Etiket: yıldızeli

  • Kamilağaoğlu’ndan Banaz’da yapılacak etkinliğe çağrı: Banaz, Pir Sultan demek-VİDEO

    Kamilağaoğlu’ndan Banaz’da yapılacak etkinliğe çağrı: Banaz, Pir Sultan demek-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi’ye katılan ve Gezi’yi sahiplenen halka hakaret etmesine tepki gösterdi. “Tüm kadınların müdahil olup suç duyurusunda bulunması lazım. Çünkü çok aşağılayıcı bir sözcük” diyen Kamilağaoğlu, 25 Haziran’da başlayacak Sivas’ın Banaz köyünde yapılacak anmaya katılım çağrısı yaptı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi protestolarının dokuzuncu yıldönümünde halka dönük hakaretlerine tepkiler sürüyor.

    “ERDOĞAN’IN OKUMADAN SÖYLEDİĞİ SÖZLERDİ ONLAR”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çürük, s..tük” sözlerini “Aslında çok büyük bir talihsizlik” sözleriyle eleştirerek, tüm kadınları suç duyurusunda bulunmaya çağırdı. Kamilağaoğlu, iktidarın Gezi eylemleri nedeniyle korku içerisine girdiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksın, bir ülkenin kadınıyla, erkeğiyle o toplumun her bir bireyini kucaklayacaksın, arkasından da kalkıp o toplumun çoğunluğunu oluşturan kadınlara karşı o sözcüğü kullanacaksın! Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o sözcüğü kullanmasının altında yatan neden Gezi eylemleriydi. 2013 yılında tüm Türkiye’ye yayılan eylemlerdi. Bu eylemler içerisinde herkes vardı. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı… Gezi eylemleri iktidarı çok fazlasıyla sarsıp korkuttu. Aslında Erdoğan’ın spontane olarak, yani okumadan söylediği sözlerdi onlar. Kabul edilir hiçbir yanı yok. Türkiye’de özellikle Pir Sultan Abdal Derneği’nin kadın örgütlenmesi suç duyurusunda bulundu. Diğer feminist gruplar da aynı şekilde suç duyurusunda bulundu. Yani kim olursa olsun, ister siyasi yapısı olsun ister olmasın tüm kadınların müdahil olup suç duyurusunda bulunması lazım. Çünkü çok aşağılayıcı bir sözcük.”

    “ARTIK OK YAYDAN ÇIKTI”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, iktidarın kitlesel eylemlere tahammül edemediğini ifade ederek, 25-26 Haziran’da Sivas’ın Banaz köyünde yapılacak anma etkinliklerine de değindi. Bu yıl yapılacak program için tüm Alevi kurumlarının ortak toplantı düzenlediklerini ifade eden Kamilağaoğlu, Banaz’ın önemine vurgu yaparak şu çağrıda bulundu:

    “Önümüzdeki 2 Temmuz ile ilgili bir yol haritası da çıkacak. Banaz çok önemli. Banaz eşittir Pir Sultan demek. Banaz direniş, paylaşım, kültür demek. Yani Banaz’da yapılan her türlü festival, etkinlik bir açılım getiriyor aslında. Ülkenin Alevisi, Sünnisi, sol-sosyalist hareketleriyle devasa etkinliklerin yapıldığı, deyişlerin okunduğu, türkülerin söylendiği, kitap tanıtımlarının yapıldığı, şiirlerin okunduğu bir kültür festivali. Onun için son derece önemli. Alevi inancında Pir Sultan’ın farklı bir yeri var. Direnişi, karşı koymayı simgeliyor. Onun için bu festivallerin orada yapılması son derece önemli. Benim de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı olarak çağrım; herkesin orada olması lazım. Biz sayısal olarak ne kadar çoğalırsak o kadar amacına ulaşmış olur. Artık ok yaydan çıktı gibi. İnsanlar Türkiye’de de bu korku duvarını aşmış durumda. O nedenle Banaz’ı sahiplenmek lazım. Orada olmak, ortaklaştırmak lazım diye düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Kaplan: Alevi hafızasını yok etme hedefine karşı Banaz’da olacağız!-VİDEO

    Kaplan: Alevi hafızasını yok etme hedefine karşı Banaz’da olacağız!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 25-26 Haziran’da Banaz Köyünde yapılacak Pir Sultan Abdal Anma Etkinliklerine dair konuştu. Kaplan, “2 Temmuz Katliamı da, Pir Sultan Abdal’ın anmalarına tahammül gösteremeyenler tarafından işlenmiş bir katliamdır. Orada aslında ateşe verilmek istenen Alevi hafızasıydı. Bizi korkutarak geri adım attırmak amacı vardı. Biz bunu kabul etmedik ve etmeyeceğiz” dedi.

    Uzun bir aranın ardından 33. Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri 25-26 Haziran’da Sivas’ın Yıldızeli ilçesi Banaz köyünde yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Pir Vakfı öncülüğünde yapılacak anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan da destek geldi.

    “ANILARINI, DEĞERLERİNİ YAŞATMAKTAN GERİ ADIM ATMIYORUZ”

    Anma etkinliğine ilişkin PİRHA’ya konuşan ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, son yıllarda pandemiden kaynaklı program yürütülemediğinin altını çizdi. Kaplan, Banaz köyünün Aleviler için önemli bir bölge olduğunu belirterek şunları dile getirdi:

    “Pir Sultan Abdal’ın direnişi, haksızlığa karşı boyun eğmeme sembolü olarak Banaz, çok önemli bir mekandır. Her şeyden önce sembolik bir yerdir. Çünkü Pir Sultan Abdal, yoksul Anadolu Alevilerinin, halkların ortaklaşa söylediği en büyük özgürlük türküsüdür diyebiliriz. Pir Sultan Abdal, aslında yüzlerce yıldır bitmeyen bir direniş türküsüdür. Osmanlı’nın dizlerini titretmiş bir halk önderidir. Sadece deyiş söyleyip bağlama çaldığı, şiir yazdığı için idama yürüyen biri değildir. Elbette ki o dönem onlarca değerli ozanımız vardı ancak Pir Sultan Abdal’ın Osmanlı Sarayı ve o dönemin erk yöneticileri tarafından tehdit olarak algılanıp hedef görülmesindeki nedeni halkı bilinçlendirmesi ve aydınlatmasıydı. Bundan kaynaklı hedef gösterilmişti. Bugün de kaynaklara baktığımızda idam gerekçesi olarak dönemin sarayının idam gerekçesinde ‘İslam’a karşı şirk koşmak, halkı örgütlemek, saraya karşı ayaklandırmak’ gibi gerekçeler konulmuş. Bu anlamı ile biz, Pir Sultan Abdal’ı da Şah Kalender Çelebi’yi de anmaktan ve onların anılarını, değerlerini yaşatmaktan geri adım atmıyoruz. Örgütlülüğümüzün varlık nedenlerinden biri de zaten budur.”

    “ALEVİ HAFIZASINI YOK ETME HEDEFİ VARDI”

    ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Banaz anmasında aynı zamanda Sivas Katliamı’nı yapanlara karşı da bir duruş sergilendiğini söyledi. Kaplan, “Hem 2 Temmuz’da katledilen canlarımızı hem de Pir Sultan Abdal’ı anmaya en üst seviyeden devam edeceğiz” diyerek şöyle devam etti:

    “Tarihten beslenmek ve günümüzü örgütleyip geleceğe taşımak gibi de bir görevimiz var. Bu direniş gerçekliğinin daha da anlaşılabilir ve somut bir şekilde öne çıkartılması için çalışma yürütüyoruz. Banaz anmaları da bu anlamıyla en somut ve rafine durumdur. Banaz anmalarını bu yıl Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve 2 Temmuz Vakfı birlikte organize ediyor. Bu iki kurumun yan yana gelmiş olması da anlamlıdır. Birlikte iş tutulması değerlidir. Bu anlamıyla örgüt olarak orada olup katkı sunacağız. 2 Temmuz Katliamı da Pir Sultan Abdal’ın anmalarına tahammül gösteremeyen devletin aklı tarafından işlenmiş bir cinayet, katliamdır. Orada aslında somut anlamda Koray Kaya, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, İnci Türk gibi canlarımız bedenen ateşe verilmiş olsa da aslında ateşe verilmek istenen Alevi hafızası. Direniş gerçeği ateşe verilerek yok edilmek gibi bir hedef vardı. Bizi hafızasızlaştırmak ve korkutarak geri adım attırmak amacı vardı. Biz bunu kabul etmedik ve etmeyeceğiz.”

    Eren GÜVEN- Melis CİDDİOĞLU / ANKARA

  • ‘Alevilerin önemli görevlerinden biri Hızır’ı yaşatmak, yeni kuşaklara aktarmak olmalı’-VİDEO

    ‘Alevilerin önemli görevlerinden biri Hızır’ı yaşatmak, yeni kuşaklara aktarmak olmalı’-VİDEO

    PİRHA- AABK Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, Hızır geleneğinin günümüzde unutulmaya yüz tuttuğunu ifade ederek “Alevi dünyasının en önemli görevlerinden birisi Hızır’ı yaşatmak, yeni kuşaklara aktarmak olmalı” dedi.

    Alevi inancının temel öğretilerinden biri olan Hızır ayı, birçok bölgede tutulan oruçlar ve lokmaların pay edilmesiyle sürdürülüyor. Ancak ‘Hızır geleneği’ günümüz toplumunda özüne ne kadar yakın yürütülüyor bunu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker ile konuştuk.

    Hızır inancının Aleviliği en iyi ifade eden simgelerden biri olduğunu söyleyen Turgut Öker, Hızır geleneğini şu sözlerle anlattı:

    “Her toplumsal yapının, inanç topluluğunun olmazsa olmazları vardır. Bu çevreleri tanımlayan simgeler, öncü anlatımlar vardır. Hızır da biz Alevi Kızılbaşlara özgü içeriği, insanlığa verdiği mesajlarıyla öğretimizi belki de en iyi ifade eden simgelerden birisidir. Bizler köylerde doğduk. Dolayısıyla yaşayan Aleviliği en azından yaşama dair aktarımlarını, mesajlarını birebir yaşama şansımız oldu. O anlamda Hızır, işte bu aylarda köylerde tam da zemheriden adım adım ilkbahara doğru giderken yaşamı, umudu, toplumsallığı simgeleyen, en zor günlerde dayanışmayı öne çıkaran bir simgeydi bizim açımızdan.

    “TOPLANAN LOKMALARDA ÖNCELİK YOKSUL AİLELERDİ”

    Turgut Öker, memleketi olan Sivas’taki Türkmen Alevi toplumunda Hızır ayının nasıl karşılandığına dair de bilgi verdi. “Bu tarihlerde bütün köy içerisinde başta gençler olmak üzere bu öğretiyi simgeleştiren semboller yaratılırdı” diyen Öker şöyle devam etti:

    “Örneğin Sivas’ta ‘koyunun güzü’ derler… Aynen diğer coğrafyalarda olduğu gibi içerik olarak aynı olmakla birlikte ev ev dolaşılırdı. İhtiyaç duyulan şeyler varsa toparlanırdı. Daha sonra birlikte pişirilir ve topluca eğlenilirdi. O arada tabii ki köyde durumu çok iyi olmayan kişiler vardı. Başta o kişilerin ihtiyaçları gözetilirdi. Bu anlamda Hızır, çocukluğumuzdan itibaren ‘Alevilik-Kızılbaşlık’ denince yaşayan bir değerimizdi.”

    “ALEVİ DÜNYASININ EN ÖNEMLİ GÖREVLERİNDEN BİRİ HIZIR’I YENİ KUŞAKLARA AKTARMAK OLMALI”

    Turgut Öker, toplumun en önemli görevlerinden birisinin Hızır geleneğini yaşatmak olduğunu söylerken Alevi örgütlerine de şu uyarıda bulundu:

    “Ne yazık ki bugün bu değerimiz yavaş yavaş yok oluyor. Çocuklarımızın çok azı Hızır’ı duymuştur. Biz de yıllarca kendi değerlerimizi yaşatma noktasında adımlar attık ama gelinen noktada çok başarılı olduğunuz söylenemez. O anlamda bizim Alevi dünyasının en önemli görevlerinden birisinin Hızır’ı yaşatmak, yeni kuşaklara aktarmak olduğuna inanıyorum. Nasıl ki Noel geldiğinde Hristiyan dünyası kendine özgü değerlerle yaşama dahil oluyor ise; ritüelleri, kuralları var ise veya Ramazan ayında diğer inançların kendilerine özgü yaşadıkları simgeleştirdikleri değerleri varsa ise bizim de her koşulda Hızır’ı yaşatmamız gerekir. Yani Hızır inancının içini doldurmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü onun simgeselinde bugün dünden daha fazla Hızır’a ihtiyaç var.

    “HIZIR DEMEK TOPLUMSAL DAYANIŞMA DEMEK”

    ‘Hızır’ demek toplumsal dayanışma demektir. Zorda, darda olanın yanında olmak demektir. Bugün yaşamın her alanında insanların birbirine el uzatması, dayanışma içerisinde bulunması gerekiyor. Bugün her zamankinden çok daha fazla bu ülkenin mazlumları, acı ve sıkıntılar içerisinde yaşayan toplumsal yapıları birbirine el uzatmalı. Politik olarak da bugün Hızır’a çok ihtiyaç var. Bugün Türkiye’de bu zorbalık karşısında birbirimizin Hızır’ı olmadan bu zorbalığı, baskı rejimini, bu diktatörlüğü alaşağı etme şansımız yok. O nedenle Hızır hepimizin yardımcısı olsun.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Pir Sultan Abdal’ın evi tahrip edildi!

    Pir Sultan Abdal’ın evi tahrip edildi!

    PİRHA – Sivas’ta Pir Sultan Abdal’a ait bilinen evin tadilat bahanesiyle tahrip edildiği iddia edildi.

    Pir Sultan Abdal’ın Sivas, Yıldızeli, Banaz Köyündeki evi Alevi asimilasyoncuları tarafından tahrip edildi. İddia, Avukat Ali Yıldırım tarafından ortaya atıldı. Yıldırım, kaleme aldığı yazıda Pir Sultan’a ait evin saldırı ile tanınmaz hale getirildiğini anlattı.

    Yıldırım, yazısında “Pir Sultan Abdala ait olduğu bilinen evin Alevi İslamcı, Caferi, Şii asimilasyoncuların saldırısı ile tanınmaz hale getirildi” diyerek ‘Horasan’ adlı grubun, onarım adı altında evde tarihe dair ne varsa kazıyıp, zımparalayıp ortadan kaldırdıklarını aktardı.

    “KİM BU HORASAN’CI MİSYONERLER?”

    Ali Yıldırım’ın yazısının devamında şu bilgiler paylaşıldı:

    “Tarihi ocak betonla sıvanırken duvarlara alçı çekilerek evin ruhunu boğup, nefesini öldürdüler. Ne büyük ocağın kurbanlar pişen ateşinden bir is kokusu kaldı ne de Pirin soluduğu havadan bir nefes.

    Asimilasyoncular ocağın üstüne astıkları kocaman bir levha ile ne kadar hayırsever olduklarını da ilan etmekten çekinmediler.

    Asimilasyoncular evin içine ne olduğu belirsiz sözde bir Pir Sultan Abdal heykeli de koyarak son vuruşlarını da yapmış oldular.

    Asimilasyoncuların yanılttığı ev sahibinin oğlu Hüseyin Şimşek şu dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu: ”basta babam olmak üzere çıkar söz konusuysa ne tarih kalır nede ikrar rahmetli annem olsaydı bunların hiçbirine izin vermezdi maalesef bizde izlemekle yetiniyoruz gün ola harman ola saygılar”

    “Şimdi buradan başta Pir Sultan Abdal Vakfı ve Pir Sultan Abdal Derneği yöneticileri olmak üzere tüm Banazlılara sormak gerekiyor.
    Tüm bu asimilasyon işlerinden haberiniz var mıydı?”

    “Daha 20 gün öncesinde oraya Pir Sultan Abdal etkinlikleri için giden Pir Sultan Abdal Derneği yöneticileri nasıl olur da durumdan habersiz olurlar?

    Kim bu Horasan’cı misyonerler?

    Banaz’da ellerini kollarını sallayıp gezerken kimse onlara ne yaptığını sormaz mı?”

    PİRHA / ANKARA

  • Koreli araştırmacılar Pir Sultan Abdal etkinliklerindeydi

    Koreli araştırmacılar Pir Sultan Abdal etkinliklerindeydi

    PİRHA- Pir Sultan Abdal’ın anıldığı Banaz şenliklerinde Alevi kurum temsilcileri, sanatçılar ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen yurttaşların yanı sıra Koreli araştırmacılar da oradaydı. 

    Pir Sultan Abdal Şenlikleri bu yıl da Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde türküler, deyişler, paneller ve tiyatro gösteriminin yapıldığı büyük bir coşku ile gerçekleştirildi.

    29’ncusu gerçekleşen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nden ‘4+4+4 değil, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz’, ‘Madımak Oteli utanç müzesi olacak’, ‘Yol bir sürek binbirdir’ pankartları asıldı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden insanlar sabahın ilk saatlerinden itibaren şenlik alanına gelen halk, Topuzlu Baba, Pir Sultan Abdal’ın oğlunun mezarı, delikli taş ve Pir Sultan’ın heykelini ziyaret etti.

    Alevilerin yanı sıra Koreli araştırmacılar da şenliklere katıldı. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için özellikle geldiklerini belirten Koreli araştırmacılar, amaçlarının sanatçıların deyişleri çalış tarzını kaydetmek olduğunu söyledi.

    Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü 4. Sınıf öğrencisi İlteriş Yıldırım Korelilere araştırmalarında yardımcı oldu. Kültür araştırmacısı Yıldırım, Pir Sultan Abdal’ın felsefesinden çok etkilendiklerini belirten 2 Koreli araştırmacılara semah, geleneksel kıyafetler, saz, renkler, mezar gelenekleri hakkında bilgiler verdi.

    Yıldırım’ın Sanem Sultan ziyaretine götürdüğü Koreliler, çaput bağlama, taşları üst üste koyup dilek dileme gibi inançları gözlemlediler. Birkaçının kendilerinde de olduğunu söyleyen Koreliler, Aleviliğin birlik ve kardeşliğe yaptığı çağrıdan çok etkilendiklerini belirttiler.

    PİRHA/SİVAS

     

  • Pir Sultan Abdal, Banaz’da anıldı

    Pir Sultan Abdal, Banaz’da anıldı

    Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’nin 29’uncusu Sivas Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde düzenlendi.

    Halk ozanı Pir Sultan Abdal, doğum yeri olan Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde etkinliklerle anıldı. Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı öncülüğünde çeşitli derneklerin katılımı ile Banaz Köyü Topuzlu Baba Şenlik Alanı’nda düzenlenen etkinlikler, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda  yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulması ile başladı.

    Banaz köyünden canların semah dönmesinin ardından konuşmalar yapıldı, yerel sanatçılar konser verdi. Anma etkinliklerine kent dışından gelen çok sayıda davetli katıldı.

    “KERBELA YANGININ SÖNMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, bu yıl anma etkinliklerinin 29’uncusunu düzenlediklerini söyledi.

    Kaplan, “Pir Sultan Abdal anma etkinliklerinin 29’uncusunu düzenliyoruz. Oysa ki biz Pir Sultan’ı Sivas’la barıştırmak için 4’üncüsünde oraya gitmiştik ve maalesef 33 aydınımızı, gencimizi orada katlettiler. Bu 25’inci yılı. Bir şehit ailesi benden bir istekte bulundu. Dedi ki ‘Sivas Madımak acısı Kerbela acısından daha ağırdır’ dedi. Çünkü Şah Hüseyin oraya giderken en azından savaşacağını bilerek gitti. Bizim gençlerimiz oraya sadece barışı götürdüler, kalemlerini götürdüler, kitaplarını götürdüler ama insanlık tarihinde Alevi tarihinde iki yangın vardır ki bunun sönmesi mümkün değil. Kerbela yangınının sönmesi mümkün değildir ve 2 Temmuz yangınının sönmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

    Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Muharrem Yılmaz ise “Pir Sultan Abdal’ın 500 yıl önce bu topraklarda yapmış olduğu mücadeleyi görünce o deyişlerini, sözlerini, oradaki duruşuna baktığımızda nasıl bir mücadele yapmış hayatında, yaşamın onun için çok önemi olmayan, dik duruşu ile nasıl da mücadele etmiş ve biz bugün 500 yıl sonra da olsa Pir Sultan Abdal’ımızı yaşadığımız, nefes aldığımız her gün mutlaka anacağız” diye konuştu.

    Etkinliklerde sanatçılar Arif Sağ, Tolga Sağ, Cengiz Özkan ve yerel sanatçılar konser verdi. Etkinlikte semah dönüldü. Pir Sultan Abdal’ın heykelinin bulunduğu alanı ziyaret eden vatandaşlar, hatıra fotoğrafı da çektirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bilek güreşinde Türkiye’de ve dünyada şampiyon olan Gamze Çınar PİRHA’ya konuştu – VİDEO

    Bilek güreşinde Türkiye’de ve dünyada şampiyon olan Gamze Çınar PİRHA’ya konuştu – VİDEO

    PİRHA – Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Türkmen Alevi Köyü olan Yusufoğlan’da büyüyen 18 yaşındaki Gamze Çınar, bilek güreşi sporunda Türkiye birinciliği, Avrupa üçüncülüğü ve dünya ikinciliği şampiyonluğuyla adından bahsettirmeyi başarmış. Çınar, okul sebebiyle ara verdiği spora üniversiteye başladıktan sonra tekrar devam edeceğini söylüyor.

    HABERİN VİDEOSU

     Sivas Yıldızeli ilçesine bağlı Türkmen Alevi köyü olan Yusufoğlan’da yaşayan Gamze Çınar, bilek güreşi sporuna nasıl başladığını PİRHA mikrofonuna anlattı.

    Gamze Çınar henüz 18 yaşında. Yusufoğlan Köyü’nde büyüyen Çınar, kardeşinin hastalığı sebebiyle ailesiyle birlikte Samsun’a taşınmış. İki yıl önce başladığı bilek güreşi sporunu okul ve dershane sebebiyle bırakmış. Şimdilik üniversite sınavına hazırlanmaya çalışan Çınar, üniversiteyi kazandıktan sonra tekrar spora devam edeceğini söylüyor.

    “İLK ZAMANLAR BÖYLE BİR SPORU BİLMİYORDUM”

    Gamze Çınar PİRHA’ya bilek güreşi sporuna nasıl başladığını anlatıyor.

    İlk zamanlar böyle bir sporun olduğunu bilmiyordum” diyen Çınar okulda arkadaşlarıyla bilek güreşi tuttuğunu, arkadaşları tarafından güçlü olduğunun söylenmesi üzerine, spora başlamaya karar verdiğni ve babasının fitnıs sporuna yazdırdığını söylüyor.

    Bir yıl kadar ağırlık çalıştığını söyleyen Çınar, “Türkiye birinciliği, Avrupa üçüncülüğü ve dünya ikinciliği şampiyonluğum var” dedi.

    “BİLEK GÜREŞİNİ SEVDİĞİM İÇİN SEÇTİM”

    Sporu seçmesinde babasını etkisinin olduğunu çünkü babasının da güreşle ilgilendiğini belirten Gamze Çınar, bilek güreşini neden seçtiğini şöyle anlattı:

    “Babamın etkisi tabi ki oldu. Başta babam beni güreşe başlattı. Güreşle başladım, üstüne bilek güreşi eklendi sonra ikisinden birini seçmek zorunda kaldım. Okul ve dershaneden dolayı ikisi bir arada gitmiyordu. Ben de bilek güreşini tercih ettim. Hocalarım güreşi bırakmamı istemedi, aslında babamda güreşçi olduğu için o da istemedi ama ben bilek güreşini daha çok sevdiğim için bunu seçtim.”

    “Bizim evde her akşam güreş olur” diyen Çınar, babasının önce evde eğittiğini sonra spora gönderdiğini belirtti.

    “HİÇBİR ZAMAN BİLEK GÜREŞİNİ BIRAKMAYI DÜŞÜNMÜYORUM”

    Sporu bu sene bırakmak zorunda kaldığını ifade eden Çınar, sebebini ise şöyle anlatıyor:

    “Hiçbir zaman sporu bırakmayı düşünmüyorum. Şimdiki hedefim tıp fakültesini kazanmak. Üniversiteyi kazandıktan sonra tekrar bilek güreşine devam edeceğim” dedi.

    Sevim KAHRAMAN / Semra ACAR

    Sivas-Yıldızeli

     

     

  • Yusufoğlan Köyü Yayla Şenlikleri Yıldız dağı eteklerinde coşkuyla yapıldı-VİDEO

    Yusufoğlan Köyü Yayla Şenlikleri Yıldız dağı eteklerinde coşkuyla yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ta Yıldız dağının eteklerinde 6. düzenlenen Yusufoğlan Köyü Yayla Şenlikleri iki gün boyunca halaylar, türküler, deyişler ve Karakuçak güreş müsabakaları ile devam etti. Şenlikten elde edilen gelir ile daha önceki gibi köy halkının yaşadığı sorunların giderilmesi planlanıyor.

    VİDEO GELECEK…

    Sivas Yıldızeli’ne bağlı Yusufoğlan köyünün gerçekleştirdiği yayla şenlikleri Yıldız dağı eteklerinde bayramın ikinci ve üçüncü gününde coşkuyla gerçekleşti. Yusufoğlu Köyü İstanbul, İzmir, Sivas ve köy derneklerinin organize ettiği 6. Yıldız Dağı şenliklerinde ilk gün dernek yöneticilerinin konuşmaları ve sanatçıların türküleri ile devam etti. İkinci gün ise Karakuçak Güreş müsabakaları yapıldı.

    Şenliğe CHP il ve ilçe yöneticileri, Yusufoğlan Köyü İstanbul, İzmir ve Sivas dernek yöneticileri ve üyeleri ile çevre köylerde yaşayan halk katıldı. Sabahın erken saatlerinde kurdukları çadırlarında kahvaltılarını yapanlar, ateşte çay demleyenler, kurbanlarını kesenler şenlik alanını doldurdu. Gece geç saatlere kadar halayların sürdüğü şenliğin coşkusu iki gün boyunca devam etti.

    “YILDIZ DAĞINDAKİ BİRLİK BERABERLİK SÜRSÜN”

    Sunuculuğunu Programcı Hüseyin Kelleci’nin yaptığı Yıldız dağı yayla şenliğinde konuşan CHP İl Başkanı Ulaş Karasu herkesi selamlayarak, “Biz bu ülkede zenginin değil Pir Sultanın adaletini istiyoruz. Köylünün yolları, atanamayan öğretmenler için adaleti istiyoruz. Biz bu ülkede halay çekip huzurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Yıldız dağının eteklerinde sahnelenen birlik ve beraberliğinin sürmesini istiyoruz” dedi.

    “YOLU DOĞRU OLANIN YÜKÜ AĞIR OLMAZ”

    Yusufoğlan Köyü İstanbul, İzmir ve Sivas köy derneği başkanların da konuşmalarında, kansız, barış dolu bir bayram diledi. Şenliklerinin her yıl daha da coşkuyla sürdüğünü söyleyen başkanlar, “Yolu doğru olanın yükü ağır olmaz. Bu yük altından kalkmak için çaba harcadık. Kenti kültürümüzü korumak için derneklerimizin organizeli çalışması gerekir” sözlerine yer verdi.

     

    DEYİŞLER, TÜRKÜLER, HALAYLAR VE GÜREŞ MÜSABAKASI…

    Konuşmalarının ardından ilk sahne alan İsmail Şimşek dedenin duazı imam ve türküleri ile şenlik başladı. Ardından İbrahim Ulucan ve öğrencileri, Tülay Maciran, Hüseyin Uğurlu, Lokmak, Mehmet Çınar, Ali Çınar, Abidin Çınar, Elif Yalçın Ülger, Elvan Yurt, Abbas Ulucan, Aycan Salman, Kurtuluş Demirgıran, Durmuş Çınar, Yusuf Kalender, Muharrem Ulucan, Mustafa ve Gamze Babatutmaz, Serkan Erdoğan, Aşık Fazlı, Ferdi Kayı sahne aldı. Sanatçıların ardından ise gençlik kollarının hazırladığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyonun ardından yakılan ateşler eşliğinde türküler söylenip halaylar çekildi.  İkinci gün ise yine halaylar ile süren şenlik Karakuçak Güreş müsabakaları ile devam etti.

    “ŞENLİK SAYESİNDE EŞ DOSTLA BİR ARAYA GELİYORUZ”

    Şenlik alanında mikrofon uzattığımız köy halkı günler öncesinde kurdukları çadırlarının başında ateşte çaylarını, bayram için kestikleri kurbanlarını pişirirken görüntüledik. Her yıl düzenlenen şenliklerden memnuniyetlerini dile getiren yöre halkı gelenekselleşen Yıldız dağı eteklerindeki bu şenlik ile uzun zaman görüşemediklerini eş dostlarla da bir araya geldiklerini ifade ettiler. Bu şenliğin dayanışmanın iyi bir örneği olduğuna dikkat çeken halk, şenliklerin kendileri için önemine değindiler.

    Sevim KAHRAMAN/Semra Acar

    Sivas/Yıldızeli