Etiket: yenidoğan çetesi

  • ‘Yenidoğan Çetesi’ sanıklarından İlker Gönen intihar etti

    ‘Yenidoğan Çetesi’ sanıklarından İlker Gönen intihar etti

    PİRHA- ‘Yenidoğan Çetesi’ davası sanıklarından doktor İlker Gönen’in tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar ettiği belirtildi. 

    “Yenidoğan Çetesi” davası sanıklarından doktor İlker Gönen’in cezaevinde intihar ettiği belirtildi. Olayı sanal medya hesabından duyuran gazeteci Emrullah Erdinç, cezaevi personeli hakkında soruşturma açıldığını aktardı.

    Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan kazanç elde etmek için yeni doğan bebeklere yanlış tedaviler uygulayarak ölmelerine yol açmakla suçlanan kişiler hakkında dava açılmıştı. İddianamede doktorlar Fırat Sarı ve İlker Gönen hakkında “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından 10 kez, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 11 kez olmak üzere toplam 177 yıldan 582’i yıla kadar hapis cezası talep ediliyordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yenidoğan çetesi soruşturmasında ilk duruşma 18 Kasım’da

    Yenidoğan çetesi soruşturmasında ilk duruşma 18 Kasım’da

    PİRHA- ‘Yenidoğan çetesi’ davasının iddianamesi kabul edildi. 47 sanıklı dava Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 18 Kasım’da başlayacak.

    İstanbul’da, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç elde ettikleri öne sürülen 47 şüpheliye ilişkin soruşturmada iddianame Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    Sanıkların yargılanmasına 18 Kasım günü başlanacak.

    İDDİANAMEDEN

    Mahkemece kabul edilen iddianamede, şüphelilerin, hastaların mevcut durumlarını olduğundan daha ağır göstererek, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarını sağlayarak SGK’den yüksek ücret tahsil ettikleri, bazı hasta yakınlarından fazladan para alınarak maddi çıkar elde edildiği ve karın çoğunluğunun sağlık çalışanı olan örgüt üyesi şüphelilerle paylaşıldığı belirtildi.

    582 YILA KADAR HAPİS İSTENİYOR

    İddianamede, şüpheliler Fırat Sarı ve İlker Gönen’in 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve 11 kez uygulanmak üzere “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

    Şüpheli Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis istendi.

    Aralarında doktor, hemşire ve sağlık görevlilerin de bulunduğu 18 şüpheli hakkında da bebeklerin ölümüne ilişkin “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçundan 10 ila 437 yıl 6 ay arasında hapis cezası talep edildi.

    Diğer şüpheliler hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülen iddianamede, ayrıca, malen sorumlu olarak belirtilen hastaneler ve hastanelerin bağlı olduğu şirketler lehine “dolandırıcılık” suçu işlenerek maddi menfaat temin edildiğinden, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, hastanelerin ve şirketlerin kapatılıp mal varlıklarına el konulmasına karar verilmesi talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Yenidoğan Çetesi’ iddianamesi tamamlandı: 47 kişi hakkında 589 yıla kadar hapis talebi

    ‘Yenidoğan Çetesi’ iddianamesi tamamlandı: 47 kişi hakkında 589 yıla kadar hapis talebi

    PİRHA- Bebek ölümlerine neden olan 47 kişi hakkında 589 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame kabul edildi.

    İstanbul’da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk ederek ölümlerine neden olan 47 kişi hakkında hazırlanan iddianame, Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    İddianamede, kişilerin, hastaların mevcut durumlarını olduğundan daha ağır göstererek, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarını sağladığı ve Sosyal Güvenlik Kurulu’ndan (SGK) yüksek ücret tahsil ettikleri ifade edildi. Yine, bazı hasta yakınlarından fazladan para alınarak, maddi çıkar elde edildiği ve kârın çoğunluğunun sağlık çalışanı olan örgütün üyesi şüphelilerle paylaşıldığı aktarıldı.

    İddianamede, maktul bebeklerin her türlü enfeksiyona açık olan yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatırıldığı, bu şekilde bazı bebeklerin enfeksiyon kapmasına, bazılarının da ölümüne neden olunduğu kaydedildi. Kişilerin, usulsüz şekilde düşümünü yaptıkları ilaçları hastaneden çıkarıp satarak, maddi kazanç elde ettikleri vurgulandı.

    HEMŞİRELER KENDİLERİNİ DOKTOR OLARAK TANITTI

    Fırat Sarı’nın “Yenidoğan suç örgütünün” başında olduğu belirtildi. Sarı’nın, çok sayıda hastaneye az sayıda doktorla hizmet vermeye çalıştığı belirtildi. İddianamede, sağlık hizmetinin doğrudan hemşire ve hemşire yardımcılarıyla verildiği, bu nedenle bebek ölüm sayılarının arttığı ifade edildi.

    İddianamede, bebeklerin mevcut özel sağlık durumlarıyla bağdaşmayan uygulamalar gerçekleştirildiği, hemşirelerin kendisini doktor olarak tanıttığı ve doktor olarak müdahalede bulundukları aktarıldı. İddianamede, bazı kişilerin yenidoğan yoğun bakımlarını kapasitenin üzerinde doldurduğu, hemşirelerin usule aykırı epikriz raporları yazdığı anlatıldı.

    GERÇEKTE TETKİK VE TAHLİLLER YAPILMAMIŞ!

    İncelenen dijital materyallerde “kötü hasta değerleri, iyi hasta değerleri” gibi şablonlar bulunduğu, faillerin çoğu zaman hastaların kan değerleri ve enfeksiyon olup olmadığı gibi hususlarda gerçekte bir tetkik veya tahlil yapmadığı, kendi gözlemlerine göre bebeği iyi veya kötü olarak kategorize ettikleri, raporların şablon olarak tek elden hastane dışındaki merkezden yazıldığı ifade edildi.

    Söz konusu örgütün, Akabe Sağlık Tesisleri AŞ’ye ait özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri AŞ’ye ait Özel Avrupa Şafak Hastanesi ve Özel İstanbul Şafak Hastanesi, Medilife Sağlık Hizmetleri ve Yonca Sağlık Hizmetlerine bağlı Özel Bağcılar Medilife Hastanesi ve Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Refik Arslan A.Ş.’ye bağlı Özel Bağcılar Şafak Hastanesi, Beymed A.Ş.’ye ait Özel Birinci Hastanesi, Doğamed A.Ş.’ye ait Özel Doğa Hospital Hastanesi, Reyap A.Ş.’ye ait Özel Reyap İstanbul Hastanesi ve Çorlu Reyap Hastanesi, Ekip Sağlık A.Ş.’ye ait Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Esenler Güney Hastanesi ve Silivri Kolan Hastanesi’nin yenidoğan yoğun bakım ünitelerini kiralayarak işletmesini devraldığı ve söz konusu hastanelerden tamamında doktorlar yerine hemşirelerin sağlık hizmeti sunduğu aktarıldı.

