Etiket: yazar mehmet bayrak

  • Kürecik Festivali’nde muhabbet cemi: Binlerce yıllık hakikat elektrik, su paralarına kurban ediliyor-VİDEO

    Kürecik Festivali’nde muhabbet cemi: Binlerce yıllık hakikat elektrik, su paralarına kurban ediliyor-VİDEO

    PİRHA- Kürecik Doğa ve Kültür Festivali’nde yerel sanatçılar tarafından türküler söylenip, nefesler okundu. Çeşitli panellerle devam eden festivalin sonunda muhabbet cemi yürütüldü.

    Kürecikliler Dayanışma Kültür Derneği ve Uluslararası Uluslararası Kürecik Meclisi (UMK)  tarafından ‘Kürecik Doğa ve Kültür festivali’ yapıldı. İki gün süren programın finalinde 3 ayrı panel düzenlendi.

    Festivalin ikinci gününde ilk olarak yerel sanatçılar ezgiler seslendirdi. Festivale Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Yazar Mehmet Bayrak, Akademisyenler Eşref Atabey ile Onur Özkan, Dil Bilimci ve Çevirmen Mazlum Doğan ile çok sayıda kişi katıldı.

    Festival kapsamında DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete tarafından verilen gülbeng ile aşureler de paylaşıldı.

    Festivalin ikinci gününde ‘Doğa ve Kıyım, Kürecikte Yapımı Planlanan Baraj’ adlı panel düzenlenirken, sonrasında ise ‘Kürecik Tarih ve Kültürü’ isimli panel gerçekleştirildi. Günün sonunda ise inanç temelli panel yapıldı.

    ‘KÜRECİK’TE YAPIMI PLANLANAN BARAJLAR’ PANELİ

    Avukat Erdal Kadem, 12 milyon 300 bin TL kazanmak için Kürecik’e baraj yapılmak istendiğini belirterek, söz konusu ihaleye karşı mücadelenin sürdüğünün de altını çizdi. Av. Kadem, “Bu baraj işletmesinden ziyade, maden ocaklarını bölgeye açmak, ranta, talana çevirmektir. Bölgenin bir maden projesi olduğu, kamuoyu yararına olmadığı, çevreye çok büyük zararlarının olduğunu belirterek projenin iptali için bilirkişi raporu geldi” dedi.

    “KÜLTÜREL MİRASI YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Hukuki anlamda Kürecik Barajı davasını takip edeceklerini belirten Av. Gül Erdoğan, “Kürecik Göleti’nin yapılacağı alanda 264 dönümlük bir alanın kamulaştırılması isteniyor. Bu alanda yerleşim alanları var. Atalarınıza ait olan, miras kalan alanlar, mezarlar var. Buranın kamulaştırılması, göç ettirilmesi bir kültürel mirasın yok oluşu anlamına gelmektedir” diye konuştu.

    “SİYANÜRLÜ MADENCİLİK AÇMAK İSTİYORLAR”

    Panel konuşmacılarından Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Cemil Aksu ise “Şu an Türkiye’de 12’inci kalkınma projesini yayınladı ve bu projeyle maden sorunu olarak hukuki düzenlemeler yapıldı. Bu milli menfaat düzenlemesine göre dava açılamayacak, herhangi bir eylem yapılamayacak. Herhangi bir eylemde polis zoruyla karşılaşacaksınız. Türkiye’de şu an fiilen 22 tane altın madenciliği çalışması var ama şu anda 123 tane daha siyanürlü altın madenciliği açmak istiyorlar. Bu 123 tane proje felaket demek” dedi.

    ‘KÜRECİK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ’ PANELİ

    Kürecik tarihiyle ilgili panelde konuşan emekli öğretmen Mustafa İçöz, “Kürecik ilkleriyle bilinen bir yerdir ve birçok ilklerin yaşandığı bir bölgedir. İlk köy mitingini Kürecikliler yapmıştır. 1975’te ilk köy gazetesi olarak Kürecik Gazetesi çıkarılmıştır. Bu derece hareketli bir bölgede bu derece meselelerine sahip çıkan bir toplum… Bu toplum çok bedel ödemiştir, hala da ödeniyor. Bu bölgede kalan insanları göçertmek için de baraj yapılmak isteniyor. Hala dere kenarında arazileri olan insanları da yerlerinden çıkarmak istiyorlar” şeklinde konuştu.

    “19. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE KÜRECİK’TE KIYIMLAR GERÇEKLEŞTİ”

    Yazar Mehmet Bayrak ise konuşmasında Kürtlerin, Alevilerin tarihsel süreç boyunca katliamlara uğradığından söz etti. Bayrak, “Bize öğretilen tarihin bizimle hiçbir ilgisi yok. Ben Türkoloji eğitimi yaptım. Bize öğretilen ‘Bilinen en eski Alevi şair Yunus Emre’dir’ şeklindeydi. Yaptığımız araştırmacılar derinleşince gördük ki Yunus Emre’ye gelinceye kadar 35 Yaresan Kürt şair var. Bunların 15’i kadın. Bunların yarısı da tembur eşliğinde sözlerini icra ediyorlar. Bu yüzden bize öğretilen resmi tarihin sorgulanması gerekiyor. Alevilerin yer aldığı iki büyük havza var. Bunlardan bir tanesi Dersim merkezli Dicle-Fırat havzası, diğeri de Maraş merkezli Seyhan-Ceyhan Havzası. Cumhuriyet döneminde yapılan katliamların büyük bir bölümü bu coğrafyada gerçekleştirildi. Kürecik’te gerek 19. yüzyılda gerek 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlıların buralarda ne kadar kıyım yaptığı belgelerle kanıtlanmıştır” ifadelerini kulandı.

    “SİSTEMİN POLİTİKALARINI BOŞA ÇIKARABİLİRİZ”

    Yaşamı Yeniden İnşa Projesi Başkanı Başkanı Ahmet Güden ise konuşmasında Avrupa’da yaşayan Alevi ve Kürtlerin topraklarına geri dönmesi gerektiğini belirtti. Güden, “Buralara gelip ekolojik ve komünal bir hayatı yeniden kuracağız. Topraklarımıza gelip yeni bir hayatı inşa edelim. Avrupa’dan buraya gelerek sistemin Kürtlere dayattığı politikaları boşa çıkarabiliriz” diye vurguladı.

    İNANÇ PANELİ VE MUHABBET CEMİ DÜZENLENDİ

    Alevilerin en yoğun asimile edildiği dönemin son 100 yıllık cumhuriyet dönemi olduğuna vurgu yapan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Pir Zeynel Kete, şu konuşmayı yaptı:

    “Devlet dışı kalmış toplumlara yönelik her türlü katliamları yapıyorlar. Bir de en büyük sorunumuz olan yerel yönetimler, belediyeler. Alev inancını modern şekilde Diyanetlere muhtaç ettiler. Belediyeler üzerinden bu toplum kontrol ve denetim altına alınmaya çalışılıyor. Binlerce yıllık hakikat elektrik ve su paralarına kurban ediliyor, yerelden başlayıp merkeze kadar giden iktidarlar tarafından yürütülüyor. En büyük sorunumuz, Aleviliğin en fazla asimile olduğu, hakikatinden uzaklaştığı dönem bu dönemdir. Fiziksel olarak üstesinden gelemedikleri soykırımlara şimdi de kültürel soykırımla üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Bu yönüyle de Aleviler taksitle, yavaş yavaş öldürülüyor. Buna karşı da Aleviler hakikat arayışından asla taviz vermeyecek.”

    “FATMA ANA GİBİ BİRBİRİMİZE YASLANALIM”

    Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şubesi Başkanı Latife Ulutaş ise Alevi kadınların söz söyleme noktasında eşit olmadığının altını çizerek, “Gelin kadınlar olarak birbirimize sahip çıkalım. Tıpkı Fatma Ana gibi, Zeynep Ana gibi, Zarife Bacı gibi birbirimize yaslanalım ve bütün haksızlıklara karşı birlikte mücadele edelim” şeklinde konuştu.

    TAN: ALEVİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK İÇİN POLİTİKA GELİŞTİRDİLER

    Kayseri Cemevi Başkanı Abbas Tan, Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Son dönemlerde cemevi-cami projesi ortaya atıldı. Bu karşılık bulmayınca da cemevlerimizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. Cemevi Başkanlığı cemevlerine ‘ne isteğiniz varsa karşılayacağız’ hatta istiyorsanız size kadro da verelim şeklinde teklif sunuyorlar. Alevi dedelerini maaşa bağlayıp arkasından ‘bizim istediğimiz gibi dualar okuyacaksınız’ diye yazı gönderecekler. Bunun dışında en büyük sıkıntı Alevileri birbirine düşürmek için bir politika geliştirdiler. ‘İslam içi, İslam dışı, Türk Alevi’si, Kürt Alevi’si’ gibi…”

    Paneller sonrasında muhabbet cemi yürütüldü. Sinemilli Ocağı Pirlerinden Pir Tacim Bakır’ın yürüttüğü cem sonrasında lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/MALATYA

  • ‘Ali Rıza Özdemir, hayatı Alevi asimilasyonunu sağlamakla geçen bir ekolün temsilcisi’- VİDEO

    ‘Ali Rıza Özdemir, hayatı Alevi asimilasyonunu sağlamakla geçen bir ekolün temsilcisi’- VİDEO

    PİRHA – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasını değerlendiren Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak “Bütün hayatı Alevilerin asimilasyonunu sağlamakla geçen, Alevileri bütünüyle Türk olarak sunup Türkleştirme çabasına girişen bir ekolün temsilcisidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gece yarısı kararnamesiyle eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.

    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi büyük tepki çekiyor.

    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın da bir asimilasyon merkezi olduğunu/olacağını başından beri vurguluyor.

    Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak, Cemevi Başkanlığı’nı ve Ali Rıza Özdemir’in bu kurumun başına getirilmesini değerlendirdi.

    “BİZ BU FİLMİ ESKİDEN DE GÖRDÜK”

    Mehmet Bayrak, Alevi toplumuna yaranmak için Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı’nın oluşturulduğunu dile getirerek, “Kültür Bakanlığı’na bağlı Meclis’in karşısında görkemli bir binası var. Onu görenler de ‘bu hükümet amma da demokratmış, baksana Alevi Bektaşi Başkanlığı kurmuş’ diye düşünebilir. Fakat bizzat görüyoruz ki -ben kendi köyümde gördüm- heyet halinde gidiyorlar. Başlarında sakallı cüppeli bir adam olmak üzere köye gidiyorlar, görüşme yapıyorlar. Devlet yardımıyla orada bir cemevi kurulacak ama yönetim; devlet güdümlü, Diyanet’e bağlı olacak. Biz bu filmi eskiden de gördük. Bu çıkar yol değil. Bu çelişkileri birlikte getirmekten başka bir şeye yaramaz” dedi.

    “BU ALEVİLERİ ÖZGÜRLEŞTİRMEYECEK BİR OLUŞUMDUR”

    Son yüzyıllık Cumhuriyet tarihinde, 12 Eylül Cuntası döneminde Alevi köylerine, yüzlerce Türk köylerine zorla camiler yapıldığını söyleyen Bayrak, “Belki buna en çok tavır koyanlar Alevi-Kürt coğrafyası oldu. Şimdi onları da işgal etmek amacıyla daha yumuşak bir geçişle Alevi köylerine girilmeye çalışılıyor. Bu çıkmaz yoldur. Bu da Alevilerin hayrına olmayan, Alevilere hayır getirmeyecek, Alevileri özgürleştirmeyecek, Diyanet’in emrine sokacak bir oluşumdur” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ TÜRKLEŞTİRME ÇABASINA GİRİŞEN BİR EKOLÜN TEMSİLCİSİDİR”

    Bayrak, Ali Rıza Özdemir’in ‘Kayıp Türkler’ kitabından alınan listeyi göstererek kitabın Kripto Yayınları’ndan çıktığını söyledi. Bayrak, “Biz bu filmi biliyoruz. Türk Kültürü’nü Araştırma Enstitüsü’nü biliyoruz. Devlet güdümlü bu yayınları biliyoruz. Bu nedenle zaten o yayınevi bu kişinin zamirini de ele veriyor” dedi.

    Ali Rıza Özdemir’in isim olarak da yabancı bir şahsiyet olmadığını belirten Bayrak, “Bütün hayatı Alevilerin asimilasyonunu sağlamakla geçen, Alevileri bütünüyle Türk olarak sunup Türkleştirme çabasına girişen bir ekolün temsilcisidir” ifadelerini kullandı.

    “AÇMAYA ÇALIŞTIKLARI YOL ÇIKMAZ YOLDUR”

    Yazar Mehmet Bayrak, yaşadığı bir anekdotu da anlatarak, Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı’nın ve Ali Rıza Özdemir’in uygulamaya çalıştığı Alevi asimilasyonuna dikkat çekti. Bayrak son olarak şunları ifade etti:

    “Almanlar’ın hazırladığı ‘Türkiye’de Etnik Gruplar’ kitabına bakarsan iç Toroslar bölgesinde toplam 15-20 Alevi-Kürt köyü görünüyor. Oysa benim hazırladığım çalışmada bu sayıyı 400’e çıkardım. 400 nere 15-20 nere? Bunun üzerine o Alman araştırmacılar, en azından kitabın ikinci basımına o benim yayınladığım listeyi de koyarak yanına adımı yazma dürüstlüğünü gösterdiler. Bu nedenle bunların bilimsel, tarihsel, toplumsal gerçeklikle hiçbir alakası yok. Bu söylenen şahsı da ne yapmak istediklerini de gayet iyi biliyoruz. Bir dönem Ecevit, Hacıbektaş ve Türk Kültürü’nü Araştırma Enstitüsü’nü Gazi Üniversitesi bünyesinde kurdu. Bunun başına Diyanet’in köyleri camileştirme projesinin başındaki adamı getirdiler. Şimdi o nasıl çıkmaz bir yolsa, bunların şimdiki uygulamaları, Ali Rıza Özdemir gibileri getirmek ve açmaya çalıştıkları yol da çıkmaz yoldur. Alevilere hiçbir katkısı olamaz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    > Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi
    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’
    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’
    >“Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”
    > ‘Cemevi Başkanlığı, Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO
    >‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’
    > ‘Kendilerine ev içinden insanları devşiriyorlar; Alevileri kandırabileceklerini düşündüler’ 
    > ‘Bu kişi şeklen Alevi; Yol düşkünlerinin gittiği Yol bizim Yolumuz değildir’-VİDEO

  • Seyit Rıza ve arkadaşlarına Ankara’da anma: Dersim planlı bir katliamdır-VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşlarına Ankara’da anma: Dersim planlı bir katliamdır-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da bulunan demokratik kitle örgütleri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının andı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşan Tarihçi-Yazar Mehmet Bayrak, “Dersim planlı bir katliamdır ve Cumhuriyet tarihinin en büyük soykırımıdır” dedi.

    Dersim direnişinin öncülerinden Seyit Rıza ve arkadaşları katledilmelerinin 84’üncü yılında Ankara’da anıldı.

    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçiler Sendikası (Tüm Bel-Sen) binasında yapılan anma, katledilenler için çerağ uyandırma ile başladı. Ardından katledilen Seyit Rıza ve arkadaşları için dara duruldu.

    Etkinliği düzenleyen Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Ana Fatma Cemevi, Devrimci Parti, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Karakoçan ve Yöresi Derneği, Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Partizan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Ankara İl Örgütü, Yeşil ve Sol Parti Ankara ve 78’liler Girişimi Ankara Şubesi adına okunan ortak basın açıklamasını Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz okudu.

    “DERSİM ARŞİVLERİ AÇILSIN”

    Kılavuz, Seyit Rıza’nın “Ben sizin yalan hilelerinizle baş edemedim bu size dert olsun, ben de sizin önünüzde diz çökmedim buda size dert olsun!” sözleriyle konuşmasına başlarken şu şekilde devam etti:

    “Dersim halkı hala direnmeye ve asimilasyon politikalarına karşı durmaya çalışıyor. Bugün Dersim’in ormanları yakılıyor. Barajlar, HES’ler ve madencilikle doğası yok ediliyor. Türkiyeli devrimcilere, sosyalistlere ve Kürtlere karsı yapılan soykırımlar ile tüm muhaliflere diz çöktürmeye çalışıyorlar ama geçmişte yaptıkları politikaları bu toplum nasıl boşa çıkartı ise yine boşa çıkaracaklardır. 2009 yılında verilen sözler, yapılan özürlerin günümüzde hiçbir anlamı olmadığını biliyoruz. Samimi olmayan bir özrü, Dersimliler de dostları da kabul etmemiştir. 84’üncü yılında geçmişte yaptığımız açıklamalar ile yaptığımız talepler hala geçerlidir. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalı, Hakikatleri İnceleme ve Araştırma Komisyonu kurulmalı, Dersim katliamı tüm yönleri ile birlikte açığa çıkarılmalı, baraj, HES projeleri ve madencilik faaliyetlerine son verilmeli. Köylerimizin Kürtçe isimleri geri verilmeli, kayıp çocuklarımızın, evlatlık verilenlerin ve sürgünlerin akıbetleri açıklanmalı, devlet arşivleri süzgeçten geçirilmeden olduğu gibi tüm çıplaklığı ile açılmalıdır.”

    “DERSİM COĞRAFYASINDA HALA KATLİAM YERLERİNDEN KEMİKLER ÇIKIYOR”

    Yapılan ortak açıklamanın ardından “84. Yılında Kefensiz Yatan Canlarımızı Anıyoruz” başlıklı panel düzenlendi.

    Panelde ilk olarak Dersimliler Derneği üyesi Hatice Çevik söz aldı. Çevik, Dersim’de katledilen çocukların ve kadınların yaşadıklarına değinerek; “Dersim coğrafyasında hala katliam yerlerinden kemikler çıkıyor. Birçok canımızın yerini bilmiyoruz. En son yapılan araştırmalar yüzün üzerinde katliam bölgesi olduğu ve buralarda çocukların kadınların daha çok katledildiği tespit ediliyor. 37-38’de mağaraya sığınan kadın ve çocuklardan bahsediyoruz. İnsanlar o dönemde dere kenarlarında toplu şekilde katlediliyor. Kalanlar ise kara vagonlarla bilmedikleri inançların, kültürlerin bulunduğu alanlara gönderiliyorlar. O zaman ki öteki olmak daha vahimdi. Mağaralara bakıldığında kadınlar ve çocuklara dair hakikatler var. Kadınlar, çocuk ağlamasını askerler duymasın diye göğsüne bastırırken, öldürdüğünü biliyoruz. Yaşam devam ediyor gibi gelse de yaşam çok sağlıklı bir şekilde devam etmiyor. Hala Dersim’in kayıp kızlarının akıbetleri hala bilinmiyor. Tecavüze mi uğradılar, katledildiler mi meçhul. Arşivler hala kapalı. Her yıl arşivlerin açılmasını istiyoruz. Evlatlık verilen kız çocukları hayal meyal geçmişlerini hatırlıyorlar. Bu gerçeklerle yüzleşilmesi gerekir” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE TARİHİ DİNSEL TEMİZLİK, TEK TİPLEŞTİRME VE TÜRK-İSLAMLAŞTIRMA TARİHİDİR”

    Panelin ikinci kısmında ise Tarihçi-Yazar Mehmet Bayrak, söz aldı. Bayrak, Dersim’e ‘Tunceli’ isminin verilmesinin de bir hakaret olduğunu belirterek Mustafa Kemal’in o dönemde Kürtlere verdiği sözlerin inkarının girişimlerinin 1920’li yıllarda başladığını ifade etti. Bayrak, ardından şunları dile getirdi:

    “Mustafa Kemal 1919’da Amerikan asıllı ajan Fransız gazeteciyle yaptığı gizli görüşmeler 1920, 1921 yıllarında görüştü. Kemalist kadroların yüzde 95’i eski İttihatçı kadrolardır. Yakın dönem tarihimizi iyi incelememiz gerekiyor. Devlet açık planda ret ve inkârcı gizli planda itiraf ve kabulcüdür. En azından son 120 yıllık Türkiye tarihi etno-dinsel temizlik, tek tipleştirme ve Türk-İslamlaştırma tarihidir. Abdülhamit Dönemi’nde Êzidî köylere zorla camii yaptırması gibi bugün de Êzidî bölgelerine zorla cami yaptırılıyor. O Abdülhamit, bu AKP. Zihniyette değişiklik yok. 1915 Ermeni Soykırımı, Süryani, Ezidî Kürt soykırımı, gizli anlaşmalardan sonra Rumların da ipleri çekildi. Kürtler kalmıştı. Lozan’ın bedeli Kürtlere ödetildi. Lozan ile birlikte Kürt coğrafyası 4’e bölündü. 1921 Anayasa’sına özerklik ve eşitlik maddeleri konuldu. 1922 yılında Meclis’te gizli görüşmelerde “özerklik” kanunu geçirildi.”

    “DRSİM’İN ARAŞTIRILMASI İÇİN KOMİSYON KURULDU AMA İŞLEMİYOR”

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırmak için gösterdiği “Dersim Belgesi”ni hatırlatan Bayrak, “O belgede 13 bin 500 kişinin katledildiği yazıyordu. Kılıçdaroğlu da ‘Madem öyle açın Dersim arşivini’ dedi. Meclis’te Dersim’in araştırılması için bir çalışma grubu oluşturuldu. Arşiv oluşturulması için komisyon kuruldu. Sordum o zaman 40 bin belge toplandığını söylendi. Ben gittiğimde komisyona Genel Kurmay, MİT, Dışişleri belgeleri göndermiş mi diye sordum. Ancak gönderilmediğini gördüm. Ancak bunlar belgeleri gönderirse, Dersim arşivi olur. Bana o zaman elimde olmayan iki fotoğraf gösterdiler. Bunlardan birinde Dersimliler bir tarlada toplanmış, kurşuna dizilmek üzere bekletiliyor, diğerin de de açık arazide Dersimliler toplanmış, trenlerle sürgüne gönderilmek üzere. Bu iki fotoğraf için bizden dilekçe aldılar. Hala incelemek için bekliyorum” dedi.

    “DERSİM TAMAMEN PLANLI BİR KATLİAMDIR”

    Alevilerin ve Kürtlerin tarihinde 7 uğursuz ‘T’ olduğunu ifade eden Bayrak son olarak şunları dile getirdi:

    “Bunlar tedip, tenkil, taqtil, tehcir, temsil, temdin, tasfiye gerçekleştirilmişti. Tedip, askeri harekatla hizaya getirmedir. Tehcir, sürgün, temsil, asimilasyon demektir. Temdin, medenileştirme. Devletin resmi mezhebi Hanefiliktir. 1925’de Diyanet İşleri kurulduğunda Mustafa Kemal, Kur’an tefsiri yapılacak, Aleviliğe yer verilmeyeceği gibi Şafiilik de yer almayacak diyor. 1925 katledilen insanların sayısı 15 bin 500’tür. Türkiye nüfusu o zaman 12 milyondur. Türk Devleti o zaman 16 filoluk zehirli gazla müdahale ediyor. Ağrı-Zilan’da sayı bilinmiyor. Dersim tamamen planlıdır. 1935’te Tunceli diye bir il oluşturuldu. Dersim coğrafyası büyük bir eyalettir. Parçalama ve yönetme politikası kapsamında küçük bir il oluşturuldu. Oraya Korgeneral rütbesinde bir Vali’nin atanmasını İsmet Paşa istiyor. 1936’da Celal Bayar’da aynı şeyleri onaylıyor. 1936’da aşiretlerin silahları toplandı. Silahları toplayan Umumi müfettişlikler (sömürge) valilikleridir. Devlet kimde ne kadar silah olduğunu biliyor. Çünkü Osmanlı döneminde Ruslara karşı devlet veriliyor. 3 kolordu ve iki süvari tümeniyle giriliyor. 1938’de Harbut merkezinde tam teçhizatlı kolluk kuvvetleri yürüyüş yapıyor. 40 bin kişidir. Tüm batılı devletlerin büyükelçileri, Hava, Kara ateşeleri loca da izliyor. Ders alınması gereken önemli hususlardır. Dersim soykırımdır. Cumhuriyet tarihin en büyük soykırımıdır.”

    Gerçekleştirilen anma, panelin ardından çerağ sırlama ve deyişlerle sona erdi.

    PİRHA/ANKARA