Etiket: yargı reformu

  • İsrail’de protestolara neden olan düzenleme ertelendi

    İsrail’de protestolara neden olan düzenleme ertelendi

    PİRHA- İsrail’de protestolara neden olan ‘yargı reformunu’na ilişkin düzenlemenin Meclis’e sunulması ertelendi.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hükümetin ‘yargı reformu’, muhaliflerin ise ‘yargı bağımsızlığına darbe’ olarak nitelendirdiği tartışmalı düzenlemeyi İsrail Parlamentosu’na (Knesset) sunmayı ertelediğini açıkladı.

    Netanyahu hükümetinin koalisyon ortaklarından Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in partisi Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) tarafından yapılan açıklamada, düzenlemeye dair görüşmelerin önümüzdeki ay “Hamursuz Bayramı” tatilinden sonraki Meclis oturumuna kadar askıya alındığı ifade etti.

    “Reformun diyalog yoluyla meclisten geçirilmesi” için bir sonraki oturumda yeniden Meclis’e sunulacağı aktarıldı.

    İsrail Parlamentosu’nun bir sonraki yasama dönemi 30 Nisan-30 Temmuz tarihleri arasında olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yargı Reformu’nun ilk paketi yasalaştı

    Yargı Reformu’nun ilk paketi yasalaştı

    Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ilk paketi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Yasaya göre, OHAL döneminde çıkartılan KHK’lerle pasaportları iptal edilenlere, haklarındaki idari veya adil işlemler lehine sonuçlanmışsa pasaportları iade edilecek.

    Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda düzenlemeler içeren Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

    Kanuna göre, baroya kayıtlı ve en az 15 yıl kıdemi bulunan avukatlara hususi damgalı pasaport verilecek. Ancak avukatların haklarında, Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma bulunmaması şartı aranacak.

    KHK’LİLERİN PASAPORTLARI

    OHAL döneminde çıkartılan KHK’lerle pasaportları iptal edilenlere, haklarındaki idari veya adli işlemler lehine sonuçlanmışsa pasaportları iade edilecek. Bu şekilde pasaportları iptal edilenler veya pasaport talepleri reddedilenlere, belirli koşulların bulunması durumunda kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığınca pasaportları verilebilecek.

    Bu maddeden, OHAL kapsamında kabul edilen kanunlar uyarınca kamu görevinden çıkarılmaları veya rütbelerinin alınması nedeniyle pasaportları iptal edilenler, OHAL Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK’nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 5. maddesi ve 375 sayılı KHK’nin geçici 35. maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler, mahkemelerce yurt dışına çıkmaları yasaklananlar hariç olmak üzere pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlar yararlanacak.

    Ancak haklarında aynı nedenlerden dolayı devam eden herhangi bir idari, adli soruşturma, kovuşturma bulunmaması, kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilmesi, mahkumiyet kararında cezasının tümüyle infaz edilmesi veya ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi şartları aranacak.

    Teklifin TBMM’de kabulüyle yasalaşan maddeler özetle şöyle oldu:

    – Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmayacak.

    – Baroya kayıtlı, en az 15 yıllık avukatlara yeşil pasaport verilebilecek.

    – Avukatlık staj ve noterlik staj başvurularında, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nda başarılı olma şartları aranacak.

    – İdari yargıda da ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma yapılabilecek.

    – Soruşturma aşamasında tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde 6 ayı, görevine giren işlerde 1 yılı geçemeyecek.

    – Seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü, yargı sistemine dahil ediliyor.

    – Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen iddianameler iade edilecek.

    – İş ve çalışma hürriyetinin ihlali; güveni kötüye kullanma; suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçları da uzlaştırma kapsamında olacak.

    – Uzlaştırma ve ön ödeme kapsamındaki suçlar hariç, cumhuriyet savcısı, üst sınırı 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, kamu davasının açılmasını 5 yıl süreyle erteleyebilecek.

    – Cinsel istismar mağduru çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacak.

    – Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin temyiz edilebilecek kararlarının kapsamı genişletiliyor.

    – Hakaret, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç işlemeye tahrik, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, cumhurbaşkanına hakaret, devletin egemenlik alametlerini aşağılama, Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve devletin kurum ve organlarını aşağılama, silahlı örgüt, halkı askerlikten soğutma suçları nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecek.

    – Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin hapis cezalarının üst sınırı 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından 5 yıl olarak uygulanacak.

  • Yargı reformu paketi komisyonda kabul edildi

    Yargı reformu paketi komisyonda kabul edildi

    TBMM’de yeni yasama yılının başlamasıyla görüşülmeye başlanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ilk paketi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

    AKP tarafından hazırlanan ve tartışmalara neden olan Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda düzenlemeler içeren Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi, dün TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeler sonrası kabul edildi.

