Etiket: Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi

  • Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, soğuktan etkilenen meyve ağaçlarını inceledi-VİDEO

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, soğuktan etkilenen meyve ağaçlarını inceledi-VİDEO

    PİRHA-Yeniden Yaşamı İnşa Kooperatifi, ziraat mühendisleri ile bu yıl dondan etkilenen meyve ağaçlarını yerinde inceledi. Malatya’dan gelen ziraat mühendisleri Alhaslı havzasında yer alan köylerdeki meyve ağaçlarının hasar kayıtlarını tespit ederek gerekli önlemlerin alınması için tedavi süreçlerinin başlatılmasını istedi.

    Video eklenecek…

    Türkiye genelinde nisan ayındaki kar yağışı ve soğuk havanın etkisiyle yaşanan zirai dondan başta kayısı olmak üzere üzüm, incir, elma, erik, kiraz, vişne, fındık, ceviz, badem, şeftali, hurma gibi ürünler etkilendi.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, Malatya’dan gelen ziraat mühendisleri ile beraber meyve ağaçlarında yaşanan zararlarla ilgili olarak bir rapor hazırladı.

    Yapılan incelemeler sonucunda; birçok ağacın ağır hasar aldığı, budama, ilaçlama ve diğer koruyucu tedavi süreçlerinin acilen başlatılması gerektiği tespit edildi.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, Yazı Topallı’dan başlayarak Toprahisar, Yeni Söğüt, Kocapınar ve Serçekuyusu köylerinde halkımızla buluşarak, üreticilerle birlikte sahada yürütülen teknik bilgilendirme toplantılarında, doğayla kurulan ilişkinin nasıl korunacağı, üretimin nasıl sürdürülebilir kılınacağı üzerine bilgiler paylaşıldı.

    “BU COĞRAFYA TOPRAĞIN DEĞİL, EMEĞİN, KÜLTÜRÜN VE HAFIZANIN DA ÇORAKLAŞTIRILMASIDIR”

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, yapılan tespitlerin sadece teknik bir müdahale olmadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

    “Yıllar sonra atalarının topraklarına dönen, evini yeniden yapan, toprağını işleyen ve yaşamı köklerinden kuran halkımızla omuz omuza durduğumuz bir gündür. Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi’nin çağrısı karşılık bulmuş; son yıllarda yaklaşık 500.000 meyve ağacı bu topraklarla buluşturulmuştur. Bu, yalnızca üretimin değil, kültürün, hafızanın ve ortak geleceğin yeniden filizlenmesidir.

    İnsansızlaştırılmış bir coğrafya; yalnızca toprağın değil, emeğin, kültürün ve hafızanın da çoraklaştırılmasıdır. Biz bu kaderi reddediyoruz. Kooperatifçiliği sadece bir ekonomik model değil, aynı zamanda dayanışmanın, onarıcılığın ve yeniden inşanın temel aracı olarak görüyoruz. Bugün sahada elde ettiğimiz bilgiler, önümüzdeki süreçte daha düzenli, bilinçli ve doğayla uyumlu bir üretim sürecini mümkün kılacaktır.

    Bu vesileyle, ziraat mühendisi Fatih Karaca’ya katkıları ve duyarlılığı için teşekkür ediyor, emeğine ve yüreğine sağlık diyoruz. Aynı şekilde halkımıza da bir kez daha çağrımızdır:

    Bu topraklar ata yadigârıdır. Gelin, birlikte sahip çıkalım. Kooperatif olarak bugün olduğu gibi, yarın da halkımızın yanında olmaya, tarlada, bağda, bahçede birlikte üretmeye ve hangi sorun olursa olsun birlikte aşmaya devam edeceğiz. Yaşamı yeniden kurmak; doğayla, halkla ve geçmişle bağ kurmaktan geçer.”

    PİRHA/MARAŞ

     

  • ‘Özgürleşen kadın, köleliğin zincirlerini kıran bir toplum demektir’

    ‘Özgürleşen kadın, köleliğin zincirlerini kıran bir toplum demektir’

    PİRHA – Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, 8 Mart’ı “Direnişin en güçlü şekilde filizlendiği gün” olarak tarifleyerek mücadele vurgusu yaparak, “Biliyoruz ki birlikte üretir, birlikte yönetirsek, sömürü düzeni nefes alamaz! Çünkü bu düzenin temeli, yalnızca kadının emeğine ve özgürlüğüne el koymaya dayalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dair yazılı açıklama paylaştı.

    Özgürleşen kadının, toplumu daha ileriye taşıyacağı vurgusunu yapan Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “8 Mart’ı yalnızca bir tarih olarak değil, tüm dünyada kadınların yaşamı, emeği ve özgürlüğü için verdiği mücadelenin simgesi olarak görüyoruz. Bu özel gün, zulmün en ağır biçimlerine tanıklık etmiş ancak aynı zamanda direnişin en güçlü şekilde filizlendiği bir gündür. Kadınlar, tarladan fabrikaya, evden okula kadar yaşamın her alanında sömürüyle karşı karşıya kalmıştır.

    Kapitalist sistem ve emek sömürgecileri, kadın emeğini görünmez kılmaya ve değersizleştirmeye çalıştı. Oysa kadınların nasırlı ellerine bakmak bile bu sömürünün izlerini görmek için yeterlidir. Sömürü yalnızca bir cinse özgü değildir; ancak erkek egemen zihniyet, kadınlar üzerindeki baskıyı derinleştirerek bu düzeni kendine dayanak yapmıştır.

    Peki, biz soruyoruz; yaşamı var eden, büyüten, birleştiren kadını neden yok etmek isterler? Neden onun emeğine, söz hakkına ve hatta bedeni üzerindeki haklarına el koymaya çalışırlar?

    Çünkü bilirler ki, kadın özgürleşirse toplum da özgürleşir. Kadın emeği ayağa kalktığında, sömürü düzeninin temelleri sarsılır. Kadının aklı, iradesi ve siyaseti alanlara taşındığında, baskı düzeni kendine yaşam alanı bulamaz. İşte bu yüzden, kadını susturmak isterler. Çünkü bilirler ki, özgürleşen bir kadın, köleliğin zincirlerini kıran bir toplum demektir.

    Biz kadınlar yalnızca evlerde, köylerde ya da tarlalarda değil, siyasetin her alanında varız ve var olmaya devam edeceğiz. Çünkü siyaset, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil, yaşamı yeniden örgütlemenin, adaleti tesis etmenin ve ortak yönetimi hayata geçirmenin bir yoludur.

    Kadınların karar alma mekanizmalarından dışlanmasına karşı bizler, halkın iradesini esas alan demokratik yönetimleri savunuyoruz. Savaş ve şiddet politikalarına karşı barışın, hakikatin ve ortak yaşamın dilini büyütüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, barışın inşasında kadınların sözü, emeği ve direnişi vardır. Bugün kadınlar yalnızca kendi bedenlerinin ve yaşamlarının sahibi değil, kolektif mücadelenin öncüsü ve toplumun gerçek kurucularıdır.

    Yaşamı Yeniden İnşa Ediyoruz!

    Biz, Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi olarak, adaletsizliğe ve sömürü düzenine karşı sesimizi yükseltiyor, dayanışmayı büyütüyor, kolektif üretimi ve ortak yönetimi esas alıyoruz. Kadınların emeği ve iradesi, yalnızca toplumun değil, insanlığın kaderini değiştirecek güce sahiptir.

    DÜZENİN TEMELİ, KADININ ÖZGÜRLÜĞÜNE EL KOYMAYA DAYALIDIR”

    Maraş’ta yaşamı yeniden inşa ederken, kadınların rehberliğini temel alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, kadın yalnızca üretimin değil, yeniden doğuşun ve direnişin de öncüsüdür. İlk fidanlarımızı kadınların elleriyle toprağa buluşturarak gösterdik ki; toprak ana ile kadının bağı, yaşamın yeniden inşasında kök salan bir direniştir. Kadın yalnızca ekmez; korur, büyütür ve yeniden var eder.

    Kadınlar yalnızca üretim süreçlerinde değil, yerel yönetimlerde, meclislerde ve toplumsal karar mekanizmalarında da söz sahibidir. Kadının siyasetteki varlığı, yalnızca bir temsiliyet meselesi değil, aynı zamanda kurucu ve dönüştürücü bir güçtür. Kadınlar, dışlanmaya ve köleleştirilmeye karşı yalnızca direnmekle kalmaz, bu düzeni sorgular ve değiştirmeye kararlıdır. Bizler, kadınların özgürlüğü ve eşitliği için verdiğimiz mücadelede asla geri adım atmayacağız!

    Ve biz biliyoruz ki birlikte üretirsek, birlikte yönetirsek, birlikte paylaşır ve dayanışırsak, sömürü düzeni nefes alamaz! Çünkü bu düzenin temeli, yalnızca kadının emeğine ve özgürlüğüne el koymaya dayalıdır. Kadınlar, sadece bir iş gücü değil, toplumu yeniden inşa eden, değişimin ve direnişin taşıyıcısıdır. Tıpkı toprak gibi… Toprak, milyonlarca canlıyı besler, şekillendirir ve her baharda yeniden doğuşu müjdeler. Kadın da yaşamı var eder, korur ve büyütür. Bu yüzden hem kadın hem de toprak kutsaldır.

    Biz, Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi olarak, kadını yalnızca rehberimiz değil, onursal başkanımız olarak da kabul ettik. Bugün kooperatifimizin onursal başkanı bir anadır. Bizler, Mezopotamya’nın kadim topraklarında, direnişin ve özgürlüğün dilini konuşan kadınlar olarak buradayız. Ve biliyoruz ki ‘Jin, Jîyan, Azadî’ yalnızca bir slogan değil; yaşamı yeniden kurmanın, özgürlüğü ilmek ilmek örmenin sesidir. Bu, kadınların özgürlüğüyle kurulan bir toplumun da inşa edilmesinin sesidir. O yüzden bugün bir kez daha haykırıyoruz; Jin, Jîyan, Azadî! Kadının özgürlüğü, yaşamın özgürlüğüdür! Sömürüye ve baskıya karşı direniş, her kadının hakkıdır!

    8 Mart’ta, yaşamı var eden, emek veren, bedel ödeyen ve geleceği yeniden kuran bütün kadınları sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz. Direnişin ve özgürlüğün sesini birlikte yükseltelim!”

    PİRHA/MARAŞ

  • Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi’nden Afşin ve Elbistan’daki termik santraline tepki

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi’nden Afşin ve Elbistan’daki termik santraline tepki

    PİRHA- Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin genişletilmesine itiraz etti. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, santralden kaynaklı oluşacak çevresel tahribata dikkat çekilerek “Çevresel etki değerlendirmeleri, yanlış ve eksik verilere dayandırılarak hazırlanmakta, hava kalitesi modellemeleri ile emisyon sınır değerlerine ilişkin hesaplamalar gerçek durumu yansıtmamaktadır” denildi.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi Başkanı Ahmet Güden, Afşin-Elbistan Termik Santralindeki üretim kapasitesinin arttırılması yönündeki karara ilişkin açıklama yaptı. Yazılı paylaşılan basın açıklamasında, santralin kurulduğu günden bu yana insan sağlığını ve ekolojik dengeyi tehdit ettiğine vurgu yapıldı.

    KÜLTÜREL VE İNANÇSAL KİMLİKLERDEN KOPARILMA RİSKİ!

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi, Maraş’taki Afşin-Elbistan Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ tarafından yapılması planlanan Çelikler Afşin-Elbistan Termik Santrali V. ve VI. ünite ilaveleri için 27 Aralık’ta verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının bölge halkında büyük endişe yarattığını ifade etti. Yapılan açıklamada, yıllardır santrale filtre takılması ve çevre dostu hale getirilmesi için mücadele edildiği de vurgulandı.

    Gelinen süreçte ek ünitelerin açılmasına onay verilmesinin insan sağlığını hiçe sayan bir yaklaşım” olduğu belirtilerek şöyle devam edildi:

    “HALKIN GÖRÜŞÜ DİKKATE ALINMADAN ALINAN KARARLAR KABUL EDİLEMEZ!”

    “Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi olarak, bu sürecin şeffaf, katılımcı ve tüm tarafların görüşlerini ifade edebileceği bir zemine oturtulması gerektiğini savunuyoruz. Termik santrallerin çevresel etkileri yalnızca doğal yaşamı değil, tüm ekosistemi ve insan sağlığını da derinden etkilemektedir. ÇED süreci, bilimsel verilere dayanarak ve halkın katılımıyla yürütülmeli, özellikle bölge halkının görüş ve önerileri dikkate alınmalıdır. Bölgemizde yapılacak herhangi bir projenin etkilerini anlamak istiyoruz ve halk olarak, bizleri yok sayan hiçbir kararı kabul etmeyeceğimizi açıkça belirtiyoruz.

    TEK BİR ÇED RAPORU İLE PROJE YASALLAŞTIRILAMAZ!

    Afşin-Elbistan Termik Santrali, 1972 yılı yatırım programına dahil edilmiş, ilk dört ünitesi 1993 yılı öncesinde işletmeye alındığından ÇED sürecinden muaf tutulmuştur. Ancak bugün toplamda altı ünite olması beklenen bir projede, tek bir ÇED raporuyla süreç tamamlanamaz, entegre proje planlaması yapılmadan ilerlenemez. Çevresel etki değerlendirmeleri, yanlış ve eksik verilere dayandırılarak hazırlanmakta, hava kalitesi modellemeleri ile emisyon sınır değerlerine ilişkin hesaplamalar gerçek durumu yansıtmamaktadır.

    Kömür madenciliği sürecinde meydana gelen ekolojik yıkımlar, tarım alanlarının yok olması, su kaynaklarının kirlenmesi ve orman ekosisteminin bozulması, bölgemizde geri dönülemez tahribatlar yaratmaktadır. Bu süreçte, kömür madenlerinde çalışan işçilerin ve çevrede yaşayan halkın sağlık ve güvenlik sorunları detaylı bir şekilde ele alınmalı, projelerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve uzun vadeli riskleri ÇED raporlarında açıkça belirtilmelidir.

    MARAŞ COĞRAFYASI TARIM VE HAYVANCILIKLA YAŞAMAKTADIR!

    Maraş coğrafyası, tarih boyunca insan yaşamına elverişli bir alan olmuş, özellikle Elbistan Ovası, Türkiye’nin en büyük tarımsal üretim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Biz üreticiler, bu topraklarda ülkenin temel gıda ihtiyacını karşılıyoruz. Ancak termik santral faaliyetleri hem bizim sağlığımızı tehdit etmekte hem de üretim sürecimizi sekteye uğratmaktadır. Aynı zamanda, bölgemizdeki bitki türleri ve ekosistem de ciddi zarar görmektedir.

    Tüm bunlar bilinmesine rağmen, santral projelerinin genişletilmesinde ısrarcı olunması, bölgede yaşayan insanların sağlığını ve geçim kaynaklarını doğrudan tehdit etmektedir. Bu, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda insanların zorla göçe zorlanmasıyla sonuçlanabilecek bir süreçtir. İnsanlar sadece coğrafyalarından değil, kültürel ve inançsal kimliklerinden de koparılma riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

    “TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR DOĞURACAKTIR”

    Ahmet Güden, kültürel miraslarını korumak için mücadele yürüteceklerini de belirterek açıklamaya şu cümlelerle devam etti:

    “Bizler, bu coğrafyanın insanları olarak, kendi topraklarımızda, kendi dilimizle, kendi gelenek ve inançlarımızla yaşamak istiyoruz. Ata yadigârı topraklarımızdan kopmamak için, duyarlı tüm kesimleri, kanaat önderlerini, siyasetçileri ve bilim insanlarını Maraş, Elbistan ve Pazarcık coğrafyasına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    Sonuç olarak, yetkilileri, rant uğruna insan sağlığını ve doğayı tehlikeye atan bu projeleri askıya almaya ve çevre dostu alternatif enerji projeleri geliştirmeye davet ediyoruz. Afşin-Elbistan Termik Santrali yıllardır halk sağlığını hiçe sayan bir anlayışla yönetilmektedir. Filtre sistemleri hâlâ etkin şekilde devreye sokulmamış, hastalık oranları artmış, tarım ve hayvancılık büyük zarar görmüştür. Mevcut ve ek ünitelerle birlikte yaratacağı telafisi imkânsız zararlar, insan ve çevre sağlığı açısından kabul edilemezdir ve bu projelerin derhal durdurulması gerekmektedir.”

    PİRHA/MARAŞ

     

     

  • ‘Yaşamı Yeniden İnşa Projesi’ meyvelerini vermeye başladı-VİDEO

    ‘Yaşamı Yeniden İnşa Projesi’ meyvelerini vermeye başladı-VİDEO

    PİRHA-Ekonomik, siyasi, inanç baskısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalan Maraş Elbistan’a bağlı birçok Alevi yurttaş ‘Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi’ projesi kapsamında topraklarına geri dönerek tarım işiyle uğraşmaya başladı. Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güden, coğrafyada azalan nüfusu tekrar geriye getirmek için yaşamı yeniden inşa ederek katliamları ancak böyle boşa çıkarabiliriz” dedi. Güden herkesi köyüne dönmeye, kenetlenmeye çağırdı. 

    Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı birçok Alevi köyünde siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı Batıdaki şehirlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Aleviler, tekrar topraklarına dönüş yapıyorlar.

    Yaşamı Yeniden İnşa Projesi‘yle birlikte köylerine gelip buralarda kendilerine ait topraklarda kayısı, badem yetiştirmeye başladılar. Projeyi hayata geçiren isimlerden Ahmet Güden, köylerinden gitmek zorunda kalmış insanlara geri dönme çağrısında bulunarak “coğrafyamızı terk etmeyelim” dedi.

    Güden, projenin ardından bazı köylülerin topraklarına döndüğünü, belirli yerlerde ailelerin köye yerleştiğini, 300 bin civarında ağacın dikildiğini belirterek “1978 Maraş Katliamı’nın ardından Alevilerin yoğun yaşadığı birçok köyde Aleviler kendini güvende hissetmediği için farklı şehirlere göç etmek durumunda kaldı” diye konuştu.

    “REYA HAG FELSEFESİ BİTİRİLMEK İSTENMİŞTİ”

    Siyasi olaylardan dolayı bölgenin insansızlaştırıldığına vurgu yapan Güden, Maraş Katliamıyla birlikte birçok insanın köylerini terk ettiğini söyledi.

    Güden, “Bir ağaç kendi kökünden koparsa kurur. Biz bu coğrafyanın çocuklarıyız. Biz buradan koptuğumuzda kuruyacağımızı bildiğimiz için tekrar kendi topraklarımızda yaşamı yeniden inşa etmek istedik. Bölge insansızlaşmıştı. Özellikle Kürt-Alevi halkının Dersim ve Koçgiri sürecinde başlayan ve İttihat ve Terakki partisi döneminde sürdürülen 1978 Maraş Katliamı’yla birlikte bu coğrafya adeta boşaldı. Bugün dünyanın dört bir yanına savrulan insanlar var. Demografik yapıyla birlikte Reya Hag felsefesinin bitirilmesi hedeflenmişti.

    “CENAZELERİMİZİ KALDIRACAK PİRİMİZ YOK”

    Alevilerin yoğun göç verdiği Maraş’ta yaşamı yeniden inşaa ederek geri dönüşlerin sağlanacağını belirten Güden, şöyle devam etti:

    “Yaşamı yeniden inşa ederek katliamları ancak boşa çıkarabiliriz. Bizim yaşadığımız coğrafya son derece verimli, zengin sulara sahip olan bir coğrafya olduğu için bu katliamlar gerçekleşti. Katliamların sonu orayı yeniden inşa etmekle başlar. Katliamları boşa çıkarmanın yolu topraklarına tekrar dönüp yaşamı yeniden inşa etmekle başlar. Ben burayı terk etmeyeceğim, burada kalacağım demekten geçer. Bugün Maraş’ta büyük oranda başarıldığını söylemek mümkün. Bugün bu coğrafyada Kürt Aleviler yok. Ciddi anlamda ocak sahiplerimiz de bölgeyi terk etmiş. Cenazelerimizi kaldıracak Pirlerimiz bile kalmamış.”

    “35 YIL ARADAN SONRA KÖYE YERLEŞTİM”

    35 yıl aradan sonra köye yerleştiğini söyleyen Güden, Aleviler kendi topraklarından koparsa özünden de kopuşların olacağının altını çizerek, “Bunun için ben doğduğum yerde yaşamak istiyorum ve ben buraya ait olmak istiyorum. Her ne kadar fiziken burada olmadığımı düşünsem de ruhum buralardan hiç kopmadı. 35 yıl sonra buralara dönmemin nedeni aslında bu topraklara ne kadar bağlı olduğumun göstergesidir” dedi.

    “GÖÇTÜĞÜMÜZ BİRÇOK KÖYÜN İSMİNİ UNUTMUŞUZ”

    Avrupa’ya ve Türkiye’nin Batı şehirlerine göç eden bölge halkının, özünden koptuğunu, birçoğunun kendi değerlerinin farkında olmadığına değinen Ahmet Güden şunları kaydetti:

    “Biz bu projeye Elbistan’ın Akdil Köyü Kocapınar Mezrası’nda başladık. Kürtler ve Aleviler kendi topraklarından koparsa kendi özünden kopmuş olacaklardır. Bugün Almanya’da doğmuş bir Maraşlı kendini ne kadar Maraşlı hissedebilir. Geçtiğimiz günlerde Yaşamı Yeniden İnşa Projesi kapsamında Avrupa’nın göbeğinde ana topraklarınıza dönün çağrısı yaptık. Orada panelde konuştuğumuz bir kişiye bu bölgenin doğusunu batısını biliyor musunuz dediğimde yok bilmiyorum demişti. Ben de kendisine doğusunu batısını bilmediğiniz bir coğrafyada neyi konuşabilirsiniz. Yaşamış oldukları yeri tanımıyorlar. Niye? Çünkü kendi özleri buradadır. Kültür burada oluştu. Göçtüğümüz köylerdeki birçok şeyin ismini unutmuşuz. Bugün Avrupa’da büyümüş bir çocuğun kendi değerlerinin, kendi inançlarının farkında olması mümkün değil. Hiçbir şey kendi doğasından kopuk yaşayamaz.

    “ASLINDA BİZ KOMİNAL, EKOLOJİK BİR YAŞAMI ESAS ALDIK”

    Aslında biz kominal, ekolojik bir yaşamı esas aldık ve kooperatifleşmeyi hedef aldık. Bugün Avrupa’ya baktığımızda yüzde 10’u kooperatife üyedir. Alevilikte bile bu yaşam modeli vardır. Örneğin Rıza Şehri vardır. Kapitalist sistemde kominal yaşama insanlara ütopik gelebilir. Ama biz bu düşünceyi bu coğrafyaya yaymak istiyoruz. Kooperatifi kurmaya başladığımız zaman bize şunu sormuşlardı: Ne yapmak istiyorsunuz? Biz de amacımızın kooperatif fikrini bu coğrafyada konuşmak, yaymak. Buna göre hedeflerimizi bu bölgede yaygınlaştırmak istiyoruz.”

    “GERİ DÖNÜŞLERLE BİRLİKTE 300 BİN AĞAÇ DİKİLDİ”

    Projenin anlatılmasıyla birlikte köye yerleşimlerin yavaş yavaş başladığını söyleyen Güden, “Birçok köyde geri dönüşler oldu. Özellikle İstanbul’dan ve birçok şehirden insanlar geri döndü. Bizim burada Serçe Kuyusu mezramız vardı, birkaç evden oluşuyordu şimdi 15-16 eve ulaştı ve yüzlerce traktör alındı, binlerce ağaç dikildi. Badem, kayısı ve mısır ekilmeye başlandı. Yoğunsöğüt Köyü, Karakuyu Mezrası’na temelli dönüşler oldu. Özellikle Avrupa’daki insanlarımız da bu konuda duyarlı. Son dönemde ekilen ağaç sayısı 300 bine ulaştı” diye belirtti.

    “BU COĞRAFYAYI KÜLLERİNDEN DOĞURACAĞIZ”

    Yaşamı Yeniden ve Yerinden İnşa Etme Hareketi öncülerinden Ahmet Güden, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Çalışmalarımızı sadece burayla sınırlı tutmayacağımızı belirtmek istiyoruz. Her yakılan ağacın yerine yeni bir ağaç her yıkılan evine yerine yeni bir ev inşa edeceğiz. Biz bu coğrafyayı yeniden küllerinden doğuracağız. Bizim kutsallarımız bu topraktadır, bizim mezarlarımız buralardadır. Mümkün olduğu kadar koşulları ve imkanları olan insanlarımızı buraya davet ediyoruz. Özellikle derneklerimizi, kanaat önderlerimizi, yazarlarımızı ekolojik bir yaşamın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya, tanıtmaya davet ediyoruz. Ekolojik bir yaşamın ne kadar önemli olduğunu depremde ve pandemi sürecinde görmüş olduk. Bugün kapitalist sistemler kendi çıkarlarına göre hareket ederler. Eğer doğayı esas almış olsalardı, doğaya göre bir inşa süreci başlatmış olsalardı depremde bu kadar insan yaşamını yitirmezdi.

    “TÜM HALKIMIZI KÖYLERİNE DÖNMEYE, KENETLENMEYE DAVET EDİYORUZ”

    Türkiye’de bugün yoğun olarak Avrupa’ya bir beyin göçü yaşanıyor. Binlerce gencimiz çalışmak için Avrupa’da işçi olarak çalışıyor. Gençler neden burada kalamıyor? Çünkü burada yaşamanın imkanları kaldırıldı. Bugün samanı ithal eder duruma gelmemizin nedeni coğrafyanın insansızlaştırılmasından kaynaklanıyor. Mera yasaklarının koyulmasıyla birlikte temel gıdayı üreten insanlar üretimden koptu. Köyünden gitmek zorunda kalan bütün halkımızı kendi köylerine dönmeye bir arada kenetlenmeye davet ediyoruz.”

    Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • Yaşamı Yeniden İnşaa Kooperatifi halkla buluştu: Yaşamı yeniden inşa edeceğiz– VİDEO

    Yaşamı Yeniden İnşaa Kooperatifi halkla buluştu: Yaşamı yeniden inşa edeceğiz– VİDEO

    PİRHA – Yaşamı Yeniden İnşaa Kooperatifi, İstanbul’da bulunan Sevdilli ve Çevre Köylerle Dayanışma Kültür Derneği’nde kahvaltılı tanıtım toplantısında halkla buluştu. Kooperatifin yönetim kurulu adına söz alan Ahmet Güden, “Biz Reya Haqq coğrafyasını esas alacağız. Çalışmalarımızı ona göre yaygınlaştıracağız”dedi.

    Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Toprakhisar Köyü’nde kongre gerçekleştirip bölgede çalışmalarına başlayan Yaşamı Yeniden İnşaa Kooperatifi, İstanbul’da bulunan Sevdilli ve Çevre Köylerle Dayanışma Kültür Derneği’nde kahvaltılı tanıtım toplantısında halkla buluştu.

    Toplantıya Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) İstanbul Şube Sekreteri Sevim Kılıç, Avukat İbrahim Sinemillioğlu, Varto Xızır Mekanı Doğa Koruma Derneği Eş Başkanı Güllü Karagöl, yönetim kurulundan İmam Balsever, Doğan Gülveren, Habip Karagöl’ün yanı sıra CAN TV Kılame Dilan Program yapımcısı ve sunucusu Cengiz Aslan ve Aze müziğinin sahibi Hüseyin Öz katıldı.

    Kahvaltıda ilk sözü alan Yazar Mehmet Kömür derneğin projelerinden bahsetti.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi Başkanı Ahmet Güden de “Her türlü asimilasyona maruz kaldık. Köklerimizden koparıldık. Bizim amacımız bölgede yaşamı yeniden inşa etmektir. Bu sadece Maraş ile de ilgili değildir. Biz Reya Haqq coğrafyasını esas alacağız. Çalışmalarımızı ona göre yaygınlaştıracağız”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi 1. Kongresi’ni Maraş’ta gerçekleştirdi-VİDEO

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi 1. Kongresi’ni Maraş’ta gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi 1. Kongresi’ni Maraş’ın Elbistan ilçesinin Toprakhisar köyünde gerçekleştirdi. Ekonomik sorunlarla birlikte yaşana göç ile Maraş’ın boşaldığını söyleyen Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi Başkanı Ahmet Güden, “Buradaki göçü durdurmanın yolu burada yaşayanlara para göndermekle değil, bu topraklarda yaşamı yeniden inşa etmekten geçiyor” dedi.

    Maraş Katliamı sonrası orada yaşayan çok sayıda Alevi yurttaş, çeşitli kentlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Katliam sonrası demografik yapısı değişen coğrafya insansızlaştırıldı.

    Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, 5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Aktil Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5000 badem ağacı dikerek başladı. Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, 25  Ocak 2023 tarihinde ekonomik sorunları hafifletmesi için kooperatif kurma kararı almıştı.

    Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi 1. Kongresi’ni Maraş’ın Elbistan ilçesinin Toprakhisar köyünde gerçekleştirdi. Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi’nin başkanlığına Ahmet Güden seçildi.

    “BU COĞRAFYANIN EKONOMİK ALTYAPISININ OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”

    Ekonomik sorunlarla birlikte yaşana göç ile Maraş’ın boşaldığını söyleyen Ahmet Güden, “İnsansızlaşan bir coğrafyayla karşı karşıya kaldık. Göç eden insanlarımız asimilasyona uğrayarak kimliklerini kaybettiler. Bizim gözümüz atalarımızın topraklarındadır ve biz uzun yıllar boyunca nasıl kendi köklerimiz üzerinde var olabiliriz çabasıyla mücadele ettik. 2019 yılında Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, köylerimizi mezarlığa değil yaşam alanlarına çevirelim diye bir çağrıda bulundu ama aslında o çağrı bu toprakların çığlığıydı. Bu coğrafyanın ekonomik altyapısının oluşturulması lazım, buradaki göçü durdurmanın yolu burada yaşayanlara para göndermekle değil, bu topraklarda yaşamı yeniden inşa etmekten geçiyor” diye konuştu.

    PİRHA/MARAŞ