Etiket: yeni anayasa

  • Mat: Alevilere yeni anayasa ‘daveti’ samimiyetten uzak ve göstermelik

    Mat: Alevilere yeni anayasa ‘daveti’ samimiyetten uzak ve göstermelik

    PİRHA- AKP’nin yeni anayasa çalışmaları kapsamında Alevi bilim insanlarını davet ettiğini kamuoyundan öğrendiklerini belirten AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Demokrasiye ve hukuk devletine gerçek anlamda bağlılık gösterilmeden atılacak her adım, meşruiyetten yoksun kalmaya mahkûmdur. Aksi takdirde anayasa adı altında yürütülen bu tartışmalarda biz yokuz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, anayasa tartışmaları üzerine sosyal medya hesabı üzerinden bir yazı paylaştı.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN TEMEL TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNDİ”

    AKP’nin yeni anayasa çalışmaları kapsamında Alevi bilim insanlarını davet ettiğini kamuoyundan öğrendiklerini belirten Mat, “Bu çağrı, 2009–2010 yıllarında gerçekleştirilen Alevi Çalıştayları’nı hatırlatıyor. O dönem de benzer bir diyalog zemini oluşturulmuş, ancak sonuçlar açısından Alevi toplumunun temel talepleri görmezden gelinmişti” dedi.

    “DEVLET, ‘VERİLENLE YETİNİN’ DEDİ”

    Yapılan çalıştaylarda Alevilerin dile getirdiği taleplerin hiçbirinin hayata geçirilmediğini hatırlatan Hüseyin Mat, Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi, Alevi katliamlarıyla devletin yüzleşmesi, Alevi dergahlarının Alevilere iade edilmesi, Alevi taleplerinin anayasal güvence altına alınması. Bu talepler karşısında devletin tavrı netti: ‘Verilenle yetinin’” diye kaydetti.

    “SAMİMİYET YOK, DÜRÜSTLÜKTEN ESER YOK”

    Yeni bir anayasa tartışmasının samimiyetine inanmanın mümkün olmadığını belirten Hüseyin Mat, şu ifadeleri kullandı:

    “Yaklaşık 15 yıl sonra, yine Alevi akademisyenleri davet ederek yeni anayasa meselesini konuşmak istediklerini bildiriyorlar. Bu tabloya bakınca, insanın gülmemesi elde değil.
    Çünkü bu çağrıyı yapan iktidar; Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan, adalet sisteminin tarafsızlığına gölge düşüren, yargının, yürütmenin vesayeti altına alındığı bir düzenin mimarıdır.

    Bugün Türkiye’de toplumun büyük bir kesimi, yargının en az güven duyulan kurumların başında geldiğini düşünüyor. Bu koşullar altında, yeni bir anayasa tartışmasının samimiyetine inanmak mümkün değildir. Samimiyet yok. İnandırıcılık hiç yok. Dürüstlükten eser yok. Alevilerle ne konuşulacak? Alevi toplumu ve kurumları yıllardır demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir sivil anayasa talebinde bulunmaktadır. Bu talepler defalarca dile getirilmiş, yazılı metinlerle ve on binlerce imzayla karar alıcılara sunulmuştur.”

    “ERDOĞAN’IN YENİDEN CUMHURBAŞKANI OLMASININ ÖNÜNÜ AÇMAYA YÖNELİK HERHANGİ BİR ADIMA DESTEK VERMEYİZ”

    “Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmasının önünü açmaya yönelik herhangi bir adıma ne destek veririz ne de bu tür bir çabanın parçası oluruz” diyen Hüseyin Mat, şunları ekledi:

    “Önce mevcut anayasaya uyun, AİHM kararlarını uygulayın, adaletin terazisini doğru tutun, hukuku siyasetin gölgesinden kurtarın. Ve en önemlisi, Cemevlerini ibadethane olarak kabul ettiğinizi açıkça ilan edin. Bu koşullar sağlanmadığı sürece yapılan bu tür ‘davetler’, samimiyetten uzak ve sadece göstermelik girişimler olarak kalacaktır.s

    Demokrasiye ve hukuk devletine gerçek anlamda bağlılık gösterilmeden atılacak her adım, meşruiyetten yoksun kalmaya mahkûmdur. Aksi takdirde anayasa adı altında yürütülen bu tartışmalarda biz yokuz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yeni sürece dair halk ne diyor?-VİDEO

    Yeni sürece dair halk ne diyor?-VİDEO

    PİRHA – PKK Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ardından başlatılan yeni süreç, toplum nezdinde nasıl yorumlanıyor; Ankara ve İstanbul’daki yurttaşlardan dinledik.

    Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla 5-7 Mayıs’ta toplanan PKK, 12. Kongresinde fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırdığını açıkladı. Bu karar ardından hükümet ve Kürt hareketi arasındaki görüşmeler de yoğunlaştı.

    Barışın sağlanabilmesi için yeni bir anayasa hazırlığının olduğunu açıklayan AKP-MHP hükümeti, sürecinin olgunlaşması adına TBMM çatısı altında bir de komisyon kurulması gerektiğini belirtti.

    ÇOĞUNLUK UMUTLU VE BARIŞTAN YANA!

    Ülkede yaşanan gelişmeler ardından halkın görüşü ne yönde; sokak röportajları ile nabız ölçtük. “Hükümet ciddi adım atarsa barış olur” görüşünün yaygın olduğu görülürken, kimi yurttaşlar ise süreci “Hükümetin bir oyunu” şeklinde yorumladı.

    “Barışın sözü bile güzel. Bizlerde çok güzel duygu uyandırdı. İktidar artık adım atmalı. Örneğin Selahattin Demirtaş gibi isimleri serbest bırakmalı” diyen yurttaşlar, yeni anayasanın eşit yurttaşlık temelinde oluşması gerektiğini vurguladı.

    Eren GÜVEN – Rozerin TEK – Buse Nehir DEMİR/PİRHA

  • Yeni Anayasa için DEM Parti’yi ziyaret eden Kurtulmuş’a 1 Mayıs yasağı hatırlatması!

    Yeni Anayasa için DEM Parti’yi ziyaret eden Kurtulmuş’a 1 Mayıs yasağı hatırlatması!

    PİRHA – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, yeni anayasa için DEM Parti Meclis Grubunu ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AKP’li Kurtulmuş’a 1 Mayıs kutlamalarındaki şiddet olaylarını, AİHM kararlarının uygulanmamasını hatırlatarak “Böyle bir zeminde anayasa yapım süreci zor olabilir” dedi.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, yeni anayasa görüşmeleri kapsamında DEM Parti Meclis Grubunu ziyaret etti. Kurtulmuş’u DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan karşıladı.

    Yapılan görüşme sonrasında taraflar, basına da açıklamada bulundu.

    “SİYASİ PARTİLERİN UZLAŞABİLECEĞİ BİR ANAYASA”

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Müzakere sonrası görüşler kamuoyuyla paylaşılacak” diyerek şunları kaydetti:

    “Salı günü başlattığımız anayasa çalışmaları çerçevesinde ikinci gün temaslarını bugün parlamentoda grubu bulunan 3 partiyle birlikte sürdürüyoruz. İlk ziyareti DEM Parti ile gerçekleştirdik. Bu sürece ilişkin görüşlerimizi, çerçeveyi kendileriyle paylaştık. Bu sürecin açık, şeffaf ve demokratik bir şekilde sürdürülmesi talebimizi kendilerine ilettik. Değerli Eş Genel Başkanlar, Grup Başkanvekilleri arkadaşlarıyla müzakere ettikten sonra bu konudaki görüşlerini kamuoyuyla da paylaşacaklar. Bizim temennimiz TBMM’de çok büyük bir çoğunlukla siyasi partilerin uzlaşabileceği bir anayasa çalışmasının ortaya konulması ve bunun da Meclis’te kabul edilmesidir. Buna ilişkin daha detaylı açıklamayı 3 partiyi ziyaretten sonra en sonunda gerçekleştireceğiz. Ben bir kez daha ilginiz için teşekkür ediyorum.”

    “AİHM KARARLARININ UYGULANMASI ÇOK ÖNEMLİDİR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise “Bu dönemde elbette bir yol temizliğine ihtiyaç var” diyerek şöyle devam etti:

    “Sayın Meclis Başkanına ziyaretlerinden dolayı sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyoruz. Evet, bizler de DEM Parti olarak bir anayasa yapım sürecine Türkiye’nin ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz. Bu konuyla ilgili çeşitli açıklamalarımız olmuştur. 12 Eylül Anayasasının dahi uygulanmadığı bir dönemden geçerken, 12 Eylül Anayasasının değişmesi ve demokratik bir Türkiye’nin inşa edilmesi konusunda adımlar atılmasıyla ilgili görüşlerimiz kamuoyunca bilinmektedir. Bu dönemde elbette bir yol temizliğine ihtiyaç var. Türkiye’de bir demokratik anayasa yapım sürecini inşa edebilmek için de mevcut olan baskı sürecinin ve antidemokratik uygulamaların ortadan kalkması, anayasa hükümlerinin ve AİHM kararlarının uygulanması bizler açısından çok önemlidir.

    Dün 1 Mayıs’ta yaşanan şiddet olaylarını olumsuz gördüğümüzün ve böyle bir zeminde anayasa yapım sürecinin zorluklarının olabileceğinin altını çizdik bugün. En büyük temennimiz; ciddi bir yol temizliğinin yapılması, demokratik bir zeminin oluşturulması, en geniş yelpazede toplumsal bir mutabakatla Türkiye’deki bütün farklılıkların, bütün farklı halkların ve inançların eşit yurttaşlık hakkı temelinde haklarının anayasal güvence altına alındığı bir zeminde bir anayasa yapım sürecinin yapılmasıdır. Bu elbette bizler açısından da önemlidir.

    “YOKSULLUĞA ACİLEN ÇÖZÜM BULMALIYIZ”

    Son olarak Türkiye’nin içinden geçtiği çok derin bir ekonomik kriz ve yoksulluk var. Anayasa tartışmalarının ülkenin bu acil ve alarm veren sorununun üstünü örtmeyecek bir şekilde çözülmesi gerekir. Parlamento zemininde ve hep birlikte bütün siyasi partiler olarak değerli halklarımıza, bu ülkenin yoksullarına, işçi ve emekçilerine karşı bir görev ve sorumluluğumuz var. Biz bir kez daha değerli başkana bu ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den CHP’ye ziyaret: Seçim ittifakı gündemimizde yok-VİDEO

    HDP’den CHP’ye ziyaret: Seçim ittifakı gündemimizde yok-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve beraberindeki heyet, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi. Görüşme sonrası açıklama yapan Sancar, “Muhalefet, demokratik hakların kullanımı konusunda ortak hareket etmelidir” diyerek “Seçim ittifakları gündemimizde yok. Bizim herhangi bir ittifakın parçası olma gibi bir talebimiz ve arayışımız yok, arayışımız demokrasi ittifakıdır” açıklamasını yaptı.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Parti Sözcüsü Ebru Günay, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ve HDP Milletvekili Fatma Kurtulan, muhalefet turları kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) ziyaret etti.

    Yaklaşık 1 saatlik görüşmenin ardından açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, CHP lideri ile oldukça önemli bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Mithat Sancar, Kemal Kılıçdaroğlu ile Türkiye’nin gündemindeki bütün başlıkları ele aldıklarını ifade ederek “Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Bu görüşmelerimiz devam edecek. Muhalefet partileriyle yapacağımız görüşmelerin bundan sonraki durağı Gelecek Partisi olacak. 9 Şubat’ta. Sonra DEVA Partisini ziyaret edeceğiz” dedi.

    “EN ÖNEMLİ MESELE; EKONOMİK KRİZİ KONUŞTUK”

    HDP Eş Başkanı Mithat Sancar, “Ekonomik kriz geniş halk kitlelerini yoksullaştırıyor, buna yönelik tedbirleri ele aldık” diyerek şöyle devam etti:
    “Türkiye’nin gündemindeki önemli sorunları konuştuk. En önemli mesele ekonomik krizdir. Ekonomik kriz dediğimizde sanki etkisi herkese eşit bir şekilde yansıyan bir olaydan konuşuyormuşuz gibi hissedilebilir. Pandemi yönetiminin bu yoksullaşmayı daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Bu konuda muhalefet partilerinin belli temel ortak noktaları olduğunu görüyoruz. Ekonomik kriz konusunda faturanın halka yansıtılmasına karşı ortak çalışmaların neler olabileceğini de muhalefet partileriyle konuşuyoruz.”

    AİHM’İN DEMİRTAŞ KARARINI KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞTÜK”

    Sancar, muhalefet partileri için müzakere önerisi çerçevesi hazırladıklarını da sözlerine ekledi. Sancar, muhalefet partilerine sundukları 3 başlığın olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Bunlardan birincisi Türkiye’nin özellikle OHAL ile yaşamaya başladığı ağır adaletsizlik hallerini nasıl birlikte tamir edebileceğimiz meselesidir. Özellikle yargı alanında yaşanan sorunların büyük adaletsizlik meselesi haline geldiğini görüyoruz. Çeşitli örnekler arasında Enis Berberoğlu davası da var.
    Özellikle AİHM kararından itibaren Demirtaş ve diğer tutuklu ve hükümlü arkadaşlarımızın durumu da özel bir önem kazandı. AİHM Demirtaş kararını bugün Sayın Genel Başkan ve heyetiyle görüştük. Burada bir fikir ayrılığı gözükmüyor. Bizler bu kararın derhal yerine getirilmesini başından beri söylüyoruz. Ama iktidar AİHM kararını bağlayıcı bulmadığını ve yerine getirmeyeceğini belirtiyor. Bunun apaçık Anayasanın 90. Maddesinin ihlali anlamına geldiğini bir kez daha vurgulayalım.”

    “SEÇİM İTTİFAKI GÜNDEMİMİZDE YOK”

    HDP Eş Başkanı Sancar, Kılıçdaroğlu ile belediyelere atanan kayyumları da ele aldıklarını aktardı. “Kayyım rejimine karşı mücadele bir demokrasi mücadelesidir” diyen Sancar’ın konuşması şöyle:

    “Ağır adaletsizlik hallerinin OHAL ile ortaya çıkan örnekleri var. Bunların başında kayyım rejimi geliyor. Kayyım uygulaması belediyelere yönelik olarak OHAL KHK’leri ile getirilmişti. Ama o zaman yapılan başka bir düzenleme vardı. Üniversite rektörlerinin doğrudan Cumhurbaşkanlığı tarafından atanmasını getiren bir düzenlemeydi. Yani bugün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin veya öğretim elemanlarının haklı olarak tepki gösterdiği uygulama OHAL ile gelen bir düzenlemedir.

    Bunun dışında bizim önerdiğimiz başka bir konu da yol temizliğidir. Demokrasi için demokratik seçimler için yolun şimdiden sağlamlaştırılması gerekiyor. Muhalefet, demokratik hakların kullanımı konusunda ortak hareket etmelidir. Seçim ittifakı bugün itibariyle gündemimizde yok. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ve heyetiyle yaptığımız görüşmede de gündeme gelmedi ama seçim güvenliği en temel meselelerdendir.”

    “SIKIŞMIŞLIKTAN KURTULMAK İÇİN OYALAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Mithat Sancar, iktidarın anayasa değişikliği konusunda yaptığı açıklamalara da değinerek “samimi değil, sıkışmışlıktan kurtulmaya çalışıyorlar” dedi. Sancar’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:
    “İktidarın gündeme getirdiği anayasa değişikliğinin bize göre samimi bir tarafı yok. İktidar sıkışmışlıktan kurtulmak için toplumu oyalamaya çalışıyor. Kötü yönetimin faturasının daha fazla konuşulmasını önlemek için gündemi değiştirmeye çalışıyor. Esas olarak bu sıkışmışlıktan biraz nefes alabileceği bir alan yaratmaya çalışıyor.

    Eğer samimi iseler nasıl bir anayasa istediklerine dair temel çerçeveyi muhalefet partilerine ve topluma sunsunlar. Muhalefet partilerine bu çerçeveyi sunmanın adresi de TBMM’dir. Buyursunlar TBMM’ye ne önerdiklerini ve ne istediklerini getirsinler.

    Meclis’te sayıları yetmiyor, ne tür manevralar yapacaklar göreceğiz. Acaba sayısal dengeyi değiştirmeye yönelik herhangi bir girişimleri olacak mı? Göreceğiz bunları. Bu konuda kim adım atmak isterse önerilerini açıkça ortaya koysunlar, bizim önerilerimiz ortada. İktidar da artık daha açık konuşmak zorundadır. Muhalefet partileri arasında demokrasiye, özgürlüğe ve toplumsal barışa yönelik çalışmaları ortak yürütme konusunda genel mutabakat oluşması bizim arzumuzdur. Bunu Türkiye’nin bütün demokrasi güçleriyle paylaşacak şekilde biz 8 Şubat’ta başlatıyoruz. 8 Şubat’ta bir basın toplantısıyla kamuoyuna programımızı duyuracağız.

    Bizim İYİ Parti ile görüşme isteğimiz devam ediyor. Resmi talep konusunu değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerden sonra o konuda tavrımızı ve kararımızı sizlerle paylaşacağız. Herhangi bir muhalefet partisini dışarıda bırakmak, görüşmemek gibi bir tavrımız yok. Biz Türkiye’de diyalogun, müzakerenin ve tartışmanın demokratik siyasetin temel unsurları olduğuna inanıyoruz.

    Evet, ittifak meselesi gündeme geldi. Ama bir seçim ittifakını konuşmama şeklinde gündeme geldi. Seçim ittifakları gündemimizde yok. Bizim herhangi bir ittifakın parçası olma gibi bir talebimiz ve arayışımız yok, arayışımız demokrasi ittifakıdır. Demokrasi ittifakı için de çerçeve oluşturduk ve bunu siyasi partilere sunuyoruz. Bu çerçeve bir müzakere ve diyalog önerisidir. HDP’nin parlamento için herhangi bir ittifaka da ihtiyacı yok. Bütün kamuoyu araştırmaları oylarımızı yeterince yüksek gösteriyor.

    Evet, açlık grevlerini konuştuk. Çünkü açlık grevleri de giderek ciddi bir boyuta taşınıyor. Bu konuda TBMM’nin İnsan Hakları Komisyonu ve bu komisyon bünyesinde görev yapan Cezaevleri Alt Komisyonunun girişimde bulunması yönünde bir mutabakatımız oldu. Hem CHP’nin hem bizim komisyonlardaki milletvekillerimiz bu konuyu kendi aralarında konuşacaklar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ateşoğulları: Yargı reformu ne getirecek, ne götürecek?-VİDEO

    Ateşoğulları: Yargı reformu ne getirecek, ne götürecek?-VİDEO

    PİRHA- Hukukçu Kamil Ateşoğulları, AKP tarafından gündeme getirilen Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne dair “Reform ne demek? Mevcut durumun daha iyi bir duruma getirilmesi, kısacası ıslahat. Demek ki mevcut durum iyi değil ki reform gereksinimi duyuyorlar” diyerek toplumsal bir uzlaşı sağlanarak yeni bir anayasa hazırlık süreci gerektiğinin altını çizdi.

    HABERİN VİDEOSU

    ‘Yeni Anayasa’ başlığı muhalefet kanadında tartışıla giderken hukukçu ve aynı zamanda eski milletvekili olan Kamil Ateşoğulları da “Alelacele bir anayasadan çok vatandaş ne istiyor?” sorusunu yöneltti.

    Ateşoğulları, “Her vatandaşın üzerinde uzlaşacağı bir metin, ortak payda” olmalı diyerek köklü bir Anayasa değişikliğinin şart olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “17 Aralık 2011’de ABF olarak Ankara’da demokratik bir anayasa konferansı düzenledik. Ardından da bir bildirgemiz çıktı. Bu metni çeşitli partilere gönderdik. Hükümet adına konferansa Adalet Bakanı Bekir Bozdağ katılmıştı. Daha sonra Başbakan Davutoğlu ile görüştüğümüzde bu metni sunduk. Anayasa çalışmaları sırasında Anayasa Alt Komisyonu’na da gidip oraya da sunduk. Kamuoyu olsun, basın olsun, olayı bilmeyen yok ama buna karşılık adım atma da yok. Ne istediğimizi, ne gibi haksızlıklara uğradığımızı biliyorlar. Anayasanın bu sorunları çözmesi için gerçekten sonuç eksenli değil, süreç eksenli bir anayasa çalışmasına gereksinim var. O konferansta ‘mevcut koşullarda bir anayasa nasıl değişir’ yöntemini anlatırken hem İspanya’daki yol temizliğini, hem de Güney Afrika’da 6 yıl süren anayasa çalışmasını anlattım. Ama bizde hemen bir anayasa taslağı hazırlanıyor. Konuşacak konu komisyona geliyor, partilerin nasıl komisyon çalışmaları sürdürdüğünü biliyoruz. Ondan sonra parmak hesabıyla geçiyor. Böyle bir anayasa olmaz. Komisyonda da bunu söyledim. Sağ olun bizi çağırdınız ama tek başına çağırmayın. Çeşitli inançları çağırın, orada buluşsunlar. Her inancı, her etnik yapıyı, her vatandaşın üzerinde uzlaşacağı bir metin, ortak payda, herkesi kesen bir çizgi olmalı. Alelacele bir anayasadan çok vatandaş ne istiyor, bu ülkenin vatandaşıysam bir başka inançtaki arkadaş da bu ülkenin vatandaşı. Uzlaşalım ki demokrasi olsun, eşitlik olsun, adalet yerini bulsun.”

    “DEMEK Kİ MEVCUT DURUM İYİ DEĞİL”

    Adalet Bakanı ile Cumhurbaşkanı’nın görüşmesi ardından gündeme gelen Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ne anlam ifade ettiğine açıklık getiren Ateşoğulları şöyle devam etti:

    Neden reform? Reform ne demek? Mevcut durumun daha iyi bir duruma getirilmesi, kısacası ıslahat. Demek ki mevcut durum iyi değil ki Bir reforma gitme gereksinimi duyuyorlar. O zaman mevcut durum nedir? Yargıda ne var? Yasa ve yasaları uygulayan savcı ve hakimler de ne var oturup düzenlenmesi gerekiyor. Bir ülkenin ceza hukuku o ülkedeki rejimin aynasıdır. Çok cezacı bir devlet mi? Suçu değil suçluyu yargılayan mı? Ya da suç ortamını ortadan kaldıran sosyal bir devlet mi? Oturup bunların düşünülmesi gerekiyor. Biz sonucu değerlendiriyoruz. Oysaki sonucu yaratan nedenler var burada. Bir maddede durulmuş oysa buna neden olan şeyler var.

    Ülke bir ekonomik krize girdi. Bu kriz nedeniyle vatandaş, bu suçları işlemiş olabilir. Onun için diyorlar ki ‘af desen af değil, şartlı salı verme desen şartlı salı verme değil’. Bir de denetimli serbestlik mi oturup bunla ilgili bir karar verilmedi. Çünkü diğer partilerle de görüşülemedi. Eğer bir af çıkacaksa mecliste 360 sayısına ihtiyaç var. Oysaki şu andaki sayı 340 civarında. Muhalefetle görüşüp gerçekten bir toplumsal barışı sağlayacak sonuç gelecek mi? Bu hazırlanan taslak ne kadar adalet reformudur, toplumsal barışı sağlar mı, sağlamaz mı düşünmek gerek.”

    YARGI REFORMU DEMOKRATİK BİR ORTAM GETİRECEK Mİ?

    Ateşoğulları’nın altını çizdiği bir diğer konu ise Gülen Cemaati’ne bağlı yargıçların ceza verdiği bir takım insanların hala içeride tutulduğu konusu oldu. “hala içeride tutulan kimi isimler için bir çözüm getirmek istiyorlar” diyen Ateşoğulları’nın aktarımları şöyle:

    “Eşitlik, adalet sistemi ve yargının durumu en çok üzerinde durulan konuların başında. Cezaevlerinin şu anki kapasitesi 210.000 kişi. Fakat 265.000’in üzerinde tutuklu ve hükümlü var. Bu tutuklulardan 162.000’i bu yeni anayasadan yararlanıyor.

    2013’te Fetöcü yargıçların çok fazla ceza verdiği bir takım insanların hala içeride tutulduğu, bunlara bir çözüm getirmek istiyorlar. Bu 18 Mayıs 2018’den önce suçlar için. Daha sonraki suçlar için bir şey yok. Kapsam içinde olan organize suçlar, dolandırıcılık, uyuşturucu simsarları, kadına şiddet ve bazı eylemler adam öldürme, devlete karşı suçlar, orman suçları, çocuklara cinsel saldırı ve devlet sırları kapsam dışı kalıyor. Bu birinci pakette.
    Şimdi bütün bunların olduğu yerde bu yargı reformu ne kadar toplumda barışı sağlayacak, ne getirecek? Bir de Türkiye’ye demokratik bir ortam getirecek mi oturup bunların tartışılması gerekiyor.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • HDP’den Alevi kurumlarına ziyaret -VİDEO

    HDP’den Alevi kurumlarına ziyaret -VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis Başkanvekili Mithat Sancar ve beraberindeki heyet, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı ziyaret etti.

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), kayyımlar başta olmak üzere “Yargı Paketi, Demokrasi İttifakı ve Demokratik Anayasa” kapsamında kitle örgütleri ile görüşmelerini sürdürüyor.

    HDP Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığındaki heyet, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) yöneticileri ile bir araya geldi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, halkın iradesini kabul görmeyen bir zihniyete karşı hep birlikte mücadele edeceklerini belirterek, HDP ile dayanışma içinde olduklarını söyledi.

    Güzelgül, “Bir araya gelme iradesini gösteren muhalefetin çok şey başardığını görüyoruz. Bu birlikteliğin devam etmesi, daha fazla genişletilmesi önemli. Demokrasinin inşası, yargının bağımsız olması, hak, hukukun inşası konusunda çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Özgürce herkesin kendini ifade edebileceği bir Anayasa çalışmalarının yürütülmesi önemli. Bu birlik ve beraberliğin Türkiye’ye hakim olması için ve Kürt meselesinin müzakereler ile çözülmesi konusunda çalışmalar yürütülmeli. Eşit yurttaşlık taleplerimizin gerçekleşmesi konusunda gösterdiğiniz katkıdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “ORTAK SORUNUMUZ DEMOKRATİK BİR ANAYASANIN OLMAYIŞIDIR” 

    PSKAD Genel Başkanı Gani Kaplan ise Türkiye’de sıkıntılı bir süreçten geçildiğine işaret ederek, “31 Mart ve 23 Haziran şunu gösterdi ki; tüm ezilenler, kalbi soldan yana olanlar, muhalifler aynı hedefe ateş ettiği zaman yıkılmayacak kalenin olmadığını gördük” dedi. Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Belediyelere kayyım atanması biz Alevi kurumları için kabul edilebilir bir durum değildir. Bu siyasi bir darbedir. Umut ediyorum ki siyasi iktidar bu hatadan çabucak döner. Bütünsel olarak sorunlarımıza baktığımızda, ortak sorumuzu demokratik bir anayasanın olmayışıdır. Anayasa yapılırken de uygulayıcı kurumlar da çok önemlidir. Demokratik bir anayasa için mücadele eden herkese elimizden gelen tüm katkıyı sunmaya hazırız. Alevilerin özel bir anayasa talebi yok. Bu ülkede Kürtlerin sorunu, işçilerin sorunu neyse Alevilerin de sorunu odur.”

    “İTTİFAK OLUŞTUĞUNDA İKTİDAR SARSILABİLİYOR”

    HDP Meclis Başkanvekili ve Mardin Milletvekili Mithat Sancar ise yeni rejim ile birlikte ağır bir baskı ve yönetim anlayışının hakim olduğunu söyledi. Sancar şunları dile getirdi:

    “Tek adam rejimiyle gelen bu yeni sistem, 12 Eylül döneminin çok daha gerisine düşürdü bu ülkeyi. Biz diyoruz ki bu değişikliğin toplumsal meşruiyeti yok. Toplumsal meşruiyeti inşa etmek için birlikte hareket etmek ve toplumsal meşruiyetin katkısını alarak yeni bir anayasa yapmak gerekiyor. Bunun yolu da demokrasi ittifakından geçer. Bu ittifakın mümkün olduğunu 31 Mart ve 23 Haziran’da gördük. Türkiye’nin bütün kesimlerine kapılarını açmış bir demokrasi ittifakı oluşturulduğunda, bu baskıcı iktidar sarsılabiliyor. Kayyım operasyonu ile yapılan bu siyasi darbe acil görevler koyuyor önümüze. Bu iktidar yeni anayasa çalışmalarını engelleyecek her türlü yöntemi kullanacak. Bu yönetim daha uzun süre dayanamaz. Kayyım politikası gösterdi ki halka rağmen yönetmeye çalışıyor. Halkın iradesini tanımayan bir iktidarın uzun süre ayakta kalması mümkün değil. İktidarı gerilettik şimdi değiştirme zamanı.”

    “YEZİD VARSA ORADA BİR HÜSEYİN DE VARDIR”

    “Şimdi yapacağımız, birlikte iktidara yürüme çalışmalarını örgütlemek ve bunun hazırlıklarını her alanda yapmaktır. Kerbela diye bir zihniyet, katliam vardır. Bu zihniyet zulmün her türlü sinsi yöntemle yürütülmesini meşru görmektir. Bütün acımasız yöntemlerini kullanarak iktidarını yaşatmayı amaçlamaktadır. Ama biliyoruz ki bir Yezid varsa orada bir Hüseyin de vardır. Biz demokrasiyi ancak barışla mümkün görüyoruz.”

    “BÜTÜN AİLELERİN ACISI YÜREĞİMİZDE” 

    Sancar, HDP Diyarbakır İl binası önünde oturma eylemi yapan ailelerin eylemine de değindi. İktidar medyasının sürekli bu eylemleri verdiğine dikkat çeken Sancar, “Bütün annelerin evlat acısı ve hasreti hepimizin yüreğindedir. Bu anneler arasında asla ayrım yapmayız. Bu acıları yarıştırmaya  yönelik zihniyet ile sinsi Kerbela zihniyeti aynıdır.  Annelerin evlat acısını bitirecek olan şey de onurlu ve kalıcı barıştır. Demokrasi ittifakı bu barışın alt zemini olacak” dedi.

    GEÇMEZ: ACILARIN ÇÖZÜMÜNÜ KONUŞMAK GEREKİYOR

    Mithat Sancar başkanlığındaki heyet ardından Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı (HBVAKV) ziyaret etti. HDP heyetini karşılayan HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez, ülkede toplumsal barışın inşa edilmesi gerektiğinin önemine değindi. Geçmez, “Her sözünde ‘halkın oyları’ diyenler öbür taraftan halkın seçtiği belediye başkanlarını görevden alıyor. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman gören bir iktidar var. Diyarbakır’da HDP il binasının önünde oturan ailelerin yüreği mutlaka yanıyordur. Acıların çözümünü de konuşmak gerekiyor. Bunun çözümü de barıştır. Bu da demokratik bir anayasanın inşasından geçer” dedi.

    Geçmez, ardından demokratik anayasa ve katılımcı demokrasi taleplerini içeren bir raporu HDP heyetine sundu.

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Mevcut Anayasa erkek egemendir, dolayısıyla doğaya da duyarlı değildir’-VİDEO

    ‘Mevcut Anayasa erkek egemendir, dolayısıyla doğaya da duyarlı değildir’-VİDEO

    PİRHA – Yeni Anayasa tartışmaları dahilinde konuşan DAD Genel Sekreteri Murat Işık, “Alevilerin vergileri ile Sünni inancı besleniyor. Camiler yapılıp Sünnilere olanaklar sağlanıyorsa bu devlet demokratik değildir. Devlet, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından vazgeçmelidir. Demokratik bir Anayasanın temelinde bunlar yatar” dedi. 

    Eşit yurttaşlık temelinde taleplerinde ısrarlı olan Aleviler yeni bir Anayasa yapılması konusunda ısrarını sürdürüyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Sekreteri Murat Işık, “Tüm toplumsal kesimler gibi Aleviler de demokratik bir zeminde, özgür, gerçekten ortak bir yaşamı arzu ediyor” dedi.

    Işık, demokratik bir sistemde yaşama arzusunu hiç gündemden düşmeyeceklerini de dile getirerek “Yeni bir anayasa yapım süreci olacaksa bir kere devletin demokratik bir zemine çekilmesi gerekiyor. Her kesimin kendini özgürce ifade edebileceği bir zemine geçilmesi lazım. Dolayısıyla yürürlükte olan başkanlık rejimi Anayasası ve 1980 askeri faşist Anayasası da dahil ki yürürlüktedir ve onu temel alarak bugün hukuk işletiliyor ya da Türkiye’deki siyasal sistem bunun üzerinden işletiliyor. Bunun bir kere ortadan kaldırılması ve yeni, gerçekten tüm toplumun kendini içinde hissedebileceği demokratik bir Anayasa süreci başlatılması lazım. Biz buna Alevice şöyle diyoruz; ‘tüm toplumsal kesimler razılı rızalı bir şekilde bu sürece dahil olmalıdır’. Çünkü biliyoruz ki bu sistem otokratiktir, faşisttir, dincidir, Türkçüdür ve sadece bir etnik siteyi ifade ediyor ve bu anayasa erkek egemendir. Dolayısıyla doğaya duyarlı değildir. Bugünkü zemini normalleştirip demokratikleştirmeliyiz” diye konuştu.

    “HENÜZ BİR AKIL ORTAYA ÇIKMADI”

    Işık, yeni bir Anayasanın mutlaka tüm toplumun gündemine girmesi gerektiğini vurgularken “Ama bir şartla. Burada devletinde adım atması lazım. Bir tür demokratik tartışma düzeninin oluşması gerekiyor fakat görülüyor ki bugün henüz böyle bir zemin oluşmadı. Henüz bir aklın ortaya çıkmadığı gerçeği var” notunu da düştü.

    “ANAYASAL EŞİTLİK İSTİYORUZ”

    Demokratik bir Anayasa çerçevesinde Alevilerin taleplerini de sıralayan Murat Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her şeyden önce bizim eşit yurttaşlık talebimiz öteden beri mevcut. Hiçbir zaman ülkenin eşit, özgür bir yurttaşı olmadık. Diğer toplumsal kesimlere ya da devletin inanç olarak da Sünni inanca hizmet eden bir devlet yapısı olduğu için ötekileştirilen inançlar gibi biz de Aleviler olarak demokratik bir ortamda anayasal eşitlik istiyoruz. Öncelikle anayasada bir etnisite, bir inanç olmamalı. Devlet inanç alanından Kendini geri çekmelidir. Eğer rızalı bir toplumdan bahsediyorsak her kesimin bu Anayasanın içerisinde kendini hissetmesi gerekiyor. Özgürce sözünü söyleyebileceği ‘İşte bu benim Anayasam’ diyebileceği bir zeminin oluşması lazım.”

    “VERGİLERİMİZLE SÜNNİ İNANÇ FİNANSE EDİLMESİN”

    Bugüne kadar yapılan anayasaların tümünün eşitlik ve özgürlükçü yanlarının eksik kaldığını söyleyen Murat Işık, “Kürtlerin, Alevilerin ve diğer toplumsal kesimlerin kendilerini içerisinde hissedebilecekleri bir anayasal zemin henüz oluşmamıştır. Dolayısıyla yeni bir süreçten bahsedilecekse bunun eşit yurttaşlık temelinden gelişmesi gerekiyor” dedi ve şunları ekledi:

    “Dolayısıyla bizim vergilerimizle Sünni inancının finanse edilmesini istemiyoruz. Bizden toplanan vergilerle Milli Eğitim’de oluşturulan müfredatla Alevilerin asimile edilmesini reddediyoruz. Örneğin Diyanet kurumunun lağvedilmesi gerekiyor. Demokratik bir devlet yapısında Diyanet’in işi olmamalıdır. Elbette laiklerin kadar dindar kesimlerin de bu Anayasada kendini rahatça ifade edebilecekleri, inançlarını yerine getirebilecekleri bir demokratik zemin oluşması lazım. Ama eğer Alevilerin vergileri ile Sünni inancı, örneğin camiler yapılıp onlara olanaklar sağlanıyorsa bu devlet o zaman demokratik değildir. Devlet Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından vazgeçmelidir. Demokratik bir Anayasanın temelinde bunlar yatar.

    Örneğin cemevleri meselesinde devlet bir taraftan bir inancı finanse ederken 7-8 tane Alevi çalıştayı yaptı. Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olması meselesini bir türlü kabul etmiyor. Bunu kabul etmediği oranda da cemevleri üzerinden dergahlarımıza da el koyup bizi Şii ve Sünni İslam içerisinde bir noktaya çekip eritmeye çalışıyor. Bu tutumdan devletin vazgeçmesini istiyoruz ve her inanç kendi kendini finanse etmelidir.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • TİSP Başkanı Koçak: Şoven duyguların körüklendiği bu Anayasa değiştirilmeli – VİDEO

    TİSP Başkanı Koçak: Şoven duyguların körüklendiği bu Anayasa değiştirilmeli – VİDEO

    PİRHA – Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı Turgut Koçak, yeni Anayasa hazırlığı konusunda “Parti olarak bizim de söyleyecek sözümüz var” dedi. Koçak, “Milliyetçi yanı ağır basan, şoven duyguların körüklendiği bir anayasa mevcut” diyerek, değişim konusunda hazır olduklarını da ifade etti.

    Yeni Anayasa hazırlık tartışmaları süre giderken “değişim için biz de varız” diyen bir kesim de Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) oldu. Partinin genel başkanı Turgut Koçak, günümüze dek yazılan tüm Anayasaların demokrasi yönünden eksik kaldığını ifade etti.

    Koçak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasanın hiçbir maddesine uymadığını söyleyerek şunları aktardı:

    “Elbette bir ülkenin yönetilmesi için anayasa önemli bir olgu ama bu her şey demek değil. Çünkü demokrasi güçlerinin, egemen güçlere karşı mücadele ede ede kazanımları; hak ve özgürlükleri var. Eğer buna yeterince sahip çıkılamıyor ise anayasanın yazılı hükümlerinin fazla da bir önemi olmuyor. Yani Recep Tayyip Erdoğan gibi biri çıkıp anayasanın hiçbir maddesine de uymayabiliyor. Dolayısıyla istediği gibi yasa çıkarıp, istediği gibi davranışlar gösterebiliyor. Kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili en küçük gözetilen bir durum yok. İnsanlar, düşünce özgürlüğünü dahi kullanamıyor. İşte bugün gazeteciler hapishanede. İnsanların en dokunulmaz haklarını dahi kullanamadıklarını görüyoruz. İş böyle olunca elbette ki biz şöyle düşünürüz; bir ülkede yazılı anayasanın ileri hükümler taşıması bizi ilgilendirir ama önemli olan hem bunu yazacak noktaya getirmek hem de buna sahip çıkmak. Yoksa yazılacak noktaya getirilmez, sistemden ibaret kalırsa her şey, bunun çok da bir önemi yok. Bu yüzden bütün demokrasi güçleri ile beraber bu konu gündemimize geldiğinde tabii ki meseleyi tartışır, konuşuruz.

    “ANAYASA DAİMA DELİNEREK KEVGİRE ÇEVRİLMİŞ”

    İşçi haklarından genel anlamda bütün emekçilerin haklarına kadar öne çıkarılması gereken ne var ise onları dile getirir ve öyle hükümler konulmasını isteriz ki anayasaya, buna dokunmak isteyenler bile dokunamaz. Eğer böyle bir durum yok ise Anayasanın fazla da bir değeri kalmıyor. Bakıyorsunuz ki anayasa sık sık değiştirilmiş. Mesela 27 Mayıs’tan sonra 1961 Anayasası ileri hükümler taşıyor. Sendika ve siyasal örgütlenmeler o anayasanın getirdiği hükümler dahilinde kazanılmış. Ama bunlar siyasi çevrelerce şöyle değerlendirilmiş; ‘bu anayasa bu ülkenin insanlarına bol geliyor’ denilmiş. Dolayısıyla sürekli değiştirilerek öylesine bir gelenek haline gelmiş ki bu iş, ‘Anayasayı bir kere delerseniz bir şey olmaz’ noktasına getirilmiş. Ondan sonra da daima delinmiş ve kevgire çevrilmiş.”

    “ŞOVEN DUYGULARIN KÖRÜKLENDİĞİ BİR ANAYASA MEVCUT”

    Turgut Koçak, 2017 yılında yapılan Anayasa referandumuna da gönderme yaparak “O süreçle beraber bugün anayasanın sahip çıkılabilecek hiçbir yanı kalmamış. Egemen güçlerin tamamen baskı anayasasına dönüşmüş” dedi.

    Koçak, mevcut Anayasa’da demokratik hak ve özgürlüklerin gözetilmediğine de vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Emekçi yakınlarının hakları ise hiç gözetilmemiş. Dolayısıyla milliyetçi yanı ağır basan bununla beraber Türkiye’de sürekli olarak şoven duyguların körüklendiği bir anayasa haline getirilmiş. Elbette biz sosyalistler olarak bunlara karşı çıkmamız gerekir. Şoven duygular hastalıklı bir haldir. Ayrıca toplumu kemiren de bir duygudur. Bu anlayışın ortadan kaldırılması elbette bir kazanımdır. Bunun için komünistlerden, devrimci demokratlara kadar bütün kesimlerin birlikte davranmasında yarar var. Bu kazanımların kesinlikle elde edilebilmesi için HDP’yi de bu mücadelenin içerisinde görüyor ve çok önemsiyorum. Ancak bu şekilde haklar kazanılabilir. Tabii ki de biz de eylemlerle kendimizi ifade edip, demokrasi güçleriyle buluşacağız. Etkili olmak için birlikte davranıp elimizden geleni yapacağız.”

    Eren GÜVEN/Cebrail ARSLAN
    Ankara

  • Bozgeyik: Demokratik anayasa şart çünkü mevcut rejim kriz içerisinde-VİDEO

    Bozgeyik: Demokratik anayasa şart çünkü mevcut rejim kriz içerisinde-VİDEO

    PİRHA- KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yerel seçimlerin ardından yeni bir Anayasa çalışmasının kaçınılmaz ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Toplumsal bir sözleşmeye Türkiye’de ihtiyaç var. Varolan bu başkanlık rejiminin de zaten kriz içerisinde olduğu, ülkenin bu rejimle yönetilemeyeceği de açığa çıktı” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yerel seçimler ardından tekrar gündeme gelen ‘Yeni Anayasa’ tartışmalarına ilişkin konuştu.

    Mevcut Anayasa’nın problem ürettiğine vurgu yapan Bozgeyik, bu yönlü bir talebin tekrar gündeme gelmesini olumlu karşıladıklarını söyledi.

    “İNANÇ VE KİMLİK FARKLILIKLARI GÜVENCE ALTINA ALINSIN”

    Yeni Anayasanın inanç ve kimlik farklılıklarını göz önünde bulundurması gerektiğini söyleyen Bozgeyik şöyle devam etti:

    “Türkiye’de uzun süreden beri anayasa tartışmaları aslında vardı. Bir çok kesimin bu konuda acilen adım atılması ile ilgili açıklamalar yapması bizim açımızdan da olumlu. Çünkü Türkiye’de 1921 anayasasından sonra çıkartılan tüm anayasalar problemli dönemlerde hazırlanmış. Türkiye’de sürekli bir askeri darbe süreci, 10 yılda bir darbelerin olması, her darbe döneminden sonra da yeni bir anayasa hazırlanması daima problem olmuş. Türkiye, farklı etnik kimlik ve inançların yoğun yaşadığı bir ülke olarak ifade ediliyor. Doğal olarak anayasanın bu inanç ve kimlik farklılıklarını, taleplerini anayasal güvence altına alması gerekiyor.”

    Mevcut Anayasa’nın 1982 askeri darbe sonrasında yazıldığına işaret eden Bozgeyik, söz konusu yasaların oluşum sürecini “Hem çalışanlar hem de farklı kesimler açısından taleplerin yok sayıldığı, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün, en temel insan haklarının da anayasal güvence altına alınmadığı, farklılıkların yok sayıldığı bir süreç olarak ifade edebiliriz.” sözleriyle açıkladı.

    “HER KESİM ANAYASA TARTIŞMA SÜRECİNE DAHİL OLMALI”

    İşçi ve emek kesimi olarak yeni bir Anayasa’nın en acil ihtiyaç olduğunu söyleyen Bozgeyik şöyle devam etti:

    “90’lı yıllardan bu yana var olan 82 Anayasası’nın değiştirilmesi, demokratikleştirilmesi, çalışma hakkı, temel insan hakları bağlamındaki en temel ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, seyahat özgürlüğü ve çalışma hakkının güvence altına alındığı, yine kamu çalışanları açısından grevli, toplu sözleşme hakkının anayasal güvence altına alındığı yeni bir anayasanın hazırlanması noktasında uzun süreden beri çalışmalarımız var. Geçmiş dönemde de DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak ortak bir anayasa çalışması başlattık. Ancak o dönem yeniden Türkiye’deki hem siyasal gündemlerin değişmesi, hem parlamentoda yeni bir  anayasa tartışmasının ortadan kalkması nedeniyle hazırlamış olduğumuz anayasa önerilerimizi pek kamuoyuyla paylaşma olanağımız olmadı. O açıdan da geldiğimiz noktada hem siyasi partilerin hem de kitle örgütlerinin, bu yeni anayasa tartışma süreçlerine dahil olması ve bunun bir talep olarak öne çıkartılmasını anlamlı buluyoruz.

    “BAŞKANLIK REJİMİ KRİZ İÇERİSİNDE”

    Bozgeyik, 23 Haziran seçimlerinden sonra başkanlık sisteminin de tartışmaya alınmasına işaret ederek gelecek günlerde KESK olarak yeni Anayasa çalışmalarını hızlandıracaklarını şu sözlerle anlattı:

    “Parlementer sistemin yeniden tartışılır duruma gelmesi, yasama, yürütme, yargı üçlemesinin de kaldırıldığı bir süreç olarak görüyoruz. KESK olarak önümüzdeki günlerde ‘demokratik bir anayasa nasıl olmalı, anayasada kamu emekçilerinin, işçilerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin; Türkiye’de yaşayan farklı toplumsal kesimlerin talepleri, din ve vicdan özgürlüğü açısından anayasada güvence altına alınması ile ilgili çeşitli taleplerin üzerinden bir çalışma başlatacağız. Kamuoyunda diğer emek, meslek örgütleriyle, demokratik kitle örgütleriyle ve siyasal partilerle de bu çalışma sürecini ortak yürütme noktasında bir eğilim ve kararlaşma oldu. Önümüzdeki günlerde bunu gündemimize alarak biz de bir çalışma başlatacağız. KESK olarak ifade ediyoruz ki; demokratik anayasaya, bir toplumsal sözleşmeye Türkiye’de ihtiyaç var. Var olan bu başkanlık rejiminin de zaten kriz içerisinde olduğu, Türkiye’nin bu rejimle yönetilemeyeceğinin de açığa çıktığını buradan ifade etmek isterim.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Aleviler müthiş haklı çıktı’-VİDEO

    ‘Aleviler müthiş haklı çıktı’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Avcılar Şubesi geçtiğimiz gün Avcılar’da bulunan Barış Manço Kültür Merkezi’nde “Referandum Öncesi ve Sonrası Türkiye” başlıklı panel düzenledi. Panelde Alevilerin AKP hakkındaki tezlerinin haklı çıktığına vurgu yapıldı.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Avcılar Şubesi’nin  düzenlediği panele konuşmacı olarak gazeteci yazar Necdet Saraç, Panele CHP Parti Meclisi Üyesi ve Birleşik Haziran Hareketi Genel Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Canan Kaftancıoğlu, İlerici Kadınlar Meclisi Türkiye Yürütme Üyesi Avukat Yelda Koçak ve TKP Genel Başkanı ve Haziran Genel yürütme Kurulu Üyesi Erkan Baş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan PSAKD Avcılar Şube Başkanı Hüseyin Ağçal, Türkiye önemli bir sürece giderken Alevilerin sözünün ne olacağını söylemek için bu paneli düzenlediklerini belirtti.

    Panelin moderatörlüğünü PSAKD Avcılar Şube Yönetim Kurulu üyesi Nilay Barkın yaptı. Barkın zorunlu din derslerinin kreşlerde başladığına vurgu yaparak AKP’nin yarattığı dindar ve kindar neslin karşısında demokratik bir nesil yetiştirmek için Hayır dediklerini belirtti. Yapılacak anayasanın tamamen AKP’nin anayasası olduğunu söyleyen Barkın, “Bu anayasa geçtiğinde cemevleri statü kazanmayacak ya da zorunlu din dersleri kalkmayacak. Televizyon ve gazetelerin kapatılmasıyla bitmeyen bu süreçte daha fazla baskı olmaması için Hayır diyoruz. Gericiliğe, savaşa Hayır diyoruz” dedi.

     

    “BÜTÜN YETKİLER TEK KİŞİYE VERİLECEK”

    Panelde ilk olarak söz alan Avukat Yelda Koçak yeni anayasanın maddelerine değinerek hukuki süreci anlattı. Anayasa değişikliği ile bir sistem değişikliğine gidildiğini belirten Koçak, meclisin yetkilerinin ciddi bir şekilde daraltıldığını ve bunun karşısında tek bir kişiye bütün yetkilerin verildiğini vurguladı. “Cumhurbaşkanının adının değişmemesi bir sistem değişikliği olamadığını göstermiyor” diyen Koçak, çok ciddi değişiklikler olduğunu ve bu yüzden yeni sistemin adının bile doğru düzgün konmadığını söyledi.

    Ayrıca Koçak şunları ifade etti:

    “Yeni sistemde güçler ayrılığı ortadan kaldırılıyor. Meclis yasama faaliyetini gerçekleştirir. Kanunları düzenler. Yürütme, bakanlar kurulu ve başbakandan oluşur. Yargı da aslında bu ikisinden daha bağımsızdır. Yargısal ve anayasal denetlemeyi yapan ayrı bir güçtür. Bu anayasa değişikliği ile bunlar arasındaki bağımsızlık ve tarafsızlık ortadan kaldırılmakta. Meclis zayıflatılmakta. Bugüne kadarki sistemde var olan meclisin bakanlar kuruluna, başbakana yani yürütmeye dair güvensizlik oyu elinden alınmakta.

    Cumhurbaşkanı isterse meclisi feshedebilecek. Yani reklamlarda gösterilen daha güçlü bir meclis varmış gibi bir yanılsama yapılsa da cumhurbaşkanının meclisi feshetme ve erken seçim kararı alma yetkisi var. Meclisin denetleme yetkisi elinden alınıyor. Gensoru verme hakkı iptal ediliyor. Bunun yerine soruşturma usulü ve yüce divana sevk edilme uygulaması var.  Cumhurbaşkanının veto hakkı genişletilmekte. Cumhurbaşkanı istemezse kanun çıkmaz. Meclisin kanun yapma hakkı elinden alınıyor. Cumhurbaşkanına kararname yapma yetkisi veriliyor. Cumhurbaşkanına bakanlıkları açma ve kapatma yetkisi veriliyor. Yani bir sabah uyandığımızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapatılmış olduğunu ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların olmadığını görebiliriz. HSYK üyelerini cumhurbaşkanı ve onun seçtiği meclis atayacak. Böylece yargı tamamen bağımsızlığını yitirecek.”

    “ALEVİLER MÜTHİŞ HAKLI ÇIKTILAR”

    Koçak’ın ardından söz alan gazeteci Necdet Saraç ise AKP’nin ilk iktidara geldiği dönemde Alevilerin ortak refleksinin “Siyasal İslamcılardan demokrat, siyasal İslam’dan demokrasi çıkmaz” şeklinde olduğunu belirterek “Aleviler müthiş haklı çıktılar” dedi.

    “HUKUK HERKESE EŞİT UYGULANMALI”

    Türkiye’de hukukun dün de bugün de işlemediğini vurgulayan Saraç “1937’de Seyit Rıza’nın yargılanması da, 1961’de Menderes’in yargılanması da, 1970’lerde Deniş Gezmişlerin yargılanması da, 1980’lerde Erdal Erenlerin yargılanması da, 2000’lerde Ergenekon da Balyoz da ve şimdi Fethullah terör örgütü dedikleri Fethullahçıların yargılanma biçimi de tümüyle hukuk dışı. Tümüyle iktidarların yönlendirmesine göre yargılamalar. Bizim temel prensibimiz şu olmalı: ‘Hukuk herkese eşit ve adil uygulanmalı” şeklinde ifade etti.

    Saraç, bu sürecin AKP’nin ideolojik politik hegemonyasını kırdığını ve AKP’nin sokakta ve meydanlarda 15 yıldır süren psikolojik üstünlüğü kaybettiğini belirtti.

    “PİR SULTANLARI YOK”

    Bu ülkede sağcıların, siyasal İslamcıların arkasında durabilecekleri 5 kişi olmadığını belirten Saraç “Pir Sultanları yok, Hacı Bektaşları yok, Yunus Emreleri yok, Nasrettin Hocaları yok. Kendisiyle ve tanrıyla dalga geçen bir espri yeteneği yüzü aydınlığa dönük olanlara aittir. Bu anlamıyla güçlü olan biziz” şeklinde vurguladı.

    Saraç, temel kriterin 16 Nisan akşamı sandıklardan Hayır çıkarsa 17 Nisan sabahı bir başka Türkiye’ye uyanılacağını kaydetti.

    “HAYIR, YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAK”

    Birleşik Haziran Hareketi’nden Canan Kaftancıoğlu da, 16 Nisan’da Hayır’ın çıkacağını ve o Hayır’ın bir son olmayacağını aksine yeni bir başlangıcın ilk adımı olacağını belirtti. Kaftancıoğlu, “O sandıktan Hayır çıkacak çünkü diktatörler yenilmeye mahkumdur” dedi.

    iktidarın Hayırcıları terörist ilan ederek korkutmaya çalıştıklarını belirten Kaftancıoğlu “Bu memlekette bizlerin hiçbir zaman ve hiçbir yerde veremeyeceğimiz bir hesap yok. Ama hesap soracağımız çok şey var” dedi. Kaftancıoğlu, Hayırcıların güçlerini gerçeklerden aldığını söyledi.

    “TARTIŞILAN TEK ŞEY BİR KİŞİNİN YETKİLERİ”

    Panelde konuşan TKP Genel Başkanı Erkan Baş, seçim dönemlerinde medyanın yaptığı yönlendirmeler ve manipülasyonların önemine dikkat çekti. Anketlerin en başta Hayır’ın önde olduğunu bilerek gösterdiğini belirterek çalışmayı bıraktırmaya çalıştıklarını söyledi. Aylardır tartışılan her şeyin özünün bir tek kişinin yetkileri olduğunun altını çizen Baş, “Onlar diyorlar ki tek kişinin yetkileri sınırsız olsun, biz de diyoruz ki her gün daha da çok artırılan bir tek kişinin yetkileri sınırlandırılsın” şeklinde ifade etti.

    “16 TEMMUZ DARBESİNİN ANAYASASI”

    Baş, AKP’nin 15 yıl önce iktidar koltuğuna oturduğu günden itibaren görevi Türkiye’de emeğiyle ve alın teriyle yaşayan insanların, milyonların daha fazla ezilmesi, daha fazla sömürülmesi zenginlerin ise servetine servet katılacağı olduğuna dikkat çekti. Şu an karşı karşıya olunan anayasanın 16 Temmuz darbesinin anayasası olduğunu belirten Baş 16 Temmuz darbesini şöyle açıkladı:

    “15 Temmuz’da birileri bir darbe girişiminde bulundu. Yıllardır kucak kucağa oturdukları, her istediklerini verdikleri Amerikancı bir çete Türkiye’de bir darbe girişiminde bulundu. O darbe girişimi bastırıldı. Sabahı itibariyle sokaklara IŞİD’in Türkiye versiyonları salındı ve 16 Temmuz itibariyle Türkiye’de yeni bir darbe hayata geçirilmeye başlandı. Önce sokaklara IŞİD militanlarını salıp sokaklara hakim hale gelmeye çalıştılar. Türkiye’nin ilerici kuvvetleri sokağa çıkıp ‘Darbeye de sivil darbeye de karşıyız’ dediği anda OHAL ilan edildi. KHK’ler yayınlanmaya başladı. Sivil güçleriyle ve şeriatçı militanlarıyla yapamadıkları toplumu teslim alma operasyonunu devletin gücünü ve kanunun gücünü sınırsız bir şekilde kullanarak baskı altın alamaya başladılar.”

    “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ HAYIRCILARIN ELİNDE”

    OHAL koşullarında yeni bir anayasa tartışması yapılmaması gerektiğini belirten Baş, bu anayasanın içeriğine, esasına, usulüne ve varlığına Hayır denmesi gerektiğinin altını çizdi. Şu anda Türkiye’nin geleceğinin Hayırcıların eline geçtiğini vurgulayan Baş, “Eğer örgütlülüğümüzü kuvvetlendirirsek işimiz daha kolay olur. Bugüne kadar AKP’ye oy vermiş insanlarla konuşup tartışacağız, onlara Hayır’ı anlatacağız. Hayır oyu kullanıp bu oyları da sandıkta koruyacağız” dedi.

    NE YAPILABİLİR?

    Hayır’ın psikolojik üstünlüğünü artırmak gerektiğini belirten Avukat Yelda Koçak, sokak eylemliliklerinin çok canlı olması gerektiğini, salon toplantılarının önemli olduğunu ve buradan bir enerjiyle çıkılması gerektiğini vurguladı. “Evet deme ihtimali olan insanlara neden hayır demeleri gerektiğini anlatacağız” diyen Koçak “Kadınların Hayır demeleri için çok daha hayati gerekçeleri var” dedi.

    Hayırcıların kendi güçlerinin farkına varıp öyle hareket etmesi gerektiğini söyleyen gazeteci Necdet Saraç “Sokakta biriktirdiklerimizi tekrar gözden geçirip yine sokağa çıkmalıyız” dedi. Psikolojik motivasyonun önemine dikkat çeken Saraç “AKP anket açıklayamıyor. Çünkü psikolojik motivasyonları hızla düşüyor” şeklinde vurguladı.

    Herkesin Hayır’ının hayırlı olduğunu belirten TKP Genel Başkanı Erkan Baş, “Bu kavga 16 Nisan akşamına kadar AKP’nin kendini güçlendirme kavgasıdır” dedi. Evet diyen bütün partilerin bölündüğünü de ekleyen Baş, gezi vurgusu yaparak “Sahada kazanıp masada kaybetmeyelim” şeklinde ifade etti.

    Bir arada olmaktan korkmamalıyız diyen Canan Kaftancıoğlu da, “Yeniden bu topraklarda hep birlikte gelmeyecek olan Godot’yu beklemek yerine birlikte mücadele edip kazanmalıyız. Yan yana olmak, hep birlikte olmak ve gücümüzü zalime karşı hissettirmek zorundayız” sözleriyle birlik olmanın önemine dikkat çekti.

    Suay ABAK

    Haberin Viideosu

  • Mahmut Yapıcı: Tekçiliğe hayır diyeceğiz

    Mahmut Yapıcı: Tekçiliğe hayır diyeceğiz

    PİRHA-Yeni anayasa için Nisan ayında yapılması planlanan referanduma tepkiler devam ediyor. PSAKD Adıyaman şube başkanı Mahmut Yapıcı “Her şeyin tek kişinin sözüyle olacağı bir sistem olduğu için, biz Aleviler referandumda hayır diyeceğiz” dedi.

    AK Parti ve MHP’nin oyları ile Meclis’ten geçen yeni anayasa için Nisan ayında yapılacak olan referandumda toplumun birçok kesimi ‘Hayır’ cephesinde yer alacağını yaptıkları eylem ve etkinliklerle açıklıyor. Aleviler ise referandum için ‘Hayır’ cephesinde yer alacaklarını çeşitli platformlarda açıklarken, referanduma ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman şube başkanı Mahmut Yapıcı, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “TEKÇİLİK ZİHNİYETİNE KARŞI HAYIR DİYECEĞİZ”

    “Devlet yetkilileri referandumda evet çıkar ise terör tamamen ortadan kalkacak” sözlerine tepki gösteren Yapıcı, “Madem terörü tamamen ortadan kaldıracaksınız, neden bu gün devletin bütün imkânları elinizdeyken bu sorunları ortadan kaldırmıyorsunuz da referandumda ‘Evet’ çıkarsa bu kaos süreci biter diyorsanız. Burada çokta iyi niyetli olmadığınız açıkça ortaya çıkıyor. Bundan dolayı biz Aleviler olarak Alevi kurumları olarak devletin bu yaklaşımına ve tekçilik zihniyetine karşı var gücümüzü kullanarak hayır diyeceğiz” dedi.

    “AYRIMCILIĞA MEYDAN VERMEYECEĞİZ”

    Biz burada herhangi bir ayrımcılık düşünmeden tamamen halkı düşünerek tüm Türkiye’yi düşünerek hayır diyeceğiz, ifadelerini kullanan Yapıcı, “Referandumda hayır çıkması için elimizden ne gelirse yapacağız ki ayrımcılığa meydan vermeyelim. Biz başkanlık sistemine karşı değiliz. Biz şu andaki ayrımcı zihniyete karşıyız. Bu zihniyetin getireceği başkanlık sistemi bizim istediğimiz başkanlık sistemi değildir. Çünkü şu anda istenilen başkanlık sistemi tekçilik zihniyetidir. Her şeyin tek kişinin sözüyle olacağı bir sistem olduğu için karşıyız” diye belirtti.

    “OHAL’DE SEÇİM YAPILAMAZ”

    OHAL var iken hiçbir seçim sağlıklı bir şekilde yapılamaz, ifadelerini kullanan, Yapıcı, “OHAL olunca halkın üzerinde bir baskı olacaktır. OHAL döneminde yapılacak olan bir referandum demokratik bir referandum olmayacaktır. Alevilerin istediği anayasal hakların kendilerine tanınmasıdır. Alevilerin inancı  örf, adet ve geleneklerinin var olduğunun anayasada yer almasını istiyoruz. Aleviler bu temelde olmadığı için bu güne kadar gelen anayasalara karşı gelmiştir” dedi.

    Mustafa Yüksel -ADIYAMAN

  • ‘Başkanlık sistemine karşı elimizden geleni yapacağız’

    ‘Başkanlık sistemine karşı elimizden geleni yapacağız’

    Şimdiye kadar 18 maddenin geçtiği Başkanlık sistemine ilişkin yarın 2. tur oylama başlayacak.

    AKP ve MHP’nin üzerinde anlaştığı başkanlık sistemini öngören anayasa değişikliği teklifine Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan sert tepki gösterdi. konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Gürkan, ”Evet oyu veren milletvekillerini sorumluluğa davet etmeye devam edeceğiz. ” açıklamasında bulundu.

    Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren anayasal düzenlemenin ikinci turda da geçmesi halinde halk oylamasından geçmemesi için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Gürkan, ”Kuşkusuz bu anayasanın içeriğine dair çok çeşitli tartışmalar yürütülüyor. Çeşitli görüşler ortaya atılıyor. Bu değişiklik bu ülkenin geleceğini oluşturuyor. Tek adam, tek parti diktatörlüğüne geçit veren düzenlemenin halk nezdinde geçmemesi için bir çalışmayı önümüze görev olarak koyacağız.” diye konuştu.

    Suay Abak – İSTANBUL

     

  • ‘Hüseyin gibi, Pirsultan gibi dik duracağız’-VİDEO

    ‘Hüseyin gibi, Pirsultan gibi dik duracağız’-VİDEO

    Meclis Genel Kurulu’nda 10 günde kabul edilen partili cumhurbaşkanlığı sistemini içeren anayasa değişikliği teklifine ve OHAL’e ilişkin Baba Mansur Ocağı’na mensup ve Okmeydanı Cemevi dedelerinden Eren Yıldırım PİRHA’ya konuştu.

    Yıldırım, mecliste görüşülmeye devam eden ve başkanlığı öngören anayasa değişiklik teklifinin dikta yönetiminin halka sunmak istediği bir şartname olduğunu vurguladı.

    ”BAŞKANLIĞA DİRENMEK GEREKİR”

    Tamamıyla tekçi bir zihniyetin ürünü olan anayasa değişikliği teklifine karşı direnmek gerektiğini belirten Yıldırım, Konfüçyüs’ün  sözlerini hatırlatarak, şunları ifade etti:

    ‘’Bir insan parasın kaybederse hiçbir şeyini kaybetmemiştir, sıhhatini sağlığını kaybederse hayatının yarısını kaybetmiştir ama umudunu kaybederse hayatını komple kaybetmiştir. Savaşmaya devam edeceğiz. Savaşan toplumlar, savaşan insanlar kaybedebilir ama savaşmayanlar çoktan her şeyini kaybetmiştir. Bu yüzden biz de umudumuzu kaybetmeyeceğiz.’’

    ‘’DARBEYE DE OHAL’E DE KARŞIYIZ’’

    15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından ilan edilen OHAL’in getirdiği baskılara değinen Eren Yıldırım,  ‘’OHAL’i uzatarak  ötekilerin, kendilerinden olmayan bütün muhaliflerin seslerini kesmeye çalışıyorlar. Bir dikta yönetimi, bir başkanlık sistemi getirip bütün yetkileri bir adama vermeye çalışıyorlar. Biz buna her daim karşı durduk. Darbeye karşı durduğumuz gibi OHAL sistemine de karşı durduk ve bunun mücadelesini verdik. Çünkü Alevilik mücadelesi hak mücadelesidir. Hak mücadelesi insan mücadelesidir. İnsan onuruna sahip çıkma mücadelesidir.’’ şeklinde konuştu.

    ‘’ALEVİLİK VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR’’  

    Merkeze insanı koyan, incinsen de incitme, diyen bu inancın mensupları ve yol hizmetlileri olarak bu onurlu mücadeleyi sürdürdüklerini ifade eden Yıldırım, ‘’Hüseyin gibi, Pir Sultan gibi bu duruşumuzu göstermeye de devam edeceğiz. Alevilik vardır, Alevilik haktır.’’ dedi.

    Suay Abak / İSTANBUL

    Haberin videosu

    Suay ABAK – İSTANBUL

  • ‘Aleviler eşit yurttaşlık istiyor’

    ‘Aleviler eşit yurttaşlık istiyor’

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Meclis’te devam eden Anayasa değişiklik teklifi görüşmelerinde söz aldı.

    Halklar arasındaki kardeşlik hukukunun eşit ilişkiler düzeyine çıkartılmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Doğan, şöyle konuştu:

    “Halkın temel hak ve özgürlüklerini güvenceye almayan, sosyal hukuk devleti normlarından, hukukun üstünlüğünden ve kuvvetler ayrılığından yoksun, toplumsal, politik örgütlenmelerin hazırlanmasında öncü bir rol üstlenmediği, demokratik koşullarda özgürce tartışılmayan hiçbir anayasa değişikliği girişimi Türkiye’de demokrasinin de “istikrarın” da önünü açamaz. Bu değişikliğin gerçekleşmesi durumunda demokrasinin biçimsel unsurları da yok edilecek, toplum daha büyük yarılmalar yaşayacaktır.”

    ”KÜRTLER VE ALEVİLER KARDEŞLİK HUKUKU DIŞINDA TUTULMUŞTUR”

    Geçmişten bugüne sürdürülmek istenen tekçi zihniyete dikkat çeken Doğan, ortak vatan savunmasından sonra yayımlanan veraset ilanında Kürtlerin ve Alevilerin bazı haklardan mahrum bırakıldığını ve kardeşlik hukuku dışında tutulduğunu  ifade etti.

    ”DEMOKRATİK ULUS TANIMLAMASI SORUNLARIMIZI ÇÖZECEKTİR”

    Türk ve Kürt halkı kardeşlik hukukunun eşit ilişkiler düzeyine çıkarılması için bir anayasal düzenlemeye gerek olduğunu vurgulayan Doğan, ortak vatanda yaşayan tüm etnik yapıların birlikte, demokratik ulus olarak tanımlanmasının sorunların çözümünde etkili olacağını belirtti.

    ”ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYOR”

    Cumhuriyet döneminden bu yana Alevilere uygulanan asimilasyon ve sünnileştirme politikalarının artık kabul edilemez boyutlara ulaştığına dikkat çeken Doğan, ”Alevi toplumu özgür ve demokratik laik bir toplumda özgün inancını yaşamak istiyor. Anayasal bir güvence istiyor. İnancının ve öğretisinin kurumlarını erkanını yaşamak istiyor. Kurumlarının iadesini istiyor. Sonuç olarak eşit yurttaşlık temelinde tanınmasını istemektedir.” dedi.

    ”BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ GÜÇLENDİRİLMELİDİR”

    Doğan, yaşadığımız koşullarda devlet politikaları nedeniyle ülkemizde başlayan aşırı kutuplaşma ve kimlikleşmeye vurgu yaptı. Yeni anayasanın kutuplaşma ve güven sorularına cevap verebilmesi ve birlikte yaşama kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

    ”REFERANDUM MEŞRU DEĞİLDİR”

    Doğan, OHAL koşullarında KHK’lerle yönetilen ülkede, basın özgürlüğünün olmadığı, muhalefetin medyaya erişiminin kısıtlandığı, 100 binin üzerinde insanın tutuklandığı ve özgürlüklerin askıya alındığı bir ülkede referandum yapılamayacağını, yapılırsa meşru olmayacağını vurguladı.

    Yapılacak anayasanın yeni bir sistem inşa etmekten başka bir şey olmadığını belirten Doğan, demokratik bir anayasanın olması için önce OHAL’in kaldırılması gerektiğini ve OHAL’in yol açtığı bütün hasarların giderilmesi gerektiğini dile getirdi.

     

  • ‘6,5 milyon işsizin olduğu ülkede tek sorun başkanlık mı?’

    ‘6,5 milyon işsizin olduğu ülkede tek sorun başkanlık mı?’

    DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Meclis’te görülmeye devam eden ve iki maddesinin kabul edildiği anayasa değişikliği teklifine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Kani Beko, demokratik bir anayasanın sadece iki siyasi partinin bir araya gelmesiyle değil toplumun tüm kesimlerinin bulunduğu bir anayasa çalışması olması gerektiğini vurguladı. Beko: ‘Demokratik anayasayı demokrat insanlar yapar.  Bu anayasadan demokratik hiçbir şey çıkmaz.’dedi.

    “BAKANLAR MEMURA DÖNÜŞECEK”

    Beko ayrıca devletin meclisten çıkan yasalar yerine kararnamelerle yönetileceğini öngören anayasada kuvvetler ayrılığının biteceğini ve yasama, yürütme, yargı yetkilerinin meclis yerine cumhurbaşkanının elinde toplanacağını ve cumhurbaşkanının meclis yerine kanun yapıcı hale geleceğini de belirtti.

    “Bu sisteme göre yürütme erki artık meclise karşı sorumlu olmayacak. Bakanlar Kurulu anayasadan çıkarılacak. Bakanlar cumhurbaşkanına hizmet eden memura dönüşecek. Meclis denetimi kaybedecek. Vekiller etkisizleştirilecek. Tek sorumlu cumhurbaşkanı olacak. Yargı çoğunluğunu artık cumhurbaşkanı belirleyecek.”

    “ÖNCE MEMLEKETİN ASIL SORUNLARINI ÇÖZMEK GEREKİR”

    İşsizlik, eğitim ve sağlık sorunlarının oldukça arttığı bir ülkede tek sorunun ‘başkanlık’mış gibi aksettirilmesine tepki gösteren Beko, “İşçi ve emekçilerin yığınlarca sorunları var. 6,5 milyon işsizin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İşçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmadığından dolayı sadece 2016 yılında 700’e yakın işçi arkadaşımızı kaybettik. Milyonlarca işçi açlık sınırı altında yaşamaya devam ediyor. Önce bu sorunları çözmek gerekir” dedi.

    Suay ABAK

  • ‘Yeni bir devlet, ulus ve sistem kurgulanıyor’

    ‘Yeni bir devlet, ulus ve sistem kurgulanıyor’

    Partili cumhurbaşkanlığı da denilen başkanlık sistemini getirecek olan yeni anayasa teklifi mecliste görüşülmeye devam ediyor. Toplumun büyük kesiminin tepkisini çeken bu teklifi HDP MYK üyesi ve 25. Dönem milletvekili, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin Kurucu Başkanı  Ali Kenanoğlu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Kenanoğlu, bu anayasa teklifinde Alevilere, Kürtlere, kadınlara, feministlere ve tüm sol sosyalist kesimlere yer olmadığını söyledi. Ali Kenanoğlu, yeni bir sistemin kurulmak istendiğine işaret ederek, 15 Temmuz Darbe girişimini hatırlatarak şu saptamalarda bulundu:

    ‘15 Temmuz darbe girişimi kurgusu ve kontrollü bir şekilde halkın bastırdığı bir engelleme gibi göründürülmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin 15 Temmuz Cumhuriyeti’ne dönüştürülmesiyle ilgili bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde bir Kurtuluş Savaşı vardı ve akabinde de kurulan bir sistem vardı. Şimdi yeni bir sistem kurulmak isteniyor. Kurulurken de kendi anayasalarını, kendi sistemlerini getirmek istiyorlar. Bu sistem bu anayasa koşullarında da 15 Temmuz’u sanki bir kurtuluş savaşı gibi sunuyorlar. ‘’15 Temmuz şehitlerini’’ bundan önceki bütün savaşlardaki şehitlerden daha üstün tutuyorlar. Buradan bakıldığında yeni bir devlet, yeni bir sistem, yeni bir yönetim, yeni bir ulus yani halkı bütünüyle yeniden kurguladıkları bir planlama, bir projelendirmeyle karşı karşıyayız. Bu yüzden anayasa değişikliğini öyle sıradan bir anayasa değişikliği olarak göremeyiz.”

    TÜRK VE SUNNİ DEVLET MODELİ

    Yeni getirilecek sistemle birlikte Türkiye’de yaşayan farklı kesimlerin kendilerini ifade edebileceği imkânların tamamen ortadan kaldırılacağını belirten Kenanoğlu, bu sistemin Türk ve sunni devlet modeli üzerine kesinleştirilmiş bir yapıya kavuşturulacağını ifade etti.

    BU SİSTEMDE ALEVİLERE YER YOK

    15 Temmuz’dan bu yana Alevilere dayatılan biat kültürünü değerlendiren Ali Kenanoğlu şunları söyledi:

    ‘’Sunni, muhafazakâr ve Türk etnik ırkına dayalı bir yapıyla kurulmak istenen yeni sistemde Alevilere, Kürtlere, kadınlara, sol ve sosyalist kesimlere yer yok. Ya bu sisteme boyun eğeceksiniz ya da ülkede yaşama şansınız yok. Bütün yayın organlarımızı susturmaları, televizyonları, gazeteleri kapatmaları, siyasi partileri, sendikaları ve sivil toplum kuruluşlarını baskı altına almaları bunun bir uygulamasıdır aslında.’’

    BU SİSTEM KİMSEYE MUTLULUK GETİRMEZ

    “OHAL koşullarıyla ülkemiz yaşanılamayacak bir yer haline getirilmeye çalışılıyor” diyen Kenanoğlu, bu koşullar ve baskılar altında kimsenin mutlu olamayacağını söyledi.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu, böyle bir ülkede ne bölünme tehlikesi sona erer, ne kalkışma sona erer, ne de zulüm sona erer” diyerek, hiç bir yurttaşın huzur içinde yaşayamayacağına vurgu yaptı.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN VAZGEÇİLMELİ”

    Başkanlık sisteminden vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Kenanoğlu, “Burada en büyük rol da şu an için ilk aşamada Akp milletvekillerinindir. İkinci aşamada da Akp seçmeni diye nitelendirilen bu yüzde ellilik kesimin bu konuyu iyi idrak etmesi gerekir. Zaten bu ülkenin diğer toplumsal kesimleri bunun böyle olmadığının bilincindeler ve buna karşı mücadele etmektedirler” ifadelerini kullandı.

    Suay ABAK

  • ‘Başkanlık sistemi bertaraf edilmek zorunda’

    ‘Başkanlık sistemi bertaraf edilmek zorunda’

    TBMM Anayasa Komisyonunda 10 günde kabul edilen başkanlık sistemi düzenlemesi, Meclis Genel Kuruluna geliyor. Konuya ilişkin Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı,  Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Eğitim Sekreteri Aydın Deniz PİRHA’ya konuştu.

    OHAL durumu olsa da olmasa da Alevilerin, getirilen 18 maddelik Anayasa önerisini kendilerine uygun bulmadıklarını söyleyen Aydın Deniz ” Çoğulcu demokrasinin olmadığı, eşit yurttaşlık haklarının olmadığı hiçbir anayasayı kabul etmiyoruz” dedi.

    “TEK ADAM YÖNETİMİNE KARŞIYIZ”

    Tek kişi yönetimi, dikta yönetimi, meclisi fes etme yetkileri olan bir anayasayı zaten kabul etmediklerini belirten Deniz, “Bir kişinin, her şeye müdahale edecek bir yetkiyle donatılmasına, böyle bir sisteme karşıyız” dedi.

    “REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLİYOR”

    Rejim değişikliğinin olduğunu belirten Deniz, “Cumhuriyetin eksiklikleri olmasına rağmen yapılacak rejim değişikliğine, çoğulcu, demokratik, eşit yurttaşlık haklarına sahip olmayan bir anayasaya Aleviler kesinlikle karşı” dedi.

    “HERKES DİRENMELİ”

    Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak meclis ayağının önemli olduğuna dikkat çeken Aydın Deniz “Meclis ayağında herşeye rağmen bunun geçirilmemesi, kürsü işgalinden tutun, mecliste haklı, meşru direnişe kadar yapılması gerekenlerin yapılmasını öngörüyoruz. Dışarda ise alanlarda, sokaklarda mümkün mertebe sosyal medya da dahil daha çok ses çıkartılması konusunda fikir yürütüyoruz” ifadesini kullandı.

    “ANTİDEMOKRATİK REJİMİN KARŞISINDA KARARLI OLMALIYIZ”

    “Özellikle Laiklik savunması sonrasında gözaltıların artması, baskı ve zulmün artması, bu rejim değişikliği konusunda bunu isteyenlerin de kararlı olduğunu gösteriyor” diyen Deniz “Buna karşı,  antidemokratik yeni bir rejimin karşısında olanlar da kararlı bir şekilde mücadele etmek zorunda. Bedeller ödenecekse ödenecektir. Gerekirse sokak ve meclis eylemleriyle bertaraf edilmek zorunda bu yeni Anayasa” dedi.

    Semra ACAR

     

  • Başkanlık teklifinin ilk iki maddesi kabul edildi!

    Başkanlık teklifinin ilk iki maddesi kabul edildi!

    AKP, başkanlık düzenlemesini içeren yeni anayasa düzenlemesini hızla Meclis Genel Kurulu’na getirmek için maddeleri oylamaya sunmaya başladı.

    Çıkan tartışmalar ardından başkanlık sistemini içeren düzenlemenin ilk iki maddesi Komisyon’da kabul edildi.

    Komisyon toplantılarının bir an önce tamamlanmasını isteyen AKP, teklifi hızla Genel Kurul’a taşıyıp Nisan ayı başında referandum yapılmasını planlıyor.

  • DAD Eş Başkanı Demirtaş: Anayasada Alevilere yaşam hakkı yok

    DAD Eş Başkanı Demirtaş: Anayasada Alevilere yaşam hakkı yok

    Demokratik Alevi Dernekleri DAD Genel Merkezi Eş Başkanı Dursun Demirtaş yeni anayasa tepki gösterdi. Demirtaş, devam ettirilen tekçi zihniyete karşı sonuna kadar barış için çabalayacaklarını vurguladı.

    PİRHA‘ya konuşan DAD Genel Merkezi Eş Başkanı Dursun Demirtaş: “Son hazırlığı yapılan AKP ile MHP’nin ortaklaşa çıkarmaya çalıştıkları yeni anayasadaki partili başkanlık sisteminde Alevilere yer yok ve hiçbir şekilde hayat hakkı tanınmıyor” dedi. Konuşmasında “Son iki yıl içerisinde demokratlar, barışseverler, sivil toplum örgütleri dışlanıp baskı altında tutuluyor” diyen Demirtaş “seçilmişlerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve hatta parti genel başkanlarının bile hapse atılarak tekçi bir zihniyetin devam ettirilmeye çalışıldığını” vurguladı.

    TOPLUMUN AYDINLIK YÜZÜ OLAN YAYINLAR KAPATILMIŞTIR

    Demirtaş: “Çıkarılan KHK’ler ile Tv10 gibi toplumun aydınlık yüzü olan basın yayın organları kapatıldı. Biz Alevilerin kendimizi ifade etme araçlarına izin verilmiyor. Devam ettirilmeye çalışılan tekçi zihniyetin memleketi daha zor durumlara sokacağını, hızla bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini” ifade etti.

    SONUNA KADAR BARIŞ İÇİN ÇABALAYACAĞIZ

    Demirtaş: “Şu bilinmelidir ki hiçbir zalim sonuna kadar zulmünü devam ettiremez. Biz halkların kazanacağına dair umutluyuz. Sonuna kadar da barış için çabalayacağız” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Suay ABAK

  • Bahçeli’den anayasa çağrısı: CHP naz etmemeli

    Bahçeli’den anayasa çağrısı: CHP naz etmemeli

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni anayasaya ilişkin CHP’ye çağrı yaptı ve CHP naz etmemeli, geri durmamalıdır” idedi. 

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni anayasaya ilişkin CHP’ye seslenerek, “AKP’nin anayasa hazırlık metni tarafımıza resmen iletilmiştir. Parti olarak kılı kırk yararak çalışma yapıyoruz. Üzerinde mutabık kaldığımız maddeleri Meclis’e getirmeyi umuyoruz. Sonrası TBMM’nin ve milletimizin muazzam iradesine kalmıştır. CHP naz etmemeli, geri durmamalıdır” ifadelerini kullandı.