Etiket: yasaklama

  • Kazım Öz’ün ‘Oy’una Geldik’ filmine bakanlıktan yasak

    Kazım Öz’ün ‘Oy’una Geldik’ filmine bakanlıktan yasak

    PİRHA- Yönetmenlik koltuğunda Kazım Öz’ün oturduğu “OY’una Geldik” filminin gösterilmesi Kültür ve Turizm Bakanlığınca yasaklandı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğü yönetmenliğin Kazım Öz’ün yaptığı “Oy’una Geldik” isimli filmin vizyonunu yasakladı.

    Müdürlüğün yasak kararında şu ifadeler yer aldı: “Yapımcılığını Kazim Öz’ün üstlendiği “Oy’una Geldik” isimli film, 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince Alt Kurul tarafından Değerlendirme ve Sınıflandırma Kuruluna sevk edilmiştir. İlgili film, 24.02.2025 tarihinde gerçekleştirilen Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu toplantısında Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 4 üncü maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda değerlendirilmiş olup filmin ticari dolaşıma ve gösterime sunulması, Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince, oybirliği ile uygun bulunmamıştır.”

    ÖZ: HUKUKSAL YOLLARI KULLANACAĞIZ 

    Karara tepki gösteren Kazım Öz, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla “OY’una Geldik filmimizin vizyonu maalesef yasaklandı.İktidar21.yüzyılda bir komedi filmini yasaklayarak kendi tarihine bir kara leke daha sürdü. Yıllardır emek sarfederek ürettiğimiz filmi seyircimize ulaştırmak için hukuksal yolları sonuna kadar kullanacağız. #oyunageldikfilmi” dedi.

     

  • Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi 5-6 Ekim sonuç bildirgesi: Mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi 5-6 Ekim sonuç bildirgesi: Mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!

    PİRHA – Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nin “Sansür-Otosansür” başlığı ile düzenlediği çalıştayın sonuç bildirgesi yayınlandı. Sanat camiasına yönelik yasaklamalara dikkat çekilen açıklamada “Baskılanan, sansürlenen sanatın karşısında, direnen sanatın ve direnen sanatçıların da var olduğunu duyurmayı, kamusal sorumluluğumuz olarak görüyoruz” denildi.

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nin çağrısıyla 5-6 Ekim’de İstanbul’da yapılan ‘Mevcut İktidarın Kültür Politikaları / Sansür ve Otosansür Baskısında Kültürel Kapan Buluşması’ sanatın, akademinin ve hayatın çeşitli alanlarından katılımcıları bir araya getirdi.

    ‘Kültürel Üretimde Baskının Biçimleri, Sansür – Otosansürün Görünme Biçimleri, Kültür Politikaları ve Sansür, Kürt Sanatında Sansür ve Direniş’ başlıklarıyla yapılan oturumlarda ve Kültür-Sanatta İhlal ve Direniş Biçimleri forumunda, sansürün ve otosansürün yarattığı kültürel baskılar üzerine görüş ve öneriler paylaşıldı.

    “KAMUSAL ALAN TEK TİPLEŞTİRİLİYOR”

    İki günlük çalışmanın ardından sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Sansürün ve baskının yalnızca siyasal iktidar eliyle değil, devlet kurumları dışında da pek çok aktör tarafından sistematik olarak uygulandığı bir süreçten geçiyoruz. Yaratılan korku ikliminde oto sansürün de yaygınlaştığına tanıklık ediyoruz.

    Neo liberal politikaların dayattığı rekabetçi ortam sanatçıyı ‘girişimci’ yapmayı amaçlarken, üretken, devrimci öfkeyi de depresif hale dönüştürmek istiyor. Baskı ve sansürün bıraktığı izler sadece sanat ürünlerini değil, aramızdaki bağları da zayıflatmayı hedefliyor. Birlikte ses çıkarmanın modası geçmiş bir eylemlilik olduğu fikri yayılarak eylemsizlik olağan hale getirilmek isteniyor.

    Hakkımız olan kamusal mekânların kapıları, türlü bahanelerle kapatılıyor, konserlerimizin, oyunlarımızın, gösterimlerimizin, sergilerimizin seyirciyle buluşması engelleniyor. Bu engellerle kamusal alan bir yandan daraltılırken, bir yandan da tek tipleştiriliyor.

    Toplumsal hafızanın bir parçası olan kültür sanata yönelik müdahalelerle, yaşadığımız coğrafyanın çok kültürlü, çok dilli, çok renkli hafızası bulanıklaştırılmak isteniyor. Kültür sanat alanına uygulanan sansürün, yaşamın diğer alanlarına yönelik devletin tek tipleştirme,  ötekileştirme ve özel savaş politikalarının bir devamı olduğunun da farkındayız.

    Bütün bunlardan yola çıkarak;

    -Yasakları ve sansürü açık biçimde tanımlamayı, afişe ederek hem yaşadığımız coğrafyada hem de uluslararası alanda duyurmayı,

    -Yalnızca siyasal iktidar düzeyinde değil kendi alanlarımızda da sansürü açık veya örtük biçimde destekleyenleri ifşa etmeyi,

    -‘Makbul’ modelleri ve temsilleri dayatanlara karşı yerel hafızayla buluşan kültürel çeşitliliği öne çıkarmayı,

    -Hakkımız olan kamusal kaynakların ve mekânların kullanımını ısrarla talep etmeyi,

    -Sanata erişim hakkından mahrum bırakılanlarla sanatın buluşmasını sağlamayı,

    -Toplumsal hafızanın bir bütün olduğu bilinciyle, sanatı eşit yurttaşlık talebiyle buluşturmayı,

    Baskılanan, sansürlenen sanatın karşısında, direnen sanatın ve direnen sanatçıların da var olduğunu duyurmayı, kamusal sorumluluğumuz olarak görüyoruz.

    “BASKI VE SANSÜRÜN OLDUĞU HER YERDE DİRENİŞ DE VARDIR”

    Sanat, özgürleştirici bir eylemdir. Bu eylemi harekete geçirerek, kültürel ve toplumsal haklarımızı savunmak için örgütlenmenin bir zorunluluk olduğunu görüyoruz. Baskı ve dayatmalar sonucunda kendi alanlarımıza çekilip, üzerimize giydirilmeye çalışılan bir tür sindirme halini reddediyoruz. Baskı ve sansürün olduğu her yerde direniş de vardır, direnişin olduğu her yerde de özgür sanat!

    Bu baskı ikliminde en önemli ihtiyacımızın kolektif özne olarak mücadele etmek olduğunu biliyoruz. Bu mücadelenin; kültür sanat alanında çalışan, üreten ve kültür sanat hakkı olan herkesin örgütlenmesiyle sonuç vereceğine inanıyoruz.

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nin eylem ve etkinliklerinin kararlılıkla ve çeşitlenerek devam edeceğini beyan ediyor, kültür sanat alanına emek veren herkesi, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Birçok ilde eylem ve etkinliklere 4 gün valilik yasağı!

    Birçok ilde eylem ve etkinliklere 4 gün valilik yasağı!

    PİRHA- Mersin Valiliği, Kobané Davası kararının protesto edilmesini engellemek için 21 Mayıs’a kadar eylem ve yürüyüş gibi etkinliklerin yasaklandığını duyurdu.

    Kobané Davasında verilen kararların protesto edilmesini engellemek amacıyla ülkenin dört bir yanında eylem ve etkinlikler yasaklanıyor. Dersim, Bingöl, İzmir, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Siirt, Ağrı, Şırnak, Muş, Hakkari, Kars ve Adana’dan sonra Mersin’de de eylem yapma yasağı getirildi.

    Mersin Valiliği tarafından yapılan açıklamada, “İlimiz sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyeti kamu esenliğinin sağlanması amacıyla; park/bahçe, genel yollar, STK ve siyasi parti teşkilat binaları önleri, umuma açık ve kapalı alanlarda umuma açık veya/kapalı yer toplantıları, yürüyüş, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, stant/çadır kurma, bildiri dağıtma, afiş asma, yazılama ve bu gibi tüm faaliyetlerin eylem/etkinliklerin yapılmasının ve bu amaçla şehir merkezine gelebilecek olan şahısların ve araçların Mersin İl Merkezine girişlerinin, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun (11/A) ve (11/C) maddeleri ile 2911 sayılı toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17’nci maddesi hükmü doğrultusunda 16.05.2024 günü saat 17.00’den 20.05.2024 günü saat 23.59’a kadar (4) gün süreyle yasaklanmıştır” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Ovacık köy dernekleri: Bitkilerin ticari amaçla bilinçsizce sökülmesi yasaklansın

    Ovacık köy dernekleri: Bitkilerin ticari amaçla bilinçsizce sökülmesi yasaklansın

    PİRHA- Dersim Ovacık köy dernekleri, doğada yetişen bitkilerin ticari amaçla kökünden koparılıp toplanmasına tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “Ticari amaçla toplanan bitkilerin kuralsız ve bilinçsiz sökülmesi sonucu yaşam alanlarında kendilerini yenilemesi mümkün değildir. Bitkilerin yerinde olgunlaşması, tohum vermesine olanak verilmemesi bu türlerin varlıklarını tehdit etmektedir” denildi.

    Dersim’de baharın gelmesiyle beraber doğada yetişen gulik, ışkın, kenger gibi bitkiler Dersim’de satıcılar tarafından talan ediliyor.

    Dersim’de Yenikonak Köyü Derneği, Mercan Yarımkayak Köyü Derneği, Hanuşağı Söğütlü ve Topuzlu Köyleri Derneği, Munzur Çevre Derneği, Çöğürtlük Köyü Derneği, Eğripınar Bozkıra Köyü Derneği ve Munzur Gözeleri Köyü Derneği, bitkilerin doğada vahşice toplanmasına tepki göstererek ortak yazılı açıklama yaptı.

    “VAHŞİCE TOPLANAN BİTKİLERİN KENDİSİNİ YENİLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    Doğada yetişen bitki türleri için ticari amaçlı faaliyetlerden dolayı yaşam alanlarının tahrip edildiği vurgulanan açıklamada, “Pek çok alanda bu türler yok olmuştur. Bu bitkiler köklerinden sökülerek toplanması sonunda vadinin yüksek rakımlı alanlarında sınırlı miktarda varlıklarını sürdürmektedir. Munzur coğrafyasının biyolojik çeşitliliği açısından vadiler önemli doğa alanıdır. Yöre insanı tarafından yıllardır bilinen ve tüketilen doğal bitkiler ışkın, ay gülü, çiriş, mantar vb. türleri için son yıllarda ticari amaçlı faaliyetler yaşam alanlarını tahrip etmiştir. Artık pek çok alanda bu türler yok olmuştur. Bu bitkiler yoğun köklerinden sökülerek toplanması sonunda vadinin yüksek rakımlı alanlarında sınırlı miktarda varlıklarını sürdürmektedir. Ticari amaçlı bu bitkilerin vakitsiz, kuralsız, düzensiz, bilinçsiz sökülmesi, yaşam alanlarında kendilerini yenilemesi, yayılım göstermesi, artması mümkün değildir. Bitkilerin yerinde olgunlaşması, tohum vermesine olanak verilmemesi bu türlerin varlıklarını tehdit etmektedir” denildi.

    TİCARİ FAALİYETLER YASAKLANSIN”

    Doğal zenginliğin korunması için ticari faaliyetlerin yasaklanması gerektiği belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Havaçor köyü muhtarlığı ve Havaçor Köyü Derneği’nin bitkilerin doğal ortamlarının korunması için ticari amaçlı faaliyetlerin yasaklanması talebinin gerçekleşmesi için ilgili kamu kurumlarına yaptıkları başvuruları destekliyoruz. Munzur ve Munzur dostlarına çağrımızdır. Genelde Munzur coğrafyasını, özelde ise Havaçor ve Mercan Vadisi doğal ortamının korunması mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz. Ticari amaçla bu faaliyetleri sürdüren kişileri bu faaliyetlerini sonlandırmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • İstanbul Valiliği’nden 1 Mayıs yasağı: Ulaşım durma noktasına getirildi

    İstanbul Valiliği’nden 1 Mayıs yasağı: Ulaşım durma noktasına getirildi

    PİRHA- Sendikalar, emek örgütleri ve siyasi partilerin İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama talebine yasaklama kararıyla cevap veren İstanbul Valiliği, kentte ulaşımı durma noktasına getirecek kararlar aldı.

    İstanbul’da 1 Mayıs kutlamalarının Taksim’de yapılması talebine karşı İstanbul Valiliği ulaşımın durdurulmasını istedi. Beyoğlu ve Fatih çevresinde birçok yol ulaşıma kapatılacak, toplu ulaşım ise büyük ölçüde durdurulacak. İSPARK’a ait otoparklar boşaltılacak, çöp konteynerleri toplatılacak, polisin kapattığı alanlara belediye çalışanlarının girmesi de yasak olacak.

    İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “Karayolu trafiğine kapatılacak yollarda kısıtlama uygulamaları saat 04.00’te,

    Deniz ve raylı sistem ulaşım ağlarındaki kısıtlama uygulamaları saat 05.30 itibariyle başlatılacaktır.

    Ulaşıma Kapatılacak Ulaşım Ağları

    İETT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ – METRO A.Ş.;
    1 Mayıs 2024 Çarşamba günü saat 05.30’dan itibaren;

    1- M2 Yenikapı – Seyrantepe – Hacıosman metro hattının Vezneciler, Haliç, Taksim Meydan, Şişhane, Osmanbey, Mecidiyeköy, Gayrettepe Zincirlikuyu metro (tüm giriş ve çıkış noktaları dahil) duraklarının sefere kapatılması,
    2- Kabataş-Taksim Meydan Füniküler hattının seferlerinin durdurulması,
    3- İstiklal Caddesi üzerinde Nostalji Tramvay seferlerinin durdurulması,
    4- Tünel Meydan – Karaköy arası Füniküler hattı seferlerinin durdurulması,
    5- Taksim, Tarlabaşı, Ömer Hayyam ve Tepebaşı İETT Otobüs duraklarının (Şişli istikameti ve Fatih istikameti olmak üzere çift taraflı) sefere kapatılması,
    6- M11 Gayrettepe – İstanbul Havalimanı Metro hattının Gayrettepe metro durağının sefere kapatılması,
    7- M7 İstoç – Yıldız metro hattının Kağıthane – Yıldız arası tüm metro (tüm giriş ve çıkış noktaları dahil) duraklarının sefere kapatılması,
    8- Bağcılar – Kabataş arasında çalışan tramvay hattında Topkapı istasyonunun son durak olarak tespit edilmesi, Topkapı – Kabataş arasında yolcu taşınmaması,
    9- T5 Eminönü – Alibeyköy tramvay hattının Cibali istasyonu son durak olarak tespit edilmesi, Cibali – Eminönü arasında yolcu taşınmaması,
    10- T6 Tramvay hattının Yenikapı istasyonunun son durak olarak tespit edilmesi, Yenikapı – Kazlıçeşme arasında yolcu taşınmaması,
    11- Çağlayan, Mecidiyeköy ve Zincirlikuyu Metrobüs duraklarının çift taraflı olarak sefere kapatılması,

    İDO A.Ş ve ŞEHİR HATLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ;

    1 Mayıs 2024 Çarşamba günü saat 05.30’dan itibaren;

    1- Avrupa yakasından Anadolu yakasına yolcu ve araç taşınması,
    Ancak; Anadolu yakasından Avrupa yakasına “Beşiktaş-Kabataş-Karaköy-Eminönü
    iskeleleri ile Harem-Sirkeci arası” yolcu ve araç taşınmaması,
    2-Adalar’a yapılan karşılıklı seferlerin devam etmesi,
    3- Eyüpsultan tarafına yapılan seferlerin devam etmesi,
    Ancak; Balat, Beyoğlu, Sütlüce, Hasköy sahil tarafına yapılan seferlerin iptal edilmesi,

    İSTANBUL LİMAN BAŞKANLIĞI;

    1 Mayıs 2024 Çarşamba günü saat 05.30’dan itibaren;

    1- TURYOL-DENTUR Deniz Motorları Şirketinin, Avrupa yakasından Anadolu yakasına yolcu taşıması,
    Ancak; Anadolu yakasından Avrupa yakasına “Beşiktaş-Kabataş-Karaköy-Eminönü
    iskelelerine” yolcu taşınmaması,
    2- Adalar’a yapılan karşılıklı seferlerin devam etmesi,
    3- Eyüpsultan tarafına yapılan seferlerin devam etmesi,
    Ancak; Balat, Beyoğlu, Sütlüce, Hasköy sahil tarafına yapılan seferlerin iptal edilmesi,

    TCDD ve DLH MARMARAY BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ;

    1 Mayıs 2024 Çarşamba günü saat 05.30’dan itibaren;

    1- Marmaray Sirkeci İstasyonlarının çift taraflı olarak sefere kapatılması,

    KAPATILACAK YOLLAR VE ALTERNATİF GÜZERGAHLAR

    FATİH İLÇESİ KAPANACAK YOLLAR 

    1. Fevzi Paşa Caddesi (Yavuz Selim Caddesi kesişimi)
    2. Macar Kardeşler Caddesi
    3. 15 Temmuz Şehitleri Caddesi
    4. Vezneciler Caddesi
    5. Sahil Kennedy Caddesi (Kumkapı dönüşleri ve Sirkeci arası)
    6. Ragıp Gümüşpala Caddesi
    7. Reşadiye Caddesi
    8. Kadir Has Caddesi (Demir Kilise ile Unkapanı arası)
    9. Cemil Birsel Caddesi
    10. Ankara Caddesi (Ebu Suud Caddesi ve Sirkeci arası)
    11. Atatürk Bulvarı
    12. Unkapanı Köprü ve Galata Köprüleri
    13. Gazi Mustafa Kemal Caddesi (Sahil Kennedy Caddesinden Mudurnu ve Aksaray’a katılım)

    FATİH İLÇESİ ALTERNATİF YOLLAR

    1. Sahil Kennedy Caddesi
    2. Haliç Köprü
    3. D 100
    4. Avrasya Tünel
    5. Namık Kemal Caddesi
    6. 10. Yıl Caddesi
    7. Vatan Caddesi
    8. Haliç Köprüsü
    9. Sahil Kennedy Caddesi

    BEYOĞLU İLÇESİ KAPANACAK YOLLAR

    1. Tarlabaşı Bulvarı Refik Saydam Caddesi Şişli ve Unkapanı Köprüsü istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Şişhane Işıklar kapama noktası ile Taksim Divan Kavşağı kapama noktası arası)
    2. Turabi Baba Caddesi ile Evliya Çelebi Caddesi Tarlabaşı Bulvarı istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kasımpaşa Meydan ile Refik Saydam Caddesi arası)
    3. Kasımpaşa Bahriye Caddesi Piyalepaşa Bulvarı İstikameti trafiğe kapatılacaktır. (Turabi Baba Cadde kesişimi ile İplikçi Varyant arası)
    4. Halıcıoğlu Okmeydanı Caddesi Tokaç Sokak Kavşağı’ndan trafiğe kapatılacak.  Darülaceze Caddesi istikametine akım verilmeyecek.
    5. Aslan Gazi Caddesi Alakoç Sokak ile Aylin Sokak kesişimi Darülaceze Caddesi istikameti kapatılacak.
    6. Piyalepaşa Bulvarı Fişekhane Deresi ile Irmak Caddesi Dolapdere istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Piyalepaşa Bulvarı Bp Benzinlik Önü ile Dolapdere Kavşak arası)
    7. Ömer Hayyam Caddesi Tarlabaşı Bulvarı istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kurtuluş Caddesi kesişimi ile Tarlabaşı Bulvarı arası)
    8. Turabi Baba Caddesi ile Evliya Çelebi Caddesi Tarlabaşı Bulvarı istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kasımpaşa Meydan ile Refik Saydam Caddesi arası)
    9. Sazlıdere ve Yedikuyular Caddesi Divan Kavşak istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Dolapdere Kavşak ile Divan Kavşak arası)
    10. Mete Caddesi Taksim Akm istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Askerocağı Cadde kesişimi Işıklar Kapama Noktası ile Akm önü kavşak arası)
    11. Bedri Karafakioğlu Sok. Şehitler Tepesi istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Mete Kavşak kapama noktası ile Şehitler Tepesi arası)
    12. İnönü Caddesi Taksim Akm ve Dolmabahçe Gazhane Caddesi istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Akm önü kavşak ile Şehitler Tepesi ışıklar kapama noktası arası)
    13. Tak-ı Zafer Caddesi trafiğe kapatılacaktır. (AKM kavşak ile Kazancı Yokuşu kapama noktası arası)
    14. Sıraselviler Caddesi Taksim Meydan ve Cihangir istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kazancı Yokuşu kapama noktası ile Akarsu Yokuşu başı kapama noktası arası)
    15. İstiklal Caddesi ve İstiklal Caddesi’ne bağlanan bütün yollar trafiğe kapatılacaktır. (Taksim Meydan ile İlk Belediye Caddesi kapama noktası arası)
    16. Meşrutiyet Caddesi İlk Belediye Cadde istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Tepebaşı Işıklar kesişimi ile Beyoğlu Belediyesi arası)
    17. İlk Belediye Caddesi trafiğe kapatılacaktır. (Meşrutiyet Caddesi Beyoğlu Belediye önü kapama noktası ile İstiklal Caddesi Tünel – Meydan arası)
    18. Perşembe Pazarı Tersane Caddesi Karaköy Meydan ve Unkapanı Köprü istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Karaköy Meydan itibariyle)
    19. Karaköy Kemeraltı Caddesi Galata Köprüsü Eminönü istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Karaköy Meydan itibari ile)
    20. Kemeraltı Caddesi Dolmabahçe ve Karaköy Meydan istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Karaköy Meydan kapama noktası ile Boğazkesen Caddesi kapama noktası arası)
    21. Necati Bey Caddesi Dolmabahçe istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Karaköy Meydan ile Tophane ışıklar arası)
    22. Boğazkesen Caddesi İstiklal Caddesi istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Defterdar Yokuşu girişi kapama noktası ile Yeni Çarşı Cadde girişi kapama noktası)
    23. Defterdar Yokuşu Caddesi Cihangir istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Boğazkesen Cadde kesişimi ile Sıraselviler Caddesi arası)
    24. Meclisi Mebusan Caddesi Dolmabahçe ve Karaköy istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kadırgalar Caddesi kapama noktası ile Tophane ışıklar kapama noktası arası)
    25. Mebusan Yokuşu Caddesi Akyol Sokak trafiğe kapatılacaktır. (Akyol Taksi Durağı önü Bolahenk Sokak kesişimi ile Cihangir Caddesi arası)

    BEYOĞLU İLÇESİ ALTERNATİF YOLLAR

    1. Donanma Caddesi
    2. Fişekhane Deresi Caddesi
    3. Dereboyu Caddesi
    4. Bülent Demir Caddesi
    5. Irmak Caddesi
    6. Kurtuluş Deresi Caddesi
    7. Piyalepaşa Bulvarı
    8. Kasımpaşa Zincirlikuyu Caddesi
    9. Fatih Sultan Caddesi
    10. Fatih Sultan Mimberi Caddesi
    11. Alt Baruthane Caddesi
    12. Üst Baruthane Caddesi
    13. Kulaksız Caddesi
    14. Okmeydanı Caddesi
    15. Hasköy Caddesi
    16. Kumbarhane Caddesi
    17. İmrahor Caddesi
    18. Asker Ocağı Caddesi

    ŞİŞLİ İLÇESİ KAPANACAK YOLLAR

    1. Cumhuriyet Cadde Şişli ve Taksim Meydan istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Divan Otel önü kavşak ile Harbiye Askeri Müze önü kapama noktası arası)
    2. Halaskargazi Caddesi Şişli ve Taksim Meydan istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Harbiye Askeri Müze önü ışıklar ile 19 Mayıs Cadde kesişimi arası)
    3. Rumeli Caddesi Halaskargazi Cadde istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Nişantaşı kavşak noktası ile Osmanbey kavşak arası)
    4. Abide-i Hürriyet Caddesi Çağlayan Alt Geçiti Çağlayan Adliye önü ışıklar itibariyle trafiğe kapatılacaktır.
    5. Büyükdere Cadde Taksim Meydan ve Şişli istikameti trafiğe kapatılacaktır. (19 Mayıs Cadde kesişimi ile Mecidiyeköy Meydan arası)
    6. Büyükdere Caddesi Esentepe varyant altı ile Mecidiyeköy arası araç trafiğine kapatılacaktır.
    7. Merkez Cadde Geçit Sok. Abide-i Hürriyet Cadde istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kuştepe Köprü Altı ile Abide-i Hürriyet Cadde arası)
    8. Darülaceze Caddesi araç trafiğine kapatılacaktır.
    9. Abide-i Hürriyet Caddesi Feriköy istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Hürriyet Tepe Işıklar ile Ergenekon Caddesi arası)
    10. İzzetpaşa Cadde Halaskargazi Cadde istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Abide-i Hürriyet Cadde kesişimi ile Halaskargazi Cadde arası)
    11. Ergenekon Caddesi Pangaltı İstikameti trafiğe kapatılacaktır. (Kurtuluş Cadde kesişimi ile Halaskargazi Cadde arası)
    12. Dolapdere Caddesi Pangaltı altı istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Poyraz Sokak kesişimi ile Ergenekon Caddesi arası)
    13. Mahmut Ağa Yokuşu Kurtuluş istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Piyalepaşa Bulvarı kesişimi ile Yay Meydanı Sokak arası)
    14. Sıracevizler Caddesi Dolmabahçe Tünel istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Varyant Altı Kağıthane Tünel Dönüşü itibari ile)
    15. Akar Caddesi Dolmabahçe Tünel istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Varyant Altı Dolmabahçe Taksim dönüşü itibari ile)
    16. Darülaceze Yolu Caddesi Feriköy istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Akar Cadde kesişimi itibari ile)
    17. İncirli Dede Caddesi Feriköy istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Akar Cadde kesişimi itibari ile)
    18. Dolmabahçe Tüneli Dolmabahçe Meydan istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Akar Caddesi Tünel girişi itibari ile)
    19. Duçi Sokak ile Huzur Sokak Sıracevizler Cadde istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Bomonti Kavşak girişleri itibari ile)
    20. Esen Sokak ile Hasat Sokak Şişli Camii istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Çiftecevizler Caddesi girişleri itibari)
    21. Darülaceze Caddesi Abide-i Hürriyet Cadde istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Şişli Belediye önü kavşak itibari)
    22. Piyalepaşa Bulvarı Çağlayan gelişi Uzay Otomotiv istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Tünel İşletme Müdürlüğü gerisi Odese Bulvarı ayrımı itibariyle)
    23. Odese Bulvarı Piyale Paşa Uzay Otomotiv istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Fevzi Çakmak Caddesi Muradiye Camii önü itibariyle)
    24. İmrahor Caddesi Kağıthane Tüneli Bomonti istikameti trafiğe kapatılacaktır. (İmrahor Kağıthane ve Sütlüce girişleri itibariyle)

    ŞİŞLİ İLÇESİ ALTERNATİF YOLLAR

    1. Büyükdere Caddesi Mecidiyeköy Meydan ile Zincirlikuyu arası
    2. Mecidiyeköy Yolu Caddesi
    3. Ortaklar Caddesi
    4. Bahçeler Sokak
    5. Bülent Tarcan Caddesi
    6. Hakkı Yeten Caddesi
    7. Vali Konağı Caddesi
    8. Aytekin Kotil Caddesi
    9. 19 Mayıs Caddesi
    10. Kadırgalar Caddesi, Bayıldım Caddesi ile Adil Baba Kavşak arası
    11. Maçka Caddesi
    12. Teşvikiye Caddesi
    13. Abdi İpekçi Caddesi
    14. Mim Kemal Öke Caddesi
    15. Taşkışla Caddesi
    16. Kurtuluş Caddesi
    17. Bozkurt Caddesi
    18. Silahşör Caddesi
    19. Avukat Caddesi
    20. Çiftecevizler Caddesi
    21. Darülaceze Caddesi

    BEŞİKTAŞ İLÇESİ KAPANACAK YOLLAR

    1. Barbaros Bulvarı Beşiktaş Meydan istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Balmumcu Kavşak ve Zincirlikuyu Balmumcu alt geçit girişi ile Merkez Komutanlığı ışıklar arası)
    2. Barbaros Bulvarı Beşiktaş Meydan istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Merkez Komutanlığı ışıklar ile Beşiktaş Meydan arası)
    3. Sait Çiftçi Yıldız Kavşağı Cadde Barbaros Bulvarı Katılımı trafiğe kapatılacaktır.         (D-100 Güney Barbaros Bulvarı katılımı itibariyle)
    4. Barbaros Bulvarı Saray Caddesi, Yıldız Caddesi ve Eski Yıldız Cadde Beşiktaş Meydan dönüşü trafiğe kapatılacaktır. (Yıldız, Serencebey ve Eski Ortaköy Dönüşü ışıklar itibari ile)
    5. Çiğdem Sokak ile Barbaros Hayrettin İskelesi Sokak trafiğe kapatılacaktır. (Çırağan Caddesi kesişimi itibari ile)
    6. Beşiktaş Cadde Dolmabahçe istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Beşiktaş Meydan ile Süleyman Seba Cadde başı ışıklar arası)
    7. Dolmabahçe Cadde Karaköy istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Süleyman Seba Cadde başı ile Kadırgalar ışıklar arası)
    8. Vişneli Tekke Sokak Dolmabahçe istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Prof. Alaeddin Yavaşça Sokak kesişimi itibari ile)
    9. Dolmabahçe Gazhane Cadde Karaköy istikameti trafiğe kapatılacaktır. (Asker Ocağı Cadde kesişimi Süzer Plaza önü kapama noktası ile Dolmabahçe Meydan arası)

    BEŞİKTAŞ İLÇESİ ALTERNATİF YOLLAR

    1. Barbaros Bulvarı Çıkış istikameti
    2. Çırağan Caddesi
    3. Ortabahçe Caddesi
    4. Süleyman Seba Caddesi
    5. Kadırgalar Caddesi Dolmabahçe Işıklar ile Bayıldım Caddesi arası
    6. Bayıldım Caddesi
    7. Şair Nedim Caddesi
    8. Nüshetiye Caddesi
    9. Ihlamur Yıldız Caddesi
    10. Emirhan Caddesi
    11. Ayazma Dere Caddesi
    12. Yıldız Caddesi
    13. Palangalar Caddesi
    14. Balmumcu Şakir Kesebir Sokak
    15. Büyükdere Caddesi Sarıyer istikameti

    D-  100 KAPANACAK YOLLAR 

    1. D-100 Kuzey Mecideyeköy ayrım
    2. D-100 Kuzey Kasımpaşa Taksim ayrımları
    3. D-100 Kuzey Okmeydanı Yanyol Kasımpaşa Taksim ayrımları
    4. Hasdal Okmeydanı Bağlantı Yolu Okmeydanı Köprü Altı
    5. D-100 Güney Okmeydanı Piyalepaşa ayrım
    6. D-100 Güney Çağlayan Yanyol Mecidiyeköy ayrım
    7. D-100 Güney Beşiktaş Balmumcu ayrım

    ALTERNATİF YOLLAR

    – D-100 Kuzeyden Mecidiyeköy’e giden akım kapatılarak Haliç Kuzey istikametine yönlendirilecek)
    – Kuzey Çağlayan Yanyol’dan Kasımpaşa Taksim istikametine giden akım kapatılarak akım Haliç istikametine yönlendirilecek)
    – Kuzey Okmeydanı Yanyoldan Taksim istikametine giden akım kapatılarak Haliç istikametine yönlendirilecek)
    – TEM istikametinden gelip Piyalepaşa istikametine giden akım kapatılarak Haliç istikametine verilecek)
    – Güney Haliç istikametinden Piyale Paşa’ya giden akım kapatılarak D-100 Güney istikametine verilecek)
    – Güney Çağlayan Yanyoldan Mecidiyeköy istikametine giden akım D-100 güney istikametine yönlendirilecek)
    – D100 Güney istikametinden Beşiktaş Balmumcu istikametine giden akım Levent Sarıyer istikametine yönlendirilecek)

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İzmit Kaymakamlığı, ‘Can Talay İçin Adalet Buluşması‘nı yasakladı

    İzmit Kaymakamlığı, ‘Can Talay İçin Adalet Buluşması‘nı yasakladı

    İzmit’te TİP’in ‘Can Talay İçin Adalet Buluşması‘ etkinliği yapacağını duyurması üzerine İzmit Kaymakamlığı, basın açıklaması, yürüyüş, eylem gibi etkinlikleri 7 gün boyunca yasakladı.

    İzmit Kaymakamlığı, seçilmesine karşın cezaevinden salıverilmeyen Gezi Davası tutuklusu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay ile ilgili yapılacak her türlü eylem ve etkinliği 7 gün süreyle yasakladı.

    Yasaklama kararının ardından TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, yarın İzmit’te basın açıklaması yapacağı öğrenildi.

    NE OLMUŞTU?

    Gezi Eylemleri Davası’nda ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım’ suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Atalay, Nisan 2022’den bu yana Marmara Cezaevi’nde (eski adıyla Silivri) bulunuyor.

    14 Mayıs seçimlerinde Hatay’dan milletvekili seçilen Atalay, Anayasa’nın 83. Maddesi’ne rağmen tahliye edilmiyor.

    Atalay’ın, Anayasa’nın 83. Maddesi gereğince hakkındaki davanın durmasını ve tahliye edilmesi talebi Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından reddedildi. Bunun üzerine Can Atalay, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

    83. Madde ise şöyle:

    “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Özbek: Devleti tarikatlar yönetiyor, ülke sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor-VİDEO

    Özbek: Devleti tarikatlar yönetiyor, ülke sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor-VİDEO

    PİRHA – Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek, gerici grupların talepleri ile sanatsal faaliyetlerin iptal edilmesini eleştirdi. Devleti yönetenlerin artık tarikat ve cemaatler olduğunu ifade eden Özbek, “Ülke, her alanda olduğu gibi sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor” dedi. Özbek, tüm kamu emekçilerini 16 Ağustos’ta yapacakları iş bırakmaya katılmaya davet etti.

    Türkiye’de, COVID-19 pandemisi ile sanatsal faaliyetlere getirilen yasaklar, salgının bitmesinin ardından daha da belirgin hal aldı.

    Salgının sürecinde önce müzik yayınlarına getirilen kısıtlamalar, zaman ilerledikçe tüm kültür sanat alanına yayılarak adeta yasaklamalara dönüştü. Daha çok 2022 yılında duyulmaya başlanan etkinlik iptali haberlerinin ardında ise gerici gruplar kendisini göstermeye başladı.

    2022 yılında Anadolu Fest etkinliğinin iptal edilmesi ile başlayan festival yasakları, valilik ve kaymakamlıklar tarafından sıkça uygulanan bir yöntem oldu. Öyle ki Mezopotamya Kültür Merkezi’nin İstanbul’da yapmak istediği konsere getirilen yasaklama kararı, yargıdan da aleyhte dönmesine rağmen yine başka bir yasakla engellenebildi.

    Uygulamaya konulan yasakların gerekçesi ise genelde “huzur ortamı ile kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin, genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi” olarak açıklandı.

    “ÜLKE, KÜLTÜR ALANINDA DA GERİCİLEŞİYOR, YOBAZLAŞIYOR”

    Olağan bir uygulama haline dönüşen sanat faaliyetlerine yönelik yasaklama kararlarını, Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek ile konuştuk. Sanatçılara yönelik yasaklamaları kınayan Özbek, “AKP iktidarı ile birlikte ülkedeki her şey gibi kültür sanatta da ciddi bir değişim söz konusu. AKP ile birlikte ülkedeki kültür sanat faaliyetleri de farklı bir kimlik kazanmış oldu” ifadelerini kullandı.

    Ahmet Özbek, kültür sanat faaliyetlerinin devlet eliyle yasaklandığının altını çizerek şunları söyledi:

    “İktidarın belediyeleri tarafından daha önceden planlanmış konserler ve benzeri sanatsal etkinlikler çeşitli yapıların baskılarıyla iptal ediliyor. Burada direkt yaşam biçimine bir müdahale söz konusu. Şu anki yönetimin sanat ve sanatçı ile barışık olduğunu söylemek mümkün değil. Zaten sanata ve sanatçıya karşı duran, sanatın, dini anlayışlarına uygun olmadığına inanan ciddi bir kitleleri var. Devlet dediğimiz organizmayı şu anda daha çok cemaat ve tarikatlar yönetiyor. Biz cemaat ve tarikatların talepleri ile konserler iptal ediliyor diye düşünüyoruz ama aslında devleti yöneten zaten tarikat ve cemaatler. Bugün görev yapan kaymakam ve valilerin büyük kısmı tarikatların onayı ile göreve gelmiş kişilerdir. Ve tarikatların, cemaatlerin talebi ile bu tür etkinlikler yasaklanıyor, iptal ediliyor ve gündemden çıkarılıyor. Ancak unutulmamalı ki sanat ve kültür dediğimiz şey toplumların gelişimini, vizyonunu sağlayan etkinliklerdir. Kültür ve sanatın olmadığı hiçbir toplumda gelişme sağlanamıyor. İktidar, bunu görebilecek durumda değil ve ülke her alanda olduğu gibi sanat ve kültür alanında da gericileşiyor, yobazlaşıyor ve geri kalmış ülkeler konumundaki yerini biraz daha sağlamlaştırıyor.”

    “TEMELDE SANATA KARŞITLIK VAR”

    Ahmet Özbek, kültür Sanat etkinliklerinin sadece dini temelde değil farklı kimlikler üzerinden de engellendiğine dikkat çekti. Özbek farklı dillerde sanat üreten kesimlerin faaliyetlerinin de yasaklandığını belirterek şöyle devam etti:

    “Engellenen sanatçılar arasında Kürt olan da var, başka dilde sanat yapan da var, giyim kuşamı sebebiyle engellenenler de var. Hatta yaptıkları bir şaka sebebiyle hem konserleri iptal edilen hem de hapsedilen sanatçılarımız da var. Temelde sanata, sanatçıya karşıtlık ve kendisi gibi olmayan herkesi yok etmeye ayarlanmış bir yapıdan söz etmek mümkün. Kürt, Laz, Çerkez, Rum ya da Türk asıllı sanatçıların da konserleri iptal ediliyor. Temelde bir sanat karşıtlığı söz konusu. Bunun da tarikat ve cemaatlerle çok sıkı bir ilişkisi var.”

    “NERESİNDEN BAKARSAK BAKALIM BU FAŞİZMDİR”

    “İşsiz kalan, konserleri iptal edilen sanatçılar, bir süre sonra büyük ihtimalle geçim sıkıntısı yaşayacaklar. Tüm sanatçıların çok iyi gelirleri yok. Yapacakları konserlerle hayatını idame ettiren birçok sanatçımız var ve işleri engelleniyor. Yani insanların bir taraftan yaşam biçimine müdahale ediliyor diğer taraftan aşına, ekmeğine engel olunuyor. Neresinden bakarsak bakalım bu baskıcılıktır, despotizmdir, faşizmdir. Sadece kendileri gibi yaşanılır, kendileri gibi düşünülürse yaşam hakkı tanıyan bir anlayış söz konusu. Bu durum değişmek zorunda.”

    “KAMU EMEKÇİLERİ SANATI ÖZGÜRCE YAPAMIYOR”

    Ahmet Özbek, kamuda çalışan kültür emekçilerinin de durumunu aktardı. Özbek, “Kamuda görev alanlar sonuçta devlet memurudur. Önlerine konulan program neyse onu uygularlar” diyerek şöyle devam etti:

    “Bugün Kültür Turizm Bakanlığına göre bürokratlar nasıl bir sanatsal faaliyet istiyorlarsa memurlar, onları gerçekleştirebiliyorlar. Tabii ki kamu çalışanları özel sektördekiler gibi tamamen işinden, aşından edilmiyor ama özgür sanat yapmaları, sanatın özgürleşmesi, insanların da sanatla özgürleşmesi tabii ki kamu ile yapılan sanatsal faaliyetlerle de çok mümkün görünmüyor.

    KAMUDAKİ KÜLTÜR ÇALIŞANLARI DA YOKSULLAŞIYOR!

    “Tüm kamu emekçilerinin beklentileri var. Ülkemizde son 2 yıldır %200’leri bulan enflasyon yaşıyoruz. Kamu emekçilerinin alım gücü son 8 yıldır çok ciddi eridi. Doğal olarak bu kayıpların karşılanacağı kamu emekçilerinin alım gücünün tekrar belli bir refah seviyesine yükselebileceği bir sonuç bekliyoruz ama mevcut yandaş sendikalardan da mevcut iktidardan da bunun kendiliğinden olabileceğini düşünmüyoruz. KESK, ‘hak verilmez alınır’ diyor. Biz bu sebeple mevcut iktidarı uyarıyoruz; kamu emekçilerini açlığa, sefalete mahkum etmeyin. Kamu emekçilerinin en az maaşı yoksulluk sınırının üstünde olmalıdır.

    16 AĞUSTOS’TA EYLEM

    Bu sebeple de tüm kamu emekçilerini eylemde birlikte olmaya, 16 Ağustos’ta yapacağımız iş bırakmaya, greve katılmaya davet ediyoruz.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • Grup Yorum üyelerinin Dersim’e girişine valilik yasağı- VİDEO

    Grup Yorum üyelerinin Dersim’e girişine valilik yasağı- VİDEO

    PİRHA – Grup Yorum üyelerinin Dersim’e girişi yasaklandı. Dersim’in Pertek ilçesi Feribot iskelesi önünde polis kontrol noktasında durdurulduğunu söyleyen Grup Yorum üyesi Murat Çeçen, “Bu hukuksuzluğu tanımıyoruz. Grup Yorum AKP’nin yasal zorbalığına teslim olmayacak” dedi.

    Tunceli Valiliği, bu yıl gerçekleştirilecek olan 21. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin merkez programında yer alan Grup İsyan Ateşi ve Grup Yorum’un Dersim’e girişlerini yine yasakladı. Ayrıca Ermeni dans grubu olan Veradardz Folk Grup’a da yasaklama getirdi.

    Dersim’in Pertek ilçesi Feribot İskelesi önünde polis kontrol noktasında durdurulduğunu söyleyen Grup Yorum üyesi Murat Çeçen, şunları söyledi:

    “Şu anda Dersim’in Pertek ilçesi Feribot İskelesi önündeyim. Polis kontrol noktasında durduruldum. Şehre girişimin yasak olduğu bildirildi. Valilik kararıyla Grup Yorum’un hiçbir üyesinin şehre alınmayacağı söyleniyor. Bu yasal zorbalıklara boyun eğmeyeceğiz. Helin’in, İbrahim’in sesi soluğu olmaya devam edeceğiz. Halkımızın yanında, halkımızın içinde olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA / DERSİM

  • Grup İsyan Ateşi üyeleri, polis tarafından Dersim dışına çıkarıldı- VİDEO

    Grup İsyan Ateşi üyeleri, polis tarafından Dersim dışına çıkarıldı- VİDEO

    PİRHA – Dersim’de Seyid Rıza Meydanı’nda işkenceyle gözaltına alınan 7 kişi serbest bırakıldı. Serbest bırakılmalarının ardından Grup İsyan Ateşi üyelerinin Dersim il sınırlarına girmesi yasaklandı.

    Dersim’de Seyid Rıza Meydanı’nda işkenceyle gözaltına alınan 7 kişi serbest bırakıldı. Serbest bırakılmalarının ardından apar topar gözaltı aracına alınan Grup İsyan Ateşi üyeleri, Erzincan Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi’ne götürülerek yeniden serbest bırakıldı.

    Ancak Grup İsyan Ateşi üyeleri, 21. Munzur kültür ve Doğa Festivali’ne katılımının Tunceli Valiliği tarafından yasaklanması nedeniyle, polis tarafından Dersim dışına çıkarıldılar.

    Sosyal medya hesabından bir mesaj yayınlayan Grup İsyan Ateşi üyeleri, “Gözaltı sırasından serbest bırakılacağımız söylenmesine rağmen apar topar gözaltı aracına alınarak il sınırları dışarısına çıkarıldık. Faşizmin hiçbir baskı ve saldırısı devrimci sanata zincir vuramayacaktır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Madımak anması ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla yasaklandı, kınıyoruz’

    ‘Madımak anması ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla yasaklandı, kınıyoruz’

    PİRHA- Alevilerin öncülüğünde yazar ve sanatçıların da katılımıyla Sultangazi Gazi Şehir Parkı’nda yapılması planlanan Madımak Katliamı protestosu ve katledilen canları anma etkinliği Sultangazi Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Kaymakamlığın ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla anmayı yasakladığını belirten Alevi kurumları, 24 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de AKD-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anmayı yapacaklarını  duyurdu. 

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde gerici-faşist kalabalıklar tarafından yakılarak katledilen 33 canı anmak için 24 Haziran Cumartesi günü Gazi Şehir Parkı’nda yapılmak istenen anma Sultangazi Kaymakamlığı tarafından yasaklandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Gazi Şehitleri Cemevi, Alevi Kültür Derneği/Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Karayolları Cemevi
    Habibler Cemevi yönetici ve üyelerinin yapmak istediği etkinliğin yasaklanması tepki çekti.

    Alevi kurumları kaymakamlığın yasaklama kararına ilişkin bugün PSAKD-Gazi Şehitleri Cemevi’nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, kaymakamlığın ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla anmayı yasakladığı belirtilirken, anmanın 24 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de AKD-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılacağı açıklandı.

    4 Alevi kurumu adına PSAKD/Gazi Şehitleri Cemevi Şube Başkanı Ferhat Aktaş’ın okuduğu açıklama şöyle:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 30 yıl geçti. İnsanlığa karşı işlenen bir suç olarak tasarlanan ve gerçekleşen katliamda aralarında yazar, sanatçı, gazeteci ve dernek çalışanlarının bulunduğu 33 canımızı yitirdik. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen, dönemin Kültür Bakanlığı ve Sivas Valiliği tarafından desteklenen ‘’Pir Sultan Abdal Geleneksel Kültür Etkinliği’’ kapsamında, duyurusu yapılan programa katılmak üzere Sivas şehir merkezine giden canlarımız, 2 Temmuz Cuma günü camilerden çıkarak harekete geçen, gözlerini kin ve nefret bürüyen, Alevi-Kızılbaş düşmanlığıyla dolduruşa getirilen gerici-faşist güruhların hedefi oldu.

    2 Temmuz 93’te Sivas’ın cadde ve sokaklarını saatlerce süren linç saldırılarına konu eden gerici-faşist saldırganlar, dönemin iktidar ve düzen partileri sözcülerinin dillerine pelesenk ettiği gibi ‘’tahrik’’ nedeniyle değil, daha önceleri de acı bir şekilde deneyimlediğimiz Maraş ve Çorum katliamlarında yaşandığı gibi, egemen güçlerin himayesi altında tertiplenen, arka plan hazırlığı olan ve siyasal İslamcı odakların kullanıldığı katliam için harekete geçirildiler.
    Türkiye’de egemen güçlerin çıkarları doğrultusunda varlık gösteren siyasal İslamcıların tarihi kendilerini Alevilere, demokratik güçlere ve sola karşı kullandırmanın tarihidir. Bugün iktidara taşınmaları da işbirlikçi bu rolleri neticesinde mümkün olmuştur.

    Hatırlanacağı gibi; 2 Temmuz 93’te Alevileri katletmek için sokakları dolduran gericiler; ‘’Kahrolsun laiklik, Yaşasın şeriat, Müslüman Türkiye, Şeytan Aziz vb. ‘’ sloganlar atarak Madımak Oteli ile Hükümet Konağı’nın da bulunduğu noktayı kuşatmıştı. Alevilikle ilişkilendirdikleri her şeyi yakıp yıkma histerisiyle şehir merkezinde terör estiren gericiler, Pirimiz Pir Sultan Abdal’a benzettikleri, Kültür Bakanı tarafından açılışı gerçekleştirilecek olan ‘Ozanlar Anıtını’ yerinden sökerek caddelerde sürüklemiş, çığlık çığlığa naralar atarak heykeli parçalara ayırmışlardı. Sivas’ın üzerine yakın tarihin görebileceği en insanlık dışı katliamın karanlığı çökmüştü.

    Katliam için Madımak Oteli’ni çevreleyen gerici-faşist kalabalık ‘’Yak, yak’’ diye birbirlerini galeyana getirmiş, saatlerce oteli taş yağmuruna tutmuştu. Ve bu saldırganlara saatlerce tek bir müdahale de bulunulmadı. Havanın kararmaya başlamasıyla birlikte atılan taşlar yerini elden ele taşınan benzin bidonlarına bıraktı. Karar verilmişti. Canlarımız ateşe verdikleri Madımak Oteli’nde yakılarak katledilecekti. Önce otel önünde park halindeki arabalar tutuşturuldu sonra otelin içi. Dakikalar içinde alevler binayı sardı. Otelin koridorlarını kapkara bir duman kapladı. Yaklaşık 8 saat süren, kitlesel vandallığın tavan yaptığı saldırısı neticesinde, 33 canımız yaşamını yitirdi ve 51 canımızda yaralı olarak katliam yerinden çıkabildi.

    “DÖNEMİN SİYASİ SORUMLULARI SEYİRCİ KALDI”

    Dönemin siyasi sorumluları seyirci kaldıkları katliamın dumanı daha soğumadan durdukları yeri özetleyen ibretlik şu açıklamaları yapacaktı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.” Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Olay münferittir. Ağır tahrik var.’’

    Madımak Katliamı sonrası açılan yargılama süreçleri de katliam emrini veren asıl faillerin korunduğu, otelin önüne kitleyi yönlendiren provokatörlerin yakalanamadığı ve sadece katliama iştirak eden 33 tetikçinin ‘ceza’ aldığı bir davaya konu edildi. Ceza alan sanıkların bir bölümü de peyderpey salıverilmiştir. Son kertede katliam davası zaman aşımına uğratıldı. Halihazırda firari birkaç sanık hakkında açılan dava ise duruşmalar ileri bir tarihe ertelenerek aynı akıbete uğratılmak isteniyor. Ayrıca katillerin müdafiiliğini üstlenen siyasal İslamcı avukatlar sonraki yıllarda iktidar partilerinde bakan, milletvekili, belediye başkanı ve bürokrat yapılarak adeta ödüllendirildi.

    Unutulmamalıdır ki; Pirimiz Pir Sultan Abdal gibi darağacına da çekilsek, 33 can gibi ateşte de yakılsak türap eyledik cümle varlığımızı yol aşkına. Sivas’ta katliam için toplananlar, bastıramadıkları tarihsel korkuların esiri haline getirilen güruhlar Muaviye zihniyetinin, Hınzır paşaların ardıllarıydı.

    Yangın kavursa da bedenleri, rüzgâr savursa da küllerini, susturamadıkları sesimiz, ateşin közünde dile gelerek özge yüreklerde yankısını bulmaya devam etti. Tarihimiz tanıktır; hakikati çağıran sesimizin bendine sığmayan birikimlerine. Hak aşkına, ‘gerçeğin demine hû’ diyen ve davamıza niyaz eden canlarımız, sesimiz olup kanlarıyla tarihe yazdılar, eşitlik adına ödediğimiz bedelleri.

    “ALEVİLERİN BİR ARAYA GELMESİNDEN RAHATSIZLIK DUYUYORLAR”

    Madımak Oteli’nde ateşte semaha duran canlarımız, asırlar boyu devam eden insanlık davasının şehitleridir ve her biri onurun simgesi oldu.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 30. yılında Alevi kurumları olarak Türkiye genelinde örgütlenen anma programlarından birini de Sultangazi ilçesinde Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirmek için Cemevleri olarak bir araya geldik ve 24 Haziran Cumartesi günü Gazi Şehir Parkı’nda anma etkinliğimizi düzenlemek için çalışmalara başladık. Anma etkinliğimizin sorunsuz bir şekilde yapılabilmesi adına da izin ve yer tahsisi için gerekli kurumlara başvurularda bulunduk. Afiş, pankart, el ilanı, davetiye, kapı ve sokak çalışmalarıyla katliam anmasına katılım açısından duyarlılığı büyüten hazırlık faaliyetlerimiz oldu. Halkımızın Gazi Şehir Parkı’ndaki anma etkinliğine yoğun katılım göstereceği anlaşılmış olmalı ki Alevilerin bir araya gelmesinden rahatsızlık duyanlar ‘nasıl engelleriz’ diyerek gerekçeler üretme arayışı içine girmişler. Dün Madımak Oteli’ni kuşatanlar bugün Gazi’yi kuşatmıştır. Onlara şu hatırlatmada bulunmak isteriz; ‘’Zalime biat eden zalimden beterdir’’ diyen İmam Hüseyin’in, ‘’Siz de Şah diyeni öldürürlerse, ben de bu yayladan Şah’a giderim’’ diyen Pir Sultan Abdal’ın, zulme başkaldırarak huruç eyleyen Kalender Çelebi’nin takipçileriyiz. Baskı, yasak, saldırı bizi yolumuzdan, şehitlerimizi anmaktan alıkoyamaz.

    “ANMAYA TAHAMMÜLSÜZLÜK, VAR, ÇİRKİN YAKLAŞIMI KABUL ETMİYORUZ”

    Gazi Şehir Parkı’nda düzenleyeceğimiz, aralarında sanatçı, yazar ve Alevi kurum temsilcilerinin bulunduğu, deyişlerimizin okunacağı ve semahlarımızın dönüleceği anma etkinliğimiz, Sultangazi Kaymakamlığı tarafından yasaklanmıştır. Aldıkları yasaklama kararında; kendi kurgu dünyalarında biz Alevileri ve Cemevlerimizi çeşitli örgütlerle ilişkilendiren, anmaya tahammülsüzlüğü bariz ifadelerle yansıtan, kayda değer bir gerekçe ortaya koyamadıklarından olsa gerek kendi ifadeleriyle ‘’teyide muhtaç’’ ibaresiyle yasaklamaya kılıf üreten malum bir tutumla karşı karşıyayız. Cemevlerimizin inançsal, sosyal ve demokratik faaliyetlerini çarpıtmak, kriminalize eden ithamlarda bulunmak kimsenin haddine değildir ve bu çirkin yaklaşımı asla kabul etmiyoruz.

    ANMA PROGRAMINDA GRUP YORUM YER ALMIYOR!

    Kaymakamlığın yasaklama kararında somut bir gerekçe olmadığı için ‘müneccimlik’ vakası söz konusudur. Birazdan basın emekçileriyle de örneğini paylaşacağımız yasaklama tebligatında geçtiği gibi; “Grup Yorum’un sahne alabileceği şeklinde teyide muhtaç bilgiler elde edilmiş.’’ Aynen böyle yazılmış. Haftalar öncesinden açık tüm mecralarda duyurusunu yaptığımız anma programımıza katılan sanatçılar arasında Grup Yorum yer almıyor. Kendileri açısından da bu durum bilinmesine rağmen ‘ya katılırsa’ diyerek bir nevi göle maya çalmaya çalışmışlar. 2 Temmuz Sivas şehitlerini anma etkinliğimiz etkinlikte yer almayan muhalif müzik grubu Grup Yorum ‘’katılabilir’’ iddiasıyla yasaklanmıştır. İbretlik, pes dedirten ve kurgu bocalayan bu yasakçı anlayışı kınıyoruz. Halkın sanatını yapanlardan korkuyorlar, deyişlerimizi söylememizden rahatsızlık duyuyorlar, katliamları unutmadığımızı-unutturmayacağımızı göstermemizi engellemek için güncelde yaşadığımız gibi yasaklamalara başvuruyorlar. Son olarak günümüz koşullarında da Hınzır paşa olmaya heveslenenlere, Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın şu sözleriyle sesleniyoruz; “Ben Musa’yım sen Firavun, ikrarsız şeytan-ı lain, üçüncü ölmem bu hain, Pir Sultan ölür dirilir.”

    “ANMA AKD-SULTANGAZİ PİR SULTAN ABDAL CEMEVİNDE YAPILACAK”

    30. yılında Sivas Madımak şehitlerini anma etkinliğimiz yasaklama kararından kaynaklı olarak Gazi Şehir Parkı’nda yapılamayacak. Tüm canlarımızı 24 Haziran Cumartesi günü (yani yarın) saat: 17.00’da AKD-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevine çağırıyoruz. Gazi-Son Durak bölgesindeki Cemevimizin bahçesinde deyişlerimiz ve semahlarımızla Sivas şehitlerini anacağız. Davamız şeriata, yobazlığa karşı insanlık davasıdır. Gelin canlar bir olalım!”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    > Alevilerin, Gazi Şehir Parkı’nda yapacağı Madımak anmasına kaymakamlık yasağı

  • Kağıthane Kaymakamlığı, Sezgin Kartal için yapılacak açıklamayı yasakladı

    Kağıthane Kaymakamlığı, Sezgin Kartal için yapılacak açıklamayı yasakladı

    PİRHA-Kağıthane Kaymakamlığı yazılı bir açıklama yaparak, Gazeteci Sezgin Kartal için bugün Çağlayan’da yapılacağı duyurulan basın açıklamasının yasaklandığını açıkladı.

    Gazeteci Sezgin Kartal‘ın bugün görülecek ilk duruşması öncesi yapılacak olan basın açıklaması Kağıthane Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Saat 14.00’te görülecek olan duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önüne çağrı yapılmıştı. Kağıthane Kaymakamlığı yazılı bir açıklama yaparken, basın açıklamasına izin verilmeyeceği duyuruldu.

    BASIN AÇIKLAMASI BİR GÜN SÜREYLE YASAKLANDI

    Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “İlçemiz sınırları içerisinde yapılacak olan veya yapılması muhtemel açık/kapalı yer toplantısı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması benzeri faaliyetleri öncesinden tespit edebilmek amacıyla sosyal medya ve açık kaynaklardan usulüne uygun yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgiler doğrultusunda;

    Sosyalist Dayanışma Platformu-SODAP isimli oluşum organizesinde ve çok sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından,

    “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nden beri tutuklu bulunan gazeteci #SezginKartal’dan mesaj var #SezginKartalaÖzgürlük, Tutuklu Gazeteci Sezgin Kartal 4 Nisan’da hakikatin savunması için Çağlayan Adliyesinde, Sezgin Kartal’ın ilk duruşması Çağlayan Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Bütün dostlarını dayanışmaya davet ediyoruz! 4 Nisan Salı Çağlayan Adliyesi Basın Açıklaması Saat 13.00’de #SezginKartalaÖzgürlük’’ şeklinde ve benzeri şekilde paylaşımlara istinaden, konu ile ilgili olarak 04.04.2023 Salı günü saat 13.00 sıralarında Çağlayan Adliye Meydan’ında toplanma ve basın açıklaması olabileceğine dair bilgiler elde edilmiştir.

    Bu minvalde; 04/04/2023 tarihinde “İstanbul Adalet Sarayı Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ” yerleşkesi önünde, yukarıda adı geçen sosyal medya grupları ile çok sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından, sosyal medya platformlarında ya da farklı mecralarda bahse konu olay ile ilgili çağrılara istinaden, şahıslarca/gruplarca toplanmaların olabileceği değerlendirilmiştir.

    Buna göre; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 32/Ç Maddesi’nde “İlçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi kaymakamın ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için kaymakam gereken karar ve tedbirleri alır; Bu hususta alınan ve ilan edilen karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında 66. madde hükmü uygulanır” maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. Maddesi “Bölge valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir.” hükmü doğrultusunda;

    Bahse konu şahıslarca/gruplarca ve birçok sosyal medya kullanıcısı tarafından, sosyal medya platformlarında yada farklı mecralarda olay ile ilgili toplanma çağrılarına istinaden, şahıslarca/gruplarca gerçekleştirilmesi muhtemel; “bekleme ve oturma eylemi, basın açıklaması, toplanma, toplantı, stant kurma vb. her türlü eylem ve etkinliğin” İstanbul Adalet Sarayı Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz yerleşkesi çevresinde ve Kağıthane İlçesinin genelinde tüm açık alanlarda 04/04/2023 tarihinden itibaren 1 (bir) gün süreyle yasaklanmıştır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eğitim Sen’in Bursa’daki ‘toplumsal cinsiyet eşitliği resim yarışması’ iptal edildi

    Eğitim Sen’in Bursa’daki ‘toplumsal cinsiyet eşitliği resim yarışması’ iptal edildi

    PİRHA-Bursa’da 11 yıldır okullarda toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik resim yarışması düzenleyen Eğitim Sen’in bu yılki yarışma talebi İl Milli Eğitim  Müdürlüğü tarafından iptal edildi. 

    Eğitim Sen Bursa Şubesi’nin, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü ile 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla okullarda 11 yıldır yaptıkları toplumsal cinsiyet eşitliği resim yarışması, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından iptal edildi.

    “YANDAŞ SENDİKALARIN BASKILARI SONUCU İPTAL EDİLDİ”

    Eğitim Sen Bursa Şubesi konuya ilişkin açıklama yaparken, karara tepki gösterdi.

    Açıklama şöyle:

    “Bursa Şube olarak “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü ile 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü kapsayan tarihlerde, cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla, 11 yıldır il milli eğitim müdürlüğünden alınan izinle tüm okullara duyurusunu yapıp, yüksek katılımla resim yarışması yaptık. Sonrasında öğrencilerimizin çalışmalarını sergiledik.

    Bu yıl da aynı tarihler aralığında “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” konulu resim yarışması için, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne başvuru yaptık. Yarışmanın yapılmasına dair onay, şubemize bildirilmemiş ve duyuruya çıkmamış olmasına rağmen, il milli eğitim müdürlüğünden çıktığı anlaşıldığı üzere onay yazısı ve komisyon kararının fotoğrafları çekilmek suretiyle, okuduğunu anlamayan gerici çevrelere servis edilmiş, bunlar da çarpıtarak, üstelik komisyon üyelerini de hedef göstererek yayın ve yazılar yazmıştır. Bu gerici çevreler ve yoğun üye istifalarını durdurma çırpınışları içinde olan yandaş sendikaların baskıları sonucu, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün isteği ile Bursa Valiliği’nin yarışma talebimizi iptal ettiğini sosyal medyadan öğrenmiş bulunmaktayız.

    “GERİCİ UYGULAMALAR DERİNLEŞMEKTEDİR”

    Bu son örnekteki ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine’ yönelik tahammülsüzlüğün de gösterdiği üzere, eğitim sistemi giderek dinsel içerik kazanan gerici egemen ideolojinin yoğun baskısı ve denetimi altındadır. Siyasi iktidarın eğitimin dinselleştirilmesi hedefi ve bu yolla kendi dünya görüşüne uygun ‘makbul’ bireyler yetiştirme politikalarının sonucunda, MEB’in, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak yürüttüğü projeler ve imzalanan iş birliği protokolleri, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirmiştir. Bu yolla eğitim sistemi, en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşmaktadır. Öyle ki, eleştirel düşünceyi engelleyerek sorgulamayan bireyler yetiştirmeyi hedefleyen eğitim sistemi, kız çocuklarına ve kadınlara dayatılan geleneksel yaşam biçimini yeniden üretmektedir.

    Aynılaştırıcı, gerici, cinsiyetçi müfredat ve uygulamalar ile ayrımcılık derinleşmekte, cinsel yönelim farklılıkları da yok sayılmaktadır. Karma eğitime yönelik müdahaleler, eğitimin dinselleşmesi ve çocukların geleneksel rol kalıpları ile yetiştirilmesine yönelik politikalar, şiddetin ve cinsel istismarın da önünü açmaktadır. Ancak, çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirecek, temel insan hakları ve çocukların yararını gözetecek, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi için mevcut bilgi birikimine ulaşmasına ve eleştirel düşünce becerisini kazanabilmesine olanak sağlayacak bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır. Bu nedenle, tüm bu engellemelere, baskılara ve antidemokratik uygulamalara rağmen, laik, demokratik, bilimsel, anadilinde, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas bir eğitim sistemi için mücadelemizdeki ısrarımız dün olduğu gibi bugün de devam edecektir.”

    PİRHA/ BURSA

  • Şişli Kaymakamlığı’ndan 25 Kasım konserine ‘güvenlik’ engeli

    Şişli Kaymakamlığı’ndan 25 Kasım konserine ‘güvenlik’ engeli

    Kadın Zamanı Derneği’nin 25 Kasım etkinliği kapsamında sanatçı Rewşan Çeliker’in katılımı ile düzenleyeceği konser, “güvenlik” bahane edilerek engellendi. 

    Kadın Zamanı Derneği’nin 25 Kasım kapsamında, Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde Kürt sanatçı Rewşan Çaliker’in katılımı ile düzenleyeceği dayanışma konseri, “güvenlik” bahane edilerek, yazılı bir gerekçe sunulmadan engellendi.

    Günler öncesinden konser duyurusunu yapan derneğe Şişli Belediyesi, Şişli Kaymakamlığı’nın konseri engellediğini sözlü olarak aktardı.

    KADININ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAYANLAR…

    Etkinliklerinin engellemesine dair yazılı bir açıklama yayınlayan Kadın Zamanı Derneği, “19 Kasım 2022 tarihinde Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenleyeceğimiz dayanışma konseri, yazılı hiçbir gerekçe gösterilmeden, sözlü olarak güvenlik gerekçe gösterilerek engellenmiştir. Kadınların güvenliğini sağlamayanlar, şiddetle mücadeleye bütçe ayırmayanlar kadınların yan yana gelmesini güvenliğe aykırı buluyor. 25 Kasım’a giderken biliyoruz ki, yan yana geldiğimiz her alan kadın düşmanı politikalar üreten zihniyet için tehdit oluşturuyor. Ancak bizler konserlerde, sokaklarda, evlerde, her yerde yan yana gelmekten, dayanışmaktan, haklarımızdan, hayatımızdan vazgeçmeyecek, özgürlüğümüz için mücadele edeceğiz. Ve ileri bir tarihte bizlerle dayanışma içinde olan tüm kadınlarla yeniden buluşacağız” ifadeleri ile yasaklamaya tepki gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD İzmir Şube’den zorunlu din dersinin kaldırılması ve ana dilde eğitim çağrısı-VİDEO

    DAD İzmir Şube’den zorunlu din dersinin kaldırılması ve ana dilde eğitim çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinden olan zorunlu din derslerinin kaldırılması ve anadilde eğitim için çağrıda bulundu. Yapılan açıklamada, “Anadilinde konuşmak, eğitim görmek yasak. Zorunlu din dersi ile inanca yasak devam ediyor” denildi. 

    Türkiye’de okullar yıllardır çözüme kavuşturulamayan zorunlu din dersleri tartışmaları, laik, bilimsel, ücretsiz ve ana dilde eğitim talebi ile açıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi yeni eğitim öğretim yılına dair basın açıklaması yaptı.

    Çiğli’de bulunan dernek binasında yapılan açıklamada, ‘Parasız, bilimsel, ana dilde eğitim istiyoruz’, ‘Hiçbir dil, kültür, inanç başka birinden üst veya değersiz değildir’ dövizleri’ açıldı.

    Devletin yeni eğitim öğretim yılında da Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinden olan zorunlu din derslerinin kaldırılması çağrısını görmediğini ifade eden DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Zeynel Bozkurt, ayrıca anadilde eğitimin önündeki engellemelerin devam ettiğini vurguladı.

    ZORUNLU DİN DERSİ VE ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI

    AİHM’in zorunlu din derslerine yönelik hak ihlali kararına yönelik düzenlemeler beklediklerini kaydeden Bozkurt, bunun aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aleviliği tanımlamak adına kurduğu cümlelere tepki göstererek, “Bu eğitim ve öğretim yılında Alevi çocukları ve din eğitimi talebi olmayan çocukların artık zorla başkalarının inançlarının davranışını edinmekten kurtulacağını umut etmiştik, öyle olmalıydı. AİHM zorunlu din dersi Anayasaya aykırıdır, diye karar vermişti. Bu kararın uygulanmasını, bununla ilgili düzenleme programı beklerken Cumhurbaşkanın açıklamasına bakalım. “Allah’sız, Muhammet’siz, Ali’siz Alevilik olmaz. Sapkın zevklerin üzerine inşa edilenlerle insanlık olmaz. Milli, manevi değerlerimize, kırmızı çizgilerimize tecavüz eden herkes ayağını denk almalıdır.’ Kendinden farklı inanca sahip olan insanlara ve inancın içeriğine sapkın tanımlaması yapma hakkı da tanımaz. Ayrıca Aleviler inanç çerçevelerini belirleme konusunda size yetki de vermediler. Siz bizim inanç önderimiz değilsiniz” diye konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ İLE İNANÇLAR YASAKLANIYOR”

    Bozkurt, Alevi inancının yaşatıldığı her yere müdahale edilerek tehditler savrulduğunu dile getirdi. Zorunlu din derslerinden vazgeçilmeyerek, anadilde eğitimin halen yasaklı olduğunu hatırlatan Bozkurt şöyle konuştu:

    “Yetmedi Alevi inancının yaşatıldığını gördüğünüz her yere müdahale edip, manevi değer tanımlaması, tehdit, kırmızı çizgiler. Anadilinde konuşmak, eğitim görmek yasak. Zorunlu din dersi ile inanca yasak devam ediyor. Sınıflar 40 kişilik, öğretmenler atanmamış. İmama yatırım yapan güya laik bir eğitim hedefinizde. İlk sınıflarda kitabı parasız yapmış ama sırayı, kalemi, tahtayı, bilgisayarı velinin sırtına yüklediniz. Diyanet 4 bakanlık bütçesinde sefa sürüyor. Halk aç, halkın evlatları okuduğu meslekte iş bulamıyor.”

    DEMOKRATİK ANAYASA, EŞİT YURTAŞLIK TALEBİ

    Aleviler, Kürtler ve ötekilerin sorunlarının ve taleplerinin demokratik bir anayasa ve eşit yurttaşlık ile çözüleceğine işaret eden DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Zeynel Bozkurt,“Biz Aleviler, Kürtler ve ötekiler için yeniden bir anayasa ve bu seçimde seçimli kurucu meclis olmadan her çözüm tali olacaktır. Eski akılla ve dikta rejimi benzerleri yokluğumuz üzerine plan yapmaya devam etmektedir. Alevi halklarımızı tekrar oyalayan asimilasyon cenderesinden uzak durarak, demokratik bir gelecek için Yeni Anayasa, Seçimli Kurucu Meclis ve Kurucu Yurttaşlık fikrinde birleşmeye çağırıyoruz. Başka türlü eşit yurttaşlık fikirleri de altı boş yaklaşımlar olacaktır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir-VİDEO

    Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir-VİDEO

    PİRHA – Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek, AKP hükümeti tarafından konser ve festivallerin yasaklanmasını değerlendirerek “Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak mümkün değil. Yasaklarla aslında insanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar” dedi. 

    Ülke genelinde ‘Kamu güvenliği ve sağlığı, toplumun huzuru, çevrenin korunması’ gerekçesiyle yasaklanan konser ve festivaller ‘Yeni Türkiye’nin de tarifi niteliğinde oldu. Günden güne artan yasaklar karşısında kültür sanat camiası itirazlarını sürdürse de iktidarın tutumunu daha da ileriye götürüp, sanatçı tutuklamalarına kadar vardırdı.

    Son dönemde pek çok kültür sanat etkinliğinin, valilikler ve kaymakamlıklarca yasaklanmasına bir tepki de KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek’ten geldi. Özbek, geçmişte “AKP iktidarı ile kol kola olan” birçok sanatçının günümüzde iktidarla yollarının ayrıldığının altını çizdi. “Bu süreç bir sirkülasyon” diyen Özbek, “AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana yol arkadaşlarındaki değişiklik sanatçı kesimlerine de yansıdı” dedi.

    “SANATA DÜŞMANLIK SÖZ KONUSU; YAŞAM BİÇİMİNE DE MÜDAHALE”

    Ahmet Özbek, siyasal iktidarın, kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef haline getirdiğini vurguladı. Özbek, AKP hükümetinin, sanata olan tutumunun aynı zamanda yaşam biçimine de müdahale anlamına geldiğini ifade ederek şu yorumda bulundu:

    “Gülşen’i de tutuklayacak kadar ileriye giden, kendinden olmayana karşı, sanata ve sanatçıya düşmanlık söz konusu. Bunun çok net görünen belirtileri ve sonuçları var. Kendisi gibi düşünmeyene, kendi yaşam biçimini, kendi ideolojisini savunmayan herkese aynı davranıyorlar. Birkaç gün önce sokakta özel sektörde çalışan öğretmene yaptıkları muamele ne ise kendisinden olmayan sanatçıya yaptığı muamele de o. Sanat ve sanatçıya karşı tutum aynı zamanda bir yaşam biçimine müdahaledir. İnsanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar. Gülşen’e yapılan müdahale, Gülşen’in sahnedeki şarkılarından kaynaklı değil. Aslında yaşam biçiminden, giyiminden kaynaklı. Onun nasıl giyineceğine kendisi karar vermek istiyor. Gülşen’in sahnede hangi kıyafetle şarkı söyleyeceğine iktidar kendisi karar vermek istiyor. Doğal olarak bu yaşam biçimi müdahalesidir. İnsanların özgürlüklerine müdahaledir. Bu bir tek sanatçıya değil toplumun kendisine müdahaledir. Çünkü yapılan her sanatın toplumda bir karşılığı var. Onun gibi düşünen, yaşayan, yaşama onun gibi bakan herkesin yaşam biçimine müdahale demektir.”

    “YAŞAMIN BÜTÜNÜNE SİRAYET EDECEK DEĞİŞİMLER”

    Kültür Sanat-Sen Başkanı Ahmet Özbek, iktidar tarafından toplum yaşam tarzının değiştirildiğini söyleyerek “Kültür sanat, toplumda yaşam biçimini belirleyen unsurlardan birisidir. Toplumun kültürünü, yaşam biçimini, tavrını, tarzını belirleyen bir şeydir. Kültür ve sanatla başlayan değişim, toplumun tamamına ve toplum yaşamının bütününe sirayet edecek değişimlerdir. Doğal olarak da kültür sanat üzerinden yapılan müdahaleler bu sonuçları doğuracak müdahalelerdir” diye konuştu.

    “SEÇİMLERE DÖNÜK YATIRIMLAR”

    Ahmet Özbek, konserleri yasaklanan sanatçıların, muhalif duruşu olan isimler olduğunun altını çizerek “Engellenen festivallere de bakarsak o festivaller de daha çok muhalefet partilerinin belediye başkanlarının yürüttüğü bölgelerdeki festivaller. Kendi festivalleri, sanatçıları sahneye çıkmaya devam ederken muhalif duruşu olan ya da muhalif belediyeler tarafından organize edilen sanat festivalleri engelleniyor. Burada da yine yaşam biçimine müdahale ile birlikte muhalif belediyelerin hizmet getirmesini engellemek söz konusu. Bunların bütünü AKP’nin seçim politikalarının da bir sonucu diye düşünmek lazım. Yaklaşan seçimlere dönük yatırımlar yaptıklarını düşünebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Özbek ayrıca, iktidarın dayattığı kültür sanatın ise bir derinliğe sahip olmadığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Kültür sanatla ilgili çok büyük, değişik bir politikalarının olduğunu düşünmüyorum. Zaten cumhurbaşkanının kendi açıklaması var ‘kültür politikalarında başarılı olamadık’ diye. Bu aslında biraz da politikasızlıktan kaynaklıdır. İdeolojik yaşamları gereği zaten kültür ve sanatla ilgili bir politikaları da yok diye düşünüyorum.”

    VATANDAŞINA BU KADAR DÜŞMAN BİR BAŞKA ÜLKE MÜMKÜN DEĞİL”

    Ahmet Özbek, İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isim vermeden sanatçı Musa Eroğlu’nu hedef almasını da eleştirdi. “Musa Eroğlu yaptığı sanatla konuşulmalı” diyen Özbek şunları ifade etti:

    “Sanatçının kapalı bir ortamda söylediği söz, bırakalım bir sanatçıyı her kim olursa olsun söylediği bir cümle üzerinden hele ki Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterilmesi doğru değil. Cumhurbaşkanı hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını hedef göstermemeli. Gülşen de hedef gösterildi, özel sektörde çalışan öğretmenimiz de hedef gösterildi. Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak da bence mümkün değil. Musa Eroğlu sanatıyla, sanatçı kimliği ile anılmalı, yaptığı sanatla konuşulmalı. Onun bir dost meclisinde söylediği doğru-yanlış her ne olursa olsun onun üzerine gündem yapılması, hele ki siyasetçiler tarafından gündem yapılması doğru değil.”

    “TOPLUMUN TAMAMI ORTAK BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”

    Konser ve festival yasaklarına karşı toplumun ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Özbek, “Yapılan baskılar sadece sanata ve sanatçıya yapılan baskı değildir” diyerek şunları belirtti:

    “Toplumun, özgürlüklerine dönük, sıkıntılarına karşı ortak bir toplumsal duruş sergilenmesi gerek. Öncelikle ülkemizde hukuk egemen olmalı. Gülşen’in içeriye alınıp birkaç gün tutulmasının hiçbir gerekçesi yokken, Gülşen’i içeride tutan güç hukuk değildir. Ne zaman ki insanları içeri alacak ya da bırakacak güç hukuk olacak o zaman bu ülkede özgürlüklerden bahsetme şansımız olacak. Bu sebeple de toplumun tamamı ortak bir duruş sergilemeli, hukuku egemen kılmak için özgürlüklerine sahip çıkmak adına bir tek sanatçılarımız değil, toplumun tamamı bu hassasiyeti göstermesi gerekir.”

    YASAKLANAN KONSERLER!

    Son aylarda vali, kaymakam ve belediyelerce yasaklanan kimi konserler şunlardı:

    – Niyazi Koyuncu’nun 25 Mayıs’ta gerçekleştireceği konser Pendik Belediyesi tarafından iptal edildi.

    – Apolas Lermi’nin 29 Mayıs’ta Denizli’de, 11 Haziran ise İstanbul’da yapacağı konserler yasaklandı.

    – “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde 11 Haziran’da sahne alacak olan Ara Malikian’ın konseri yasaklandı.

    – Zonguldak’ta 28-31 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan “Kozlu Müzik Festivali” iptal edildi.

    – Dersim’de, 21-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Munzur Kültür ve Doğa Festivali” iptal edildi.

    – Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından düzenlenen “Kazdağı Ekoloji Festivali” iptal edildi.

    – “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde sahne alacak Güney Koreli müzisyen Mirae’nın konseri ‘eşcinselliği yaymayı misyon edinmiş’ bir grup olduğu gerekçesiyle iptal edildi.

    – “ODTÜ Uluslararası Bahar Şenliği” iptal edildi.

    – Aynur Doğan’ın Kocaeli ve Bursa’da gerçekleştireceği konserleri iptal edildi.

    – 17-21 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek olan ve 2005 yılından beri düzenlenen “Zeytinli Rock Festivali” iptal edildi.

    – Gökçeada’da 15 Ağustos’ta gerçekleşmesi planlanan Meryem Ana Panayırı iptal edildi.

    – 16 Mayıs’ta Muş’ta yapılması planlanan “Metin&Kemal Kahraman” konseri yasaklandı.

    -Sanatçı İlkay Akkaya’nın Adana Ceyhan’daki 30 Ağustos konserinden sonra Mardin Valiliği de sanatçının 24 Eylül tarihli konserini yasakladı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Polat’tan çağrı: Dayanışmaya ihtiyacımız var

    Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Polat’tan çağrı: Dayanışmaya ihtiyacımız var

    PİRHA-Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel’in resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti. Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Yapılanlar seçim süreciyle de alakalı bir durum, bize yönelik susturma operasyonu muhalefete yönelik susturma girişimleriyle beraber düşünülmeli” dedi. Polat, Evrensel ile dayanışma çağrısında bulundu. 

    Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etti. Eylül 2019’da alınan resmi ilan ve reklam durdurma kararı sebebiyle Evrensel’e 3 yıldır hukuksuz şekilde ilan verilmiyordu. Alınan son kararla, askıda tutulan bu hak tümüyle iptal edilmiş oldu.

    BİK Genel Müdürlüğü tarafından Evrensel’e iletilen tebligatta, gazetenin okurlarının bayilerden birden fazla gazete satın alması, kurum abonelikleri ve kayıt defterlerinin düzenli tutulmadığı iddiası iptal kararına gerekçe gösterildi.

    “BASIN İLAN KURUMU’NUN KADROSU AKP POLİTİKALARINA GÖRE ŞEKİLLENİYOR”

    Basın İlan Kurumu’nun 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlandıktan sonra AKP politikalarına göre kadro yapısının şekillendiğini belirten Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Basın İlan Kurumu kuruluş gerekçesi fikir farklılığı gözetmeksizin bütün basının ilanlarla desteklenmesiyle tarafsız olması gerekirken, AKP’lileşmeyle birlikte varlık gerekçeleri inkâr edildi. Basın İlan Kurumu, 2019 yılının Eylül ayında okur dayanışmasını gerekçe göstererek Evrensel Gazetesi’ne ilan akışını durdurma kararı aldı. Türkiye’de iktidar gazetelerinin gerçek tirajlarıyla ilan almak için gösterilen tirajlar arasında devasa farklar var. Basın İlan Kurumu, bu konuda asla bir denetim yapmıyor. Pandemi döneminde bayilerin denetlenemediği sürecin ardından normalleşmeye geçilmesiyle birlikte bayi denetimleri başladı ve temmuz ayında son denetim oldu” dedi.

    “DAHA FAZLA DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

    17 Ağustos’ta Basın İlan Kurumu kararını kendilerine ilettiğini söyleyen Polat, şunları ifade etti:

    “Alınan karar bizim elimize 22 Ağustos’ta ulaştı. İletilen kararda ilan hakkımızın iptal edildiği belirtiliyor. Tamamen düzmece gerekçeler var, sendikaların, partilerin ve belediyelerin toplu gazete alması gerekçe gösteriliyor. Herkes üyelerine dağıtmak için gazete alır örneğin Türk Hava Yolları seçtiği gazeteleri alıp yolcularına dağıtıyor. Böyle bir suçlama olamaz, bu tamamen aslında bir gazeteyi boğmak için gerçekleştirilmiş olan bir şey. Anayasa Mahkemesi’nin Evrensel, Birgün, Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerine ilan kesme cezalarıyla ilgili hak ihlali kararının ardından verilen bu karar, Anayasa Mahkemesi’nin Basın İlan Kurumu’yla ilgili yapısal bir sorun var tespitini doğruluyor. Basın İlan Kurumu bu kararıyla AKP iktidarı sürdükçe Evrensel Gazetesi’ni boğma girişimlerinde kararlı olduklarını gösteriyor. Yapılanlar seçim süreciyle de alakalı bir durum. Bize yönelik susturma operasyonu, muhalefete yönelik susturma girişimleriyle beraber düşünülmeli. İktidar kendi önünü açmak için muhalefetin sesine yer veren gazetelerin sesini olabildiğince engellemek istiyor. Evrensel Gazetesi bugüne kadar okurlarının desteğiyle ayakta durmuş bir gazete, o yüzden bu süreci de aşacağız. Bu dönemde okurların gazeteye sahip çıkması son derece önemli, o yüzden daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Tarikatçıların şikayetiyle yasaklanmıştı; Rock Festivali mahkemeye taşındı

    Tarikatçıların şikayetiyle yasaklanmıştı; Rock Festivali mahkemeye taşındı

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, 17- 21 Ağustos tarihleri arasında yapılması planlanan ancak kaymakamlıkça izin verilmeyen Zeytinli Rock Festivali mahkemeye taşındı. Organizasyon firması Balıkesir İdare Mahkemesi’ne başvururken, kaymakamlığın savunma için ek süre talebinin kabul edilmesiyle festival tarihi geçti. 

    İlki Edremit ilçesi Zeytinli Mahallesi Altınkum sahilinde, 2005 yılında düzenlenen Zeytinli Rock Festivali, 4 yıl sürdü.

    Festivalde çıkan olaylar ve sonrasında organizasyon firmasıyla yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle etkinlik, bir daha Edremit’te yapılmadı. Daha sonra 2 yıl peş peşe ‘Rock Tatili’ adı altında Foça’da düzenlenen festivale, ardından 3 yıl ara verildi.

    Rock müzik şarkıcısı Umut Kuzey’in 2014’te devreye girmesiyle festival, yeniden Edremit’te düzenlenmeye başlandı. Bir sonraki yıl festivalin 3 gün olan süresi 4 güne çıkarılıp, ilk kez 2 sahne birden kuruldu. Sonraki yıllarda 5 gün devam eden Zeytinli Rock Festivali’ne, 2019’da Edremit Kaymakamlığı tarafından önce izin verilmedi ancak yapılan görüşmeler sonrası sorun giderildi. 2020’de ise festival için organizasyon yapıldı, ancak pandemi nedeniyle yapılamadı.

    Bu yıl 17-21 Ağustos’ta yapılması planlanan Zeytinli Rock Festivali, Burhaniye ilçesine alındı. Zeytinli Rock Festivali’nin sosyal medya hesaplarından Ocak 2022’de yapılan açıklamada, Burhaniye Belediyesi ile 10 yıllık anlaşma yapıldığı ve biletlerin satışa çıktığı belirtildi. Orjan ve Denetko sahil siteleri arasındaki belediyeye ait boş arazide yapılması planlanan festival için organizasyon firması tarafından dozerlerle çalışma başlatıldı. Çalışmalar sürerken, festivale Burhaniye Kaymakamlığı tarafından izin verilmedi.

    MAHKEMEYE TAŞINDI

    Organizasyon firmasının avukatları, konuyu 12 Ağustos’ta Bölge İdare Mahkemesi’ne taşıdı. Organizasyon firması tarafından sosyal medya hesaplarından süreçle ilgili dün akşam yapılan açıklamada, şunları kaydetti:

    “Burhaniye Kaymakamlığı’nın kararına ilişkin Bölge İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma kararı alınması için başvuruda bulunduk. Balıkesir 2. İdare Mahkemesi 15 Ağustos Pazartesi sabahı Kaymakamlık makamından savunma istemiş ve 2 gün içerisinde ara kararı açıklayacağını tebliğ etmişti.

    Mahkeme, bugün mesai saatlerinin sonuna doğru aldığı kararda, Kaymakamlık makamının savunma ve delillerini sunmak için ek süre talep etmesi üzerine oy birliğiyle cevap süresinin 5 gün daha uzatıldığını belirtti. Bu sebeple Zeytinli Rock Festivali’nin 17-21 Ağustos tarihleri arasında yapılması ihtimali kalmamıştır.

    Zeytinli Rock Festivali, bu sene 22-25 Eylül tarihleri arasında yapılacaktır. Festivalin detayları İdare Mahkemesi’nin vereceği karardan sonra açıklanacaktır. Her zaman olduğu gibi hukukun üstünlüğüne inanıyor ve mahkeme kararını bekliyoruz. Bu belirsizliğin sonlanmasını beklemek istemeyen festival katılımcıları, biletlerini satın aldıkları kanallardan iade edebilirler. Sürecin tamamlanmasını bekleyenlere de çok yakında güzel haberler vermeyi umut ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadıncık Ana Evi’ne alınmadılar; kadınlardan sert tepki: Dergah bizim!-VİDEO

    Kadıncık Ana Evi’ne alınmadılar; kadınlardan sert tepki: Dergah bizim!-VİDEO

    PİRHA- CAN TV’nin, Kadıncık Ana Evi’nde Alevi kadınlarla yapmak istediği program engellendi. Alevi kadınlar Kadıncık Ana Evi’ne alınmadı. Engellemeye tepki gösteren kadınlar, “Kadıncık Ana Dergahı biz Alevilerin. Bize yasak koyamazlar. Mücadelemiz sürecek” dediler. 

    CAN TV’nin Kadıncık Ana Evi’nde Alevi kadınlarla birlikte yapmak istediği program engellendi.
    CAN TV ekibi Alevi kadınlarla Alevi gündemini konuşacakları bir program yapmak istedi. Kadıncık Ana Evi’nde yapılmak istenen programa Hacıbektaş ilçesi Müze Müdürü tarafından izin verilmedi. Program için Kadıncık Ana’ya gelen kadınlar içeri alınmadı.
    Hacıbektaş ilçesi Müze Müdürü, Kadıncık Ana Evi içerisinde çekim yapılmasının yasak olduğunu ve ilgili birimlerden izin alınması gerektiğini söyledi.
    Alevi kadınlar içeri alınmamalarını protesto ederek Kadıncık Ana’nın kapısının önünde yayın yaptılar.

    Dün Aleviler olarak Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ taleplerini bir kez daha dile getirdiklerini vurgulayan kadınlar, şunları söyledi:

    Nilgün Karasoy: Bizler buradayız ve buralarda olmaya devam edeceğiz. Kadınlar adına buradayız. Dergahlarımızı istemeye, eşit yurttaşlık hakkımızı istemeye devam edeceğiz.

    Burcu Turgut: Daha dün dergahlarımızı istiyoruz, dedik. Dergahların, türbelerin gerçek sahibi bizleriz. Bu durum çok üzücü. Umarız mücadelemiz sonucu buralar bizlere, gerçek sahiplerine verilir.

    “KADINCIK ANA DERGAHI BİZE YASAKLANAMAZ”

    Gülbahar Kaplan: Biz anayasal taleplerimiz doğrultusunda mücadele veriyoruz. Müze müdürüyle görüştüğümde hiçbir şekilde içeriye giremeyeceğimizi söyledi. Biz burayı bütün kadın canlarımızla birlikte yaptık. Bizim emeğimizle burası Kadıncık Ana Dergahı oldu. Bizi asimile etmeye çalıştıkları her konuda bize baskı uyguluyorlar. Bizler dün pirimizin huzurunda cem yapmak istedik, bizi pirimizin huzuruna almadılar, dergahın bahçesinde yapmak zorunda kaldık. Biz Aleviler olarak dergahlarımıza, türbelerimize girip cemlerimizi yapamayacaksak, ziyaretlerimizi gerçekleştiremeyeceksek o zaman biz yokuz demektir. İşte ‘bizi yok sayıyorlar’ derken bunu kastediyorduk. Hep bir ağızdan bağırıyoruz. Bütün kadın canlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Bütün Alevilere sesleniyorum. Devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Buna karşı hep birlikte durmamız gerekiyor, örgütlü olmamız gerekiyor, diye düşünüyorum. Bu durum bizi üzdü ama biz üzülüp oturmayacağız, hakkımızı almak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir kez daha söylüyorum Burası bizim dergahımız. Bize önderlik etmiş, özellikle kadın mücadelesinde çok önemli bir rol oynayan Kadıncık Ana Dergahı bizlere yasaklanamaz.

    “KADINCIK ANA DERGAHI’NI BİZ ALEVİLER AYAĞA KALDIRDIK”

    Dergahlarımız, türbelerimiz ne yazık ki Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı. Bizim ibadethanemiz pirlerimizin yattığı yerler bir turizm merkezi değildir. Kadıncık Ana Dergahı daha önceden de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlıydı ve burası inanın çok kötü durumdaydı ve biz Aleviler olarak bir araya geldik ve bu dergahı gördüğünüz bu hale getirdik, düzenledik, temizledik ve ayağa kaldırdık. O zaman bakanlık hiçbir şey yapmıyordu, burayı kaderine terk etmişti. Burası bizim dergahımız, ibadethanemiz ama Kültür ve Turizm Bakanlığı sanki bir gösteri merkeziymiş gibi buraları ziyarete açıyor. Belli saatler koyuyor. Bizler buraya emek verdik. Biz kadınlar olarak burayı ayağa kaldırdık. Kimse bize yasaklayamaz. Bizler buraya gelmeye devam edeceğiz. Özellikle Alevi kadınlar olarak kesinlikle bu işin peşini bırakmayacağız.

    “DERGAHLARIMIZ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Seher Şengülü Yılmaz: Maalesef ibadethanelerimize, dergahlarımıza giremiyoruz. Oysa burası bizim. Buraların sahibi bizleriz, kimse bize kendini dayatmasın. Biz her zaman buralara gelmeye, Hünkarımızın, Pirimizin huzuruna çıkmaya devam edeceğiz. Mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Dergahlarımızı istiyoruz, diye dün haykırdık yine.
    Devlet bize haklarımızı vermek yerine her geçen gün yeni yasaklar koyuyor, sınırlar çiziyor ve Alevileri kendi politikaları içerisinde eritmeye çalışıyor. Aleviliği böylece yok etmeye çalışıyor. Bizler eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz, dergahlarımızı, ibadethanelerimizi istiyoruz ve bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz.

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Gülbahar Kaplan: Bu ülkede 25 milyon Alevi var. Biz vardık, var olmaya devam edeceğiz. Burada Kadıncık Ana’nın Türbesi yoktu. Biz inancımızı her yerde yaşarız. Süreğimiz asla durmaz. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Bu temelde de dergahlarımızı istiyoruz. İzin verilmemesi, yasaklanmasıyla Alevilik inancı bitmez. Bizler inancımızı gelecek yıllara taşımak istiyoruz. Bu yüzden dergahlarımızı türbelerimizi istiyoruz. Burası bizimdir. Mücadelemiz devam edecek.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği: Pikniğin yasaklanması kabul edilemez

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği: Pikniğin yasaklanması kabul edilemez

    PİRHA-DEDEF’in İstanbul’da düzenleyeceği pikniğin valilikçe yasaklanmasının kabul edilemeyeceğini belirten İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, yasaklanmak istenilenin Dersim halkının kendisi olduğuna işaret etti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından gerçekleştirilmesi planlanan ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmış, DEDEF konuya ilişkin bir açıklama yayımlayarak piknik alanı önünde basın açıklaması ile yasağı protesto etmişti.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, yasaklama kararına tepki göstererek Dersim Dernekleri Federasyonu ile dayanışmaya çağırdı.

    Açıklamada, metropollere göç eden Dersimlilerin tıpkı Dersim’de yaşayanlar gibi güvenlik gerekçeleri ile şehir merkezlerine hapsedilmek istendiğinin altı çizilerek, yasakçı zihniyete karşı itirazların yükseltilmesi çağrısında bulunuldu.

    “YASAK KABUL EDİLEMEZ, DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin açıklaması şöyle:

    “Dersim Dernekleri Federasyonu’nun bu yıl 32’ncisini düzenleyeceği dostluk pikniğinin İstanbul Valiliği tarafından sudan sebeplerle yasaklanması kabul edilemezdir. Osmanlı’dan günümüze Dersim üzerinde asimilasyon ve yok etme politikası devem etmektedir. 1937-38 Dersin Soykırımı yetmezcesine, binlerce insanımız  ailelerinden parçalanarak dilini, kültürünü bilmediği yerlere sürgün edilmiştir. Çocuk yaşta kızlarımız ailelerinden koparılarak yabancılara evlatlık olarak verilmiştir. Halkımıza bunu reva görenler yok etme politikasını sürdürmekte ısrarcı olmuştur. 1980 yılında Dersim’e atanan Vali Kenan Güven köylerimize camiler yaptırarak, yurtta okuyan çocuklarımızın bir kısmını ailelerden alıp imam hatiplere göndererek asimilasyona devam etmiştir. 1994 yılında yeni bir 38 tekrar topraklarımızda başlatılmış, köylerimiz yakılmış, insanlarımız faili meçhullerle katledilmiş ve yeniden batı ilerine sürgün edilmiştir. Topraklarımız insansızlaştırılmıştır.

    Soykırım ve asimilasyon bununla da kalmamış cemaat örgütlenmeleri, orman yangınları, barajlar ve maden projeleriyle devam edilmiştir. Kalekollar ile adeta Dersim baskı altındadır. Her yıl güvenlik gerekçesi ile ilan edilen güvenlik yasaklarla Dersim halkı şehir merkezlerine hapsedilmek istenmektedir. Bu da yetmiyormuş gibi batıda yaşayan halkımızı da şehir merkezlerine hapsedilmek istenmektedir. İstanbul pikniğinin yasaklanması bunun açıkça görünen yüzüdür. Dersim Dernekleri Federasyonu’na yönelik piknik yasağının bizler tarafından kabul edilir bir yani yoktur.  Buradan bütün Dersim halkımıza, demokratik kamuoyuna ve Dersim dostlarına çağrınızdır; bu yasakçı zihniyete itiraz etmeye ve federasyonumuzun yanında durmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

  • Elazığ Valiliği’nin Newroz kutlamasına izin vermemesi protesto edildi-VİDEO

    Elazığ Valiliği’nin Newroz kutlamasına izin vermemesi protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-HDP Elazığ İl Örgütü, Elazığ Valiliği’nin İstasyon Meydanı’nda yapmak istediği Newroz kutlamasına izin vermemesini parti binası önünde yaptığı basın açıklamasıyla protesto etti.

    HDP Elazığ İl Örgütü, İstasyon Meydanı’nda yapmak istediği Newroz kutlamasının Elazığ Valiliği’nin izin verilmemesini HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve partililerinde katılımıyla parti binası önünde yaptığı basın açıklamasıyla protesto etti. ‘Demirci Kawa’dan Çağdaş Kawa’lara Newroz Ateşi Sönmedi’ yazılı pankartın açıldığı açıklamada sık sık “Bijî Newroz”, “Direne direne kazanacağız”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Newroz pîroz be” sloganları atıldı.

    HDP Elazığ İl Eş Başkanı Ali Yıldırım, yasağa tepki göstererek, “Geçmişte Kawalar nasıl direndiyse bugün de direnmeye devam edecek. Valilik engellemesini kabul etmiyoruz ve baskılara karşı mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “NEWROZ ZULME KARŞI ÇIKMAKTIR”

    Newroz’u istedikleri yerde kutlamayı yasaklayan anlayışı kınadığını belirten HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları kaydetti:

    “Biz bin yıllardır bu coğrafyada yaşıyoruz, bin yıllardır Newroz kutluyoruz, bin yıllardır Dehaklara karşı Demirci Kawa’nın isyan ateşini yükseltiyoruz. Biz hiçbir şey bulunmadığında bir kibrit çöpüyle Newroz ateşini harlamış bir halkın çocuklarıyız siz kimsiniz ki bize Newroz’u yasaklıyorsunuz. Türkiye’nin dört bir yanında barışçıl bir şekilde bütün valiler Newroz kutlamalarına izin verirken Elazığ valisi ne yapmaya çalışıyor amaç nedir, bizim Newroz kutlamamız valiyi ve emniyeti niye rahatsız ediyor acaba. Newroz barıştır, kardeşliktir, isyandır, eşitliktir ve zulme karşı çıkmaktır. Bugün bütün Kürdistan’da ve Ortadoğu’da Newroz ateşi mazlumların isyanı için yanıyor peki Elazığ’da bize Newroz ateşini yaktırmayan aklın arkasında kim var.”

    Konuşmaların ardından açıklamaya katılanlar, zılgıt ve alkışlar eşliğinde halay çekti.

    https://youtu.be/am50tzYx5GsPİRHA/ELAZIĞ