Etiket: yazarlar

  • Semah Dergisi yazarlarından Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin 11 maddelik öneri

    Semah Dergisi yazarlarından Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin 11 maddelik öneri

    PİRHA- ‘Semah Dergisi’ yazarları, Alevilerin kendisini barış ve demokratik toplum sürecinin asli bir parçası kabul ettiğini belirterek, “Alevilerin tarihsel yaralarının sarıldığı, kimliğimizin tanındığı, gençlerimizin özgürce inanç ve kültürlerini yaşadığı bir gelecek için bu sürecin kararlılıkla ve samimiyetle yürütülmesi gerektiğini vurguluyoruz” açıklamasında bulundu ve süreci yönetecek komisyona 11 maddelik taleplerini sıraladı.

    Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından başlayan süreçü PKK’nin kendini fesetmesi ve törenle silah yakması sonrası komisyon çalışmaları da hız kazandı.

    Kürt sorunun demokratik çözümü bağlamında Meclis’te kurulan, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” 4. kez toplandı.

    Siyasi, kültürel, sanat ve Alevi inancına ilişkin içerik sunan ‘Semah Dergisi’ yazarları, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin açıklama yaparak, bu sürecin sadece politik gelişme olarak değil aynı zamanda geleceği ilgilendiren ve şekillendirecek olan tarihi bir fırsat olarak gördüklerini ifade ettiler.

    Sürecin kararlılıkla ve samimiyetle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan ‘Zülfikar Dergisi’ yazarları ayrıca Kürt sorunun demokratik çözümü bağlamında Meclis’te kurulan komisyona 11 maddelik öneride bulunarak,   ⁠Aleviliğin bağımsız ve özgün bir inanç olarak anayasal güvence altına alınması çağrılarını yineledi.

    “SÜRECİN KARARLILIK VE SAMİMİYETLE YÜRÜTÜLMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULUYORUZ”

    ‘Semah Dergisi’ yazarlarının açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Bölgemizde hepimizin bugününü ve geleceğini etkileyen son derece önemli ve tarihi gelişmeler yaşanıyor.  Söz konusu gelişmeleri sizlerin de çok yakında takip ettiğinizi biliyoruz.

    Özellikle Kürt halk önderi sayın Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısının yol açtığı bu gelişmeler, her sürekten biz Alevileri de direkt ve derinden  etkilemektedir.

    Barış ve demokratik toplum sürecini, sadece bir politik gelişme olarak değil, geleceğimizi ilgilendiren ve şekillendirecek olan tarihi bir fırsat olarak görüyoruz.

    Barış, yalnızca silahların susması değil; adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün tesis edilmesidir. Bu nedenle, Alevilerin tarihsel yaralarının sarıldığı, kimliğimizin tanındığı, gençlerimizin özgürce inanç ve kültürlerini yaşadığı bir gelecek için bu sürecin kararlılıkla ve samimiyetle yürütülmesi gerektiğini vurguluyoruz.

    “BİZ ALEVİLER KENDİMİZİ SÜRECİN BİR PARÇASI OLARAK KABUL EDİYORUZ”

    Biz her sürekten Aleviler olarak söz konusu süreci ve sürece bağlı olarak yaşanan gelişmeleri önemsiyor ve sahipleniyoruz. Dahası biz Aleviler, kendimizi barış ve demokratik toplum sürecinin asli bir parçası kabul ediyoruz.

    Çünkü, bu vesileyle ve süreç doğru işlerse biz Aleviler, tarihimizde ilk defa bizi yok sayan ve her türlü zulmü reva görenlerin yüzlerine karşı hakkı ve hakikati savunacak, zülme karşı duruşumuzu ifade edecek, hakikat arayışımızda ısrarcı olacağız.

    11 MADDELİK TALEP VE ÖNERİ

    Böylece biz Semah Dergisi yazarları olarak; aşağıdaki  taleplerimizi, önerilerimizi süreci yürütecek olan komisyona, komisyon aracılığıyla topluma ve karar vericilere aktarmak istiyoruz:

    1- ⁠Alevilik, bağımsız ve özgün bir inanç olarak anayasal güvence altına alınmalı; yalnızca bireysel değil, kolektif haklarıyla birlikte tanınmalıdır.

    2- Cemevleri, ibadet yeri olarak yasal statüye kavuşmalıdır. El konulan kutsal mekânlar iade edilmelidir. ⁠Tekke ve Zaviyeler Kanunu’ndaki ayrımcı hükümler kaldırılmalı, Alevi tarihine hakaret eden kişi adları mekânlardan silinmelidir.

    3- Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalı; devlet tüm etnisetelere ve tüm inançlara karşı eşit mesafede olmalıdır.

    4- ⁠Zorunlu din dersleri kaldırılmalı; laik, parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim esas alınmalıdır.

    5- Tüm Alevi sürekleri dilleri, inanç değerleri ve kültürleriyle anayasal güvence altına alınmalıdır. ⁠Kürtçe cem yapmanın önündeki tüm engeller kaldırılmalı; her sürek kendi inanç hafızasını ve tarihi belleğini yazabilmelidir.

    6- Koçgiri, Dersim, Maraş, Sivas, Çorum ve Gazi katliamlarının arşivleri açılmalı, devlet tarafından özür dilenmeli ve mağduriyetler giderilmelidir. ⁠Katledilenlerin mezar yerleri açıklanmalı, toplu mezarlar ortaya çıkarılmalı ve bu alanlar hafıza mekânlarına dönüştürülmelidir.

    7- Tüm Aleviler için kutsal olan dağlar, sular, ziyaret yerleri enerji projeleriyle tahrip edilmemeli; kutsal alanları ve hafıza mekanlarının çevresi koruma altına alınmalıdır.

    8- Alevi kadınların karar mekanizmalarına katılımı güvenceye alınmalı, eşbaşkanlık sistemi anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. ⁠Kayyum uygulamasına son verilmeli; Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekinceler kaldırılmalı, ademi merkeziyetçi yönetime geçilmelidir.

    9- Tutsak Alevilerin inanç önderleriyle görüşme hakkı tanınmalı; TMK gibi ayrımcı yasalar kaldırılmalı, AİHM’in Umut Hakkı kararı uygulanmalıdır. ⁠İnfaz sisteminde adalet sağlanmalıdır.

    10- Sivil, eşitlikçi, özgürlükçü, laik ve demokratik anayasa kabul edilmelidir.

    11- Demografik değişim politikalarına son verilmelidir.

    Semah Dergisi Hakk’ın ve Hakikatin yanındadır. Barış ve Demokratik Toplum, Alevilerin de talebidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazarlar, 2024 GADEV Fuarı’nı değerlendirdi: Önemli aktivite, kalıcı etkiler yaratacaktır- VİDEO

    Yazarlar, 2024 GADEV Fuarı’nı değerlendirdi: Önemli aktivite, kalıcı etkiler yaratacaktır- VİDEO

    PİRHA – 2024 GADEV Kitap Fuarı’nı değerlendiren Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda yönetim ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce, fuara yoğun bir ilgi olduğunu söyledi. Kureyşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin de değerlendirmesini, “Toplum açısından önemli bir yer. Buradaki aktivite de toplumu kitapla tanıştırmak” dedi. Sosyal Antropolog Hasan Harmancı da GADEV Fuarı’nın kalıcı etkiler yaratacağına inandığını dile getirdi. Araştırmacı yazar Hamza Aksüt ise fuara dair, “Bir cemevi için oldukça kaliteli bir faaliyet bu. Dilerim diğer cemevlerimizde bu tür kültür faaliyetlerine yönelir” şeklinde değerlendirme yaptı.

    Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda yönetim ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce, Kureyşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin, Sosyal Antropolog Hasan Harmancı ve Araştırmacı Yazar Hamza Aksüt, Garip Dede Dergahı Vakfı Cemevi’nde yapılan ve bu yıl ikincisi düzenlenen 2024 GADEV Kitap Fuarı’nı PİRHA’ya değerlendirdi.

    KÖYLÜCE: YOĞUN BİR İLGİ VAR

    İlk defa GADEV fuarına geldiğini söyleyen Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda yönetim ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce şu değerlendirmelerde bulundu:
    “Bu yıl gördüğümüz her şey hava koşulları dışında güzel. Hava koşulları olması gereken katılımı biraz engelledi ama onun dışında hasbihal ediyoruz. Birçok yayıncı var yazar var. Bütün bunları birarada görmenin bir fırsatı olarak da değerlendiriyoruz. Hem kendi çalışmalarımızı  hem de Alevilikle ilgili diğer yayınları görme fırsatımız da oldu. Sadece burada kitap da değil, kültür sanat alanındaki değişik programları da izliyoruz. Ve sempozyum bazında burada yapılan etkinlikler var onun dışında Alevilikle ilgili sanatçıların verdiği konserler var. Yoğun bir ilgi var. Tabi bu ilginin büyük bir kısmı fuardan dolayı ama aynı zamanda Garip Dede Dergahı’nın doğal bir tabanı, hakikatına inananları buraya gelip lokmalarını dağıtanlar, pay edenler ve buraya gelip bu lokmalardan faydalanan birçok ihtiyaç sahibini de görmüş oluyoruz.”

    ENGİN: BURADAKİ AKTİVİTE TOPLUMU KİTAPLA TANIŞTIRMAK

    Kureyşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin de 2024 GADEV Fuarı’na insanların ilgisinin yoğun olduğunu belirterek, “Garip Dede Dergahı İstanbul’daki iyi birkaç dergahtan biri. Karacaahmet, Şahkulu, Erikli Baba ve Garip Dede olmak üzere 4 tane önemli toplama merkezi var Alevilerin. O anlamıyla kıymetli, değerli bir yer. Toplum açısından önemli bir yer. Buradaki aktivite de toplumu kitapla tanıştırmak. Bu en hassas ve en zayıf noktamız bizim maalesef. Kitap okunması ve kitabın okunmasını teşvik edici olması açısından da önemli ve değerli buluyorum” dedi.

    HARMANCI: KALICI ETKİLER YARATACAĞINA EMİNİM

    Sosyal Antropolog Hasan Harmancı GADEV Fuarı’nı biraraya gelmek açısından fırsat olarak değerlendirdi. Amacın sadece kitapla okuyucuyu buluşturmak olmadığını da dile getiren Harmancı, fuarın amacının Alevi yazarlarını, Alevi sanatçılarını, bilim insanlarını ve farklı konuları biraraya getirmek olduğunu ifade etti.

    Harmancı, devamında şunları söyledi:
    “Her an canlılığını hesaplamak, karşılaşmak mümkün değil ama an an kendi içerisinde değişen bir dalga gibi geliyorlar. Zaten kendi içinde çok canlı bir mekan. Bu mekanın iç atmosferi bir anlamda dışarıya, sokağa da yansıyor. Bu çok güzel çok değerli. Hala insanların birbirleriyle iletişim kurabiliyor olmaları, birbirlerine yakınlık duymaları, okuyucu ile yazarlar arasında yakınlık kurulması çok değerli bir şey. GADEV olarak böylesi bir zamanda bunun yapılması da çok değerli. Çünkü okullar açıldı, herkes evlerine çekilmek üzereyken GADEV böyle bir etkinlik yapıyor. Festival havasına giden bu coşkulu günlerin kalıcı etkiler yaratacağına eminim.”

    AKSÜT: KİTAP ALIMLARINDA DÜŞÜŞ VAR

    GADEV’de düzenlenen kitap fuarının bu yıl ikincisi olduğunu belirten Araştırmacı yazar Hamza Aksüt ise geçen sene düzenlenen fuar ile karşılaştırma yaparak şu değerlendirmeyi yaptı:
    “Ben geçen seneki fuara da gelmiştim, bu fuara da geldim. Dolayısıyla elimde karşılaştırma olanağı da var. Öncelikle bunu düzenleyen kurum yöneticilerine çok teşekkür ederim. Bir cemevi için oldukça kaliteli bir faaliyet bu. Dilerim diğer cemevlerimizde bu tür kültür faaliyetlerine yönelir. Tabii ki özellikle sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla birlikte kitaplara ilgi gitgide azalıyor. Nasıl ki bir zaman televizyon ortaya çıkınca sinema kenara atıldıysa şu an da kitaplar da o süreci yaşanıyor. Ama burası ile ilgili konuşacak olursam önceki kitap fuarı tabii ki daha canlıyı, bu da ona yakın bir canlılıkta seyrediyor. Kitap alımlarında biraz düşüş gözlemliyorum. Bunun nedeni de sanırım kitaplara gelen aşırı zamlar. Ki bu da mecburiyetten. Maaliyetler yükselmiş durumda. Dolayısıyla katılım da yağmurlu havalara rağmen iyi.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Dersim’in son 100-150 yıllık göç hikâyesi kitaplaştırılıyor

    Dersim’in son 100-150 yıllık göç hikâyesi kitaplaştırılıyor

    PİRHA-Son yıllarda özellikle yurtdışına göç edenlerin yoğun olduğu Dersim’in son 100-150 yıllık göç hikâyesi kitaplaştırılıyor. Akademisyenler Hüseyin Ağuiçenoğlu, İmran Gürtaş, Sibel Taş ve Araştırmacı Yazar Mesut Özcan ortak bir çalışmaya imza atacaklar. 

    Her geçen gün nüfusu düşen, son yıllarda özellikle yurtdışına olan göçlerden dolayı kendisinden söz ettiren Dersim’in son 100-150 yıllık göç hikâyesi kitaplaştırılıyor.

    Akademisyenler Hüseyin Ağuiçenoğlu, İmran Gürtaş, Sibel Taş ve Araştırmacı Yazar Mesut Özcan’ın ortaklaşa yapacakları çalışmada, 20. Yüzyılda Dersim’de göç konusu ele alınacak. Konu ile ilgili olarak katkı ve öneri için dersimgoc@gmail.com adresinden bu çalışmanın editörleri ile iletişim kurulabilir.

    “GÖÇ SÜREÇLERİNİ KAPSAMLI BİR ŞEKİLDE ELE ALMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Yazarların 20. Yüzyılda Dersim Göçleri Üzerine Derleme Kitap Çalışması için yaptıkları çağrı ise şöyle:

    “Dersim bölgesinde 20. yüzyıl boyunca çeşitli aralıklarla devam eden göç süreçlerini kapsamlı bir şekilde ele almayı amaçlayan bir derleme hazırlamaktayız. Bu çalışmamız, son yüzyılda bölgede gerçekleşen göç hareketlerinin nedenlerine ışık tutarak bu hareketliliklerin tarihsel, toplumsal, siyasal ve kültürel sonuçlarını akademik bir çerçevede irdelemeyi hedeflemektedir. Özgün koşulları ve farklı dinamikleri itibariyle Dersim’deki göç olgusunu beş dönem ve eksen üzerinden incelemeyi uygun buluyoruz.

    -Osmanlı İmparatorluğu‘nun son dönemlerinde göçler ve göçertme politikaları

    -1937-1938 Dersim Tertelesi sürecinde uygulanan iskân pratiği,

    -Kentleşme süreci ve 1960’lı yıllardan itibaren ekonomik nedenlerle gerçekleşen iç ve dış (Avrupa) göç hareketleri,

    -1990’lı yıllarda yaşanan köy boşaltılmaları, köy yakmaları ve zorunlu yer değiştirme politikası sonucunda yaşanan göç süreci,

    -Güncel göç hareketleri: Özellikle Kanada ve Avrupa ülkelerini hedefleyen göçler.

