Etiket: yardım

  • Dersim’in Tavukî köylüleri kültür evi yapıyor: Kamuoyundan destek bekliyoruz-VİDEO

    Dersim’in Tavukî köylüleri kültür evi yapıyor: Kamuoyundan destek bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Tavukî  (Kardelen) köyündeki yurttaşlar, 2024 yılının Haziran ayında kültür evi yapımına başladı ancak inşaatı tamamlamak için kamuoyundan destek bekliyor. Kültür evinin köylüler arasında sürekli konuşulan ve bir eksiklik olarak hissedilen bir ihtiyaç olduğunu belirten Tavuki köyü Muhtarı Burhan Yıldız, “İnşaatımız şu anda yarım kalmış durumda o yüzden iş insanları ve sanatçılardan duyarlı olup bize hem maddi hem de manevi olarak destek olmalarını bekliyoruz” dedi.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Tavukî (Kardelen) köyündeki yurttaşlar, 2024 yılının Haziran ayında kültür evi yapımına başladı. Köylüler kendi çabalarıyla kültür evinin kaba inşaatının bir kısmını bitirdi ancak geri kalan kısmını da tamamlamak için kamuoyundan destek bekliyor.

    Tavukî köyü muhtarı Burhan Yıldız, kültür evinin yapılma nedenlerini ve taleplerini PİRHA’ya anlattı.

    “KÖYLÜLERİMİZİN DESTEĞİYLE KABA İNŞAATIN BİR KISMINI BİTİRDİK”

    Kültür evinin köylüler arasında sürekli konuşulan ve bir eksiklik olarak hissedilen bir ihtiyaç olduğunu belirten Burhan Yıldız, “Son zamanlarda köylüler tarafından ortak kullanım alanının yokluğu daha fazla dillendirilmeye başlandı. Bu konuda çözüm üretmek istedik ve hem Türkiye hem de yurtdışında bulunan köylülerimizle fikir alışverişinde bulunduk. Kültür evinin yapılması hem ihtiyacın karşılanması hem de bizden sonra gelecek insanların da kullanabileceği bir alanı yaratmak için böyle bir adım attık. Kültür evinin yapımına 2024 yılının Haziran ayında başladık. Köylülerimizin verdikleri desteklerle kaba inşaatın bir kısmını bitirdik. Köyümüzde cenaze ve düğün yemekleri ile dışarıdan gelen misafirlerimizi ağırlayacağımız misafirhanemizin olacağı bir imkân yaratmak istedik” dedi.

    “KÜLTÜR EVİYLE BİRLİKTE KAYBOLAN DEĞERLERİ YENİDEN CANLANDIRMAK İSTİYORUZ”

    Kültür evi yapmalarının bir başka amacının da insanların arasındaki iletişim kopukluğunu ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Burhan Yıldız, “Kültür evini yaparken sadece özel günlerde kullanmak yerine yılın belli dönemlerinde burada gelenekselleşen festival gibi kültürel faaliyetleri de hayata geçirmek istiyoruz. İnsanlar arasında iletişim kopukluğu, kendi değerlerinden uzaklaşma ve kendi tarihine yabancılaşma söz konusu. Biz de kültür evini yaparken kaybolan değerleri tekrar canlandırmak için sembolik bir yapı haline getirmeyi düşünüyoruz” diye belirtti.

    “İŞ İNSANLARI VE SANATÇILARDAN DESTEK BEKLİYORUZ”

    Kültür evinin yapımının bitmesi için iş insanları ve sanatçılardan destek beklediklerini vurgulayan Yıldız, “Yapılacak kültür evi sadece Tavukî  köyünün faydasına olmayacak. Bize yakın birçok köyde kültür evinden faydalanabilir. İnşallah yaptığımız kültür evi her köye örnek olur ve zaman içerisinde yaygınlaşır. Tabi ki diğer köylerinde böyle bir düşüncesi olursa biz de imkânlarımız dahilinde onlara destek oluruz. İnşaatımız şu anda yarım kalmış durumda o yüzden iş insanları ve sanatçılardan duyarlı olup bize hem maddi hem de manevi olarak destek olmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • SMA’lı Ali Bıçkıcı’nın ailesi, kampanyayı Dersim’e taşıdı: Desteğe ihtiyacımız var-VİDEO

    SMA’lı Ali Bıçkıcı’nın ailesi, kampanyayı Dersim’e taşıdı: Desteğe ihtiyacımız var-VİDEO

    PİRHA-SMA’lı Ali Bıçkıcı’nın ailesi, çocuklarının tedavisi için başlatılan kampanyayı Dersim’e taşıdı. Maraş’ta çocuğunun sesini duyuramadığı için 1 haftadır Dersim’e geldiklerini söyleyen anne Elif Nur Bıçkıcı, “25 aylık evladım gün geçtikçe gözümün önünde eriyip gidiyor. Ben parasızlık yüzünden evladımı toprağa vermek istemiyorum. Aylardır yüreği yanan bir anneyim, herkesin maddi ve manevi desteğine ihtiyacımız var” dedi.

    Ölümcül kas hastalığı olan SMA’lı 1,5 yaşındaki Ali Bıçkıcı tedavi olmayı bekliyor. Henüz 1 aylıkken SMA Tip 1 kas hastası olduğu öğrenilen Ali bebek için başlatılan kampanya 19 aydır sürüyor.

    Maraş Pazarcık’ın Tetirlik köyünden Elif Nur Bıçkıcı, henüz 18 yaşında bir anne ve çocuğunu yaşatmak için mücadele ediyor. 6 Şubat Maraş depreminde evleri hasar gören ve her şeylerini kaybeden Elif Nur Bıçkıcı, evladı Ali’yi kaybetmek istemiyor ve yurt dışında üretilen Zolgensma ilacıyla gen tedavisi için gerekli olan paranın toplanması için dayanışma bekliyor.

    SMA’lı Ali Bıçkıcı’nın ailesi, çocuklarının tedavisi için başlatılan kampanyayı Dersim’e taşıdı.

    “PARASIZLIK YÜZÜNDEN EVLADIMI TOPRAĞA VERMEK İSTEMİYORUM”

    Maraş’ta çocuğunun sesini duyuramadığı için 1 haftadır Dersim’e geldiklerini söyleyen anne Elif Nur Bıçkıcı, “Dersim’de evladımın sesini duyurmaya çalışıyorum. 19 aydır devam eden kampanyamız şuanda 11’de. 25 aylık evladım gün geçtikçe gözümün önünde eriyip gidiyor. Ben parasızlık yüzünden evladımı toprağa vermek istemiyorum. Aylardır yüreği yanan bir anneyim, herkesin maddi ve manevi desteğine ihtiyacımız var. Lütfen desteklerinizi esirgemeyin” dedi.

    Ali Bıçkıcı’ya yardım edebilecekler için bilgiler şu şekilde:

    Ali Bıçkıcı
    SMA Tıp 1 • Valilik İzinli
    TR91 0001 0090 1050 9507 7050 01
    Alıcı: Elif Nur Bıçkıcı • Ziraat B.
    ‌Faaliyet No: 23-812 / Elif Nur Bıçkıcı

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Ovacık’ta 4 cemevi yardımı kabul etti; ‘Cemevi Başkanlığı hoca gönderirse müsade etmeyiz!’

    Ovacık’ta 4 cemevi yardımı kabul etti; ‘Cemevi Başkanlığı hoca gönderirse müsade etmeyiz!’

    PİRHA-Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Tunceli Valiliği’nin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında Dersim’de 16 tane cemevine yardım yapıldığı açıklandı. Yardımın yapıldığı Ovacık’taki cemevlerinden olan Tatuşağı Köyü Cemevi, Koyungölü Cemevi ve Yeşilyazı Cemevi’nin yöneticileri “Devlet camilere yardım yapıyorsa cemevlerine de yardım yapmalı” görüşünü savunuyor. Bu görüş Alevi toplumunda kabul edilmese de bazı cemevleri yöneticileri yardımlara ‘hayır’ demiyor. 

    AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uygulamaları tepki çekmeye devam ediyor.

    Türkiye genelinde örgütlü cemevlerinin çoğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na mesafeli dururken, yardınlarını reddederken, bazı bağımsız ve örgütlü cemevlerinin yardımları kabul ettikleri ortaya çıktı.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Tunceli Valiliği’nin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında toplamda 8.704.266.00 TL harcanarak Geyiksuyu Cem ve Kültür Evi ve Burmageçit Köyü Cemevi, Kırklar Cemevi, San Saltık Türbesi Cemevi, Elmalık Mahallesi Cemevi, Şeyh Çoban Baba Cemevi, Kıl köyü Düzgünbaba Cemevi, Seyyid Derviş Abbas Dergahı Cemevi, Yeniköy Cemevi, Büklü Dede Cemevi, Pindigeli İmam Hüseyin Dede Cemevi, Derviş Gülabi Cemevi, Elgazi Köyü Cemevi, Yeşilyazı Köyü Cemevi, Tatuşağı Köyü Cemevi ve Koyungölü Köyü Cemevi’nin talepleri karşılandığı iddia edildi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yardımda bulunduğunu açıkladığı Tatuşağı Köyü Cemevi Başkanı Sabri Aksu’ya, Koyungölü Cemevi Başkanı İmam İnal’a ve Yeşilyazı köyü Muhtarı Kurtuluş Demirdöğen’e yardımları neden kabul ettiklerini sorduk.

    Alevi federasyonların ve konfederasyonların Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan masa, sandalye, parke taşı gibi yardımlar alınmaması için çağrılar yapsa da kırsalda birçok cemevi bu çağrılara uymayarak yardımları kabul ediyor.

