu yıl ise, yine talebin çok düşük olmasına rağmen eğitim öğretime geçilmiştir. Okulumuzun bünyesinde ikinci bir okul türünün daha açılmış olması, beraberinde birçok sıkıntıları da getirmiştir. Şöyle ki; geçtiğimiz eğitim öğretim yılında okulumuzda tekli eğitim yapılırken, -ki o durumda bile, okulun 1200 olan mevcudunu okulun kapasitesinin karşılayamaması sıkıntılara yol açmaktaydı- bu yıl imam hatip ortaokuluna dört sınıfın tahsis edilmesi ve sınıf mevcutlarının 7-16 arasında olması nedeniyle akademik eğitim veren ortaokulda ikili eğitime geçilmiş, sınıf mevcutları 40-45’e çıkmıştır. Ayrıca imam hatip ortaokulu kısmında birçok ders boş geçmekte ve bu öğrencilerimiz de mağduriyet yaşamaktadır.”

    “YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE DÖNÜN”

    “Tekrar ifade ediyoruz; biz farklı okul türlerine karşı değiliz” diyen Güneş, mağduriyet yaratan bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmesi konusunda yetkililere çağrıda bulundu. Güneş, “İhtiyaç olmadığı halde aynı okulun bünyesinde, mevzuata aykırı olarak farklı iki okul türünün açılmasını ve bunun yarattığı sıkıntılardan kaynaklı olarak çocuklarımızın olumsuz etkilenmesini istemiyoruz. Bu amaçla, çocuklarımızın üstün menfaatleri için, sesimizi ilgililerin ve yetkililerin duymasını ve bu yanlıştan bir an önce dönülmesini istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Devlet okullarında ‘bağış’ krizi

    Devlet okullarında ‘bağış’ krizi

    Yeni dönem kayıtları için okullara giden aileler, bağış miktarlarından şikayetçi.

    Çocuğu ilkokula ve ortaokula yeni başlayacak anne-babalar, kayıt için gittikleri okullarda istenen yüksek bağışlardan muzdarip durumda.

    Bin liradan başlayan kayıt paraları, semte, okulun popülerliğine ve sağlanan olanaklara göre 25 bin liraya kadar çıkabiliyor. Kimi veliler, daha az öğrencili sınıf, daha iyi eğitim, daha çok fiziksel olanak umuduyla bu paraları ödüyor. Parası olan veliye “adrese kayıtlı” olsa da olmasa da kapılar açılıyor. “Öğretmen tercihleri” için de esktra para isteniyor. 5 bin lira veren veli çocuğunu istediği öğretmenin sınıfına kayıt yaptırıyor.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, okullar arası, bölgeler arası eşitsizliğin, Türkiye tarihinde görülmemiş şekilde derinleştiğini vurgulayarak, “Adrese dayalı kayıt sistemi nedeniyle veliler adres bölgesinde okulların donanımı yetersiz ise adres dışındaki okullara çocuğunu kayıt etmek istemektedir. Adres dışında bulunan okullara kayıt sırasında da okul idarecileri tarafından velilerden yüklü kayıt paraları istenmektedir. Şu an memleketin her yerinde asıl gerçeklik; paran varsa o da yetmez paran kadar eğitimdir. Hükümet anayasaya aykırı bir şekilde kamusal eğitim sorumluluğundan vazgeçmekte ve suç işlemektedir” dedi.

    Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre, Eğitim-Sen İstanbul 1 No’lu Şube Yürütme Kurulu üyesi Murat Durmuş, özellikle ortaokula kayıtta büyük bağışlar istendiğine dikkat çekerek, velilerin karşı karşıya kaldıkları durumları şöyle anlattı:

    “PARAN YOKSA İMAM HATİBE TESLİM OLACAKSIN”

    “Örneğin Zeytinburnu gibi çok sayıda imam hatip ortaokulunun bulunduğu semtlerde yaşayan veliler, laik, akademik eğitim istiyorlarsa çocuklarını Bakırköy, Ataköy, Yeşilköy gibi semtlerdeki ortaokula kayıt yaptırmak istiyor. Okullarda istenen bağışlar 5 bin liradan başlıyor 12-13 bine kadar çıkıyor. Paran yoksa imam hatibe teslim olacaksın. Geçen yıl bir okul 4 yıl için 20 bin lira istemişti velilerden. Okulların parası yok. Devlet okullarında ağırlıklı İngilizce eğitimi verilmiyor. Bazı okullar bunun için bir şirketle anlaşıyor. ‘Devletin vermediği dil eğitimini verdiğim için parayı buna harcıyorum, sosyal etkinliklere harcıyorum’ diyor. LGS’de İngilizce sorularında sıfır çeken 101 bin öğrenci var. Veli ‘bir soru bile doğru yapsa şu kadar öne geçecek’ düşüncesiyle bu parayı veriyor. Özellikle ilkokulda belli bir öğretmen tercih ediliyorsa ayrıca para isteniyor. Adrese dayalı sistemde ya 6 aylık fatura götüreceksin ya bağış vereceksin. Fatura varsa, gerçekten o adreste oturuyorsan o zaman 500 lira-bin lira arası isteniyor. Bağış süreci okul aile birliği üzerinden yürüyor ama müdür ve müdür yardımcılarının inisiyatifi dışında olamaz. Paran varsa adres, fatura sorulmadan kayıt yapılıyor.”

  • Kayseri’de Alevilerden laik, bilimsel ve parasız eğitim eylemi

    Kayseri’de Alevilerden laik, bilimsel ve parasız eğitim eylemi

    PİRHA – Kayseri’de de Hacı Bektaşi Veli Derneği ve Vakfı öncülüğünde birçok sivil toplum kuruluşlarının da destekleriyle Cumhuriyet Meydanı’nda sessiz oturma eylemi yaparak, demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim taleplerini dile getirdi. Hacı Bektaş-i Veli Derneği ve Vakfı Başkanı Sadık Genç, eğitim politikalarına tepki göstererek, “Biz özgürlükleri genişletiyoruz, aldatmacasına asla inanmıyoruz” dedi.

    Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda Hacı Bektaş-i Veli Derneği ve Vakfı öncülüğünde bir araya gelen STK temsilcileri yeni eğitim-öğretim yılına yönelik taleplerini dile getirdi. Yapılan basın açıklamasını okuyan Hacı Bektaşi Veli Derneği ve Vakfı Başkanı Sadık Genç, “Yüzyıllardır Alevi inancı çeşitli yöntemlerle yok edilmeye,dönüştürülmeye, asimile edilmeye çalışılmaktadır” dedi.

    Alevi inancının asimile edilmesi, Alevi çocuklarına zorunlu din dersinin okutulmasında bu yöntemlerden birinin olduğunu kaydeden Genç, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de örgün eğitim kurumlarında Alevilik yok sayılmakta, Alevilerin bu konuda yargıda hak arama mücadelesi sonuçsuz kalmaktadır. AİHM’in aldığı kararlar ise uygulanmamakla birlikte ‘yapıyormuş’ gibi göstererek, Alevilik-Bektaşilik sanki bir kültür ve folklorik bir dinsel unsur gibi müfredatta yer bulmaktadır. Bunun yanı sıra çocuklarımıza Sünni inancın ibadetleri uygulamalı olarak öğretilmekte, bunları öğrenmesi zorunlu tutulmakta, çocuklarımız inançları nedeniyle derslerde aşağılanmaktadır. Alevilik hem itikadi olarak hem yorum olarak kendine özgü, Bâtıni görüşleri olan müstakil bir inançtır. Alevilik’te ibadet biçimi diğer inançlardan farklıdır. İbadetimiz cemdir, ibadethanemiz de cemevidir. Bağlama Alevilik’te kutsal sazdır. Deyiş ve nefesler Hak kelamıdır. Hak için semah döneriz. Ve rızalık önemlidir. Alevilik, müfredatta devletin uygun gördüğü şekliyle yer almaktadır. Devlet eliyle üretilmiş bir Alevilik, Alevilik değildir. Bu şekliyle bir asimilasyon belgesidir. Mevcut siyasi iktidarın eğitimde özelleştirmeyi kendine ilke edindiği, yeni bakanla da gün yüzüne çıkmıştır.”

    “TEK DİN VE TEK İNANÇLI EĞİTİM SİSTEMİ İNŞA EDİLMEK İSTENİYOR”

    Genç, öte yandan en son yaşanan karma eğitimin ortadan kaldırılmak istenmesine de tepki gösterdi. “Tek din ve tek inançlı eğitim sisteminin apaçık göstergesidir” diyen Genç, şunları söyledi:

    “‘Biz, ‘özgürlükleri genişletiyoruz’, aldatmacasına asla inanmıyoruz. Şu çok açıktır ki imam hatip okullarının açılmasında olduğu gibi ‘talep var biz de karşılıyoruz’ adı altında birçok veliden zorla imzalar alınarak nasıl ki imam hatip okulları hatta imam hatip derslikleri açılmış ve yeni yapılan okulların birçoğu imam hatip olmuşsa burada da veliler baskılanarak imzalar alınacak ve karma eğitim sistemi ortadan kaldırılmak istenecektir. Okullarda veliler bilimsel dersleri seçmeli ders olarak talep ettiği halde, öğretmen yetersizliği bahane edilerek bu dersler seçilse dahi anlatılmamakta hatta hazır matbu dilekçeler velilere imzalatılarak seçmeli derslerde dahi dini içerikli dersler seçmeli zorunlu olarak okutulmaktadır. Zorunlu din dersleri insan haklarına, çocuk haklarına ve laiklik ilkesine aykırıdır. Ayrımcı, ötekileştirici ve asimilasyoncu amaçlara hizmet etmektedir.”
    Basın açıklamasının ardından katılımcılar yarım saat süren sessiz oturma eylemi yaptıktan sonra eylem son buldu.   (HABER MERKEZİ)  

  • ‘Öğrenciler istediği okula gitmeli; yoksa intiharlarla bile karşılaşırız’-VİDEO

    ‘Öğrenciler istediği okula gitmeli; yoksa intiharlarla bile karşılaşırız’-VİDEO

    PİRHA – Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Sekreteri Adil Taşatan, mevcut eğitim sisteminde liselere giriş sınavını, yerleştirmeleri ve öğrencilere imam hatip liselerinin dayatılmasını değerlendirdi. Taşatan, son 16 yılda sürekli değişen eğitim sistemiyle öğrencilerin imam hatiplere zorlandığını ve özellikle kız öğrencilerin açık liselere yöneldiğini kaydetti. 

    2018-2019 eğitim- öğretim yılı nedeniyle ders zili Eylül ayı içinde çalacak. Liselere giriş sınavının bitmesinin ardından yerleştirmeler de devam ediyor.

    Eğitim-Sen İstanbul 3 No’lu Şube Sekreteri Adil Taşatan, mevcut eğitim sisteminde liselere giriş sınavını, yerleştirmeleri ve öğrencilere imam hatip liselerinin dayatılmasını değerlendirdi.

    Yerleştirmelerin devam ettiği bu süreçte Eğitim-Sen İstanbul 3 Nolu Şube Sekreteri Adil Taşatan sorularımızı yanıtladı.

    “ÖĞRENCİLER İMAM HATİPE ZORLANIYOR, VELİLER ÇARESİZ”

    Liselere giriş sınavı sona erdi şimdi yerleştirmeler devam ediyor. Sizin izlenimleriniz nedir? Tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Şu anda ikinci tercihlerini yapıyorlar, ek yerleştirme yapılacak ama çok yoğun bir mağduriyetle karşı karşıyayız. Özellikle veliler ve öğrencilerden çok yoğun şikayetler alıyoruz. Puanı yüksek olduğu halde yapılan hatalardan kaynaklı istedikleri okula yerleştirilemeyen öğrenciler var. Onun dışında sadece 91 bin öğrenci hiçbir okula yerleştirilemedi. İmam hatiplerin ve meslek liselerinin kontenjanlarının ancak yüzde 50’si doldu. Ama diğer Anadolu liseleri ve nitelikli liselerde de 21 bin civarında açık kontenjan kalmıştı. Birinci ek yerleştirmeler yapılıyor, bakanlığın açıklamasına göre hiç kimse istemediği okula gitmeyecek. Gerekirse ikili eğitime geçeceğiz diye ifade etti Milli Eğitim Bakanı. Ama şu anda yaşanan kaos. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Öğrenciler ve veliler çaresiz. AKP hükümeti 2019 yılı içerisinde tekli eğitime geçeceğini savunuyordu. Ama bugün gelinen noktada Anadolu liselerinde ikili eğitime geçilebileceği yönünde açıklamaları var. Yani nasıl işin içinden çıkacaklarını bilmiyorum şu anda. Ama bildiğim tek şey var öğrenciler mağdur ediliyor, imam hatiplere zorlanıyor ve örgün eğitim dışına itiliyor, açık liselere zorlanıyor. Bu öğrenciler açısından gerçekten de bir kriz durumu.

    “KIZ ÖĞRENCİLERDE AÇIK LİSELERE YÖNELME ARTTI”

    Peki açıkta kalan öğrenciler ne yapacaklar?

    İlçelerde komisyon oluşturacaklarını söylüyorlar. O komisyonlar eliyle yerleştirme yapacaklar. Şu anda dört ek yerleştirme yapılacak. Ama zaten Anadolu liselerinde akalan kontenjan sayısı 21 bin. Sadece 91 bin kişi hiçbir eğitim kuruluna yerleştirilemedi. Burada öğrencilere özel okula gidin diyorlar, yani velileri özel okula yönlendiriyorlar. Aslında özelleştirmenin bir adımı. Bir diğer adımı dindar, kindar ve itaatkar nesil yetiştirmenin aracı olan imam hatiplere yönlendirmeye çalışıyorlar. Büyük bir kısmı da örgün eğitimin dışına çıkacaklar. Özellikle kız öğrencilerde açık liselere yönelme büyük oranda arttı son yıllarda.

    “İLERİKİ SÜREÇTE İNTİHARLARLA BİLE KARŞILAŞABİLİRİZ”

    Peki bu öğrenciler genç insanlar, okula yerleştirilemiyor, çeşitli sorunlar yaşıyor. Bunun psikolojik yansıması nasıl oluyor? Gördüğünüz vahim bir örnek var mı?

    Basına yansıyan örneklerden ağlayanlar var. Yani mağdur edildiğini düşünüp ağlayan öğrenciler var basından izlediğimiz kadarıyla. Çevremizdeki öğrenciler var, haksızlığa uğradığını düşündüğümüz. Tabi bu bir travma öğrenciler açısından. İleriki süreçte intiharlarla bir karşılaşabileceğimizi düşünüyorum ben.

    “VELİLERE VE EĞİTİM EMEKÇİLERİNE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR”

    Peki bu imam hatiplere zorlama nasıl bir şey. Yani bunun önüne nasıl geçilecek?

    Burada tabi velilere büyük iş düşüyor, eğitim emekçilerine büyük iş düşüyor. Öğrencilerin bu şekilde zorlamalarına izin vermemek, istediği okulda okuma talebini yükseltmeleri gerekiyor. Yani velilerin kendi çocuklarına, kendi geleceklerine sahip çıkmaları lazım. Özellikle ilçelerde oluşturulan komisyonlarda imam hatipe yöneltme gibi uygulamaları duyuyoruz sıkça. Burada velilerin daha duyarlı olmaları ve taleplerini çok net ortaya koymaları gerekiyor.

    “NORMAL OKULLARDA BİLE DİN AĞIRLIKLI EĞİTİM DAYATILIYOR”

    Peki eğitim sisteminde kapsamlı bir dini eğitime doğru mu gidiliyor? İnsanların endişesi var; şuan ‘Şeriat düzenine mi gidiyoruz?’ diye. Böyle bir korku, endişe var mı ve normal mi?

    Şeriat düzeni konusu belki bugünün konusu değil ama bir dindar, kindar ve itaatkar nesil yetiştirme projesinin olduğunu biz biliyoruz. Sadece imam hatiplerde değil tüm okullarda özellikle ortaokullarda seçmeli ders adı altında zorunlu paket programlar hazırlayıp ‘Peygamberin hayatı, temel dini bilgileri’ içeren seçmeli ama zorunlu dayatılan dersler var. Yani normal okullarda bile artık din ağırlıklı eğitim öğrencilere, velilere dayatılıyor.

    “ÖĞRETMENELER İYİ ŞARTLARDA ÇALIŞMIYOR”

    Öğretmenlerin durumu nasıl? Yani bu hengameden öğretmenler nasıl etkileniyor, üzerlerinde bir baskı var mı?

    Mutlaka. Belki OHAL kalktı Temmuz ayında ama. Son iki yıldır OHAL uygulamalarıyla birlikte öğretmenlerin üzerinde yoğun bir baskı, öğretmenlerde bir geri çekilme söz konusu ister istemez. Tabi bu mesleklerine de yansıyor, yaşamlarına da yansıyor, her şeye yansıyor. Bir sürü ihraç var biliyorsunuz. 125 bin kişi kamudan ihraç edildi. Bu ihraçların baskısı var. Onun dışında Başbakanlık İletişim Merkezi (Bimer) ihbar hattı 147’yi kaldırdılar. İhbar hatlarıyla öğretmenleri itibarsızlaştırdıkları bir süreci yaşıyoruz. Bu anlamda sağlıklı bir eğitim öğretim veremiyor öğretmenler. Ekonomik koşulları zaten ortada. Onun dışında bir de bu baskı, mobbing uygulamalarıyla öğretmenler aslında bezdiriliyor. Yani toplumun yarınını hazırlayan, geleceğini hazırlayan öğretmenlerimiz maalesef ki çok iyi şartlarda çalışmıyorlar.

    “EĞİTİM SİSTEMİ YAPBOZ TAHTASINA DÖNDÜ”

    Peki geçmişle kıyasladığınızda eğitim sisteminin ya da öğretmenlerin durumu hakkında ne düşünüyorsunuz, nasıl bir kıyaslama yaparsınız?

    16 yılda eğitim sistemi defalarca değişti. Yapboz tahtasına döndü. Dün de belki çok istediğimiz anlamda bilimsel, laik, demokratik bir eğitimden bahsedemiyorduk ama son 16 yıldır bilimsel eğitimden hızla uzaklaştığımız, niteliksiz ki Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçları ortada. Yani eğitim sistemi gün geçtikçe kötüye gidiyor. Bu anlamda dün ile kıyasladığımızda bir eğitimde geriye gidişten, gericileşmeden bahsedebiliriz.

    “DEVLET OKULLARINA ÖDENEK GÖNDERİLMİYOR”

    Öğrencilerin kayıt döneminde devlet özel okullara teşvik verirken, devlet okullarına elektrik, su, doğalgaz gibi faturalar ve orada çalışan memurların maaşı dışında herhangi bir ödenek göndermiyor. Bu da velilerden katkı payı olarak karşılık buluyor. Onlarca kalemde velilerden para toplamak zorunda kalıyor okul idareleri ama aynı şeyi özel okullara öğrenci başına teşvik veriyor. Aslında niyetinin ne olduğunu gösteren bir süreçle karşı karşıyayız. Bu dönem biliyorsunuz kayıt dönemi. Velilerin en mustarip olduğu şey katkı payları, okullarda istenen paralar, zorunlu bağışlar.

    Hükümetten talepleriniz nedir?

    Tüm öğrencilerin özellikle lise yerleştirmelerinde istediği okula gitmesinin bir an önce sağlanmasını istiyoruz. Okullara ödenek istiyoruz. Özel okullara kaynak aktarılması değil devlet okullarına ödenek aktarılması gerektiğini düşünüyoruz. Talebimiz bu yöndedir. Onun dışında müfredatın nitelikli, bilimsel, laik olmasını Eğitim-Sen olarak talep ediyoruz. Bu konuda da mücadelemiz devam edecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erenler Cemevi Genel Sekreteri: Eğitim sistemi her sene daha yoğun dincileşiyor-VİDEO

    Erenler Cemevi Genel Sekreteri: Eğitim sistemi her sene daha yoğun dincileşiyor-VİDEO

    PİRHA – Eğitim sistemine tepki gösteren Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Selçuk, eğitim sisteminin her sene biraz daha dincileşerek devam ettiğini vurguladı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Selçuk eğitim sisteminin dincileşmesine tepki gösterdi. PİRHA’ya konuşan Selçuk, özellikle ilköğretimde eğitim yaşının düşürülmesinden sonra dincileşmenin yoğun bir şekilde devam ettiğini vurguladı.

    “ALEVİLERİN ASİMİLASYONUNU GETİRECEK”

    Eğitim sistemine muhalefet eden kurumların ve insanların daha aktif bir muhalefet yapmaları gerektiğini ifade eden Selçuk, mecliste de bunun yapılması gerektiğini öbür türlü çocukların 5-6 yaşlarındayken ellerinden kayıp gideceğini ve bunun Alevilerin asimilasyonunu da getireceğini kaydetti.

    “DAHA TİTİZ VE ÖRGÜTLÜ ÇALIŞMA YAPILMALI”

    Hem cemevlerinin hem de diğer demokratik kitle örgütleri tarafından daha titiz ve örgütlü çalışma yapılması gerektiğine vurgu yapan Selçuk, velilerin de bireysel olarak tepki göstermeleri gerektiğini ekledi. Velilerin çocuklarının okullarda yaşadıklarına karşı muhalefet yapabilecek kurumlara, sendikalara, cemevlerine ve meclise taşıyacak bilgiler verebilmeleri gerektiğini belirten Selçuk, “Net şeyler olması lazım ki ona dayanak gösterilerek kamuoyu ile paylaşılsın. Bu konuda veliler çocuklarının dinci eğitim sistemine geçmesini seslendirerek önünde durmaları lazım” dedi. (HABER MERKEZİ)