    AVUKATLARA DAMGALI PASAPORT

    Teklifi, baro levhasına kayıtlı ve en az 15 yıl kıdemi bulunan avukatlara hususi damgalı pasaport verilebilmesine imkan tanıyor. Ancak avukatların haklarında, Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma bulunmaması şartı aranacak. Teklif, ‘milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum, gruplara, terör örgütlerine üyeliği, iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle pasaportları iptal edilen ya da pasaport talepleri reddedilenlere’ yönelik düzenleme içeriyor.

    İPTAL EDİLEN PASAPORTLAR

    Haklarındaki idari veya adli işlemler lehine sonuçlansa da pasaportları iptal edilenler veya pasaport verilmesi talepleri reddedilenlere, belirli koşulların bulunması durumunda kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre İçişleri Bakanlığı’nca pasaportları verilebilecek.

    Bu maddeden OHAL kapsamında kabul edilen kanunlar uyarınca kamu görevinden çıkarılmaları veya rütbelerinin alınması nedeniyle pasaportları iptal edilenler, OHAL Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK’nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 5. maddesi ve 375 sayılı KHK’nin geçici 35. maddesi uyarınca pasaportları iptal edilenler, mahkemelerce yurt dışına çıkmaları yasaklananlar hariç olmak üzere pasaportları iptal edilenler ile haklarında pasaport verilmemesine yönelik idari işlem tesis edilmiş olanlar yararlanacak.

    Ancak haklarında aynı nedenlerden dolayı; devam etmekte olan herhangi bir idari veya adli soruşturma veya kovuşturma bulunmaması, kovuşturmaya yer olmadığına, beraatine, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilmesi, mahkumiyet kararı bulunanlardan cezasının tümüyle infaz edilmesi veya ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi şartları aranacak.

    HUKUK VE İDARİ YARGI SINAVI

    Avukatlık staj ve noterlik staj başvurularında Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nda başarılı olma şartları aranacak. İlgili kanunlarda belirtilen şartlara ek olarak; hakim adaylığı sınavına girmek ve avukatlık veya noterlik stajına başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nda veya İdari Yargı Ön Sınavı’nda başarılı olmak şartı gerekecek. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’na, hukuk fakültesinden mezun olanlar ile yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye’deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarılı olmak suretiyle denklik belgesi alanlar girebilecek. Sınav yılda en az bir defa yapılacak.

    İdari Yargı Ön Sınavı’na, hukuk bilgisine programlarında yeterince yer veren siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az 4 yıllık yükseköğrenim yapmış veya bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olanlar girebilecek. Sınav, 2 yılda en az bir defa olacak şekilde diğer sınav gibi Adalet Bakanlığı ile imzalanacak protokole göre Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) yapılacak.

    Sınavlar test şeklinde olacak, en az 100 soru yöneltilecek ve 100 puan üzerinden en az 70 puan alanlar başarılı sayılacak.

    AYKIRILIK VE UYUŞMALIKLAR 3 AY İÇİNDE KARARA BAĞLANACAK

    Aynı veya farklı bölge idare mahkemesi dairelerince benzer olaylarda verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin gerekçeli istemler, uyuşmazlığın konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri kurullarınca 3 ay içinde karara bağlanacak. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak verilen kararlar kesin nitelikte olacak.

    Hukuk yargılamasında uygulanan ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasına dair hükümler, idari yargıda da uygulanacak.

    İDARİ YARGI HAKİMLİĞİNE SINIRLAMA

    İdari yargı hakim adaylığına hukuk fakültesi mezunu olmayanlar arasından yapılacak atamalarda, alan ve sayı sınırlaması getiriliyor. Siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarından mezun olanlar, hakim adaylığına atanabilecek. Ancak bu kişilerden atananların sayısı, her dönemde atanacak toplam aday sayısının yüzde 20’sini geçemeyecek.

    Hukuk fakültesi mezunlarının Adli veya İdari Yargı Hakim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı’na girebilmeleri için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nda; hukuk fakültesi mezunu olmayanların İdari Yargı Hakim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı’na girebilmeleri için İdari Yargı Ön Sınavı’nda başarılı olmaları gerekecek.

    Adli yargı hakim adaylığı yazılı yarışma sınavı alan bilgisi konuları arasında iş hukuku da yer alacak.

    MÜLAKAT KURULU ÜYE SAYISI 7’YE ÇIKARILACAK

    Mülakat Kurulu’nun üye sayısı 5’ten 7’ye çıkarılacak, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreteri ile Türkiye Adalet Akademisi Danışma Kurulu’ndan bir üye de kurulda bulunacak.

    Türkiye Adalet Akademisi Danışma Kurulu’nda; Yargıtay veya Danıştay mensubunun birden fazla olması halinde bu kişiler arasından, Yargıtay veya Danıştay mensubu bulunmaması halinde kurulda görev yapan hakim ve savcılar arasından her sınav için Danışma Kurulunca, üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla, sınavın türüne göre bir asıl üye Mülakat Kurulu’na seçilecek.

    DERS ÜCRETLERİNDE DÜZENLEME

    Teklif, Türkiye Adalet Akademisi’nde ders verenlere ödenecek ders ücretlerini de düzenliyor. Akademiye öğretim elemanı olarak atanan veya görevlendirilen hakim ve savcılar ile Yükseköğretim Kanunu hükümlerine göre akademide görevlendirilen öğretim elemanlarına haftalık 10 ders saatini aşan kısım için ders ücreti ödenecek.

    Akademide ders vermekle görevlendirilen Yargıtay ve Danıştay üyeleri, hakim, savcılar, avukatlar, noterler ve alanında uzman kişiler, verdikleri her ders için ders ücreti alacak.

    Akademide ders verenlerden üniversite öğretim elemanı olmayanlar bakımından birinci derecede olanlar için profesörlere, ikinci derecede olanlar için doçentlere, üç veya daha aşağı derecede olanlar ile kamu görevlisi olmayanlar için öğretim görevlilerine, Yükseköğretim Personel Kanunu’na göre ödenen kadar ders ücreti ödenecek. Üniversite öğretim elemanlarının akademide ders vermesini sağlamak amacıyla bu kişilere Yükseköğretim Personel Kanunu’na göre ödenenin bir kat fazlası ders ücreti ödenmesi de öngörülüyor.

    İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

    Teklife göre, haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmayacak. Teklifle, uzmanların aile mahkemesi bünyesine atanmaları usulünden vazgeçiliyor, adliyelerde kurulacak müdürlükler bünyesine alınıyor. Aile mahkemelerinde, Adalet Bakanlığınca adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanılacak.

    CEZANIN ADLİ PARA CEZASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

    Teklife göre, uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlarda, ön ödeme miktarı birer ay ara ile üç eşit taksitle ödenebilecek. Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde ön ödemenin gereğinin yerine getirilmediği kabul edilecek ve soruşturmaya devam edilecek.

    CİNSEL SALDIRI VE İSTİSMAR

    Cinsel saldırı ve cinsel istismar suçu mağdurlarının ifade ve beyanlarının hukuka aykırı olarak başkalarına verilmesi veya yayılması yahut başkalarınca ele geçirilmesi fiilleri, söz konusu suçun nitelikli hali olarak kabul edilecek ve ceza bir kat artırılacak.

    TUTUKLULUK SÜRELERİ

    Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemeyecek ancak Türk Ceza Kanunu’nun 2. kitap 4. kısmında yer alan ‘devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar ve devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk; Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar’ bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olacak, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilecek. Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanacak.

    Uzlaştırma ve ön ödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, cumhuriyet savcısı, üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilecek. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara itiraz edebilecek.

    Bu madde hükümleri, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hakkında uygulanmayacak.

    İADE EDİLECEK İDDİANAMELER

    Düzenleme ile iade edilecek iddianameler şöyle belirlendi:

    Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianameler.

    Ön ödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde ön ödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianameler.

    Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen iddianameler.

    Soruşturma veya kovuşturma evresinde, dava nakli veya adli tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğması halinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.

    İFADE VE BEYANLAR, ÖZEL ORTAMDA UZMANLAR ARACILIĞIYLA ALINACAK

    Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınacak.

    Cinsel istismar mağduru olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacak.

    Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınacak. Kovuşturma evresinde ise ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hakim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecek. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülki sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle işlemler yerine getirilecek. Beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranacak. Kayda alınan beyan ve görüntüler dava dosyasında saklanacak ve gizliliği için gerekli tedbirler alınacak.

    SERİ MAHKEME USULÜ SİSTEME DAHİL EDİLECEK

    Teklifle, seri muhakeme usulü yargı sistemine dahil ediliyor. Soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanacak.

    Seri muhakeme usulü, TCK’de yer alan, hakkı olmayan yere tecavüz; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması; trafik güvenliğini tehlikeye sokma; gürültüye neden olma; parada sahtecilik; mühür bozma; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan; kumar oynanması için yer ve imkan sağlama; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçları ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, Orman Kanunu; Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanun; Kooperatifler Kanunu’nda yer alan bazı suçlarda uygulanacak. Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirecek.

    Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilecek ve şüphelinin müdafi huzurunda teklifi kabul etmesi halinde bu usul uygulanacak.

    Cumhuriyet savcısı, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirleyecek.

    Sonuç olarak belirlenen hapis cezası, cumhuriyet savcısı tarafından koşulları bulunması halinde Türk Ceza Kanunu’na göre seçenek yaptırımlara çevrilebilecek veya ertelenebilecek.

    Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmeyecek.

    Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep edecek.

    Mahkeme, şüpheliyi müdafi huzurunda dinledikten sonra eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kuracak; aksi takdirde talebi reddedecek ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı cumhuriyet başsavcılığına gönderecek.

    Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılacak.

    Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hallerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamayacak.

    Suçun iştirak halinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi halinde seri muhakeme usulü uygulanmayacak.

    Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hallerinde uygulanmayacak. Resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması halinde seri muhakeme usulü uygulanmayacak.

    Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilecek.

    BASİT YARGILAMA USULÜ

    Teklifle, yargı sistemine dahil edilmesi öngörülen ikinci düzenleme ise ‘basit yargılama usulü.’

    Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilecek. Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame, sanık, mağdur ve şikayetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını 15 gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenecek.

    Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilecek. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilecek.

    Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın hüküm kurulacak. Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilecek.

    Mahkemece, koşulları bulunması halinde kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilecek veya hapis cezası ertelenebilecek ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek.

    Hükümde, itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilecek.

    Mahkemece gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilecek.

    Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik halleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmayacak.

    Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla işlenmiş olması halinde uygulanmayacak. Basit yargılama usulünce verilen hükümlere karşı itiraz edilebilecek. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşecek.

    İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılacak ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacak. Taraflar gelmese bile duruşma yapılacak ve yokluğunda hüküm verilebilecek.

    Seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulüne ilişkin hükümler 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren uygulanacak.

    1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmayacak.

    Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla; kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümleri uygulanmayacak. Ayrıca, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda suçun bu kanunla uzlaştırma kapsamına alındığı gerekçesiyle uzlaştırma usulü uygulanmayacak. Hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda suçun bu kanunla ön ödeme kapsamına alındığı veya taksit imkanı getirildiği gerekçesiyle ön ödeme hükümleri de uygulanmayacak.

    ‘İş ve çalışma hürriyetinin ihlali; güveni kötüye kullanma; suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi’ suçları da uzlaştırma kapsamına alınıyor.

    Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla ‘aynı mağdura karşı’ işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmayacak.

  • HDP, Alevi Dernekleri Federasyonu’nu ziyaret edecek

    HDP, Alevi Dernekleri Federasyonu’nu ziyaret edecek

    PİRHA – HDP, “Kayyım, Yargı Paketi, Demokrasi İttifakı ve Demokratik Anayasa” başlıklarını konuşmak üzere Alevi Dernekleri Federasyonu yönetimi ile bir araya gelecek.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Kayyım” başta olmak üzere “Yargı Paketi, Demokrasi İttifakı ve Demokratik Anayasa” çerçevesinde başlattığı görüşmeler dahilinde Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığındaki heyet ile 2 Ekim’de Alevi Dernekleri Federasyonu’nu ziyaret edecek.

    Mithat Sancar başkanlığındaki heyet, geçtiğimiz haftalarda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği ve Alevi Bektaş Federasyonu yöneticileriyle de bir araya gelerek gündemde olan konuları değerlendirmişti.

    PİRHA / ANKARA

  • Ateşoğulları: Yargı reformu ne getirecek, ne götürecek?-VİDEO

    Ateşoğulları: Yargı reformu ne getirecek, ne götürecek?-VİDEO

    PİRHA- Hukukçu Kamil Ateşoğulları, AKP tarafından gündeme getirilen Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne dair “Reform ne demek? Mevcut durumun daha iyi bir duruma getirilmesi, kısacası ıslahat. Demek ki mevcut durum iyi değil ki reform gereksinimi duyuyorlar” diyerek toplumsal bir uzlaşı sağlanarak yeni bir anayasa hazırlık süreci gerektiğinin altını çizdi.

    HABERİN VİDEOSU

    ‘Yeni Anayasa’ başlığı muhalefet kanadında tartışıla giderken hukukçu ve aynı zamanda eski milletvekili olan Kamil Ateşoğulları da “Alelacele bir anayasadan çok vatandaş ne istiyor?” sorusunu yöneltti.

    Ateşoğulları, “Her vatandaşın üzerinde uzlaşacağı bir metin, ortak payda” olmalı diyerek köklü bir Anayasa değişikliğinin şart olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “17 Aralık 2011’de ABF olarak Ankara’da demokratik bir anayasa konferansı düzenledik. Ardından da bir bildirgemiz çıktı. Bu metni çeşitli partilere gönderdik. Hükümet adına konferansa Adalet Bakanı Bekir Bozdağ katılmıştı. Daha sonra Başbakan Davutoğlu ile görüştüğümüzde bu metni sunduk. Anayasa çalışmaları sırasında Anayasa Alt Komisyonu’na da gidip oraya da sunduk. Kamuoyu olsun, basın olsun, olayı bilmeyen yok ama buna karşılık adım atma da yok. Ne istediğimizi, ne gibi haksızlıklara uğradığımızı biliyorlar. Anayasanın bu sorunları çözmesi için gerçekten sonuç eksenli değil, süreç eksenli bir anayasa çalışmasına gereksinim var. O konferansta ‘mevcut koşullarda bir anayasa nasıl değişir’ yöntemini anlatırken hem İspanya’daki yol temizliğini, hem de Güney Afrika’da 6 yıl süren anayasa çalışmasını anlattım. Ama bizde hemen bir anayasa taslağı hazırlanıyor. Konuşacak konu komisyona geliyor, partilerin nasıl komisyon çalışmaları sürdürdüğünü biliyoruz. Ondan sonra parmak hesabıyla geçiyor. Böyle bir anayasa olmaz. Komisyonda da bunu söyledim. Sağ olun bizi çağırdınız ama tek başına çağırmayın. Çeşitli inançları çağırın, orada buluşsunlar. Her inancı, her etnik yapıyı, her vatandaşın üzerinde uzlaşacağı bir metin, ortak payda, herkesi kesen bir çizgi olmalı. Alelacele bir anayasadan çok vatandaş ne istiyor, bu ülkenin vatandaşıysam bir başka inançtaki arkadaş da bu ülkenin vatandaşı. Uzlaşalım ki demokrasi olsun, eşitlik olsun, adalet yerini bulsun.”

    “DEMEK Kİ MEVCUT DURUM İYİ DEĞİL”

    Adalet Bakanı ile Cumhurbaşkanı’nın görüşmesi ardından gündeme gelen Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ne anlam ifade ettiğine açıklık getiren Ateşoğulları şöyle devam etti:

    Neden reform? Reform ne demek? Mevcut durumun daha iyi bir duruma getirilmesi, kısacası ıslahat. Demek ki mevcut durum iyi değil ki Bir reforma gitme gereksinimi duyuyorlar. O zaman mevcut durum nedir? Yargıda ne var? Yasa ve yasaları uygulayan savcı ve hakimler de ne var oturup düzenlenmesi gerekiyor. Bir ülkenin ceza hukuku o ülkedeki rejimin aynasıdır. Çok cezacı bir devlet mi? Suçu değil suçluyu yargılayan mı? Ya da suç ortamını ortadan kaldıran sosyal bir devlet mi? Oturup bunların düşünülmesi gerekiyor. Biz sonucu değerlendiriyoruz. Oysaki sonucu yaratan nedenler var burada. Bir maddede durulmuş oysa buna neden olan şeyler var.

    Ülke bir ekonomik krize girdi. Bu kriz nedeniyle vatandaş, bu suçları işlemiş olabilir. Onun için diyorlar ki ‘af desen af değil, şartlı salı verme desen şartlı salı verme değil’. Bir de denetimli serbestlik mi oturup bunla ilgili bir karar verilmedi. Çünkü diğer partilerle de görüşülemedi. Eğer bir af çıkacaksa mecliste 360 sayısına ihtiyaç var. Oysaki şu andaki sayı 340 civarında. Muhalefetle görüşüp gerçekten bir toplumsal barışı sağlayacak sonuç gelecek mi? Bu hazırlanan taslak ne kadar adalet reformudur, toplumsal barışı sağlar mı, sağlamaz mı düşünmek gerek.”

    YARGI REFORMU DEMOKRATİK BİR ORTAM GETİRECEK Mİ?

    Ateşoğulları’nın altını çizdiği bir diğer konu ise Gülen Cemaati’ne bağlı yargıçların ceza verdiği bir takım insanların hala içeride tutulduğu konusu oldu. “hala içeride tutulan kimi isimler için bir çözüm getirmek istiyorlar” diyen Ateşoğulları’nın aktarımları şöyle:

    “Eşitlik, adalet sistemi ve yargının durumu en çok üzerinde durulan konuların başında. Cezaevlerinin şu anki kapasitesi 210.000 kişi. Fakat 265.000’in üzerinde tutuklu ve hükümlü var. Bu tutuklulardan 162.000’i bu yeni anayasadan yararlanıyor.

    2013’te Fetöcü yargıçların çok fazla ceza verdiği bir takım insanların hala içeride tutulduğu, bunlara bir çözüm getirmek istiyorlar. Bu 18 Mayıs 2018’den önce suçlar için. Daha sonraki suçlar için bir şey yok. Kapsam içinde olan organize suçlar, dolandırıcılık, uyuşturucu simsarları, kadına şiddet ve bazı eylemler adam öldürme, devlete karşı suçlar, orman suçları, çocuklara cinsel saldırı ve devlet sırları kapsam dışı kalıyor. Bu birinci pakette.
    Şimdi bütün bunların olduğu yerde bu yargı reformu ne kadar toplumda barışı sağlayacak, ne getirecek? Bir de Türkiye’ye demokratik bir ortam getirecek mi oturup bunların tartışılması gerekiyor.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • BES: Yargı emekçisinin ekonomik, özlük hakları sağlanmalı-VİDEO

    BES: Yargı emekçisinin ekonomik, özlük hakları sağlanmalı-VİDEO

    PİRHA- Yeni yargı yılıyla ilgili basın açıklaması yapan BES, yargı reformu paketinde yargı emekçilerinin haklarının yer almadığına dikkat çekti. 

    Haberin videosu

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) yeni yargı yılı ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın metnini BES Genel Başkanı Serpil Akpınar okudu.

    Demokrasi, hukuk ve adalet adına bugüne kadarki tüm öğretilerin alt üst olduğu bir adli yıl açılışı gerçekleştirildiğini vurgulayan Akpınar, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırılmasıyla beraber yargı bağımsızlığından söz etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Akpınar, adli yıl açılış töreninin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılmasına baroların ve Yargıtay üyelerinin tepkilerini hatırlattı.

    Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine kayyım atanarak belediye eşbaşkanlarının görevlerinden alınmasına değinen Akpınar, seçmen iradesinin yok sayılıp hukuk normları çiğnenerek seçilmişlerin görevden uzaklaştırılmasının tarihe kara bir gün olarak geçtiğini kaydetti.

    Yargının işlerinden haksız bir şekilde ihraç edilen kamu emekçileri için kapılarını kapattığını belirten Akpınar, “Anayasa Mahkemesi kararları hiçe sayılarak komisyonun ağzından çıkacak olanlar yargı kararıymış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.” dedi.

    “YARGI REFORMU PAKETİNDE YARGI EMEKÇİLERİNİN HAKLARI YOK”

    Yargı reformuna da değinen Akpınar, yargı emekçilerinin ekonomik, özlük, sosyal haklarına yönelik sorunlar reform paketinde görülmediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Reform adı altında sunulan pakette; yargılama hizmetlerinde performans ve verimliliği olumsuz yönde etkileyen sorunlardan birisi olarak, yazı işleri hizmetlerinin görüldüğü, bu hizmetlerin hızlandırılması, mahkeme yazı işleri müdürlüklerinin güçlendirilmesi, görev ve yetkilerinin genişletilerek kariyer meslek olarak yeniden yapılandırılması, Adalet komisyonlarının yetki ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi, Adalet okullarından mezun olanların öncelikli istihdam edilmesi, yargı teşkilatında sürekli ve zorunlu eğitim modeline geçilmesi, personel sayısının arttırılması belirtilmiştir. Yargı emekçilerinin reform paketlerinde yer alış biçimleri sorunlarının çözümüyle değil ‘yargı hizmetlerinin etkili ve kaliteli bir şekilde yerine getirilmesi için iyi yetiştirilmesi gerektikleri’ yönüyle geçiştirilmektedir. Oysa hizmet içi eğitimden önce asıl olarak göz önünde bulundurulması gereken işe alımlarda mülakat değil liyakate dayalı istihdamın yapılmasıdır. Yargı hizmetlerinin etkili bir şekilde verilmesi kamu hizmeti açısından elbette önemlidir. Ancak bu hizmetin nitelikli verilebilmesi için birinci koşul, hizmeti veren yargı emekçisinin ekonomik, özlük, sosyal ve demokratik haklarının idare tarafından tam olarak sağlanmasıdır.”

    Türkiye’de inşa edilen ve dünyanın en büyük adliye sarayları olmasıyla övünülen adliyelerde yargı emekçilerinin yoğun iş yükü ve idari baskı altında ezildiklerini ifade eden Akpınar, “Yargı emekçilerinin sorunları, yapılan adalet saraylarının büyüklüğüyle yarışır hale gelmiştir.” dedi.

    “TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ GÖRÜŞMELERİ TİYATROYA DÖNDÜ”

    Memur-Sen ve hükümet arasında yapılan 2020-2021 dönemi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin bir tiyatro gösterisine dönüştüğünü söyleyen Akpınar, “Memur-Sen teklifinde, 2020-2021 Toplu Sözleşmesinde taban aylığa seyyanen 200 TL, ilk yıl yüzde 8+7, ikinci yıl yüzde 6+6 zam ve 1. yıl yüzde 3, 2. yıl yüzde 2 refah payı talep etmişti. Toplamda yüzde 38’leri bulan zam teklifini en sonunda 2 yıl için toplamda yüzde 20’lere kadar düşürdü. Talepleri arasında yer alan 24 Haziran seçimlerinden bu tarafa vaat edilen 3600 ek gösterge yok, vergi dilimi adaletsizliğine ilişkin hiç bir şey yok, ek ödemelerin emekli aylığına eklenmesine ilişkin bir şey yok, liyakatı ortadan kaldıran mülakat uygulamasını savunan Memur-Sen’den yargı emekçilerinin ekonomik özlük haklarının düzeltilmesine ilişkin hiç bir şey yok. Bu taleplerden de vazgeçen yandaş sendika geldiği durumu gizlemek için göstermelik eylemlerle başta kendi üyeleri olmak üzere kamu emekçilerini yine kandırmaya, oyalamaya devam etmektedir.” diye konuştu.

    TALEPLER

    Akpınar, taleplerini ise şöyle sıraladı:

    1- Yargı emekçilerine insanca yaşayacakları bir ücret için derhal ek zam verilmelidir.
    2- Şu anda Ankara, İstanbul ve İzmir illeriyle sınırlı olmak üzere ödenen yol ücretleri, tüm yargı emekçilerine ödenmelidir.
    3- Zabıt Katibi yargı emekçilerine VHKİ kadrosu verilmelidir.
    4-Sözleşmeli istihdama son verilmeli, güvenceli istihdam esas alınmalı ve 4/B kadrosunda istihdam edilen yargı emekçileri 4/A kadrosuna geçirilmelidir.
    5- Disiplin soruşturması yönünden 2802 sayılı Yasanın ilgili hükümleri kapsamından çıkarılarak yargı emekçilerinin de 657 sayılı Yasa kapsamında disiplin soruşturmasına tabi tutulması konularında düzenleme yapılmalıdır.
    6- Fazla mesai ücretleri genişletilerek tüm yargı emekçilerine ödenmesi sağlanmalıdır.
    7- Atama ve görevde yükselmelerde mülakat değil, liyakat esas alınmalıdır.
    8- Artan iş yüküne karşın yeteri kadar personel alımı yapılması yerine yargı emekçileri üzerindeki baskı arttırılarak sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Bu tür uygulamalardan vazgeçilerek yeterli personel istihdamı yapılmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • Kayyım eylemleri 15. gününde: İnkarcı zihniyeti durduracağız

    Kayyım eylemleri 15. gününde: İnkarcı zihniyeti durduracağız

    PİRHA- 15’inci gününe giren kayyım eylemlerinde hükümetin yakında açıklayacağı yargı reformundan hiçbir kesim için adaletin çıkmayacağı vurgulandı. 

    HDP’li belediyelere atanan kayyımlara karşı HDP’li milletvekilleri ve yurttaşların Diyarbakır, Mardin ve Van’da başlattığı oturma eylemi 15’inci gününde devam ediyor.

    DİYARBAKIR: SÖZ KONUSU KÜRTLER OLUNCA DEMOKRASİ YOK SAYILIYOR

    Diyarbakır’da 15 gündür Lise Caddesi’nde devam eden oturma eylemine HDP’li milletvekilleri ve yurttaşların yanı sıra Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Emek Partisi Eş Genel Başkanı Selma Gürkan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Türkmen, Emek Partisi Dersim ve Elazığ il başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu üyeleri katıldı. Eylemde kurulan serbest kürsüde yurttaşlar, kayyımlara tepkilerini dile getirirken, zaman zaman şiir ve direniş türküleri okudu.

    Açıklamada konuşan HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan, kayyım zihniyetinin, inkar zihniyeti olduğunu ve halkı faşizme mahkum ettiğini belirtti. Her gün kayyımlara karşı mücadelenin devam edeceğini söyleyen Ceylan, halkın mücadelesinin kayyımları durduracağını söyledi.

    Bağlar Belediyesi’nin HDP’li Meclis Grubu adına konuşan Zübeyde Zümrüt de, “Bir yerde seçimden bahsediliyorsa demokrasi de olmalı. Burada da seçim ve demokrasiden bahsediyorlar. Ancak söz konusu olunca, Kürtlerin oyları yok sayılıyor. Bugün zorla baskı ile yükselmek istiyorlar. Ancak şunu bilmeliler, hiç bir iktidar baskı ile yükselmedi. Bu halk yıllardır mücadele ediyor. Bu halkın iradesini gasp etmek isteyenler iyi bilsin, bu tarih karşısında boğulacaklar.” dedi.

    “YARGI REFORMU’NDAN ADALET ÇIKMAYACAK”

    Eyleme destek ziyaretinde bunun Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan ise kayyımları kınayarak ortak mücadele ve dayanışma vurgusu yaptı. Adli yıl açılışına değinen Gürkan, “Adli yıl açılışı bu memlekette adeta adalet arayışının mücadelesi alanına dönüştü. Çünkü saraydan sesini yükseltenler ve onun etrafındakiler, bu ülkede adaleti temsil etmediği gibi, bu ülkede verecekleri mesajlarla da asla adaleti ve demokrasiyi temsil etmeyecekler. Yargı reformunu açıklayacaklar, açıklayacakları yargı reformu yargı reformu olmayacak, tam tersi karşı reformu olacak. Açıklayacakları yargı reformunda, bu ülkede hiçbir siyasal kesime, hiçbir toplumsal kesime adalet çıkmayacak. Bu rejimin yargı reformundan kadınlara da adalet çıkmayacaktır. Kadın cinayetlerinin, sonucunda yargılamaların nasıl sonuçlandığını biliyoruz. İşte kayyım politikaları da bu adaletsizliğin bir parçasıdır. Kayyım politikası halkın iradesini gasp etmektir. Kayyım politikası kadınların kazanımlarının gasp edilmesidir. Çocukların, gençlerin kazanımlarına el konulmasıdır” diye konuştu.

    MARDİN: TEKÇİ SARAY REJİMİ TÜRKİYE HALKLARINA KARŞI DARBEDİR

    Mardin’de 15’inci gününde olan kayyım protestoları polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı Karayolları Parkı’nın girişinde devam etti. Şarkılarla süren oturma eyleminde açıklama yapan HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, adli açılış gününü hatırlatarak “Türkiye’de bağımsız hukuk, bağımsız yargı diye bir şey yoktur. Barolar ve hatta Yargıtay’ın kimi üyeleri Saray’da yapılan Adli Yıl Açılış Törenine gitmek istemediler. Biz öteden beri Türkiye’de tekçi Saray rejiminin Türkiye halklarına karşı bir darbe olduğunu, bu anlayışın giderek her şeyi alt üst edeceğini dile getiriyoruz. Bağımsız yargı olmadığı zaman anayasadan, hukuktan söz edilemez.” diye ifade etti.

    “Vali atanandır, bu kentin eşbaşkanları seçilenlerdir” diyen İpekyüz, “Bu kentte de tek adam rejimine yöneliyorlar. Tek adam rejimi için getirdikleri yönetici Türkiye 15 gündür onun yaptığı yolsuzlukları konuşuyor” dedi.

    VAN: EŞ BAŞKANLIK BİZİM MOR ÇİZGİMİZDİR

    Van’da da 15’inci gününe giren kayyım protestoları HDP İpekyolu İlçe binası önünde gerçekleşti. Eyleme HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, Murat Sarısaç, Şevin Coşkun, Habip Eksik ile belediye eşbaşkanları ve yurttaşlar katıldı.

    Burada konuşma yapan milletvekili Muazzez Orhan, 19 Ağustos tarihinde sivil bir darbeyle karşı karşıya kaldıklarını belirterek Kürt halkının inkarı ve imhası üzerine yürütülen politikalarla ülkenin yönetilemeyeceğine dikkat çekti. Barışın tesisi için Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik bir yöntemle çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydeden Orhan, “Kayyımlar talandır, hırsızlıktır, yolsuzluktur. Sayıştay raporlarıyla bunlar kamuoyuna duyurulmuştur. Ancak AKP iktidarı ve kayyım zihniyeti hala bu talanı, yolsuzluğu, hırsızlığı savunarak diğer tüm muhalif kesimleri baskı altına almaya, halk iradesini yok saymaya devam etmektedir. Bunun yok sayılması bu ülkeye huzurun, barışın gelmemesi, bu ülkenin geleceğinin karanlığa sürüklenmesi demektir. AKP ve kayyım zihniyeti uzun süreli kalamaz. Hiçbir dayanağı olmayan yalan dolan gerekçelerle belediye başkanlarımız görevden alınmıştır. Bu uygulamaları kabul etmiyoruz. Eşbaşkanlık bizim mor çizgimizdir. Eşbaşkanlıktan asla geri adım atmaz, taviz vermeyiz. Eşbaşkanlık toplumun yarısı olan kadınların eşit temsiliyette, hem siyasi kademelerde hem yaşamın her alanında kendilerini yönetmesi, kendi taleplerini iletmesi, kendi yaşamı ile ilgili kararları vermesi demektir. Bu Kürt kadın hareketinin dünya kadın hareketlerine bir armağanıdır. Bu bir suç gerekçesi sayılamaz. Bu gerekçe gayrimeşrudur ve eşbaşkanlıktan asla geri adım atmayacağız.” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu: Adalet reformunu getirin Meclisten geçirelim

    Kılıçdaroğlu: Adalet reformunu getirin Meclisten geçirelim

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ülkede temel bir adalet sorununun olduğunu belirterek, “Adalet reformunu getirin Meclisten geçirelim.” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Nevşehir’de partisinin il başkanları toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, konuşmasında Ekim ayında Meclise getirilmesi planlanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne değinerek, “Adalet reformunu getirin Meclisten geçirelim” dedi.

    Demokrasinin olmadığı yerde adaletin sağlanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu,
    “Bu ülkenin hapishanelerinde suçsuz insanlar yatıyorsa, bunların suçsuz olduklarına dair Cumhuriyet Başsavcılarının da kararları varsa ve bu kararlara rağmen bu gazeteciler hala hapisteyse bu ülkede temel bir adalet sorunu var demektir.” dedi.

    KILIÇDAROĞLU’NDAN TÜRK-İŞ’E: SARI SENDİKACILIK EN FELAKET ŞEYDİR

    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkanı Ergün Atalay’ın basına yansıyan sözleriyle ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Sendikacılık işçinin hakkını aramaktır. Güç karşısında işçinin hakkının teslim edilmesidir. İşçinin alın terini saraya pazarlarsa ona sendikacı denmez. Üstelik görüşmeyi kapalı kapılar ardından sarayda yapmışsa kendisini teslim etmiş oraya. İşçinin alın teri kadar değerli bir şey yok. Beyefendi bizim iki üç maaşımız yok. Sen Saray’da oturuyorsun kira vermiyorsun, hiçbir masrafın yok. Her şey bedava, aylığına yüzde 20 zam yaptın, işçi bunların tamamını ödüyor sen ona yüzde 8 zam veriyorsun. Bu nasıl hak aramadır. Sendikanın genel başkanı işçinin alın terini pazarlıyor. Batsın sizin sendikacılığınız. Sarı sendikacılık bu ülkenin başına gelen en felaket şeydir.” (HABER MERKEZİ)