Etiket: yemen

  • Yemen açıklarında mülteci teknesi battı: En az 300 kişi öldü

    Yemen açıklarında mülteci teknesi battı: En az 300 kişi öldü

    Birleşmiş Milletler, Yemen açıklarında bir mülteci teknesinin alabora olduğunu ve en az 300 mültecinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Birleşmiş Miletler (BM), Yemen açıklarında bir mülteci teknesinin alabora olduğunu ve en az 300 mültecinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

    Uzun yıllardır iç savaşın sürdüğü Yemen, başta Suudi Arabistan’a gitmek isteyenler olmak üzere düzensiz yollarla çeşitli ülkelere ulaşmak isteyen Afrikalı mültecilerin geçiş güzergahında yer alıyor. Uluslararası verilere göre Yemen’e yılda 80 ila 100 bin mülteci ulaşıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • 2018 yılında 12 bin çocuk savaşlarda öldü ya da yaralandı

    2018 yılında 12 bin çocuk savaşlarda öldü ya da yaralandı

    Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, 2018, silahlı çatışmaların çocukları etkilediği en kötü yıl olarak tarihe geçti.

    Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre 2018 yılı boyunca, 12 bin çocuk silahlı çatışmalar sonucu öldü ya da yaralandı.

    Genel Sekreter Antonio Guterres, çocuklara karşı benzeri görülmemiş ihlaller karşısında dehşete düştüğünü söyledi. Çocuk ölümleri en çok Afganistan, Filistin, Suriye ve Yemen’de görüldü. BM’ye göre, çocuklara karşı işlenen suçlar cinsel istismar, okul ve hastane saldırıları gibi saldırıları da içerdiğinde, sayı 24 bine ulaşıyor. 2005’den bu yana hazırlanan raporlarda, 2018 senesi çocuk ölüm ve yaralanmalarının en fazla olduğu yıl olarak tarihe geçti.

    2018 yılında, Afganistan’da 3 bin 62 çocuk hayatını kaybederken, bu sayı ülkede ölen insan sayısının, yüzde 28’ini çocukların oluşturduğu anlamına geliyor. 2’nci sırada bin 854 çocuk ölümüyle Suriye gelirken, üçüncü sırada bin 689 çocuk ölümüyle Yemen yer alıyor. İsrail-Filistin çatışmalarında, 59 Filistinli çocuk hayatını kaybederken, 2 bin 756 çocuk ise yaralandı.

    BM Genel Sekreteri Guterres, İsrail-Filistin gerginliğinde ölen ve yaralanan çocukların sayısındaki artış için kaygılı olduğunu dile getirirken, İsrail’e bir an önce aşrı güç kullanımını azaltma çağrısı yaptı.

  • Yemenden arta kalan bir hikaye: Fuzûlîler-VİDEO

    Yemenden arta kalan bir hikaye: Fuzûlîler-VİDEO

    PİRHA- 1914 yılında Yemen’e gönderilenlerden ardından kalanların hikayesi olan Fuzûlîler’de, yaşama mücadelesiyle birlikte hastalıktan dolayı yaşanan büyük bir kırım anlatıyor. Ayrıca yazar kitapta artık neredeyse kullanılmayan bazı Kırmancki ve Kurmanci terimlerde kullanılarak bunların güncellenmesini de sağlamış. 

    Yazar Çetin Akgül’ün Artikel Yayıncılık’tan çıkan Fuzûlîler öykü kitabı okuyucu ile buluştu. Kitapta 1914 yılında Yemen’e gönderilenlerin ardından Varto’da kalanların hayatları kaleme alındı.

    Hikayedeki kahramanın torunu da olan Yazar Çetin Akgül, Fuzûlîler’de biraz da kendi geçmişine doğru bir yolculuğa çıkartıyor okuyucularını. Yüzyıllar boyu süren yaşamlar bir şekilde türküler, ağıtlar ve yazılı kaynaklar ile günümüze aktarılıyor. Varto Taşçı Köyü’nden olan Çetin Akgül de küçükken büyüklerinden dinlediği dedesinin hikayesini bizlere aktarıyor.

