Etiket: xizir ayları

  • Dortmund’ta Xızır lokmaları pay edildi-VİDEO

    Dortmund’ta Xızır lokmaları pay edildi-VİDEO

    PİRHA- Alevilerde önemli bir ibadet olan Xızır oruçları sürerken, Almanya’nın Dortmund kentinde oruç tutan canlar lokmalarını Dortmund Alevi Dergahı’nda pay etti. 

    Alevilerde önemli  bir ibadet olan Xızır oruçları başladı. Xızır oruçları bazı bölgelerde Ocak ayının sonunda, bazı bölgelerde 9, 10 ve 11 Şubat’ta, bazı bölgelerde ise 13, 14 ve 15 Şubat tarihlerinde Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri olmak üzere üçer gün tutuluyor.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Xızır oruçlarını tutan canlar, lokmalarını Dormund Alevi Dergahı’nda (DAKME) pay etti.

    Lokmaların pay edilmesinden önce Dildar Cenan Ana ve Pir Cemal Cenan gulbang vererek çerağları uyandırdı.

    Ardından Xızır lokmaları canlara pay edildi.

    FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat, DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin, Hasan Gezer deyişler seslendirdi.

     PİRHA-DORDMUND

  • FEDA: Suriye’de Arap Alevi soykırımın yaşandığı bu süreçte birbirimizin Xizir’ı olalım

    FEDA: Suriye’de Arap Alevi soykırımın yaşandığı bu süreçte birbirimizin Xizir’ı olalım

    PİRHA- Hızır’ın her durumda ve koşulda aranan, barışın, paylaşmanın, ortaklaşmanın adı olduğunu ifade eden Demokratik Alevi Federasyonu, “Alevilerin fişlendiği, köyleri ve evlerinin işaretlendiği, şeriat bildirilerinin dağıtıldığı, zorunlu din dersleri ve ÇEDES üzerinden kültürel ve inançsal asimilasyonun dayatıldığı, Suriye’de Arap Alevi soykırımının yaşandığı bu süreçte gelin birbirimizin Xızır’ı olalım” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Federasyonu, içinde bulunduğumuz Hızır aylarına dair açıklama yaptı.

    !Ya Heq/Haq! Ya Xizir!’ başlığıyla yayınlanan açıklamada, Alevi inancının evliya, enbiya ve ziyaretleri arasında en önde gelen kutsalın Hızır olduğuna vurgu yapılarak, “Aleviler; “Ya Xizir‘e/Xizir o Kal diye yakarışta bulundukları Xizir, sadece insan için değil, tüm doğa ve eko-sistem için kutsal kabul ederler.  Îniyi/Kaniya Xizir’ ı, Kalê Sipê, Gola Xizir’ e diye ziyaret edilen bir çok su kaynağı, Xizir’ın aynı zamanda doğa ve eko- sistemle özdeşleştirerek bolluk ve bereketinde kutsalı görmelerindendir” denildi.

    “XIZIR SADECE İNSAN İÇİN DEĞİL TÜM EKO-SİSTEM İÇİN KUTSAL KABUL EDİLİR”

    Demokratik Alevi Federasyonu’nın Hızır aylarına ilişkin açıklaması şöyle:

    “Her sürekten Alevi inancında evliya, enbiyalar arasında en önde gelen kutsal Xizir’dir. Xizir her durumda ve koşulda aranan, yardıma çağrılan ve sonsuz derecede güven duyulan, barışın, paylaşmanın, ortaklaşmanın kutsalı, can yoldaşıdır. Mezopotamya ve Anadolu’nun farklı inançtan halkları Şubat ayına Xizir ayı diye farklı bir anlam yükler, değer biçerler. Xizir ayında Pîrler talip topluluklarını ziyaret eder, Cem yürütürler.

    Alevi inancı; cümlesinde Heq/Haq’ı gördükleri için tüm varlıklara kutsallıkla yaklaşır, cümle canla ikrarlaşmanın inancıdır. Aleviler; “Ya Xizir‘e/Xizir o Kal diye yakarışta bulundukları Xizir, sadece insan için değil, tüm doğa ve eko-sistem için kutsal kabul ederler.  Îniyi/Kaniya Xizir’ ı, Kalê Sipê, Gola Xizir’ e diye ziyaret edilen bir çok su kaynağı, Xizir’ın aynı zamanda doğa ve eko- sistemle özdeşleştirerek bolluk ve bereketinde kutsalı görmelerindendir.

