Etiket: Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu

  • Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu 14 Mayıs’ta çevrimiçi toplantı düzenliyor

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu 14 Mayıs’ta çevrimiçi toplantı düzenliyor

    PİRHA- Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, Kanal İstanbul projesini durdurmak ve bu saldırıya nasıl cevap verileceğini konuşmak için çevrimiçi toplantı düzenleyeceğini duyurdu.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yaz aylarında Kanal İstanbul için ilk kazmanın vurulacağını ilan etti.

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, Kanal İstanbul projesini durdurmak ve bu saldırıya nasıl cevap verileceğini konuşmak için 14 Mayıs Cuma günü saat 20.00’de çevrimiçi toplantı düzenleyecek.

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, Kurum’un ilanının ardından, şunları kaydetti:

    “Bu İstanbul halkına karşı bir meydan okumadır. Bu çılgın yıkım projesini durdurmak için şimdiye kadar çok çaba sarf ettik. Durduracağız dedik ve durdurmaya da kararlıyız. Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, şehrimize yönelik bu saldırıya karşı nasıl cevap vereceğini konuşmak için toplanıyor. Sen de gel!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kanal İstanbul’a itiraz edildi: Talana, kıyıma geçit vermeyeceğiz

    Kanal İstanbul’a itiraz edildi: Talana, kıyıma geçit vermeyeceğiz

    Kanal İstanbul Projesi’nin yeniden askıya çıkarılan imar planlarına itiraz etmek için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde buluşan Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, itiraz dilekçelerini teslim etti. 

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu’nun çağrısıyla Ataşehir’de bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne Kanal İstanbul Projesi’ne karşı itiraz dilekçesi teslim edildi.

    Müdürlük önünde, “Kanala itirazımız var” yazılı pankart ve projeye itirazların yer aldığı pankartlarla açıklama yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanarak yeniden askıya çıkarılan 1/100.000, 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarına itiraz etmek için bir araya geldiklerini kaydeden Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, bakanlığın konuyu oldu bittiye getirdiğine dikkat çekti.

    “KÖYLER SERMAYEYE AÇILACAK”

    Açıklamada, Kanal İstanbul Projesi’nin asıl amacı şöyle sıralandı:

    • “Bir ulaşım projesi değildir. Bölgede yaşayan halkın yaşam koşullarını iyileştirmek yerine köyleri, sermayeye açacak şekilde imar izinleri verdiğinizi biliyoruz ki bu bir yapılaşma, rant projesidir.
    • Bu proje, ‘kentsel dönüşüm’ adı altında milyonları evlerinden, yerlerinden edecek, iş yerlerini dahil yok edecek; lüks siteler, AVM’lerle dolu ‘Yenişehir’e dönüştürecektir.
    • Dünyanın pek az kentinde olan ama İstanbul’da bir arada olan doğal varlıklar, dünyanın yedi lagününden biri, göller, endemik çeşitliliği ile ünlü̈ Kuzey ormanları, tarım alanları, yaban hayatı, göç sırasında konaklayan kuşlar, denizler, hepsi bu projeyle yok edilmeye çalışılmaktadır.”

    “KANAL’A DEĞİL; DEPREME, SAĞLIĞA BÜTÇE AYIRIN”

    Açıklamanın devamında talana, kıyıma ve katliama geçit verilmeyeceğinin altı çizilerek şöyle devam edildi:

    “Salgın hızını almış yürürken, Kanal da Kanal diyenlere sesleniyoruz; bilim insanları İstanbul’da 1 milyon konutun güvenli olmadığını, 100 bini aşkın konutun ise olası depremde yıkılabileceğini öngörüyor. İnsanlar deprem olduğu için değil, kötü yapılaşmadan dolayı can verirken, evsiz kalırken, bir avuç zengine kar sağlayacak Kanal Projesi’ne değil depreme bütçe ayrılmalıdır. Biliyoruz ki bu planlar, son 20 yıldır türlü hukuki ve idari kılıflarla sermayeyi büyüten, doğayı, yaşam alanlarımızı yok eden, her bir tuğlasında güvencesiz işçinin kanını akıtan iktidar ve yandaşlarının zulmüne harç ettiği katliam projelerinden farklı değil. Biz bu aceleyi de bu kandırmacayı da iyi biliyoruz. Var gücümüzle bu kıyımın karşısında durmaya, Kuzey Köyleriyle, dostlarımızla, canlarımızla, İstanbullularla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Talana, kıyıma, katliama geçit vermeyeceğiz. Bütün yurttaşlarımızı yaşamı, doğayı, çocuklarımızı savunmaya davet ediyoruz. Katılın durduralım İstanbul’u birlikte kurtaralım.”

    Açıklama sonrasında, itiraz dilekçeleri teslim edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu: İhaleyi iptal edin bütçeyi sağlığa harcayın!-VİDEO

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu: İhaleyi iptal edin bütçeyi sağlığa harcayın!-VİDEO

    PİRHA- Kamuoyunun büyük tepkisini çeken Kanal İstanbul projesinin etki alanında kalan tarihi Odabaşı ve Dursunköy köprülerinin taşınarak başka bir alanda tekrar inşa edilmesi işi için koronavirüs salgınına rağmen ihaleye çıkıldı. Bu koronavirüs fırsatçılığına Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu üyeleri bir video hazırlayarak tepki gösterdi. “Halk can derdinde iktidar ihale peşinde. İhaleyi iptal edin bütçeyi sağlığa harcayın!”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “çılgın projesi” olarak adlandırdığı Kanal İstanbul projesi kapsamında bugün dev su yolunun etki alanında kalan Başakşehir’deki tarihi Odabaşı ve Arnavutköy’deki tarihi Dursunköy köprülerinin rekonstrüksiyon (yeniden yapım) projesi için Kağıthane’deki Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü’nde ihale düzenlendi.

    İhale için hazırlanan özel teknik şartnameye göre, köprü civarında araştırma kazıları yapılarak başlangıç ve bitiş noktaları ile tespit edilecek. İhaleyi alan firma; köprünün sökümü, yapı elemanlarının taşınması, yeniden yapılması ve eksik bölümlerinin tamamlanması işlerini üstleniyor.

    Proje, Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir ilçelerinden geçen Kanal İstanbul projesine ilişkin hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna son şekli verilerek 23 Aralık 2019 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarılmıştı.

    Kanal İstanbul için ihale yapılmasına, tepkiler de yükseliyor.

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu üyeleri tepkilerini bir video hazırlayarak kamuoyuna duyurdu.

    Koordinasyon üyeleri yayınladıkları videoda hükümete şu çağrılarda bulundular:

    “Halk can derdinde iktidar ihale peşinde. Biz korona ile başetmeye çalışırken Ulaştırma Bakanlığı tarihi Odabaşı ve Dursunbey köprülerini Kanal projesi kapsamında taşıma ihalesine çıkacak. İhaleyi iptal edin bütçeyi sağlığa harcayın! Korona’ya ayrılan bütçe 100 milyar, Kanal’a ayrılan bütçe 110 milyar. Kanalı iptal et bütçeyi halkın sağlığı için kullan! Sağlığımız için suya bu kadar ihtiyacımız varken sularımızı yok edeceksiniz. Sermayenin kazancını değil halkın sağlığını düşün. Ormanları, tarım alanlarını yok ettiniz, betona boğdunuz virüslere ortam hazırladınız. Kanal değil test yapın, ölüyoruz. İşçilerin ücretli izne çıkması gerek, duymuyor musunuz çığlığımızı? Kanala değil ücretsiz izne bütçe ayır. Kanal’a paranız var ama hastanelerin, sağlık emekçilerinin ekipman ihtiyacına yok mu?  Kanala değil sağlığa bütçe. Canlı yaşam ölüyor sağır mısınız? Kanala değil yaşama bütçe. Rant Kanalı projesini iptal edin, yeter artık. Kanala değil işsize bütçe.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu: İtiraz ediyoruz! Kanal’a değil depreme bütçe

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu: İtiraz ediyoruz! Kanal’a değil depreme bütçe

    PİRHA- Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Çevre Düzeni Planı’nda yaptığı değişikliğe itiraz etti.

    Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Kanal İstanbul’un alt yapısını hazırlamak için İstanbul ili Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yaptığı değişikliğe itiraz etti. İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen yurttaşlar “Kanala değil, depreme bütçe” pankartı açarak “Rant ve talan projesi”, “Kanal İstanbul’a hayır” dövizleri taşıdı.

    Ya Kanal Ya İstanbul adına basın açıklamasını Kemal Doksanyedi okudu.

    Doksanyedi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Kanal İstanbul’un altlığını hazırlamak için İstanbul ili Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yaptığı değişikliğe itiraz etmek için toplandıklarını söyledi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bilim insanları İstanbul’da 1 milyon konutun güvenli olmadığını, 100 bini aşkın konutun ise olası depremde yıkılabileceğini öngörüyor. Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu olarak bir kez daha yineliyoruz: İnsanlar deprem olduğu için değil, kötü yapılaşmadan dolayı can verirken, evsiz kalırken, bir avuç zengine kar sağlayacak Kanal Projesi’ne değil depreme bütçe ayrılmalıdır.

    Çevre Düzeni Plan’ında yapılan değişikliğe itirazımızın önemli nedenlerinden birisini de bu nedenle deprem başlığı oluşturuyor. Deprem bilimciler Kanal’ın Marmara ağzının İstanbul depreminden şiddetli bir biçimde etkileneceğini açıkça söylüyor. Plan değişikliği, 3 canlı fay hattının yer aldığı bölgede nüfusu 1 milyona varan bir Yeni Şehir kurulmasını öngörüyor. Bu yerleşim deprem ve tsunami riskinin etkilerini büyüyecektir. Yeni Şehir Projesi katliama davetiyedir.”

    “ÇED SÜREÇLERİ HUKUKSUZDUR”

    Açıklamada, İstanbul’da büyük bir ekolojik yıkıma neden olacak plan değişikliğine itirazlar ise şöyle sıralandı:

    **Planlama süreçleri ve ÇED süreçleri hukuksuzdur ve bu nedenle söz konusu plan değişikliği yok hükmündedir.

    Plan değişikliği, 1/100 000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı ana kararlarıyla çelişmektedir. Bu anlamda hukuksuz ve yok hükmündedir. ÇED süreci tamamlanmadan 1/100 000 plan değişikliğinin acilen askıya çıkarılması, planın hukuki zemininin aksaklığına işaret etmektedir. ÇED Raporunun, plan askıya çıktıktan sonra onaylanmış olması, bu raporun, askıdaki planın ÇED Raporu olmaması anlamına gelmektedir. İtirazlar değerlendirilmeden, hatta itiraz süresinin son günü bile beklenmeden planın askıya çıkması, iktidardan yükselen “her ne olursa olsun bu Kanal yapılacak” sesleri, hukuksuz bir sürecin halka dayatılması anlamı taşımaktadır. Nihai ÇED Raporu ile Plan Değişikliği karşılaştırıldığında proje sınırları açısından farklılıklar dikkat çekmektedir. Buradan da ÇED Raporunun söz konusu Plan Değişikliğinin ÇED Raporu olamayacağını açıkça söylemek mümkündür.

    **Üst ölçekli planlama ilkeleri, plan değişikliğinde dikkate alınmamıştır; aksine çelişmektedir; plan değişikliğinin kendi plan notları ile plan arasında da tutarsızlık söz konusudur:

    İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda İstanbul’un sürdürülebilir gelişmesi açısından vazgeçilmez öneme sahip ekolojik kuşak ve koridorların ana bileşenlerinin içme suyu havzaları ve orman alanları olduğu belirtilmektedir. İstanbul’un sürdürülebilir gelişmesi açısından vazgeçilmez öneme sahip ekolojik kuşak ve koridorların ana bileşenlerinin içme suyu havzaları ve orman alanları olduğunu açıkça belirtilmesine rağmen, 1/100 000 plan değişikliği, bu kabulle hazırlanmamıştır. Plan notları ve plan arasında tutarsızlıklar bulunmaktadır.

    **Katılım gözetilmemiştir: Planın hazırlanmasında katılımı sağlamak üzere toplantı, çalıştay, duyuru gibi yöntemlerle bilgilendirme yapılmamış, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmamıştır.

    **Çevresel Etki Değerlendirme Raporuna göre Küçükçekmece Gölü kıyısındaki Bathenoa Antik Kenti, İstanbul’daki ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları gibi kültürel varlıklar proje tarafından yutulacaktır. Köyler ortadan kalkacak, mezarlıklar yok olacaktır.

    “KAMU YARARI ESAS ALINMIYOR”

    **Kamu yararını esas almamaktadır. Yenişehir Planlama Yaklaşımı, bugüne kadar İstanbul için yapılmış bütüncül yaklaşımlı üç ana Plana da aykırı olarak; “bütüncül” değil, “parçacı/projeci”, koruma-kullanım dengesini gözeten değil, yalnızca kullanan, katılımcı değil, siyasi üst kararlarla, emredici bir yaklaşımdır. “Kamu yararını esas almaktan” ise çok uzaktır. Bu türden plan bütünlüğünü bozucu otonom kararlarla yapılan projeler çevresinde başka yeni yatırım ve yasa dışı yapılaşmaları da tetikleyecek ve kentin kuzeyindeki hassas bölgelerini tahrip edici bir kısır döngüye neden olacaktır.

    **Proje Kentsel ölçekteki tüm alt yapıyı ve ulaşım akslarını parçalayarak, kamuya çok yüksek ve önceliği olmayan sosyal ve ekonomik maliyetler yükleyecektir ve bu anlamda da kamu yararına değil zararınadır.

    **Kanal/Yeni Şehir Projesi, Türkiye’nin taraf olduğu, başta Montrö, Ramsar ve Paris Anlaşması olmak üzere birçok uluslararası sözleşmeye aykırıdır.

    “TÜM YAŞAMSAL KAYNAKLAR YÜKSEK DÜZEYDE ETKİLENECEKTİR”

    **Doğanın yok edilmesi maliyetlendirilemez. Değişiklik Planı’nın stratejilerinden biri de “Yenişehir’de doğanın maliyetlendirilmesi ilkesinin ön plana alınması” olarak ifade edilmiştir. Bölgenin tüm yaşamsal kaynakları, projeden yüksek düzeyde etkilenecektir. Karadeniz’in kıyı coğrafyası bozulacaktır. Su fakiri İstanbul’un su kaynakları yok olacaktır. Temel haklardan olan yaşam hakkı, su hakkı halkın ve gelecek kuşakların elinden alınmaktadır. Doğanın bu ölçekteki tahribinin maliyetini kim, nasıl, neye göre hesaplayabilir?

    “TÜM CANLILARIN YAŞAM HAKKINI GASP EDEN BİR PROJE”

    Kanal İstanbul’un kentli hakkını yok sayan, toplumun, gelecek kuşakların ve tüm canlıların yaşam hakkını gasp eden bir proje olduğu belirtilen açıklamada, “Kilometrelerce genişlikte bir alanın tüm hassas ekolojik alanları, ormanları, tarım alanları, meraları, su havzaları üzerinde baskı oluşturan bu plan, bölgede yaşayan her bir canlının yaşam alanını daraltan, yaşamsal kaynaklarını elinden alan ve böylelikle yaşam hakkını gasp eden bir niteliği haizdir. Biz İstanbullular olarak hukuku ve halkın iradesini tanımayan, doğa ve yaşam düşmanı İstanbul İli Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’ne itiraz ediyoruz. Bu itirazımızı kamu yararını korumak adına bütün Anayasal haklarımızı kullanarak takip edeceğimizi de açıkça belirtiyoruz. Bütün yurttaşlarımızı yaşamı, doğayı, çocuklarımızı savunmaya davet ediyoruz. Katılın durduralım İstanbul’u birlikte kurtaralım” ifadeleri yer aldı.

    PİRHA/İSTANBUL