Etiket: yaylakonak

  • Bermek: Yaylakonak’ta acı ve deprem şoku çok yüksek, hak ihlalleri sürüyor

    Bermek: Yaylakonak’ta acı ve deprem şoku çok yüksek, hak ihlalleri sürüyor

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerden etkilenen Adıyaman Yaylakonak  (Balyan) Köyü’nü ziyaret eden ADO Başkanı Doğan Bermek, hazırladıkları raporda, “Bölgenin gerçekten çok yardıma ihtiyacı var. Bölgede hukuk, ekonomi, üretim adeta durmuş durumda. Bölgede çok miktarda hak ihlali var, genç bir avukatlar grubu ile hak ihlallerini de takip etmeye gayret edeceğiz” dedi. 

    6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından yıkılan kentlerden biri de Adıyaman. Alevi Düşünce Ocağı (ADO) Başkanı Doğan Bermek, 5-6 Nisan 2023 tarihlerinde Adıyaman’a gerçekleştirdikleri ziyarete ilişkin bir rapor yayımladı.
    Halı dokuma uzmanı Mustafa Kazar ve Ozan Turgut ile birlikte Adıyaman’a gittiklerini belirten Bermek raporda, depremlerde 108 kişinin hayatını kaybettiği 2000 nüfuslu Yaylakonak’ı (Balyan) ziyaretini paylaştı.

    “YAYLAKONAK’IN 500 YILLIK BİR GEÇMİŞİ VAR”

    Bermek, raporda şu gözlemlerini paylaştı:

    Halı dokuma uzmanı Mustafa Kazar ve Ozan Turgut ile birlikte 5 Nisan 2023’te Adıyaman’a gittik. Yönetim kurulu üyemiz Seyho Saya ile birlikte kentte kısa bir gözlem, ardından şehrin temiz su kaynaklarına dökülen enkaz alanını gördük, çekimler yaptık ve Yaylakonak’a gittik. Belediye başkanı ve meclis üyeleri ile tanıştık, oldukça sıcak görüşmeler oldu, hızla bir yerel kooperatif kurulması karar altına alındı. Yaşama dönüş projesinin sorumlusu olarak aynı zamanda belediye görevlisi olan Hacı Yusuf Turhal tayin edildi. Yaylakonak 2000 nüfuslu ve depremde 108 can kaybına uğramış merkeze 20 km mesafede bir dağ köyleri grubu. 500 yıllık geçmişi, çevresinde dört adet ziyareti var, beldenin eski adı Balyan, 1949’da değişmiş.

    “ACI VE DEPREM ŞOKU ÇOK YÜKSEK”

    Hayvancılık ve tarım ile geçinen bir bölge, depremde epeyi telefat olmuş, yaşamın sürmesi için hayvana çok ihtiyaç var, tabii hayvanların ağıl ve bakım olanaklarının da hazırlanması gerek. Arazi çok dağlık, depremden sonra uzunca bir zaman kar da olduğu için gitmek isteyen araçlar dahi gidememiş, çok çile çekilmiş, nerede ise tüm kurtarma işleri aileler tarafından yapılmış. tabii her evden birkaç can kaybedildiği için acı ve deprem şoku gerçekten çok yüksek.

    “ZOR ŞARTLARDA YAŞIYORLAR; 100 KG YÜN GÖTÜRDÜK”

    Zor şartlarda yaşam sürdürmeye çalışılıyor, bir yandan enkaz kaldırmaya uğraşıyorlar, bir yandan da yaralarını sarmaya gayret ediyorlar. Ozan arkadaşımız video çekimleri yaptı onları da sizlere ayrıca sunacağız. Kadınlarımıza 80 adet teşyi (öreke-Kirman-İğ da deniyor) götürdük, 100 kg yıkanmış ve taranmış yün götürmüştük. Bölge insanı bu işi zaten biliyor, elleri işe yatkın, Şimdi bu yünleri eğirmeye başladılar, mayıs ayında eldeki hayvanların kırkılmasından sonra da yünlerini alacağız, yıkayıp-tarayıp onları de eğirmemiz gerek.

    “GENÇ AVUKATLAR GRUBUYLA BÖLGEDEKİ HAK İHLALLERİNİ TAKİP EDECEĞİZ”

    Bölgenin gerçekten çok yardıma ihtiyacı var, aklınıza gelen konuları irdelemek de isteriz. Bu ziyarette Yaylakonak Belediye Başkanı ve Adıyaman Tic. Ve San. Odası Başkanı ile çok verimli toplantılar yaptık, umarız önümüzdeki günlerde bu toplantılardan olumlu sonuçlar da elde edeceğiz. Bölgede hukuk, ekonomi, üretim adeta durmuş durumda, bu alanlarda yapılması gereken sayısız iş var, maddi ve manevi her türlü desteğe çok ihtiyaç olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Bölgede çok miktarda hak ihlali var, genç bir avukatlar grubu ile hak ihlallerini de takip etmeye gayret edeceğiz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Yaylakonak’ta sadece 15 ev sağlam, cemevi ise tamamen zarar gördü-VİDEO

    Yaylakonak’ta sadece 15 ev sağlam, cemevi ise tamamen zarar gördü-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat günü Maraş merkezi iki büyük depremden etkilenen Adıyaman’nın Yaylakonak (Balyan) beldesinde 280 haneden sadece 15’nin sağlam kalabildiği belirtildi. Yaylakonak Cemevi de depremde tamamen zarar gördü. Evleri yıkılan yurttaşlar, tüm emeklerinin yıkıntı altında kaldığını belirterek, “Her şeyimiz gitti. Köyümüzden sadece biz ve birkaç aile kurtuldu” dedi. 

    Adıyaman merkezine 23 kilometre uzaklıkta bulunan, depremin ilk günlerinde olumsuz hava ve yol şartları nedeniyle ulaşımda güçlük çekilen 1700 nüfuslu Yaylakonak beldesinde yığma taş, toprak ve kerpiçten yapılan evlerin neredeyse tamamı yaşanan depremlerde yıkıldı. Enkazda 72 kişi ölürken, çok sayıda kişi yaralandı.

    Belde nüfusuna kayıtlı olup Adıyaman merkezde yaşayan 33 kişiyle birlikte toplam 105 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, belediye binasında az hasar olurken, beldedeki cemevi ise tamamen zarar gördü.

    Bu arada Yaylakonak Cemevi Erkenek-Çelikhan fay hattı üzerinde. Malatya depremi sonrası cemevinde çatlaklar oluşmuştu, kolonları da zayıftı. Tüm uyarılara rağmen cemevinde güçlendirme yapılmamıştı.

    “MADDİ VE MANEVİ TÜM EMEKLERİMİZ ENKAZ ALTINDA KALDI”

    Yaşadıklarını anlatan köy halkı, “Her şeyimiz gitti. Köyümüzden sadece biz ve birkaç aile kurtuldu. Evimiz iki katlıydı. Üst katımızda kuzenim oturuyordu, öldü. Enkaz altında kaldı. Hepsi, herkes gitti. Biz yarım kaldık” dedi.

    Yaylakonak’ta (Balyan) köylülerin geçim kaynağı hayvancılık ve tarım. Depremden dolayı birçok hayvan telef olurken, köylülerin hasatını yaptığı tütünleri de enkaz altında kaldı. Köy halkı maddi ve manevi  olarak bütün emeklerinin enkaz altında kaldığını söyledi.

    Rohat EMEKÇİ-Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • Ailesinden 7 kişiyi kaybetmiş; yakınlarına ve yıkılmış evine ağıt yakıyor-VİDEO

    Ailesinden 7 kişiyi kaybetmiş; yakınlarına ve yıkılmış evine ağıt yakıyor-VİDEO

    PİRHA – Adıyaman Yaylakonak’a (Balyan)bağlı Alevi yerleşim alanı Balyan beldesinde 280 haneden 260’ı virane olmuş durumda. Dağ köyü olan ve 1993’te belde yapılan Balyan’da ailesinden 7 kişiyi depremde kaybeden bir ananın ağıtları yürekleri dağlıyor.

     Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen 7.7. ve 7.6 depremleri 10 ilde yıkıma yol açtı. Yıkımın en ağır olduğu kentlerden olan Adıyaman köylerinde de büyük bir yıkım ve can kaybı yaşandı.

    Arama-kurtarma çalışmasının yapılmadığı Adıyaman’ın Yaylakonak (Balyan) beldesinde yakınlarını enkazdan çıkaramadıklarını söyleyen kadınlar, bir neslin yok olduğunu anlatıyor.

