Etiket: yargı paketi

  • 6. Yargı Paketi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

    6. Yargı Paketi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi

    TBMM Adalet Komisyonu’nda; stokçuluk yapanlara verilen cezaların artırılmasını, noterden gayrimenkul satışı yapılabilmesi, iki yıl olan hâkim ve savcı adaylığı süresinin ‘hâkim ve savcı yardımcılığı’ adıyla üç yıla çıkarılmasını öngören 6. Yargı Paketi kabul edildi.

    Geçen cuma günü AKP milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin müzakereleri, TBMM Adalet Komisyonu’nda tamamlandı. İki gün süren görüşmeler sonucu teklif kabul edildi.

    Teklife göre; iki yıl olan hâkim ve savcı adaylığı süresi, ‘hâkim ve savcı yardımcılığı’ adı altında üç yıla çıkarılacak. Bu üç yıllık süre, temel eğitim, görev ve son eğitim olmak üzere üç döneme ayrılacak. Temel eğitim ve son eğitim Türkiye Adalet Akademisi tarafından, görev eğitimi de adliyelerde verilecek. Hâkim ve savcı yardımcıları, temel eğitimleri sonrasında yazılı sınava alınacak ve puanlarına göre Adalet Bakanlığı’nca belirlenen ilk derece yargı yerleri arasından seçtikleri il ve ilçelere atanacak.

    Noterlerde taşınmaz satış yapılabilecek. Hâkim ve savcı yardımcıları, yazılı ve sözlü sınava tabi tutulacak. Ayrıca görev dönemlerinde değerlendirme formu hazırlanacak ve bu formda ‘kabiliyet, başarı, göreve bağlılık, ahlaki gidiş, iletişim becerisi ve stres yönetimi’ gibi kriterler olacak.

    Türk Ceza Kanunu’ndaki “fiyatları etkileme suçu” bölümündeki; “işçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuru” suçundaki 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası 1 yıldan 3 yıla, “belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınarak kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olma” suçundaki 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası da 1 yıldan 3 yıla çıkacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Siyasi tutuklular için çağrı: İnfazda eşitlik yaşatır-VİDEO

    Siyasi tutuklular için çağrı: İnfazda eşitlik yaşatır-VİDEO

    PİRHA – Meclis’e sunulan infaz yasa tasarısında siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, şair, sanatçı ve siyasetçiler, “İnfazda eşitlik yaşatır” diyerek çağrıda bulundular. 

    AKP tarafından Meclis’e sunulan infaz kanun teklifinde siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, şair, sanatçı ve siyasetçiler sosyal medyadan video yayınlayarak çağrıda bulundular.

    “#İnfazdaEşitlikYaşatır” hastagıyla videolu mesajla yapılan paylaşımlarda, siyasi tutukluların infaz yasası kapsamına alınmasına için verilen mesajlar şöyle:

    “VİRÜSLER, İNSANLAR ARASINDA AYRIM YAPMIYOR”

    Şair Hicri İzgören: “Zor günlerden geçiyoruz. Her konuda yardımlaşma ve dayanışma zamanı. Kamu sağlığı ve adalet için topluma karşı işlenmiş suçlar dışında, herkesi kapsayacak bir infaz yasası sağlanmalıdır.”

    Siyasetçi Ufuk Uras: “Normal zamanlarda değil, kriz zamanlarında nasıl davrandığımızla insanlık ölçülür. İnsan yaşamı kutsaldır. Mahpuslar arasında infazda ayrım yapılmaması, insanlığın, vicdanın göstergesidir. Ölümden değil, hayattan yana olalım. Bu bir hayat memat meselesidir.”

    Oyuncu Lale Mansur: “Birleşmiş Milletlerin de sizden talep ettiği gibi yeni infaz yasasına siyasileri de dahil etmenizi istiyorum. Birazcık vicdanınız varsa yaparsınız.”

    Şair ve yazar Ahmet Telli: “Acıda ve sevinçte ortak olmaktan söz eden devletin, kendi sözünü kıymetlendirmek için önünde bir fırsat var: infaz yasası. Bu yasa cezaevlerindeki hastaları, düşünceleri nedeniyle içeride tutulan aydın, yazar ve gazetecileri dışta bırakırsa, söz bir kez daha haysiyet kaybına uğramış olur. Unutmayalım, koronavirüs bir gün elbet alt edilir. Sokakları, caddeleri yine doldururuz. Ama bu infaz yasası hastaları, düşünceleri nedeniyle içeride tutulanları unutursa, yaralı bir vicdanla yaşayacaktır, onları görmezden gelenler. Yaşamak dedim de, ne diyor şair Ataol Behramoğlu, ‘ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır ve hayat sunulmuş bir armağandır insana’.”

    Sosyolog Neşe Özgen: “Virüsler insanlar arasında ayrım yapmıyor. Devletin yeni geliştirmeye çalıştığı infaz indirim yasası, bir tür mahçup gizli idam yasası olmasın istiyoruz. Geleceğimiz için, toplumsal eşitlik için, birlikte yaşayabilmek için cezaevlerinde infazda eşitlik istiyoruz.”

    “CEZAEVLERİNİN KAPISI AÇILSIN, HERKES EVİNDE KALABİLSİN”

    Sanatçı Suavi: “Biz kamu sağlığı, adaletin tesisi, ortak, eşit ve birlikte yaşamın inşası açısından, cezaevlerindeki 300 bin tutsak için infazda ayrımsız eşitlik istiyoruz. Canlıyı, insanı, toplumu ve insanlığı yaşatmak için infazda eşitlik istiyoruz. Mahpuslar arasında bir ayrımı kabul etmiyoruz. Çünkü bu ötekileştiren, diğerlerini kesinlikle ölüme terk eden bir yaklaşım olacaktır ki ne adalete ne vicdana ne hukuka asla sığmayan bir sonuç üretecektir.”

    Siyasetçi Akın Birdal: “Öncelikle siyasi mahpuslar, gazeteciler, hak savunucuları, avukatlar, yazarlar ve öğrenciler serbest bırakılmalıdır. İnfaz yasasında sağlanacak eşitlik hem toplumun beklentilerine karşılık vermiş olacak hem de toplumsal barışın önemli bir adımını oluşturacak. İnfaz yasasında eşitlik sağlansın ve cezaevlerinin kapıları açılsın. Herkes evinde kalabilsin.”

    Şair Hıdır Işık: “Birlikte mücadelenin önemini vurgulayan devlet yetkililerinin, topluma karşı işlenen suçlar haricindeki tüm tutsakların infaz yasasına dahil edilmesini, eşit yurttaşlık ve insan hakları gereği bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.”

    “YASADAKİ AYRIMCILIK, VAR OLAN EŞİTSİZLİKLERİ DAHA DA DERİNLEŞTİRECEK”

    Siyaset Bilimci Nuray Mert: “Ceza infaz yasasında eşitlik istiyoruz. Bu ülkede düşünce suçlarının, siyasi suçlarının, cinayetten daha ağır cezalandırıldığını biliyoruz. Ama bu kez can sağlığı, can güvenliği söz konusu. Hiç olmazsa bu koşullar altında ceza infaz yasasında eşitlik gündeme gelsin.”

    Hekim Onur Hamzaoğlu: “İnfaz yasasındaki ayrımcılık, var olan eşitsizlikleri daha da arttırıp derinleştirecek, hem de korona salgının yaşanmakta olduğu bu günlerde, önleyemeyeceğimiz acılara, ölümlere sebebiyet verecektir. Kimse bu vebalin altından kalkamaz. O nedenle ayrımcılığa bir an önce hep birlikte son verelim.”

    Dansçı Zeynep Tanbay: “Hiçbir suç işlememiş, yasal bir temeli olmadan hapse atılan siyasi tutuklular ve sadece muhalif oldukları için hapse konulan insanların, yargı paketinde olması gerekiyor. Hele ki uyuşturucu çetelerinin, uyuşturucu suçlularının bu kapsam içinde yer alması, indirimden, denetimli serbestlikten yararlanması, infaz indiriminden yararlanması söz konusu iken, hiçbir suç işlememiş 50 bine yakın, öğretmen, öğrenci, ev kadını, iş insanı, akademisyen, aydın, yazar, gazetecinin hapiste tutulması, bu toplumun kabul edemeyeceği bir şey. Bu kararı alanları da asla affetmeyecektir.”
    “CANLIYI, İNSANLIĞI YAŞATMAK İÇİN İNFAZDA EŞİTLİK İSTİYORUZ”
    Oyuncu Deniz Türkali: “Canlıyı, insanı, toplumu, insanlığı yaşatmak için, infazda eşitlik istiyoruz.”
    Hukukçu Sevtap Yokuş: “Salgın hastalıklar nedeniyle devletin vatandaşları için bir takım önlemler alması zorunludur. Bu kapsamda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler için de bir takım önlemlerin alınması gerekir. Ancak bu önlemler alınırken, tutuklu ve hükümlüler arasında yapılacak ayrım, anayasanın eşitlik ilkesini içeren 10. Maddesi’ne ve iç hukukta doğrudan uygulanma kabiliyetine sahip Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına, ayrıca sözleşmenin 14. Maddesi’ndeki ayrımcılık yasağına aykırılık oluşturacaktır.”
    Sendika yöneticisi Mustafa Paçal: “İnsanların topluca bulunduğu yerlerin başında cezaevleri geliyor. Cezaevleri bu anlamda büyük bir risk alanı oluşturuyor. Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de bir açıklama yaptı. Hükümet bu yönde bir infaz tasarısını Meclis’e getirmek istiyor. Bu atılmış olumlu bir adım. Ancak bu adımın gerçekten adaletli ve haklı olabilmesi için infaz eşitliğine ihtiyaç var.”
    “ADALETİNİZ ÖLÜME DÖNÜŞMESİN, YAŞAMA GÜÇ VERSİN”
    Şair Şükrü Erbaş: “Ölümün dünyayı kuşattığı şu günlerde, insanların adalet duygusunu ölümden daha ağır bir ayrımcılıkla yaralamayın. Bu coğrafya acıya doydu, insanı yüceltecek olan barıştır, kimseyi küçük düşürmeyecek bir adalettir. Bunun kapılarından birisi ise cezaevleridir. İnfaz yasa tasarısını sizin gibi düşünmeyenlere kapatmayınız. Hiç olmazsa şu günlerde adaletiniz ölüme dönüşmesin, yaşama güç versin.”
    Söz yazarı Gülten Kaya: “Muhalif olmak da’ düşünceyi ifade etmek de suç değildir. Adaleti sağlarken, adalette eşitliği sağlayamazsanız, toplumsal dokuyu onarılmaz biçimde boşmuş olursunuz. Adalette ayrımcılık olmaz. Çok ağır zamanlardan geçiyoruz insanlık olarak ve iki değerli kavramı yeniden hatırlamak zorundayız. Vebal ve vicdan. Ben bir yurttaş olarak işin vicdani tarafı gereği infaz yasasında eşitlikten yanayım. Vebal ise sorumluların boynuna.”
    Akademisyen Vahap Coşkun: “Türkiye cezaevlerinde doluluk oranı yüzde 121. Cezaevlerinin bu şekilde dolup taşması, koronavirüsün yayılmasına davetiye çıkarıyor. Korona hükümlüleri ve tutukluları ayırt etmiyor. Korona suçlar arasında da bir fark gözetmiyor. Hukuki durumları veya itham edildikleri suç ne olursa olsun, cezaevlerindeki herkes bu virüsün tehdidi altında yaşıyor. Devlet cezaevlerinde her bireyin yaşam ve sağlık hakkını korumakla mükelleftir. Bu nedenle cezaevlerinde bu virüsün yayılmasını engellemek amacı taşıyan yasal düzenleme, mutlaka ama mutlaka cezaevlerindeki herkesi kapsamak durumundadır. Anayasanın 10. Maddesi’ndeki eşitlik ilkesine ve AİHS’in 14. Maddesi’ndeki ayrımcılık yasağının gereği budur.”
    Şair Fadıl Öztürk: “İnsanca yaşamayı bir vebale gibi gömüp, uzaklaşmayacak, iyiliğe olan inancımızı asla yitirmeyeceğiz. Bir insanın sağlığı, bütün insanların sağlığıdır. İnfazda eşitlik istiyoruz.”
    Siyasetçi Gülseren Onanç: “Şu anda hapiste bulunan 300 bin vatandaşımız, koronavirüs tehdidiyle karşı karşıya. Benim 3 tane kırmızı çizgim var: çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve uyuşturucu çeteleri. Bunların dışındaki bütün mahkumlara eşit bir şekilde bu infaz yasasının uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eşitlik varsa adalet vardır. Bu zor süreci de eşitlik ve dayanışmayla atlatacağımıza inanıyorum.”
    “İNFAZDA EŞİTSİZLİK ANAYASA’YA AYKIRIDIR”
    Oyuncu Jülide Kural: “Koronavirüs salgını nedeniyle insanlık gerçek anlamda bir sınavdan geçiyor. Bir kişinin sağlığı, tüm insanlığın sağlığı anlamına geliyor. Bu yanıyla baktığımızda da cezaevleri koşulları ve salgının boyutları düşünüldüğünde, aslında bir infaz yasasının gündeme getirilmiş olması, son derece olumludur. Ancak bu infazda mutlak suretle bir eşitlik olması gereklidir. Sadece çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve uyuşturucu çeteleri dışında, yani topluma karşı işlenmiş suçlar dışında kalan tüm mahpuslar ve tutsaklar için mutlak suretle bir tahliye söz konusu olmalıdır.”
    Orkestra Şefi Cem Mansur: “Siyasi tutukluların yeni infaz yasasının kapsamının dışında bırakılması düşünülüyor. Bu durumda kimseden vicdan beklediğim yok. Ama cennet ve cehenneme inanan kişiler olarak, bunun altından nasıl kalkarsınız siz düşünün.”
    Hukukçu Eren Keskin: “Türkiye Cumhuriyeti devletinin dahiciler tarafından yapılmış Anayasasındaki 10. Maddesi kanun karşısında herkes eşittir der. Bu nedenle infazda eşitsiz uygulama her şeyden önce Anayasa’ya aykırı demektir.”
    (HABER MERKEZİ)
  • Mat’tan sert tepki: Tecavüzcüyü, katili serbest bırakacak yargı paketi kabul edilemez

    Mat’tan sert tepki: Tecavüzcüyü, katili serbest bırakacak yargı paketi kabul edilemez

    PİRHA -Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Hüseyin Mat, yeni anayasa paketine tepki göstererek, “Dünya koronavirüs ile uğraşırken, AKP/ MHP iktidarı yeni yargı paketiyle; tecavüzcü, hırsız, katil ne kadar barbar varsa serbest bırakılması için düğmeye basmış durumda. Bu yargı paketi asla kabul edilemez”dedi. 

    AKP tarafından hazırlanan 3. Yargı Paketi niteliğindeki yasa değişikliği taslağında yer alan 10 farklı değişiklik tepkiye sebep oldu. Yasa değişikliğiyle, cinsel suç işleyenlere, kadına şiddet uygulayanlara ve uyuşturucu ticaretiyle uğraşanlara, çete üyelerine infaz indirimi öngörülmesini öngören yasa teklifine gerek kadın örgütlerinden gerekse sivil toplum örgütlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    “TECAVÜZCÜLERİ AKLAYAN YARGI PAKETİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda dünyada ve Türkiye’de giderek artan koronavirüs salgınından herkesin el birliğiyle kurtulacağını söyledi.

    Mat, “Dünyada var olan tüm virüslere karşı aynı hassasiyet ve kararlılıkla mücadele etmek, geleceğimize ve çocuklarımıza karşı olan sorumluluğumuzdur” dedi.

    Dünya ve Türkiye koronavirüs salgını ile uğraşırken, AKP ve MHP’nin yeni yargı paketiyle; tecavüzcüyü, hırsızı, katili ve ne kadar barbar varsa serbest bırakmak için düğmeye bastığını söyleyen Hüseyin Mat, bu yargı paketini asla kabul etmediklerini belirtti.

    “AKP-MHP FAŞİZMİ VİRÜS ÜRETİYOR”

    Cezaevlerinde tutuklu olan tüm mahpusların serbest bırakılması çağrısı yapan Mat, şöyle devam etti:

    “Koronavirüs ile nasıl mücadele ediyorsak, dünyanın en tehlikeli, daha güçlü olan ve hızlı yayılan faşizm virüsüne karşı da mücadelemizi sürdürmeye kararlılıkla devam etmeliyiz. Tek eylemleri düşünmek olan, ifade özgürlüğü hakkını kullanan, anayasada güvence altına alınan örgütlenme hakkını kullanan tüm tutsaklara, hem de şimdi özgürlük talep ediyoruz.
    Bir fabrika gibi faşizm virüsü üreten AKP/MHP sarayından başlamak üzere, Türkiye ve dünyadan doğa, çevre ve insan düşmanı olan tüm virüsleri temizleyeceğiz, söküp atacağız. Buna olan inancımız tamdır. Geçtiğimiz şu zor günlerde bir araya gelemesek de, sosyal medya aracılığı ile sesimizi, tavrımızı, itirazımızı olabildiğince yükseltelim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’ten yargı paketi açıklaması: İktidar cezaevlerinde tahliye konusunu suistimal ediyor

    KESK’ten yargı paketi açıklaması: İktidar cezaevlerinde tahliye konusunu suistimal ediyor

    PİRHA – KESK, yeni infaz düzenlemesine ilişkin açıklama yaptı. Koronavirüse karşı birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatıldığının hatırlatıldığı açıklamada, cezaevlerinin büyük oranda boşaltılarak yaşanacak olası felaketin önlenmeye çalışıldığı vurgulandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, yeni yargı paketine ilişkin açıklama yaptı.

    KESK açıklamasında, “Dışarıda dahi hijyenik koşulların sağlanmasının, dezenfekte malzemelerinin temin edilmesinin zorlaştığı bugünlerde sayıları 300 bini bulan tutuklu ve hükümlüler, birkaç misli dolu ve hijyen koşullarından yoksun cezaevlerinde salgına yakalanma ve hayatlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır” uyarısında bulundu.

    “CEZAEVLERİ, KAPASİTELERİNİN ÜZERİNDE DOLU DURUMDADIR”

    Açıklamanın devamında şunlara dikkat çekildi:

    “Son yıllarda bitmek bilmeyen OHAL uygulamaları ve özgürlükleri askıya alan güvenlikçi politikalar nedeniyle sürekli yenileri yapılmasına, devasa kampüs tipi cezaevleri inşa edilmesine rağmen cezaevleri tıka basa, kapasitelerinin birkaç katı üzerinde dolu durumdadır. Ocak 2020 verilerine göre 355 hapishanede aralarında binlerce kadın ve çocuğun da bulunduğu 300 bin dolayında insan bulunmaktadır.

    “HİJYENİK ORTAMDA İZOLASYON HAYATİ ÖNEMDEDİR”

    Cezaevlerinin bu halde olduğu, dışarısının ise 500 bin kişinin denetimli serbestlik uygulamasına maruz kaldığı ve yaklaşık 200 bin kişinin ise iki yılın altında kalan cezalarını denetimli serbestlik uygulamasıyla çekmesi nedeniyle açık cezaevine çevrildiği bir dönemde koronavirüs salgını baş gösterdi.

    Konfederasyonumuzun, sağlık emekçilerinin tüm uyarılarına rağmen IMF, Dünya Bankasının neo liberal politikaları doğrultusunda “Sağlıkta Dönüşüm” adıyla sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması nedeniyle sonuçlarını daha ağır yaşadığımız salgın, tüm yaşam alanlarını tehdit etmektedir. Salgının daha da büyüyeceği ve yaygınlaşacağı resmi ağızlardan da doğrulanmakta, itiraf edilmektedir. Dolaysıyla hijyenik ortamda izolasyon hayati önemdedir.

    “MAHKUMLAR CEZAEVLERİNDE SALGINA YAKALANMA RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA

    Ne yazık ki, dışarıda dahi hijyenik koşulların sağlanmasının, dezenfekte malzemelerinin temin edilmesinin zorlaştığı bugünlerde sayıları 300 bini bulan tutuklu ve hükümlüler, birkaç misli dolu ve hijyen koşullarından yoksun cezaevlerinde salgına yakalanma ve hayatlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

    Bu gerçeklik nedeniyle birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatılmış, cezaevleri büyük oranda boşaltılarak yaşanacak olası felaket önlenmeye çalışılmıştır.

    “İKTİDAR, KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK İSTİYOR”

    Ancak AKP iktidarı, kayyum meselesinde, Kanal İstanbul ihalesinde, doğal alanların imara açılmasında ve daha birçok konuda olduğu gibi milyonların evlerine kapanmak zorunda kaldığı, salgın dışında başka bir gündemi takip etmekte zorlandığı bu süreçte cezaevlerinde tahliye konusunu da suistimal etmektedir. İktidar, sadece ülkemizin değil tüm insanlığın ilk kez karşılaştığı böylesine yaygın ve ölümcül salgın krizini bile canhıraş şekilde fırsata çevirmek istemektedir.

    “KADIN KATİLLERİNİN BIRAKILMASI SİYASİ BİR TERCİHTİR”

    Uzun süredir şekillendirdikleri, ancak çocuk istismarcılarının, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz suçlularının, uyuşturucu tacirlerinin, mafya liderlerinin, organize suç örgütü üyelerinin, katillerin, hırsızların tahliyesine yol açacağı için büyük tepki toplayan infaz düzenlemesini salgın gerekçesiyle raftan indirmiş, olduğu gibi Meclise sevk etmiştir. Kadına yönelik şiddetin korkunç boyutlarda olduğu, mevcut salgından kaynaklı ev içinde kadınların şiddete daha fazla maruz kaldığı böylesi bir süreçte iktidarın bu riski en aza indirecek acil çözümler üretmesi gerekirken kadın katillerini ve tecavüzcüleri salmaya hazırlanması bir tesadüf değil ideolojik ve siyasal bir tercihtir.

    “AİHM SÖZLEŞMESİ AÇIKÇA İHLAL EDİLİYOR”

    Biliyoruz ki, son yıllarda çok sayıda muhalif gazeteci, akademisyen, aydın, milletvekili, belediye başkanı, avukat, öğrenci, sendika yöneticisi/üyesi keyfi, öngörülemez, belirsiz ve geniş terör tanımı nedeniyle “terör soruşturması” adı altında tutuklanmıştır. Bu durum çok sayıda AİHM kararına da yansımış ve başta adil yargılanma hakkı olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çok sayıda maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir. Biliyoruz ki, herhangi bir şiddet eylemine bulaşmamış binlerce kişi keyfi, belirsiz ve geniş terör tanımı nedeniyle halen cezaevlerinde bulunmaktadır.

    “HERKESİN SAĞLIĞINDAN DEVLET SORUMLUDUR”

    Attığı tweet ya da sosyal paylaşımları nedeniyle “terör suçları” kapsamında tutuklanan çok sayıda kişinin cezaevlerinde bulunduğu ülkemizde bu gerçekliği görmeyen, es geçen bir düzenleme ölümcül bir ayrımcılık olacaktır.

    Cezaevlerinde bulunan herkesin sağlığından ve canından devlet sorumludur. Salgının cezaevlerine sıçraması durumunda sonuçlarının tahminlerin ötesinde ağır sonuçlara, kitlesel ölümlere yol açacağı açıktır.

    Dolayısıyla, başta Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinde yer alan sağlık hakkı maddesi olmak üzere, birçok uluslararası sözleşme ve AİHM kararlarında belirtildiği gibi, mahpusların yaşam ve sağlık koşullarından yoksun bırakılması hiçbir koşulda kabul edilemez.

    “SİYASİ SUÇLARIN KAPSAM DIŞI KALMASI DEVLETİN KİN GÜTMESİ ANLAMINA GELMEKTEDİR”

    Kaldı ki, iktidarın vatandaşlara karşı işlenen suçlarda indirime, affa ya da infaz sisteminde rahatlıkla giderken devlete karşı işlendiği söylenen siyasal suçları ise kapsam dışı bırakması devletin kin gütmesi anlamına gelmektedir. Oysa tersi olmalı, yani devlet adına bir düzenleme yapılacaksa ilkin kendisine karşı işlendiği söylenen siyasal suçlardan yargılananlardan başlanmalıdır.

    Salgının cezaevlerine sıçraması durumunda, virüsün iktidar gibi davranmayacağı, yani suç kategorilerine göre yayılmayacağı, ayrımcılık yapmayacağı ortada iken iktidarın hala ayrımcılıkta ısrar etmesi kabul edilemez.

    ÖLÜM HABERLERİNİN ARTIĞI BU GÜNLERDE BARIŞA İHTİYAÇ VAR”

    Mevcut tutumdan derhal vazgeçilmeli, en geniş toplumsal mutabakat sağlanarak; uluslararası hukuk ve anayasamızın eşitlik ilkesi çerçevesinde Mecliste tartışmaları devam eden düzenleme siyasal suçları da kapsayacak şekilde genişletilmeli, gazeteciler, yaşlılar, hasta mahkumlar, çocuklar ve çocuklarıyla birlikte kalan kadınlar öncelikle tahliye edilmeli, infazlar ertelenmelidir.

    Salgının yayılma hızının ve ölüm haberlerinin giderek arttığı bugünlerde hepimizin daha çok dayanışmaya, güzel haberlere ve toplumsal barışa ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • Alevilerden hükümete ‘Toplumsal barış için adalet’ çağrısı

    Alevilerden hükümete ‘Toplumsal barış için adalet’ çağrısı

    PİRHA – Alevi kurumları, cinsel saldırı ve uyuşturucu suçlularının serbest bırakılmasını öngören yargı paketine tepki gösterdi. Kurumlar, “Hükümetin bu yönlü ‘af’ politikasından vazgeçmesini, başta fikir suçları olmak üzere, düşüncesini ve siyasi görüşünü açıkladığı için hapiste tutulan tüm yurttaşların ayrımsız bir şekilde özgür bırakılmasını talep ediyoruz” açıklamasında bulundu.

    Mükerrer suçlar, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti suçları bakımından 3/4’lük koşullu salıverilme oranı ise 2/3’e düşürülüyor. Yani bu suçlardan hüküm giyenler cezasının yüzde 75’i yerine, yüzde 67’sini çekmeleri halinde koşullu salıverilebilecek. Kasten adam öldürmede 2/3, siyasisuçlarda 3/4 oranında uygulanan cezaevinde infaz süresinde ise değişiklik yapılmıyor.

    Duruma tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Demokratik Alevi Dernekleri ortak açıklama yayınladı.

    “DEVLETİN EŞİTLİK İLKESİNE UYMASI GEREKMEKTEDİR”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Çağdaş ceza felsefesi adalet modelini öncelikle toplumun kültürel, inançsal ve sosyal yapısına göre oluşturur ve modern formlarda bireyin topluma yeniden kazandırılmasını hedefler.

    Uluslararası sözleşme ve anayasalarda temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler yapılırken, yasa önünde eşitlik ilkesinin benimsenmesi temel düsturlardan biri olarak kabul görür.

    Bu ilkenin temel yükümlüsü olan devletin, her düzey ve nitelikte tüm organ ve görevlileriyle yasa önünde eşitlik ilkesine uygun davranması gerekmektedir.

    “UYUŞTURUCU VE CİNSEL SALDIRI SUÇU İŞLEYENLERİ SERBEST BIRAKMAK KABUL EDİLEMEZ”

    Devleti yönetenlerin kendi siyasi – politik dayatmalarıyla ceza ve adalet politikalarını güncellemesi, yurttaşların adalet ve vicdan muhasebesi yapmasına sebep olabilir. Bu uygulamalar da toplumun hakkaniyet duygusunu zedeler. Hakk’ın varlık deryası olan canlar arasında ayrım yapmak, en başta Hakk’ı incitecektir. Hakkı da, adaleti de, hukuku da incitmemeli.

    Devletin yurttaşlar arasında ahlaki ve vicdani deformasyon yaratabilecek uygulamalardan kaçınması esastır.

    Özgürlük, barış, adalet, insanca bir yaşam, ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık isteyen öğrencileri, gazetecileri, akademisyenleri, öğretmenleri ve halkın seçilmişlerini hapishanede tutmak, toplumsal adalet duygusunu zedelediği gibi, insan özgürlüğüne de vurulmuş bir prangadır.
    Ceza infaz yasasında yapılacak bir düzenleme öncelikle bu canlarımızı kapsamalıdır.

    Çocuklarımıza örgütlü uyuşturucu satanları, kadınlara cinsel saldırıda bulunanları, kadınları katledenleri, serbest bırakmak kabul edilemez.

    Bu tutum ceza politikasının amaçlarına uyumlu olmadığı gibi toplumsal barışa katkı sağlar nitelikten de uzaktır.

    “EŞİTLİK İLKELERİ ELE ALINIRSA TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET EDİLİR”

    Her dönemde anayasaya aykırı af kanunları çıkarıp, önce yandaşları sonra bunu genişletip toplumun kabul edemeyeceği suçluları “kader mahkumu” olarak adlandırıp serbest bırakmak, yurttaşlar arasında ayrımcılık yapmak anlamına gelebileceği gibi, ceza hukuku sorumluluk ilkelerine ve infazın amaçlarına da aykırıdır.

    Hak ve hukuk dağıtma ya da hakkın tecelli etmesi biçimi olarak ‘af’ toplumlar için büyük çatışma veya çalkantılı dönemlerden sonra yeni bir başlangıç olabilmelidir.

    Böyle hallerde eşitlik ve adalet ilkeleri dikkate alınırsa, ceza infaz yasasında yapılan değişikliklerin sonuçları toplumun vicdanında kabul görür, toplumsal barışa da hizmet eder.

    “DÜZENLEME, DÜŞÜNCE SUÇLULARINI KAPSAMALIDIR”

    Sevgili canlar, tüm dünyayı pençesine alan bir virüs salgını bulunmakta ve mevcut durumda hapishanelerde kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır maalesef.

    Bu haliyle hapishaneler sağlığa uygunluk açısından oldukça sorunlu yerler olup salgının daha hızlı yayılma ihtimali oldukça yüksektir.

    İşte bu salgın vesilesiyle infaz yasasında yapılacak düzenleme öncelikle, siyasi düşüncesinden dolayı mahkûm edilen ”düşünce suçlularını” kapsamalıdır.

    “SUÇ MAKİNELERİNİN SERBEST KALMASI TOPLUM VİCDANINI YARALAYACAK”

    Toplumun değer yargılarını rencide eden, başta cinsel saldırı suçları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılan suçlar, uyuşturucu madde imalı ve satışı suçları işletenlerin serbest bırakılması kabul edilemez.

    Halkımızın gelenek ve kültürüne uygun davranış göstermeyen, halklar arasında nefret duygusu yaratan bu suç makinelerinin serbest bırakılması, toplum vicdanını derinden yaralayacaktır.

    Hükümetin bu taraflı ‘af’ politikasından vazgeçmesini, başta “fikir suçları” olmak üzere, düşüncesini ve siyasi görüşünü açıkladığı için hapiste tutulan tüm yurttaşların ayrımsız bir şekilde özgür bırakılmasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Change.org’da, ‘Yargı paketinde ayrımcılığa yer yok’ imza kampanyası başlatıldı

    Change.org’da, ‘Yargı paketinde ayrımcılığa yer yok’ imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA – Change.org’da ‘Yargı paketinde ayrımcılığa yer yok; siyasi mahpusa da eşit indirim’ talebiyle imza kampanyası başlatıldı. 

    Change.org’daYargı paketinde ayrımcılığa yer yok; siyasi mahpusa da eşit indirim’ talebiyle imza kampanyası başlatıldı.

    İmza kampanyası için paylaşılan metinde şunlar kaydedildi:

    “Ülkemiz ve dünya olağanüstü bir dönem yaşıyor. Çok hızlı yayılan koronavirüs kitlesel ölümlere neden olduğu için hükümetler kamu sağlığını korumak ve can kaybını en aza indirmek için ciddi tedbirler alıyor. Bundan dolayı, insani olmayan şartlarda 300 binden fazla tutuklu ve hükümlünün yaşadığı ve 150 bin kamu çalışanının her gün infaz kurumlarına gitmek zorunda olduğu Türkiye cezaevlerinde alınacak tedbirler aciliyet arz ediyor.

    Kapasitesinin 100 bin üzerindeki cezaevlerinde, yeterli izolasyon, hijyen, gıda desteği sağlanamadığı gibi tedavi imkanları da yetersiz. Sağlık, tedavi ve yaşam hakları devletin temel anayasal sorumluluğunda bulunan tüm tutuklu ve hükümlülerin hayatları ciddi tehdit altında.

    “MECLİSE GELEN YARGI PAKETİ EŞİTLİK İLKESİNE UYGUN OLMALI”

    Öncelikli tedbir olarak başta hasta, yaşlı, kadın ve çocuk olmak üzere tüm tutuklular salıverilmeli, bugünlerde Meclis gündemine gelmesi beklenen yargı paketi ve infaz düzenlemeleri de, anayasanın eşitlik ilkesine uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

    Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarını korumak için salıverilmesi gerektiği bir ortamda, ifade hürriyeti kapsamındaki bir tweet, yazı ya da müzik eserinden dolayı ‘terör’ suçlamasıyla hapse atılan aydın, siyasi ve sanatçıların cezaevlerinde tutulacağı bir düzenleme, kamu vicdanında yeni yaralar açılmasına neden olacaktır.

    Uluslararası kuruluşların da istisnasız uyardığı gibi, bugün on binlerce insan; hukukilik, öngörülebilirlik, kanunilik, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkelerinin ihlali ve yok sayılması yoluyla ‘terör örgütü’ suçlamasına maruz kalmaya devam etmekte.

    “50 BİN’İN ÜZERİNDE GAZETECİ, DOKTOR, SİYASETÇİ CEZAEVİNDE”

    Teröre bulaşmamış, silah kullanmamış on binlerce kişi terör örgütü yöneticisi, üyesi ya da destekçisi olarak suçlanmakta ve cezalandırılmakta. Suç ve cezaların şahsiliği prensibi yok sayılarak, isnat edilen suçlamalarla ilgisi olmayan on binlerce insan sırf siyasi görüşlerinden dolayı adli takibata uğramış ve terör suçlusu ilan edilmiştir.

    Yaşanan bu hukuksuzluklara son vermek için “Terör Örgütü” suçlaması muğlaklıktan kurtarılmalı, silah kullanmamış hiç kimse terör örgütü suçlamasına maruz bırakılmamalı. Bir öğretmen, “Çocuklar ölmesin!” dediği için terör örgütü propagandası yapmaktan hapse atıldı. ‘Barış Akademisyenleri’ olarak bilinen bilim insanları ‘Bu suça ortak olmayacağız’ dedikleri için tutuklandı ve hapis cezalarına çarptırıldı. Halen cezaevlerinde binlerce kişi sadece düşüncelerini ifade ettiği için tutulmakta.

    Şu anda 50 bin’in üzerinde gazeteci, yazar, siyasetçi, müzisyen, akademisyen, insan hakları savunucusu, öğretmen, doktor, avukat, üniversite öğrencisi, iş adamı ve ev hanımı ‘terör’ suçlamasıyla cezaevlerinde bulunmakta.

    Görüşülmeye başlanacak yargı paketiyle ya da bizzat mahkemeler tarafından, bu suçlamayla tutuklanan kişilerin yaşam haklarının korunması için tahliye edilmeleri, hükümlülerin ise yapılacak düzenlemeden faydalanmasının sağlanması ve tüm bu haksızlıkların temel nedeni olan Terörle Mücadele yasasından kaynaklanan sorunların çözülmesini ivedilikle talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İnfazda eşitlik” uygulansın-VİDEO

    ‘İnfazda eşitlik” uygulansın-VİDEO

    PİRHA- Meclise önümüzdeki günlerde getirilmesi planlanan yargı paketine dair sosyal medya üzerinden açıklama yapan insan hakları savunucuları ve siyasetçilerinde bulunduğu çok sayıda kişi, “İnfazda eşitlik” ilkesinin gereğinin yerine getirilmesini istedi.

    Haberin videosu;

    Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünya teyakkuz halinde. Salgın her geçen gün can almaya devam ederken, birçok ülkede cezaevleri af da dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle boşaltılıyor.

    Türkiye’de ise doluluk oranı %200’leri geçen cezaevlerinde her geçen gün salgın tehlikesi artarken ve insan, sağlık ve hukuk örgütleri bir an önce önlem alınması ve cezaevlerinin boşaltılmasını isterken, hükümet uzun zamandır gündemde olan ceza infaz düzenlemesi içeren kanun teklifini meclise getirecek.

    İnsan Hakları savunucusu Avukat Eren Keskin, yargı paketine ilişkin yaptığı açıklamada, Anayasanın 10. maddesinde kanun karşısında herkes eşittir yazdığına dikkat çekerek, bu maddenin dahi uygulanmadığı belirtip, “İnfaz sisteminde her zaman ayrımcı davrandı. Bugün çıkarılmak istenen yasa tasarısında görüyoruz ki yine Kürtlere, muhaliflere, solculara ve farklı düşünen herkese ayrı bir infaz hukuku uygulanıyor. Hele ki böyle salgın günlerinde dahi bu kadar ayrımcı bir yasa hazırlamaya çalışmalarını nasıl anlatılabileceğini düşünemiyorum” dedi.

    Prof. Şebnem Korur Fincancı da, “Korona salgını çok önemli bir noktaya ulaştı ve cezaevleri böylesi salgın hastalıklar için çok riskli alanlardan birisi” diyerek şunları ifade etti:

    “Hem cezaevinde bulunanları hem de çalışanlar için bu riski göze almamamız ve ölüm cezasına mahkum etmememiz gerekiyor. İnfazda eşitlik ilkesi gereği cezaevinde bulunan insanların hızla tahliyesi ve birtakım kapatılma dışı yöntemlerin uygulanması zorunluluktur. Özellikle tutuklama oranlarında bir salgına dönüştüğü Türkiye’de tutuklu yargılanmakta olan insanların kamu vicdanında ve adalet duygusunda çok ciddi bir sarsıntıya yol açacağını unutmamak gerekir. Hep beraber infazda eşitlik demek zorundayız.”

    HDP Parti Sözcüsü avukat Ebru Günay ise, “Koronavirüs salgınının ayrımsız herkesi tehdit ettiği bir ortamda AKP kendi iktidarını korumak için ayrımcılık yapmaya devam ediyor. Salgın karşısında en korumasız alanlar cezaeviyken, infaz eşitliği uygulamayarak mapuslar arasında ayrımcılık uygulamaya devam edip, hayatlarını tehlikeye atıyor. Yarın geç olmadan herkese infaz eşitliği sağlanmalı” dedi.

    Sinemacı, siyasetçi ve yazar Sırrı Süreyya Önder de, infazda eşitliğin bir bahşiş veya lütuf değil, en temel haklardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Ülkemizdeki infaz hukuku baştan ayağa düşman hukukuyla bezenmiş ve muhalifler söz konusu olduğunda zalimane uygulamalar bütününden ibaret bir şey olmuştur. Bugün bunun böyle olması yetmezmiş gibi getirilen yeni infaz düzenlemesinde bu ayrımcılık ve eşitsizlik hali katlanarak artmaktadır. Bunu barış, demokrasi ve hukuk adına kabul etmek mümkün değildir. Henüz vakit varken bu yanlıştan acilen dönülmelidir. Korona gelir geçer ve biz bu yarayı toparlarız ama adalet anlayışındaki bu gedikler ülkemizi olunmaz bir noktaya sürükleyecektir.”

     (HABER MERKEZİ)

  • Meclis’te yargı paketi görüşmesi

    PİRHA- Meclise yakın tarihte gelecek olan yargı paketine ilişkin gün boyunca toplantılar yapıldı. AKP’li yetkililer tarafından ziyaret edilen muhalefet partileri görüşlerini paylaşırken, konuya dair açıklama yapan AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, teklifi bu hafta meclise sunacaklarını ve önümüzdeki hafta gündeme getirmeyi planladıklarını söyledi.

    Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünya teyakkuz halinde. Salgın her geçen gün can almaya devam ederken, birçok ülkede cezaevleri af da dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle boşaltılıyor.

    Türkiye’de ise doluluk oranı %200’leri geçen cezaevlerinde her geçen gün salgın tehlikesi artarken ve insan, sağlık ve hukuk örgütleri bir an önce önlem alınması ve cezaevlerinin boşaltılmasını isterken, hükümet uzun zamandır gündemde olan ceza infaz düzenlemesi içeren kanun teklifini meclise getirecek.

    Konuya dair AKP’li yetkililer sırasıyla CHP, İyi Parti ve HDP’yi ziyaret etti. Ziyaretlerde yargı paketiyle ilgili düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi paylaşılırken, muhalefet partileri de önerilerini paylaştı.

    Görüşmelerin ardından açıklama yapan AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, “Siyasi partilerle görüşmeleri tamamladıktan sonra kanun teklifini en kısa sürede vereceğiz. Teklifi, bu hafta Meclis’e sunmayı, gelecek hafta da gündeme getirmeyi planlıyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KHK’li Platformları Birliği: Eşit infaz indirimi adaletin gereğidir

    KHK’li Platformları Birliği: Eşit infaz indirimi adaletin gereğidir

    PİRHA – KHK’li Platformları Birliği, yeni ceza infaz düzenlemesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, talebin ciddi sağlık riski altında yaşayan tutuklu ve hükümlüler arasında herhangi bir ayrım olmaksızın eşit koşullarda bir infaz indirimi düzenlemesi yapılması olduğu belirtildi. 

    Yeni ceza infaz düzenlemesine ilişkin açıklama yapan KHK’li Platformları Birliği, düzenlemenin herhangi bir ayrım olmaksızın eşit koşullarda yapılması gerektiğini belirtti.

    Açıklamada, “Dünyada ve ülkemizde büyük boyutta sağlık sorunlarına yol açan ve birçok can kaybına sebebiyet veren yüzyılın en büyük küresel salgını korona konusunda birçok ülkede çok ciddi ve sert tedbirler alınmaktadır. Bu çerçevede, sosyal mesafeyi korumanın imkansız olduğu ve temel hijyen koşullarının bile sağlanamadığı cezaevlerinin salgın riskine karşı büyük bir tehdit altında olduğu açıktır. Bu nedenlerle; İtalya, Norveç, İran, Bahreyn, Filistin ve Suriye ile ABD ve Hindistan’ın bazı eyaletlerinde birçok mahpus için önlem olarak tahliye kararı verilmiştir” ifadeleri yer aldı.

    “SİYASİ MAHPUSLARI KAPSAM DIŞINDA TUTMAK HUKUKSUZDUR”

    “Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, geçen hafta yaptığı açıklamasında, cezaevlerinin infaz indirimi gibi düzenlemelerle acilen boşaltılması çağrısında bulunmuştur. Baroların çağrısı ve kamuoyunda oluşan talepler doğrultusunda hazırlanan yeni yargı paketinde infaz sürelerinde indirim ve denetimli serbestlik süresinin uzatılmasının öngörüldüğü belirtilmektedir. Bununla birlikte terör yargılamalarının kapsamda olmadığı söylenmektedir” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Oysa ki, ülkemizde birçok yasal ve şiddet içermeyen söz ve  eylem;  AB hukuku, Evrensel Hukuku ve Objektif Hukuka  aykırı olarak terör faaliyeti sayılabilmektedir. “Suç ve cezada kanunilik” ilkesi birçok yargı uygulamasında açıkça çiğnenmektedir. Son yıllarda adalet terazisi ile çok oynandığı, yargılamaların adil yapılmadığı da herkesin malumudur. Zira, Terörle Mücadele Kanunu, her türlü muhalif görüş ve düşünceye karşı bir sopa olarak kullanılmaktadır.

    “EŞİT İNFAZ İNDİRİMİ, ADALETİN GEREĞİDİR”

    Böyle bir ortamda, terör yargılamalarını yeni yargı paketinde kapsam dışında tutmak, bu hukuksuz uygulamalara onay vermek anlamına gelecektir.  Terör örgütü üyeliği gibi soyut ithamlar bahane edilerek ve hukuksuz bir terör kılıfı geçirilerek yargılanan siyasi mahpusların diğer “adli mahpuslar gibi eşit koşullarda infaz indirimi” koşullarından faydalanması gerekir. Aksi durum zaten mevcut olan hukuksuzluğu daha da derinleştirecektir.

    Talebimiz; ciddi sağlık riski altında yaşayan mahpuslar arasında herhangi bir ayrım olmaksızın eşit koşullarda bir infaz indirimi düzenlemesi yapılmasıdır. Anayasamızın  10. maddesindeki “eşitlik” ilkesi uyarınca; tüm mahpuslara, özellikle terör kılıfı ile yargılanan, şiddete bulaşmış siyasi mahpuslara eşit hukuk uygulanmalı ve bu kişiler de infaz indirimi kapsamına alınmalıdır. ‘Eşit infaz indirimi’ adaletin gereğidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargı paketinde çocuk istirmacılarına af iddiası

    Yargı paketinde çocuk istirmacılarına af iddiası

    Cezai indirim getirmesi beklenen ikinci yargı paketinde çocukların, kendilerini  istismar eden şahıslarla “belirli şartlarda” evlenmeleri durumunda cezanın erteleneceğine yönelik hüküm bulunduğu iddia edildi. CHP, İyi Parti ve HDP, öne sürülen düzenlemeye tepki gösterdi.

    Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında getirilen ilk torba Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam ederken AKP’nin ikinci yargı paketinin hazırlıklarında sona geldiği ifade edildi.

    İlk yargı paketinde yer alan çok sayıda düzenlemenin ardından ceza infaz sürelerinde indirime gidecek ikinci yargı paketinin hazırlıklarında da sona gelindi.

    AKP kulislerinden edinilen bilgiye göre, ikinci yargı paketinde birçok suç grubundan cezaevine giren vatandaşların hapis yatacağı sürede indirime gidilecek. Paketin içerisinde daha önce gündeme gelen ancak kamuoyundan yükselen tepkilerin ardından geri adım atılan, “çocuğun istismarcıyla evlenmesi durumunda cezanın ertelenmesi” hükmünün de yer alacağı öne sürüldü.

    Birgün’ün yaptığı habere göre yargı paketine gireceği öne sürülen yeni düzenleme ile çocuğun “birlikte olduğu” kişi ile arasındaki yaş farkının 10’un üzerinde olmaması durumunda ve evlilik halinde hükmün ertelenebileceği iddia edildi. Muhalefet ise bu düzenlemenin istismarı meşrulaştıracağını ifade etti

    “BİRÇOK ÇOCUK İÇİN ACI SONUÇLAR DOĞURABİLİR”

    TBMM Kadın, Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Gamze Taşçıer, “Israrla bu düzenlemeyi getirmeye çalışıyorlar. Bizler karşı çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Sınırlı sayıda da olsa erken evlilik mağduriyetinin yaşandığını ancak istisnalar nedeniyle Kanunun geneli üzerinde değişiklik yapılamayacağını bildiren Taşçıer, “Bu düzenlemeyi yasalaştırırsak Kanunu suistimale açık hale getiririz. Zaten 16 yaşından sonra kişi aile rızasıyla evlenme iznine sahip oluyor. Bu yaşın altındakilerin ise rızası aranamaz. Bu suçun cezasız kalması mümkün değildir” diye konuştu. Gelenek ve göreneklerin yaygınlığını hatırlatan Taşçıer, “Türkiye gibi hâlâ örf ve adetlerine bağlı bir ülkede bu düzenleme birçok çocuk için acı sonuçlar doğurabilir. Erken evliliklerin önünü açamayız” ifadelerini kullandı.

    TBMM Kadın, Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun İyi Partili üyesi Tuba Vural Çokal da olası düzenlemeye karşı çıktı. Çocuk yaşta evliliklerin önünün hiçbir koşulda açılmaması gerektiğini vurgulayan Çokal, “İkinci yargı paketine ilişkin taslak çalışma henüz elimize ulaşmadı ve dolayısıyla bir grup kararımız bulunmuyor fakat kişisel olarak söyleyebilirim ki böyle bir düzenleme olamaz. Çocukların istismarcısıyla evlenmesi durumunun istismara cezai indirim getirmesi kabul edilemez. Karşı çıkacağım” diye konuştu.

    “İSTİSMARCIYI AKLAR”

    HDP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Acar Başaran da partilerinin bu düzenlemenin karşısında yer aldığını ifade etti. AKP’nin daha önce de bu düzenlemeyi hayata geçirmeye çalıştığını ancak o gün de karşı çıktıklarını hatırlatan Başaran, “Bu düzenleme, bir şekilde çocuk istismarcısının aklanması anlamına gelir. Hiçbir rıza durumu, istismarcının affa uğraması için gerekçe olamaz” dedi.

    “İSTİSMAR MEŞRULAŞTIRILAMAZ”

    Yeni Yargı Paketi’nde olacağı öne sürülen düzenlemeye kadın örgütleri de tepkili. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Nar Kadın Dayanışması, istismara imkân sağlayacak düzenlemeye karşı mücadele edeceklerini bildirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Çocuğa yönelik cinsel istismar, bireysel bir sapkınlık ya da hastalık değildir; toplumdaki erkek egemen kavrayış ve uygulamaların sebep olduğu ve meşrulaştırdığı bir şiddet suçudur. Şimdi bu şiddet suçunu çocukların istismarcısıyla evlenmesi halinde cezai indirim önerisiyle meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Ensar’daki toplu istismar olayına bir kereden bir şey olmaz anlayışıyla yaklaşanlar, 9 yaşına basmış kız çocuklarının, 12 yaşına basmış erkek çocuklarının evlenebileceğini ifade edenler, toplumsal yaşamı dini kurallara göre belirlemek isteyenler, laik medeni hukuku hiçe sayarak şer’i hukuku yerleştirmeye çalışanlar çocukları istismarcılarıyla evlendirerek geleceğimizi karartmaya çalışıyorlar. Çocukları korumak, istismara uğradığı şartları ortadan kaldırmak ve koruyucu-önleyici hizmeti verme görevlerini yerine getirmeyen devlet şimdi de çocukların istismarcılarıyla evlenmeleri halinde cezai indirim uygulamasını yürürlüğe sokmaya çalışmakta. Hiçbir neden, hiçbir hareket istismarcının affedilmesi için bahane olamaz. Çocuk istismarı meşrulaştırılamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP, Yargı Paketinin taslağını CHP’ye sundu

    AKP, Yargı Paketinin taslağını CHP’ye sundu

    AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yargı paketi taslak metnini CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’a teslim etti.

    AKP, Yargı Reformu ve Strateji Belgesi olarak bilinen değişiklik taslak metnini, MHP’den sonra CHP’ye de iletti. AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yaklaşık 38 maddeden oluşan ve 15 ayrı kanunda değişiklik öngören taslak metnini, CHP’ye götürdü. Taslak metni CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç teslim aldı. Taslak metnini önümüzdeki hafta İYİ Parti grubuna sunacak olan AKP, taslağı HDP’ye götürmeyeceğini belirtmişti.

    2 EKİM’DE MECLİS’E SUNULMASI BEKLENİYOR

    38 maddeden oluşan ilk yargı paketinde ifade özgürlüğünün yanı sıra İstinaf Mahkemeleri, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Pasaport Kanunu’nun yanı sıra 15 ayrı kanunda değişiklik öngörülüyor. Meclis’in 1 Ekim’de yeni yasama yılına başlaması ile birlikte ilk gündem maddesi olacak olan yargı paketinde değişiklik öngören düzenlemenin 2 Ekim’de AKP tarafından yasa teklifi olarak sunulması bekleniyor.

    PASAPORTLAR VERİLECEK

    Yeni paket ile Pasaport Kanunu’nda da değişikliğe gidiliyor. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası, OHAL kapsamında hakkında işlem yapılanlar ile eşlerinin pasaportları iptal edilmişti. Yapılacak değişiklik ile hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunmayanlar ile infaz edilecek bir cezası olmayanlara pasaportlarının yeniden verilebilmesine imkân sağlanacak. Mahkemelerce yurtdışına çıkmaları yasaklananlar hariç, pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilenlere, herhangi bir idari veya adli soruşturma-kovuşturma bulunmaması ile kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşmesi yönünde verilen kararlar doğrultusunda mahkûmiyet kararı bulunanlardan cezası tümüyle infaz edilenlere veya ertelenenlere, başvurmaları halinde kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığınca pasaport verilebilecek.

    AVUKATLARA YEŞİL PASAPORT

    Yeni düzenleme ile 15 yıl kıdemi olan avukatlara yeşil pasaport verilmesi amaçlanıyor. Avukatların kıdeminin belirlenmesinin usul ve esasları, İçişleri, Dışişleri ve Adalet Bakanlıkları’nca birlikte çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

    ÇOCUK İZLEME MERKEZLERİ KURULACAK

    Yapılacak düzenleme ile adliyelerde adli görüşme odalarının kurulmasına yasal dayanak oluşturulacak. Adliye dışında (hastaneler bünyesinde) Sağlık Bakanlığınca çocuk izlem merkezleri kurulmasına yasal dayanak oluşturulacak. Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınacak.

    CİNSEL SUÇLARDA ÇOCUKLARI UZMANLAR DİNLEYECEK

    Çocuklara cinsel istismar cezalarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 103’üncü madde ile mağdur olan çocukların beyanlarının alınma ortamı da yeniden düzenleniyor. Buna göre cinsel istismara uğrayan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacak. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınacak. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecek.

    ‘ŞİDDET’ MAĞDURLARININ TEDAVİLERİNİ DEVLET KARŞILAYACAK

    Yapılacak değişiklik ile hiç bir sosyal güvencesi olmayan şiddet suçu mağdurlarının suçtan kaynaklı tedavi giderlerinin tamamının devlet tarafından karşılanması sağlanacak.  Suç nedeniyle yaralanan veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulan, bu nedenle tedaviye ihtiyaç duyan mağdurlardan genel sağlık sigortalısı olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası kapsamında olup sağlık yardımlarından yararlanamayanlar, tedavi süresince gelir tespiti yapılmaksızın genel sağlık sigortalı sayılacak, tedavileri devlet tarafından karşılanacak.

    İSTİNAFIN BOZMA VE ONAMA YETKİSİ GENİŞLETİLİYOR

    Düzenleme ile davalarla ilgili iddianamenin iadesi müessesesi işler hale getiriliyor. Böylelikle Cumhuriyet savcıları suçun sübutuna doğrudan etki edecek delilleri toplamadan dava açamayacak. İstinaf ceza dairelerinin düzelterek onama yetkisi genişletiliyor. İstinaf ceza dairelerinin bozma yetkisi genişletiliyor. İstinaf mahkemelerince verilen kesin nitelikteki kararlara yapılan itirazın etkili bir şekilde incelenebilmesi için istinaf ceza başkanlar kuruluna yetki veriliyor. İfade özgürlüğüne ilişkin kararlara temyiz yolu açıldığında daha önce bu kapsamda verilen kesin nitelikteki kararlara da temyiz imkânı tanıyan geçiş hükmü düzenleniyor. Kesin nitelikteki istinaf kararlarına karşı yapılan itiraza etkili bir mekanizma getirilmekle birlikte daha önce itiraz edilmiş olup da reddedilen kararlar bakımından yeniden bu yolun kullanılmasının engellenmesi amacıyla düzenleme yapılıyor. İstinaf mahkemelerince verilen kesin nitelikteki kararlar ile temyize tabi olan kararların birlikte verilmesi durumunda, sirayetin etkisi bakımından temyiz incelemesinin neticesine kadar kesin nitelikteki kararların infazının ertelenebilmesine ilişkin imkân tanınıyor. Değişiklik paketinde Seri Yargılama Sistemi ve Arabuluculuk kapsamı da genişletiliyor.