    “DEVLET, CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK KABUL ETMESİ GEREKİYOR”

    Tatuşağı Köyü Cemevi Başkanı Sabri Aksu, “Parke taşlarını, 100 metre sundurma ve cemevinin etrafındaki taş örme işini yaptılar. 10 tane masa, 100 tane sandalye ve morg verdiler, bizden herhangi bir şey istemediler. Hepimiz bu devlette yaşayıp vergi veriyoruz, devletin de cemevlerine ufak tefek yardım etmesi gibi doğal bir şey yok. Yardımı kabul etmeyen olabilir, zorunlu bir şey değil sonuçta. Ama biz yardım ettiler diye cemevlerini onların istediği gibi kullanacak halimiz olmaz tabi ki. Cami nasıl ibadethane olarak kabul ediliyorsa devletin cemevlerini de ibadethane olarak kabul etmesi gerekiyor” diye belirtti.

    “DEVLETTEN HİÇBİR YARDIM ALMAMAK ÜZERİNE TOPLANTI YAPTIK”

    Tunceli Valiliği’ne 6 ay önce cemevlerinin morg ihtiyacını ilettiklerini ancak halen taleplerinin karşılanmadığını ifade eden Koyungölü Cemevi Başkanı İmam İnal, “Biz bu sene Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ya da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlanmayı düşündük ama daha sonra bağımsız kalma düşüncesi ortaya çıktı. Cemevi yöneticileri ve üyeleriyle bir araya gelip yaptığımız toplantıda devletten cemevine ilişkin hiçbir yardım alınmaması üzerine konuştuk. Çünkü bugün devlet yardım ettiği zaman ileride Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanacaksınız derler denildi. Temmuz ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan gelen müsteşar Ovacık’ta cemevlerinin başkanlarıyla cemevlerinin taleplerini görüşmek için toplantı yaptı ancak biz gitmedik” dedi.

    “CEMEVİMİZE HOCA GÖNDERİRLERSE BİZ ONA MÜSADE ETMEYİZ”

    Yeşilyazı Köyü Muhtarı Kurtuluş Demirdöğen ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bizim köyümüzdeki cemevi inşaat halinde olduğu için fayans, kapı, boyama, mutfak dolapları gibi birçok eksiğimizi giderdiler. Bu ülkede biz de yaşıyoruz, camilere ödenek ayrılıyor, o yüzden cemevlerine de yardım yapılması gerekiyor. Köyde, şimdi cemevine yardım ediyorlar ama daha sonra cemevimize hoca gönderirler diye bir tartışma yaşandı ama biz ona müsaade etmeyiz dedik. Ancak bizim kendi dedelerimize maaş verilirse biz onu kabul ederiz ama onun dışında cemevimize önerecekleri dedeyi veya hocayı kabul etmeyiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Başkanı: Cemevi Başkanlığı sadece cemevimiz için garaj yaptı

    Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Başkanı: Cemevi Başkanlığı sadece cemevimiz için garaj yaptı

    PİRHA-Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Tunceli Valiliği’nin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında Dersim’de 16 tane cemevine yardım yapıldığı açıklandı. Yardımın yapıldığı cemevlerinden birisi olan Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi. Derneğin Başkanı Yaşar Seyrek, “Garaj, parke taşı, kurban yeri, semah yeri ve duvar yapılacaktı. Bu hizmetler yapılırsa bizim için yeterlidir. Cemevleri ibadet yeridir, herkes yardım edebilir. Cemevimize yapılan yardımların asimilasyonla bir ilgisi yok” dedi.

    AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uygulamaları tepki çekmeye devam ediyor.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Tunceli Valiliği’nin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında toplamda 8.704.266.00 TL harcanarak Geyiksuyu Cem ve Kültür Evi ve Burmageçit Köyü Cemevi, Kırklar Cemevi, San Saltık Türbesi Cemevi, Elmalık Mahallesi Cemevi, Şeyh Çoban Baba Cemevi, Kıl köyü Düzgünbaba Cemevi, Seyyid Derviş Abbas Dergahı Cemevi, Yeniköy Cemevi, Büklü Dede Cemevi, Pindigeli İmam Hüseyin Dede Cemevi, Derviş Gülabi Cemevi, Elgazi Köyü Cemevi, Yeşilyazı Köyü Cemevi, Tatuşağı Köyü Cemevi ve Koyungölü Köyü Cemevi’nin talepleri karşılandığı iddia edildi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yardımda bulunduğunu açıkladığı Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Derneği Başkanı Yaşar Seyrek ile konuştuk.

    “CEMEVİMİZE YAPILAN YARDIMLARIN ASİMİLASYONLA BİR İLGİSİ YOK” İDDİASI

    Cemevlerine yapılan yardımların yarıda kaldığı için Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan yardım istediklerini söyleyen Yaşar Seyrek, “Şimdilik sadece cemevimiz için garaj yapıldı. Bize söylenen garaj, parke taşı, kurban yeri, semah yeri ve duvar yapılacaktı. Bu hizmetler yapılırsa bizim için yeterlidir. Bizim bunlara gücümüz yetmediği için yardım istedik” dedi.

    Eski Nazımiye Belediye Başkanı Cafer Kırmızıçiçek’ten yardım istediklerini ancak kendilerine yardımcı olmadığını belirten Seyrek, şunları kaydetti:

    “Cemevimizi 2022 ve 2024 yılında ziyaret ettiler. Bu yıl Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda uzman olarak görev yapan Ceren Arslan Özüdoğru geldi. Bir ihtiyacınız var mı diye soruyorlar. Biz de ihtiyaçlarımızı kendilerine söylüyoruz, onlar da yapıyor. Cemevleri ibadet yeridir, herkes yardım edebilir. Cemevimize yapılan yardımların asimilasyonla bir ilgisi yok. Vatandaşlarımız rahat etsin diye yardım talep ettik.”

    PİRHA/DERSİM

  • Anne ve 2 engelli çocuğu 5 bin TL ile yaşıyor! ‘Bir ev istiyoruz, sesimizi duyun’ -VİDEO

    Anne ve 2 engelli çocuğu 5 bin TL ile yaşıyor! ‘Bir ev istiyoruz, sesimizi duyun’ -VİDEO

    PİRHA- Tokat’ın Cihet köyünde iki engelli çocuğuyla sokaklarda yaşam mücadelesi veren ve kendisi de engelli olan Gülizar Bayram, çocuklarıyla güvende olabileceği bir ortam istiyor. Yetkililere seslenen Bayram, “Çocuklarımla huzurla yaşayabileceğimiz bir ev istiyorum, yetkililerin sesimizi duymasını istiyorum” dedi.

    Türkiye’deki derin yoksulluk her geçen gün artarken, yoksulluktan en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor.

    Onlardan biri olan engelli Gülizar Bayram, Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Cihet köyünde yaşam mücadelesi veriyor.

    Eşini birkaç yıl önce kaybeden Bayram, iki engelli çocuğuna tek başına bakmaya çalışıyor. Başlarını sokacak bir evin dahi olmadığını söyleyen Gülizar Bayram, “Eşimi kaybettikten sonra geçinmekte zorlanır olduk. İki engelli çocuğum var, onlara bakmak durumundayım. 2 ayda bir aldığım 5 bin TL engelli maaşı yeterli olmuyor. Başımızı sokacak, huzurla oturacak bir ev istiyoruz. Yetkililerden bize destek olmalarını istiyorum” diye konuştu.

    Anne ve iki çocuğuna ev alınması için Valilik onayıyla kampanya başlatılırken, yardım edebilecekler için şu bilgiler paylaşıldı:

    “İban numarası: 670001000538492538355005
    MEHMET BAYRAM ZİRAAT BANKASI ALMUS ŞUBE”

    PİRHA/TOKAT

     

     

     

     

  • Yangında 30 hayvanı yanarak ölen Barış Demir’den dayanışma çağrısı-VİDEO

    Yangında 30 hayvanı yanarak ölen Barış Demir’den dayanışma çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Aktuluk Mahallesi Sorhum Mezrası’nda 11 Ağustos’ta çıkan yangında 30 hayvanı ölen Barış Demir, “Ahırda 30 tane hayvanım ve samanım vardı ama hepsi yandı, kül oldu. Yardım edebilecek kişilerden ahırımın yeniden inşası ve saman, yem konusunda destek olmalarını istiyorum” dedi.

    Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi Sorhum Mezrası’nda 11 Ağustos’ta çıkan yangında Barış Demir isimli yurttaşın 30 hayvanı öldü.

    “3O TANE HAYVANIM YANDI, KÜL OLDU”

    Yangının nasıl çıktığını bilmediğini söyleyen Barış Demir, “Köyümüzde yabancı kimse yok herkes birbirinin akrabası. Olayı fark ettiğimizde ahır yanmıştı, söndürmeye çalıştık ama elimizden hiçbir şey gelmedi. Ahırda 30 tane hayvanım ve samanım vardı ama hepsi yandı, kül oldu. Yangınla ilgili soruşturma devam ediyor. Ben geçimimi hayvancılıkla sağlıyorum. Emeğimizin ve hayvanlarımızın yok olması bize acı veriyor. Herkes ekonomik olarak sıkıntılı bir süreçte ancak iş insanları ve yardım edebilecek kişilerden en azından ahırımın yeniden inşası ve saman, yem konusunda destek olmalarını istiyorum” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  •  Alirıza Özdemir’den skandal gerekçe: Alevilerde bu işi bilen insan yok! Postnişin Eriş tepkili-VİDEO

     Alirıza Özdemir’den skandal gerekçe: Alevilerde bu işi bilen insan yok! Postnişin Eriş tepkili-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı’nın Postnişini Hüseyin Eriş, dergah içerisindeki cemevi ve aşevinin bulunduğu yerin tapusunu Kültür ve Turizm Bakanlığın’dan almaya çalıştıklarını söyledi. Alirıza Özdemir’in Abdal Musa törenlerini kendilerinin yapması dayatmasına karşı çıktıklarını kaydeden Eriş, Alevi Ansiklopedisini ilahiyatçıların hazırlamasına itiraz ettiğini, Alirıza Özdemir’in ise ‘Biz Alevilerde bu işi çok bilen insan yok’ dediğini aktardı. 

    Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve yaşatma Derneği yönetimi, Abdal Musa Türbesi içerisinde bulunan antik tiyatro, yemekhane gibi yerlerin tadilatı, bakımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ayrılan 12 milyon TL bütçeye ve dergâh içerinde bulunan arsanın kendilerine tahsisine ilişkin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na giderek Alirıza Özdemir’’le görüşmüştü.
    Dergâh içerinde bulunan alanı yerinde incelemek için mart ayı içerisinde Alirıza Özdemir de Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret etmişti.

    Söz konusu ziyaretle ilgili Abdal Musa Dergahı Postnişini aynı zamanda Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Eriş, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    ABDAL MUSA DERGAHI’NIN CEMEVİ VE AŞEVİNİN TAPUSUNU KÜLTÜR BAKANLIĞI’NDAN ALMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Abdal Musa Dergâhı içerisinde bulunan cemevi ve aşevinin bulunduğu yerin tapusunun dernek üzerinde olduğunu, bir önceki dernek yönetimi tarafından tapusunun Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verildiğini belirten Hüseyin Eriş, “Dernek buranın tapusunu Kültür Bakanlığı’na verdi. Kültür Bakanlığı tarafından buraya kültür binası cemevi ve aşevi yapıldı. Dolayısıyla buranın tapusu şu anda Kültür Bakanlığı’nda” dedi.

    40 YILDIR ABDAL MUSA TÖRENLERİNİ BİZ YAPIYORUZ, KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BIRAKMAYIZ”

    Buranın tekrar Kültür Bakanlığı’ndan dernek yönetimine devredilmesi talepleri olduğunu belirten Eriş, “Bunun için Alirıza Özdemir’in yanına yaklaşık 3 ay önce gittik, konuştuk. Alirıza Özdemir ‘orada törenleri biz yapacağız’ dedi. ‘Bir dakika hangi törenleri’ dedim. ‘Abdal Musa Törenlerini’ dedi. 40 yıldır Abdal Musa Törenlerini dernek başta olmak biz köylüler ve Anadolu’da Abdal Musa’yı seven insanlar yapıyor diye belirttim” dedi.

    Yapılan Abdal Musa Törenlerinde Kültür Bakanlığı’nın sadece afişlerde logosunun olduğunu belirten Eriş, “Afişlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla deriz. Kültür Bakanlığı her yıl yapılan törenlere 3-5 kuruş verirse verir vermese de çok da önemli değil. Biz böyle bir şeyi kabul etmeyiz. Böyle bir şey de söz konusu olmaz, dedim” ifadelerini kullandı.

    ALEVİLERİN CEMEVLERİNİ TANIMIYORSUN, ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI KURUYORSUN”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasını Alevi toplumunun kabul etmediğini, samimi bulmadığını şüphe ile baktığını Alirıza Özdemir’e ifade ettiğini belirten Eriş, şunları ifade etti:

    “Her şeyden önce cemevleri ibadethane olarak kabul edilmezken, zorunlu dersleri AİHM’de beklerken Cemevi Başkanlığı diye bir başkanlık kuruyorsunuz. Bu eşyanın doğasına ters. Gerçekten ben bunu anlamakta zorlanıyorum.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA KATILMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Bu şartlarda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na katılmamız mümkün değil. Ali Arif Özdemir de zamanında gelmişti. ‘Bize katılın “Kırklar Meclisinde” sizde olun demişti. O zaman da söyledim, biz bunu bu şekilde kabul etmemiz mümkün değil.

    Alirıza Özdemir geldi, ziyaretlerini yaptılar. Antalya çevresinden belli canları da çağırdık sohbet ettik. Söyledikleri şu: Biz sizin, erkanınıza, yolunuza, törenlerinize karışmayız. Törenleri kendiniz yaparsınız. Ekonomik anlamda bize görev düşerse size yardımcı oluruz. Ayrıca, bize dönük talep olursa elimizden geldiği kadar cemevlerinin masraflarını, elektriğini suyunu karşılamaya da hazırız dediler.”

    “ALEVİ ANSİKLOPEDİSİNİ İLAHİYATÇILARIN HAZIRLAMASI SAMİMİ BİR YAKLAŞIM DEĞİL”

    Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni ilahiyatçıların yazmasının kabul edilemeyeceğini belirten Hüseyin Eriş, “İlahiyatçılar mı bizim ansiklopedimizi yazacak? Bu bize hoş gelmiyor. Nereden bakarsak bakalım, nereden tutarsak tutalım samimi gelmiyor. Dolayısıyla bizim bunları kabul etmemiz söz konusu olamaz” dedi.

    Aleviliğin binlerce yıllık geleneğinde birçok terimin mevcut olduğunu belirten Abdal Musa Dergahı Postnişini Hüseyin Eriş, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Erkanımızda, Yolumuzda birçok terim, birçok sürek var. Her bölgenin kendine has ritüelleri var, semahları var. Bunları nasıl çözeceğiz? Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, ‘ben de Alevi çocuğuyum, ben de inancımdan hiç taviz vermedim, onlarca kitap yazdım, Aleviliği en iyi ben bilirim’ diyor. Mademki oturduk burada can cana sohbet ediyoruz. Ben de bu ilahiyatçılar Alevi Ansiklopedisi’nin hazırlanmasında ne karar içinde olacaklar?’ diye sordum. Alirıza Özdemir, ‘biz Alevilerde bu işi çok bilen insan yok’ dedi. Ben de ‘Olur mu öyle? Bizim edebiyatçılarımız, tarihçilerimiz, hukukçularımız yok mu? Biz Aleviler sizden daha önce başladık okumaya’ dedim. Bizim her şeyimiz var. Biz burada biraz samimiyetsizlik görüyoruz. Bu iş yürümez.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Adıyaman’da evi ağır hasarlı olan aileye bir yıldır konteyner bile verilmedi-VİDEO

    Adıyaman’da evi ağır hasarlı olan aileye bir yıldır konteyner bile verilmedi-VİDEO

    PİRHA6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Adıyaman’da kendi imkanlarıyla yaptığı çadırda ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet Ali Sancak adlı yurttaş, hala kendilerine konteyner verilmediğini söyledi. Bel fıtığı olduğu için çalışamayan Sancak, yetkililerden kendilerine yardım edilmesini, ev yapılmasını istedi. 

     

    Adıyaman’ın Yaylakonak (Balyan) Beldesine bağlı Çimenke Köyü’nde yaşayan Mehmet Ali Sancak adlı yurttaş, depremden bu yana kendi imkanlarıyla yaptığı 2.5 metrekarelik bir çadırda yaşamak zorunda kalıyor.

    AFAD’a dilekçe başvurusunda bulunmasına rağmen kendisine konteyner çıkmayan Sancak, yetkililerden kendilerine ev yapılmasını istiyor. Depremden dolayı evine ağır hasar verilen ilk eşinden resmi evli olduğu tespit edilen, ikinci evliliğinden dört çocuğu olan, bundan dolayı kendisine konteyner verilmediğini ifade eden Sancak, çocuklarıyla naylon çadırda yaşamak zorunda kaldığını belirtti.

    “BİR AN ÖNCE EV YAPILMALI”

    Çocuklarıyla birlikte altı kişinin kaldığı çadır hem sıcak havaya hem de soğuk havaya elverişli değil. Maddi durumu olmadığı için deprem dolayısıyla kendisine verilen parayla da çocuklarının ihtiyacını karşılamak zorunda kalan Sancak, bir an önce ev yapılmasını istedi.

    Depremin olduğu 6 Şubat günü kendi imkanlarıyla yaralı bir şekilde çıktığı enkazdan yardım alabilmek için şehir merkezinde açılan seyyar hastanede tedavi olduğunu, uzun süre kan kaybı yaşadığını belirterek, “Ev ağır hasarlı, mümkün değil içeri girmek. Ne banyo var, ne çadır var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yardım istiyoruz, ev istiyoruz” dedi.

     “BİZE YARDIM ETSİNLER, EVİMİZ YOK”

    16 yıldır Mehmet Ali Sancakla evli olan Fatma Çakmak da, kendi adıyla AFAD’a konteyner talebinde bulunmasına rağmen hala bir sonucun gelmediğini dile getirdi. Çakmak, altı kişi çadırda kaldıklarını, çocuklarını aynı çadırda yıkadığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Çadırdayız bir iş yapamıyoruz, altı çocukla birlikte kalıyoruz, bir sobanın üstünde ihtiyaçlarımı karşılıyorum. Sobayla yemek yapıyorum, suyu ısıtıp çocukların başını yıkıyorum. Güneş enerjisi de yok duş aldırayım. Bize yardım etsinler evimiz yok. AFAD’a gidip geliyoruz elimiz boş bir şekilde dönüyoruz. Param yok şehir merkezine gideyim. Deprem için verilen parayı da çocuklara defter kalem alıyoruz. Odunları eşim bel fıtığı olduğu için ben kesiyorum. Bize yardım etsinler zor durumdayız.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Aleviler, depremzede 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemesi gönderiyor

    Aleviler, depremzede 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemesi gönderiyor

    PİRHA-AABK ve ADFE ortaklığında yapılan projede 5000 öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemeleri ambalajlanıp deprem bölgelerine gönderilecek. 

    6 Şubat’ta meydana gelen, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan, milyonlarca insanı etkileyen depremin üzerinden aylar geçmesine karşın sorunlar devam ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortaklığında yapılan projede, 5 bin öğrenciye okul çantası ve kırtasiye malzemeleri ambalajlanıp deprem bölgelerine gönderilecek.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, sosyal medya hesabından projeye ilişkin şunları söyledi:

    “Deprem bölgelerine lokmalarımızla aralıksız destek olmaya devam ediyoruz. Aldığımız karar doğrultusunda 5000 öğrencimize (ilk, orta ve lise) sipariş verdiğimiz okul çantası ve bir öğrencinin A’dan Z’ye kadar ihtiyaç duyduğu kırtasiye malzemeleri elimize ulaştı. Okul çantası ve kırtasiye malzemelerinin ambalajlama işleri Bağcılar Alevi Toplumu Cemevimizde başladı. En kısa zaman içerisinde öğrencilerimize dağıtmaya başlayacağız. Emek ve desteklerinden dolayı Alevi Dernekleri Federasyonumuza ve Bağcılar Alevi Toplumu Cemevimize, sevgili başkanımız Zeynel Abidin Koç Dede nezdinde teşekkür ediyoruz. Lokmalarıyla desteklerini her daim sunan tüm Can’larımıza da çok teşekkür ediyoruz. Her zaman ve her yerde birbirimizin Hızır’ı olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Yüreğir Kaymakamı deprem paralarını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle tutuklandı-VİDEO

    Yüreğir Kaymakamı deprem paralarını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle tutuklandı-VİDEO

    PİRHA- Yüreğir İlçe Kaymakamı Mustafa Kılıç, deprem yardımlarını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle tutuklandı. 

    6 ve 20 Şubat’ta meydana gelen deprem felaketinin üzerinden aylar geçmiş olmasına karşın, yurttaşların sıkıntıları devam ederken, deprem sonrası toplanan yardımların ne kadar olduğu, nasıl ve nerelerde kullanıldığına dair sorular kamuoyu tarafından soruluyor.

    Tüm bu sorular cevaplarını beklerken, Diyarbakır Kayapınar eski Kaymakamı ve kayyumu olan Adana’nın Yüreğir ilçesi Kaymakamı Mustafa Kılıç hakkında depremzede için yardım parası toplayıp zimmetine geçirdiği iddiasıyla tutuklandı.

    Geçtiğimiz ay hakkında soruşturma açılan ve görevden alınarak Niğde vali yardımcılığına atanan Kılıç, dün Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. İfadesinin ardından Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Kılıç, tutuklandı.

    PİRHA/ADANA

     

  • Nurhak’a giden yardımlar valiliğin talimatıyla engellendi-VİDEO

    Nurhak’a giden yardımlar valiliğin talimatıyla engellendi-VİDEO

    PİRHA-Maraş’ın Nurhak ilçesinde konteyner kent kurulması için gelen yardımların Valilik talimatıyla bir süre engellendiğini söyleyen CHP Nurhak İlçe Başkanı Oruç Kömesöğütlü, “Valilik önce vinç talebimizi reddetti, ardından da kendi çabalarımızla getirttiğimiz vinci talimatla engelledi” dedi.

    Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin büyük bir yıkıma sebep olduğu Nurhak’ta halk, kendi çabalarıyla depremin yaralarını sarmaya çalışıyor. Ancak çevre belediyelerin yardım çalışmaları ve vatandaşın kendi çabasıyla yarattığı olanaklar Kahramanmaraş Valiliği tarafından engellemeyle karşı karşıya kaldı.

    VALİ COŞKUN: O KONTEYNERLAR NERDEN GELİYOR?

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Nurhak İlçe Başkanı Oruç Kömesöğütlü, çevre belediyelerden gelen konteynerların kurulması esnasında birçok engelleme ile boğuştuklarını anlattı. Muş Valiliğinden vinç talebinde bulunduğunda hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaştığını söyleyen İlçe Başkanı, şunları anlattı:

    “Nurhak’ta olağanüstü bir deprem yaşadık. Özellikle ikinci deprem bizi büyük ölçüde etkiledi. Buradaki vatandaşlarımız için barınma adına yer bulmaya çalıştık. Çevre belediyelerden gelen yardımlar bizi bir nebze de olsa rahatlattı ama AFAD’dan yeteri kadar çalışma göremedik. Gelen konteynerlar için vinç istedik valilikten fakat oyalandık. Vali yardımcısı ile telefonda görüştüğümde ‘Vinçle işimiz var’ dendi. Talebimi üstelediğimde telefonu Kahramanmaraş Valisi Ömer Faruk Coşkun’a verdi ve sayın Vali bana ‘Konteynerlar nereden geliyor? O belediye başkanına söyle bir de vinç göndersin’ dedi.”

    VALİNİN GÖZÜ YARDIM TIRINI GÖRMEK İSTEMEMİŞ!

    Konteyner kentin kurulması için kendi imkanlarıyla vinç bulup getirten Oruç Kömesöğütlü, bir engellemeyle daha karşılaştı. Vinç gelene kadar konteyner tırını beklettikleri alana polislerin geldiğini ve tırın çekilmesinin istendiğini aktaran Kömesöğütlü, “Emniyet amiri, bölgeye yardım için gelen tırın bulunduğu yerden çekilmesi gerektiğini, çadır kurmaya müsait bir alan olmamasına rağmen AFAD’ın çadır kuracağını söyledi. Amacınız ne diye üstelediğimde ise ‘Valinin gözü görmek istemiyormuş’ denildi bana. Bunun üzerine görünmeyen bir yere çektik. 1 gün sonra vinç geldi, polisler vincin ilerlemesini de engelledi. Valinin emri olmadan hareket etmesi yasakmış. Genel Başkan Yardımcımız Ali Öztunç’u aramamın üzerine yasaklamayı kaldırdılar” diye konuştu.

    “YARDIM TIRLARINI YETKİLİLERDEN KAÇIRMAK ZORUNDA KALDIK”

    Denizli Merkez Efendi Belediyesi çalışanı Sedat Kömürcüoğlu da Nurhak’a yardım tırı ulaştırmak istediklerinde engellemeler zinciriyle karşılaştıklarını dile getirdi. Jandarma noktalarında birçok kez önünün kesildiğini, valiliğin vinç vermediğini ve polisin kendilerini engellemeye çalıştığını söyleyen Kömürcüoğlu şunları söyledi:

    “Belediye olarak Nurhak’ın Biçin Mahallesi’nde konteyner kent yapma projemiz vardı. Bunun için getirdiğimiz konteyner tırımız burada iki gün bekletildi. Tırdan konteynerlar indirilecek ama valiliğin elinde vinç olmasına rağmen bize verilmedi. Sonrasında tırımızın önünü polisler kesti, onların istediği yere koymamızı istediler. Ne yazık ki yetkililerden kaçırmak zorunda kaldık. En güvendiğimiz kolluk kuvvetlerinin insani yardım için gelenlere bu tür zorlukları çıkarmasına anlam veremedim.”

    Vinç kiralayarak yaratılan sorunu giderdiklerini anlatan belediye çalışanı Kömürcüoğlu, aynı zamanda Nurhak’ta yeteri kadar çalışma yapan kurumun olmadığına da değindi. Kömürcüoğlu, “40 gündür burada gördüğüm manzara yıkım ve yalnızlık. Sahada çalışırken kendi belediyemiz, Adana ve Ankara belediyeleri dışında hiçbir belediyeyi ve yardımcı kurumu göremedim. Buradaki belediyelerin de oldukça yalnız bırakıldığını gözlemledim. 40 gün boyunca gördüğüm manzara bu” ifadelerini kullandı.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/NURHAK

     

  • ‘Deprem bölgesinden döndükten sonra 2-3 gün duş alamadım, yemek yiyemedim’-VİDEO

    ‘Deprem bölgesinden döndükten sonra 2-3 gün duş alamadım, yemek yiyemedim’-VİDEO

    PİRHA-Deprem bölgesinde o kadar çok yıkım gördük ki insanların yaşadıklarını hissedebilmek için orada yaşamak gerekiyor’ diyen PSAKD Edremit Şube Başkanı Sabahat Aydoğan Nalbantoğlu, “Deprem bölgesinden döndükten sonra 2-3 gün duş alamadım, yemek yiyemedim boğazımdan geçmedi çünkü o insanların gerçekten maddi manevi her türlü şeye ihtiyacı var. İnsanların gıda, ilaç ve barınmaya ihtiyaçları var ama insanların en başta insanca yaşamaya ihtiyaçları var” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    PSAKD Edremit Şube Başkanı Sabahat Aydoğan Nalbantoğlu, deprem bölgesinde yaptıkları çalışmaları PİRHA’ya anlattı.

    “8 MART’TA KADIN VE ÇOCUKLARA DESTEK OLMAK İÇİN DEPREM BÖLGESİNE GİTTİK”

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü programı nedeniyle depremzede kadın ve çocuklara destek olmak için deprem bölgesine gittiklerini söyleyen Sabahat Aydoğan Nalbantoğlu, “Deprem bölgesindeki kadınlara dayanışma amacıyla getirdiğimiz yardımları dağıttık. Deprem bölgesinde o kadar çok yıkım gördük ki kimisi yerinden yurdundan olmuştu, kimisi ailesinden olmuştu, sadece orada yaşamak gerekiyor bunları hissedebilmek için. Her ne kadar televizyon ekranlarından biz yaşanan acıları hissettiğimize düşünsek de deprem bölgesine gittiğimizde çok daha farklı oldu. Deprem bölgesinden döndükten sonra 2-3 gün duş alamadım, yemek yiyemedim boğazımdan geçmedi çünkü o insanların gerçekten maddi manevi her türlü şeye ihtiyacı var. İnsanların gıda, ilaç ve barınmaya ihtiyaçları var ama insanların en başta insanca yaşamaya ihtiyaçları var bununda insanların yaşadıkları yerde ve asimilasyon olmadan olması gerekiyor” dedi.

    “DERPEMLE İLE BİRLİKTE EKSİKLİKLERİMİZİN NELER OLDUĞUNU GÖRDÜK”

    PSAKD’nin Balıkesir şubeleri ve musahip kurumlarla birlikte dayanışma içerisinde deprem bölgesindeki insanlar için yardım topladıklarını belirten Nalbantoğlu, “Deprem bölgesine gönderebildiğimiz yardımları gönderiyoruz gönderemediğimizi ise belediyemiz vasıtası ile gönderiyoruz. İlk zamanlar belediyemiz aracığıyla gönderdik çünkü kendi gönderme imkânımız yoktu, tabi yaşananlar bize yaşanan depremle birlikte nasıl dayanışmamız gerektiğini, eksikliklerimizin neler olduğunu ve bundan sonraki süreçte neler yapabileceğimizi de görmüş olduk. Biz Alevi kurumları olarak birbirimizle dayanışarak güç birliği oluşturuyoruz ve elimizden gelen her türlü desteği gösteriyoruz. Edremit bölgesi de deprem bölgesi o yüzden şimdiden depremle ilgili hazırlıklar yapıyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kuruldu; depremzedelerin ihtiyaçları gideriliyor-VİDEO

    Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kuruldu; depremzedelerin ihtiyaçları gideriliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kurularak Pertek’e gelen depremzedelere yardım ediliyor. İnisiyatifin Üyesi Yücel Muştu, Pertek halkıyla birlikte deprem bölgesinden gelen insanların barınma sorununu çözdüklerini ifade etti. 

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Dersim’in Pertek ilçesinde Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi kurularak Pertek’e gelen depremzedelere yardım ediliyor. Depremin ardından 55 aile Pertek’e gelirken şu anda 42 aile Pertek’te barınıyor.

    Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi Üyesi Yücel Muştu, depremin ardında yaptıkları çalışmalara dair PİRHA’ya konuştu.

    “PERTEK’E GELEN AİLELERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Depremin ardından Dersim’de bulunan Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek Pertek Sivil Yardımlaşma İnisiyatifi’ni kurduklarını ifade eden Yücel Muştu, “İlk günden itibaren gerek bölgeye arama kurtarma ekiplerine yardımcı olmak için arkadaşlar göndererek gerekse de Pertek’te bulunan insanlar tarafından depremin ilk beş günü boyunca deprem bölgesine yardımlar gönderildi. Daha sonra deprem bölgesinde bulunan ailelerin Pertek’e gelmesiyle birlikte burada çalışmalar başlattık. Pertek’teki halkımızla birlikte deprem bölgesinden gelen insanların barınma sorununu çözdük burada bulunan insanlar deprem bölgesinden gelen insanlara evlerini açtılar kira almadılar, giysi, gıda, nakit yardımları yapıldı ve yapılmaya da devam ediliyor. Ayrıca Diyarbakır’da bulunan Türk Tabipler Birliği’nden gönüllü doktorları getirip sağlık taraması yaptık. Bu süreçte uzun soluklu bir çalışmanın olması gerektiğinin farkındayız. Bundan sonrada Pertek’e gelen ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “DAYANIŞMANIN BÜYÜMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Deprem bölgesindeki durumun normalleşmesi ve insanların kendi yurtlarına dönmesini istediklerini belirten Muştu, şöyle devam etti:

    “Çünkü insanlar eninde sonunda yaşadıkları kente dönmek isterler bizimde temennimiz bu ama burada oldukları sürece biz onların yanlarında olmaya devama edeceğiz. Aileler bize ulaştığında gıda ve barınma sorununu çözüyoruz sonrasında da periyodik olarak aileleri ziyaret ederek ihtiyaçlarını belirleyip ihtiyaçları gideriyoruz. Biz insanlara yardım etmek için sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler olarak elimizden geleni yapıyoruz ama bu dayanışmanın giderek büyümesi gerektiğini düşünüyoruz. Aslında insanlar kötülükten o kadar bıktılar ki depremle birlikte iyilik yapma refleksi gelişti ve bu durum her şeyin kötüye gittiği bir ülkede bize bir umut oldu.”

    PİRHA/DERSİM

  • Samandağlılar 6 Nisan’da ‘Gitmiyoruz, buradayız’ diyecekler-VİDEO

    Samandağlılar 6 Nisan’da ‘Gitmiyoruz, buradayız’ diyecekler-VİDEO

    PİRHA- Deprem felaketinin 2’inci ayını geride bıraktığı 6 Nisan’da Samandağ halkı, “Biz buradayız, hiçbir yere gitmedik. Unutmadık, unutturmayacağız!” diyerek anma yapacak. Deprem Dayanışması’ndan Sema Yüce, “Hedefimiz kentimizi yeniden kurmak. Hiç kimsenin bize kentimizi unutturmasına ve kentimizden uzaklaştırmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Deprem felaketinin üzerinden haftalar geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılırken, yaşam alanlarının yakınlarına kontrölsüzce dökülen molozlar sağlık sorunlara yol açıyor.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ortağı MHP lideri Bahçeli, Maraş ve Hatay’da kurulacak hastanelerin “temel atma töreni”ne katılırken, betonun döküldüğü alanın temel olmadığı ortaya çıktı. Canlı yayınlanan törenin bitmesinin ardından çekilen görüntüler, ortaya çıkan tablo tepkilere yol açtı.

    “YARAMIZ DERİN, ÖFKEMİZ BÜYÜK

    Yurttaşlar, deprem bölgesinde yaşama tutunmaya çalışırken, yaşam alanlarını terketmeyeceklerini ifade ediyorlar.

    Deprem Dayanışması’ndan Sema Yüce de, deprem felaketinin 2’nci ayında anma düzenleyeceklerini açıkladı. Sema Yüce, “6 Şubat’tan 6 Nisan’a kaybettiklerimizi anıyoruz. Yaramız derin, öfkemiz büyük. Biz el ele vereceğiz. Hedefimiz kentimizi yeniden kurmak. Hiç kimsenin bize kentimizi unutturmasına ve kentimizden uzaklaştırmasına izin vermeyeceğiz. Depremde kaybettiklerimiz için, enkaz altında bıraktığımız sesler için, sokaklarda bıraktığımız yüreğimiz için, 6 Nisan saat 13.00’te Deniz Hastanesi önünde bir araya geleceğiz. Biz buradayız, hiçbir yere gitmedik. Unutmadık, unutturmayacağız!” dedi.

    PİRHA/HATAY

  • MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO

    MEB’in öğretmenlere ‘çalışın’ çağrısına tepki: İnsanların evi, elektriği, interneti yok!-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, MEB’in öğretmenelere dair yaptığı çağrıların hukuksuz olduğunu vurgulayarak, “Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Ciddiye almıyoruz” dedi.

    6 Şubat’ta ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri olan Hatay’ın Samandağ ilçesinde yardımlar yeterli düzeye ulaşmamışken, yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor.

    AFAD ve Kızılay’ın, depremdeki yetersizliği tartışılmaya devam ederken, depremin yaşandığı ilk andan itibaren onbinlerce gönüllü, hem arama kurtarma çalışması yaparken, hem de yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Eğitim-Sen de depremin ilk günden itibaren Samandağ’a gelen yardımları depremzedelere ulaştırırken, bir yandan da arama-kurtarma çalışmalarına destek veren kurumlardan biri.

    “YERELDE MUAZZAM BİR KOORDİNASYON VAR

    Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, ilk 48 saat yalnız olduklarını belirterek, “Hiç kimsemiz yoktu. Yani o çaresizlik, anlatılacak bir çaresizlik değildi. Enkazdan canlarımızı kendimiz çıkardık. Çıkaramadıklarımız oldu, çok fazla canımız gitti. Acımız çok büyük. Ama aynı zamanda öfkemiz de büyük. Üçüncü günden itibaren farklı kesimler gelmeye başladı. Buraya ilk akın eden gönüllülerimizdi. Türkiye’nin her yerinden canlarımız, dostlarımız buraya gönüllü olarak geldi. O gündür bu gündür beraber bir koordinasyon içerisinde çalışıyoruz” dedi.

    Yerelde muazzam bir koordinasyon olduğunun altını çizen Kudret, “Her yaraya gücümüz yettiğince merhem olmaya çalışıyoruz. Ama halen vergilerimizi alanların bize yeteri kadar ulaştığını söyleyemeyiz. Onlardan bazen şu talebi isteyebiliyoruz; lütfen engellemeyin. Bırakın çalışmamızı yapalım. Koordinasyon sorununuzu kendiniz gideremiyor iseniz, en azından bizi engellemeyin. Bizim böyle bir koordinasyon sorunumuz yok” şeklinde konuştu.

    “SAMANDAĞ’DA ÖĞRETMENLERİN VE ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 20’SİNİ KAYBETTİK”

    “Öğretmenlerimizle ilgili çok büyük bir dram yaşadık” diyen Kudret, şunları ifade etti:

    “Neden dram yaşadık? Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin hemen hemen yüzde yirmisini yitirdik. Burada cenaze çıkmayan ev yok. Bugün öğretmenlerimizin hiçbirinin evi yok. Daha önceki depremde orta hasar, hafif hasar tespiti yapılmıştı. O binalar da ne yazık ki yıkılınca masada ağır hasar tespitleri yapıldı. Dolayısıyla burada ne halkımızın ne de öğretmenimizin hiçbiri şu anda evlerine girmiyor. Çok yoğun çadır sorunumuz var.

    Öğretmenlerimizle ilgili bazen görev yerlerine gelmeleri konusunda Milli Eğitim’den çağrılar yapılıyor. Gönüllü olmadıkları halde, çadır kentlere çağrılmaları konusunda dün net bir açıklama yaptık. Normal koşullarda sadece ve sadece öğretmenlerin değil, halkın bir hafta içerisinde sağlık açısından buradan tahliye edilmesi gerekiyor. Buraya gelen gönüllülerimiz bir hafta kaldıktan sonra dengeleri bozuluyor ve gitmek zorunda kalıyor.

    “HEPSİNDEN HESAP SORACAĞIZ”

    Hiç kimsenin evi yok, hiç kimsenin giyecek kıyafeti yok, hiç kimsenin suyu yok, elektrik yok, interneti yok. Hiçbir koşulu yok. Buna rağmen çağırmaları bizim için abesle iştigaldir. Milli Eğitim üzerinden gönüllü harici yapılan çağrılar üzerinden ekmeğiyle, işiyle tehditvari şekilde dayatmalara yönelik tepkimiz nettir. Ciddiye almıyoruz. Hiçbir şekilde ciddiye almayacağız. Bu konuda ısrar etmeleri durumunda gereken tepkiyi koymanın yanı sıra isim isim bu çağrıyı kim yapıyorsa, kim dayatıyorsa, isim isim teşhir edeceğiz. Yarın hukuk düzeni oturduğu zaman, ki umarız oturur, düzen oturduğu zaman hukuksal alanda bunların hepsinden hesap soracağız.”

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY

  • Eğitim-Sen Samandağ Şubesi: İlgililere çağrımızdır; halkımız dilenci değildir-VİDEO

    Eğitim-Sen Samandağ Şubesi: İlgililere çağrımızdır; halkımız dilenci değildir-VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Samandağ Şubesi, “İlçemizde herkese yetecek kadar çadır, gıda ve ihtiyaç malzemesi mevcut. İlgililere ve yetkililere çağrımızdır: Halkımız dilenci değildir. Verdiğiniz-verdiğimiz lütuf değildir” dedi. 

    Maraş merkezli depremlerin ardından büyük yıkıma uğrayan Hatay Samandağ’da Eğitim-Sen bir açıklama yaptı. Eğitim-Sen Samandağ Şube Sekreteri Esat Kudret, depremzedelerin ihtiyacını öğretmenlerin giderdiğini belirterek, dayanışmayla zorluğun aşılacağını söyledi. Depremzedelerin başını dik tutmaları gerektiğini ifade eden Kudret, “Acımız büyük. Hepimiz kardeşiz Kapımıza gelen hiç kimse eli boş dönmeyecek” dedi.

    Eğitim-Sen Samandağ Şubesi tarafından yapılan açıklamada ise, “Halkımız dilenci değildir! Halkımız enkazdan kendi imkanları ile çıktı, cenazelerini kendi imkanları ile çıkardı defnetti. Naylondan çadırını kendi yapıp evinden acil ihtiyaç malzemesini yine kendi imkanları ile ve ölümü göze alarak çıkardı. Devam ediyor.
    Bugün biz gibi gönüllüler üzerinden yürütülen yara sarma çabaları yeterli değil. Bu çabayı sürdürenler de depremzede. Evi yok, yeri yok, barınağı yok, aşı yok. Fakat merhem olma derdi ile kendini öncelemiyor” denildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “İlk açıklamamızda söyledik; ilçemizde herkese yetecek kadar çadır, gıda ve ihtiyaç malzemesi mevcut. İlgililere ve yetkililere çağrımızdır: Halkımız dilenci değildir. Verdiğiniz-verdiğimiz lütuf değildir. Bu halkın vergilerinin karşılığı ve bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı oluşlarının hak edilmiş karşılığıdır.
    Halkımızı rencide etmeyelim, başlarını öne eğdirmeyelim, isim yazdırıp oyalamayalım, kuyrukta bekletmeyelim.
    Koordinasyon sorunu olduğu aşikar. Başka bir şey düşünmek istemiyoruz.

    “SAMANDAĞ’IN EN GÜVENİLİR KİTLE ÖRGÜTÜ EĞİTİM-SEN’DİR”

    İlk gün söyledik; bu ilçenin en yaygın, güvenilir ve en büyük kitle örgütü Samandağ Eğitim Sen’dir.
    Bu sürecin, halkımızı rencide etmeden ve hak edilmiş olarak hizmete dönüştürülmesinde, ihtiyaçların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında sendikamız üstüne düşeni kendi ve gönüllüleri vasıtası ile zaten yapmaya çalışıyor. Daha fazlasını da yapmaya hazır. Bu halkı tanıyoruz. Herkese ulaşacak gönüllümüz vardır.
    Ya siz koordine edin ve halkımıza hak ettiği saygınlık ile merhem olun ya da hem çadır hem de diğer ihtiyaç malzemesi depolarınızı bize açın orada da katkımızı sunalım.
    Halkımızın en çok ihtiyaç duyduğu şey güven, adalet ve saygıdır. Halkımız dilenci değildir. Başta biz olmak üzere her birimizin yaptığı şey iyilik veya lütuf değil halkın hakkı olan görevdir.
    Sıraya son verelim, isim yazdırana 24 saat içinde ve adrese teslim ulaşalım, hiç kimseye ses tonumuzu yükseltmeyelim ve hiç kimseyi minnet borcuna sokarak rencide etmeyelim.
    Depolar boşalana kadar kesintisiz dağıtıma ivedilikle başlayın. İhtiyaç duyulması halinde sendikamız ve gönüllülerimiz gereken her tür katkıyı sunmaya hazırdır.
    Sevgili Halkımız: Lütfen başınızı dik tutunuz. Size verilen her şey hak edilmiş olandır, lütuf değildir. Acımı büyük, sorunumuz çok, fakat umutsuz hiç değiliz. Dayanışmayla aşacağız. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için. Sevgi ve saygılarımızla.”

    PİRHA/SAMANDAĞ

  • Alevi kurumları, deprem bölgesinde yaraları sarmak için hedefledikleri projelerini açıkladı

    Alevi kurumları, deprem bölgesinde yaraları sarmak için hedefledikleri projelerini açıkladı

    PİRHA- 7 Alevi kurumu ortak yazılı bir açıklama yaparak, deprem sonrası yapılan ve bundan sonra yapılacak olan çalışmaları hakkında bilgi verdi. Deprem bölgesinde kayıpların ve zararların çok trajik olduğu belirtilen açıklamada, “Tüm canları dayanışmaya davet ediyoruz” denildi. Prefabrik kentler kurulması gerektiği kaydedilen açıklamada, depremden etkilenenlerin ihtiyaçlarını karşılamak ve yaralarını sarmak için kısa, orta ve uzun vadeli projelerin yapılmasının hedeflendiği ifade edildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), deprem sonrası yapılan ve bundan sonra yapılacak olan çalışmaları hakkında “Darda olana Hızır ol ki Hızır’ı yanında bulasın” şiarıyla ortak açıklama yaptı.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “6 Şubat 2023 tarihinde ardı ardına gerçekleşen iki ayrı depremle Türkiye tarihinin en büyük felaketi ile karşılaşmıştır. Devlet ve kurumları yasal ve kurumsal olarak görevini yapmayarak on binlerce canın enkaz altında kalarak yaşamlarını kaybetmesine neden olmuştur. En büyük umudumuzun dayanışma pratiklerimiz olduğu bugünlerde sivil halk olarak seferberlik içinde birbirimizin yaralarına merhem olmak durumundayız, zira devlet enkaz altında…

    Alevi Öğretimizin kırklar mitolojisinde bir üzüm tanesini kırka bölmeyi başaran bizler bu afet döneminde de her birimiz darda kalan canların sofrasına, evine, yüreğine HIZIR olmalıyız. 72 millete bir nazarla bakan felsefemizle depremden etkilenen tüm canlıların yanında olmalıyız. Ayrıca, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi Toplumumuzun pek çok üyesinin de Maraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Adana, Osmaniye, Kilis, Diyarbakır, Urfa, Suriye ve diğer pek çok etkilenen bölgeyle aile bağları olması nedeniyle toplum olarak deprem haberleriyle yıkıldık. Matemdeyiz.

    “ÖLÜ SAYISI AÇIKLANANIN ÇOK ÜSTÜNDE”

    Sayısız arkadaş ve aile üyesi hayatını kaybetti, ölü sayısının resmi makamlarca açıklananın kat be kat üstünde olduğunu biliyoruz. Yüzbinlerce yaralı var. Sayısız kişi evlerini kaybetti, barınak bulmakta zorlanıyor ve dondurucu soğukta hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kurtarma çalışmaları halen devam etmektedir, ancak halihazırda karşı karşıya kaldığımız kayıplar ve zararlar son derece trajiktir. Birçok küçük kasaba ve köy henüz herhangi bir yardım alamamıştır, kötüleşen hava koşulları ve hasarın boyutları nedeniyle çok sayıda köye ulaşılamamaktadır.

    “TÜM CANLARI DAYANIŞMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Türkiye’deki tüm Alevi kurumlarımızın, Cemevleri ve şu anda Türkiye’de bulunan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile bileşenleri yönetici ve üyelerinin kurtarma çabalarının bir parçası olmak, bağışları temel ihtiyaç maddelerinin satın alınması ve dağıtılması için kullanmak amacıyla mali yardım olarak toplanılmasının en etkin ve en akılcı çözüm olduğunu düşünmektedir. Bu vesileyle Rızalık Şehrimizin olmazsa olmazı dayanışma ekonomisi düşüncesinden yola çıkarak tüm canları bu felaket günlerinde dayanışmaya davet ediyoruz.

    Bölgede Türkiye ve Avrupa Alevi kurum yöneticileri olarak ön incelemelerde bulunarak, canlardan gelen hak lokmaları ile dayanışmanın ilk adımları atıldı.
    Deprem bölgelerinde pilot olarak Adıyaman’da iki (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Zülfikar Yılmaz Çadır Kenti, Alevi Kültür Dernekleri Rıza Tanrıverdi Çadır Kenti) Hatay’da bir çadır kent kuruldu ve çadır temini sağlandığında yenileri eklenecek.
    Çadır kentte yaşayanların ısınma sorunlarını çözmek adına bir adet büyük jeneratör temin edilip, çadırlara dağıtılan ısıtıcıların çalışması sağlandı. Hem jeneratör hem de araçlar için Mazot ve Benzin temin edilip, araç sahiplerine düzenli olarak dağıtımları yapıldı. (Bölgede yaşayan canların önemli bir kısmı geceyi araçlarda geçirdikleri için araçların çalışması için ihtiyaç duyduğu benzin ve mazotlar)

    “ADIYAMAN’DA 2 ÇADIR REVİRE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Adıyaman’da kurulan PSAKD Zülfikar Yılmaz Çadır Kentinde 2 çadır revire dönüştürüldü. Revirlerde doktorlar, hemşireler ve sağlık teknisyenleri görev yapıyor.
    Yine PSAKD Zülfikar Yılmaz Çadır Kenti’nde depremden en çok etkilenen küçük canlarımız için, bir çadır Oyun Çadırına çevrildi ve 20 Şubat 2023 tarihi itibariyle çocuklarımızın hizmetine sunuldu.

    “40 TIR YARDIM MALZEMESİ CANLARA ULAŞTIRILDI”

    Mersin, Tarsus, Mezitli, Silifke, Antalya, Adana bölgelerinde ABF bileşenlerinin şubeleri ve Cemevlerinde depremzede canlarımıza barınma, gıda, yakacak dahil canların ihtiyaçları mümkün olan oranda karşılandı. Bölgede 40 tır yardım malzemesi (battaniye, gıda, su, hijyen malzemesi, giysi, ayakkabı) canlara ulaştırıldı, 35 adet çadır kent kuruldu, 2 gezici mobil mutfak kuruldu, 12 adet konteynır temin edildi, 2 tır soba, 30 litre mazot ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

    “BÖLGEDE 4 CEMEVİ YIKILDI”

    Türkiye ve Avrupa Alevi kurumları ve şubelerinden 300 civarı kuru gıda tırı, 11 Su tırı, 50 civarı giyim-hijyen tırı deprem bölgesinde kurumlarımızın gönüllüleri tarafından bizzat dağıtıldı.
    Bölgede bulunan 4 Cemevi yıkıldı, yıkılmayan Cemevleri hasarlı halde tüm topluma hizmet etmeye devam ediyor. Gönüllü sağlıkçılar, psikologlar, gönüllü arama kurtarma ekipleri, gönüllü kurum üye ve yöneticileri depremin yaralarını sarmak için insan üstü emek veriyor.

    “ELBİSTAN CEMEVİ’NDE İLK GÜNDEN İTİBAREN 2 BİN KİŞİNİN KONAKLAMASI SAĞLANDI”

    Elbistan Cemevi’nde ilk günden itibaren yaklaşık iki bin kişinin konaklanması sağlandı. İlk etap da zincir marketlerden birinin şubesini zorla açtırarak, Cemevinde kalan insanlara su, meyve suyu ve bisküvi alındı ve dağıtımları yapıldı.
    Depremin ikinci günün sonuna doğru gelen yiyecek ve giyecek tırların indirilip, halka anında dağıtımı sağlandı. Elbistan’ın tüm köylerine gidilerek köy halkından mağdur olanlara ihtiyaç malzemesinin dağıtımını sağladı.

    NELER YAPILDI?

    *Yol koşulları nedeniyle ulaşım sağlanamayan Nurhak ilçesine depremin ancak üçüncü günü su ve ihtiyaç tırları refakatçılarımız eşliğinde ilçeye ulaştırıldı. Yine Nurhak ilçesi’nin *Elbistan tarafında kalan tüm köylere gidilerek onların ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşıladık.
    *Afşin ilçesinin ve köylerinin ihtiyaçlarını temin edildi. Araçların ve Cemevi jeneratörün yakıt sorunu kalıcı olarak çözüldü. Suyu akmayan Cemevinin suyunu akmasını sağlandı.
    *Elbistan bölgesinde, bölgeden ayrılmak isteyen Canlar için altmış civarında otobüs ayarlanıp canların akrabalarının bulunduğu illere sevki sağlandı.
    *İskenderun bölgesinde depremin ilk anından itibaren Cemevi açılarak canların burada toplanması sağlandı.
    *İlk gün enerji olmamasından dolayı Kaymakamlık aracılığı ile mazot getirilmesi sağlandı. Yine ilk günden itibaren Cemevimizde canlara kahvaltı şeklinde de olsa yemek imkânı sağlandı.
    *İkinci günle ulaşan yardım tırlarındaki gıda ve ihtiyaç maddeleri indirilip, bir kısmı ihtiyaç sahiplerine dağıtılırken bir kısmı ise Cemevimizin mutfağına alınarak canlara günlük üç öğün sıcak yemek verilmesi sağlandı.
    *İhtiyaç maddelerinin dağıtımlarını ise bölgeye gönüllü olarak gelen yüz – yüz elli civarındaki üniversite (ODTÜ ve BOĞAZİÇİ) öğrencileri üstlendi.
    *Tüm bölgelere ulaşabildiğimiz en yüksek sayıda ÇADIR ve Çadırların içerisinde kullanılacak, yatak, battaniye, odun ve elektrikli sobalar temin edildi ve edilmeye devam ediliyor. Yine Canların ısınma ihtiyaçlarının giderilmesi için odun ve kömür temin edildi ve canlara dağıtıldı.

    “BÖLGEDE 4 GÜN DOLMADAN ARAMA KURTARMA YAPILMADI”

    Bölgede en önemli gözlemimiz çok kez de belirttiğimiz gibi 4 gün dolmadan arama kurtarma yapılmaması oldu. Depremin üzerinden ilk 24 saat geçtiğinde Urfa merkezde 70 bina yıkılmış iken Afad çadırı kurulmuş ve enkaz çalışması başlatılmış idi. Yalnızda 100 km uzakta olan ve ulaşım sorunu olmayan Adıyaman merkezde sokaklar virane, evler yıkık, canlar enkaz altında iken devletin hiçbir kurumu Adıyaman’da yok idi. Alevi örgüt yöneticilerimizde enkazda iken 4. gün enkazdan halk, aileler ve gönüllü kepçeciler tarafından inşaat araçları ile bedenlerine zarar verilerek cansız bedenlerine ancak ulaşılabildi. Bazı binalardan ses duyuyorduk ancak hiçbir arama kurtarma çalışması yapılmadığı için canlar, depremin darbesi ile veya soğuktan donarak can verdi.

    “PREFABRİK KENTLER KURMALIYIZ”

    Acımız büyük, lokmasını bölüşme düsturu ile inancını yürüten biz Aleviler olarak, topraklarından koparılmak istenen canlar için prefabrik köyler, prefabrik mahalleler, prefabrik kentler kurmalıyız. Deprem bölgesinden başka illere zorunlu göç eden canların hayatını kolaylaştıracak çalışmalar yürütmeliyiz. Sosyo-psikolojik projeler başlatarak, hayatta kalan canların yaşama tutunması için deryada damla olabilmeliyiz.

    “KISA, ORTA VE UZUN VADELİ PROJELERİN YAPILMASINI HEDEFLİYORUZ”

    Toplanan tüm meblağlar doğrudan en çok etkilenen insanlara aktarılacaktır. Depremden etkilen canlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak ve yaralarını sarmak için kısa, orta ve uzun vadeli projelerin yapılmasını hedefliyoruz.
    Bu kapsamda Türkiye ve Avrupa Alevi hareketi olarak ortaklaştırdığımız kararları kurumlarımızla ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Deprem bölgelerinde yaptığımız tespitler doğrultusunda:

    1- Hasar gören köylerin tespiti ve ihtiyaçlarının karşılanması:
    Deprem bölgelerinde bulunan köylerde yaşayanların asla kendi köylerini terk etmeyeceklerini ve kasaba ya da şehirlerde kurulan çadır ya da konteyner kentlerine gitmeyeceklerini ilettiler. Çadır ya da konteynerin evlerinin yanına kurulmasını talep ediyorlar. Çünkü besi hayvanları ve mahsullerinin yıkılan depolarda olduğunu dile getiriyorlar. Sosyo-politik olarak da köylerin boşaltılması doğru bir tutum olamaz. Amacımız insanlarımızın kendi topraklarında kalabilmeleri ve yaşam alanlarını terk etmemeleridir. Bu nedenle köylere çadır ve gıda yardımı yapılması için çalışmalara başlandı.

    2- Deprem bölgelerinden batıya yönelen göç:
    Kasaba ve şehirlerde batıya doğru ciddi bir göç var. Batıda hizmet veren Cemevlerimize yoğun bir talep var. Batıya doğru göç eden canlarımız Cemevlerimize sığınıyorlar. Bu göç ve talep ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle hem deprem bölgelerinde hem de batıda hizmet veren Cemevlerimize sığınan canlarımıza daha güçlü ve sağlıklı hizmet sunulabilmesi için desteğin sunulması kaçınılmazdır. Bu amaçla bağışlardan oluşan bütçenin bir kısmının Cemevlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılması kararlaştırılmıştır.

    3- Öğrencilere burs verilmesi:
    Deprem bölgelerinde yaşanan en büyük sorunlardan biri de öğrencilerin eğitim sorunudur. Birçok gencimiz ailelerinin maddi ve manevi zarar görmesi nedeniyle eğitimlerini sürdürmeleri imkânsız hale geldi. Bu nedenle deprem bölgelerinde ihtiyaç sahibi öğrencilere burs verilmesi kararlaştırıldı.

    4- Kadın, çocuk ve yaşlılara destek:
    Deprem bölgelerinde en çok kadın, çocuk ve yaşlılar etkileniyor. Özelikle sosyal ve manevi (psikoloji ve barınma) gibi sorunlarla karşı karşıyalar. Bu sorunun çözülebilmesi ve ihtiyaçların karşılayabilmesi için bağışlardan bir bütçenin bu amaçla kullanılması için ayrılması.

    İnancımız gereği bizler her işe başlarken “YA HIZIR” diye başlarız.
    Hızır her yerdedir. Suda, Karada, Havada. Nehirlerin, Denizlerin dağların sahibidir Hızır. Hızır darda olanın carına yeter, doğaya yeniden can verir. Hızırın bastığı yerde güller açar, ekinler yeşerir. Elini sürdüğü kişi dertlerden, hastalıklardan arınır.
    Şimdi birbirimize HIZIR OLMA ZAMANI!
    Güçlerimizi birleştirip, hep birlikte BİR olalım İRİ olalım, DİRİ olalım.
    YA HIZIR…

    Saygılarımızla.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Altınova Cemevi’nden, Malatya ve Osmaniye’deki depremzedeler için çadır ve gıda yardımı-VİDEO

    Altınova Cemevi’nden, Malatya ve Osmaniye’deki depremzedeler için çadır ve gıda yardımı-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli iki depremin ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi dayanışma amaçlı bölgeye yardım göndermeye devam ediyor. Altınova Cemevi Başkanı Adnan Arslan, Alevi toplumunun Hızır ayında olduğunu ve lokmalarını deprem bölgelerindeki canlarla paylaştıklarını ifade etti.

    Maraş depreminin ardından Alevi kurumları depremzedelerle dayanışmasını sürdürüyor.

    Antalya’da hizmet yürüten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevi, Maraş depreminde zarar gören yurttaşlara destek amaçlı başlattığı yardım kampanyasında topladığı gıda ve çadır malzemelerini bölgeye ulaştırıyor.

    Depremzedelerin, kişisel bakım malzemeleri, giyecek, battaniye, yatak ve çocuk bezi gibi ihtiyaçları karşılanırken, bölgede bulunan cemevleri ise depremzedeleri misafir ederek temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLUYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Cemevi Başkanı Adnan Arslan, Alevi toplumunun Hızır ayında olduğunu ve lokmalarını deprem bölgelerindeki canlarla paylaştıklarını ifade etti.

    Arslan, “Osmaniye Cemevi başkanımızla görüştük, gerçekten yardım gitmemiş. Altınova Cemevi  olarak Osmaniye Cemevi’ne bir kamyon malzeme gönderiyoruz. Dün de Hatay Samandağ’a bir kamyon malzeme gönderdik. Tüm canlarımızın emeklerine sağlık. Gün bu gündür, gün birlik günüdür. Arabayı doldurup kuru gıda, su gibi canlarımızdan ne geldiyse gönderiyoruz, Hızır günlerinde birbirimizin Hızır’ı oluyoruz. Bugün Malatya’dayız, PSAKD Altınova Cemevi olarak Malatyalı canlarımıza geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. Karınca kararınca Hızır lokmalarımızı getirdik. Alevi kurumları olarak her zaman birbirimize destek olacağız birlikte olacağız” dedi.

    PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş da Alevi kurumlarının böyle bir dönemde dayanışma göstermesinin değerli olduğunu kaydederek, destek sunan herkese teşekkür etti.

    PİRHA/ ANTALYA

     

  • Erdoğan: Deprem bölgesinde devlet yoktu, Aleviler ve sivil toplum kuruluşları çalıştı -VİDEO

    Erdoğan: Deprem bölgesinde devlet yoktu, Aleviler ve sivil toplum kuruluşları çalıştı -VİDEO

    PİRHA- Deprem bölgesine yardıma giden HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Depremin hemen ardından o bölgelere çok yoğun bir şekilde hem bire bir hem de lojistik desteklerle gittik. Hem Alevi kurumları hem sivil toplum örgütleri depremin ilk gününden itibaren canla başla çalıştılar. Ancak orada devlet yoktu” dedi.

    Maraş merkezli depremlerin ardından Alevi kurumlarıyla birlikte bölgeye yardıma giden HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan yaşadıklarını ve tanık olduklarını anlattı.

    Erdoğan depremden sonra bölgeye gittiğini ve tek bir yetkilinin dahi olmadığını söyledi. 3-4 gün sonra yetkililerin geldiğini ifade eden Erdoğan, tüm imkanlarını seferber ederek yardımlar gönderdiklerini ve göndermeye devam edeceklerini aktardı.

    “DEPREMDEN SONRA HEMEN BÖLGEYE GİTTİK, DEVLET YOKTU”

    Yaşanan depremlerin çok büyük olduğunu ve tüm Türkiye’yi sarstığını belirten Erdoğan, şunları dile getirdi:

    “Alevi kurumları olarak depremde zarar gören canlarımızın acılarını bir nebze olsun dindirmek için harekete geçtik. Depremin hemen ardından o bölgelere çok yoğun bir şekilde hem bire bir hem de lojistik desteklerle gittik. Hem Alevi kurumları hem sivil toplum örgütleri depremin ilk gününden itibaren canla başla çalıştılar. Ancak orada devlet yoktu. Askerler anında bölgeye müdahale ederdi. Geçmiş depremlerde bu yaşandı. Böyle olsaydı can kaybı daha az yaşanırdı. Devlet çok duyarsız kaldı. 48 saati aşkın süre bölgeye tek bir yetkili gelmedi. Geldiklerinde de her yönden yetersiz kaldılar.

    “DEVLETİN YARATMIŞ OLDUĞU BOŞLUĞU VATANDAŞ DOLDURMAYA ÇALIŞTI”

    Orada bir boşluk yaratıldı. Devletin vermiş olduğu hizmetin boşluğunu toplum, vatandaş doldurmaya çalıştı. Bizler de gördüğümüz kadarıyla elimizden gelen mücadeleyi vermeye çalıştık. Geçmişte bu ülkede AKUT birimleri vardı ve onlar bu olaylara ani müdahalede bulunurdu. Liyakatli bir şekilde, tecrübeli bir şekilde hareket ederlerdi. Organize olma eksikliği çok fazla görüldü. Alanlara giden yardımlar yerlerine ulaşamadı. Giden yardımlar yolda devlet birimleri tarafından engellendi. Bizler de gönderdik buradan tırlarla yardım. Oradaki belli alanlara boşaltıldı ve gerçek ihtiyaç sahibi olan kırsal alanlara gitmedi.

    “FERYATLARA YETİŞEMEDİK, BİZ DE ÇARESİZ KALDIK”

    O kırsal alandaki canlarımız yardım çığlığıyla feryat ettiler. Biz onların yeterince seslerine yetişemedik. Bizler de çaresiz kaldık. Çünkü ekipmanlarımız, donanımlarımız bizim kendimize göre kendi gücümüze göre var. Olan tüm birikimlerimizi o bölgelere seferber ettik, hala da etmekteyiz. Yarın bir tır daha o bölgelere çadırlar ve seyyar tuvaletler göndereceğiz. Cemevlerimizde yıkıntılar var. Yıkıntı halinde olan cemevlerimizin işlerini daha iyi yapabilmesi için konteyner çalışmalarımız var, onları da göndereceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • HDP Mersin: 5 bin 840 depremzedeye barınma imkanı sağladık-VİDEO

    HDP Mersin: 5 bin 840 depremzedeye barınma imkanı sağladık-VİDEO

    PİRHA-HDP Mersin İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, depremin ilk saatlerinden itibaren deprem bölgelerinde olduklarını belirterek, yardım merkezlerine kayyum atanmasını kabul etmediklerini ifade etti. Sarıyıldız, İl Deprem Kriz Koordinasyon Masası olarak bugüne kadar 5 bin 840 depremzedeye barınma imkanı sağladıklarını ve 14 bin 280 depremzedenin giyim, gıda, ısınma gibi taleplerini karşıladıklarını söyledi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü, 6 Şubat tarihinde meydana gelen ve 11 ilde yıkıcı etkiye neden olan deprem felaketinde, yaraları sarmak için kurdukları İl Deprem Kriz Koordinasyon Masası kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında basın açıklaması yaptı.

    HDP İl binasında düzenlenen açıklamayı, İl Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız okudu. Dayanışmanın büyütülmesi çağrısının yinelendiği açıklamada Sarıyıldız, depremin ilk anından itibaren koordineli bir şekilde tüm imkanlarını seferber ettiklerini aktardı.

    Sarıyıldız, devletin, sahaya çok geç indiğini ve bu afette sınıfta kaldığını dile getirerek, “Deprem değil, iktidarın tedbirsizliği ve merkezi anlayışın hantallığı ne yazık ki on binlerce vatandaşımızın yaşamına mal oldu. Tedbirsizlik ve ihmalkarlık yetmezmiş gibi bir de kayyum politikalarıyla başta partimiz olmak üzere çeşitli STK’lerin halklarla dayanışması engellenmiş, yardım TIR’larına el konulmuştur. Şunu açıkça belirtmek gerekir ki; bütün engelleme ve el koymalara rağmen depremin ilk anından itibaren örülen halkların dayanışmasının önüne geçilememiş toplumsal dayanışma sağlanmıştır” dedi.

    “SORUMLULARDAN HESAP SORACAĞIZ

    İktidar ve merkezi anlayışın, deprem hakkında “Kader, Yüzyılın Felaketi” ifadelerini kullanması sahadaki eksikliğini siyasi müdahalelerle aşmaya çalışmak olarak yorumlayan Sarıyıldız, şunları söyledi:

    “Bu felaket; AKP iktidarının hırs, talan ve yağma politikalarının fotoğrafı olup enkazın altında iktidar ve devlet bürokrasisi kalmıştır. Depremde yaşanan tahribata dair yapılan eleştirilerine ‘’Deprem siyaset konusu yapılmamalı’’ algısı da siyasi iktidarın sorumluluktan kurtulma çabası sonucu ortaya atılan algı operasyonlarıdır. Depremde yaşanan acılar elbette siyasi tartışmalara konu olmayacak kadar hassas meselelerdir. Bu açıdan halkımızın acısını paylaşıyoruz fakat sorumlulardan hesap sormak da bizlerin en temel sorumluluğudur.”

    “200 ARKADAŞIMIZI EKİPMANLARIYLA BİRLİKTE BÖLGEYE ULAŞTIRDIK

    HDP Mersin İl Örgütü olarak depremden hemen sonra kurdukları İl Deprem Kriz Koordinasyon Masası ile yürüttükleri çalışmalar hakkında da bilgiler veren Sarıyıldız, “Deprem bölgelerinden ilimize yaşanan göçü koordine etmek amacıyla partimiz bünyesinde ‘Konaklama ve barınma komisyonu’ oluşturuldu. Bu komisyon çalışmaları kapsamında sayıları 5 bin 840 depremzedemize konaklama imkanı sağladık. Kentimize gelen depremzedelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için ‘Lojistik ve ihtiyaç komisyonu’ oluşturduk. Bu komisyonumuzun çalışmalarıyla 14 bin 280 bin depremzedenin giyim, gıda, ısınma v.b taleplerini karşıladık. Ayrıca; Mersin İl Örgütü olarak halklarımızın da dayanışmasıyla deprem bölgelerine çeşitli yardım ihtiyaçları da ulaştırdık. Mersin’den deprem bölgelerine; 8 tır, 10 kamyon, 33 transit yardım malzemesi ile arama kurtarma çalışmalarında yer almak üzere 200 arkadaşımızı ekipmanlarıyla birlikte bölgeye ulaştırdık” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN