Etiket: yargıtay 3. ceza dairesi

  • Ayten Öztürk için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı

    Ayten Öztürk için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı

    PİRHA-Ayten Öztürk’ün avukatları, bir itirafçının beyanıyla verilen 2 tane ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptı. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği konusunda başvuru yaptıklarını söyleyen Avukat Naim Eminoğlu, “İtirafçının beyanı dışında hiç bir somut delil yok. Eğer Anayasa Mahkemesi’nden hak ihlali kararı çıkarsa mahkemeye başvurarak yeniden yargılama, infazı durdurma ve tahliye edilmesi yönünde mahkemeye dilekçe vereceğiz” dedi.

    Ayten Öztürk, 8 Mart 2018’de Lübnan’da Beyrut Refik Hariri Havalimanı’nda gözaltına alındı ve özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. Öztürk, 6 ay boyunca kayıptı. Bu süre zarfında hiç kimsenin bilmediği bir yerde falaka, cinsel taciz, elektrik, tabut, askı gibi türlü işkencelere maruz kaldı.

    Ayten Öztürk hakkında, bir çocuk istismarcısının linç edilmesini kaldırımdan izlediği iddiasıyla verilen 2 tane ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Ayten Öztürk’ün avukatları, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin verdiği kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle bozulması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptı.

    Ayten Öztürk’ün avukatı Naim Eminoğlu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ NOKTASINDA BAŞVURU YAPTIK”

    Ayten Öztürk davasında bütün dosyanın bozulmasına ilişkin bir başvuru yaptıklarını söyleyen Naim Eminoğlu, “Genel anlamda yargılama süreci boyunca adil yargılanma hakkının ihlal edildiği noktasında başvuru yaptık. Yargılama zaten itirafçı tanığın linç eylemini kaldırımdan izliyordu beyanı üzerinden yürütüldü ve gizli tanığın beyanı üzerinden de Ayten Öztürk hakkında hüküm verildi ve iki tane ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’ne iki hususta başvuru yaptıklarını aktaran Eminoğlu, “Birincisi; itirafçı tanığı Ayten Öztürk ve biz avukatlar olarak hiçbir zaman sorgulayamadık. O yüzden biz tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği noktasında bir başvuru yaptık. Eğer biz o kişiyi sorgulayabilseydik belki başka bir ifade verecekti ya da biz o kişinin beyanlarını çürütebilecektik ama yargılama boyunca bu imkân bize hiç tanınmadı. O yüzden burada bir hak ihlali olduğu noktasında bir başvurumuz oldu Anayasa Mahkemesi’ne.
    İkincisi ise; doğal hakim ve doğal yargı ilkesinin ihlal edildiğine dair bir başvurumuz oldu. Mahkemenin son duruşmasında Ayten Öztürk hem tahliye edilmişti hem de ceza verilmişti. O duruşmada biz Ayten Öztürk’ün avukatları olarak hakimi reddetmiştik çünkü tarafsız bir hakim olmadığı gerekçesiyle başvuru yapmıştık” diye belirtti.

    “İTİRAFÇI TANIĞIN BEYANI DIŞINDA HİÇBİR SOMUT DELİL YOK”

    İtirafçı tanığın beyanları dışında dosyadaki delillerin hiçbir somut gerekçeye dayanmadığını belirten Eminoğlu, şunları dile getirdi:

    “Yargıtay’ın dosyada olmayan konular üzerinden yargılama yaptığını ve İstinaf Mahkemesi’nin inceleme yapmadığını da belirttik. Eğer Anayasa Mahkemesi’nden hak ihlali kararı çıkarsa mahkemeye başvurarak yeniden yargılama, infazı durdurma ve tahliye edilmesi yönünde mahkemeye dilekçe vereceğiz. Eğer Anayasa Mahkemesi’nde ret kararı gelirse bu durumda da artık tek başvuru seçeneğimiz kalan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz.”