    Balyan’da yıkım büyük ancak yıkılırken çoğu tek katlı evlerden hızla dışarıya kaçabilme kolaylığı sayesinde can kaybı 73’le sınırlı kalmış. Bu kayıplar sonucu ağıt yakan kadın yurttaş, ailesinden 7 kişiyi kaybetmiş. Enkazdan çıkarılan 2’si ağır 30 kadar yaralı da çeşitli hastanelerde tedavi altında.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • Çevreyi tahrip eden maden sahasına ruhsat veren Enerji Bakanlığı hakkında dava-VİDEO

    Çevreyi tahrip eden maden sahasına ruhsat veren Enerji Bakanlığı hakkında dava-VİDEO

    PİRHA- Yaylakonaklılar, doğaya, çevreye zarar veren, tahrip eden maden sahasına usul ve yasaya aykırı bir şekilde çalışma izni verdiği gerekçesiyle Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı hakkında Adıyaman İdare Mahkemesi’ne başvurarak dava açtı. Dava dosyasında, Mangan Ocağı Tesisi’nin çevreye telafisi imkansız zararlar verdiği belirtilerek yürütmenin durdurulması istendi. 

    Adıyaman Yaylakonak Beldesi’nde yaşayan yurttaşları, çevreye zarar veren maden sahasına usul ve yasaya aykırı bir şekilde çalışma izni verdiği gerekçesiyle Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı hakkında Adıyaman İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

    Bakanlık tarafından Adıyaman ili Merkez ilçesinin Çamyurdu Mahallesi’nde Mangan Ocağı Tesisi kurulmasına izin verildi. Bakanlık tarafından verilen maden ruhsatının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini belirten Yaylakonak Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar Bakanlığa dava açarak, yürütmenin durdurulmasını istedi.

    Davaya, Halil Karaçalı, Gaziantep-Adıyaman Balyanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği ve beraberindeki 4 kişi davaya müdahil oldu.

    Şirket tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerin çevre katliamına yol açtığını vurgulayan Yaylakonaklı yurttaşlar, yaşanılan çevre kirliliğinin katlanılmaz bir hale geldiğini belirtti. Yurttaşlar, evrensel hukuk prensipleri gereği, Anayasa ve Çevre Kanunu ile tanımlı sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının vazgeçilmez olduğunu söylediler.

    MADENCİLİK, BÖLGEDEKİ HAYVANCILIK FAALİYETLERİNİ TAMAMEN BİTİRECEK

    Söz konusu dava dosyasında yer alan bilgilere göre; Ruhsat sahibi firma, madencilik faaliyeti yapılan bölgedeki mera alanlarını katletmekte ve bölgenin tek geçim kaynağı olan hayvancılık faaliyetlerine önü alınamaz şekilde darbe vurmaktadır. Bölgede yapılan kazılar ve toprağın işlenmesi sonucu sürekli toprak kayması meydana gelmekte, bu durum da ilgili alanın bundan sonraki süreçte hayvancılık faaliyeti için kullanılmasını güç hale getirmektedir. Bölgede mera alanlarının sınırlı olması ve hayvancılık faaliyetlerinin en önemli geçim kaynağı olması sebebiyle ilgili alanın gelecek kuşaklara kullanılabilir bir şekilde bırakılması bölge sakinleri ve gelecek kuşaklar için son derece önemli olduğu kaydedildi.

    HAYVAN VE ENDEMİK BİTKİ TÜRLERİNİN UĞRAYACAĞI ZARAR GÖRMEZDEN GELİNMİŞ

    Söz konusu bölgede yer alan Karaağaç, Çamyurdu, Yazıbaşı, Yaylakonak, Uzunköy ve bir kısım mücavir köyler maden sahasının doğrudan etkisinde kalıyor. Bölgede alınan ruhsatların maden ocağı kurulmasına dönük olduğu ve çevreye vereceği zararlar göz önünde bulundurulmadığı için ‘ÇED gerekli değildir’ raporu verildi. Bu nedenle maden sahasının üzerinde bulunduğu alanda yaban dağ keçileri, yerel sırtlan türleri, kınalı keklik, ters lale gibi hayvan ve endemik bitki türlerinin uğrayacağı zarar görmezden gelindi. Maden faaliyetlerinin hem insan hayatı hem de yaban hayatı üzerinde telafisi imkânsız zararlar oluşturacağı vurgulandı.

    BÖLGE, UZUN YILLAR MADEN ÇALIŞMASINI KALDIRABİLECEK ULAŞIM ALT YAPISINA SAHİP DEĞİL

    Dava dosyasında, maden sahasının ulaşımın zor olduğu bir bölgede bulunduğu aktarılarak yörenin yollarının nakliye araçlarının geçebileceği kadar yeterli olmadığı ifade edildi. Maden sahasına verilen ruhsatın sadece ilgili alana maden ocağı kurulması için verildiği, ilgili alanda oluşacak çevre tahribatı, Han Deresi suyunun kirlenmesi, yol, ikmal ve nakliye şartları düşünülmeden verildi belirtildi. Bölgenin uzun yıllar maden çalışmasını kaldırabilecek ulaşım alt yapısına sahip olmadığı da kaydedildi.

    Dava dilekçesinde ayrıca şu bilgiler yer aldı:

    “Maden çalışması yapılan alan daha önce hayvan otlatma alanı (mera) olarak kullanılmaktaydı. Bölgede ekilebilir tarım alanlarının azlığı nedeniyle hayvancılık ön plana
    çıkmaktadır. Hayvancılık faaliyeti kapsamında ise keçi, koyun ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yem ve saman fiyatlarındaki büyük artış hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilemekte ve ilgili alanın mera olarak kullanılmasının önemi her geçen gün artmaktadır. Bu nedenlerle maden faaliyetlerinin gerçekleştirildiği alan
    hayvanlıcılık faaliyetleri için son derece önem arz etmektedir. Karaçalı ve Merkez Mahallelerinin esas mera alanı yukarıda nedenlerini belirttiğimiz 122 Ada 97 Persel ve çevresidir. Ülkemizde ve dünyada hayvancılığın önemi artarken bu alan belirttiğimiz nedenlerle Anayasa’nın 35. Maddesine de aykırı olmak üzere açıkça toplum ve kamu
    yararına aykırı bir şekilde kullanılmaktadır.

    Maden Yönetmenliği Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerler ile özel şahıs arazilerinde madencilik faaliyetleri başlıklı MADDE 117 – (1) Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış okul, hastane, kütüphane, karayolu, demiryolu gibi yer ve tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri için Genel Müdürlükten izin alınması zorunludur. Binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziler ile bu arazilere 20 metre mesafe dahilinde faaliyette bulunmak için mülk sahibinin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur. Yatay olarak alınan bu mesafeler gerek duyulması halinde Genel Müdürlük tarafından madencilik faaliyetlerinin boyutu, işletme yöntemi, emniyet tedbirleri ve arazinin topografik ve jeolojik yapısı dikkate alınarak her faaliyet için ayrı olarak da belirlenebilir’’ Denmektedir. Faaliyette bulunan şirket ilgili kanun maddesine uymayarak mülk sahiplerinin hiçbir izni olmadan özel arazisinde maden arama faaliyetleri başlatmışlardır. Mülk sahipleri Adıyaman 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/22 D.İş Esas numarasıyla zarar tespiti istemek için dava açmak zorunda kalmışlardır.”

    PİRHA/ ADIYAMAN

  • Yaylakonak’taki Manganez Maden Ocağının tahribatının durdurulması için Valiliğe dilekçe

    Yaylakonak’taki Manganez Maden Ocağının tahribatının durdurulması için Valiliğe dilekçe

    PİRHA- Adıyaman merkeze bağlı Yaylakonak Beldesi Hançayı mevkiinde kurulan ve uzun zamandır faaliyet yürüten Manganez Maden Ocağının, belde doğasına yönelik ciddi tahribatlarının durdurulması için Adıyaman Valiliği, Adıyaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe verildi.

    Adıyaman merkeze bağlı Yaylakonak Beldesi Hançayı mevkiinde kurulan Manganez Maden Ocağına yöre halkının tepkisi sürüyor. Yurttaşlar, maden ocağının yaşam alanlarını yok edeceği endişesini dile getiriyorlar.

    2016 yılında Yaylakonak Beldesi Hançayı mevkiinde yakınlarında  maden ocağı açılmak için “ÇED gerekli değildir” kararı verilmişti.

    Köy muhtarları bu karara karşı dava açarken, bölgede herhangi bir envanter çalışması yapılmadığı ve koruma altına alınmadığı için doğanın ve yaşam alanlarının tahrip edilmesinin kaçınılmaz olduğu görüşü hakim.

    Bölge halkı endemik bitki ve doğal sit alanları olan alanda maden arama sırasında kullanılan kimyasalların insan ve canlı yaşamına tehdit oluşturduğu ve köylerini yaşanmaz hale getirdiğini ifade etti.

    “HEYALANLAR MEYDANA GELMEKTE, AĞAÇLAR YOK OLMAKTA”

    Yurttaşlar insan sağlığına ve doğaya zarar vermeye devam eden Manganez Maden Ocağının doğa katliamına müdahale edilmesi çağrısında bulunarak, Adıyaman Valiliği, Adıyaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe verdi.

    Dilekçelerde, söz konusu şirket faaliyetlerinin verilen ruhsat, izin ve yasal mevzuat çerçevesinde yapılması gerekmekte iken, bunun aksine eylemlerde bulunduğuna ve maden alanının belli alanlarında büyük oranda heyelanlar meydana geldiğine vurgu yapıldı. Ayrıca alandaki çam, badem, alıç, ahlat, akasya vb. ağaçlar yok olmaya devam ettiğine işaret edildi. Tahribatlar sonucunda tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan belde halkının hayvanlarını otlatma sahalarının yok edildiğine de dikkat çekildi.

    Dilekçenin devamında Adıyaman ili Merkez Yaylakonak Beldesi Hançayı Mevkii, 122 ada, 97 parsel sayılı taşınmazda ilgili şirket tarafından yürütülen ve çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan “madencilik faaliyetleri” bakımından gerekli inceleme ve denetimlerin yapılmasını ve bununla  birlikte idarece yapılacak inceleme ve denetimlerin sonucuna göre gerekli yasal cezai yaptırımların uygulanması talep edildi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • AFYOL üyeleri Yaylakonak beldesinde köy yaşamını fotoğrafladı

    AFYOL üyeleri Yaylakonak beldesinde köy yaşamını fotoğrafladı

    PİRHA-Adıyaman Fotoğraf Yolcuları Derneği (AFYOL) Adıyaman coğrafyası tanıtımı kapsamında Yaylakonak (Balyan) beldesini ziyaret ederek beldenin tarihi dokusunu ve köy yaşamını fotoğrafladı.

    Adıyaman’da kurulan ilk ve tek fotoğraf derneği olan Adıyaman Fotoğraf Yolcuları Derneği (AFYOL) Adıyaman coğrafyasını gezerek farklı yörelerin güzelliklerini keşfedip, fotoğraflayarak tanıtmaya devam ediyor.

    AFYOL, Adıyaman’ın saklı olan güzelliklerini ortaya çıkarmak için sürdürdüğü kültür gezileri kapsamında üyeleri ile birlikte Adıyaman merkeze bağlı Yaylakonak (Balyan) beldesini ziyaret etti.Sabahın erken saatlerinde gün doğmadan yola çıkan AFYOL üyeleri köyde bulunan tarihi yapıları, köy yaşamını ve güzelliklerini fotoğrafladı.Yapılan fotoğraf gezi sırasında AFYOL üyelerine yoğun ilgi gösteren köylüler, köye yapılan geziden dolayı fotoğrafçılara teşekkür etti.
    Fotoğraf çekimlerinin ardından dernek üyeleri Balyan Belediyesi’nin ilk belediye başkanı olan ve geçtiğimiz günlerde vefat eden Mulla Yakaryılmaz’ın ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerinde bulundu.
    PİRHA-ADIYAMAN

  • Temel hizmetlerden yoksun bir belde: Yaylakonak (Balyan)

    Temel hizmetlerden yoksun bir belde: Yaylakonak (Balyan)

    PİRHA- Adıyaman’ın Yaylakonak Beldesi pek çok temel hizmetten yoksun bir belde. Halkın oldukça yoksul olduğu, İller Bankası’ndan gelen ödenek dışında hiçbir geliri olmayan beldede artık temel insani yaşam şartlarının iyileştirilmesi isteniyor. 

    Adıyaman’ın Yaylakonak Beldesi İller Bankası’ndan gelen ödenek dışında hiçbir geliri olmayan; 2153 nüfus ve toplam 12 bin 90 hektarlık bir alana sahip. Belde sınırları içerisinde yayla yolları ve komşu köyle ile bağlantılar dahil yaklaşık 250 km ve tamamı toprak yollar. Yollar hafif yağışlarda dahi bozuluyor.

    Beldede hemen her yer çöplerle dolu. Halkın hiç bir ihtiyacı karşılanmıyor. Beldenin hane halkı gelir ortalaması aylık 2.000 TL’nin altında. Belde, İller Bankası dışında hiçbir geliri olmadığı için kalkınma projeleri ile ilgili gerekli girişimlerde bulunamıyor. Ayrıca beldede ambulans, çöp aracı, itfaiye aracı, çöp toplama aracı, greyder ve toplu taşıma aracı yok.

    “BELDENİN ACİLEN BİR AMBULANSA İHTİYACI VAR”

    Yaylakonak (Balyan) Beldesi’nin bu sıkıntılı durumuna dikkat çekmek için Hacı Bektaş Veli Dergahı’ndan Halil Karaçalı*, PİRHA‘ya açıklama gönderdi.

    Karaçalı açıklamasına, “Yaşamın zor koşulları gündüzden habersiz, geceden bihaber Balyanlı’nın kalbine yazılır. Konar-göçer, gelir-geçer, yürür nefes alır, oturur nefes verir; döşeği Dünya olur, yorganı gece, yastığı kayalar; yönü bulutlar, rüzgar, yıldızlar olur; ve Balyan çalışırken yaşar, geriye bir tek ölüm kalır, onu da unutur. Çünkü ölümü düşünecek zamanı kalmamıştır” şeklinde başlıyor.

    Karaçalı, “En basit haliyle sağlık ile ilgili acil bir ihtiyaç halinde Adıyaman merkezden gelip, Yaykonak’ın en uzak noktasında bir hastayı alması; geliş gidişi ile beraber 100 km yol demektir ve bu mesafe en iyi ihtimalle 1.5 saatte alınmaktadır. Fakat beldenin ambulansı olursa bu mesafe 45-50 km’ye düşer ve buna bağlı olarak zaman kaybı yarı yarıya azalır. Ki vatandaşın Adıyaman merkezden ambulans temin edebilmesi sorunun bir başka boyutu. Bu nedenle 2153 nüfuslu bir beldenin acilen bir ambulansa ihtiyacı bulunmaktadır” dedi.

    “ÇÖP SORUNU HALA ÇÖZÜLMEMİŞ, HAYVANLAR ÇÖPLERİ YİYOR”

    Yaylakonak’ta yaşanan sıkıntıları tek tek yazan Karaçalı şöyle devam etti:

    “Belde sınırları içerisindeki 140 km’lik yol, ki komşu köyler ile bağlantılar dahil edildiğinde 250 km toprak yolu aşıyor; coğrafya eğiminden ötürü yağışların başlaması ile zarar görmektedir. Zarar gören bu yolların yılda ortalama 5-6 defa greyder ile temizlenmesi gerekiyor. Köprü ve menfezlerin çoğu sorunlu. Belde statüsünde olduğu için İl Özel İdaresi de hizmet vermiyor. Belediyenin greyderi olmadığı için imkansızlıklar içerinde olmasına rağmen zorunlu olarak greyder kiralayıp, yolları temizletiyor.
    Beldenin çöp sorunu hala çözülmemiş. Çöpler Belde merkezinin etrafına dökülmekte; temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olduğu için hayvanlar ister istemez o çöpleri yiyor ve insanlar da zorunlu olarak aynı hayvanların süt ve süt ürünlerini tüketiyor. Bu sorun bir çöp toplama aracı ve 25 konteynır ile temelli çözülebilir. Bunlardan hiçbiri yok.

    “CENAZE NAKİL ARACI DAHİ YOK”

    401 haneli beldede evlerin %85’e yakını toprak ev dediğimiz yapılardan mevcut; bir deprem doğal afet durumunda çoğu ayakta kalamaz; yangın çıkması durumunda ise Adıyaman Merkez’den itfaiye aracının gelmesi ambulans koşulları ile aynı.
    Beldenin basit bir kepçesi ve bir kamyonu bulunmaktadır. Kepçeye yakıtın ulaştırılması ise sağlık alanında fonksiyonel olmayan eski bir ambulans ile sağlanmaktadır. 21. Yüzyılın Türkiyesi! Coğrafya ve arazi koşulları dikkate alınarak bir pikap ile bu sorun temelli giderilebilir.
    Diyelim ki bir kişi dünyasını değiştirdi, Hakka yürüdü, en azından mezarlığa yakın yere kadar kolaylık sağlayacak bir cenaze nakil aracı olması gerekir. Gerisi elbette ki toplumun gelenek ve göreneklerine kalmış. Cenaze nakil aracı dahi yok.

    “HALK YOKSUL; İLLER BANKASI DIŞINDA HİÇ BİR GELİR YOK”

    Beldenin hane halkı gelir ortalamasının aylık 2.000 TL’nin altında olduğunu, tarım ve hayvancılık dışında bir gelir kaynağı olmadığını belirten Karaçalı, “Hayvansal ürünler, tarıma bağlı mahsüller ve gelir! Ama üretime dönük sağlıklı bir çalışma ile organik gıda, güneş ve rüzgar enerjisi, meyve ve sebzecilik, arıcılık vb. birçok proje geliştirilebilir. Su, toprak, hava, ay ve güneş var! Doğa ve Tanrı’dan kaynaklı değil de kuldan kaynaklı yoksul kalmış bir belde. İller Bankası dışında hiçbir geliri olmadığı için bu tür kalkınma projeleri ile ilgili gerekli girişimlerde bulunamıyor” ifadelerini kullandı.

    “YAYLAKONAK İÇİN TEMEL İNSANİ YAŞAM ŞARTLARI İYİLEŞTİRİLSİN”

    Yaylakonak Beldesi’nin CHP’de olduğunu kaydeden Halil Karaçalı, “Aynı belde Adıyaman’da CHP’nin kalesidir. İklimler değişir oy davranışı kolay kolay değişmez. Asgari düzeyde, bu temel sorunlar Bakanlıkların desteği ya da CHP’li büyükşehir belediyeleri ve bütçesi güçlü olan birkaç ilçe belediyesi tarafından birer araç hibe etmesi ile çözüme kavuşturulması mümkündür. İbn-i Haldun’un deyişi ile ‘coğrafya kader olsa’ da Yaylakonak için temel insani yaşam şartlarının iyileştirilmesi adına da olsa bu yazgının mutlak suretle değiştirilmesi gerekiyor” çağrısında bulundu.

    YAYLAKONAK’TA TARİH, COĞRAFYA, İNANÇ…

    Yaylakonak’ın tarihi, beşeri ve fiziki coğrafyası yanı sıra, bir başka önemli nokta bölgedeki/ kült merkezlerini de bünyesinde barındırıyor olması. Bölge/yöre yüzyıllardan beri farklı toplulukların bir arada yaşadığı, farklı ayin ve dini biçimlerin kendini yeniden var ettiği özgün bir bünyeye sahip. Bölgede dağ, tepe, taş, kaya; göl, akarsu, dere, küçük su gözeleri; ağaç, koruluk, küçük orman alanları; dağların tepelerinde, dere boylarında, geçit yerlerinde bulunan baba, dede, sultan, er evliya türbeleri vb. mekânlar inanç ve itikadi bakımdan insanlar tarafından derin anlamlar yüklenerek dinsel bağlamda belli bir aidiyet bağı ile yorumlamışlardır. Balyan insanı kutsallık aidiyeti ile yeşeren umutların itikadıyla bazen bir evliya, türbeye, teberiğe ve ziyarete kurban ya da adak adamış, bazen bir yatıra, ağaca, dağa ve tepeye delil uyarma niyetine çerağlar uyarılmış, bazen de bir erene, sultana, babaya, pire, mürşide gülbeng okutmuştur. Yöre halkı maddi dünyaya dair geçim ekonomisi dışında hiçbir beklentisi bulunmamaktadır fakat manevi dünyası içinde, yer ve mekân ile vücut bulmuştur. (HABER MERKEZİ) 

    *ODTÜ Sosyoloji, Felsefe1/2, Antropoloji, DPT, TÜBİTAK, Alevi Enstitüsü, TBMM, Hacı Bektaş Veli Dergahı ( ∞)