    Akgül’ün Fuzûlîler öykü kitabını tamamlaması altı yılını almış. Öyküyü babasından, köyün ileri gelenlerinden ve aile büyüklerinden dinleyerek yazan Çetin Akgül, 1914 yılında Yemen cephesine gönderilenlerin ardından kalan kadınların, yaşlıların ve çocukların yaşamını konu alıyor. Yoksulluktan hastalıktan ölen yüzlerce insan ile hayatta kalma mücadelesi verenler…

    Kitabı nasıl ortaya çıkardığını PİRHA’ya anlatan Yazar Çetin Akgül, küçükken hep Memedi Hece’den ve Guzan’ından çokça bahsedildiğini ve toplumda daha çok alay edildiğini söyledi. Akgül, büyüdükçe olayın büyük bir dram olduğunu ve toplum açısından ders alınması gerektiğini düşünerek öyküyü yazmaya karar verdi.

    Akgül, altı yıl boyunca öykünün parçalarını birleştirerek Memedi Hece’nin yaşantısını Fuzûlîler çatısı altında topladığını belirtti.

    Fuzûlîleri oluştururken sosyal yaşantıya değindiklerini belirten Akgül, “Toplumunun kalabalık oluşundan ferdileşmesine doğru gidiyoruz. Burada gittikçe kendi ruhumuza doğru sürükleniyorsunuz ve aslında kendinizle buluşuyorsunuz” diye konuştu.

    “BİZİ FUZÛLÎ GÖRDÜLER”

    Öykünün adına Fuzûlîler demesinin nedenini ise şöyle açıklıyor Çetin Akgül:

    “Orada Fuzûlî dememizin nedeni şu: Başka toplumlar başka insanlar sizi tanımıyor, hiçsiniz, fazlalıksınız bu topraklar için. Dolayısıyla ben istediğim her şeyi sizin üstünüzden hayata geçirebilirim. Yoksul toplumlar büyük güçlerin gözünde bir denektir aslında. O zamanlarda yoksul toplumlardan başlamışlardır. Yani silahlarını yoksul toplumlardan, şerlerini yoksul toplumlardan, hükümdarlıklarını yoksul toplumlardan onlara baskı yaparak uygulamışlardır. Dolayısıyla bizi Fuzûlî gördüler o sebeple Fuzûlîler adını koyduk.”

    “ALEVİLİK ŞERİFE KADIN ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLÜYOR”

    Öykünün kahramanı Şerife kadın üzerinden Aleviliğin yürütüldüğünü kaydeden Akgül, Şerife kadının Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan ilk kadın muhtar olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Şerife kadın o köylüdür. Öyküde de Alevilik Şerife kadın üzerinden yürümüştür. Şerife kadın küçük yaşta amcası ile Diyarbakır’a götürülür ve orada okula gönderilir. Şerife kadın okulda yedi dil öğrenir ve 20 yaşlarda köyüne geri döner. Şerife kadının 1. Dünya savaşında kocası köye muhtar seçilir. Ama eşi yani dedem bir şey bilmediği için her şeyi Şerife kadın yapar. Şerife kadın yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önceki bu toplumlarda yaşayan ilk kadın muhtardır.

    Şerife Varto’nun kutsal tepesi vardır Goşkar Baba. Şerife de Çaylar’dan Karlıova tarafından Taşçı Köyü’ne gelmek isterken Goşkar Babaya bakar, dua eder ve gözlerinden yaş akar. Orada diğer olay kahramanımız derki bir Rus askeri; biz ne zaman bu köye girmek istersek ha iyi niyetle ha kötü niyetle bu köyün etrafında beyaz elbiseli silahlı adamlar görülüyor ve biz korkuyoruz bu köye girmeye.”

    “SÖZCÜKLERİN ANLAMINI BULMAK BİR BUÇUK YIL SÜRDÜ”

    Akgül, Fuzüliler öykü kitabını yazarken Şerife kadını babasından, Memed Ali’yi oğlu İlhan’dan ve sosyal yapıyı da köyde yaşayanlardan öğrendiklerini kaydetti.

    Öykünün kurgusunu altı yılda kafasında oluşturduğunu kaydeden Çetin Akgül, öyküde kullandığı Kırmançki ve Kurmanaçki sözcüklerinin anlamını bulmak için bir buçuk yıl uğraşmış.

    Kitapta 80 tane Kurmanci ve Kırmancki terim kullandığını ve o terimlerin şu anda günlük yaşamda kullanılmadığına dikkat çekerek, o terimlerin güncellenmesi için özellikle vurgu yaptığının altını çizdi.

    Öykü kitabıyla ilgili güzel tepkiler aldığını kaydeden Çetin Akgül, öyküyü sinema filmi yapmak isteyen yönetmenlerin de olduğunu belirtti.

    PİRHA/İZMİR