Etiket: vergi

  • Hubyar-Sıraç Alevi Toplumu: Armutlu Cemevi bizim kutsalımızdır

    Hubyar-Sıraç Alevi Toplumu: Armutlu Cemevi bizim kutsalımızdır

    PİRHA – Almanya Hubyar – Sıraç Alevi Toplumu, İstanbul Sarıyer’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi Küçük Armutlu Cemevi’nin polis tarafından basılmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “Cemevimize yapılan saldırının polis gerekçeleri bizi ilgilendirmez. Biz saldırıya bakarız! Bu eylem tüm cemevlerine yöneliktir ve hukuksuz bir saldırıdır” denildi. 

    Almanya Hubyar–Sıraç Alevi Toplumu İstanbul Sarıyer’de bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi’ne bağlı Küçük Armutlu Cemevine yapılan polis baskınına ve cemevi başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı.

    “SALDIRI HUKUK DIŞI, AKIL DIŞI VE AHLAK DIŞIDIR”

    Yapılan açıklamada, “19 Temmuz’da İstanbul Sarıyer’de bulunan Küçük Armutlu PSAKD Cemevi’ne polis saldırısı oldu. Saldırıyı yapan yine vergi verdiğimiz, askerlik yaptığımız devletin polisi oldu. Emri kimin verdiğini bilmiyoruz. Ancak kesin olan şu ki, saldırı hukuk dışı, akıl dışı ve ahlâk dışı bir polis saldırısıdır. Zorba yöntemle içeri dalan polis üniformalı ilkeller cemevine sidiklemişlerdir. Cemevinin duvarını yazılamış sonra da yazıyı silmek için üzerini boyamıştır.  Cemevinin eşyaları parçalanmış, görevlileri gözaltına alınmış ve peşinden başkanı Zeynep Yıldırım tutuklanmıştır” denildi.

    “POLİS SABRIMIZLA OYNUYOR”

    “Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ibadet yapısına silahlı külahlı güçler giremez, arama yapamaz, oradaki görevlileri gözaltına alamaz ve külhanbeylik taslayamaz. Çünkü inanç ve ibadet merkezlerine saldırı düzenleyen o inanç toplumunu karşısında bulur” denilen açıklamada, “Cemevimize yapılan saldırının polis gerekçeleri bizi ilgilendirmez. Biz saldırıya bakarız! Bu eylem tüm cemevlerine yöneliktir ve hukuksuz bir saldırıdır. Şiddetle, nefretle kınıyoruz” denildi.

    “TUTUKLANAN CANLAR DERHAL SERBEST BIRAKILSIN”

    “Toplum olarak devlet güçlerinin saygısız, pervasız, hukuksuz eylemlerini sineye çekmeyeceğiz. Kutsal mekânlarımızdan ellerinizi çekin, başta Başkan Zeynep Yıldırım olmak üzere zulme uğrayan tüm canlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!” denilen açıklamada son olarak şunlar ifade edildi:

    “Cemevleri bizim devletten bir kuruş almadan emeğimizle, alın terimizle yaptığımız ibâdet ve irfan merkezleridir. Dünyanın dört bir yanındaki cemevleri gibi Armutlu Cemevi’de bizim kutsalımızdır, bizimdir. Sonuna kadar yanlarında olduğumuzu kamuoyuna duyuruyor, insanca duyarlık taşıyan tüm kişi ve kuruluşları Küçük Armutlu Cemevi’mizle dayanışmaya davet ediyoruz.” 

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Ekonomist Kahveci: Seçimden sonra büyük zamlar ve vergiler bizi bekliyor

    Ekonomist Kahveci: Seçimden sonra büyük zamlar ve vergiler bizi bekliyor

    PİRHA- Karar Gazetesi ekonomi yazarlarından Ekonomist İbrahim Kahveci, dolardaki sert dalgalanmaları ve yükselen enflasyonu PİRHA’ya değerlendirdi. Kahveci “Ekonominin geleceğine ilişkin karamsar bir tablo çizerken doların yükselişinin durdurulması konusunda, “Merkez Bankası’nın faiz kararı yetmiyor bize demokrasi lazım”  dedi.  

    Karar Gazetesi ekonomi yazarlarından Ekonomist İbrahim Kahveci, dolardaki sert dalgalanmaları ve yükselen enflasyonu PİRHA’ya değerlendirdi. Kahveci, ekonominin geleceğine ilişkin karamsar bir tablo çizerken doların yükselişinin durdurulması konusunda “Merkez Bankası’nın faiz kararı yetmiyor bize demokrasi lazım”  dedi.

    İşte röportajda öne çıkan konular ve Kahveci’nin değerlendirmeleri:

    “SEÇİMDEN SONRA ZAMLAR VE VERGİLER BİZİ BEKLİYOR”

    “Türkiye’ye baktığımız zaman çok net gördüğümüz bir olay son yıllarda artan oranda devletin bütçesinden devletin kasasından insanlara vaatler veriliyor, şirketlere tahaahütler veriliyor. Dolayısı ile bir açık oluşuyor. Zaten ülke olarak ürettiğimizden daha fazla tüketiyoruz. Çok tükettiğimiz için yurtdışına karşı açığımız var Bunun yanına bir de bütçe açığı yani devletin kasasından açık verirsek iki açık iktisat dilinde felaket demektir. Standart and Poors emeklilere bayram ikramiyesi vaadi gelince notu kırdı, uyarısını verdi. Bütün bakanlar “mali politikadan asla taviz verilmeyecek, bütçe disiplinine sahip çıkacağız” diyorlar. Bütçede oluşan açığı kapatmanın iki yolu var: Ya Ankara kemer sıkar, makam araçlarından vazgeçer ya da vergiyi kim veriyor, bizim boğazımıza sarılacaklar. Son 5-6 yıllık döneme baktığımızda her bütçe açığında vatandaşa hesap kesilmiş. Ankara tasarruf anlamında bugüne kadar adım atmadığına göre seçimden sonra büyük zamlar, yeni vergiler bizi bekliyor. Bu faturayı seçim vaadi ile oluşturulan faturayı biz ödeyeceğiz.

    “MERKEZ BANKASI’NIN FAİZ KARARI YETMİYOR BİZE DEMOKRASİ GEREK” 

    15 Temmuz gecesi bu ülkeyi savunan millet parasını da aynı şekilde savundu. Döviz hesaplarını bozdurup TL yaptı, iki haftada 12,5 milyar dolar döviz bozdurup TL’ye geçti. Parayı da savundular ama 15 Temmuz sonrası milli birlik gücü büyük bir güçtü, oluşmadı. O güç de dağılınca, seçilmiş başbakan değişimi, darbe girişimi ve  milli birlik dağılmasından sonra ayar tutturamadık. Emsal ülkelerin para birimi ile kıyaslarsak 1 dolar, 2, 5 lira etmesi gerekiyor. Brezilya real’i 1 dolar 4 Realdi şimdi, 3,5 real. Biz ne olduk ? 1 dolar 3 Lira idi, şimdi 5 liraya yakın. Yüzde yüz neredeyse olumsuz ayrıştı. OHAL’i bunun içinde değerlendirebilirsiniz onun için Türkiye’nin normalleşmesi, Olağanüstü hal yönetiminin kaldırılması, insan hakları, adalet bugün dövizdeki piyasayı dengeleyecek en önemli kavramlardır. Çünkü artık Merkez Bankası’nın faiz kararı yetmiyor, bize demokrasi gerekiyor. Bir kere devletimizin TL kullanması lazım. Bizim devlet milli parayı kullansa biz ciddi şekilde işlerimizi düzelteceğiz de devlet kendi varlığına sahip çıkmıyor.

    “3 KURUŞLUK HESAPLA FABRİKALAR ÖZELLEŞTİRİLİYOR”

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile 5 yıl garanti verildi, suni bazlı şeker, onun kotası düşürüldü. 5 yıl çalışaçak dendi. 5 yıl değil sürekli çalışacaksa özel sektör üzerinden çalışacaksa verim artar, özel sector verimlidir ama özeleştirme kamuya kaynak sağlamak ve verimliliği arttırmak için mi oldu yoksa 5 yıl sonra bu fabrikalar kapatılıp, biliyorsunuz pek çok fabrikanın arsası fabrikadan değerli biz şeker mi ithal edeceğiz. Hatta asıl sorun doğal şeker mi ithal edeceğiz yoksa zehirli şeker mi? Bir taraftan 3 kuruşluk hesapla şeker fabrikalarını özelleştiriyoruz diğer tarafta 30 milyarlık maliyetle kanserle uğraşıyoruz hatta tedavi edemiyoruz, insanlarımızı kaybediyoruz.

    “RAFTAKİ FİYAT ÇİFTÇİYE YANSIMIYOR”

    Biz Tükiye’de raftaki fiyatla çiftçinin ürettiği ürünün değerini dengelersek sorun çözülür. Raftaki fiyat çiftiye yansımıyor. Rafta 4 lira patates ama çiftçiden 4 kuruşa alınıyor. Burada büyük bir uçurum var. Bu uçurumu ortadan kaldırmak lazım. Bunun için modeller geliştirmek gerekir. Bunun için Tarım Bakanlığı Ticaret Bakanlığı model geliştirmiyor. Kooperatifler üzerinden gitmek gerekiyor. Büyük marketler raf parası, şu parası bu parası AVM kiraları falan derken fiyat artıyor.

    Rohat EMEKÇİ
    Ece GÜNEŞ SAADETYAN