    SOSYAL VE İNANÇSAL SORUNLAR TOPLUMUN ETİK KURALLARIYLA ÇÖZÜLÜR

    Biz Aleviler; “her an ve her yerde hazır ve nazır”, “cantêzik” olduğuna inandığımız Xizir’ı karda, tipide, denizde ve doğal afetlerde; “Ya Xizir’ ê kelek û gemîyan” diye çağırırız. Raa Heqî-Alevilerin yaşadığı Toros-Zagros dağ silsilesinde, kış mevsiminde tipi ve fırtına hiç eksik olmaz. Bu aylarda yardıma çağrılan Xizir için hem oruç tutulur, hem Xizr Cemi yürütülür. Xizir Cemi’nde Aleviler siyasal, sosyal, kültürel, inançsal ve maddi-manevi sorunlarını devletli sistemin hukukuna muhtaç kalmadan paylaşır, dayanışır, ortaklaşır ve toplumun etik kurallarıyla çözüme kavuştururlar. Şubat ayında Xizir için üç gün oruç tutan canlar mümkün olduğunca kötülüklerden uzak, ahlaklı ve temiz kalpli olmayı esas alırlar.

    KADIN, BOLLUK VE BEREKETİ KARŞILAMADA XIZIR AŞKI İLA HAEKET EDER

    Aleviler Xizir Orucu’nun lokmasını dağıtmadan önce, varsa evin kedi ve köpeği doyururlar. Evin pencere önlerine kuşlar için, evin uygun köşesine, ya da odalardan birine evliyalar için lokma indirilir. Önce komşulara, sonra hane halkına lokma pay edilir. Görüleceği üzere Alevi inancında tüm canlıları gözeten, onları pay ve hak sahibi gören ortaklaşmacı bir toplumsallık söz konusudur. İnanç sahipleri kendilerinden ve ailesinden önce, cümle alemde darda ve zorda olanlara, çaresiz ve kimsesizlere, kapı komşuları ile tanıdıklarına dua eder, sonra ailesi ve kendisi için dilekte bulunurlar. Bütün bu hizmetleri üreten, onları çocuklarına aktaran, sürüdürüp toplumsallaştıran kadındır. Bugüne değin inanç ve inanç değerleri sürdürülmüşse bunun önemli nedenlerden biri Pîr ocaklarıysa, diğer bir nedeni de; kadındır. Kadın, Şubat’ta düşen cemre ile birlikte doğadaki döngüselliğinin neden olacağı bolluk ve bereketi karşılamada, kendisini sürece katmada Xizir aşkı ile hareket eder.

    “SOYKIRIMIN YAŞANDIĞI BU SÜREÇTE BİRBİRİMİZİN XIZIR’I OLALIM”

    Xizir Orucu’ nun üçüncü günü akşamı, musahipler/misahibler yanlarına niyaz/miyazını alarak musahiplerine giderler. Evine gittikleri musahiplerine ve birinci derecede yakınlarına hediye götürürler. Ziyarete gittikleri müsahip evi Xizir için kurban keser, çeşitli hediyeler sunar. Bütün bunlar Xizir’in korku ve cezanın değil, barışın, paylaşmanın ve ortaklaşmanın kutsalı olduğunu göstermektedir. Xizir’ dan korktukları için değil, onun sırrına ermek istedikleri için üç gün oruç tutar, Cem yürütürler. Xizir sadece dar günün dostu da değildir. O aynı zamanda bolluğun ve bereketin de kutsalıdır. Bir Alevi, misafir olduğu evin ikramı sonrasında, teşekkürle birlikte, “Xane Xizir bo.”(Hızır’ ın hanesi olsun) dileğinde bulunur.

    Alevilerin fişlendiği, köyleri ve evlerinin işaretlendiği, şeriat bildirilerinin dağıtıldığı, zorunlu din dersleri ve ÇEDES üzerinden kültürel ve inançsal asimilasyonun dayatıldığı, Suriye’de Arap Alevi soykırımının yaşandığı bu süreçte gelin birbirimizin Xizir’ı olalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD İzmir Şubesi ve Yamanlar Cemevi, depremzedelerle cem yürütecek

    DAD İzmir Şubesi ve Yamanlar Cemevi, depremzedelerle cem yürütecek

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi ve İzmir Alevi Kültür Derneği, deprem sonrasında İzmir’e göç eden canların cem taleplerini karşılamak ve lokmalarını paylaşmak adına Yamanlar Cemevinde cem yürütecek.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır (Hızır) ayı sona eriyor. Xızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur.

    Xızır aylarında 10 ili vuran deprem sonrasında Alevi toplumu lokmalarını depremden etkilenen canlarla paylaşıyor. Bu kapsamda Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi ve İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, depremden etkilenen canlarla cem olacak.

    2 Mart Perşembe günü saat 19.00’da Yamanlar Cemevi’nde gerçekleşecek cemi, Cemal Abdal Ocağı pirlerinden İsmail Doğan yürütecek.

    “DAYANIŞMAYI ÖRELİM, ZORDA OLAN CANLARIMIZI YALNIZ BIRAKMAYALIM”

    DAD İzmir Şubesi ve Yamanlar Cemevinin çağrısı şöyle:

    “Deprem mağduru canlarla buluşuyoruz, hep birlikte cem oluyoruz! Birbirimizin Xızır’ı olma bilinciyle, tüm canları dayanışma lokmalarıyla ceme bekliyoruz.

    Deprem sonrası İzmir’e göç eden canların, cem taleplerini ve ihtiyaçlarını karşılamak ve göç ettikleri İzmir’de karşı karşıya kaldıkları yalnızlaşmayı aşmak üzere, 2 Mart Perşembe günü, saat:19:00’da Yamanlar Cemevi’nde cem oluyoruz. Xızır lokması bilinciyle dayanışma ağı örerek darda ve zorda olan canlarımızı yalnız bırakmayalım! İmkanları dahilinde tüm canları gıda ihtiyaçları temelinde lokmalarıyla ceme bekliyoruz.  Ayrıca her bir canımızın çevresinde bulunan deprem mağdurlarına cem duyurusunu ulaştırarak dayanışmayı büyütmesini diliyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

  • DAD İzmir Şubesi’nde Xızır muhabbeti-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nde Xızır muhabbeti-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, dernek binasında Xızır muhabbeti gerçekleştirdi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayları devam ediyor. Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayında lokmalarını paylaşan DAD İzmir Şubesi, dernek binasında Xızır muhabbeti gerçekleştirdi.

    Dernek binasında gerçekleşen muhabbete Babamansur Ocağı Anası Rukiye Hurustan, Babamansur Ocağı Piri Hakkı Hurustan, Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem ve çok sayıda kişi katıldı.

    Hak yolunda Hakk’a yürüyenler için bir dakikalık saygı duruşundan sonra Ana Rukiye Hurustan çerağ uyandırdı.

    Muhabbette ayrıca Kürtçe’nin Kurmanci ve Kırmancki lehçesinde deyiş ve beyitler seslendirildi.

    “KIŞ AYI ALEVİLER İÇİN İBADET ZAMANI”

    Gaxan ile başlayan ve Xızır, Howtemal, Newroz, Hıdırellez ile devam eden kış sürecinde Alevilerin ibadetlerini yaptığını ve zor kış koşullarında dayanışmayı daha da büyüttüklerini dile getiren Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, “Gaxan ile başlayan süreç Xızır, Howtemal, Newroz ve Hıdırellez ile devam ediyordu. Yaz ayları Aleviler için üretim, çalışma zamanıdır. Bu aylar herkes işine, tarlaya, harmana gider.  Kış ayı Aleviler için ibadet zamandır. İşte Gaxan, Xızır, Howtemal, Newroz, Hıdırellez gibi ibadetler ve bayramlar bu zamanlarda yapılır. Kış geldiğinde herkes birbirinin eksiğini giderirdi. Herkes birbirinin halini bilirdi. Diğeri açta, açıkta kalmazdı. Lokmalar ihtiyacı olana giderdi. Herkes birbirine Xızır olurdu, yardımına koşardı. Şimdilerde ise bu değerleri tükettik” dedi.

    “BAYRAMLARIMIZ ÇOCUKLARA AKTARILMALI”

    Alevi inancının doğa ile uyumlu olduğuna değinen Takmaz, kış aylarından sonra düşen cemreler ile doğanın tekrardan kendini var edebilmesi, yeşerebilmesi için eldeki tüm kesici aletlerin kaldırıldığı söyledi.

    Gaxan, Xızır, Howtemal, Newroz, Hıdırellez gibi bayramlara sahip çıkılması ve çocuklara aktarılması gerektiğini belirten Takmaz şöyle konuştu:

    “Alevi inancı doğa ile ikrarlı bir inançtır. Merkezine doğayı alır. Börtü böcekten, ağaca, kuşa kadar hepsi ile ikrarlıdır. Dersim’de 9 Mart’tan itibaren bıçak, orak gibi kesici aletler kaldırılır, çatıların arasına saklanırdı. 9 Mart’tan itibaren doğa yeniden canlılık kazanmaya başlıyordu. Cemreler düşerek doğa yeşilleniyordu. İşte doğanın yeniden canlılık kazanması için saygı duyuluyor, ona kendisini yeşertebilmesi için şans tanınıyordu. Bizim çok güzel, paylaşımcı bir inancımız var. O yüzden derya deniz olan inancımız içerisinde olan Xızır’ı var etmek, onu çocuklarımıza anlatmak zorundayız.”

    “ALEVİLERİN ÜZERİ GELEN BİR İMHA HAREKETİ VAR”

    Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem ise, aşkın ve sevginin dışında bir Xızır arayışına girmenin fayda getirmeyeceğini ifade etti. Deprem, Aleviler ve diğer halkların üzerinden silindir gibi geçmeyi planlayan bir imha hareketinin planının hala kendisini güncelde hissettirdiğinin altını çizerek, “Aleviliği anlatmak vazgeçmeliyiz artık. Alevilik sevmektir, aşktır, direnmektir, sahiplenmektir, paylaşmaktır. Xızır’da itikattir, ikrardır, özgüvendir, umuttur. Yüreğinizin, aşkın, sevginin dışında bir Xızır arayışına girmeyin. Bir yudum suda Xızır’ı aramazsanız boşuna Xızır gayretine gitmeyin. Gönül saf değil ise dara düştüğünde gelecek bir Xızır yoktur. Aleviler birbirine Xızır olduğu İçin bu inanç bugüne kadar geldi. Bizim üstümüze silindir gibi gelen bir imha hareketi var. Artık ucundan, kenarından küçük hesaplarla, ticari hesaplarla uğraşmaktan vazgeçelim. İtikat, dayanışma yok ise ezilmeye mecburuz” ifadelerini kullandı.

    “BOZATLI XIZIR YOLUN AŞKINI ÇOCUKLARIMIZA VERSİN”

    Babamansur Ocağı’ndan Ana Rukiye Hurustan da, çocukluğundan bu yaşına kadar Xızır aşkı ile yolu sürdüklerini dile getirerek, “Çocuklarımızın inancını öğrenmesi çok daha iyidir. Bunları çocuklarımıza anlatmamız, öyle yetiştirmemiz gerekiyor. Xızır ayında lokmalarımızı yapar, üste üste koyardık. Cem yapar, semah dönerdik. Çocukluğumdan bugüne kadar cem gördük, semah döndük. Pirlerimiz, rayberlerimiz daima gelirdi. Annelerimiz bize, biz çocuklarımıza, çocuklarımız da bu inancı çocuklarına bırakacak. İnsanın gönlünde aşk varsa, Bozatlı Xızır yolun aşkını çocuklarımıza verir. Gemilerin, kayıkların üstündeki Xızır yolumuzun göstergesi, bizi dara düşürmesin” dedi.

    Kürtçenin Kurmanci, Kırmancki lehçeleri ve Türkçe beyit ve deyişleri ardından verilen gülbenkler ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Pir Takmaz’ın evinde Xızır Cemi: Gaxan, Xızır, Howtemal ve Newroz’a sahip çıkmalıyız-VİDEO

    Pir Takmaz’ın evinde Xızır Cemi: Gaxan, Xızır, Howtemal ve Newroz’a sahip çıkmalıyız-VİDEO

    PİRHA- Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz, Xızır ayı vesilesiyle hanelerinde cem tuttu, qavut lokmalarını paylaştı. Kış sürecinin Aleviler için ibadet zamanı olduğunu vurgulayan Takmaz, Gaxan ile başlayan Xızır, Howtemal, Newroz bayramlarına sahip çıkılarak var edilmesi çağrısında bulundu.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayları devam ediyor. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur.

    Xızır ayında olduğumuz bugünlerde Aleviler bulundukları her yerde Xızır lokmalarını pay etmeye devam ediyor. Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayında lokmalarını hazırlayan Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz hanelerinde cem tutarak lokmalarını paylaştı.

    “HERKES BİRBİRİNİN XIZIRI OLMAK ZORUNDA”

    “Herkes birbirinin Xızır’ı olmak zorunda. Darda, zorda olana yetişmek zorunda” diyen Takmaz, Xızır ayının Aleviler açısından büyük bir heyecan ile devam ettiğine vurguda bulunarak, “Xızır darda olana umuttur, murat isteyene murattır. Ararsan Xızır’ı bulursun, aramaz isen Xızır senden uzaktır. Yeter ki toplumun içerisinde sevgi, muhabbet olsun. Xızır her daim oradadır. Kim neye inanmak istiyorsa inansın, özgürdür. Ama kimse kimseye şekil, kılıf biçmesin. Herkes kendi doğallığı ile var olsun. Herkes birbirinin Xızır’ı olmak zorunda. Darda, zorda olana yetişmek zorunda. Fikirlerin farklı olması zenginliktir. Yolumuz da birdir, ama farklılıkları da zenginliktir. Cemlerde kadın-erkek ayrımı Aleviliğe göre değildir. Bunu kabul etmez” dedi.

    “KIŞ AYLARI ALEVİLER İÇİN İBADET ZAMANIDIR”

    Takmaz, Gaxan ile başlayan Xızır, Howtemal, Newroz ve Hıdırellez ile devam eden kış sürecinin Aleviler için ibadet zamanı olduğunu vurguladı. Bu ayların Aleviler içerisinde toplumsallığı, komünaliteyi daha güçlendirdiğini ifade eden Takmaz şunları dile getirdi:

    “Gaxan ile başlayan süreç Xızır, Howtemal, Newroz ve Hıdırellez ile devam ediyordu. 6 Mayıs’tan sonra Aleviler için çalışma, ekin ekme zamanıdır, yani üretime dahil oldukları dönemdir. O dönem yoğunluklu çalışmaktan kaynaklı ibadetler daha az yapılır. Her perşembe, her hafta cem yapılmazdı. Şimdiler de ise bu rutine dönüştü.

    Kış ayı Aleviler için ibadet ayıdır. Çünkü karakıştır ve çalışma imkanları yoktur. İşte Gaxan, Xızır, Howtemal, Newroz gibi ibadetler ve bayramlar bu zamanlarda yapılır. Gaxan’da her evden bir şey toplanır ve durumu iyi olmayana pay edilirdi. Kış geldiğinde herkes birbirinin eksiğini giderirdi. Herkes birbirinin halini bilirdi. Diğeri açta, açıkta kalmazdı. Komünal bir dayanışma vardı. Şimdi bu bayramlar unutuldu, başka bayramlara bel bağlandı. Gaxan’ın, Xızır’ın yerine şimdiler de şeker bayramı kutlanmaya başlandı.

    Alevi inancı doğa ile endeksli bir inançtır. Merkezine doğayı alır. Börtü böcekten, ağaca, kuşa kadar hepsi ile ikrarlıdır. Dersim’de 9 Mart’tan itibaren bıçak, orak gibi kesici aletler kaldırılır, çatıların arasına saklanırdı. 9 Mart’tan itibaren doğa yeniden canlılık kazanmaya başlıyordu. Cemreler düşerek doğa yeşilleniyordu. İşte doğanın yeniden canlılık kazanması için saygı duyuluyor, ona kendisini yeşertebilmesi için şans tanınıyordu. O yüzden derya deniz olan inancımız içerisinde olan Xızır’ı var etmek, onu çocuklarımıza anlatmak zorundayız.”

    Çerağlar uyandırılan cemde, Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz söylediği nefesler sonrası semah dönüldü. Herkesin getirdiği lokmalar sonrasında ise geçen haftadan hazırlanan Xızır Qavutu lokması ve niyazlar gülbengler ile pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de Takmaz ailesinden Xızır’ı karşılama ritüeli: Qavut-VİDEO

    İzmir’de Takmaz ailesinden Xızır’ı karşılama ritüeli: Qavut-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de Xızır hazırlıklarına başlayan Pir Hamza Takmaz ve Ana Hatun Takmaz, uzun süredir Xızır’ı karşılama olan Qawut lokması geleneğini devam ettiriyor. Takmaz ailesi, Aleviler için kutsal olan, bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayının ve birçok bayramın canlı kalması için herkese sahiplenme çağrısında bulundu.

    Her yıl karşılanan Xızır, aylarında oruç tutulur, qavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çerağlar yakılır, kurbanlar kesilir. Bu gelenek kapsamında yapılan en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan qavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Qavut yapılıp ocak önüne konur ve Xızır’ın o evi ziyaret ederek Qavut’tan lokma alacağına inanılır.

    Xızır’ın bu Qavut’tan lokma alması berekettir, bolluktur. Bunun yanı sıra evli olmayanlar Xızır’ın son günü oruç tutar, su içmez çünkü evlenecekleri kişinin o gece rüyasına gireceği ve kendisine su vereceğine inanılır. Xızır ayının olduğu ay boyunca gün batımında evlerde de çerağlar yakılır.

    Birbiri ile bağlantılı olan Gaxan, Xızır ayları, Kara Çarşamba (Çarşema Reş) ve Hawtemal/Heftemal gibi kutsat günler 90 günlük kara kış içerisinde yerini alıyor. Kışın başlangıcı olarak kabul edilen 21 Aralık en uzun ve en karanlık gecedir.

    Xızır orucu için esas alınan 30 Ocak sıradan bir tarih olmanın ötesinde önemli bir geleneğin sembolüdür. Xızır için belirlenmiş bugün, 21 Aralık’ta başlayan kış mevsimi süresince bölgede uygulanan Gaxan, Kara Çarşamba ve son olarak da Hawtemal/Heftemal bağlamında ele alınmalıdır. Bu bayramlar ve kutsal günler için kabul gören tarihler, 90 günlük kış mevsimini 40-20-30’lu dilimlere ayıran eski bir gelenekle ilişkilidirler. Bu bağlamda Gaxan ile başlayan ilk kırk günlük dilim ”Büyük Çile” (çile, Kurmanci ve Farsça’da kırk anlamına gelir) olarak adlandırılır ki, bu da 30 Ocak’ta kapanır. İlk kırk gün aynı zamanda dervişlerin çile çekme dönemlerine denk gelir ve bu Xızır Orucunun başladığı gün bitirilmiş olur. 30 Ocak’tan 20 Şubat’a kadarki süreye ise ”Küçük çile” denmektedir. Küçük Çile’nin başlangıcı Hızır Orucu’na, sonlandığı 20/21 Şubat ise kime yörelerde Hıdırnebi kutlamalarına vesile olur. İklim açısından ele alındığında bu aynı zamanda kış mevsiminin en soğuk ve fırtınalı günleriyle özdeşleştirilir. 21 Şubat’tan sonra kış çözülmeye başlar ve aşamalı olarak gelecek baharın habercileri doğada görünürler. Böylece, Kara Çarşamba ve Hawtemal/Heftemal için hazırlıklar da başlamış olur.

    “KIŞ VAKTİ KİMSE AÇ KALMAZDI” 

    Zorlu geçen kış şartlarında toplumsal dayanışma ile kimsenin aç kalmadığını hatırlatan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Dersim’de Xızır orucunun aşiretler arasında belli sıra ile tutulduğunu ifade ederek, “Köylerde Qavut komşular ile birlikte yapılıyordu. Onlarla bir araya gelinirdi. Bu aya içerisindeki Salı-Çarşamba-Perşembe günleri niyet edilir ve bir aşiret oruç tutardı. Diğer hafta farklı bir aşiret oruç tutardı. Yani bu aylar Xızır ayıdır. Gaxan’ın bitiminden sonra Xızır ayı başlar. Kışın tipidir ve soğuktur. Erzakları az olanlar vardı. O ay boyunca lokmalar ve kurbanlar dağıtılır, geri kalanı fakirlere giderdi. Kış vakti kimse aç kalmazdı. O ocağın piri o aylar içerisinde tüm taliplerini gezerek gitmeye çalışırdı. Xızır kültürünü canlı tutardı” dedi.

    “HALK MAHKEMELERİ OLAN DAR KALKINCA ALEVİLER BÜYÜK ZARAR GÖRDÜ”

    Xızır ayı gelmeden önce küskünlerin ve dargınların bu aya özel olarak hassasiyet gösterdiği ve barıştığına işaret eden Takmaz, Alevilerin gördüğü en büyük zararın halk mahkemeleri olan dar kültürünün yaşatılmaması olduğuna vurgu yaptı.

    Takmaz, zorlu geçen ve çalışma imkanlarını kısıtlayan kış aylarının Alevi toplumu için ibadet ayları olduğunu belirterek, “Yaz ayları bizim için sürekli çalışma zamanıdır. Çetin geçecek kışa hazırlık yapılır. Kış ayları biz Aleviler için ibadet aylarıdır. Bayramlar bu aylarda kutlanır. Xızır bittikten sonra 9 Mart’ta güneş ışınları toprağa dik düşer ve canlılık yeniden başlar. Aleviler bu aylarda asla küs kalmazdı. İşte Aleviliğin burada gördüğü en büyük zarar halk mahkemelerinin kalkmasıdır. Sorgu ve denetimin kaldırılmasıdır. Her talibin piri geliyordu. Onların geleceğini bilen herkes barışırdı. Onlar dahi kimseyi küs bırakmazdı. Kimse de benlik yapmazdı. Barışmaya gelmeyen, benlik yapanın kimse ne ekmeğini yer ne de suyunu içerdi” diye konuştu.

    “DÖRT GÖZLE XIZIR BEKLENİRDİ, KAVGALI KİMSE KALMAZDI”

    “Dört gözle Xızır’ı bekliyorduk” diyen Hatun Takmaz ise Qawut’un zahmetli bir iş olduğunu ve şehirlerde öğütme taşları olmadığı için zaman içinde kaybolduğunu, yapılmamaya başlandığını dile getirdi.

    Hatun Takmaz, ayrıca Xızır günü genç erkek ve kadınların tuzlu gıdalar alarak su içmediğini, o gün kim rüyada gördüğü kişiye su verirse onunla evleneceğine inandıklarını sözlerine ekleyerek, şunları şöyledi:

    “Perşembe günü temizliğimizi yapıyorduk. Kömbemizi, niyazlarımızı pişirirdik. Eskiden unu bir gün önce kimsenin girmediği bir odaya koyuyorlardı. Ertesi gün erkenden kalkıp bakıyorlar, eğer işaret varsa unda, ahıra gider kapısını açar, hangi hayvan kapının arkasında ise onu getirip kurban kesiyorlardı. Ziyaretlerimize, mezarlarımıza giderdik. Lokmalarımızı dağıtırdık. Her tarafa kar yağardı, beyaza bürünürdü. Xızır günleri hep güneşli oluyordu. Aklıma hep güneş geliyor o günlere dair. Güneş bizi aldatırdı ama biz aşkla ziyaretlerimize giderdik. Eskiden dövüşlü, kavgalı kimse olmazdı. Kimse küs kalmazdı. Küs olanlar dahi Xızır ayında barışırlardı. Şimdi insanlar birbirini öldürüyorlar.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Pir Hamza Takmaz evinde Xızır cemi tuttu, lokmalar paylaştırıldı- VİDEO

    Pir Hamza Takmaz evinde Xızır cemi tuttu, lokmalar paylaştırıldı- VİDEO

    PİRHA- -Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz, Xızır ayı vesilesiyle pandemi koşullarına uygun olarak cem yürüterek Xızır Qavutu lokmasını paylaştırdı. 

    Xızır ayında olduğumuz bugünlerde Aleviler bulundukları her yerde Xızır lokmalarını pay etmeye devam ediyor. Xızır Orucu da pandeminin gölgesinde tutuldu, tutulmaya devam ediliyor.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayında lokmalarını hazırlayan Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz pandemi koşullarına uygun olarak evinde Xızır Cemi gerçekleştirdi.

    “HERKES BİRBİRİNİN XIZIRI OLMAK ZORUNDA”

    “Herkes birbirinin Xızır’ı olmak zorunda. Darda, zorda olana yetişmek zorunda” diyen Takmaz, pandemi koşulları olmasına rağmen Xızır ayının Aleviler açısından büyük bir heyecan ile devam ettiğine vurguda bulunarak, şöyle devam etti:

    “Xızır darda olana umuttur, murat isteyene murattır. Ararsan Xızır’ı bulursun, aramaz isen Xızır senden uzaktır. Yeter ki toplumun içerisinde sevgi, muhabbet olsun. Xızır her daim oradadır. Kim neye inanmak istiyorsa inansın, özgürdür. Ama kimse kimseye şekil, kılıf biçmesin. Herkes kendi doğallığı ile var olsun. Herkes birbirinin Xızır’ı olmak zorunda. Darda, zorda olana yetişmek zorunda. Fikirlerin farklı olması zenginliktir. Yolumuz da birdir, ama farklılıkları da zenginliktir. Cemlerde kadın-erkek ayrımı Aleviliğe göre değildir. Bunu kabul etmez.”

    Çerağlar uyandırılan cemde, Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz nefesler seslendirdi. Sonrasında ise geçen haftadan hazırlanan Xızır Qavutu lokması ve niyazlar gülbengler ile pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Çocuğa, doğaya, toprağa, güneşe döndüğümüzde ilk kelamımızdır Xizir’-VİDEO

    ‘Çocuğa, doğaya, toprağa, güneşe döndüğümüzde ilk kelamımızdır Xizir’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Xizir’ın Alevilere nefes olduğuna vurguda bulunarak, “Biz yaşarken her dara düştüğümüzde ondan umut aramak adına ‘Ya Xizir’ diyoruz. Çocuğumuza, doğaya, toprağa, güneşe döndüğümüzde ilk kelamımız o oluyor” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xizir ayları başladı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Xizir aylarına dair PİRHA’ya konuştu.

    Xizir ayının önemine vurgu yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Xizir’ın ‘tüm zorluklar karşısında insanın vicdanını koruyabilmesi’ olduğuna değinerek, vicdanını kaybedenin Xizir’ı da kaybettiğinin altını çizdi.

    “ XIZIR YAŞAYANDIR, YAŞATANDIR”

    “Bu günlerde, her ne kadar zamana ve mekana sığdırmasak da ‘Ya Xizir’ demeyi daha fazla hatırlarız” diyen Kaya, Xizir’ın, darda olanın darına yetişip, nefes olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

    “Xizir hak ve hakikattir. Zamana mekana güne sığdıramayacağımız, umutsuzların umudu, bir yanıyla yaşayan bir felsefe ve her darda olanın darına yetişendir Xizir. Xizir insanların dünden bugüne yaşadığı her darında insan kalmanın çıkışıdır. Çünkü her ne ararsan kendinde aradığın bir felsefedir Xizir. Biz yaşıyoruz yaşarken de her dara düştüğümüzde ondan umut aramak adına ‘Ya Xizir’ diyoruz. Çocuğumuza, doğaya, toprağa, güneşe döndüğümüzde ilk kelamımız o oluyor.”

    Xizir’ın zamana ve mekana sığdırılamayacağı bir felsefe olduğunu belirten Gülsev Kaya, “Xizir yaşayandır, yaşatandır. Her umutsuz olduğumuzda yeniden nefes almamızı sağlayandır Xizir” diye de ekledi.

    “KÖTÜLÜK KARŞISINDA İYİNİN YAŞAMAK İSTEMESİ, YAŞAM MÜCADELESİDİR XIZIR “

    Xizir’ı ilk olarak annesi aracılığı ile duyduğunu anlatan Gülsev Kaya, daha çok ‘Xizir’ demenin vakti olduğuna vurgu yaptı. Kaya, “Nefesimizin kesildiği, yaşamımızın daraltıldığı, tüketildiğimiz yerde nefes almaktır Xizir” diyerek şöyle konuştu:

    “Bugün dünyamız tarumar edilirken, pandemi olurken, insanlar işsizlikle, açlıkla, yoklukla boğuşurken ve doğa talan edilirken biz Aleviler yaşamın her yerinde nefes alacak bir şeyleri her zaman bulmuşuzdur. Ben, Xizir’a, her darda kalındığında nefes almak olarak bakmak gerektiğini düşünüyorum. Bütün bu zorbalıkların karşısında insan kalmak, yani vicdanın var olmasıdır Xizir. Vicdanını kaybeden, bu konuda bozulan, geriye düşen aslında Xizir’ını da kaybetmiş oluyor. Xizir’ı bir şekle koymamak gerekiyor. Bu şekilde baktığımızda bazen Xizir dediğimizde, her birimizin Xizir’ı farklı oluyor. Xizir umuttur. Kötülük karşısında iyinin varlık mücadelesidir Xizir. İlk annelerimizden duyarız, bir zor karşısında ya da çözemediği bir problem karşısında bir nefes almak için ‘Ya Xızır’ dendiğini. Biz de nefes almak adına daha çok, daha birlikte ‘Ya Xizir’ diyelim. Bu yola revan olup yaşayan, birlikte yaşatan, yarını birlikte kuranlar olalım diyorum ve cümle canları saygıyla selamlıyorum.”

    DİREN SATI / İSTANBUL