Etiket: yeni yaşam

  • Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Zilan Gül serbest bırakıldı

    Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Zilan Gül serbest bırakıldı

    PİRHA-Diyarbakır’da 4 gün önce gözaltına alınan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Zilan Gül, serbest bırakıldı.

    Diyarbakır’da 26 Ocak’ta evine yapılan baskın sonucu 4 gündür gözaltında tutulan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Zilan Gül’ün ifadesi tamamlandı. Emniyette ifadesi alınan Zilan Gül, suçlamalarını kabul etmediğini söyledi.

    Sağlık kontrolüne götürülen Zilan Gül ardından serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • MA, JINNEWS ve Yeni Yaşam’ın X hesaplarına erişim engeli

    MA, JINNEWS ve Yeni Yaşam’ın X hesaplarına erişim engeli

    PİRHA-MA, JINNEWS ve Yeni Yaşam’ın X hesaplarına erişim engeli getirildi.

    Mezopotamya Ajansı’nın (MA) X (Twitter) hesabına Türkiye’de erişim engeli getirildi. 263 bin takipçisi bulunan hesabın hangi gerekçeyle erişeme engellendiğine dair ise bir açıklama bildirilmedi.

    JINNEWS ve Yeni Yaşam Gazetesi’nin, X hesabı hesabına da erişim engelli getirildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • BirGün’ün ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi- VİDEO

    BirGün’ün ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi- VİDEO

    PİRHA- BirGün gazetesinin 20 yıllık bağımsız gazetecilik serüveninin hikayesini anlatan ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi.

    Mersin Yenişehir Belediyesi Akademi Salonunda düzenlenen belgesel gösterimine SOL Parti il yöneticileri, DEM Parti il yöneticileri, Akdeniz Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ile belediye meclis üyeleri Kadın Gazeteciler Derneği, Tabip Odası, 68’liler Derneği, Veli-der yöneticileri ve çok sayıda BirGün okuru katıldı.

    “HEPİMİZİN ORTAK HİKAYESİ”

    Belgesel gösteriminden önce konuşan BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, “Bütün toplumsal muhalefet olarak AKP’nin 22 yıllık iktidarına karşı mücadele veren bir toplumuz. Biz de bu süreçte hangi badireleri atlattık onları anlatmaya çalıştık. Bu sadece BirGün’ün değil hepimizin ortak hikayesi. Sadece BirGün’ü anlattık belki ama Cumhuriyet, Yeni Yaşam, Evrensel ve daha niceleri memleketin hakikatini anlatmaya çalışıyor. Umarım önümüzdeki süreçte daha eşit, daha özgür, daha adil bir Türkiye’de kazanımlarımızın olduğu günleri yaşarız ve bizler de artık güzel ve keyifli haberler yazarız” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından belgesel izlendi. Belgeselden sonra da Yaşar Aydın ile söyleşi yapıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Batman’da darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakıldı- VİDEO

    Batman’da darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakıldı- VİDEO

    PİRHA- Batman’da darp edilerek gözaltına alınan Jinnews muhabiri Pelşin Çetinkaya ile Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören serbest bırakıldı.

    İçişleri Bakanlığı talimatıyla Mardin, Batman ve Halfeti’de kayyım atanmasının ardından yurttaşların direnişi ikinci gününde de devam ediyor. Kürt siyasetçi kadınlar ve feminist kadınların yaptığı açıklamasından sonra polis kitleye biber gazı ve tazyikli su ile saldırdı.

    Haber takibi yaptığı sırada darp edilerek gözaltına alınan Jinnews muhabiri Pelşin Çetinkaya ve Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören’i de gözaltına alınmıştı.

    Gazeteciler, emniyet işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeni Yaşam Gazetesi Dersim dağıtımcısına 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi

    Yeni Yaşam Gazetesi Dersim dağıtımcısına 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi

    PİRHA-Yeni Yaşam Gazetesi Dersim dağıtımcısı Azime Bozkurt’a, ‘Örgüte yardım ve yataklık’ iddiasıyla yargılandığı davada 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. 

    Yeni Yaşam Gazetesi Dersim dağıtımcısı Azime Bozkurt, Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘Örgüte yardım ve yataklık’ iddiasıyla yargılandığı davada 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi.

    Bozkurt’un avukatı Doğukan Kudat, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlığı’na istinaf başvurusunda bulundu.

    “BU HAKSIZLIĞI AİHM’E KADAR TAŞIYACAĞIZ”

    Suçlama konusu yapılan Yeni Yaşam gazetesinin yasal bir gazete olduğunu belirten Avukat Doğukan Kudat, “Yeni Yaşam gazetesi Turkuaz Dağıtım A.Ş. tarafından basım ve dağıtımı yapılmaktadır. Gerekli izinler alınarak gazetenin dağıtımı yapılmakta olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gazetenin dağıtımı yönünde izin verildiği gibi bahsi geçen yayın Suje yayın olarak nitelendirilmektedir. Gazetenin Tunceli iline gelmesi zaten maliyetli olup, gazete 10 TL’ye satılmakta, zaten bunun büyük kısmı matbaada hamur ücretinde ve gazetenin geliş ücretinde kullanılmaktadır. Bu şekilde gazeteden elde edilen gelir yaklaşık 200-300 TL civarı olup, bu şekilde bu para ile herhangi bir örgüte yardımda bulunması kendisinden beklenemez. Mahkeme kararı bu nedenle hukuka aykırıdır. Bu haksızlığı AİHM’e kadar taşıyacağız. Yapılan yargılama hukuksuz yapıldı, bu ceza ile insanların bilgi alma özgürlüğü engelleniyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt serbest bırakıldı

    Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt serbest bırakıldı

    PİRHA-Gazete dağıtımı yaptığı esnada polisler tarafından gözaltına alınan Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt serbest bırakıldı.

    Günlük yayın yapan Yeni Yaşam Gazetesi’nin Dersim dağıtımcısı Azime Bozkurt, sabah saatlerinde gazete dağıtımına çıktığı esnada polis tarafından gözaltına alındı. Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gönül Sonbahar’ın gözaltı girişimini engellemeye çalışması sonrası Kordu polisler tarafından tartaklandı.

    Yeni Yaşam Gazetesi’nin manşeti gerekçesiyle gözaltına alındığı öğrenilen Azime Bozkurt, serbest bırakıldı.

    DERSİM/PİRHA

    İLGİLİ HABER

    >Yeni Yaşam gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt gözaltına alındı-VİDEO

  • Yeni Yaşam gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt gözaltına alındı-VİDEO

    Yeni Yaşam gazetesi dağıtımcısı Azime Bozkurt gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- Yeni Yaşam Gazetesi Dersim dağıtımcısı Azime Bozkurt, gazete dağıtımı yaptığı sırada gözaltına alındı.

    Günlük yayın yapan Yeni Yaşam Gazetesi’nin Dersim dağıtımcısı Azime Bozkurt, sabah saatlerinde gazete dağıtımına çıktığı esnada polis tarafından gözaltına alındı.

    Yeşil Sol Parti DersimMilletvekili Ayten Kordu, İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gönül Sonbahar, Azime Bozkurt hakında gözaltı kararının olmadığını belirterek, polisin hukuksuzluk yaptığını söyledi.

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu, gözaltıyı engellemeye çalışırken, tartaklandı. Ardından dağıtımcı Azime Bozkurt sürüklenerek gözaltına alındı.

    Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen Azime Bozkurt, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’den tepki: Hukuka aykırı, gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    Mersin’den tepki: Hukuka aykırı, gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de ÖHD ve Yeşil Sol Parti, 21 ilde yapılan gözaltı operasyonlarını protesto ederek, gözaltı sürecinin insan haklarının temel ilkelerine aykırı bir biçimde gerçekleştiğini belirtti.

    Baskınlarda aralarında Yeni Yaşam Gazetesi Yazıişleri Müdürü Osman Akın, Xwebûn İmtiyaz Sahibi Kadri EsenMezopotamya Ajansı editörü Abdurrahman Gök, muhabiri Ahmet Kanbal, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şube Eşbaşkanı avukat Halise Dakalı, avukatlar Özüm Vurgun, Bünyamin Şeker, Berdan Acun, Pirozhan Karali, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in basın danışmanı Sezen Mercan, Amed Şehir Tiyatrosundan Yavuz Akkuzu, Özcan Ateş ve Elvan Koçer Yıldırım ile siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Mezopotamya Ajansı (MA) Sahibi Ferhat Çelik ise baskın yapılan ikamet adresinde olmadığı için gözaltına alınamazken, gözaltılara onlarca merkezden tepki geldi.

    Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi, Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan operasyon kapsamında çok sayıda gazeteci, siyasetçi, hukukçu ve sendika yöneticilerinin gözaltına alınmasına ilişkin basın açıklaması düzenledi. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamaya ÖHD’li avukatlar, Yeşil Sol Parti Mersin İl Örgütü, Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri ile birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

    “İKTİDAR ELİYLE YAPILMIŞ BİR OPERASYON”

    Basın metnini okuyan ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı İbrahim Kaya, yapılan gözaltıların iktidar eliyle, hukuka aykırı bir biçimde gerçekleştiğini söyleyerek, “Her gün adliyelerde duruşma ve iş takibi yapan meslektaşlarımızın haber verilmesi veya çağrılması halinde ifade verebilecek durumda olmasına rağmen hukuka ve insan hakları temel ilkelerine aykırı bir biçimde ev baskını ile gözaltına alınması ile başlayan hukuka aykırı süreç dosyada gizlilik kararı alınması ve 24 saat avukat kısıtlaması kararı ile devam etmiştir” dedi.

    “İKTİDAR, SONUNUN GELDİĞİ İLE YÜZLEŞTİ”

    Seçimlere az bir zaman kala iktidarın sonunun geldiğinin farkında olduğunu, bu nedenle baskıları arttırdığına işaret eden Kaya, “14 Mayıs yaklaştıkça rejiminin sona ereceği gerçeğiyle yüzleşen siyasal iktidar, 20 yılı aşkın süredir devam ettirdiği politikalarıyla insan hakları mücadelesini sekteye uğratmak adına; yargı eliyle savunmayı, halkın haber alma hakkını ve muhalefeti halen etkisiz hala getirmeye çalışmaktadır. Toplumun tüm muhalif kesimlerine ve hak savunucularına karşı sürdürdüğü yargı tacizini; avukatlar, hakikati ortaya çıkaran basın emekçileri ve siyasetçiler üzerinde de sürdürmeye devam etmiştir” ifadelerini kullandı.

    PERİHAN KOCA: BU OPERASYONLAR SİYASİ BİR SOYKIRIMDIR

    Gözaltıları siyasi bir soykırım operasyonu olarak değerlendiren Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Perihan Koca, AKP-MHP ittifakının suç işleyerek ayakta kalmaya çalıştığını dile getirdi. İktidarın baskıdan başka vaat edecek bir şeyinin kalmadığını sözlerine ekleyen Koca, şunları söyledi:

    “Bugün sabaha siyasi bir soykırım operasyonuyla, aslında siyasi bir tezgahla uyanmış olduk. Kaybedenler, devlet şiddetini arttırarak saldırdıkça saldırıyorlar. Diyebiliriz ki bugün itibariyle AKP-MHP faşist koalisyonu 20 gün kala seçime start vermiş durumda. Seçimlere siyasi soykırım operasyonlarıyla, kumpas davalarıyla, tezgahlarla, Ali Cengiz oyunlarıyla start verdiler çünkü faşizmin inşasına giden yolda devlet şiddetinden, baskıdan, operasyondan, savaş politikalarından, yalanlardan dolanlardan başka vaat edecekleri başka hiçbir şey kalmamış durumda. Suç işleyerek, sürekli kan politikalarıyla, sürekli operasyonlarla ayakta kalmaya çalışıyorlar. HDP’ye kapatma davaları açtılar, siyasi kumpas davalarıyla arkadaşlarımızı bugün siyasi rehine olarak tutuyorlar. Ülkenin dört bir yanında kazanılmış haklarımızı gasp etmeye çalışıyorlar. Kayyum politikalarıyla bu halka boyun eğdirmeye çalıştılar. Ama işte tüm tezgahlara, işlenen tüm suçlara rağmen biz bugün buradayız. Mersin’den sesleniyoruz: Bilsinler ki, ne yaparlarsa yapsınlar siyasi operasyonlarla rehin aldıkları arkadaşlarımızı geri alacağız.”

    “AKP-MHP İKTİDARI MİADINI DOLDURDU”

    Yapılan operasyonlarla AKP-MHP’nin kendini bir sonraki döneme aktarmak amacında olduklarını söyleyen HDP Mersin İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ise, “Bugün sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli 21 ilimizde bir siyasi soykırım operasyon sonucu aralarında genel başkan yardımcılarımızın, MYK üyelerimizin, parti temsilcilerimizin, gazetecilerin, avukatların aralarında olduğu 110 arkadaşımız gözaltına alındı. Bizler bu operasyonların amacını çok iyi biliyoruz. Bu siyasi soykırım operasyonları sıkışmış, miadını doldurmuş AKP-MHP faşist iktidarının kendini bir sonraki döneme aktarmak için kullandığı, beklenen ve hazır olduğumuz operasyonlardır. Bizler bu operasyonların amacına asla ulaşamayacağını, dönemi bitmiş iktidarın son 19 günlük sürecinin olduğunu ve 14 Mayıs’ta demokratik kitle örgütleri olarak, muhalefet olarak bu ceberrut iktidara son vereceğimizi, bu operasyonların amacına ulaşamayacağını buradan bir kez dile getiriyoruz. Baskılar ve gözaltılar bizi yıldıramaz.” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Gazeteci Rojin Altay gözaltına alındı

    Gazeteci Rojin Altay gözaltına alındı

    PİRHA- Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Rojin Altay gözaltına alındı.  

    Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Rojin Altay, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Diyarbakır’a gitmek isterken saat 18.00 sıralarında havaalanında gözaltına alındı.

    İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü, Altay’ın babasını arayarak, kızının gözaltına alındığı bildirdi. Emniyeti arayan avukat Sercan Korkmaz’a, Altay hakkında 24 saat görüş kısıtlılık kararı olduğu bildirildi. Gözaltı gerekçesine dair herhangi bir bilgi verilmedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Saime Topçu: Aleviler, asimilasyon politikalarına karşı direnmek için etkili ve doğru yöntemler geliştirmeli

    Saime Topçu: Aleviler, asimilasyon politikalarına karşı direnmek için etkili ve doğru yöntemler geliştirmeli

    PİRHA-DAD önceki dönem Eş Genel Başkanı Saime Topçu, Yeni Yaşam Gazetesi’nin Kadın ekinde kaleme aldığı yazısında, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmak istemesini eleştirerek, “AKP iktidarı ‘alevi açılımı’ yapıyormuş gibi bir algı yarattı. Alevilerin sorunları maddi ihtiyaçlarmış gibi basite indirgendi. Aleviler olarak bu politikalara karşı direnmek için etkili ve doğru yöntemler geliştirmeliyiz” dedi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) önceki dönem Eş Genel Başkanı Saime Topçu, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmak istemesine dair görüşlerini kaleme aldı.

    AKP iktidarının Alevilere yönelik attığı adımları eleştiren Topçu, Alevilerin bu tür asimilasyon politikalarına karşı direnmek için etkili ve doğru yöntemler geliştirmesi gerektiğini söyledi.

    “ALEVİLİĞİ ALEVİLER DIŞINDA KİMSE TANIMLAYAMAZ”

    Topçu, Yeni Yaşam Gazetesi’nin Kadın ekinde kaleme aldığı yazısında şu ifadelere yer verdi:

    “Aleviliği Aleviler dışında kimse tanımlayamaz, ritüellerimizi Cem cıvatalarımızı ancak pirlerimiz, mürşitlerimiz yapar, Kültür Bakanlığı adı altında Alevileri bir yere konumlandırmak düpedüz kayyumun kendisidir, Alevi toplumuna hakarettir

    Sorma be birader mezhebimizi!

    Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır!

    Çağırma meclis-i riyaya bizi,

    Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır.

    Biz müftü bilmeyiz, fetva bilmeyiz

    Kıl ü kal bilmeyiz, ifta bilmeyiz

    Hakikat bağında hata bilmeyiz,

    Şah-ı Merdan gibi pirimiz vardır.

    Bizlerden bekleme zühd ü ibadet,

    Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet,

    Ne bilsin ham ervah likasın hakkın evi,

    Hakk’ı bilmeyene Hak olmaz yakın.

    Bizim Hak katında elimiz vardır. (Kul Nesimi)

    “AKP İKTİDARI ‘ALEVİ AÇILIMI’ YAPIYORMUŞ GİBİ BİR ALGI YARATTI”

    Aslında AKP iktidarı ‘Alevi açılımı’ yapıyormuş gibi bir algı politikası yarattı, hakkını teslim etmek gerekir. AKP’nin en iyi yaptığı algı siyaseti ile politika yapmak ve kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmek. Anımsarsanız mafyatik Sedat Peker Beşiktaş’ta bir cemevi ziyaretine gitmişti, aslında sıradan bir ziyaret gibiymiş gibi gösterilse de sıradan bir ziyaret olmadığı gün gibi ortada. Bu ziyarete takiben 25 Ekim 2021’de yapılan Kabine toplantısının gündemleri arasında cemevlerinin olduğunu belirtilerek: ‘Talimatlarımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı çalışmayı görüştük’ denilmişti.

    “ALEVİLERİN SORUNLARI MADDİ İHTİYAÇLARMIŞ GİBİ BASİTE İNDİRGENDİ”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Özzeybek’in cemevlerini ziyaret ederek gereksinimleri konusunda bilgi aldığı bir süre önce kamuoyuna yansımıştı. 6 ay Alevi köylerini ve cemevlerini dolaşıp fizibilite yapıldı. Daha sonra Alevilerin sorunları sanki elektrik, personel, kum, çakıl, çimento ve maddi ihtiyaçlara yönelikmiş gibi basite indirgenerek genel sorunları, talepleri görmezden gelindi. Cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verileceği ve bazı giderlerin devlet tarafından karşılanacağı açıklandı. Ve açıklamanın Şahkulu Sultan Dergahı’nda yapılması da dikkat çekici. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şahkulu Sultan Dergâhı’nda temel atma ve toplu açılış töreninde, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığımız kendi bünyesinde kuracağımız Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile muhtarlara, derneklere, federasyonlara bağlı cemevlerinin tamamının yönetimini yürütecektir’ dedi. Cemevi cümlesini kullanmaktan imtina etti, ‘Alevi ve Bektaşî yurttaşların etrafında bir araya geldiği mekanlar’ söylemini kullandı ve Kuran-ı Kerim verdi. Bu şu mesajı içeriyor; kafirsiniz, yolsuzsunuz yola gelin, imansızsınız imana gelin, bu inancı ancak ve ancak İslamiyet’in kisvesi altında yaşayabilirsiniz. Öbür türlüsünü unutun, ‘aba altından sopa’ gösteriyor.

    “TÜRKİYE LAİK BİR ÜLKE DEĞİL, HİÇ DE OLMADI”

    Alevilik ne vakit görünür olduğunda ulusalcılar, otoriter İslamcılar, siyasal İslamcılar, Diyanet çok rahat yan yana gelmekte, bunu görebiliyoruz. Ve Alevileri bölücülükle, mezhepçilikle itham ettiler, manipüle edip hedef göstermekten hiç çekinmediler. Alevilere karşı nefret dili artık mahallerimize kadar inmiş bulunmakta. Türkiye’de laikliğin göstergesi Aleviler gösterilir ancak bu mekanizma Aleviler için hiçbir zaman işlemedi. Türkiye laik bir ülke değil, hiç de olmadı. Laikliğin tanımını bilmeyen bazı Aleviler için açayım; Türkiye laiktir, laik kalacak diye çığırtkanlık yapan Alevilerimizin dikkatine! Laik olan bir ülkede demokrasi olur ve bütün halklar, inançlar kendi dilini, inancını, kültürünü yaşar. Tek dil, tek bayarak, tek inanç anlayışı olmaz.

    “EŞİT VE ÖZGÜR YURTTAŞLIK TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

    Dikkat çekmek istediğim başka bir nokta da Aleviler çirkin hesaplara kurban edilmeye çalışılmaktadır. Bilakis Aleviler kullanılarak devlet kendi Alevisini yaratmak için sözde ‘Alevi açılımı’ altında Alevi toplumunu, hassasiyetlerini göz ardı ederek razısız, rızasız cemevleri yapıyor. Alevileri rızasız yola davet ediyor, devletin kirine pasına bulaştırmaya ve kendi Hınzır paşalarını yaratmaya, pirlere maaş vererek itibarsızlaştırmaktır.

    Alevi kurumları ise alelacele yaptığı basın açıklamasının dışında bir eylemlik ortaya koyamadı. Bana göre en pasif eylem basın açıklamasıdır. Alevi toplumunun her kesimi sesini gür çıkarmalı ve itiraz etmeli, AKP’nin Alevileri bir yere bağlama projesi masumane bir proje değildir. Asimilasyonun en üst perdesidir ve özden uzaklaştırıp yüzyıllardır yaptıklarılar fiziki, inançsal, kültürel soykırımın devamıdır. Alevilerin talepleri öyle atla deve de değildir. Eşit, özgür yurttaşlık talepleri, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Alevi çocuklarının din dersinden muaf tutulması, cemevlerini ibadethane statüsü tanınması, Alevi köylerine Cami yapılmaması.

    “KÜLTÜR BAKANLIĞI ADI ALTINDA ALEVİLERİ BİR YERE KONUMLANDIRMAK DÜPEDÜZ KAYYUMUN KENDİSİDİR”

    Bizi hiç kimse hiçbir yere bağlayamaz, Aleviliği Aleviler dışında kimse tanımlayamaz, ritüellerimizi Cem cıvatalarımızı ancak pirlerimiz, mürşitlerimiz yapar, Kültür Bakanlığı adı altında Alevileri bir yere konumlandırmak düpedüz kayyumun kendisidir, Alevi toplumuna hakarettir.

