Etiket: yeniden refah partisi

  • Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Gülpınar, partisinden istifa etti

    Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Gülpınar, partisinden istifa etti

    PİRHA – Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar, Yeniden Refah Partisi’nden istifa etti.

    Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar, Yeniden Refah Partisi’nden istifa etti. Gülpınar’ın istifa etmesinin ardından AKP’ye katılacağı iddia edildi.

    Gülpınar, belediyenin sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamasında, “Gündemimizi meşgul eden durumlara son vermek, Şanlıurfa’ya daha iyi hizmetlere odaklanabilmek için; halkımızın ortak görüşü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevime herhangi bir siyasi partiden bağımsız olarak devam etme kararını aldık” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bingöllü Yurttaşlar: Seçim yarışı AKP ile DEM Parti arasında geçiyor -VİDEO

    Bingöllü Yurttaşlar: Seçim yarışı AKP ile DEM Parti arasında geçiyor -VİDEO

    PİRHA- 31 Mart Yerel Seçimlerine sayılı günler kala Bingöllü yurttaşlara hangi partiye oy vereceklerini ve seçim sonucuna dair tahminlerini sorduk. Ağırlıklı görüş seçim yarışının AKP, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi arasında geçeceği yönünde. Yurttaşlardan fikrini açıklamak istemeyen, ‘fikrim yok’ diyenlerin sayısı da az değil. 

    31 Mart Yerel Seçimlerine sayılı günler kaldı. Adaylar ve siyasi partilerin çalışmaları da hız kazanırken Bingöl’de (Çewlig/Çolig) yurttaşlara hangi partiye oy vereceklerini ve seçim sonucuna dair tahminlerini sorduk.

    PİRHA’ya konuşan Bingöllü yurttaşlardan fikrini açıklamak istemeyen, yorum yapmayan, ‘fikrim yok’ diyenlerin sayısı da bir hayli fazla. Bir kısmı da seçimin kendilerini ilgilendirmediğini, bir beklentileri olmadığını ve bu nedenle sandık başına gitmeyeceklerini söylediler.

    Emekli maaşlarının yetmediğinden, hayat pahalılığından yakınanlar da var.

     YARIŞ AKP, DEM PARTİ ARASINDA GEÇİYOR

    Bingöl’de son yıllarda üst üste seçimleri kazanan AKP, önceki seçimlerden farklı olarak aynı zamanda Yeniden Refah Partisi’yle (YRP) yarışıyor. Aynı tabana hitap eden iki parti arasındaki bu yarışın, DEM Parti’nin işini kolaylaştıracağı kanaati de var.

    Mikrofon uzattığımız Bingöllü yurttaşlar, ağırlıklı olarak seçim yarışının AKP, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi arasında geçeceğini düşünüyor.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Karakoçan’da sokağın nabzı: DEM Parti kazanabilir -VİDEO

    Karakoçan’da sokağın nabzı: DEM Parti kazanabilir -VİDEO

    PİRHA- 31 Mart Yerel Seçimlerine sayılı günler kala adaylar arasındaki yarışta tansiyon yükselirken, Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde yurttaşlara hangi partiye oy vereceklerini ve seçim sonucuna dair tahminlerini sorduk. AKP’li belediye başkanından memnun olmayan yurttaşların DEM Parti’nin kazanma olasılığının yüksek olduğunu belirttiler. 

    31 Mart Yerel Seçimlerinde geriye sayım başlarken, adaylar ve siyasi partilerin çalışmaları da hız kazanıyor. Oy verme eğilimleri diğer ilçelerden farklı olan Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde, yurttaşlara hangi partiye oy vereceklerini ve seçim sonucuna dair tahminlerini sorduk.

    AKP İLE YRP ARASINDAKİ YARIŞTAN DEM PARTİ ÖNE GEÇEBİLİR

    Karakoçan’da önceki seçimlerden farklı olarak, 31 Mart Yerel Seçimlerinde AKP aynı zamanda Yeniden Refah Partisi’yle (YRP) yarışıyor. İlçede aynı tabana hitap eden iki parti arasındaki bu yarışın, DEM Parti’nin işini kolaylaştıracağı yönünde bir kanaat hakim.

    Kendilerine mikrofon uzattığımız Karakoçanlı yurttaşlar, ağırlıklı olarak seçim yarışını DEM Parti’nin göğüsleyeceğini düşünüyor.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Avukat Gençtarih: Nafaka kadınların hayatına yön veren hayati bir mesele- VİDEO

    Avukat Gençtarih: Nafaka kadınların hayatına yön veren hayati bir mesele- VİDEO

    PİRHA- Yeniden Refah Partisi, nafaka süresinin 5 yılla sınırlandırılmasına ilişkin yasa teklifini Meclis’e sundu. Avukat Sebahat Gençtarih, nafaka ile ilgili bilinçli bir yanlış algı yaratıldığını söyleyerek, “Nafaka dediğimiz şey üç kuruş hesabı değil. Kadınların tüm hayatına yön veren hayati öneme sahip bir mesele. Yeniden Refah birden çıkıp da bunu kendi başına yapmadı. Bunlar iktidarın ortaklaştırarak görev dağılımı yaptığı saldırılardır” dedi.

    Hükümetin sürekli olarak gündemine aldığı, kadınların kazanılmış hakkı olan yoksulluk nafakası ile ilgili tartışmalar sürüyor.
    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Süresiz nafakayı adil bulmuyorum. Bunun üzerinde çalışacağız” sözlerinden sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Süresiz nafaka bence adil bir durum değil. Mağdur olan erkeklerimiz varsa onların da yanındayız” demişti.

    14 Mayıs seçimlerinde nafaka ile ilgili karşı propaganda yapan Yeniden Refah Partisi Meclis’e nafaka hakkının sınırlandırılmasına ilişkin kanun teklifi verdi. Teklifte, yoksulluk nafakasının 60 ay (5 yıl) ile sınırlandırılması isteniyor. Ayrıca bu süre sonunda ‘alacaklı tarafın mağduriyetinin devamı halinde, mağduriyet Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca oluşturulacak fondan karşılanır’ ifadesi yer alıyor.

    Avukat Sebahat Gençtarih, nafaka ile ilgili yaratılan olumsuz algıyı ve siyasi erkler tarafından nafaka hakkına yapılan saldırıları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SÜRESİZ NAFAKA DİYE BİR ŞEY YOK”

    Nafakaya dair tartışmalar genel olarak ‘süre’ konusunun etrafında dönüyor. Türkiye’de süresiz nafakanın yanlış algılandığını belirten Avukat Sebahat Gençtarih, “Ülkemizde süresiz nafaka diye bir şey yok. Uygun koşulların sağlanamaması sebebiyle devam eden nafaka demek daha doğru olur. Süreli nafaka ülkemizde yılla değil koşullarla sınırlı haldedir. Kadının yeniden evlilik yapması halinde, sigortalı işte çalışması halinde, kadının ekonomik koşullarının erkekten daha iyi hale gelmesi veya kadının vefat etmesi durumunda nafaka sonlandırılır” dedi.

    Öte yandan nafakanın sadece kadınlara verilmiş bir hak olmadığını da hatırlatan Gençtarih, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka sadece kadınlara değil, ekonomik gücü daha düşük olan erkeklere de bağlanabilir. Ama toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle bu haktan daha çok kadınlar yararlanıyor” sözlerini kullandı.

    “HÜKÜMET, HAKLARA SALDIRIDA GÖREV DAĞILIMI YAPMIŞ DURUMDA”

    Gençtarih, nafaka ödeyen erkeklerin oluşturduğu topluluklar, hükümetin söylem ve politikaları, bu konuda yapılan haberlerin içinin boş ve kötü niyetli olduğunu söyledi. Tüm bunların yapılacak yeni yasal değişikliklere zemin hazırlama amacı taşıdığına değinen Gençtarih, “Hükümetin bakış açısı tamamen erkeği koruyan, erkeği mağdur gören bir yerde. Refah Partisi birden çıkıp da bunu kendi başına yapmadı. Bunlar iktidarın ortaklaştırarak görev dağılımı yaptığı saldırılar. Mecelleye doğru bir gidişin sinyalleri bunlar.” diye konuştu.

    “NAFAKA KADINLARIN HAYATINA YÖN VERİYOR”

    Nafakanın, kadınların ve çocuklarının hayatını idame ettirebilmeleri için yeterli olmamasından kaynaklı birçok kadının evliliklerini istemedikleri halde sürdürmek zorunda kaldıkları gerçeğine işaret eden Sebahat Gençtarih, şunları söyledi:

    “O kadar çok vahim durum var ki kadınlar açısından. Boşanmak isteyen kadın bir çıkar dengesi yapmak zorunda kalıyor. Boşandığında verilecek üç kuruş nafaka ile çocuklarıyla geçinmeye çalışmak mı istemediği bir evlilikte ekonomik olarak rahat bir yaşam sürmek mi diye. Bu dengeye baktıklarında direkt istemedikleri evliliklere dönmek zorunda kalıyorlar. Ve geri döndüklerinde hem manevi hem fiziki şiddete maruz kalıyorlar. Bu sebeple nafaka dediğimiz şey üç kuruş hesabı değil. Kadınların tüm hayatına yön veren bir durum.”

    “SESİMİZİ DAHA FAZLA YÜKSELTMELİYİZ”

    Kadınların haklarına yapılan saldırılar karşısında örgütlülük ve mücadele vurgusu yapan Gençtarih, “Kadınların birlikte bir mücadele örmesi, iktidarın bu söylemlerine net bir şekilde tavır alarak sokağa çıkması, sesimizi daha fazla yükseltmemiz gerektiği kanaatindeyim. Bir kadın avukat olarak kadın dosyaları ile ilgili beklentisiz çalışmayı önemsiyorum yeter ki bir kadının dayanışma beklentisi olsun. Bu tür saldırılara karşı yasa tasarılarında görev almak, kadınları koruyan deklarasyonlarda bulunmak, kadın örgütleriyle birlikte çalışmak ve kadın gücümüzü kadın özgürlükçü paradigmada örmek, bizim yapabileceklerimizdir” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • EŞİK’ten Yeniden Refah Partisi’nin nafaka hakkının sınırlandırılması teklifine tepki

    EŞİK’ten Yeniden Refah Partisi’nin nafaka hakkının sınırlandırılması teklifine tepki

    PİRHA-Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), Yeniden Refah Partisi’nin TBMM’ye sunduğu nafaka düzenlemesinde değişiklik öngören yasa teklifine tepki gösterdi. EŞİK açıklamasında,”Kadınların kazanılmış hakkı olan nafaka, kapalı kapılar ardında, erkeklerin politik pazarlıklarına malzeme haline getirildi” dedi

    Yeniden Refah Partisi, TBMM’ye nafaka düzenlemesiyle ilgili Türk Medeni Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifi sundu. Kanun teklifinde; nafakanın süresiz olmaması, nafaka ödemesinin 5 yılla sınırlandırılması gibi düzenlemeler yer aldı.

    EŞİK Platformu, Yeniden Refah Partisi’nin nafakayla ilgili değişiklikler öngören kanun teklifine yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

    “BU TEKLİF PARTİNİN KADIN HAKLARINA KARŞI AÇTIĞI SAVAŞIN KANITI”

    EŞİK, Yeniden Refah Partisi’nin bu kanun teklifi ile kadın haklarına karşı savaş açtığının altına çizdi. EŞİK açıklamasında şunlara yer verdi:

    “Yeniden Refah Partisi (YRP), Meclis İç Tüzüğü’nün 74. maddesine göre bir imza yeterli iken Meclis’teki beş vekilinin beşinin birden imzaladığı, nafaka hakkı aleyhine, bir kanun teklifi verdi. Teklif jet hızıyla Meclis komisyonlarına gönderildi. YRP, Türkiye’nin dört bir yanından gelen EŞİK’li kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini, kazanılmış haklarına sahip çıkma kararlılığını ortaya koyduğu 3 Ekim TBMM ziyaretinin hemen ardından, 6284 sayılı Şiddet Yasası’nı budama isteğini de dile getirmişti. YRP’nin tüm milletvekilleri ile kendince gövde gösterisi yaparak verdiği nafaka teklifi, Parti’nin kadın haklarına karşı açtığı savaşın kanıtlarından biri.”

    “HERKESİ MEDENİ YASA’YI SAVUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Nafakanın, erkeklerin politik pazarlıklarına malzeme haline geldiğini söyleyen EŞİK, “Teklif’in gönderildiği Meclis Komisyonları (Adalet Komisyonu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Plan ve Bütçe Komisyonu) TBMM İç Tüzüğü’nün 38. maddesi gereği, teklifi Anayasa’nın metnine ve ruhuna aykırı olduğu için müzakere etmeksizin reddetmelidir. Teklif, toplumda ve ailede eşitlik sağlanması sürecini baltalayacağı gibi, kadınlar aleyhine net bir dolaylı ayrımcılık uygulaması olacaktır. Bu yönüyle, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler’in kadınlara karşı ayrımcılığa dair sözleşmesi olan CEDAW’ın ihlal edilmesinin önünü açacağından, Anayasa’nın 90. maddesine aykırıdır. Ayrıca, Anayasa’nın kadın erkek eşitliğini güvence altına alan 10. maddesine ve ailede eşitliği düzenleyen 41. maddesine de açıkça aykırıdır. Komisyonlar bu görevlerini yerine getirmezlerse Meclis Genel Kurulu sahte mağduriyetlere dayanan ve asıl mağduru milyonlarca kadın ve çocuk olacak bu teklifi reddetmelidir. Milyonlarca kadını ve çocuğu ilgilendiren bu yaşamsal konuda herkesi, kadın ve çocuk haklarını savunan bir duruş sergilemeye, laik hukukun temeli olan Medeni Yasa’yı savunmaya çağırıyoruz” diye ekledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • LGBTİ+’lar, sağ ittifak çoğunluklu meclisi değerlendirdi: Tek yol mücadele etmek- VİDEO

    LGBTİ+’lar, sağ ittifak çoğunluklu meclisi değerlendirdi: Tek yol mücadele etmek- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de faaliyet gösteren 7 Renk Derneği’nden Yağmur Arıcan ve Muamma LGBTİ+ Derneği üyesi Utku Kutbay, LGBTİ+’lar olarak kendilerini ‘sapkın’ diye adlandıran ve nefret politikaları ortaya koyan Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu oluşturmasını endişe verici bulsalar da korkmadıklarını ve mücadeleyi büyüteceklerini ifade ettiler. 

    Yıllardır homofobik nefret siyasetini yürüten AKP iktidarı seçim sürecinde yanına diğer sağ-gerici partileri de alarak, LGBTİ+’lara karşı nefret söylemini seçim malzemesi olarak kullandı. HÜDA PAR ile Yeniden Refah Partisi, LGBTİ+’lara yönelik nefret barındıran politikalar belirledi ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LGBTİ+ları hedef göstermeyi seçimi kazanmasının ardından da sürdürdü.

    Nefret siyasetinden beslenen Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu oluşturmasını kaygı verici bulanların başında LGBTİ+’lar geliyor hiç şüphesiz. Konuyla ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan 7 Renk ve Muamma LGBTİ+ derneklerinden Yağmur Arıcan ile Utku Kutbay, hemen her gün kendilerini hedef gösteren ve nefret üreten devlet yapılarına karşı mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    “MECLİSİN ÇOĞUNLUĞUNUN HOMOFOBİK OLMASI KAYGI VERİCİ”

    Mersin’de faaliyet gösteren 7 Renk Derneği’nden Yağmur Arıcan, geçmişte Hizbullah’ın eşcinsellere karşı çok büyük cinayetler işlediğini hatırlatarak HÜDA PAR’ın mecliste olmasını endişe verici olarak değerlendirdi. Karacan, her ne kadar katmanlı bir şekilde homofobik söylemler üreten sağcı gerici partilerin mecliste bulunmalarını ürkütücü bulsa da korkmadıklarını ve geçmişte olduğu gibi bugün de mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    Erdoğan’ın milliyetçilik ve aile yapısı adı altında LGBTİ+’lara saldırarak seçimi kazandığını söyleyen Arıcan, “Seçim sürecinde Erdoğan, ülkenin dört bir yanı sorunken, ekonomi bu kadar kötüyken dikkatleri buradan çekmek için LGBTİ+’ları hedef gösterdi. Aslında Erdoğan’ın derdi LBGTİ+’lar değil. Bu söylem ve politikalar tuttuğu için buradan siyaset yapıyor. Ne zaman burası çöker Erdoğan LGBTİ+’ları diline dolamaktan vazgeçer” dedi.

    Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu sağlaması sebebiyle kadınlara, LGBTİ+’lara, demokrasiye yönelik şiddetin artacağını belirten Arıcan, “Şiddetin dozunu artıracaklar evet ama biz geçmişten bu yana çeşitli engellemelerle, baskılarla hep karşı karşıya kaldık zaten. Bu bizim için yeni bir durum olmayacak. Kadın ve LGBTİ+ hareketi hiçbir zaman bunların karşısında yılmamıştır, mücadeleye devam etmiştir ve edecektir de” diye konuştu.

    “ŞİMDİ HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Muamma LGBTİ+ Derneği üyesi Utku Kutbay da her ne kadar mecliste homofobik sağ partilerin çoğunlukta olmasını endişe verici bulsa da bununla savaşılması gerektiği konusunda Yağmur Arıcan’la hemfikir.

    Çözümün mücadele etmekten geçtiğini belirten Kutbay şunları kaydetti:

    “Özellikle HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin söylemleri, AKP’nin bugüne kadar inşa ettiği ötekileştirme politikasının ekmeğine adeta yağ sürdü. Yeniden Refah Partisi’nin ‘LGBTİ+ derneklerini kapatacağız’ sözleriyle gerici güruhu arkasına aldığını görmüş olduk. HÜDA PAR’ın ‘onursuz yürüyüş, bunlar sapkın’ gibi sözlerini işittik. Bunların üstüne bir de Erdoğan’ın seçim gecesi LGBTİ+’ları hedef alan sözler sarfetmesi bizleri endişelendiriyor elbette. Seçimden sonra bir dernek çalışanı olarak aldığım başvurularda çok fazla ‘şimdi ne olacak’ sorusu ile karşılaştım. Öte yandan Onur Yürüyüşleri’nde şiddetin dozu arttı. Tüm bunlar karşısında elbette ki durmayacağız. Mücadelemiz her zamankinden daha güçlü bir şekilde devam edecek. Onlar bizi yasakladıkça biz daha fazla ne yapabiliriz ile karşılarına çıkacağız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Hatimoğulları: Siyasette kadın temsiliyeti ortadan kaldırılmaya çalışılıyor; susmayacağız-VİDEO

    Hatimoğulları: Siyasette kadın temsiliyeti ortadan kaldırılmaya çalışılıyor; susmayacağız-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Meclis’teki  erkek ve sağcı çoğunluğa ilişkin değerlendirmesinde, “Taliban’ın Afganistan’ı” benzetmesini yaptı. Hatimoğulları, “Şimdi bu ülkede yeni öznelerle parlamento başta olmak üzere bütün Türkiye’deki kadınlara baskının daha da artacağını söyleyebiliriz” dedi. 

    14 Mayıs’ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile birlikte kadınların siyasetteki temsiliyet oranı, önceki yıllara kıyasla ileri bir evreye gelemedi. Meclis’te sadece 119 kadın milletvekili görev yapacak. Bu da parlamentonun %19,83’ünü oluşturuyor. Yani Meclis’teki 600 koltuğun 5’te 1’ine dahi denk gelmeyen bir dağılım söz konusu.

    Meclis’te yer edinen siyasi partiler içerisinde HHÜDA PAR, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti ve Demokratik Sol Parti’nin ise hiç kadın milletvekili bulunmuyor.