    589 YILA KADAR HAPİS İSTENİYOR

    İddianamede, Fırat Sarı ve İlker Gönen’in 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlamalarıyla cezalandırılması istendi. Yine her iki ismin 11 kez “resmi belgede sahtecilik” suçu işlediği kaydedildi. İki isim hakkında toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

    Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis istendi.

    Aralarında doktor, hemşire ve sağlık görevlilerin de bulunduğu 18 kişi hakkında da bebeklerin ölümüne ilişkin “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçundan 10 ila 437 yıl 6 ay arasında hapis cezası talep edildi.

    Diğer isimler hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları istendi. İddianamede, ayrıca malen sorumlu olarak belirtilen hastaneler ve hastanelerin bağlı olduğu şirketler lehine “dolandırıcılık” suçu işlenerek maddi menfaat temin edildiğinden, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, hastanelerin ve şirketlerin kapatılıp mal varlıklarına el konulmasına karar verilmesi talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Ali Bozan: 12 bebek katledildi, kimse istifa etmeyecek mi?

    Milletvekili Ali Bozan: 12 bebek katledildi, kimse istifa etmeyecek mi?

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Yenidoğan Çetesi” tarafından 12 bebeğin katledilmesine yönelik yaptığı konuşmada, Tüm sağlık sorunlarını geçtik, 12 bebek katledildi bu ülkedeBir kimseniz çıkıp da istifa etmeyecek mi diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, Yenidoğan Çetesi”nin özel hastaneler üzerinden yaptığı bebek katliamlarına ilişkin Meclis kürsüsünde konuştu. 

    “ÜLKE ANONİM ŞİRKETİ GİBİ YÖNETİLİYOR”

    Sağlık alanında pervasızlaşan, insanlığından nasibini almamış kişilerin gruplaşarak insan canına kastetmesinin kaynağının belli olduğunu söyleyen Milletvekili Ali Bozan, devamında şu ifadeleri kullandı:

    Nedir bunun kaynağı?

    Devleti, devlet gibi değil de şirket gibi yönetirseniz olacağı budur. Otel sahibinin Turizm Bakanı, özel hastane sahibinin Sağlık Bakanı, özel okul sahibinin Milli Eğitim Bakanı olduğu ülkede; okullarda temizlik de yapılmaz, yeni doğan çeteleri de ortaya çıkar. Çünkü ülke anonim şirket gibi yönetiliyor. Tüm sağlık sorunlarını geçtik, 12 bebek katledildi bu ülkede… Bir kimseniz çıkıp da istifa etmeyecek mi?

    PİRHA/ ANKARA

  • Dersim’de Yenidoğan çetesi tepkisi: Gözaltına alınan tek bir hastane sahibi yok-VİDEO

    Dersim’de Yenidoğan çetesi tepkisi: Gözaltına alınan tek bir hastane sahibi yok-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ile Dev Sağlık-İş, “Yenidoğan Çetesi’ne” ilişkin Tunceli Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sağlıkta Dönüşüm Programı tüm itirazlarımıza rağmen yaşama geçirilmeye çalışıldı. Gelinen aşamada para için bebeklerimizin yaşamlarına kadar el uzatan bu programın, toplum sağlığına yararı olmadığı herkesçe görülmüştür” denildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş) Dersim Şubesi, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan ve haksız kazanç elde eden “Yenidoğan Çetesi”ne dair Tunceli Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu. Açıklamada, ‘Sağlıkta ticaret ölüm demektir’ pankartı açıldı.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMINIZ ÇÖKMÜŞTÜR”

    Yenidoğan Çetesi’nin sağlıkta dönüşüm politikalarının sonucu olduğunu belirten Serap Kahraman, “3 Kasım 2002 tarihinde AKP’nin tek başına iktidara gelmesiyle birlikte uygulamasına hız verilen Sağlıkta Dönüşüm Programı tüm itirazlarımıza rağmen yaşama geçirilmeye çalışıldı. Gelinen aşamada özellikle de para için bebeklerimizin yaşamlarına kadar el uzatan bu programın, toplum sağlığına yararı olmadığı herkesçe görülmüştür. Sağlıkta dönüşüm programı ve programa yön çizen kar ve rant amaçlı, özelleştirmeci, halkın geniş kesimlerinin çıkarlarını sermayenin ihtiyaçları için gözden çıkartan anlayış ülkemizde de benzer uygulamaları uygulayan tüm dünya ülkelerinde de çökmüştür. Sonuç olarak sizin yap-boza dönüştürdüğünüz sağlık sisteminin toplum sağlığına yararı olmadığı açıktır. Salgın ve sonrasında deprem bunu daha görünür kılmıştır. “Sağlıkta devrim” diye allayıp pulladığınız “sağlıkta dönüşüm” programınız çökmüştür. Bizler başka bir sağlık mümkündür ve zorunludur diyoruz” dedi.

    “YAŞANAN KATLİAMI BİRKAÇ HASTANE KAPATARAK ÖRTEMEZSİNİZ”

    Kahraman, iktidarın sağlık emekçilerini dikkate almadığı için bebeklerin hastane yoğun bakımlarında katledildiğini ifade etti.

    “Yaşanan bu katliamı birkaç kişiye yıkarak birkaç hastane kapatarak örtemezsiniz” diyen Kahraman şöyle devam etti:

    “Dönemin il sağlık müdürü olan Sağlık Bakanı dâhil denetimden sorumlu yerelden bakanlığa kadar tüm bürokratları, sorumluluğu gereği görevden el çektirilerek adli ve idari soruşturmaya dahil edeceksiniz. Kâr ederken ses çıkarmayan hastane patronları ya da özel hastane şirketlerinin yöneticileri de aynı derecede sorumludur. Gözaltına alınan tek bir hastane sahibi ya da şirket yöneticisi yoktur. Bunları da soruşturmaya dahil edeceksiniz. Yönünüzü sermaye tekellerine değil halka, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine döneceksiniz. Bizleri dinlemeyi öğreneceksiniz. Sağlık emekçileri ve halkı karşı karşıya getirip bu skandaldan sıyrılmanıza izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından 2 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Kadın Meclisi’nden açıklama: Bebeklere kıymayın efendiler!

    DAD Kadın Meclisi’nden açıklama: Bebeklere kıymayın efendiler!

    PİRHA – DAD Kadın Meclisi’nin “Yenidoğan Çetesi”ne ilişkin yayınladığı açıklamada, “Toplumu bitiş, yok oluş ve çürümeye sürükleyen, eril sistemin bizlere reva gördüğü, pazar mantığıyla işletilen sağlık sisteminin sonuçlarına katlanmak istemiyoruz. Sorumlular derhal istifa etmelidir! Bebeklere Kıymayın Efendiler!” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan ve haksız kazanç elde eden “Yenidoğan Çetesi”ne ilişkin açıklama yayınladı.

    “BİR KEZ DAHA SARSILDIK”

    Açıklamanın tamamı şöyle:
    “Henüz Narin’in, henüz vahşice katledilip surlardan atılan kadın bedeninin görüntüleri karşısında dehşeti yaşarken, Yeni doğan çetesi haberleriyle bebeklerin para karşılığı katledildiğini öğrenerek bir kez daha sarsıldık. Çetelerin, her türlü kirliliğin kol gezdiği, kötülüğün sıradanlaştığı, kadın cinayetlerinin olağanlaşarak adeta kadın-kırımına dönüştüğü, çocukların her türlü suistimale açık olduğu, yoksulluk ve yoksunlukla baş başa kaldığımız ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirilir, tüm bu gidişata itirazı olanların ise zulüm ve adaletsizlikle terbiye edilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkedeki ahlaki çöküntü hızla dibe vurdu ve para için bebeklerin canının kıyılabileceği bir seviyesizliğe kadar geldik. Evrenin devasa varlığı içerisinde dünyaya gözlerini açan her canlı kendi yaşam hakkını alarak nefeslenir. Bir hakla gelir, çünkü Hakk’ın bir zerresidir, masumu paktır.

    “BUNU TARİF EDECEK BİR SÖZCÜK VAR MIDIR?”

    Hayata henüz yeni gözlerini açmış olan masumu pakların yaşam haklarının acımasızca ellerinden alındığı gerçeği ortaya çıktığından beri bir dehşet öyküsü gibi her gün yeni bilgiler yayınlanmakta. Bizler doğum kapısını, Hakk kapısı biliriz. Hakk kapısında bir canı almak ne demektir? Bunu tarif edecek sözcük var mıdır? Vicdansızlık mı? Ahlak yoksunluğu mu? Dünyaya gözlerini açan masumu pak bir bebenin, doğurana ve çevresine kattığı mutluluğu tadanlar bilir. Böyle bir acı karşısında yaşanan travmaları kim nasıl tarif edebilir?

    “SORUMLULAR DERHAL İSTİFA ETMELİDİR!”

    En temel insan haklarından olan sağlık hakkını, bir sektör ele alan ve çeşitli tarikatlara peşkeş çeken AKP hükümeti sorumluluğunu gizleyemez durumdadır. Özel Hastane sahiplerinin peş peşe sağlık bakanı yapıldığı “Yeni Doğan çetesi” skandalında adı geçen hastanelerinden birinin eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na ait olması ve skandalın baş aktörlerinden Mustafa Zengin’in fotoğraf albümünün devlet erkânıyla dolu olması olayın vahametini büyüten bir durumdur. Toplumu bitiş, yok oluş ve çürümeye sürükleyen, eril sistemin bizlere reva gördüğü, pazar mantığıyla işletilen sağlık sisteminin sonuçlarına katlanmak istemiyoruz. Sorumlular derhal istifa etmelidir! Bebeklere Kıymayın Efendiler!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ ölüm getirmiştir; sorumlular kamu yöneticileridir’-VİDEO

    ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ ölüm getirmiştir; sorumlular kamu yöneticileridir’-VİDEO

    PİRHA-  “Yenidoğan Çetesi”nin sağlıkta dönüşüm politikalarının sonucu olduğuna işaret İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, “Sağlıkta Dönüşüm Programı doğrultusunda uygulanan politikaların halkın yararına olmadığı ve sağlık sisteminde yıkıcı sonuçları olduğu gerçeğini inkar edilemeyecek şekilde ortaya koymuştur” dedi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan ve haksız kazanç elde eden “Yenidoğan Çetesi”ne dair Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde protesto etti.

    ‘Sağlıkta özelleştirmenin son kurbanı bebekler, kamu sağlık sistemi hemen şimdi’ pankartının açıldığı protesto açıklamasında, “Yenidoğan çetesi AKP’nin eseri’, “Sağlıkta özelleştirme ölüm getirir”, “Kar olanın derdi can derdi olmaz hastaneleri kamulaştıracağız” dövizleri taşındı.

    Açıklamada, “Sağlıkta ticaret ölüm demektir”, “Yenidoğan çetesi AKP’nin eseri”, “AKP elini çocuklardan çek”, “Sağlık haktır satılamaz”, “Katillerden hesabı halk soracak”, “Sağlığa bakan aranıyor”, “Sermayeye değil sağlığa bütçe”, “Sağlık bakanı istifa” sloganları atıldı.

    “KAMU YÖNETİCİLERİ SUÇU ÜSTÜNDEN ATMA ÇABASINDA”

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan Doktor Seha Yüksel, dehşet verici durumun hekimlik değerleri bir yana insanlık değerleri ile bağdaşmadığını ifade ederek, “Meslek etik kurallarını ihlal ederek hekimlik mesleğinin saygınlığına, onuruna, kutsallığına leke sürenler ve sağlık çalışanlarına ilişkin güven duygusunu zedeleyenler, bebeklerin ölümüne neden olan ve halkın sağlığını riske atanlar hak ettikleri cezaları almalıdır. Kamu yöneticilerinin sistemin yarattığı bu kara tabloyu, işini hakkıyla yapan hekim ve sağlık çalışanlarına yükleyerek, suçu üstlerinden atma çabaları gerçeğin üstünü örtme gayretinden öte değildir” dedi.

    ‘SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI’NA ELEŞTİRİ

    Sağlık alanındaki çeteleşmenin iktidarın “Sağlıkta Dönüşüm Programı”ndan bağımsız olmadığına dikkat çeken Yüksel, “Gerçek, sağlıkta dönüşüm programının halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisidir. Gerçek, koruyucu sağlık hizmetlerinin yok sayılmasıdır. Gerçek, çöken bir sağlık sistemidir ve bunun sorumluları bellidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı doğrultusunda uygulanan politikaların halkın yararına olmadığı ve sağlık sisteminde yıkıcı sonuçları olduğu gerçeğini inkar edilemeyecek şekilde ortaya koymuştur. Sağlık hizmetini sıradanlaştıran, niteliğe değil niceliğe önem veren, hastaneleri ticarethane ve hastaları müşteri haline getiren, sağlığı piyasa kurallarına teslim eden Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlık sistemimizi çökertmiştir” diye belirtti.

    “SAĞLIKTA TİCARET ÖLÜM GETİRMİŞTİR”

    Yüksel, sağlıkta tekelleşmeyi getiren politikalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunarak, “Halk sağlığına, hekimlik değerlerine ve sağlık çalışanlarına zarar veren, ülke kaynaklarının bir avuç insanın çıkarına boşa harcanmasına yol açan ve bu son olayda gördüğümüz gibi insanlık değerlerinin ayaklar altına alınmasına neden olan politikalar bir an önce terk edilmelidir. En büyük hayal olarak ifade edilen devasa hastanelere aktarılan bütçenin, diğer alanda duyulan ihtiyaçlar için harcanmaması tercihi, aslında sayısını tam olarak bilemediğimiz kaybettiğimiz bebeklerin ailelerinin hayallerini yıkmış, hayatlarını cehenneme çevirmiştir. Bir bebeğimizin daha bu nedenlerle ölümüne tahammülümüz yoktur. Yıllardır bıkmadan usanmadan söylediğimiz gibi sağlıkta ticaret ölüm getirmiştir. Kar odaklı bu yönetim anlayışı canımızı yakmaktadır ve yakmaya da devam edecektir. Herkese eşit ulaşılabilir, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmetinin kamu eliyle sunulması sağlanmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • İstanbul’da açıklama: Kapatılan tüm özel hastaneler kamulaştırılsın-VİDEO

    İstanbul’da açıklama: Kapatılan tüm özel hastaneler kamulaştırılsın-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, DİSK/Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası ve Hakkımı Ver! Oluşumu’nun, “yenidoğan çetesi”ne ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde yaptığı eylemde piyasalaşmış sağlık sisteminde hasta değil müşterinin olduğu söylenerek kapatılan özel hastanelerin kamulaştırılması talep edildi.

    İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, DİSK/Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası ve Hakkımı Ver! Oluşumu, “yenidoğan çetesi” ve göz yumanların en ağır şekilde cezalandırılması, kapatılan hastanelerin kamulaştırılması talebiyle İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde eylem yaptı.

    İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, DİSK/Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası’nın basın metnini KESK Bakırköy Şube Eş Başkanı Fikret Bulut, Hakkımı Ver! Oluşumunun basın açıklamasını ise Ebru Atay okudu.

    “HEM KAMU YAĞMALANMIŞ HEM DE BEBEKLERİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLMUŞTUR”

    KESK Bakırköy Şube Eş Başkanı Fikret Bulut‘un okuduğu metinde şunlar yer aldı:

    “Yenidoğan ünitelerindeki bazı bebeklerin hayatını kaybetmesine, bazılarının ciddi zarar görmesine neden olan tıbbi hataların ve eksikliklerin yer aldığı iddianamede, ölen 10 bebek “maktul”, 5 kişi “müşteki”, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstanbul İl Müdürlüğü “suçtan zarar gören”, 19 hastane ve sağlık şirketi “malen sorumlu”, 47 kişi de “şüpheli” olarak yer almakta. İddianamede, 112 Acil Çağrı Merkezi’nde çalışan kişilerle ortak hareket ederek, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine sevkini sağlayan şüphelilerin, anlaşmalı oldukları hastanelere tedavi yöntemleri uygun olup olmadığına bakmaksızın bebekleri aldıkları, hayatın olağan akışına aykırı olacak kadar hastanede uzun sürelerde kalmasını sağladıkları anlatılmakta. SGK’den yüksek miktarda ödeme alınmasına neden olarak kamu kurumunu zarar uğratan şüphelilerin aynı zamanda uygun tedavi yöntemleriyle tedavi olamayan bebeklerin ölümüne sebebiyet verdikleri görülmektedir. Maddi kazanç için mafyatik ilişkilerle çıkarlarını güvence altına aldıklarını düşünen bu kişiler çürümüş sağlık sisteminin tüm boşluklarını kullanarak hem kamu kaynaklarını yağmalamış hem bebeklerin sağlığına zarar vermiş hem de bazı bebeklerin ölümüne neden olmuştur.

    “BU SORUMLULUKTAN KAÇAMAZSINIZ!”

    Bu kirli ilişkilerin, bağlantıların 10 bebeğin ölümüne yol açmadan önce neden tespit edilemediğini, denetimlerin neden yapılmadığını, yapıldıysa neden fark edilmediğini, fark edildiyse neden gereğinin yapılmadığını sormak istiyoruz? Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun olay kamuoyuna yansıdıktan sonra verdiği demeçlerde sanki 20 yılı aşkın süredir sağlık sisteminin piyasalaştırılmasında payı yokmuş ve buna tek bir olumsuz söz söylemiş gibi özel hastaneleri eleştiren tavırlar içine girmiş olması Sağlık Bakanı’nı sorumluluktan kurtarmıyor. Sağlık Bakanı olarak, bu ülkenin sağlıktan sorumlu en üst makamında oturan kişi olarak, bu skandalda sorumluluğunuz vardır. Bu sorumluluktan kaçamazsınız!

    Yaşam hakkına yönelik tehditlerin sağlık kuruluşları ve çalışanlardan gelmesi kesinlikle kabul edilemez! Bakanlığı uyarıyoruz; gözü dönmüş, etik değerlerini kaybetmiş bir güruhun para hırsıyla yaşamlara kastedebilmesi sizin 20 yıldan fazladır sürdürdüğünüz sağlığı piyasalaştıran “Sağlıkta Dönüşüm Programı”nın sonucudur.

    “BU KİŞİLER KAMU VİCDANINDA HÜKÜM GİYECEKLER”

    Yargılama nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bu kişiler kamu vicdanında hüküm giyeceklerdir! Halkımız şunu iyi bilmeli: Neyse ki sağlık sistemindeki tüm piyasalaşmaya rağmen, halkın sağlık hakkı için mücadele eden, türlü tehdit ve zorbalıklara rağmen iyi hekimlik değerlerinden vazgeçmeyen, doğumdan ölüme yaşatmanın sorumluluğu ve yeminine sadık kalan, sağlık hizmetlerinin her aşamasında görev alarak aynı sorumlulukla çalışmaya devam eden sağlık emekçilerinin sayısı; bu yozlaşmış, etik değerlerini kaybetmişlerden çok daha fazladır. Organize kötülüğe karşı organize iyilik ve nitelikli sağlık hizmeti vermek için mücadele eden sağlık emekçileri, sağlık sisteminin güvencesi olmaya devam edecektir.

    “KAPATILAN HASTANELER KAMULAŞTIRILSIN”

    Bu vahim olay tüm özel hastanelerin acilen mercek altına alınmasının gerekliliğini bir kez daha göstermiştir. SGK, bütün özel hastaneler ile anlaşmalarını iptal etmeli, özel hastanelerden bu tarzda hizmet alımı yapmamalıdır. Kapatılan hastaneler kamulaştırılsın! Bu kurumlarda olay ile bağlantısı olmayan sağlık emekçileri Sağlık Bakanlığı’nda çalışan emsalleri gibi ücretlendirilerek kadrolu şekilde istihdam edilsin! Çeteler ve bunlara göz yumanlar en ağır şekilde cezalandırılsın! Sağlıkta ticaret ölüm demektir!”

    “PİYASALAŞMIŞ SAĞLIK SİSTEMİNDE HASTA DEĞİL MÜŞTERİ VARDIR!”

    Hakkımı Ver! Oluşumundan Ebru Atay ise şunları belirtti:

    “Piyasalaşmış sağlık sisteminde hasta değil müşteri vardır. Toplumsal fayda değil kar odaklıdır. Bu nedenle bugün bir çetenin çökertildiğine dair yazılmak istenen başarı öyküsüne sağlık hakkına erişemeyen halkın yakarışları eşlik etmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında müşteri yerine konan halkın sağlığına, yaşamına mal olan öyküler anlatılmaktadır. Sağlığın metalaşması ve piyasalaşmasının sonucu bir çetenin ve bu çete ile hareket eden yozlaşmış sağlıkçıların arkasına gizlenemeyecek büyüklükte bir çete, ölüm düzenidir.  Bu çetenin başında Sağlık Bakanlığı, sağlık sermayesi, ilaç ve tıbbi cihaz tekelleri yer almaktadır. Otel konforlu hastanelerinden mahalle aralarına sızmış özel polikliniklerine kadar sistem aynı mantık üzerine kuruludur. Daha fazla kar. Daha fazla kar için daha fazla hasta. Paran yoksa hizmet yok! Zarar ediyor, halkın sırtında kambur denilerek dönüştürülen sağlık sisteminde kamunun rolü, açığa çıkan olayda görüldüğü gibi, özel sağlık sermayesine kaynak aktarımından ibarettir.

    “BU GERÇEKLİK TÜM HALKIN MALUMUDUR”

    Bu gerçeklik tüm halkın malumudur. Bugün beliren öfkenin doğru adrese yöneltilmesi, yaşam hakkına ve sağlık hakkına sahip çıkma, sağlık hizmetlerinin kamulaştırılması mücadelesi olarak sürdürülmesi öncelikli görevimizdir. Sağlık hakkı mücadelesi bugün, çökmüş sağlık sistemine karşı önleyici sağlık hizmetini ve sağlığın toplumsallaştırılmasını merkezine koyan bir toplumsal sağlık hareketi ile sağlıkta kamusal dönüşüm mücadelesidir.

    Bu mücadelenin büyütülmesi sağlık hakkına erişemeyen, yaşam hakkına kastedilen, halk ile yoğun, güvencesiz, ölümcül çalışma koşullarına mahkûm edilen ve bu ölüm çarkının bir parçası olmaya zorlanan sağlık emekçilerinin insan onurunu ve insanca bir yaşam hakkını ön sıraya koyan ortak mücadelesi ile ancak olanaklıdır.

    “SAĞLIK BAKANLIĞI YAPAN FAHRETTİN KOCA YARGILANSIN”

    Bugün taleplerimizi haykırmak için toplandık buraya.

    – Adı geçen 12 hastane başta olmak üzere tüm özel hastaneler kamulaştırılsın.

    -Süreçte ihmali bulun herkese yargılansın, geçen dönem Sağlık Bakanlığı yapan Fahrettin Koca, dokunulmazlığı kaldırılarak yargılansın.

    -Dosyada adı geçen şüphelilerin siyasi bağlantıları ortaya çıkarılsın.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD: Hükümet, Yenidoğan Çetesi’ne dair hedef şaşırtıyor; münferit bir olay değil!

    İHD: Hükümet, Yenidoğan Çetesi’ne dair hedef şaşırtıyor; münferit bir olay değil!

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi, Yenidoğan Çetesiyle birlikte sağlık alanında ortaya çıkan çeteleşmeye dair açıklama yaptı. Hükümetin sorumluluğuna dikkat çekilen yazıda, “Bu olayda etkin soruşturma yürütülmesi ve faillerin cezalandırılması sağlanmalı, ancak bununla yetinilmemelidir. Aynı olayların tekrar yaşanmaması için, hükümet ve Sağlık Bakanlığı hesap vermeli” denildi.

    İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne 27 Mart 2023’te CİMER üzerinden gelen bir ihbar üzerine SGK’nın dolandırıldığı şüphesi ile soruşturma başlatıldığı ve sonucunda bebek ölümlerine rastlanıldığı açıklanmıştı. Toplumu derinden sarsan olayın arka planında Yenidoğan Çetesi’nin olduğu açıklandı.

    Para uğruna bebeklerin ölümüne sebep olan özel hastane tuzağına dair İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi de açıklama yaptı.

    “HÜKÜMET VE SAĞLIK BAKANLIĞI HESAP VERMELİ”

    Yapılanların “münferit bir olay” olmadığını açıklayan İHD İstanbul Şubesi, sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesi ve denetimsizlik sebebiyle mevcut tablonun oluştuğunu vurguladı.

    “Sağlık sisteminin çöktüğü” ifade edilen İHD açıklamasında şu cümlelere yer verildi:

    “Mesele, Yenidoğan Çetesine yönelik cezai, hukuki ve idari anlamda hukuki sürece sıkıştırılarak ve sağlık çalışanları hedef haline getirilerek geçiştirilemez. Bu sorunların kaynağı olan sağlık politikalarının sorumlusu Hükümet ve Sağlık Bakanlığı kamuoyu önünde hesap vermelidir. Gerek olay özelinde soruşturma sürecinin takibi ve gerek sağlık sistemindeki bu çöküşün giderilmesi için bütün sağlık örgütlerini, meslek odalarını, meslek alanındaki sendikaları ve kamuoyunu sürece aktif olarak dahil olmaya çağırırken, hedef şaşırtmak için sağlık çalışanlarına karşı nefret üreten ve şiddet çağrısı yapanların oyununa gelinmemesi için kamuoyunu ayrıca duyarlı olmaya çağırıyoruz.

    Bilindiği üzere, sağlığın ticarileştirilmesinin acı sonuçları on yıllardır halkı ve sağlık çalışanlarını mağdur etmektedir. Sağlıkta şiddet ve sağlığa erişimde yaşanan sorunlara dair şikayet ve davalar artmakta, ancak bu gelişmeler ve meslek örgütlerinin tüm uyarılarına rağmen, yetkililer sorunların kaynağı olarak hasta yakınları ve sağlık çalışanlarını hedef haline getirerek, yaşanan sorunları göz ardı etmektedirler. Sağlıklı bilgi paylaşımı da yapılamadığından halk, yaşanan sorunları tekil olaylar olarak değerlendirmekte, sağlık çalışanları ile karşı karşıya gelmekte, sağlık sistemindeki çürümeye dair duyarlılık oluşturulamamaktadır.

    19 AY ÖNCE TESPİT EDİLEN OLAY!

    Nitekim, yaklaşık 19 ay önce tespit edilen bu vahim olayın, sağlık sistemindeki sorunlar ve bebek ölümleri üzerinden değil de soruşturma savcısının makamında tehdit edilmesi üzerine, ancak birkaç gün önce kamuoyu gündemine girebilmesi; resmi makamların sistemden kaynaklı sorumluluklarındaki sorunlarda takındıkları suskunluk tavrının, halkın gerçekleri bilme hakkına getirilen kısıtlamaların ve toplumsal duyarlılığın vardığı noktayı göstermesi bakımından da dikkat çekmektedir.

    Toplumsal duyarlılığın gelişmesi üzerine yapılan resmi açıklamalarda ise, usulsüzlük tespit edilen hastanelerin kapatıldığı ve faillere verilecek yüksek cezalar duyurulmakta, bu yolla,  oluşan duyarlılık bastırılmaya çalışılmaktadır. Bu açıklamalarda sorumluların hesap vermesi bir yana sorunun esas kaynağına dair değerlendirme dahi yapılmıyor oluşu, sistemdeki çürümenin görmezden gelinmeye devam edileceğini ve bu olayların yeniden yaşanacağını işaret etmektedir.

    “ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMELİ, FAİLLER CEZALANDIRILMALI”

    Sağlık, onurlu ve insanca bir yaşamın gereklerinden biri olmasının yanında, yaşam hakkı ile de doğrudan bağı nedeniyle devletin sorumluluğunda olup, göz ardı edilemez. Sağlığı ticari bir faaliyete dönüştüren yaklaşıma derhal son verilerek, sağlık hizmeti ücretsiz, eşit, nitelikli, ulaşılabilir bir kamu hizmeti olarak düzenlenmelidir. Bu nedenle bu olayda etkin soruşturma yürütülmesi ve faillerin cezalandırılması sağlanmalı, ancak bununla yetinilmemelidir. Aynı olayların tekrar yaşanmaması için, hükümet ve Sağlık Bakanlığı hesap vermeli, soruşturma ve denetimlerin sonuçlarını ve sağlık sistemindeki çürümenin giderilmesi için atacağı adımlara ilişkin meslek ve sağlık örgütleri ile birlikte oluşturacağı programı kamuoyuna açıklamalı, kamuoyu sağlık çalışanlarını hedef haline getirmeden, sağlık sistemindeki sorunlara dair oluşan duyarlılığını geliştirerek devam ettirmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Partililer, Sağlık Bakanlığı önünde açıkladı: Bakanların hastaneleri bu suçun içinde!-VİDEO

    DEM Partililer, Sağlık Bakanlığı önünde açıkladı: Bakanların hastaneleri bu suçun içinde!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti Grup Başkanvekilleri ve Milletvekilleri, Yenidoğan Çetesi’ne ilişkin Sağlık Bakanlığı önünde açıklama yaptı. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise arka planda siyasi bir yapılanma olduğunu belirterek “mafyatik, bürokratik yapılanmanın açığa çıkarılması gerekiyor” diye belirtti. Sezai Temelli ise, “Bakanların hastaneleri bu suçun içinde” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri ve Milletvekilleri, Yenidoğan Çetesi ve hastanelerdeki bebek ölümlerine ilişkin Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Sağlık Bakanının derhal istifa etmesi gerektiğini belirtti. Hükümetin, 12 bebeğin katledilmesinde sorumlu olduğunu söyleyen Koçyiğit, şu açıklamayı yaptı:

    “Türkiye günlerdir bir dehşeti yaşıyor, dehşet haberleriyle güne başlıyoruz. En son “Yenidoğan Çetesi” diye kamuoyuna yansıyan haber kanımızı dondurdu, insanlığımızdan utandırdı. Bu ülkedeki çürümenin ve kokuşmanın geldiği boyutu göstermesi açısından çok önemli. AKP hükümeti, hayata geçirdiği zaman da geçirdikten sonra da, Sağlıkta Dönüşüm Programının sağlıkta bir yıkım programı olduğunu, kamu sağlığının tasfiye edildiğini, halk sağlığının piyasaya açık hale getirildiğini; hastanelerin ticarethane, hastaların müşteri haline geldiği bir sistemde halkın sağlık hakkının korunamayacağını çokça anlattık. Ancak her seferinde Sağlıkta Dönüşüm Programını övdüler, cilaladılar ve şehir hastaneleriyle övündüler. Geldiğimiz durum tam da o piyasacı anlayışın sonucu. Hastayı müşteri, insanı meta olarak gören anlayışın sonucunda şu an için bildiğimiz kadarıyla 12 bebek katledildi. Neden? Birileri daha çok kazansın diye 12 bebeğin yaşamına kast edildi. Buradan şunu söylemek istiyoruz: Büyük büyük hastaneleri yapanlar, kamu kaynaklarını şehir hastanelerine, garantili oto yollara ve köprülere harcayanlar bu sürecin sorumlusudur. AKP hükümeti, 12 bebeğin yaşamını yitirmesinden, katledilmesinden sorumludur. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu bu katliamdan, bu kokuşmuşluktan sorumludur. Derhal istifa etmelidir.

    “İÇİNDE SİYASİLERİN OLDUĞU BİR SUÇ AĞI ŞEBEKESİ KURULMUŞ”

    Sağlık Bakanı ne diyor? ‘Süreci çok iyi yürüttük, CİMER’e bir ihbar geldi, üzerine gittik değerlendirdik’. Kendisi il sağlık müdürüyken, kendi ilinde 9-10 hastane bir suç örgütüne bağlanmış. Bir şebeke, suç ağı kurulmuş. İçinde siyasilerin olduğu, daha önceki Sağlık Bakanının hastanesinin olduğu bir çete yapılanması var. Sağlık Bakanı bu olayı CİMER’e gelen ihbar sonucunda öğrenmiş, araştırılmasını da bir övünç kaynağı olarak ifade ediyor. Utanması gerekirken, istifa etmesi gerekirken, bir saniye bile o koltukta oturmaması gerekirken, soruşturmanın selametinden bize dem vuruyor. Soruyoruz: İl sağlık müdürüydünüz, İstanbul gibi bir ilde 10’dan fazla hastane, sağlıklı bebekleri yoğun bakım ünitesine koyup orada ölümlerine göz yumuyorsa, bunu denetlemeyen il sağlık müdürü sorumlu değil midir? Bütün bu özel hastanelerin denetimsizliği bir sorun değil midir? Kamu kaynaklarını zarara uğratan, insan hayatını hiçe sayan, yeni doğan bebeklerin yaşamını hiçe sayan bu çeteye karşı neden bir soruşturma yürütmediniz, neden zamanında tespit etmediniz?

    “HASTANELERİ TİCARETHANE HALİNE GETİRDİLER”

    Biz söyleyelim: Çünkü işin arkasında siyasiler var, nepotizm var, çeteleşmeye göz yumma var. İşin arkasında herkesin çıkarına bakması var, halkın sağlığını hiçe sayma var. Biz bu gerçekleri söylediğimiz zaman da bize yaptıkları devasa binaları anlatıyorlar. Koruyucu sağlık hizmetlerini terk ettiler, hastaneleri ticarethane haline getirdiler. Hastanelerde kuyruk bitti dediler ama bugün kuyruklar MERNİS’le evlere taşınmış durumda. En temel hak olan sağlık hakkına insanlar ulaşamıyorlar. Bakanlık 9 hastanenin ruhsatını iptal ettiğini söylüyor. Peki, o hastanelerde çalışan ve bu süreçlerde hiçbir suçu olmayan sağlık emekçilerine ne olacak? Yapılması gereken bütün hastanelerin kamulaştırılmasıdır ama en başta bugün ruhsatı iptal edilen hastanelerin ilk elden kamulaştırılmasıdır. Orada çalışan sağlık emekçilerinin mağdur edilmemesi gerekir.

    “ÇETEDEKİ BÜROKRATİK YAPILANMANIN AÇIĞA ÇIKARILMASI GEREK”

    Bu işin arkasındaki siyasi yapılanmanın, mafyatik yapılanmanın, çeteleşmenin, bürokratik yapılanmanın açığa çıkarılması gerekiyor. Başta Sağlık Bakanı olmak üzere İstanbul İl Sağlık Müdürünün ve bu hastanelerin bulunduğu ilçelerdeki bütün ilçe sağlık müdürlerinin ve bu süreci takip eden bütün bürokratik yapının görevden alınması gerekiyor.

    İnsan olmaktan kaynaklı her birimizin sağlık hakkı vardır. Bu hakkı, hükümet yok saymıştır ve bunun sonucunda 12 çocuğun katledilmesinin yolunu açmıştır. Bunu kabul etmiyoruz. Hukuk Komisyonumuz, Sağlık Bakanlığı ve bu süreçte ihmali bulunan her bir kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

    “BAKANLARIN HASTANELERİ BU SUÇUN İÇİNDE”

    DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise “Bu suç, bu ahlaksızlık, bu vicdansızlık, bu alçaklık buzdağının görünen yüzü” diyerek şöyle devam etti:

    “Buzdağı çok büyük, aşağı doğru gittiğinizde çok daha vahim bir tabloyla karşılaşacağımızı hepimiz bekliyoruz. Evet, suçlular var ve bunlar yargı karşısına çıkacak ama bu suçu üreten sistem ve düzen sorgulanmayacak. Kaygımız budur. Bu iktidar, 22 yıldır politikasıyla aslında sadece sağlıkta değil bütün kamusal alanda özelleştirme ve ticarileşme dedi. Bütün bu uygulamalarıyla, güvencesizleştirdiği çalışma koşullarıyla ve performans anlayışıyla bir suç iklimi yarattı. Bunun üzerinden biz bu tablolara tanıklık ediyoruz. Bu iktidar sadece piyasalaştırarak bu suçun zeminini hazırlamadı, bunun üzerine bir de siyasi talan oturttu. Yani bir yanıyla ticarileştirilen kamu hizmetleri yoluyla halk yoksullaşırken ve bu hastanelere mahkum edilirken, bir yanıyla da siyasi talanla birlikte adeta bir siyasi rant alanı yaratıldı.

    Bu bakan, bundan önceki bakan, ondan önceki bakan… Kim yok ki içinde? Hepsinin hastanesi var. Hastane sahibi olan bakanlar aslında bu siyasi talanın bir parçası oldular, tıpkı okul sahibi olan bakanlar gibi. Dolayısıyla halka hizmet vermek amaç değildi. Halkın kaynaklarına ve haklarına çökme anlayışıyla, bir siyasi düzenle karşı karşıya kaldık.

    Biliyoruz ki bu düzen aslında tüm bu suçları örtmek üzerine tasarlanıyor. Ortaya koymuş oldukları davalar da sadece ve sadece toplumun öfkesini sindirmeye yöneliktir.

    O yüzden buradan tüm topluma çağrı yapıyoruz: Eğer aklınızda yitirdiklerinizle, hastanelerde kaybettiklerinizle ilgili ufacık bir şüphe varsa hemen harekete geçip suç duyurusunda bulunun. Bütün hukuk kurumlarımızla beraber, sizinle birlikte bunların takipçisi olacağımızı buradan bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Toplum harekete geçmediği, kendi hakkını aramadığı ve bu dayanışmayı göstermediği sürece bu suç çeteleri büyümeye, bu talan sürmeye devam eder.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasında 10 hastanenin ruhsatı iptal edildi

    ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasında 10 hastanenin ruhsatı iptal edildi

    PİRHA – “Yenidoğan çetesi” soruşturması kapsamında 10 özel hastanenin ruhsatı iptal edildi.

    112 Acil Çağrı Merkezi’nde çalışan kişilerle ortak hareket ederek, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip, ölümlerine sebebiyet verilmesine ve haksız kazanç elde edilmesine ilişkin soruşturma kapsamında 10 özel hastanenin ruhsatı iptal edildi.

    Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilen yazıda şunlar kaydedildi:

    “Teftiş Kurulu Başkanlığının 28 Eylül 2024 tarihindeki sayılı inceleme raporu ve ekleri ile mezkur rapora istinaden Bakanlık makamından alınan 18 Eylül 2024 tarihli onay gereği alınmış olunan ve yazı ekinde yer alan makam onayları doğrultusunda işlem uygulanması, uygulanan bu işlemlerin, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin ‘Faaliyetin durdurulması durumunda hastalara ilişkin işlemler’ başlıklı 65/A maddesinde yer alan ‘Özel hastanenin tamamında veya bir kısmında faaliyetin geçici olarak durdurulması veya ruhsatın iptal edilmesi söz konusu olduğunda müdürlük tarafından öncelikle mevcut yatan hastalarla ilgili tespit yapılır. Nakli mümkün olmayan hastaların tedavilerinin tamamlanmasından ve nakli mümkün olanların da diğer hastanelere nakillerinden sonra özel hastanenin faaliyeti durdurulur. Bu durumdaki hastanelere yeni hasta kabulü yapılamaz.’ hükmü doğrultusunda yürütülmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim.”

    Söz konusu yazı üzerine soruşturmada adı geçen hastaneler şöyle:

    Özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Özel Birinci Hastanesi, Özel Güney Hastanesi, Özel Bağcılar Medilife Hastanesi, Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Özel Reyap İstanbul Hastanesi, Bağcılar Özel Şafak Hastanesi ve Özel Silivri Kolan Hastanesi, Çorlu Reyap Hastanesi.

    (HABER MERKEZİ)

  • EHP: Sağlık hakkımızı rant hesaplarınızın eline terk etmeyeceğiz

    EHP: Sağlık hakkımızı rant hesaplarınızın eline terk etmeyeceğiz

    PİRHA – Emekçi Hareket Partisi, en az 12 bebeğin ölümüne neden olan ‘Yenidoğan Çetesi’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu işin tek bir sorumlusu vardır. O da sağlığın kamulaşmasının tam karşısında duran, sağlık hakkını halka parayla satan, özel hastane sahiplerini Sağlık Bakanı yapmaktan geri durmayan bu siyasi iktidardır” dedi.

    Emekçi Hareket Partisi, bebekleri anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip en az 12 bebeğin ölümüne neden olan “Yenidoğan Çetesi”ne ilişkin ‘Kar derdi olanın can derdi olmaz’ diyerek açıklama yaptı.

    “SORUMLULAR HAKKINDA TEK AÇIKLAMA DAHİ YOK”

    EHP tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “Yenidoğan bebeklerin nasıl çıkar uğruna öldürüldüğü birer birer ortaya çıkıyor. Bu acı durum, sağlık sisteminin geldiği hali gözler önüne seriyor. Kamusal bir hak olan sağlık, özel sektörün eline terk edilince sonucu işte bu oluyor. Sağlıklı bebeklerin çıkar kapısı olarak görülüp öldürüldüğü, daha bilmediğimiz nice rant amaçlı işlemlerin yapıldığı bu 19 hastanenin tamamının özel hastane olması elbette tesadüf değil. Suçlularla fotoğrafı olmasıyla meşhur AKP yetkilileri bir kez daha sahnede. Ama bu sefer tek sorun bu fotoğraflar da değil. Eski Sağlık Bakanı’nın hastanesi de dahil olmak üzere bu 19 hastanede yaşananların sorumluları ile ilgili hala tek açıklama dahi yapılmadı.

    “BU İŞİN TEK SORUMLUSU SİYASİ İKTİDARDIR”

    Yap-işlet-devret modeliyle yandaş sermayedarların karı için yapılan, övüle övüle bitirilemeyen şehir hastaneleri sağlık sistemindeki özelleştirmelere nasıl zemin hazırladı? İşte böyle: Şehir hastanesi açılan yerlerde halkın kolay ulaşabileceği tüm devlet hastanelerinin kapatılması, ismi “şehir” olan hastanelerin neredeyse tamamının şehir dışı sayılacak en ulaşılmaz noktalara yapılması şehir merkezinde neredeyse devlet hastanesi kalmamasına neden oldu. Var olan hastanelerde de asla randevu bulunamaması, AKP iktidarında özel hastanelerin pıtırak gibi çoğalması sonucunu doğurdu. Devlet hastanelerinin neredeyse yerini alan, denetimlerin hak getire olduğu özel hastanelerdeki tek sorun bugün görüyoruz ki fahiş fiyatlar, şişirilmiş faturalar da değilmiş. Halkın sağlığıyla oynanması, bebeklerin öldürülmesi, rant uğruna yapabileceklerinin haddi hesabı olmadığını bugün bir kez daha ortaya koydu. Bu işin tek bir sorumlusu vardır. O da sağlığın kamulaşmasının tam karşısında duran, sağlık hakkını halka parayla satan, özel hastane sahiplerini sağlık bakanı yapmaktan geri durmayan bu siyasi iktidardır.

    “HESABINI VERECEKSİNİZ, PEŞİNİZDEYİZ”

    Bu 19 hastanede yaşananları tek tek açıklayacaksınız. Denetimi kimlerin yapmadığını, çıkar örgütlerinin hangi yetkililerle işbirliği içinde olduğunu ortaya çıkaracaksınız. Özel sektöre heba ettiğiniz halk sağlığının, yaşamını yitiren bebeklerin hesabını bir bir vereceksiniz. Peşinizdeyiz. Hastaneleri kamulaştıracağız, sağlık hakkımızı rant hesaplarınızın eline terk etmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL