Etiket: yeter gültekin

  • Yeter Gültekin Köln’de toprağa sırlandı

    Yeter Gültekin Köln’de toprağa sırlandı

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Köln’de toprağa sırlandı.

    Sivas Katliamı’nda katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Berlin’de 18 Şubat’ta Hakk’a yürümüştü.

    Yeter Gültekin, Almanya’nın Köln kentinde bulunan Dellbrücker Mauspfad Ostfriedhof Mezarlığı’nda düzenlenen sade törenle toprağa sırlandı. Cenaze törenine Gültekin’in ailesi, dostları ile çok sayıda kişi katıldı. Ailenin isteği üzerine törende herhangi bir görüntü çekilmedi.

    Sivas Katliamı davasının avukatlarından Şenal Sarıhan, Gültekin için yaptığı konuşmada, 32 yıldır süren adalet mücadelesine ve Sivas’ta yakılan 33 canın bıraktığı acıya dikkat çekti. Sarıhan, Gültekin’in yalnızca bir kaybın değil, aynı zamanda direnişin ve hak arama mücadelesinin sembolü olduğunu vurguladı.

    Sarıhan, Sivas Katliamı sonrası başlatılan adalet mücadelesinin bugün de devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “Hukuk mücadelemiz 32. yılında hala sürüyor. Ağır ceza mahkemelerinden Yargıtay’a, Yargıtay’dan Anayasa Mahkemesi’ne, idare mahkemelerinden Danıştay’a kadar uzanan bir süreç yaşadık. Şimdi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hazırlanıyoruz.”

    Yeter Gültekin’in bu mücadelenin en ön saflarında yer aldığını vurgulayan Sarıhan, onun yalnızca bir eş ve anne değil, aynı zamanda hakikat ve adalet için konuşan bir insan olduğunu dile getirdi.

    Konuşmaların ardından Yeter Gültekin toprağa sırlandı.

    Gültekin’in ailesi defin işleminin ardından taziyeleri kabul etti.

    Yeter Gültekin’in özel arzusu üzerine defin sonrasında herhangi bir tören düzenlenmedi.

    PİRHA-KÖLN

  • Yeter Gültekin, 6 Mart’ta Köln’de toprağa sırlanacak

    Yeter Gültekin, 6 Mart’ta Köln’de toprağa sırlanacak

    PİRHA- 18 Şubat’ta Berlin’de Hakk’a yürüyen Yeter Gültekin 6 Mart Cuma günü Köln’de toprağa sırlanacak.

    Sivas Katliamı’nda katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Berlin’de 18 Şubat’ta Hakk’a yürümüştü. Yeter Gültekin, 6 Mart 2026 Cuma günü saat 14:30’da, Köln’de toprağa sırlanacak.

    Yeter Gültekin, Dellbrücker Mauspfad’ta bulunan Ostfriedhof Mezarlığı’nda düzenlenecek törenle, vasiyeti doğrultusunda annesi ve kardeşinin yanındaki orman mezarlığında toprağa sırlanacak.

    Gültekin’in ailesi taziyelerin defin işleminin ardından kabul edileceğini belirtirken, Yeter Gültekin’in özel arzusu üzerine defin sonrasında herhangi bir tören düzenlenmeyeceği açıkladı. Orman mezarlığı kuralları gereği bırakılan çelenk ve buketlerin kısa sürede kaldırılması nedeniyle, çiçek göndermek yerine Yeter Gültekin’in ideallerine yakın kuruluşlara bağışta bulunulması rica edildi.

    PİRHA-KÖLN

  • Yeter Gültekin Berlin’de Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Yeter Gültekin Berlin’de Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ta katledilen 33 can’dan biri olan Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Berlin’de Hakk’a yürüdü.

    Yeter Gültekin Sivas katliamının ardından geçen 33 yıl boyunca adalet arayışından bir an olsun vazgeçmedi.

    Eşinin katledilmesinden kısa bir süre sonra dünyaya gelen oğluyla birlikte hem yasını tutan hem de hukuk mücadelesini sürdüren Gültekin, Sivas davasının zaman aşımına uğratılmaması ve katliamın insanlık suçu olarak kabul edilmesi için uluslararası platformlarda sesini yükseltmişti.

    Gültekin bir röportajında,  “Eğer biz sadece 2 Temmuz’dan 2 Temmuz’a gözyaşı dökersek, o insanları yalnızca yakılarak katledilen fotoğraflara indirgersek, onlara bir yaka fotoğrafı olarak bakarsak, hem onlara karşı tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz, hem de bu mücadelenin , barış ve daha adil bir dünya mücadelesinin, hakkını veremeyiz. Yılda bir gün sadece karanfil bırakmak, sadece ağlamak yeterli değil” ifadelerini kullanmıştı.

    HABER MERKEZİ

  • Esenyurt’ta ‘Hasret Gültekin Türkü Müzikali’ gösterimi yapıldı – VİDEO

    Esenyurt’ta ‘Hasret Gültekin Türkü Müzikali’ gösterimi yapıldı – VİDEO

    PİRHA – Esenyurt Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için anma yapıldı. Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, yaptığı konuşmada “Pir Sultan’ı asabilirsiniz, Akarsu’yu yakabilirsiniz ama türkülerin söylenmesine engel olamayacaksınız. Önce 10 kişiydik sonra 20 olduk. Madımak’ın önünde 100 kişi olabilmemiz 10 yıl sürdü. Ve sonra vicdan sahibi on binler Madımak’ın önüne gelmeye başladı” ifadelerini kullandı.

    Esenyurt ilçesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Sivas Katliamı’nın 31. yılı sebebiyle Madımak Anma Programı yapıldı. Belediye Başkanı Ahmet Özer’in açılış konuşmasıyla başlayan program, Yazar-Yönetmen Şirin Aktemur’un yazıp yönettiği, Sanatçı Deniz Türkan’ın sergilediği “Hasret Gültekin Türkü Müzikali” gösterimiyle devam etti. Müzikalde Hasret Gültekin’in seslendirdiği ‘Derman Sendedir’, ‘Telli Turnam’, ‘Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?’, ‘Çeke Çeke’ türkülerine yer verildi.

    Programa Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, CAN TV Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Meral, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Güner Kökat, EHP Sözcüsü Özge Akman, Cumartesi Anneleri/İnsanlarından kayıp yakını Hüseyin Ocak’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    “BU OLAYI UNUTTURMAMAK GİBİ TARİHİ BİR MİSYONUMUZ VAR”

    Açılış konuşmasını yapan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer şunları dile getirdi:

    “Birçok etkinlik, anma yapıyoruz ama bu onlardan farklı. Bu olayı unutturmamak gibi tarihi bir misyonumuz var. İnsan sadece sevinçleriyle değil aynı zamanda acılarıyla da insandır. Ve insan en çok acıları ve sevinçleriyle yaşadığı zaman insanlaşır. Biz de bugün burada Sivas’ta yakılan 33 canımızın acısıyla, bu acıyı paylaşarak gelecekte daha aydınlık bir Türkiye yaratmak için buradayız. Çünkü bazen acılardan büyük umutlar, büyük sevinçler çıkar. Biz de canlarımızı bugün bu hasretle anıyoruz.”

    “TÜRKÜLERİN SÖYLENMESİNE ENGEL OLAMAYACAKSINIZ”

    Müzikal sonrası konuşan Yeter Gültekin ise şunları ifade etti:

    “Kan ve göz yaşlarımızı içimize akıtıp o acılar bir daha yaşanmasın diye ilk günden itibaren Madımak’ın önüne gittik. Sivas, ozanlar diyarıdır dedik. Pir Sultan’ı asabilirsiniz, akarsuyu yakabilirsiniz ama türkülerin söylenmesine engel olamayacaksınız. Önce 10 kişiydik sonra 20 olduk. Madımak’ın önünde 100 kişi olabilmemiz 10 yıl sürdü. Ve sonra vicdan sahibi on binler Madımak’ın önüne gelmeye başladı. Çünkü ne yazıkki çocuklarımızı öldürmeye devam ettiler. Berkin Elvan da benim oğlumun kardeşidir. Berlin’den İstanbul’a geldiğimizde Berkin maalesef hayatta değildi. Gülsüm’ü ziyarete gittik. Ben Roni’yi ağlamasın diye tembihledim. O bizden yiğit çıktı. “Ağlamıyorum, oğlunuz geldi, Roni geldi” dedi. Biz inatla bu acılardan umut yeşertmeye çalışacağız ve bu memleketi bir gün çocukların öldürülmediği güzel bir yere çevirmeye çalışacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

    Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

    PİRHA – Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını affetmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce faşist-dinci kalabalık tarafından Madımak Oteli yakılarak 33 aydın ve sanatçı katledildi. Katliama ilişkin ana davanın haricinde 3 firari fail üzerinden yürütülen ikinci dava da zaman aşımı gerekçesiyle 14 Eylül’de düşürüldü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını sürekli hastalık gerekçesiyle 6 Eylül’de affetti.

    Madımak Oteli’nde katledilen Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Gül’ün cezasının affedilmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

    Cumhuriyet’e konuşan Yeter Gültekin, “Yaşlı veya genç yüzlerce düşünce suçlusunun iddianamesi bile yazılmadan onlarca yıl cezaevinde tutuklu kaldığı bir dönemde, yaşları ve kronik ölümcül hastalıkları tutuklu yargılanmaları için gerekçe olamazken, Madımak Katliamı dosyasında suçu sabit ve belgeli olan, idam cezası kesinleşen, sonra cezası müebbet hapse çevrilen sanıkların ‘yaşlılık ve sürekli hastalık’ nedeniyle affedilmesi kabul edilemez, savunulamaz. Affetmek ancak gerçek sorumlular yargılandığında ve adalet sağlandığında mümkün olabilir” dedi.

    Yeter Gültekin, “Bu özel af, evlatları Madımak’ta katledilen annelerin yüreklerine atılan yeni bir ateştir” diye de ekledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler ve Gültekin ailesi, Çilehane’de Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı-VİDEO

    Aleviler ve Gültekin ailesi, Çilehane’de Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı-VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta Çilehane önünde bir araya gelen Alevi yurttaşlar ve kurumlar ile Gültekin ailesi, Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı. Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, “Sivas’ta düşümüz, bugünümüz ve yarınımız yakıldı. Asla unutulmasın. Biz yitirdiklerimizi Serçesme’ye emanet ediyoruz” dedi.

    59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’ta bir araya gelen Alevi yurttaşların ve kurumların çalışmaları devam ediyor.
    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yakınında tepelik bir alanda yer alan Çilehane önünde bir araya gelen Alevi yurttaşlar ve kurumların temsilcileri, Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı.
    Açılışa çok sayıda Alevi yurttaşın ve kurumun yanı sıra Hasret Gültekin’in ailesi ile Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok da katıldı.

    Açılış töreni Hasret Gültekin’in öz geçmişi okunarak başladı. Ardından Hasret Gültekin nezdinde Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden canlar için saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşu sırasında katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak ‘Yaşıyor’ diye haykırıldı.

    “BU HEYKELİ AÇMAK ONUR VERİCİ “

    Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok açılış konuşmasını yaptı. Altıok konuşmasında, “Bu heykeli açmak çok onur verici. Katledilen 33 canımızı Hacıbektaş’ta misafir etmek çok güzel. Madımak, utanç müzesi olana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “ONLARIN YAKTIKLARI IŞIK BİZLERİ AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Onların yaktıkları ışık bizleri aydınlatmaya devam ediyor. 33 canımıza verdiğimiz sözün arkasındayız. Eşit yurttaşlık hakkının kazanıldığı özgür, laik, demokratik bir ülke kuracağız.”

    “YİTİRDİKLERİMİZİ SERÇESME’YE EMANET EDİYORUZ”

    Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin de, “Sivas’ta düşümüz, bugünümüz ve yarınımız yakıldı. Asla unutulmasın. Unutmamamız çok önemli. Bu tür katliamlar bir daha yaşanmasın, diye unutmamalıyız. Bu anıtta emeği geçen herkese teşekkürler. Biz yitirdiklerimizi Serçesme’ye emanet ediyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından Hasret Gültekin’in heykelinin açılışı yapıldı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • PSAKD eski Genel Sekreteri Karakaya: Düzgün Baba ve inanç mekanlarına yaklaşımı yazdı

    PSAKD eski Genel Sekreteri Karakaya: Düzgün Baba ve inanç mekanlarına yaklaşımı yazdı

    PİRHA – PSAKD 7. ve 8. Dönem Genel Sekreteri İbrahim Karakaya “Düzgün Baba ve inanç mekanlarımız” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Karakaya, Düzgün Baba merkezli yaşanan heykel tartışmasına ilişkin “Birlikte mücadele etmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde kurumlarımız bir kavganın içine girdiler” ifadelerini kullandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 7. ve 8. Dönem Genel Sekreterliğini de yapan İbrahim Karakaya “Düzgün Baba ve inanç mekanlarımız” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Karakaya, Düzgün Baba merkezli yaşanan heykel tartışmasına ilişkin “Birlikte mücadele etmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde kurumlarımız bir kavganın içine girdiler. Hiç hakları yokken Düzgün Baba’nın mekanı üzerinden tasarrufta bulundular, sözler söylediler.” ifadelerini kullandı.

    Dersim Katliamında yaşanan acıları anlatan Düzgün Baba ağıdından bir dörtlükle başlayan “Düzgün Baba ve inanç mekanlarımız” başlıklı yazıyı olduğu gibi veriyoruz.

    “Werva Qısleyde mekan gureto,
    Name Duzgıno, Duzgın Bawao,
    Henike efkâr keno cıra vınetto,
    Name Duzgıno, Duzgın Bawao,”

    Kerametinin ve sırrının açığa çıkması ile Hak ile Hak olan Düzgün Baba mekânı üzerinden yaşanan tartışmalar itikat sahibi herkesi derinden üzmektedir. Düzgün Baba mekânı denilince sadece zirvedeki mekanı akla gelmemelidir. O, Onun kerametine ve sırrına inanların (“Waiyire Hometa xuyo”), dağın, taşın, ağacın, hayvanın ve tüm börtü böceğinde koruyucusudur. Düzgün Baba’ya niyaz edip gitmek isteyenler aylar öncesinden hazırlığını yapar, adak olarak en güzel hayvan seçilir ve kurban edilinceye kadar sevgiyle bakılır. Ziyarete gidenler dağın eteklerine vardıklarında, atlılar atından iner, kimileri çoraplarını da çıkararak yalın ayak dualarla, dileklerle zirveye kadar çıkarlar. Gidenler, Düzgün Baba’ya sırlarını, dileklerini ve isteklerini en içten duygularla açıklar ve hemhal olurlar. Kurban kesilmeden öncede kurban sahipleri kurbanı öper ve helallik isterler. Kurbanlar ve niyazlar pay edilir, rüyalar görülür ve bir arınmışlık içerisinde huzurla evlere geri dönülürdü. Gidenler inançlıydı, Düzgün Baba’da kerametini esirgemiyordu.

    “CEMEVİ OLARAK YAPILAN MEKANLAR GEREKLİ MİYDİ?”

    Peki!.. Şimdi böyle miyiz? İnançla ve itikatla mı ziyaret ediyoruz? Selfiler, videolar, kurbanlıklarla verilen pozlar ve her şeyin seyirlik haline getirildiği ziyaretler inançla ne kadar bağdaşmaktadır? Kendine mekan olarak bir dağın saçağını seçen Düzgün Baba veya bin yıllardır O’na itikatle bağlı olan talipleri O’na farklı bir mekan yapamazlar mıydı? Her iki yönden de gelen ziyaretçileri Düzgün Baba’dan önce karşılayan, CEMEVİ olarak yapılan mekanlar gerekli miydi? Düzgün Baba rüyalarına girip böyle bir talepte mi bulundu? Bütün ziyaret mekanlarında yüzyıllardır hizmet yapan aileler vardır. Bu hizmeti Hak için yaparlar. O mekandaki kurumuş odunu bile yakmak için almazlar.

    “İNANÇ MEKANLARIMIZ SADECE BİNALAR DEĞİLDİR”

    Anadolu’nun bir çok yerinde inanç merkezlerimiz veya mekanlarımız tahrip edilmektedir. İnanç Mekanlarımız sadece binalar değildir. Dağlar, gözeler, göller, ağaçlar da inanç mekanlarımızdır. Bunlara karşı kurumlarımız ve yöre halkımız gerekli mücadeleleri yürütmeye çalışmaktadırlar. Dersimde de bir çok mekanımız bu tehlikelerle karşı karşıyadır. Munzur Baba bunun en açık örneğidir. Biz bu mekanlara yeteri kadar inançsal değeri vermiyoruz, koruyamıyoruz. İnanç yerlerimizin korunmasına yönelik bir projemiz ne yazık ki yoktur. Festivallerde gidip mangal yaktık, içki içtik, sergilerle panayıra çevirdik, kirlettik. Devlette kötü gidişatı düzeltmek adına, inanç mekanlarımızı işgal etmekte, ranta ve turizme kaynak olarak görmektedir.

    “KURUMLARIMIZ BİR KAVGANIN İÇİNE GİRDİLER”

    Bütün bu sorunlar içerisinde birlik olmaya ve birlikte mücadele etmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde kurumlarımız bir kavganın içine girdiler. Hiç hakları yokken Düzgün Baba’nın mekanı üzerinden tasarrufta bulundular, sözler söylediler. Keramet ve sırrın sahibi  Düzgün Baba ile Pir Sultan Abdal aşkına ateşte semaha duran Pir Sultan Yoldaşlarını kurumları için araçsallaştırdılar ve karşı karşıya getirdiler.  Ne yazık ki herkes söylediği sözün esiri durumuna düştü, çözümsüzlükte direndi.

    “DÜZGÜN BABA MEKANINA HEYKEL YAPILMASI DOĞRU DEĞİLDİR”

    Konuyu birkaç açıdan ele almalıyız:

    Birincisi; inanç mekanlarımıza hiçbir kurum, kişi ve güç tarafından müdahale edilmesine, coğrafyasının bozulmasına asla izin verilemez. Binaların yapılması da dahildir. Her inanç mekanının duygusu, mistik özellikleri kendisine özgüdür, bir başka ekleme o duyguyu bozar. Dolayısıyla; Düzgün Baba mekanına hangi duygu ile yapılırsa yapılsın heykel yapılması doğru değildir. Bu heykelin Sivas Şehitlerimizden Hasret Gültekin’e ait olması, Sivas Şehitlerimizi anımsatması yapılanı doğru kılmaz.

    “İNANCIMIZDA ŞEKİLCİLİĞİN YERİ YOKTUR”

    Heykelin yapılmasını sağlayan Canımız Sinan SAMAT’ın bu konulardaki duyarlılığını bilen biri olarak niyetinin asla ve asla olumsuz olmadığını biliyorum. Aslında burada bu iyi niyetle yapılmak istenen davranış, Düzgün Baba’ya zarar vermiştir. Çünkü, inancımızda şekilciliğin yeri yoktur. Düzgün Baba ve diğer inanç mekanlarımızdaki eklenti yapıları kaldırmalıyız. Bu mekanlar, fidan dikilecek, anıt veya heykel dikilecek, bireylerin vicdanlarını rahatlatacakları veya gösteri yapacakları alanlar değildir. O günkü koşullarda bu heykelin yapılmasını isteyen, onay ve rızalık verenler yeteri kadar inançsal yönüyle konuyu algılamadıklarına inanmak istiyorum.

    “HEYKELİN KALDIRILMA YÖNTEMİ DOĞRU OLMAMIŞTIR”

    İkincisi; toplumumuzda herkes açısından önemli bir değeri olan Sivas Şehitlerimize ait olan bu anıt ve heykelin yerinden kaldırılmasının yöntem ve şeklide doğru olmamıştır. Bu çok hassas olan bir konu, kaldırılması da bu hassasiyet içerisinde, inanç önderlerimizin, Alevi Kurumlarımızın ve Sivas Şehit Ailelerinin davet edildiği bir toplantıda rızalıklar alınarak yola uygun olarak yapılmalıydı. Yönetim Kurulunun, bir önceki yönetim kurulunun yaptığı bu yanlışı düzeltme şekli özensiz ve de saygısızca olmuştur.

    “YETER GÜLTEKİN ÜZERİNDEN TAVIR BELİRLENMESİ DOĞRU OLMAMIŞTIR”

    Sivas Şehit Ailelerini yakından tanıyan biri olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: Onlar yitirdiği Canlarını anarken, mücadeleye ve kurumsal örgütlenmeye son derece önem verdiler. Kendisi de yangından kurtulan ve kardeşi Murat GÜNDÜZ’ü Pir Sultan’a yoldaş eyleyen Birsen GÜNDÜZ Canımız “Onlarla bizim sadece kan bağımız var, Onlar artık bizden daha çok sizin de kardeşleriniz” demişti. Sivas Davası bugün toplumsal bir dava haline gelmiş ise Ailelerimizin bu konudaki kararlılığı ve örgütlerimize olan bağlılığının eseridir. Heykel konusunun sadece Hasret Gültekin ve değerli Canımız Yeter Gültekin üzerinden konuşulması ve tavır belirlenmesi de doğru olmamıştır.

    “ÇÖZÜM ÜRETMEK YERİNE KUSURLAR YARIŞTIRILDI”

    Üçüncüsü; konunun basına yansıtılma biçimi ve sonrasında yaşanan tartışmalar ve çözümsüzlük tümden yanlış olmuştur. Sivas Şehitlerimiz ve Düzgün Baba kurumlar arasında ve kurum içi sorunlarda araçsallaştırıldı. Kusurlarımızı görmek ve yanlıştan nasıl döneceğimizi, bu iki hassas konuyu toplumumuzda bir kalp kırıklığı bırakmadan nasıl çözüm üretmeliyiz yerine kusurlar birbiriyle yarıştırıldı.

    “PSAKD’NİN KULLANDIĞI DİL VE YÖNTEM DOĞRU DEĞİLDİR”

    Konunun muhatabı olan kurumlarımızın açıklamaları, örgütsel birlikteliğe, Alevi Diline ve üslubuna uymamaktadır. Pir Sultan Abdal Genel Merkezinin açıklaması doğru olmamıştır. Olayı Madımak Yangınıyla ve yakanlarla eşdeğer görmek, kullanılan dil ve yöntem doğru değildir. Pir Sultan Abdal Örgütlenmesinin adabına ve sorunları çözme anlayışıyla da bağdaşmamaktadır.

    “SORUN RIZALIKLA ÇÖZÜLMELİDİR”

    Heykel sorununun nasıl çözülmesi gerektiği kararı Düzgün Baba Cemevi’nin, sadece Dersimdeki Ocakların inisiyatifinde olmamalıdır. Heykelin tekrar oraya veya bir başka alana dikilmesi konularındaki karşılıklı zıtlaşma doğru değildir. Hasret GÜLTEKİN ve Sivas Şehitlerimizi heykellerle anmıyoruz. Karar, Alevi Federasyonları, İnanç önderleri, Ocak zadeler ve Sivas Şehit Ailelerinin içinde olduğu bir toplantıda rızalıkla çözülmelidir. Alınacak karar yolumuza, birliğimize ve inancımıza hizmet etmeli, tüm tarafları bağlamalıdır.

    “BİRKAÇ YANLIŞ ALGIYI DÜZELTMEYE İHTİYAÇ VAR”

    Birkaç yanlış algıyı düzeltmeye de ihtiyaç vardır. Mesut Özcan Canımızın açıklamasında belirttiği Tunceli Cemevi’nin önündeki Pir Sultan Abdal Heykeli Pir Sultan Dernekleri tarafından yapılmamıştır. Heykel Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında kurulan sanat atölyelerinin bir çalışması olarak yapılmıştır. Festival kapsamında bu heykelin yapılması için masraflar Alevi İş insanlarımızdan Haydar Aygören, Sinan Samat ve Yusuf Demir tarafından karşılanmıştır. Açılışı tüm kurumların katılımı ile olmuştur. O dönem Cemevi başkanı Avrupa Alevi Örgütlenmesinden gelen Baba Mansur Ocağından Mahmut DEDE idi. Festival Kapsamında orada da programlar yapılmaktaydı.

    Diğer bir konu da, Sivas Katliamı nedeniyle yapılan yardım ve bağışlarla ilgili değerlendirmedir. Yapılan bağışların toplamı 141.593 Alman Markıdır. Bu para Almanya Federasyon başkanı Ali Rıza GÜLÇİÇEK, Sayman Gülizar CENGİZ, Genel Sekreter Turgut ÖKER ve Derviş TUR Dede tarafından makbuz karşılığı teslim edilmiştir. Pir Sultan Abdal Dergilerinde bunlar yayımlandı. Harcama kalemleri tüm kurumların denetimine sunuldu. Aileler Karşıyaka Mezarlığındaki Anıt Mezar, Dava masrafları dışında kalan parayı paylaşmak yerine Pir Sultan Abdal Genel Merkezinin olduğu daireyi satın aldılar, Salon kısmını yitirdiğimiz Canların özel eşyalarının olduğu bir müze haline getirdiler. Böyle bir konunun Düzgün Baba’daki sorunla dile getirilmesi hiç doğru olmamıştır.
    DÜZGÜN BABA YARDIMCIMIZ OLSUN!

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Düzgün Baba Cemevinde yapılan toplantıdan sonra ilk açıklamalar PSAKD ve Yeter Gültekin’den geldi

    Düzgün Baba Cemevinde yapılan toplantıdan sonra ilk açıklamalar PSAKD ve Yeter Gültekin’den geldi

    PİRHA- Hasret Gültekin heykeline ilişkin Dersim’de Düzgün Baba Cemevinde, 5 saat süren bir toplantı yapıldı. Toplantı sonrası Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin’in fikri alındıktan sonra bir açıklama yapıldı. PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter, anıtı Düzgün Baba’ya emanet ettiklerini, yapılan yere konulmaması durumunda Düzgün Baba Cemevinde kaldırıldığı odada kalmasını istediklerini ifade etti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi Sivas’ta katledilen Hasret Gültekin‘in anıtının Düzgün Baba Cemevine dikilmesi ve ardından yerinden sökülmesi üzerine yaşanan tartışmalara çözüm bulmak amacıyla 25 Temmuz Cumartesi günü Düzgün Baba Cemevinde toplantı çağrısı yapmıştı.

    Benzer bir çağrı da Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) genel merkezi tarafından yapılmış ve Düzgün Baba cemevinde halkımızla birlikte duracağımız Hak darında ortaya çıkacak sonuca göre hareket edeceğiz denilmişti.

    Bu çağrılar üzerine Hasret Gültekin anıtıyla ilgili bugün çeşitli kurum ve ocak temsilcileri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin daha önce yaptığı çağrıyla bir araya geldi.

    Düzgün Baba Cemevi bahçesinde gerçekleşen Hak darına, Dersim ve Nazimiye’den gelen yüzlerce insan katıldı. Toplantıya Dersim’deki ocakları temsilen katılan çok sayıda Pir ve ocak evladının katılımı dikkat çekti. Toplantıya ayrıca konuya taraf olan PSAKD Genel Başkan Yardımcıları ve yöneticilerinin yanısıra yerel yöneticileri, DAD Eş Genel Başkanı ve genel merkez yöneticileri, Düzgün Baba Cemevi yönetimi, DEDEF yöneticileri ve yereldeki birçok örgüt temsilen katıldı.

    Yaklaşık 5 saat süren toplantı sonrası Yeter Gültekin ile de görüşerek fikrini alan PSAKD temsilcileri açıklama yaptı.

    “ANITI DÜZGÜN BABA’YA EMANET ETTİK”

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter yaptığı açıklamada, anıtı Düzgün Baba’ya emanet ettiklerini, yapılan yere konulmaması durumunda Düzgün Baba Cemevinde kaldırıldığı odada kalmasını istediklerini ifade etti.

    Erol Yeter, “Hasret canımız, Düzgün Babaya sığınmıştır, onun emanetidir. Dersim topraklarından çıkması doğru değildir. Bu nedenle anıt söküldüğü yere geri konmayacaksa, dernek yöneticileri tarafından sökülerek kaldırıldığı odada kalması, başka yere taşınmasından daha uygundur” dedi.

    YETER GÜLTEKİN: RIZALIK VERMİYORUZ

    Öte yandan Yeter Gültekin de 25 Temmuz Cumartesi günü bir açıklama yaptı.

    “Hasret Gültekin Heykeli ve 33 CAN’ımızın isimlerinin indirildiği kaideye geri konulmasını diliyorum. Ancak bu yöntemle ‘’bu yıkım utancından’’ kurtulmak mümkün olabilir. Bu gerçekleştirilemez ise Anıt’ın Nazımiye Merkez, Dersim Merkez veya başka bir şehre taşınmasına indirildiği yerden başka herhangi bir yere bu Anıtın yapılmasına rızalık vermiyoruz” diyen Gültekin şunları kaydetti:

    “13 Temmuz 2020 Pazartesi gününden bugüne kadar birçok insanla telefon görüşmeleri gerçekleştirdik, sosyal medyada ve gazetelerde yorumlar okuduk.
    Bizim paylaşımlarımız sertti belki, çünkü maruz kaldığımız durum çok ağırdı, 19.07.2020 tarihine kadar Sivas Şehitleri Anıtı’nın yıkımını kimlerin gerçekleştirdiği açıklanmamıştı.
    19 Temmuz Pazar günü kurumumuz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve şubelerinden yönetici arkadaşlarımız Düzgün Baba Cemevine gittiğinde bizleri temsil hakkını onlara devrettik ve bugün yapılacak toplantıyı bekledik.
    ‘’Kutsal mekan’’ ve ‘’Rızalık’’tan bahsedenler 33 CAN’ımızın isimlerini ve tüm Alevilerin ortak kutsallarını ve değerlerini tartışmaya açtılar.
    Yakılmıştık, yıkılmıştık ve sonrasında yazılanları, video görüntülü açıklamaları ve yıkılmış heykelin başında fotoğraf çektirenleri görünce canımız daha da yandı.
    Anıtı heykeltraş ile birlikte kaideye yerleştirip fotoğraf çektirdiğini ‘’bir emri vakiye maruz kaldık, mecburen yaptık’’ diye açıklama yapan yöneticiler yıkılmış heykelle ‘’yıkım kahramanları olarak’’ fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşabildiler.
    2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal’ı ve YOL’u yaşatmak için Sivas’a giden ve Madımak Oteli’nde katledilen CAN’larımızın isimlerini hak etmiyorlar.
    Günlerdir ‘’ne yapmalı?’’ diye düşünürken yaşanan tüm acılar ve kabuslar yeniden kuşattı yaşamımızı.
    Yıkım ve sonrasında yaşananlar toplumun vicdanını ve hafızasını derinden yaraladığı ve ‘’neden YOL’a canlarını verenleri Düzgün Baba’ya teslim edemiyoruz?’’ sorusuna vicdanların huzursuzluğunu giderecek bir yanıt verilemediği için Hasret Gültekin Heykeli ve 33 CAN’ımızın isimlerinin indirildiği kaideye geri konulmasını diliyorum.
    Ancak bu yöntemle ‘’bu yıkım utancından’’ kurtulmak mümkün olabilir.
    Bu gerçekleştirilemez ise Anıt’ın Nazımiye Merkez, Dersim Merkez veya başka bir şehre taşınmasına indirildiği yerden başka herhangi bir yere bu Anıtın yapılmasına rızalık vermiyoruz.
    Toplumsal vicdana inançla, YOL’a canlarını verenlere saygıyla.”
    PİRHA/ İSTANBUL