    “TALİBAN’IN AFGANİSTAN’DA YAPTIĞI GİBİ…”

    Meclis’te oran olarak en fazla kadın milletvekili bulunduran parti ise Yeşil Sol Parti oldu. Adana Milletvekili Tülay Hatimoğuları, Meclis’teki erkek ve gerici çoğunluğu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Hatimoğulları, Türkiye siyasetinde daima erkek egemen bir çizginin hep olduğunu belirterek, 14 Mayıs seçimlerinden sonra bu tercihin çok daha belirgin bir hal aldığını söyledi. Tülay Hatimoğulları, Meclis’teki kadın oranının bu dönem de çok düşük kaldığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bu aritmetiği bozan HDP’ydi. Bu dönemde de Yeşil Sol Parti oldu. Yeşil Sol parti neredeyse %50 kotaya yaklaşmış durumda. Özellikle Hüda Par’ın, Yeniden Refah Partisi’nin meclise taşınmış olması ve bunlar parlamentoya, Cumhur İttifakı’nın bir parçası haline gelirken yürütülen görüşmelerde kadın kazanımları pazarlık haline getirildi. Asıl dikkat çekmek istediğimiz noktalardan birisi budur. Pazarlık konusu haline getirilen, zaten hatırlayacaksınız AKP iktidarı İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmişti, şimdi ise kadınlara, çocuklara ve dezavantajlı gruplara yönelik şiddetle mücadele kapsamında olan 6284 Sayılı Kanunu, Cumhur İttifakı’na giren partiler pazarlık konusu yaptı. Zaten yasalar, kadınları Türkiye’de korumuyor. Zaten bir cezasızlık sistemi var. Zaten kadın cinayetleri almış başını gidiyor. Kadına yönelik şiddet diz boyu. AKP iktidarının yaratmak istediği yeni toplum modelinde kadın olmadığı için, kadınlar hiç tanımadığı erkekler tarafından da sokakta şiddet görmeye başladı. 6284 sayılı kanun zaten icraatta yerine getirilmiyor. Kadınları ne yazık ki devlet korumuyor. Bir de bütün bunların üstüne kadınların çok önemli bir kazanımı olan bu hakkı ellerinden almak adeta bu seçimin bir pazarlık konusu haline geldi. Taliban’ın Afganistan’da yaptığını aslında şimdi yeni öznelerle, bu ülkede parlamento başta olmak üzere bütün Türkiye’deki kadınlara baskının bu dönemde daha da artacağını söyleyebiliriz.

    “TÜRKİYE KADIN HAREKETİNE VE KÜRT KADIN HAREKETİNE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Tabii ki bir demokrasi cenneti değildik ama yine bu oluşumların parlamentodaki varlığı arttıkça bunun toplumsal yansımaları daha fazla baskı, özellikle seküler yaşamı tercih eden kadınların üzerinde daha ağır baskıların oluşacağı aşikar. Ne yazık ki böyle bir parlamento ile karşı karşıyayız. Ve bize bu anlamıyla çok büyük bir görev ve sorumluluklar düşüyor. Hem parlamentodaki kadın mücadelesini önemseyen kadınlar olarak bizlere hem de toplumsal alanlarda mücadele bağlamında Türkiye kadın hareketine ve Kürt kadın hareketine çok büyük sorumluluklar düşüyor.”

    “BÜTÜN SİYASİ PARTİLERDEKİ KADINLARA ÇAĞRIMIZDIR!”

    Milletvekili Tülay Hatimoğulları, kadınlara dönük olumsuz yönelimlerin altını çizerek, parlamento çatısı altındaki kadın milletvekillerine de çağrı yaptı.

    Geçmiş dönemlerde, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında verdikleri kanun tekliflerinde hep destek beklediklerini belirten Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Hem muhalefetin diğer kesimlerindeki kadınlardan hem de iktidarı oluşturan partinin yine kadın milletvekillerinden… Çünkü kadına yönelik şiddetin ideolojisi erkek egemenliğidir. Burada bir A,B,C Partisi değişiklik göstermiyor. Bugün Yeşil Sol Parti’ye oy veren ya da orada çalışma yürüten bir kadının gördüğü şiddetle AKP’ye oy veren ya da orada da çalışan bir kadının gördüğü şiddet arasında bir fark yoktur. Aynı erkek egemen şiddete her yerde maruz kalıyoruz.

    Yeşil Sol Parti’de kadın hareketinin bir tarihsel birikimi var. Biz, pozitif ayrımcılık, kadın temsiliyeti, kendi siyasal kararlarımızı kendi kadın meclislerimizde alma konusunda, eş başkanlık ve eşit temsiliyet konusunda çok yol almış bir partiyiz. İsteriz ki bütün partiler de bunu model alsın. Ama bütün bunlara rağmen bizler kendimize ‘Kurtulmuş kadın’ gözüyle bakmıyoruz. Sonuçta her kadının gördüğü şiddeti hepimiz görüyoruz. Bu nedenle elbette ki çağrımızı yeniliyoruz. Kadın haklarının kazanımlarında, kanun tekliflerinde, onların korunmasında, yeni kazanımlar elde etme konusunda bizler hep çağrımızı bütün siyasi partilerdeki kadınlara yapmaya devam edeceğiz. Ümit ediyoruz ki kadınlar olarak önümüzdeki dönemde parlamentoda ezberi bozarak kadınların lehine çıkacak birçok yasaya bütün farklı partilerden kadınlarla hep birlikte imza atarız.”