    İnanç, dil, kültürel ve politik kimlik, mekan ve mimari, sanat, estetik, diaspora, geri dönüş göçleri vs. gibi geniş bir tematik yelpazede yapılacak katkılar, projemiz için son derece değerlidir. Ayrıca göç süreçlerinin en dezavantajlı grupları olan kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkilerine yönelik analizler, çalışmamızın önemli bir parçasını oluşturacaktır.

    Kadınların yalnızca mağdur olarak değil, aynı zamanda özne olarak kendi anlatılarını oluşturma süreçlerini incelemek ve özneden gelen sesi içerebilmek bizim için oldukça önemlidir.

    Bu içerikteki 15-20 sayfa aralığındaki makalelerden oluşacak derlememizi Ekim 2025 tarihinde okurla buluşturmayı hedefliyoruz. Yayın takviminin aksamadan uygulanması için makalelerin son teslim tarihi 31.03.2025 olarak belirlendi. Bu projeye katkı sunabilecek yazar önerilerinizi değerlendirmeye açık olduğumuzu belirtir ve ilginiz için teşekkür ederiz. Sorularınız veya çalışma ile ilgili daha ayrıntılı bilgi talebiniz için bizimle iletişime geçmenizden mutluluk duyarız.

    (HABER MERKEZİ)

  • 158 yazar ve sanatçıdan sokakta yaşayan hayvanlar için imza: Öldüremezsin!

    158 yazar ve sanatçıdan sokakta yaşayan hayvanlar için imza: Öldüremezsin!

    PİRHA- 158 yazar ve sanatçı, AKP’nin sokak hayvanlarının sahiplendirilmezlerse uyutulmasını öngören yasa taslağına karşı imza kampanyası başlattı. Yayınlanan bildiride, “Sokak hayvanlarının yanındayız. Onlar yoksa eksiğiz” dedi. 

    Yaşam savunucusu aydınlar, sokaktaki canlıların yanlarında olduklarını belirerek, “Toplayamazsın hapsedemezsin, öldüremezsin” dedi.

    Sanatçı ve yazarların açıklaması şöyle:

    “Sokak hayvanlarının yanındayız. Onlar yoksa eksiğiz.

    Diğer canlılara yönelik şiddetin aldığı son biçim, sahiplenilmeyen sokak hayvanlarını katletmek için çıkartılması düşünülen yasa. Bu katliam girişimi, toplumun içinde kavrulduğu şiddet sarmalından ayrı düşünülmemeli. Devletin görevi, kentlerin, mahallelerin bizimle aynı haklara sahip sakinleri olan sokak hayvanlarını öldürmek ya da zulüm görecekleri barınaklara hapsetmek değil, özgür biçimde şiddetten korunarak yaşamalarını sağlamak olmalı. Sanatçılar ve yazarlar olarak “toplayamazsın hapsedemezsin, öldüremezsin” diyen sese sesimizi katıyoruz, Sokak hayvanlarının yaşam haklarını korumak; sağlıklı, mutlu, özgür yaşamalarını sağlamak için yaratılacak her türlü kamusal çözümün parçası olmaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Dünyada birbirimizi tamamlıyoruz. Onlar yoksa eksiğiz.”

    İmzalar:

    Abidin Parıltı, Adnan Özyalçıner, Afşin Kum, Ahmet Erkam Saraç, Ahmet Ümit, Algan Sezgintüredi, Ali Erkan Güneri, Alper Canıgüz, Altay Öktem, Arlin Çiçekçi, Aslı Ilgın Kopuz, Aslı Tohumcu, Aybike Ertürk, Ayfer Tunç, Aylin Balboa, Ayşe Kaygusuz Şimşek, Ayşe Kulin, Ayşe Övür, Ayşe Sarısayın, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin, Baran Güzel, Başak Canda, Başak Saçlıoğlu, Başar Başarır, Başar Yılmaz, Bedia Ceylan Güzelce, Belgin Bıyıkoğlu, Bilal Acarözmen, Bilal Kayabay, Birgül Oğuz, Birhan Keskin, Buket Uzuner, Burcu Aktaş, Burhan Sönmez, Bülent Ayyıldız, Bülent Güldal, Bülent Tekin, Celal Polat, Cemile Çakır, Cihan Oğuz, Defne Suman, Demet Duyuler Doğan, Deniz Durukan, Deniz Yüce Başarır, Derya Sönmez, Dilruba Nuray Erenler, Doğu Yücel, Elçin Poyrazlar, Elif Burcu Özkan, Elif Sofya, Erkut Erdoğan, Ertan Meyan, Fatih Gezer, Fatma Işık, Fatma Nur Kaplanoğlu, Feride Çiçekoğlu, Figen Alkaç, Figen Şakacı, Fuat Sevimay, Gaye Boralıoğlu, Gonca Özmen, Göksel Bekmezci, Gülser Han Akkaş, Gün Zileli, Gündüz Vassaf, Gürsel Korat, Haden Öz, Hakan Akdoğan, Hakan Bıçakçı, Hakan Kizir, Hakan Kökçü, Hakan Yaman, Handan Tan, Hande Baba, Hande Ortaç, Harun Yiğit, Hasan Aydın, Hatice Saniye Örtlek, Haydar Ergülen, Hicri İzgören, İkbal Kaynar, İnci Aral, İnci Ponat, İrem Uzunhasanoğlu, İsmail Güzelsoy, Işın Güner Tuzcular, Jaklin Çelik, Kamil Tekin Sürek, Latife Tekin, M. Mahzun Doğan, Mahir Ünsal Eriş, Mazhar Alpman, Mehmet Ali Güner, Mehmet Bilal Dede, Mehmet Dağ, Mehmet Özceylan, Mehmet Rayman, Mehmet Said Aydın, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Melike İlgün, Melike Koçak, Menekşe Toprak, Metin Fındıkçı, Mevsim Yenice, Mihrap Aydın, Mine Soysal, Murat Türkeş, Murat Gülsoy, Murat Özyaşar, Murat Uyurkulak, Murat Yalçın, Mustafa Köz, Murathan Mungan, Müesser Yeniay, Müge İplikçi, Müren Beykan, Nalan Çelik, Neslihan Önderoğlu, Nurhan Suerdem, Orhan Pamuk, Oya Baydar, Oya Uysal, Oylum Yılmaz Eriş, Ömer Faruk, Özer Akdemir, Özge Doğar, Özgün Enver Bulut , Özlem Akıncı, Rahmi Emeç, Rıdvan Hatun, Salih Öztürk, Selcan Peksan, Sema Kaygusuz, Seray Şahiner, Sevim Erdoğan, Sezer Ayvaz Ateş, Sibel Oral, Sinem Sal, Suzan Kuyumcu, Şebnem İşigüzel, Şerif Temurtaş, Tomris Özden, Tuğçe Yerdelen, Turgay Kantürk, Turgut Üzüm, Tülin Dursun, Uğur Olgar, Ulviye Alpay, Ümit Kıvanç, Vahit Uysal, Vecdi Sayar, Yasemin Göksu, Yasemin Özek, Yavuz Ekinci, Yusuf Aksoy, Zeynep Ezmen, Zeynep Göğüş, Zeynep Kaçar, Zeynep Oral, Zülfü Livaneli.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Gazetesi, “Zonê ma zonê xızırîyo wayîr vecîme” başlığıyla çıktı

    Dersim Gazetesi, “Zonê ma zonê xızırîyo wayîr vecîme” başlığıyla çıktı

    PİRHA – Dersim Gazetesi’nin Şubat/Mart 2020 tarihli 86. Sayısı “Zonê ma zonê xızırîyo wayîr vecîme” manşetiyle çıktı. 

    Uzun süredir periyodik olarak yayın hayatına devam eden Dersim Gazetesi’nin 86’ıncı sayısı okuyucularıyla buluştu. 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadil  Günü vesilesiyle çağrıda yapılan 86. sayıda, “Gelin Kırmancki’yi (Zazaki), UNESCO’nun ‘yok olma tehlikesi altındaki diller’ grubundan çıkaralım. Gelin Dünya Anadil Günü olan 21 Şubatı buna bir milat sayalım ve yüzümüzü dilimize, anadilimize, dillerimize dönelim” denildi.

    Gazetenin 86. sayısında hem Kırmançki hemde Türkçe 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadil Günü’ne ilişkin şunlar paylaşıldı:

    “Sarê Desimî Xizir ra, Duzgı ra, Jelê ra, Muzur Babayî ra hez keno. Ma vanîmê o ki hênîyo zonê cerçegu zonê Kimancîyo, zonê xo re wayîr vecîmê Çê dê, cade de veyvu de, cınaza wederdenê de , cem u cemat de bêrê zonê xo de qeseykîmê. Kîlito kı ma xo destîya sano zonê xo, bêrê têpîya ebi xo deştî yakîmê, mobetê ma mobetê Kirmancîye bo. Mevindîmê mektebu ra zonê ma de wendenê biwajîmê

    Zonê ma  roz ebi rozê beno vînd. Roz ebi rozê ma ebi xo deşt kenîmê vînd. Fêlê sarê teberî belîyo. Vanê  no zon qesey mebo. Pekî î hênî vanê ma sekenîmê? Ma ebi nî hal u usuliya  xo deştî ra  haletê danîmê hukumatê Tirkî. Na rozê en  zaf î  halê  mawa sabenê. Çayê ke cêncê ma,  domanê ma êndî  nî zonî qesey nêkenê.  Her ca de, mobet de Tirki qesey beno. Ma ebi nî haliya miradê  tayîna rind anîmê hurendî en zaf  kî dewletê sa bena. A zana kı  hem zon hemî kî îtîqat  ma dest ra guret hemî çî yê ma dest ra vecîna sona. Sêy serî ra raver Herde Dêwrêşî de zonê Tirkî çiqa qeseybîyênê, çend tênî yê Kirmancu, Kurmancu mabênê xo de Tirkî qesey kerdênê? Gumanê ma hênîyo ke zaf senik bî. O waxt kî zonê ma yasax bî hama keşî gos ro nênênê ser oncinay kî zonê xo qesey kerdênê. Sarê Desimî Xizir ra, Duzgı ra, Jelê ra, Muzur Babayî ra hez keno.  Ma vanîmê  o ki hênîyo zonê cerçegu  zonê  Kimancîyo,  zonê xo re wayîr vecîmê Çê dê, cade de veyvu de, cınaza wederdenê de , cem u cemat de bêrê zonê xo de qeseykîmê.  Kîlito kı ma xo destîya sano zonê xo, bêrê têpîya ebi xo deştî  yakîmê, mobetê ma mobetê Kirmancîye bo. Mevindîmê mektebu ra zonê ma de  wendenê  biwajîmê

    HER AĞAÇ KENDİ KÖKLERİ ÜZERİNDE BÜYÜR

    Mezopotamya diller ve halklar bahçesidir. Bu kültürel zenginlik tüm insanlığın ortak değerleri olarak kabul görür. Ama ne yazık ki bu topraklarda yüz yıllardır konuşulan diller, devletler eliyle ya yasaklandı ya da asimilasyoncu politikalarla yok edilme noktasına getirildi. Türkiye ise bu inkâr ve asimilasyoncu politikaların yoğun uygulandığı bir ülke oldu. ‘’Tek dil, tek din, tek millet’’ şiarı, halklar bahçesi Anadolu’yu çoraklaştırdı; kültürel erozyon devam etmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan başlamak üzere, uzun yıllar, başta Kürdi diller olmak üzere bölgede konuşulan bütün dilleri yasakladılar. Oysa dil bir toplumun hafızası, tarihi, sanatı ve halk olma gerçeğidir. Dahası dil bir halkın sosyal harcı ve onu bir arada tutan kültürel tutkalıdır. Ulus devletler bu çoklu bileşkeleri asimilasyona tabi tutup, kendi tekçi ulus anlayışı kalıplarına oturtmaya çalıştı. Yaratılan tekçi ulus paradigması, resmi dilin dışında bir başka dile tahammül göstermedi. Coğrafyamızda konuşulan dillere ve inançlara karşı gösterilen tahammülsüzlüğün somut örneklerinden biri hiç kuşkusuz Dersim’dir. 1938 Soykırımında jenosid (soykırım) uygulanan yöreye, akabinde de yoğun bir etnosid (kültürel kırım) programı uygulandı. Dersime sel seferleriyle gelenler, insanına ömür biçtikleri gibi diline de ömür biçmişlerdi. Dersimlilerin dilini (Kırmancki ve Kurmanci) konuşamaz hale getiren sistem, onun yerine kendi dilini tahkim etme uğraşını verdi, veriyor.

    Dil bir insanın doğuştan sahip olduğu temel bir insan hakkıdır. Dil için icazet alınmaz. İnsan kendi doğallığında yaşadığı sürece de var olur. Bu varoluş o dilin sanatını, edebiyatını, mitolojisini zinde tutar ve kültürel olarak zenginleştirir. Ama bugün Dersim de anadil konuşulamaz hale gelmiştir. Sokağın dili tamamen Türkçeye evirilmek üzere. Öyle ise kaybolmaya yüz tutmuş olan dilimizi yaşatmak adına evde, sokakta, alışverişte, kısacası yaşamın her alanında dilimizi konuşalım.

    Gelin Kırmancki’yi (Zazaki), UNESCO’nun ‘yok olma tehlikesi altındaki diller’ grubundan çıkaralım. Gelin Dünya Anadil Günü olan 21 Şubatı buna bir milat sayalım ve yüzümüzü dilimize, anadilimize, dillerimize dönelim.”

    Dersim Gazetesi’nin Şubat/Mart sayısında;

    Muzaffer ORUÇOĞLU  “Papağan (Öykü)”

    Ferhat TUNÇ “Umudu Yeni Yıla Taşıyoruz”

    Esra ÇİFTÇI  “Sevmekten Korkmamak…”

    Hüseyin OZAN  “ZALiMÊ ZULUMATÎ…”

    Hamza AKSÜT “Dıréjan Aşireti Tarihi”

    Daimi DOĞAN  “ROŞANÊ GAĞANΔ

    Bırahım QIJIKAREŞ “Dereden deryaya, Derguştan Dervişe Kırmanccanın Uzamı ve Aurası…”

    Hüsnü GÜRBEY & Mahsuni GÜL “Doğu Dersim Aşiretlerinin Sevr Antlaşmasına Karşı Aldıkları Tavır”

    Nesimi ADAY “Dersim’de Neler Oluyor?”

    Umur Hozatlı “Dersim’in Güney Kardeşleri – 3 Diana’da Bir Dersim”

    Yılmaz BAYEZİT “Madencilik ve Dersim”

    Ergin DOĞRU  “Resmi İdeolojinin Dersim İnancına Bakışı”

    Özgün E. BULUT “Umumi HES Müfettişleri”

    Hıdır İŞIK “Gülümsemeyi Hatırlayanlar”

    Kadir ŞİMŞEK “Dersim’de Tarım” yazıları yer aldı.

    Ayrıca, İsmet Yüce’nin Araştırmacı Yazar Erdoğan Yalgın ile Alevilik üzerine yaptığı, “Bu Yolun Vicdanlı Bir Talibi; “Muhammed’i, Ali’yi, Ehlibeyt’i Sevmekle Müslüman Olunmayacağını” Çok İyi Bilir!” söyleşisi ve arka kapağında “Sılo Qız Doğduğu Yerde Veda Etti” yazısı yer alıyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İzmir Kitap Fuarı yarın başlıyor

    İzmir Kitap Fuarı yarın başlıyor

    PİRHA – TÜYAP işbirliğiyle Kültürpark’da düzenlenecek olan 24’üncü İzmir Kitap Fuarı yarın başlıyor. Bu yıl 457 yayınevinin katılacağı fuarın onur konuğu şair Hidayet Karakuş olacak. 

    24. İzmir Kitap Fuarı 6-14 Nisan tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda (Kültürpark) düzenlenecek. Bu yıl 457 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılım sağlayacağı fuarda söyleşi, panel ve çocuk etkinliklerinden oluşan 114 kültür faaliyeti gerçekleşecek.

    Çok sayıda yazar, şair ve bilim insanının okuyucusuyla buluştuğu fuara katılım gösterecek başlıca isimler şöyle: Gülten Dayıoğlu, Zeynep Oral, Yılmaz Özdil, Füruzan, İlber Ortaylı, Güray Öz, Altan Öymen, Emre Kongar, İbrahim Kaboğlu, Ayşe Kulin, Enver Aysever, Ahmet Ümit, Banu Avar, Ataol Behramoğlu, Ahmet Telli, İnci Aral, Sinan Meydan, Uğur Dündar, İsmail Saymaz, Ercan Kesal, Mahfi Eğilmez, Mavisel Yener, Şükrü Erbaş, Haydar Ergülen, Murat Gülsoy, Zeynep Altıok Akatlı, İlker Başbuğ, Mine Söğüt, Feyza Hepçilingirler, Onur Öymen, Saygı Öztürk, Canan Tan, Gülseren Budayıcıoğlu, Erhan Çelik, Doğan Cüceloğlu, Canan Karatay, Aytül Akal, İlkay Marangoz, Tuna Kiremitçi, Yekta Kopan, Bahadır Yenişehirlioğlu, Işık Öğütçü, Metin Hara, Nazlı Eray, Kahraman Tazeoğlu, Can Yılmaz, Zafer Algöz, Selçuk Erdem, Kemal Hamamcıoğlu, Deniz Bayramoğlu, Akın Birdal, Ümit Aktaş, Nihat Sırdar, Ahmet Şimşirgil, Levent Üzümcü, Murat Menteş,Aret Vartanyan, Varol Yaşaroğlu ve Sinan Canan.

    ONUR KONUĞU HİDAYET KARAKUŞ

    24. İzmir Kitap Fuarı onur konuğu olarak şair ve yazar Hidayet Karakuş’u ağırlayacak. 9 günlük fuar süresince düzenlenecek panel ve söyleşilerde, onur konuğu olan Hidayet Karakuş’un hayatına, edebiyatına ve eserlerine ışık tutulacak. 6 Nisan Cumartesi günü Hidayet Karakuş’un okumasıyla “Kendi Sesinden Şiirler” adlı şiir dinletisi, 8 Nisan Pazartesi günü Hidayet Karakuş’un konuşmacı olarak yer aldığı “Atasözlerimiz Bizi Söylüyor” adlı söyleşi, 10 Nisan Çarşamba günü Mavisel Yener, Nevzat Süer Sezgin ve Hüseyin Yurttaş’ın katılımıyla “Çocuk Yazınında Hidayet Karakuş” adlı söyleşi, 14 Nisan Pazar günü Yüksel Pazarkaya, Efdal Sevinçli, Bahri Karaduman, Oğuz Tümbaş ve Hülya Deniz Ünal’ın katılımıyla “Karakuş’un Şiir Evreni” adlı panel, 14 Nisan Pazar günü Yüksel Pazarkaya, İnci Aral, Öner Yağcı ve Gönül Çatalcalı’nın katılacakları “Hidayet Karakuş’un Romanları” adlı panel gerçekleştirilecek.

    TÜYAP tarafından hazırlanan “Türkçem Adresimdir” adlı armağan kitap da şaire sunulacak.

    ÇOCUK ETKİNLİKLERİ

    Fuar kapsamında çocuk ve gençlere yönelik söyleşi, dinleti ve atölye çalışmalarından oluşan etkinlikler de düzenlenecek. Gülten Dayıoğlu, Behiç Ak, Aytül Akal, Koray Avcı Çakman, Toprak Işık, Çiğdem Gündeş, Hacer Kılcıoğlu, Çiğdem Sezer, Birsen Ekim Özen başta olmak üzere pek çok çocuk ve gençlik kitabı yazarı okuyucusuyla buluşacak.

    Girişin ücretsiz olduğu 24. İzmir Kitap Fuarı, 6 – 13 Nisan tarihleri arasında 11.00 – 20.00, kapanış günü olan 14 Nisan tarihinde ise 11.00 – 19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. (HABER MERKEZİ)

  • 3’üncü Şahkulu Kitap Fuarı başlıyor

    3’üncü Şahkulu Kitap Fuarı başlıyor

    PİRHA-Bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilecek olan Şahkulu Kitap Fuarı 11 Ekim’de başlıyor. 

    Bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilecek olan Şahkulu Kitap Fuarı 11 Ekim’de başlıyor. Şahkulu Sultan Vakfı Dergahı’nda gerçekleştirilecek olan fuara 40’a yakın yayınevi, 30’un üzerinde yazar ve araştırmacı katılacak. Ayrıca fuarda yazarların imza günleri ve söyleşiler de yer alacak.

    Alevi-Bektaşi kitaplarını kapsayan fuarın kapıları 11 Ekim Perşembe günü saat 13.00’de kitapseverlere açılacak.

    ALEVİ KURUMLARI KENDİ YAYINLARIYLA FUARDA YERLERİNİ ALACAK

    İstanbul Merdivenköy’deki Şahkulu Dergahı’nın bahçesinde açılacak kitap stantlarında Can, Cumhuriyet, Demos, Everest, İletişim, Siyah Beyaz, Kapı, La, Der ve Yurt gibi Alevilik-Bektaşilik üzerine kitap yayınlayan yaklaşık 40 yayınevinin yanı sıra, Şahkulu Sultan Dergahı, Alevi Bektaşi Enstitüsü, Karacaahmet Sultan Dergahı, Erikli Baba Dergahı, Garip Dede Dergahı, Güvenç Abdal Derneği gibi Alevi kurumları da kendi yayınlarıyla yerlerini alacak.

    Dört gün sürecek ve her gün 10:00 ile 19:00 arası açık olacak olan Şahkulu Kitap Fuarı’na çok sayıda yazar ve araştırmacı katılacak. Yazarlar kitaplarını imzalayacak, söyleşiler yapacak. 12 bin kitabın, yüzlerce görselin ve süreli yayının bulunduğu “Şahkulu Bilgi Merkezi” de Alevilik ve Bektaşilik ile ilgili olarak araştırma yapan, yapmak isteyenlere hizmet vermeye devam edecek.

    3. Şahkulu Kitap Fuarı 14 Ekim Pazar akşamı sona erecek. (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet yazar ve yöneticileri 267 gün sonra bugün mahkemede

    Cumhuriyet yazar ve yöneticileri 267 gün sonra bugün mahkemede

    İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nce “FETÖ, DHKP-C ve PKK propagandası yaptığı” iddiasıyla tutuklanan Cumhuriyet gazetesinin yazar, çizer, muhabir ve yöneticileri Cumhuriyet yazar, çizer ve yöneticileri 267 günlük tutukluluğun ardından bugün ilk kez mahkemeye çıkıyor. 4 gün sürecek davayı, çok sayıda yerli ve yabancı katılımcı takip ediyor. 

    Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması bugün görülüyor.

    Cumhuriyet gazetesi davasında 18 Temmuz 2017 itibarıyla Murat Sabuncu, Akın Atalay, Kadri Gürsel, Güray Öz, Hakan Kara, Turhan Günay, Musa Kart, Önder Çelik, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör 263 gündür, Ahmet Şık 202 gündür, Yunus Emre İper de 105 gündür tutuklu. Davanın tutuksuz sanıkları arasında gözaltına alındıktan sonra sağlık durumları nedeniyle serbest bırakılan Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başka Orhan Erinç ile Cumhuriyet yazarları Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya da bulunuyor.

    HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, adliye önünde yaptığı açıklamada “Burada hukukçu meslektaşlarım ve gazeteciler, sadece mesleklerini yaptıkları için ve Cumhuriyet gazetesinde çalıştıkları için tutuklular. İktidara göre muhalif herkes terörist. Tek terörist olmayan kendileri” diye konuştu.

    Soyalist Enternasyonal Genel Başkan Yardımcıı Umut Oran da yaptığı açıklamada gazetecilere destek verdi.

    Basın açıklamasında konuşanlar şöyle:

    IPI Medya ve İletişim Direktörü Ellis: Bu dava demokrasinin olup olup, olmadığını belirleyecek.

    CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş:  “Bu iddianamenin için aynen bu balon gibi bomboştur” diyerek elinde bulunan balonu patlattı.

    CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat: Gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz. Kurulan mahkeme muhaliflerin yargılandığı bir davaya dönüşmüştür. Cumhuriyet Gazetesi her zaman bedel ödemiştir. Tüm gazetecilerin özgürlüğe kavuşmasını diliyorum.

    Haziran Hareketi adına Deniz Demirdöğen: Bugün yapılacak yargılamanın bir hukuki yargılama olmayacağını biliyoruz. Ülkemiz çok karanlık bir dönemden geçiyor. Bu rejim gerçekleri yazan herkesi cezalandırmak istiyor. Cumhuriyet yazarları gerçekleri yazdıkları için bugün içerideler. Buradan bir kere daha söylüyoruz. Gerçekler yargılanamaz.

    Dışarıdaki Gazeteciler adına yapılan basın açıklamasında ise tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talep edilerek, “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” ifadelerine yer verildi.

    Bu arada, Cumhuriyet Davası Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada, 5 gün boyuncu Çağlayan Adliyesi önünde nöbet tutulacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)