Etiket: yemek

  • Millioğulları: Hijyen sorunu AKP’nin çözümsüzlüğünü gösteriyor-VİDEO

    Millioğulları: Hijyen sorunu AKP’nin çözümsüzlüğünü gösteriyor-VİDEO

    PİRHA-Malatya Eğitim Sen Şubesi Başkanı Nevzat Millioğulları, depremin ardından okullardaki öğrenci sayısını azaldığını ve mevcut okullardaki ders sürelerinin arttığını, bununla birlikte eğitim seviyelerinde azalma olduğunu belirtti. Millioğulları, çocukların depremin ardından korktuklarını ve ebeveynlerini bırakmak istemediklerini söyledi.

    Yeni eğitim yılıyla birlikte okullar açıldı. Depremin etkili olduğu Malatya’da 182 bin öğrence eğitim alıyorken depremden sonra bu sayı 150 binlere düştü. Benzer düşüş öğretmen sayısında da yaşandı. Deprem öncesi öğretmen sayısı 12 bin civarındayken şu anda bu rakam 10 binlere düştü.

    Tahrip olan şehirde öğretmenler ve öğrenciler hem okulların hasarlı olmasından hem de barınma sorunu yaşadıkları için başka şehirlere göç etmek durumunda kaldı.

    “BİRÇOK ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ BAŞKA ŞEHİRLERE GÖÇ ETTİ”

    Malatya Eğitim Sen Başkanı Nevzat Millioğulları, 6 Şubat depremiyle birlikte öğrenci ve öğretmenlerin şehri terk ettiğini kaydederek, “Malatya’da mevcut eğitim kurumu sayısı 851, bunların 654 tanesi devlet okulu, 111 tanesi özel okulu, geriye kalanı da kuran kursudur. Toplamda okuyan öğrenci sayısı yüz elli dokuz bin on altı. Daha önce 182 bindi. Şu an 25 bin öğrenci yok. Daha önce 12 bin küsür öğretmen vardı şu an 10 bin 924 öğretmen var. Depremden sonra birçok öğretmen şehri terk etti. Şu anda hali hazırda birçok okul sayısı birleştirildi. Şu anda ikili eğitim yapıldığı ve ortaokul ve ilkokullar bir araya geldiği için küçük çocuklar ve büyük çocuklarla bir uyum sakıncasını doğuruyor. İkili eğitimde mecbur ders saat süreleri 30 dakikadan 35 dakikaya çıkarılıyor. Bu şekilde çocukların eğitim hakkından kısmak durumunda kalınıyor, teneffüslerin süresi azaltılıyor” diye konuştu.

    “HİJYEN SORUNU AKP’NİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR”

    Okullardaki hijyen sorununa da değinen Millioğulları, şunları dile getirdi:

    “Deprem sonrası depremden kaynaklı değil ama hükümetin almış olduğu tasarruf teşviklerinden dolayı kaynaklı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın da çok baskın olmamasından ötürü bir temizlikçi ve hijyen sorunu başladı. Okullardaki hijyen sorunu problemli. Kendi çalıştığım okul üzerinden değerlendirirsek daha yeni yeni hijyen sorunu oturtuluyor ama çevre temizliği kaba temizliği gibi sorunlar var ve onlar yerine oturamıyor. Bu da çocuklar için aileler için sağlık problemi yaratıyor.

    AKP’nin geldiği bu durum aslında siyasi iktidarın çıkmazını ve çözümsüzlüğünü gösteriyor. Ülkede toplumsal huzursuzluk var ve toplumda bir talep de doğması gerekirken, değişim istemesi gerekirken ne yazık ki anlam veremediğimiz bir şekilde anlamsız, cılız bir ses çıkıyor, bu cılız sesler de muhalif sendikalardan çıkıyor.”

    Depremin çocukların psikolojisi üzerinde etki bıraktığını söyleyen Millioğulları, “Çocuklar depremin ardından bir korku yaşıyor ve ailesini bırakmak istemiyor ve güven problemi yaşıyorlar” ifadelerine yer verdi.

    “BECERİYE DÖNÜŞMEYEN BİLGİNİN SAMAN YIĞININDAN FARKI YOK”

    Eğitim Sen Başkanı Millioğulları, eğitimdeki kalitesinin düştüğünü aktararak, “Geleceğiniz dediğiniz çocuklara bir öğün yemek veremiyorsanız, bir bardak temiz su veremiyorsanız baştan zaten geleceği kaybediyorsunuz. Eğer Türkiye bu sorunu yaşıyorsa, hala açlıkla boğuşuyorsa, 2018’den bu yana ekonomik krizin içinden çıkamıyorsa bunun en büyük nedeni siz bilgiyi doğru aktaramıyorsunuz, çocuklara septik düşündüremiyorsunuz ve aktardığınız bilgiyi tecrübeye çeviremiyorsunuz. Beceriye dönüşmeyen bilginin saman yığınından bir farkı yoktur. Milli Eğitim Bakanlığı 22 yılda 18 defa müfredatı değiştirmiş. Her iki yılda müfredatla oynayamazsınız. Biz gerçekçi bir eğitim hazırlayamıyoruz. AKP iktidarının ideolojik hedefleri doğrultusunda hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Millioğulları, yeni eğitim modeli olan Maarif Eğitim modeli hakkında da konuştu. Maarif model ile iktidarın kendi ideolojine göre insan yetiştirmeyi hedeflediğini vurgulayan Millioğulları, “22 yılda sokaktaki suç oranlarının istatistiklerine baktıkları zaman hiç de öyle bir şey çıkmıyor. Din derslerinin veriliyor olması sokaktaki şiddet oranına etki etki etmediğini 22 yılda suç oranlarının arttığını istatiksel olarak artış gösterdi. Buna baktığımızda bir yerde hata yapıldığını fark ediyorsunuz” diye ifade etti.

    Kamber YILDIZ/MALATYA

     

  • Hükümete çağrı: Devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek dağıtılsın

    Hükümete çağrı: Devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek dağıtılsın

    PİRHA-Hatay Okul Yemeği Koalisyonu, ailelerin çocukların yemek masraflarını karşılayamadığını belirterek, devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek dağıtılmasını istedi.

    Yeni eğitim-öğretim yılı 9 Eylül’de başlayacak. Hatay Okul Yemeği Koalisyonu, basın açıklaması yaparak, okullarda bir öğün ücretsiz yemek dağıtılması için hükümete çağrı yaptı.

    Basın açıklamasını okuyan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Sekreteri Nilgün Aşkar, SES ve Türk Tabipleri Birliği’nin deprem illerinde yaptığı saha çalışmasında; kendi gelişim basamaklarının gerisinde kalan çocuk sayısının ülke ortalamasının üzerinde olduğunun tespit edildiğini kaydetti.

    Çocuklarına yemek sağlamaya bile bütçe ayıramayan ailelerin olduğunu söyleyen Aşkar, şunları ifade etti:

    “Sağlıklı ve yeterli beslenme her bireyin fiziksel ve zihinsel gelişimi bakımından ciddi öneme sahiptir.
    Yetersiz beslenme, temiz ve içilebilir suya erişememe ve açlık, çocukların üzerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere sahiptir. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenme güçlüğü ve davranış bozuklukları yaşadıklarını, okul devamsızlık sürelerinin uzadığını ve okul başarılarında azalma olduğunu ortaya koymaktadır.

    “EN AZ 5 ÖĞRENCİDEN BİRİ HAFTATA EN AZ BİRERE YEMEK YİYEMEMEKTEDİR”

    Buna karşın açıklanan son PISA 2022 raporuna göre; ülkemizde en az 5 öğrenciden biri haftada en az bir kere parası olmadığı için okulda yemek yiyememektedir. Türkiye OECD ülkeleri arasında, beslenemeyen çocukların en çok olduğu ülke konumuna gelmiştir. TÜİK 2022 verilerine göre de her üç çocuktan biri ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır.

    Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluluğunu, akademik başarısını ve okula devamlılığını olumsuz etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı, çocuklara ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir. Çocuklar bugünümüz ve yarınımızdır. Karar alıcılar, kamu yöneticileri bu bilinçle hareket etmeli, sorumluluğunun gereğini yapmalı, kamu kaynakları, bütçe çocukların üstün yararı için kullanılmalıdır.

    “ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”

    Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı, çocuklar okulda aç kalmamalıdır. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkânını bir arada sunmalıdır. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir.

    Ücretsiz okul yemeği tüm öğrenciler için en temel hak iken, okul yemeği uygulaması genişletilerek sürdürülmelidir. Özellikle depremin yıktığı illerinde yaşanan yokluk ve imkansızlıklar nedeniyle daha çok sayıda çocuğun okulda aç kaldığı dikkate alınarak ilimizde bütün kademelerdeki öğrencilere ücretsiz öğün desteği sağlanmalıdır.

    Bilindiği gibi depremin birinci yılında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Türk Tabipleri Birliği’nin deprem illerinde yaptığı saha çalışmasında; kendi gelişim basamaklarının gerisinde kalan çocuk sayısının ülke ortalamasının üzerinde olduğu bulunmuştur.

    “ÇOCUKLAR ÇALIŞMAYA VE EVLİLİĞE ZORLANIYOR”

    Okuldaki çocuğuna yemek sağlamaya bile bütçe ayıramayan ailelerin çocuklarının okula devam etmesini desteklemesi mümkün olmamaktadır. Dahası bu ailelerin çocukları hızla hayatın içine itilebilmekte, çalışmaya ve evliliğe zorlanabilmektedir. Bu durum okul terklerini, çocuk işçiliğini ve erken yaşta zorla evlendirilen kız çocuklarını beraberinde getirmektedir. Sonuç olarak çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetin önünü açmaktadır. Nitekim MEB’in örgün eğitim verileri, okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir.

    Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve okula devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artmasına, cinsiyet temelli ayrımcılığın ve eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına katkı sağladığı ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Ülkemiz de sosyal devlet anlayışı içerisinde çocuklara sağlıklı beslenme olanaklarını sağlayacak her türlü kaynağa sahiptir. Bu kaynakların sağlığa ve eğitime aktarılması sağlıklı, üretici ve başarılı bir neslin yetişmesinde kritik öneme sahiptir.

    Ayrıca kamusal bir hizmet olarak sağlanan ücretsiz öğünlerin yeterli ve sağlıklı olması gerektiğini vurgulamak isteriz.

    DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNE DE ÇAĞRI

    Bu nedenle başta hükümet olmak üzere ilgili tüm kurumlar ve yapılar, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Bizler gıda krizinin derinleştiği bu dönemde taleplerimizin gerçekleşmesi için sesimizi duyurmaya devam edeceğimizi buradan duyuruyoruz. Bu vesileyle çocukların sağlığı ve geleceği için son derece önemli olan bu konunun çözümüne katkı sunmak isteyen demokratik kitle örgütlerini, emek ve meslek örgütlerini, kurum ve kişileri birlikte çalışmaya ve çözüm üretmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/HATAY

  • Antalya Okul Yemeği Koalisyonu: Ücretsiz okul yemeği ve içme suyu hayata geçirilsin-VİDEO

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu: Ücretsiz okul yemeği ve içme suyu hayata geçirilsin-VİDEO

    PİRHA-Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, Antalya Okul Yemeği Koalisyonu ile birlikte, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini söyledi. 

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu, ücretsiz okul yemeği ve içme suyu konusunda basın açıklaması yaptı.

    Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini kaydederek bir açıklama yaptı. Başkan Koç, çocukların sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için beslenmenin temel bir gereksinim olduğunu belirtti.

    Koç, “Çocuklarımızın bugünü ve yarını için okul yemeği hemen şimdi!” dedi ve çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerektiğini belirtti. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Beslenme, her bireyin sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için temel bir gereksinimdir. Başta çocuklar olmak üzere, yeterli ve dengeli beslenmek herkes için temel bir insan hakkıdır. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerekmektedir. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir. Yetersiz beslenme, temiz ve içilebilir suya erişememe ve açlık, çocukların üzerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları yaşadıklarını, okul devamsızlık sürelerinin uzadığını ve okul başarılarında azalma olduğunu ortaya koymaktadır.

    “KAMU KURUMLARI SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ”

    Ülkemizde ilgili politikaların geliştirilmemesi sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımındaki eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon, gıda kalitesizliği ve güvencesizliği neticesinde birçok aile için sağlıklı ve besin değeri yüksek gıdalara erişim zorlaşmıştır. Yüksek enflasyon sebebiyle son yıllarda her üründe olduğu gibi gıda fiyatları da katlanarak artmıştır. DİSK-AR verilerine göre en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu Aralık 2023 itibariyle yüzde 105,5’tir. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinin gerçekleştirdiği Çocuğun İyi Olma Hali İstanbul Araştırması (2023) bulgularına göre en yoksul ailelerde haftada en az iki kere et yiyebilen çocukların oranı %13, aynı sıklıkta balık yiyebilen çocukların oranı ise %2’dir. İPA verilerine göre Ekim 2023 itibariyle okul çağındaki çocukların da en az dörtte birinin okula aç gittiği tahmin edilmektedir. İçerisine sürüklendiğimiz gıda krizinden en çok ve kalıcı şekilde çocuklar etkilenmiştir. Eğitim İzleme Raporu 2023 verilerine göre önceki yıl eğitime kayıtlı olan en az 20 bin öğrenci okulu bırakmıştır. Birçok ülkede çocukların temel günlük beslenmelerine destek olmak için okul yemeği programları uygulanmaktadır. Bu programların okullaşmayı arttırdığı, özellikle kız çocuklarının okullaşmasına olumlu etkisi olduğu, ani ekonomik krizlerin yarattığı şoklarda çocukları okulda tutan bir sosyal destek işlevi gördüğü, yani toplumun en kırılgan kesimlerine bir sosyal koruma ağı olarak işlediği birçok çalışmada ortaya konmuştur. Son yapılan araştırmalar da okul çağındaki çocukların en az yarısının okula aç gittiğini göstermektedir. Çocukların okulu bırakmasının çocuk açlığının artmasına, çocukların okuldan alınmasına, çocuk işçiliğinin artmasına ve erken yaşta evlilikler gibi birçok soruna neden olduğu görülmektedir.
    Sonuç olarak, Türkiye’de beslenme yetersizliği sorunu, çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Beslenmenin temel bir hak olduğu hatırlanmalı, kamu kurumları sorumluluklarını yerine getirmelidir.

    Anne karnından itibaren özellikle 18 yaşına kadar her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenmeyi sağlamak ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak takip edilen politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı, henüz Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin bile ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık “Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)” belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BUGÜNÜNE VE GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM”

    Oysa Türkiye’nin 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; “taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar”(Madde 27/3). İşte Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin bu ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören bütün çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz bir öğün yemek ve temiz su temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksulluk ile ilişkili olarak “yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir kamusal destek-dayanışma programı acilen uygulamaya konulmalıdır” diyoruz. Başta hükümet olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Gıda krizinin derinleştiği bu dönemde biz  “Antalya Okul Yemeği Koalisyonu’’ olarak tüm bileşenlerimizle birlikte siyasal iktidara, muhalefet partilerine ve ilgili kamu kurumlarına sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın bugününe ve geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.

    Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Fulya Sarvan da, 2024 yılında başlatılan Çocuk Hakları ve Refahı Projesi’nin amaçlarıyla bu kampanyanın tam anlamıyla örtüştüğünü söyledi. Sarvan, proje kapsamında, çocukların yoksulluktan çocuk işçiliğine, eğitim sorunlarından ihmal ve istismara, madde bağımlılığından dijital bağımlılığa kadar birçok sorunla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu Bileşenleri :

    1-Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) Antalya Şubesi
    2- Antalya Tabip Odası
    3- Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Antalya Şubesi
    4-Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şubesi
    5- Sağlık Emekçileri Sendikası SES
    6-Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi
    7- Türk Psikologlar Derneği Antalya Şubesi
    8-Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Antalya Şubesi
    9- Akdeniz Kadın Çalışmalarını Destekleme Derneği
    10- Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı Antalya Şubesi (ZİÇEV) 11-Antalya Down Sendromluları ve Engelliler Derneği
    12-Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM) 13-Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı (ANTÇEV)
    14-ODTÜ Mezunlar Derneği Antalya Şubesi
    15-Akdeniz Aile Sağlığı ve Eğitimi Derneği (ASED)
    16-Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği Antalya Şubesi
    17-Akdeniz Reklamcılar Derneği
    18- Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
    19- Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi
    20-Antalya Barosu
    21-Yardım Gönüllüleri Eğitim ve Proje Derneği
    22-ANKA Kadın Girişim ve İşletme Kooperatifi
    23-Bülent ŞIK Gıda Mühendisi Akademisyen
    24- Ayşe Günbey Şerifoğlu
    25-Berna Evren
    26- Av. Eylem Ülgen
    27- Gül Şaldıran 28- Gülsen Aras
    29- Meltem Vural
    30- Av. Mine Demirezen
    31- Dr. Müberra Öztürk Kılıç
    32- Özlem Ezgin Altunok
    33-Taylan Özgür Tufan

     

  • Veli-Der’den çağrı: Ücretsiz okul yemeği için ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’na katılın VİDEO

    Veli-Der’den çağrı: Ücretsiz okul yemeği için ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’na katılın VİDEO

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği(Veli-Der), çocukların açlıkla baş başa bırakıldığını vurgulayarak, “Türkiye okul yemeği koalisyonu”nu oluşturduklarını açıkladı. Veli-Der Genel Merkez Yönetiminden Aysun Kaya, ücretsiz okul yemeği için herkesi okul yemeği koalisyonunda seslerine ses katmaya çağırdı. Öğrenci Veli Derneği ayrıca okullardaki ÇEDES uygulamalarına da son verilmesini istedi. 

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Kartal Meydanı Atatürk Anıtı önünde “Türkiye okul yemeği koalisyonunu oluşturuyoruz” diyerek açıklama yaptı.

    Açıklamaya Veliler, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Birleşik Emekliler Sendikası, Kent Konseyi, Eğitim Sen ve Tüm Emekliler Sendikası katıldı.

    Açıklamayı Veli-Der Genel Merkez Yönetiminden Aysun Kaya okudu.

    “OKUL YEMEĞİ KOALİSYONUNDA SESİMİZE SES OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Kaya, çocukların açlıkla baş başa bırakıldığını belirterek, “Yetersiz beslenme, çocuğun okul için hazır bulunuşunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkiliyor. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul yemeği. Bugün Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın eşit, parasız, laik, kamusal eğitim hakkı için tarihi bir çağrı yapıyoruz. Tüm okul velilerini, demokratik kitle örgütlerini çocuklarımızın geleceğine sahip çıkan herkesi Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’na çağırıyoruz. Kitlesel okul terklerinin durması, yoksulluktan kaynaklı çocuklarımızın çocuk yaşta çocuk işçiliği yapmak zorunda bırakılmaması, yetersiz beslenme, gelişim yetersizliği, sağlık sorunlarıyla baş başa bırakılmaması için herkesi Türkiye Okul Yemeği Koalisyonun da sesimize ses olmaya çağırıyoruz” dedi.

    “MESEM UYGULAMASINA SON VERİLMELİ”

    Aysun Kaya, ‘4 gün iş, bir gün okul’ sloganıyla patronlara ucuz iş gücü kaynağı olarak sunulan meslek lisesi öğrencilerinin Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) can güvenliği olmadan çalıştırıldığına ve okullardan koparıldığına dikkat çekerek, öğrencilerin salgın, deprem ve artan yoksulluktan kaynaklı akın akın okullarını bırakmak zorunda kaldıklarını dile getirdi.

    Kaya şunları kaydetti:

    “Yapılan son yönetmelik değişiklikleri ile de devamsız olan öğrencilerin MESEM’lere yönlendirilmesi düzenlenmiş, mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocukların okula kayıtları sosyal devletin sorumluluğundan çıkarılıp ailelerine bırakılmıştır. Yapılan bu yönetmelik değişiklikleri ile ve yoksulluğun, zamların artışı ile birlikte başta okul yemeği olmak üzere gerekli önlemler alınmazsa okul terkleri daha da büyük boyutlara ulaşacaktır. Okul yemeği okul öncesinden itibaren her kademe ve tüm okul türlerinde acilen yaşama geçirilmelidir. İhtiyacı olan tüm öğrencilere eğitim desteği sağlanmalıdır. MESEM uygulamasına son verilmeli, çocukların okullarına dönüşü sağlanmalıdır.

    “ÇEDES VE TÜM PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİDİR”

    Laik, bilimsel olmayan eğitimin kamusal olmasından da söz edemeyiz. ÇEDES ve imzalanan onlarca protokol, iş birliği ile STK adı altında çeşitli yapılar, kişiler okullarımızda ideolojik çalışma yürütmekte, öğretmenlik mesleği hedef alınmakta ve çocuklarımızın eğitim hakkı ihlal edilmektedir. Yıllardır imzalanan protokollerin devamında ÇEDES ile bu yapılar ve kişilerin yürüttükleri faaliyetler 81 ilde tüm okullarda yaygınlaştırılarak kalıcı ve sürekli hale getirilmiştir. ÇEDES ve tüm protokoller iptal edilmelidir.”

    “ÖNLEM ALINMAZSA DEPREM BÖLGESİNDEKİ ÖĞRENCİLER İÇİN OKUL TERKLERİ EN BÜYÜK RİSK OLACAKTIR”

    Deprem bölgesinde 4 milyonu aşkın okul çağındaki öğrencinin depremden olumsuz etkilendiğini söyleyen Kaya, “Deprem bölgesindeki çocuklar yoksulluğu diğer illerden daha da yoğun yaşamaktadır. Gerekli önlemler alınmazsa deprem bölgesindeki öğrenciler için okul terkleri en büyük risk olacaktır” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Depremler nedeniyle birçok okul yıkıldı veya hasar aldı. Son açıklamalara göre, deprem bölgesinde 936 okul kullanılamaz hâle gelirken bu sayı derslikler için 11 bin 738’dir. Depremin eğitim ortamlarına etkisinin en güçlü olduğu il gerek oransal gerekse sayısal olarak Hatay oldu. Hatay’da neredeyse iki derslikten biri, dersliklerin yüzde 45,4’ü kullanılamaz hâle geldi. MEB 11 bin 738 dersliğin yeniden yapımı için planlama yapıldığını söyledi. Ancak, bu çalışmaların hangi aşamada olduğuna ilişkin kamuoyu ile paylaşılan bir bilgi yok. Okul sayısı yetersizliğinden kaynaklı çocukların okula ulaşımı aileler için ciddi bir maddi yük haline gelmiştir.”

    TALEPLER

    Açıklamada depremle alakalı talepler ise şöyle sıralandı:

    “*İhtiyacı olan tüm öğrencilere burs desteği verilmeli.

    *Okullara ulaşım için ücretsiz servis sağlanmalı.

    *Başta nüfusun yoğunlaştığı yerleşim yerlerinde, kırsal alanlarda eğitim ortamları sağlanmalı.

    *Her okula en az bir psikolojik danışman ve rehber öğretmen atamasının yapılmalı.

    *Yıkılan, hasarlı okulların, dersliklerin inşasının tamamlanmalı.

    *Kaynak, internet, elektrik alt yapı sorunlarının çözülmelidir.

    *Deprem ülke geneli açısından büyük bir tehlikedir. Deprem güvenliği için okullara yeterli bütçe, kaynak ayrılmalı.

    -MEB il il, ilçe ilçe, okul okul okulların deprem güvenliği ile ilgili okul, ilçe, il web sitelerinde gerekli açıklamaları, bilgilendirmeleri yapmalı, tüm okulların deprem güvenliği sağlanmalıdır.”

    “MÜCADELE ETMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açıklamada, “Hiçbir veli, hiçbir çocuğumuz yaşadığı sorunlarda kendini yalnız hissetmesin. Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın yaşadığı sorunlara çözüm olmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bizim çabamız, mücadelemiz çocuklarımıza hayalleri kadar büyük bir gelecek yaratma mücadelesidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Öğrenci Veli Derneği, ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’ oluşturuyor

    Öğrenci Veli Derneği, ‘Türkiye okul yemeği koalisyonu’ oluşturuyor

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), 19 Ocak’ta Kartal Meydanı Atatürk Anıtı önünde saat 13.00’te “Türkiye okul yemeği koalisyonunu oluşturuyoruz” diyerek açıklama yapacak.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), “Türkiye okul yemeği koalisyonu“nu oluşturduklarını duyurdu.

    Veli-Der, “Çocuklarımıza sağlıklı ve besleyici ücretsiz okul yemeği dağıtılmasını talep ediyoruz. Tüm velileri, meslek odalarını ve dernekleri koalisyona katılmaya davet ediyoruz.”

    Bu kapsamda 19 Ocak’ta Kartal Meydanı Atatürk Anıtı önünde saat 13.00’te “Türkiye okul yemeği koalisyonunu oluşturuyoruz” açıklaması yapılacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara Dersimliler Derneği’nde Babuko buluşması-VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği’nde Babuko buluşması-VİDEO

    PİRHA – Ankara Dersimliler Derneği’nin yöresel yemek etkinliğine ilgi bir hayli yoğun oldu.

    Ankara Dersimliler Derneği üyeleri yöresel yemek olan ‘Babuko’ etkinliğinde buluştu. Dersimli yurttaşlar, yenilenen dernek binalarında hazırladıkları yemekleri el birliği ile pişirip sunuma hazırladı.

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran, programa yoğun ilgiden ötürü memnuniyetini belirterek “Kalabalık olmamız gerçekten mutluluk verici. Mart ayında ise geniş kapsamlı bir buluşma gecesi yapacağız. Geçen yıl bahar aylarında yapmaya niyetliydik ancak pandemi sebebiyle erteledik. Mart ayında yapacağımız bu dayanışma gecemize hepinizi bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • PSAKD’den öğrencilere çağrı: İhtiyacınız için şubelere başvurabilirsiniz

    PSAKD’den öğrencilere çağrı: İhtiyacınız için şubelere başvurabilirsiniz

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, öğrencilere çağrıda bulunarak, her türlü ihtiyaç için genel merkeze ya da şubelere başvuruda bulunmaları istendi. 

    Özellikle son zamanlarda öğrencilerin ceplerinde para bulunmadığı için intihar ettikleri basına yansımıştı. Buna dair Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (PSAKD) yazılı açıklama yaparak öğrencilere çağrıda bulundu. Her türlü ihtiyaçlar için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’ne, şubelerine ve cemevlerine başvurabilecekleri kaydedilen açıklamada, “Bir tas aşımız varsa sizlerle paylaşırız” denildi.

    Ders çalışmak isteyenlerin ise derneğe bağlı mekanları kullanabilecekleri belirtilen açıklamada, kalacak yer veya başka ihtiyaçlar için yönlendirme yapacaklarına dikkat çekildi.

    Açıklamada, “Gücümüz yettiğince ve elimizden geldiğince sizlere yardımcı olmaya çalışırız. Milliyetiniz, dininiz, inancınız, kimliğiniz, düşünceniz ne olursa olsun rahatlıkla yanımıza gelebilirsiniz. Alevi, Sünni, Müslüman, Hristiyan, Türk, Kürt, Ermeni, Arap ve başka hangi kimlikten olursanız olun bizim için fark etmez. Derdinizi paylaşacak birilerini ararsanız gönlümüz size açıktır” denildi.

    Öte yandan İzmir Bergama Cemevi de kapılarını barınma ve yemek sorunu yaşayan öğrencilere açtı. Cemevinden yapılan duyuruda,  “Barınma ve yemek sorunu yaşayan tüm öğrencilere kapımız sonuna kadar açıktır” ifadesi kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Üniversitesi’nde boykot hazırlığı

    İstanbul Üniversitesi’nde boykot hazırlığı

    İstanbul Üniversitesi öğrencileri, indirimli yemek haklarının 3 öğünden 1 öğüne düşürülmesine karşı ayakta. Öğrenciler, şimdiden okulun ikinci dönemi için boykot hazırlıklarına başladı. 

    İstanbul Üniversitesi yönetimi, 31 Aralık itibariyle kahvaltı dağıtımını kaldırıp, öğrencilerin indirimli yemek hakkını da 3 öğünden 1 öğüne düşürme kararı aldı. Öğrenciler daha önce 3 öğünü de indirimli olarak 3,5 TL’ye alırken, kararla sadece bir öğünü bu fiyattan alabilecek. Öğrenciler, eğer ikinci bir öğün yemek isterse, bu yemek için 18,50 TL ödemek zorunda.

    Kararın alınmasıyla bu tarihten sonra üniversite öğrencileri her gün üniversitenin Beyazıt Meydanı’nda bulunan ana kapısında toplanıp durumu protesto ediyor. İstanbul Üniversitesi ve destek için diğer üniversitelerden gelen öğrenciler, ikinci dönem için boykot ve dayanışma çağrısı yaptı.

    BOYKOT ÇAĞRISI

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Başak Yeşilot, “Yemekhane zamlarından dolayı protesto eylemi gerçekleştirmiştik, eyleme saldırı oldu. Dilekçe vermek istedik ama üniversite öğrencilerini kendi üniversitesine almayan bir rektör ile karşılaştık. Hem zammın geri çekilmesi için hem de bu kararı destekleyenleri teşhir etmek için direniş gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Okulun ara tatile girdiğini belirten Yeşilot, “İkinci dönem için boykot çağrısı yapıyoruz ve bütün öğrencileri dayanışmaya çağırıyoruz” diye belirtti.

    “ÖĞRENCİLER TEPKİ GÖSTERMELİ”

    Dilekçe haklarının ellerinden alınmak istendiğini söyleyen Hukuk Fakültesi öğrencisi Mete Rıza Nemlioğlu da, protestoların yayılmasıyla yakın zamanda alınan kararla üniversite kampüsü dışında kalan öğrencilerin dilekçe vermesinin engellendiğini belirtti. İçeride olan arkadaşlarıyla birlikte 241 dilekçe teslim ettiklerini aktaran Nemlioğlu, “Öğrenci olarak amacımız burayı kitleselleştirmek, toplumsallaştırmaktır. İstanbul Üniversitesi’ne yapılmış bu haksızlığın, sadece İstanbul Üniversitesi’ne değil, daha önce de başka üniversitelerde yapıldığını ve ileride de yapılabileceğini anlatmalıyız. Öğrenciler buna karşı bir tepki göstermeli” diye konuştu.

    “MEŞRULUĞUMUZ ORTADAN KALDIRILDI”

    Edebiyat Fakültesi öğrencisi Mert Karatağ ise, zor şartlarda ayakta kalan öğrencilerin yemek hakkına getirilen zamma ilişkin şunları söyledi: “Pazartesi gününden beri Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı 3 öğünlük yemek hakkımızı gasp etmeye çalışıyor. Öğrencilerin bir araya gelme durumu olunca fakülteler arası girişi engellemeye çalıştılar. Rektör öğrencilerin okula tedbir amaçlı olarak girişinin engellendiğini söyledi. Dilekçe hakkımızı kullanmak için toplandığımızda ana kapıdan içeriye alınmadık, kapılara zincir vurdular. Güvenlik tedbirini gerekçe göstererek öğrencilerin hem dilekçe hakkını engellemek, hem de yemekhane meşruluğunu ortadan kaldırmak istediler.”

    “DAYANIŞMA ÇÖZÜYOR”

    İstanbul Üniversitesi öğrencilerine destek olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencisi Gökçe Şentürk de, Türkiye’de en basit hak arama mücadelesine dahi nasıl saldırıldığını bariz biçimde gördüklerini kaydetti.

    Bunun sadece öğrencilere dair bir sorun olmadığını, ülkedeki ekonomik krizin yansıması olduğunu dile getiren Şentürk, “Öğrencilerin ve emekçilerin dayanışmasıyla bir çıkar yol bulabileceğimizin en güzel örneklerinden birisidir. Biz bunları ODTÜ’de ve daha birçok üniversitede yaşadık. Ama her seferinden bir kazanım sağlıyorsak ya da kamuoyu bu sahipleniyorsa bunun arkasında bir neden vardı. O neden de şu; insanlar bunu sahiplendikçe, başka yerlerde sesi duyuruldukça, geri adım atmak zorunda kalıyorlar. Meseleyi dayanışma, örgütlülük ve birleşme çözüyor” ifadelerini kullandı.

     

  • O din öğretmenine sert tepki: Ruhun cenabet ise abdestin muhabbeti olmaz

    O din öğretmenine sert tepki: Ruhun cenabet ise abdestin muhabbeti olmaz

    PİRHA- İstanbul’da Arnavutköy ilçesinde bulunan bir ortaokulda zorunlu din dersinde öğretmenin “Alevilerin yaptığı yemek yenmez” şeklindeki sözlerine Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat Dede tepki gösterdi. Fırat, “Ruhun cenabet ise abdestin muhabbeti olmaz ‘öğretmen’” dedi. 

    İstanbul’da Arnavutköy ilçesinde bulunan bir ortaokulda zorunlu din dersinde Muharrem ayında Alevilerin oruç tuttuğundan bahseden öğretmenin “Alevilerin yaptığı yemek yenmez” diye konuşması Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı.

    Din dersi öğretmenine bir tepki de İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat’tan tepki geldi.

    Fırat, “Ruhun cenabet ise abdestin muhabbeti olmaz ‘öğretmen’” dedi.

    “KAPIMIZ SİZİN GİBİLERE DE AÇIK”

    “İçinde bulunduğumuz çağ, bilim ve teknoloji çağı. Bilimde, sanatta, kültür ve tüm sosyal alanlarda çağdaş ülkelerle belli paydalarda buluşmamız gerekiyor ancak kutsal ve tartışılmaz kuvvetin arkasına sığınmış ortaçağ karanlığının yasaklı zihniyetine sahip kişiler inancımızın aydınlık yönünden korkarlar ve iftiralarla çocuklarımızın beynini zehirlerler kardeşi kardeşe düşman ederler” diyen Fırat şöyle devam etti:

    “Ya insan bir düşünmez mi? Nefret ettiğiniz, lanet yağdırdığınız farklı dinlerdeki ülkelerin ürettiği yiyecek ve içeceği çantanızdan, sofranızdan afiyetle yersiniz ama aynı havayı ve toprağı paylaştıkları Alevilerden nefret edersiniz. Hocam gelin Alevilerin cemevlerinde aş evi var, lokmaları da. Ayrımsız herkese kapımız sizin gibilere de açık.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alibeyköy Cemevi ve Karadolap Spor Kulübü Taksim’de evsizlere yemek dağıttı

    Alibeyköy Cemevi ve Karadolap Spor Kulübü Taksim’de evsizlere yemek dağıttı

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi ve Karadolap Spor Kulübü Muarrem orucunun son günü İstanbul Taksim’de evsizlere yemek dağıttı. 

    İstanbul’da 10 bine yakın evsizin olduğu tahmin ediliyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi ve Karadolap Spor Kulübü de İstanbul Taksim’de evsizlere yemek dağıttı. Muarrem orucunun son günü gençlerin dağıttığı yemeğe ilgi yoğundu.

    Pir Sultan Abdal Alibeyköy Cemevi Gençlik Kolları’ndan Dilek Güneş, yaptığı paylaşımda, “Bizler her zaman paylaşmaktan, birlikten, eşitlikten yana olduk. Orucun son gününde lokmalarımızı asıl ihtiyaç sahipleri ile paylaşmak için çorbada tuzumuz olsun istedik” ifadelerini kullandı.

    Karadalolap Spor Kulübü Başkanı Çayan Dursun da, “Gerçek ihtiyaç sahiplerine, yani Taksim’deki evsizlere bir kap sıcak yemekle dokunmaya çalıştık… Çözümün bir kap yemekle ya da bir akşamla olmayacağını biliyoruz… Çözüm kapitalizmin tarihin çöplüğüne atılmasıyla olacak… Ama yine de o yüreklere dokunmak önemliydi” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • 16 yıldır Kıbrısta yaşayan Hatice Gök: Kadınlar hayatın her alanında üretmeli- VİDEO

    16 yıldır Kıbrısta yaşayan Hatice Gök: Kadınlar hayatın her alanında üretmeli- VİDEO

    PİRHA – Maraş’ın Elbistan ilçesinde dünyaya gelen 40 yaşındaki Hatice Gök 2001 yılında evlenerek Kıbrıs’a yerleşmiş. Ekonomik olarak geçimin zor olmasından kaynaklı ve eşine yardımcı olmak için evde tereyağı yapıp sattığını, el işiyle yaptığı bileklik gibi takılarla, kimi zaman da pazarda gözleme yaparak ailesine yardımcı olup çocuklarını okuttuğunu söylüyor Hatice Gök. Ve ekliyor: Kadınlar hayatın her alanında üretiyor. Pazarda gözleme yaparak, el işi yaparak ve tereyağı yaparak aileme destek olmaya çalışıyorum.

    Haberin Videosu

    Maraş Elbistanlı olan 40 yaşındaki Hatice Gök, 16 yıldır Kıbrıs’ta yaşıyor. Kıbrıs’ta çalışma hayatının olduğunu söyleyen Gök, 10 yıla yakın bir süre çocuklarını büyüttüğü için çalışmadığını ifade etti. Evde olduğu süreçlerde boş kalmadığını söyleyen Gök, hem çocuklarını büyütüp hem de eşine yardımcı olmak için yaptığı işleri şöyle anlatıyor:

    “10 yıla yakın zaman çalışmadım. Çalışmadığım süre içinde el işleri yapmaya başladım. Boncuk ve dantel yaptım. Tereyağı yapıp satıyordum. Hala devam ediyorum tereyağı satmaya. Pazara çıkıp börek ve gözleme yapıp satıyorum. Bir şekilde geçinmeye çalışıyoruz” dedi.

    “KIBRIS’TA HAYAT ÇOK PAHALI”

    “Kıbrıs’ta çalışma hayatı olmayınca olmuyor” diyen Gök, “Tek kişinin çalışmasıyla geçim zor oluyor. İki kişi çalışmak zorunda, çünkü burada hayat çok pahalı” dedi.

    Evde kaldığı zamanlarda komşuyla muhabbet etmek gibi bir şansının olmadığını söyleyen Hatice Gök, “Çünkü çevredekilerin çoğu Kıbrıslı. Türkiyeliler var ama uzak her zaman gidip gelemiyoruz” dedi.

    “KIBRIS PSAKD’YE KATILDIKTAN SONRA SOSYALLEŞTİM”

    Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne gittiğini söyleyen Hatice Gök, dernekte yaptığı etkinlikleri şöyle anlatıyor:

    “Dernekte geçen senelerde etkinlikler yapardık.  Çay partileri, sinema geceleri yapardık. Çocuklara eğlence olsun diye mısır patlatırdık, kuru yemiş getirirdik.  Çok güzel zamanlar geçirirdik. Tabi her hafta olmuyordu bu etkinlikler, on günde bir, ayda bir oluyordu” dedi.

    Kıbrıs PSAKD’ye katıldıktan sonra daha sosyalleştiğini belirten Gök, Kıbrıs’ta imkanların kısıtlı olduğunu vurgulayarak, “Burada cemevimiz yok. Cemevine ihtiyacımız var. Dernekte Aşure günlerimiz oluyor. Hıdırellezi kutluyoruz. Kalo Gağan’da ben erkek kılığına girdim. Biraz para topladık. Topladıklarımızı alıp derneğe geldik. Davul zurna çalındı güzel şeyler yaşıyoruz ama devamı gelmiyor. İnsanlarımız biraz duyarsız, birliğimiz beraberliğimiz yok” dedi.

    “İNANCIMIZI RAHATLIKLA YAŞAYABİLİYORUZ”

    Kıbrıs’ta inancını rahatlıkla yaşadığını söyleyen Gök, “Herhangi bir kısıtlamamız yok. Yaptığımız cemde güvenliğimizi sağlayacak ya da bize işkence yapacak ya da Türkiye’de ki gibi dağıtıp, coplayacak bir polisimiz yok. Etkinliklerde de polis karışmaz sadece uzaktan izler bizi “diye konuştu.

    Hatice Gök bir yıldır yeni başladığı lokantada elinin lezzetiyle yemek yapmaya başlamış. Bu işe ise elinin lezzetine güvendiği için başladığını söylüyor. İş için geldiğinde patronla konuşup anlaştığını ve ertesi gün geldiğinde ise tencereyi alıp yemek yapmaya başladığını söylüyor Hatice Gök…

    Gök, “Şu anda gelen müşterilerim çok memnun. Bu iş yerinin temizliği, yemeği, kasası her şeyi benim elimde. Arkadaşımla beraber çalışıyoruz hiçbir sorunumuz yok” diyor.

    Kadınların hayatın her alanında üretiğini söyleyerek, yemek yapmanın yanı sıra ek iş olarak hala el işi yapmaya da devam ettiğini belirtiyor Hatice Gök, “Ek iş yapıyorum, el işi yapıyorum, pazara çıkıyorum. Kendi emeğim, kendim yapıyorum, kendi harçlığımı kazanıyorum. En azından  elimi eşimin önüne açmıyorum, kendi elimde harçlığım oluyor, çocuklarıma harçlıklarını veriyorum. Bu beni daha çok mutlu ediyor ve daha çok bağlanıyorum işime” diye konuştu.

    Pazara da çıktığını belirten Hatice Gök, “Kadınlar yaptığım gözlemelerime bayılıyor. Öğrenciler de çok beğeniyorlar. Bir hafta pazara gitmediğimde de arıyorlar. Pazardaki yerin sahibi Tuğçe Hanım’ı aradığımda yer için “tamam abla yerin hazır” diyor. İlk olarak da  gözlemelerimi o yer ve çok beğenir” dedi.

    Masaya koyduğu takıları, bileklikleri ise evde boş zamanlarında örüyor Gök. Ördüklerini tığ ile dondurma kalıbıyla ve örgüyü örerek yapıyor.  Örgülerini ise üniversiteli kız öğrencilerin aldığını söyleyen Hatice Gök, “Ev işlerimi yapıyorum, çocuklarımın derslerini bitirdikten sonra boş zamanlarda bunları yapıyorum. Sağlığım olduğu sürece üretmeye devam edeceğim” dedi.

    Kadınlara çağrıda bulunan Gök, “Kadınlar evde oturmasın kimseye el açmasın kendileri üretsin, kendi harçlığını kendi kazansın” diyor.

    Semra ACAR- KIBRIS