Etiket: yılmaz bozkurt

  • Yılmaz Bozkurt: Barışı halklar birlikte kuracak- VİDEO

    Yılmaz Bozkurt: Barışı halklar birlikte kuracak- VİDEO

    PİRHA- Halkevleri Emekli Hakları Meclisi üyesi Yılmaz Bozkurt, kalıcı bir barışın sağlanması için herkesin topyekün süreci sahiplenmesi gerektiğini belirtti. Bozkurt, “Türkiye’de yaşayan işçiler, kamu emekçileri, emekliler; herkes bu sürece destek vermeli. Barış hepimizin çıkarınadır. Bu nedenle hem devletin, hem toplumun sorumluluk alması gerekiyor” dedi.

    Mersin Halkevleri Emekli Hakları Meclisi’nden Yılmaz Bozkurt, PKK’nin ilan ettiği ateşkesin ardından yeniden gündeme gelen barış süreci tartışmalarına dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Bozkurt, siyasi tutukluların serbest bırakılması, kayyum uygulamalarına son verilmesi ve demokratik taleplerin karşılanması çağrısında bulundu.

    “CEZAEVİNDEKİ SİYASETÇİLER SERBEST BIRAKILMALI”

    Türkiye halklarının barışa ihtiyaç duyduğunu söyleyen Bozkurt, 40 yıldır süren çatışmalı sürecin yalnızca güvenlikçi politikalarla değil, hak temelli bir yaklaşımla aşılabileceğini ifade etti.

    Bozkurt, HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere cezaevinde tutulan siyasetçi ve belediye başkanlarının derhal serbest bırakılması gerektiğini vurgulayarak, “Benim bildiğim kadarıyla şu anda 5 binin üzerinde Kürt siyasetçi cezaevinde. Seçilmiş belediye başkanları görevden alındı, yerlerine kayyumlar atandı. Bu tabloyla barışa inanmak mümkün değil. Eğer bu bir barış süreci olacaksa, öncelikle demokratik siyasetin önünün açılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI EKONOMİYİ ETKİLİYOR”

    Bozkurt, savaş politikalarının yalnızca insani değil, ekonomik maliyetinin de ağır olduğunu vurguladı. Savaşın sona ermesinin halkın yaşam koşullarını iyileştireceğine dikkat çeken Bozkurt, “Bugün asgari ücret 22 bin lira ama geçim sağlanamıyor. Emekliler açlık sınırının altında yaşıyor. Kaynaklarımız yıllardır savaşa, silahlanmaya, operasyonlara gidiyor. Barış sağlanırsa, halk daha insanca yaşayabilir” dedi.

    “SURİYE’DEKİ KÜRT KAZANIMLARI TANINMALI”

    Bozkurt, Kürt hareketinin yalnızca Türkiye’de değil, Ortadoğu’nun farklı bölgelerinde de mücadele yürüttüğünün altını çizdi. Suriye’nin kuzeyinde kadınların öncülüğünde inşa edilen kolektif yönetim biçimlerine işaret eden Bozkurt, “Kobani’de geliştirilen model, statü kazanmalı. O bölgeye yönelik saldırıların durması ve elde edilen kazanımların tanınması gerekiyor. Çünkü Kürtler yalnızca Suriye’de değil, Türkiye’de, İran’da, Irak’ta dört bölgeye yayılmış ve bu dört bölgedeki insanların bir arada bizlerle kardeşçe ve barış içinde yaşaması gerekiyor. Biz Türkiye sosyalistleri olarak Kürtlerin ve ezilenlerin dayanışmasıyla bu mücadeleye olumlu katkı sunacağına inanıyoruz” diye kaydetti.

    “HERKES BU SÜRECE DESTEK VERMELİ”

    Son olarak barışın yalnızca siyasilerin değil, halkın birlikte inşa edeceği bir süreç olduğunu belirten Bozkurt, şunları söyledi:

    “Her gün bu ülkenin şehirlerine cenazeler geliyordu. Kimi askerdi, kimi dağdaki gençti. Biz bu acıları ortak yaşamış bir halkız. Empati olmadan barış inşa edilemez. Şimdi özellikle Türkiye’de yaşayan ulusalcı ve liberal çevreler bu süreçle birlikte Kürt hareketinin AKP ile anlaşarak yeni bir anayasa değişikliği yapması ve onun üzerinden Cumhurbaşkanlığını devam ettirme niyetinde olduklarına dair bir algı var. 40 yıldır savaşan insanların barış sistemlerini doğru kavramak gerekiyor. Bu nedenle Türkiye’de yaşayan işçiler, kamu emekçileri, emekliler; herkes bu sürece destek vermeli. Barış hepimizin çıkarınadır. Bu nedenle hem devletin hem toplumun sorumluluk alması gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Mersin’de İHD’den açıklama: Gözaltı operasyonları haksız ve hukuksuz – VİDEO

    Mersin’de İHD’den açıklama: Gözaltı operasyonları haksız ve hukuksuz – VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, üç gün önce gözaltına alınan insan hakları savunucuları ve siyasetçilerle ilgili basın açıklaması yaptı. İnsanların gözaltına alınmasının haksız ve hukuksuz olduğunun altı çizilen açıklamada, “Tüm sivil toplumu, meşru siyaseti susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İstanbul merkezli başlatılan soruşturma kapsamında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eş Başkanı Reşat Aşan, HDP’nin eski Mersin İl Eş Başkanları Fatmagül Demirtağ, Selman Günbat Aladdin Erdoğan, İHD Mersin eski Şube Başkanı Ali Tanrıverdi ve Faik Kaplan’ın gözaltına alınmasına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

    ‘Haksız ve hukuksuz gözaltılara hayır’ yazılı pankart açılırken, basın metnini İHD Mersin Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    GÖZALTINDA KÖTÜ MUAMELE VE İŞKENCE

    Gözaltına alınanların insan hakları savunucusu ve siyasetçi kimliği ile ön plana çıkan kişiler olduğunu belirten Gazi İnci, “Eski Şube Eş Başkanımız Ali Tanrıverdi, üyelerimiz DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Yenişehir Belediyesi Meclis Üyesi Fatma Gül Demirtağ, Salman Günbat’ın da olduğu 17 kişi Ahmet Özer hakkındaki soruşturma kapsamında şafak operasyonu ile gözaltına alındı. Ailesinden aldığımız bilgilere göre Reşat Aşan’ın gözaltına alınması sırasında kötü muamele uygulandı ve ters kelepçe takıldı” dedi.

    İnci, iktidarın Ahmet Özer hakkındaki ‘örgüt üyeliği’ iddiasını güçlendirmek adına birçok insan hakları savunucusu ve siyasetçiyi de örgüt üyesi iddiası ile zan altında bıraktığını söyleyerek, “Bu haksız gözaltı tüm sivil toplumu, meşru siyaseti susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız” diye konuştu.

    “ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay da gözaltı operasyınlarının hukuksuz olduğuna vurgu yaparak, “Bu uygulamaları kınıyoruz, arkadaşlarımızın yanındayız. Bundan sonraki süreçlerde de benzer olayların yaşanmaması için mücadelemize devam edeceğiz. Olayın takipçisi olacağız” sözlerini kullandı.

    Halkevleri’nden Yılmaz Bozkurt ise DEM Parti’nin yasal bir parti olduğunu, örgüt üyeliği suçlamasının kabul edilemez olduğunu dile getirip, “Selam olsun direnenlere” diyerek mücadele vurgusu yaptı.

    PİRHA/MERSİN

  • SES Mersin Şubesi 10. Olağan kongresini yaptı

    SES Mersin Şubesi 10. Olağan kongresini yaptı

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi 10. Olağan Genel Kurulunu tamamlayarak yeni yönetimini belirledi.

    Mersin SES Şubesi Eğitim-Sen Mersin şubesinde 10. Genel kurulunu gerçekleştirdi. Şube Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hak, özgürlük ve barış mücadelesinde bedel ödeyerek bugünlere geldiğini ve bundan sonrada bedel ödemekten çekinmeyeceklerini belirtti.

    15 Mart’ta Ankara’da gerçekleşecek “Beyaz Miting” e çağrı yapan Bozkurt, sağlıkta şiddetin önlenmesi ve gerekli yasaların çıkartılması için herkesi mitinge davet etti.

    Bozkurt’un ardından söz alan sendika ve demokratik kitle örgütü  temsilcileri genel kurulun başarılı geçmesi temennisinde bulunarak, birlikte mücadele etmenin önemine dikkat çekti.

    Konuşmaların ardından faaliyet ve mali raporun okunmasının okundu ve seçime geçildi. Tek liste ile gidilen seçimde Özge Göncü ve Zeki Doğan eş başkan oldu.

    Diren KESER/MERSİN

  • “Vaat dinlemeyi kabul etmiyor, çözüm istiyoruz”

    “Vaat dinlemeyi kabul etmiyor, çözüm istiyoruz”

    PİRHA – SES Mersin Şubesi Tıp Haftası sebebiyle yaptığı açıklamada “Bu 14 Mart’ta vaat dinlemeyi, oyalanmayı kabul etmiyor, çözüm istiyoruz” dedi.

     Sağlık Emekçileri Sendikası Mersin Şubesi 14 Mart Tıp Haftası sebebiyle yaşadıkları sorunlara dikkat çekti. Mersin Şehir Hastanesi’nde yapılan basın açıklamasını Mersin SES Şube Başkanı Yılmaz Bozkurt okudu. Bozkurt, sağlık çalışanlarının iş güvencesinden yoksun olduklarını belirterek “Sağlıkta dönüşüm programı ve performans hala bizim hayatımızı çıkmaza sokuyor, yıpranma payımız hala verilmiyor. Üstüne üstlük seçim ve toplu sözleşme dönemlerinde yandaş sendika ve hükümet tarafından boş vaatlerle kandırılmaya çalışılıyoruz” dedi.

    “VAAT DEĞİL ÇÖZÜM İSTİYORUZ”

    Bozkurt, sağlık emekçileri olarak Tıp Haftası’nda vaat dinlemeyi kabul etmediklerini belirterek “Çözüm istiyoruz” dedi. Sağlık çalışanlarının acilen taleplerinin karşılanması gerektiğini söyleyen Bozkurt şu başlıklara vurgu yaptı:

    “Haksız ve hukuksuz bir şekilde İhraç edilen sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin işine iade edilmesi ve güvenlik soruşturmalarının iptal edilmesi

    Performansa dayalı ücretlendirmeden vazgeçilerek temel ücretin yükseltilmesi ve yapılan/yapılacak olan tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması,

    Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ek göstergelerinin 3600’den başlayarak kademeli olarak arttırılması,

    Fiili Hizmet Süresi Zammı (yıpranma payı) sağlık ve sosyal hizmet işkolunda çalışan bütün emekçilere geçmiş çalışma sürelerini de kapsayacak şekilde ve fiili çalışma süresi şartı kaldırılarak yeniden düzenlenmesi.”

    HABER MERKEZİ

     

  • Mersin SES’ten açıklama: Sosyal hizmet ücretsiz, eşit, nitelikli olmalı

    Mersin SES’ten açıklama: Sosyal hizmet ücretsiz, eşit, nitelikli olmalı

    PİRHA- Dünya Sosyal Hizmetler Günü nedeniyle Mersin SES Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt  sendika binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sosyal hizmetler, AKP’nin ideolojik bakışı ve ihtiyaçları üzerinden şekillendirilmekte, hizmete ihtiyaç duyan kesimlerin ihtiyaçları değil, AKP iktidarının ihtiyaçları ön planda tutulmaktadır” denildi.

    Dünya Sosyal Hizmetler Günü nedeniyle Mersin SES Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt, sendika binasında basın açıklaması yaptı.

    SES Mersin Şubesi Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt, “Her yıl Mart ayının üçüncü Salı günü, Dünya Sosyal Hizmet Günü olarak adlandırılmakta, sosyal hizmet uzmanları ve sosyal hizmet emekçileri tüm dünyada bugünü sosyal hizmetler alanının ve sosyal hizmet emekçilerinin durumunun tartışıldığı ve sorunlarına çözüm arandığı, taleplerin ifade edildiği bir gün olarak değerlendirmektedir” dedi.

    “SOSYAL HİZMETLER AKP’NİN İDEOLOJİK BAKIŞIYLA ŞEKİLLENİYOR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bu yıl sosyal hizmetler gününü iktidar tarafından uzun zamandır izlenen ekonomik ve sosyal politikalar nedeniyle kadınların, çocukların, engellilerin, yaşlıların, yoksulların, mültecilerin, LGBTİ’lerin haklarının korunmasına acil olarak ve giderek artan şekilde ihtiyaç duyulduğu, buna karşılık sosyal hizmetler alanında izlenen politikaların ise sorunları çözmek bir yana, daha da derinleşmesine neden olacak boyutta yürütüldüğü bir süreçte karşılıyoruz.

    Sosyal hizmetler alanı, iktidarların ideolojilerinden ve oy hesaplarından bağımsız olarak planlanması gereken özel bir alandır. Sosyal hizmetlerde yapılması gereken, sosyal hizmetin kamusal bir hizmet olarak sunulması, ihtiyaç duyan herkesin ayrımsız şekilde, ücretsiz, eşit, nitelikli ve anadilinde hizmete ulaşmasının sağlanması için politikalar üretmektir. Oysa yıllardır izlenen politikaların her adımında sosyal hizmetler, AKP’nin ideolojik bakışı ve ihtiyaçları üzerinden şekillendirilmekte, hizmete ihtiyaç duyan kesimlerin ihtiyaçları değil, AKP iktidarının ihtiyaçları ön planda tutulmaktadır.”

    “DİYANET İŞLERİ İLE YAPILAN PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİ”

    SES Mersin Şubesi Eş Başkanı Yılmaz Bozkurt, “Sosyal yardımlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesinde en yüksek kalemi oluşturan alandır” diyerek, şöyle devam etti:

    “Sosyal yardımlar uzunca bir zamandır, uygulanan politikalar eliyle oluşturulan ve yaygınlaştırılan yoksulluğun iktidarın kendine oy devşirmek için kullandığı, yardım alanları bağımlı hale getiren bir uygulamaya dönüşmüş durumdadır. Sosyal hizmet, bir hak olmaktan çıkartılmış, “yardım” ve “lütuf” haline getirilmiştir. Sosyal yardım politikasındaki iktidarın tutumu, yardım alanların yardımı devletin değil AKP’nin verdiği, AKP değişirse yardımların da kesileceği fikrini yaygınlaştırmaktadır. Bu ise, sosyal yardımların hangi eksende yürütüldüğünü ve bakanlığın nasıl bunun bir parçası haline getirildiğinin en açık örneklerindendir.
    Sosyal hizmetler, kamusal bir hizmet olarak sunulmalı, ihtiyaç duyan herkesin ayrımsız şekilde, ücretsiz, eşit, nitelikli ve anadilinde hizmete ulaşmasının sağlanması için politikalar üretilmelidir. İktidarın bakış açısı ve ihtiyaçlarının temel alınmasından vazgeçilerek, sosyal hizmetin gereği olarak hizmet alacak kesimlerin sorunlarını çözmek üzere hizmetler planlanmalıdır. Din görevlileri bu alandan el çektirilmelidir. Diyanet İşleri ile yapılan protokoller iptal edilmelidir. Vakıflarla yapılan her türlü protokol iptal edilmeli, devletin kendi görevi olan hizmetler vakıflara devredilmemelidir.”

    “EMEKÇİLER GİDEREK ARTAN SORUNLARLA BOĞUŞUYOR”

    Bozkurt, “Yıllardır uygulanan politikalarla, Sosyal hizmetler alanında çalışan emekçilerin sorunları da çözülmek bir yana, emekçiler giderek artan sorunlarla boğuşur hale getirilmiştir. AKP’nin tüm alanlarda yaygınlaştırmak istediği güvencesiz, esnek, kuralsız ve angarya çalışma sosyal hizmet emekçileri için de geçerlidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde hizmet alımı yoluyla çalıştırılanların sayısı, kadrolu çalışanların sayısının çok daha fazlasına ulaşmıştır. Hizmet alımı ile çalıştırılanlar temel hizmetler gurubunda yer alan bakım hizmetlerinde çalıştırılmaktadır. Güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması ile emekçilerin bağımsız çalışması daha da engellenmiş durumdadır” dedi.

    Açıklamada ayrıca, “Biz Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak sosyal hizmetler alanının ve çalışanların sorunlarının çözülmesi için, sosyal hizmete ihtiyaç duyanlar için ayrımsız, kamusal, eşit, anadilinde hizmet sunulması için mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.

     

  • KESK; Yeni yıl, barışın konuşulduğu yıl olsun

    KESK; Yeni yıl, barışın konuşulduğu yıl olsun

    PİRHA-KESK Mersin Şubeler Platformu, 2017 yılının son basın açıklamasında, KHK’lerle ihraç edilen arkadaşlarının işlerine geri iade edilmeleri talebini yenileyerek, yeni yılın barış yılı olması dileğinde bulundu.

    Olağan üstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lerle ihraç edilen binlerce kamu emekçisinin işlerine geri iade edilmeleri talebiyle Kamu Emekçileri Konfederasyonu (KESK) Mersin Şubeler Platformu basın açıklaması düzenledi. Özgür Çocuk Parkı’nda düzenlenen açıklamada üyeler, 300 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile sokağa çıkma yasaklarında yaşamını yitiren Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Mersin Şube Eş Başkanı (SES) üyeleri Eyüp Ergen, Şeyhmus Dursun ve Abdulaziz Yural’ın fotoğrafları taşınarak, “Yeni yıl, barışın konuşulduğu yıl olsun” denildi.

    “KESK MÜCADELE EDENLERİN ÖRGÜTÜDÜR”

    Platform adına açıklama yapan Dönem Sözcüsü SES Mersin Şube Başkanı Yılmaz Bozkurt, “Mersinlilerin, tüm kamuoyunun, hatta KESK’i hedef alanların da çok iyi bildiğine inandıkları iki temel noktanın altını tekrar çizmek gerektiğini söyleyerek, “KESK nereden, kimden gelirse gelsin, tüm darbelere, vesayet sistemlerine karşı olan ve bunun için bedel ödeyen bir konfederasyondur. KESK, 11 yıl boyunca iktidara ortaklık eden, ‘ne istediyse verilen” cemaate karşı 15 Temmuz’dan sonra değil, en başından beri en net tutumu takınan kamu emekçilerinin mücadele örgütüdür. KESK söz konusu yapının hem kamuda hem toplumsal yapıda yarattığı tahribata dikkat çekmekle kalmayıp buna karşı mücadele etmiş bir konfederasyondur. OHAL’de KESK neden hedef alınmıştır? Bugüne kadar toplam 4.237 KESK’li neden KHK’lerle ve Yüksek Disiplin Kurulu Kararları ile ihraç edilmiş, yüzlercesi açığa alınmış, sürgün edilmiştir? Çünkü KESK kurulduğu günden bugüne milyonlarca yurttaşın yararlandığı kamu hizmetlerinin her geçen gün piyasaya daha çok açılarak tasfiye edilmesine, Kamu emekçilerinin kısmi iş güvencesinin ortadan kaldırılarak siyasal iktidarların kapı kulu haline getirilmesine, Siyasal iktidarların emekçileri bölmek, parçalamak için emek alanına soktuğu Truva atı, sarı sendikalara karşı en başından beri mücadele eden, tüm baskılara rağmen bu mücadeleden taviz vermeyen kamu emekçilerinin mücadele örgütüdür ve öyle kalacaktır” diye konuştu.

    “İHRAÇ EDİLEN ÜYELERİMİZ ONURUMUZDUR”

    Yönetici ve üyelerinin haksız, hukuksuz bir şekilde tamamen keyfi olarak açığa alanların, ihraç edenlerin tek bir kriteri olduğunu söyleyen Bozkurt, “O da başta kamu emekçileri olmak üzere tüm emekçi kesimlerin hak ve özgürlüklerini sınırlayan düzenlemelere seyirci kalmamamızdır. Anayasa ile yasalarla, başta Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri olmak üzere ülkemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanmamızdır. Oysa bir sendikanın, konfederasyonun; anayasa ile yasalarla, ülkemizin altında imzası bulunan uluslar arası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanması ‘suç’ değildir. Dolayısıyla, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüttüğü için, ihraç edilen, açığa alınan, sürgün edilen yönetici ve üyelerimiz de ‘suçlu’ değil, kamu emekçileri mücadelesinin onurudur.

    Diren KESKİN-MERSİN

  • Mersin’de “Adalet” nöbeti başladı

    Mersin’de “Adalet” nöbeti başladı

    PİRHA- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu “Adalet” yürüyüşü devam ederken, Kılıçdaroğlu’na destek vermek için Emek ve Demokrasi güçleri ile CHP il örgütü Barış Meydanı’nda bir araya gelerek nöbet eylemi başlattı. Eylemde konuşan SES Sube Başkanı Yılmaz Bozkurt, “Demokrasi, özgürlük ve “herkes için adalet” demek için birarada olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Mersin İdman Yurdu Meydanı’nda bir araya gelen Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, CHP’lilerin bulunduğu Barış Meydanı’na yürüdü.

    ‘Adalet’ yazılı pankart ve önlükleriyle yürümek isteyen Emek ve Demokrasi Platformu üyelerini güvenlik güçleri pankartla yürümemeleri ve önlüklerini çıkarması için uyardı. Bir süre güvenlik güçleriyle tartışan Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri önlüksüz ve pankartsız bir şekilde Barış Meydanı’na yürüdü.

    Barış Meydanı’na gelen Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ‘Herkes için adalet’ sloganları attı.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan Sağlık Emekçileri Sendikası(SES) Mersin Şube Başkanı Yılmaz Bozkurt şu açıklamayı yaptı:

    “Adalet için, demokrasi için, özgürlük için yürüyoruz. Çünkü 2002’den bu yana çok şeylerimizi kaybettik. Kimsenin güvencesi yok. Adaleti önceden beğenmiyorduk, şimdi kırıntıları kalmadı. Böyle bir sistemde bağımsız adaletten söz edilemez. Gün mücadele günü. Gün diktatörlüğe karşı demokrasinin, adaletin, barışın, eşitliğin, yanında saf tutma günüdür. OHAL’in arkasına sığınarak, KHK’lerle hiçbir gerekçe sunmadan arkadaşlarımızı kapı önüne koydular. Ama o arkadaşlarımızın Türkiye’nin bütün sokaklarında direniyorlar. Tam 103 gündür Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işimi geri istiyorum, diyerek cezaevlerinde açlık grevlerine devam ediyorlar. Bu ülkede Alevisiyle, Kürdüyle, Sünnisiyle, Arapıyla, Türküyle kardeşçe, eşit şekilde yaşamak istiyoruz. Tek derdimiz bu. Adalet istiyoruz. AKP’nin bütün baskılarına asla boyun eğmeyeceğiz, yılmayacağız, direneceğiz.”

    Diren Keser/MERSİN