    “MÜCADELEMİZİ ÇOK DAHA BELİRGİN KILACAĞIZ”

    Tülay Hatimoğulları, Meclis Başkanlığı’na adaylığı konusunu da değerlendirdi. Meclis Başkanlığı temsiliyetin kadınlar açısından ne anlama geldiğini Hatimoğulları şu sözlerle anlattı:

    “Meclis Başkanı seçilirken partiler aday gösteriyor. Bazı partiler, belki anlaşma yapıp başka bir parti lehine aday göstermeyecektir. Partimiz neden bir kadın aday gösteriyor? Sebebi şu: çünkü bizler, bu ülkenin ve dünyanın yarısıyız. Özellikle Türkiye ve Kürt kadın hareketinin yüzyıllara dayalı olan mücadele geleneğimizden süzülerek bugüne gelen çok önemli kazanımlarımız var. Bu kazanımlarımızı biz hakikaten kıskançlıkla, özenerek koruyoruz. Ve bu kazanımlarımızı geliştirmek istiyoruz. Eş başkanlık, eşit temsiliyet, %50 kota uygulanması, seçim gündemleri geldiği zaman gerek milletvekilliği gerekse yerel yönetimlerdeki listemizde fermuar sistemini uygulayarak bir kadın, bir erkek aday göstermek aslında partimizin kadın mücadelesine verdiği önemin ve kazanımlarımızın ürünüdür. Benim de Meclis Başkanlığına adaylığım aynı anlama geliyor. Partimiz bir erkek aday da gösterebilirdi ama tercihen özellikle bir kadın göstermesinin altında yatan neden bu kadar erkek olan bir parlamentoda biz kadınlar olarak mücadelemizi çok daha belirgin kılıp etkin hale getireceğiz. Benim adaylığım, kadınların kazanımlarını koruma konusunda gerek parlamentoda gerekse parlamento dışında çalışmalarımızı özellikle daha karanlığa sürüklendiğimiz bu dönemde buna daha çok ihtiyacımız olduğu için buradan yol alacağımızıN ve ilerleyeceğimizin mesajıdır.”

    “KADINLAR SUSMAYACAK”

    Parlamentonun yanı sıra cumhurbaşkanının kabinesi de erkeklerden oluşuyor. Bakanlar Kurulunda tek bir kadın bakanın olmamasını da değerlendiren Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Aslında hiç şaşırtıcı gelmedi. Geçmiş dönemde de sadece bir kadın bakan vardı. Ruhsar hanım (Ruhsar Pekcan) ayrıldıktan sonra kabinede tek bir kadın kalmıştı. Cumhur İttifakı’nın özü erkek egemen sistemle yoğrulmuş bir hamur ve kumaşın ürünüdür. Şimdi yeni ittifaklarla birlikte kadınların kazanımlarını pazarlık konusu yaptılar. Şimdi hal böyleyken bizler, tek adam rejiminden ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden bu kadar otoriterleşmeyi arttırmış, bütün demokratik kazanımları ortadan kaldırmak için adeta bir tırpan gibi çalışan bu iktidardan farklı bir şey beklemiyorduk. Türkiye’deki kadınlar İçişleri, Dışişleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı yapabilecek düzeyde. Fakat bu kadınları asla bunlara layık görmüyorlar. Bu konular hep konuşulduğunda aklıma Hitler’in Nazi Almanyası dönemi geliyor. Hitler, başa geldiğinde ilk önce kadınları siyasetten kovan yöntemleri izlemiş. Profesör kadınların, üniversitedeki kürsüleri ellerinden alınıp ‘evinize gidin çocuk doğurun’ denilmiş. Şimdi biz bu ülkede aynı şeyi yaşıyoruz. AKP iktidarı döneminde Cumhur ittifakının yeni müttefikleri ile birlikte bu ülkeyi daha çok karanlığa, kadınların daha çok baskı altında yaşayacağı bir ülkeye çekiyorlar. Sadece kadınlarda değil, ülkedeki bütün farklılıkların yaşamını daha da karartacak bir planlama içindeler. Seküler hayatı yaşayanlara karşı ülkeyi onlara dar etmek derdindeler. Bunu da kadın bedeni üzerinden yaptıkları için kadınlara yönelik mahalle baskısını da daha çok arttıracaklarını tahmin ediyoruz. Böylesi bir anlayışın kabinede ayıp olmazsa Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına da bir erkek atayacaklar. ‘Ayıp belasına’ bir kadını aday gösterdiler fakat şunu da belirtmeliyim ki istedikleri kadar kadınları parlamentodan kovmaya çalışsın, istedikleri kadar kadınları sosyal, toplumsal, kamusal alanlardan uzaklaştırmaya çalışsın, Türkiye’deki kadın hareketi bu kazanımları öyle kolay bırakmayacaktır. Hem Türkiyeli hem de Kürt kadın hareketi, kesinlikle buna izin vermeyecek.

    “KADINLAR EN ÇOK DEĞİŞİM TALEP EDEN KESİM”

    Mücadelemizi özellikle başta parlamento dışındaki kadın hareketleri ile birlikte ve elbette ki biz parlamenterler olarak bu mücadeleyi yürüterek aslında bu ülkede erkek egemen zihniyetin alanını daraltmak üzere mücadelemizi yükselteceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü baskı ne kadar artarsa tepkiler o kadar artar. Bu kadar baskının arttığı, kadınların siyasette temsiliyetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, kadınların hayatı dar edildiği bir dönemde elbette ki kadınlar buna karşı susmayacak. Bunu seçimlerde de gördük. Kadınlar en çok değişim talep eden kesimdi. Nedeni de buydu.”

    Diren KESER-Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar olarak Meclis’teki sağcı ittifaka karşı mücadeleyi büyütmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Meclis’te yasama çoğunluğunun sağcı ittifakta olması özellikle Alevi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. Her ne kadar Meclis tablosu iç açıcı görünmese de kadınlar mücadeleyi elden bırakmayacaklarını ve hayatlarına sahip çıkacaklarını belirtiyor. Mezitli Cemevi Kadın Kolları Başkanı Şehriban Üstün ve Mersin Cemevi Kadın Kolları Başkanı Elif Sert örgütlenme çağrısı yaptı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. yasama döneminde çoğunluğun Cumhur İttifakı’nda olması, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi gibi kadın ve LGBTİ+’lara yönelik radikal söylem ve politikaları olan partilerin meclise girmesi kadınlar açısından kaygı verici bulunuyor. 6284 sayılı yasanın kaldırılmasına dönük sinyaller verilmesi, LGBTİ+’ların ‘sapkın’ olarak tanımlanması, kadınların kamusal alandan soyutlanarak cinsiyetlerine göre çalışmalarının savunulması ve daha bir çok kadın düşmanı söylemler, toplumun bir kesiminde tepkiyle karşılanıyor.

    Yasama çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nda olması kadınlar özelinde en çok Alevi kesimi etkileyeceğe benziyor. Sağcı ve erkek egemen meclisi değerlendiren Alevi kadınlar, tüm zorluklara rağmen hayatları için mücadele edeceklerinin altını çiziyorlar.

    ALEVİ KADINLARA ÇAĞRI

    Mezitli Cemevi Kadın Kolları Başkanı Şehriban Üstün,  meclisteki tablonun iç açıcı olmadığına değinerek, “Her gün kadın cinayetleri haberlerine uyanıyoruz, çocuklara yönelik cinsel istismar artmış durumda. Basın ve sosyal medya üzerinde sansür var. Hemen her yerde erkek şiddeti var. Böyle bir ortamda meclisin erkek dolu olması, hele hele sağ ve gerici ittifakın koltuk sayısının fazla olması özellikle biz Alevi kadınları tedirgin ediyor. Alevi çocuklarımıza başka bir inancın öğretileri dayatılıyor. Bizi çok zor günler bekliyor. Seçim zaten demokratik bir seçim değildi. Çocukların, gençlerin, kadınların gelecekleri karanlık bir tehlike altında” dedi.

    Üstün, Meclisin sağ çoğunluğunu kaygı verici bulsa da özellikle Alevi kadınlara örgütlenme çağrısında bulunarak, “Şu anda kaderimiz kadın cinayetlerini işleyenlerin elinde. Meclisteki kadın sayısı çok az. Burada özellikle Alevi kadınlara daha çok iş düşüyor. Geleceğimiz karanlığa doğru gidiyor. Alevi kadınlara sesleniyorum gelin birlik olalım, can cana olalım, geleceğimize birlikte sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.

    “3 EŞ ZİHNİYETİNE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Mersin Cemevi Kadın Kolları Başkanı Elif Sert ise, Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel’in parlamentoda olmasını eleştirerek,Erdoğan ve onun zihniyetini paylaşanlar Türkiye’yi ortadan ikiye bölmüş durumda. Büyük bir nefret ve kutuplaşma yaratıldı. Üstüne bir de 3 eşli bir milletvekili şu an mecliste. Bu zihniyetteki insanlar mecliste halkın tüm yaşamını yakından ilgilendiren yasaları belirleyebilir. Bu anlamda bizler için kaygı verici bir durum. Laik bir ülkede 3 eşli bir milletvekilinin tüm halkın yararına çalışacağına inanmıyorum. Bir süre sonra kendi yaşayış tarzlarını, inançlarını halka dikte de edebilirler” diye konuştu.

    “KADINLAR ÖRGÜTLENMELİ”

    Elif Sert de mücadele vurgusu yaparak şöyle devam etti:

    “Mecliste kadın milletvekili sayısı erkek milletvekili sayısına göre yok denecek kadar az. Dinci, yobaz zihniyetlerin bir araya gelmesi biz kadınlar için kaygı verici olsa da biz kadınlar bunun karşısında duracağız. Kadınlar bu süreçte daha fazla bir araya gelip yol, yöntem tartışmalarını, çözüm önerilerini konuşmalı. Kadınların her zamankinden daha fazla örgütlenmesi gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Nazlıaka’dan, YRP’li Ali Yüksel tepkisi: 3 eşli biri milletvekili olmamalı!

    Nazlıaka’dan, YRP’li Ali Yüksel tepkisi: 3 eşli biri milletvekili olmamalı!

    PİRHA- CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, 3 eşi olduğu belirtilen Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel’in milletvekilliğine tepki göstererek, “Medeni Kanun’u yok sayan bu kişinin milletvekilliği geçerli olmamalı” dedi.

    Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel’in 3 eşinin olduğuna dair haberler gündeme oturdu. Bu duruma kadınlardan tepki yağıyor. Ali Yüksel kendisiyle yapılan bir röportajda ‘4’üncü eşe de sıcak baktığını’ söylemişti. Yüksel’in eşi Dilber Yüksel ise bir kitap çalışması için verdiği röportajda, eşinin 4. evliliğinin de ‘hakkı’ olduğunu dile getirmişti.

    CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka da Yüksel’in Meclis’e girmesine tepki gösterenlerden. Nazlıaka, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel Meclis’te yemin edecek. 3 eşli Yüksel, açıkça Medeni Kanun’u yok saymakta ve Anayasa’yı çiğnemektedir. Oysaki yemin ederken ‘Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma’ denilmektedir. Yalan yere yemin etmek suçtur. Milletvekilliği geçerli olmamalıdır” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Koca: Hayatlarımızı kadın katillerinin kararlarına bırakmayacağız- VİDEO

    Milletvekili Koca: Hayatlarımızı kadın katillerinin kararlarına bırakmayacağız- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin mecliste olmasına ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Biz kadınlar olarak hayatlarımızı kadın katillerinin kararlarına bırakmayacağız. Bunun sert mücadelesini verip, meclisle sokak arasında bir köprü kuracağız” dedi.

    14 Mayıs seçimlerinin sonucunda kadın düşmanı söylem ve politikaları olan HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nden milletvekili adayları meclise girdi. Bunun yanında meclisteki erkek milletvekili oranı ile kadın milletvekili oranı arasındaki uçurum, kadınlar açısından mücadelenin daha da çetin olacağına işaret ediyor. Geçtiğimiz hafta mazbatasını alan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, sert bir mücadeleye hazır olduklarını, sokaktaki mücadeleyi meclise taşıyacaklarının altını çiziyor.

    “MÜCADELEMİZ SERT VE KESKİN OLACAK”

    Mecliste 479 erkek, 121 de kadın milletvekili olmasını değerlendiren Perihan Koca, “Karşı karşıya olduğumuz erkek egemen sistemin meclisteki tezahürüdür. Siyasetin de erkek egemen bir şekilde yapıldığı, devlet katmanlarının da o erkek egemen yapıyı organize ettiği bir gerçeklik var” dedi.

    14 Mayıs seçimlerine hazırlanırken gerici bir ittifaka karşı mücadele ettiklerini ve mücadeleyi mecliste de sürdüreceklerini belirten Koca, “Karşı karşıya olduğumuz iktidar güçlerinin ne kadar gerici, faşist, kadın düşmanı, LGBTİ+ düşmanı, çocuk düşmanı, halk düşmanı bir koalisyon kurduklarını hep beraber gördük. Yeniden Refah Partisi de HÜDA PAR da aslında eli kanlı katillerdir. Bunu çok güçlü bir şekilde söylemek lazım. Mersin’den Konca Kuriş kız kardeşimizi katleden ve bunu göğüslerini gere gere savundukları bir terör örgütü var karşımızda. Bu anlamıyla mücadelemiz çok keskin ve sert bir mücadele olacak” diye konuştu.

    “MECLİSLE SOKAK ARASINDA KÖPRÜ OLACAĞIZ”

    Perihan Koca, Yeniden Refah Parti’sinin “İstanbul Sözleşmesi’ni asla masaya getirmeyeceğiz” söylemine karşılık kadınların hayatlarını kadın katillerinin kararlarına bırakmayacaklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Yeniden Refah Partisi’nin milletvekillerinden birinin 4 tane eşi var. Bunu yasa maddesi olarak getireceklerdir. Biz kadınların yaşamlarını korumak için ilk önergemizi verecekken bunlar medeni hukuku ortadan kaldıracakları, kadınların kendilerine bağımlı olacakları bir süreci başlatacaklar. HÜDA PAR genel başkanı 6 yaşındaki çocuğun istismarı ile ilgili ‘kime göre çocuk’ diye bir söz kullandı. Bu münferit bir laf değil, bunların fikrini ve pratiğini gösteren bir laf. Çocukları da bunların eline bırakmayacağımız bir mücadele vereceğiz ve bunu sadece mecliste yapmayacağız.”

    Kadın kurtuluş mücadelesinin sokaktan gelen özneleri olduklarını dile getiren Perihan Koca, meclisle sokak arasında köprü kuracaklarını ifade etti.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN