Etiket: yasaklanan konserler

  • Özbek: Devleti tarikatlar yönetiyor, ülke sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor-VİDEO

    Özbek: Devleti tarikatlar yönetiyor, ülke sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor-VİDEO

    PİRHA – Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek, gerici grupların talepleri ile sanatsal faaliyetlerin iptal edilmesini eleştirdi. Devleti yönetenlerin artık tarikat ve cemaatler olduğunu ifade eden Özbek, “Ülke, her alanda olduğu gibi sanat ve kültür alanında da yobazlaşıyor” dedi. Özbek, tüm kamu emekçilerini 16 Ağustos’ta yapacakları iş bırakmaya katılmaya davet etti.

    Türkiye’de, COVID-19 pandemisi ile sanatsal faaliyetlere getirilen yasaklar, salgının bitmesinin ardından daha da belirgin hal aldı.

    Salgının sürecinde önce müzik yayınlarına getirilen kısıtlamalar, zaman ilerledikçe tüm kültür sanat alanına yayılarak adeta yasaklamalara dönüştü. Daha çok 2022 yılında duyulmaya başlanan etkinlik iptali haberlerinin ardında ise gerici gruplar kendisini göstermeye başladı.

    2022 yılında Anadolu Fest etkinliğinin iptal edilmesi ile başlayan festival yasakları, valilik ve kaymakamlıklar tarafından sıkça uygulanan bir yöntem oldu. Öyle ki Mezopotamya Kültür Merkezi’nin İstanbul’da yapmak istediği konsere getirilen yasaklama kararı, yargıdan da aleyhte dönmesine rağmen yine başka bir yasakla engellenebildi.

    Uygulamaya konulan yasakların gerekçesi ise genelde “huzur ortamı ile kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin, genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi” olarak açıklandı.

    “ÜLKE, KÜLTÜR ALANINDA DA GERİCİLEŞİYOR, YOBAZLAŞIYOR”

    Olağan bir uygulama haline dönüşen sanat faaliyetlerine yönelik yasaklama kararlarını, Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek ile konuştuk. Sanatçılara yönelik yasaklamaları kınayan Özbek, “AKP iktidarı ile birlikte ülkedeki her şey gibi kültür sanatta da ciddi bir değişim söz konusu. AKP ile birlikte ülkedeki kültür sanat faaliyetleri de farklı bir kimlik kazanmış oldu” ifadelerini kullandı.

    Ahmet Özbek, kültür sanat faaliyetlerinin devlet eliyle yasaklandığının altını çizerek şunları söyledi:

    “İktidarın belediyeleri tarafından daha önceden planlanmış konserler ve benzeri sanatsal etkinlikler çeşitli yapıların baskılarıyla iptal ediliyor. Burada direkt yaşam biçimine bir müdahale söz konusu. Şu anki yönetimin sanat ve sanatçı ile barışık olduğunu söylemek mümkün değil. Zaten sanata ve sanatçıya karşı duran, sanatın, dini anlayışlarına uygun olmadığına inanan ciddi bir kitleleri var. Devlet dediğimiz organizmayı şu anda daha çok cemaat ve tarikatlar yönetiyor. Biz cemaat ve tarikatların talepleri ile konserler iptal ediliyor diye düşünüyoruz ama aslında devleti yöneten zaten tarikat ve cemaatler. Bugün görev yapan kaymakam ve valilerin büyük kısmı tarikatların onayı ile göreve gelmiş kişilerdir. Ve tarikatların, cemaatlerin talebi ile bu tür etkinlikler yasaklanıyor, iptal ediliyor ve gündemden çıkarılıyor. Ancak unutulmamalı ki sanat ve kültür dediğimiz şey toplumların gelişimini, vizyonunu sağlayan etkinliklerdir. Kültür ve sanatın olmadığı hiçbir toplumda gelişme sağlanamıyor. İktidar, bunu görebilecek durumda değil ve ülke her alanda olduğu gibi sanat ve kültür alanında da gericileşiyor, yobazlaşıyor ve geri kalmış ülkeler konumundaki yerini biraz daha sağlamlaştırıyor.”

    “TEMELDE SANATA KARŞITLIK VAR”

    Ahmet Özbek, kültür Sanat etkinliklerinin sadece dini temelde değil farklı kimlikler üzerinden de engellendiğine dikkat çekti. Özbek farklı dillerde sanat üreten kesimlerin faaliyetlerinin de yasaklandığını belirterek şöyle devam etti:

    “Engellenen sanatçılar arasında Kürt olan da var, başka dilde sanat yapan da var, giyim kuşamı sebebiyle engellenenler de var. Hatta yaptıkları bir şaka sebebiyle hem konserleri iptal edilen hem de hapsedilen sanatçılarımız da var. Temelde sanata, sanatçıya karşıtlık ve kendisi gibi olmayan herkesi yok etmeye ayarlanmış bir yapıdan söz etmek mümkün. Kürt, Laz, Çerkez, Rum ya da Türk asıllı sanatçıların da konserleri iptal ediliyor. Temelde bir sanat karşıtlığı söz konusu. Bunun da tarikat ve cemaatlerle çok sıkı bir ilişkisi var.”

    “NERESİNDEN BAKARSAK BAKALIM BU FAŞİZMDİR”

    “İşsiz kalan, konserleri iptal edilen sanatçılar, bir süre sonra büyük ihtimalle geçim sıkıntısı yaşayacaklar. Tüm sanatçıların çok iyi gelirleri yok. Yapacakları konserlerle hayatını idame ettiren birçok sanatçımız var ve işleri engelleniyor. Yani insanların bir taraftan yaşam biçimine müdahale ediliyor diğer taraftan aşına, ekmeğine engel olunuyor. Neresinden bakarsak bakalım bu baskıcılıktır, despotizmdir, faşizmdir. Sadece kendileri gibi yaşanılır, kendileri gibi düşünülürse yaşam hakkı tanıyan bir anlayış söz konusu. Bu durum değişmek zorunda.”

    “KAMU EMEKÇİLERİ SANATI ÖZGÜRCE YAPAMIYOR”

    Ahmet Özbek, kamuda çalışan kültür emekçilerinin de durumunu aktardı. Özbek, “Kamuda görev alanlar sonuçta devlet memurudur. Önlerine konulan program neyse onu uygularlar” diyerek şöyle devam etti:

    “Bugün Kültür Turizm Bakanlığına göre bürokratlar nasıl bir sanatsal faaliyet istiyorlarsa memurlar, onları gerçekleştirebiliyorlar. Tabii ki kamu çalışanları özel sektördekiler gibi tamamen işinden, aşından edilmiyor ama özgür sanat yapmaları, sanatın özgürleşmesi, insanların da sanatla özgürleşmesi tabii ki kamu ile yapılan sanatsal faaliyetlerle de çok mümkün görünmüyor.

    KAMUDAKİ KÜLTÜR ÇALIŞANLARI DA YOKSULLAŞIYOR!

    “Tüm kamu emekçilerinin beklentileri var. Ülkemizde son 2 yıldır %200’leri bulan enflasyon yaşıyoruz. Kamu emekçilerinin alım gücü son 8 yıldır çok ciddi eridi. Doğal olarak bu kayıpların karşılanacağı kamu emekçilerinin alım gücünün tekrar belli bir refah seviyesine yükselebileceği bir sonuç bekliyoruz ama mevcut yandaş sendikalardan da mevcut iktidardan da bunun kendiliğinden olabileceğini düşünmüyoruz. KESK, ‘hak verilmez alınır’ diyor. Biz bu sebeple mevcut iktidarı uyarıyoruz; kamu emekçilerini açlığa, sefalete mahkum etmeyin. Kamu emekçilerinin en az maaşı yoksulluk sınırının üstünde olmalıdır.

    16 AĞUSTOS’TA EYLEM

    Bu sebeple de tüm kamu emekçilerini eylemde birlikte olmaya, 16 Ağustos’ta yapacağımız iş bırakmaya, greve katılmaya davet ediyoruz.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • Kamber Nar: Toplumun bir araya gelmesinden rahatsızlık duyuyorlar-VİDEO

    Kamber Nar: Toplumun bir araya gelmesinden rahatsızlık duyuyorlar-VİDEO

    PİRHA – Ozan Kamber Nar, konser yasaklarının yanı sıra müzik emekçilerine dönük saldırıları kınayarak “Ozanlar gerçekleri söyleyen, her zaman haksızdan hesap soran kişilerdir. Dolayısıyla günümüzdeki yasaklamalar onların işine geliyor. Yani toplumun bir araya gelmesinden rahatsızlık duyuyorlar” yorumunda bulundu.

    Anadolu Fest etkinliğinin iptal edilmesiyle başlayan konser yasakları hız kesmeden devam ediyor. Müzik emekçilerinin konserlerine getirilen yasakların yanı sıra müzisyenlere dönük saldırılar da toplumun canını yakan bir diğer konu oluyor.

    Yasaklanan konserler için “kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi” gerekçeleri öne sürülürken, müzisyenlerin şiddete uğramasını engelleyecek ciddi bir hassasiyet ise ortaya konulmuş değil.

    Gerici grupların talepleri doğrultusunda, valilik kararlarıyla konser ve festivallerin iptal edilmesi ve müzik emekçilerine yönelik şiddet furyasını Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan Der) Başkanı Ozan Kamber Nar ile konuştuk.

    “MÜZİSYENLERE SALDIRANLAR ‘YARGI BİZİ CEZALANDIRMIYOR’ CESARETİNDELER”

    Pandemi sürecinde geçim sıkıntısı çekip intihar eden müzisyenlerin yaşadıkları henüz çok sıcakken, şimdi de istek eserlere karşılık verememeleri sebebiyle saldırıya uğrayan müzik emekçilerinin yaşadıkları gündemde. Ozan Kamber Nar ise “Bu şiddetin bir de öncesi var” diyerek “Ülkedeki gidişat ve kültüre bakış açısı çok iyi değil” değerlendirmesini yaptı. Ozan Nar, pandemi sürecindeki yasaklamalarla ardından kültürel faaliyetlerin büyük oranda sekteye uğradığını söyleyerek şu yorumda bulundu:

    “İnsanların sosyalleşmesi onların işine gelmiyor. Özellikle ozanlar gerçekleri söyleyen, her zaman haksızdan hesap soran kişilerdir. Dolayısıyla günümüzdeki yasaklamalar kısıtlamalar onların işine geliyor. Toplumun aydınlanmasını istemiyorlar. Geçmişte Mahsuni Şerif “Amerika katil katil” derken yalan mı söyledi? Bakın bugün neredeyse onlar bu türküyü söyleyecek hale geldiler. 50 yıl önce söylenen türküler ne kadar da ufku açık ve geleceği öngören insanlar tarafından söylenmiş. Yani toplumun bir araya gelmesi gerçeklerin öğrenilmesi onları rahatsız ediyor. Dolayısıyla engellemeler festivaller ile başladı ve konserlerle sürüyor. Şimdi de fiziksel baskı ve öldürülme gibi her türlü şey var.
    Müzisyenler pandemi sürecinde aç kalıp enstrümanlarını satarken bu insanlara destek verilmedi. Zaten toplumun hiçbir kesimine de destek verilmedi. Aç kalan müzisyenler intihar eder oldu. 20 yılda ekilenler bugünlerde biçilmeye başlandı. İnsanlara hakaret edilip, öldürülüp ve darp edilirken yapanların kim oldukları da meydana çıkıyor. Bu kişiler ‘Arkamızda gücümüz var. Yargı bizi cezalandırmıyor. Bir telefon edersek buradan çıkar gideriz. Yaptığımızda yanımıza kalır’ cesareti ile hareket ediyor.”

    “OZANLARIMIZ SAHNEYE ÇIKARKEN TEDİRGİN OLMAYA BAŞLADI”
    Sanat camiasındaki örgütlülüğün geçmiş yıllara nazaran zayıflamasındaki nedenler de Ozan Kamber Nar’ın değerlendirmeleri arasında yer aldı. “Bu konu bizim kanayan yaramız” diyen Ozan Nar, müzisyenlerin hedef haline getirilmesine karşın topyekun ses çıkarılamadığını ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
    “Halk Ozanları Kültür Derneği 1974’te kurulmuş. Feyzullah Çınar, Ali Kızıltuğ, Muhlis Akarsu, Mahsuni Şerif’in ve daha birçok Hakk’a yürümüş insanın içinde olduğu bir dernek… Örgütlülüğün önemini o dönemde kavramışlar. Ozanları bir araya toplayarak güç elde etmişler. 1980 darbesinde dahi bu dernek kapatılamamış. Örgütlülükte her zaman yarar var. Bizler de kör topal bu örgütlülüğü bugünlere getirdik. Ancak pandemi iyice tuz, biber oldu ve ozanlar artık kalabalığa girmemek için derneğe de gelmiyorlar. Bu arada ekonomik sıkıntılar da başladı. Bu nedenle örgütlülük de çözülmeye başladı. Zaten büyük şehirlerde ozanlık kültürü biraz daha yozlaşma içerisine girdi. Herkes bencilleşmeye başladı.
    Akşamları sahneye çıkarken tedirgin olmaya başlayan ozanlarımız söz konusu. Bu arkadaşlarımız ‘birileri istekte bulunacak ve ben karşılık veremeyeceğim’ hissiyatıyla başıma bir şey almayayım kaygısına giriyor. Bu insanlar ekonomik zorluk çektiği için ek gelir sağlamak adına buralarda müzik yapıyorlardı ama artık korkudan gitmemeye başladılar. Dolayısıyla hiç iyi bir yöne gitmiyoruz.”

    “O ESKİ YÜREKLİ YİĞİT OZANLAR ŞİMDİ YOK”
    Ozan Kamber Nar, sanat camiasının, ‘işimi kaybederim’ kaygısı ile hareket ettiğini belirterek “O eski yürekli yiğit ozanlar şimdi maalesef yok” diye de ekledi. Ozan Nar, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Geçmiş yıllarda bir kurumda idarecilik yapıyordum. Televizyon ve radyolarda programlar yaparken Hacı Bektaş Veli ile ilgili bir programa çıktım. İşe başladığım gün sorumlu kişi, beni arayarak ‘senin hacı-hoca, sağcı-solcu müşterilerin var. Takımını dahi belirtmemeye çalış’ gibi uyarıda bulunmuştu. Ben de ‘tamam’ demiştim, çünkü ekmek paramı oradan kazanıyordum. Emekli oluncaya kadar da dişimi sıktım. Ya çalıştığımız işlerden ya da genel yönetimden kaynaklı sıkıntılar bütün insanları bastırdı. Açıkçası bizlerde de biraz gevşeme oldu. Ozanlık camiasında o eski yürekli yiğit ozanlar şimdi maalesef yok.”

    “TEK OLURSAK GÜÇLÜ OLUR, İSTEDİĞİMİZİ YAPTIRABİLİRİZ”

    Kamber Nar, geçmişte yaşam sürmüş ozanların direncine ulaşmak adına yapılması gerekenlere de değinerek “Şimdi biz, ozanları bir araya getiremiyoruz. Bir dernek altındayken başka başka derneklerin açılacağını duyuyoruz. Tek olursak güçlü olur, yumruğumuzu vurup istediğimizi yaptırabiliriz. Ayrıca kimi arkadaşlarımız tezenesini içkilere meze ediyor. Düzgün yerlerde çalıp söylemek lazım. Ozanlığı yerle bir etmemek lazım. Böyle olunca toplumun değer yargısı da değişiyor” ifadelerini kullandı.

    Kamber Nar, sanatçıların konserlerinin engellendiği sürece ilişkin de değerlendirme yaptı. “Yasaklara karşı susmayacağız” vurgusunu yapan Ozan Nar sözlerine şöyle devam etti:
    “Anlattıklarımdan bir umutsuzluk sonucu çıkmasın. Umudu hiçbir zaman yitirmeyip üstüne üstüne gideceğiz. Baskının üstüne ısrarla gideceğiz. Yasaklar, baskılar Pir Sultan’ların döneminden başlıyor, bu yeni değil ki. Mücadele sonucunda bugün ‘Aleviyim’ diyebilen insanlar çoğaldı. 1993 Sivas Katliamı’ndan sonra ‘Devrimciyim, solcuyum, Aleviyim’ diyenler çoğaldı. Bedel ödemeden bir yerlere gelinemiyor. Mutlaka bedel ödememiz lazım. Birlikte olup tek yumruk olmamız lazım, başka bir seçeneğimiz yok.”

    “CUMHURBAŞKANI, VERİLEN O BAĞLAMAYI SADECE BİR AĞAÇ OLARAK TUTTU”

    Kamber Nar, Şahkulu Sultan Dergahı yönetimi tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye olarak verilen bağlamaya da değinerek şunları söyledi:

    “AKP, o bağlamanın değerini anlayabilecek bir siyasal iktidar değil. Sayın cumhurbaşkanı, verilen o bağlamayı sadece bir ağaç olarak tuttu. Bağlama bizde ‘Telli Kur’an’dır. Ama cumhurbaşkanımız düşünce yapısı olarak da söylemleriyle de o bağlamanın değerini anlamamıştır. Cemevlerine ‘cümbüş evi’ de demişti. Bugün ‘kötü’ dediğine yarın ‘iyi’ diyor. Dolayısıyla oturup saz da çalsa ben hiçbir şekilde tasvip edip bize yakın bir durum görmüyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir-VİDEO
    > Aşık Selahattin Dündar: Faşist darbe dönemlerinde dahi sistematik bir yasak ve şiddet hatırlamıyorum-VİDEO
    > ‘Sanatçı statükoya karşı itirazını güçlendirmeli’-VİDEO
    > ‘İktidarın susturma, sürgün ve yok saymasına karşı ortak tutum belirlemeyiz’-VİDEO