    Umut; yolda, insanda, hakikatte gizlidir. Bu sırrın öznesi insanın kendisidir ve Aleviler ancak Xızıri duruş Xızıri akılla bunun üstesinde gelebilir. Akılla ve duruş aynı zamanda sürekli mücadele demektir, her demde sürekli kendini devriye etmektir. Xızır duruşu ve aklına dayananlar doğru umudu ve yolu temsil etmişlerdir. Pir Sultanlar, Seyit Rızalar, Baba İlyaslar, Mazlumlar, Xızır aklıyla en koyu karanlıklardan geçerek, kendi delillerini kendi elleriyle yakarak, kendi nurunu yaratmış, ışık olmuş, o dönemin Xızır’ı olmuşlardır. Xızıri duruş özgür yaşama, rıza toplumsallığına götürür. Xızıri duruşun somut sonuçları Alevilerin tarihsel-kültürel direnişlerinde görülebilir. Alevi yolu ve toplumsallığı, bu direnişlerle tüm bedellere rağmen bir özgürlük süreği olarak günümüze taşınabilmiştir. Oysaki Xızır aklı dardan, zordan çıkış aklıdır. Her çağda rehberdir o.

    “DİRENİŞ İÇİN ETKİLİ VE DOĞRU YÖNTEMLER GELİŞTİRMELİYİZ”

    Aleviler, yaşanmakta olan süreci görmekte, bilmekte fakat tarihsel geleneklerine uygun bütünlüklü bir duruş sergileyememektedirler. Direniş için etkili ve doğru yöntemler geliştirememektedirler. Alevi yol rehberleri, tarihsel gelenek ve hafızadan, mücadele deneyimlerinden koptukları, modernite zihniyetin ufkuyla sınırlandıkları için sürece cevap olamamaktadırlar. Aleviler olarak, yaşamakta olduğumuz kriz ve kaos halini aşamamamız, bu durumun kanıtıdır. Xızıri akıl, her zaman bir yol gösterir. Öğretimiz, ahlaki-politik geleneğimiz, her dem fiziki ve kültürel direniş mirasımız, yaşamakta olduğumuz bu zorlu döneme de cevap olacaktır ve Demokratik Alevi Hareketi etrafında birleşmek, örgütlenmek ve sürece cevap olmak acil ve elzemdir.

    Ya Xızır! Ya Ana Fatma! İnsan-i Kamilden, sırrı hakikaten ayırma bizi!”

    HABER MERKEZİ

  • Kete: Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Aleviler beklentilerini net şekilde deklare etmeli

    Kete: Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Aleviler beklentilerini net şekilde deklare etmeli

    PİRHA-Şıx Çoban Ocağı’ndan Pir Zeynel Kete, Yeni Yaşam Gazetesi’nde yer alan köşe yazısında Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilerin beklentilerini net şekilde deklare etmesi gerektiğini kaydetti. Kete, “Cem erkanı Alevi toplumunun en büyük meclisidir. Hak meclisi, kırklar meclisi aynı zamanda sorunların konuşulup çözüm üretilen rızalık meydanıdır. Bütün Alevi süreklerinin gönül birleyerek, cem meclisinde bir araya gelip, geçmiş yüzyılın eleştirisini yapmaları kendilerine yol açacaktır” ifadelerini kullandı.

    Şıx Çoban Ocağı’ndan Pir Zeynel Kete, Yeni Yaşam Gazetesi’ndeki “Alevi toplumunu komuta etme siyaseti” başlıklı yazısında Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilerin beklentileri konusunda istemlerini net bir şekilde deklare etmeleri gerektiğini belirtti. Alevi toplumunun yüzyıldır inkar, imha, tekleştirici, ötekileştirici bir zihniyetten dolayı ağırlaştırılmış toplumsal sorunlar yaşadığını kaydeden Kete; “Cem erkanı Alevi toplumunun en büyük meclisidir. Hak meclisi, kırklar meclisi aynı zamanda sorunların konuşulup çözüm üretilen rızalık meydanıdır. Bütün Alevi süreklerinin gönül birleyerek, cem meclisinde bir araya gelip, geçmiş yüzyılın eleştirisini yapmaları kendilerine yol açacaktır” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİ HAKİKATİ, TÜRK, İSLAM ALEVİLİĞİ ŞEKLİNE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Kete‘nin yazısı şöyle:

    “Binlerce yıllık birikimin sonucu olarak bugünlere gelen, hakikat ve özgürlük arayışını sürekli devriye eden Alevi hakikati, çeşitli entrika ve oyunlarla Türk İslam Aleviliği şekline getirilmeye çalışılıyor. Alevi hakikatine ait bütün maddi, manevi, tarihsel ve kültürel hafızaya karşı planlı bir devlet aklı görev başındadır. Egemen durumda olan Emevi İslam anlayışı ya da Şii İslam anlayışı rıza toplumu sürekleri üzerinde her türlü egemenlikçi zihniyeti inşa ederken; Ortadoğu’da etnik olarak Kürtler, inanç olarak Êzîdiler ve Reya Heq Alevi sürekleri en fazla etkilenen topluluklardır.

    Kapital İslam anlayışı genişleyip hacim kazandıkça, rıza toplumuna ait inançlar, bu inançların kavramları, ritüelleri, tarihsel bellekleri, zaman ve mekanları egemenlikçi zihniyetler tarafından adeta toplumsal ve kültürel yıkımın eşiğine getirilmiştir. Bu yıkım insanlığın bin bir emekle var ettiği, binlerce yıllık hakikat ve özgürlük arayışının birikimi olan demokratik değerlerin yok edilmesi anlamına gelir. Kurdun, kuşun, havanın, suyun, toprağın, ateşin hatırını hak bilen Alevi zihin dünyası ister Türkiye’de, isterse komşu ulus devletlerde erkek egemenliğine dayalı inşa edilen tekçi zihniyetlerin tahakkümü ile karşı karşıya kalmıştır. Tekçi zihniyetlerde tahakküme dayalı büyüme kapitalist sistemin ekonomi yöntemidir. Bu modelin sonucunda Alevi doğası ve toplumu üzerinde söz sahibi olma hakkını kendinden görme durumu söz konusudur.

    “ALEVİLER DEMOKRATİK SİYASETİN YOLUNU MU AÇACAKLAR?”

    An itibariyle Alevi toplumuna, doğası ve bireyine yönelik uzun vadeli planlamalarla denetleme, komuta etme siyaseti uygulanıyor. Tekçi zihniyetin zihin kodları ile siyaset yapan iktidar ve muhalefet partileri el ele vermiş durumdalar. Söylem boyutunda demokrat olsalar da; siyaset adına Alevi toplumunu komuta etme, yön verme, hakikatini ters-yüz etme, egemene tabi kılma anlayışı, kendini ayrıcalıklı bir konumda görme anlamına gelir. Seçimler yaklaşırken partilerin Alevi toplumuna, hakikatine yönelik yaklaşımları önemlidir. Alevi toplumu, partilerin kendi toplumsal hakikatlerine yaklaşımını, konuyla ilgili geçmiş dönemlerdeki pratiklerini esas alacaktır. Demokratik siyasetten uzak, devletin resmi kurumları tarafından geliştirilip Alevi toplumunun önüne konulmuş yeni sürüm etkinlikler Alevi toplumu açısından politika olarak kabul görmez. Toplumun rızalığına, kolektif aklına dayanmayan bir politika anlayışı ahlaki değildir.

    Alevi toplumsal tarihi göstermiştir ki, Alevi toplumu son derece eşitlikçi, dayanışmacı, ortakçı, ikrar ve rızalığı, emek ve özgürlüğü esas alan, doğal toplum değerlerinin yoğun olduğu bir toplumdur. Muhalefet partileri yeni seçim sürecinde toplumu mu esas alacaklar yoksa iktidarı mı? Aleviler Cumhurbaşkanı seçiminde, iktidarın el değişiminde araç konumunda mı olacaklar, yoksa komünal, demokratik, farklılıkların tekliğini değil birliğini, emek ve özgürlüğü esas alan demokratik siyasetin yolunu mu açacaklar?

    Kaos aralığının gittikçe derinleştiği bir dönemde tekçi zihniyet karşıtı oluşumlarla ikrarlaşarak, son yüzyılın muhasebesini yaparak tarihsel rolünü açığa çıkaracaklar mı? Tarihe iz bırakmak, Mansurların, Nesimilerin, Baba İshakların, Pir Sultanların, Hacı Bektaşların, Alişerlerin, Pir Sey Rızaların, Ana Naciye, Ana Sakine, Ana Fatmaların direniş ruhunu devriye ederek tarih karşısında oynayacakları rolü açığa çıkarmaları gerekiyor. Aleviler mağdur olduklarını söyledikleri sisteme alternatif olacak demokrasi güçleri ile meydan kurarak, kendilerine ait özgün bir perspektifle mi seçim sürecine girecekler yoksa sistem içi muhalefet yaparak sistemin onarılmasında etkin rol mü alacaklar?

    “CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA ALEVİLERİN BEKLENTİLERİNİ NET ŞEKİLDE DEKLARE ETMELİ”

    Kaos aralığını derinleştiren, sistemin krize girmesine neden olan sorunlar sadece Alevilerle ilgili sorunlar değildir. Demokratik Alevi hareketi sistem krizine parçalı değil bütünlüklü yaklaşmalıdır. Emek, barış, demokrasi, özgürlük mücadelesi veren tüm sosyal kesimlerin, ötekilerin sorunları ve çözümleri de birbiri ile diyalektik ilişki içindedir. Alevi toplumu yaşadıklarına bakarak, sorunu yaratanların sorunun çözümü olamayacakları gibi sorunun asıl nedeni olduklarını bilerek siyaset yapmalıdır.

    Her yeni örgütlenme modeli, eskinin eleştirisi üzerinde yükselir. Alevi toplumu yüzyıldır inkar, imha, tekleştirici, ötekileştirici bir zihniyetten dolayı ağırlaştırılmış toplumsal sorunlar yaşamaktadır. Demokratik siyaset Alevi inancına, zihin dünyasına, toplumsal tarihine uzak bir anlayış değildir. Cem erkanı Alevi toplumunun en büyük meclisidir. Hak meclisi, kırklar meclisi aynı zamanda sorunların konuşulup çözüm üretilen rızalık meydanıdır. Bütün Alevi süreklerinin gönül birleyerek, cem meclisinde bir araya gelip, geçmiş yüzyılın eleştirisini yapmaları kendilerine yol açacaktır. “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilerin beklentileri” konusunda istemlerin net bir şekilde deklare etmeleri gerekiyor.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi- VİDEO

    Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi- VİDEO

    PİRHA- Bu yıl 28. düzenlenen Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

    Diyarbakır’da 20 Eylül 1992’de katledilen Musa Anter anısında her yıl verilen Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’nin 28. düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

    Yeni Yaşam gazetesi tarafından Şişli ilçesinde bulunan Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen törene, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Musa Piroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) temsilcileri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, çok sayıda basın meslek örgütü temsilci ve yöneticisi, çok sayıda sivil toplum örgütü temsilci ve yöneticisi katıldı.

    Düzenlenen törende Yeni Yaşam Gazetesi yazarlarından Nejbir Aydoğan Türkçe sunumu yaparken, Kürtçe sunumu ise Ayhan Erkmen yaptı.

    Yapılan sunumun ardından Musa Anter’i ve baskı altında yapılmaya çalışılan gazetecilik mesleğini anlatan sinevizyon gösterildi.

    “BU GELENEK BİR ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN KİMLİĞİDİR”

    Sinevizyon gösterisinden sonra konuşmalara geçildi. İlk olarak Yeni Yaşam Gazetesi imtiyaz sahibi ve HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan söz aldı. Turan yaptığı konuşmada; “Bu gelenek bir özgürlük mücadelesinin kimliğidir. Ülkemizin bütün farklılıklarını sayfalarında var etti. Büyük engellerle çıkan gazetemiz özgürlük mücadelesinin şahikasıdır. Özgür basın görüngünün ardındaki gerçekliği ortaya çıkarmak için büyük bedeller ödedi. Özgür basın geleneği Musa Anter’den bu yana bizlere çok şey öğretti. Türkiye’nin bütün sorunlarına sahip çıktı. Bu mücadele yalnızca gerçekleri ulaştırma mücadelesi değil bu mücadele aynı zamanda adalet, var olma, kimlik ve hak mücadelesidir. Yılmaz Güney’in dediği gibi ‘Mutlaka kazanacağız’” dedi.

    “BİZLERE BIRAKILAN MİRASI SÜRDÜRMEYE KARARLIYIZ”

    Turan’ın ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise şunları dile getirdi;

    “Barış ve demokrasi mücadelesi bütün bu hikâyenin temelinde yatıyor. Ödenen bütün bedeller barış ve demokrasi içindi. Hakikat olmadan adalet; adalet olmadan barış olmaz. Bizlere bırakılan mirası sürdürmeye kararlıyız. Savaşların ilk kurbanı hakikattir. Eğer barışa ulaşmak istiyorsak mutlaka hakikatin peşinden gitmek zorundayız. Bedelleri biliyoruz. Bedelleri ödemeden özgür ve huzurlu geleceğin olmayacağını biliyoruz. Savaş isteyenlere, nefret dilini sürdürenlere tekrardan sesleniyoruz. Karşınızda yılmayan ve en büyük silahları hakikat, tek hedefleri ise adalet olan basın emekçileri vardır.”

    “BÜYÜK BEDELLER ÖDENEREK BUGÜNLERE GELİNDİ”

    Musa Anter’in kızı Rahşan Anter sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı için video ile mesaj gönderdi. Rahşan Anter gönderdiği mesajda; “Onun anısına sahip çıktığınız için teşekkür ediyorum. Anter ailesi olarak minnettarız. Babam keşke hayatta olsaydı da bugünleri görseydi. Büyük bedeller ödenerek bugünlere gelindi. Bedel ödeyenler sayesinde çok yol kat ettik” şeklinde konuştu.

    Törene katılamayan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’da gönderdiği mesajla, ödülleri kazanan gazetecileri tebrik etti. Konuşmaların ve mesajların ardından müzik dinletisi yapıldı.

    ÖDÜLLER SAHİPLERİNE VERİLDİ

    Müzik dinletisinden sonra Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’ni kazananlara ödülleri taktim edildi. Yeni Yaşam Gazetesi’nin düzenlediği 28. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Yarışması’nda ‘Türkçe Haber’, ‘Kürtçe Haber’, ‘Fotoğraf (haber fotoğrafı)’, ‘Karikatür’ ve Gurbetelli Ersöz anısına ‘Kadın Haberciliği’ olmak üzere beş ayrı dalda ödüller verildi.

    TÜRKÇE HABER DALI

    Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri için en yoğun başvuru bu yıl ‘Türkçe Haber’ dalında oldu. Candan Yıldız, Faruk Eren, Fatih Polat, Tuğrul Eryılmaz, İbrahim Varlı ve Hüseyin Aykol’un jüri üyesi olduğu ‘Türkçe Haber Dalı’nda Birincilik Ödülü Canan Coşkun’a verilirken; Diren Yurtsever ve Gökay Başcan’a da Jüri Özel Ödülü verilmesi uygun bulundu.

    Türkçe Haber dalında Canan Coşkun birinciliği ‘Valilik ‘Nefes darlığından öldü’ demişti: Kulaklarından ve gözlerinden kan gelmiş’ başlıklı haberinde Birol Yıldırım isimli özel güvenlik amirinin Esenyurt Karakolu’nda 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece polislerce dövülerek öldürülmesini haberleştirmesiyle aldı. Coşkun’a ödülünü Esengül Demir verdi.

    JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

    Jüri Özel Ödülü kazananlardan Diren Yurtsever’in mültecilerle ilgili haberinin başlığı ‘Mültecileri nehre attıran komutan ‘güle güle’ diyerek el salladı’ idi. Yurtsever’e ödülünü Tayyip Temel verdi.

    Türkçe Haber dalında Jüri Özel Ödülü’ne layık bulunan Gökay Başcan’ın haberi ise Kanal İstanbul ile ilgili. ‘Yıkım projesinin ‘özel’ bilirkişileri’ başlıklı haberde, ‘Rant ve talan projesi olan Kanal İstanbul’a karşı açılan davada mahkeme bilirkişi heyetini belirledi. Heyetteki birçok isim, iktidara yakınlığıyla bilinen ‘1071’ kişilik listede de yer almıştı. Ayrıca listede ‘siyanüre evet’ diyen, öğrenciyi tehdit ettiği iddia edilen akademisyenler de var’ deniliyor. Başcan’a ödülünü CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu verdi.

    KÜRTÇE HABER DALI

    Mehmet Alî Ertaş, Suna Tunç, Beritan Zagros, Ramazan Ölçen, Ömer Tur’un yer aldığı Kürtçe Haber Dalı jürisi, Kadrî Esen’in ‘Ji rûpelên dîrokê 2 stran û helbesteke derbarê kurdan de’ başlıklı haberini Kürtçe Haber Dalı’nda Birinciliğe layık gördü. Kadrî Esen, Kürt tarihinde iki önemli şahsiyet olan Mîr Bedîrxan Beg ve Şêx Ûbeydulahê Nehrî ile ilgili ilk kez araştırmacı yazar Ûgûr Dûrsûn Adsiz tarafından ortaya çıkarılan şarkı ve şiirleri haberleştirmesiyle ödüle layık görüldü. Kürtçe Haber Dalı Jüri Özel Ödülü’ne ise Sema Çağlak’ın ‘Lutfiye Gokkan ji bo me hem rêber hem mamoste hem jî dayik bû’ başlıklı haberi layık görüldü. Çağlak, Lütfiye Gökkan’ın hem ekoloji hem de kadın özgürlüğüne dair yürüttüğü mücadeleyi, arkadaşlarının dilinden haberleştirmişti.

    KADIN HABERCİLİĞİ ÖDÜLLERİ

    Ceren Sözeri, Gülşen Koçuk, Bircan Değirmenci, Elif Akgül ve Nevin Cerav’ın yer aldığı Gurbetelli Ersöz Kadın Haberciliği jürisi, birincilik ödülünü; kadınların kürtaj hakkının fiili olarak yasaklanmasını detaylarıyla işleyen, Öznur Değer’in ‘Ankara’da 35 sağlık kurumundan yalnızca 7’si kürtaj yapıyor’ başlıklı araştırma içeren haberini değer gördü. Değer’e ödülünü insan hakları savunucusu Eren Keskin verdi.

    Kadın Haberciliği Jüri Özel Ödülü ise iki gazeteciye verildi. Jüri katledilen tüm kadınlara ithafen; Türkiye’de cins kırımına ulaşan kadın katliamlarının ‘intihar süsü’ verilerek örtbas edildiğini ortaya koyan, teşhir eden ve dikkat çeken haberleriyle, Medine Mamedoğlu’nu ve Derya Ren’i Özel Jüri Ödülü’ne değer gördü.

    KARİKATÜR DALI

    İmam Cici, Sefer Selvi, Ender Özkahraman ve Aslı Alpar’ın yer aldığı karikatür jürisi, birincilik ödülünü iki eser arasında paylaştırdı. Musa Keklik ve Fahriye Çıtaklı birincilik ödülüne layık görüldü. Karikatür Jüri Özel Ödülü’ne ise Sait Munzur layık görüldü.

    ONUR ÖDÜLÜ ŞENYAŞAR AİLESİNE VERİLDİ

    Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’nde Onur Ödülü de verildi. Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırısı sonucu eşi Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Celal ve Adil Şenyaşar’ı kaybeden Emine Şenyaşar, adalet mücadelesiyle Onur Ödülü’nü aldı. Emine Şenyaşar ve Ferit Şenyaşar, Urfa Adliyesi önünde adalet nöbeti başlatmıştı. Şenyaşar ailesi adında ödülü ÖHD’li avukatlar aldı.

    FOTOĞRAF ÖDÜLÜ VERİLMEDİ

    Ramazan Öztürk, Özcan Yaman, Ali Dağlı, Refik Tekin ve Çetin Altun’un yer aldığı Fotoğraf Jürisi ise, bu yıl ödüle layık eser olmadığına karar verdi. Jüri üyeleri; “Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri etkinliğine bu yıl fotoğraf kategorisinde toplam 13 fotoğraf gönderilmiştir. Etkinliğe fotoğraf gönderen herkese teşekkür ederiz, emeklerine sağlık. Gönderilen fotoğraflar 5 jüri üyesi tarafından tek tek değerlendirilmiş ve fotoğraf jürisi olarak bu yıl ödüle layık eser olmadığına karar kıldık. Gönderilen fotoğraflar arasında muhakkak ki en iyi olan belirlenebilirdi fakat bize göre bu hem yarışmanın amacına aykırı ve hem de jüri olarak böyle bir kararın altına imza atmak istemedik. Böyle bir karar vermemizin temel nedeni mevcut eksikliklerin giderilip, gelecek yıllarda yarışmaya ilgiyi artırıp daha iyi bir etkinliğe dönüşmesini sağlamaktır. Önümüzdeki yıllarda daha güçlü katılımların sağlanması dilekleriyle yarışmayı düzenleyen ve emek veren herkese teşekkür ederiz” açıklamasında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çelik ve Yazı İşleri Müdürü Keser tutuklandı

    Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çelik ve Yazı İşleri Müdürü Keser tutuklandı

    Savcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınan Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser tutuklandı. 

    Libya’da askerlerin yaşamını yitirmesine dair yayımlanan haberlere gazetelerinde yer verdikleri için önceki gün ifadeye çağrılan Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, ifade işlemlerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Savcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınan Çelik ve Keser, emniyetteki işlemlerinin ardından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

    Burada savunma yapan Keser, önceki ifadelerini tekrar ettiğini belirterek, “Amacımız burada kimseyi ifşa etmek değildi. Verdiğimiz haberlerde de kaynak göstererek yaptığımız bir haberdir” dedi.

    “MİT PERSONELİ İFADESİ YER ALMAMIŞTIR”

    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik, iddiaların aksine suçlama konusu yapılan haberde MİT personellerinin ifşa edilmediğini ifade ederek, “Haberimizde fotoğrafları ve isimleri kullanılan her iki personel için altı çizilerek ‘asker’ ifadesi kullanılmıştır. Hiçbir şekilde MİT personeli ifadesi yer almamıştır. Dolayısıyla burada MİT personelini ifşa eden bir mekanizma varsa, bu mekanizma bana göre bu ifşayı bu şekilde tutanaklara ve açıklamalara geçiren organlardır. Bizim böyle bir kastımız olmamıştır. Açık kaynaklardan alınmış haberlerdir. Bunlarda detaylı bir şekilde haberde yer almıştır. Bizim gazetemize ait özel bir haber değildir. Dolayısıyla buradan doğrudan bizim dahlimiz söz konusu değildir. Her iki personel için de hiçbir yerde MİT personeli adı geçmemiştir, asker ifadesi vardır” diye belirtti.

    Ayrıca haberde Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamalarına da yer verdiklerini kaydeden Çelik, “İddiaların her iki tarafını da vermiş olduk. Salt Yeniçağ Gazetesi’nin iddiasını verseydik, belki sistematik bir kasıt oluşmuş olabilirdi. Sistematik bir kastımız yoktur. Bu iki gazetenin aralarında herhangi organik bir bağ yoktur. Biz her iki tarafında iddialarına yer verdik” ifadelerini kullandı.

    Çelik ve Keser’in müdafi avukatları Sercan Korkmaz ve Sercan Kılıç, iddiaların aksine haberle MİT personellerinin ifşa edilme amacının olmadığını belirterek, müvekkillerinin serbest bırakılmasını talep etti.

    Ardından kararını açıklayan mahkeme, Çelik ve Keser hakkında “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etme” iddiasıyla tutuklama kararı verdi.

  • Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ifadeye çağrıldı

    Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ifadeye çağrıldı

    Gazeteciler Barış Pehlivan ve Murat Ağırel’in ardından, Yeni Yaşam Gazetesi Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yazı İşleri Müdürü Keser ve gazete çalışanı Alankuş da ifadeye çağrıldı.

    Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, gazetenin Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser ve gazete çalışanı Semiha Alankuş ifadeye çağrıldı.

    Haberi Twitter hesabından Yeni Yaşam Genel Yayın Yönetmeni Çelik duyurdu.

    Çelik paylaşımında, “Cumhuriyet Başsavcıvekili tarafından saat 14.30’da ifade vermek için Çağlayan Adliyesi’ne çağrıldım. Benimle birlikte Yazı İşleri Müdürümüz Aydın Keser ve çalışanımız Semiha Alankuş da ifadeye çağrıldı” bilgisini paylaştı.

    GAZETECİLER PEŞ PEŞE İFADEYE ÇAĞRILIYOR

    Öte yandan Oda TV soruşturmasında Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç’ın tutuklanmasının ardından ifadeye çağrılan Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

  • Demirtaş: Boykotu asla düşünmeyin, oyunuzu mutlaka kullanın

    Demirtaş: Boykotu asla düşünmeyin, oyunuzu mutlaka kullanın

    Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş, tecridin kaldırılması için herkesin elindeki bütün imkanlarıyla açlık grevindekilerin talebini görünür kılmasını istedi. Seçimlere ilişkin de Demirtaş, “Gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidip ‘faşizme hayır’ anlamına gelecek oyunuzu kullanın” dedi.

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 31 Mart yerel seçimleri, HDP’nin yerel seçim stratejisi, DTK Eş Başkanı Leyla Güven öncülüğünde başlatılan ve binlerce kişinin katılımıyla devam eden açlık grevlerine ilişkin Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtladı.

    Demirtaş, Leyla Güven’in tecride karşı başlattığı açlık grevine ilişkin, “Leyla Güven şahsında başlayan ve 135’inci güne gelen (bugün itibariyle 136’ncı gün) açlık grevleri AKP-MHP faşizminin korkuya ve zorbalığa dayalı sahte gücünü sarsacak düzeyde güçlü bir eylemdir. İçinden geçtiğimiz dönemin dezavantajlı bazı koşulları nedeniyle toplumsal sahiplenmenin ve görünürlüğün eksik kalmış olması, eylemin niteliğini değiştirmez. Bu duruş ‘Ben, zulmünü de faşizmini de kabul etmiyorum. Bütün ruhumla ve bedenimle dimdik ayaktayım, direniyorum’ duruşudur. İmralı tecrit sistemi, Sayın Öcalan’ın avukatlarıyla ve ailesiyle görüştürülmüyor olmasından ibaret bir uygulama değildir. Tüm topluma dayatılmış cebir ve cendere sisteminin genel adıdır artık tecrit. Ve bu tecrit kırılmadan özgürlükler, demokrasi ve barış yolunda mesafe kat etmek imkansızdır. Bu nedenle herkesin doğru bir tutumla ve seçim çalışmalarıyla birlikte, bedeli ne olursa olsun bu talepleri sahiplenmesi gerekir. Herkesin, elindeki bütün imkanlarla bu talepleri görünür kılması gerekir” dedi.

    “ZÜLKÜF ARKADAŞIMIZ GÖZÜNÜ KIRPMADAN CANINI ORTAYA KOYDU”

    Tecridi protesto etmek için yaşamına son veren Zülküf Gezen’i de anan Demirtaş, “Bu vesileyle, mevcut faşizm politikalarına karşı fedai bir duruş ortaya koyan Zülküf Gezen arkadaşımızın şehadetine hem büyük anlam biçiyor hem de büyük üzüntü duyuyorum. Arkadaşımızın, gözünü kırpmadan canını ortaya koyduğu bu süreçte kimsenin küçük hesap içine girmemesi lazım. Zülküf arkadaşımızın ailesine ve tüm halkımıza başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum. Leyla Güven ve açlık grevleri, barış isteyenler için bir turnusol kağıdıdır artık. Faşizmi yenmenin de yolunu işaret eden aydınlık bir duruştur. Umarım bir başka can kaybı yaşanmadan konunun muhatapları meseleyi ve talepleri ciddiye alırlar” diye konuştu.

    “BAĞRINIZA TAŞ BASIN AMA OYUNUZU KULLANIN”

    31 Mart yerel seçimlerine bir hafta kala halka çağrıda bulunan Demirtaş, şöyle dedi: “Bütün halkımıza, tabanımıza çağrım ve varsa azıcık hatırım, ricam şudur ki, gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidip ‘faşizme hayır’ anlamına gelecek oyunuzu kullanın. Seçim sonuçları, demokrasi ve barışın gelişmesine fırsat sunabilir. Oyunuz bu nedenle çok kıymetlidir. Seçimi boykot etmeyi asla düşünmeyin. Biz partililerimizden, aday çıkarmadığımız yerlerde CHP veya İYİ Parti’ye severek veya gönülden oy vermelerini beklemiyoruz. Bu gerçekçi de değildir. Ama bazen bir tek oy, birçok mesaj içerir. İşte sizin oyunuz ‘çok mesajlı bir güce’ sahip, stratejik bir oydur. 31 Mart Pazar günü, oyunuz seçim sandığının yanında sizleri bekliyor olacak. Oyunuzu orada bırakmayın, heba olmasın. Sandığa mutlaka gidin ve o değerli oyunuzu kullanın. Sonrası, doğru bir politik mücadele ile birlikte, demokratik zaferi kesinlikle getirecektir. Dışarıda olsaydım kararsız seçmenimizi ikna etmekte elbette daha fazla fırsatımız olurdu. Ama buradan, kısıtlı imkanlarla da olsa elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

    METROPOLLERDEKİ KARARSIZ ARKADAŞLARIMA MESAJIM: OYUNUZU KULLANIN

    Metropollerde içi rahat olmayıp da kararsız kalan bütün arkadaşlarıma mesajım şudur: Bütün sorumluluğu ben şahsen alıyorum, oyunuzu kullanmanız ricamı iletiyorum. Buradan şu anlam çıkmasın; ‘Acaba bizim bilmediğimiz gizli şeyler mi var da, bu kadar ısrar ediliyor?’ Hayır. Gizli saklı hiçbir şey yok. Açık bir faşizm ve ona karşı açık, yürekli, cesur bir direniş var. Faşizmi geriletecek, sınırlayacak, zayıflatacak her imkan bize güç verecektir. Komplovari, derin analizlere çok da gerek yok: Sandığa gidin ve bu haysiyetsiz politikalara bir ders verin. Bunlara ders vermek bile, sandığa gitmek için yeterli bir gerekçedir. Bütün halkımıza selamlar, sevgiler ve başarılar. Mutlaka kazanacağız!

    Demirtaş, seçim sürecinden beklentilerini de madde madde şu şekilde anlattı:

    1. Biz terörist değiliz, yıllardır devam eden iktidar terörünün mağdurlarıyız.
    2. Biz bölücü değiliz, bölücülüğe maruz kalmış bir halkız.
    3. Ne yaparsanız yapın; hangi yalan, iftira ve tehdide sığınırsanız sığının, sizin zihniyetinizi de kayyumlarınızı da sandığa gömecek olanlarız.
    4. Bizim CHP veya İYİ Parti ile ne ittifakımız ne de işbirliğimiz vardır. Ama sizi tarihin çöp sepetine göndermek için Batı’da CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz ve iktidarınızı sallayacağız.
    5. HDP’lileri aptal zannedenler, zekanın keskinliğini 31 Mart’ta sandıkta görecekler.

  • HDK Mamak Meclisi dayanışma etkinliğinde iktidarın baskılarına dikkat çekildi-VİDEO

    HDK Mamak Meclisi dayanışma etkinliğinde iktidarın baskılarına dikkat çekildi-VİDEO

    PİRHA-HDK Mamak Meclisi’nin girişimiyle Mamak Tuzluçayır’ da dayanışma gecesi düzenlendi. Etkinliğe, direnişte olan TOKİ işçileri de katıldı. 

    Ankara’da, HDK Mamak Meclisi’nin girişimiyle Mamak Tuzluçayır’ da dayanışma gecesi düzenlendi.

    Dayanışma etkinliğine, HDP İl Eş Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, HDP Mamak Eş Başkanları, yönetim kurulu üyeleri, DAD Ankara Şube, DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi eş başkanları, yönetim kurulu üyeleri, AKA-DER Mamak ilçe örgütü, Hüseyin Gazi Kültür Derneği, 18 gündür direnişte olan TOKİ İşçileri, üreten ve dönüştüren kadın aktiviteleri ve Taş Düğmeler belgeselinin yönetmeni Medet Dilek katıldılar.

    Sunucu Zeliha Ünlü etkinliğe katılan konukları demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettikten sonra Yoldaşça Türküler sahneye çıktı.

    İŞÇİLERE GÖZALTI VE TUTUKLAMA TEHDİDİ

    Ardından direnişteki TOKİ İşçilerinden Doğukan Özkaya bir konuşma yaptı.

    Özkaya, “Bizler Ankara’da TOKİ konutlarında çalışan işçileriz. 226 arkadaşımızı temsilen 20 işçi arkadaşımızla birlikte 18 gündür eylemdeyiz. 2018 Ocak ayından bu yana ücret almadığınız gibi bir devlet kuruluşu olan TOKİ ve taşeron firma bizleri sigortasız ve kaçak olarak çalıştırmaktadır. TOKİ yönetimi 2018 Nisan’ında ödeme yapacaklarına dair verilen sözü bugüne kadar yerine getirmemiştir. Bu oyalamalar karşısında başlattığımız eylemimiz büyüyerek sürmektedir” dedi.

    Kendilerine gözaltı ve tutuklama tehdidinde bulunulduğunu belirten Özkaya, “28 Kasım 2018 gününde bize ödeme yapacakları yere güvenlik güçleri vasıtasıyla Mamak emniyetine götürdüler. Buradan kaymakamlığa götürülerek, iki bakanlık müfettişi, il ve ilçe emniyet amirleri ve taşeron firma avukatı ile görüştürdüler. Yine bildik oyalama taktiği ile 30 Kasım tarihinde ödeme yapacaklarını söylediler. İşe devam edilmezse tutuklama, gözaltı tehdidinde bulundular” diye konuştu.

    “O günden bu yana plastik mermiler, tomalar işkence ve gözaltılar, gaz ve suyla saldırıya maruz kalmaktayız diyen Özkaya şunları belirtti:

    “18 gündür 5 kere gözaltına alındık ve her seferinde kişi başı 259 lira para cezası verilerek serbest bırakıldık. Bizler sesimizi duyurmak ve kamuoyu yaratmak amacıyla 11 Aralık Salı günü öğleden sonra ailelerimizle birlikte ikinci etap TOKİ konutları önünde basın açıklaması yapacağız.
    16 Aralık Pazar günü saat 11:00’de Demokratik Alevi Dernekleri Mamak Şube Ana Fatma Cemevi bizleri desteklemek amacıyla bir dayanışma kahvaltısı düzenleyecek. Burada bulunan siz dostlarımızın basın açıklamasını ve dayanışma kahvaltısında destek vermesi bizlere güç verecektir. Hak verilmez alınır şiarıyla direnişimize devam edeceğiz.”

    Sanatçı Gülseren Kılıç, Türkçe ve Kürtçe ezgiler seslendirdi.

    Daha sonra ise HDP Mamak İlçe Eş Başkanı Mustafa Uğur Akkaya bir konuşma yaptı.

    Akkaya, “Ağır baskı ve zulmün her geçen gün artarak sürdüğü zor dönemlerden geçmekteyiz. Girdiği ekonomik ve siyasi krizden çıkış yolu olarak baskı politikası sürdürdüler. Sermaye diktatörlüğü tüm baskılarına rağmen bir türlü dikiş tutturamamaktadır. İşçi ve emekçilere dayatılan açlık ve sefalet her geçen gün ağırlaşarak devam ederken değişik şehirlerde ve sektörlerdeki işçi direnişleri her geçen gün boy vermektedir. Korkuyorlar yıkılmaktan, tarihin çöplüğüne bir daha çıkmamak üzere gömülmekten korkuyorlar. Korktukları için saldırıyorlar ama nafile” dedi.

    HDP ve  tüm devrimci, demokrat, ilerici, yurtsever güçlere yönelik saldırıların boşa çıkarılacağını da kaydeden Akkaya, “Baskı ve zulmün karabasan gibi çöktüğü bir dönemde yeni bir yaşam, yeni bir kültür yaratmanın kaygısı ve kavgası içerisinde olan bizler büyük üstat Nazım Hikmet’in dediği gibi burjuvazi kavgaya davet etti bizi, davetleri kabulümüzdür. Yaşasın devrim, yaşasın Sosyalizm, yaşasın hakların kardeşliği” ifadelerini kullandı.

    Ardından Dile Munzur sahneye çıktı. Dile Munzur’un Türkçe ve Kürtçe türküleriyle halaylar çekildi, sonrasında Bahoz Arslan sahneye geldi. Ardından etkinlik sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     +