Etiket: Yamanlar Mahallesi

  • ‘Alevilerin işaretlenen evlerine dair soruşturma hangi aşamada?’

    ‘Alevilerin işaretlenen evlerine dair soruşturma hangi aşamada?’

    PİRHA – HDP Milletvekili Zeynel Özen, İzmir Yamanlar’da Alevi yurttaşlara ait evlerin işaretlenmesi ile ilgili TBMM’ye soru önergesi verdi. Özen, söz konusu evlerin AKP’nin seçim broşürlerini almayan mahallelilere ait olduğunu belirterek, “Soruşturma hangi aşamada?” diye sordu.   

    İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Yamanlar mahallesinde 22 Mart 2019’da kimliği henüz belirlenemeyen şahıslar, Alevi yurttaşlara ait altı evi işaretlemişti.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 47 günün sonrasında Meclise soru önergesi vererek, olay yerine giden emniyet mensuplarının işaretleri silerek konuyla ilgili soruşturma başlattığını, duruma ilişkin görgü tanıklarının da ifadesinin alındığını hatırlattı.

    Özen ayrıca, söz konusu evlerin, işaretlenme hadisesinden bir gün önce AKP’nin seçim çalışmasında dağıtılan broşürleri almayan yurttaşlara ait olduğunu da belirtti. Bu sebeple ciddi soru işaretlerinin oluştuğunu ifade eden Özen, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    1- İzmir’in Yamanlar Mahallesi’nde Alevi ailelere ait işaretlenen evlere dair başlatılan soruşturma hangi aşamadadır?

    2- Alevilerin evlerinin işaretlenmesiyle ilgili 31 Mart öncesi Yamanlar Mahallesi’nde broşür dağıtan kişilerin ifadesine başvurulmuş mudur?

    PİRHA/ANKARA 

  • AKP broşürlerini almayan mahallede evleri işaretlenen yurttaşlar: Tedirginiz- VİDEO

    AKP broşürlerini almayan mahallede evleri işaretlenen yurttaşlar: Tedirginiz- VİDEO

    PİRHA – İzmir’de evleri işaretlenen yurttaşların tedirginliği artarak devam ediyor. Kimi çocuğunu evde bırakıp işe gitmeye korkarken kimi de geceyi balkonda nöbet tutarak geçirdi. Bir hafta önce AKP’lilerin mahallede broşür dağıtmak istediğini ancak tepki gösterdiklerini belirten yurttaşlar, huzur içinde yaşamak istediklerini vurguladı. 

    İzmir’in Yamanlar Mahallesi’nde önceki günlerde evleri işaretlenen yurttaşlar, tedirginlik içinde yaşamlarına devam ediyor. Herkesin birbirini tanıdığı mahallede kardeşçe yaşadıklarını söyleyen yurttaşlar, mahalle sakinlerinden kimsenin böyle bir şeyi yapmayacağına vurgu yaptı.

    seçim öncesi bu gibi provokasyonların yapılmasına dikkat çekti.

    Mahallede yaşayanlardan kimi çocuğu evde kaldığı için tedirginlik yaşarken kimisi de geceyi sabaha kadar balkanda nöbet tutarak geçirdi. Olaya tanık olan ve tedirginlik yaşayan yurttaşlar PİRHA’ya konuştu.

    Cemile Yerdut 30 yıldır Yamanlar Mahallesi’nde yaşıyor. Çorum’dan göç edip İzmir’e  yerleşen Yerdut ailesinin evi önceki günlerde kapıları işaretlenen evlerden biri. Cemile Yerdut, Daha önce böyle şeyler yaşamadığını Maraş, Çorum ve Malatya’da kapı işaretlemelerinin olduğunu duyduğunu ancak bunu ilk defa yaşadığını söyledi.

    Olayın yaşandığı günü anlatan Cemile Yerdut, “Sabah saat 7’de kalktık, komşumuz spora giderken fark etmiş. Polisleri gördüm, muhtarın yanına geldim. Ne oldu diye sordum. Kapılara işaret konulduğunu söyledi ve o an fark ettim kapıların işaretlendiğini” dedi.

    “RÜZGARIN NEREDEN ESTİĞİ BELLİ”

    AKP’nin bir hafta önce mahallede broşür dağıtmaya çalıştığını ancak bunu istemediklerini söyleyen Yerdut, “AKP bir hafta önce gelip broşür dağıttı. Biz istemedik. Bize ‘şunu, bunu yapacağız’ dediler. Biz de dedik ki, ‘bizim ona karnımız tok. İnsanlar açlıktan ölüyor. İş  yok, ekmek yok herkes evinde oturuyor. Açlık ve sefalet içinde yaşıyor. Biz artık dolduk taştık’ dedik. Yani istemedik” diye konuştu.

    AKP’nin gelmesinden bir hafta sonra evlerinin işaretlendiğini hatırlatan Cemile Yerdut, “Günahlarını almayayım ama rüzgarın nereden estiği belli” dedi.

    Yerdut, kapılarının işaretlenmesinden tedirginlik duyduğunu, eşinin sabaha kadar balkanda oturduğunu söyledi. Can güvenliğinin olmadığını söyleyen Yerdut, ‘neden böyle oldu, bir daha mı olacak?’ endişesini yaşadığını belirtti.

    “İNSANLARIN EVİNDE HUZUR KALMADI”

    Seçimlerin yaklaşmasından dolayı tehditlerin yapıldığının altını çizen Cemile Yerdut, “İnsanların evinde huzur kalmadı” dedi. Yerdut, son olarak Kürt Alevi yurttaş olarak barış içinde yaşamak istediklerini  kaydetti.

    “BARIŞ, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İÇİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Maraş Elbistan’dan göç edip Yamanlar Mahallesi’ne yerleşen Sevgülü Taşar, 30 yıldır bu mahallede yaşıyor. Mahallede kardeşçe yaşadıklarını söyleyen Taşar ailesinin de içinde oturduğu apartmanın girişine işaretleme yapılmış.

    Olay gününü anlatan Taşar, şimdiye kadar böyle şeyleri yaşamadığını, “Kara Maraş’ta,  Malatya’da böyle şeylerin yaşandığını duyduk ama ilk defa yaşıyoruz. Korktuk ve tedirgin olduk” ifadelerini kullandı.

    “YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA BEKLİYORUZ”

    İnsanların birbirinden kin ve nefret söylemleriyle ayrıştırıldığını belirten Taşar, komşularıyla iyi geçindiğini ancak devletin ayrıştırdığını söyledi. Yıllardır çocuklarının bu sokaklarda oyunlar oynadığını böyle şeyleri yaşamadığının altını çizerek yetkililerden konu hakkında açıklama beklediklerini kaydetti.

    “BUNU KORKUTMAK VE İNSANLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK İÇİN YAPTILAR”

    Bingül Akdoğan doğma büyüme bu mahallede yaşıyor. Akdoğan, sabah uyandıklarında evlerinin işaretlendiğini gördüğünü ve rahatsız olduklarını kaydetti.

    Yapılanların korku amaçlı yapıldığınının ancak bunun kendilerini daha çok cesaretlendirdiğinin altını çizen Akdoğan, “Polisler gelip inceleme yaptı. Daha sonra işaretleri kapatıp gittiler” dedi.

    Bingül Akdoğan, ev işaretlemelerini mahalleden birinin değil dışarıdan birinin yaptığını söyleyerek şöyle devam etti;

    “Mahallede böyle şeylerin olması imkansız. Böyle şeyler hiç görmedik. Amaçları ne bilmiyorum ama altı üstü bir belediye seçimi. Yıllardır herkes bilir HDP’ye ve CHP’ye oy verdiklerini. Bunu yapan mahallemizde bir altta bir üstte oturan insanlar değil. Çünkü yıllardır biz bu mahallede yaşıyoruz ve öyle sorunlarımız hiç olmadı. ‘Sen sağcısın’ diye bir kavgamız olmadı. Bunu yapanlar dışarıdan gelip yaptılar. Bunu korkutmak amacıyla yaptılar. İnsanları birbirine düşürmek için yaptılar.”

    “BAŞIMIZDAKİ ÖNCE KENDİ ZİHNİNDEKİ TERÖRİSTİ YOK ETSİN”

    “İnsanlar arasındaki kutuplaştırmayı başımızdaki yapıyor” diyen Akdoğan, “Çünkü herkesi terörörist olarak ilan etti. CHP, HDP’ye yol verenler, hep terörist olarak ilan etti bizleri. Ama bizler terörist değiliz bizler birer insanız. İlk önce kendi zihnindeki terörü, teröristi yok etsin ondan sonra insanlara nasıl davranacağını öğrensin” diye konuştu.

    Bingül Akdoğan, son olarak herkesin barış içinde yaşamak istediğini söyledi.

    “TORUNLARIM KORKMASIN DİYE ONLARA SÖYLEMEDİM”

    Maraş Elbistan’dan 40 yıl önce göç edip Yamanlar Mahalesi’ne yerleşen Esma Akgül, büyük bir tedirginlik yaşadığını, bunu torunlarının korkmaması için onlara söylemediğini aktardı.

    Daha önce Maraş ve Malatya’da bunların yaşandığını hatırlatan Akgül, “Alevilik kötülük istemez. Kötülük hep onlardan geliyor. Barış istiyoruz, kötülük istemiyoruz. Biz kardeşiz ve Türkiye’de yaşıyoruz” dedi.

    “OĞLUM VE EŞİM EVDE TEDİRGİNLİKLE İŞE GİDİYORUM”

    Esma Akgül’ün oğlu Ergün Akgül de olayın tanıklarından. 4 yaşında çocuğunun olduğunu ve tedirginlikle işe gittiğini söyleyen Akgül,  mahallenin daha önce Marş Mahallesi olduğunu ve Kürt Alevi yurttaşların yaşadığını belirtti.

    “MARAŞ ZULMÜNDEN KAÇIP BURALARA GELDİK”

    Yerel şeçimleri kaybedeceklerini anladıkları için böyle korkutma girişimlerinde bulunduklarını belirten Ergün Akgül, daha önce babasının evinin yandığını ve dükkanlarının soyulduğunu söyledi. Alevilere ve Kürtlere yapılan bu zulümlerin son bulmasını istediğini aktaran Akgül, “1970’li yıllarda Maraş Katliamı’ndan zulüm gördük. Kaçıp buralara geldik. Buradan daha nereye gitmemiz gerekiyor?” diye sordu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • HDP’li Murat Çepni ,Yamanlar’da evi işaretlenen Alevileri ziyaret etti- VİDEO

    HDP’li Murat Çepni ,Yamanlar’da evi işaretlenen Alevileri ziyaret etti- VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Karşıyaka ilçesinin Yamanlar Mahallesi’nde Kürt ve Alevilerin yaşadığı 6 evin kapısına çarpı işareti atıldı. Olayın yaşandığı mahalleye giden  Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Murat Çepni, yurttaşları ziyaret ederek, olayın faillerinin bir an önce ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.
    İzmir’in Karşıyaka ilçesinde bulunan Yamanlar Mahallesi’nde bu sabah saatlerinde Kürt ve Alevilerin yaşadığı 6 evin duvarlarına ve kapılarına işaretlendi. Yaşananlar üzerine mahalleliler, polisi aradı. Polisin gelip sadece tutanak tutarak çarpı işaretlerinin üzerlerini boyaması yurttaşların tepkisine neden oldu.
    Kürt ve Alevilerin yoğun yaşadığı Yamanlar Mahallesi sakinleri, sabah saatlerinde evlerinin duvarlarının ve kapılarının çarpı işareti ile işaretlenmiş olduğunu gördü. Toplam 6 hanenin kapılarında ve duvarlarında görülen çarpı işareti halkın tepkisine yol açtı. Mahalle sakinleri, “Bu ülkenin Alevileri bunu yıllarca yaşadı. Bizi korkutmaya çalışıyorlar” dedi.
    “AKP’Lİ GRUBA TEPKİ GÖSTERMİŞTİK, SONRASINDA İŞARETLEME OLDU”
    HDP eski ilçe yöneticisi olan Hüseyin Akgül mahallede Maraş’lı ve Alevi yurttaşların yaşadığını belirterek, “Bu hedef göstermektir. Biz bir toplumuz ve bunu görmek kabul etmek istemiyorlar. Bu ülkenin Alevileri bunu yıllarca yaşadı. Bizi korkutmaya çalışıyorlar. 10 gün önce AKP’li bir grup mahallede broşür dağıtarak oy istemeye geldi. ‘Bizim AKP’ye verecek oyumuz yok’ dedik. Bu bizim en doğal talebimizdir. Orada buna tepki göstermiştik ve sonrasında da bu olay oldu. Oysa bizim kimseyle alıp veremediğimiz yok. Biz buradayız ve korkmuyoruz” dedi.
    “GEREKEN NE VARSA YAPILSIN”
    HDP Milletvekili Murat Çepni ise olayın faillerinin biran önce bulunması gerektiğini kaydetti. Çepni, “Biran önce yapılması gereken ne varsa yapılsın. Eğer yapmazlarsa bu konuyu geçiştirirlerse kendileri de bu provokasyonun parçası olacaktır” diye konuştu.
    PİRHA/İZMİR
  • Gülcan Akın: Demir işini yaptığım için toplumsal baskıya maruz kaldım- VİDEO

    Gülcan Akın: Demir işini yaptığım için toplumsal baskıya maruz kaldım- VİDEO

    PİRHA – Demirci Kawa efsanesiyle başlayan serüven İzmir’de ‘Akın Ferforge’de can buldu. İlk olarak soba bileziği yaptı, sonra kaynak ve o çok korktuğu spirallemeyi öğrendi. Hayalleri sanat atölyesi açmak olan Akın çifti, bir taraftan demir işi yapıp geçimini sağlarken diğer taraftan atölye için demirden iki-üç boyutlu çalışmalar yapmaya başlamış. 

    37 yaşındaki Gülcan Akın Felekoğlu, Erzurum Hınıs doğumlu. 25 yaşında köyüne gittiğinde evlenen Akın’nın, Demirci Kawa efsanesiyle başlayan ve köyde evlendiği kişinin demir işiyle uğraşması demircilik serüveninin başlamasına sebep olmuş.

    Muş Varto’da evlenen Gülcan Akın Felekoğlu, şimdi İzmir Karşıya’da oturuyor. Asıl mesleği stilistlik olan Akın, Yamanlar Mahallesi’nde eşiyle birlikte demircilik işiyle uğraşıyor. Evlendikten iki ay sonra eşinin yanında işe başlayan Akın, ilçede bir çok kişinin ‘sen burada ne yapıyorsun, bu erkek işidir’ gibi söylemlerine maruz kalsa da pes etmeden demircilik işine devam etmiş.

    Pes etmeden devam ettiği demircilik işinde eşiyle birlikte sanat atölyesi açma gibi bir de hayalleri var. İki, üç boyutlu çalışmalarına başlayan çift, sevgiyle demire vuruyorlar. Akın, ‘ O çekiç örsün üzerine her değdiğinde bir duygunun daha yenildiğini hissediyorum’ diyerek de toplumun ön yargılarının kırılması gerektiğini söylüyor.

    İLK OLARAK SOBA BİLEZİĞİ YAPTI

    ‘Akın Ferferge’ tabelasının önüne gittiğimizde içeriden başında yazması, elinde eldiven, önünde o çok yakışan önlüğü ve güler yüzlülüğüyle Gülcan Akın Felekoğlu bizi karşılıyor.

    Çayları yudumlarken bir taraftan yaptığı işi bize anlatmaya başlıyor. Heyecanla dinlediğimiz Gülcan Akın Felekoğlu’nu işinin başına geçerken görüntülüyoruz. Hem işini yapıyor hem de yaptığı işi bir kez daha anlatıyor.

    İlk 13 yaşında Demirci Kawa efsanesini okuyarak başladığını söyleyen Akın, “Demirin başlangıcı benim için Demirci Kawa. Onu okurken büyülendiğim, vay be böyle bir adam olmalı dediğim” ifadesini kullanıyor.

    Akın, eşiyle tanıştığında demirci olmasını ise, “Demirci olması benim için, vay demirci miymiş, bu güzel…” diye anlatıyor. Akın, demirci insanın şefkatli olduğunu belirterek, “Çünkü demirle çalışıyordur, sert bir malzemeyle çalışıyordur. Vücudunda insana ait olan bütün sert duyguları ona aksediyordur” diyor.

    Akın, evlendikten sonra evde oturmanın kendisine göre olmadığını düşünerek, iki ay sonra eşinin yanında işe başladığını kaydediyor ve ilk demir işinde soba bileziği yaptığını ve 50 TL kazandığını söylüyor.

    “TOPLUMSAL BASKIYA MARUZ KALDIM”

    Varto’da bu işi yaparken toplumsal baskıya maruz kaldığını, özellikle kadınlardan destek beklerken tepki aldığını belirtiyor Gülcan Akın.  ‘Kadının burada ne işi var – Neden buradasın, burası erkeklerle dolu’ gibi söylemlere maruz kaldığını belirten Akın, “Bana göre nefes alabildiğin her yerde insansın sadece, cinsiyet farkının olmaması gerektiğini düşünüyorum” diyor.

    Eşinden destek gördüğünün altını çizen Gülcan Akın, eşiyle ütopyalarını birleştirerek sanat atölyesi tarzında demire dönük iki boyutlu ve üç boyutlu çalışmalar yapmak istediklerini ve bunun çalışmalarına başladıklarını belirtiyor.

    Ekonomik olarak durumun çok iyi olmadığını söylüyor Akın, fakat işi severek yaptığı için ve hayallerini gerçekleştireceği için mutlu olduğunu belirtiyor.

    “EN ÇOK SPİRAL MAKİNESİ BENİ ZORLAMIŞTI”

    İşe ilk başladığında çok zorlandığını söylüyor Akın ve o süreci şöyle anlatıyor:

    “İlk başladığım zamanlarda gerçekten zorlanıyordum. Özellikle spiral makinasını elime aldığımda onunla beraber yere doğru eğilerek çalışmak zorundasın. Ağırlığı ile seni yere çekiyor zaten, korkunç bir makine, elinde patlayabilir, yüzünün yarısını götürebilecek bir potansiyeli var. Bunları bildiğin için korkuyorsun ama korkarsan bunların olmayacağını da biliyorsun. O korkunun üzerine gidilmesi gerektiğini öğrendim bu işte. Çalışırken tek zorlandığım makine o dur, onun dışındaki bütün makinaları çalışırken demirin şekil aldığını hissediyorum ve bu bana acayip haz veriyor.”

    “KAYNAK DİKİŞ GİBİDİR”

    Akın, yaptıkları modellerin ilk aşamasının çizim olduğunu söylüyor. Yapılan çizime göre ölçeklendirildiğini ve ona göre demirin kesildiğini belirten Akın, kesilen demire şekil vermeye çalıştıklarını ve demirin şekil alması için ısıtılması gerektiğini söylüyor.

    Gülcan Akın, yapılan bütün aşamalardan sonra kaynak yapıldığını belirtiyor ve yapılan kaynağı dikişe benzetiyor. Akın, yaptığı özgün çalışmaları boyamadığını ve sergide insanların demirin bu hale gelmelerini görmesini istediğini belirtiyor.

    İzmir’de bu işi yapan tek demirci olduklarının altını çiziyor Akın. Bu işi tek başlarına yapmak Akın çiftine ayrıca biz haz veriyor. Demir işinin fabrikasyon olduğunu bunu yapan demircilerin çok olduğunu ancak kendilerinin sanat icra ettiklerini, demiri dantel gibi işlediklerini belirtiyor.

    “ÇEKİÇ ÖRSE HER DEĞDİĞİNDE BİR DUYGU DAHA YENİLİYOR”

    Gülcan Akın, kadınların, dokunduğu her işi değiştirdiğini belirtiyor ve neden kadınların her alanda olması gerektiğini şöyle açıklıyor:

    “Kadın dokunduğunda değişiyor. Çünkü kadın hayatı işler gibi işliyor. Varsayalım kadın tarlaya gitti, kadının topladığı ot bile değişir. Çünkü ona kadının duygusu dahil olur. Ben eşime defalarca kapı söktürdüm, akım doğru gitmemiş diye. Eğer toplum bizden korkmayı bırakıp bizimle beraber yürümeye başlasa hayat onlar için çok güzel geçecek çünkü kadınlardan korkmalarına gerek yok. Kadın onlara eşlik eden hayatın dengesi, doğa gibi düşünelim. Hayatı dengede beraber yaşamayı öğrenmediğimiz sürece sadece kıyım yapabiliriz. Ben bu kıyımın, toplumun bu sert bakışının insanların ön yargısına biraz da örsün üzerine çekici vuruyorum. O çekiç örsün üzerine her değdiğinde bir duygunun daha yenildiğini hissediyorum. Müzik dinler gibi, hayatı işler gibi… O yüzden demire devam edeceğim. Hayatımda hep olacak, bir kadında bunu yapacak. Yurt dışında bu işi yapan kadınlar var. Onlarla da görüşüyorum.”

    “BENİM İLK KIVILCIMIM İNANIŞIM”

    Sanat atölyesi için yaptığı çalışmaların ise simgesel olduğunun altını çiziyor Gülcan Akın ve ekliyor, “Benim ilk kıvılcımım inanışım zaten” diyor.

    Akın, Alevi inancının kendisinde yarattığı etkiyi ise şöyle anlatıyor:

    “Biz daha çok hayatın içinde tarihe yansımış, diyelim ki Anka Kuşu bize neyi hatırlatıyor? Aleviliğin ateşi gibi düşünün. Turna Kuşu yapmak istiyorum çünkü bizde simgedir. Alevilik inancında tabiatın içinde akmak vardır. Tabiata zarar vermeden, tabiatın verdiği yöne doğru gitmek, sen yön çizmezsin tabiat sana yön verir. O yüzden tarihten bugüne kendi inancımızın da getirdiği güzellikle tabiatın içinde yön almak, onun gibi yaşamak, Alevi olarak devam etmek. Benim ilk kıvılcımım inanışım zaten. Çünkü tabiata olan aşkı görüyorum kendi inancımda. Tabiata olan saygıyı görüyorum. İşlerken de tabiatın madenini işliyorum ve tabiat figürleri vermeye çalışıyorum.”

    Ersin ÖZGÜL- Semra ACAR / İZMİR