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Ayten Öztürk’e verilen ceza Yargıtay tarafından onandı
    -Av. Doğa İncesu: Ayten Öztürk’e siyasi amaçlar güdülerek ceza verildi
    -Öztürk’ten kamuoyuna çağrı: Soyut iddialarla müebbet hapis verildi; adaletsizliğe karşı ses olun!
    -Ayten Öztürk’e verilen hapis cezasının kaldırılması için imza kampanyası düzenlendi

  • Av. Doğa İncesu: Ayten Öztürk’e siyasi amaçlar güdülerek ceza verildi

    Av. Doğa İncesu: Ayten Öztürk’e siyasi amaçlar güdülerek ceza verildi

    PİRHA- Avukat Doğa İncesu, Ayten Öztürk hakkında 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onanmasının siyasi amaçlar güdülerek verildiğini söyledi. Av. İncesu, “Yaşadığı 6 aylık işkenceyi anlatması ve insanlar üzerine ifade vermeyi kabul etmemesinin sonucunda Ayten Öztürk’e bu cezalar verildi” dedi.

    Ayten Öztürk, 8 Mart 2018’de Lübnan’da Beyrut Refik Hariri Havalimanı’nda gözaltına alındı ve özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. Öztürk, 6 ay boyunca kayıptı. Bu süre zarfında hiç kimsenin bilmediği bir yerde falaka, cinsel taciz, elektrik, tabut, askı gibi türlü işkencelere maruz kaldı.

    Ayten Öztürk hakkında bir çocuk istismarcısının linç edilmesini izlediği iddiasıyla verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Ayten Öztürk’ün avukatı Doğa İncesu, verilen cezayı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURACAĞIZ”

    Ceza hukukunda suç ve suçlunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini belirten Doğa İncesu, “Tüm dosya kapsamında Ayten Öztürk’ün çocuk istismarcısının linç edilmesini örgütlediğine ilişkin hiçbir somut delil yok. Sadece bir sanığın çocuk istismarcısı linç edilirken Ayten Öztürk’ün kenarda durup izlediğine ilişkin bir beyanı var. Müvekkilin olayı izlediğine ilişkin hiçbir kamera görüntüsü ya da yan delil yok. Fakat müvekkilimiz olayı izlemiş olsa bile, bu onun söz konusu linci örgütlediğini göstermeyecektir. Bu hukuksuz kararın bozulması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız, önümüzde bir de AYM süreci olacak. Elbette Ayten Öztürk’e verilen karar hukuki değil siyasi amaçlar güdülerek verildi. Ayten Öztürk, yaşadığı 6 aylık işkenceyi anlatması ve insanlar üzerine ifade vermeyi kabul etmemesinin sonucunda bu cezalar verildi. Ayten Öztürk dosyası işkencenin önlenmesi ve adil yargılanma hakkı noktasında çok temel, ülke tarihi açısından da çok özel bir dosya. Dolayısıyla müvekkilimiz için verdiğimiz adalet mücadelesini sürdürmeye, işkenceye karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -Ayten Öztürk’e verilen ceza Yargıtay tarafından onandı

  • Ayten Öztürk’e verilen ceza Yargıtay tarafından onandı

    Ayten Öztürk’e verilen ceza Yargıtay tarafından onandı

    PİRHA-Ayten Öztürk hakkında bir çocuk istismarcısının linç edilmesini izlediği iddiasıyla verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Ayten Öztürk, 8 Mart 2018 tarihinde Lübnan’da Beyrut Refik Hariri Havalimanı’nda gözaltına alındı ve özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. 6 ay boyunca kayıptı. Bu süre zarfında hiç kimsenin bilmediği bir yerde falaka, cinsel taciz, elektrik, tabut, askı gibi türlü işkencelere maruz kaldı. 28 Ağustos 2018 gecesi Ankara’da, bedenindeki 898 yara ile bir araziye bırakılır bırakılmaz Siyasi Şube polisleri tarafından gözaltına alındı.

    İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ardından, yaklaşık 2,5 yıl ev hapsinde tutuldu, 6 Şubat 2024 günü evi yeniden basılarak tutuklandı.

    “HERKESİ HUKUKSUZ CEZANIN BOZULMASI İÇİN MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada, “Ayten Öztürk hakkında “bir çocuk istismarcısının linç edilmesini kaldırımdan izlediği” beyanıyla verilen “insan öldürmeye azmettirme” ve “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçlarından verilen 2 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandığı duyuruldu. Müvekkilimiz ömür boyu tek kişilik hücrede tutulacak. Tüm halkımızı ve meslektaşlarımızı Ayten Öztürk hakkında verilen bu hukuksuz cezanın bozulması için mücadeleye çağırıyoruz” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de TİP’lilerden eylem: Yargıtay darbesine geçit vermeyeceğiz- VİDEO

    Mersin’de TİP’lilerden eylem: Yargıtay darbesine geçit vermeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA- TİP Mersin İl Örgütü, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay hakkında verilen tahliye kararını tanımamasını protesto etti. TİP Mersin İl Başkanı Ahmet Paket, Yargıtay’ın iktidardan aldığı talimat doğrultusunda Anayasa’yı çiğnediğini belirterek, “Bizler hukuku ve Anayasa’yı yerle bir etmelerine, Yargıtay darbesine geçit vermeyeceğiz” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararını tanımayan ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne tepkiler büyüyor.

    TİP Mersin İl Örgütü, Mersin Adliyesi önünde bu karara ilişkin eylem yaptı. Eyleme, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) il örgütü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il örgütü ve demokrasi güçleri katıldı.

    “YARGITAY, AYM’Yİ TANIMAMA HADDİNİ NERDEN ALIYOR?”

    Adliye önünde yapılan basın açıklamasını TİP Mersin İl Başkanı Avukat Ahmet Paket okudu.

    Paket, seçilmiş bir milletvekilinin AYM kararlarına rağmen tahliye edilmemesiyle suç işlendiğini kaydederek, “Yargıtay, iktidar cephesinden aldığı talimatla AYM’nin derhal uygulanması gereken kararını ve anayasanın ilgili maddesini tanımadığını açıkladı, üstelik AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Yani AKP, MHP ve onun yandaş yargısı, bir seçilmişi özgürlüğünden mahrum etmek için anayasayı çiğnedi. Yargıtay, Türkiye’nin en yüksek yargı makamına ‘Seni de anayasayı da tanımıyoruz’ deme haddini ve yetkisini kimden alıyor?” diye sordu.

    “HRANT’I BİR KEZ DAHA KATLETTİLER”

    Ahmet Paket, Can Atalay ve birçok siyasi tutuklunun Saray’ın talimatıyla özgürlüklerinden mahrum edilirken, Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliye edilmesine tepki göstererek şunları kaydetti:

    “Bu ülkede AYM ve AİHM kararları uygulanmazken, adaletin kırıntısına tahammül kalmamışken, Hrant’ın katilleri için her türlü hukuki yolu uygulayanlar, hasta ve yaşlı mahpuslara uygulanmayan koşullu salıverme şartlarını Hrant’ın görünen katiline uygulayarak dün bir kere daha Hrant Dink’i katlettiler.”

    Paket, iktidarın hukuk tanımaz uygulamalarına direnmeye devem edeceklerinin altını çizerek, konuşmasını sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Cumartesi Anneleri eyleminde Yargıtay’ın kararına tepki- VİDEO

    Cumartesi Anneleri eyleminde Yargıtay’ın kararına tepki- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne ilişkin yaptığı eylemde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki gösterdi. İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin suç duyurusunda bulunması tam anlamıyla bir gaflettir. Bu ülkede sadece haklarımız değil, hak arama yollarımız da tehlike altında” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, her hafta Özgür Çocuk Parkı’nda yaptığı Cumartesi Anneleri ile dayanışma eyleminde yaşanan hak ihlallerine değindi.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararını tanımayan ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne tepki gösterildi. Konuya ilişkin konuşan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin suç duyurusunda bulunması tam anlamıyla bir gaflettir. AYM kararları bağlayıcıdır. Buna ilişkin tüm hak örgütlerini, TBMM’yi, STK’ları buna tepki göstermeye çağırıyoruz” sözlerini kullandı.

    “GÖZALTINDA KAYBEDİLENLERİN AKIBETİ AÇIKLANSIN”

    “28 Yıldır Soruyoruz Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş Nerede?” denilen eylemde basın açıklamasını Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin Şube Sekreteri İsmail Bozkurt okudu. 1995 yılında gözaltında kaybedilen Yurtseven, Özeken ve Sarıtaş’ın akıbetini soran Bozkurt, şu ifadelere yer verdi:

    “Geçen 5 yılı aşkın zamandan sonra kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği temsilcileri bugün ilk defa karanfil ve fotoğraflarıyla Galatasaray’da. 972. haftada Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş için adalet istiyorlar.

    İşlenen suçlarla yüzleşmeden, vicdani muhasebe yapmadan vahşetin bıraktığı leke silinmeyecektir. Galatasaray Meydanı tüm kayıpların yaşadığı zulmün hafıza mekanıdır. Cumartesi Anneleri’nin kayıplarımı ile buluşma mekanı olan Galatasaray Meydanı’nda toplanma hakkına müdahale derhal sonlandırılsın. Tüm gözaltında kaybedilenlerin akıbeti kamuoyuna açıklansın, tüm failler yargılansın.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Yargıtay Başkanlığı’ndan AYM açıklaması: Hukuku kaosa sürüklüyor

    Yargıtay Başkanlığı’ndan AYM açıklaması: Hukuku kaosa sürüklüyor

    PİRHA-Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin arkasında duran Yargıtay Başkanlığı, Anayasa değişikliği istediğinin sinyalini vererek, “AYM, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alıyor” dedi.

    Yargıtay Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutuklu milletvekili Can Atalay hakkında verdiği “hak ihlali” kararını tanımayan ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin arkasında durdu. Yargıtay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, AYM’nin yetkisini aştığı savunuldu.

    Açıklamada, “Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    “YARGITAY ADİL YARGILAMANMA HAKKININ TEMİNATIDIR”

    Açıklamada, “Bilindiği üzere, Anayasamızın 146, 154 ve 155’inci maddelerinde yüksek mahkemeler; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay olarak düzenlenmiş olup, birbirlerine üstünlük sıralaması öngörülmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında olduğu gibi kesinleşmiş tüm mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır. Yargıtay 6 Mart 1868 tarihinde kurulmuş, 155 yıllık köklü bir geçmişe sahip, adli yargının en üst temyiz mercii olup üyelerinin tamamı alanlarında uzman ve deneyimli yüksek hakimlerden oluşmaktadır. Anayasa’nın m.154/1’e göre, ‘Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Anayasa’nın 154’üncü ve Yargıtay Kanunu’nun 13’üncü maddesine göre, Yargıtay’ın adli yargı alanında hukukun ülkede eşit şekilde uygulanmasını sağlama görevi bulunmaktadır. Hukukun objektif, belirli ve öngörülebilir olması, eşitlik ve hukuki güvenliğin ve özellikle de adil yargılanma hakkının teminatıdır” denildi.

    “AYM DAVALARI YENİDEN İNCELEMEYE YETKİLİ BİR MAKAM DEĞİLDİR”

    Anayasa’nın 148. Maddesinde AYM’nin görev ve yetkilerinin tanımlandığı belirtilen açıklamada, “Bu görevler arasına 07.05.2010 tarih ve 5982 sayılı Anayasa değişikliği ile ‘bireysel başvuru’ da eklenmiş, 2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bireysel başvuru incelemelerinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için ‘olağan kanun yollarının tüketilmesi’ şarttır. Yine Anayasa’nın 148/5 hükmüne göre, ‘Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.’ şeklindeki hüküm ile bireysel başvurunun yargısal sınırı çizilmiştir. Bu haliyle bireysel başvuru; temel hak ve özgürlüklere yönelik hukuka aykırı müdahalelerin kanun yollarında giderilememesi halinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Olağan veya olağanüstü kanun yolu değildir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi adli ve idari mahkemelerce verilen kararları bozan bir mahkeme olmadığı gibi istinaf ve temyiz mercii olarak davaları yeniden incelemeye yetkili bir makam da değildir” ifadelerine yer verildi.

    “AYM YASAL SINIRLARINI AŞTI”

    Açıklamanın devamında şunlar yer aldı: “Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvuru incelemelerinde zaman zaman anayasal ve yasal sınırları aşarak Yargıtay ve Danıştay uzman dairelerince geliştirilen yerleşik içtihatları ters yüz edecek, hukuk sistemini kaosa sürükleyecek şekilde kararlar alması, kesin hüküm etkisini tamamen devre dışı bırakılmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan, bir kısım kamuoyunun gündemini meşgul eden davalar üzerinden uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut anayasal düzen bir kenara bırakılarak Anayasa Mahkemesinin ‘süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmuştur. Temel hak ve özgürlüklerin korunması, yalnızca Anayasa Mahkemesinin değil, tüm yargı organlarının görevidir. Türk yargı sisteminin gerçekten mevcut olan yapısal sorunlarının çözümü için elverişli bir araç olması ümit edilen bireysel başvurunun, mecrasından çıkması, yargı sistemini zayıflatan sistemsel bir sorun haline gelmiştir.

    Bireysel başvuru sisteminin faaliyete geçmesinden itibaren yukarıda özetlenen sorunlar Anayasa Mahkemesi üyelerinin de bulunduğu bilimsel toplantılarda defaatle ifade edilmesine, Yargıtay Başkanı’nın adli yıl açış konuşması ile yıl sonu basın değerlendirme toplantılarında ve Danıştay Başkanı tarafından Danıştayın kuruluş yıldönümü toplantısında gündeme getirilmesine karşın, Anayasa Mahkemesinin kararlarındaki anayasal ve yasal yetki aşımı olarak değerlendirilen benzer uygulamalar artarak devam etmiştir. Bizatihi Anayasayı korumak amacıyla kurulan Anayasa Mahkemesi, tartışmalara konu olan davada, anayasa koyucunun iradesini yok sayarak Anayasa’nın 83’üncü maddesindeki atıf nedeniyle somut olaya uygulanması gereken 14’üncü maddesini işlevsiz bırakmıştır.

    “HEDEF GÖSTERİLMESİ SON DERECE VAHİM”

    Anayasal düzene uymayan bu bakış açısının etkisi ile bazı kararlarda yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Danıştay’ın derece mahkemesi olarak nitelendirilmesi, tartışmalara konu olan Şerafettin Can Atalay dosyasında olduğu gibi terör suçlarına bakan ve tamamen yargısal bir görev ifa eden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ’88. Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlalin altında yatan sorunları giderme yönünde kamu gücünü kullanan makamlar genel bir yükümlülüğe sahip olmasına karşın Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi içtihadına aykırı davranmış, benzer ihlalleri önleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş; aksine başvurucunun anayasal haklarını -Anayasa’nın parlamentoya verdiği bir yetkiyi kullanarak- daraltıcı bir şekilde yorumlamak suretiyle ihlal etmiştir.’ biçimindeki sözlerle anayasayı ihlal suçunu işlediği ithamında bulunularak hedef gösterilmesi gibi son derece vahim, kabul edilemez hukuki hatalar, bireysel başvuru kararlarının vazgeçilmez dili olmuştur.

    HAKSIZ TEPKİLER

    Yukarıda örneklenerek değinilen Anayasa Mahkemesinin uygulamalarının doğurduğu hukuki sonuçlar gözetilmeksizin, bir yüksek mahkeme olan Yargıtay ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yargısal görev ve yetkisi kapsamında verdiği kararlara yönelik yüksek yargı kurumlarının saygınlığını zedeleyen ve eleştiri sınırlarını aşan haksız tepkiler üzüntüyle karşılanmaktadır. Hukuki güvenliğin, toplumsal barışın ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması bakımından Anayasa’dan aldığı yetkiyle Yargıtay, bireysel başvurunun mevcut haliyle uygulanmasının doğurduğu sorunların giderilmesi ve karşılaştırmalı hukukta kabul edilen standartlara göre geliştirilmesi konusunda ihtiyaç duyulan, anayasal ve yasal çalışmalarda gerekli desteği sağlamaya her zaman hazırdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mimarlar Odası: Hukuk devleti, belirli bir siyasi grubun istekleri uğruna eğilip bükülemez!

    Mimarlar Odası: Hukuk devleti, belirli bir siyasi grubun istekleri uğruna eğilip bükülemez!

    PİRHA – TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, “Bizler, her ne pahasına olursa olsun hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz”dedi.

    TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, internet sitesinden yaptığı açıklamada Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki gösterdi.

    “HUKUK DEVLETİNİ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından imza altına alındığı söylenen belge, bir mahkeme kararından ziyade anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs eden bir tehdit mektubu niteliğindedir. Bizler, her ne pahasına olursa olsun hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Gezi’den intikam almak ve topluma gözdağı vermek inadı uğruna Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı yürürlükten kaldırmaya çalışanlara karşı bir kez daha tekrarlıyoruz: Gezi, milyonların vicdanında meşrudur. Anayasa bir bütündür, bölünemez. Hukuk devleti, belirli bir siyasi grubun istekleri uğruna eğilip bükülemez. “Milli irade” adı altında bütün hukuksuzluklarına kılıf uyduranların, her fırsatta sandığa saygı diyenlerin, Hatay halkının iradesini gasp etmesine seyirci kalmayacağız. Bu hukuksuzluğa, bu anayasasızlaştırmaya karşı hukuk devletini savunmak için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Gezi’ye, tüm tutuklu arkadaşlarımıza ve Can Atalay’a özgürlük!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Barosu’ndan Yargıtay 3. Dairesi’ne tepki: Karar, hukuk garabetidir

    Mersin Barosu’ndan Yargıtay 3. Dairesi’ne tepki: Karar, hukuk garabetidir

    PİRHA- Mersin Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, “Yargıtay’ın almış olduğu karar hukuk garabeti niteliğindedir. Normlar hiyerarşisini, Anayasa’nın üstünlüğünü yok sayan bu karar Yargıtay açısından tarihe kara bir leke olarak geçecektir” dedi.

    Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri ve avukatların katılımıyla Mersin Adliyesi bahçesinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) suç duyurusu protesto edildi.

    Mersin Barosu Başkan Yardımcısı Av. Kazım Yüksel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay hakkında hak ihlali kararı vermesi ve tahliyesini istemesine, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bu karara uymama ve AYM üyeleriyle ilgili suç duyurusu kararında bulunmasına tepki gösterdi.

    “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ YOK SAYILMIŞTIR”

    Yüksel açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bir hukuk garabeti niteliğinde olan bu karar; Anayasal devletin güvencelerinden biri niteliğinde olan bireysel başvuru yolunu etkili bir başvuru yolu olmaktan çıkarmış, hukukun üstünlüğü ilkesini yok saymış, keyfiliğin yargının en üst makamına kadar uzandığını ortaya koymuştur. Alınan karar Anayasa’nın ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz’ şeklindeki 6. maddesi hükmüne açıkça aykırıdır.

    “TARİHE KARA BİR LEKE OLARAK GEÇECEKTİR”

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali yapıldığının kabulüne dair verdiği karara uymayacağına Anayasal yetkisi olmadan karar vermesi Anayasa’yı fiilen işlevsiz kılmıştır. Normlar hiyerarşisini, Anayasa’nın üstünlüğünü yok sayan bu karar Yargıtay açısından tarihe kara bir leke olarak geçecektir.

    Anayasa Mahkemesi’nin kararının tanınmamasının hukuken hiçbir izahı bulunmamaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin zedelenmesi sonucu farklı erkler arasında mücadele edildiğine zaman zaman tanık olunmuştur ancak aynı erk kapsamında bulunan yüksek yargı organları arasında hukuka aykırı şekilde, kararı yok sayma aşamasına varan bir mücadele adalet sistemi açısından kaygı vericidir.

    Yargıtay’ın, normlar hiyerarşisine göre en üstte bulunan Anayasa’ya uygunluk denetimini yapan merci olan Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili olarak denetim yapma yetkisinin olmadığını, yetki aşımı yapılarak verilen bu kararın Anayasal düzene olan güveni temelden sarstığını kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Yargıtay’dan Can Atalay serbest bırakılmalı diyen AYM üyelerine suç duyurusu

    Yargıtay’dan Can Atalay serbest bırakılmalı diyen AYM üyelerine suç duyurusu

    PİRHA- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasının tutuklusu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılması yönündeki kararı tanımadı. Anayasa Mahkemesi (AYM) Can Atalay hakkında “Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma, kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti.

    Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı ihlal ettiğini ve yetkisini aştığını belirten Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)